Sb ne demek? | Sb anlamı nedir? | Sb

Sb anlamı nedir?

Sb ne demek?

Sb anlamı nedir?

Sb | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sb

Türkçe Sözlük

(kimya). Antimon elemanının senbolü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs., kim. antimon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Şerit. Aptesbozan otu = Gülgillerden, yeşil ve siyah boya elde etmekte kullanılan bir bitki (Opterium spinosum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(yeni kelime) (i.). İkinci başkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Jeoloji). Oldukça yumuşak ve ateşte niteliği değişmeyen lifli bir madde. Tremolitin bozulmasından meydana gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asbestos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yalıtıcı özellikleri nedeniyle, özellikle 19. yüzyılda inşaat malzemesi, su boruları ve elektrikli aletlerde yaygın olarak kullanılan, doğal olarak ortaya çıkan lifli silikatlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).amyant,asbest, yanmaz taş dağ keteni, taş keten, yeşil taş pamuğu. asbestos packing asbest salmastrası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Osmanlı saltanatının eski devirlerinde polis müdürü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sardalya balığı, daha çok konservesi yapılır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش بار] ateş yağdıran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتشباز] fişekçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kınkanatlılardan, karanlıkta vakit vakit parlayan maruf böcek. (Campyris noctiluca).

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. iceberg

coğ. buz dağı

Kutup bölgelerinde buzullardan koparak akıntılarla yer değiştiren büyük buz parçası.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iceberg. iceberg buzdağı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iceberg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Hükümet başkanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prime minister. premier. chancellor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chancellor. premier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prime minister. chancellor. minister president.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k). 1. Başbakan olanın görevi. 2. Başbakanın makamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premiership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premiership. the prime minister's office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prime ministry. office of Prime Minister. the prime minister's office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Köpeğin kuyruk sallayıp sokulması. 2. Dalkavukların yaltaklanması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bilinenden, alışılandan hiç bir farkı olmayan: Basbayağı bir ev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altogether. entirely. simply. just.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Osmanlı devrinde başıbozuk veya akıncı kumandanı, lider.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander. chief. leader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Başkumandan, hükümdar. - Eski Türklerde orduya kumanda eden hükümdar veya komutanlar..

İsimler ve Anlamları by

Şifalı Bitki

(macis): Hindistancevizi çekirdeğini örten özlü zardır. İçeriğinde esans ve yağ vardır. Kullanıldığı yerler: Teskin edici iştah açıcı ve vücudu kuvvetlendiricidir. Tavsiye edilen milktarı aşmamalıdır Aksi halde zehirlenme belirtileri görülebilir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Açıkça belli: Besbelli artık gitmemiz lâzım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evident. obvious. obviously. patent. self-evident. evidently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obvious. obviously. certainly. quite evidently. clear. evident. self evident. point- blank. self-evident. sure as eggs is eggs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Beterin beteri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İri cins muşmula.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. f. A.). Nisbeten, bir dereceye kadar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالنسبه] bir dereceye kadar, nispeten.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Her şeyi söyleyen, saklamayan. Geveze, bir şeyler söylemeden duramayan: «Boşboğazı ateşe atmışlar da odun yaş demiş».

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communicative. indiscreet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garrulous. indiscreet. babbler. blabermouth. to have a long tongue. unbridled tongue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Boşboğaz olma hali, her şeyi söyleme hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idle talk. garrulity. indiscretion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to talk indiscreetly. babble. chatter. tattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamen, (bk.) Bütün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downright. quite. altogether. wholly. completely. entirely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altogether. wholly. completely. neck and crop. out and out. teetotal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.bir çeşit ingiliz askeri başlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars) (Erkek İsmi) 1.Hz.Süleyman. 2.Cemşid’in oğlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

yahut CESBAN (i. F.). Münasip, lâyık, şâyeste.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Yakışır, lâyık. Fars. şâyeste, sezâ-vâr: Hâlime cesbân bir i; bulunamadı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir kadının âşığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sürgü, kol demiri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kiriş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çapraz gagalı ispinoz kuşu, (zool). Loxia curvirostra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korsan bayrağındaki çapraz kemikler; elektrik veya zehir tehlikesini gösteren çapraz kemikler; (bak). skull and crossbones.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tatar yayı, arbalet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). melez; (f). melez (i). elde etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dağıtmak; terhis etmek; dağılmak. disbandment (i). dağılma; terhis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (red, ring) (huk). barodan ihraç etmek. disbarment (i). barodan ihraç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). inanmamak, iman etmemek. disbelieve in itimat etmemek. disbelief i imanslzlık, güvensizlik, itimatsızlık. disbeliever (i). inanmayan kimse, aksine inanan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Zeytingillerden, kerestesi sert bir ağaç (fraxinus excelsior).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ashen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ash tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(fraxinus excelsior): Zeytingillerden sert keresteli bir ağaçtır. Boyu 30 metre kadardır. Yaprakları 9-13 parçalı bir dantela görünümündedir. İlkbahar ve yaz aylarında kabuğu ve yaprakları toplanıp kurutulur. Kullanıldığı yerler: Ateşi düşürür, vücuda kuvvet verir. Anne sütünü artırır. Romatizma ve nikris ağrılarını keser. Kabızlığı giderir. (kabuğu ise kabızlık yapar, ishali keser) idrar söktürüp, vücutta biriken zararlı maddelerin atılmasını sağlar. Mobilyacılıkta da kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convexity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convexity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tediye etmek, ödemek, kasadan para vermek; harcamak; para dağıtmak; israf etmek. disbursement (i). tediye, ödeme; harcama; ödenen meblâğ; harcanan para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). At, beygir. Ar. feres. Esb-i sabâ-reftâr = Rüzgâr yürüyüşlü at.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [اسب] at.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). At süren, at koşturan, süvari.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ata binmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sebeb). Sebepler. (bk.) Sebep.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسباب] sebepler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسباب موجبه] gerekçe, gerekçeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسباب مجبره] zorlayıcı sebepler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسباب ضروریه] zorunlu sebepler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şibh). (bk.) Şibih.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. sâbık’tan itaf.) Bundan önce, kendisinden eski olan, bir görevde bir evvelkinden önce bulunmuş olan: Esbak vali, esbak bakan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسبق] önceki, daha önceki, eski.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kadın baş örtüsü. 2. Tül peçe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

causes. reasons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. coğrafya) (uyd. k.) 1. Yeryüzünde hava basınçları eşit olan noktalar. 2. Bu noktaların meydana getirdikleri eğri, isobar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sıbt). (bk.) Sıbt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şebîh» den itaf.). Daha veya en bezer, daha veya en çok benzeyen ve denk (az kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kömürlük.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غصب] el koyma, zorla elinden alma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gaz toplamaya mahsus torba; argo laf ebesi, atıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. A. gasb’dan). Zorla alarak, gasb suretiyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Zorla almak. (bk.) Gasb.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. Güney Afrika'ya mahsus boynuzları uzun ve ince iri ceylan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) teke sakalı, (bot.) Tragopogon pratensis .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (zool.) ispinoz familyasından iri gagalı bir kuş. scarlet grosbeak karmen renkli şakrakkuşu, (zool.) Corpodacus erythrinus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

USB cihazlarının birbirleri arasında doğrudan veri aktarımı yapmasını sağlayan USB 2.0 özelliğini tamamlayan harika bir sistem.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gereğince, göre, cihetiyle, binâen: Hasb-el-lüzûm = Lüzuma göre. Hasb-el-mevsim — Mevsim icabınca. Hasbel-el-karâbe = Karabet, akrabalık cihetiyle. Hasb-el-meslek = Mesleki sebebiyle Hasb-el-İcâb = İcaba göre. Hasbıhâl = Birine hâlini anlatarak kendisinden akıl, fikir sorma, danışma: Sizinle hasbıhâl edelim. Arapçada zamirlere eklenerek: Hasbî, hasbenâ, hasbek gibi tâbirler bana, bize, sana kâfidir mânâsıyla kullanılır: Hasbiyallah, hasbenallah, hasbekallah.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حسب] göre.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İnsanlık İcâbı olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gerektiğinden dolayı, ötürü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Kaderden, kader icabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Lüzum dolayısıyle, gerekli olarak, gerektiği için.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Kızamık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حصبه] kızamık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (k.dili) etkisini kaybetmiş olan kimse veya şey, vakti geçmiş kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dürüst, iyi, saf insan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by chance. accidentally tesadüfen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حسب القدر] kaderden ileri gelen, kadere bak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Allah adı ile beraber kullanılır: Hasbeten-lillâh = Yalnız Allah rızası için, başkaca bir maksat için olmayarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حسبة لله] Allah rızası için.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Karşılıksız, gönüllü, gönülden, bir istek olmaksızın, Tanrı rızâsı için, bedava, fahrî: Hasbî iş, hasbî çalışıyor, hasbî (gönüllü) muharebeye gidenler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volunteer. voluntary. without apparent cause.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İsteyerek ve karşılık beklemeksizin yapılan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(HASB-I HAL) (i. A. F ). Halleşme, dertleşme: Arkadaşlarla hasbıhâl ettik. (bk.) Hasb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حسب حال] halleşme, dertleşme. hasbihal etmek; halleşmek, dertleşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Hasibe).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حسب الماهيه] yapı bakımından.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Horozbina.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.). Hatır sorma çeşidinden söylenen sözler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confab. chat. talk. gossip. confabulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brief and friendly chat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خوشبو] hoş kokulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. koca, zevç; f. idare etmek; idareli kullanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., eski çiftçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çiftçilik, ziraat; idarecilik; ekonomik bir şekilde ev idaresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Doyurma: İşbâ-ı muhtâein = Muhtaçları doyurma. 2. (kimya) Suyun bazı tuzları eritebildiği miktar ki, ondan fazlası konursa erimeyip dipte durur: işbâ hâlinde, işbâ derecesinde. 3. (e.) Arap şiirinde vezin ve kafiye için bir kelimeye elif gibi bir harf ilâvesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saturation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اشباع] doyurma.] doldurma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Yollama ve gönderme mânâsiyle kullanılmışsa da, Arapça’da «akıtmak ve sarkıtmak» dan başka mânâsı olmadığından, yanlıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hour at which work begins.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the time at which the daily work starts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on- the-job training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اثبات] kanıtlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bir yerde bulunmak, varlığını göstermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. esâbî). 1. Parmak, Fars. engüşt. 2. Ölçü parmağı, arşının yirmi dörtte biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooperative. cooperation. association. league. cahoot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

association. collaboration. cooperate. cooperation. conjunction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collaboration. cooperation. coadjuvancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). (Aslı: «uşbu». «Uş» işaret edatıdır). İşte bu, bu, şu. Hâl ve hazır mânâsiyle de kullanılır: İşbu ayın onuncu günü (yazı diline mahsustur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

this.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

this. the present. hereby. upon receipt hereof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

alışkanlık kazanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çatkı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کسب] çalışarak kazanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Çalışıp kazanma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کسبی] çalışarak elde edilen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kazanma, kazanç, Ar. iktisâb, istifade: Hayli servet kesbetmiştl: Ayda birkaç bin lira kisbi vardır. 2. Edinme, Osm. hâsıl ve peydâ etme: Kisb-i malûmat etmek; yağmur altında av arkasından gezmekten hastalık kesbettim. 3. Geçimini sğalamak için çalışma ile buna Alet olan san’at ve meşguliyet: Kisb ü kâr sahibi, bk. Kesb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «kisve» den galat), bk. Kisvet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kisbiyye). Sonradan kazanılmış; tabii ve cibillî, yani yaratılıştan olmayan: Hüner ve mârifet kisbîdir; ahlâkın insanda cibillî mi, kisbî mi olduğu meselesi filozoflar arasında münakaşa mevzuudur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aşağı yukarı kuş başı büyüklüğünde olan: Kuşbaşı et, kuşbaşı kar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in small pieces. small pieces of casseroled meat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cut in small chucks. falling in big flakes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KUŞ-BAZ) (i.) (Türkçe kuş, Fars. bâhten = oynamak’tan mürekkep yanlış tâbir). Ufak kuşlar yetiştirip terbiye eden adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ufak kuşlar yetiştirip terbiye eden adamın mesleği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Küspe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yabanî gül ağacı

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rosehip. hip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dog rose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rose hip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(fructus rosa canina): Yabangülünün, şeker, organik asit ve C vitamini bakımından zengin olan meyvesidir. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür, ishali keser.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça kisbe’ den). 1. Susam posası. 2. Umumiyetle yağı sızdırılmış bezir posası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, Lesbian i., s. homoseksüel kadın, sevici; s. sevicilige ait. lesbian love, lesbianism i. sevicilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Midilli'nin eski ismi. Lesbian s. Midilli'ye ait; Midillili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Lizbon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sıbğ» dan imef.) (mü. masbûğa). Boyanmış, boyalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. meşbûa). Doymuş, tok.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مشبوع] dolu. 2.tok, doygun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ke ile) (i. A. «sebk» den imef.) (mü. mesbûke). Kalıba dökülmüş: Mesbûk madenler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «sabak»dan imef.) (mü. mesbûka). 1. Geçilmiş, başkaları ilerleyip geçtiğinden, geride kalmış, arkada bırakılmış. 2. Önünde bulunan, ondan evvel geçmiş. Mesbûku’l-emsâl = Misilleri geçmiş. Zıddı: Gayr-ı mesbOk — Misli geçmemiş, görülmemiş, yeni ortaya çıkmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. mesâbîh). Işık, çerağ, aydınlatmaya mahsus Alet, meş’ale.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصباح] kandil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Aydınlatma cihazı, ışık çırağı. Hz.Peygamber (s.a.s.)’in isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sebr» den ia) (c. mesâbîr) (cerrahî). Yaraları yoklamaya mahsus cerrah mili, sonda.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. piç, veledi zina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yaramazlık etmek; fena hareket etmek. misbehavior i. fena hareket; yaramazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. itikat etmemek, inan mamak, kâfir olmak. misbelief i. küfür, umumun kabul ettiğine aykırı itikat, yanlış kanaat. misbeliever i. kafir

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sırtında suyosunu biten yaSı balık veya kaplumbağa; A.B.D., argo örümcek kafalı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sübOt» tan imef.) (mü. müsbete). 1. Delille gösterilmiş, doğru olduğu anlaşılmış, ispat olunmuş, sağlam, muhakkak: Olayın bu şekilde geçmiş olduğu tarihle müsbettir. 2. (gramer) Menfî olmayan: Gelmek müsbet fiil, gelmemek menfî fiildir. 3. (fizik) Elektriğin iki cinsinden biri ki, menfi denilen diğeriyle temasa gelince şerare çıkarır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yaltaklanarak, yaltaklanmakla olan, tabasbusla: Mutabasbısane yanına vardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «basbasa» dan if.). Tabasbus eden, yaltakçı, yaltaklanan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مثبت] olumlu, pozitif.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متبصبص] yaltakçı, yardakçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Lâyık olmayan, yakışıksız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NAKŞİBENDİ) (i. A.) (mü. nakşbendiyye). Bahâeddin Nakşbend’in kurduğu tarikata mensup ve ait.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نامسبوق] olmamış, geçmemiş, cereyan etmemiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Dikme, saplama, Ar. rekz. 2. Koyma. 3. Bir iş ve göreve tayin etme, kayırma, atama: Bir kaymakamlığa nasbettiler. 4. Bir rütbe alma, bir rütbeye geçme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to appoint sb (to an office. to nominate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazeteci, gazete satıcısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Bağlılık, ilgi: Kendisinin o aileye nisbeti vardır. 2. Kıyas, iki şeyin birbirine göre mukayesesi: Benim hâlim sizin hâlinize nisbet olunmaz, nisbet kabûl etmez. 3. (matematik). İki sayı veya şekil arasındaki münasebet ve kıyas. 4. (Türkçe) Birine karşı inadına yapılan iş ve gösterilen hâl: Bana nisbet yapmak istiyor. (Türkçe) Rağmen: Bu işi bana nisbet yapıyor. Arapça tâbirlerde «nisbe» şeklinde de kullanılır. Bi’n-nisbe = Nisbetle, nisbeten. nisbetçi (i.). Başkasına inat bir şey yapan, gösterişçi, inatçı: Çok nisbetçi adamdır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نسبت] oran. 2.oranla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Nisbetle, kıyas ve mukayese olunarak: Bu, ötekine nisbeten büyüktür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «neseb»den imen.) (mü. nisbiyye). Nisbetle, kıyas ve mukayese ile olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نسبی] göreceli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Pars gibi güçlü ve çevik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gece bekçisi (halk dilinde: pazvant).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پاسبان] bekçi, gece bekçisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hesap cüzdanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who greedily devours absolutely anything that is edible. glutton. gourmand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gluttony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çok uzun ve gür bıyık. 2. Bu şekilde bıyığı olan. (bk.) Post.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. yaşlılık sonucu olarak yakını görme özelli- ğinin zayıflaması, presbitlik. presbyopic s. presbit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kilise ileri gelenlerinden biri; papaz; Presbiteryen kiliselerinde yönetim kurulu üyesi. presbyterial s. yönetim kuruluna ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ihtiyarlar meclisince yönetilen kilise sis- temine ait; i., b.h. bu sistemle yönetilen kilisenin üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kilisede yalnız papazların girebildiği perdeli veya kapalı kısım; Presbiteryen kiliselerinde yö- netim kurulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sıçanotu, arsenik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صدر اسبق] eski sadrazam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) [شش بش] altı ve beş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İskandinav usulü soğuk büfe; İskandinav usulü ordövr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Tek Yan Bant (SSB), ticari telsiz iletim sistemleri arasında popülerdir ve akıllı sinyal sistemi nedeniyle amatör radyolar tarafından sıkça kullanılmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. turnagagası, bot. Geranium robertianum .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «basbasa» dan) (c. Tabasbusât). Alçakça yalvarma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبصبص] yardakçılık, yaltaklanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yaltaklanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Taş gibi sert, boğa gibi güçlü kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. «seb’» den). Yediye çıkarma, yedileştirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şebâb» dan) (edebiyat). Şiir ile bir kadının güzelliğini övme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tespih.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şibh» den) (c. teşbîhât). 1. Benzetme. 2. (edebiyat) Benzetme sanatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simile. similitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simile. comparison. similitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تسبيح] tespih.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تشبيه] benzetme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

benzetilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

benzetmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sübût» tan). Sağlamca yerleştirme, yerinden oynamaz hâle koyma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تثبيت] sağlamlaştırma, tutturma. 2.kanıtlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.tutturulmak. 2.kanıtlamak. 3.belirlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.tutturmak. 2.kanıtlamak. 3.belirlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «subhan»dan) (c. tesbîhât). 1. Subhân-allâh diyerek Allah’ı tenzih ve takdis etme. 2. Duaları saymak için hazırlanmış taneler dizisi: Tespih çekmek. Tesbihağacı = Teşbih tanelerine benzeyen ve ipliğe geçirilip teşbih gibi kullanılan taneler veren büyük bir ağaç. Tesbihböceği = Teşbih tanesine benzer bir böcek, kanfeşe.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

termos.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaplumbağa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tortoise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Son dönem elektronik cihazlarda bulunan bağlantı standartıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Daha hızlı veri transferi için yeni USB 2.0 standardını desteklemektedir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makinesine, PC’ye bağlı olduğu sürece otomatik olarak güç sağlayan USB bağlantısı özelliği.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Tüketicileri USB flash sürücülerinin farklı kullanımları ve sundukları faydalar hakkında eğitmek amacıyla kurulmuş bir gruptur

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

USB Fotoğraf Görüntüleyici özelliği ile, USB bağlantısı aracılığıyla D-SLR fotoğraf makinenizi, Cyber-shot® dijital fotoğraf makinenizi ya da USB çoklu kart okuyucunuzu bağlayarak, BRAVIA TV’nizi devasa bir dijital fotoğraf makinesi ekranına dönüştürebilirsiniz. Özelleştirilebilir ayarlar sayesinde büyük ekranda yakınlaştırılmış fotoğraflarınızın keyfini çıkarabilir, Cyber-shot® albümlerini düzenleyebilir ve özel slayt gösterileri yaratabilirsiniz. En sevdiğiniz fotoğrafı bekleme ekranı olarak bile seçebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

USB Media Player ile birçok USB aygıtını doğrudan BRAVIA TV’nize bağlayabilirsiniz. WALKMAN® mp3 çalar, Cyber-shot fotoğraf makinesi, VAIO dizüstü bilgisayar, Handycam® Video Kamera veya USB Memory Stick™ fark etmez; multimedya dosyalarınızın keyfini büyük ekranda çıkarmak için bağlamanız yeter. USB aygıtınızın içeriği doğrudan BRAVIA TV’ye aktarılır; böylece zahmet çekmeden müzik dinleyebilir (MP3), en sevdiğiniz fotoğrafların slayt gösterisini (JPEG) veya son çektiğiniz ev videolarını izleyebilirsiniz (MPEG1).

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

USB Music Player, en sevdiğiniz şarkıları veya şarkı listelerini BRAVIA TV’nizde dinlemenizi sağlar. VAIO, WALKMAN® mp3 çalar veya USB Memory Stick™ gibi birçok USB aygıtı TV’nize kolayca bağlanabilir ve MP3 müzik dosyalarınız doğrudan büyük ekrana aktarılır; bu sayede tek bir hareketle odanızı en sevdiğiniz müzikle doldurabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bir Digital8/MiniDV ve MICROMV Video Kamera ve Image Mixer yazılımıyla, video dosyalarının kameradan doğrudan PC’ye aktarılması mümkündür. MPEG ya da JPEG biçimlerine dönüştürülen fotoğraf ya da video dosyaları, elektronik tebrik kartları olarak atılabilir ya da web sayfası tasarımında kullanılabilir. Kamera, Internet üzerinden video iletişiminde bir webcam olarak da kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bilgisayarlar ve çevre birimlerinde bulunan bir veri bağlantı noktası.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

iPhone, iPod® Classic, Nano ve Touch cihazlarınızı USB bağlantı noktasını kullanarak takın ve müzik arşivinizi dilediğiniz gibi kullanmanın keyfini Sony ses kalitesiyle çıkarın. iPod® ve iPhone cihazlarınızı müzik dinlerken şarj edin.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bilgisayarlar ve çevre birimlerinde bulunan bir veri bağlantı noktası.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Akıllı, saygın kişi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şimşek gibi parlak akıllı kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Akıllı kişi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (7 demek olan seb’a’dan). Hafta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. üsbûiyye). Haftalık, haftada bir ve her hafta olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

alışmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسبوع] hafta.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسبوعی] haftalık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. orman asması, bot. Clematis virginiana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

gömlekli lamba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yeşim denilen yeşil taş.

Türkçe Sözlük by