Sc ne demek? | Sc anlamı nedir? | Sc

Sc anlamı nedir?

Sc ne demek?

Sc anlamı nedir?

Sc | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sc

Türkçe Sözlük

(kimya). Skandiyum elemanının senbolü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. small capitals.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. South Carolina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. scene, science, scruple, sculpsit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Scotch.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).(tıb) çıban, apse, cerahat kesesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (geom). absis, fasla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) kesme, kesilme, ani bitiş;(kon). (san). inkıta, ara, fasıla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) kaçmak, firar etmek, kanundan kaçmak, özellikle alacaklıdan kaçmak absconder (i) kaçak, firari, kanundan kaçan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). büyüyen, çoğalan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kabul etmek, razı olmak, muvafakat etmek. acquiescence (i). uysallık, razı olma, kabul etme. acquiescently (z). uysallıkla,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gençlik, büyüme çağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). delikanlı, genç, büyümekte olan.(kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ilâve edilen, katma , ek olan, gereksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). eski Roma tıp tanrısına ait; tıp mesleğine ait aesthetic, aesthetical bak esthetic, esthetical aestival bak estival aet kıs, Lat aetatis yaşında aetiology bak etiology.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

taze sıva üzerinde yapılan; açık havada; açık hava.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). beyazlaşan; akçıl, beyaza çalan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

applauder. flatterer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flattery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pusu, tuzak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat), (huk). mahkemenin fahri müşaviri .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., meteor. yelkovan , rüzgar pusulası, rüzgârın yönünü veya varlığını gösteren araç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). iskorbüt hastalığını önleyen (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), ağaca benzeme, ağaç şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şekil ve büyüklük bakımından ağaca benzeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendly. pally. comradely. companionate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expansive. forthcoming. friendly. kindly. in a friendly manner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

like friends. in a friendly manner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). damar sertliği, arterioskıleroz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). American Society of Composers, Authors and Publishers.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). askarid, (zool). Ascaris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Altın, Osm. zeheb, zer.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çıkmak, yukarı çıkmak, yükselmek , muzikte pesten tize geçmek; akarsu boyunca akıntıya karşı gitmek; artmak, çoğalmak , ziyadeleşmek; üzerine çıkmak, tırmanmak. ascendable (s). çıkılır, çıkılabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hüküm, nüfuz, itibar, üstünlük, faiklyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). hüküm, nüfuz, itibar; s yükselen; üstün, faik, hâkim; ufukta görünmeye başlayan. be in the ascendant galip olmak, nufuz sahibi olmaya başlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (matb). satırın tepesine kadar uzantısı olan harf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yukarı çıkış, yükselme, miraç; (astr). ufuktan yükseklik derecesi; (bak). right ascension.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çıkış, yükseliş; çıkacak yol, yokuş, bayır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). doğrusunu anlamak, tahkik etmek, araştırmak, soruşturmak. ascertainable (s). soruşturulabilir, tahkik edilebilir , anlaşılabilir. ascertainment (i). soruşturma , tahkik, anlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). din urğuna dünya zevklerini feda eden kimse, zahit kimse, münzevi kimse, riyazetçi, sofu kimse, derviş. ascetic (s). zahit, sofu; kendi zevkini çok düşünmeyen. asceticism (i). koyu sofuluk, aşırı riyazet, çilecilik, zahitlik; sade bir hayat s

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Halk ağzında ahçı) (i.). 1. Bir ev veya konakta yemek pişirmekle vazifeli adam, (A.). Tabbâh: Erkek, kadın aşçı, frenk aşçısı, aşçıbaşı, aşçı yamağı. 2. Hususî bir yerde yemek pişirip bedel karşılığında halka yediren ve satan, Adî lokantacı: Aşçı dükkânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cook. fryer. gippo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Usta aşçı. 2. Birkaç aşçının çalıştığı yerdeki aşçıların Amiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chef. head cook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head cook. chef.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bir kere kafalarına bir şeyler giymeleri zorunludur. Yoksa saçları yiyeceklerin içine düşebilir. Ama aşçıların bu kafanın üzerinde silindirik bir şekilde yükselen, ucu da balonumsu şekilde kıvrımlarla biten beyaz şapkaları giymelerinin asıl nedeni başkadır.

Bu tip şapkalarda, özellikle mutfakların çok sıcak ortamlarında, hava şapkanın içinde rahatlıkla dolaşabilir ve aşçının kafasını serin tutar, terlemeyi önler. Mutfağın kalabalık ve hareketli yaşamında, aynı tip giysiler içindeki aşçılar arasından aşçıbaşını ilk görüşte ayırt edebilmek için onun şapkası biraz daha uzun ve ucu kıvrımlıdır.

Bu şapkaların beyaz, yani boyasız olmalarının nedeni ise beyaz kumaşın, boyalı kumaşa göre daha hijyenik olarak kabul edilmesidir. Beyaz renk her yerde insanlarda temizlik, saflık, iyi niyet ve barış duyguları uyandırır. Muharebe sırasında barış mesajı göndermek isteyen birliklerin beyaz bayrak çekmelerinin nedeni de budur. Gelinliklerin beyaz olması ise barıştan ziyade saflığı ve masumiyeti simgeler.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bir kere kafalarına bir şeyler giymeleri zorunludur. Yoksa saçları yiyeceklerin içine düşebilir. Ama aşçıların bu kafanın üzerinde silindirik bir şekilde yükselen, ucu da balonumsu şekilde kıvrımlarla biten beyaz şapkaları giymelerinin asıl nedeni başkadır.

Bu tıp şapkalarda, özellikle mutfakların çok sıcak ortamlarında, hava şapkanın içinde rahatlıkla dolaşabilir ve aşçının kafasını serin tutar, terlemeyi önler. Mutfağın kalabalık ve hareketli yaşamında, aynı tip giysiler içindeki aşçılar arasından aşçıbaşını ilk görüşte ayırt edebilmek için onun şapkası biraz daha uzun ve ucu kıvrımlıdır.

Bu şapkaların beyaz, yani boyasız olmalarının nedeni ise beyaz kumaşın, boyalı kumaşa göre daha hijyenik olarak kabul edilmesidir. Beyaz renk her yerde insanlarda temizlik, saflık, iyi niyet ve barış duygulan uyandırır. Muharebe sırasında barış mesajı göndermek isteyen birliklerin beyaz bayrak çekmelerinin nedeni de budur. Gelinliklerin beyaz olması ise barıştan ziyade saflığı ve masumiyeti simgeler.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(Halkağzında: Ahçılık) (I.). 1. Aşçı sanatı, hal ve sıfatı: Aşçılık zannolunduğu kadar kolay bir sanat değildir. 2. Yemek pişen yer, aş-hane, mutfak, aşevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cookery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cookery. cuisine. cooking. culinary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cookery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., tıb sıskalık, karında istiska, karına su dolması, karında sıvı toplanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Yunanlıların tıp ilâhı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

C vitamini

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit enli boyunbağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). atfetmek, hamletmek, vermek, yüklemek, isnat etmek. ascribable (s). atfolunabilir, isnat olunabilir, yüklenebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yükleme, isnat, atıf. ascription of praise Tannya övgü sunma, hamt, tesbih, tehlil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vapurda kazanın ateşini yakıp idare etmeye memur adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stoker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stoker. fireman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vapur ateşçisinin sıfat ve memuriyeti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

( i)., (tıp)damarlar ın tıkanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atlasçiçeğigillerden bir bitki. Yaprakları yayvan ve dikenli olan atlas çiçeği, güzel ve parlak çiçekler açar. Pek çok çeşidi vardır. Kaktüs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İkiçeneklilerden bir bitki familyası. Bu familya bitkileri sıcak ve kurak ülkelerde yetişir, gövde ve yaprakları etli ve dikenlidir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (tıb). stetoskop ile dinlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). stetoskop ile dinleme; dinleme, kulak verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). birbirini yağlamak back-scratcher (i). sırt kaşıyıcısı; yagcılık yapan kimse. back-scratching (i). birbirini yağlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bakteri yoskopi, mikroskopla bakterileri inceleme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bağış).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contributor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bookmaker. commissioner. backer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

better. punter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Barış).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Barışı seven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pacifist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pacific. pacifist. peaceful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pacific. pacifist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peaceable. peaceful. peace-loving. pacific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Barışseverlik, kavga düşmanlığı, barışçı olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pacifism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hava basıncında meydana gelen değişiklikleri kaydeden alet, baroskop

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

BAŞClĞAZ (i.). Küçük çıban başı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Rütbe sıralamasında üsçavuşla başgedikli arasındaki assubay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

master sergeant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sergeant major.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Koyun ve kuzu başlarını pişirip satan adam, bunların satıldığı dükkân. 2. İşin başında bulunan, Amir: Bin işçi bir başçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Çiçeklerin erkeklik organlarında bulunan ve çiçek tozunu taşıyan torbacık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). icabında kaldırılacak bir ağırlığa denk ağırlık koymakla meydana gelen sistem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). kurbağalara ait; (i). kurbağa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manual worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parasız geçinmeyi huy edinen, lüpçü, bedavacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freeloader. sponge. sponger. cadger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sponger. free loader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yirminci yüzylın başlarındaki şekliyle sinema oynatma makinası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. biyoskopi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. bisküvit, çörek, kremasız pasta; açık kahverengi; perdah vurmadan evvelki haliyle fırınlanmış çanak çömlek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Gelecek nesil optik disk formatının adı. Blu-ray Disc™ (BD) geleneksel DVD’lere kıyasla, beş kat daha fazla kapasite sunar. Bu da kullanıcılar, tüm görkemleriyle sunulan filmler ve müziklerle yoğun bir High Definition deneyimin keyfini çıkarabilirler. Olabilecek en iyi Yüksek Kaliteli görüntüler, parlak dijital çok kanallı ses ve bir sürü etkileşimli ekstralarla, uzun filmlerin tadını çıkarın. Blu-ray Disc™ High Definition dijital video, ses, resim, oyun, bilgisayar dosyaları ve istediğiniz her şeyi depolayacak şekilde tasarlanmıştır. PLAYSTATION®3’te en son oyun eğlencesinin yanı sıra 1080p HD filmlerin de tadını çıkarabilmeniz için bir BD-ROM Blu-ray Disc™ sürücüsü bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Rus sebze çorbası, borş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağaçlık, çalılık, koru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T. anatomi). Bronşların, akciğerin içinde bölündükleri daha küçük dallardan her biri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). biraz yakılmış şeker ve tereyağı ile yapılan bir nevi karamela.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sıcaklığın artması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalp zarlarının katılaşması, kardiyoskleroz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şelale çağlayan; gorünüşü çağlayanı andıran havai fişek; çağlayan şeklinde dökülen herhangi bir şey; (elek). kademeli dizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

akdiken kabuğundan elde edilen müshil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amber kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hiç tüyü olmayan, örtüsüz, çırılçıplak: Cascavlak tıraş etmişler. Cascavlak kalma = Tam mânâsıyle eli boş kalmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(bot). sapı olan, saplı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). 1. Çerkesler’in tarz ve usulünde veya dillerinde: Çerkesçe hora tepmek, Çerkesçe ata binmek, Çerkesçe söylemek. Çerkesler’in tarz ve usûlüne uygun. Çerkeş dili: Kafkas dillerinden biri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). resimde ve tabiatta ışık ve gölge oyunu; ışık ve gölge sanatı; edebiyatta tezat usulü. chiaroscurist (i). resimde sadece ışık ve gölge kullanan ressam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yağlıboya resminde keskin karşıtlıklar yaratacak biçimde düzenlenmiş ışık-gölge dağılımı. İlk kez İtalyan ressamı Correggio tarafından XVI. yy.ın başında kullanıldı. Caravaggio ve izleyicileri bu tekniği geliştirdiler. Georges de la Tour, bu alanda ilginç örnekler verdi. Rembrandt, en büyük chiaroscuro ustası sayılır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Sinemaskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). etrafına çizgi çizmek, daire içine almak; sınırlamak; çemberlemek; (geom). bir şeklin etrafına diğer bir şekil çizmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). etrafını çizme, daire içine alma; çevreleme;sınırlama, tahdit; para veya mühür üzerinde bulunan daire şeklindeki yazı; sınır çizgisi; mıntıka, bölge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). birleşmek, yekvuücut olmak. coalescence (i). birleşme, birleşim.coalescent (s). birleşmek üzere olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). horoz ibiği; horoz ibiği çiçeği; züppe kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (psik). bilinç beraberliğindeki zihni süreçler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bilinir, idrak olunur, anlaşılır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. compact disc

bl. yoğun disk

Manyetik olmayan ince bir metalden oluşmuş ve yüksek yoğunluklu ışık kaynağı kullanarak optik tarama düzeneği ile okunan veri saklama ortamı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyol). beraber büyüme, birleşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şehvet, cinsel arzu. concupiscent (s). şehevi, nefsani.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tenezzül etmek, sözde alçak gönüllülük göstermek, Iütfetmek. condescending (s). tenezzül eden. condescen'sion (i). tenezzül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). müsadere etmek; haczetmek; istimlâk etmek, kamulaştırmak. confisca'tion (i). müsadere, haciz. confis'catory (s) müsadere ve haciz kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vicdan; vicdanlılık. conscience clause vicdana riayet etmek şartıyla manasında bir ant veya kanuna ilâve edilen cümle. conscience money vicdanı rahatlatmak için verilen para. conscience-smitten (s). vicdanı azap içinde olan. clear conscience vicda

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). vicdanlı,vicdan sahibi, dürüst, insaflı; dikkatli; çalışkan. conscientious objector (kıs CO) vicdani ve dini inançlarına aykırı olduğunu ileri sürerek askerlik hizmetini ifa etmeyi reddeden kimse. conscientiously (z). vicdani olarak; dikkatle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). vicdana uygun, dürüst, âdil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bilinçli, şuurlu, vukuflu, müdrik, farkında olan; uyanık. self-conscious (s). mahcup, sıkılgan. consciously (z). bile bile, bilinçle, şuurla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bilinç, şuur; idrak, anlayış, akıl, his, vukuf. stream-of -consciousness (edeb). bilinçaltı akımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kur'a neferi kaydetmek, askere çağırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). askere alınmış; (i). askere alınmış nefer, kur'a neferi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). askere çağırma; mecburi askerlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). nekahet devresinde olmak, iyileşmek. convalescence (i). nekahet. convalescent (s)., (i). nekahet devresi ile ilgili; (i). nekahet halindeki kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şişe açacağı, tirbuşon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). hücre, yuvar kan küreciği; zerre. red corpuscle alyuvar. white corpuscle akyuvar.corpuscular (s). zerrevi yuvara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). parıldamak, ışıIdamak. coruscant (s). ışıldayan. corusca-tion (i). parıltı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). alaca karanlığa ait (sabah ve akşam); (zool). alaca karanlıkta uçan (kuş, yarasa veya böcek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). crescendo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -dos) (f)., (müz). kreşendo; (f). kreşendo yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). hilâl, yarımay; hilâl şeklinde alâmet veya şey; islâm âlemi; (s). hilâl şeklinde; büyümekte olan, gelişen. the Crescent Türk veya islâm gücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (f). çapraz, çaprazvari; (i). birbirini kesen çapraz doğrular; (f). çapraz hatlar çizmek; tekrar tekrar karşıya geçip dönmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sağlamasını yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zıt akımlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). enine kesmek. crosscut saw testere, tahta testeresi; kütük kesmeye mahsus iki saplı uzun testere; ince dişli bıçkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). mesane muayenesine mahsus alet, sistoskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hareli çizgilerle süslemek, kakma iş ile süslemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Şam; Şam çeliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dancer. dancer. hopper. hoofer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dancer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behaviourism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

With decreasing volume of sound; a direction to performers, either written upon the staff , or indicated by the sign. a gradual decrease in loudness grow quieter; 'The music decrescendoes here' gradually decreasing in volume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Gradually softer Synonymous with diminuendo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The same as diminuendo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A gradual decrease in the volume. weakening in volume; sometimes called diminuendo. decreasing loudness in a more gradual manner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A gradual decrease in volume. : Getting progressively softer Means the same as diminuendo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The dynamic effect of gradually growing softer Also referred to as diminuendo [Dynamics Notation].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dynamic marking meaning 'gradually getting softer '. - A gradual degrease in loudness, like the diminuendo. a gradual decrease in loudness. grow quieter; 'The music decrescendoes here'. gradually decreasing in volume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z)., (müz). dekreşendo, diminuendo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). azalan, küçülen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (bilhassa harbin) kuvvetini azaltmak; azalmak, ehemmiyetini yavaş yavaş kaybetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (bot). (bitki tohumları kabuğu) kendi kendine açılmak, yarılıp açılmak, çatlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kendi kendine havadan rutubet kapıp yavaş yavaş erimek. deliquescent (s). havadan çektiği su ile eriyebilen. deliquescence (i). havadan çektiğisu ile eriyebilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hararetli konuşma; (müz). melodi, beste; birkaç sesle söylenen bestede en yüksek ses, asıl melodinin yanısıra söylenen üst ses.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hararetli konuşmak: en yüksek sesle şarkı söylemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). inmek, alçalmak, çökmek; kendini küçültmek, düşmek; baskın yapmak, çullanmak; üşüşmek, başına toplanmak; genelden özele geçmek; ( bir tartışmada); intikal etmek, soyundan gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). torun; (s). neslinden olan , ahfadlndan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).inen, düşen;neslinden olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iniş, çökme, düşüş, sukut; çullanma, baskın; nesil, zürriyet, nesep, soy, asll, ahfat, evlât; (huk). tevarüs, miras kalma; bayır, yokuş aşağı yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tarif etmek, tanımlamak, vasıflandırmak, tavsif etmek, tasvir etmek, resmetmek. describable (s). tarif edilebilir, tavsifi mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarif, tanımlama, tavsif, vasıflandırma, beyan; cins, nevi, çeşit. answer to the description tavsif edilmiş olan özelliklere sahip olmak, tarif edildiği gibi olmak. be beyond description veya beggar description kelimelerle tarif edilemez olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tanımlayıcı, tanıtımsal, tavsif edici, resmedici. descriptive geometry tasarı geometri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). uzaktan görüp seçmek, çıkarmak, keşfetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dikiş diken kadın veya erkek, terzi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dressmaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resistance fighter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passive resister. resistance fighter. undergrounder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). disk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, 300 taneye kadar ayrı disk için dil, altyazı ve video ayarları gibi ayarların kaydedilebilmesine izin verir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Her CD’den başlıkların kaydedilmesini ve geri çağrılmasını sağlar (otomatik değiştirici başına 110 CD). Başlık, Radyolu CD, MiniDisc ya da radyolu kasetçalarda görüntülenebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Super Audio CD’lerin (SACD), yazılım üreticisine bağlı olarak üç türü bulunmaktadır: tek katmanlı SACD, çift katmanlı SACD ve hibrit SACD.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

CD parçalarının, herhangi bir çevirme işlemi gerçekleştirmeden doğrudan telefonunuzda çalmasına imkan veren teknoloji.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). atmak, Iskartaya çıkarmak, ihraç etmek, tardetmek, kovmak; iskambil kağıt atmak, boş kağıt oynamak; (i). atma, çıkarma; boş kağıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ayırt etmek, tefrik etmek; sezmek, görmek, anlamak, farkına varmak, idrak etmek. discernible (s). fark edilebilir, görülebilir. discernibly (z). görülecek surette, aşikar olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). idrak eden, anlayan, zeki. discerningly (z). idrak ederek, anlayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). idrak, akıl, muhakeme; görüş, seziş, basiret, feraset.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yük boşaltma; ateş etme (top ve tüfek), yaylım ateşi; sırtından yük atma, ödeme, ifa; azil, tart, ihraç, işten çıkarılma; terhis, izin; cereyan, akıntı, akış; cerahat, boru gibi şeyden akan madde; (elek). boşaltma; boyayı çıkaran madde, ağartıcı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yük boşaltmak (gemi); çıkarmak, akıtmak; top veya tüfekle ateş etmek; ödemek; ifa etmek (vazife); görevine son vermek, işten çıkarmak: terhis etmek; ihraç etmek; serbest bırakmak; (elek). cereyanı boşaltmak; ağartmak, rengini açmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Diş hastalıklarına bakan ve çürüklerini doldurup yahut çıkaran ve yapma dişler takan tabip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dentist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dentist. doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dentist. dental mechanic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). plak veya disk şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Diş tedavi sanatı ve diş tabipliği: Dişçilikte mahareti vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dental surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dentistry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dentistry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). taraftar, mürit, talebe; havari. discipleship (i). taraftarlık, talebelik; havarilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sert amir, disiplin taraftarı olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s(b disiplinle ilgili, inzibata ait; tahsil ve terbiyeye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). disiplin, inzibat, terbiye, idare; talim; itaat, boyun eğme; cezalandırma, tekdir; ilim, bilim dalı; (f). terbiye etmek, yetiştirmek, idare etmek; disipline sokmak, yola getirmek; cezalandırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). inkâr etmek, benim değil diye reddetmek, kabul etmemek; müsaade etmemek, feragat etmek; reddetmek, vazgeçmek; (huk). bir dilekten veya iddiadan vazgeçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vazgeçen kimse; (huk). iddiadan vazgeçme, feragat, feragat name.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). açmak, ifşa etmek; keşfetmek, göstermek, izhar etmek. disclosure (i). açma, ifşa etme, söyleme; ifşa olunan şey, ifşaat, haber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). plak koleksiyonu, banda alınmış bilumum veya seçme müzik parçaları; banda alınmış veya plak haline getirilmiş müziğin düzenli bir şekilde sıralanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). disk şeklinde, yassı ve yuvarlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). rengini bozmak, soldurmak, lekelemek; rengini değiştirmek. discolora'tion (i). rengini bozma, rengi bozulma, solma; leke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (A.B.D)., argo Arap saçı gibi karıştırmak, altüst etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yenmek, mağlup etmek, bozguna uğratmak; sinirlendirmek, rahatsız etmek; şaşırtmak. discomfiture (i). rahatsızlık; şaşkınlık; bozgun, yenilgi, hezimet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). rahatsızlık, huzursuzluk, sıkıntı, ağrı, keder; (f). sıkıntı vermek, rahatsız etmek, üzmek, canını sıkmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). taciz etmek, rahatsız etmek; zahmet vermek, külfet yüklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). düzenini bozmak, şaşırtmak, sinirlendirmek; karıştırmak, rahatını bozmak. discomposure (i). telâş, sinirlenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). düzenini bozmak, karıştırmak; sinirlendirmek; şaşırtmak. disconcerted (s). düzeni bozulmuş, canı sıkılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). düzensizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). baglantısını kesmek, ayırmak, çıkarmak. disconnection, (ing). exion (i). bağlantının kesilmesi, ayrılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). teselli kabul etmez, çok kederli; acıklı. disconsolately (z). kederle. disconsolateness (i). keder, teselli kabul etmez durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (s). hoşnutsuzluk, memnuniyetsizlik, dargınlık; (f). memnuniyetsizliğe sebep olmak; (s). memnun olmayan, hoşnutsuz. discontentedly (z). hoşnutsuz olarak, memnuniyetsizlikle, istemeyerek. discontentedness discontentment (i). hoşnutsuzluk, me

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kesilme, inkıta, fasıla, aralık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kesmek, devam etmemek, yanda bırakmak, vazgeçmek, tatil etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). devamsızlık, fasıla, inkıta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). devamsız, fasılalı, ayrılmış, ayrı, aralıklı. discontinuously (z). fasıla ile, aralıklı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). plak toplamaya ve incelemeye meraklı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahenksizlik, fikir ayrılığı, anlaşmazlık, ihtilâf, kavga; (müz). falso, gürültü. sow discord anlaşmazlık yaratmak, mesele çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). uymamak, uyuşmamak, çarpışmak. discordance (i). ahenksizlik, uyuşmazlık, anlaşmazlık, düzensizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aralarında uyuşmazlık bulunan, karşı, muhalif, ahenksiz; (müz). uyumsuz, düzensiz. discordantly (z). ahenksizce, muhalif olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). diskotek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). iskonto, tenzilat, fiyat indirimi; kar oranı; (f). fiyat indirimi yapmak, tenzilat yapmak, iskonto etmek, hesaptan düşmek; kırdırmak, kırmak (senet, bono), sonucunu göz önünde tutarak hesaba katmak; aldırmamak; aslını saymamak. discount h

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). utandırmak; tasvip etmemek, yüz vermemek, cesaretini kırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hayal kırıklığına uğratmak, gözünü korkutmak, hevesini kırmak, cesaretini kırmak. discourage somebody from doing something birini bir işten vaz geçirmek; fikrini değiştirmek. discouraging ly (z). hayal kırıklığına uğratarak, hevesini kırarak. di

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). karşılıklı konuşma, mükâleme, muhavere; tez, makale, broşür; söz, hitabe, nutuk; (f). söylemek, bahsetmek, konuşmak, hitap etmek, bir konuyu sözle veya yazılı olarak işlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). nezaketsiz, kaba, saygısız, hürmetsiz. discourteously (z). saygısızlıkla discourtesy (i). nezaketsizlik, kabalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). keşfetmek, bulmak; meydana çıkarmak. discoverable (s). keşfi mümkün. discoverer (i). kâşif, keşfeden kimse, bulan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (huk). evlenmemiş veya dul (kadın).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). keşif, ilk buluş, ilk görüş, meydana çıkarma; izhar, bildirme, tanıtma; keşfedilen şey, bulgu; (huk). ifşaat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). itibardan düşürmek, kötülemek; şüpheye düşürmek, güvenini sarsmak; inanmamak, kulak asmamak, itimat etmemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). itibarsızlık; itimatsızlık, şüphe. be to somebody's discredit birinin şerefine halel getirmek, bir kimsenin şerefini lekelemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ayıplanacak haysiyet kırıcı, şerefe halel getirici. discreditably (z). şerefe halel getirecek şekilde, yakışık almaz bir surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tedbirli, ihtiyatlı, akıllı, basiretli. discreetly (z). tedbirli olarak, basiretle, akıllıca. discreetness (i). tedbir, ihtiyat, basiret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayrılık, zıtlık, ihtilaf, başkalık. discrepant (s). farklı, zıt, muhalif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ayrı, farklı, göze çarpan, temayüz eden; ayrı ayrı kısımlardan ibaret; (fels). munfasıl, soyut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kibarlık, naziklik; şahsi karar verebilme yetkisi, takdir edebilme hakkı; dikkat; tefrik, ayırma. Discretion is the better part of valor. Basiret cesaretten sayılır. at your discretion istediğiniz zamanda. surrender at discretion kayıtsız şartsı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ayırmak, tefrik etmek, temyiz etmek, fark etmek, fark görmek, farkına varmak; fark gözetmek, ayrı tutmak, ayırım yapmak; bir kimse veya bir şeye karşı aleyhte hareket etmek. discriminately (z). tedbirle, muhakeme ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). fark eden, ayıran, tefrikeden; zevk sahibi olan, anlayarak takdir eden, görüş sahibi olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aleyhte davranma; ayırım, tefrik, temyiz; ince farkları görebilme kabiliyeti, zevk sahibi oluş; fark gözetme, ayırım yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ince farkları görebilen, fark gözeten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aleyhte davranan ile ilgili; ayırt edebilme kabiliyeti ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bir şeyden diğerine atlayan; tutarsız, ipsiz sapsız; infotmal daldan dala konan; mantıkî yoldan sonuca varan. discursively (z). bir şeyden diğerine çabuk atlayarak, tutarsızlıkla. discursiveness (i). bir şeyden diğerine çabuk atlama, tutarsızlık,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., spor disk; disk atma sporu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). müzakere etmek, görüşmek, münakaşa etmek, tartışmak. discussant (i). bir toplantı veya seminere katılan kimse, konuşmacı. discussible (s). münakaşa edilebilir, müzakeresi mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). müzakere, görüşme, münakaşa, sözlü veya yazılı tartışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yassı dairesel cisim, disk, kurs, ağırşak; gramofon plağı. disk harrow keskin çarklarla işleyen çiftçi tırmığı. disk jockey radyoda plak takdimciliği yapan kimse, diskcokey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dolmuş yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dolmuş yapma işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

para transit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fighter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fighter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dreamer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Parlak ortam ışığı altında bile net ve yüksek kontrastlı resim kalitesi veren özel kaplamalı yeni tür taşınabilir ekran. DynaClear Screen™ ve yeni VPL-AW15 Sony projektörle, evde büyük ekran eğlencenin tadına varmak için artık büyük özenle aydınlatılmış bir odaya gerek duymazsınız. DynaClear Screen™, geleneksel taşınabilir ekranlardan daha hafiftir ve yalnızca saniyeler içerisinde kurulabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). köpürmek, kabarmak; coşmak, galeyana gelmek, neşelenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kabarma, köpürme; coşma, neşelenme. effervescent (s). köpüren; coşkun, neşeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çiçek açmak; (kim). hava ile temas edince ince toz haline gelmek; tozla örtülmek. efflorescence (i). çiçek açma, olgunlaşma; tozlanma; (tıb). derinin kızarması. efflorescent (s). çiçeklenen, çiçek açan; hava ile temas edince tozlanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). sekiz kere yirmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handicraftsmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektroskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elmas vesair mücevherat yapan ve satan adam, cevahirci.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. hadım etmek, enemek, burmak; kuvvetten düşürmek; (bazı kısımları çıkarmak veya sansür etme yoluyla) edebi bir yazıyı hafifletmek; s. kuvvetten kesilmiş; efemine, erkekliği olmayan. emascula'tion i. hadım etme veya edilme; kuvvetten düşürme, kuv

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. endoskop, vucut içi boşluklarını aydınlatarak görülmesini sağlayan alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yerleştirmek, yataklık etmek; yerleşmek, rahat bir şekilde oturmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kiliseyi piskoposlar vasıtasıyla idare usulü; piskoposluk; piskoposlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) piskoposlara ait; piskoposlar tarafından idare olunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) piskoposlara ait piskopos idaresi usulüne ait episcopalianism (i.) piskoposlarla idare usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) piskoposluk; piskoposlar sınıfı; piskoposluk süresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kırmızı, kızaran, kızarmış

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A «şeci» den itaf.). Daha veya en yiğit, pek cesur.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - En cesur, en yiğit kişi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) merdiven dayayarak duvar aşma, müstahkem bir yere merdivenleçıkıp hücum etme; (f.) merdivenle çıkıp hücum etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) yükseltmek, yükselmek (fiyat, maaş); kızıştırmak, kızışmak (savaş,anlaşmazlık); artırmak, artmak. escala'tion (i.) artış, yükseliş, kızışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yürüyen merdiven. escalator clause (i.), A.B.D. hayat pahalılığına göre ücret artışlarını ayarlamak üzere toplu sözleşmelere konan madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) scallop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yaramazlık, haylazlık; sergüzeşt, macera.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kaçmak, firar etmek kurtulmak, paçayı kurtarmak; atlatmak; sızmak;-den çıkmak; gözünden kaçmak; hatırından çıkmak. His name had escaped me. ismi hatırımdan çıkmıştı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) kaçış, kaçma, firar; kurtuluş; sızma sızıntı; bakımsız kalmış fidan; (s.) gerçeklerden uzaklaşmayı sağlayan, sorumluluğu azaltıcı. escape cock emniyet musluğu. escape pipe emniyet borusu, fazla su veya buharı çıkarmaya mahsus boru. escape shaft

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) saatin rakkasçarkının sekteli hareketini idare eden takım veya maşalı tertibat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hayat yükünden kaçıp kafasını dinlemek isteyen kimse. escapism (i.) hayatın yükünden kaçmak için kendini başka işlere verme, hayal kurma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şecer). Şecerler, dallar, ağaçlar, (bk.) Şecer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اشجار] ağaçlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (Fr.) bilhassa Fransa'da yenilen salyangoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hindiba, (bot.) Cichorium endivia

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.), (ask.) hendeğin iç tarafı, sathı mail, eğik yüzey; (f.) sathı mail şekline koymak escarpment (i.) dik ve geniş olan herhangi bir şey; sıra halindeki dik kayaların yüzü; böyle meyillerle çevrelenmiş tahkimat. -escent sonek başlayan, azıcık (ado

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) shallot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) yara kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (ilah.) eskatologya,ölümden sonraki hayata ait bahis dünya ve hayatın sonu bahsi eschatolog'ical (s.) böylebahis ve doktrinlere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.),(huk.) mirasçısız ölen kimsenin emlâkinin devlete geçişi, bu şekilde intikal eden mülk, mahlul mülk. by way ofescheat mahlulen, mirasçısı olmayan bir kimseden hukumete kalarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (huk.) zor alımına çarptırmak müsadere etmek, zeamet sahibine vermek; devlete kalmak, mahlul olmak. escheator (i.) mahlul mallar memuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) çekinmek, içtinap etmek; -den sakınmak, kaçınmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kavalye; (ask.) muhafız takımı; maiyet, himaye için refakat eden kimse; konvoy. under escort himaye altında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) himaye veya nezaket gayesiyle refakat etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yazı masası, yazıhane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (huk.) belli şartlar karşılanıncaya kadar malın üçüncü bir şahsın kontrolü altında tutulması. Esculapian (bak.) Aesculapian.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) yenilebilir; (i.) yiyecek, sebze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) armalı kalkan, arma; (den ) geminin isim tabelâsı; anahtar deliğinin etrafındaki süslü madeni çerçeve. a blot on his escutcheon şerefine sürülmüş leke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) eski italya da Etrurya ya ait; (i.) Etrurya'lı, Etrurya dili. ette sonek küçültme eki: kitchenette: dişil isim yapmak için: farmerette: taklit anlamında: leatherette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) bağırsaklarını çıkarmak, içini boşaltmak. eviscera'tion (i.) bağırsaklarını çıkarma, içini boşaltma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) nasır ve ur gibi hayvan ve bitki gövdelerinde hâsıl olan fazla cisim; fazlalık, normal dışı çoğalma. excrescent (s.) normalden fazla büyüyen, fazla, gereksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

ExpressCard™ teknolojisi PCMCIA tarafından sunulan yeni bir standardın adıdır. ExpressCard standardı masaüstü ve dizüstü bilgisayar kullanıcılarına daha ince, daha hızlı ve daha hafif modüler genişleme olanağı sunar. Tüketiciler bellek, kablolu veya kablosuz iletişim kartları ve güvenlik kartları gibi donanım seçenekleri ekleyebilirler.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kesmek, kesip çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) Cehenneme giden yol kolaydır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fars dili, Acemce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

persian. iranian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

persian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Persian (language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). eski Roma'da bazı hakimlerin önü sıra taşınan ve ortasında cellat baltası olan değnek demeti, hakimlik sembolü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -ciae) (anat). kas ve iç organları saran veya bağlayan ve deri altında bir tabaka meydana getiren liflerden oluşmuş bağdoku; (zool). geniş ve belirli renkli hat; şerit, kemer, sargı; (mim). mustevi bant, yatay bant.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şeritli, kemer veya sargı ile bağlı; (bot). bir çok dalların birleşmesinden meydana gelmiş ve yassılaşmış; renk renk çizgileri olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük demet, salkım, fasikul, cüz, kısım. fascicular (s). salkımlı; kısım kısım, bolümleri olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). büyülemek, teshir etmek; meftun etmek, hayran bırakmak. fascinating (s). cazip, çekici, büyüleyici, meftun edici. fascina'tion (i). büyüleme, teshir, cazibe. fas'cinator (i). büyüleyici veya çekici şey; bir çeşit eşarp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ask). harpte bazı hafif istihkamlarda kullanılan çalı demeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). faşizm. fascist (i)., (s). faşist,faşist parti üyesi veya taraftarı; (s). bu parti ile ilgili, faşist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Türkiye ve Irak'ı içine alan hilal şeklindeki bir toprağı kapsayan ve tarım alanı olarak kullanılan verimli bir saha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). müstehcen, açıksaçık, kaba, ahlaksız, ayıp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çayır otu, (bot). Festuca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başarısızlık, muvaffakiyetsizlik, bozgun, yenilgi, hezimet, fiyasko.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

white-collar worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). devlet veya hükümdar hazinesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mali. fiscal year mali sene.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sararmış, sarımtırak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çiçeklenme, çiçek açma zamanı; başarı devresi. florescent (s). çiçek açmış, donanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fiz). bazı cisimlerin ışık ve röntgen ışınlarına arzedilince kendiliklerinden çeşitli renklerde ışıklar saçma niteliği, flüorışı. fluorescent (s). böyle bir niteliğe sahip olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). floroskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Fransiskan mezhebine veya rahiplerine ait; (i). bu mezhebe mensup rahip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. coes, cos) (f)., (güz. san). yaş sıva üzerine yapılmış duvar resmi, fresk; (f). fresk yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). çalı gibi, çalıya benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s grimsi kahverengi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i galvanoskop

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. övünme; f.övünmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. midenin içine bakmaya yarayan cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

temporary worker. temporary employee. odd- job-man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gösteriş yapmayı seven, gösteriş peşinde koşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pretentious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ostentatious. pretentious. poseur. show off. spread eagle. swanky. vain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pretentiousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ostentation. showing off. exhibitionism. showmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Avusturya şilinginin yüzde biri; 10 fenik karşılığı Alman parası; Almanların eski ufak gümüş parası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silversmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(galatı: GÜLEŞÇİ) (i.). Güreş eden, pehlivan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrestler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrestler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güreşle uğraşan spor kolu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) topaç, ciroskop . gyroseop'ic (s.) muvazene çarkına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(huk.) ihzar emri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) deli, patavatsız; (i.) delidolu kimse .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gözlere zarar vermeden güneşi incelemek için kullanılan araç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amber çiçeği; bamya ve ona benzeyen birkaç çeşit bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ya bu ya hiç', şeklinde bir şık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seksek oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zayiçe. cast a horoscope zayiçesine bakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yıldızlara bakarak kehanette bulunma sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaban teresi çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İyice, güzelce, zararsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

well. somewhat pleasant. pleasantly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pretty well. somewhat pleasant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

GSM veri hizmetlerine göre kanal başı %50 daha fazla hız sağlayan biralt yapıdır. Paket yönlü çalışan GPRS’e karşı HSCSD kapasite yönlü çalışır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. telaş, acele koşuşturma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hidroskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. higroskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bazı bitkilerin köklerinden çıkarılan ve ilaç olarak kullanılan bir alkaloit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. banotundan çıkarılan bir alkaloit, musekkin olarak kullanılan bir ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. televizyonda resim çeken cihazların tarama kısmı, ikonoskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.), iltimas yapan, yaptıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

favo u ritism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. içine katılıp karıştırılamaz, yağ ile su gibi karışmaz, meczedilemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hükmü geçmez; sahibinin hakkı baki kalan, sürekli, daimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ısı etkisiyle beyazlaşmak, akkor haline gelmek; bir madeni akkor haline getirinceye kadar kzdırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yüksek derecede ısı ile akkor haline gelmiş, akkor. incandescent lamp elektrik ampulü. in candescence i. akkorluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. kendikendine açılmayan (tohum).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tanlmlanamaz, nitelendirilemez, anlatılamaz. indescribably z. anlatılamayacak şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. seçilemez, tefrik edilemez, farkına varılmaz, ayırt edilemez. indiscernibly z. seçilemeyecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düşüncesiz, geveze, boşboğaz, ağzı gevşek; sağgörüsüz. indiscreetly z. düşüncesizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kısımlara bölünmemiş, toplu halde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. düşüncesizlik, akılsızlık, boşboğazlık, sağgörüsüzlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gelişigüzel, rasgele; ayırt edilmemiş, karışık. indiscriminately z. rasgele; tefrik etmeyerek, ayrı seçi yapmayarak, fark gözetmeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kaçınılamaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çiçek açma; top halinde çiçek açma; çiçeklerin sapları üzerinde umumi duruşları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. şiddeti yavaş yavaş artan, ağırlaşan (hastalık).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dalları bir araya gelip bitişmek (bedendeki damarlar); bir araya getirip bitiştirmek. inoscula'tion i. bir araya gelip birleşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yazmak, kaydetmek; taşa veya tunca yazıt yazmak, hakketmek; ithaf etmek; geom. bir şekil içine dahilen temas etmek üzere bir şekil çizmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitabe, yazıt, yazı; ithaf; madalya veya para üzerinde olan yazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlaşılmaz, idrak edilemez, esrarlı. inscrutably z. anlaşılmaz şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duygusuz, hissiz; to ile hissetmez, etkisinde kalmaz; of ile çözümlenemez, yapılamaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) bir kaç bilim dalıyle ilgili .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (biyol.) bir birine bağlanmak; birbirinin arasına girmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) okullar arası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kasın içine zerkedilen, kasın içini etkileyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) şişen, kabaran; hararetle büyüyen. intumescence (i.) şişme, kabarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (biyol.) içine alma; (tıb.) bir kısım bağırsağın yanındaki kısmın içine girmesi; yiyecek gibi yabancı bir maddenin vücuda girerek doku haline gelmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kolay öfkelenir, sinirli, huysuz, ters tabiatlı. irascibil'ity (i.) kızgınlık, huysuzluk. iras'cibly (z.) sinirli bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) gökkuşağı gibi renkleri olan, yanardöner. iridescence (i.) yanardönerlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çalışmayı seven, çalışkan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. ischia) (anat.) verek, kalça kemiğinin bir kısmı, iskiyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ). 1. İş işleyen, işle meşgul adam, rençber, amele. 2. Dikiş ve nakış gibi el işiyle meşgul kadın veya kız: İşçi kız. Fikir işçisi (y. k.) = Gazeteci, basın mensubu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worker. workman. laborer. labourer. employee. workingman. man. oar. prole. proletarian. soldier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

employee. hand. labour. labourer. proletarian. worker. workman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blue-collar worker. workman. establishment committee. employee. foreman. hand. prole. wage earner. working man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İş işleyen adamın hâli, rençberlik, amelelik. 2. Dikişçilik, nakışçılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

workmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

workmanship. worker's pay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labour cost. being a worker. labo r. workmanship. work. effort. worker's pay. employee status. employe status.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Akıllı Sahne Tanıma özelliği, dijital fotoğraf makinenizin ayarları için tahminde bulunma ihtiyacını ortadan kaldırır ve sık karşılaşılan çeşitli çekim ortamlarında harika sonuçlar elde etmeniz için gerekli ayarları yapar. Tamamen otomatik olan bu işlemde, sık karşılaşılan beş sahne algılanır ve iyi pozlanmış sonuçlar için makine ayarları yapılır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

Tek renkli resimlerde ton farklılıklarıyla elde edilen aydınlık ve karanlık alanları tanımlar. Resimden önce ağaç baskıda uygulanan ışık- gölge karşıtlığı, figüre heykelsi bir görünüm kazandırır. Resim alanında önce Leonardo da Vinci` nin yapıtlarında uygulanmakla birlikte, Barok Dönemde yaygınlık kazanır ve Romantik Dönemde de yoğun duygusal etki yaratmak amacıyla kullanılır. Işığın verdiği imkânlar çerçevesinde sınırlanan kontur çizgisinin eriyip arka fondaki gölgeli kısma geçmesi ışık- gölge kullanımına dayalı kompozisyonların tipik özelliğidir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) iki kenarı birbirine eşit olan, iki yanı bir olan. isosceles triangle (geom.) ikizkenar üçgen. isosceles trapezoid (geom.) ikizkenar yamuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kriko, miçaço.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hukuk bilgini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gençleşen; gençleştirici. juvenescence i. gençleşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Pencere kafesi yapan doğramacı. 2. Dolandırıcı, bk. Kafeslemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker or seller of cages or lattice work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s kaleydoskopa ait; çok değişen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çiçek dürbünü, kaleydoskop; çok değişen manzara

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalem yontmaya mahsus uzun saplı Alet yapıp satan san’atkâr: Eskiden kalemtıraşçılarla kâğıt makası yapan makasçılar da, hattatlar gibi hüner sahiplerinden sayılıp en ustalarının biyografileri yazılırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skilled worker. skilled workman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuyumcu vesaire ocağının alevini bir noktaya toplayıp üflemeye mahsus masura.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kardeşe yakışır, Fars. birâderâne: Kardeşçe muamele, sevgi. Kardeş gibi: Sana kardeşçe söyleyeyim. Gel kardeşçe konuşalım (kardeşcesine de denilir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brotherly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fraternal. in a brotherly manner. fraternally. in a sisterly manner. brotherly. sisterly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çeşitli kayışlar yapan ve satan adam. 2. mec. Aldatıcı, dolandırıcı, hilekâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stringer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Al. vişne rakısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Özellikle 20. yy. içinde üretilmiş çeşitli nesnelerde rastlanan zevksiz, kökeni belirsiz ve estetik değer taşımayan bir tasarım anlayışını nitelemek için kullanılan bir terim. Türkçe`de yakın anlamlı «rüküş» sözcüğüyle karşılanabilir. Kitsch, grafikten endüstri tasarımına ve mimarlığa kadar uzanan geniş bir alanda estetik düzey düşüklüğünü nitelemek için kullanılır. Stuttgart`ta bu tür ürünleri sergilemek için bir de müze açılmıştır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ucuz edebiyat veya sanat, sanat değeri çok düşük edebiyat; dolmuş edebiyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Konferans veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lecturer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lecturer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clothier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wool l en drapery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vaktiyle saraylarda doğan ve atmaca gibi avcı kuşları idareye memur ağa, doğancı, kuşçubaşı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sütteki yağ miktarını tespit eden alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

dört veya altı köşeli ağaç vidası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kır manzarası, peyzaj. landscape architect bahçe mimarı. land scape gardener bahçeyi düzenleyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) karın duvarından geçirilen ve iç organlarının görülmesini sağlayan alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) taşa benzeyen, taş heykeli andıran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) boğaz muayenesine mahsus aynalı alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Hintli gemici; Hintli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) şehvetli; şehvete düşkün; şehvet uyandırıcı. lasciviously (z.) şehvetle. lasciviousness (i.) şehvet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Üzerinde özel kaplama olan CD ve DVD gibi optik ortamların üzerine lazerle şekiller çizebilen teknoloji.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mayileşir, erimeye müsait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. mesane taşını muayeneye mahsus alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. parlaklık, ışıldama luminescent s. ışıldayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pek tatlı, çok lezzetli; fazla tatlı; zevki okşayan lusciously z çok lezzetli olarak. lusciousness i. lezzetlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Madagaskar Adası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metal worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. büyük harf, majüskul; s. büyük harfle yazılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Demiryollarında makasları açıp kapayan işçi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (kıs. MS, çoğ MSS) bir eserin metni, müsvedde; el yazması kitap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maraskin, acı kirazdan yapılan bir çeşit likör. maraschino cherry şurup içinde konserve edilmiş kiraz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. kuruduğu halde duşmeyen, sürekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. masculine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sürme, rastık, rimel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uğur getirdiği farz olunan hayvan ile eşya veya kimse, maskot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. erkeğe ait; erkeğe mahsus; erkeksi, erkek gibi (kadm); gram eril; i. erkek; gram eril cins; gram eril kelime. masculin'ity i. erkeklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sıradan 80 dakikalık MiniDisc’in kapasitesini, maksimum 320 dakikalık dijital müzik alacak hale genişleten yeni bir özelliktir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Eskişehir taşı, lületaşı; lületaşı pipo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir tarafı içbükey ve diğer tarafı dışbükey mercek; fiz. tepesi içbükey veya dışbükey duran sıvı sütunu; anat. menisk, oynak ayçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerika Birleşik Devletlerinde ve Meksika'da yetişen dikensiz kaktüs, bot. Lophophora williamsii; bazı sabır otlarından elde edilen uyuşturucu içki. mescal button dikensiz kaktüsün uyuşturucu etkisi olan kurutulmuş tepesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. meskalin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشجر] ağaçlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشجره] ağaçlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sücûd» dan imef.) (c. mesâcid). 1. Cami. 2. Küçük cami, cuma ve bayram namazı kılınmayan minaresiz cami (bu mânâsı Türkçe’ye mahsustur). Mescid-i Aksâ = Kudüs’deki meşhur cami. Mescid-i Harâm = Mekke-i Mükerreme’deki KAba-i Şerife.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسجد] mesçit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small mosque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «secn» den imef.) (mü. mescûne). Hapishaneye konmuş, zindana kapanmış, mahpus.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mikroskop kullanma tekniği; mikroskopla tetkik. microscopist i. mikroskop kullanan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony tarafından geliştirilen MiniDisc® küçük ve dijital bir kayıt biçimidir. Benzersiz özellikleri arasından içeriğe hızlı erişim, düzenleme işlevleri ve aynı diske birçok kez kaydetme yeteneğidir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. küçük harf, minüskül; küçük harfli el yazısı; s. küçük harfle yazılı; küçük, ufacık, önemsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kendisine miras kalan kimse, Ar. vâris.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heir. heritor. inheritor. devisee. distributee. remainderman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beneficiary. heir. inheritor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heir. inheritor. legatee. recipient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. miscellaneous, miscellany.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış hesap etmek. miscalcula'tion i. yanlış hesaplama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış isim vermek; spor yanlış karar vermek (hakem); Ing., leh. sövüp saymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çocuk düşürme, düşük; işin boşa çıkması, işin ters gitmesi, başarısızlık; yanlış yere sevketme. miscarriage of justice adli hata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başaramamak; boşa çıkmak, ters gitmek; çocuk düşürmek; yanlış yere götürülmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tiyatroda yanlış rol vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ırkların ve bilhassa beyazlarla siyahların melezleşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. muhtelif, çeşitli, karışık, çok yönlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. derleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. talihsizlik, kaza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaramazlık; haylazlık; haylazca hareket veya tavır; haylaz kimse; zarar, ziyan, hasar; zararlı şey; k.dili şeytan. mis chiefmaker i. kavga -çıkaran veya fitnecilik eden kimse. get into mischief yaramazlık etmek. keep out of mischief yaramazlıktan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yaramaz, haylaz; zarar verici. mischievously z. yaramazca; zarar vermek niyetiyle; zarar verecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (chose, chosen) yanlış seçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karıştırılabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış kavramak. misconception i. yanlış kavrama; yanlış kavram. labor under a misconception yanlış kanalda olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kötü davranış; zina; suiistimal; kötü idare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kötü idare etmek. misconduct oneself ahlâkseca davranmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yanlış anlama, yanlış yorumlama, yanlış mana verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış yorumlamak, yanlış anlamak, ters mana vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. yanlış saymak, yanlış hesap etmek; i. yanlış hesap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. kötülükçü kimse, habis kimse; s. zalim, gaddar, vicdansız; eski imansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış yaratmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bilardoda bileyi isteka ile yanllş vurma; k.dili yanlış, şaşkınlık veya dalgınlık eseri olan hata; f. tiyatro konuşmada hata yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. mizansen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Mogadişu, Somali'nin başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Moskova.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

fırtınaa kırlangıcı, zool. Procellaria pelagica.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Maskat, Umman'ın başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. misket üzümü; misket şarabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kas, adale; adale kuvveti. muscle-bound s. fazla idmandan kasları çok gelişmiş. Don't move a muscle. Hiç kımıldanma. deltoid muscle anat. deltoid kas, deltakası. extensor muscle kol veya bacak gibi bir uzvu uzatan kas. femural muscle anat. uyluk k

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ham şeker, şeker kamışından alınan nemli esmer şeker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Rusya. Muscovy duck Orta ve Güney Amerika'ya mahsus yeşilimsi siyah iri bir ördek, zool. Cairina moschata. Muscovite s., i. Rus, Moskof.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. adali, kasa ait; adale ile yapılan; adaleli, kuvvetli. muscularity i. kasların iyi gelişmiş olması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embroiderer. embroideress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embroidering. embroidery. being an embroiderer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gelişmeye başlayan, oluş halinde olan, olgunlaşmamış. nascency i. doğuş, meydana geliş, başlangıç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Dokuma, dokuyuş: Bez nescetmek. 2. Bedendeki et, zar ve deri gibi şeyleri terkip eden liflerin oluş şekli. (bk.) Doku.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نسج] doku.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bilgisizlik, cahillik; fels. bilinemezcilik. nescient s. cahil, bilgisiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ajans haberleri, haber yayını.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) siyahlaşma, kararma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) kolay tanımlanamaz, sınıflama veya tanımlamaya gelmez (kimse veya şey).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özellik NTSC (National Television Standards Committee) sistemindeki (örn. ABD’den gelen) video kasetlerin, uyumlu PAL TV’lerde oynatılabilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

NTSC (National Television Standards Committee) Video Girişine sahip TV’ler, NTSC Video Kameralara, Video Disk oynatıcılara ve sabit video kaydedicilere bağlanabilirler.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) şaşırtmak, şaşkınlaştırmak; dumanlı yapmak, karartmak. obfusca'tion (i.) şaşırtma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) müstehcen, açık saçık, edebe aykırı; ağıza alınmaz; tiksindirici, iğrenç. obscenely (z.) müstehcen olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) açık saçıklık, müstehcenlik; açık saçık laf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) ilerlemeye veya ilme karşı olan, bilgisizlik taraftarı, gerici (kimse). obscurantism (i.) bilgisizlik taraftarlığı. obscurantist (i.) bilgisizlik taraftarı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) karartma; kararma; karanlık; (astr.) ay tutulması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (f.) çapraşık, anlaşılması güç; belirsiz, gösterişsiz, tanınmamış; bulutlu, karanlık; (f.) karartmak, karanlık yapmak; örtmek, gözden saklamak. obscurely (z.) anlaşılmayacak şekilde. obscureness, obscurity (i.) çapraşıklık, belirsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) modası geçmekte olan, seyrek kullanılan, az işlek (kelime, makina). obsolescence (i.) eskime.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. her şeyi bilen, âlim. the Omniscient Allah, Alimimutlak, omniscience i. her şeyi bilme. omnisciently z. her şeyi bilerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yanardönerlik. opalescent s. yanardöner, şanjan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kısa ve önemsiz eser.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gözün içini muayeneye mahsus alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. salınmak, gidip gelmek, saat sarkacı gibi hareket etmek; dalgalanmak, çalkanmak; tereddüt etmek. oscilla'tion i. gidip gelme, salınma, titreşme. oscillator i. radyoda elektrik titreşimleri meydana getiren aygıt, osilator. oscillatory s. sallanan, s

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrik akımındaki titreşimleri kaydeden alet, osilograf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ağzı açık, esneyen; uyuşuk, uykusu gelmiş. oscitancy, oscitance i. esneme; uyuşukluk, tembellik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. ortak özellikleri olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ağıza ait; öpüşe veya öpmeye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., şaka öpmek; değdirmek; geom. hiç olmazsa üç noktanın birbirine dokunmasını sağlayacak şekilde temas etmek; biyol. ortak özellikleri olmak. oscula'tion i. öpme, öpüş. osculatory s. öpmeye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gereken veya olandan fazlasını taahhüt etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat., huk. suç ortağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Musevilerin Fısıh bayramına ait; paskalyaya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. periskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gırtlak muayenesine mahsus alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

mak. başı x şek linde oluklu vida. Phillips screwdriver yıldız tornavida.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ses dalgalarını gözle görülen şekiller halinde kaydeden alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. karanlıkta fosfor gibi ışıldamak. phosphorescence i. ısı vermeden fosfor gibi karanlıkta ışıldama. phosphorescent s. fosfor gibi ışıldayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gökcisimlerinin fotoğrafını çekebilen teleskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fizikçi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. başkasının karasularında balık tutma hakkı; balık avlama yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. balıklara veya balıkçılığa ait; balıkçılıkla geçinen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., astrol. Balık burcu; zool. balıklar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. balık uretimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. balık gibi; balığa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. balık yiyen, balıkla beslenen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. plebisit, bir mesele hakkında bütün halkın oy kullanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maddelerin özelliklerini polarılmış ışıkta incelemeye mahsus alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. not, dipnot, hamiş, haşiye, derkenar; kıs. p.s.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ergenlik çağı öncesi, 9-12 yaşlar arası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. okul öncesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. önceden bilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. önceden bilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ayrı olarak düşünmek; yerini değiştirmek, ortadan kaldırmak. prescind from (bir şeyden) dikkatini çevirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. nizam koymak; emretmek; tıb. salık vermek, vermek (ilâç); huk. zaman aşımına dayanarak hükümsüz kılmak; zaman aşımına tabi olmak; zaman aşımı ile hak kazanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yetkiyle kararlaştırılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kanun, emir, yönerge, hüküm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. emir, talimat; tıb. reçete; huk. zaman aşımına dayanan hak; devam eden âdet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sıkı kurallar koyan; âdet hükmüne geçmiş, yapılagelen; huk. zaman aşımıyle kazanılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. hortumlu memelilere ait; hayvan hortumuna ait; hortumlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. hortum, fil hortumu; böceklerde hortum; (şaka) burun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karmakarışıklık; rasgele cinsi münasebet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karışık, karmakanşık; farksız; herkes ile yapılan; k.dili rasgele; rasgele cinsel ilişkide bulunan. pro - miscuously z. ayrımsız olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -nia) ( tiyatro) perde önü. proscenium arch (tiyatro) perde yerindeki kemer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yasak etmek, memnu kılmak; medeni haklarını elinden almak; mahkum etmek. proscriptive s. yasaklayıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yasak etme veya edilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. erginleşme, buluğa erme; biyol. hayvan veya bitki üstünde bulunan ufak tüyler. pubescent s. ergin, erin, buluğa ermiş: biyol. tüylü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çürümekte olan; çürüklüğe ait. putrescence i. çürüklük, bozukluk; çürüme halinde olan şey. pu- trescible s. çürür, bozulur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. komplo, ani ayaklanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. istirahatte, hareketsiz, sakin; uyuşuk. quiescence i. sükunet, sükun, istirahat. quiescently z. yavaşça, sükunetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. röntgen etkisiyle ışık saçan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyoskopi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) haylaz kimse, çapkın kimse, serseri kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) alçak adam, çapkın adam, yaramaz kimse. rascality (i.) alçaklık, çapkınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) nüksetmek (hastalık). recrudescent (s.) tekrar vaki olan, nükseden. recrudescence (i.) nüksetme, yeniden gelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) reeskont; (f.) reeskont etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.,A.B.D. hatırlamak, hatıralarını tekrarlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hatırlama, hatırda tutma, anımsama; hatırlanan şey, yadigâr; eks. çoğ. hatıralar, hatırat.reminiscent s.hatırlayan; hatırlatan; hatıra kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yeniden meydana gelmeye başlayan; yeniden doğan. renascence i. yeniden doğma veya hâsıl olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. Huzur içinde yatsın. Allah rahmet eylesin. (kıs. R.l.P.).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. lağvetmek, feshetmek, iptal etmek, kaldırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilga, fesih, kaldırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. emir, tebliğ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kurtarmak, imdadına yetişip kurtarmak; i. kurtuluş; kurtarış, imdadına yetişme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f .ölüyü diriltme ölü gibi olanı ayıltmak; batmış ve unutulmuş şeyi tekrar meydana çıkarmak. resuscita'tion i. canlandırma, canlandırılma, di- riltme. resuscitative s. diriltici, canlandırıcı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. burnun içini muayeneye mahsus ayna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.. mikroskop. microscop'ic(al) s. ancak mikroskopla görüle bilen, mikroskobik; çok ufak. microscop'ically z. mikroskobik şekilde; çok ufak miktarda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

psik. Rorşah testi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retoucher. person who does retouching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırmızılık, kızartı. rubescents kızartıcı; kızarmaya yüz tutmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kırmızımtırak, kırmızımsı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Ruslar’ın konuştuğu en yaygın Slav dili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

russian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

russian. in russian. russian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Russian language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Russian. in Russian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyük Fransız ihtilalinde cumhuriyetçi; aşırı ihtilalci. sansculottism i. aşırı ihtilalcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Sanskrit; s. bu dile ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Savaşan, Ar. muhârib. 2. iyi savaşan, çok savaşan, cengâver.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fighting. combatant. warlike. belligerent. bellicose. martial. trigger-happy. fighter. warrior. combatant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combatant. fighter. martial. militant. warlike. warrior. bellicose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-bed, -bing) yara kabuğu; koyun uyuzu; bitki yapraklarına musallat olan bir hastalık; k.dili greve katılmayan veya grevcilerin yerine çalışan işçi; (argo) habis herif; f. kabuk bağlamak (yara), kabuklanmak; k.dili grevcilerin yerine çalışmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kılıç kını.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yara gibi kabuk kabuk olan; uyuzlu (koyun). scabbiness i. kabukluluk; uyuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. uyuz illeti. scabious s. uyuzlu, kaşıntılı; bot. uyuz otu tipinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uyuz otu, bot. Scabiosa arvensis. field scabious misk çiçeği, bot. Knautia arvensis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kabuk bağlamış, pul pul; pürtüklü, sert; düğümlü, çapraşık, idare edilmesi güç; açık saçık. scabrously z. pürtüklü olarak; çapraşık olarak. scabrousness i. pürtüklülük; çapraşıklık; açık saçıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. istavrit balığı, zool. Trachurus trachurus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., k.dili büyük miktar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yapı iskelesi; darağacı platformu: f. yapı iskelesi kurmak. scaffolding i. yapı iskelesine mahsus kereste; yapı iskelesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alçıdan yapılmış mermer taklidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çekme payı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., mat. rakamlarla ifade edilebilen, yönsüz (nicelik).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili haylaz kimse, ciğeri beş para etmez adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. haşlamak, kaynar su veya buhardan geçirmek; bir sıvıyı kaynama derecesinin hemen altına getirmek; üzerine kaynar su dökerek temizlemek; i. haşlama, haşlayıp yakma; kaynar sudan ileri gelen yanık veya yara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. skald.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. derece; mikyas; cetvel; müz. ıskala, gam; derece taksimat; f. tırmanmak; hesaplamak, tartmak; ayarlamak. down ile küçültmek. decimal scale ondalık hesap cetveli. diatonic scale müz. diatonik ıskala. major scale müz. major gamı. minor scale müz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. balık pulu; balık puluna benzer kabuk; herhangi bir şeyin pul gibi kabaran parçası; bot. pul; kazanda tutan kefeki taşı; f. pullarını kazıyıp çıkarmak; pul pul olmak; pul pul kabuk bağlamak; su yüzünde sektirmek (taş); ince tabakalar halinde soyulm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f terazi gözü, kefe; çoğ. terazi; ing., b.h., (şiir) Terazi burcu; f. tartmak, teraziye vurmak. a pair of scales bir terazi. Both your lives are in the scales Her ikinizin hayatı da tartışılıyor. The boxer scaled in at 87 kilos Boksor 87 kilo geld

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok ince tahta parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., geom. kenarları birbirine eşit olmayan (üçgen). scalene muscle, scalenus i., anat. skalen kası, kaburgaları kaldıran kas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deri üzerinde hası1 olan kepek. dry scall uyuz. moist scall egzama .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. scalawag.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeşil soğan; pırasa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tarak, zool. Pecten; tarak kabuğu şeklindeki tabak veya tava; tarak kabuğu şeklinde işlenmiş oya; f. tarak kabuğu şeklinde kesmek veya yapmak; tencerede yemeğin üstüne ekmek kırıntıları serpip sos katarak fırında pişirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kafatasını kaplayan deri; zafer alameti; k.dili alelacele yapılan alım satımlarda elde edilen kar; f. başın derisini yüzmek; k.dili karaborsa sinema ve tiyatro bileti satmak; k.dili kar amacı ile malı çabuk elden çıkarmak; k.dili tamamen yenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. ufak ve düz bıçak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pul pul, pullarla kaplı; kabuğa benzer; kabukları pul pul soyulan; (argo) adi, alçak; hırpani. scaliness i. pul pul oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Eskimenderes nehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mahmude otu, bin göz otu, bot. Convolvulus. scammonia; bu otun müshil olarak kullanılan zamkı, mahmude koku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haylaz kimse, yaramaz kimse, çapkın kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. acele veya dikkatsizce yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. acele gitmek, koşmak, seğirtmek, kaçmak; i. acele kaçış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ned, -ning) inceden inceye tetkik etmek; alelacele gözden geçirmek; vezne göre okumak, vezin tahlili yapmak; televizyonda bir resmin bütün noktalarından sıra ile geçmek; şiirin kurallarına uymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. skandal, rezalet, ayıp, kepazelik; kovculuk; iftira, dedikodu; rezil kimse; kepaze şey; yüzkarası. scandalize f. rezalet çıkararak bir kimseyi mahcup edip şaşırtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rezalet kabilinden, rezilane, kepazece, iftira kabilinden, lekeleyici. scandalously z. rezilcesine. scandalousness i. rezalet, kepazelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tırmanıp yükselen (sarmaşık).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İskandinavya. Scandinavian s., i. İskandinavyalı; İskandinavya'ya ait; i. İskandinav dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. skandiyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vezin tahlili, vezin bulma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. az, kıt, dar; kifayetsiz, yetersiz; sınırlı, tahdit edilmiş; f. tahdit etmek, sınırlamak, kısmak. scant'ly z. yetersizce . scant'ness i. yetersizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bayan külotu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eşantiyon; kereste kalınlığı ince uzun kereste parçası; numune, az bir miktar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok az, kıt; dar, eksik; sınırlanmış. scantily z. kıt olarak, eksik olarak. scantiness i. anca yeterlik; kıtlık, eksiklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(eski), bak. escape.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. yapraksız çiçek sapı; zool. tüy sapı; zool. duyarga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başkalarının cezasını ve sorumluluğunu yüklenen kimse; (eski) Musevilerin günahlarını çöle götürmek üzere başıboş bırakılan keçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haylaz ve yaramaz kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (coğ. -lae) anat. kurek kemiği, skapula. scapular s. kürek kemiğine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kil. bazı tarikat keşişlerinin giydiği kolsuz gömlek; bazı tarikat mensuplarının giydiği uzun hamail; çoğ. kuşların omuzunda biten tüy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çıplak kaya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-red, -ring) yara izi; geçmişin bıraktığı kötü etki; bot. dökülmüş yaprağın dal üzerindeki izi; f. yara izi bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Mısırlıların kutsal saydıkları bokböceği, zool. Scarabaeus sacer; bokböceği şeklinde ve uğurlu sayılan küçük taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. -es, -baei) bak. scarab.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski italyan komedisinde soytarı; korkak soytarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. nadir, seyrek, az; eksik, kıt; güçbelâ, zoraki, yok gibi; z. hemen hemen hiç. make oneself scarce k.dili ortadan kaybolmak. scarce'ly z. ancak, güç belâ, zorla, güçlükle. scarce'ness, scarcity i. kıtlık, nadir oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. korkutmak, ürkütmek; i. ani korku, panik, sebepsiz korku. scare away veya off korkutup kaçırmak. scare up k.dili arayıp meydana çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bostan korkuluğu; hırpani kılıklı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili büyük harf manşet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. korkulu söylentiler yayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. iki kerestenin ucunu birbirine geçirerek eklemek; i. geçme ek yeri, oyuk yer, yuva.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -s, scarves) f. eşarp, enli ve uzun omuz atkısı; enli boyunbağı; f. eşarp örtmek; boyunbağı takmak, omuz atkısı koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üstderi, epiderm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. deriyi kazıyıp kanatmak; (toprağı) taramak; incitmek, gücendirmek. scarifica'tion i. tarama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kızıl .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. al renk, kırmızı renk; al renkli kumaş veya elbise; s. al renkli; iffetsiz. scarlet fever kızıl (hastalık). scarlet letter eskiden zina yapan bir kadının göğsünde taşımaya mecbur olduğu kızıl renkte A harti. scarlet tanager Amerika'ya mahsus v

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. uçurum; f. dikine kesmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ses ve video sinyallerinin kullanışlı bir kabloda taşınması için ses/video konektörü.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Euroconnector ya da Peritei olarak da bilinir. Uydu alıcıları, televizyon setlerini ve diğer görsel ekipmanları bağlamak için Avrupa’da çok kullanılan 21 pin’li bir konnektördür.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. korku veren; korkak, çekingen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (ted ting) k.dili çekilmek, gitmek. Scat! (özellikle kedilere) Pist !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) caz müziğinde anlamsız hecelerle şarkı söyleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. incitmek, zarar vermek bozmak; yakarak tahrip etmek; kavurmak, yüzünü yakmak; i. zarar, ziyan, hasar; felaket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sert, kırıcı, inciten; yakıcı. scathingly z. acı acı, sertlikle, esirgemeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gübre tetkik ilmi; müstehcen yazılar. scatological s. müstehcen, açık saçık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dağıtmak, saçmak; yaymak, serpmek; dağılmak; dağılıp gözden kaybolmak; yayılmak. scatterbrain i. dağınık fikirli kimse. scatter rug ufak halı, seccade.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. az miktar; serpinti; dağılış, saçılma; s. serpilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz ördeği. greater scaup karabaş patka, zool. Aythya marila.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çöpçülük etmek; temizlemek; mak. silindirden eksoz boşaltmak; çöplükten işe yarar şey aramak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. leş yiyen hayvan; kimse; İng. çöpçu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir tiyatro eserinin konusunun ana hatları, senaryo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. senaryo yazarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., den. yükselmek; i. yükseliş (geminin pruvası veya kıçı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manzara; sahne; sahne dekoru, mizansen; bir olayın geçtiği yer ve şartlar; perde; hikâyede olayların geçtiği yer. scene painter sahne dekoru ressamı. scene' shifter i. sahne dekorunu değiştiren kimse. behind the scenes perde arkasında; gizlice. Do

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manzara; sahne dekorları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. manzara kabilinden; sahneye ait; pitoresk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. perspektif kullanma sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kokusunu almak, sezmek; güzel koku saçmak; koku ile doldurmak; koklayarak izini aramak; i. koku, rayiha; güzel koku, esans; iz kokusu; koklama duyusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. asa, kral asası; kral hâkimiyeti, saltanat; f. hakimiyet vermek. sceptered s. hükümet asası elinde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. skeptic.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Al. başkasının üzüntüsüne sevinme, Oh! deme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. liste; tarife; program; f. program yapmak; tarifeye geçirmek; programa koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şehrazat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -mata) plan, tasarı, şema. schemat'ic s. şematik, şema halinde. schematically z. şematik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sistemli bir şekilde düzenlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tasavvur olunan düzen, plan proje; sınıflandırma cetveli; tertip entrika, dolap; f. tertip etmek, tasavvur edip kurmak; plan yapmak; dolap çevirmek, entrika çevirmek. schemer i. plan yapan kimse; dolap çeviren kimse, düzenbaz veya hilekar kimse

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. müz. oynak; z. oynak bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -zos, -zi) it., müz. sonat veya senfonide hafif ve canlı kısım, skerzo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Avusturya para birimi, şilin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hizip, bölüntü; hizipleşme; bölünme, aynlma (bilhassa dinde).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ayrılık yaratan, dinde mezhep ayrılığı husule getiren; i. hizipçi. schismatically z. bölünme yaratarak, hizip kabilinden. schismaticalness i. hizipçilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., jeol. şist, tabaka halinde kaya. schist'ose ous s. tabaka halinde ayrıla bilen (kaya) .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) yarma, ikiye ayırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. olgunlaşınca tek tohumlu karpellere ayrılan bileşik kuru meyva, skizokarp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. ortasından bölünme suretiyle üreme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., tıb. şizofreni hastallğına ait veya ona benzer: sizofreniye eğilimli; i. Sizofren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., bot. bölünen mantarlar, bakteriler, mikrop lar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. bak. terili hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sizofreni ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., psik. şizofreni. schizophrene i. sizofren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. bölünenler, bölüngenler. schizophytic s. bölünenlere ait, bölünenlerden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., psik. insanı normalin dışma çıkarmayan hafif bir şizofreni sekli. schizothymic s. bu durumla ilgili

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) enayi kimse, kolay kandırılabilen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) ahmak kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (argo) çekmek; slang. aşlrmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., jeol. volkanik kayalarda görülen asıl kayadan ayrı bir madenden oluşmuş lekeler veya ufak parçalar. schlieric s. böyle parçalara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., A.B.D., (argo) değersiz, adi zevksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) aşırı duygusallık. schmaltz'y s. aşırı duygusal; dokunaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) saf kimse; sevilmeyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) saf kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Avustralya'ya ve Yeni Zelanda'ya mahsus bir çeşit balık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hollanda ve Almanya'ya mahsus alkollü sert içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Almanya'ya mahsus bir çeşit teriyer köpeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) dilenci; dilenci tipinde olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) burun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alim, bilgin; edebi ilimlerde araştırma yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ilmi, âlime yakışır, alimce. scholarliness i. bilimsel nitelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. âlimlik, ilim, irfan; burs .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. okul veya öğrenciye ait; ortaçağda yüksek felsefe veya din mekteplerine ait; iskolastik; âlimane; kuru, cansız; i. ortaçağda alim adam; felsefe veya din konularında ilmi metotlarla çalışan kimse. scholastically z. iskolastik olarak, iskolastik u

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden haşiye veya şerh yazan kimse. scholias'tic s. haşiye veya şerh kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ., -lia) haşiye, şerh, çıkma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. okul, mektep: öğrenim devresi; güz. san. bir ustadın öncüsü olduğu tarz veya üslup, ekol; herhangi bir şeyin öğrenildiği yer; okul binası; f. okula göndermek; ders vermek, öğretmek, okutmak; terbiye etmek, alıştırmak. school age okul çağı. schoo

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. balık sürüsü; f. sürü halinde yüzmek (balık).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ders kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. erkek oğrenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. okul arkadaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kız öğrenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. okul binası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eğitim ve terbiye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ortaçağda bilgin; iskolastik görüşlü veya eğilimli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıkı disiplinli kadın öğretmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. erkek oğretmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. okul arkadaşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadın öğretmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sınıf, dershane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öğretmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. okul zamanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. okul ödevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. okulda oyun sahası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iki veya üç direkli ve yelkenleri yandan olan gemi, uskuna; büyük bira bardağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. polkaya benzer bir dans; bu dansın müziği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. shtick.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kayak ile hızla aşağıya kaymak; i. hızla kaymaya elverişli düz ve dik yokuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., dilb. vurgusuz hecelerde görülen zayıf ve nötr bir ses.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. gölgebalığıgiller familyasına ait; i. bu familyadan herhangi bir balık; sarıağız, zool. Sciaena aquila.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir gölge veya hayal mahsulü bir düşmanla savaş; boş mücadele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kalçaya ait, kalçada olan; siyatik sinirine ait. sciatic nerve siyatik siniri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. siyatik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fen, ilim, bilim, bilgi; ilmin herhangi bir dalı; hüner, maharet, marifet. science fiction bilimkurgu, düşbilimsel roman ve hikâyeler, bilimötesi romanlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. science-fiction

bilim kurgu

Çağdaş bilim verileriyle düş gücünden oluşan (film, roman vb.).


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bilgi sahibi, bilgili, muktedir; ilme ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ilme ait; bilimsel, fenni; fen kurallarına uygun; fen bilgisi olan; kesin, doğru. scientific method bilim yöntemi . scientifically z. fence, ilmi surette, ilmi olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fen adamı, fen uzmanı; b.h. Christian Science kilisesinin inancını benimseyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. (kıs. scil., sc., ss.) yani, demek ki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. enli kılıç, pala.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. kertenkele familyasından skinkgillere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çakım, kıvılcım; zerre. There's not a scintilla of truth in it. Gerçek payı yok. Tamamen yalandır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kıvılcımlar saçmak, parı1damak, ışıldamak, yıldız gibi pırıldamak; canlı bir şekilde konuşmak. scintilla'tion i. kıvılcımlar saçma, parıldama, ışıldama. scintillation counter radyoaktif cisim parıltılarını tespit eden alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sathi bilgi; şarlatanlık, bilgiçlik taslama. sciolist i. bilgisi çok sathi olan kimse. sciomachy bak. sciamachy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oğul, çocuk evlât; çoğ. ahfat; aşılanacak veya daldırılacak filiz, ağaç piçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat., huk. bir hükmün veya ruhsatnamenin iptal talebi üzerine mahkemenin ilgili şahsın bilgisine başvurmak için gönderdiği celpname.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kanser cinsinden katı bir ur. scirrhosity i., tıb. bir çeşit sert ur. scirrhous, scirrhoid s., tıb. sert ur gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kesilebilir, kolay bölünebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kesme, kesilme, bölme, bölünme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. makasla kesmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tek makas; güreşte ayakla köstek. scissors kick makaslama (yüzüş). a pair of scissors makas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerika'ya mahsus ve kuyruğu makas şeklinde olan bir cins sinekyutan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yarık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kemirgenler familyasına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., sincaba benzer; bot. sincap kuyruğuna benzer, püsküllü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. hafif vuruş veya vuruş sesi; terlik; f, (golf) sopa vurmadan önce yere vurmak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat göz akı, sklera.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. sertdoku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sert dokulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. eklembacaklılarda kitin veya kireçten oluşmuş sert kabuk parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kitin veya kireçten meydana gelmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. göz akı iltihabı, sklerit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) katı, sert.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. yaşlı kimselerde görülen deri sertleşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,biyol. katı, sert, sertdokulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sertleşmiş doku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taş veya madenlerin katılık derecesini öIçen alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. anormal derecede katılaşmış, sertleşmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. ses) tıb. doku sertleşmesi, skleroz; bot. doku veya hücre cidarı sertleşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., anat. göz akına ait; tıb. doku sertleşmesi olan, dokusu katılaşmış; i göz akı, sklera.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. scleritis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -tia) bot. gerçek mantarlarda yedek gıda ile dolu katılaşmış emeç. sclerotial s. bu emeçle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. göz akını yarma ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. katı, sert, katılaşmış, sertleşmiş; kemikli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. tahkir etmek, alay etmek, eğlenmek; i. hakaret, istihza, alay; küçümseme; alay konusu şey veya kimse. scoff at alay etmek. (informal) dudak bükmek (çoğ, -mata) tıb.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kanunlara kulak asmayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. azarlamak, tekdir etmek, paylamak,(slang) haşlamak; i. herkesi azarlayan şirret kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mad. kalsiyum ve alüminyumlu bir hidrosilikat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. scoleces, scolices) zool. bağlrsak şeridinin başı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. belkemiğinin normal dışı yan kıvrımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. kırkayak familyasmdan bir hayvan. scolopendrine s. kırkayağa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. uskumrugillerden bir balık; s. uskumrugillere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. duvarda şamdan desteği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit küçük ekmek; (İskoç.) yulaf ezmesinden yapılan gözleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçük toprak siper; sığınak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. üniversite öğrencilerine verilen ceza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili baş, kafa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. büyük kepçe; tıb. kaşık şeklinde cerrah aleti; çukur; kepçe ile alma; k.dili vurgun; gazet. atlatma; f. kepçe ile çıkarmak; k.dili toplayıp yığmak; içini boşaltmak; içini oymak; gazet atlatmak; kapmakc scoop net nehir dibini taramaya mahsus ağc

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., k.dili birden kaçmak veya koşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. trotinet; küçük motosiklet; dibi düz ve tabanına iki demir ray takılı kuvvetli buz kayığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tar. âşık, ozan, şair.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(sonek) gözlem aygıtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saha, faaliyet alanı; fırsat, vesile; genişlik, vüsat; k.dili teleskop, mikroskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ecza skopolamin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. süpürge şeklindeki

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(sonek) gözlem, müşahede, bakış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. iskorbüt hastalığı ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kavurmak, ateşe tutmak, hafifçe yakıp sızlatmak; acı tenkitlerle incitmek; yanmak, kavrulmak; k.dili otomobil veya bisikletle hızlı gitmek; i. hafif yanık; yanık izi. scorched earth policy düşmanın yararlanmasını önlemek için bütün mahsulu ve z

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. oyunda her iki tarafın kay dettiği sayı veya puan; sayı yapma; sebep; çizgi, işaret; çetele kertiği; çetele kertiği ile tutulan hesap; hınç; müz. bütün çalgıların ve bütün seslerin notalarını ayrı ayrı gösteren müzik parçası, partitur; yirmi sa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. scoreboard

sayı göstergesi

Sayıları veya sayı durumunu gösteren levha.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ae) maden cürufu, dşık. scoriaceous s. maden cürufu cinsinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (madeni) eritip cürufunu çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tepeden bakma, istihfaf, küçük görme, tahkir; hakir şey; f. küçümsemek, tahkir etmek, istihfaf etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hakaret dolu, tahkir eden, ağır scornfully z. istihfafla, tepeden bakarak. scornfulness i. küçümseme, istihfaf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. iskorpit balığı familyasından.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Akrep takımyıldızı; Akrep burcu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. akrep gibi; akrep takımına ait; akrep kuyruğunun ucu gibi kıvrık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akrep, zool. Scorpio; (eski) ucuna demir parçaları takılı kamçı. scorpion fish iskorpit, zool. Scorpaena.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski ingiltere kanununda vergi veya para cezası scot and lot eski belediye vergisi. pay scot and lot tamamen ödemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iskoçyalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. İskoçya'ya veya İskoç diline ait; i. İskoçya halkı: İskoçya halk lehçesi; İskoç viskisi; (İskoçyalı ve İskoç lehçesi için Scots veya Scottish tercih edilir). Scotch terrier İskoç teriyer köpeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. hafifçe yaralamak, tırmıklamak; son vermek; i. hafif yara veya tırmık izi, çentik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tekerlek altına konulan takoz; f. takozla durdurmak. Scotch tape selofan, zamklı selüloit şeridi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kara ördek, zool. Melanitta nigra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sağ salim, incinmeden; vergiden muaf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. bir çeşit tiriz, boyunsak, ters deveboynu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İskoçya Scotland Yard Londra Emniyet Müdürlüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (coğ. -mata) tıb. kör nokta, ağtabakada hiç bir şey görmeyen nokta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. İskoç dili; s. İskoçyaya veya İskoç diline ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -men) İskoçyalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İskoçya'ya mahsus deyim, terim veya telaffuz özelliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. İskoçyalı; i. İskoçya dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. alçak, adi ve habis kimse, hain kimse, vulg. dürzü; s. alçak, adi. seoundrelly s. alçak, adi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. koşmak, seğirtmek; acele geçmek; arayarak dolaşmak, taramak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. ovalayarak temizlemek; kum veya fırça ile parlatmak; bol su ile temizlemek; süpürüp götürmek; müshil vermek; i. ovarak temizleme; akan suyun aşındırarak düzlettiği yer; çoğ. hayvanlarda ishal ve dizanteri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kamçılamak; şiddetle cezalandırmak; i. kırbaç, kamçı; ceza vasıtası; afet, musibet, felaket çoğ. ovalayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

çıkarılan kir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. izci, gözcü, keşif kolu; casus (asker, gemi veya uçak); keşif, gözcülük; kriket açık saha oyuncusu; izci çocuk; f. keşif yapmak, keşfe çıkmak; dolaşıp keşfetmek. scout around arayıp taramak. scout plane keşif uçağı. boy scout erkek izci, girl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. küçümseyerek reddetmek, alay etmek. scout at küçümsemek, hakir görmek, alaya almak, istihza etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. izcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. izcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. izcibaşı, oymak beyi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. duba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kaşlarını çatıp bakmak; i. tehdit ederek bakma, tehditkâr bakış scowl'ingly z. kaş çatarak; tehdit ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. tırmalamak, tırmalanmak; düzensiz bir şeyler yazmak, karalamak; up( ile) acele ile toplamak; i. tırmıklama, tırmalama; acele toplama; karalama; üzerinde harfler basılı küçük ve yassı tahta karelerle oynanan kelime bulmacası; seyrek çalılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ged, -ging) çok zayıf ve kuru kemikli kimse; koyun etinin yavan gerdan tarafı; (argo) insan boynu; f., k.dili boğazını sıkmak; boğarak öldürmek; asarak öldürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düzensiz, intizamsız; çarpık çurpuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uçları dik (kaya); kuru, kemikli, çok zayıf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-med, -ming) A.B.D., (argo) sıvışmak, tüymek. Scram ! Defol !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. tırmalamak; kapışmak; (çırpılmış yumurtayı) yağda pişirmek; karıştırmak; itişip kakışmak; ask.düşman uçaklannın yolunu kesmek için acele havalanmak; radyo. konuşmayı gizli tutmak için sinyali değiştirmek; i. kapış, kapma; tırmanarak gitme; çar

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (eski) ince, zayIlf; ahenksiz, cızırtılı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ped, - ping) s. ufak parça; artık, kırıntı; müsveddelik kâğıt; parça; çoğ. yağ eritilince geriye kalan kıkırdak; çoğ. hayvanlara verilen artık et; maden kırpıntısı; fı parçalamak, kırıntı haline getirmek, ufalamak; değersiz diye bir yana atma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazete kupürleri veya resim yapıştırmaya mahsus defter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kazımak, kazıyarak temizlemek; sıyırtmak; kazıyıp toplamak; sürterek gıcırdatmak; selâm verirken ayağını sürterek geri çekmek; çok tutumlu olmak; i. kazıma veya sürtme sesi; kazıma, sürtme; varta, çıkmazı scrape acquaintance tanışmaya gayret etm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kazıma aleti; greyder.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kazıma; kazıma sesi; gen. çoğ. kazıntılar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. kaynatılmış mısır unu ve et parçaları kızartması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kırıntı veya parçalardan ibaret. scrappily z. parça halinde, parça parça. scrappiness i. parça halinde olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kavgacı. scrappiness i. kavgacılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Plağı pikap üzerine hızla çevirerek değişik ses efektleri üretmek.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., s. tırmalamak; keskin bir şeyle kazıyarak yüzeyini bozmak; kaşımak, tahriş etmek; k.dili acele ile kötü bir şekilde yazmak veya çizmek; karalamak; çizmek, silmek, bozmak; yarış listesinden çıkarmak; eşelemek; kaşınmak; cızırdamak; zahmetle p

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gıcırtılı, cızırtılı; tırmıklı; kaşıntılı, kaşıntı veren; karalanmış; düzensiz, intizamsız scratchily z. kaşıntı vererek; cızırtı ile. scratchiness i. kaşıntı verme; cızırtılı oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kötü bir şekilde veya acele ile yazmak, karalamak; i. karalanmış yazı, acemice ve karışık yazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zayıf ve kuru, kemikleri çıkmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. çok acı ve ince bir çığlık atmak; i. acı ve ince çığlık; keskin gıcırtı. screech owl cüce baykuş, zool. Otus scops. screech'y s. ince ve keskin sesli; glclrtılı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. ince bir ses çıkarmak, gıcırdamak; i. gıcırtı, gıcırtı sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. bağırmak, feryat etmek, acı acı haykırmak, çığlık atmak; i. bağırma, bağırış, feryat, çığlık; (A.B.D.), (argo) matrak kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bağıran kimse, çığlık atan kimse; Güney Amerika'ya mahsus çığlık gibi ses çıkaran bir kuş; (A.B.D.), (argo) manşet; (A.B.D.), (argo) çok gülünç veya heyecanlı bir durum; İng., (argo) ünlem işareti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. haykıran, bağıran, çığlık atan; göze çarpan, frapan (renk); kahkahalarla güldüren. screamingly z. çok gülünç bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dağ eteğindeki taş yığını.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bıktırıcı tenkit; uzun söz veya yazı; sıva mastar altlığı; f. ylrtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. perde, kafes; paravana, ocak siperi; bölme, tahta perde; ask. düşmana karşı siper vazifesi gören bölük; sinema perdesi; sinema; kalbur, elek; f. önüne perde çekmek, muhafaza etmek, korumak; gizlemek, saklamak; elemek, kalburdan geçirmek; (imtiha

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., sin. senaryo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. vida; uskur, gemi pervanesi; vidanın dönmesi; dönüş, çevriliş; basınç, tazyik; İng., (argo) maaş; İng. işe yaramayan at; başkasından para sızdıran adam; (argo) hapishane gardiyanı; İng., (argo) küçük tütün paketi; f. vidayı çevirmek; burmak, vi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., (A.B.D.), (argo) serseri kimse, acayip kimse; havada kavis yapan top; s. saçma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tornavida; portakal suyu ve votka kokteyli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vida ile sıkıştırılmış; yivli; eğri büğrü; İng., (argo) sarhoş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (argo) kafadan çatlak, deli; tuhaf, acayip; karışık; şüphe uyandıran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. acele ile ve dikkatsizce yazmak; karalamak; i. acele ile yazılmış yazı; anlamsız yazı ve çizgiler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çalakalem yazı yazan kimse; ikinci sınıf yazar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yazıcı, yazman, katip; eski Musevilerde fakih; f. yazmak; kitabe yazmak; hat çizen aletle çizmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işaret koymak için şiş veya tığ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. açık renk ve ince dokunmuş bir cins perdelik kumaş; (tiyatro) özel etkiler yaratmada kullanılan saydam kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çarpışma; futbol topunu ilerletmek için hücum, saldırış; f., spor hücum etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. fazla veya dar kesmek; aşırı tutumlu olmak cimrilik etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok kıt, eksik; cimri. serimpily z. çok kıt olarak; cimrice. serimpiness i. kıtlık, eksiklik; cimrilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. fildişi oyma işi; f. bu işi hünerle yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. para kesesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. isim listesi; not, pusula; muvak kat senet; (A.B.D.) eskiden kullanılan ufak kâgıt para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. el yazısı; matb. el yazısı gibi basma harf; konuşmacının elindeki notlar; huk. senet, hüccet; alfabe, yazı düzeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -s, -ria) manastırlarda hattatlara mahsus oda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Kitabı Mukaddese ait veya onda bulunan; Kitabı Mukaddese göre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kitabı Mukaddes; k.h. kutsal yazı; eskiyazı, yazılmış şey, kıs. Script.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,(eski) mukavelenameleri yazan kimse, arzuhalci; noter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot., zool. çukurları olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yavru morina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. sıraca illeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. sıracalı; sıraca illetine ait; kötü ahlâklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tomar; parşömen tomarı; liste, tarife; taslak; tomar şeklinde süs; kemamn kıvrık ucu; f. tomara kaydetmek; tomar şeklinde sarmak; tomar şeklinde süslerle tezyin etmek; tomar gibi sarılmak. scroll saw şerit testere; makinalı oyma testeresi. scr

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. gıcırdamak; i. gıcırtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. sıracaotu familyasına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ta) anat. torba derisi, skrotum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., k.dili veya leh. sıkıştırmak; kalabalık etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (argo) çalmak, (slang) aşırmak, yürütmek; (slang) otlamak, otlakçılık etmek. scroung'er i., (slang) otlakçı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. ovalamak, fırçalamak, yıkamak;( A.B.D.), (argo) iptal etmek; i. ovalama, fırçalama, temizleme. scrub brush tahta fırçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çalılık, fundalık, maki; bodur ağaçlı orman; kısa kıllı fırça; bodur insan veya hayvan ve bitki; (spor) birinci takıma alınmayan oyuncu. scrub oak yermeşesi, kurtluca, bot. Teucritum. scrub team ikinci takım; ikinci derecede oyuncuların oynatıl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fırçalayıcı; gaz temizleyici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fırça gibi sert; bodur, çelimsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ense.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

İng., bak. scrimmage

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili çok güzel, harikulade, şahane, enfes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. çatırtı ile ezmek, çatırdatmak; i. ezme, eziş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. vicdanı elvermeme; tereddüt; 1,296 gramlık eczacı tartısı; az miktar; f. vicdanı elvermemek; tereddüt etmek. have scruples about a thing vicdani sebeple çekinmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vicdanının sesini dinleyen; dakik, titiz. scrupulosity, scrupulousness i. vicdanlılık; dakiklik, titizlik. scrupulously z. vicdanla; titizlikle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dikkatle bakmak, iyice incelemek, ince eleyip sık dokumak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dikkatle bakma, inceleme, araştırma, tahkik, tetkik; seçim kontrolü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. suciğeri, skuba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. hızla kaçmak veya hareket etmek; den. rüzgârın önüne düşüp seyretmek; i. hızla uçma veya gitme; den. rüzgâr önünde hızla seyretme; çok hızlı ilerleyen alçak bulutlar veya deniz köpüğü; İng., (argo) hızlı koşucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. ayağı sürüyerek yürümek; sürüyerek aşındırmak; i. ayağı sürüme; hışırtı; arkası açık ve topuksuz terlik, şıpıdık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. itişmek, çekişmek; i. itişme, çekişme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. küçük sandal; kıçtan kullanılan tek kürek, boyna küreği; kısa kürek; f. boyna etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mutfak yamndaki bulaşık yıkanan ve kap kacak konulan oda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., eski bulaşıkçı; sefil kimse, adi kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerika'da bulunan geniş ağızlı, büyük ve dikenli kafası olan, iskorpit gibi bir balık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. heykelde, imzanın yanında yapan'' anlamnıdaki kelime, kıs. sc., sculp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. heykeltıraş. sculptress i. kadın heykeltıraş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. heykel, heykeller; heykelcilik, heykeltıraşlık; oyma, oyma işi; f. oymak, kalemle hakketmek; su kuvvetiyle şeklini değiştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. heykel gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kaynamakta veya mayalanmakta olan su yüzünde biriken tabaka, köpük; maden cürufu; pislik; f. köpüğünü almak; köpük bağlamak. scum of the earth baş belâsı, ayaktakımı. scum'my s. köpüklü; kir bağlamış; alçak, iğrenç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., güz. san. üzerine donuk bir boya tabakası vurarak çizgileri yumuşatmak; i. donuk renkte bir tabaka sürme; donuk renk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den., f. frengi deliği, geminin güvertesinden suyun denize akmasına mahsus delik; f., İng., (argo) katliam yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. baş kepeği, konak; artık pis şey; kabuk. scurfiness i. kabuk bağlamış olma, kepeklilik. scurf'y s. kepekli, kabuklu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kaba, küfürlü; ağzı bozuk, küfürbaz. scurril'ity, scurrilousness i. ağız bozukluğu, küfürbazlık. scurrilously z. küfürle; açık saçık bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. telâş etmek, kaçarcasma koşmak; i. acele etme; kısa at yarışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. s şeklindeki eğri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. adi, alçak, iğrenç; i., tıb. iskorbüt illeti. scurviness i. adilik, alçaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tavşan veya karacanın kısacık kuyruğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. derebeylik devrinde şövalyelerden askerlik hizmeti yerine alınan vergi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üsküdar; İşkodra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. kalkansı, peltat; zool. iri pullu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. sopayla vurarak temizlemek (keten); ditmek, atmak, döverek kabartmak (pamuk veya ipek); i. keten ipliğini dövmeye mahsus sopa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. escutcheon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. timsah veya kaplumbağanın sert sırt kabuğu, iri pul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. sert pulları olan, kalkan şeklinde. scutella,tion i. kuş ayağındaki gibi sert pullar veya bunlann düzeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -tella) zool., bot. kalkan şeklinde pul veya uzuv.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kalkan şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. soba yanına konulan madeni kömür kovası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. hızla koşmak, seğirtmek; i. seğirtme, acele gitme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kapaklı ufak delik; den. lomboz, ambar kapağı; deniz musluğu; f. deniz musluğunu açıp gemiyi batırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. su mancanası; (argo) şayia, söylenti, dedikodu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ta) zool. sert sırt kabuğu, kemik gibi sert pul; eski Roma'da uzun kalkan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mit. İtalyan sahilinde ve Charybdis girdabı karşısında tehlikeli bir kaya, bak. Charybdis: altı başlı olduğu farz olunan deniz canavarı. between Scylla and Charybdis iki ateş arasında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. - phi) eski Yunan'da kullanılan iki kulplu su bardağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tırpan; f. tırpanla biçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. İskit; s. İskitya'ya veya İskit diline özgü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

32 GB’a kadar kapasite artırımına izin veren yeni nesil SD hafıza kartı.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz manzarası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sismografın basit şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. utangaç, sıkılgan; kendi halini çok düşünen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yarı uyanık, yarı bilinçli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaşlılık, ihtiyarlık. senescent s. yaşlanan, ihtiyarlayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ortaçağda derebeyi kethüdası veya teşrifatçısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sound mand. sound mixer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شش جهار] altı ve dört.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phonetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. shower screen

duş kabini

Duş veya banyo küvetinin etrafına takılan, suyun dışarıya sıçramasını önleyen, buharın içeride kalmasını sağlayan, alüminyum veya plastikten yapılmış çerçevelerine cam, mika vb. plastik malzeme yerleştirilmiş, ön panelleri bir ray üzerinde hareket edebilen bir tür kabin, banyo kabini.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ipek kumaşla yapılan bir çeşit basma tarzı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir nevi eski İskandinav halk ozanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şüpheci kimse, septik kimse; Hıristiyanlıktan şüphe eden veya inanmayan kimse. skeptical s. şüphe edici, şüpheci, septik. skeptically z. inanmayarak, şüphe ile. skepticism i., fels. septisizm, şüphecilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. gözbebeği üzerindeki gölge ve ışıkları muayene ederek gözün durumunu anlamakta kullanılan cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. göğün bir kısmını gösteren resim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gökdelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

değişebilen değerlendirme oranı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. küçük ölçekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. spektroskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. spektroskopa ait; ışınların tahlili metoduna ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ışınların tahlili bahsi; spektroskop kullanma metodu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot, zool. dikenli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. spintariskop, alfa ışınları göstericisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. en küçük basınç derecelerini gösteren hassas barometre; hav. çok hassas yükseklik ölçeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. kristallerde ışık titreşim düzeylerinin ölçülerini tayin eden alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. stereoskop. stereoscopic s. stereoskopik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. göğus dinleme cihazı, stetoskop. stethoscopicals. stetoskopla ilgili. stethoscopically z. stetoskopik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dikenli balık, zool. Gasterostus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir kimsenin veya bir şeyin hareketlerini incelemek için kullanılan aralıklı ışık veren alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mikroskopla görülemeyecek kadar küçük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. kürek kemiği altındaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir yazının altına yazmak, imzalamak, altına ismini yazmak; imzalayarak onaylamak; teberru etmek; taahhüt etmek; abone olmak. subscribe to abone olmak; imzalayarak onaylamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. satırın altına yazılmış harf veya rakam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imza, imza etme; kabul etme; abone; abone ücreti; iştirak taahhüdü. take up a subscription yardım parası toplamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bitkilerde görülen fazla güneşten ileri gelen hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bitkilerin fazla güneşten kavrulması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üstüne yazmak; zarf üstüne adres yazmak. su'perscript s., i. üste yazılan; i. satırın üstüne yazılan küçük harf veya rakam; mat. satır yukarısına yazılı kuvvet veya türev gösteren işaret. süperscrip'tion i. bir şeyin üstündeki yazı; serlevha, başlı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çabuk müteessir olan, hassas; alıngan; kolay aşık olan, şıpsevdi. susceptibil'ity, susceptibleness i. hassasiyet, alınganlık. susceptibly z. hissedilir derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çabuk müteessir olan, hassas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güzel kokulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

tic. mark. Arnavut biberi çok bir çeşit salça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. solan eriyip zayıflayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Kuru kahveci.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Taş gibi sağlam kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yapı vesaire için ocaktan çıkarıp satan. 2. Mermer vesair taşları yontarak çeşitli şeyler yapan. Taşçı kalemi = Bu işçinin kullandığı çelik kalem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stonemason. knapper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stonemason. quarryman. quarrier. stonecutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ocaktan taş kırıp çıkararak satanın işi. 2. Mermer vesair taşları yontup işleyerek çeşitli şeyler yapanın işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarrying. stonecutting. stonemansory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tedhiş yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terrorist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terrorism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f .dürbün, teleskop: f. teleskop ayar kısımları gibi birbirine geçirmek; iç içe geçmek: kısaltmak: birbirinin içine girmek. reflecting telescope aynalı dürbün. refracting telescope iki ucunda merceği olan teleskop. telescopy i. dürbün kullanma us

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Telhîsî. (bk.) Telhisi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yalnız teleskopla görülebilen: teleskopa ait: uzağı gören: iç içe girmek suretiyle uzayıp kısalan. telescopic boiler iç içe kayar kısımları olan makina kazanı. telescopicchimney iç içe kayar kısımları olan vapur bacası. telescopic stars yalnız teles

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tennis player.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تشجيع] yüreklendirme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yüreklendirme.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yüreklendirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «seci» den) (c. tesciât). Secîlendlrme. (bk.) Secî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şecâat» ten). Cesaret verme, gayrete getirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

registration. registry. patent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

registration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

official registration. entering sth in an official register. entering. registry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تسجيل] kayıt defterine geçirme, sicile kaydetme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Registration)

Borsa’da gerçekleştirilen işlemlerin fiyatlarının doğruda, Borsa dışında gerçekleştirilen işlemlerin fiyatlarının ise bu işlemlerin Borsa’ya bildirimi sonrasında Borsa kaydına alınması işlemidir.


Finansal Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sicile kaydedilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to record. to register. to enter sth in an official register. book down. to put up for a patent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sicile kaydetmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «seci» den). 1. Bir dâvânın mahkeme defterine kaydı. 2. Resmiyet verilmek istenilen bir şeyin gerekli deftere kaydı: imtiyazını tescil ettirdi.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Certificate of Registration)

Kayıtlı sermaye sistemine tabi anonim ortaklıklarda, sermaye artırımı işlemleri tamamlandıktan sonra sermaye artırımının tescili için, Sermaye Piyasası Kurulu’nca verilen ve ödenmiş hisse senedi tutarını gösteren belgedir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proprietary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proprietary. registered. officially registered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

officially registered. entered in an official register.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not officially registered. not entered in an official register.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sicn»den). Zindana koyma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ağaçlandırmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yüreklendirilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ısı değişikliklerini gösteren alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. altmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. parmakla döndürülen vida; kelebek başlı cıvata; baş parmağı sıkan eski bir işkence aleti; f. bu aletle işkence yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Traşçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who likes to pull people's legs. very boring and excessively talkative person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Ru. yoldaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kafkasların güneyinde Azerbeycan, Gürcistan ve Ermenistan'ı içine alan bölge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alıcı verici radyo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üstüne çıkmak, faik olmak; geçmek, aşmak; üstün gelmek. transcendence, -cy i. üstünlük, üstün gelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üstün, faik; âlâ; insan aklından üstün. transcendently z. üstün olarak. transcendentness i. üstünlük, faiklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üstün, faik; fels. deneyüstü, tecrübeden üstün olan; fizikötesi, doğaüstü. transcendental number esas cebir işlemleriyle temin edilemeyen sayı (örneğin Pi sayısı). transcendentalism i. beşer tecrübesi fevkindeki insan bilgisi esaslarını tespit eden

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kıtayı kateden; kıtanın öte tarafındaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kopya etmek, suret çıkarmak; müz. uyarlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ikinci nüsha, suret, kopya; bir öğrenim süresinde okunan derslerden alınan notlann resmi sureti. transcrip'tion i. kopyasını çıkarma; transkripsiyon; müz. uyarlayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çaprazvari uzanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Toskana. Tuscan s., i. Toskana'ya ait; i. Toskana lehçesi; Toskanalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., den. çifte uskurlu; iki ağızlı vida.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. daktilo ile yazılmış yazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok ufak cisimleri yandan verilen ışık vasıtasıyle görülür hale getiren mikroskop, ültramikroskop. ultramicroscopic s. mikroskopla görülemeyen; ültramikroskopa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Milliyetçilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nationalism. nationalism milliyetçilik. nasyonalizm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mantıksız; vicdansız; insafsız; prensip sahibi olmayan. unconscionably z. vicdansızca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. şuursuz, bilinçsiz; baygın; i., psikiy., (the ile) bilinçaltı. unconsciously z. bilinçsiz olarak, şuursuzca, farkında olmadan, bilmeden. unconsciousness i. bilinçsizlik, farkında olmayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. (önemini belirtmek için) altına çizgi çizmek; üstünde durmak; i. bir kelimenin altına çizilmiş çizgi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayırt edilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. disiplin görmemiş terbiye edilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açığa vurulmamış, ifşa edilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hayal kırıklığına uğramamış, cesareti kırılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s keşfedilmesi imkânsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. The United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yaralanmamış, yarasız .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bilimsel olmayan, bilime aykırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., k.dili. karmakarışık halden çıkarmak, düzene sokmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. vidalarını çıkarmak, gevşetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Kitabı Mukaddes'e aykırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vicdansız; töresiz; prensipsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. idrar yolunun içini gösteren alet. urethroscopy i. bu aletle idrar yolunun içini muayene etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Rütbesi assubay çavuşla assubay başçavuş arasında olan assubay.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. United States Coast Guard.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

existentialist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

existentialist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

existentialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

existentialism. existentialism egzistansiyalizm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

existentialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. damar cinsinden; damarlı, damarları çok. vascular'ity i. damar damar olma, damarlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skilled worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unskilled worker. dilutee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Salepgillerden esmer kırmızımtrak renkte feir süs bitkisi ve çiçekleri (cypripedium calceolus).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. morumsu, mora çalan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeşillik; bot. anormal yeşil renk. virescent s. yeşilleşen; yeşilimsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yeşilimsi. viridescence i .hafif yeşillik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Güney Amerika'ya mahsus iri bir sıçan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. insan veya hayvanın iç uzuvları, ahşa, bağırlar. visceral s. iç uzuvlara ait. viscerate f. bağırsaklarını çıkartmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yapışkan, tutkal gibi. viscid'ity i. yapışkanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. selülozu alkali ve su ile karıştırarak yapılan ve suni ipek için kullanılan yapışkan bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıvıların yapış kanlığını ölçmeye yarayan alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yapışkanlık, lüzucet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vikont. viscountess i. vikontes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yapışkan, tutkal gibi, luzuci, cıvık. viscously z. yapış yapış. viscousness i. yapışkanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski biçim sinema makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ed, -ing veya -ted, -ting) tahta kaplama, lambri; İng. doğramacılıkta kullanılan en iyi cins meşe; f. lambri kaplamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaplamalık tahta; kaplama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Al. dünya görüşü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Al dünyanın içinde bulunduğu durumdan dolayı meydana gelen kötumserlik veya umutsuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. enli perdede gösterilen (filim).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

una bulanıp kızartılmış dana eti, şnitzel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing., oto. ön cam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yarışan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slowly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gently. slowly. quite slowly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rather slowly. rather quietly. rather softly. rather gently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by