Sdhc (secure Hard Disc Capac ne demek? | Sdhc (secure Hard Disc Capac anlamı nedir? | Sdhc (secure Hard Disc Capac

Sdhc (secure Hard Disc Capac anlamı nedir?

Sdhc (secure Hard Disc Capac ne demek?

Sdhc (secure Hard Disc Capac anlamı nedir?

Sdhc (secure Hard Disc Capac | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sdhc secure hard disc capac

Teknolojik Terim

32 GB’a kadar kapasite artırımına izin veren yeni nesil SD hafıza kartı.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Hardala benzer, taneli bir habbe ki eczacılıkta kullanılır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.BD., (argo) palavracı kimse, kendini beğenmiş kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Gelecek nesil optik disk formatının adı. Blu-ray Disc™ (BD) geleneksel DVD’lere kıyasla, beş kat daha fazla kapasite sunar. Bu da kullanıcılar, tüm görkemleriyle sunulan filmler ve müziklerle yoğun bir High Definition deneyimin keyfini çıkarabilirler. Olabilecek en iyi Yüksek Kaliteli görüntüler, parlak dijital çok kanallı ses ve bir sürü etkileşimli ekstralarla, uzun filmlerin tadını çıkarın. Blu-ray Disc™ High Definition dijital video, ses, resim, oyun, bilgisayar dosyaları ve istediğiniz her şeyi depolayacak şekilde tasarlanmıştır. PLAYSTATION®3’te en son oyun eğlencesinin yanı sıra 1080p HD filmlerin de tadını çıkarabilmeniz için bir BD-ROM Blu-ray Disc™ sürücüsü bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çapa ile çalışan rençber. 2. Yeniçeri askerinin bir sınıfı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). geniş, büyük, içi çok şey alan. capaciously (z). geniş bir şekilde. capaciousness (i). genişlik, büyüklük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (elek). kapasitans.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). muktedir hale koymak; salahiyet vermek, yetkilendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (elek). kondensatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hacim, oylum; istiap haddi; yetenek, kabiliyet; güç, iktidar; mevki, sıfat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pasaklı, bol paça, çulpa, biçimsiz, kıyafetsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

untidy. slovenly. disordered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yüzeyden sertleştirilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pazı, (bot). Beta vulgaris cicla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. compact disc

bl. yoğun disk

Manyetik olmayan ince bir metalden oluşmuş ve yüksek yoğunluklu ışık kaynağı kullanarak optik tarama düzeneği ile okunan veri saklama ortamı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tutucu kimse, inatçı kimse, kaybettiği davada devam eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). disk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, 300 taneye kadar ayrı disk için dil, altyazı ve video ayarları gibi ayarların kaydedilebilmesine izin verir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Her CD’den başlıkların kaydedilmesini ve geri çağrılmasını sağlar (otomatik değiştirici başına 110 CD). Başlık, Radyolu CD, MiniDisc ya da radyolu kasetçalarda görüntülenebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Super Audio CD’lerin (SACD), yazılım üreticisine bağlı olarak üç türü bulunmaktadır: tek katmanlı SACD, çift katmanlı SACD ve hibrit SACD.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

CD parçalarının, herhangi bir çevirme işlemi gerçekleştirmeden doğrudan telefonunuzda çalmasına imkan veren teknoloji.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). atmak, Iskartaya çıkarmak, ihraç etmek, tardetmek, kovmak; iskambil kağıt atmak, boş kağıt oynamak; (i). atma, çıkarma; boş kağıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ayırt etmek, tefrik etmek; sezmek, görmek, anlamak, farkına varmak, idrak etmek. discernible (s). fark edilebilir, görülebilir. discernibly (z). görülecek surette, aşikar olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). idrak eden, anlayan, zeki. discerningly (z). idrak ederek, anlayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). idrak, akıl, muhakeme; görüş, seziş, basiret, feraset.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yük boşaltma; ateş etme (top ve tüfek), yaylım ateşi; sırtından yük atma, ödeme, ifa; azil, tart, ihraç, işten çıkarılma; terhis, izin; cereyan, akıntı, akış; cerahat, boru gibi şeyden akan madde; (elek). boşaltma; boyayı çıkaran madde, ağartıcı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yük boşaltmak (gemi); çıkarmak, akıtmak; top veya tüfekle ateş etmek; ödemek; ifa etmek (vazife); görevine son vermek, işten çıkarmak: terhis etmek; ihraç etmek; serbest bırakmak; (elek). cereyanı boşaltmak; ağartmak, rengini açmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Diş hastalıklarına bakan ve çürüklerini doldurup yahut çıkaran ve yapma dişler takan tabip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dentist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dentist. doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dentist. dental mechanic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). plak veya disk şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Diş tedavi sanatı ve diş tabipliği: Dişçilikte mahareti vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dental surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dentistry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dentistry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). taraftar, mürit, talebe; havari. discipleship (i). taraftarlık, talebelik; havarilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sert amir, disiplin taraftarı olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s(b disiplinle ilgili, inzibata ait; tahsil ve terbiyeye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). disiplin, inzibat, terbiye, idare; talim; itaat, boyun eğme; cezalandırma, tekdir; ilim, bilim dalı; (f). terbiye etmek, yetiştirmek, idare etmek; disipline sokmak, yola getirmek; cezalandırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). inkâr etmek, benim değil diye reddetmek, kabul etmemek; müsaade etmemek, feragat etmek; reddetmek, vazgeçmek; (huk). bir dilekten veya iddiadan vazgeçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vazgeçen kimse; (huk). iddiadan vazgeçme, feragat, feragat name.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). açmak, ifşa etmek; keşfetmek, göstermek, izhar etmek. disclosure (i). açma, ifşa etme, söyleme; ifşa olunan şey, ifşaat, haber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). plak koleksiyonu, banda alınmış bilumum veya seçme müzik parçaları; banda alınmış veya plak haline getirilmiş müziğin düzenli bir şekilde sıralanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). disk şeklinde, yassı ve yuvarlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). rengini bozmak, soldurmak, lekelemek; rengini değiştirmek. discolora'tion (i). rengini bozma, rengi bozulma, solma; leke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (A.B.D)., argo Arap saçı gibi karıştırmak, altüst etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yenmek, mağlup etmek, bozguna uğratmak; sinirlendirmek, rahatsız etmek; şaşırtmak. discomfiture (i). rahatsızlık; şaşkınlık; bozgun, yenilgi, hezimet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). rahatsızlık, huzursuzluk, sıkıntı, ağrı, keder; (f). sıkıntı vermek, rahatsız etmek, üzmek, canını sıkmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). taciz etmek, rahatsız etmek; zahmet vermek, külfet yüklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). düzenini bozmak, şaşırtmak, sinirlendirmek; karıştırmak, rahatını bozmak. discomposure (i). telâş, sinirlenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). düzenini bozmak, karıştırmak; sinirlendirmek; şaşırtmak. disconcerted (s). düzeni bozulmuş, canı sıkılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). düzensizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). baglantısını kesmek, ayırmak, çıkarmak. disconnection, (ing). exion (i). bağlantının kesilmesi, ayrılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). teselli kabul etmez, çok kederli; acıklı. disconsolately (z). kederle. disconsolateness (i). keder, teselli kabul etmez durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (s). hoşnutsuzluk, memnuniyetsizlik, dargınlık; (f). memnuniyetsizliğe sebep olmak; (s). memnun olmayan, hoşnutsuz. discontentedly (z). hoşnutsuz olarak, memnuniyetsizlikle, istemeyerek. discontentedness discontentment (i). hoşnutsuzluk, me

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kesilme, inkıta, fasıla, aralık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kesmek, devam etmemek, yanda bırakmak, vazgeçmek, tatil etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). devamsızlık, fasıla, inkıta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). devamsız, fasılalı, ayrılmış, ayrı, aralıklı. discontinuously (z). fasıla ile, aralıklı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). plak toplamaya ve incelemeye meraklı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahenksizlik, fikir ayrılığı, anlaşmazlık, ihtilâf, kavga; (müz). falso, gürültü. sow discord anlaşmazlık yaratmak, mesele çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). uymamak, uyuşmamak, çarpışmak. discordance (i). ahenksizlik, uyuşmazlık, anlaşmazlık, düzensizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aralarında uyuşmazlık bulunan, karşı, muhalif, ahenksiz; (müz). uyumsuz, düzensiz. discordantly (z). ahenksizce, muhalif olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). diskotek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). iskonto, tenzilat, fiyat indirimi; kar oranı; (f). fiyat indirimi yapmak, tenzilat yapmak, iskonto etmek, hesaptan düşmek; kırdırmak, kırmak (senet, bono), sonucunu göz önünde tutarak hesaba katmak; aldırmamak; aslını saymamak. discount h

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). utandırmak; tasvip etmemek, yüz vermemek, cesaretini kırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hayal kırıklığına uğratmak, gözünü korkutmak, hevesini kırmak, cesaretini kırmak. discourage somebody from doing something birini bir işten vaz geçirmek; fikrini değiştirmek. discouraging ly (z). hayal kırıklığına uğratarak, hevesini kırarak. di

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). karşılıklı konuşma, mükâleme, muhavere; tez, makale, broşür; söz, hitabe, nutuk; (f). söylemek, bahsetmek, konuşmak, hitap etmek, bir konuyu sözle veya yazılı olarak işlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). nezaketsiz, kaba, saygısız, hürmetsiz. discourteously (z). saygısızlıkla discourtesy (i). nezaketsizlik, kabalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). keşfetmek, bulmak; meydana çıkarmak. discoverable (s). keşfi mümkün. discoverer (i). kâşif, keşfeden kimse, bulan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (huk). evlenmemiş veya dul (kadın).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). keşif, ilk buluş, ilk görüş, meydana çıkarma; izhar, bildirme, tanıtma; keşfedilen şey, bulgu; (huk). ifşaat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). itibardan düşürmek, kötülemek; şüpheye düşürmek, güvenini sarsmak; inanmamak, kulak asmamak, itimat etmemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). itibarsızlık; itimatsızlık, şüphe. be to somebody's discredit birinin şerefine halel getirmek, bir kimsenin şerefini lekelemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ayıplanacak haysiyet kırıcı, şerefe halel getirici. discreditably (z). şerefe halel getirecek şekilde, yakışık almaz bir surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tedbirli, ihtiyatlı, akıllı, basiretli. discreetly (z). tedbirli olarak, basiretle, akıllıca. discreetness (i). tedbir, ihtiyat, basiret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayrılık, zıtlık, ihtilaf, başkalık. discrepant (s). farklı, zıt, muhalif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ayrı, farklı, göze çarpan, temayüz eden; ayrı ayrı kısımlardan ibaret; (fels). munfasıl, soyut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kibarlık, naziklik; şahsi karar verebilme yetkisi, takdir edebilme hakkı; dikkat; tefrik, ayırma. Discretion is the better part of valor. Basiret cesaretten sayılır. at your discretion istediğiniz zamanda. surrender at discretion kayıtsız şartsı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ayırmak, tefrik etmek, temyiz etmek, fark etmek, fark görmek, farkına varmak; fark gözetmek, ayrı tutmak, ayırım yapmak; bir kimse veya bir şeye karşı aleyhte hareket etmek. discriminately (z). tedbirle, muhakeme ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). fark eden, ayıran, tefrikeden; zevk sahibi olan, anlayarak takdir eden, görüş sahibi olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aleyhte davranma; ayırım, tefrik, temyiz; ince farkları görebilme kabiliyeti, zevk sahibi oluş; fark gözetme, ayırım yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ince farkları görebilen, fark gözeten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aleyhte davranan ile ilgili; ayırt edebilme kabiliyeti ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bir şeyden diğerine atlayan; tutarsız, ipsiz sapsız; infotmal daldan dala konan; mantıkî yoldan sonuca varan. discursively (z). bir şeyden diğerine çabuk atlayarak, tutarsızlıkla. discursiveness (i). bir şeyden diğerine çabuk atlama, tutarsızlık,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., spor disk; disk atma sporu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). müzakere etmek, görüşmek, münakaşa etmek, tartışmak. discussant (i). bir toplantı veya seminere katılan kimse, konuşmacı. discussible (s). münakaşa edilebilir, müzakeresi mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). müzakere, görüşme, münakaşa, sözlü veya yazılı tartışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yassı dairesel cisim, disk, kurs, ağırşak; gramofon plağı. disk harrow keskin çarklarla işleyen çiftçi tırmığı. disk jockey radyoda plak takdimciliği yapan kimse, diskcokey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). delice cesur, atılgan, çılgın. foolhardily (z). delicesine bir cesaretle, çılgınca. foolhardiness (i). delice cesaret, çıIgınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) katı, sert, pek; güç, müşkül, zor, çetin; zalim, merhametsiz, kalpsiz, şefkatsiz; şiddetli, kötü, acı; anlaşılmaz, zor; ağır; çalışkan, faal; inatçı, ters; çirkin, kötü; acı (su); gram. kalın sesli (harf); cimri, pinti, hasis; eksi, ekşimiş, alkol

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) zorla, kuvvetle, hızla; sertlikle, güçlükle, müşkülâtla; sıkıca; katı, sert; çok, aşırı; yakın, yanı başında; (den.) alabanda; son hadde kadar. hard by pek yakın, yakında. be hard put to it zor durumda olmak, darlıkta olmak. die hard şiddetle karşı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Ar. hardel’den). 1. Meşhur yakıcı tohum. Hardal tanesi = Pek küçük şey mânâsına. 2. Döğülmüş hardal macunu ki, yemekte ete sürülür: Fransız, ingiliz hardalı. Hardal lapası, yakısı = Ağrıyan yere yapıştırılan lapa veya yakı, dövülmüş hardal ile sıvanmış kâğıt: Hardal yakısı koymak, gezdirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mustard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mustard. cruet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خردل] hardal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(sinapis): Turpgillerden bir çeşit bitkidir. Vatanı Akdeniz bölgesidir. Sarı veya beyaz çiçeklidir. Tohumlarında eterik yağ vardır. İki çeşidi vardır. - Siyah hardal: Çiçekleri sarı, meyvesi dört köşeli, kısa ve sivridir. Hekimlikte; göğüs hastalıklarında kullanıllır. - Beyaz hardal: Soluk kırmızı veya beyaz çiçeklidir. Taneleri, siyah hardalınkinden daha büyüktür. Hekimlikte; daha ziyade siyah hardal tohumu kullanılır. Tesirli maddesi “potasium mironat” ve “sinigrin”dir. - Hardal ruhu: Ilık suya, dövülmüş hardal tohumu konularak elde edilir. Çok tahriş edici bir maddedir. Deriyi kızartır ve yakar. - Hardal kağıdı: Hardal tozunun, kauçuk mahlülü aracılığıyla kağıda yapıştırılması suretiyle elde edilir. Bu kağıt ılık su ile ıslatılıp, hardallı tarafı cilde tatbik edilir. - Hardal banyosu: Temiz bir tülbentin içine 150 - 500 gram hardal tozu konur. Çıkın yapıldıktan sonra banyo suyuna konur. Hardal kağıdı, keten tohumu lapası veya hardal banyosu 10-15 dakikadan fazla tatbik edilmemelidir. Kullanıldığı yerler: Beyne veya akciğerlere kan hücum etmesi hallerinde faydalıdır. Bronşit ve zatürreeden doğan şikayetleri giderir. İç organlarda biriken kanı dışarı çeker. Sofrada kullanılan hardal ise hazmı kolaylaştırıp, kabız olmayı önler.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mustard gas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hardaliyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (konuşma dilinde: hardaliye). Hardal ile terbiye edilmiş şıra ki, hardal kuvvetiyle, ekşitilmeksizin de dayanabilir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) inatçı, serkeş, bildiğini okuyan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) lop, katı (yumurta); (k.dili) sert; kolay kanmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), ABD sabit, kararlı, sabit fikirli, colloq. çetin ceviz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) güç kazanılmış, alın teriyle kazanılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hardal.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) sertleştirmek, katılaştırmak, pekiştirmek; kuvvetlendirmek; sertleşmek, katılaşmak, pekişmek; kuvvetlenmek; donmak (çimento). hardened (s.), ask. yeraltında ve bombalara karşı takviye edilmiş (üs, roket üssü).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sertleştiren kimse veya madde; sikatif; çelik tavcısı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) çirkin, sert ifadeli .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) tamahkâr, cimri, eli sıkı; yumruğu kuvvetli .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sıkı dövüşmüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD inşaat işçisi; aşırı tutucu kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) makul düşünen, hislerine mağlup olmayan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) katı yürekli, kalpsiz, merhametsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) cüret; arsızlık, küstahlık yiğitlik, cesaret;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sert, sıkı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), argo kendi menfaatini düşünen, çıkarcı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sert toprak, killi toprak: işlenmemiş sert toprak; sağlam temel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sert kabuklu; ABD (k,dili) sabit fikirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sıkıntı, darlık, meşakkat; eza, cefa .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) peksimet, galeta .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (oto.) üstü çelik araba .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) madeni eşya, hırdavat; nalbur dükkânı; silâh; kompütör aksamı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (gürgen, meşe, karaağaç gibi) sert tahtalı ağaç; bu ağaçların keresteleri .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) çok çalışkan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) tahammüllü, mukavim, dayanıklı, kuvvetli; cesur, gözüpek, cüretkâr, yiğit; kendine güvenen, atılgan, küstah; kışa dayanıklı, soğuğa dayanıklı (özellikle bitkiler). hardily (z.) yiğitlikle, mertçe. hardiness (i.) dayanıklılık, mukavim oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) örs keskisi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kudretsiz hale getirmek; huk ehliyetini elinden almak. incapacita'tion i. ehliyetsizlik, yetkisizlik, salâhiyetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ih kabiliyetsizlik, ehliyetsizlik, yetkisizlik, salâhiyetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. seçilemez, tefrik edilemez, farkına varılmaz, ayırt edilemez. indiscernibly z. seçilemeyecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düşüncesiz, geveze, boşboğaz, ağzı gevşek; sağgörüsüz. indiscreetly z. düşüncesizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kısımlara bölünmemiş, toplu halde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. düşüncesizlik, akılsızlık, boşboğazlık, sağgörüsüzlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gelişigüzel, rasgele; ayırt edilmemiş, karışık. indiscriminately z. rasgele; tefrik etmeyerek, ayrı seçi yapmayarak, fark gözetmeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. emniyetsiz, sağlam olmayan, garantili olmayan, tehlikeli; endişeli. insecurely z. emin olmayarak, sağlam vaziyette olmayarak. insecurity i. emniyetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) bir kaç bilim dalıyle ilgili .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sıradan 80 dakikalık MiniDisc’in kapasitesini, maksimum 320 dakikalık dijital müzik alacak hale genişleten yeni bir özelliktir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony tarafından geliştirilen MiniDisc® küçük ve dijital bir kayıt biçimidir. Benzersiz özellikleri arasından içeriğe hızlı erişim, düzenleme işlevleri ve aynı diske birçok kez kaydetme yeteneğidir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Mogadişu, Somali'nin başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i meyva bahçesi; meyva ağaş1am

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sardalya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akgözlü ördek, pasbaş, zool. Aythya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) reeskont; (f.) reeskont etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Hızlı okuma ve yazma imkanı sunan hafıza kartı. SD kartlar dijital kamera, MP3 çalar, akıllı telefon, ses kaydedici ve avuç içi bilgisayarlarda kullanılmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

32 GB’a kadar kapasite artırımına izin veren yeni nesil SD hafıza kartı.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. emin, korkusuz, tehlikeden uzak; kaygısız, şüphesiz; emniyetli, muhafazalı; f. korumak, emniyet altına almak; tehlikeden masun kılmak; sağlamlaştırmak, bağlamak; iyice kapamak; ele geçirmek, bulmak. securely z. emniyetle; sımsıkı secureness i. s

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (çoğ.) İspanyol Musevileri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kırık çömlek parçası; böcek kanadı zarfı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayırt edilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. disiplin görmemiş terbiye edilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açığa vurulmamış, ifşa edilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hayal kırıklığına uğramamış, cesareti kırılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s keşfedilmesi imkânsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by