şeb-hiz ne demek? | şeb-hiz anlamı nedir? | şeb-hiz

şeb-hiz anlamı nedir?

şeb-hiz ne demek?

şeb-hiz anlamı nedir?

şeb-hiz | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: seb hiz

Türkçe Sözlük

(i. F. şeb = gece, hâsten = kalkmak). Gece kalkan, gece kalkıp ibâdet eden veya çalışan.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Oynatma hızını kontrol ederek, bozulmayı engelleyin ve herhangi bir dersi, semineri veya röportajı kolayca yazıya dökün.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبخيز] büyük dalga.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Büyük dalga. 2.Kaynak. 3.Su yolu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). İlk çağ’ın 7 hârikası. 7 şaşılacak şey. 1. Mısır’ ın ehramları. 2. Bâbil’in asma bahçeleri. 3. Zeus’un heykeli. 4. Rodos heykeli. 5. Efes’ te Artemis mâbedi. 6. Bodrum (Halikarnas)da Mosoleos’un türbesi. 7. İskenderiye deniz feneri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angular velocity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taking. receiving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آخذ] alan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Fizik). Elektrik enerjisini mekanik enerjiye çeviren Alet. Telefon ahizesi: Telefonun dinlemeye ve konuşmaya yarıyan kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handset. receiver. receiving set. transmitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receiver. receiver almaç.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receiver. handset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آخذه] alıcı gereç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Alevlenen, parlayan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir söylevde hazır bulunmayan bir şahsa hitap etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(İ.) (Erkek İsmi) - 1.Temiz ruhlu ve çabuk. 2.Toy. 3.Namus konusunda titiz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Ot cinsinden olan bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik) (mü. aşebiye). Ot çeşidinden olan (fr. herbace).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

active / military service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A. b = edat, hasebi = itibar, nazar). İtibariyle, nazariyle, ce, cihetince: Bihaseb-ir-rütbe = Rütbece, bihaseb-ül-irâb = Irabca (böyle Arapça terkiplerde bulunur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A. b = edat, hasebi = itibar, nazar). İtibariyle, nazariyle, ce, cihetince: Bihaseb-ir-rütbe = Rütbece, bihaseb-ül-İrib = Irabca (böyle Arapça terkiplerde bulunur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sebepsiz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالمناسبه] bir münasebetle, sırası geldiğinde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی ثبات] dayanıksız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی سبب] dayanıksız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital video sistemlerinde en iyi veri depolamasını sağlamak için görüntü verisi sıkıştırılabilmektedir. Bit hızı, resim piksellerinin işlenmesi için gereken hızdır. Resim ne kadar az ayrıntılıysa, o kadar fazla sıkıştırılabilir ve bit hızı o kadar düşük olur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f. A.). Sırası düşünce, sırası gelince, sırasında, sırasını bularak, sırasını getirerek.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bluetooth® profili ya da “Ahizesiz Profil”, kablosuz cep telefonunun arabada ahizesiz kullanımına izin verir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bölge Paneli Hizalama özelliği renk yönetimindeki boşlukları telafi eder. Ev sinema projektörünüzdeki SXRD™ panellerini hareket ettirmek hizalamayı geliştirir ve Bölge özelliği de ekranın çevresindeki kırmızı ve mavi anormallikleri sadece 0.1 piksel adımlarda çekebilmenizi sağlar. Sonuç ise daha keskin ve daha net bir görüntüdür.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

growth rate. rate of growth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Gözü pek, yürekli, cesur kimse. 2.Patlak gözlü. Daha çok lakap olarak kullanılmıştır. - Cahiz b. Ebu Osman, Basra Mutezile kelamcılarının ileri gelenlerinden. Bir köle olduğu halde ilimde ilerlemiş ve devrinin ünlü simalarından olmuştur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Çarşaf.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارشب] çarşaf.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ilmihal öğretmek; sıkı sıkıya sorguya çekmek. catechizer (i). ilmihal öğretmeni; sorguya çeken kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cihaz» dan galat), (bk.) Cihaz, çeyiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Cihaz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). peynirli köfte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Her açıdan kolay izleme için değişebilir açılı yüksek kaliteli geniş LCD ekran. Bu özellik ile çekilecek alanı belirlerken kamerayı yukarı veya aşağı doğru eğerek kadrajı rahatlıkla ayarlayabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu modda, enstantane ayarlanır; diyafram açıklığı buna göre fotoğraf makinesi tarafından belirlenir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dün gece.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دیشب] dün gece.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DİVAN-I MUHASEBAT) (i. F. A.). Muhasebeler dîvânı, Sayıştay.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. karşısındakinin duygularını anlayıp paylaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nesîb» den itaf.). Daha münasip, daha veya pek lâyık ve şayan: O adam bu ise ensebdir; cümlenin ensebi odur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Uyluk, oyluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Allah yolunda. mec. Karşılık beklemeksizin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actual service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فی سبيل الله] Tanrı rızası için, Tanrı yolunda.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non-activity supply service behind the front.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Girye (ağlamS) koparan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bektaşi üzümü, (bot.) Ribes grossularia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Değer, kadir, şahsî, kıymet. İnsanın kendi tabiî değeri, neseb mukabili: Bu adamın haseb ve nesebir vardır (böyle beraber kullanılması aynı mânâda olmaları zannına sebebiyet vermiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). İtibar, «be» edatıyle beraber «bihaseb» kullanılır ki, itibariyle, göre, -ce demektir Behasebülİrâb = Irâb itibariyle, İrâbca. Türkçe «ile» veya «-ce» edatıyle de kullanılır: Akrabalık hasebiyle, hasebince: Münasebetiyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (cem’i haşebe, haşebât gelirken biz yanlış olarak ahşab kullanıyoruz). Ağacın odun kısmı, kerestesi, aslı: Ceviz ağacının haşebi iyi cilâ alır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خشب] odun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. haşebât). Ağaç, odun, yonga.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حصبه] kızamık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). 1. Odun yapısında, odun gibi, oduna ait, odun cinsinden 2. (botanik) Ağaç gibi, ağaca benzer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A. T). Dolayısıyle, -den ötürü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

because of. by reason of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. .Sür’at, çabukluk: Hızla yürümek. 2. Şiddet, kuvvet: Hızla vurmak. 3. Hücum kasdi: Hız almak. Hızını almak = Hırs ve şiddetini yatıştırmak. Hızını alamamak = Hırsını, şiddetini yatıştıra mamak, nefsini yenememek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (hâsten fiilinden olup sıfat terkiplerine girer). Kalkan: Seher-hîz Sabah erken kalkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speed. speed. velocity. impetus. quickness. bat. career. celerity. dispatch. expedition. haste. lick. pace. pelt. raciness. rapidity. rapidness. swiftness. tilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispatch. impetus. momentum. pace. range. rate. speed. velocity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speed. rate. impetus. momentum. velocity. celerity. clip. fastness. haste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dalga, mevc.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Karşılık, karşı karşı olma, mukabele: Dediğim binâ mektebin hizasındadır. 2. Yüzeyin doğru ve düz olması, istikamet, düzlük: Hizâsını bulmak, bir hizâya getirmek. 3. Tesviye Aleti, çırpı presi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alignment. line. level. standard - bir hizada. on one level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

line. level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Knee or lap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Knee. knee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حذا] sıra.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir şeyi boyamak için hazırlanmış terkib, boya.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خيزاب] dalga.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

align. to align.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kalkan, kalkarak: Üftân ü hîzân = Düşe kalka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (hazâne galattır). Hazine. Hizânet-ül-kütüb = Kütüphane.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خزانه] hazine.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyüb bıçkı. (bk.) Hazar, hezar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gang saw. pit saw. sawbench. whipsaw. frame saw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large saw. pit saw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large / pit saw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lumberman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pit sawyer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutting logs into planks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.boyun eğmek, itaat etmek, kabullenmek. 2.sırayı bozmadan durmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sıra olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ahzâb). Tâife, takım, fırka, gürûh. 2. Bölük, kısım: Hizb-i Kur’an = Kur’an-ı Kerîm’in bölündüğü altmış kısmın beheri. 3. Vird (dua) gibi devamlı okunan şey. (bk.) Hizip.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حزب] parti. 2.grup.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Arslan, şîr. mec. Cesur adam, yiğit.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Arslan, esed, gazanfer, şir, bahadır. 2.Cesur, yürekli adam.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’a inananlar topluluğu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Odun, Ar. hatab.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hizb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clique. sect. in-group. splinter group. faction. cabal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clique. faction. schism. coterie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fraction group. clique. faction. parliamentary group. in group. schism. sect. splinter. split in a party.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a factionary. factionist. factious. fractionalist. schismatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creating a faction. schism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to separate into factions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Ebedî hayata kavuştuğu söylenen llyas Peygamber’in lakebıdır: Hızır İlyas. Hızır İlyas (hıdrellez) günü = Hıristiyanlarca Circis Peygamber’e mahsus gün ki, eski nisanın 23. ve şimdiki takvime göre mayısın 6. günü olup ekimin 26’sındaki «kasım» günleriyle beraber yılı hemen hemen eşit iki kısma böler. Aslı «Yeşillik günü» mânâsiyle «RÜz-i Hızır» olsa gerektir; zira tam ağaçların yapraklandığı ve ortalığın yeşillendiği mevsimdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an immortal person believed to come in time of need.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yeşil. Yeşillik. 2.Kehf suresinde 59-81.ayetlerde bahsi geçen ve Hz.Musa’nın onunla buluşarak imtihan olunduğu şahsın müfessirlerin ekseriyetinin üzerinde ittifakla durdukları ismi. Hızır hakkında çok çeşitli rivayetler vardır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İstanbul’un fethinden sonra oranın ilk kadısı olan Türk alimi ve şairi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Seyyid. Seyyidi sülalesinin kurucusu, Malik Süleyman’ın oğlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fast. quick. quickly. like a streak of lightning. fast. quickly. quick. speedily. at a good clip. apace. double-quick. by leaps. by leaps and bounds. slap. slap-bang. swiftly. swimmingly. in double time. rapidly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fast. posthaste. quickly. rapidly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quickly. swiftly. at the double. rapidly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yardımsız kalıp zayıf ve ümitsiz olma.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hız kazan, hızını artır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speeding up. acceleration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be speeded up. to be accelerated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acceleration. accelerating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acceleration. speeding up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hızını arttırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accelerate. expedite. precipitate. press. quicken. to speed sth up. to accelerate. to quicken. to precipitate. to expedite. to hurry sth up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accelerate. to speed up. to accelerate. expedite. hasten. precipitate. quicken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speedup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acceleration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acceleration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hız almak, hızı artmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accelerate. gain speed. quicken. speed up. pick up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accelerate. hum. quicken. to gain speed or momentum. to gain speed. to accelerate. to speed up. to quicken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gain speed or momentum. to be accelerated. pick up. to gain / to gather speed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sür’atli, serî: Hızlı yürüyüş. 2. Şiddetli, Ar. şedîd: Hızlı vuruş. 3. Yüksek sesli: Hızlı söyleyiş. 1. Sür’atle: Hızlı yürümek. 2. Şiddetle Ar. şedîden: Hızlı vurmak, yüksek sesle: Hızlı söylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quick. fast. rapid. speedy. snappy. high-speed. zippy. express. crash. expeditious. fastmoving. fleet. frequent. hasty. impetuous. light-footed. nippy. precipitous. presto. rakish. ready. speed. swift. winged. fast. quick-action.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crash. crisp. express. fast. fleeting. meteoric. nippy. quick. rapid. speedy. swift. picking up girls readily. quickly. violently. strongly. strong. loud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quick. rapid. speedy. swift. strong. to be able to seduce the sex opposite quickly. fast working. like the devil. full out. like a house on fire. impetuous. mercurial. nippy. zippy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Objektifin açılmasıyla ilk resmin bir saniyeden kısa bir süre içinde çekilebilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bilgisayarlarda kullanılan bir çok sürücüdekine benzer, yüksek erişim hızı ve yüksek düzeyde güvenilirlik sunan bir sürücü mekanizması.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Hızlı gözden geçirme düğmesine basarak en son çekilen resmi görüntüleyebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Bir resme, bir karikatüre bakarız ama bir yazıyı okuruz. Aslında ikisi arasında bir fark yoktur. Gözümüz şekilleri görür, beyin de değerlendirir. Ancak okumayı öğrenmeye başladığımızdan beri edindiğimiz ve hemen herkeste bulunduğu için farkına varamadığımız bazı alışkanlıklar nedeni ile okuma hızımız, insanın sahip olduğu kapasiteye göre hayli yavaştır.

İnsanlar sadece göz ve beyin arasında olması gereken okuma işleminin arasına bazı lüzumsuz alışkanlıklar katarlar. Kimi duyulacak şekilde (özellikle çocuklar) sesli okur, kiminin okurken dudakları kıpırdar, kimileri ise yazıyı içinden kelime kelime okur.

Bütün bu kötü alışkanlıklar okuma süresince ekstra bir güç sarfettirdiğinden okurken çabucak yorulmaya da sebep olurlar. Halbuki okuma sırasında ağız, dil, dudak, damak ve gırtlak gibi organların çalışmalarına hiç gerek yoktur.

Yavaş okumamızın birinci nedeni gözümüzün görme alanını iyi kullanmamamız yani okurken her kelimeye tek tek bakmamızdır. Bu şekilde normal bir satın okumak için gözümüzü 8-12 kere hareket ettirmemiz gerekir. Halbuki gözümüzün bir bakışında birden fazla kelimeyi görebildiğimizden aynı uzunluktaki bir kelimeyi 2-3 göz harekeli ile okumamız mümkündür.

Günümüzün baş döndürücü temposunda yavaş okuyarak zaman kaybetme lüksümüz yoktur, örneğin 400 sayfalık bir kitapta yaklaşık 96 bin kelime vardır. Bu kitabı dakikada 150 kelime okuyan bir kişi 10 saatte, 500 kelime okuyan 3 saatte, bin kelime okuyabilen ise l,5 saatte bitirebilir. Basit fakat disiplinli bir eğitimle kazanılacak zaman muazzamdır.

Okumamızı yavaşlatan en önemli psikolojik etken ise hızlı okursak anlayamayacağımızı zannetmemizdir. Etrafındakilerden sürekli ‘tane tane oku’ veya ‘yüksek sesle oku’ direktiflerini alan bir çocuğun bu alışkanlığı zamanla kökleşmiş hale gelir.

Halbuki dakikada 6 bin kelime okuyarak küçük yaşta üniversiteye giden Mariel Aragon, dakikada 2 bin 500 kelime okuyarak ABD’yi yöneten John Kennedy hızlı okuyarak daha iyi anlamanın mümkün olduğunun kanıtlarıdır.

Süratli okuma teknikleri ise paragraf okumak, sütun okumak, çapraz okumak gibi çeşitlidir. Bunların içinde anlama bakımından sütun okuma en etkin olanıdır. Bu teknikte 3-4 kelimelik dar bir sütunu okuyorsanız, sütunun ortasından bir doğru boyunca sözleri aşağıya doğru kaydırmak yeterlidir. Devamlı bir çalışma sonunda sütunu tamamıyla anladığınızı göreceksiniz.

Daha geniş sütunlarda da yine aynı şekilde ancak her satırda kelimeleri birer atlayarak yani 4-5 kelimelik bir satırda ikinci ve dördüncü kelimeleri okuyarak sütunu taramak yeterli olmaktadır. Gözler diğer kelimelerin resimlerini çekecek ve beyne ileteceklerdir.

Çok fazla kişisel yetenek gerektirmeyen hızlı okuma tekniği ile okumak, konsantrasyonun yanında kültüre ve sürekli egzersiz yapmaya da bağlıdır. Tüm bu koşulları sağlayanlar rahatlıkla dakikada bin kelime okuma seviyesine çıkabilmektedirler.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Pilin daha kısa sürede şarj edilmesini sağlayan bir özellik.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speed. velocity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: HIDMET) (i. A.) (c. hıdemât). 1. Birinin işini görme, büyük, zengin ve ihtiyarlarla çocukların bizzat göremiyecekleri işlerini görme: Efendisine, ana, babasına hizmet etmek, çocuğun hizmetini görmek. 2. Bir insan, hayvan veya bitkinin gelişebilmesi için lâzım gelen işler: Bu atın hizmeti görülmüyor, bu bahçe hizmet ister. 3. Bir ev veya dairede görülmesi lâzım gelen işler. Bu evin hizmeti bir adamla görülemez. Bu kız iyi hizmet ediyor. 4. iş, vazife, memuriyet: Bir hizmete kullanmak, hizmete girdi, hizmettedir. 5. Askerî görev, askerlik: Askerlik hizmeti, muvazzaf hizmet, yedek hizmet. Hizmet etmek, hizmet görmek, hizmette bulunmak, hizmette kullanılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

service. labor-intensive. labour-intensive. labour intensive. service. duty. employment. function. labor. labour. ministration. ministry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attendance. duty. line. ministration. serve. service. yoke. employ. function. care. attention. utility. work. employment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

service. duty. care. maintenance. attitude study. behoof. employ. employment. facility. job. line. task. vocation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خدمت] hizmet, görev yapma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attend. do.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to serve. administer. tend on / upon. wait upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

görev yapmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in-service training. on-the-job training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خدمت وطنيه] askerlik. 2.vatan hizmeti, vatan borcu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hizmet etmeye mahsus erkek veya kadın görevli: Bu memlekette hizmetçi bulmak pek müşküldür, kaç hizmetçiniz vardır? Hizmet eden, hizmet etmek vazifesiyle görevli: Hizmetçi kız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

menial. maid. housemaid. servant. domestic servant. helper. waiting maid. waiting girl. charwoman. domestic. factotum. handmaid. help. domestic help. maidservant. menial. servant maid. server. servitor. skivvy. slavey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attendant. domestic. servant. maidservant. maid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handmaid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maid. maid servant. servant girl. domestic servant. waiting maid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hizmetçi işi, meslek ve sıfatı: Evlâdını beslemek için hizmetçilik etmeye mecbur oldu, konaklarda hizmetçilik ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

working as a maid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hizmetçi, birinin hizmetinde bulunan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hizmetçilik, birinin hizmetinde bulunan adamın hal, sıfat ve mesleği.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Services Index)

Hizmetler sektöründe yer alan şirketlerin hisse senetlerinin fiyatlarındaki değişmeler dikkate alınarak hesaplanan hisse senetleri piyasası endeksidir.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Services Index)

Ulusal Pazar’da işlem gören ve sadece hizmetler sektöründe yer alan şirketlerin hisse senetlerinin fiyatlarındaki değişmeler dikkate alınarak hesaplanan hisse senetleri piyasası endeksidir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attendant. employee. servant. vassal. follower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attendant. employee. servant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man who works as a janitor and messenger for a firm. retainer. vassal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clock. speedo. speedometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Hezaren ağacı. 2.Harun er-Reşid’in annesi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., z. at sırtı; z. at sırtında, ata binerek. on horseback ata binmiş, at üstünde, beygirle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. binektaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at terbiyecisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yüzen ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uşak, erkek hizmetçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ev soyan hırsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dışarıda veya belirli bir yerde pislemeye alıştırılmış (köpek, kedi); halim selim, munis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free enterprise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خسران خيز] zarar dolu, hüsran dolu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sabit Disk Sürücünüzden DVD’ye aktarılan bilgileri sıkıştırırken en iyi kaliteyi korur. Bu biçim, kaydedilen her bir sahnenin bit hızını otomatik olarak kontrol eder. Bunu, içeriğin hangi kesimlerinin, örneğin, karmaşık aksiyon sahneleri, daha yüksek bit hızlarına ihtiyaç duyduğunu algılayarak yapar. Daha düşük sesli sahneler daha düşük bit hızlarında kaydedilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hezimet» ten masdar). Bozulma, mağlûp olma, yenilme: İnhizama uğrayan asker, düşmanın inhizamı (Arapça’da mânâsı bozulup kaçmak ve birinden sığınacak yer istemektir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انهزام] bozguna uğrama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kalbin; dakikada 90’dan fazla atmasına, tıp dilinde taşikardi denir. Ancak bu sayı, yaş gruplarına göre değişir.

Normal Kalp Atışları :

0 - 1 yaşları arasında; dakikada 120-140

1 - 3 yaşları arasında; dakikada 90-120

3 - 7 yaşları arasında; dakikada 90- 100

7 - 20 yaşları arasında; dakikada 80 - 90

20 yaşından sonra; dakikada 60-80 arasında değişir.

Her yaş grubunda; normal atışın 1 fazlası; kalbin hızlı attığını gösterir. Kalbin atışları, göğüsten, köprücük kemiği üzerindeki nabızdan veya el bileğinin dış kısmında, kemikle kiriş arasındaki yerden sayılabilir. Taşikardi; her zaman kalp hastalığının belirtisi değildir. Çünkü koşmak, sindirilmesi güç şeyler yemek, heyecanlanmak, sigara, içki, çay, kahve içmek, zehirlenmek, bazı ilaçlar ve kadınların aybaşı halleri taşikardiye neden olabilir. Bu çeşit taşikardi, nedenin ortadan kalkmasıyla geçer. Ancak kalp hastalıkları, böbrek hastalıkları, ateşli hastalıklar ve zehirlenmeler de taşikardi yapar. Bu nedenle, doktora başvurmak gerekir. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Pekmez, üzüm sirkesi.

Hazırlanışı : 1 çay bardağı pekmeze 1 çorba kaşığı üzüm sirkesi konup, içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

development pace. rate of development.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public service. public service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kırgız; Kırge d.ili, Kırgeca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کرم شب افروز] ateş böceği.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Köşe tutturan; köşeyi tutturmaya yarayan şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bracket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angle iron. brace clamp. brace. gusset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gusset. angle iron. cornerpiece. bracket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mâ = bağlama edâtı, sebak «sebk» den geçmiş zaman, 3. müz. şahıs). Sebk eden, geçen, geçmiş: Mâ-sebakı unutmak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - İnleyen ay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - San, altın renginde ay.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ماسبق] geçen, geçmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مآخذ] kaynaklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجهول النسب] onun bunun çocuğu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kisb»den mimli masdar) (c. mekâsib). 1. Kazanç, kâr. 2. Kazanca vasıta olan iş: Bu, benîm meksebimdir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sözlük yazarı, sözcük anlamı uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ahz» den if.) 1. Çekiştiren. 2. Târiz ve tenkit eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

act of god. act of providence. act of got. force majeure. circumstances beyond one's control. acts of God. fortuituous / unforeseeable event / circumstances. case of absolute necessity. superior force. main act. impossibility of performance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cihâz» dan İf.). Lüzumlu şeyleri hazırlayan, bu işle görevli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

justification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hesap işleri. Dîvân-ı Muhâsebât = Sayıştay, (bk.) Muhâsebe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accounts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MUHASEBE) (i. A. «hisâb»dan) (c. muhâsebât). 1. Hesaplaşma, sayışma, hesap görme: Sizinle bir muhasebemiz vardır. Kendisiyle kat’-ı muhasebe ettik = Hesabımız kalmadı. 2. Hesap ilmi ve usûlü, muntazam hesap ve defter tutma usûlü: Muhasebede mahareti vardır; muhasebeden hiç anlamam. 3. Bir resmî dairenin hesap şubesi, gelir ve giderlerin hesaplandığı, ödemelerin yapıldığı şube veya kalem: Muhasebe-i vilâyet; muhasebe kalemi; muhasebe mümeyizi; muhasebe kâtipleri. Devr-i muhasebe = Selefin halefe hesap verip defter, senet, mevcut nakit vs.’yi teslim etmesi. Dîvân-ı Muhâsebât = Sayıştay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accounting. accountancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bookkeeping. accountancy. business office. cashier's office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accounting. bookkeeping. accounting or bookkeeping department of a firm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İmparatorluk devrinde bir nezâretin (bakanlığın) hesap ve para işlerine bakan yüksek memur: Maliye, maarif muhasebecisi. 2. İmparatorluk devrinde bir sancağın (vilâyet = ilin) hesap ve para işlerine bakan memur: Saruhan, Kütahya muhasebecisi (vilâyetinkine «eyalet» defterdâr ve kazânınkine mal müdürü denirdi). 3. Bir şirkette aynı işle uğraşan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountant. bookkeeper. controller. chamberlain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountant. bookkeeper. bookkepeer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bookkeeper accountant. bookkeeper. bursar. chamberlain. bookkeeping clerk. entering clerk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir bakanlık veya resmî dairenin yahut bir vilâyetin muhasebe işlerine ve mâlî işlerine başkanlık eden zatın memuriyet ve vazifesi: Dahiliye, adliye, posta ve telgraf, Amasya muhasebeciliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountancy. accountant. bookkeeping. the profession of an accountant. clerkship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kisb» den imef.) (mü. müktesebe). Kazanılan, kazanılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i, A. c.). Edinilen bilgiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Münâsebet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜNASEBET) (İ.A. «nisbet» ten masdar) (c. münâsebât). İki şey arasındaki nisbet, uygunluk, muvafakat: Hâli ile kıyafeti arasında münasebet yoktur. 2. Yakışma, uyma: Münasebet almaz. 3. Alâka, yakınlık, bağlılık: Kendisiyle biraz münasebetimiz vardır; onun bizimle münasebeti vardır. 4. Vesile: Bir münasebetle kendisine işi açtım; münasebet düşerse söylerim. Ne münasebet? = Oyle şey mi olur? Bunun imkânı var mı? S. İki şahıs veya topluluk arasındaki iş ve bağlılıklar: Onunla münâsebâtımıZ pek İyi değildir; biz onunla münasebeti kestik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

occasion. relation. connection. intercourse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relation. connection. reason. means. comparison. contact. intercourse. pertinency. proprieties.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in connexion with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the occasion of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Uygun, muvafık, münasip: Bu iş pek münasebetli oldu. 2. Yakışır, yaraşır: Münasebetli bir kıyafet. (hâl) Münasebetli münasebetsiz = Münasebet olsun olmasın: Oraya münasebetli münasebetsiz gidiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opportune. appropriate. securely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Münasebeti olmayan, uygunsuz, yersiz: Bu iş münasebetsiz oldu. 2. Yakışıksız, yaraşmaz: Münasebetsiz bir kıyafet. 3. Söyleyeceğine ve yapacağına münasip vakit ve hâl düşünmeyen: Pek münasebetsiz adamdır. 4. Münasebet düşmeksizin, vesilesiz: Ben oraya münasebetsiz gidemem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inappropriate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inappropriate. inopportune. tactless. thoughtless. impertinent. impossible. improper. inapposite. incongruous. inconvenient. inexpedient. irrational. malapropos. naughty. out of the way. unbecoming. undue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impertinence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inopportuness. unseemliness. tactless action. tactlessness. impertinence. impolicy. inconvenience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nehz» den if.) (mü. müntehize). Vakit’ve fırsatı kaçırmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «seb» den imef.) (mü. müsebbaa). 1. Yedi parçadan yapılmış, yedili. 2. Yedi kat, yedi ile çarpılan. 3. (matematik) Yedi köşesi veya açısı olan, yedi köşeli: Şekl-I müsebbâ. 4. (edebiyat). Yedi mısrâdan meydana gelen manzume.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(|. A. «şeb’» den imef.) (mü. müşebbaa). 1. Doymuş, tok. 2. (kimya) Bir maddeden erimiş hâlinde tutabileceği miktarı alıp fazla eritemeyen (sıvı), Fr. satur6 («meşbû» da denir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. A. «sebeb» den imef.) (mü. müsebbebe). Sebep verilip vücuda getirilmiş olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Şibh» den imef.) (mü. müşebbehe). Benzetilen, teşbih olunan. Müşebbehün-bih = Kendisine teşbih olunan (cesur adamı arslana teşbih ettiğimizde «cesur» müşebbeh ve «arslan» müşebbehün-bih’tir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kendisine benzetilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sebeb» den İf.) (mü. müsebbibe). 1. Sebep ve vesile olan, icap ettiren. 2. Kuran, vücuda getiren, icat eden, tertip ve teşkil eden. Müsebbib-i hakîkî, müsebbibü’l-esbâb = Allah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cause. causer. author. instigator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customer service. service to customer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cihâz» dan if.) (mü. mütecehhize). Takımı tamamlanmış, donanmış, mücehhez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şebbek» ten imef.) (mü. müşebbeke). Ağ ve kafes gibi, dallı budaklı, birbirine geçmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şebk» den if.) (mü. müteşebbeke). Ağ gibi birbirine geçen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şibh» den İf.) (mü. müteşebbihe). Benzer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şebes» den İf.) (mü. müteşebbise). Teşebbüs eden, yapışan, girişen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrepreneur. enterprising. entrepreneur girişimci.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrepreneur. enterprising. go ahead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

active duty / service. compulsory military service. national service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکتسب] kazanılmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکتسبات] bilgi birikimi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکتسبه] kazanılmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مناسبات] münasebetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسبب] yol açan, sebep olan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ متشبث] girişen, teşebbüs eden. 2.girişimci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. kökmantar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ensâb). Soy, şecere: Bütün insanların nesebi Hazret-i NÜh’a çıkar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نسب] soy.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Nesebce, soyca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «neseb» den imen.) (mü. nesebiyye). Nesil ve nesebe ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legitimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Yeni yetişmiş, yeni çıkmış. 2. Genç, tâze.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Genç. Yeni yetişmiş, yeni çıkmış.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisi makam ve dizilerinde tam sekizli ve beşlilerin toplam sayısı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) atın yem torbası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yuların atın burnu üzerinden geçen kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) burun kanaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Belli bir nüfustaki ölümlerin sayısı. Değişik biçimlerde hesaplanır. Bir hesaplama yöntemi olan kaba ölüm hızı, belli bir coğrafi alanda beher 1.000 kişi başına yıllık ölümlerin toplam sayısıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

housemaid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

housemaid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Hastalıkta yemeklerin ağırlarından sakınarak doktorun tâyin ettiği yemeklerle kanaat etme: Perhiz etmek; perhizi bozmak. 2. Hıristiyanlar’ın belirli günlerde et ve yağ gibi şeyler yemekten kaçınmaları Büyük perhiz = Paskalyadan evvelki kırk günlük perhiz. 3. mec. Haramdan sakınma: O adamın perhizi yoktur. Dilde perhiz = Olur olmazı söylemeyiş, konuşurken ihtiyatlı olma. Perhizi bozmak = Ağzına geleni söylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstinence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diet. regime. regimen. abstinence. regimen imsak. riyazet. diyet. rejim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dieting. fasting. diet. fast. regimen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Perhiz eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پرهيزکار] sakınan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پشه بند] cibinlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. filozofça konuşmak veya düşünmek; felsefeyle meşgul olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. rizom, yeraltı gövdesi, kök gövde .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. kökbacaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zakkum, ağıağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gül koncası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gül ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kıyamet, mahşer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [روز و شب] gündüz gece.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sanitary service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) yarma, ikiye ayırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. olgunlaşınca tek tohumlu karpellere ayrılan bileşik kuru meyva, skizokarp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. ortasından bölünme suretiyle üreme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., tıb. şizofreni hastallğına ait veya ona benzer: sizofreniye eğilimli; i. Sizofren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., bot. bölünen mantarlar, bakteriler, mikrop lar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. bak. terili hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sizofreni ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., psik. şizofreni. schizophrene i. sizofren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. bölünenler, bölüngenler. schizophytic s. bölünenlere ait, bölünenlerden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., psik. insanı normalin dışma çıkarmayan hafif bir şizofreni sekli. schizothymic s. bu durumla ilgili

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Seb’a.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gece, Ar. leyi: şeb-i hicrân = hicranla geçirilen gece; şeb-ü rûz = gece gündüz; şeb-i yeldi = yılın en uzun gecesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سبع] yedi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شب] gece.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sövme, Ar. ta’n, Fars. düşnâm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. şeb gece, çerağ = ışık). Bir cins değerli taş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. şeb = gece, efrûhten = parlamak). Gece parlayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. şeb = gece, hâsten = kalkmak). Gece kalkan, gece kalkıp ibâdet eden veya çalışan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. şeb = gece, hûn = kan). Gece baskını, düşmanı gece vakti ansızın basma. »

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Gelin gecesi 2. Mevlânâ’nın öldüğü gece.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شب عروس] düğün gecesi. 2.Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin ölüm gecesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شب یلدا] yılın en uzun gecesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. şeb = gece, periden = uçmak). Gece kuşu, yarasa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gece renginde, siyah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. şeb = gece, reften = gitmek). Gece giden, yürüyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Geceden sabaha kadar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. şeb = gece, tâften = parlamak). Ateşböceği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gece gündüz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. şeb = gece, zinde = diri, dâşten = tutmak). Geceyi diri tutan, gaflet uygusuyla geçirmeyip ibâdetle canlandıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yemen’in meşhur bir eski şehri. Belkıs’ın taht şehri olup, eski eserlerde de adı çok geçer.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Yedi. İslam öncesi Sami ve Arap kavimleri yedi sayısının kutsal bir nitelik taşıdığına inanırlardı, “yedi” sayısı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gençlik: ahd-i şebâb = gençlik zamanı («şebâbet» yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شباب] gençlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Gençlik, tazelik. -Türk dil kuralına göre «b/p» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Şebâb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Şebâbiyye). Gençliğe ait.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. et yağı gibi, yağa ait; yağ salgılayan. sebaceous gland anat. saç köklerinin altında bulunan ve yağ ifraz eden gudde, yağ bezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Sabahat).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Suda yüzme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Benzeme, benzeyiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شباهت] benzerlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. sebîke). (bk.) Sebîke.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. esbak). Ders, öğrencinin bir defada öğretmenindeln alıp öğrendiği şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A.). Geçti. Mâ-sebak = Geçen, daha önce olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سبق] ders.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. şeb). Geceler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شبان] geceler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir gece ve gündüzün toplamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Geceye ait, gecelik, gece vakti olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gece vakti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شبانگاه] geceleyin, gece vakti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yerinde durma, sâbit ve kararlı olma, devamlılık, yerinden veya sözünden oynamama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perseverance. constancy. permanency. fastness. persistence. pertinacity. strenght of purpose. resoluteness. steadfastness. steadiness. stoutness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constancy. perseverance. persistence. tenacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The eleventh month of the ancient Hebrew year, approximately corresponding with February.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firmness. perseverance. tenacity. constancy. persistence. decision. determinatedness. determination. insistence. patience. permanency. stability. stay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثبات] yerinden kımıldamama, kararından vazgeçmeme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sabit).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hold fast to one's purpose. to show resolution. to persevere. hang in. persist. stand. stand one's ground. stand to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sebatlık, sözünde kararında durma. Sebatlı, sözünde duran.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Sebatlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ثباتکار] sebat eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perseverant. constant. stable. pertinacious. sedulous. steadfast. sturdy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inflexible. permanent. sedulous. stable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who is not steadfast. erratic. inconsistent. infirm. variable. various. weak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of steadfastness or perseverance. infirmity of purpose. instability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شباویز] ishak kuşu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سه با دو] üç ve iki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SE BA DÜ) (i. F ). Tavla zarlarından birinin üçü, öbürünün ikili düşmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şehadet parmağı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سبابه] işaret parmağı, şehadet parmağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sibâhet» den imüb.). Suda yüzen, yüzücü, yüzgeç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞEBBÜY) (i. F. şeb = gece, bûy = koku). Güzel kokulu bir çiçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleeding heart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wallflower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(matthiola): Turpgiller familyasından; güzel kokulu, kırmızı, açık sarı veya mor çiçekleri olan çok yıllık bir bitkidir. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Kabızlığı giderir.

Şifalı Bitki by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شب بوی] şebboy.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sebep.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سبب] sebep, neden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. sebebiyye). Sebeple alâkalı, sebebe ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (masdara masdar edatı ilâvesiyle yapılmış uydurma bir sözdür). Sebep olma, icab ettirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

causing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

causality. used in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سببيت] sebep olma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sebep olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سبد] sepet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شب افروز] geceyi aydınlatan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Geceyi aydınlatan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıçı kırmızı, tüysüz bir çeşit maymun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Ağ, balık ağı. 2. Kafes, demir kafes veya parmaklık ve bilhassa bir mezarın sandûkasını çeviren ka• fes. 3. Bir memleketteki demiryolları, karayolları v.s.: Demiryolu şebekesi. 4. Iskara. 5. (anatomi) Ağ ve kafes şeklinde zar vesaire. 6. Üniversite talebesi pasosu için kullanılan tâbir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

net. network. system. graticule. grid. gridiron. plexus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

network. system. grating. band. gang. student's pass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

network. ring organized for criminal purposes. system. network. identity card of a university student. grate. lattice. gridiron. net. pass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شبکه] ağ. 2.balık ağı. 3.dokular.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Şebekiyye) (anatomi). Ağ ve kafes şeklinde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (zooloji). Primatların alt takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıb). Gözde meydana gelen hafif bir perde ki, dumanlı görmeye sebep olur, Fr. pannus.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gece kuşu, yarasa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. esbâb) (asıl mânâsı «ip» tir). 1. Bir şeyin meydana gelmesini gerektiren şey. Ar. bâis, mûcib. 2. Vesile, bahâne, münasebet: Kavga çıkarmak için sebep arıyor. 3. Vasıta, Alet. Bilâsebeb = Sebepsiz. Sebep tahtında = Hususî bir maksatla, kendiliğinden olmayarak. Sebeb-i hayat = Baba, Ar. vâiid. Esbâb-ı mûcibe = Bir işi gerektirip meydana getirmeye sebep olan şeyler: Bu cinayetin esbâb-ı mûcibesi bulunamadı. Li sebebi = Bir sebepten, bir işten dolayı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reason. cause. occasion. ground. subject. why. account. causation. consideration. inducement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matter. score. cause. reason. source. means. occassion. reason neden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

causa. cause. pretext. excuse. means. medium. ground. motive. account. bond. casus. inducement. motivation. peg. reason. score. source.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause. to bring about. beget. breed. bring on. call forth. conduce. induce. to be the occasion of sth. to give occasion to sth. occasion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birinden geçinmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get a share of the pie. to get a piece of the action. to get a share of sth good that is come to sb else.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for no evident reason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without any reason. innocent of reason. causeless. groundless. gratuitous. unprovoked. wanton. gratis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without a cause/reason. for no reason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth which is done for no apparent reason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i,.). Yük hayvanına takılan gem.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شبگرد] bekçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شبگير] geceleri uyuyamayan, uykusuzluk çeken. 2.sabah.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Gece öten bir cins bülbül.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Gençlik, tazelik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şibh» den smüş.) (mü. şebîhe). Benzer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شبيه] benzer, benzeyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yüzme, yüzüş.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شبيخون] gece baskını.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. sebâik). Eritilip parça şeklinde dökülmüş maden, külçe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سبيکه] külçe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free distribution of water. public fountain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سبيل] yol. 2.su dağıtım yeri, sebil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Yol, büyük cadde. 2.Su dağıtılan y(Erkek İsmi) Hayır için parasız dağıtılan su. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. sübül). 1. Yol, cadde. Ebnây-i sebil = Yolcular. Fi sebîl-Ullah = Hak yolunda, sevap için, hayrat olarak. 2. Allah rızası için her zaman parasız su dağıtılan hususî yapı: Lâleli Camii’nin sebili. 3. Hayır maksadıyla sokakta parasız dağıtılan su. Sebil etmek = mec. Parasız olarak dağıtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Allah rızası için gelip geçenin su içmesine mahsus bina.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sokakta kırba ile su gezdirip parasız dağıtan ve bu vesile ile ekseriya dilenen adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eski iranlılar’da harem dairesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شبستان] yatak odası. 2.harem dairesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). Geçme, takaddüm etme, ileride bulunma, evvelce geçmiş ve vuku bulmuş olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ke ile) (i. A.). 1. Bir madeni eritip kalıba dökme. 2. (edebiyat-gramer) Cümlenin tertip ve tanzimi,

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden Akdeniz’de kullanılan kıç tarafı dar ve uzun bir çeşit karavele.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سبک] üslup.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İfadede sözlerin birbirini tutması: Sebk-ü rabtı yok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (geçme mânâsıyla sebk yerine kullanılıyorsa da Arapça’da mânâsı başka olup Türkçe’de hiç kullanılmamalıdır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سبقت] geçme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سبلا] uzun kirpikli göz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Uzun, kirpikli göz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dew. dew çiy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شبنم] çiy.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Havada buhar durumundayken gecenin serinliğiyle yerde ya da bitkilerin üzerinde toplanan su damlacıkları, çiğ.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çiy, Ar. nidâ, Fars. jâie.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Gecenin nuru, gecenin ışığı, aydınlığı.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شب پره] yarasa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ölçülü, deneyimli. Sahabeden bu ismi taşıyanlar olmuştur.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شب رنگ] siyah. 2.gece rengi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cumartesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yazma, kaydetme, yazıp zabtetme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثبت] kayda geçirme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kayda geçirilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kayda geçirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شبتاب] ateş böceği.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Testi, şarap kabı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سبو] testi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. sibâ). Yırtıcı hayvan, arslan ve kaplan gibi vahşî hayvan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Küçük kap. Küçük testi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hafif, çabuk, serî.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Hafif, yeğni. Çabuk hızlı. Ağırbaşlı olmayan. 2.Sevgili, aziz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (sebük = hafif, bâr = yük). 1. Hafif yüklü, yanında çok eşya bulunmayan. 2. mec. Hızlı giden, ayağına hafif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Fars. sebük = hafif, Ar. mağz = beyin) (c. sebük-mağzân). Hafif beyinli, akılsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Fars. sebük = hafif, Ar. mizâç = huy, tabiat). Hafif mizaçlı, hafif meşrepli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. sebük = çabuk, pây = ayak). Ayağı çabuk, ayağına çabuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. sebük = çabuk, pervâz = uçma). Hızlı uçan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. sebük = çabuk, reften = gitmek, yürümek). Çabuk giden, süratle yürüyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Fars. sebük = hafif, Ar. rûh = can). Ağır canlı olmayan, sohbeti hoş ve güzel.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hızlı, atak, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sebük).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شب و روز] gece gündüz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سبک] hafif. 2.kıvrak, çevik. 3.çabuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سبک مز] dangalak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [سبک مزاج] hoppa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سبک پای] ayağına çabuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سبک سر] dangalak. 2.aşağılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(.i A.). Düşman memleketindeki erkek ve kadın ahaliyi esir edip götürme.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yılın en uzun gecesi (22 Aralık).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yeşil. Sebz-pûş = Yeşil giyinen. Sebz-fim = Yeşil renkli, yeşil boyalı. Hatt-ı sebz = Genç delikanlılarda sakal ve bıyıktan evvel gelen ince tüy.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سبز] yeşil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Yeşillik, çimen, çayır. 2. Yemek pişirmeye mahsus yeşillik, zerzevat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetable. vegetable. vegetables. greens.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetable. green plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetable. cross- over store. garden ware. produce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سبزه] çimenlik. 2.sebze.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetable soup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetable soup. pottage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yeşillik biten, yeşillikle örtülü yer; çayırlık, çimenlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetable seller. greengrocer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetable seller. greengrocer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i F.) (sebze’nin çokluğu. Türkçe şekli: zerzevat). Pişirilerek yemekte yenen, salata ve turşusu yapılan: Bamya, patlıcan, domates, fasulye, lahana vesair yeşillikler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شب زنده دار] geceleri ibadet eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. A.). Yedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şib’» den smüş.). Tok, karnı tok, doymuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. seb’iyye) (tıb). Yedi günde bir gelen (sıtma vs.).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سبعين] yetmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سبعون] yetmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. seher = sabah, Fars. hâsten = kalkmak). Sabahları erken kalkan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سحرخيز] seher vakti kalkan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Hafif ve lezzetli su. Cennet’te bir çeşmenin ismidir. 2. Çeşitli deliklerden su akıtan sebil.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Tatlı ve hafif su. 2.Cennette bir çeşmenin adı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سيلخيز] su taşkını, taşkın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başkalarının hislerine katılmak, halden anlamak; yakınlık duymak; aynı şeyi hissetmek; başsağlığı dilemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cihâz» dan). Cihazlarına, donatma. Techîz-i meyyit = Ölünün yıkanıp, kefenlenip hazırlanması. Techîzi sefâin = Gemilerin donatımı. Teçhiz ve tekfin = Ölünün yıkanıp kefenlenmesi işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Teçhiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equipping. equipment. supply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تجهيز] donatım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

donatılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to equip. to outfit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

donatmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. teçhiz) (askerlik). Giyim, kuşam, donatım, (bk.) Teçhiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Teçhizat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equipment. fittings. accoutrements. gear. accoutrement. appointments. arming. fixings. equipage. fitment. hardware. rig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armament. equipment. fitment. kit. outfit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equipment. apparatus. paraphernalia. gear. material. accoutrement. appointments. armament. equipage. fitout. fittings. fixings. outfit. outfitting. overextension. plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تجهيزات] donatım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Sesimiz telefonda ses hızı ile gitmez. Telefonun ağız kısmı denilen mikrofona konuştuğumuzda, ses burada elektrik akımına çevrilir. Karşı tarafın telefonunda tekrar sese çevrilene kadar yolculuğunu elektrik akımı olarak yapar.

Bilindiği gibi elektriğin hızı ışık hızı ile aynıdır. Dolayısıyla ses telefonda ışık hızı ile yol alır. 5 kilometre uzaklıktaki bir arkadaşınızla telefonla konuşurken onun bulunduğu yerde gök gürlerse, şimşeğin ışığının gökgürültüsünden önce gelmesi gibi, gökgürültüsünün telefondaki sesi de havadan gelen sesine göre daha önceden kulağımıza ulaşır.

Ses hızı, deniz seviyesinde, kuru ve sıfır derecedeki havada saniyede 331,4 metredir. Bakır kablo içinde ise saniyede 3500 metre kadardır. Yani sesimiz telefonda ışık hızı ile değil de ses hızı ile gitseydi (ki bu mümkün değildir) 600 kilometre uzaklıktaki bir arkadaşımız konuştuklarımızı telefonda 3 dakika sonra duyabilirdi. Düşünebiliyor musunuz böyle bir konuşma sonunda gelecek telefon faturasını?


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. teşebbüh). Benzemeler, andırmalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. teşebbüsât). 1. (işe) Yapışma, sarılma, itina ile başlama, girişme. 2. (hukuk) Cezayı gerektiren bir işe davranma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attempt. enterprise. approach. bid. fist. venture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attempt. enterprise. undertaking. initiative. effort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business concern. attempt. enterprise. undertaking. project. initiative. business venture. go. guts. proposition. shot. smack. step.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sebâtstan). Sebat gösterme, dayanma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تشبث] girişim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

girişmek, girişimde bulunmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تشبثات] girişimler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şahz» dan). 1. Sivriltme, keskin hâle getirme. 2. mec. Uyandırma, kuvvet ve tesirini artırma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [افتان و خيزان] düşe kalka.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

tazyikli hava ile işleyen kuvvetli fren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-zed, -zing) i. vızlamak, vızıldamak, vızıltı etmek; cızırdamak; vızlatmak; cızırdatmak; bir çırpıda tamamlamak; i. cızırtı; vızıltı: (argo) çok usta kimse; yıldırım gibi hızlı olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., (argo) ufak ve süratli top mermisi; şenliklerde kullanılan bir çeşit fişek: s., (argo) usta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlevsellik, HDD’den DVD’ye normal hızdan 64 kat daha hızlı biçimde içerik aktarmanıza olanak sağlar. Örneğin, bir saatlik içerik HDD’den DVD’ye bir dakikanın altında bir sürede aktarılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Çift deck’li sistemlerde bulunan hızlı kopyalama sistemi.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yüksek Hızlı kaset mekanizması, çok hızlı erişim ve hızlı ileri/geri sarma süreleri sağlamaktadır. Kaset konumu bir sayaç ile gösterilmektedir. Hareket mekanizmasının çift yataklı tahrik mili, geriye doğru çalmada bile kasetin hassas biçimde hareket ettirilmesini sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Veri almadaki transfer hızını teoride 1 k.k mbit’e gkartan iletişim standardıdır. 3.5G olarak da anılır.

Teknolojik Terim by