Sec ne demek? | Sec anlamı nedir? | Sec

Sec anlamı nedir?

Sec ne demek?

Sec anlamı nedir?

Sec | Dream Meanings


Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سجع] seci sanatı. Düzyazıda kafiyelendirme sanatı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kullanıcı, menü sistemini kullanarak üç ön ayarlı ses ve resim ayarından izlenen programın türüne göre en uygununu seçebilmektedir. Modlarda, sekiz resim ve iki ses parametresi için önceden ayarlanmış değerler bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., Fr. sek (şarap).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs., A.B.D. Securities and Exchange Commission tahvil borsasını teftiş eden resmi daire.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. secant, second, secretary, section, Just a sec. k.dili Bir saniye!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

articulate. clearly. lucid. sharp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. definite. definitely. clearly. clean- cut. direct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Alan Seçimi özelliği, BRAVIA TV ses ve görüntü ayarlarını izlediğiniz alana göre otomatik olarak ayarlamak için farklı seçenekler sunar. Alan Seçimi düğmesi, BRAVIA uzaktan kumandasında kolayca bulunabilir. Sinema, Spor, Oyun gibi farklı seçenekler arasından birini seçebilirsiniz. İster büyük maçı ister gişe rekorları kıran yeni filmi izleyin; Alan Seçimi sayesinde ses ve görüntü ayarlarınız içeriğe mükemmel uyum sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony, çekim durumunuzun gereksinimlerini karşılayacak bir dizi önceden ayarlanmış fotoğraf makinesi ayar seçeneği sunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

“Altın Bölüm” ya da “Altın Kesit” de denir. Herhangi bir geometrik biçimde, varlığı estetik bir üstünlük sayılan oran. Parçalar arasındaki orantıda, küçük parçanın büyük parçaya oranı, büyük parçanın bütün parçaya oranına eşittir. Cebirsel olarak; a/b= b/ (a/b) biçiminde ifade edilir. Parçalar arasındaki oranın değeri olan 1.618 “altın sayı” adını alır. Altın oran, geometrik olarak iki kareden oluşan bir dikdörtgenin köşegeni aracılığıyla kurulur. Antik Çağdan bu yana matematikçilere ve sanat kuramcılarına konu olan Altın oran, bu adı XIX.yy da almıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by election.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by-election. by election. special election. off year elections. off year election.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «benefşe» den Arapçalaşmış). Menekşe.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ikiye bölmek; geom. iki eşit parçaya ayırmak. bisection i. ikiye bölme. bisector i., geom. açıortay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bit cinsinden saniyede iletilebilen veri miktarı birimidir. 8 bit, 1 baytı oluşturur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). peynirli kek; (argo). güzel bir kızın bacaklarının resmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tülbent.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). takdis etmek; tanrıya adamak , vakfetmek, hasretmek, tahsis etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). takdis ve tahsis merasimi; kendini adama, vakfetme, takdis, tahsis, ithaf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). birbirini takip etme, peşpeşe olma; dizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). birbirini takip eden, ardıl; (mat). ardışık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mat). kosekant.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kutsal bir şeye karşı hürmetsizlikte bulunmak, kutsal bir gayeden çevirmek, uzaklaştırmak. desecra'tion (i). mukaddesata hürmetsizlik , tecavüz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). parçalara ayırmak, teşrih etmek, tahlil etmek; inceden inceye tetkik etmek. dissecting (i). teşrih, tahlil. dissection (i). teşrih, teşrih edilen şey. dissector (i). teşrihçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Seçkin ol.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. dilin tamamını veya bir kısmını kesme ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atlı tramvay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at çulu, haşa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hamut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ev temizliği; pol. temizlik, ayıklama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uzun etekli entari, sabahlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özellikle indeksli müzik pasajları doğrudan seçilebilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. böcek, haşere; nefrete lâyık kimse. insect powder haşarat tozu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. böcek beslemeye ve üretmeye mahsus yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haşarat ilâcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. haşarat cinsinden, haşarattan ibaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. böcekçil hayvan. insectiv'orous s. böcek yiyen, böcekçil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. emniyetsiz, sağlam olmayan, garantili olmayan, tehlikeli; endişeli. insecurely z. emin olmayarak, sağlam vaziyette olmayarak. insecurity i. emniyetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kesişmek; katetmek, kesmek, ikiye bölmek, birbiri üzerinden geçmek (yol).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kesişme, kavşak; (geom.) kesişme noktası veya hattı, ara kesit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük kese.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sachet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). «Hiç kimse» mânâsındaki «kimsecikler yok», «kimsecikler kalmamış» gibi deyimlerde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by election / special election.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plater. electro type. stereotype.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photoengraving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corsetier. girdler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: KÜSEC) (i. A.) (köse. den Arapçalaşmış). Köse. bk. Köse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şefeviyye türünden bir ot, yer meşesi, kurtluca.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Motorlu giriş seçici, CD, radyo ve kaset giriş sinyallerinin yüksek kaliteli, kayıpsız değiştirilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sicili» den if.) (mü. münsecile). Sicilli yani resmî kayıtlara işlenmiş, sicile geçmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sec’» den imef.) (c. müseccaa). Cümlelerinin sonu kafiyeli olan (nesir). Secîlendirilmlş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «seci» den imef.) (mü. müseccele). Sicille geçirilmiş, deftere kaydolunmuş, kayıtlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inscribed. proprietary. registered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسجل] tescilli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prayer rug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Alman veya Avusturyalı tarz usul veya dilinde olan, Almanca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Alman veya Avusturyalı tarz usul veya dilinde olan, Almanca.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - Canın neşesi, mutluluğu.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) mezhebe bağlı olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. bir uzunluk ölçüsü 3,26 ışık yılı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zulmetmek, eza etmek, gadretmek; baskı yapmak, tazyik etmek, sıkıştırmak; bir fikre veya dine olan inancından dolayı eza etmek veya öldürmek. persecu'tion i. zulum, zulmetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bitirmeye çalışmak, ilerletmek, ileri götürmek; huk. aleyhine dava açmak, kanuni yollarla elde etmeye çalışmak, kanuni takipte bulunmak. prosecuting at torney savcı, müddeiumumi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. takibat; bitirmeye çalışma, ileri götürme; huk. dava; davacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. davacı; savcı. public prosecutor savcı, müddeiumumi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MiniDisc, DAT ya da kompakt kasete beslenecek ses sinyalini seçer. Bu, başka bir kaynağın hoparlör ya da kulaklıklardan dinlenmesini sağlayan özel bir çıkıştır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., tıb. yarıp parçasını çıkarmak. resection i., tıb. yarıp bir uzvun parçasını çıkarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sürüş sırasında kolay çalıştırma ve gelişmiş sürüş güvenliği sunan bir uzaktan kumanda.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Ayarlanmış pozlama modu seçeneklerinden hızlı seçim yapılmasını sağlar. Seçilen alanda mükemmel sonuçlar elde etmek için diyafram açıklığı, deklanşör hızı ve renk dengesi gibi pozlama ayarları otomatik olarak ayarlanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Hızlı okuma ve yazma imkanı sunan hafıza kartı. SD kartlar dijital kamera, MP3 çalar, akıllı telefon, ses kaydedici ve avuç içi bilgisayarlarda kullanılmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

32 GB’a kadar kapasite artırımına izin veren yeni nesil SD hafıza kartı.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. secant, second, secretary, section, Just a sec. k.dili Bir saniye!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şecaat» den smüş.) (c. Şuc’An) (Müfredinde secâ’, şicâ’, şücâ’ ve cem’inde şü ve şim şeklinde başlaması caizdir).

1.Yiğit, yürekli, bahâdır, cesur.

2.(astronomi) Bir takımyıldız, Fr. hydre.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.b.i.) (Erkek İsmi) - Dinin kahramanı, dinin yiğidi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yiğitlik, yüreklilik, bahâdırlık, cesaret: insenın şecâatı harp meydanında anlaşılır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شجاعت] cesaret, yiğitlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yiğitlik, cesurluk, korkusuzluk, kalb metinliği.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i). Cesaretli, yürekli, cesur, bahâdır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) -Yumuşak huyluluk.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kateden, kesen; i., geom. sekant.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kur’an’ı Kerîm’ln okuma kaidelerini, bazı husust alâmet ve şekillerle kayıt ve işeret etmek usûlü.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Kur’an-ı Kerim’i manasına uygun olarak okumak için konulan durak işaretleri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. seciyye). (bk.) Seciye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سجایا] karakterler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Çağlayan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «secde» den). Ekseriya üzerinde secdeye varmakta yani namaz kılmakta kullanılan küçük halı, kaliÇe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prayer rug. rug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prayer rug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prayer rug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. seccâde = halı, nişesten = oturmak). Seccâdede oturan, şeyhlere mahsus bir post ve makamda bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(il). Bir büyük zâtın namaz seccadesini devşirip kaldırmakla vazifeli memur. Seccidecibaşı = PAdişâhın başseccadecisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sicn» den imüb). Zindancı, hapishane memuru, gardiyanı, tomrukçu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., it. kuru; i. sıva kuruduktan sonra üzerine yapılan duvar resmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Namazda yüzünü yere koyma, yere kapanma: Secde etmek, secdeye varmak. Secde-i sehv = Namazda veya Kur’an-ı Kerîm’de, okurken yapılan bir hataya mukabil yapılen secde. Secde-I şükür = Şükretmek maksadıyla yapılan secde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostration. prostration. kowtow. kotow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostrating oneself in prayer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. secde, Fars. gâh = yer). Secde yeri, secdeye varılacak yer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سجده گاه] secde edilen yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çekilmek, ayrılmak (özellikle siyasi veya dini bir örgütten).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choice. option. alternative. selection. pick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternative. choice. pick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternative. option.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. eşcâr). Ağaç, Fars. dıraht.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شجر] ağaç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ).

1.Bir tek ağaç.

2.Bir sülâle ve hanedânın kurucudan başlayarak üyelerini aşağıya doğru gösteren dallı budaklı bir ağaç şeklinde, silsile, silsilenâme: Şecere-i Al-i Osmân.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genealogy. pedigree. genealogical tree. family tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family tree. pedigree. genealogical tree. genealogy. genealogical table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شجره] soyağacı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nesil ve nesebi bir şecere ile belli olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ayırt etmek, tefrik etmek; tb. ifraz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ifraz edici gudde veya ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayrılma, uzaklaşma; b.h.,(A.B.D.) 1860-61'de Güney Eyaletlerinin Birlikten ayrılması. secessionist i. ayrılma taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Seçilmiş gül.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(SEC) (i. A.). Nesrin kafiyeli olması, nesirde, her durak yerinde yahut sıfat ile isim arasında kafiyeye riayet olunmak usûlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şecâat»den smüş.) (mü. Şecîe) (c. şuc’an, şicâ). Yiğit, cesur, yürekli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شجيع] cesur, yiğit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Cesur, yürekli, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Şeci).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Seçen, Osm. intihap ve İhtiyar eden, bir bütünden en iyi şeyleri ayırtan.

2.Görüp farkeden.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

selective. discriminating. picky. selecting. choosing. selector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

selective. selector. grader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picker. selector. person who selects. selective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

selection committee. jury. electoral college.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

selectiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

selectivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

selectivity. being a selector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. distinct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Benzerleri arasından seçil, beğenil, üstün ol, sevgi ve saygı gör.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eligible for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eligible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Tercih edilmek, seçilmek, bir şeyin en iyileri ayırdedilmek.

2.Görüp farkedilmek: Bu kadar uzaktan yazı seçilmez.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be chosen. to come in. to get in. to be distinguished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be chosen. to be selected. to be elected. to be perceived. to get the nod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

select. selected. chosen. elective. picked. recherche.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

selected. chosen. designated. hand picked. picked out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Seçim, seçmek işi. 2.Görüp farketme.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polling. elective. election. poll. selection. choice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choice. election. pick. poll. election. selection. polls.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choice. selection. choosing. polling. returning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constituency district. polling district. electoral / election district. magisterial district. election district / precinct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electoral district.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

election campaign. electoral campaign. political campaign. election / electoral campaign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternative. disjunctive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Seçim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SECİYYE) (i. A.) (c. secâyâ). Yaradılış, tabiat, cibillet, huy, karakter.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

character. moral quality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a person's character. nature or disposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yaratılış, huy, karakter tabiat. İyi huy.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سجيوی] karakter ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سجيه] karakter.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) karaktersiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Seçilmiş, Ar. Müntehab, Fars. güztde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

select. choice. exclusive. distinguished. selected. outstanding. picked. eminent. excellent. pre-eminencent. privileged. prominent. top-hole. top-line. topflight. well-chosen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choice. distinguished. eminent. prominent. rarefied. select.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distinguished. select. choice. outstanding. superior. elite. picked. pre eminent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Seçilmiş, ayrılmış benzerlerinden üstün olduğu için ayrılmış, mümtaz, güzide.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elitism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Seçkin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distinction. superiority. excellence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir yere kapatıp dışarı salıvermemek, tecrit etmek, ayırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayrılmış; kapalı; bir kenara çekilmiş; ırak; mahfuz, saklı, korunmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. inziva, köşeye çekilme; tenhalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yalnızlık eğiliminde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Seçmek işi. Ar. intihâb, Ihtiyâr.

2.Görüp farketme. i. Seçkin, Osm. intihap veya ihtiyar olunan veya olunmuş: Onun askeri hep seçme adamlardan ibaretti.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

select. choice. picked. eclectic. recherche. choosing. selection. digest. pick. spotting. choice. co-optation. sampling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choice. extract. option. pick. select. selection. choosing. selecting. outstanding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choice. select. selecting. choosing. distinguished. outstanding. superior. hand picked. polling. selection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right to vote. elective franchise. right of choice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(!.). Seçmekle alınıp satılan, seçmek şartıyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by allowing the customer to pick and choose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eclectic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Zıt bile olsa çeşitli felsefe doktrinlerinden seçilmiş fikirleri toplama usulü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eclecticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bir şeyin en iyisini bulup ayırmak, Osm. intihap ve ihtiyar etmek.

2.Fark ve ayırt etmek, İyi görüp farkedebilmek: Bir karaltı gördüm ama ne olduğunu seçemedim.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choose. select. elect. perceive. distinguish. pick. co-opt. constitute. coopt. cull. decide on. decide up. descry. hand-pick. intend. intend for. look out. opt. be particular about. pick out. plump for. single out. spot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adopt. choose. discern. distinguish. name. pick. return. select. spot. tell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choose. select. to choose. to select. to elect. to perceive. to distinguish. to see. to discern. cull. excerpt. garble. gather. opt. pick. pick out. take.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potpourri.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elective. optional. facultative. permissive. selective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arbitrary. optional. selective. multiple-choice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

selective. sth which one may choose or reject at will. multiple-choice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optional subject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Seçimde rey verme hakkına sahip olan kimse. Ar. müntehib.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constituent. voter. elector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electorate. elector. voter. electoral body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elector roll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

list of electors. voter-registration roll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electorate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constituent body. elective body. electoral body. electorate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saniye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f. ikinci, sani; bir daha; ikinci derecede, aşağı; müz. ikinci; i. ikinci gelen kimse veya şey; düelloda şahit veya yardımcı; oto. ikinci vites: çoğ. ikinci derecede mal, tapon mal; müz. yan yana olan iki nota arasındaki fasıla; şarkıda ikinci

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ikincil, tali, ikinci derecede olan, ikinci gelen; sonraki; min. evvelce teşekkül etmiş kaya içinde toplanan taş veya maden kabilinden; elek. tali (cereyan); i. murahhas, delege; yardımcı, muavin; kuş kanadının ikinci mafsalındaki tüy; astr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sonradan fikir yürütmek, iş işten geçtikten sonra düşüncesini soylemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kullanılmış, elden düşme; dolaylı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. sekondo, ikinci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ikinci derecede; ikinci sınıf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (A.B.D.), k.dili ikinci sınıf (oyuncu).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sır saklama, sır tutma; ketumluk, gizlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. gizli, saklı, hafi, mektum; esrarlı; mahrem; i. sır, gizli şey; anlaşılmaz şey, muamma. secret police gizli polis teşkilatı. secret service hafiye teşkilâtı. secret society gizli cemiyet. an open secret herkesçe bilinen sır. in on the secret s

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sekreterliğe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. müdüriyet, müdüriyet personeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sekreter, özel kâtibe, kâtip, yazman; bakan; bir çeşit yazıhane (kıs. sec., secy., sec'y). secretary bird Güney Afrika'ya mahsus yılan avlayan bir kuş. Secretary of State A.B.D.'nde Dış işleri Bakanı. secretary treasurer i. hem sekreter hem vezne

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gizlemek, saklamak; biyol. salgılamak, ifraz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. onikiparmak bağırsağında bulunan bir hormon, sekretin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. salgılama, salgı, ifrazat; gizleme, sır saklama, ketumiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sır saklayan, sıkı ağızlı, ketum; tıb. salgılayan. secretively z. gizliliğe meylederek. secretiveness i. gizlilik, gizliliğe meyletme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. vücutta sıvı madde hasıl eden, ifrazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fırka, mezhep; aynı meslek taraftan kimseler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. mezhep veya fırkaya ait; i. bir mezhep veya fırkanın bağnaz üyesi. sectarianism i. fırka veya mezhep usulü veya aşırı taraftarlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mezhep taraftarı; Anglikan kilisesine bağlı olmayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bıçakla kesilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kesme, kesiş; kesilme, inkıta; kıta, parça, bölük, fasıl, kısım, bölge; A.B.D.,nde hükümetin malı olan 1 mil kare büyüklüğünde toprak parçası; yataklı vagonda kompartıman; geom. kesit; bir şeyin mikroskopla muayene edilen ince dilimi, kesit; f.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir bölüme ait; bir bölgeye ait. sectionalism i. bölgecilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bölgelere ayırmak; bölmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Seçmek işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb to choose sb / sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., geom. daire dilimi daire kesmesi, sektör; açılır kapanır bir rasat aleti; ask. mıntıka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dünyevi, cismani; layik, dini olmayan, ruhani olmayan; manastır sistemine bağlı olmayan; yüz yılda bir vaki olan, asırlık; asırlarca süren; i. mahalle papazı. secularly z. layikçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cismanilik, dini mahiyeti olmayan işlerle meşguliyet; layiklik secular'ity i. cismanilik, dünyevilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. layikleştirmek, dünyevileştirmek. seculariza'tion i. manastır sisteminden kurtarma; vakfı mülke çevirme; dini tesirden uzaklaştırma, layikleştirme, layikleştirilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot., zool. bir taraflı, tek yanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. örtü (tohum taslağmda), integüment; çog, tıb. meşime, son.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. emin, korkusuz, tehlikeden uzak; kaygısız, şüphesiz; emniyetli, muhafazalı; f. korumak, emniyet altına almak; tehlikeden masun kılmak; sağlamlaştırmak, bağlamak; iyice kapamak; ele geçirmek, bulmak. securely z. emniyetle; sımsıkı secureness i. s

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. emniyet, güvenlik; korkusuzluk; kefalet, teminat; rehin, emanet, depozito; kefil; emniyet tedbirleri; çoğ. tahviller, senetler. Security Council Güvenlik Konseyi. security risk A.B.D. devlet memuriyetinde veya milli güvenliği ilgilendiren bir işte ç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şişe satıcısı, taciri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «secde» den) (c. teseccüdât). Secde etme, yere kapanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ağaçlaşma, ağaçlanma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ağaçlaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., A.B.D., ask. çok gizli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f çaprazvari kesmek transec'tion i. kesit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üç kısma bölmek; geom. üç eşit kısma ayırmak. trisec'tion i., geom. üç eşit kısma ayırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bakan muavini, bakan muşaviri, müsteşar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. meni kanalı ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tıb. toplar damardan kan alma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fenni amaçlarla diri hayvan üzerinde yapılan açımlama. vivisectionist i. böyle teşrih yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., (argo) nükteli söz, saka; f. nükteli söz söylemek. wisecracker i. nükteci kimse, şakacı kimse, hazırcevap kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony, çekim durumunuzun gereksinimlerini karşılayacak bir dizi önceden ayarlanmış fotoğraf makinesi ayar seçeneği sunmaktadır.

Teknolojik Terim by