şed Makam ne demek? | şed Makam anlamı nedir? | şed Makam

şed Makam anlamı nedir?

şed Makam ne demek?

şed Makam anlamı nedir?

şed Makam | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sed makam

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Göçürülmüş, transpoze edilmiş makam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Aslan’ın kulu.- Hz.Rasûlullah (s.a.s)’m reddettiği isimlerdendir. Müslümanlar kullanmazlar.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Lânetlenmiş, melun, meşum; nefret uyandıran, menfur. accursedly (z). meşum olarak, uğursuzca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judicial authority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). akıllıca, tedbirli olarak: bilerek, düşünerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عکس صدا] yankı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(t.a.i.) (Erkek İsmi) - Dinin güneşi.- Türk din bilgini ve hekim. (Şam 1389-Göynük 1459). Fatih’in hocasıdır. İstanbul’un fethinde bulundu. Ünlü sahabi komutan Eba Eyyub el-Ensari’nin mezarını bulduğu söylenir. Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ses dalgalarının dik bir satha çarpıp geri dönmesi sonunda duyulan ikinci ses.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. Alî = yüksek makam = yer), yeri yüksek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عالی مقام] yüksek makamlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Türk musikisinde bir tam dörtlü ile bir tam beşlinin birleşerek teşekkül ettirdiği makamlar. Hepsi 13 tanedir: Çârgâh, BÜselik, Kürdi, Rast, Uşşak, Hüseynî, Nevâ, Hicâz, Hümâyûn, Uzzâl, Zengûle, Karcıgâr ve SÜznâk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

office of a chairman. office of president.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mübarek; Allahın cezası: We didn't catch a blessed fish Allahın cezası bir balık bile tutamadık. blessed event k.dili doğum blessed thistle kalkan dikeni, bot. Carduus benedictus. bless edness i kutluluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bilindiği gibi, ‘ring’ kelimesi, İngilizce’de daire, halka anlamındadır. Parmağa takılan yüzüğe bile bu nedenle ‘ring’ denilir. Aslında geçmişte profesyonel boksta, boksörler grup halinde, kasabadan, kasabaya dolaşır, oradaki yerli boksörlerle maç yaparlardı.

Boks yapılacak alana seyirciler daire şeklinde yerleştirilir, en önde oturanlara alanı çevreleyen ip tutturularak, başkalarının boks yapılacak yere girmeleri önlenirdi. Ayrıca sahnedeki boksöre meydan okuyan biri kafasını bu ipe çarparak dövüşmek isteğini belirtirdi.

Seyirci miktarı artınca bu usulü uygulamak zorlaştı. Yere dikilen kazıklara ip bağlanarak boks yeri belirlenmeye başlandı. Tabii ki bu iş için en uygun şekil kare idi.

Boks yapılan yerlerin dünyanın her yanında kare olmasına rağmen “ring” diye adlandırılmasının hikayesi işte bu!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bilindiği gibi, “ring” kelimesi, İnglizce’de daire, halka anlamındadır. Parmağa takılan yüzüğe bile bu nedenle “ring” denilir.

Aslında geçmişte profesyonel boksta, boksörler grup halinde, kasabadan, kasabaya dolaşır, oradaki yerli boksörlerle maç yaparlardı.

Boks yapılacak alana seyirciler daire şeklinde yerleştirilir, en önde oturanlara alanı çevreleyen ip tutturularak, başkalarının boks yapılacak yere girmeleri önerilirdi. Ayrıca sahnedekiboksöre meydan okuyan biri kafasını bu ipe çarparak dövüşmek istediğini belirtirdi.

Seyirci miktarı artınca bu usulü ugulamak zorlaştı. Yere dikilen kazıklara ip bağlanarak boks yeri belirlenmeye başlandı. Tabii ki bu iş için en uygun şekil kare idi.

Boks yapılan yerlerin dünyanın her yanında kare olmasına rağmen “ring” diye adlandırılmasının hikayesi işte bu!


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extravagantly promises.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bu görüş nereden, kimden doğdu belli değil. Bir kere burada uzay denilince gezegenler ve ışık yılı bazında uzaklıktaki yıldızlar kastedilmiyor. Gözlemin yapıldığı yer olarak dünya üzerinde yörüngede dönen, insan yapısı uzay araçlarından çekilen fotoğraflar ve astronotların gözlemleri esas alınıyor.

Dünya yörüngesinde dönen uzay araçlarından dünyadaki pek çok şey görülebilir. Uzay araçları dünya üzerinde ortalama 165 ile 330 kilometre yükseklikte dönüp dururlar. Bu yükseklikten ancak kilometrelerce düz olarak devam eden kanallar hatta otoyollar görülebilir. Oysa dünyadaki insan yapısı şekiller ile akarsular gibi tabiat yapısı şekillerin çoğunluğu böyle değildir.

Çin Seddi milattan önce 3. yüzyılda Hun Türklerine ve Moğollara karşı ülkenin kuzey sınırını oluşturmak ve korumak için parça parça yapılmaya başlanmıştır. 6 bin kilometre uzunluğunda olan Çin Seddi, ortalama yüksekliği 7-8 metre olan iki duvardan oluşmuştur. Bu iki duvarın arasındaki ortalama 6,5 metre mesafe doldurulup taş döşenmiş, birkaç atlının yan yana at koşturabileceği bir yol haline getirilmiştir. Çin Seddi 7. yüzyılda stratejik önemini kaybetmiştir.

İdeal görüşe sahip bir insan, 6,5 metre genişliğindeki Çin Seddi’ni teleskop kullanmadan ancak 20 kilometre yükseklikten görebilir. Yere düşen gölgesi de hesaba katıldığında bu mesafe 60 kilometreye çıkabilir ama burada atmosferin görüş mesafesine olan olumsuz etkisini de unutmamak gerekir. Her iki durumda da bu yükseklik dünya etrafında dönen bir uzay aracı yüksekliğinin çok altındadır.

Uzaya altı kere giderek, en çok gitme rekorunun sahibi, Gemini ve Uzay Mekikleri uçuşlarının da ilk komutanı olan John Young, hiç bir uçuşunda Çin Seddi’ni göremediğini, gören birisini de bilmediğini, seddin uzaydan görülebilecek kadar belirgin şekil ve renk farkı oluşturmadığım, ancak 250 kilometre yükseklikten Piramitleri ve Rusya’da Baykonur’daki Uzay Merkezini, hatta karla kaplı düzlüklerde temizlenmiş geniş yolları görebildiğini söylüyor.

Bırakın uzay araçlarını insan daha aya gitmeden önce bazı kişiler Çin Seddi’nin Ay’dan görülebildiğini iddia etmekteydiler. İüphesiz bu hiç de doğru değildir. Ay’a giden astronotlara ve bu görevler sırasında çekilen fotoğraflara göre, Ay’dan bakınca dünyada görülenler, beyaz kısımlar (bulutlar), mavi kısımlar (okyanus ve denizler), sarımsı kısımlar (çöller) ile kahverengi ve yeşil kısımlardır (ormanlar ve bitki alanları).

Zaten Neil Armstrong (Apollo-11) ve Jim Irwin (Apollo-15) Ay’dan Çin Seddi’nin görülmediğini, bunu düşünmenin bile çok saçma olduğunu ayrıca belirtmişlerdir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). basılmış, bastırılmış, indirilmiş; canı sıkılmış, kederli, üzüntülü; miktarı azaltılmış, değeri düşürülmüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hasta, mariz, hastalıklı. He was diseased in body and mind. Hem vücutça hem akılca hasta idi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musikide geçki sırasında asıl makam ki, gidilen makamın zıddıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. reşîd’den itaf.). Daha ve en reşîd. Doğru yola diğerlerinden daha yakın, her hal ve hareketi daha doğru ve daha makbul olan: Ekber ve erşed evlâdı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Er reşid, ergin olan, doğru yola daha yakın, hareket hattı daha iyi olan. (bkz.Reşid).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Arslan, Fars. şîr. Esedullah = Tanrı’nın arslanı (Hazret-i Ali’ nin unvanıdır), (astronomi) Burc-ı Essd = Arslan burcu, 12 burcun beşincisi ki, Güneş bu burca rûmî temmuzun onbirinde girer. Kalb-ül-esed = Arslan burcunda birinci derecede bir sâbit yıldız. (Fr. regulus). Zeneb-ül esed = Yine o burçda ikinci derecede bir sabit yıldız (Fr. denebola). Zahr-ül esed = Yine o burçta ikinci derecede bir yıldız (Fr. geba). Esed-i asgar = Arslan burcu ile Dübb-i Ekber arasında bir yıldız kümesi (Fr. petit lion).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(EŞEDD) (i. A. «şedid» den itaf.). Daha, en veya pek şiddetli, pek ağır, pek kuvvetli, pek sert veya güç: Eşedd-i ihtiyâç = Pek kuvvetli ihtiyaç: Eşedd-i mücâzât = Cezaların en ağırı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسد] arslan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Arslan. Gazanf(Erkek İsmi) Haydar. Cesur ve kahraman kişi anlamında kullanılmıştır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Arslana ait. Üzerinde arslan resmi bulunan madenî para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. (zooloji) Arslangiller. 2. (botanik) Sukamışıgiller (Fr. typhacees).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin arslara. - Şeref lakabıdır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (Allah’ın arslanı) Hz.Ali, Hayber’in fethinde gösterdiği kahramanlıktan dolayı Rasûlullah (s.a.s), Hz.Ali’ye bu ismi vermiştir. Astronomi’de: Güneşin rumi, temmuzun 9’unda ve Efrenci temmuzun 23’ünde içine girdiği ve semanın kuzey yarımküresi eteğinde bulunan birçok parlak yıldızdan müteşekkil 5.burç.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). açıkça, meydanda; açık,maruz, korunmasız, muhafazasız; (foto). çekilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.” c.) (m. fâsid). Fâsitler. (bk.) FAsid.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Musikide geçki sırasında, geçki yapılan makam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin yayılması için yardımı dokunan zat. Gıyaseddin Keyhüsrev I: Anadolu Selçuklu Sultanı. - Türk dil kuralına göre “d/t” olur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. musiki). Asıl durağından başka .bir perdeye nakledilmiş, şed makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confinement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confinement. detainer. body execution. incarceration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be imprisoned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), argo kendi menfaatini düşünen, çıkarcı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Başkasının nimet ve faziletini çekemeyip bunların yok olmasını arzu etme, kıskanma: Hased etmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حسد] kıskançlık. hased etmek; kıskanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hâsıd). (bk.) HAsıd.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) gaga burunlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) {c. hissedârân). Hisse sahibi, hissesi olan. Bir şirkete para verip ortak olan kimse: Hissedarlar meclisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shareholder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shareholder. stock holder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shareholder. part owner. joint owner. certificate holder. fundholder. law partner. security holder. stockowner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حصه دار] pay sahibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

payını almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gaga burunlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at satıcısı, cambaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Hareket ve davranışı hoş, güzel. Cazibeli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosecution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) Kendisi söyledi bir delile dayanmayan söz veya ifade .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قائم مقام] kaymakam. 2.yerine geçen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. astronomi). Arslan burcunun en parlak yıldızı olan «Regulus, Fr. Regulus, Lat. Alpha Leo.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. jeoloji). Kadıköytaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim sanatında bir yüzey üzerinde betimlenen tüm “gerçeklik”in kompozisyonun sınırları içinde bulunması durumu. Böyle bir kompozisyonda betinin tümü resim düzlemi içinde bulunmak zorundadır, sadece bir kesiminin resmedilmesi söz konusu olamaz. Kapalı kompozisyon bunları sanatsal gerçeklik düzleminde yeniden ürettiği zaman, hepsini bakış açımız içinde bulunuyormuşçasına betimler. Kapalı kompozisyonun en belirgin örnekleriyle Rönesans sanatında karşılaşılır. Bu tür örnekler, resim düzlemi üzerinde betimlenenin dışında kalan dünyayla ilgili hiçbir ipucu vermezler. Buna karşılık, karşıt uç olan açık kompozisyonda ve onun en yoğun kullanıldığı Barokta, betiler doğadan alınmış bir kesitmişçesine kompoze edilir. Doğal gerçeklik kompozisyonu sınırlarının ötesinde de varlığını sürdürmektedir, resim bu izlenimi vermeyi amaçlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). (A. kaim = duran, makam = yer). 1. Birinin yerine geçen, yerini tutan, vekil, nâib: Yerine bir kaymakam bırakıp gitti. 2. Bir kazâ (ilçe) idare eden mülkiye memuru: Kazâ kaymakamı, kaymakam tayin edildi. 3. Eskiden yarbay rütbesinin adı. bk. Yarbay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head official of a district.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

official charged with governing a provincial district. lieutenant colonel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Vekâlet, vekillik: O işte filân kaymakamlık ediyor. 2. Bir kazânın idaresiyle görevli mülkiye memurunun memuriyeti, hal ve sıfatı: Kaymakamlığı kendisine az görüyor. 3. Yarbay rütbesi: Beş sene kaymakamlık etti. Kıdemli binbaşılardan olduğundan kaymakamlık bekliyor. 4. Bir mülkiye kaymakamının idare ettiği kasaba, ilçe, kazâ: Orası bir kaymakamlıktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rank / duties of a kaimakam. administrative district within a province. building housing a kaimakam's office. district.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(keçisedefi): Baklagiller familyasından; Haziran - Ağustos ayları arasında açık mor renkli çiçekler açan 50 - 100 cm boyunda çok yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları koyu yeşildir. Çiçekleri gövde ve dalların ucunda salkımlar şeklindedir. Meyvesi; esmer kırmızımtırak renkli, tüysüz ve çok tohumludur. Toprak üstündeki kısımların içeriğinde “tanem” ve “galegin” adlı alkoloid ve acı maddeler vardır. Bitkinin tamamı toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: Anne sütünü artırır. Az miktarda verildiği takdirde kandaki şeker miktarını düşürür. Fazla kullanmamak gerekir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aşkta şanssız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A.) (musiki). Musikide belirtilmiş ses dizi veya dizilerinden meydana gelen ve tam bir hususiyet gösteren sistem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. «kıyâm» dan im.). 1. Durulan yer, durak, mekân, mahal: Orası sizin makamınızdır; siz makamınıza geçin. 2. Ar. mansıp, mesnet, büyük görev: Makam-ı sadâret-i uzmâ; makama hitaben yazılmış bir dilekçe. 3. Bir velinin veya bir büyük zâtın gömüldüğü veya gömülmediği halde nâmına yapılmış türbe, ziyaret yeri: İstanbul’da birçok türbe ve makamlar vardır. Kaalm-nakaam. (bk.) Kaymakam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

place. office. quarter. station. chair. strain. tune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

music. station. post. office. mode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency. office. position. post. chair. competent office. mode. music. opposite number. portfolio. prefecture. station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مقام] yer. 2.kat, huzur. 3.musikî makamı

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. c.) (aslında «makame» nin cem’i ise de dilimizde «makam» ın cem’i gibi de kullanılır). Makamât-ı »liyyeye başvurmak; makamât-ı mübâreke; musiki makamatı; makamât-ı Harîrî. (bk.) Makam, makame.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقامات] makamlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. «kıyâm» dan im. mü.) (c. makamât). 1. Meclis, cemiyet. 2. Bir meclis ve toplulukta söylenen nutuk. 3. Nutuk şeklinde ve her biri ayrıca bir bahse ait makalelerin her biri: Harirî’nin sekizinci mekamesi; makamât-ı Hartrt; makamat meydanı (bu isimde Arapça’da birçok kitaplar vardır ki, sahiplerinin isimleriyle tanınır). 4. Tasavvufta yüksek mevki. Sâhib-i makamât = Yüksek mevkie erişmiş kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ahenkli, ölçülü: Makemlı bir sesle, güzel makamlı bir şarkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fesâd» dan masdar) (c. mefâsid). 1. Bozukluk, fenalık. 2. Karıştırma, azdırma, münafıklık, fesat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜNSEDD) (i. A. «sedd»

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) musiki). Türk musikisinde basit makam hususiyeti taşımayan makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şiddet» ten imef.) (mü. mü şeddede). 1. Teşdîd olunmuş, kuvvet verilmiş, kuvvetli. 2. Şiddetlenmiş, artmış: Hastalığı müşedded oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «seds» den imef.) (mü. müseddese). 1. Altı kısımdan ibaret, altı parçadan yapılmış, altıya bölünebilen. altılık, altılı. 2. (matematik) Altı açısı ve köşesi olan: Şekl-i müseddes. 3. (matematik) Altı açı ve köşesi olan şekil: Bir müseddes. 4. (edebiyat) Altı mısrâdan mürekkep kıt’alardan meydana gelen nazım şekli. Müseddes şarkı = 6 mısrâlı şarkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sedâd»dan if.) (mü. müseddide). t. Doğrultan, doğru yola sevkeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. A. «sed» den if.) (tıp). Tıkayan, kapayan, tıkanmış, kapanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «şiddet» ten if.) (mü. müşeddide). 1. Teşdîd eden, şiddetlendiren, kuvvet veren. 2. Şiddeti arttıran, azdıran, azdırıcı. Esbâb-ı müşeddide = (hukuk) Suçlu hakkında bir cezanın şiddetlendirilmesin! gerektiren hâller.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. fizik). Şiddetlendirici. (bk.) Müşeddid.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

işlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (uçak) baş aşağı düşmek; anide düşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. press; s. sıkışmış; bastırılmış. pressed brick fırına sürülmeden önce kalıba konulmuş tuğla. be pressed for time vakti olmamak, acele işi olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iddia edilen, savlanan; açıklanmış, alenen itiraf edilmiş; sözde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. iddiaya göre; sözde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. procédure

1. işlem, 2. yöntem

1. Bir amaca ulaşmak için tutulan yol ve yöntem. 2. Bir amaca erişmek için izlenen, tutulan yol, usul, sistem.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

procedure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

procedure. course action. course of law. judicial action.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kabartma; ahçı. mayalanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [رعشه دار] titrek, titreyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muhabbetçiçeği, bot. Reseda odorata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Ses. 2. Dağa veya diğer bir şeye çarpıp geri dönen ses, aks sadâ, yankı: Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş (BAkî).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. anormal derecede katılaşmış, sertleşmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SEDD) (i. A.). 1. Kapama, bağlama, tıkama. 2. Bu maksatla yapılan engel. 3. Umumt satıhtan yüksek olan satıh: Tarla, bahçe şeddi. Sed sed bahçe. Sedd-I ramak = mec. Açlıktan ölmeyecek kadar yiyip içme. Sedd-i nutk = mec. Sükût, susma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞEDD) (i. A.) (musiki). Göçürme. Fr. transposition.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞET) (i.) (Belki A. «sıkı bağlama» demek olan «şedd»den). Vaktiyle esnâfın bellerine sardıkları kuşak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Göçürülmüş, transpoze edilmiş makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sadâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

voice. sound ses. sada.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

voice. sound of a voice. echo. sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Staff and Educational Development Association, which is the professional association for staff and educational developers in the UK, promoting innovation and good practice in higher education.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Staff and Educational Development Association [UK].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Staff and Educational Development Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صدا] ses.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Ses. Yankı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sedeb ve yanlış olarak sedefotu denilen bir cins bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sâde» den Arapça’laşmış olan «sâdec»den). Sadelik: Sedâcet-i mânâ.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Sadelik.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Doğruluk, hak. Doğru ve haklı. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Doğruluk, hak, insaf, doğru ve haklı olan şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şedîde). 1. Zahmetli ve meşakkatli durumlar, şiddetler: soğuğun, harbin, yolun şedâidi. 2. Afetler, belâlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

iı iki veya dört kapılı olup, ön ve aka koltukları bulunan kapaılı otomobil; sedye. sedan chair tahtırevan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ صدا نویس] teyp. 2.gramofon.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

voiceless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. temkinli, vakarlı, sakin, ağır başlı; uslu, akıllı. sedately z. vakarla, ağır başlılıkla, sükunetle. sedateness i. vakar, ağır başlılık, sükunet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (ilaç1a) teskin etme, yatıştırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. teskin edici, müsekkin, yatıştırıcı;i., tıb. yatıştırıcı herhangi bir şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثدایا] memeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sıkı bağlama, sıkma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سد] set. 2.baraj. 3.engel. 3.kapama, tıkama. 4.kapatılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

örtülmek, örülmek, kapatılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisinde bir şed makam (halk dilinde: Şataraban).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A.). Yemen’de Adlar’ın Himyer hükümdarlarından zulüm ve şiddetiyle ve pek metîn ve büyük yapı ve sed ve bendler yaptırmasıyle meşhur bir kral.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سداد] tıkaç. 2.tampon.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şeddâda lâyık, pek sağlam ve büyük: Şeddâdâne binalar yaptılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çok büyük ve sağlam yapı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). «Teşdîd» de denilen ikiz konsonat alâmeti ki, Arapça’da çift okutmak üzere harflerin üzerine konur: Cerr, şedde gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şedde alâmetini taşıyan, şeddesi olan (harf), Ar. teşdîdli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (Ar. sedâb’dan). Sedef otu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SADEF) (i. A.) (c. esdâf). 1. Midye ve istiridye çeşidinden kabuklu deniz böceği cinsleri. 2. içinde inci bulunan bu kabilden deniz böceği ki, kabuğu da beyaz ve parlak olup fildişi gibi sanayide kuHanılır. 3. Bu hayvanın kabuğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother-of-pearl. mother of pearl. pearl. nacre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother-of-pearl. nacre. made of mother-of-pearl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother-of-pearl. nacre. made of mother-of-pearl. mother of-pearl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Bazı deniz hayvanlarının (midye, istiridye gibi) sert, beyaz ve parlak kabuğu. 2.Bu kabuktan yapılmış veya süslenmiş eşya.

İsimler ve Anlamları by

Sağlık Bilgisi

Nedeni, kesinlikle bilinmeyen bir hastalıktır. İrsi veya sinirsel olduğu söylenmektedir. Tıp dilinde psoriasis denir. Daha çok, baş derisinde, dizlerde ve dirseklerde veya tırnaklarda meydana gelen düzensiz kırmızı lekelerle kendini gösterir. Lekeler, gümüş renginde ve pul pul olup, deriden yüksektir. Kaşıntı yoktur. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Ardıçkatranı, saf alkol, eter

Hazırlanışı : 5 gram ardıçkatranı, 4 gram saf alkol ve 4 gram eter karıştırılıp merhem yapılır. Deri sabunlu su ile yıkandıktan sonra sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psoriasis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sedef denilen ve inciyi veren kabuklu deniz böceğinin küçük ve Adisi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ صدفی] sedefli. 2.sedef ile ilgili. 3.sedef rengi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sedefle işlenmiş. Sedefli kalker (jeoloji) = Yumuşakça kavkılarının birbiriyle kaynaşmasından meydana gelen bir mermer çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nacreous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorated with mother-of-pearl. nacreous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sedefotugillerin örnek bitkisi (ruta).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ayrıtaçyapraklı ikiçeneklilerden bir bitki familyası. Örnek bitkisi sedefotudur.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Uyanık, tetikte, gözü açık olan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dışarı çıkmayan, daima oturarak vakit geçiren; seyyar olmayan, sabit; bir yerde yerleşmiş olan, yerleşik, sakin; zool. bir yere yapışık. sedentarily z. yerleşik olarak. sedentariness i. yerleşik oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayak otu, bot. Carex romans sweet sedge eyir otu, bot. Acorus calamus. sedgy s. ayak otuyla dolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sedâd» dan smüş.). Doğru, gerçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şiddet» den smüş.). (mü. şedîde). 1. Sert, katı, şiddetli. 2. Müsaadesiz, sıkı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شدید] şiddetli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Doğru hak. (bkz.Sedad).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Musibet, büyük sıkıntı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedimentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedimentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tortu, posa, telve, çökel; jeol. su dibinde biriken şey, çöküntü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çökmüş çamur ve posa nev'inden, tortulu. sedimenta' tion i. posa veya tortu birikmesi, çökelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sadr» dan galat). Üstüne minder ve yastık konmaya mahsus kerevet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cedar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cedar. couch. divan. sofa. cedar dağservisi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divan. couch. lounge. sofa. squab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Şedîd.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fesat, fitne; kargaşalık; isyana teşvik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fitneci, arabozucu, müfsit, fitne çıkaran; ayaklandıran. seditiously z. müfsitçe; ayaklandıracak şekilde seditiousness i. fitnecilik; hıyanet eğilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ayartmak, azdırmak, ifsat etmek, baştan çıkarmak; namusuna leke sürmek, iğfal etmek. seducement i. iğfal, ifsat, ayartma, baştan çıkarma seducer i ayartan adam iğfal eden adam. seducible s. baştan çıkarılabilir, azdlrılabilir, iğfal edilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iğfal, ifsat, ayartma, baştan çıkarma, namusuna leke sürme; baş tan çıkarıcı şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayartıcı, çekici seductively z. ayartarak seductiveness i. ayartma, baştan çıkarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayartıcı kadın

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gayretli, sebatlı, vazi eşinas sedulously z. sebatla, azimle sedulousness i. sebat, azim, vazifeşinaslık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. damkoruğu, kayakoruğu, bot. Sedum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. sedaya). Meme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثدی] meme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. sedia). 1. Hasta nakline mahsus, iki kişi tarafından taşınan dört kollu taşıma vasıtası. 2. Eskiden mühim kimselerin taşınmasına mahsus etrafı kapalı, koltuklu sandalye kl, iki sırıkla iki kişi tarafından kaldırılırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stretcher. litter. sedan chair. sedan. wheeled bed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stretcher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

litter. stretcher. sedan chair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambulance man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. sediyye). 1. (anatomi) Meme ile alâkalı, memeye ait. 2. Meme şeklinde.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gönderenin adına.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin güneşi, dinin insanlara verdiği aydınlık. - Türk dil kuralına göre «d/t» olarak kullanılır (Şemsettin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quiet and retriving. quietly and unobstrusively.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bedbaht, şanssız, yıldızı sönük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yerine geçmek, yerini almak; yerine başkasını koymak; yerine başka bir şey koyarak iptal etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. aşağı bir mahkeme kararının icrasını durduran yüksek mahkeme emri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şiddet» ten). Şiddet kazanma, daha kuvvetli ve sert olma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nasihat almamış (kimse); tedbirsiz, düşüncesiz (hareket). unadvisedly z. tedbirsizce; nasihat almadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. taraf tutmayan, tarafsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. takdis edilmemiş; kutsal olmayan; dini nimetten mahrum; şanssız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yaratılmamış, kendiliğinden vücuda gelmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sünnetsiz; Musevi olmayan; putperest.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yoğunlaşmamış; kısaltılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. itiraf edilmemiş, açığa vurulmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açığa vurulmamış, ifşa edilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gizlenmemiş .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çıplak; işlenmemiş (tahta, deri); sosu veya terbiyesi olmayan (yemek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. izah edilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ehliyetsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karşı gelinmemiş; rakipsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. teşkilatsız, organize edilmemiş, düzenlenmemiş; inorganik; sendikalaşmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ihtisas görmemiş, uzmanlaşmamış; belirli bir işlevi olmayan, değişik işlere yarayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geçilemez, üstün, eşsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kullanllmamlş. unused to -e alışok olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tanıksız, şahitsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kullanılmış, eski. used to alışmış, alışık; eskiden... idi: leh. eskiden olduğu kadar. He used to come at eight Eskiden saat sekizde gelirdi. be used up çok yorulmak, bitkin hale gelmek; tükenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.) (musiki). Bir makama nisbetle, dizi bakımından, yakın ve benzer olmayan makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., in ile tecrübeli, bilgili; hünerli, marifetli, usta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Bir makama dizisi bakımından yakın olan diğer makam.

Türkçe Sözlük by