şef ne demek? | şef anlamı nedir? | şef

şef anlamı nedir?

şef ne demek?

şef anlamı nedir?

şef | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sef

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Baş, lider. 2. Büro şefi. 3. Orkestra, bale şefi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general. chief. head. supervisor. headman. top dog. captain. chef. commander. gaffer. guv. guvnor. principal. taskmaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chef. chief. general. governor. principal. leader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش افروز] ateş yakan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(gecesefası): Bileşikgillerden çiçekleri güzel, sarı renkli bir bitkidir. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Terletir. Aybaşı kanını söktürür ve aybaşı kanamalarının normal olmasını sağlar. İştah arttırır. Nikris ve sıracada da faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kısakafalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

this time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for this one time only. just this once.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Uzun kafalı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dolichocéphale

anat. uzun kafalı

Başı dar, kafatasının uzunluğu genişliğinden fazla olan (kimse).


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). rahat, asude, sakin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Acıma, keder, elden çıkan bir şeyden dolayı kederlenme: Buna çok esef ettim, esef etmeyin, çâresi bulunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regret. compunction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regret. compunction. sorrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسف] üzülme, hayıflanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Vâ esefâi Eyvah, yazık: Vâ esefâ ki, artık düzeltilmesi mümkün değildir!

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسفا] vah vah, eyvahlar olsun, yazık!

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regretfully.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اسفناک] üzücü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Y. philosophos’tan Arapçalaşmış). Madde ve hayatı; bunların, cemiyet, ruh, kâinat gibi belirtilerini, sebep, prensip ve gaye bakımından inceleyen zihnî zalışma ve bu çalışmaların zihnî verimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philosophy. thought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philosophy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philosophy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philosopher. philosophy teacher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philosopher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. felsefiyye). Felsefe ile alâkalı, felsefeden sayılan, felsefece.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philosophical. philosophic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philosophical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فلسفی] felsefe ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.). Felsefe ile alâkalı fikir ve düşünceler. Filozofların fikir ve görüşleri: Felsefiyyâtla uğraşıyor.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kazayağı, (bot.) Chenopodium .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crusade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crusade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Fasîle-i harşefiyye = Enginar çeşidinden dikenli bitkiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Erkek tenasül Aletinin (penis) baş kısmı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [همسفر] yoldaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., argo saçmalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at eti; at sınıfı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atsineği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karasinek, zool. Muscadomestica.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kaplumbağa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MAA’L-ESEF) (i. A.). Esef ederek, üzüntüyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfortunately. unluckily. unhappily. with regret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sorry. unfortunately. unhappily. more's the pity. i'm afraid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfortunately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

I am afraid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

I am sorry to say. worse luck. regrettably. sadly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfortunately. unluckily. unhappily. with regret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sorry. unfortunately. unhappily. more's the pity. i'm afraid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfortunately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

I am afraid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

I am sorry to say. worse luck. regrettably. sadly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مع الأسف] ne yazık ki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مجلس افروز] meclisi aydınlatan, meclisi şenlendiren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Gelişme kusuru sonunda kafatası ve beyni küçük olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «keşf» ten masdar) (c. mükâşefât) (tasavvuf). Mutasavvıflara Tanrı’nın ilhâmıyle İlâhî sırların açılması.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yapı ustası.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. T.) (musiki). Orkestra yöneticisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conductor. maestro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conductor of an orchestra. conductor. director of music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. maksatlı; ehemmiyetli; manalı. purposefully z. mahsus, kasten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yeis derecesinde pişman olan. remorsefully z. nedametle, vicdan azabı çekerek. remorsefulness i. nedamet, vicdan azabı halinde olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ring tour. circuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). 1. Slftlik, berraklık. 2. Endişesizlik, rahat, huzur, eğlence: Safi sürmek, zevk ve saflsına bakmak. Safi geldiniz (doğrusu: safi getirdiniz) = Hoşgeldlniz. Safi bulduk = Hoşbulduk. Safly-ı hatırla = Memnuniyet ve sevinçle. Gecesaftsı = Gece açılıp gündüz kapanan bir cins çiçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Safâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enjoyment. pleasure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pleasure. delight. life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Gönül rahatlığı, rahatlık, kaygısız ve sakin olma. 2.Eğlence, zevk, neşe.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin, Allah ile kul arasınadaki aracılığı, dinin şefaati. - Türk dil kuralına göre «d/t» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Bir suçlu veya muhtacın affı için üçüncü bir şahsa yapılan aracılık ve rica.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intercession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شفاعت] af için aracılık etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Birinin suçunun bağışlanması ya da dileğinin yerine getirilmesi için o kimseyle başkası arasında yapılan aracılık, dua. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Şefaat eden, Ar. şefî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intercessor. friendly arbitrator. interceder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şefaatle ilgili.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شفافت] saydamlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orgy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debauch. debauchery. dissipation. dissolytenesss. reckless extravagance with money. profligacy. squandering. depravation. libertinism. orgy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سفاحت] sefihlik, zevk ve eğlence düşkünlüğü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Sonunu düşünmeyerek lüzumsuz yere malını israf etme. 2. Zevk ve eğlenceye düşkünlük, süs, zevk ve eğlence yolunda isrâf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sefine). Gemiler. (bk.) Sefîne.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سفائن] gemiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. eşfâk). Şefkat, acıyarak, ve esirgeyerek sevme. (bk.) Şefkat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شفقت] şefkat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Şefkat, acıyarak ve esirgeyerek sevme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Alçaklık, aşağılık, hakirlik. 2. Son derece sıkıntılı yaşama, fakirlik ve ihtiyaçtan çekilen sıkıntı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misery. poverty. dog's life. wretchedness. beggary. calamity. sordidness. squalidity. squalidness. squalor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gutter. misery. poverty. the gutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misery. wretchedness. extreme poverty. baseness. vileness. abjection. pinch of poverty. squalor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سفالت] sefillik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Elçilik, elçi vazifesi: Sefâretle Avrupa’ya gitmişti. 2. Bir yabancı devlet nezdinde bulunan sefirin unvanı, sıfatı ve yeri, elçilik: Paris sefâreti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambassadorship. embassy. legation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embassy. legation. ambassadorship. envoyship. embassy building.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سفارت] elçilik, büyükelçilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embassy. legation. building housing the residence and office of an ambassador or envoy. embassy building.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سفارت خانه] elçilik binası, elçilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Bir sefir ile maiyyeti heyetinin makamı ve resmî dairesi, elçilik: Londra’da Türk Sefarethanesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. sâfil) (süfelâ’dan galattır). Sefiller, (bk.) SAfil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. esfâr). 1, Yolculuk, seyahat. 2. Harbe gitme, muharebeye gidiş. 3. Muharebe, harp, bir devletin diğer bir devletle muharebe ve çatışma hâlinde bulunması: Rusya seferinde. 4. Askerin harbe, muharebeye hazır bulunması, mukabili: hazer. Hazerde ve seferde. 5. (Türkçe) defa, kere, nöbet: Bu sefer affettim. Bir daha yapmıyacaksın. Sefertası = Yolculukta yemek taşımaya yarayan ve tabak yerine kullanılan kaplar takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

journey. voyage. expedition. campaign. headway. navigation. ploy. run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expedition. navigation. sailing. journey. voyage. campaign. state of war. time. occasion. travel. occurrence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expedition. sailing. voyage. journey. campaign. military expedition. war time. occasion. travel. trip. cruise. run. passage. course. navigation. sail. go. round. wartime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سفر] yolculuk. 2.savaş. 3.kez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Bir yerden bir yere gitme, yolculuk, seyahat. 2.Savaş hazırlığı. Savaşa gitme. Harp, savaş. 3.Gemilerin kalktıkları limana tekrar dönünceye kadar yaptıkları fiil. 4.Istılahta: Şer’i bakımdan üç gün üç gecelik (veya onsekiz saatlik) yola gitmek için kişinin oturduğu yerden ayrılması. 5.Defa, kere. 6.Arabî ayların ikincisi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Seferberlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mobilized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mobilized for war.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mobilized. at war.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ سفربر] savaşa gönderilmiş. 2.savaşa hazırlanmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. sefer = harb, Fars. bürden = almak). 1. Harbe sevkolunmuş veya olunmak üzere hazırlanmış (asker). 2. Diğer bir devletle muharebe etmekte bulunan veya muharebe etmek üzere hazırlanmış olan (devlet): Filân devlet ordusunu seferber hâline koydu. Seferber bulunan asker, ordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Seferber olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mobilization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mobilization. state of war.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mobilization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) savaşa hazırlanma hali, savaş hali.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (c. sefâric). Ayva.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. seferiyye). 1. Yolculukla alâkalı. 2. Seferle alâkalı, sefere ait. 3. Oruç ve namazın hafifletilmesini gerektiren; yolculuk hâliyle alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expeditionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expeditionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سفری] yolcu. 2.savaş ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Harbe gitmek, sefer etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Muharebeye giden, herpte bulunmak üzere yolculuk eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Seyahate ve yolculuğa mahsus. 2. Harple alâkalı. 3. Defalık: Bu seferlik bu kadar kâfi. 4. Cenk vakti, muharebe hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi) (mü. Şefeviyye). Dudağa ait. botanik: fasîle-i şefeviyye = Fr. Labi£es denilen çiçekleri dudak gibi ikiye ayrılmış bitkiler sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şefûf» dan imüb.) (mü. Şeffâfe). İçinden aydınlığın geçmesine engel olmıyan saydam: Cism-i şeffâf; cam şeffâftır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transparent. see-through. pellucid. clear. sheer. filmy. crystalline. crystal. gauzy. hyaline. hyaloid. hyalo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lucid. transparent. pearly. crystalline. glare. limpid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شفاف] saydam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şeffaf olma hâli, saydamlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transparency. clearness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transparency saydamlık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transparency. transparentness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سفاح] kandökücü. 2.cömert.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Güzel söz söyleyen, hatip. Cömert, eli açık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sefk» den imüb.). Kan dökücü, zâlim, Fars. hûn-rîz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سفاک] kandökücü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şefâat» tan smüş.) (mü. Şefîa). Şefâat eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شفيع] şefaatçi, şefaat eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şefaat eden. (bkz.Şafi).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ak, beyaz. Bahr-i Sefîd = Akdeniz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سفيد] beyaz, ak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Üstübeç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. sefihe). Malını zevk ve eğlencede, hovardalıkta yiyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissolute. dissipated. debauched. recklessly extravagant with money. abandoned. cronk. debauchee. raffish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سفيه] zevk ve eğlence düşkünü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «şefakat» ten smüş.) (mü. şefîka). Merhamet ve sevgisi olan, şefkatli («müşfik» daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شفيق] müşfik, şefkatli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şefkatli, acıması olan, esirgeyici.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Şefik).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.A.). 1. Sefalet çeken, zaruret ve ihtiyaç içinde yaşayan. 2. mec. Alçak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miserable. wretched. poor. abject. destitute. beggarly. dead-end. down at heels. hangdog. poverty-stricken. ropy. shabby. sordid. squalid. starveling. down and out. miserable. poor. wretch. rep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abject. miserable. sordid. squalid. poor. destitute. base. low. indigent. mean. vile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miserable. wretched. extremely poor. pitifully worn-out or dilapidated. abject. reprobate. shabby. sordid. squalid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سفيل] aşağılık. 2.yoksul.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سفيله] aşağılık kadın. 2.yoksul kadın. 3.orospu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misery. wretchedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. sefâin). 1. Gemi, Fars. Keştî. 2. Çeşitli bahisleri toplayan kitap: Sefînetü’ş-Şuarâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سفينه] gemi. 2.şiir mecmuası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Vapur, gemi. 2.Uzayın güney yarımı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambassador. envoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambassador. envoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سفير] elçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - El içi. Yabancı diplomat

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.), «sefâret» ten smüş.) (c. süferâ). Elçi. Sefîr-I kebîr = Büyükelçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambassadoress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سفيرکبير] büyükelçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambassadorship. envoyship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambassadorship. envoyship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dökme, akıtma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞEFAKAT) (i. A.) (Ar. tâbirlerde «şefaka» şeklinde bulunur). Acıyarak ve esirgeyerek sevme, ana babanın çocuklarına sevgisi gibi gönülden ve karşılıksız sevgi. Dârü’ş-şafaka = Yetimler için İstanbul’da kurulmuş yatılı lise. Şefkat nişanı = ||. Abdülhamid’in ihdâs ettiği, kadınlara mahsus nişan ki, madalyası da vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benignity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affection. compassion. kindness. sympathy. tenderness. tenderheartedness sevecenlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kindness and compassion. tenderness. clemency. humanity. kindness. pity. sympathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Sevecenlik, acıma ve sevgi duygusu. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Şefkat sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compassionate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affectionate. charitable. merciful. tender. tenderhearted. compassionate. merciful sevecen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kind. tender. caring. charitable. clement. compassionate. kind hearted. kindly. philantropic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sevgi ve merhameti olmayan: Şefkatsiz ana.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coldhearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sevgi ve merhamet yokluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞEFTALİ, ŞEFTALİ) (i. F. Şeft = semiz, Alû = erik). Elma büyüklüğünde güzel kokulu, dışından ince bir tüyü olan, bol sulu bir yaz meyvesi. Yarma şeftali = ortasından yarılıp çekirdeğinden kolay ayrılan cinsi; et şeftalisi = yarılmayan sulu cinsi; dürâki şeftali = tüysüz cinsi. Bir şeftali almak, vermek = Öpücük almak ve vermek, öptürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(prunus persica): Gülgiller familyasından; ılıman bölgelerde yetişen bir ağaç ve meyvesidir. A provitamini bakımından zengindir. Kullanıldığı yerler: Çiçekleri kabızlığı giderir ve bağırsak solucanlarını düşürür. Meyvesi hazmı kolaylaştırır. İdrar yollarını temizler. Bol miktarda idrar söktürür. Kabızlığı giderir. Susuzluğu giderir. Ve vücuda serinlik verir. Basur memelerinden doğan şikayetleri giderir. Safra kesesi ve böbrekler için faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شفتالو] şeftali.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Seyir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Trafik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traffic. navigation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traffic of vehicles. traffic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سير و سفر] trafik, gidişgeliş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şifâ» dan). 1. Şifa bulma, iyi olma. 2. Rahatlanma, sükûnet bulma, intikam almakla hırsını alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. zoolloji). Barsaklarda parazit olarak yaşayan bir kurt.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. faydalı usefully z. faydalı olarak. usefulness i. fayda, kullanışlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [یأس افزا] üzücü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by