Sefertasi (lunch-box) - (mustafa Kus & Imece) | Sefertasi (lunch-box) - (mustafa Kus & Imece) ne demek? | Sefertasi (lunch-box) - (mustafa Kus & Imece) anlamı nedir?

Sefertasi (lunch-box) - (mustafa Kus & Imece) | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sefertasi lunch box mustafa kus imece

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kutu, sandık; bir kutu dolusu miktar; hediye kutusu, hediye; loca; külübe (bakçi veya nöbetçiler için); av külübesi; at arabalarında arabacının oturduğu yer; yolcu veya yük kompartımanı; mil yatağı, göz; müşkül durum; gazet. çerçeveli kıslm; (beysbol)

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. el veya yumruk darbesi; f. tokat veya yumruk atmak (bilhssa kulağa); boks maçına girmek; boks yapmak. boxer i. boksör.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kutuya veya sandığa koymak; gen. up ile kutulara yerleştirmek, sandıklamak, ambalaj yapmak; den. orsada boca ve pupa ederek gemiyi yeniden orsaya getirmek. box the compass den. pusulaya göre kerteleri sırayla saymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şimşir, bot. Buxus sempervirens.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). günün esas yemeği; akşam yemeği; ziyafet. dinner bell yemek zili veya çanı. dinner hour yemek saati. dinner jacket smokin dinner pail sefertası dinner party ziyafet, yemekli toplantı. dinner table sofra. dinner time yemek vakti.

Türkçe Sözlük

(i.). Beraber, birçok kimsenin toplanıp elbirliğiyle bir kişinin işini görmesi ve herkesin işinin sıra İle bitirilmesi. Bu köyün tarlaları imece ile sürülür.

Türkçe - İngilizce Sözlük

working together for the community or one of its members.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk askeri musikisinde, mehterhâne-i hümâyûnda katır, at, deve ve fil üzerinde taşınan çok büyük davul: KÜs çalınmak.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kanatlı olan, İki ayak üzere yürüyen ve havada uçan hayvan sınıfı, Ar. tayr, Fars. mürg: Yırtıcı, avcı kuş, av kuşu. 2. Bilhassa diğer kuşları vs. bazı hayvanları avlamaya alıştırılan çakır ve atmaca. Kuşekmeği = Hatmi çeşitlerinden bitki. Kuşüzümü = Gayet küçük siyah üzüm. Kuşbaşı = Büyücek parçalar suretinde: Kuşbaşı kebap et, kar. Kuş burnu = 1. Gaga. 2. Bir cins bitki. Kuşpalazı = 1. Kuş yavrusu. 2. Çeşitleri olan bulaşıcı, ağır bir hastalık, difteri. Kuşdili = 1. mec. Anlaşılmaz dil. 2. Dişbudak çeşidi (ağaç). Kuşsütü = mec. Bulunmaz şey. kuş illeti = Atların ön taraflarına Arız olan bir hastalık. Kuşkanadı = 1. Kuş kanadından süpürge veya yelpaze. 2. Bir çeşit boğaz hastalığı. Kuşkonmaz = Küçük bir cins sebze. Kuşkirazı = Küçük taneli bir cins kiraz. Kuşlokumu = Tatlı ve yumurtalı bir çeşit yufka. Kuş yemi = Kenevir tohumunun bir çeşidi.

Türkçe Sözlük

(i.). Yaşlı atın sağrısındaki tüyünün dökülüp açılan yeri.

Türkçe Sözlük

«ckü» ile başlayan bazı sıfatların başına konup mübalağa ve tekid gösterir: Küs kütük.

Türkçe Sözlük

(i. F.) (küşten fiilinden imas. olup sıfat terkiplerinde bulunur). Öldüren, öldürücü, katil. Merdüm-küş = Adam öldüren.

Türkçe - İngilizce Sözlük

bird. callow. giblets.

Türkçe - İngilizce Sözlük

angry. cross. offended. peeved.

Türkçe - İngilizce Sözlük

sullen. angry. put out. cross.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کوس] kös, büyük davul.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. hafif yemek, öğle yemeği; öğle yemeğinde yenen yiyecekler; f. öğle yemeği yemek veya yedirmek. lunch counter büfe. lunch hour öğle tatili.

Türkçe Sözlük

(MUSTAFA) (i. A. «safvet» imef.) Seçilmiş, seçkin. Peygamberimiz’in isimlerindendir: Hazret-i Muhammed Mustafa.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Temizlenmiş, seçilmiş, güzide. 2.Hz.Peygamberin isimlerinden. 3.Sa’d Suresi 47.ayette geç(Erkek İsmi)

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. esfâr). 1, Yolculuk, seyahat. 2. Harbe gitme, muharebeye gidiş. 3. Muharebe, harp, bir devletin diğer bir devletle muharebe ve çatışma hâlinde bulunması: Rusya seferinde. 4. Askerin harbe, muharebeye hazır bulunması, mukabili: hazer. Hazerde ve seferde. 5. (Türkçe) defa, kere, nöbet: Bu sefer affettim. Bir daha yapmıyacaksın. Sefertası = Yolculukta yemek taşımaya yarayan ve tabak yerine kullanılan kaplar takımı.