şeh-per ne demek? | şeh-per anlamı nedir? | şeh-per

şeh-per anlamı nedir?

şeh-per ne demek?

şeh-per anlamı nedir?

şeh-per | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: seh per

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) ŞAh-per.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) on amperlik elektrik cereyan birimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open city. open town. unenclosed // unenclosed town.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I, F.). 1. Güneşe tapan. 2. Nilüfer çiçeği. 3. Ayçiçeği. 4. Kaya keleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Seherleyin, seher vakti, gün doğmadan evvel.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Alp).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit, bahadır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Efsanevi Türk hükümdarı ve destan kahramanı. M.Ö. 626 yıllarında yaşayıp İranlılarla uzun savaşlara giren Turan (Saka) hükümdarı olduğu söylenir. Türk, İran, Arap, Hint, Eski Yunan ve Asur kaynaklarında kendisinden değişik adlarla bahsedilir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Elektrik akımında şiddet birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ampere. amp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ampere. a.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ampere hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). elektrik akımının amperle ölçülen kuvveti; amper miktarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). elektrik akımının kuvvet birimi, amper.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). Elektrik akımının şiddetini ölçmeye yarar alet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ampèremètre

fiz. akımölçer

Bir elektrik akımının şiddetini ölçmeye yarayan aygıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ammeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ammeter. ammeter amperölçer. akımölçer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ammeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. A. fizik). Bir amper şiddetinde akım geçiren bir iletkenden bir saat içinde geçen elektriğin miktarı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (matb) 've anlamına gelen işaret: &.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). insan öldürücü (silahlar).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ter kesici ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bakış, nazar; özet, hulâsa, plan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (tıb). müshil, laksatif; (i). müshil tesiri yapan ilaç veya yiyecek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İştahı açmak için yemekten önce içilen içki, açar.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. apéritif

ön içki

İştah açmak için yemekten önce içilen alkollü içki.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aperitif. aperitive. drink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taken before a meal as an appetizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apéritif. appetizer. short drink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A drink taken before a meal to stimulate the appetite. a drink before a meal designed to encourage the appetite: it could be either a commercial product or a mixed cocktail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A before-dinner drink; a drink to arouse the appetite before a meal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any wine drunk before eating, ostensibly to induceappetite, but in fact as an excuse to start drinking early.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Affects digestive system and nutrition due to its ability to act as an appetizer before a meal Usually is a drink this contains alcoholic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wine taken before a meal to induce good appetite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Although the term once meant a before-dinner liqueur drink, it is now used with the word cocktail almost interchangeably.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any wine served before a meal Traditionally, aperitifs were vermouths or other similar wines flavored with herbs and spices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A beverage served as an appetizer before a meal. taken before a meal as an appetizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aperitive , appetiser , appetizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aperitif, yemekten evvel içilen iştah açıcı içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). delik, gedik, menfez; fotoğraf makinesinde merceklere giren ışığı ayarlamak için genişletilip daraltılabilen delik; (geom). birbirini çapraz kesen iki doğrunun arası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). taklitçilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kavramak, idrak etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). idrak, kavrama, intikal kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ait olmak, bağlı olmak, merbut olmak appertaining (s). ait olan, ilgili, alâkadar, mensup, bağlı, merbut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rahat, huzur, sulh ve selâmet taraftarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Rahat, huzur, sulh ve selâmet taraftarlarına yakışacak sûrette.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akçe, pul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ''h'' sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pürüz, sertlik; kabalık, şiddet; zorluk, güçlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). tohumsuz, aslı tohumsuz olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). iftira etmek, lekelemek, çamur atmak; serpmek. aspersion (i). iftira, leke. cast aspersions taş atmak, laf sokuşturmak, dokundurmak. aspersive (s). iftira kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateş peresten = Ateşe tapmak. Ateşe tapan, Zerdüştî, Gebr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateşpereslik, ateşe tapmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش پرست] ateşe tapan, ateşperest.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ateşe tapma, ateşe tapanların hal ve sıfatı ve mezhebi, eski Iranlılar’ın Zerdüşt tarafından kurulmuş dini.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). mülayimleştirmek, yumu şatmak, sertligini gidermek;(içine bir şey katarak) ısıyı ayarlamak veya düzenli bir hale koymak; adapte etmek, uydurmak, intibakını sağ1amak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, (Al). Allaha ısmarladlk; güle güle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(t.f.i.) (Kadın İsmi) - Ay yüzlü güzel, dilb(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Farsçası: Azerperesten = Ateşe tapmak). Ateşe tapan, Ateş-perest, mecûs, Zerdüştî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şaraba tapan, şaraba pek düşkün, (bk.) BAde.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aksi, huysuz, ters.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yukardan alan, yüksekten atan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بالاپرواز] yükseklerden uçan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). barmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital başkent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital of a country. capital. chief town. principal town.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arı yetiştiricisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kandırarak elinden almak. beguilement i. aklını çelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (bende = kul, perverden = beslemek). Mensuplarını kayırıp refahlarına çalışan, ikram edici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mensuplarını kayıran efendiye bağlı olan veya bende-perver şekilde: Eltâf-ı bende-perverâneleri: Eski nezaket tâbirlerinden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bendeperverlik, kendi mensuplarını kayırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

movie screen. the cinema.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir şeyden çekinmez, sakınmaz, lâubâlî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [بلاپروا] korkusuzca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی پروا] korkusuz. 2.çekinmeden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) hata, tekleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muhasebeci. bookkeeping i. muhasebecilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Stock Exchange Experts)

Menkul kıymetlere ilişkin alım-satım emirlerinin ilgili iç yönetmelikte belirtilen esaslara göre karşılaştırılması ile fiyatların teşekkülünü izleme ve alım satım işlemlerinin sonuçlandırılmasını sağlamakla yükümlü olan görevlilerdir.


Finansal Terim by

Teknolojik Terim

Bit cinsinden saniyede iletilebilen veri miktarı birimidir. 8 bit, 1 baytı oluşturur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., oto tampon, çamurluk; ağzına kadar dolu kadeh veya bardak; s. mebzul, alışılandan çok daha bol. bumper crop bereketli mahsul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. T. F.). Türk musikisinde orta sekizlideki «si» perdesi ki portenin üçüncü çizgisine yazılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metropolis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metropole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بلندپرواز] yükseklerden uçan. 2.şerefli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بت پرست] putperest, puta tapan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. çâker = kul, perverden = beslemek). Kullarını besleyip kayıran, bende-perver (zarafet tâbiri olarak hitap edilen şahıs hakkında kullanılırdı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ÇAker-perverî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kullarını besleyip kayıran kerem sahibi zâta mensup, müteallik veya lâyık: Nİmet-i çâkerperverâneleri, çâker-perverîleri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). çap pergeli ile öIçmek; (i)., (gen). (çoğ). çap pergeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kamp yapan kimse; içinde oturulup yatılabilen araba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ruh besleyen, iç açan, gönül açan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جان سپرانه] canını feda edercesine.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kebere, (bot). Capparis spinosa. caper berry bu bitkinin turşu yapılan küçük meyvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). sıçramak, zıplamak, hoplamak; (i). sıçrama, hoplama, zıplama; kaprisli davranış; argo soyma, hırsızlık, suç caperer (i). sıçrayıp hoplayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çalıhorozu, (zool). Tetrao urogallus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F). Türk musikisinde orta sekizlideki «do» perdesi ki, portenin üçüncü aralığına yazılır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yüzeyden sertleştirilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çok acı birkaç çeşit toz kırmızı biber; Arnavut biberi, Hint biberi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چهره پرداز] ressam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cidar, duvar,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

membrane. wall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). başkasına ait olan bir dava hakkının satın alınması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). bir genç kıza veya gençler grubuna refakat eden kimse, şaperon; (f). himaye gayesiyle beraber gitmek, refakat etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (ABD)., (k.dili). canlı, neşeli; şık, iyi giyinmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kısa saplı balta, satır; elektrik akımını kesen alet; (argo). helikopter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bileşikgillerden, bir kır bitkisi (achillea millefolium).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milfoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(yaraotu): Bileşikgillerden; çeşitli türleri olan bir kır bitkisidir. Kuru topraklarda, yol kenarında yetişir. Yaprakları uzun ve parçalıdır. Çiçekleri beyaz ve pembedir. Kandil şeklinde gruplaşmıştır. Kokusu çok güzeldir. Hekimlikte dal, yaprak ve çiçekleri kullanılır. İçinde Achillein denilen acı bir madde vardır. Kullanıldığı yerler: Hazımsızlığı ve kansızlığı giderir. Kanı temizler. Balgam söktürür, öksürüğü keser. Sinirleri ve vücudu kuvvetlendirir. Bağırsak ve mide gazlarını giderir. İshali keser. Basur memelerini tedavi eder. Kızamık, boğmaca, raşitizm, albasması, aybaşı gecikmesi ve kemik hastalıklarında faydalıdır. İdrar söktürür. Yaraları iyileştirir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çan dili; alkışlayıcı şey veya kimse; (argo). dil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (eski ve leh). tırmalamak; küfretmek, sövmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot)., filiz; (zool). dişiyi tutmak için erkek balık veya böcekte bulunan uzuv.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fıçıcı. cooperage (i). fıçıcılık; fıçı imalâthanesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). beraber çalışmak, işbirliği yapmak. coopera'tion (i). birlikte çaIışma, işbirliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). işbirliğineait ; (i). kooperatif; katları ayrı ayrı satılabilen apartman. consumers' cooperative müstehlik kooperatifi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f).bakır kaplamak; bakır rengi vermek; (argo). bahis tutuşmak. coppery (s). bakır gibi, bakırımsı, bakırlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). bakır; ufak para; (argo). polis; (çog)., (den). bakır kazan; (s). bakırdan yapılmış,bakıra benzer, bakır renginde; copperbottomed (s). bakır dipli, karinası bakır kaplı. copper-colored (s). bakır renginde. copperhead (i). Amerika'da bulunan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). demir sulfat, zaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sürünen şey veya kimse, emekleyen kimse; sürüngen asma; birkaç çeşit tırmaşık kuşu, (zool). Certhia: (çogğ). bebek tulumu; telefon direklerine tırmanmak veya buz üzerinde yurümek için ayağa takılan demir dişler; kamyonlarda en yavaş hızı sağlayan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kırkma aleti veya makinası; (A.B.D). başkasının toprağında çalışan ve ekine ortak olan tarımcı. come a cropper baş aşağı gitmek, bozguna uğramak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). at sağrısı; kuskun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Cumhuriyetçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tipping body. dump body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which damps or checks; as: A valve or movable plate in the flue or other part of a stove, furnace, etc., used to check or regulate the draught of air. A contrivance, as in a pianoforte, to deaden vibrations; or, as in other pieces of mechanism, to ch

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dumping mechanism of a truck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a movable iron plate that regulates the draft in a stove or chimney or furnace. a device that decreases the amplitude of electronic, mechanical, acoustical, or aerodynamic oscillations. a depressing restraint; 'rain put a damper on our picnic plans'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A movable plate that controls airflow through a ductwork system Dampers are used to direct air to the areas of the home that need it most.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bladed device used to vary the volume of air passing through the air outlet, air inlet or duct These are used to regulate airflow to certain rooms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that is located in ductwork to adjust air flow There are basically two types of dampers: manual and motorized A manual damper generally consists of a sheet metal flap, shaped to fit the inside of a round or rectangular duct By rotating a handle l

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that is located in ductwork to adjust airflow This movable plate opens and closes to control airflow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Found in ductwork, this movable plate opens and closes to control airflow Dampers can be used to balance airflow in a duct system They are also used in zoning to regulate airflow to certain rooms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Located in the ductwork, this regulates airflow Effective in controlling airflow for zoning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Normally a piece of felt, action cloth, or leather mounted to a jack which damps the string when the key is released Occasionally the overhead dampers of the sort found in grand pianos are used.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Part of the suspension connected to the bottom of the cone at the voice coil that centers the voice coil in the air gap It is sometimes referred to as the spider 4.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An adjustable gate installed in a duct for the purpose of regulating airflow or introducing outside air to the ducting system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A type of 'valve' used in ductwork that opens or closes to control airflow Used in zoning to control the amount of warm or cold air entering certain areas of your home.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Adheres or is sprayed onto relatively thin metal panels so as to extract energy when panels flex Lowers 'Q' of each panel mode Goal: to reduce air low -induced vibration and radiated noise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The mechanical device that regulates the flow of air up a chimney or in an air vent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Found in duct work, this movable plate opens and closes to control airflow Dampers are used effectively in zoning to regulate airflow to certain rooms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A movable plate in a fireplace that allows smoke and fumes to travel up the chimney's flue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A movable plate or valve in the flue, for controlling the draft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A crude device - usually a refractory clay brick - used to block the flue of a kiln.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Device for controlling air flow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that is located in ductwork to adjust air flow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Valve for controlling airflow When ordering registers, make sure each supply outlet has a damper so the air flow can be adjusted and turned off Dampers maybe either manually or automatically operated Automatic dampers are required for exhaust air ducts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Found in ductwork, this moveable plate opens and closes to control airflow It is also used in zoning to regulate airflow to certain rooms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The mechanically adjusted mechanism located at the discharge end of a ventilating system located in the ceiling or floor The damper adjustor will regulate the volume of air being discharged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Damper - A part of an air conditioning system that can be opened or closed to allow more or less air to pass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A venting device in fireplaces used to control combustion, prevent heat loss, and redirect downdrafts. device used to damp out coherent transverse beam oscillations. a mechanical device in HVAC systems that varies airflow through an air outlet, inlet, or

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). soba borusu anahtarı, sürgü, kapak; (müz). sindirici, pedal; çalgının sesini kesmeye mahsus bir çeşit yastık; (mak). ses titreşimini veya elektronik sinyalleri azaltan araç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with a tipping body. with a dump body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şık, zarif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iron curtain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kişisel ilişkilerini kesmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gözü dönmüş haydut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ümitsiz; çaresizlikten deliye dönmüş; vahim, müthiş, korkunç, tehlikeli; dehşetli; aşırı despera'tion (i),. yeis, ümitsizlikten ileri gelen akıl dengesizliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. developer

yıkamaç

Fotokopi makinelerinde veya fotoğraf basımı işinde kullanılan yıkama aleti.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). geliştiren şey veya kimse, tekâmül ettiren şey veya kimse; (foto). develope eden ilaç, revelatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (A.B.D). çocuk bezi; (f). çocuk bezini sarmak veya değiştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). baklava şeklinde benekli pike; böyle kumaştan yapılmış havlu veya peşkir; baklava biçimindeki şekillerden ibaret süsleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., A. din = din, F. perverden = beslemek). Dine hizmet ve yardım eden.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). maşrapa, kepçe; dalıcı kuş. Great Dipper, Big Dipper (astr). Büyükayı. Little Dipper (astr). Küçükayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Dede Korkut hikayelerinde, çocuğu olmadığı için hor görülen sonra da Boğaç Han adında yiğit bir oğula sahip olan kahramanın adı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dağılma, dağıtılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dağıtmak, yaymak, ayırmak, saçmak; ayrılmak, yayılmak, dağılmak. dispersion (i). dağıtma, dağıtım, dağılma; (fiz). dağılım, saçılma, inhilâl (ışın) dispersive (s). dağıtmaya meyilli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). huysuzluk, aksilik, terslik; rahatsızlık; karışıklık; bir çeşit köpek hastalığı; (f). rahatsız etmek, hasta etmek,keyfini kaçırmak,sirlendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). yumurta karıştırılmış bir çeşit boya; bu boyayı kullanma usulu; (f). boyaya yumurta karıştırmak; bu boya ile sahne veya duvar boyamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Dinyeper nehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ,). (Lat). bir oyundaki kişiler; bir piyesin metnin' den önce gelen oyundaki kişilerin listesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i T. F.). Türk musikisinde bir perde adı. Portenin ikinci aralığına yazılan lâ notası.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [دون پرور] aşağılık kimseleri koruyan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. dünya, Fars. peresten = tapınmak). Dünyaye, tapınacak derecede ehemmiyet verip Ahıretini düşünmeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Pâdişâhlara lâyık iri inci.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [دنياپرست] dünya düşkünü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Uzun tecrübe neticesi bir sahada ihtisas kazanan, meleke sahibi olan: Eksper işçi, çay eksperi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. expert

bilirkişi

Belirli bir konudan iyi anlayan ve bir anlaşmazlığı çözümlemek için kendisine başvurulan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert. official appraiser. authority. old hand. official referee. competent party.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. expérimentalisme

fel. deneyselcilik

Gerçek bilginin ancak deney yoluyla elde edilebileceğini, bilgilerimizin varsayıma dayanan bir nitelik taşıdığını, gerçeğin insan yaşantısının bir ürünü olarak düşünülmesi gerektiğini, değerler ile ahlaklılığın mutlak değil, toplumsal olduğunu ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert evaluation. expert appraisal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert opinion. appraisal. expertise. evidence of opinion. expert advice. expert valuation. appraisal by experts. opinion evidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appraisal report.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. expérience

deneyim

Bir kimsenin belli bir sürede veya hayat boyu edindiği bilgilerin tamamı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). kırpma makası, saç kesme makinası; tek sürat teknesi; hava gemisi, kliper tipi uçak; süratle seyreden herhangi bir şey. nail elipper kıskaçlı tırnak makası. hair elippers saç kesme makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imparator. emperor butterfly iri ve mor bir çesit kelebek, zool Apatura iris veya Asterocampa clyton. emperor goose Alaska kıyılarına mahsus bir çeşit renkli kaz, zool. Philacte canagica. emperor penguin Güney Buz Denizine mahsus penguenin en büyük

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Emperyalizmi gaye edinen.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. impérialiste

yayılmacı, yayılımcı

Emperyalizm yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperialist. imperialistic. imperialist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperialist. imperialistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperialist. imperialistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir devletin sınırlarını genişletme politikası.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. impérialisme

yayılmacılık, yayılımcılık

Bir milletin sömürü temeline dayanarak başka bir milleti siyasi ve ekonomik egemenliği altına alıp yayılması veya yayılmayı istemesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. endosperm, besidoku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., matb. kitaplar; baş ve sonlarındaki boş yapraklar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sofra ortasına konulan tabak veya kase.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eskisehir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meerschaum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İsp.). Polonyalı doktor Zamenhof tarafından 1887’de meydana getirilen basit bir yapma dil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

esperanto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An artificial language, intended to be universal, devised by Dr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Zamenhof, a Russian, who adopted the pseudonym 'Dr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Esperanto' in publishing his first pamphlet regarding it in 1887.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The vocabulary is very largely based upon words common to the chief European languages, and sounds peculiar to any one language are eliminated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The spelling is phonetic, and the accent is always on the penult. an artificial language based as far as possible on words common to all the European languages.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

English.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Language created by Ludwig Zamenhof in 1887 The foundation blocks are: The alphabet consists of 28 letters, each of which has one sound Six standard accented letters exist: c, g, h, j, s, u Stress falls on the penultimate syllable of each word Verbs do no

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Alternative Esperanto Dictionary Esperanto-German-Esperanto Esperanto - German On-line Dictionary Features a translator of words from Esperanto to German French - Esperanto On-line Dictionary. an artificial language based as far as possible on words c

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Esperanto dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doğanın terbiye kabûl etmez cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a curtain of secrecy. concealment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kızdırmak, öfkelendirmek, sinirlendirmek, çileden çıkarmak; şiddetlendirmek. exasperated (s.) darılmış,öfkeli, kızgm. exasperatingly (z.) kızdıracak surette. exaspera tion (i.) dargınlık, öfke, hiddet, sinirlenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tecrübe, deney,görgü, vukuf; bir kimsenin geçirdiği tecrübeler, yaşantı; hayat. in all my experience bütün hayatım boyunca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). görmek, başından geçmek, çekmek, maruz kalmak, tecrübe etmek, denemek, tatmak, hissetmek. experienced (s). görgülü, tecrübeli, bilgili, irfan sahibi, marifetli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). deneysel, tecrubi, tecrübeye dayanan, ampirik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). deney, tecrübe, deneme; (f). deney yapmak, tecrübe etmek. experimen,tal (s). deneysel, tecrübeye dayanan, tecrübe. experimen'talism (i). deneyselcilik. experimen'tally (z). deneysel metotla,tecrübe ederek. experimenta'tion (i). deneme, deneyim,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). usta, mahir, becerikli,uzman, mütehassıs, ehil; (i). uzman, mütehassıs,eksper, bilgi ve tecrübe sahibi kimse; bilirkişi. expertly (z). ustalıkla, mahirane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bilirkişi raporu; ehliyet,hüner.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فاحشه خانه] genelev.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). Güzel, anlaşılır ve açık konuşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Fazîlet sever, fazîlet sâhlbi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فضيلت پرست] erdem yanlısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Süper İnce Nokta Aralıklı Resim Tüpü, görüntü çözünürlüğünü inanılmaz geliştirir. Ortadan aralıklı tüp yuvaları, 0,47 mm’ye indirilerek yatay çözünürlük %60 oranında artırılmış ve hassas resim ayrıntıları daha iyi görüntülenebilir hale getirilmiştir. Yeni CRT sürücü devresi, odaklanmayı %25 oranında geliştirmektedir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). 1920-1930 senelerinde son moda giyinen kız; çarpan şey; keklik palazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaplumbağanın yüzmek için kullandığı yassı bacak veya kanadı; palet (yüzme); argo el.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tavuk pençesi, (bot). Biyophyllum pinnatum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sinek kağıdı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özellikle elbisede gereksiz süs; yapmacık, gösterişli söz; cici bici şeyler, değersiz süsler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. fasîh). Fasîhler, açık konuşanlar, (bk.) Fasih.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i avlak bekçisi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Ar. garîb = yabancı, kimsesiz, Fars. perverden = beslemek). Kimsesiz yabancıların imdadına yetişip kendilerini himaye eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.). Türk musikisinde bir perdenin adı. Portenin beşinci çizgisi üzerindeki boşluğa yazılan sol notası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde bir perde adı.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Eski kabadayılar göğüslerini ustura ile tıraş ederler, yalnız bir tutam kıl bırakmayı ihmal etmezlerdi. Buna „göğüs perçemi’ derlerdi. Bu perçeme mali güçlerine göre boncuk ya da pahalı inciler takarlardı.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kaz çobanı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çekirge; çekirge şeklinde balık yemi; A.B.D., argo bir çeşit küçük uçak, pırpır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çıtçıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hani balığı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gizli gül.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Malezya dilinden). Sumatra ve o çevredeki adalarda yetişen bir cins ağaçtan çıkarılan, zamklı bir madde.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gütaperka ağacından elde edilip tecrit maddesi olarak kullanılan beyaz öz, Sumatra zamkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (bot.) kabuksuz tohumlu bitkiler sınıfı, çam gibi çıplak tohumlu bitkilerden biri. gymnosper'mous (s.) böyle tohumu olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. hak, Fars. peresten = tapınmak). 1. Tanrı’ya ibadet eden, yalnız Allah’a tapınan. 2. Hak ve adaleti ve doğruyu tapınma derecesinde seven, doğrudan ayrılmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Hakka tapınana lâyık bir şekilde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) gerçekçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Hakikati, gerçeği, doğruluğu çok seven.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sepet sandık, kapaklı büyük sepet, çamaşır sepeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) engel olmak, mâni olmak; (i.) engel, mânia; (den.) arma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

“Atmosferik perspektif” olarak da bilinir. Resim sanatında fon farklılıklarıyla yaratılan derinlik yanılsaması. Uzaktaki nesnelerin havanın etkisiyle daha açık tonla algılanması temeli üzerine kurulmuştur. Bir terim olarak ilk kez Leonardo Da Vinci tarafından kullanılmakla birlikte, hava perspektifi Antik Çağdan beri bilinmektedir. Roma Döneminde Pompei`deki duvar resimlerinde kullanılmış, 8.yy.daysa Çin resimlerinde görülmüş ve en yetkin düzeyine Song dönemi manzara resimleriyle ulaşmıştır. Bütün Orta Çağ boyunca unutulan bu teknik, 15. yy.da Flaman ressamlarınca yağlıboya resimle birlikte yeniden kullanılmaya başlanmıştır. Bu tekniği bütün olanaklarıyla doruk noktasına çıkaran sanatçıysa J. M. W. Turner olmuştur. Turner` in resimlerinde sonsuza uzanan mekân duygusu ve buğulu atmosfer, daha sonra Monet ve İzlenimciliğin öbür temsilcileri tarafından da kullanılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Hayale tapan, hayal peşinde koşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dreamy. fanciful. escapist. imaginative. notional. quixotic. romantic. vaporous. day dreamer. dreamer. visionary. stargazer. illusionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

visionary. given to imagination. daydreamer. dreamer. dreamy. fanciful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inclined to fantasize. living in a dream world.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خيال پرست] hayalci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Günümüz taşıtları içinde en çok yönlü ve şaşırtıcı olanı helikopterdir. Üç boyutta da hareket edebilmesi, hemen hemen her yere gidebilmesi nedenleri ile uçaklarla yapılamayan birçok özel görevlerde de kullanılabilirler. Ancak helikopterlerin uçma mekanizmaları uçaklara göre oldukça karışık, üretim maliyetleri de daha yüksektir. Helikopterleri uçaklardan ayıran önemli özellikler, havada asılı durabilmeleri, kendi eksenleri etrafında dönebilmeleri ve geri geri uçabilmeleridir.

Uçaklarda gerekli gücü motor sağlar ama asıl havada kalabilmelerini sağlayan kanatlarıdır. Helikopterlerde ise havada kalmayı sağlayan motora bağlı pervanelerdir. Onları bir çeşit dönen kanat olarak düşünebiliriz. Bir helikopterde iki veya daha fazla kanat olabilir.

Kanatlara hafif bir açı verilip, ana motor çalıştırılınca, dönen kanatlar helikopteri kaldırmaya çalışır. Yerde iken sorun yoktur ama havalanınca helikopterin gövdesi, pervanenin dönüş yönünün tersine dönmeye başlar. İşte burada bu hareketi durdurabilecek ilave bir güce ihtiyaç vardır.

Bu ilave gücü sağlamanın en kolay yolu, dönüş yönüne dik ilave bir pervane koymaktır. Buna kuyruk rotoru denilir. Kuyruk rotoru aynen uçak pervanesi gibi bir itiş gücü yaratır ve helikopterin gövdesinin dönmesini dengeleyerek sabit kalmasını sağlar.

Kuyruktaki pervaneyi döndüren ayrı bir motor yoktur. Hareketini ana motordan bir şaft ile alır ve altındaki dişli kutusu vasıtası ile dönmesi gereken devirde döner. Helikopterleri tam olarak kontrol edebilmek için ana ve kuyruk pervanelerinin ayarlanabilir olmaları gerekir. Kuyruk pervanesinde kanatların eğimlerinin, yani açılarının ayarlanması ile helikopterin kendi ekseni etrafında dönebilmesi sağlanır.

Ana pervane ise çok önemlidir. Yükseklik değiştirmeyi, ileri ve geri gitmeyi, dönmeyi o sağlar. Bunun için de inanılmaz derecede dayanıklı olması gerekir. İşin asıl sırrı ise ana pervanenin dönen kanatlarının eğiklik açılarının bir tam tur süresince değişmesidir.

Helikopterlerin havada hareketsiz kalabilmeleri için pervanelerin açıları da sabit olmalıdır. Bu açıları tüm kanatlarda aynı anda değiştirmekle alçalma ve yükselme sağlanır. Kanatlar arkaya geldiklerinde açıları büyük, öne geldiklerinde daha küçük ise ileri doğru hareket, tersi durumda da geriye doğru hareket sağlanır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günümüz taşıtları içinde en çok yönlü ve şaşırtıcı olanı helikopterdir. Üç boyutta da hareket edebilmesi, hemen hemen her yere gidebilmesi nedenleri ile uçaklarla yapılamayan birçok özel görevlerde de kullanılabilirler. Ancak helikopterlerin uçma mekanizmaları uçaklara göre oldkça karışık, üretim maliyetleri de daha yüksektir. Helikopterleri çaklardan ayıran önemli özellikler, havada asılı durabilmeleri ve geri geri uçabilmeleridir.

Uçaklarda gerekli gücü motor sağlar ama asıl havada kalabilmelerini sağlayan kanatlarıdır. Helikopterlerde ise havada kalmayı sağlayan motora bağlı pervanelerdir. Onları bir çeşit dönen kanat olarak düşünebiliriz. Bir helikopterde iki veya daha fazla kanat olabilir.

Kanatlara hafif bir açı verilip, ana motor çalıştırılınca, dönen kanatlar helikopteri kaldırmaya çalışır. Yerde iken sorun yoktr ama havalanınca helikopterin gövdesi, pervanenin dönüş yönünün tersine dönmeye başlar. İşte burada bu hareketi durdurabilecek ilave bir güce ihtiyaç vardır.

Bu ilave gücü sağlamanın en kolay yolu, dönüş yönüne dik ilave ir pervane koymaktır. Buna kuyruk rotoru aynen çak pervanesi gibi bir itiş gücü yaratır ve helikopterin gövdesinin dönmesini dengeleyerek sabit kalmasını sağlar.

Kuyruktaki pervaneyi döndüren ayrı bir motor yoktur. Hareketini ana motordan bir şaft ile alır ve altındaki dişli kutusu vasıtası ile dönmesi gereken devire döner. Helikopterleri tam olarak kontrol edebilmek için ana ve kuyruk pervanelerinin ayarlanabilir olmaları gerekir. Kuyruk pervanesinde kanatların eğimlerinin, yani açılarının ayarlanması ile helikopterin kendi ekseni etrafında dönebilmesi sağlanır.

Ana pervane ise çok önemlidir. Yükseklik değiştirmeyi, ileri ve geri gitmeyi, dönmeyi o sağlar. Bunun için de inanılmaz derecede dayanıklı olması gerekir. İşin asıl sırrı ise ana pervanenin dönen kanatlarının eğiklik açılarının bir tam tur süresince değişmesidir.

Helikopterlerin havada hareketsiz kalabilmeleri için pervanelerin açıları da sabit olmalıdır. Bu açıları tüm kanatlarda aynı anda değiştirmekle alçalmave yükselme sağlanır. Kanatlar arka arkaya geldiklerinde açıları büyük, öne geldiklerinde daha küçük ise ileri doğru hareket, tersi durumda da geriye doğru hareket sağlanır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir şehir ahalisinden olan, memleketli: Bir hemşeri gelmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fellow townsman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [ هم شهری] hemşeri. 2.yurttaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cesur, yiğit kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mit). Hera'nın altın elmalarına bekçilik eden dört peri; bu altın elma bahçesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akşam yıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. hevâ = heves, Fars. peresten = tapınmak). Hevâ ve hevese tâbi, nefsine düşkün, sefih.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [هواپرست] nefsinin istekleri peşinde koşan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T. musiki) Türk musikisinde bir perde adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). Bir koni eksenine paralel olarak kesilince meydana çıkan kesitin şekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hyperbola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hyperbola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). Hiperbol biçiminde olan, hiperbol ile alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hyperbolic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hyperbolic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Hiperboloit biçiminde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). 1. Hiperbole benzeyen. 2. Hiperbolün iki ekseninden biri etrafında döndürülmesiyie meydana gelen satıh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypermarket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). 1. Cisimlerin hayali, gözün ağtabaksının gerisine düştüğü için iyi göremeyen göz veya kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farsighted. far-sighted. hypermetropic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farsighted. longsighted. far-sighted. hypermetropic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farsighted. hypermetropic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypertension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high blood pressure. hypertension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T. musiki). Türk musikisinde bir perde adı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıçrayan kimse veya şey; sekerek yürüyen kimse; pire gibi sıçrayan böcek; silo, sarpın; gemi yüklemek veya boşaltmak için kullanılan dibi açılır büyük kova.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at kılı; at kılından dokunmuş kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. ev halkı, aile; s. eve ait; evcil. household word her gün kullanılan kelime. householder i. aile reisi, evsahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. evde kâhya kadın, ev işlerine nezaret eden kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Hudâ = Allah, peresten = tapınmak). Allah’a tapınan, Allah’a ibadet eden. Ar. muvahhit.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خودپرست] bencil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) bencillik, kendini düşünme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Haklara saygılı, geçmişi unutmayan, vefalı ve sadık adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hümâ gibi yükseklerde uçan. mec. Yüksek himmetli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خرافه پرور] hurafelere inanan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) hurafelere inanış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde bir perde adı. Portenin dördüncü aralığına yazılan «mi» notası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek aşağı, yukarı, haricinde, dışında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yeni Hyper MIG (metal-in-gap) video kafaları, aydınlık sinyalini %30, renkseme sinyalini de %10 oranında güçlendirerek paraziti önemli ölçüde azaltmakta ve daha yüksek video performansı sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

2 megapiksel CCD, kameranın tam zoom oranında daha fazla ayrıntıyı çekmesini ve mükemmel netlik sunmasını sağlamaktadır. SteadyShot® resim stabilizasyonu, resim kalitesinden ödün vermeden mükemmel performans sunmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. asit fazlalığı (midede).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu teknoloji, TV’nin, kablo TV yayınlarında bulunan daha geniş aralıktaki belirli kanalları almasını sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., geom. hiperbol. hyperbol'ic s. hiperbolik. hyperboloid s. hiperbole benzeyen, hiperboloit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mübalâğa, abartma. hyperbol'ic(al) s. çok mübalâğalı. hyper'bolism i. mubalağaya kaçma, mübalağalı ifade kullanma. hyper'bolize f. mü- balağalı ifade kullanmak; abartmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., mit. kuzey daglarının ötesinde ebedi ışık ve bolluk ülkesinde yaşadığı farzolunan bir top- lumun ferdi; s. bu ülkede yaşayanlara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aşırı tenkitçi kimse. hypercritical s. aşırı tenkit niteliğinde. hypercritically z. aşırı derecede tenkit ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kan hücumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., psik aşırıduyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. oksijenle karıştığı zaman kendiliğinden ateş alan roket yakıtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğaüstü, fizikötesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aşırı duygun, duygulu; alerjik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sesten çok hızı yol alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. yüksek tansiyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. tiroidin fazla çalışmasından ileri gelen durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. bir organın anormal irileşmesi. hypertroph'ic s. fazla irileşmeye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [افراط پرستی] aşırıcılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). İhlâs sahibi, temiz kalbli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Osm. ikbâl, Fars. peresten). Makam ve refaha taparcasına bağlı ve bunun uğruna her şeyi feda eden, mevki düşkünü. Ar. harîs-i câh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Makam ve yükselme hırsı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daemon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. zorunlu, mecburi, zaruri; emreden; gram. emir belirten; i. zorunlu şey elzem tedbir; gram. emir kipi. imperatively z. zorunlu olarak; emredercesine, amirane. imperativeness i. yüküm, mecburiyet, zorunluluk, zaruret; tahakküm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Roma imparatoru; komutan. imperator'ial s. imparatora ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. görülemez, seçilemez, farkedilemez, hissolunamaz; gayri mahsus. imperceptibil,ity, impercep'ti bleness i. görülemez oluş, farkedilmez oluş. impercep'tibly z. farkedilmez bir şekilde, görülmez olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs imperfect, imperforate.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. eksik, noksan, kusurlu; bitmemiş; huk. tamam olmayan; uygulanamaz, tatbik olunamaz; gram. bitmemiş bir eylem gösteren (fiil), be ing kipinde olan (fiil); i., gram. bunu belirten zaman veya fiil. imperfectly z. eksik olarak, kusurlu olarak. imper

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kusur, eksiklik, noksan, ayıp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. deliksiz, delinmemiş; kenarları deliklerle birbirinden ayrılmamış (pul). imperfora'tion i. deliksiz olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. imparatora veya imparatorluga ait; imparatora yakışır, şahane; ingiliz ölçü standartlanna uygun; i. keçi sakalı; ,çok büyük herhangi bir şey. imperial gallon ingiliz galonu (4546 cm3). imperially z. imparatora yakışır şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imparatorluk sistemi, imparatorluk hükümeti; emperyalizm, sömürgecilik. imperialist i. imparator veya imparatorluk taraftarı; emperyalist, sömürgecilik taraftan imperialis'tic s. emperyalizme ait, sömürgeci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ed, -ing veya -led, -ling) tehlikeye atmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mütehakkim, zorba, karşısındakilere söz hakkı ve davranış özgürlüğü tanımayan, müstebit; zaruri, çaresiz; kaçınılmaz, mübrem. imperiously z. mütehakkim bir şekilde, emredercesine; zaruri olarak. imperiousness i. müstebitlik, tahakkum, emretme; zarur

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bozulmaz, çurümez, yokolmaz. imperishableness i. bozulmazlık, çürümezlik, yok olmazlık. imperishably z .zeval bulmadan, yok olmayacak bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sürekli ol mayan, daimi olmayan, devam etmeyen. impermanence i. sürekli olmayış, devam etmeyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. su veya hava geçirmez; içinden geçilmez. impermeabil'ity, imper'meableness i. su veya hava geçirmeme özelliği. imper,meably z.su veya hava geçirmeyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. müsaade edilemez, yasak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kişisel olmayan, şahsi olmayan; ,sahsiyeti olmayan; özel bir şahsa veya şeye bağlı olmayan; gram. yalnız üçuncü tekil şahıs kullanllan (fiil): (it snows gibi), gayri şahsi (fiil) impersonally z. kişisel olmayarak, bir şahsa veya ,seye bağlı olmaya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. taklit etmek; temsil etmek; kişilik kazandırmak. impersonation i. taklit etme; şahıslandırma. impersonator i. temsil veya taklit eden kimse, taklitçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. terbiyesiz, arsız, küstah; münasebetsiz; kendisini ilgilendirmeyen işe burnunu sokan. impertinence, impertinency i. küstahlık; mü- nasebetsizlik; münasebetsiz şey. impertinently z. terbiyesizce, küstahlıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vakur, ağır başlı, temkinli, nefsine hakim, soğukkanlı. imperturbability i. ağır başlılık, vakur olma, temkinli olma, soğukkanlılık. imperturb'ably z. nefsine hakim olarak, vakarla imperturba'tion i. soğukkanlılık, itidal, ağır başlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geçirmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. su veya hava geçirmez; nüfuz edilemeyen, kapalı, tesir edilemez. impervious to reason mantıksız, mantıki düşünceye kapalı. imperviousness su veya hava geçirmezlik. imperviously su veya hava geçirmeyerek; tesir edilemez bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uygunsuz, münasebetsiz, yolsuz, yanlış; yakışık almayan; yakışıksız, çirkin. improperfraction mat. payı paydasından büyuk olan kesir. improperly z. uygunsuz bir şekilde, yanlış olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tecrübesizlik, görgüsüzlük, acemilik. inexperienced s. tecrübesiz, acemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. acemi, tecrübesiz,eli yakışmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ameliyat edilemez; çalıştırılamaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. işlemeyen, tesirsiz; boş, hükümsüz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. ilelebet, ebediyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. şahsen, bizzat, kendi şahsında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. başa çıkılmaz, yenilemez; geçilemez. insuperably z. başa çıkılamayacak bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) aşırılık, ifrat, taşkınlık; aşırı düşkünlük; ayyaşlık .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) taşkın, aşırı; sert, fırtınalı, bozuk (hava); şiddetli (söz); ayyaş, bekri. intemperately (z.) ifratla, taşkınca. intemperateness (i.) ifrat, taşkınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) arasına serpmek, karıştırmak. interspersion (i.) serpiştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). intizamlı kimse.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [انتظام پرور] düzeni seven, düzenli, tertipli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Uzaktan kumanda üzerinde, menü sistemi üzerinden kolay ve anlaşılır çalıştırma için ir joystik/imleç kumandası bulunur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عرفان پرور] kültürlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Mum yapımında kullanılan balina yağı: İspermeçet mumu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Garip ve anlaşılmaz kelimeler kullanan, ıstılah ve lügat paralayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) inanç besleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yeşime benzer bir taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atlayan veya sıçrayan kimse; delik delme aleti, delgi; elek. geçici olarak kullanılan bağlantı teli; den. sereni veya direği muhafaza etmek için bağlanan halat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bluz veya kazak üzerine giyilen kolsuz elbise; elbise üzerinden çocuklara giydirilen pantolonlu ceket tulum; gemici veya işçi dış gömleğiç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ardıç, bot. Juniperus communis. black juniper kara ardıç, bot. Juniperus sabina. juniper berries ardıç meyvası, ardıç yemişi. juniper resin ardıç sakızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Kafiye uyduran, şâir, nâzım.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [قافيه پرداز] şair.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. kâmperver). Kâm, istek sahipleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kâmperverllk, istek sahibi olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (kâr = iş, perdâhten = düzmek, becermek). 1. İş beceren, kâr-güzâr (işgüzâr). 2. Iran konsolosu: İzmir kâr-perdâzı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (c. kasîdeperdâzân) (edebiyat). Kasîde yazan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. c.) (m. kasîde-perdâz). Kasîde yazanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F). Kasîde yazıcılık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saklayan veya koruyan kimse; bekçi; gardiyan; bakıcı; uzun zaman dayanan şey. keeper of the King's conscience İngiltere'de başhakim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. ketîbe = asker, Fars. perverden = beslemek). Asker besleyip yetiştiren, askere iyi bakan: Şehenşâh-ı ketîbe-perver.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çiroz; f. balığl tuzlayıp tütsülemek veya kurutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kirsehir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). İş birliğine dayanan ortaklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooperative. co-op.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooperative. a co-op. cooperative society.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

member of a cooperative. manage of a cooperative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooperative trading system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become a cooperative. to be organized on a cooperative basis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (yabancı kelime). İzmarit biçiminde yassı bir balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde bir perde, orta sekizlinin si bemolü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [لاشه خوار] leş yiyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cüzamlı kimse, miskin kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tiyatro rolünü harfi harfine ezberlemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. denizin hafifçe dalgalanması: küçük dalgalardan gelen serpinti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MACERA-PEREST) (i. A. F.). Macerayı seven, maceracı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

errant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventurous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventurer. errant. gentleman of fortune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ماجراپرست] maceracı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ماجراپرستی] maceracılık, maceraperestlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Ay gibi peri kadar güzel.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Mehtap.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde bir perde adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. mâl = servet, Fars. peresten = tapınmak). Mal ve serveti tapınırcasına seven cimri ve hırslı adam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. arsız, küstah (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Melek kanatlı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(MENFAAT-PEREST) (i. A. F.) Menfaatçı, çıkarcı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [منفعت پرست] çıkarcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (mihmân = misafir, perverden = beslemek). Misafirleri kabûl edip ikram eden, kapısı misafirlere açık olan: Türkler pek mihmân-perver olurlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. hâl. F ). Misafirleri kabûl edip kendilerine ikram ederek veya böyle yapan adama lâyık surette: Bizi mihmân-perverâne kabûl etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Misafirleri iyi kabûl etme, misafirlere ikram eden adamın hâil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Misafirseverlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Milliyetini seven.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مایت پرور] milliyetçi, nasyonalist.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) milliyetçilik, nasyonalizm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mayın tarama gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Misafir sever.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hospitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hospitable. hospitable konuksever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hospitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hospitality. cheer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hospitality konukseverlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hospitality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden İngiltere ile İskoçya arasındaki sınırda turbalık veya bataklıklarda gizlenip eşkiyalık eden haydut; çapulcu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fare deliği; çok ufak delik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) Türk musikisinde tiz sekizlideki lâ perdesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). I. Pervâsız, korkusuz. 2. Sersem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Namuslu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Namuslulukla, namusa uyarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ناپروا] korkusuz, pervasız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sofra örtüleri ve peçeteleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ناطقه پرداز] düzgün ve etkili konuşan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nazlanarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نازپرور] nazlı, naz eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نازپرورده] nazlı, naz içinde büyümüş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde orta sekizlideki re notası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazete.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazeteci, gazete yazarı; gazete sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde tîz sekizlideki bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kırpan veya kesen kimse veya şey; (çoğ.) kıskaç, cımbız; atın ön dişi; yengeç veya ıstakozun kıskacı; (İng.), (k.dili) erkek çocuk, oğlan; (çoğ.), argo kelepçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) burun aşağı uçmaya veya hareket etmeye çalışan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Işıklı, peri kadar güzel.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) gürültücü, şamatacı, yaygaracı; ele avuca sığmaz, idaresi güç, haylaz. obstreperously (z.) haylazca. obstreperousness (i.) ele avuca sığmama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. döllenmiş yumurtacık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.) (musiki). 1. Musikili sahne eseri, bestelenmiş manzum piyes. 2. Opera oynanan bina: Paris, İstanbul operası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opera. grand opera.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impresario. opera. operatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A drama, either tragic or comic, of which music forms an essential part; a drama wholly or mostly sung, consisting of recitative, arials, choruses, duets, trios, etc., with orchestral accompaniment, preludes, and interludes, together with appropriate cost

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The score of a musical drama, either written or in print; a play set to music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The house where operas are exhibited. theater where opera is performed a drama set to music; consists of singing with orchestral accompaniment and an orchestral overture and interludes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opera. opera house. libretto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a drama set to music; consists of singing with orchestral accompaniment and an orchestral overture and interludes. theater where opera is performed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A musical play, usually entirely sung, making use of costumes, staging, props, sets, and dramatic elements Operas usually consist of two types of musical elements, the aria, which primarily expresses a single idea or theme, and the recitative which advanc

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dramatic work in which the characters sing, rather than speak, the text, and in which music links themes, story and characters Originated in 17th-century Italy. a dramatic performance presented through music in which all or most of the characters sing t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A form of music in which an orcherstra plays and singers sing Operas have a plot and are meant to tell a story Some are funny, some are tragic Essentially, they are stories put to music There is very little, if any, spoken text in an opera.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A multi-media extravagance in which the drama renders the music formless, and the music renders the drama unintelligible In other words, the music and drama mutually annihilate each other, leaving a noisy and over-long visual spectacle Extremely absorbent

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dramatic work in one or more acts, set to music for singers and instrumentalists.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

There is an analogy I made in the Chinese dictornay with the Chinese opera, will if you don't know Chinese, it probably would be difficult to undertand the analogy Anyhow, opera is just like a theatre show, the only difference is that it's based on music

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dramatic stage production that involves soloists who sing arias and recitatives, solo ensembles, choruses, dancing, dramatic action, costumes, staging, and orchestral accompaniment It began at the beginning of the baroque era and evolved into a genre th

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Drama that is sung.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for Observatoire Permanent de l'Atlantique Tropical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pearl necklace that is 28-32 inches in length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the important music drama genres, usually featuring a full orchestra, several soloists, and sometimes a chorus More often than is the case with musical theater, operas have virtually continuous singing, no spoken dialog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is the generic term for musical dramatic works in which the actors sing some or all their parts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. opera; opera müziği; opera binası. opera glasses opera dürbünü. opera hat erkeklere mahsus katlanabilen silindir şapka. opera house opera binası. comic opera operakomik. grand opera ciddi konulu birtür opera. operat'ic s. opera nev'inden, operaya ai

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. fars şeklinde opera.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opera comique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opera comique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kompütörde kullanılan bilgi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr. opiration). Bir cerrah tarafından canlı bir vücut üzerinde yapılan cerrahî müdahale, ameliyat.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. opération

1. dizi eylem, 2. ask. harekât, 3. tıp ameliyat

1. Elde edilecek sonuç için alınan önlem ve yürütülen işlemlerin bütünü. 2. Belli bir amaç gözetilerek bir askerî birliğe yaptırılan manevra, çarpışma, çevirme, kovalama vb. işler. 3. Hasta üzerinde tedavi amacıyla uygulanan kesme ve dikme işlemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operational. operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operation. surgical operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operational. operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operation. surgical operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. iş görmek, işlemek; etkilemek; borsada alışveriş yapmak (özellikle spekülasyon için); tıb.ameliyat et- mek; işletmek, idare etmek. operate on a person birini ameliyat etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iş, fiil; etki, hüküm; süreç; işleme, çalışma, çalışma tarzı; harekat, tatbikat; tıb. ameliyat; mat. bir niceliğin değer veya şeklinde deeğişiklik yapma; alış veriş (borsada). delicate operation tıb. güç ve tehlikeli ameliyat. extend operations har

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ameli; kullanılmaya hazır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. işleyen, faal; etkin; etkili; tıb. ameliyata ait, ameliyat edilebilir; ameli; i. usta işçi; teknisyen; k.dili hafiye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). 1. Operasyon, ameliyat yapan hekim, cerrah. 2. Bazı teknik makineleri kullanan kimse: Matbaa operatörü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. opérateur

1. cerrah, 2. bl. işletmen

1. Ameliyat yapan uzman hekim. 2. Bilgisayar vb. teknik aletleri işleten kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operator. surgeon. operating surgeon. attendant. operative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgeon. operator. saw bones.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. operator; teknisyen; ticari veya sınai kuruluş sahip veya yöneticisi; telgraf veya telefon memuru; tıb. cerrah, operatör; komisyoncu; argo beleşçi kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Küçük opera. Yer yer musiki ile konuşmaların karışık olduğu hafif sahne eseri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operetta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operetta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. operet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ağır basıp ikna etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. refah ve bolluk içinde büyütmek, lüks hayata alıştırmak pohpohlamak, şımartmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. kâğıt; kâğıt tabakası; senet, hüccet, bono; kâğıt para, bankınot; gazete; herhangi bir yazı, tez, tebliğ; deste (iğne); duvar kâğıdı; (argo) paso; çoğ. hüviyet kartı; çoğ. bir kimsenin toplu mektupyazı ve hatıraları; geminin sefer kağıtları; s.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üzerine kâğıt kaplamak, kâğıtlamak; kâğıt. yapıştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karton ciltli kitap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karton ciltli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. duvar kâğıdı yapıştıran kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kağıt açacağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kâğıtların uçmasını önlemek için üzerine konan ağırlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırtasiyecilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kağıt gibi, ince.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fakir kimse, yoksul kimse; hükümetin beslediği fakir kimse. pauperism i. fakirlik, yoksulluk. pauperiza'tion i. fakirleştirip sadakaya muhtaç hale getirme. pauperize f. sadakaya muhtaç hale getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu terimin yerine artık PC Card terimi kullanılmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arabulucu kimse veya grup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gizlice gözetleyen kimse; (argo) göz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. civciv gibi öten hayvan; bir çeşit kurbağa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. biber, bot. Capsicum; karabiber, bot. Pipernigrum; biber fidanı; kırmızıbiber; f. üzerine biber ekmek, biberlemek, biber gibi ekmek; üzerine kurşun ; veya taş yağdırmak; (bir yazı veya konuşmayı) çekici duruma sokmak. pepperand salt s. tuz bibe

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tepesi delikli biberlik; çabuk öfkelenen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çekilmemiş biber, dövülmemiş biber, tane biber; önemsiz kimse veya şey. peppercorn rent huk., (eski) yalnız itibari mahiyeti olan kira bedeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tere, acı tere otu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. nane, bot. Mentha piperita; naneşekeri; naneruhu; s. naneli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. biberli; sert, keskin; titiz, sert huylu, geçimsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kanat, cenah. Çok defa aynı mânâdaki «bâl» ile birlikte kullanılır. Perr ü bâl = Kol ve kanat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پر] kanat. 2.kuşların iri tüyü, yelek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(edat) vasıtasıyle, eliyle; tarafından. perannum (an'lm) senelik, her sene. per capita (kap'ltı) nüfus başına; eşitlik üzere. per contra diğer taraftan. perdiem günlük geçim masrafı; her gün, günde; hakkıhuzur. per se (sey) kendiliğinden, haddi zatında

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) içinden; tamamen; dışarı; çok.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Beyoğlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., i., (eski) belki, olabilir, şayet, kazara; muhtemelen; i. şüphe; belirsizlik; tahmin, ihtimal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Toplu ve muntazam olmayan ve bir arada bulunmayan, dağınık, darmadağın, müteferrik, perişan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retail. by retail. at retail. retail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پراکنده] dağınık. 2.toptan olmayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retail sale. retail. sale of retail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parça parça, azar azar satan tüccar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retail merchant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retailer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retailer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retail. retail selling. retail trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retail trade. retailing. retail business. retail dealing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şurasını burasını gezmek, dolaşmak; etrafını gezmek; gözden geçirmek, teftiş etmek. perambu la'tion i. gezme, dolaşma. perambulator i., ing. çocuk arabası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ince ve sık dokunmuş pamuklu bez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. anlamak, idrak etmek, farkına varmak, sezmek, görmek. perceivably z. gözle görülecek şekilde, hissedilecek derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Vaktiyle başını tıraş edenlerin tepede bıraktıkları saç. 2. Hayvanların, enselerinde bitip uzayan ve kalın kıllardan ibaret olan saçları, yele: At, arslan perçemi. Civanperçemî = Kandil çiçeğinin bir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forelock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fringe. bang. forelock. forelock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lock of hair. curl. forelock. fringe. tuft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پرچم] kakül. 2.yele. 3.bayrak. 4.bayrak püskülü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Kâkül. Yele. 2.Mızrak, bayrak gibi şeylerin başlarına konan püskül.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s., i. yüzde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yüzde yüzdelik, yüzde hesabına göre oran; kısım, nispet; k.dili kâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. frekans toplamlarının her yüzde birine tekabul eden x'' kıymeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., psik. anlayış, idrak; idrak yolu ile hissedilen şey, algı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlaşılabilir, idrak edilebilir, algılanabilir, duyulur, farkına varılır. perceptibil'ity i. duyulabilme, görülebilme; duyuş, seziş. perceptibly z. gözle görülecek şekilde, hissedilecek derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. idrak, algı; anlama kabiliyeti, anlayış, seziş; huk. kira tahsili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. anlama kabiliyeti olan, idrak kabilinden. perceptively z. idrak ederek. perceptivity i. idrak kabiliyeti, anlayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. idrakle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tünek; oturulacak herhangi bir yüksek yer; beş metrelik uzunluk ölçüsü; atlı arabanın ön ve arka dingillerini birbirine bağlayan orta kol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tatlı su levreği. European perch kalinos, zool. Perca fluviatilis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kuş gibi konmak, tünemek, tüneklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. belki, şayet, ihtimal ki, muhtemelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Fransa'dan gelme kuvvetli ve iri yapılı bir at.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çivinin öbür tarafa çıkan ucunun yassılandırılmasıyie veya vidalı çivinin arkasına somun geçirilmekle sağlamlaştırılması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rivet. riveting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rivet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clinch. rivet. pin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

riveting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

riveting. clinching. clincher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). 1. Perçin yapmak. 2. mec. Sağlamlaştırmak, kuvvetlendirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rivet. to clinch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be riveted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become strong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

riveted. clinched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. anlayışlı, idraki keskin; i. anlayışlı kimse, idraki kuvvetli kimse. percipience i. idrak, anlayış, seziş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. süzmek, filtreden geçirmek; süzülmek, sızmak. percola'tion i. süzme, süzülme, filtreden geçirme veya geçme. per'colator i. süzgeçli kahve ibriği; süzen herhangi bir şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kuvvetli ve çabuk vurmak; tıb. muayene gayesiyle parmaklarla veya bir aletle hafif hafif vurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vurma, çarpma; tüfek kapsülünü vurma; tıb. perküsyon, parmaklan birbirine vurarak organların durumunu muayene usulü; müz. piyano veya davul gibi bir çalgıya vurarak ses çıkarma. percussion cap tüfek kapsülü. percussion instrument vurularak çalınan m

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «perdâht» tan galat). 1. Cilâ, parlaklık, parlama. Perdah etmek = Parlatmak, cilâ vermek. 2. Tıraştan sonra ustura ile kılların en kısa diplerinin dahi alınması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glaze. polish. gloss. finishing shave. lustre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

facing. finish. glaze. polishing. sheen. giving a sheen to. polish. shaving one's beard again. luster. smoothing. floating. honing. lap. friction. glazing. honed finish. gloss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Cila, parlaklık, parlama. Parlatma, parlaklık verme. 2.Budanmış asmadan yeni süren çubuk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glazier. polisher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Perdah etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give sth a sheen. to polish. to burnish. to glaze. to buff. to grind. to smoothen. to lap. to hone. to broach. to stone. to calender. to satinize. to satin. to sleek. to pounce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glazed. polished. smooth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpolished. unglazed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). I. Tanzim ve tertip olunmuş, düzeltilmiş. 2. Cilâlı, parlak, perdahlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «perdâhten» fiilinden imas.). Düzeltici, tertip ve tanzim eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Kapı ve pencereye asılan örtü: Pencere, kapı perdesi. 2. Bir yeri ayırmak ve görünmesine mâni olmak için asılan çarşaf. 3. Yüze asılan örtü, peçe. 4. iki yeri birbirinden ayıran şey, bölme, ara zarı: Burun perdesi. 5. mec. Irz, namus, iffet. Tahta perde = Tahtadan iğreti bölme. Göz perdesi = Gaflet. Perde yırtılmak = Hayâsız olmak Ust perdeden başlamak = Ağız bozmak, sert konuşmak

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Ses, nota: Mi perdesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curtain. screen. cloak. episode. cataract. key. tone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

act. blind. cloak. cover. curtain. drapes. pall. pitch. screen. shade. tone. cataract. partition. act of a play. pitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind. curtain. diaphragm. membrane. pitch. screen. tone. veil. web. drape. drapery. movie screen. act of a play. cataract in the eye. shield. mask. blinding. hanging. apron. sunblind. light baffle. sunshade. partition. sheeting. sheet. pi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behind the scenes. backstage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curtain wall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaz ve ördek gibi parmaklarında perde bulunan kuşlar

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Tiyatroda sahne perdesini açıp kapayan kimse. (bk.) Perdedâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. perde, dâşten = tutmak). Eskiden bir büyük zâtın kapısında bekleyen ve girme izni olanlara perdeyi kaldıran kapıcı; perdeci.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پرده دار] kapı görevlisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

screening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

screening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to curtain. to conceal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curtained. fretted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suitable for making curtains.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncurtained.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. helak, mahvolma, harap olma; ruhun mahvolması, cehennem azabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. saklı, gizli, gözle görülmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dayanıklı; sürekli, daimi, baki, ebedi, ölmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İstanbul’un 1920’de ingilizler tarafından işgalinden sonra istanbul’daki fedâi gruplarının Ankara ile telgraf muhaberesini gizlice sağlamak üzere o tarihte İstanbul telgraf müdür vekili olan İhsan «Pere» Bey başta olmak üzere Ingilizler’den gizli olarak kurulan «Gizli Telgraf Merkezi» ne verilmiş olan ad.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. baba, peder.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yolculuk etmek, seyahat etmek; katetmek, aşmak. peregrination i. yolculuk, seyahat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ecnebi, yabancı; i. doğan. peregrine falcon bak. falcon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kati, kesin, müspet, mutlak; inatçı; otoriter, diktatörce, mütehakkim; münakaşa kaldırmaz. peremptory writ huk. celpname. peremptorily z. kesin olarak, münakaşaya yer bırakmayacak şekilde; diktatörlükle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Ülker yıldızı, pervin, Süreyya.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پرند] atlas.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Takla atma, sıçrama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

somersault turned in midair. somersault.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پرنده] kuş. 2.takla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Takla atan veya takla oyunları yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bütün yıl boyunca devam eden; müddetli; uzun süren, daimi; bot. iki yıldan fazla yaşayan; i., bot. çok senelik bitki. perennially z. uzun bir süre devam ederek, yıllarca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Duvarcıların hiza bulmak için kullandıkları ip. 2. Durum, kerte.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «peresten» fiilinden olup birleşik kelime teşkiline girer). Tapan, tapınan, ibâdet eden. Hudâ-perest = Allaha tapan. Ateş-perest = Ateşe tapan. Büt-perest = Puta tapan. Mey-perest = İçkiye çok düşkün.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پرست] tapan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hizmetçi, kul, köle. 2. Besleme, halayık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پرستار] tapan. 2.besleme. 3.dalkavuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sevilen, sevgili.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پرستيده] tapınılan. 2.taparcasına sevilen, sevgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tapınma; tapma, ibâdet. 2. Fevkalâde sevgi, düşkünlük, taparcasına sevme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worship. adoration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پرستش] tapınma. 2.taparcasına sevme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پرستش] mabet, tapınak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Perestiş eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پرستشکار] tapan. 2.taparcasına seven.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Perestiş edercesine.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پرستشکارانه] taparcasına.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Perestişkârlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پرستو] kırlangıç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. perfect.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f tamamlamak, bitirmek, ikmal etmek; tekamül ettirmek. perfectibil'ity i. kemale erme kabiliyeti. perfectible s. tamamlanabilir; tekâmül ettirilebilir. perfective s. mükemmelleştirici; tamamlayıcı. perfectively z. tamamlayıcı olarak; mükemmelleştirici

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. tam, mükemmel; kusursuz; iyice öğrenilmiş (ders); bot. olgun; aynı çiçekte hem erkeklik hem dişilik uzvu olan, tam; k.dili pek çok, müthiş; gram. geçmiş; i., gram. geçmiş zamanlı fiil; geçmiş zaman. perfect circle tam daire. perfect nonsense saç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğrafların çekildiği andaki kadar canlı görünmesini sağlayan teknoloji.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kemal, mükemmellik, tekâmül; bitirme, ikmal, tamamlama; kusursuz kimse veya şey; kusursuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. günahsız hayatın kabil olduğunu kabul eden kuram; hayatın en yüksek gayesinin ahlâki kemale erişmek olduğunu kabul eden kuram. perfectionist i. bu nazariyeler taraftarı; her şeyin mükemmel olmasın aşırı derecede isteyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. perfectioniste

mükemmeliyetçi, yetkinci

Herhangi bir alanda mükemmel olma yolunda aşırı çaba sarf eden kimse.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. perfectionisme

mükemmeliyetçilik, yetkincilik

Herhangi bir alanda mükemmel olma yolunda aşırı çaba sarf etme.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hararetli, ateşli, şevkli, gayretli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hain, sadakatsiz. perfidiously z. haince, sadakatsizce. perfidiousness i. hıyanet, sadakatsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hıyanet, hainlik; vefasızlık, sadakatsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. sapı sarmalayarak büyüyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. delmek, bir baştan öbür başa delmek; sıra sıra delikler açmak (pulda olduğu gibi); içine işlemek, nufuz etmek. perfora'tion i. delme, delik. per'forator i. delme makinası, delgi, zımba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. çaresiz; zorunlu, mecburi, zaruri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yapmak, icra etmek; yerine getirmek, icabını yapmak (görev); ifa etmek; sahnede oynamak, rolünü yapmak; canlandırmak; ses veya çalgı ile müzik yapmak; çalmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gösteri, temsil; eğlence programı; iş, fiil, amel; eser; huk. ifa, icra, yerine getirme, yapma, çalışma, işleme. benefit performance yardım için yapılan gösteri veya temsil. first performance gala. put up a good performance başarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. performance

başarım

1. Kişinin yapabileceği en iyi derece. 2. Herhangi bir eseri, oyunu, işi vb.ni ortaya koyarken gösterilen başarı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

performance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

performance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. artist, oyuncu; sahneye çıkan kimse, icracı; yerine getiren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. parfüm, esans; güzel koku, rayiha, ıtır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. parfümeri; parfüm, koku; ıtriyat; mağazada parfümeri kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düşünülmeden ve mekanik olarak yapılan: dikkatsiz, baştan savma; sıkıcı, formalite icabı. perfunctorily z. formalite icabı olarak; dikkatsizce, baştan savma. perfunctoriness i. formalite icabı yapma; dikkatsizlik, kayıtsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. serpmek; sıvamak, üzerine sürmek; üzerine dökmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پرگال] pergel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (i. F.). Parça. Pergâle pergâle = Parça parça.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (i.). Yuvarlak tahta kesmeye mahsus testere.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Bergama'nın eski ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Pergel.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پرگار] pergel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(PERGAR) (i. F.). Ölçmeye ve dâire çizmeye mahsus açılır kapanır iki bacaktan ibaret Alet: Pergel. Pergeli açmak = Bacakları açıp büyük adımlar atarak çabuk yürümek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compasses. pair of compasses. dividers. a pair of compasses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compass. dividers. pair of compasses. compasses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a pair of compasses. compass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. pergola

gölgelik

Kazıkların ve belli kalınlıktaki dikmelerin üzerine bindirilmiş bir tür demir veya ahşap çardak.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pergola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lit., an arbor or bower; An arbor or trellis treated architecturally, as with stone columns or similar massive structure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pergola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A passageway covered by a trellis on which climbing plants are grown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A structure with climbing plants along the walk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A covered walkway in a garden formed from two rows of upright pillars supporting horizontal beams perimeter - The edge of an area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An arbor with an open roof of rafters supported by posts or columns ;.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Wooden structures make popular garden features, often they are used to create a shady retreat from the sun We have used the term pergola on the form as it is the most common request we get In fact this could relate to one of the following: A pergola An ar

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pergola, üstü gül veya sarmaşık ile kaplı kameriye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ı. F ). Kavga arayan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. belki, muhtemelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cenk, kavga.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Hastalıkta yemeklerin ağırlarından sakınarak doktorun tâyin ettiği yemeklerle kanaat etme: Perhiz etmek; perhizi bozmak. 2. Hıristiyanlar’ın belirli günlerde et ve yağ gibi şeyler yemekten kaçınmaları Büyük perhiz = Paskalyadan evvelki kırk günlük perhiz. 3. mec. Haramdan sakınma: O adamın perhizi yoktur. Dilde perhiz = Olur olmazı söylemeyiş, konuşurken ihtiyatlı olma. Perhizi bozmak = Ağzına geleni söylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstinence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diet. regime. regimen. abstinence. regimen imsak. riyazet. diyet. rejim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dieting. fasting. diet. fast. regimen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Perhiz eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پرهيزکار] sakınan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fairy. faery. faerie. fairy. elf. genie. faerie. faery. fay. peri. pixie. pixy. spirit. sprite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elf. fairy. nymph. spirit. sprite. beautiful djinn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A prefix used to signify around, by, near, over, beyond, or to give an intensive sense; as, perimeter, the measure around; perigee, point near the earth; periergy, work beyond what is needed; perispherical, quite spherical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An imaginary being, male or female, like an elf or fairy, represented as a descendant of fallen angels, excluded from paradise till penance is accomplished. a supernatural being descended from fallen angels and excluded from paradise until penance is done

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fairy. elf. spirit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Public Environmental Reporting Initiative US voluntary corporate initiative for reporting to the public on environmental matters Similar to EMAS's requirement. a beautiful and graceful girl. a supernatural being descended from fallen angels and excluded f

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. peri .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Dişi cin (güzel ve iyilik severlik sembolü olarak kabul edilirler). 2.Güzel kadın veya kız.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chimney rock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hysteria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fairy story.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fairy tale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cinlerin pek güzel kabûl edilen bir kısmı ve bilhassa dişileri. Perî-peyker = Peri biçiminde. Perî-ruhsâr, perî-rû = Yanağı,, yüzü güzel. Perîzâd = Peri çocuğu, küçük peri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) etrafında, ötesinde, ilerisinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). t. Büyücü. 2. Peri pâdişâhı.. 3. Türkçe’de kadın ismi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. çiçek örtüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Tepesinde bir taş bulunan, daha çok koni biçiminde taş yığını.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Peri).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. perikardiyal, kalp dış zarına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kalp dış zarının iltihaplanması, perikard iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. kalp dış zarı, perikard, yürek perdesi, dış yürek zarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. meyva örtüsü, perikard.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. kıkırdak zarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پری چهره] peri kadar güzel yüzlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kilit dili. 2. Bir çeşit hastalık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kutsal yazıların küçük bir pasajı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. kafatasının dış zarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Uçmuş, soluk, solmuş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. jeoloji). Silikat cinsinden bir taş çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Chrysolite. a pale green variety of chrysolite; used as a gemstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usually yellow-green to brownish-green; prized colors are distinctive deep yellow-greens of great uniformity Transparent but often filled with small inclusions that may be minute black spinal crystals Peridots can be found in New Mexico, and Chihuahaua, M

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Creates feeling of protection, allowing heart to open Unblocks congestion Dispels fears, guilt, and depression Used to counteract negative emotions and healing of the spirit Affects top three chakras Once worn as a means of gaining foresight and divine in

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. perido.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. jeoloji). Feldispatsız ve peridolu kütle.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. périphérie

1. kıyı, 2. çevre

1. Kenar. 2. Bir şeyin yakını, dolayı, etraf.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. ay yörüngesinin yer yüzüne en yakın olan noktası, hadid noktası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پری خان] peri padişahı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Peri padişahı. Büyücü.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. bir gezegen veya kuyruklu yıldız yörüngesinin güneşe en yakın olan noktası, hadid noktası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ed, -ing. veya -led, -ling) tehlike, tehlikeye maruz kalış; f. tehlikeye atmak at. one's peril mesuliyeti altında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haunted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tehlikeli, korkulu perilously z. tehlikeli bir şekilde, korkulacak surette. perilousness i. tehlike, korku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Tabiî olarak masaya benzer dik taşların üstüne yerleşmiş yassı kaya.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., geom. iki boyutlu bir cismin çevresi veya çevre uzunluğu; tıb. görüş sahasını ölçme aleti. perimetric(al) s. iki boyutlu bir cismin çevresine veya çevre uzunluğuna ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özverili, fedakar, sadık.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -nea) tenasül uzuvları ile makat arasındaki kısım, apışarası, perine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. perinevr iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. sinir dokusunu çevreleyen zar, perinevr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Devre.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. devir, tam bir devir, bir devrin müddeti; devre; belirli bir sürenin sonu; bir gezegenin güneş etrafındaki devir süresi; jeol. devir, çağ; kon. san. tam cümle: nokta; fizyol. âdet, aybaşı, hayız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir devre ait veya mahsus; belirli aralıklarla vuku bulan; peryodik; kon. san. tam bir cümle ile ifade edilen. periodic table kim. periyotlar tablosu. periodicity i. belirli aralıklarla vuku bulma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. dergi, mecmua; s. belli zamanlarda çıkan. periodically z. belirli fasılalarla, muayyen zamanlarda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. diş kemik ve etlerinin hastalıklarını inceleyen diş bilimi dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ -tea) anat. kemik diş zarı, periyost, simhak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kemik dış zarı iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. gezginci, bir yerden bir yere yaya dolaşan; b.h. Aristo felsefesine ait; i. Aristo felsefesi taraftarı kimse; gezginci adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. felsefe) Derslerini, gezinerek vermeye alışmış olan Aristo’nun felsefesi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. péripatétisme

fel. Aristotelesçilik

Yunan filozoflarından derslerini öğrencileriyle birlikte gezinerek veren Aristoteles’in felsefesi.


Yabancı Kelime by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پری پيکر] peri kadar güzel yüzlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dış yüzeye veya kenara ait; anat. periferik, çevresel; i. kompütörde bilginin verildiği veya alındığı kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dış sınır çizgisi veya düzeyi; bir cismin dış yüzü; geom. bir şeklin çevresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ -rases) kon. san. dolambaçlı ve uzun sözlerle ifade, dolaylı anlatım. periphrastic s. dolambaçlı olarak ifade edilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Peri yüzlü, çok güzel.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(PERİŞAN) (i. F.). 1. Dağınık, dağılmış, toplu olmayan, perakende. 2. Muntazam ve tertipli olmayan, karışık, karmakarış. 3. Kederli, üzgün, gamlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wretched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abject. miserable. spent. wretched. scattered. disordered. perplexed. bewildered. distraught.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wretched. perturbed. distraught. miserable. desolate. dishevelled. gaunt. ruinous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پریشان] dağınık. 2.kötü durumda, perişan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

darmadağın olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hâli perişan olan, acınacak hâlde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Düşkün.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [پریشان حال] hali perişan olan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Perişanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wretchedness. desolation. bad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wretchedness. state of disarray. desolation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. periskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ölmek; mahvolmak, yok olmak, telef olmak, zail olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. mahvolabilir; kolay bozulur, dayanıksız; ölümlü, fani; i., çoğ. çabuk veya kolay bozulabilen gıda maddeleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Denizaltı gemilerinde, suya dalındığı zaman su yüzüne uzatılan gözetleme cihazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

periscope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

periscope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. dış besidoku, perisperm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ses) fizyol. mide ve bağırsakların sindirim esnasında yaptığı sığamsal devinim peristalsis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., fizyol. solucan halkalarının hareketine benzeyen ve içindeki maddeleri aşağı doğru iten mide ve bağırsak hareketlerine ait, sığamsal, peristaltik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. bina veya iç avluyu çevreleyen sıra sutunlar; sutunlarla çevrelenmiş yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y ). Karın zarı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. péritone

anat. karın zarı

Karın boşluğunun içini, bu boşluğun içinde bulunan bağırsakları, öbür organları kaplayan ve tutan zar.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peritoneum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -nea) anat. karınzarı, periton. peritoneal s. peritona ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Karın zarı iltihabı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. péritonite

tıp karın zarı yangısı

Karın zarının çabuk ilerleyen veya kronik iltihabı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. karınzarı iltihabı, peritonit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پری وش] peri gibi güzel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Peri gibi, çok güzel.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. peruka, takma saç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Cezayir menekşesi, bot. Vinca rosea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir cins ufak deniz salyangozu, zool. Littorina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Belirli sürelerde olan: Halley kuyruklu yıldızı periyodik olarak görülür. 2. Gazete, mecmua gibi belirli sürelerde çıkan yayın organı, Ar. mevkute.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. périodique

süreli

Belirli aralıklarla yapılan, çıkan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

periodic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cyclic. periodic. periodical. cyclical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intermittent. periodic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. période

1. dönem, 2. fiz. devir

1. Belli özellikleri olan zaman parçası. 2. Bir hareket, birbirinin aynı olan ve eşit zamanlarda yapılan başka hareketlerden oluştuğunda hareketlerin her biri veya bunların yapılması için geçen her zaman aralığı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

period.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

periode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Bağırma, haykırma. 2.Su kenarında yetişen yeşil saz, ot.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Peri çocuğu. 2.Güzel, çok güzel.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Kırmızı altın. 2.Ateşte pişirilen ekmek.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yalan yere yemin ettirmek. perjure oneself yalan yere yemin etmek. perjured s. yalan yere yemin etmekten suçlu; yalan, yalan şahadete dayanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yalan yere yemin; yeminli yalan; huk. şahit sıfatıyle yalan yere yemin etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. başını dik tutmak; s. neşeli, şen; hoppa. perk up şen görünmek; canlı durmak, neşelenmek, gönlü açılmak; neşelendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., k.dili kahveyi filtreden geçirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ing., bak. perquisite.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Katı, sert, güçlü berk.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük brik çeşidi. PERKİ (i. i.). Yırtıcı bir cins göl balığı. Deniz perkisi = Bunun denizde yaşayan büyük cinsi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çok güçlü kuvvetli, sağlam kimse.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. percussion

müz. vurmalı sazlar

Davul, zil, timbal, tef gibi vurularak çalınan çalgılar.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

percussion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hoppa, havai, canlı, kendinden emin. perkily z. havai bir tavırla, hoppaca; canlı olarak. perkiness i. havailik, hoppalık; canlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pearlite. perlite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perlite , pearlite , perlite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rusya’da Perm şehrinin adından). Paleozoik zamanının en yeni devri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perm. permanent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perm. permanent wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arktik bölgesinde devamlı don altında kalan toprak alt tabakası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sürekli, daimi, aynı halde veya vasıfta kalan. permanent press ütü istemez. permanent wave permanant, bozulmayan. ondule permanence, -cy i. süreklilik, devam, sebat, istikrar. permanently z. sürekli olarak, daima, her zaman için.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. kimya). Mikrop öldürücü bir madde olan potasyum permanganatının kısa adı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. permanganat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nüfuz edilebilen, geçirgen. permeabil'ity i. nüfuz edilme kabiliyeti, nüfuziyet, geçirgenlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mesamatını doldurup geçmek, nüfuz etmek, içinden geçmek; içine geçip yayılmak. permea'tion i. nüfuz etme, içinden geçme; içine geçip yayılma. per mill binde nispeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.), ince halat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Ticarette dış ülkelere mal çıkarma veya oralardan mal getirme izni. 2. Devlet Demir Yollarında paso mânâsıyle kullanılan bir tâbir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

permit. licence. export permit. import permit. railroad pass. laissez passer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. caiz, müsaade edilebilir, hoş görülebilir. permissibly z. hoş görülebilecek şekilde, müsaade edilir surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. izin, müsaade, ruhsat; icazet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. izin veren, müsaade eden; ihtiyari, seçimli, keyfi; fazla sıkı olmayan, serbest bırakan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ted, -ting) izin vermek, müsaade etmek, ruhsat vermek; fırsat vermek, imkân vermek, bırakmak; kabul etmek; razı olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. permi, izin tezkeresi, ruhsatname, icazet. residence permit ikamet tezkeresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Bezek, süs.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. değim, becayiş, mübadele, tebeddül, değiş tokuş; mat. bir seride yapılabilen sıra değişiklikleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. değiş tokuş etmek, mübadele etmek, sırasını değiştirmek. permutable s. değiştirilebilir. permutably z. değiştirilebilecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zararlı, tehlikeli; kötü; öldürücü, mahvedici, habis, kinci. pernicious anemia tıb. anemi pernisyoz, sonucu genellikle kötü olan ağır bir çeşit kansızlık. perniciously z. zarar verici surette, tehlikeli olarak, öldürücü durumda. per niciousness i

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir nevi kıymetli ipek kumaş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پرنيان] işlemeli atlas.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Armut biçiminde tek parça elmas için söylenir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Oksijeni normalden çok olan oksit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peroxide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peroxide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Demiryolu istasyonlarında trenlere inilip binilen, demiryoluna paralel, boydan boya yüksekçe döşeme ve bunlara gidilecek geçit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

platform. platform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Argentine soldier who became president of Argentina.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

platform. landing. railway platform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Argentine soldier who became president of Argentina.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Patates, pancar ve daha başka bitkileri hasta eden mikroskobik bir mantar çeşidi (phytophtora infestans).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genus of destructive downy mildews.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sıkıcı konuşma yapmak, nutuk soylemek; konuşmayı resmi bir şekilde sona erdirmek. perora'tion i. sıkıcı hitabe; konuşmanın özeti ve sonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. peroksit; oksijenli su. peroxide blonde saçlannın rengini. peroksit ile açmış sarışın kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (eski) etraflıca düşünmek, zihinde tartmak, mülâhaza etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. duvarın iki yanından görünen taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dikey, şakuli, düşey, amudi; mim. amudi tezyinat tarzına ait; dik, doğru; i. dikey çizgi, şakuli hat; şakul ipi, dikey doğrultusunu gösteren alet; dik duruş. perpendicular'ity i. dikey oluş, şakuliyet; amudiyet. perpendicularly z. dikey olarak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (fena bir şey) yapmak, icra etmek, işlemek. perpetra'tion i. yapma, (suç) işleme, irtikâp. perpetrator i. fail, (suç) işleyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. daimi, sürekli fasılasız, aralıksız; ebedi, baki; müebbet; bot. yediveren perpetual motion daimi hareket. perpetually z. daima, sürekli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ebedileştirmek, daimi hale getirmek, devam ettirmek, idame etmek. perpetua'tion i idame; huk. tespit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ebediyet, sonsuz zaman, devam, beka; karar; devam eden şey; daimi irat. in perpetuity ebediyen, her zaman için, daimi olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zihnini karıştırmak, şaşırtmak, allak bullak etmek, hayrete düşürmek; karıştırmak, muğlak bir hale getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zihni karışmış, şaşırmış; karışık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şaşırtıcı, zihni karıştırıcı. perplexingly z. şaşırtıcı bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şaşkınlık, karışıklık; zihni karıştıran şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maaştan ayrı gelir; muntazaman verilen bahşiş; bir kimsenin hakkı olan imtiyaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uçucu, Ar. tâlr.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Uçan, uçucu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uçucu, uçan, Ar. tâir, tayyâr.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Nezaket, nazlılık.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. binanın önünde veya bahçede bulunan merdivenli sahanlık, çıkma merdiven, binek merdiveni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. armut şarabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. person, personal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. koyu grimsi mavi; i. bu renk veya bu renk kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zulmetmek, eza etmek, gadretmek; baskı yapmak, tazyik etmek, sıkıştırmak; bir fikre veya dine olan inancından dolayı eza etmek veya öldürmek. persecu'tion i. zulum, zulmetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. her sene 10 ağustosa doğru görülen kayan yıldızlardan biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Fars. pencşenbih’ten). Haftanın beşinci günü, cumadan evvelki gün, Ar. yevmü’l-hamis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thurs. thursday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thursday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Thursday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «pârsenk» ten ki, terazinin eksiğini tamamlamak için bir gözüne konulan taştır). Sözü devam ettirmek üzere laf arasında münasebetli münasebetsiz söylenen ve tekrar olunan «efendim, efendime söyleyeyim, uzatmayalım» gibi tâbirler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sebat, azim, taannüt; ısrar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. psik. bir düşünce veya harekete fazlasıyle saplanıp kalma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sebat etmek, azimle devam etmek, ısrar etmek. persevering s. sebat eden. perseveringly z. sebatla, azimle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iran'ın eski ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. iran'a ait, iranlı; i. iranlı, Acem; iran dili, Farsça, Farisi. Persian carpet iran halısı. Persian cat Ankara kedisi. Persian Gulf Basra körfezi, iran körfezi. Persian lamb iyi cins astragan kürk. Persian lilac mor leylâk, bot. Syringa persica

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yazı ve konuşmada lâubalilik önemsemeyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hurma, Trabzon hurması, Japon inciri, bot. Diospyros.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kalmak, daim olmak; ısrar etmek, üstelemek, üzerinde durmak, inat etmek, sebat etmek. persistencei sebat, ısrar inat, devam etme. persistent s. ısrar eden, inatçı; devamlı. persistently z. ısrarla, üzerinde durarak, inatla; devamlı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili titiz, meraklı, kılı kırk yaran; aşırı dikkat ve ihtimam isteyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şahıs, kimse, adam kişi, fert; şahsiyet, sıfat; huk. kanuni hakları ve vecibeleri olan şahıs veya grup; gram. şahıs. first person gram. birinci şahıs. in person şahsen, bizzat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. piyes veya romanda kişi; psik. etrafa karşı takınılan tavır. persona grata Lat. makbul şahsiyet, saygıdeğer kişi. persona non grata Lat. istenmeyen kişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

istenmeyen kişi

Bulunduğu ülkenin yasa ve düzenlemelerine uymadığı durumda ilgili devletçe çalışması istenmeyen diplomat.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hoş görünen, cana yakın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şahsiyet, önemli kişi, muhim şahsiyet; sahnede canlandırılan şahsiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. şahsa ait, şahsi, zati, özel, hususi, zata mahsus; huk. şahsi eşyaya ait, menkul eşya ile ilgili; gram. uç şahıstan birine ait; i. gazetede belirli bir sahıs hakkında çıkmış olan yazı; huk şahsi eşya. personal appearance bir filim artistinin si

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kişilik, şahsiyet, ferdiyet; şahıs, zat; gen. çoğ. hakaret niteliğinde söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şahsına mal etmek; şahıslandırmak, kişilik kazandırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. şahsen, bizzat; kendine gelince.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. şahsi mal; menkul mal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. maskeli, personat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (tiyatro) bir karakteri canlandırmak; huk. aldatmak amacıyle kendini başka bir şahsiyet olarak göstermek; bir diğerinin hüviyetini benimsemek. persona'tion i. başka bir kimsenin hüviyetini benimseme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir işe bağlı insanların bütünü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

staff. personnel. staff. employee. staff member. manpower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personnel. staff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personnel. staff. employees. liveware. manpower. employes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. canlandırmak, şahıslandırmak, şahsiyet vermek; tecessüm ettirmek, cisimlendirmek. personifica'tion i. şahıslandırma, canlandırma; cisimlendirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. personel, bir müessesenin bütün memurları, müstahdemler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. perspektif; görüş açısı; s. perspektife göre resimlendirilmiş. perspective view mesafelere oranla görünüş, perspektif manzara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Eşyayı sabit bir noktaya göre uzaklıklarını ve duruş farklarını canlandıracak şekilde resmetme yolu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. perspective

1. görünge, 2. bakış açısı

1. Eşya ve nesnelerin uzaktan görünüşü. 2. Bir olay, konu veya düşünce incelenirken izlenen belirli yön.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perspective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perspective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Üç boyutlu gerçeklikleri, iki boyutlu resim düzlemi üzerinde betimleyerek, üçüncü boyut yanılsaması yaratma işine yarayan bir resim ve çizim tekniği. Antikitede bugünkü anlamıyla perspektif tekniği kullanıldığı söylenemezse de örneğin, Pompei duvar resimlerinde üçüncü boyut verme çabası önemli bir yer tutar. Gerçek perspektifin ancak 15. yüzyılda Rönesansla ortaya çıktığı kesindir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. keskin zekâlı, anlayışlı. perspicaciously z. keskin zeka ile, anlayışla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. keskin zekâ, anlayış; nufuz edebilme yeteneği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açık, vazıh. perspicu'ity i. açıklık, vuzuh.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ter; terleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. terlemek, ter dökmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ikna etmek, inandırmak; gönlünü yapmak, razı etmek; kandırmak. persuadable s. kandırılabilir, ikna edilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. inandırıcı veya ikna edici kimse; A.B.D., (argo) tabanca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ikna edilmesi mümkün; kandırılır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. inandırma, ikna etme; kandırma veya ikna etme kabiliyeti; kanaat, inanç, itikat; mezhep, din, akide

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kandırıcı, ikna edici. persuasively z. ikna edici şekilde. persuasiveness i. ikna edebilme gücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Open; evident; apert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lively; brisk; sprightly; smart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indecorously free, or presuming; saucy; bold; impertinent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To behave with pertness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

characterized by a lightly pert and exuberant quality; 'a certain irreverent gaiety and ease of manner'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Program and Evaluation Review Technique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An event-oriented network analysis technique used to estimate project duration when there is a high degree of uncertainty in estimates of duration times for individual activities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Program Evaluation and Review Technique, also called 'critical path method'; a planning aid, usually computerized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Program evaluation and review technique; a decision technique that helps group members order the activities that must be completed to implement a decision. program evaluation and review technique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Program Evaluation and Review Technique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The program, evaluation, and review technique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Program Evaluation and Review Technique - A event-oriented network analysis technique used to estimate project duration when there is a high degree of uncertainly with the individulal activity duration estimates PERT applies the critical path method to a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A system of network analysis designed to trace the critical path and to predict the effects of any redeployment of resources.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or concerned with electrons. acronym for Progam Evaluation and Review Technique; a quantitative technique used as a managerial tool in planning and controlling complex programs Common use has been made of PERT, originally introduced for use in the aero

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. arsız, şımarık, küstah, yılışık. pertly z. arsızca, küstahça. pertness i. arsızlık, küstahlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Atılma, sıçrama. 2. Atılmak için alınan hız, birkaç adım geriden koşarak alınan hız: Pertâb almak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., to ile mahsus olmak, ait olmak; ilgili olmak, alâkalı olmak, raci olmak; uygun olmak, münasip olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Atılma, sıçrama. 2.Uzağa düşen ok.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. F. pertev = ışık, sûhten = yakmak. Fars. okunuşu: pertev-sûz). Güneşe tutulunca ışınları bir noktaya toplayarak altına gelen şeyi yakan cam. Büyütücü olduğu için küçük yazılara, harita ve kitaplara bakmaya yarar (Fr. loupe).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnifying glass. burning- class. burning glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) büyüteç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Işık, parlaklık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پرتو] ışık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Işık. Parlaklık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. pertev = ışık, efşândan = saçmak), (bk.) Pertev-endâz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. pertev = ışık, endâhten = atmak). Işık ve nur yayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پرتوسوز] büyüteç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sebatkar, azimli, inatçı, ısrar eden. pertinaciously z. ısrarla, azimle, inatla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. azim, sebat, inatçılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. alâkalı, ilgili; uygun, muvafık. pertinencecy i. ilgi, münasebet; uygun olma. pertinently z. alakalı olarak, ilgili olarak; uygun olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zihnini karıştırmak, altüst etmek, rahatsız etmek. perturbable s. rahatsız edilebilir, altüst edilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rahatslzlık, huzursuzluk, ıstırap; karışıklık; heyecan; astr . bir gökcisminin hareketinde başka bir gök cisminin etkisi ile meydana gelen düzensizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. boğmaca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peruvian. peru.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peru.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a republic in western South America; achieved independence from Spain in 1821; was the heart of the Inca empire from the 12th to 16th centuries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Peru.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a republic in western South America; achieved independence from Spain in 1821; was the heart of the Inca empire from the 12th to 16th centuries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That's not Peru Said of something utterly worthless A French expression, fourded on the notion that Peru is the El Dorado of the world. the Spanish colony encompassing the entirety of Spanish South America and modern Panama.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That's not Peru Said of something utterly worthless A French expression, founded on the notion that Peru is the El Dorado of the world.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Peru.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Amerika’nın batısında, Kuzey Pasifik Okyanusu kıyısında, Şili ile Ekvator arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 10 00 Güney enlemi, 76 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Güney Amerika.

Yüzölçümü: 1,285,220 km².

Sınırları: toplam: 5,536 km.

sınır komşuları: Bolivya 900 km, Brezilya 1,560 km, Şili 160 km, Kolombiya 1,496 km, Ekvator 1,420 km.

Kıyı şeridi: 2,414 km.

İklimi: Doğuda tropikal, batıda kuru çöl iklimi hakimdir, Andlarda ılımandan çok soğuğa iklim değişikliği görülür.

Arazi yapısı: Batıda kıyı ovaları, orta kısımlarda yüksek ve engebeli Andlar, doğuda Amazon ormanları yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Pasifik Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Nevado Huascaran 6,768 m.

Doğal kaynakları: Bakır, gümüş, altın, petrol, kereste, balık, demir, kömür, fosfat, potas, hidro enerji.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %3.

daimi ekinler: %0.

Otlaklar: %21.

Ormanlık arazi: %66.

Diğer: %10 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 12,800 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: Deprem, su baskınları, heyelanlar, volkanik aktivite.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 27,483,864 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.7 (2001 verileri).

Mülteci oranı: -1.08 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 39.39 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 70.3 yıl.

Erkeklerde: 67.9 yıl.

Kadınlarda: 72.81 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.96 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.35 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 48,000 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 4,100 (1999 verileri).

Ulus: Perulu.

Nüfusun etnik dağılımı: Kızılderililer %45, melezler %37, beyazlar %15, zenciler, Japonlar, Çinliler ve diğerleri %3.

Din: Roma Katolikleri %90.

Diller: İspanyolca (resmi), Quechua (resmi), Aymara.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %88.7.

erkekler: %94.5.

kadınlar: %83 (1995 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Peru Cumhuriyeti.

kısa şekli : Peru.

Yerel tam adı: Republica del Peru.

yerel kısa şekli: Peru.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Lima.

İdari bölümler: 24 bölge; Amazonas, Ancash, Apurimac, Arequipa, Ayacucho, Cajamarca, Callao, Cusco, Huancavelica, Huanuco, Ica, Junin, La Libertad, Lambayeque, Lima, Loreto, Madre de Dios, Moquegua, Pasco, Piura, Puno, San Martin, Tacna, Tumbes, Ucayali.

Bağımsızlık günü: 28 Temmuz 1821 (İspanya’dan).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 28 Temmuz (1821).

Anayasa: 31 Aralık 1993.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ABEDA, APEC (Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Forumu), CAN, CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-11, G-15, G-19, G-24, G-77, IADB (Amerika Bölgesi Kalkınma Bankası), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (U


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Peru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. perruque

takma saç

Farklı görüntüye sahip olmak için değişik renk ve boyda yapılarak başa takılan saç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wig. periwig. toupee. peruke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. perruque). iğreti saç, takma saç.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. parrucca

takma saç

Farklı görüntüye sahip olmak için değişik renk ve boyda yapılarak başa takılan saç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hairpiece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hairpiece. wig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). (Fr. perruquier). Perukacı. Eskiden berber ve berber dükkânı mânâsında kullanılırdı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. parrucchiere

berber

1. Saç ve sakalın kesilmesi, taranması ve yapılması işiyle uğraşan veya bunu meslek edinen kimse. 2. Bu işin yapıldığı dükkân.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wigmaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özellikle 17. ve 18. yüzyıllarda erkeklerin giydikleri peruka, takma saç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peruvian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Peruvian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dikkatle okuma, mütalaa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dikkatle okumak, mütalaa etmek, incelemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Perulu, Peruya özgü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). 1. Korku: Kimseden pervâsı yoktur. 2. Çekinme, sakınma, kaçınma. Bî-pervS = Pervâsız, kayıtsız, lâübâli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پروا] çekinme. 2.korku.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) 1.Korku. Çekingenlik. 2.İlgi, bağ.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. istilâ etmek, kaplamak, yayılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Işığın etrafında dönmeyi seven gece kelebeği, kepenek. 2. Vapur, uçak vesaireyi hareket ettirmeye yarayan, birkaç kanatlı çark.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

propeller. moth. rotor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blade. fan. propeller. screw. moth. screw-propeller. prop. flywheel. paddle wheel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fan. moth. propeller. wheel. fan blower. screw. impeller. paddle wheel. air propeller. screw propeller. rotor. fly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پروانه] pervane böceği. 2.fırıldak, pervane. 3.ulak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پروانه وش] pervane gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yayılmış kaplayan, şümullu. pervasively z. yayılarak, kaplayarak, şümullü olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pervâsı olmayan, korkusuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fearless. daring. gutsy. reckless. careless. devil-may-care. bluff. daft. fond. harum-scarum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reckless. fearless. unrestrained.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

devil- may-care. devilish. devil may care. fearless. heedless. nervy. rakish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) [ پرواسز] çekinmeyen. 2.korkmayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derring do. recklessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uçma, uçuş, Ar. tayerân. Bâlâ-pervâz = Yükseklerde uçan ve mec. Atıp tutan, pek yüksekten dem vuran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir şeyin etrafına çekilen tahta ki, ekseriya yollu ve oymalı olur. 2. Ayna ve levha gibi şeylerin kenarı, çerçeveyi teşkil eden korniş. 3. Elbise, seccade vesaire kenarlarına, başka renkte veya başka kumaştan çekilen yol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cornice. molding. moulding. fringe. cincture. cyma. dressing. jamb. reveal. rib. ribbon. shelf. sill. wale. wheal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cornice. reveal. border. molding. fringe. moulding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

band. border. cornice. moulding. architrave. molding. casing. edging. frame. framing. dressing. jamb shaft. jamb. kerb. wale. curb. brim. back fillet. slatting. slat. string course. board. line border.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پرواز] uçma. 2.saçak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «perverden» fiilinden imas. olup sıfat terkibi teşkiline girer). 1. Besleyici, besleyen, nafaka veren. 2. Terbiye eden, yetiştiren: Bende-perver; maarif-perver. 3. Seçip alan, hâiz. Merihimperver = Merhameti olan. 4. Seven: Vatan-perver.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پرور] yetiştiren, eğiten, büyüten, besleyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Besleyen, besleyici, yetiştiren, yetiştirici, koruyan, terbiye eden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. «perverden» fiilinden imef.). 1. Beslenmiş. 2. Terbiye olmuş, yetiştirilmiş: O, filânın perverdesidir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

beslemek, gütmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bütün mahlûkatı besleyen ve yetiştiren, yaşatan Allah.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پروردگار] Tanrı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Besleyiş, besleme, beslenme. 2. Terbiye, yetiştirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. perveriş = terbiye, yâften = bulmak). Terbiye gören, terbiye olunan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ters; aksi; yoldan çıkmış, ahlâksız, sapık, huysuz, kotü huylu. perversely z. aksilikle; ahlâksızca. perverseness, perversity i. sapıklık, ahlâksızlık; yoldan çıkma; aksilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sapıklık, cinsel sapıklık; ifsat etme, ayartma; dalâlet; ters anlam verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. saptırmak, ifsat etmek, ayartmak, dalâlete sürüklemek; alçaltmak; ters anlam vermek, yanlış izah etmek; i. cinsi sapık kimse .perversive s. yanıltıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sapık; sapkın, doğru yoldan çıkmış, kötü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ülker denilen yedi yıldızın tamamı, Ar. süreyyâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پروین] Ülker, Süreyya.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Ülker süreyya.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geçiş imkânı veren, nüfuz edilebilir. perviousness i. geçiş imkânı verme, nüfuz edilebilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Üstün. 2.Elek. Süzgeç. 3.Balık. 4.Güzellik. Cilve. 5.İran hükümdarı Hüsrev’in lakabı.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Outlook gibi ajanda işlevi gören yazılımlara verilen isim.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. farekulağı, bot. Anagallis

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gayda çalan kimse; kavalcı; güvercin yavrusu; soluğan. at Pay the piper and call the tune parayı veren dudüğü çalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., gram. belirli bir geçmişteki olaydan daha önce olmuş olayın hikâyesi, (kıs. plup).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., aşağ. papalık sistemi: Katolik kilisesinin usul ve ayinleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. patlangaç; mısır patlatmak için kullanılan kalbur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. münasip, layık, yakışır, uygun; has, hususi, kendine mahsus, zati; doğru, gerçek, tam; hürmete lâyık; asıl (yer); (eski ) güzel, fevkalade. proper fraction tam kesir. proper name özel isim. the proper time uygun zaman. properly z. uygun şe- kilde;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mülkiyet; mal, mülk, emlak, arazi; hususiyet, özellik; mahiyet, tabiat; sahne donatımı. property man sahne eşyalarını temin eden kimse. property qualification bir kimseye oy hakkı sağlayan mülk sahipliği. property tax emlâk vergisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. muvaffak olmak, başarılı olmak; muvaffak kılmak; gelişmek, büyümek, zenginleşmek, iyileşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muvaffakıyet, başan; saadet, refah, ikbal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. işi yolunda; muvaffakıyetli, başarılı, refah içinde; müsait, uygun; elverişli; şanslı, talihli. prosperously z. refahla, ikbal ve saadetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. doğuma ait, doğumdan gelen, doğum sonrası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çavdar ekmeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Puta tapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heathenish. pagan. heathen. idolater. worshipper of idols. heathen. pagan. profane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heathen. idolater. pagan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idolater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idolatry. image-worship. heathenism. paganism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idolatry. paganism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kişisel görüntü kaydedici.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çabuk kızar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çalan veya vuran kimse veya şey; kapı tokmağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde porte’nin ikinci çizgisine yazılan sol notası.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [راست پرورانه] doğruluktan yana.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) orakçı, biçici; biçerdöğer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) sıhhat veya kuvvetini tekrar kazandırmak veya kazanmak; zararını telâfi etmek. recupera'tion (i.) nekahet. recuperative (s.) nekahet kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ rene = zahmet, berden = çekmek). Tarla ve bahçede veyahut başka işlerde kazmak ve taş, toprak taşımak gibi işlerde çalıştırılan gündelikçi, amele: Rençber kullanmak. Rençberbaşı = Bir işte çalışan rençberlerin başı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farmhand. farmer çiftçi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farmhand. farmer. building worker. cottar. tillage farmer. hired man. jockey. labo u rer. farm labo u rer. hired labo u rer. land worker. peasant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geri tepme, seğirdim; yansılama, akis. repercussive s. geri tepip aksetmekten ibaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. repertuvar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hazırlanmış piyesler listesi; depo. repertory theater repertuvarındaki piyesleri, her biri birkaç hafta olmak üzere, oynayan tiyatro topluluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. répertoire

1. müz. dağarcık, 2. birikim

1. Bir müzik topluluğunun veya sanatçının hazırlamış olduğu parçalar. 2. Bilim veya sanat alanında sahip olunan bilgi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repertoire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repertoire. repertory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr). Bir tiyatro topluluğu veya bir orkestranın seçip hazırlamış olduğu piyes, musiki eserleri vs. nin listesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رشحات] sızıntılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kesici şey veya kimse, yarıc şey veya kimse; dikiş sökmeye mahsus alet; (ing),( argo) çok hoşa giden şey; çok mükemmel adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çocuk tulumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rûha kuvvet ve ferahlık veren, hoşa giden.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yüksek kalitede ses depolama ortamı.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Şahlardan bahseden manzum kitap. 2. Firdevsî’nin eski İran hükümdarına dair yazdığı Farsça büyük manzum destân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Odanın sokak tarafına çıkıntısı ki üç tarafı pencereli ve döşemelidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büyük cadde, Osm. tarîk-ı sultanî. Şaşırılması mümkün olmayan doğru ve açık yol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ŞAhinşah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şehinşahltk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eskiden tıpta kullanılan bir bitki.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. zımpara kağıdı; f. zımparalamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beyaz karınlı yeşil bacak, zool. Tringa hypoleuca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. sıçanyolu kazan lağımcı, kazmacı, istihkâm neferi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sert, güçlü erkek.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. acele gitmek, koşmak, seğirtmek, kaçmak; i. acele kaçış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Avustralya'ya ve Yeni Zelanda'ya mahsus bir çeşit balık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kazıma aleti; greyder.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den., f. frengi deliği, geminin güvertesinden suyun denize akmasına mahsus delik; f., İng., (argo) katliam yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. şeb = gece, periden = uçmak). Gece kuşu, yarasa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Geceden sabaha kadar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شب پره] yarasa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. sebük = çabuk, pervâz = uçma). Hızlı uçan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk Musikisi’nde orta sekizlide koma bemollü si perdesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ŞSh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شه] şah, padişah.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ŞAhbâz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ŞAh-bâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ŞAh-beyt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ŞAhname.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) ŞAh-nişîn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) ŞAh-per.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ŞAh-râh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞAH-SÜVAR) (i. F.). Atlılar başı, pek mahir ve şanlı binici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) ŞAhvâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. eshiye) (anatomi). Beyin zarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cömertlik, elaçıklığı. Ar. semâhat, sehâvet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سخا] cömertlik, eliaçıklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شها] ey şah.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sehavet, kerem, cömertlik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cömert, eliaçık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. sehâib). Bulut, Fars. ebr. mec. T. Karanlık. 2. Uçuşan çekirge gibi şeyler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سحاب] bulut.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Bulut. 2.Karanlık. 3.Bulut gibi uçan böcekl(Erkek İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سحاب آلود] bulutlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (sondaki e teklik gösterir). Tek bulut.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Tek bulut.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.), (bk.) Şahadet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شهادت] tanıklık. 2.şehitlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - (bkz.Şahadet).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شهادت نامه] diploma, mezuniyet belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Akıl noksanlığı, akılsızlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سخاکار] cömert, eliaçık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) cömertlik, eliaçıklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Erkek İsmi) - Evrenin hükümdarı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zekâ ile beraber cesaret ve şecâat. Şehîmet-penâh, zât-ı Sll-i şehlmet-penthtleri: Osmanlılar’ın İran şahı hakkında kullandıkları tâbirler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شهامت] yiğitlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Zeka ve akılla birlikte olan yiğitlik, cesaret.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Zekâ ve şecâati olan. Iran ŞAhı’na verilen unvandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sıcaklık, isilik, kızgınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cömertlik, elaçıklığı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سخاوت] cömertlik, eliaçıklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Cömertlik, (bkz.Sahavet).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (müz. Eşheb). (bk.) Eşheb.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Kır, akçıl. 2.Haleb şehri.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهبال] kanattaki en uzun tüy.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Kuş kanadının en uzun tüyü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Konsolos; başşehbender — başkonsolos. Şehbender vekili = Konsolos muavini (bk. Şâhbender).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهبندر] konsolos.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Konsolosluk bina ve makamı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهبندر خانه] konsolosluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Konsolosluk, konsolos sıfatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Gümeç balı. 2. Bal.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شهد] bal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bal şerbeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde: şehtâne). 1. Kenevir tohumu; yaban şeh-dânesi. 2. İri taneli ve makbûl inci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., A. şehd = bal, F. kâm = damak). Damağında lezzet kalmış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهنشاه] büyük şah, şahlar şahı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. eshâr). Sabahleyin, tan yerinin ağarmaya başladığı vakit. Alesseher (ale’s-saher) = Sabah sabah, erkenden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıb). Gece uyuyamamak hastalığı, uykusuzluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

early morning. twilight. aurora.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daybreak. time just before dawn. early morning. dawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daybreak. dawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Sabahın gün doğmadan önceki zamanı, tan ağartısı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. F„ Ar. seher = sabah, Fars. gâh, geh = vakit). Sabah vakti, sabah vaktinde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. seher = sabah, Fars. hâsten = kalkmak). Sabahları erken kalkan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سحرگاه] seher vakti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سحرخيز] seher vakti kalkan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. seheriyye). Sabahla alâkalı, sabaha ait. Miirg-ı seheri = Sabah kuşu, bülbül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şehvet). Şehvetler. (bk.) Şehvet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شهوات] şehvetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şehvetle alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carnal. libidinous. lewd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sihr» den İmüb.) (mü. sehhâre). 1. Mübalağa ile büyü yapan, büyücü, sihirbâz. 2. mec. Sihre benzer bir kuvvetle kendine çeken.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سحار] büyüleyici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kuvvetle kendine çeken, büyüleyici.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Çok güzel, büyüleyici kadın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A «sehâ»dan smüş.) (müsehiyye). Cömert, eliaçık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سهی] fidan gibi. 3.düz, doğru.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شهيد] şehit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Allah yolunda canını feda eden müslüman, İslam uğruna ölen müslüman, şehadet mertebesine erişen kimse. 2.Fikri, inancı, ülkesi uğruna ölenler için de teşmilen kullanılmaktadır. Vatan şehidi. 3.Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Ayrıca isimlerde ek yapılabilir. Şehidcan, Şehidnur, Şehidhan. - Türk dil kuralına göre «d/t» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) 1. Nefesi içeriye alarak seslenmek, hıçkırık. 2. tıp: Nefes alma, zıddı: zefîr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [سهی قد] servi boylu, düzgün boylu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [سهی قامت] servi boylu, düzgün boylu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deflection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

share. portion. treasury bond. government bond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سهيم] pay sahibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Akıllı ve kurnaz yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Şehim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

ŞEHİNŞEH, ŞEHENŞEH (bk.) ŞShinşâh.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Şahların şahı, en büyük hükümdar. 1.Daha çok unvan olarak verilir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ŞEHR) (i. F.). Büyük belde, büyük kasaba. Bugünkü anlayışa göre nüfusu 20.000’i geçen meskûn yer; İstanbul şehri; Şehr-i Bağdâd. Şehr-emâneti = İstanbul belediyesinin eski adı. Şehr-emîni = Eskiden İstanbul belediye başkanı. Şehiroğlanı = İstanbullu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(L A., »şöhret» den smüş.). Şöhret kazanmış, meşhur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urban. city. town.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

city. town. town kent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

city. community. place. town.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شهير] ünlü, meşhur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

town centre. city center. centre of the town. city centre. centre center of the town.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mimarlığın, yeni mahalleler, şehirler kurmak veye eskileri düzenlemekle alâkalı kısmı. Şehircilik mütehassısı = Bu işte ihtisas sahibi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interurban. intercity. long-distance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long-distance. intercity. interurban. inter city. overland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şehir ahalisinden olan, zıddı: taşralı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞEHİD) (i. A. «şehâdet» ten smüş.) (c. şühedâ). Din uğrunda cenini fedâ eden, savaşta ölen Müslüman (Müslüman olmayanlar için kullanılması kesin şekilde yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

martyr. casualty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

martyr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Muslim who had died for Islam or who has died while serving the Turkish sta. martyr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sehv.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞEHİYY) (i. A., «şehvet» den smüş.) (mü. Şehiyye). Arzu olunacak, iştiha veren, şehvetli, şehvet uyandıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A ). Dövme, ezme, kırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hıçkırık, keskin çığlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kolay, Fars. Asân. Sehl-i mümtenî = (edebiyat) Kolay ve sade göründüğü hâlde bulunup söylenmesi ve taklidi zor olan söz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سهل] kolay.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kolay, sade. Sahabe isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (müz. «eşhel»). 1. Koyu mavi, elâ. 2. Şaşı, yan bakan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شهلا] hafif şaşı. 2.ela gözlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Koyu mavi ela göz. 2.Hafif, tatlı şaşı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - 1.Yumuşak. 2.Kolay. 3.Taze, körpe. Habeşistan’a hicret eden kadın sahabelerden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kolaylıkla. Ehlen ve sehlen = Hoşgeldiniz, safa geldiniz.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Leventlerin şahı, boylu poslu, canlı, yakışıklı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. sihâm, eshâm). 1. Ok, yayla atılan ucu sivri demirli kamış (bu mânâ ile birinci cem’i kullanılır). 2. Hisse, pay, Ar. nasîb, Fars. behre. 3. Devlet tarafından ikraz olunan paraya mukabil alınan resmi senet (bu mânâ ile ikinci cem’i kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Korku, dehşet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سهم] pay. 2.ok.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سهم] korkunç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Korkunç, dehşetli, müthiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سهمگين] korkunç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سهمناک] korkunç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Şah, hükümdar soyundan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) ŞAhnameci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «nazlı şûh, güzel») (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Türk musikisinde mürekkep bir makam ve perde. 2.Çok nazlı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde ttz sekizlide bir perde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde bûselik beşlisi ile kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهنشين] cumba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., A. şehd = bal, Fars. Ab = su). Bal şerbeti. (bk.) Şehd-Abe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee table. stand. tripod. horse. stillage. trestle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stand. trestle. tripod. coffee table. easel. gallows. three-legged stool or table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee table. trestle. tripod. easel. gallows. gantry. carriage. horsejack. horse cradle. sawbuck. sawhorse. lifting jack. jacktable. derrick. rack. block. buck mount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Satıcıların üstüne tablayı oturtmak üzere kullandıkları üç ayaklı masa. 2. Uç ayaklı küçük iskemle. 3. Darağacı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهپر] kuş kanadındaki en uzun tüy.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Kuş kanadının en uzun tüyü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. şuhûr). 1. Yeni ay, hilâldir. 2. Tahrir ayı. Şehri ramazan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شهر] ay.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(Pehlevî>F.) [شهر] kent, şehir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., şehr = şehir, Arâsten = tutmak). Şehri süsleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Hükümdara yakışacak şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hükümdara ait, şâhâne. •

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Geceleri uyanık duran.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Şehri süsleyen, şehre süs veren. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهر آشوب] şehir karıştıran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞEHR-AYİN) (i. F„ şehr = şehir, Ayin = tören). Şehrin donatılmasıyle yapılan umumî eğlence, şenlik, donanma.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Kendi kendine yaşayan, özgür.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

civic. urban.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden İstanbul belediyesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.-T.) 1.belediye. 2.belediye başkanlığı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden İstanbul belediye başkanı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.-T.) belediye başkanı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Şehir ahalisinden, bir şehirde doğup büyümüş, köylü ve taşralı olmayan. 2. İstanbullu. 3. Nâzik, zarif, hareketlerinde kabalık eseri olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. şehriyye). Aya ait olan, ayda bir olan, aylık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهری] şehirli, kentli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). 1.Şehirli. 2.Nazik, terbiyeli. 3.Aya ait, aylık. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ŞEHR-YAR) (i. F.). Hükümdâr, şâh, imparator.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Şehrin büyüğü, ileri geleni.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Türk müziğinin en eski makamlarından.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büyük şehir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهرستان] kent, büyük şehir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Padişah, hükümdar. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şâriyye» den galattır). Çorbalık makarna, (bk.) ŞAriyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noodle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noodle. vermicelli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vermicelli. noodle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Büyük çay, nehir.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهریار] hükümdar, şah.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهریاری] hükümdarlık, şahlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهسوار] binici, usta binici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞEH-DANE) (I. F. şeh-dâne’den galat), (bk.) Şeh-dâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Söz, lâkırdı, Ar. kelâm, nutuk. (bk.) Suhan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yanlış, hata, Ar. galat. Sehv-i kalem = Dalgınlıkla yanlış yazma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سهو] yanılgı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. şehvâniyye). Şehvete ait.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شهوانی] şehvetle ilgili. 2.şehvet düşkünü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شهوات] şehvetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yanlışlıkla, yanılarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سهوا] yanlışlıkla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. şehevât). 1. Cin»! arzu. 2. Çok şiddetli ve mâkul olmayan istek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensuality. lust. sexual desire. lech. eroticism. lustfulness. carnality. concupiscence. desire. flesh. salacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appetite. concupiscence. lust. sensuality. sexual desire. sexual appetite. concupiscence kösnü.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lust. concupiscence. desire. salacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شهوت] aşırı cinsel istek. 2.aşırı istek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

libidinous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lascivious. lewd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

licentious. lascivous. libidinous. lustful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. şehvet, Fars. engîhten = kopmak). Şehveti artıran, şehvetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F„ Ar. şehvet, Fars. peresten = tapınmak). Şehvete tapan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شهوت انگيز] şehvet verici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lustful. hot. sensual. lascivious. concupiscent. fleshly. prurient. randy. salacious. voluptuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hot. lascivious. licentious. lustful. lusty. randy. raunchy. sensual. voluptuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lustful. horny. hot. hot- blooded. lascivous. passionate. raunchy. salacious. steamy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شهوت پرست] şehvet düşkünü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Yanlışlar, yanlışlıklar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سهویات] yanlışlıklar. 2.yanılgılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞEH-ZADE) yahut ŞAH-ZADE (i. F. şeh = hükümdar; zâden — doğmak) (c. şehzâde-gân). 1. Hükümdar oğlu. 2. Osmanoğulları’nın erkek üyeleri: Şehzâde Ertuğrul Efendi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهزاده] şah çocuğu, şehzade.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. şeh-zâde). Şehzâdeler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهزادگان] şehzadeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - (bkz.Şahzat).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. daima sadık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. daima hazır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. Ar. şems = güneş; Fars. siper = kalkan). 1. Yüzü güneşten muhafazaya mahsus beyaz bezden yapılmış bir çeşit başlık. 2. Şapka siperi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Saray perdesi. 2. Pâdişahlara mahsus otağ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ساراپرده] saray perdesi. 2.otağ.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. (=.). Hudut muhafızı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

voice range.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞEŞ-PER) (i. F. şeş: altı, per: kanat). Dilli topuz ve soğancık denilen altı dilimli eski savaş Aleti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شش پر] topuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) toprak kirasını ürünle ödeyen çiftçi, ortakçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dolandırıcı, dalavereci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) nakliyeci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dükkâncı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çabuk kızan, öfkeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. şikem = karın, peresten — tapınmak). Karnına tapınırcasına ehemmiyet veren, boğazına çok ehemmiyet veren, boğaz düşkünü, çok obur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. şikem = karın, perverden = beslenmek). Yiyip içmeyi çok düşünen, boğazına esir olan, obur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شکم پرست] obur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شکم پرور] obur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. aptal aptal sırıtmak, colloq. pişmiş kelle gibi sırıtmak; i. aptalca sırıtma . simperingly z. aptalca sırıtarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Kalkan. 2. Arkasına saklanacak şey: Duvarı siper edip kaçtı. 3. Yağmur, rüzgâr ve güneşe engel olacak saçak ve perde vesaire: Poyraza karşı bir siper ister. 4. Güneşin tesirine engel olan şapka kenarı: Şapka siperi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earthwork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shield. shelter. trench. foxhole. bulwark. battlements. peak. protection. guard. screen. rampart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fender. guard plate. shield. splashboard. trench. visor. bill. sheltered / protected place. screen. rampart. guard. protected. weathering. curtain. shrouding. faceplate. life guard. apron. dugout. baffle. baffling. splasher. arrester. protection. parapet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SİPER-İ SAİKA) (i. F. A.). Yıldırımı çekip toprağa veren çelik çubuk, paratoner.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take shelter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

testudo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peak. visor. shelter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

visor. bill. canopy (jutting out over a window or door. awning. projecting roof. shelter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yudumlayan kimse veya şey: cam veya plastikten yapılmış eğri kamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curtain of mist. shroud of mist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ufak gemi kaptanı, süvari.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seken sey veya kimse; sekerek yürüyen bir çeşit böcek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gökdelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uyuyan kimse; kış uykusuna yatan hayvan; yataklı vagon; demiryolu traversi; A.B.D., (argo) beklenmedik bir başarı kazanan filim veya kitap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. terlik, pantufla. slippered s. terlik giymiş, terlikli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çanta çiçeği, bot. Calceolaria integrifolia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kaypak, kaygan, kayağan; hilekâr, güvenilmez; ele geçmez, Yakalanmaz. slipperily z. kaygan olarak; güvenilmez şekilde. slipperiness i. kayganlık; güvenilmezlik. slippery elm yumuşak iç kabuğu ilâç olarak kullanılan ve Amerika'da yetişen bir çeşit

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çat diye ses çıkaran şey; büyük kaplumbağa; levreğe benzer bir balık, zool. Lutianus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Her sensörün daha fazla ışık alması için pikseller arasındaki ölü alanları azaltan gelişmiş sensör yapılandırmasına sahip Sony Super HAD (Hole Accumulated Diode) CCD™, nefes kesici görüntüler elde edilmesini sağlar. Yonga üzerindeki mikro lensler, ışık toplama performansını ve CCD hassasiyetini geliştirerek, daha parlak, daha gerçeğine uygun ve daha az parazitli görüntüler elde edilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. sperme

fizy. meni

Erkeklerin cinsel organından salgılanan madde, er suyu, bel, atmık, dikel.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sperm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seed. sperm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The male fecundating fluid; semen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Semen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Spermaceti. the male reproductive cell; the male gamete; 'a sperm is mostly a nucleus surrounded by little other cellular material'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the male reproductive cell; the male gamete; 'a sperm is mostly a nucleus surrounded by little other cellular material'. the male reproductive cell carried in the seminal discharge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Male reproductive cells.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The male reproductive cell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small motile gamete produced by the male organism which contains one haploid set of chromosomes and swims to the egg to bring about fertilization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Male germ cells that combine with female germ cell to form a zygote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. meni, sperma, atmık, bel suyu. spermatic s. meni kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ispermeçet. sperm i., sperm oil ispermeçet yağı. sperm whale ispermeçet balinası, kadırgabalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Atmık, meni. Sperma hayvancığı = Spermanın içinde olup hareket eden ve yumurtacığı dölleyen hücre.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. sperme

fizy. meni

Erkeklerin cinsel organından salgılanan madde, er suyu, bel, atmık, dikel.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spermatic. semen. seminal fluid. spermatic fluid. come. seed. sperm. spermo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sperma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sperm. seed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cum , sperm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ispermeçet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taşak, husye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. spermaya ait, spermatik. spermatic cord sperma kordonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek). tohum, sperma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haya şişmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. spermatozoon teşekkülü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. humlu bitkiler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(-zoa) sperma hayvancığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek). tohum, sperm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. damgalayan kimse veya alet; postanede mektuplara damga vuran memur; ıstampa, zımba, damga; tokmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. stopper

sp. kesici

Futbolda savunmanın önünde görev yapan ve topu kesip dağıtan oyuncu.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tapa, tıkaç; durduran kimse veya şey; f. tapa ile tıkamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dükkâncı, mağazacı; ambar memuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. soyma makinası; soyan kimse; A.B.D., (argo) striptiz artisti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ılıman iklim kuşağının nispeten daha soğuk bölgelerine özgü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Düzgün ve muntazam söz söyleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Barışçı, barışsever.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk Musikisi’nde tiz sekizlideki si bemol perdesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

super. classy. some. gee-whiz. topping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

almighty. bloody. damn. divine. fantastic. funky. incredible. marvellous. neat. nifty. phenomenal. plush. rare. smashing. super. superb. superlative. swell. terrific. terrifically. wizard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

super , extra ordinarily good.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) üstün, üzerinde, fevkinde, fazlasıyla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) tiyatroda önemsiz rollere çıkan oyuncu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. üstün kalite, ekstra cins; mücellithanede kullanılan pamuk takviye bezi; tic. âlâ derece, âlâ derecede olan şey; s., (argo) üstün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

SACD’ye bakın.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premium gasoline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Super ESP² (Elektronik Şok Koruması), ESP²’nin üç katı şok koruması sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Cyber-shot fotoğraf makinelerindeki teknoloji, CCD’nin ışık toplama performansını güçlendirir. Bu, her bir pikselin üst kısmına mikroskobik bir objektif yerleştirip üzerine mümkün olduğunca fazla ışığın odaklanması sağlanarak çalışır. Bu şekilde renk parazitleri azaltılıp resim kalitesi yükseltilir. Bu özellik ayrıca Advanced HAD CCD™ olarak Handycam® ürün serisinde de bulunabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dahili lens motoru, daha hızlı otomatik odaklamanın yanı sıra daha sessiz ve sorunsuz bir çalışma sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

İki yüksek frekanslı sürücü birimi kullanarak konuşma ve bas frekansları geliştiren bir hoparlör sistemi. Bu sistem, mükemmel stereo ses üretimini sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Benzersiz bir Sony teknolojisi olan görüntü sabitleme özelliği, Handycam® video kameralar, Cyber-shot dijital fotoğraf makineleri ve Dijital SLR fotoğraf makinesi serisinde mevcuttur. Titreme algılama yöntemi (jiroskopik sensörler) ve sunduğu fayda (daha az bulanıklık) bu ürünlerin tümünde aynı olsa da teknoloji her birinde farklı işlev gösterir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony tarafından sağlanan benzersiz resim sabitleme teknolojisi, Handycam® video kameralar, Cyber-shot dijital fotoğraf makineleri ve Dijital SLR fotoğraf makineleri ürün serilerinde bulunmaktadır. Titremeyi algılama yöntemi (jiroskopik sensörler) ve yararı (daha az bulanıklık) tüm ürünlerde aynıdır fakat her birindeki teknoloji biraz farklı çalışır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Super Trinitron® resim tüpleri, HDTV (Yüksek Tanımlamalı TV) kullanımı için idealdir. Tüpte, resim kalitesini önemli ölçüde geliştiren parlak bir kaplama bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Super Trinitron® Wide TV görüntüsü, 16:9 en-boy oranına sahip olmanın yanı sıra düzdür. Yansıma ve bozulmalar önemli ölçüde elimine edilmektedir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yenilmesi mümkün, galebe çalınabilir, hakkından gelinebilir, çaresi bulunabilir, atlatılabilir. superably z. hakkından gelinebilecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. fazlasıyla bulunmak, pek çok miktarda bulunmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aşırı bolluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pek çok, mebzul, bol, taşkın. superabundantly z. pek bolca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. daha da ilave etmek, yeniden katmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yaşlılık veya yetersizlik sebebiyle işten çıkarmak, emekliye ayırmak; geçersiz diye çıkarmak. superannuated s. emekli; eskimiş; kullanılmaz hale gelmiş; modası geçmiş. superannua'tion i. emeklilik; emekli maaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. muhteşem, görkemli; âlâ, nefis, enfes; zengin, zarif. superbly z. muhteşem bir şekilde; tam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şilepte mal sahibi tarafından tayin olunan satış memuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok büyük uçak gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kompresörle güçlendirmek; fazla yüklemek; i. fazla yük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kompresor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kaşa ait; kaşın üstündeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mağrur, kibirli. superciliously z. kibirle. superciliousness i. kibir, gurur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., fiz. aşırı soğukken elektrik akımını dirençsiz olarak geçirebilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (bir sıvıyı) donma derecesinin altında dondurmadan soğutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (argo) âla, en iyi, slang. kıyak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., psik. süper ego.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok üstün. supereminence i. aşırı üstünlük. supereminently z. büyük üstünlükle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. görevinden fazla iş görmek. supereroga'tion i. vazife dışında iş yapma, fuzulî iş görme. supererogatory s. asıl görevden fazla veya ayrı; lüzumsuz, fuzuli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. üst familya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gebe hayvanın doğurmadan evvel bir daha gebe kalması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yüzeyde kalan, satha yakın veya satıhta olan; sathi, yüzeysel, üstünkörü, yarım yamalak. superficiality, superficialness i. yüzeyde kalış, sathilik. superficially z. görünüşte, üstünkörü bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. satıh, yüzey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. son derece güzel; pek ince, çok zarif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. mutlak sıfırın bir derece üstündeki sıvı hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fazla, lüzumsuz, gereksiz. superflu'ity, superfluousness i. fazlalık, aşırı bolluk. superfluously z. çok fazla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir şeyin üzerine dökmek; dökülmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. fazla ısıtmak; ısıtıp sabit olmayan bir hale getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. üstün ağırlıklı (eleman).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

3000 ile 30000 arasındaki megasikl şeridiÇ

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. otoban, sürat yolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. insanüstü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir şeyin üzerine koymak; bir şeye ilave etmek. superimposi'tion i. bir şeyin üzerine koyma veya ilâve etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. superfetation.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. başka bir şeyin üzerine dayanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başka bir şeye ilaveten meydana getirmek, ek olarak katmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bakmak, nezaret etmek, yönetmek, idare etmek, kontrol etmek. superintendence i. bakma, yönetme, yönetim. superintendency i. müdürlük, yöneticilik; yönetim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. yönetici, müdür, şef, idare memuru; s. yönetimsel; yöneten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. daha yüksek, âlâ, üstün, faik; olağanüstü; (to ile )fevkinde, daha üstün; üstünlük taslayan; bot. üst tarafında bulunan, üst; i. üstün derecede olan kimse; manastırda baş rahip; matb. satırdan yukarı basılmış rakam veya harf. superior court A

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üstte olan, kaplayan, örten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. en yüksek; mükemmel, eşsiz, üstün; gram. enüstün; fazla; i. en yüksek derece veya miktar; gram. en üstünlük. talk in superlatives abartmak, mübalâğa etmek. superlatively z. en üstün derecede. superlativeness i. fevkaladelik, üstünlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üstün insan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. supermarket

büyük mağaza

Her türlü tüketim malının, özellikle yiyecek maddelerinin ve mutfak gereçlerinin seçilip satın alınabildiği büyük satış yeri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supermarket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supermarket. hypermarket. one- stop shopping. supermarket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süper market, büyük mağaza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. göksel, semavi; ilâhi; yüksek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. suyun üstünde yüzen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bütün insanlığı kapsayan, milletler üstü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğaüstü, tabiatüstü; harikulade, mucize kabilinden. supernaturalism i. doğaüstü olma; doğaüstü güce inanma. supernaturally z. doğaüstü kuvvetlere dayanarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. normal üstü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. fazla, zait; lüzumundan fazla; i. gerekli sayıdan fazla olan kimse; (tiyatro) önemsiz rollere çıkan oyuncu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süper fosfat gübre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üstüne koymak; geom. üst üste gelecek şekilde koymak. superposi'tion i. üstüne koyma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süper devlet; geniş kapsamlı elektrik şebekesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fazla doymuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üstüne yazmak; zarf üstüne adres yazmak. su'perscript s., i. üste yazılan; i. satırın üstüne yazılan küçük harf veya rakam; mat. satır yukarısına yazılı kuvvet veya türev gösteren işaret. süperscrip'tion i. bir şeyin üstündeki yazı; serlevha, başlı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yerine geçmek, yerini almak; yerine başkasını koymak; yerine başka bir şey koyarak iptal etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. aşağı bir mahkeme kararının icrasını durduran yüksek mahkeme emri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duygusal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. süpersonik, sesten hızlı. supersonics i. süpersonik ilmi, sesten hızlı olguları inceleyen bilim dalı. supersonic transport süpersonik araç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bütün üç boyutlu yerlerinin nokta olduğu ileri sürülen matematiksel uzam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok güçlü radyo dalgaları gönderen gökcismi; as, mesleğinde üstün olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birkaç bağımlı memleketi idare eden memleket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. batıl itikat, hurafe, boş inan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. batıl itikat kabilinden; batıl itikatlı, boş şeylere inanan. superstitiously z. batıl inançlara saplanarak. superstitiousness i. batıl inançlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üst tabaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir şeyin üzerine bina etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. temel üzerine kurulan bina, ilâve kat; zemin katı üzerinde bulunan binanın tümü; üst yapı; üst kademe; ilişkiler; demiryolunun taş zemini üstünde bulunan travers veya ray; den. palavra üstündeki yapı kısımları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. munzam vergi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. takip etmek, izlemek, arkasından gelmek; sonra meydana gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. denetlemek, teftiş etmek, nezaret etmek; idare etmek, bakmak. supervi'sion i. denetleme, nezaret, murakabe; idare. supervisor i. müfettiş, denetçi. supervi'sory s. denetçiye özgü; denetimsel; denetleyici, teftiş edici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akşam yemeği; yemekli gece toplantısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سخن پرداز] ağzı laf yapan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bataklıkta çalışan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çöpçü, sokak süpürücüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iyi huylu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., with ile birinin işine karışmak; dokunmak; değiştirip bozmak, oynamak; kurcalamak; hile karıştırmaki

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hafifçe vurarak bastıran kimse veya alet, sıkmaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Batı musikisinde bir sekizliyi 12 eşit parçaya bölen sistem.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. çok ince mum; gittikçe incelen şey; s. gittikçe incelen; f. gittikçe incelmek veya inceltmek, sivrilmek, sivriltmek; azalmak, eksilmek. tapering s. gittikçe incelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hafifçe vuran kimse veya şey; maniple.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. katranlı kâğıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A F.). Yenilik taraftarı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) on üç ile on dokuz yaşlar arasındaki hippi kız .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vermicelli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vermicelli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Türkiye’deki telefon şehir kodları listesine bakarsanız, birbirine komşu şehirlerin kodlarının çok farklı, kod numaraları yakın olan şehirlerin ise birbirlerinden çok uzak olduklarını görürsünüz.

Bunun nedeni, kod sisteminin tuşlu telefonlar yaygınlaşmadan önce kadranlı telefonlara göre kurulmuş olmasıdır.

Kadranlı telefonlarda 9’u çevirmek için, hizasındaki deliğe parmağınızı sokup, sonuna kadar kadranı çevirmeniz ve bırakmanız gerekiyordu. Kadran da otomatik olarak geri dönerek eski konumuna geliyor ve bir tek numara çevirme işlemi tamamlanıyordu.

Bu işlemde 1’i çevirmek 9’u çevirmekten, 212’yi çevirmek 989’u çevirmekten çok daha kısa bir sürede gerçekleşiyor ve santraller daha az meşgul oluyorlardı. Şüphesiz bugünkü tuşlu telefonlar çok hızlı çalıştıklarından, numaraları aramak bakımından bir zaman farkı yok.

Bu nedenle, 212 gibi kısa süre tutan kod numaraları ülkenin en büyük, en çok telefon kullanılan şehirlerine verilmiştir. Örneğin, NewYork ve İstanbul’un kod numaraları aynı, yani 212 iken, Chicago ve Ankara’nın da 312’dir.

Bu sisteme göre bugün Türkiye’de üçüncü en kısa kod 222 ile Eskişehir iken, en uzun süren kod ise 488 ile Batman’dır.

Zamanla şehirler çok büyüyünce, onları kısımlara bölüp, yeni kod numaraları vermek ihtiyacı doğdu. Yeniler eskilerle karışmasın diye farklı numaralar verildi. Örneğin kodu 212 olan New York ikiye bölününce, ikinci kısma 718 kodu verildi. Bizde ise buna pek dikkat edilmedi, ben 212 mi Avrupa yakasıydı, yoksa 216 mı, hala karıştırırım.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Türkiye’deki telefon şehir kodları listesine bakarsanız, birbirine komşu şehirlerin kodlarının çok farklı, kod numaraları yakın olan şehirlerin ise birbirlerinden çok uzak oldu