Sehm-gin, Sehm-nak ne demek? | Sehm-gin, Sehm-nak anlamı nedir? | Sehm-gin, Sehm-nak

Sehm-gin, Sehm-nak anlamı nedir?

Sehm-gin, Sehm-nak ne demek?

Sehm-gin, Sehm-nak anlamı nedir?

Sehm-gin, Sehm-nak | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sehm gin sehm nak

Türkçe Sözlük

(i. F ). Korkunç, dehşetli, müthiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sulu, ıslak, nemli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şişe, sürahi, kadeh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبگينه] kristal. 2.kadeh. 3.sürahi. 4.ayna. 5.gözyaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s), (i) asıl yerli: bir yerin en eski halkından olan (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) bir memleketin asıl yerlisi; bir memleketin asıl hayvan ve bitkilerinden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Yere yatıp hayvan gibi debelenmek, (bk.) Ağnamak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آگين] dolu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaşlanma hali veya belirtileri; yıllanma, eskime.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to roll in the dust or grass. to be exhausted. to fall down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ağılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weigh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Akerman).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Meyvasını develer yer ve kabuğu ‘dericilikte kullanılır bir ağaç ki, ekseriya kumluk yerlerde olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Son haddine kadar, olanca hızı ile, olabildiği kadar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to the brim. hammer and tongs. supremely. wildly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Güçlü, iyi, güzel, sıcakkanlı, sevimli. 2.Sevdalı, aşık, vurgun. 3.Hızlı akan su. 4.Renksiz, cılız, zayıf.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Doğru, güvenilir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. A.). Kitap biçiminde bir çeşit takvimdir. Yılın bölümlerinden başka bayram, yıldönümü gibi belli günleri gösterir; ayrıca astronomi, meteoroloji, istatistik bilgiler verir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. almanach

yıllık

Yılın gün, hafta, ay vb. bölümlerinden başka, bayram, yıl dönümü gibi belli günleri ve birtakım astronomi, meteoroloji, istatistik bilgilerini gösteren kitap biçiminde takvim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

almanac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

almanac. omnibus book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

İşlemci ve RAM gibi, bir bilgisayarın hayati önem taşıyan bileşenlerinin bulunduğu ana devre kartı.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. anachronisme

tarih yanılgısı

Tarihlendirmede yanılgı içinde bulunma.


Yabancı Kelime by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Tanınmış, ünlü, namlı. 2.Bayındır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anjin, boğaz iltihabı , boğak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Terlemiş, ter içinde kalmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «argımak» tan) (eski imlâsı: Argun). Zayıf, zebun, düşkün, dermansız: Argın mıdır, dargın mıdır?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tired. feeble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ata).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(|. F.). Ateşli, hararetli, kızgın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yeniden kullanmak amacıyla atık maddelerin toplanması ve işleme tabi tutulması; kağıdın, camın, alüminyumun ve plastiğin yeniden işlenmesi gibi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). patlıcan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «avmak» tan). Çabuk aldanır, alık, sâf-derûn, şaşkın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simpleton. gullible. clot. cluck. nincompoop. ninny. rube. sap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mug. gull. boob. noodle. pats. gullible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gullible. fool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çabuk aldanır adamın hali. Alıklık, şaşkınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gullibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Duvar dibinde su geçmesine mahsus delik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayak işlerini çabucak yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). «Bitkin» yahut «Aşık, hayran» anlamındaki «aygın baygın» deyiminde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lanquidly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Tigin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. «azmak» tan). Azmış, mütehevvir, haşarı: Azgın at.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furious. excessive. mad. desperate. randy. fierce. goatish. rampageous. rampant. skittish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delirious. disorderly. effusive. frenetic. furious. horny. hot. lecher. lecherous. licentious. lustful. lusty. rabid. randy. raunchy. unruly. mad. wild. naughty. oversexed. wild. strong. very rough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wild. mad. ferocious. tender. sensitive. easily inflamed. naughty. oversexed. in heat. in rut. rabid. rogue. turbulent. unbridled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get wild. to be inflamed. to become oversexed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Azmış adamın hâli, haşarılık, tehevvür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fierceness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frenzy. rampage. wildness. fierceness. unruliness. naughtiness. raunchiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wildness. fierceness. ulceration. naughtiness. being oversexed. depravity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut BACANAK veya BECANAK (i. «bacı» dan müştak olarak aslı «bacınak» tır. Arapça ve Farsça’dan mürekkep «bâcenâh» olduğunu kabûl ve öyle yazmak beyhûde külfettir). Birbirine nisbetle iki kızkardeşln kocaları: Hazret-i Osman, Hazret-i Ali ile bacanak idi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brother-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brother-in-law. wife's sister's husband.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the husband of one's wife's sister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İki kızkardeşls evlenmiş iki adam arasındaki münasebet ve akrabalık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kenevir veya jütten dokunmuş olan çuval bezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correlation. relation. relationship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relation. relationship. correlation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relativism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut BEKANAK (i.). Koyun ve keçi ve sığır gibi hayvanların çatal tırnağı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Bal’a doymuş. 2.Çok tatlı, bal gibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Barınılacak yer. 2. Yurt, ev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shelter. housing. hiding place. harbor. harbour. asylum. burrow. cove. haven. refuge. repair. sanctuary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asylum. harbour. haven. housing. refuge. shelter. harbor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shelter. sanctuary. asylum. booth. burrow. haven of rest. house of refuge. let- out. port.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İlk kaynak. Ana kaynak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bayılmış, kendinden geçmiş. 2. Gevşek, mecalsiz, cansız. 3. Soluk, fersiz. 4. Mahmur, mestâne (göz).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unconscious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensible. senseless. unconscious. languorous. faint. languid. amorous. fond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faint. unconscious. languid. in love with. cold. gone. insensible. languishing. low. plummy. senseless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cast amorous glances. to become listless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bayılmış ve kendinden geçmiş adamın hali, Ar. gaşy. 2. Gevşeklik, mecalsizlik. 3. Ekseriya açlıktan gelen bir çeşit mide gevşekliği. 4. Susuzluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syncopal. unconsciousness. faint. fainting. coma. insensibility. stupor. swoon. syncope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackout. faint. fainting fit. swoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faintness. fainting fit. insensibility. stupor. swoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), ipek böceklerinin çalıya çıkamayıp koza yapamamaları.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başlamak, ilk adımı atmak (bir işte); meydana gelmek, vücut bulmak, zuhur etmek; başlatmak, önayak olmak, ihdas etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. herhangi bir işe yeni başlayan kimse, başlayıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başlangıç; menşe; baş, esas, mebde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. evident. precise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

klar. deutlich. offen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Alamet, nişan, mar(Kadın İsmi) 2.Tam ve kesin olarak belirlenmiş, sarih.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. manifest. distinctive. blazing. upfront. clear-cut. distinct. evident. explicit. marked. positive. prominent. pronounced. salient. sharp-cut. thick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. distinct. explicit. prominent. salient. evident. marked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. evident. marked. pronounced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystallize. to become clear. to crystallize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become clear / evident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystallize. to make clear. to crystallize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystallize. set off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarity. emphasis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Berkin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. «bezmek» den). Bezmiş, bıkmış, usanmış, bezginlik getirmiş, meyus.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disgusted. lackadaisical. haggard. weary of life. tired of life. exhausted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weary. depressed. disgusted. discouraged. down- and-out. sick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bezgin olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depression. disgust. weariness. lethargy. prostration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İhtisas derecesinde bilgi sahibi olan kimse, Alim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

learned. erudite. scholar. bookman. learned man. scientist. pundit. savant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pundit. savant. scholar. scientist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scholar. scientist. pundit. wise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Bilgili kişi (alim, karşılığı olarak da kullanılmaktadır). -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(t.f.i.) (Kadın İsmi) - Bilginin ışığı, bilginin aydınlığı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a heap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bırakıntı. T. Bırakmak, terk olunan şey, bir tarafa atılıp işe yaramayan şeyler. 2. Denizin sahile attığı kum, taş vesaire. 3. Liman muhafazası için önüne atılan kayalar ve taşlar yığını.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boğuk, muhtebes, kesik aralıklı, sağnak zıddı (yağmur vs.).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Karahanlı hükümdarı. Maveraünnehir’e hakim oldu. Bastırdığı paralarda İbrahim b. Nasr adıyla anılır (XI. yy.).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi.). Bosna ahalisinden veya onların soyundan olan kimse. Boşnak güzeli: Al yanaklı, sarı saçlı, ablak yüzlü güzel. Boşnaklar, Müslüman’dır. Bosna’daki Hıristiyanlar ise, Sırp ve Hırvat’tır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bosnian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Bosnalı Müslümanların konuştuğu Sırp Hırvat lehçesi ki, son zamanlara kadar Arap alfabesi ile yazılırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Bosnalı, Bosna ahalisinden olen.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

BRAVIA ENGINE en yeni Sony LCD televizyonlarda kullanılan, yüksek görüntü performansı motorudur. Canlı ve yüksek kontrasta sahip görüntüler elde etmek için Sony tarafından görüntü ayarlama ve gürültü azaltma işlemi geliştirilmiştir. Karmaşık gürültü azaltma işlemi, düşük kontrasta sahip görüntüleri net ve gerçekçi bir hale gelene dek geliştirir ve renk zenginliği ile doğruluğu elde etmek için mavi, yeşil ve beyazları her bir çerçeve içerisinde işleme alır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Akıllı gürültü giderme ve Gelişmiş Kontrast Geliştirici gibi en yenilikçi teknolojilerimizi kullanan BRAVIA ENGINE 2, büyük beğeni kazanan BRAVIA ENGINE teknolojisinin gücü üzerine inşa edilmiş olup, dört yeni görüntü işleme aşaması katar. Dahası, BRAVIA ENGINE 2 birçok farklı sinyali de içine alacak şekilde, tüm dijital sinyal işleme süreçlerini bir araya getirir. Sonuç ise olabilecek en doğal tonlara sahip, net ve gerçeğe yakın renklerdir. Net ve güvenilir bir parlaklık ve kontrasta sahip siyak düzeyleri en derin ve en ayrıntılı düzeylerdir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

BRAVIA Engine 2 PRO görüntü verilerini size ekranda görmeden önce filtreleyen, temizleyen ve optimize eden güçlü bir işlemcidir. Full HD 1080p LCD ekranınızda gerçeğe en yakın High Definition görüntüleri sunmak için sinyal kalitesi büyük ölçüde iyileştirilir. En beğendiğiniz programlar, Blu-ray Disc™’ler, DVD’ler ve PLAYSTATION®3 oyunları bugüne kadar gördüğünüz en üstün renk aralığı, en yumuşak yüksek hızlı hareket ve en temiz siyahlar olarak canlanır. Hiçbir şeyin izleme deneyiminizi engellemesine izin vermeyen gürültü azaltma teknolojisi, mükemmel görüntüyü sunmak için her sahnede hareket ve parlaklık ayarlarını otomatik olarak yapar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

BRAVIA ENGINE EX, yeni ünlü BRAVIA ENGINE Akıllı Resim Teknolojisi’nin gelişmiş bir sürümüdür. Birçok işlevin aynısını fakat daha yüksek düzeyde gerçekleştirir. Dört gelişmiş teknoloji (Kompozit Komponent Teknolojisi, Görüntü Formatı Teknolojisi, Düz Panel Ekran Teknolojisi ve Dijital Gerçeklik Oluşturma), daha fazla yoğunluk ve derinliğe sahip resim performansı üretmek için birleşmiştir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

BRAVIA ENGINE PRO, gelişmiş Dijital Gerçeklik Oluşturma teknolojisinden tam olarak yararlanarak BRAVIA ENGINE EX’in (yukarıda açıklanmaktadır) bir adım ötesine geçer. Bu, High Definition sinyalinizi güçlendirerek daha mükemmel çözünürlük ve üstün resim performansı elde etmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. destekleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çocuk bakımı ve terbiyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dotard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senile. in one's dotage. dotard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senile. dotard. demented. arrage. silly. touch in the brain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dotage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dotage. senility. dementia. second childhood. secondary childhood. senile dementia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Körfez, liman.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Yıldırım, şimşek. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). karanlık, loş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yayvan toprak kap, topraktan yemek kabı, kasa; çanak çömlek vesaire. Çanak üzengi = Eski biçim geniş üzengi, mec. Çanak tutmak = 1. Dilenmek. 2. Kötü bir hareketi hak edecek şekilde hareket etmek. Baş çanağı = Kafa kemiği. Dilenci çanağı = Keşkül. Kan çanağı = 1. Kanla dolu, kıpkırmızı göz. 2. (botanik). Çiçeği en dıştan kucaklayan yeşil yapraklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bowl. pot. calix. calyx.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basin. bowl. crock. crockery. earthenware. pot. calyx.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earthenware pot. biscuit. clay. crock. crockery. dish. hull. ovenware.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dish antenna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dish antenna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crockery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pottery. pots and pans. earthenware. crock. utensils. kitchen utensils. pottery ware. brown ware. crockery. wares.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Gemilerde direklerin başlarına doğru yapılan taraçamsı yer ki, bâzı hizmetlere mahsustur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crow's-nest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Çanak gibi, çanağı andıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaçırılmış mal, kaçak mal.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kıkırdaklı; kıkırdağa benzer; iskeleti daha ziyade kıkırdaktan meydana gelmiş olan (köpekbalığı v.b.).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çiğin.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Yaralanarak kaçan av hayvanı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Omuz. (bk.) Çekin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uçlarına su kovası veya yoğurt tablası vs. gibi şeyleri asarak taşımak üzere omuza alınan ağaç, omuzluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Deli, delice hareketler yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crazy. mad. insane. lunatic. raving. wild. berserk. bonkers. crackpot. crazed. delirious. demented. demon. demoniac. distracted. foolhardy. frenetic. frenzied. kooky. maniacal. phrenetic. possessed. rip-roaring. ripsnorter. scatty. moonstruck. lunati.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crazy. mad. insane. lunatic. raving. wild. berserk. bonkers. crackpot. crazed. delirious. demented. demon. demoniac. distracted. foolhardy. frenetic. frenzied. kooky. maniacal. phrenetic. possessed. rip-roaring. ripsnorter. scatty. moonstruck. lunati. amo

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mad. raving. frenzied. crazy. up the creek. delirious. demented. distraught. frantic. frenetic. loony. maniac. moon struck. raffish. stark raving mad. up the pole. wild.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

like mad. wild. frantic. far-out. frenetic. frenzied. tearing. wild.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crazy. frenzied. madly. wildly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunatic. madly. manic. wildly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Delilik, delice hareket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

craziness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

craze. escapade. frenzy. insanity. lunacy. madness. mania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frenzy. madness. distraction. escapade. fling. folly. fury. wet ideas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bu görüş nereden, kimden doğdu belli değil. Bir kere burada uzay denilince gezegenler ve ışık yılı bazında uzaklıktaki yıldızlar kastedilmiyor. Gözlemin yapıldığı yer olarak dünya üzerinde yörüngede dönen, insan yapısı uzay araçlarından çekilen fotoğraflar ve astronotların gözlemleri esas alınıyor.

Dünya yörüngesinde dönen uzay araçlarından dünyadaki pek çok şey görülebilir. Uzay araçları dünya üzerinde ortalama 165 ile 330 kilometre yükseklikte dönüp dururlar. Bu yükseklikten ancak kilometrelerce düz olarak devam eden kanallar hatta otoyollar görülebilir. Oysa dünyadaki insan yapısı şekiller ile akarsular gibi tabiat yapısı şekillerin çoğunluğu böyle değildir.

Çin Seddi milattan önce 3. yüzyılda Hun Türklerine ve Moğollara karşı ülkenin kuzey sınırını oluşturmak ve korumak için parça parça yapılmaya başlanmıştır. 6 bin kilometre uzunluğunda olan Çin Seddi, ortalama yüksekliği 7-8 metre olan iki duvardan oluşmuştur. Bu iki duvarın arasındaki ortalama 6,5 metre mesafe doldurulup taş döşenmiş, birkaç atlının yan yana at koşturabileceği bir yol haline getirilmiştir. Çin Seddi 7. yüzyılda stratejik önemini kaybetmiştir.

İdeal görüşe sahip bir insan, 6,5 metre genişliğindeki Çin Seddi’ni teleskop kullanmadan ancak 20 kilometre yükseklikten görebilir. Yere düşen gölgesi de hesaba katıldığında bu mesafe 60 kilometreye çıkabilir ama burada atmosferin görüş mesafesine olan olumsuz etkisini de unutmamak gerekir. Her iki durumda da bu yükseklik dünya etrafında dönen bir uzay aracı yüksekliğinin çok altındadır.

Uzaya altı kere giderek, en çok gitme rekorunun sahibi, Gemini ve Uzay Mekikleri uçuşlarının da ilk komutanı olan John Young, hiç bir uçuşunda Çin Seddi’ni göremediğini, gören birisini de bilmediğini, seddin uzaydan görülebilecek kadar belirgin şekil ve renk farkı oluşturmadığım, ancak 250 kilometre yükseklikten Piramitleri ve Rusya’da Baykonur’daki Uzay Merkezini, hatta karla kaplı düzlüklerde temizlenmiş geniş yolları görebildiğini söylüyor.

Bırakın uzay araçlarını insan daha aya gitmeden önce bazı kişiler Çin Seddi’nin Ay’dan görülebildiğini iddia etmekteydiler. İüphesiz bu hiç de doğru değildir. Ay’a giden astronotlara ve bu görevler sırasında çekilen fotoğraflara göre, Ay’dan bakınca dünyada görülenler, beyaz kısımlar (bulutlar), mavi kısımlar (okyanus ve denizler), sarımsı kısımlar (çöller) ile kahverengi ve yeşil kısımlardır (ormanlar ve bitki alanları).

Zaten Neil Armstrong (Apollo-11) ve Jim Irwin (Apollo-15) Ay’dan Çin Seddi’nin görülmediğini, bunu düşünmenin bile çok saçma olduğunu ayrıca belirtmişlerdir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(I.). Yırtıcı hayvanların pençe ve tırnağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ÇİNEKOP) (i.). Lüferin küçüğü olan bir cins balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 15-20 tanesi 1 kilo gelen lüfer çeşidi, (bk.) Çınakop.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kar ve rüzgârla karışık yağan yağmur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(zool). yılanbalığı şeklinde küçük ön ayakları olan bir çeşit semender.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Suçlu, kabahatli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir arada olmayan, perişan dağınık asker. 2. İntizamsız: Zihnim, beynim pek dağınıktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scattered. dispersed. untidy. out of trim. messy. diffuse. straggly. disorganized. bedraggled. ragged. scruffy. sick. straggling. unkempt. wild.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedraggled. desultory. diffuse. disconnected. disorderly. haphazard. loose. messy. scrubby. scruffy. slipshod. sloppy. slovenly. sporadic. tatty. untidy. windswept.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scattered. dispersed. untidy. sporadically. desultory. loose. messy. rambling. sparse. straggly. thin on the ground. vagrant. woolly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kentsel gelişmenin civardaki kırsal kesime doğru denetimsiz yayılması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Perişanlık, Fars. perâkendegî, Ar. teşettüt: Kitapların dağınıklığı düzgün okumaya mâni olur. 2. İntizamsızlık, tertipsizlik: Zihin dağınıklığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mussiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muddle. untidiness. disorder. mess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

untidiness. disorganization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Perakende olmak, bir arada bulunmamak. 2. Ufanmak, dökülmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dalmış, kendinden geçmiş adamın hâli. Osm. bîhûşluk, medhûşluk, istiğrak: Sıtmadan sonra bir dalgınlık geldi. 2. Alıklık, unutkanlık: Küçükken zeki idi, sonra kendisine bir dalgınlık geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absent-minded. plunged in thought. absent. vacant. lost. far-off. dreamy. woolgathering. abstracted. deep. distrait. engrossed. faraway. glassy. meditative. moony. pensive. preoccupied. reflective. ruminant. ruminative. self-absorbed. thoughtful. unh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absent. abstracted. contemplative. dreamy. faraway. pensive. vacant. woolgathering. absent-minded. preoccupied. distracted. lost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absent-minded. lost in thought. abstracted. contemplative. forgetful. glassy. lost. moony. pensive. wistful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be lost in thought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstractedness. absence. absence of mind. abstraction. woolgathering. kef. pensiveness. reverie. thoughtfulness. vacancy. vacuity. wandering. absent-mindedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absence. oblivion. oversight. woolgathering. absent-mindedness. absence of mind. abstraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absent-mindedness. abstraction. contemplation. detachment. distraction. study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Salepgillerden bir bitki (epipactis).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «dar» dan). 1. Darılmış, gücenmiş. Ar. münfail: Bana dargın mısınız? 2. Hiddetli, Fars. gazabnâk, Ar. hadîd, mütehevvir: Dargın gördüğüm için bir şey söylemedim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angry with. cross. stuffy. offended. huffy. resentful. huffish. injured. vexed. wroth. displeased.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angry. indignant. offended. cross.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cross. unfriendly. angry. black. out of sorts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gücenme, infial, hatır kalma: Bana dargınlığının sebebini anlayamadım, yine bir dargınlık çıkaracak. 2. Hiddet, gazab, kızgınlık: Şimdi dargınlığı üstündedir, bir şey söylenmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfriendliness. huff. rent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok dağılmış, çok saçılmış, (bk.) Dardağan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cock a hoop. in pieces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dishevelled. shambolic. slummy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

support. prop. rest. base. abutment. anchorage. fulcrum. ground. hinge. mount. pivot. shore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keynote. rest. shore. support. base. basis. substratum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

support. base. basis. baseline. bracing. resource. rest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

base. post. mainstay. anchor. hinge. hold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supported by evidence / proofs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tedirgin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tedirginlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Son çekim edatı olup «dek» den daha kuvvetlidir. Kadar, ili, hattâ, tâ: Sabaha değin göz kapayamadım. Siz gelinceye değin ben bekleyeceğim. İstanbul’dan Edirne’ye değin hep düz yerlerdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touch on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

until. till. up to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

until.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contact. mention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Temas etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touch on. touch upon. refer. speak to. advert. deal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to touch on. to mention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to touch on. to mention. brush. deal with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dertli, kederli, mahzun, mükeder.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Dizel motoru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kazı yapılan yer; bu kazıdan çıkarılan şey; (ing)., (k).dili pansiyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serene. inert. motionless. static. stationary. exhausted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calm. inactive. placid. serebe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quietism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repose. silence. inertia. rest. quieteness. calm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayvanın ağzına geçirilen geme bağlı kayış. Binici bununla hayvanı idare eder: Dizginini çekmek, koyuvermek. Tek dizgin = Ağzı bozuk (at). Doludizgin = Hayvanı alabildiğine koşturmak. Dizginini çekmek = Pek ileriye gidenlere mâni olmak: Dizginini çektiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

checkrein.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

halter. rein. bridle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rein.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bridle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be bridled / curbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alabildiğine aşırı giden, sınır tanımayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfettered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. işleme, geçme, tesir. 2. Zarar verme, bozma. 3. Başa vurma, sarhoş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tesirli, işler, geçer: Dokunaklı soğuk, dokunaklı söz. 2. Bozan, zararlı: Dokunaklı yemek. 3. Başa vuran, sertçe: Dokunaklı tütün, şarap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affecting. appealing. moving. pathetic. plaintive. poignant. touching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touching. moving. biting. insinuating. affective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poignancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atın son hızla koşması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at a full gallop. at full speed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şaşkınlıktan bir an için ne yapacağını, ne diyeceğini bilememek, donup kalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be petrified with horror or astonishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Duyacak Alet. Ar. lâmise. 2. Hayvan ayağının tırnağı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kenar, kenar için kullanılan şerit, dantel, sutaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arka kemiğinin eğilir yeri: Birinin eğinine binmek (Avrupa dillerinde yine bu mânâda kullanılan Fransızca: lehine, İngilizce: chine, İtalyanca: sehiena kelimeleriyle benzerliği gariptir).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - sırt, ar(Kadın İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ur, tümsek, et beni, siğil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arkanın eğin denilen kısmını örten şey, ferâce yakası, kürk vesairenin devrik büyük yakaları, zağara (zahâre) (Fransızca pelerin denilen şeye de bu isim pek münasiptir).

Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Malabo.

Nüfus: 410.000.

Yüzölçümü: 28.051 km2.

Komşuları: Güneyde Gabon, Doğuda ve Kuzeyde Kamerun.

Önemli Şehirleri: Malabo.

Din: Çoğunluk Katolik.

Dil: İspanyolca (resmi), Fang, Bubi.

Yönetim Biçimi: Geçiş Dönemi.

Tarih: 15 yy.da Portekizlilerce ele geçirilen Fernando Po adası (bugünkü Bako) 1778’de İspanya’ya devredildi. 12 Ekim 1968’de bağımsız oldu. Anakaradaki Rio Muni eyaleti ile ada arasındaki çekişmeler sonucu 1969’da bir dizi ayaklanma çıktı. 1972’de anakaradan Masre Nguema Biyogo ömür boyu, devlet başkanı oldu.

Masre’nin hükümdarlığı, ulusu iflasa sürükleyen, Afrika’nın en vahşi yönetimidir. Ağustos 1979’da bir askeri darbe ile görevinden uzaklaştırıldı. Darbenin lideri Teodoro Mbasogo devlet başkanı oldu.

21 Kasım 1993’te yapılacak seçimlere razı oldu. İktidar partisi tek başına galip geldi ancak muhalefet partileri, hile yapıldığı iddiası ile seçimleri boykot etti.

Devlet büyük ölçüde dış yardımlara dayalı olarak varlığını sürdürmektedir.


Ülke by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Garip, yurdundan ayrılmış.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. kenarı veya tepesi çentikli, dişli (yaprak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ümit verici, cesaret verici, teşvik edici. encouragingly z. cesaret verici bir surette, teşvik ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Düşünen, düşüncesi olan. 2. Tasalı, gamlı, kederli, Osm. mağmum, mükedder. 3. Şüphe ve vesvese eden, vesveseli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ اندیشناک] düşünceli. 2.kaygılı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tasalı, kaygılı, kederli, gamlı. Ar. mükedder, mağmûm.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - En olgun, çok olgun.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çekici, cazip, hoşa giden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Enli, vâsi, geniş. Açık deniz, denizin sahilden uzak geniş yeri: Engine açılmak. 2. Alçak, yüksek olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boundless. immense. wide. exalted. extensive. offing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broad. cosmic. vast. wide. the open sea. the high sea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vast. wide. open. boundless. open sea. depth. expansive. high seas. profound. thundering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Ucu, bucağı görünmeyecek kadar çok geniş. 2.Denizin kıyıdan çok uzaklarda bulunan geniş bölümü, açık deniz. 3.Değer ve fiyatı düşük olan. 4.Yüksekte olmayan, alçak y(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Değerli yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. aslı kenger). Meşhur sebze, A. arz-ı şük (Fransızlar’ın artichaut’ su «arz-ı şük» dan galat olsa gerek).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artichoke. globe artichoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artichoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artichoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(cynara): Bileşikgillerden; kökü yıllarca yaşayıp, her ilkbaharda yeniden süren dikenli bir bitki ve bunun sebze olarak yenen iri topuz biçimindeki yeşil çiçeğidir. Killi, kumlu ve rutubetli toprakalarda yetişir. Çok iyi bir besindir. İçeriğinde “cynarine” vardır. Kullanıldığı yerler: Kandaki üre ve kolestrolü düşürür. İdrar söktürür. Kandaki şeker miktarını ayarlar. Şeker hastaları için çok faydalıdır. Bedeni ve ruhi bitkinliği giderir. Vücuda dinçlik verir. Sinirleri güçlendirir. Damar sertliği ve kalp hastalıklarını önler. Böbreklerdeki kumların dökülmesine yardım eder. Karaciğer hastalıklarının çabuk geçmesini sağlar. Sarılıkta faydalıdır. Romatizmanın şikayetlerini geçirir. Mide ve bağırsakları temizler. İshali keser. Emzikli kadınlar, böbreklerinde veya mesanelerinde itihap olanlar yememelidir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. makina, cihaz, lokomotif: tertibat. engine driver ing. makinist. engine house itfaiye merkezi; lokomotif deposu. engine room makina dairesi, makina odası . fire engine itfaiye arabası, yangın tulumbası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. muhendis; makinist; den. çarkçı; f. mühendis sıfatıyla inşa etmek; idare etmek, yönetmek. chief engineer baş muhendis; den. çarkçı başı. civil engineer insaat mühendisi. electrical engineer elektrik mühendisi. mechanical engineer makina mühendi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İyi, güzel, değerli insan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. makinalar; savaş araçları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İz bırakacak kadar değerli insan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Açıklık, genişlik, Osm. vüs’at: Denizin enginliği.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Geniş soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Açık deniz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Büyük deniz, okyanus.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Açık yürekli erkek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Olmuş, yetişmiş, olgunluğa ermiş: Ergin yemiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pubescent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mature. ripe. adult. major reşit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adult. mature. ripe. legally of age.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Olmuş, yetişmiş, kemale ermiş. 2.Haklarını kendi kullanmak için yasanın gösterdiği yaşa gelmiş olan kimse ( bkz.Reşid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ergin).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ergin).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Olgun ruhlu kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pubescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pubescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ergin hâle gelmek, tekemmül etmek. Osm. Reşid olmak, gelişmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rüşd.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Olgun kişilerin soyundan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ergin).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اسفناک] üzücü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ezilmiş, ezik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Açlık duygusunu andıracak şekilde rahatsızlık veren bir hal: İçimde bir ezginlik var.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Sevinçli, Fars. şâd, şâdân. Ar. mesrur, münşerih-ül kalb. 2. Türk musikisinin mürekkep makamlarından biri.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.b.s.) (Kadın İsmi) - Sevinçli. - Türk müziğinin mürekkeb makamlarından.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). demirli; pasa benzer, pas renginde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Fİ’L-İ MÜN’AKİS) (i. F. A.). Organizmanın bir uyarmaya karşı birdenbire aldığı vaziyet, refleks.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iri ve yassı taşlarla döşenmiş kaldırım veya sokak; iri ve yassı kaldırım taşları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gevşek, zayıf, cansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). isli, kurumlu, is gibi siyah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) Kederli, tasalı, hüzünlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kederli, üzgün. Ar. mükedder, mahzun, mağmûm: Kendisini pek gam-nâk gördüm.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [غمناک] kederli, üzgün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gazaplı, öfkeli, kızgın. Ar. hadîd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as needed/required. in accordance with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in accordance with. following.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kurulmuş, çekilmiş gerilmiş: Gergin ip, gergin bez. 2. mec. Ko pacak dereceye gelmiş: Araları, aralarındaki münasebet pek gergin. Gergin durmak = İnatçılık etmek, nobranlık etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stretched. taut. strained. jumpy. tense. nervous. nervy. stressfull. tight. uptight. on edge. highly strung. skittish. drawn. high-strung. jittery. spread. stiff. on a knife-edge. on pins and needles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stretched. taut. strained. jumpy. tense. nervous. nervy. stressfull. tight. uptight. on edge. highly strung. skittish. drawn. high-strung. jittery. spread. stiff. on a knife-edge. on pins and needles. fraught. overwork. timorous. tremulous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taut. tense. stretched. tight. strained. fraught. intense. keyed up. stiff. uncool. uneasy. uptight. wrought up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tautly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gergin bir hal almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tense. to become taut. become tense. to get stretched. to get tensed up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get stretched. to become tense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tighten. to strain. to make tense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). t. Kurulup çekilmiş şeyin hali: İpin, bezin gerginliği. 2. mec. Kopmak derecesine gelmiş olan münasebetlerin hâli, bozukluk: Aralarının gerginliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tautness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strain. stress. stretch. tension. tightness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tension. tightness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Şiddetle basmak: Horoz tavuğa gerginmek. 2. Sıkı sıkı sarılmak: Kertenkele ağaca gerginmek. 3. Ağır balta ile vurup kökünden kesmek (şimdi kullanılmıyor).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gezginci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

voyager. wanderer. widely traveled. traveller. traveler. passenger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

itinerant. peripatetic. planetary. rover. widely traveled. wandering. tourist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tourist. traveler. foot passenger. transient. sightseer. roving. wandering. moving. mobile. drifting. traveling. excursionist. itinerant. vacationer vacationist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok gezmiş, çok yer görmüş. Fars. cihân-dîde, Ar. seyyah, Fr. turist.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peripatetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

itinerant. roving. peridatetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cin (içki).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (ned,ning) çiğidi pamuktan ayıran makina, çırçır; mak. makara; maçuna; tuzak; f. pamuk çekirdeklerini çıkarmak; tuzağa düşürmek. gin block mak. vinç tornosu. gin rummy bir çeşit iskambil oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yeterlilik, yeter olma, lüzumu kadarına sahip olup fazlasını istememe. Ar. iktifa, kifayet: Tamahkâr adam gınâ bilmez. Kanaat sahibi gınâ getirince daha fazlasını istemez. 2. Zenginlik, servet: Erbâb-ı gınâdan. 3. mec. (Türkçe): Usanç, bıkma: Artık bu yemekten gınâ. Bu adam durmadan kendinden bahseder, artık söylediği sözler gınâ verdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şarkı söyleme, hânendelik, Fr. chant.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disgust. weariness. boredom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wealth. sufficiency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ غنا] zenginlik. 2.bıkkınlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Lirik. Fr. Iyrique.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gnays.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guinea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

again. once again. still. nevertheless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Guinea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Konakri.

Nüfus: 6.392.000.

Yüzölçümü: 245.857 km2.

Komşuları: Kuzeyde Gine-Bissau ve Senegal, Kuzeydoğuda Mali, Doğuda Fildişi Kıyısı, Güneyde Liberya ve Sierra Leone, Batıda Atlas Okyanusu.

Önemli Şehirleri: Labe, Kankah, Kindla.

Din: Müslüman %85, Hıristiyan %8.

Dil: Fransızca, Mandinka ve Ful dilleri.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Tarih: XVIII.yy. da bölgenin kuzey bölümü Gana imparatorluğunun bir parçasıydı. 1891’de Fransız sömürgesi oldu. 1958’de halkın bağımsızlık oylamasına evet demesiyle Fransızlar çekildi. Fransızların çekilmesinin ardından başkan Toure yüzünü Komünist ülkelere çevirdi. Başarısız bir Portekiz işgal girişiminin ardından binlerce muhalif 1970’lerde hapse atıldı. 1984 yılında Touren’in ölümünden sonra kanlı bir darbeyle askerler iktidarı ele geçirdi. 1991 yılında yeni bir anayasa kabul edildi, ancak demokrasi çabaları çok yetersizdi. 1993 yılındaki başkanlık seçimlerini Lansana Conte kazandı.

Glorioso Adaları.

Konum: Güney Afrika, Hint Okyanusunda adalar grubu, Madagaskar’ın kuzeybatısında yer alır.

Coğrafi konumu: 11 30 Güney enlemi, 47 20 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Afrika.

Yüzölçümü: 5 km².

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 35.2 km.

İklimi: tropikal.

Arazi yapısı: Alçak ve düz.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hint Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: 12 m.

Doğal kaynakları: guano, hindistancevizi.

Sulanan arazi: 0 km² (2006).

Doğal afetler: Periyodik kasırgalar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: Issızdır. (sadece küçük bir Fransız askeri birliği yer almaktadır.) (Temmuz 2006 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Geleneksel adı: Glorioso Adaları.

yerel adı: Iles Glorieuses.

Bağımsızlık durumu: Fransa’nın müstemlekesidir.

Bayrak: Fransa bayrağı.

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Ekonomik etkinliği yoktur.

İletişim Bilgileri.

İletişim notu: 1 meteoroloji istasyonu.

Ulaşım ve Taşımacılık

Su yolları: yok.

Limanları: Yok, sadece kıyıdan uzakta demir atılabilir.

Hava alanları: 1 (2006 verileri).


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. zencefil, zencefil kökü; argo canlılık; f. zencefil katmak; canlandırmak. ginger ale zencefilli gazoz. gingerbread i. zencefilli çorek; gösterişli süs. gingerbread tree dum ağacı, bot. Hyphaene thebaica gingersnap i. zencefilli çörek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s. yavaşça, ihtiyatla; s. yavaş, ihtiyatlı, tedbirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alaca dokuma, çizgili pamuklu kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. diş etlerine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Çin'den Amerika'ya getirilen ve meyva da veren bir süs ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ginseng.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A plant of the genus Aralia, the root of which is highly valued as a medicine among the Chinese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Chinese plant has become so rare that the American has largely taken its place, and its root is now an article of export from America to China.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The root, when dry, is of a yellowish white color, with a sweetness in the taste somewhat resembling that of licorice, combined with a slight aromatic bitterness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Chinese herb with palmately compound leaves and small greenish flowers and forked aromatic roots believed to have medicinal powers aromatic root of ginseng plants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Extract of ginseng root Demulcent, anti-irritant, soothing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Chinese name for this sweet licorice-flavored root means 'human-shaped root ' Often used in teas, ginseng has been credited over the centuries for being everything from a restorative to an aphrodisiac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An herb , The most costly root, ginseng is a low-growing, shade-loving perennial herb of the Araliaceae family It is cultivated in China, Japan, Korea and Russia and can be taken in capsule form or as a tea The United States can also cultivate this root.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A herb taken to boost energy. aromatic root of ginseng plants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Chinese herb with palmately compound leaves and small greenish flowers and forked aromatic roots believed to have medicinal powers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sinseng; Çin'de ilâç yapımında çok kullanılan bir çeşit kök. gipsy bak. gypsy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Her yere sokulan, herkesle görüşen, sokulgan: Pek girgin adamdır. 2. Mensup, alâkalı, çatkın, içil dışlı: Kendisi oraya girgindir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Herkesle çabucak yakınlık kurarak işini yürütebilen. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Her yere sokulup herkesle görüşen adamın hail, sokulganlık: Girginlik iyi ise de arsızlık derecesine varmamak 2. Birine bağlı olma, çatkınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ağlayıcı, ağlayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گریه ناک] ağlamaklı, ağlayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hisar, kale.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Güneş ışığına maruz kaldığında kararan gözlük camları ilk olarak 1960’ların sonlarında geliştirildi, yaygın olarak kullanılmaya başlanılması ise 1990’lı yıllarda oldu.

Bu tip gözlük camları fotokromik veya fotokromatik adı verilen ve yüzde 0,01 ile 0,1 arasında gümüş kristalleri ihtiva eden özel camlardan yapılırlar. Kristaller normalde şeffaf olup son derecede küçüktürler ve gözlük camına bakıldığında fark edilmezler. Gözlük camlarına bol miktarda ultraviyole ışın ihtiva eden güneş ışığı geldiği zaman kristallerdeki gümüş iyonları etkilenerek gümüş atomlarına dönüşür ve camın içinde küçük gümüş parçacıklar oluşturmaya başlarlar. Bu siyah-beyaz fotoğrafçılıktaki partiküllerin oluşumuna benzer ve tamamen kimyasal bir reaksiyondur.

Bu gümüş parçacıkları sivri uçlu ve o kadar düzensiz şekillerdedirler ki gelen ışığı olduğu gibi absorbe ederler, hiçbir rengi yansıtmazlar ve dolayısıyla kararırlar.

Gözlük tekrar loş bir ortama götürüldüğünde, gümüş atomları tekrar birleşerek gümüş kristalleri haline dönüşürler ve gözlük camının rengi normale döner. Her iki yöndeki kimyasal reaksiyonlar da çok hızlı cereyan ederler. Eğer fotokromatik camlar tekrar eski haline dönmezlerse fırında kısa süre ile (çerçeveyi eritmeyecek kadar) ısıtılmaları önerilir.

Başlarda gözlük camının tümü fotokromatik olarak yapılıyordu. Tabii kararma olayı da camın kalın olduğu kısımlarda daha koyu, ince kısımlarda daha açık oluyordu. Sonraları merceklerin üzerleri milimetrenin binde beşi kalınlığında kaplanmaya başlandı.

Günümüzde ise merceğin milimetrenin binde 150’si kalınlığındaki kısmı bir banyoya daldırılarak fotokromatik tabaka kimyasal reaksiyon yolu ile merceğin bünyesine işleniyor.

Fotokromatik camlar gördüğümüz ışığa değil ultraviyole ışınlarına hassastırlar ve reaksiyona girerler. Dolayısıyla ultraviyole ışınlarını geçirmeyen camların arkasında, arabaların içinde, ortam çok ışıklı da olsa kararmazlar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for the day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uykulu, uykusu gelmiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خوابناک] uykulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (s.) asma; ipe çekerek idam; (çoğ.) oda duvarlarına asılan kumaş; (s.) asılı, sarkan; askıda kalmış, bir sonuca varılmamış; idama layık; idam cezası vermeye meyilli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Boğucu, boğan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Otomobil, motosiklet, uçak, gemi gibi hareket halindeki hava kirliliği oluşturucular.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خشمگين] öfkeli, hışımlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Korkulu, muhâtaralı, tehlikeli, emniyetsiz: Bir rlh-ı hatar-nâk = Tehlikeli bir yol.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خطرناک] tehlikeli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خوفناک] korkulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

let down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Hedging)

Nakit piyasada bulunulan bir pozisyondan oluşan risklerden diğer piyasalarda (futures, options vs.) pozisyon alarak korunmadır.


Finansal Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همگنان] herkes.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Meyil ve arzusu olan, hevesli, heveskâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Korkunç, dehşetli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [هولناک] korkunç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HIŞM-NAK) (i. F.). Hiddetli, gazabl ı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خشمگين] öfkeli, hışımlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. tıp) («hunnâk» gibi çift n ile yazmak yanlıştır). Boğaz hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp) (mü. hunâkıyye). Boğaz hastalığına ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hunâk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خناق] boğmaca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) İçkin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun ve k kalın) (i. A. masdar). Boğazın sıkılıp tıkanmasıyle nefes alamama, boğulma, (tıp) lhtinâk-ı rahm = Vaktiyle, rahmin tıkanmasından meydana geldiği sanılan ve kadınlarda görülen asabî bir hal ve hastalık, Fransızca: hysterie.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اختناق] boğulma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çeşitleri olan bir nevi orman ağacı: Akılgın = Başlıca sulak yerlerde hasıl olan ve açık penbe çiçek açan çeşit ki, kudret helvasının iyisi bunun yaprağında hasıl olur. Acı ılgın = Acı günlük denilen zamkı veren cinsi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Kumlu topraklarda yetişen ve çit bitkisi olarak kullanılan ağaççık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interesting. exciting. engrossing. picturesque. absorbing. gripping. curious. quirky. taking. amazing. crackpot. fastmoving. juicy. kooky. quaint. far out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interesting. exciting. engrossing. picturesque. absorbing. gripping. curious. quirky. taking. amazing. crackpot. fastmoving. juicy. kooky. quaint. far out. attractive. chamber. entertaining. exotic. piquant. refreshing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interesting. challenging. piquant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Acı kiraz, yabanî kiraz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being interesting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Akılgın ormanı koruluğu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tasavvur edilebilir, göz önüne getirilebilir. imaginably z. tasavvur edilebilir surette, göz önüne getirilebilecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hayal mahsulu, hayali. imaginary number sanal sayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayal gucu; muhayyile, imgelem; hayal; tasavvur; kuruntu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hayal gücu kuvvetli, yaratıcı; iyi planlanmış. imaginatively z. hayal gücüne dayanarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hayal etmek, tasavvur ve tahayyül etmek, tasarımlamak; zannetmek, farz ve tahmin etmek; kavramak, anlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İNAK) (i.). 1. Sözüne inanılır, Ar. mûtemed, mu’temen. 2. Müşavir, müsteşar. 3. Rey, istişare, danışma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. masdar). Boyuna sarılma, sarmaşma, kucaklama, Ar. muânaka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dogma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Gerçek dost, arkadaş, sırdaş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Aşın güzelliği ve çekiciliği ile hayat verme, verilme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dogmatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dogmatic. dogmatic dogmatik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «hunk» tan masdar). Boğulma, bunalma, nefes tutulma (ihtinak gibi).

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Televizyonda seyretmiş, gazetelerde okumuş belki de bizzat şahit olmuşsunuzdur. Bazı insanlar kızgın korlar üzerinde, üstelik de çıplak ayakla yürüyebilmekte, ayaklarına da bir şey olmamaktadır. Bu 3-4 metre uzunluğundaki ateş yığınım hiç acı çekmeden ve yara almadan yürüyerek geçenler bunu nasıl ve niçin yapıyorlar, kendilerini nasıl hissediyorlar?

Ateş yürüyüşü Hindistan, Japonya, Güney Afrika, Endonezya, Tahiti gibi yerlerde binlerce yıldan beri dini geleneklere dayanarak uygulanagelmiştir. Günümüzde ise gösteri ve psikolojik tedavi de dahil bir çok amaçla uygulanmakta, bu konuda bilimsel toplantılar ve seminerler düzenlenmektedir.

Psikolojik tedavi amacı ile uygulayanlar asıl amacın ateşin üzerinden yürümeyi başarmak değil, bunu başardıktan sonra güven duygusu ile özel hayatta ve iş yaşamında da başarılı olmak olduğunu söylüyorlar. Önemli olanın ateşe hükmetmek değil, güvenemediğimiz her şeyin üzerine cesaretle gitmek olduğunu savunuyorlar.

Peki nasıl oluyor da ateşte yürüyenlerin ayaklarına bir şey olmuyor? Olaya ruhsal bilinç değil de bilimsel açıdan yaklaşanların değişik görüşleri var. Bir görüşe göre 200 - 300 derece sıcaklıkta ayak tabanları normalden çok ter atmakta, bu ter tabakası koruyucu bir örtü oluşturmaktadır.

Nasıl kızgın bir tava üzerine düşen su damlası, aralarında oluşan buhar tabakası nedeniyle hemen yok olmaz, tava üzerinde zıplayıp durursa, onun gibi bir şey. Ancak ayak tabanı ile kızgın kömürler arasında böyle bir şeyin oluşması mümkün görülmüyor.

Bir diğer görüşe göre önemli olan ayağın kömürler üzerine basış süresidir. Buna göre yüksek sıcaklıklar, çok kısa bir sürede etkili oldukları zaman acı vermiyorlar. Deri yüzeyindeki alıcılar ısıya oldukça yavaş reaksiyon gösterdiklerinden 0,3 saniyeden kısa bir sürede etkili olan 500 derecelik bir sıcaklığı yalnızca 2 derece olarak algılıyorlar. Bu nedenle ateş üzerinde yürüyenler işin tekniğini biliyorlar ve çok hızlı hareket ediyorlar, böylece ateşe basış sürelerinin çok kısa olmasını sağlıyorlar.

Ama bu görüş de tam tatminkar değil. Basış süresi 0,3 saniyeyi geçmesine hatta 7 saniyeyi bulmasına rağmen ayakları yanmayan yürüyücüler de var. Ateş üzerinde çorapla yürüyenlerin ayaklarının duyarsızlığı trans hali ile açıklansa bile bu, çorapların nasıl olup da yanıtladığını açıklayamaz.

Yürüyüş sırasında beynin acıyı bastıran ‘endorfin’ gibi maddeleri salgıladığı doğrudur ama bu da ayak taban derilerinin nasıl olup da yanmadığına açıklık getirmez.

Psikologlara göre ateş yürüyüşü henüz bilimsel yöntemlerle tam açıklığa kavuşturulabilmiş değildir. Hiç bir dini inancı olmayanlar da dahil, ateşte yürüyenlere kendilerinin bu gücü nereden aldıkları sorulduğunda, tümü aynı cevabı veriyor: İnanç.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) içine koymak, üzerine kılıf geçirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) içine koyma, üzerine kılıf geçirme; (tıb.) bir kısım bağırsağın başka bir kısmın içine girmesi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yetişmiş, kemal bulmuş, olmuş: irgin yemiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). İsilik, hararet kabarcığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ispanakgillerin örnek bitkisi (spinacia oleracea).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spinach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spinach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(spinacia oleracea): Ispanakgiller familyasından; kış sebzesi olarak yetiştirilen bir bitkidir. İçeriğinde demir, vitaminler ve enzimler bulunur. Kullanıldığı yerler: Vücudun dayanıklılığını artırır. Kansızlığı ve gelişme bozukluğunu giderir. Soğuk algınlığına karşı korur. Kalp ve gelişme bozukluğunu giderir. Kalp adalelerini kuvvetlendirir. Ruhi çöküntünün sıkıntılarını giderir. Kan miktarını artırır. Ağız, boğaz ve göğüs hastalıklarında faydalıdır. Kanser ve veremden korur. Hamilelerde faydalıdır. Doğacak bebeğin güçlü olmasını sağlar. Yara, yanık ve dolamada da faydalıdır. Dişlerin çürümesini önler. Şişmanlık ve şeker hastalığına da faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İklçeneklilerden, bir bitki familyası. Örnek bitkisi ıspanaktır.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Ispanak, vitamin ve diğer besin maddeleri bakımından oldukça zengin bir sebzedir. Yapısının büyük bir kısmını su oluşturur. Özellikle C vitamini diğer sebzelere oranla daha fazladır hatta limon, portakal gibi turunçgillere yakındır. Ispanak kalsiyum ve demir bakımından da zengindir.

Ancak ıspanağı diğer yeşil sebzelerden ayıran, demir bakımından aşırı bir zenginlik de söz konusu değildir. Eşit ağırlıklı bir hamburgerde de ıspanak kadar demir vardır. Ayrıca bir mineralin bir sebzede çok bulunması, yenilince doğrudan vücudumuza geçeceği ve vücudumuzu bu mineraller bakımından zenginleştirip kuvvetlendireceği anlamına gelmez.

Her ne kadar çizgi roman kahramanlarının en eskilerinden olan Temel Reis zorda kalınca, bir konserve kutusu açıp içindeki ıspanağı yiyince adeleleri, pazuları şişip insan üstü bir güce sahip oluyor gibi görünüyorsa da ıspanağın içindeki gerek kalsiyumun gerekse demirin insan vücudu tarafından emilmesi zordur. Bu nedenle ıspanaktaki demirin insana pek faydası yoktur.

Temel Reis’in neden başka bir sebze değil de ıspanağı tercih ettiği konusunda, teneke kutu içinde satılan ıspanağın reklamını yapması dışında iki görüş daha var.

Birincisi, içindeki okzalik asitin verdiği ekşimsi tadı nedeniyle ıspanak yemeyi sevmeyen çocuklara bu yemeği sevdirmek. İkincisi ise ıspanakla demir, demirle kuvvet arasında ilişki kurarak demir eksikliğinin vücutta yarattığı zayıflık ve halsizliğin, ıspanak yemekle giderileceğine insanları inandırmaktır.

Demir eksikliğinin anemi denilen kansızlık hastalığı yarattığı doğrudur ama çok demir almanın da insanın kuvvetlenmesiyle fazla bir alakası yoktur. Vücudumuzun bir günlük demir ihtiyacını sadece ıspanaktan karşılayabilmek için yılda vücut ağırlığımızın iki misli kadar ıspanak yememiz gerekir ki bu da çok iyi bir fikir değildir. Ispanaktaki okzalik asit aşırı alındığında, idrarda toplanarak böbreklerde taş oluşumuna sebep olabilir.

Gelelim ıspanağın niçin yoğurtla yenildiğine. Gıdaların bileşimlerinde bulunan bazı maddeler, o gıdanın besin değerini azaltır. Örneğin ıspanakta bulunan okzalik asit, kalsiyumun vücut tarafından alınmasına mani olur. Bu nedenle okzalik asitçe zengin olan gıdalarla yoğun olarak beslenildiğinde, vücudun kalsiyumu bol gıdalarla takviye edilmesi gerekir.

Ispanak, semizotu, ebegümeci, pazı gibi gıdaların, kalsiyum zengini yoğurt ile yenilme alışkanlığının kökeni veya bilinçli olarak başlatılıp başlatılmadığı, insanların tat vermesi için mi yoksa sağlıklarını düşündükleri için mi bu alışkanlığı kazandıkları bilinmiyor ama kalsiyum eksikliğini gidermesi açısından yoğurt ilavesi son derecede yararlı ve sağlıklıdır.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اعتناکار] özen gösteren, itinalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Güzel kokulu, güzel kokusu olan, güzel kokulu esans veya yağ sürülmüş: Itr-nâk elleriyle; baharda çayırçayırlardan gelen ıtır-nâk rüzgâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Eruca cappadocica Reut. (Cruciferae) 10-50 cm yükseklikte rozet yapraklı, sarımsı renkli çiçekli, bir yıllık ve otsu bir bitkidir. Tohumlarından yağ çıkarılır.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. jogging

sp. doğa yürüyüşü

Belli kurallar ve grup anlayışı içinde doğada yapılan uzun yürüyüşler.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jogging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The act of giving a jog or jogs; traveling at a jog. running at a jog trot as a form of cardiopulmonary exercise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Another term for inching, which is the movement of a crane hook, bridge or trolley when they are moved in short, jerky increments, such as stop and start.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Manual movement, either by hand or power operated, of the mechanical positioning components of machine tools to assist in set-up. rapid application of full power to a motor to move it or its load into position desired.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood transfusion. transfusion blood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hawaii Adalarının yerlisi; Büyük Okyanus adalısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snowdrift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snow drift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Amuderya’yı vücuda getiren nehirlerden Surhab üzerinde önemli bir kent.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit büyük rende.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Taşkın su. 2.Bol, çok. 3.Doymuş, tok. 4.Erimiş buz ve kar parçalarının oluşturduğu akarsu. 5.Çağlayan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Coşkulu, taşkın, hareketli yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kart câriye, geçkince halayık, karavaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kalbur ve def gibi şeylerin tahta çenberi. 2. Nakış işlemek için gergef yerine kumaş germeye mahsus tahtadan enli çenber: Kasnağa germek. 3. Bu çenberde, kolay bir tarzda işlenen nakış: Kasnak işlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rim. hoop. embroidery frame. pulley. stretcher. cylinder. taboret. tabouret. tambour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pulley. tambour. hoop. rim. embroidery frame. embroidery hoop. belt pulley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pulley. wide hoop or rim. hoop or rim of a sieve or tambourine. embroidery hoop. grooved rim of a wheel. rotor. tambour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kasnak yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elden kayan: Kaygın balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eğrilmek, eğilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İki şeyin yapıştıkları yer, kenet yeri: Bunun kaynağı nerede? 2. Sırt etlerinin but etlerine yapıştığı yer: Kaynakları çıkık. 3. Bir şeyin çıkageldiği ilk yer, menşe. 4. Ar. me’haz: Başvurulan kaynaklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yerden kaynayıp çıkan su pınarı, ufak pınar, Ar. menbâ, ayn: Orada bir kaynak vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yırtıcı ve büyük kuşun keskin pençesi, bk. Kıynak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parent. source. spring. welding. roots. spring. fountain. seeds. grass roots. source. bottom. inquiries. basis. origin. welding. weld. authorship. beginning. birth. chapter and verse. context. font. fount. fund. genesis. headspring. paternity. princi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fountain. mother. origin. resource. root. seed. source. weld. well. spring. fountain memba. origin menşe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

source. resource. resource, source. fountainhead. weld. welded place. patch. patched place. welding. patching. basis. beginning. bottom. breeding-ground. cradle. derivation. fount. fountain. fountain head. growth. ham. origin. parent. pr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Bir suyun çıktığı yer, menşe. Bir haberin çıktığı y(Erkek İsmi) 2.Araştırma ve incelemede yararlanılan belge. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bibliography. source.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bibliography. bibliography bibliyografya. bibliyografi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bibliography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaynak yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

welder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

welder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

welder's work. welding business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be based on. originate. start. have it's source in. take it's source from. arise. derive. be derived from. root in. spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

issue. originate. to be welded. to arise from. to result from. to stem from. to originate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emanate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

welded. welding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Kederli, tasalı, gamlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [کدرناک] üzüntülü, kederli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hermit ibis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automatically. spontaneously. per se. of one's own accord. of oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automatic. of one's own accord. automatically. by oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of one's own accord. ex mero motu. naturally. per se. without preoccupation. unprompted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parthenogenesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parthenogenesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parmak mafsalı, parmağın çıtlayan yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. qinquina). Amerika’dan gelen acı bir ağaç kabuğu; kinin bundan çıkar ve kuvvet için de şarap vesaire ile içilir: Kınakına şarabı.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kontestozu): Kökboyasıgiller familyasından; anayurdu Peru ve Bolivya olan ve sanayii bitkisi olarak Cava, Güney Hindistan, Kolombiya, Seylan, Guatemala, Kamerun ve Kongo gibi tropikal ülkelerde yetiştirilen 15-20 metre boyunda bir ağaçtır. Kabuğundan kinin çıkarılır. Kınakınanın içeriğinde kinin, kinidin, kinşonin, singol, kupreol gibi maddeler vardır. Gövde, kök ve kabukları kullanılır. Tadı acıdır. Kullanıldığı yerler: Ateş düşürür. Sıtmayı tedavi eder. Tifoda faydalıdır. Ağır ve mikroplu hastalıkların nekahat devresini kısaltır. Cilt kaşıntılarında faydalıdır. İştah açar. Kuvvet verir. Kabızlığı giderir. Kinidin alkoloidi taşikardide kullanılır. Vücuda kuvvet verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kırılmış, aşağılamış, tenezzül etmiş, şiddeti geçmiş. Kırgın su = Pek sıcak değil, ılık. 2. Hatırı kırılmış, Fars. hâtır-mânde, hâtır-şikeste = Dargın. Ahmed bana kırgındır. 3. Hayvanlara düşen salgın hastalık: Balık kırgını «kırcın» gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offended. hurt. disappointed. chagrined. disgruntled. injured. sore. vexed. wroth. displeased.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crestfallen. disillusioned. resentful. sore. hurt. offended. disappointed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hurt. offended.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Dargınlık, hatır kalma: Bu kırgınlığın sebebi nedir? 2. Kırıklık, vücudda hissedilen gevşeklik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disappointment. chagrin. gall. pique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offense. hurt. ache. soreness. fatigue. pique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Halayık, cariye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kaynak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çok ısıtılmış, pek sıcak: Kızgın demir; kızgın su. 2. Dargın, gücenmiş, hiddete gelmiş: Şimdi pek kızgındır, söz söylenmez. 3. Şiddetlenmiş, alevlenmiş, aşırı olmuş: Kızgın kavga; kızgın münakaşa. 4. Azmış, azgın: Kızgın boğa, azgın kısrak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hot. flaming. angry. pissed off. mad. red-hot. angry with. annoyed. ardent. baking. black. boiling. cross. dyspeptic. fervent. fierce. fiery. frowning. furious. glowing. hot-blooded. huffy. incensed. indignant. inflamed. irate. ireful. red. snappish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angry. belligerent. burning. fierce. fiery. furious. heated. indignant. irate. mad. ratty. surly. wild. hot. red-hot. cross. black. in heat. in rut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

red-hot. red or glowing with heat. angry. in heat. in rut. cross. hot and bothered. hot under the collar. huffish. irate. pissed off. sore. torrid. up- light.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get angry. to become red-hot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çok ısınmış şeyin hâli, fazla sıcaklık: Demirin kızgınlığı. 2. Dargınlık, gücenme, hiddet, gazap: Şimdi kızgınlığı vardır. 3. Alevlenme, çok şiddetlenme: Kavganın, münakaşanın kızgınlığı. 4. Azgınlık, küsünme: Boğanın, İneğin, aygırın kızgınlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furiousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anger. furore. fury. indignation. temper. rut. heat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anger. heat. rut. being red-hot. blinking / adj , adv /. displeasure. exasperation. flipping. indignation. ire. irritation. must. wrath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yolculukta gece konacak yer, Ar. menzil. Yolcuya konak varmak = Yatacak yer temin etmek. 2. Yolculukta konup mola verme.: Orada bir gün konakladık. 3. İki menzil arasındaki yol, mesafe, bir günlük yol, merhale: Edirne eskiden üç konektı. O yolu üç konakta geçtik. 4. İkametgâh, menzil, mesken: Orada konak tuttu. 5. Büyük ev, daire: Paşa konağı. 6. Resmî daire, hükümet şubelerinden birinin binası: Hükümet konağı. 7. Başa konan kepek: Başımda çok fazla konak oluyor, baş konağına karşı ilâç. Konak mahalli = Askerin konduğu yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inn. residence. residency. halting place. court. dandriff. dandruff. hall. mansion. road house. scurf. villa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dandruff. mansion. quarter. stage. government house. day's journey. host.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mansion. large and imposing house. shopping place. place to spend the night. dandruff. hall. halting- place. mansion house. scurf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Osmanlılar’da sefer sırasında ileri gidip konak hazırlayan subay. Seferber askerin yol sırasında konacak yerlerini seçip hazırlayan birlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

host.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stopover. baiting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accommodation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accommodation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yolculuk sırasında bir yerde kalıp geceyi geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stop over. camp. be billeted. put up. roost. stop off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pitch. to stay for the night. to spend the night. to be billeted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spend the night to bivouac. to encamp. to billet. stop off. stopover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Konakri, Guinea'nın başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Korunmak maksadıyla sığınılan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji” ve psikoloji). Bir elektrik akımının tenbih meydana getirebilmesi için gereken kısa müddet.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Göktürk prensi ve komutanı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) keçe veya asbest ile kaplama veya döşeme; kemer kalıbı döşemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (İng.), argo bir iş yapmaz olma, slang havyar kesme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gen. çoğ. tozluk, getr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Titreyen, titrek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geçici olarak oturulan mesken; çoğ. pansiyon; kiralık oda. lodging house kiralık odaları olan ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kenar, hudut; son hadde yakın hal; ihtiyaçtan fazla para ile yer veya zaman; tic. maliyet fiyat ile satış fiyatı arasındaki fark;sayfa kenarı; tic. ihtiyat akçesi; f. kenarına yazmak; kenar yapmak. margin of safety emniyet payı. buy on margin ya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kenarda olan, kenarda yazılı; verimi veya değeri kullanılışını lüzumsuz kılacak kadar düşük; son hadde yakın olan; psik. şuur dışında kalan, belirsiz şekilde hissolunan. marginally z. değeri az olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. derkenarlar, çıkmalar, haşiyeler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yazı sayfasında kenar bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. menkabe). Menkabeler. (bk.) Menkabe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مناقب] menkıbeler, övgüye değer özellikler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaya balığının ufak. cinsi.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

SMS ile aynı alt yapıya sahip ancak SMS’e göre daha çok veri gönderimini sağlayan (melodi-resim-kısa video vb) bir sistemdir.

Teknolojik Terim by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Batı Avrupa’da, Akdeniz kıyısında, Fransa’nın güneyinde, İtalya sınırında yer alır.

Coğrafi konumu: 43 44 Kuzey enlemi, 7 24 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 1.95 km².

Sınırları: toplam: 4.4 km.

sınır komşuları: Fransa 4.4 km.

Sahil şeridi: 4.1 km.

İklimi: Akdeniz iklimi.

Arazi yapısı: Tepelikli, engebeli, kayalıklı.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Akdeniz 0 m.

en yüksek noktası: Agel Tepesi 140 m.

Doğal kaynakları: yok.

Coğrafi Not: Dünyanın ikinci en küçük bağımsız devleti (Holy See’den sonra).

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 32,543 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.4 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 7.68 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 5.35 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 79.69 yıl.

Erkeklerde: 75.85 yıl.

Kadınlarda: 83.74 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.76 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

Ulus: Monakolu.

Nüfusun etnik dağılımı: Fransız %47, Monakolu %16, İtalyan %16, diğer %21.

Din: Roma Katolikleri %90.

Diller: Fransızca (resmi), İngilizce, İtalyanca, Monakoca.

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Monako Prensliği.

kısa şekli : Monako.

Yerel tam adı: Principaute de Monaco.

yerel kısa şekli: Monaco.

Yönetim biçimi: Meşruti Monarşi.

Başkent: Monako.

Bağımsızlık günü: 1419.

Milli bayram: Ulusal Gün , 19 Kasım.

Anayasa: 17 Aralık 1962.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACCT, ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IHO (Uluslararası Hidrografi Örgütü), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Inmarsat (Uluslararası Denizcilik Uydu Teşkilatı), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), ITU (Uluslararası Telekomünikasyon Birliği), OPCW (Kimyasal Silahları Yasaklama Organizasyonu), OSCE (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü), UN (Birleşmiş Milletler), UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UPU (Dünya Posta Birliği), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), WToO (Dünya Turizm Örgütü).

Ekonomik Göstergeler

GSYİH: Satınalma Gücü paritesi - 870 milyon $ (2000 verileri).

İş gücü: 41,110 (2004).

İşsizlik oranı: %3.1 (1998).

Endüstri: Turizm, inşaat, küçük çaplı endüstri ve tüketim malları.

Tarım ürünleri: yok.

Para birimi: Euro (EUR).

Para birimi kodu: EUR.

Mali yıl: Takvim yılı.

İletişim Bilgileri

Kullanılan telefon hatları: 33,700 (2002).

Telefon kodu: 377.

Radyo yayın istasyonları: AM 1, FM NA, kısa dalga 8 (1998).

Radyolar: 34,000 (1997).

Televizyon yayını yapan istasyonlar: 5 (1998).

Televizyonlar: 25,000 (199


Ülke by

Türkçe Sözlük

(I. A. «unk» tan masdar). Biribirinin boynuna sarılma, sarmaşma, kucaklaşma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çocuklara mahsus bir iskambil oyunu; iki ucun toplamı beş veya on olunca puan kazanılan domino oyunu; İng., (argo) ahmak kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. «nakl»den) (m. münâkale). Ulaştırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nakl» den masdar) (c. münâkalât). 1. Ulaşım. 2. Aktarış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transport. communication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «noksân» dan masdar) (c. münâkasât) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelime). Alınacak veya yaptırılacak bir şeyin en az bedele razı olana ihâle olunmak üzere açık eksiltmeye konması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜNAKAŞA) (i. A. «nakş» tan masdar) (c. münâkaşât). Atışma, çekişme, mücadele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

underbidding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argument. dispute. disputation. altercation. argumentation. bickering. hassle. spat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argument. dispute. wrangle. heated debate. encounter. altercation. argumentation. barney. broil. bust up. competitive tendering. confab or conflab. contest. controversy. disagreement. disputation. parley. rhubarb. rixation. set to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disputed. in dispute. at issue. moot. in question.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nikâh» tan masdar) (c. münâkehât). Nikâh kıyışma. islâm hukukunda nikâha ait bahisler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «aks» ten if.) (mü. mün’akise). 1. Tersine dönmüş, çevrilmiş. Ar. mâkûs. 2. Bir yere çarpıp geri dönen, akseden: Ses, duvardan mün’akis oldu. 3. Parlak bir şeye vurup oradan ışığı, resim ve şekli gelen veya görünen: Şekli aynaya, suya mün’akis oluyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «makh» tan imef.) (mü. münakkaha). 1. Soyulmuş, ayıklanmış, temizlenmiş. 2. En iyi kısmı seçilmiş, seçkin. 3. İdare maksadiyle fazlası kesilmiş (mesraf).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nakş» tan imef.) (mü. münakaşa). Nakışlı, süslü, resimli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nokta» dan imef.) (mü. münakkata). Nokta konmuş, noktalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «nikayet» ten if.) (mü. münakkıyye). Temizleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Miskli, misk gibi kokan; misk renginde: Zülf-i müşkîn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «noksan» dan if.) (mü. mütenâkıse). Azalan, gittikçe azalıp küçülen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nakz» dan if.) (mü. mütenâkıza). Birbirine karşı olan, birbirini çürüten.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contrary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kayıtlı görüntüleri sırayla makinenin ekranında görüntüler. Slayt gösterileri görsel efektler ve fon müzikleri ile zenginleştirilebilir.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مناقلات] taşımacılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مناقصه] açık eksiltme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مناقشه] tartışma. 2.irdeleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) çelişmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منقش] nakışlı, işlemeli, desenli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). Bazı isimlere katılarak sıfatlar teşkil eder. Derd-nâk = Dertli. Gam-nâk = Gamlı, üzgün. Hışm-nâk = Gazaplı. Nem-nâk = Nemli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dişi deve.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ناقه] dişi deve.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NAKARAT) (I. A. c.). Şarkılarda her kıt’a sonunda tekrarlanan mısra. 4 mısrâlı şiirlerde şarkı formunda 2. ve 4. mısrâlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chorus. refrain. repeat. refrain. burden. phrase/speech that has been worn out by repetition. the same old refrain. the same old thing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refrain. chorus. burden. theme tune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

down and out. knockout. knockout. kayo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knockout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Delme, delik veya lağım açma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Delik veyahut lağım açan işçi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نقد] nakit. 2.madeni para.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (c. nukûd). 1. Para. 2. Paradan ibaret olan mal ve servet. 3. Peşin para. Nakd-i cin = Pek kıymetli şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Para olarak, para hâlinde. 2. Peşin, elden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نقدا] peşin olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. nakdiyye). Paraya ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in cash. pecuniary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pecuniary. monetary. in the form of money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(isim) "ekonomi"

Para bakımından değer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intangible value.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

security given or possessed in the form of ready money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

financial / pecuniary aid / assistance. cash / monetary assistance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Arapça nakd’den). 1. Hazır ve peşin para. 2. Kıymetli mal.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çıplak, üryan, yalın; bot. çıplak, örtüsüz; çaresiz, savunmasız, silâhsız; açık; yalçın; huk. ispatsız, sade, kuru, geçersiz. naked ape insan. stark naked çırılçıplak, anadan doğma. the naked eye çıplak göz. the naked truth salt gerçek. nakedly z.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NA-KES) (i. F.). 1. insaniyetsiz, alçak. 2. (Türkçe halk dilinde: nekes) Hasis, cimri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ناکس] soysuz, işe yaramaz. 2.pinti, nekes.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde: nekeslik) Cimrilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «nakaye» den smüş) (mü. nakıyye). Temiz, pâk.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Temiz, pak. 2.Çok ince, çok güzel, zarif.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «nakabet» ten) (c. nukabâ). 1. Bir kavim veya kabilenin reisi veya vekili. Nakıybü’l-eşrâf = Osmanlı devrinde seyyid ve şeriflerin başı olan din adamı. 2. Bir tekkede kıdemli derviş veya dede.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نقيب] şeyh yardımcısı. 2.reis vekili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bir kavim veya kabilenin reisi veya vekili. Bir tekkede, şeyhin yardımcısı olan ve en eski derviş veya dede.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.İnsan ruhu. 2.Akıl.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nakd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «nakahet» ten smüş.) (mü. nakîhe) (tıp). Nakahet hâlinde bulunan, hastalıktan yeni kalkıp henüz zayıf ve dermansız olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NAKL) (i. A.). 1. Bir yerden bir yere götürme, diğer yere geçirme, taşıma: Hastaları hastaneye naklettiler. 2. Yer değiştirme, taşınma, göç: Bu yaz yalıya nakledecek misiniz? Birkaç güne kadar nakledeceğiz. 3. Yazı, resim vesaire suretini çıkarma, aynını alma, çıkarma. 4. Hikâye, rivayet: Tuhaf bir olay nakletti. 5. Ağızdan ağıza veya kitaplar vasıtasiyle bilinen ve akıl ile bilinmesi mümkün olmayan şey. 6. Bir dilden diğer bir dile çevirme, tercüme: Fransızca’dan dilimize naklolunmuş birçok kitaplar vardır. Nakl-i hâne = Ev değiştirme, göç. Nakl-i mekân = Yer değiştirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «nakl»den if.) (mü. nâkile) (c. nakale) (Fars. cem’i nâkilân). 1. Taşıyan, bir yerden bir yere götüren. 2. Nakil ve rivayet eden. 3. (fizik) Isı ve elektrik gibi kuvvetlerin kendisine geçerek öteye geçmesine müsait olan. Gayr-i nâkil = Bu hâle müsait olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transport. move. transfer. conveyance. devolution. removal. transference. transfusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commentary. transplantation. transport. transportation. transfer. narration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transporting. transferring. conveying. moving sth from one place to another place. movement to. transferring sb to a new post. transcribing. copying. translating. telling. recounting. transplanting. conductor. cable condu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ناقل] taşıma, nakil. 2.anlatan, nakleden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transport vehicle. means of transportation. means of communcation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. fizik) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir). Elektrik ve ısı gibi kuvvetlerin geçmesine müsait olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). Pek küçük ve ehemmiyetsiz şey. Aynı mânâda: kıtmîr. Nakîr ve kıtmîr = Hep beraber, takımıyla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «noksan» dan if.) (mü. nâkısa). 1. Eksik, kusurlu, tam ve mükemmel olmayan, noksan. 2. Ayıp ve kusurlu olan, kusurlu. 3. (matematik) Çıkartma işareti (—).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nakş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk musikisinde ikişer mısrâ okunduktan sonra terennüm gelen iki hâneii beste veya semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NAKIYS) (i. A. «noksân» dan smüş.) (mü. nakıysa). Eksik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negative. minus. less. below. inadequate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embroidery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embroidery. sampler. needlework. painting. image. fresco. fresco painting. decoration. ornamentation. ornament. tablature. scroll. vignette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ناقص] eksik. 2.eksi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نقش] desen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli ağır aksak semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli ağır semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli ağır aksak semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 3 hâneli aksak semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli beste.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli sengîn semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli yürük semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (c. nakais). Eksiklik, kusur, ayıp.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نقيصه] kusur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embroiderer. embroideress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embroidering. embroidery. being an embroiderer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نقيصه] kusur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embroidered. ornamented with embroidery. frescoed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nakd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prompt. in specie. cash. money. ready cash. hard cash. hard money. bankroll. ready. the ready. specie. liquidity. ready money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ready. ready money. cash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cash. ready money. cash item. hard cod. ready coin. cutoff date. donated surplus. down money. effective money. liquid funds. cash value.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

present money. solid cash. amount of cash. solid cod. in good money. hard cash. cash on hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Cash Markets)

Vade uygulanmadan aynı gün valörlü işlemlerin yapıldığı piyasalardır.


Finansal Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Naki).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nakz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nakzeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «nakz» dan smüş.) (mü. nakîze). Muhalif, zıd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. nakaaiz). Muhâlif şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ikinci a uzun) (i. A. «nakd»den imüb.). I. Paranın sağlamını kalpından ayıran. 2. Bir şeyin iyisini fenasından ayırabilen. 3. mec. Tenkitçi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نقاد] eleştirmen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نقال] nakleden, öykü veya masal anlatan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ikinci a uzun) (i. A.) (musiki). 1. Davul. 2. Askerî mızıka, mehter.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نقاره] davul. 2.dümbelek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. «nakş» dan imüb.). Yağlı ve suluboya ile duvar, tavan vs. boyayıp nakışlar ve çiçekler yapan san’atkâr: Nakkaş işi. Nakkaş-ı Ezel = Tanrı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muralist. frescoist. frescoer. miniaturist. carver. engraver. painter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nakkaş san’atı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نقل] nakil, anlatma. 2.taşıma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.anlatılmak. 2.taşınmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Rivayet ve hikâye ederek. 2. Nakil ve rivayetle, işiterek, akıl ve İspat suretiyle olmayarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by relay. live. by transfer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

live.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نقلا] naklederek, nakil yolu ile.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

live broadcast. live telecast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conveyance. conveying. haulage. portage. relation. transfer. transference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nakil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transport. carry. transfer. remove. transplant. communicate. convey. freight. graft. implant. recount. route. ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communicate. conduct. convey. relate. ship. transfer. transport. to transport. to convey. to carry. to transfer. to conduct. to narrate. to tell. to commentate. to transplant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to transport. to transfer. to convey or move. to move to another place. to transfer sb to a new post. to recount. to conduct. to transmit. to carry. to communicate. to shift. to report. to remove. to relate. to reminisce. to narrate. convey. freight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.anlatmak. 2.taşımak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. nakliyye). 1. Taşımaya ait.Vesâit-i nakliyye = Nakil vasıtaları. 2. Nakil ve rivayetle öğrenilen; zıddı: akit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NAKLİYYAT) (i. A. c.). 1. Taşıma ve göç işleri, erzak ve mühimmat nakli işleri. 2. Nakil ve rivayetle bilinen şeyler: Nakli ilimler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cargo-carrying. transportation. portage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transport. shipping. forwarding. freighting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carriage. transport. shipping. freighting. forwarding. transportation. expedition. conveying. shipment. haul. traffic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نقليات] taşımacılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who operates a transport company. shipper. freighter. forwarding agent. freight agent. shipping agent. forwarder. dispatcher. carrier. carter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NAKLİYYE) (i. A ). 1. Eşya nakli işi. 2. Eşya ve erzak nakli için verilen ücret: Nakliyesi çok pahalıdır. 3. (denizcilik) Erzak, cephane ve asker taşımaya mahsus askerî gemi: Nakliye gemisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forwarding. transport. carriage. carrying. shipping. forwarding. freight. haulage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forwarding. transport. carriage. carrying. shipping. freight. haulage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transportation. carriage. transport. shipping. forwarding. conveying. shipment. freight forwarding. dispatching. cartage. portage. merchanting house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نقليه] taşıma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nakliye işini meslek edinen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transporter. shipper. carrier. carrying agent. carman. goods agent. haulier. mover. remover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrier. shipper. transporter. forwarding agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who operates a transport company. shipper. freighter. forwarding agent. freight agent. shipping agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Oyma, mermer vesaireyi oyarak heykel gibi şeyler yapma, heykeltıraşlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Noksan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نقش] nakış, desen. 2.resim. 3.duvar resmi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

işlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. nukuş). 1. Resim, tasvir, şekil. 2. Duvar ve tavanlara yağlı veya suluboya ile yapılan resimler, çiçekler ve bunların yapılması. 3. Sırma veya ipekle işleme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nakış yapan, ressam, nakkaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NAKŞİBENDİ) (i. A.) (mü. nakşbendiyye). Bahâeddin Nakşbend’in kurduğu tarikata mensup ve ait.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

işlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). 1. Nakş yapmak. 2. mec. Zihne iyice yerleştirmek, perçinlemek; zihne nakşetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to engrave sth in (one's memory or mind. beset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Gönül resmi, gönül süsü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be engraved in (one's mind or memory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). 1. Kilise çanı. 2. (kimya). Çan şeklinde camdan kapak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ناقوس] çan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bozma, çözme, kırma, yapılmış bir anlaşmayı hükümsüz kılma: Nakz-ı ahd, yemîn.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نقض] yok sayma. 2.bozma, çözme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Nakzedilerek, (bk.) Nakz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Bozmak, (bk.) Nakz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nemli, hafif surette yaş ve ıslak, rutubetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nemli, hafif surette yaş ve ıslak, rutubetli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نمناک] nemli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Yüzük (taşı). 2. Mühür.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ نگين] yüzük. 2.yüzük kaşı. 3.mühür.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (k.dili) kafa; ufak bardak; ufak bir içki öIçüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Objektif kapağı açıldığında, fotoğraf makinesi otomatik olarak açılır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) nazik, hoş davranan, yardım etmeye hazır. obligingly (z.) nazik bir şekilde. obligingness (i.) nezaket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Okunması kolay yazı veya kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legible. readable. fair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legible. readable. clear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legible. readable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güçlükle okunabilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unreadable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illegible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illegible. unreadable. cramped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

possibility. facility. the possible. handle. potentiality. scope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

facility. possibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feasible. possible. possible mümkün. kabil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

possible. apt. earthly. feasible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impossible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Unable. impossible. no go.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impossibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Bilim

Olay Ufku

Genel görelilikte olay ufku, ışık ve maddenin artık kaçamadığı bölgeyi sınırlayan kuşağa denir. Olay ufku, herhangi bir fiziksel incelemede bulunamadığımız bir uzay parçasıdır. Ne olay ufkundan ötesini bilinen yasalarla açıklama olanağı vardır, ne de orada ne olup bittiğini bilmenin bir yolu vardır.

Kara deliğin olay ufku

Bir yıldızın olay ufku, yıldızın çökmeden önceki kütlesiyle orantılıdır. Örneğin kütlesi 10 Güneş kütlesi olan bir yıldız içe çöküp kara delik haline geldiğinde çapı 60 km olan bir olay ufkuna sahip olur. Bir kara delik madde yuttukça olay ufkunu genişletir, olay ufku genişledikçe de daha güçlü çekim alanına sahip olur. Kara deliğin olay ufkunda teorik olarak zaman tümüyle durmaktadır. Kimi kara deliklerde iki olay ufku vardır. Kimileri "olay ufku" terimi yerine kara deliğe pek uygun olmamakla birlikte “kara deliğin yüzeyi” terimini kullanırlar. (Terimin uygun olmamasının nedeni, bir gezegen veya yıldızdaki gibi katı ve gazlardan oluşan bir yüzeyinin olmamasıdır.) Fakat burada birtakım özel nitelikler gösteren bir bölge söz konusu değildir; bir gözlemci kara deliğe ufku aşacak kadar yaklaşmış olabilseydi, kendisine yüzey izlenimi sağlayacak hiçbir özellik veya değişim hissedemeyecekti. Buna karşılık geri dönme girişlerinde bulunduğunda, artık bu bölgeden kaçamayacağının farkına varmış bulunacaktı. Bu, âdeta "dönüşü olmayan nokta"dır. Bu durum, akıntısı güçlü bir denizde akıntıdan habersiz bir yüzücünün durumuna benzetilebilir. Öte yandan olay ufkunun sınırına yaklaşmış bir gözlemci, kara delikten yeterince uzaktaki bir gözlemciye kıyasla, zamanın farklı bir şekilde aktığının farkına varacaktır. Kara delikten uzakta olan gözlemcinin diğerine düzenli aralıklarla (örneğin birer saniye arayla) ışık işaretleri yolladığını varsayalım: Kara deliğe yakın gözlemci bu işaretleri hem daha enerjetik (ışığın kara deliğe düşmek üzere yaklaştıkça maviye kayma sonucuyla bu ışık işaretlerinin frekansı daha yüksek olacaktır) hem de ardışık işaretlerin aralarındaki zaman aralığı daha kısalmış (birer saniyeden daha az) olarak alacaktır. Yakın gözlemci, uzaktakine oranla zamanın daha hızlı aktığı izleminde olacaktır. Uzaktaki gözlemci de aksine, diğerinde meydana gelen şeylerin gitgide daha yavaş seyrettiğini görecek, zamanın daha yavaş aktığı izleniminde olacaktır. Uzaktaki gözlemci kara deliğe bir nesnenin düştüğünü görmesi halinde, ona nazaran "çekimsel kızıla kayma" ve "zamanın genleşmesi" fenomenleri birleşmiş durumda olacaktır: Nesneden çıkan işaretler gitgide kızıl, gitgide parlak (uzak gözlemciye varmadan önce gitgide artan enerji kaybıyla çıkarılan ışık) ve gitgide aralıklı olacaktır. Yani pratikte, gözlemciye varan ışık fotonlarının sayısı, gitgide hızla azalacaktır ve nesnenin kara deliğe gömülüp görünmez olmasının ardından tükenecektir. Nesnenin henüz olay ufku sınırında hareketsiz durduğunu gören uzaktaki gözlemcinin onun düşmesini engellemek üzere olay ufkuna yaklaşması boşuna olacaktır. Kara deliğin "tekilliği"ne yaklaşan bir gözlemciyi etkilemeye başlayan etkilere “gelgit etkileri” denir. Bu etkiler kütleçekim alanının homojen olmayan bir yapıya sahip olması nedeniyle nesnenin biçimsizleşmesine (doğal biçimini kaybetmesine) yol açarlar. Bu “gelgit etkileri bölgesi” dev kara deliklerde tümüyle olay ufkunda yer alır; fakat özellikle "yıldızsal kara delik"lerde olay ufkunun sınırını da aşarak etkide bulunur. Dolayısıyla yıldızsal kara deliğe yaklaşan bir astronot daha olay ufkuna geçmeden parçalanacakken, dev kara deliğe yaklaşan bir astronot, daha sonra “gelgit etkileri” ile yok edilecek olmakla birlikte, olay ufkuna bir güçlükle karşılaşmadan giriş yapacaktır.

Kaynak: Wikipedia

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yağlı, yağ veren; sahte tatlı dilli, yağcı, piyazcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organ. uzuv. alet. araç. org. örgüt. kuruluş.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transplantation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organ. uzuv. alet. araç. org. örgüt. kuruluş.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transplantation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. asıl, köken, kaynak, başlangıç; nesil, doğuş, soy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. asli, esasa ait, ilk; özgün, yeni, yeni icat olunmuş, orijinal; yaratıcı (zeka); i. aslı, kaynak, menşe; asıl nüsha, müsvedde; acayip kimse. original mind yaratıcı zeka. original sin ilah. kalı- tımla geçen veya doğuştan olan günah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaratıcılık; özgünlük. originally z. aslen, esasında; orijinal bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. icat etmek, meydana getirmek, çıkarmak, yaratmak, gelmek, olmak. origina'tion i. icat etme veya olma; meydana gelme; yaratılış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for instance. e.g. for example. such as.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for example. for instance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for instance. for example. e.g.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Örümcekler günümüz teknolojisinin bile çözemediği inanılmaz canlılardır. Örümcek ağının çok özel nitelikleri olan sağlamlık ve esneklik bugüne kadar taklit edilemedi. Aynı çaptaki bir çelik telden iki kat daha güçlü olan bu doku ne kadar çekilirse çekilsin orjinal durumuna dönecek kadar esnektir.

Örümcek ağları kendine yüksek hızla çarpan nesneleri yırtılmadan esneyerek frenler. Tekrar gerisin geriye yaylanmadığından nesne ters yöne fırlamaz, yapışır kalır. Örümcek ağının esneme kapasitesi bugün yapay olarak üretilmiş en iyi telin neredeyse dört katıdır.

Bu maddeyi yapay olarak elde etmeyi hala başaramayan bilim insanlarının örümcek çiftliği kurup, örümcekleri sağarak, ipliklerini aldıklarını biliyor muydunuz? Yaklaşık 2.5 santimetre boyundaki bu örümceklerden günde hayvan başına 320 metre (yaklaşık 3-5 gram) iplik elde ediliyor ve bu iplikler ABD ordusuna kurşun geçirmez yelek yapmada kullanılıyor.

Dünyada 34 bin örümcek cinsi tepit edilmiştir. Yani her cins örümcek farklı özellikler taşır. Örümceklerin hepsinde zehir bezleri vardır, ama karadul örümceği, kahverengi örümcek gibi çok az türü insana zarar verebilir. Dünyanın en büyük örümceği ise Güney Amerika’nın kuzey kısmında yaşayan “Goliath Trantula” isimli dev örümcektir. Erkeğinin bacağının boyu 25 santimetreyi bulur. Kurbağaları, kertenkeleleri, fareleri ve hatta küçük yılanları yakalayıp yiyecek kadar güçlüdür.

Örümcekler, diğer böceklerden farklı olarak sekiz bacağa ve sekiz göze sahiptirler. Büyüme safhasında bir bacak kırılırsa yerine yenisi gelebilir. Vücutları iki parça olup arka kısmındaki bezlerden ağ üretimi başlar, buradaki çok ince deliklerden sıvı ve damlalar halinde verilen ağ malzemesi dışarı çıkar çıkmaz donar.

Örümcek ağının her tarafı yapıştırıcı değildir. Kurban ağa yakalanınca yapışkan kısmı bildiklerinden kendileri de ağa yakalanmadan onun yanına kadar giderler. Örümcek ağını amacına göre farklı şekillerde örer. Ağdaki ipliklerin de cinsleri yerlerine göre farklıdır. Yumurtaların sarmalanması için ürettiği yumuşak iplik onu aynı zamanda bir uçurtma gibi uçurabilir. Ağın ana yapısı, dairesel kısımları, avı yakalayacak kısmı için elastikiyetleri ve sağlamlıkları farklı ipler üretir.

Örümceklerin birçok türünde erkeğine göre 4 – 5 kat büyük olan dişinin çiftleştikten sonra erkeğini yediği doğrudur. Ancak bu erkeklerin bir gecelik zevk uğruna katlandıkları bir sonuç değil, kendi nesillerini devam ettirebilmek, kendi evlatlarını üretebilmek için kendilerini dişiye kurban etmeleridir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Oynar, hareket eden. Sebatsız, dönek. 3. Şûh, namusu şüpheli

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk musikisinde 9 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frisky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frisky. mobile. moving. skittish. wonky. playing. unstable. unreliable. playful. fickle. lively. active. flirtatious. wobbly. joint. articulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mobile. lively. frisky. active. flickering. wavering. vacillating. irresolute. frivolous but charming. loose. joint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

changefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volatility. frivolity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

changefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volatility. frivolity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Öz bilgin. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü engin, geniş ve derin.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kitap sayfalarını numaralamak. pagina'tion i. kitap sayfalarını numaralama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Olgun kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. milletlerarası yardımcı dili olarak kullanılan karışık dil. Pidgin English Uzak Doğu'da kullanılan ingilizceden bozma karışık dil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çamçak, tahta maşrapa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

dinamik tazyikli jet motoru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çıngıraklı yılan, (zool.) Crotalus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F. «revnak, parlaklık gösteren») (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F-). 1. Rengi olan, parlak renkli. 2. mec. Güzel, süslü. 3. Süslü (şiir, söz): Bir mısra-ı rengîn.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ رنگين] renkli. 2.hoş, havalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Renkli, parlak renkli. 2.Güzel, hoş. Süslü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Nar renginde olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Parlaklık, güzellik, letâfet, tazelik, süs.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رونق] parlaklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Parlaklık, güzellik, tazelik, süs.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

canlılık kazandırmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Revnak, parlaklık, tazelik arttıran.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [رونق بخش] parlaklık veren, canlılık kazandıran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [رونقدار] revnaklı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parlak, lâtif, güzel, süslü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geminin arması, donanım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pas renkli, kahverengimsi kırmızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gönlü memnun.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sağnak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drench. shower. heavy shower. rainfall. downpour. squall. down pour. flurry. hail. soak. soaker. spate. spatter. torrent. waterspout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloudburst. downfall. downpour. flurry. shower. spate. spatter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downpour. shower. cloudburst. thunderstorm. cloud burst. rainfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Emel, istek, amaç, düşünce.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Birdenbire ve çok bol yağıp geçen yağmur: Bir sağnak geldi. 2. mec. Birdenbire gelen şiddetli zarar ve ziyan: Bir sağnağa uğradı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Salar, hücum eder: Salgın köpek. 2. Herkese kolaylıkla geçen, salgın hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contagious. epidemic. rife. epidemic. epidemical. outbreak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outbreak. contagious. epidemic. invasion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epidemic. outbreak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epidemic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epidemic disease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Menegokok adı verilen bir çeşit mikrobun; beyin zarına yerleşmesi ve orada iltihaplanmalar meydana getirmesi sonucu ortaya çıkan bulaşıcı ve tehlikeli bir hastalıktır. Hastalık, boğazlarında mikrop taşıyan hastalar veya kendileri hasta olmadıkları halde boğazlarında menenjit mikrobu taşıyan sağlam kimseler tarafından bulaştırılır. Hastalık çoğu kere üşüme, titreme ve ateşin birdenbire yükselmesiyle başlar. Halsizlik, başağrısı, ve kusma görülür. Dudak ve burun deliklerinin kenarlarında uçuklar belirir. Gözlerini açmakta zorluk çeker. Bir süre sonra, ensesi sertleşmeye ve başını öne eğememeye başlar. Hiç vakit geçirmeden tedaviye başlamak şarttır. Aksi halde, ölümle sonuçlanabilir. Bu günkü tedavi yöntemleri sayesinde hastanın sağlığına kavuşması mümkündür. Salgın menenjit salgını sırasında sağlıklı kimseler hastalarla görüşmemelidir. Kalabalık yerlere gidilmemelidir. Bütün vücudun, özellikle ağız ve burunun temiz tutulması gerekir.

Sağlık Bilgisi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kısa zaman, az süre. 2.Fikirsiz, düşüncesiz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Doğru yoldan sapmış, yolunu şaşırmış kimse.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Candan, içten, yürekten. 2.Çekici cazibeli. 3.Kapalı, puslu hava. 4.İstekli, hevesli. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sargın).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honorable. honourable. esteemed. respectable. prestigious. valued. notable. commanding. decent. important. reputable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

august. eminent. honourable. reputable. respectable. honorable. respected. esteemed itibarlı. muteber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

esteemed. respected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Saygı gören, sayılan, hatırlı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prestige. esteem. honor. honour. credit. notability. repute. reputability. respectability. cachet. grace. importance. note. odor. odour. standing. venerability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credit. dignity. distinction. eminence. face. prestige. repute. standing. esteem. respect. eminence itibar. prestij.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

respectability. esteem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. sihâm, eshâm). 1. Ok, yayla atılan ucu sivri demirli kamış (bu mânâ ile birinci cem’i kullanılır). 2. Hisse, pay, Ar. nasîb, Fars. behre. 3. Devlet tarafından ikraz olunan paraya mukabil alınan resmi senet (bu mânâ ile ikinci cem’i kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Korku, dehşet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سهم] pay. 2.ok.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سهم] korkunç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Korkunç, dehşetli, müthiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سهمگين] korkunç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سهمناک] korkunç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Şah, hükümdar soyundan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Semizlikten ağırlaşıp uyuklayan tenbel; tenbellikten semirip şişen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ثناکار] öven.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sütotu bot. Polygala; sütotunun öksürük söktürücü kurutulmuş kökü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Taştan. Dil-1 sengin = Taştan yürek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سنگين] ağır. 2.taştan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Eski Ahit kitabının MÖ 270'de başlanılan Yunanca tercümesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F ). Gübre. Serglnotu = Bir çeşit sarmaşık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Utangaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Şermende.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شرمگين] utangaç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شرمناک] utangaç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Çok nazlı, sevgili.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Sezme yeteneği olan, duygulu anlayışlı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - (bkz.Sezgin). -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Geyiğin iri bir cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moose. elk. fallow deer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1.”Sığınılacak yer. Ar. melce. 2. Harpte bomba ve zehirli gaz tesirinden korunmak İçin, yer altında, zemin katlarda yapılan barınak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shelter. refuge. bunker. air-raid shelter. asylum. burrow. cove. cover. covering. covert. cranny. creep. den. fastness. harbor. harbour. haven. lair. repair. sanctuary. stronghold. tabernacle. tower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asylum. cover. harbour. haven. refuge. retreat. sanctuary. shelter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harbour. harborage. hole. sconce. hostel. resort. lee. emergency. air-raid shelter. asylum. burrow. cover. den. harbo u rage. haven. home. house of refuge. let- out. place of refuge. last resort. retreat. sanctuary. shelf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shelter. taking sheltir. taking refuge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take shelter in to take refuge behind sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right of asylum. right of asylum / sanctuary. right of sanctuary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refugee. exile. asylum seeker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dayanmak, ilticâ etmek: Şeytan’ın şerrinden Allah’a sığını■ıml

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fall back upon a thing. take refuge in. take shelter in. refuge. harbor. harbour. nestle. defect. take sanctuary. take to. turn to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shelter. to take shelter in. to take refuge. to crouch down. to take refuge. to crouch down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take shelter / refuge. to take cover. to take refuge. to take shelter. to cry on one's shoulder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kapılandığı yerde varlığı gereksiz görülen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dependent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Kırık dökük, perişan, dağınık. Sıngın adalar = Dağınık adalar. 2. Mağlûp.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kırık, dökük. 2.Dağınık. 3.Sıkıntılı, kederli. 4.Çekingen, gözü korkmuş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ağaçların büyük sürgünü. 2. Bir çeşit çam ağacı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yılan; sinsi ve hain kimse; boru temizlemek için bükülebilen tel; f. yılan gibi sessizce ve sinsi sinsi ilerlemek; A.B.D., (argo) çekip dışarı çıkarmak, sıyırmak. snake charmer yılan oynatan hokkabaz. snake dance Amerika kızılderililerinin yı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şeytan şalgamı, bot. Bryoniadiocia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaz karabatağı, zool. Anhingarufa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yılan ısırması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yılan sokmasında ilâç olarak kullanılan birkaç cins kök veya ot; loğusa otu, bot. Aristolochia; kurtluca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yılan kökü, kurt pençesi, bot. Polygonum bistorta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Üşütmekten meydana gelen keyisizliği gidermek amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Toz şeker, karabiber, su.

Hazırlanışı : Bir tatlı kaşığı toz şeker ile 1 tatlı kaşığı toz karabiber karıştırılır. 1 bardak suda eritildikten sonra içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catarrh. chill. cold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cold. common cold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üç köşe büyük yarış yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bina iskelesi; menzil arabasıyla yolculuk: sahneye koyma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. kıkırdak altındaki; kıkırdağımsı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sınır veya kenar çizgisi altındaki işlenmeye değmez (toprak); biyol. sınır veya kenara yakın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Olgun ask(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(fi.). Tapınaklarda üzerinde kurban kesilen, başında merasim yapılan taş masa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ke ile) (i. F.). Türk Musikisi’ndeki 13 basit makamdan biri. Rast (sol) perdesinde kalır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سوزناک] yakıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Yakan, yakıcı. Dokunaklı. 2.Türk müziğinde basit bir makam.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (argo) canlı, çekici; paylaşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Parlak, ışıklı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تابناک] parlak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Parlak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obsession. hang up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Garip, tuhaf, şaşırtıcı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Mâbet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

temple. place of worship. chapel. fane. sanctuary. shrine. tabernacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sanctuary. temple. place of worship. sanctuary mabet. ibadethane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

place of worship. temple. house of worship. sanctuary. shrine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rahatsız, huzursuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uneasy. perturbed. irritated. agitated. doubtful. bothersome. obsessed. solicitous. in a lather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anxious. uneasy. upset. disquieted. troubled. grumbling. restless. discontented.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ill at ease. uneasy. uncomfortable. apprehensive. worried. anxious. edgy. tense. nervous. on the jump. jumpy. on a knife edge. scared. troubled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to diquiet. to make sb feel ill at ease. to disturb. besiege. derange sb. discontent. molest. perturb. put out. ruffle. tease. unsettle. vex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uneasiness. perturbation. doubtfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discomposure. restlessness. discontent. perturbation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uneasiness. disquiet. apprehension. worry. anxiety. edginess. tenseness. nervousness. distrubance. disturbance. uncomfortable feeling. uneasy feeling. flap. unease. unrest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Fena, acı lezzetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «naks» dan masdar). Azalma, eksilme: Stok mal gittikçe tenâkus ediyor, (tıp) Tenâkus-ı humma = Sıtmanın düşmesi. Tenâkus-ı dem = Kanın azalması. Tenâkus-ı kuvvet = Kuvvetten düşme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تناقص] eksilme, azalma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

eksilmek, azalmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nakz» dan masdar) (c. teâkuzât). insanın bir sözünün diğer bir sözünü çürütmesi, bir sözü diğerine uymaması: Sözlerinde tenâkuz var.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradiction. being contradictory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تناقض] çelişki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تناکر] antipati.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Korkan, korkak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ترسناک] korkunç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Tekin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İnsan ve hayvanın el ve ayak parmaklarının ucundaki sert ve hissiz kısım. 2. At ve sığır gibi hayvanların ayakları ucundaki bir veya iki parça maddeye de denir. Etle tırnak = Hısım akraba. Tırnak iliştirmek, takmak, geçirmek = Yapışıp bırakmamak, elde etmeye çalışmak. Baştan tırnağa, tepeden tırnağa = Baştan ayağa. Tırnak pidesi = Üstünde basılmış tırnak izleri bulunan bir cins pide. Demir tırnağı = (denizcilik) Lengerin sivri ucu. Devetırnağı = Bir cins bitki. Tırnağı dibinde = Peşin, parayla. Tırnak sökmek = mec. Takat bırakmamak. Şeytantırnağı = Tırnağın yanından ayrılan deri parçacığı. Katırtırnağı = Bir cins bitki ve çiçeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nail. fingernail. claw. cam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fingernail. nail. toenail. claw. hoof. inverted commas. quotation marks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finger nail. lug. strut. back stop. prong. trippet. extractor. pallet. point. hoof. dog. ungula. talon. tumbler. tab. cam. gab. cog. joggle. ear. knockout. knockup. finger. finger grip. quotation marks. claw. fingernail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tırnaklarda meydana gelen çatlakları tedavi etmek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Limon suyu, gliserin, kolonya.

Hazırlanışı : Küçük bir şişeye 1 çorba kaşığı limon suyu, 1 çorba kaşığı gliserin ve 1 çorba kaşığı limon kolonyası konur. İyice çalkalanıp, tırnakların üstü ovulur.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Tırnak kenarlarında veya altında cerahat birikmesine, tırnak iltihabı denir. Nedeni, ufak kesikler veya sıyrıklar sonucu bakterilerin yerleşmesidir. İltihaplanan tırnağın kenarında kızarıklık görülür. Ağrı da vardır. Tedavi için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Maydanoz, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 2 tutam maydanoz konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Maydanozlar, tırnağın üzerine konup, temiz bir bezle sarılır. Aynı işleme iltihap boşalıncaya kadar devam edilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quotation mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inverted comma. quotation marks. inverted commas. turned commas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nail scissors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pickpocket. thief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tırmalamak. 2. Tırnaklarını geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scratch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scratch. to claw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be scratched. to be clawed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Halk rasında bu olay, organizmanın vitamin eksikliğine bağlanır. Oysa tırnaklar üzerinde zaman zaman beyaz lekelerin oluşmasının kesinlikle patolojik bir rahatsızlıkla ilgisi yoktur. Bu olayın nedeni, tırnağın altında küçük bir hava boşluğunun oluşmasıdır. Bu hava boşluğu zaman içinde büyür ve yukarı doğru çıkar. Daha sonra da kendiliğinden kaybolur. Ancak bu hava boşluğundan kaynaklanan beyaz lekeleri anımsatan mantar oluşumu tamamen farklı bir şeydir. “Lökonik hastalığı” adı verilen bu durum, tipik bir deri mantarı rahatsızlığıdır ve genellikle tırnaklarında mantar olan kişilerle el sıkışması yoluyla geçer. Bu hastalık, ağızdan alınan bazı ilaçlarla tedavi edilir.

Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hayvanlar pençelerini toprağı kazmada, savunmada ve saldırıda kullandıkları için bunların sivri oldukları, insanların tırnaklarının ise geçirdikleri evrim sonucunda düzleştiği ileri sürülüyor. Genel anlamda tırnaklarımız saçlarımızla ortak bir özellik gösterir. İkisinin de görülen kısımları ölü hücrelerden oluşmuştur ve kompozisyonlarındaki ana madde keratindir. Tırnaklarımız parmaklarımızı mekanik dış tehlikelere karşı korurlar. Özellikle el tırnaklarımız parmaklarımız için çok önemlidir. Onlar olmasaydı derimizin yumuşak tabakası ile eşyaları tutup kaldıramazdık.

El ve ayak tırnaklarımız, derimizin altındaki, tırnak diplerine çok yakın köklerinden çıkarlar. Burada tırnak çok inceleşir ve yarım ay şeklinde beyaz bir renk alır. Bu bölüm baş parmaklarda çok belirgindir, diğer parmaklarda olabilir de, olmayabilir de ama serçe parmağımızda pek görülmez. Kökteki hücreler ölü bir hücre olan keratin üretirler ve yeni hücreler üredikçe ölü tırnağı dışarı doğru iterler. Bu nedenle de aynen saçlarımız gibi tırnaklarımızı keserken de acı duymayız.

Tırnaklarımız derimize her iki yandan elastik fiberlerle bağlıdırlar. Bu sayede yanlardan bağlı oldukları halde uzadıkça rahatlıkla ilerlerler. Derideki yatakları ile irtibatı biten tırnaklar beyazlaşır ve kesilmeyi beklerler. Halbuki bu kısmın da küçük objeleri tutmak, bir tarafımızı kaşımak, sivilce sıkmak gibi çok ciddi fonksiyonları vardır.

Elimizdeki tırnakların ayaktakilere tek farkı, daha hızlı, yani haftada ortalama 0,5 - 0,6 milimetre hızla uzamalarıdır. Yani kesilmezlerse yılda 2,5 - 3,0 santimetre uzunluğa ulaşabilirler. Ayak tırnaklarının uzama hızı bunun dörtte biri kadardır.

En hızlı uzayan tırnak orta parmaktakidir. Buradan parmak ne kadar uzunsa, oradaki tırnak da o kadar hızlı uzar sonucunu çıkartabiliriz. Bütün tırnaklar sıcak havada soğuğa nazaran daha hızlı uzarlar. Tırnaklardaki uzama hızı yaş ilerledikçe yavaşlar. Çok ileri yaşlarda neredeyse yarı yarıya düşer. Bebeklerde de tırnak uzama hızı yetişkinlere göre daha yavaştır.

Dışarıdan çok basit bir yapıymış gibi görünen tırnaklarımız aslında çok karışık ve bugün bile tam olarak anlaşılamamış bir yapıya sahiptirler. Tırnak, daha doğrusu onu oluşturan kısım psikolojik değişmelere de duyarlıdır. Stresli zamanlarda, uzun süren yüksek ateşte, zararlı içkiler alındığında çatlarlar, lekeler oluşur, kalınlaşır veya incelirler, yani deforme olurlar. Bu özellikler tırnaklarımızı sağlık durumumuzu ortaya koyan önemli ipuçları haline getirir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hayvanlar pençelerini toprağı kazmada, savunmada ve saldırıda kullandıkları için bunların sivri oldukları, insanların tırnaklarının ise geçirdikleri evrim sonucunda düzleştiği ileri sürülüyor. Genel anlamda tırnaklarımız saçlarımızla ortak bir özellik gösterir. İkisinin de görülen kısımları ölü hücrelerden oluşmuştur ve komposizyonlardaki ana madde keratindir. Tırnaklarımız parmaklarımızı mekanik dış tehlikelere karşı korurlar. Özellikle el tırnaklarımız parmaklarımız için çok önemlidir. Onlar olmasaydı derimizin yumuşak tabakası ile eşyaları tutup kaldıramazdık.

El ve ayak tırnaklarımız, derimizin altındaki, tırnak diplerine çok yakın köklerinden çıkarlar. Burada tırnak çok inceleşir ve yarım ay şeklinde beyaz bir renk alır. Bu bölüm baş parmaklarda çok belirgindir, diğer parmaklarda çok olabilir de, olmayabilir de ama serçe parmağımızda pek görülmez. Kökteki hücreler ölü bir hücre olan keratin üretirler ve yeni hücreler üredikçe ölü tırnağı dışarı doğru iterler. Bu nedenle de aynen saçlarımız gibi tırnaklarımızı keserken de acı duymayız.

Tırnaklarımız deriye her iki yandan elastik fiberlerle bağlıdırlar. Bu sayede yanlardan bağlı oldukları halde uzadıkça rahatlıkla ilerler. Derideki yatakları ile irtibatı biten tırnaklar beyazlaşır ve kesilmeyi beklerler. Halbuki bu kısmın da küçük objeleri tutmak, bir tarafımızı karıştırmak, sivilce sıkmak gibi çok ciddi fonksiyonları vardır.

Elimizdeki tırnakların ayaktakilerle tek farkı, daha hızlı, yani haftada ortalama 0.5-0.6 milimetre hızla uzamalarıdır. Yani kesilmezlerse yılda 2.5-3.0 santimetre uzunluğa ulaşabilirler. Ayak tırnaklarının uzama hızı bunun dörtte biri kadardır.

En hızlı uzayan tırnak orta parmaktakidir. Buradan parmak ne kadar uzunsa, oradaki tırnak da o kadar hızlı uzar sonucunu çıkartabiliriz. Bütün tırnaklar sıcak havada soğuğa nazaran daha hızlı uzarlar. Tırnaklardaki uzama hızı yaş ilerledikçe yavaşlar. Çok ileri yaşlarda neredeyse yarı yarıya düşer. Bebeklerde de tırnak uzama hızı yetişkinlere göre daha yavaştır.

Dışarıdan çok basit bir yapıymış gibi görünen tırnaklarımız aslında çok karışık ve bugün bile tam olarak anlaşılamamış bir yapıya sahiptirler. Tırnak, daha doğrusu onu oluşturan kısım psikolojik değişmelere de duyarlıdır. Stresli zamanlarda, uzun süren yüksek ateşte, zararlı içkiler alındığında çatlarlar, lekeler oluşur, kalınlaşır ve incelirler, yani deforme olurlar. Bu özellikler tırnaklarımızı sağlık durumumuzu ortaya koyan önemli ipuçları haline getirir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unguiculate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having nails. having claws. spiked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

which has nails. claws or hooves.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tırnağa benzer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). At, eşek gibi tek tırnaklı hayvanların tırnağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hooves.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoof. hoof duynak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). At, su aygırı gibi parmakları toynak biçiminde olan hayvanlar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Işıklı, mehtaplı gece. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.) (uyd. k.). Mahkeme, meclis gibi yerlerde söylenen sözlerin olduğu gibi yazılmışı, zabıt ceridesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

record. minutes. protocol. official report. report. minute book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minutes. proceeding. protocol. record. report. written report. signed proceedings. minutes. court record.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minutes. record. official report. statement signed by several persons. minute book. minutes. proceeding. protocol. record. written record. report of proceedings. account of proceedings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Naklî, edebî ilimler. Müsbet ilim sayılmayan bilgiler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yorulmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. isteyerek yapan; istekli; seve seve yapan. ungrudgingly z. seve seve.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yaratma kabiliyeti olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yararsız, faydasız; aldırışsız ilgisiz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. terbiye, yetişme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -s, -nae) anat., zool. dölyolu, vajina, mehbil, hazne; bot. kılıf. vaginal s. dölyoluna ait; kılıfa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. döl yolunun çıkarılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. dölyolu iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ وحشتناک] korkunç. 2.ıssız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ulaşan, isteğine kavuşan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kuruntulu, vehme tâbî, fazla vehimli, Ar. mütevehhim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [وهمناک] kuruntulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Verici, özverili kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. baş dönmesi olan; sersemletici, baş döndürücü; terelelli. vertiginously z. baş döndürücü bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. kız, bakire; b.h. Hazreti Meryem; b.h., astr. Sünbüle burcu; s. baki reye yakışır, kız gibi, afif; kullanılmamış, dokunulmamış, temiz; tabii; el değmemiş, bakir. virgin forest bakir orman. Virgin Queen ingiltere kraliçesi 1. Elizabeth. virgin

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. virginal, on altıncı ve on yedinci yuzyıllara ait ve çembaloya benzer ayaksız çalgı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bakireye yakışır, kıza ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerika Birleşik Devletlerindeki eyaletlerden biri. Virginia creeper frenk asması, bot. Parthenocissus quinquefolia. Virginia reel bir Amerikan halk dansı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kızlık, bakirelik, iffetlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. orman asması, bot. Clematis virginiana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Volatility)

Bir menkul kıymetin fiyatının veya piyasanın genelinin kısa bir zaman aralığı içerisinde gösterdiği dalgalanma özelliği. Oynaklığı yüksek bir menkkul kıymetin fiyatında hızlı değişim ve aşırı dalgalanma özellikleri görülür.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. girdap gibi dönen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

yeni bir çeşit ufak ve hafif iç yakımlı makina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sırılsıklam, çok yaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kengel): Bileşikgiller familyasından; 2 metre kadar boyunda, çok yıllık bir bitkidir. Yapraklarının ucu sivri diken şeklindedir. Ev ilaçlarında; kökü ve yaprakları kullanılır. Kullanıldığı yerler: Mideyi kuvvetlendirir. Sinirleri güçlendirir. Bağırsak solucanlarını düşürür. Diş ağrılarını giderir. Dişeti iltihaplarını giderir. Hazımsızlığı giderir.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Yağmur. 2.Düşman yağı. 3.Yiğit. 4.Arka, sırt.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yağın).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Serap.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Serap, ılgın. 2.Alev.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüzün iki tarafının herbiri, Fars. ruh, ruhsâr, Ar. izâr. Yanak yumrusu = Elmacık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheek. malar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheek. cheak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(t). 1. Yanmış, yanık. 2. Fazla zarar görmüş. 3. Bina, orman vesairenin yanması: Bu gece filan yerde yangın vardı. Yangın kulesi = Yangını görüp haber vermek üzere işaret çekmeye mahsus yüksek kule. Yangın topu = Vaktiyle yangını haber vermek için atılan top.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blaze. fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire. conflagration. madly in love. fever. blaze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire. conflagration. blanket insurance. calamity. casus major. fire insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broad. catholic. common. diffuse. diffusive. endemic. epidemic. expansive. extensive. familiar. far-flung. general. pandemic. pervasive. prevailing. prevalent. regnant. rife. wide. widespread. epidemical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catholic. common. current. frequent. general. popular. prevalent. universal. widespread. pervasive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

widespread , prevalent in general use. common. expansive. frequent. pervasive. prevalent. rife. widespread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prevalence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penetration. beign widespread. prevalence. catholicity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Zorlu, katı, şiddetli. 2.Baskın, üstün. Yiğit, güçlü, çalışkan. 3.Bereketli, bol. 4.İyiliği seven. 5.Yakışıklı, güzel, ince. 6.Uygun yerinde.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yeğin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Petrol ve kömür gibi kullanımla birlikte yavaş yavaş azalan sonlu kaynakların aksine doğal olarak ortaya çıkan ve güneş enerjisi, rüzgar enerjisi gibi kullanımla azalmayan kaynaklar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hüzünlü, tasalı, kaygılı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Top, küme, birikmiş şeylerin teşkil ettiği bütün: Bir yığın kitap, eşya henüz yerleşmeyip yığın yığın duruyordu. 2. Kalabalık, izdiham, toplanmış, birikmiş halk: Bir yığın adam, yığınla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulation. congeries. agglomerate. tons. agglomeration. aggregation. bank. batch. budget. bulk. bundle. cartload. chunk. clamp. clump. collection. conglomerate. conglomeration. crowd. drove. flock. force. heap. hill. huddle. lump. mass. mound. pac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bank. clump. collection. conglomerate. conglomeration. crop. crowd. heap. huddle. lump. mass. mint. mound. parcel. pile. pot. stack. ton. volume. wilderness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulk. mass. stack. agglomeration. aggregation. batch. bed. bundle. chunk. clutter. collection. crowd. flock. heap. hill. lump. mountain. multitude. peck. pile. rabble. swarm. trail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). 1. Bir şeyin bir yerde çokça birikmesi. 2. Asker yığma, Ar. tahaşşud.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalabalık, izdiham: Bir yığınlık gördüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Toplanmak, birikmek, top ve küme olmak: Eşya yığınıp kaldı. 2. Bayılıp düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yığın olan, yığılmış şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yılmış, gözü korkmuş, ürkmüş: Yılgın askerle savaşmak müşküldür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crestfallen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crestfallen. terrified. daunted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crestfallen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yılgın olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yaralı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zehirli, ağulu, Osm. semli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زهرناک] zehirli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parası, malı ve işe yarayan şeyleri çok olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affluent. bonanza. in the chips. well-endowed. fertile. generous. in the money. moneyed. opulent. propertied. prosperous. rich. wealthy. well-heeled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affluent. gracious. loaded. opulent. prosperous. rich. wealthy. well-off. well-to-do. well-heeled. productive. fertile. showy. rich person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opulent. rich. wealthy. affluent. productive. fertile. rich in. abounding in. in the chips. going strong. landed. lush. ample means. made of money. moneyed. heavy purse. ritzy. substantial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az veya oldukça zengin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Zengin hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enrichment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enrichment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make one's pile. to make a packet. prosper. to grow rich. rise. thrive. be well in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clothe. enrich. prosper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enrich. to enrich.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enrich. secundation. to make wealthy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zengin olma hâli, servet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundance. affluence. circumstance. fortune. opulence. prosperity. riches. richness. substance. wealth. circumstances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affluence. opulence. resource. riches. richness. wealth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opulence. riches. richness. wealthiness. affluence. wealthy. productiveness. fertility. abundance. costliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde bir şed makam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [زناکار] zina eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zânîlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zengûle’li sûznâk.

Türkçe Sözlük by