Sek ne demek? | Sek anlamı nedir? | Sek

Sek anlamı nedir?

Sek ne demek?

Sek anlamı nedir?

Sek | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sek

Türkçe Sözlük

(bk.) Seg.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞEKK) (i. A.) (c. şâkOk). Şüphe, tereddüt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neat. dry. straight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

straight. dry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Emrine uyan, yasaklarından sakınan kullarını seven ve çok ikramda bulunan Allah’ın kulu. - Şekür, Allah’ın isimlerindendir. “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public acknowledgement of thanks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rock candy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sugar candy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Asıl gelincik demektir). Yeşil ve pembe dalgalı bir nevi sedef ki, tezyinatta kullanılır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Gelin, küçük gelin. 2.Bebek gibi güzel kız. 3.İşlemecilikte kullanılan yeşil parlak sedef. 4.Ateş böceği. 5.Küçük bir mancınık çeşidi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. F. T.). Yukarıda zikrolunan renkli sedefle süslü: Arûsekli ud.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Cinsel ilişki sırasında, meninin vaktinden önce boşalmasına verilen isimdir. Halk arasında erken boşalma. Tıp dilinde ise ejakulasyon denir. Nedeni çoğunlukla ruhsaldır. Tedaviye sinirleri dinlendirmek, açık havada dolaşmak, sabah akşam ılık banyo yapmak ve hazmı kolay şeyler yemekle başlanır. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden biri de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Çörekotu, su.

Hazırlanışı : Her sabah, bir kahve kaşığı çörek otu az su ile içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incontinence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şüphesiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sabırsız, sabrı tükenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bisexual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bisexuality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(Bosnia Herzegovina) Başkent: Saraybosna.

Nüfus: 4.651.000.

Yüzölçümü: 19.741 km2.

Komşuları: Yugoslavya, Hırvatistan, Adriyatik denizi.

Din: %40 Müslüman, %31 Ortodoks, %15 Katolik.

Dil: Sırpça, Hırvatça.

Yönetim Biçimi: Federasyon.

Tarih: Bosna MS. 958’lerde Hırvat Krallar, 1000-1200 yıllar arasında da Macaristan tarafından yönetildi. 1200 yılında örgütlenen Bosna, daha sonra da Hersek’i kontrol altına aldı. Bu krallık, 1391’de ülkenin güney kısmının bağımsız Hersek dükalığı olmasıyla parçalandı. 1463’te Türkler tarafından fethedilince bir Türk eyaleti durumuna geldi. Bölge 1878’de Avusturya-Macaristan egemenliğine girdi ve Bosna Hersek eyaletinin bir parçası oldu. 1918’de Yugoslav egemenliğine giren bölge 1946 anayasası ile bir federe devlet olarak Hersekle tekrar birleşti.

Bosna-Hersek parlamentosu 15 Ekim 1991’de bir egemenlik bildirgesi onayladı. Bağımsızlık referandumu ise 29 Şubat 1992’de yapıldı. Bu referanduma karşı çıkan Sırplar, şiddetli çarpışmalar ve bombalamalar yaşanmasına neden oldular. 7 Nisan’da A.B.D. ve Avrupa Birliği bu cumhuriyeti tanıdılar. Bosnalı Sırplar, Müslümanlar ve Hırvatlar arasında 3 yönlü çatışmalar devam etti. Sırp güçleri binlerce Bosnalı Müslümanı katlettiler ve yoğun bir “etnik temizliğe” giriştiler. Başkent Saraybosna kuşatıldı ve Bosnalı Sırp güçleri tarafından etrafı çevrildi. Bosnalı Müslüman ve Hırvatlar 23 Şubat’ta bir ateşkes üzerinde uzlaştılar ve 18 Mart 1994’te, Bosna’da bir Müslüman-Hırvat konfederasyonu kurulması için bir anlaşma imzaladılar. Bosna ve Hırvat hükümetleri bu konfederasyonun asgari ölçülerde Hırvatistanı bağlaması yönünde anlaşmaya vardılar. Müslüman-Sırp çatışmaları ardında bir çok sivil yaralı bırakarak devam etti.

17-20 Şubat arası Bosnalı Sırplar, NATO ültimatomuna cevaben Saraybosna etrafındaki ağır silahlarının bir çoğunu çektiler. 28 Şubat’ta yine bir NATO uçağı, uçak yasağı olan bir bölgede bu yasağı ihlal ettiği gerekçesiyle bir Sırp uçağını düşürdü.

1994’ün yarısına gelindiğinde Bosnalı Sırplar ülkenin %70’inden fazlasının kontrolünü ele geçirmişlerdir. Bölünmüş Bosna’nın %49’unu Sırplara, %51’ini de Müslüman-Hırvat konfederasyonununa veren uluslararası barış planı Bosnalı Sırplar tarafından sürekli olarak reddedilmiştir. Ancak ABD’nin önderliğinde Dayton Barış Antlaşması 1996’nın başında kabul edildi.


Ülke by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [دسيسه کار] hileci, düzenbaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Desisecilik, hilekârlık. Osm. dessâslık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kol ile bilek kemiklerinin birleştiği yerdeki büküm. Ar. mirfik: Elleri dirseğe kadar yıkamak. 2. Ortasından bükümlü veya bir yere dayanmaya mahsus kereste: Bir dirsek dayamak. 3. Köşe, zaviye: Yol, orada bir dirsek teşkil ediyor. 4. Makine vesairelerde ortasından bükümlü kol. 5. (denizcilik) Dirsek başı = Gemi altının birdenbire yukarıya doğru kıvrıldığı yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elbow. bend. bracket. ancon. angle. cubitus. flexion. olecranon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bracket. console. crank. elbow. bend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bend. crank. elbow. hand. turn. pend pipe. angle bracket. angle. outrigger. shoulder. stove pipe. offset. support. cantilever. console. cam. knee. prop. crook. flexion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ulna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ulna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Yatak: Kendisine mükemmel bir döşek yaptılar. 2. Pamuklu yumuşak şiltenin altına serilen yünle dolu kaba şilte. 3. (denizcilik.) Iskarmozların sonunu teşkil eden yarım döşekleri omurgaya bağlamak için omurganın üzerine konan ağaçlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mattress. bed. ship's bottom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mattress. day bed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Oturaklı, sabit. 2. (denizcilik) Fazlaca geniş ve bu sebeple yalpası az (gemi). Karşılığı: Narin yapılı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flat bottomed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toffee toffy taffy apple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. mus.). Türk musikisinde kullanılan 4 sekizlinin en tizi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full. maximum. outside. sovereign. supreme. topmost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maximum. highest. superlative. supreme. topmost. utmost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Sesin seviyesini ölçmede kullanılan birim Desibel’dir ve kısaca dB olarak yazılır. İnsan kulağı inanılmaz şekilde hassas olduğundan bu dB ölçüsü de biraz tuhaftır. Kulağımız en hafif bir yaprak hışırtısından, jet motorunun yüksek sesine kadar her şeyi işitebilir. Halbuki jet motorunun sesi insanın işitebileceği yumuşak bir fısıldamadan bir trilyon kat daha fazladır. İnsan kulağı aralarında bir dB fark olan sesleri bile ayırt edebilir.

Desibel seviyesi matematik dilinde “eksponenşıl” denilen şekilde (aynen deprem ölçüsü ‘rihter’de de olduğu gibi) katlanarak artar. İnsan kulağının işitebileceği en düşük ses seviyesi yani sessizlik O (sıfır) dB’dir. Bu seviyenin 10 kat fazlası 10 dB, 100 kat fazlası 20 dB, 1000 kat fazlası 30 dB’dir ve böyle artarak gider. Şimdi bazı seslerin seviyelerine bakalım.

Sesin şiddet faktörü => Ses seviyesi (dB) => Sesin kaynağı

1.000.000.000.000.000.000 => 180 => Roket sesi 1.000.000.000.000.000 => 150 => Jet uçağının kalkışı 1.000.000.000.000 => 120 => Gök gürültüsü 100.000.000.000 => 110 => Klakson sesi (l metreuen) 10.000.000.000 => 100 => Metro istasyonu 1.000.000.000 => 90 => Mutfak blenderi 100.000.000 => 80 => Saç kurutucusu 10.000.000 => 70 => Otobandaki trafik 1.000.000 => 60 => Normal konuşma 10.000 => 40 => Oturma odası 1.000 => 30 => Kütüphane, hafif fısıltı 10 => 10 => Yaprak hışırtısı l 0 => İşitmenin alt sınırı

Yukarıdaki bütün ses seviyeleri kaynağın yakınından alınmıştır. Kaynaktan uzaklaştıkça bu seviyeler mesafeye bağlı olarak düşer. 85 dB’in üzerindeki sesler işitme duyusunun kaybına yol açabilir. Tabii bu süreye de bağlıdır. 10 saat 95 dB seviyesindeki sese maruz kalmak zarar verebilirken, çok kısa sürede 120 dB’lik bir ses seviyesi kulağa zarar vermez.

Sesin iki temel özelliği vardır. Biri yukarıda belirttiğimiz şiddeti veya seviyesi, diğeri de frekansı. Ses hava dalgaları ile yayıldığından bir saniyedeki dalga sayısı frekansını verir. Ve bu da ‘Herz’ birimi ile ifade edilir. Sesin şiddeti ile frekansı arasında bir bağlantı yoktur. İnsan kulağı 20 ile 20.000 Herz arasındaki sesleri algılayabilir. 20.000’in üstü ultrasonik sesler olup bu sesleri insan kulağı algılayamaz.

Sesin bir kulağımıza gelmesi ile öbürüne gelmesi arasında saniyenin milyonda biri kadar bir süre olmasına rağmen sinir sistemimiz bunu beynimize ulaştırır ve sesin hangi yönden geldiğini algılarız. 85 dB’in üstü insan kulağı için zararlı iken bebeklerin ağlaması 100 dB’in de üstündedir. Anneler, babalar bebeklerinizi ağlatmayın, sonra zararı size dokunabilir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Sesin seviyesini ölçmede kullanılan birim Desibel’dir ve kısaca dB olarak yazılır. İnsan kulağı inanılmaz şekilde hassas olduğundan bu dB ölçüsü de biraz tuhaftır. Kulağımız en hafif bir yaprak hışırtısından, jet motorunun yüksek sesine kadar her şeyi işitebilir. Halbuki jet motorunun sesi insanın işitebileceği yumuşak bir fısıldamadan bir trilyon kat daha fazladır. İnsan kulağı aralarında bir dB fark olan sesleri bile ayırt edebilir.

Desibel seviyesi matematik dilinde “eksponenşıl” denilen şekilde (aynen deprem ölçüsü “rihter”de de olduğu gibi) katlanarak artar. İnsan kulağının işitebileceği en düşük ses seviyesi yani sessizlik 0 (sıfır) dB’dir. Bu seviyenin 10 kat fazlası 10 dB, 100 kat fazlası 20 dB, 1000 kat fazlası 30 dB’dir ve böyle artarak gider. İimdi bazı seslerin seviyelerine bakalım.

Yukarıdaki bütün ses seviyeleri kaynağın yakınından alınmıştır. Kaynaktan uzaklaştıkçabu seviyeler mesafeye bağlı olarak düşer. 85 dB’’in üzerindeki sesler işitme duyusunun kaybına yol açabilir. Tabii bu süreye de bağlıdır. 10 saat 95 dB seviyesindeki sese maruz kalmak zarar verebilirken, çok kısa sürede 120 dB’’lik bir ses seviyesi kulağa zarar vermez.

Sesin iki temel özelliği vardır. Biri yukarıda belirttiğimiz şiddeti veya seviyesi, diğeri de frekansı. Ses hava dalgaları ile yayıldığından bir saniyedeki dalga sayısı frekansını verir. Ve bu da “Herz” birimi ile ifade edilir. Sesin şiddeti ile frekansı arasında bir bağlantı yoktur. İnsan kulağı 20 ile 20.000 Herz arasındaki sesleri algılayabilir. 20.000’’in üstü ultrasonik sesler olup bu sesleri insan kulağı algılayamaz.

Sesin bir kulağımıza gelmesi ile öbürüne gelmesi arasında saniyenin milyonda biri kadar bir süre olamasına rağmen sinir sistemimiz bunu beynimize ulaştırır ve sesin hangi yönden geldiğini algılarız. 85 dB’’in üstü insan kulağı için zararlı iken bebeklerin ağlaması 100 dB’’in de üstündedir. Anneler, babalar bebeklerinizi ağlatmayın, sonra zararı size dokunabilir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. «eşmek» ten). Binmeye yarayan meşhur hayvan. Ar. hımâr, Fars. har, merkez: Dişi eşek, eşek yavrusu, Mısır, Bağdad eşeği. mec. Ahmak, akılsız, idrâksiz, kaba ve münasebetsiz adam (bu takdirde iki ş ile «eşşek» de denir). Eşek arısı = Bal vermez yaban arısı. Eşek oyunu = itişerek ve vuruşarak yapılan kaba şaka. Eşek balığı = Kuru morina. Eşek hıyarı = Bir nebat Eşekdikeni = Yaban enginarı. Eşek şakası = İtişerek yapılan kaba şaka. Eşek turpu = Bir cins bitki. Eşek kurdu = Geyve. Eşekkulağı = (bk.) Eşekkulağı. Eşek başı = Var lığı, selâhiyetleri, küçümsenen kimseler hakkında ve soru halinde kullanılır: Adam orada eşek başı mı? İnsan sorar bir defa! Eşek davası = Geometride bir davanın adı. Eşek hoşaftan ne anlar? = Umumiyetle beğenilen bir şeyi iyi karşılamıyanlar için söylenir. Eşek kuyruğu gibi ne uzar, ne kısalır = Bir şeyin hep aynı halde kaldığını anlatır. Eşek sudan gelinceye kadar dövmek = Adamakıllı dövmek. Eşeğe gücü yetmeyen semerini döver = Gücünün yetmediği birine kızarak hıncını onun daha zayıf yakınlarından almaya kalkanlar hakkında söylenir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asinine. cabbagehead. donkey. ass. neddy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ass. donkey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

donkey. ass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wasp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(mayasılotu): Sığırdiligillerden; çiçekleri beyaz ve menekşeye çalar renkte, yaprakları neşter şeklinde bir bitkidir. Mart-Temmuz ayları arasında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: Müzmin ishali keser. Nefes darlığını giderir. Göğsü yumuşatır. Bronşitte faydalıdır. Öksürüğü keser. Ağız, dil ve boğaz iltihaplarını giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horseplay. rag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practical joke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Merkebe yakışır bir surette, kabalık ve hamakatle: Eşekçe oynuyor; eşekçesine hareket ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Merkep sürücüsü, bir veya birkaç merkeple taş, toprak vesaire taşıyan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

donkey driver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

ve hafifleterek EŞECİK-(i.). Küçük merkep.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Merkeple taş, toprak vesaire taşımak sanatı, merkep sürücülüğü

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çok, daha en fazla kuşku, şüphe sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ.J. Karakafes denilen bitkinin bir adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Eşek tedarik edip binmek eşekli olmak. 2. Eşekçe davranışlarda bulunmak, eşeklik etmek: Artık eşeklenme!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabalık, budalalık, hamakat, münasebetsiz hal ve hareket: Eşeklik etti; eşeklik lâzım değil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folly. utter stupidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Evliyaotu denilen bir bitkinin adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fişenk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartridge. cracker. girandole. shell. squib.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartridge. squib. cartdridge. rocket. roll. fireworks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartridge. squib. fuse. rocket. missile. garnish. ammunition. shell. scroll. cartridge. skyrocket. any projectile used as a firework. shot shell. shotshell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

display hand. fireworker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartouche.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartridge belt. bandoleer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fişek yapılan veya saklanan yer, fişek fabrikası ve mahzeni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fişek yapan veya satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fişek taşımaya mahsus mahfaza ki, göğsün üzerine aykırı bağlanıp her bir fişek için parmak şeklinde bir yeri vardır, palaska.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secretary general. general secretary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gergin olmayan, koyuverilmiş: Gevşek halat, gevşek dizgin, gevşek yay, gevşek mandal. 2. Pek ve sert olmayan, yumuşaK, sülpük: Gevşek et, gevşek kumaş. 3. Kuvveti, dayanıklılığı, sebat ve gayreti olmayan, rehavetli, gayretsiz: Gevşek adam, gevşek at. Ağzı gevşek = Boşboğaz, geveze.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loose. slack. lax. limp. flabby. slouchy. slouching. airy. crank. drooping. flaccid. flagging. floppy. halfhearted. laidback. listless. non-rigid. nonrigid. supine. unstuck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cranky. flabby. flaccid. free. limp. loose. remiss. slack. yielding. lax. baggy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lax. loose. soft. slack. light. idle. labile. incompact. incohesive. passive. incoherent. spongy. easy going. floppy. languid. limp. tender. torpid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indiscreet. unable to keep secrets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Erkeklik organının sertleşmemesi, sağlık durumunun bozukluğundan kaynaklanır. En önemli neden sinir bozukluğudur. Kendine güvenememe, yorgunluk, içki, şeker hastalığı, uyuşturucu madde alışkanlığı da diğer nedenler arasında sayılabilir. Tedavinin ilk şartı; kötü alışkanlıkları bırakmak, kendine güvenmek, temiz havada dolaşmak ve yeterince gıda almaktır. Aşağıdaki reçeteler de penisi sertleştirmek amacıyla kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sarımsak, tuzsuz içyağı.

Hazırlanışı : 4 diş sarımsak dövülür. Üzerine 1 tatlı kaşığı eritilmiş tuzsuz içyağı katılıp, yoğrulur. Akşamları, bir parça alınıp penise sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gergin olmayan şeyin hâli, Osm. rehavet, süstlük: ipin, yayın, mandalın gevşekliği. 2. Sıkı veya pek sert olmayan şeyin hâli, yumuşaklık, sülpüklük: Etlerin, kumaşın gevşekliği. 3. Kuvvetsizlik, dayanıksızlık, gayretsizlik: O adamın gevşekliği. Ağız gevşekliği: Boşboğazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flabbiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

languor. relaxation. looseness. slackness. laxity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

looseness. slackness. indolence. laxity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Bir çeşit gül reçeli ve tatlısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Gül tatlısı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Bir çeşit gül tatlısı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Vaktiyle sarayda görevli bazı subaylara verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

member of the bodyguard of the sultan. a woman in the harem much favoured by the Sultan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hükümdarların hizmetine tahsis edilmiş şahıs ve zümrelere verilen ad.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firework.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banger. firework.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fireworks. skyrocket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heterosexual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heterosexual. straight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Kendi cinsinden olanlara karşı cinsî istek duyan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homosexual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homosexual. homo. queer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homosexualism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homosexuality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. evde kâhya kadın, ev işlerine nezaret eden kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Oyun kartlarının nerede ve ne zaman ortaya çıktığı tam olarak bilinmiyor. 7. ve 10. yüzyıllar arasında Çin’de ortaya çıktığı ve 13. yüzyılda Marco Polo tarafından Avrupa’ya getirildiği tahmin ediliyor. Hindistan’dan veya Arabistan’dan geldiğini ileri sürenler de var ama bugünkü şekilleriyle kullanılmalarının 14. yüzyıl Fransa’sına dayandığı kesin gibi.

O tarihlerde, Fransa’da dört sınıf vardı ve iskambil kağıtlarındaki kupa, maça, karo ve sinek bu dört sınıfı temsil ediyordu. Kupa bir kalkanı andıran şekli ile asil sınıfı ve kiliseyi, maça bir mızrağın ucunu çağrıştıran şekli ile orduyu, karo ticari deniz işletmelerinin eşkenar dörtken kiremitlerinden esinlenerek orta sınıfı, sinek ise yonca yaprağına benzeyen şekli ile köylüyü temsil ediyordu. Bugün briç, poker veya benzeri oyunlarda, kupanın en değerli, sineğin ise en değersiz kart Olmasının nedeni işte bu sınıflamadır.

Aslında bizde papaz adı verilen kartın adı İngilizce’de kral (king), kızın ise kraliçedir (queen). Vale veya oğlan için ilk zamanlarda düzenbaz anlamına gelen ‘knave’ kelimesi kullanılırken, günümüzde ‘jack’ ismi kullanılmaktadır. Yani yabancı kartlarda kral ve kraliçe evli iken, bizde biraz yaşlı görülerek krala papaz adı verilmiş, kraliçeye de ‘kız’ denilerek oğlana layık görülmüştür.

Bazı ülkelerde oyun kartlarında değişik isim ve semboller kullanılmasına rağmen, en yaygın olanı Fransızların kullandıklarıdır. Fransızlar ‘maça’ şeklini mızrağa benzeterek ‘pique’ adını vermişlerdir. İngilizce’de ise aynı anlamdaki ‘spades’ kelimesi kullanılmaktadır. Her ne kadar bir kalkanı andırdığı için asil sınıfı temsil ettiği ileri sürülse de ‘kupa’ klasik bir kalp şeklidir. Bu nedenle Fransızlar ona ‘coeur’, İngilizler ise ‘heart’ adını vermişlerdir.

‘Karo’ için Fransızca’da kare anlamındaki ‘carreau’ kullanılırken İngilizler elmas anlamındaki ‘diamond’u tercih etmişlerdir. Bizim ‘sinek’ dediğimiz şekil ise çok açık üç yapraklı bir yoncadır. Fransızlar bu anlamdaki ‘trefle’ kelimesini kullanırlarken, İngilizler ‘club’ (kulüp) ismini kullanmışlardır.

İşte bu nedenle briç oyuncuları ‘maça’ya ‘pik’, ‘kupa’ya ‘kör’, ‘sinek’e de ‘trefli’ derler, zaten aslına uygun olan ‘karo’yu da olduğu gibi kullanırlar. Birli, papaz, kız ve oğlan için kullanılan as, rua, dam ve vale isimleri de yine Fransızca karşılıkları As, Roi, Dame ve Valet kelimelerinden dilimize geçmiştir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heart failure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public sector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public sector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kolestrol, kanda, sinirlerde, beyinde, karaciğerde, dalakta, böbrek üstü bezlerinde ve safrada bulunan, yağ yapısında, kristal gibi beyaz görünümde bir maddedir. Görevi dokulardaki su dengesini sağlamak, alyuvarları zehirlere karşı korumak, sinir dokularının dayanıklığını sağlamak ve deri altında, dışarıdan gelecek mikroplara karşı koruyuculuk yapmaktır. 100 gram kanda; 180-230 miligram kolestrol bulunur. Bu miktar normaldir. 230 miligram kolestrol miktarı, kanda kolestrolün yükselmiş olduğuna işarettir. Tedavi edilmezse; damarsertliği, beyin ve kalpteki ince damarların tıkanmasına neden olur. Meydana Gelişi : Böbrek üstü bezleri, husyeler, yumurtalıklar bünyenin ihtiyacı olan kolestrolü imal ederler. Ayrıca hayvansal yağlar, süt, yumurta ve bitkisel hormonlarla da kolestrol alınır. Kanda, kolestrolün yükseldiğini anlamak için bir seri test yapmak gerekir. Ayrıca, hastanın cildinde oluşan sarı lekeler, göz altlarında beliren siyah halkalar, göz akında görülen sarı lekecikler, genel yorgunluk, iştahsızlık, hazımsızlık, baş dönmesi, baş ağrısı, görme zayıflığı, ağız acılığı, nefes ve ter kokusu kolestrolün yükselmiş olduğuna işaret olabilir. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Mısır püskülü, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 1 tutam (20 gram) mısır püskülü konur. 30 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer su bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(L Y. tıp), ileri derecede zayıflık, erimişlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bel, kazma ve sapanın çıkardığı büyük toprak parçası, kerpiç, tezek. 2. Bir yere sıralanıp çimen yapılmak üzere üstündeki otla beraber kesilip çıkarılmış dört köşeli çayır parçası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clod. sod. turf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lump sugar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (deve) Yavrulamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Deve yavrusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (deve). Doğurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuse sugar. lump sugar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Turpgillerden bir bitki (malva sylvestris).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(çoban dağarcığı): Turpgiller familyasından; beyaz veya mor çiçekli otsu bir bitkidir. Birçok türü vardır. Kullanıldığı yerler: Basur memelerini tedavi eder. Boğaz ağrılarını geçirir.

Şifalı Bitki by

Genel Bilgi

Sadece kazlar değil, martılar, pelikanlar gibi büyük su kuşları da filo olarak toplu halde giderken „V’ şekli oluşturarak uçarlar. Bunun nedeni ile ilgili kesin olmayan, tartışmaya açık çeşitli görüşler vardır. Biz bunlardan en çok rağbet gören ikisinden bahsedelim.

Birinci görüşe gore, sürünün „V’ şeklinde uçmasının amacı enerji tasarrufudur. Bu uçuş şekli ile öncelikle en öndeki kuş, bir arkadaki kuşa gelecek rüzgarı ve hava direncini engeller ve daha az enerji sarf etmesini sağlar.

Bunun bir başka örneği de bisiklet takım yarışlarında birbiri arkasına saklanarak giden ve sık sık en öndekini değiştiren yarışmacılarda da görülür. Araba yarışlarında da arkadaki araba öndekine mümkün olduğunca yaklaşarak, onun kestiği rüzgar ve hava akımının avantajı ile daha az yatık harcamayı amaçlar. Bu şekilde uçan kuşlarda da sık sık en öndeki liderin değiştiği ileri sürülmektedir.

Yine bu görüşe gore, öndeki kuş kanadını çırptığında, kanadının ucunda bir hava boşluğu, yani bir girdap yaratır, arkadaki kuş buraya yükselen havayı kanatlarının altında bularak ve daha az enerji sarf ederek yüksekliğini muhafaza eder. Bu kuşun şeklinin daha ziyade büyük kuşlarda görülmesinin nedeni de bunların büyük kanatları ile yarattıkları hava hareketinin büyüklüğü ve arkadaki kuşun işine yarayabilmesidir.

70’li yıllarda yapılan bir araştırma sonucunda, 25 kuşluk bir filonun bu şekilde uçarak, uçuş mesafesinin yüzde 75 artırabildiği ileri sürülmüştür. Ancak bu teoriye gore her kuşun öndeki ile aynı mesafe ve açıdan uçması ve senkronize yani eş zamanlı kanat çırpması gerekir ki, bu gerçekte mümkün değildir.

İkinci bir görüşe gore ise, kuşların gözleri başlarının yanındadır, dolayısıyla tam önlerini göremezler. Bu uçuş şekli ile sürünün fertlerinin birbirini görerek, kaybolmadan bir arada kalması sağlanır. Bu görüşe karşı olanlar ise kuşların geceleri de uçtuklarını, bu nedenle öndeki kuşu görmenin önemli olmadığını zaten sürüyü kuşların bağırışlarının bir arada tuttuğunu ileri sürüyorlar.

Çok basit gibi görülen bu olayın bile sebebi tam öğrenilmiş değil, belki de görüşlerin bileşimi, yani hepsi doğru. Kuşlar konuşabilseler de anlatsalar!


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (lâ = menfilik edatı, şek = şüphe). Şüphesiz, elbette.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. metrosexual

bakımlı erkek

Görünüşe, giyimine kuşamına özen gösteren erkek.


Yabancı Kelime by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مربع الشکل] dörtgen şeklinde, kare şeklinde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «şekl»den imef.) (mü. müşekkele). Şekil ve kıyafeti yerinde, yalnız kalıbı, gösterişi olan: Müşekkel bir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. “sükûn”dan İf.) (mü. müseskkine) (tıp). Ağrı vesaireyi durduran, teskin eden, rahatlandıran, uyuşturan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calmative. sedative. tranquillizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şekvâ» dan if.) (mü. müteşekkiye). Şikâyet eden: Amirinden müteşekkîdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şekUden if.) (mü. müteşekkile). 1. Bir şekil almış olan. Vücuda gelen: Taş ve topraktan müteşekkil bir tepe, yedi üyeden müteşekkil meclis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composed of. consisting of. composed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şükr» den if.) (mü. müteşekkire). Gördüğü iyiliği bilen, bir iyiliğe karşı şükr eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thankful. grateful. indebted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grateful. indebted. thankful. touched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grateful. thankful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشکل] biçimli, kalıplı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسکن] sakinleştirici, yatıştırıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسکت] susturucu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مثلث الشکل] üçgen şeklinde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متشکی] şikayetçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متشکل] oluşmuş, teşekkül etmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متشکر] şükran borçlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) NA-şekîbâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sabırsız, sabır ve tahammülü kalmamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peppermint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yükseklik korkusu, genellikle düşmekten korkma ya da boşluktan tedirgin olma diye bilinir.

Ama tam da böyle değildir. Bu, esasında bir denge sorunudur.

İnsanın dengesi birkaç unsur tarafından belirlenir. Görme, dokunma ve duyma. Olağan hareketler sırasında, bütün bu unsurlar kesişir.

Ama olağan dışı bir harekette, değişik sinirler tarafından bu hareketle ilgili olarak beyne yollanan bilgiler çelişki yaratır. Beyin bunları yorumlamakta zorlanır. Deyim yerindeyse beynin “kafasi karışır”.

İşte insan çok yüksek bir yerde durduğu zaman, böyle bir karışıklık meydana gelir.

Aşağı bakan göz, yerin uzaklığını saptayamaz ve beyne kesin bilgi yollayamaz. Halbuki, ayaklar sert bir şeyin üstünde durdukları için “yere dokunuyorum” mesajını verir. Bu iki farklı bilgi beyinde çelişki yaratır ve beyin, vücudun pozisyonunu netleştiremez.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Şeker kamışı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with a middling amount of suger in it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with a middling amount of suger in it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private sector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private sector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Private

(Sector(Bonds)Anonim şirketler tarafından çıkarılan borçlanma senetleridir. Vadeleri en az iki yıl olmak üzere serbestçe belirlenebilir ve sabit veya değişken faizli olarak ihraç edilebilir. Kupon ödemeleri yılda 1,2 ya da 4 defa olabilir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Diş kiri, diş pası.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پيشه کار] sanatçı. 2.meslek sahibi. 3.ortaoyununda oyunu başlatan sanatçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confectioner's sugar. icing sugar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. matematik). 1. kesen. 2. (trigonometri) Bir açının tepesi merkez kabûl edilerek yarı çapı 1 sayılan bir daire çizildiği zaman, merkezden tangente kadar olan uzaklığın cebrî değeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Şakavet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شقاوت] haydutluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Su dökme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Eskiden av köpeklerine bakan, bunları idare eden hizmetçi. Sekbanbaşı = Bu sınıfın reisi. 2. (halk ağzında: seğmen) Vaktiyle yeniçeri oceğına bağlı bir sınıf asker. Sekbanbaşı = Bu askerin başı (halk dilinde: seymen).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sekene). Durma, duruş, kımıldanmama, hareket mukabili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi). Güneşten uzaklık bakımından altıncı gezegen, Satürn, Zühal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sâkin). (bk.) SAkin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inhabitants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سکنه] oturanlar, sâkinler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Arapça sükker’den. Şiirde vezin için çift k ile de okunur). Pancar veya şekerkamışından elde edilen tetlı madde. Tatlı ve lezzet sözüyle kullanılır: Ne şekerdir, şeker gibi. Şeker İlleti: Şeker hastalığı. ŞIr-G şeker: Sütle şeker, uygun, muvafık. Gül-be-şeker: Gül yaprakları reçelinden ibaret tatlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sugar. sweet. sucrose. candy. sugar candy. drop. taffy. sacchar-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candy. sugar. tuck. lump of sugar. sugar lump. sugar cube. diabetes. sweet. pretty. lovely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sugar. candy. diabetes. commodity exchange. mincemeat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شکر] şeker.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Vücudun şeker yakmasında ortaya çıkan bozukluğun neden olduğu bir hastalıktır. Tıp dilinde diabet denir. Pankreas, kandaki şeker miktarını kontrol eden ve adına insülin denilen bir madde salgılar. Pankreas bu görevini yerine getirmezse, kandaki fazla şeker, karaciğere depo edilir. Aç karnına alınan 100 gram kanda 80 miligram şeker vardır. Bu miktar yemekten 1-2 saat sonra 140 miligrama kadar yükselir. Kandaki şeker miktarı hastalığın durumuna göre aşağıdaki gibi tespit edilir.

Şeker durumu Açken Yemekten 1-2 saat sonra :

- Normal kimselerde 80 mg. 140 mg.

- Orta derecede 130 mg. 190 mg.

- Ağır derecede 160 mg. 215 mg.

İki çeşit şeker hastalığı vardır.

- Şekersiz Diabet :

Hipofiz bezinin arka tarafından salgılanan antidiüretik hormonun yetmezliği sonucu ortaya çıkan bu çeşit şeker hastalığına, tıp dilinde diabetes insipidus denir.

- Şekerli Diabet :

Pankreasın salgıladığı insülin yetmezliği sonucu ortaya çıkan bu çeşit şeker hastalığına, tıp dilinde diabetes mellitus denir.

Şeker hastalığını doğuran nedenler dengesiz beslenme, şişmanlık veya sinir bozukluğudur. Bazı kimselerde de irsiyet önemli bir rol oynar. Hastalığın başlangıcında çok yemek ve su içmek ihtiyacı vardır. İdrar miktarı da artar. Kadınların idrar yapma yerlerinde kaşıntı vardır. Ayrıca devamlı yorgunluk hali görülür. İleri safhada devamlı baş ağrısı, el ve ayak titremeleri, iştahsızlık, aseton kokusuna benzer nefes kokusu, ter kokusu, adele krampları, hafıza zayıflığı, kısmi veya tam felç, iyileşmeyen yaralar ve uykuda sayıklama görülür. Şeker hastalığı tedavi edilmezse sonuç damar sertliği, kalp yetmezliği, göğüs anjini, görme zayıflığı, katarakt, karaciğer hastalıkları, siroz olabilir.

İki çeşit şeker koması vardır.

- Diabetik Koma :

Daha ziyade şeker hastalarında görülür. Nedeni, insülin verme zamanını geçirmek, gerektiğinden az miktarda insülin vermek, bağırsak iltihabı, bademcik iltihabı, grip veya iyileşmeyen yaralardır.

- Şeker Eksikliği Koması :

Tıp dilinde hipoglisemi adı verilen bu çeşit koma, terleme, titreme, çırpınma huzursuzluk, şiddetli açlık, ve aşırı duygusallıkla başlar. Nedeni, fazla miktarda insülin vermek veya çok miktarda karbonhidratlı yiyeceklerle beslenmektir.

Şeker hastaları haftada en az iki kere ılık banyo yapmalıdır ve sonra da vücutlarının her tarafını ılık bir havlu ile ovmalıdır. Kabız veya ishal olmamalıdırlar. Perhiz yapmalıdırlar. Erken yatıp erken kalkmalıdırlar. Ağız, boğaz ve diş sağlığına aşırı özen göstermelidirler. Masaj, beden hareketleri ve açık havada yürüyüşü ihmal etmemelidirler. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Karadut, su.

Hazırlanışı : Beş çorba kaşığı karadut ezilip, suyu çıkarılır. Yemeklerden 10 dakika önce, 1 su bardağı suya 10 damla konup içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diabetes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diabetes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Şekerle su gibi hiç uyuşamıyan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., şeker; bârîden = yağdırmak). Şeker yağdıran, etrafa şeker saçarcasına tatlı ve lezzetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F„ şeker; güftâr = söz). Sözü şeker gibi tatlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Otururken gelen tatlı uyku. (Türkçe’de: Şekerleme).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şeker gibi tatlı gülme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. şeker; leb = dudak). Dudağı şeker gibi tatlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i F.). 1. Çok şekerli ve tatlı olan bir kayısı çeşidi. 2. Bir çeşit nakış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). 1. Şeker renginde, bulanıkça, saf ve berrak olmayan, sarıya çalar beyaz. 2. mec. Bozuşuk: Komşumuzla münasebâtımız şeker-renktir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. şeker; rîhten: dökmek). Şeker döken, saçan, pek tatlı ve leziz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شکراب] tatsızlık, kırgınlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sekre lisanımızda kullanılmamıştır). Sarhoşluk, mestlik. Sekerâtü’l-mevt ‘= Can çekişirken gelen dalgınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Şeker yapan ve satan. 2. Şekerden, şekerleme, reçel ve şuruplar yapıp satan: Şekerci dükkânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Şekerciboyasıgillerden, üzüme benzer meyvesinden kırmızı bir boya çıkarılan bitki (phytolacca).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İklçeneklllerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şekerci işi ve ticareti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شکرخند] tatlı gülüş, sevgilinin tatlı gülüşü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Buğdaygillerden 10 metreye kadar uzayan, kamışı andırır bir bitki (saccharium officinarum).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شکرلب] tatlı dudaklı. 2.şirin sözlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şeker şerbeti içinde terbiye olunmuş meyve vesaire: Kestane, elma, kayısı şekerlemesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweeties. sweets. sugar candy. sugarplum. goodies. toffy. nap. snooze. catnap. forty winks. lay-down. lie-down. doze. boiled sweet. bonbon. butterscotch. candy. confection. confectionery. fondant. goody. kip. kiss. sweetie. sweetmeat. sweety. taffy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candy. catnap. confection. doss. doze. goody. kip. nap. snooze. sweet. toffee. zizz. sugaring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweetmeat. glacéed fruit. dozing off. sugar candy. sugar plum. sugar coating. candied. iced. sugar icing. conserve. ice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şeker koymak, şeker şerbeti ile terbiye etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Şeker şerbeti içinde terbiye olunmak: Kestane pek iyi şekerlenir, bazı meyveler şekerlenmez. 2. Usû lüne göre yapılmamak veya fazla beklemek yüzünden reçel içinde şeker billûrları hâsıl olması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sugary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

containing sugar. well-sugared. afflicted with diabetes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şeker kabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şekve). Şikâyetler, sızıntılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Direk ayaklığı, kürsü taşı. 2. Atın ayağındaki beyazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

white sock of a horse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Sabır. Nâ-şekib: Sabırsızlıkla.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Sabır, tahammüllü, dayanıklı. - Türk dil kuralına göre «b/p» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Sabreden, Ar. sâbır, sabûr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شکيبا] sabırlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Şekib).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ŞEKL) (i. A.) (c. eşkâl). 1. Suret, biçim, görünüş: Her harfin kendine mahsus bir şekli vardır. 2. Benzer, tesvir: Filin şeklini yapmak, şekli hâlâ gözümün önündedir. 3. Taslak, resim, plan: Yaptırmak istediğiniz şeyin şeklini çizip verirseniz o adam tıpkısını yapar. 4. Beniz, çehre, yüz: Târifle bir adamın şeklini tamamen anlamak mümkün değildir. 5. Türlü, cins, çeşit: Bu ne şekil adamdır? 6. (matematik) Geometride çizgilerden meydana gelen birimlerden herbirl: üçgerv kare... şeklinde. 7. ilmî kitaplarda anlatılan şeyleri göstermek üzere konan resim, şema vesaire: O kitabın şekilleri metnin İçinde mi, yoksa ayrı mı basılmıştır? 8. (mantık) Kıyasın tertip birimi. 9. Bazı resmî vesikalarla yazılar. Çehre alâmetleri; göz, bıyık, saç vesaire: eşkâli gazetelerle ilân olundu,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

form. shape. figure. contour. face. image. modality. mold. mould. semblance. turn. wise. morpho-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

form. shape. figure. contour. face. image. modality. mold. mould. semblance. turn. wise. morpho-. configuration. line. outline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjective. figure. shape. form. way. kind. sort. variety. condition. state. aspect. formation. frame. picture. mould. modality. structure. king. projection. geometrical. configuration. conformation. contour. cut. diagram. fashion. image. line. make. manne

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. gramer). Dilbilgisinin kelimelerin yapısını, türeme yollarını ve çekimini inceleyen kısmı, morfoloji.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şekilciliğe bağlı olan veya öğreti oiarak şekilciliği kabûl eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Şekle, Adete, geleneğe bağlılık. 2. (felsefe) Varlığı, biçimden ibaret sayan yahut gerçeğin ancak biçim bakımından kavranabileceğine inanan ekol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formalism biçimcilik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

form. to shape. to form. to give shape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give shape to. embody. shape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shapely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shapeless. formless. amorphous. off form. unshapely. unformed. misshapen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amorphous. misshapen. shapeless. ugly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amorphous. shapeless. ugly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shapelessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shapelessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Gem. 2. mec. Kolay baş eğmeyen, mukavemet eden.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Dayanıklılık, dayanma, karşı koyma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Karar, rahat, sükûnet; huzur, gönül rahatlığı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Sakin olma, sükunet. Huzur, gönül rahatlığı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sekîne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eight. eight. octo-. octa-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(T.-A.) sekizgen, sekiz kenarlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Herbirine veya her defasında sekiz olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.) Sekiz kenarlı çokgen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

octagonal. octagon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

octagon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

octagon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Sekiz derecesinde olan, yedinciden sonra gelen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eighth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eighth. eighth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eighth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Sekiz saz veya ses için yazılmış çoksesli oda eseri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sekiz benek vesaireyi havi: Maçanın sekizlisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki), (bk.) Oktav.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sekiz parçadan mürekkep veye sekiz kısmı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

octal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth designed to hold eight things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Şek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شک] kuşku, şüphe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tatlı, şekerli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شکل] şekil. 2.tür. 3.resim, çizim, kroki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dış görünüş bakımından, kılık ve biçimce: Kurt şeklen köpeğe benzer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شکلا] şekilce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. şekliyye). Şekil ve biçime ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formal. graphic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شکلی] şekle dayanan, biçimsel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şekil bilgisi. Fr. morphologie.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Silindirin iç yüzüyle temas edecek şekilde pistonlara takılan halka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir ayak üzerinde sıçrayıp atlama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ricochetting. skipping. hopping. hop. leap. ricochet. bounce. bound. rebound. trip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tab. ricochet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sekme işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hop. leap. ricochet. skip. bounce. rebound. skim. trip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deflect. hop. rebound. skip. to hop. to ricochet. to miss. to skip. to ricochet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hop. to skip. to jump lightly and quickly. to ricochet. to skip (over water. to let up. to abate. to fluctuate. to vary. bounce. trip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stool. step. stair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Kaliforniya yerlilerinin dilinden). Kaliforniya’da yetişen, kozalaklıların porsukgiller familyasından, ömrü binlerce yılı, boyu 100130 metreyi bulan bir ağaç (sequoier).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سکر] sarhoşluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سکر آور] sarhoşluk veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fars. «şikârî» den galat). Av avlamak üzere alıştırılmış yırtıcı kuş; şahin ve doğan gibi av kuşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Kâtip. 2. (gazetecilik) Gazete ve mecmualarda sayfa planı yapan gazeteci, «teknik sekreter» de denir. Genel sekreter .= Bir teşkilâtın umumî işlerini idare eden şahıs: Parti genel sekreteri; Birleşmiş Milletler genel sekreteri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secretarial. secretary. girl friday. amanuensis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secretary. typist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secretary. amanuensis. girl friday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secretarial. secretaryship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secretariat. secretaryship. secretarial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a secretary. secretryship. office where secretaries work. secretariat. secretarial work. secretaryship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secretariat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kanzlei.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sex. sex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sexy. sex appeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sex appeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hopscotch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hopscotch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eighty. fourscore. eighty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eighty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eighty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eighty each. eighty a piece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eightieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eightieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

octogenarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

octogenarian. sth designed to hold eighty things. sth worth eighty liras.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sexy. hot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sexy. hot. dishy. spunky. sultry. voluptuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sexy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. section

bölüm

Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. sexologue

cinsellik bilimci

Cinsellik bilimi uzmanı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Cinsiyet İlmi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sexologie

cinsellik bilimi

Cinsellikle ilgili sorunların incelendiği bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sexology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. sextant). Denizcilerin yön tayininde kullandığı bir Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sextant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sexuel

cinsel

Cinsiyetle ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sexual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şiirde bir harekenin düşmesinden meydana gelen Ahenk kırıklığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Durgunluk, kesilme. Sekteye uğramak = Durmak, kesilmek. 2. Zarar, bozulma: İşimize sekte geldi. 3. Kan dolaşımının birdenbire durması veya akması gibi Arıza. Sekte-i kalb = kalb durması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interruption. pause. standstill. failure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standstill. stoppage. interruption. apoplexy. pause. interval.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stoppage. cessation. interruption. suspension. failure. pause.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cult , sect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سکته] durma. 2.kesilme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

durgunluk vermek, sekteye uğratmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. sekte = zarar, Fars. daşten = taşımak). Zarara uğramış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

durdurmak, sekteye uğratmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sektirmek işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir ayak üzere koşturmek, sıçratmak. 2. Bir taş, gülle vesaireyi birkaç defa yere dokunup sıçrayacak surette atmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deflect. to cause to hop. to cause to ricochet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause to hop or skip. to cause sth to ricochet. hop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sector. sector bölüm. kesim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sector. area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Seki.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. secularist

fel. dünyacı

Dünyacılık yanlısı kimse.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İng. secularism

fel. dünyacılık

Bireysel katılımı önemli gören, dinin devletten ayrı ve özerk olmasını savunan öğreti.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Alm. sekundär

ikincil

Sırada önem bakımından ikinci derecede olan.


Yabancı Kelime by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şükreden, şükredici. Allah’ın isimlerinden, (bkz.Abdüşşekûr).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Çok şükreden, şükredici, değer bilen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şikâyet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شکوا] şikayet, sızlanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şikayet etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şikayet etmek, sızlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sızlanmak, şikayetçi olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (bk.) Şekvâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bulutlardaki elektriklenmenin meydana getirdiği ışık: Şimşek çakmak. Şimşek gibi = Birdenbire, gelip geçen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightning. flash. streak of lightning. streak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightning. flash. streak of lightning. streak. lightning flash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightning. flash of lightning. flash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Yağmurlu havada, buluttan buluta ya da yere elektrik boşalırken oluşan, geçici ve şiddetli elektrik akımı. 2.Canlı, hızlı, coşkulu, hareketli kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çok hareketli, canlı, hızlı kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Şimşekkan).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hareketli, canlı soydan gelme.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

İşitilebilir aralığın altındaki frekansları susturur.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lactose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lactose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Büyük tansiyonun kişinin yaşına göre yüksek olmasına halk arasında tansiyon yüksekliği, tıp dilinde ise hipertansiyon denir. Bir çok hastalıkta tansiyon yüksekliği görülür. Mesela kalbin sol bölümünün büyümesinde, böbrek hastalıklarında, damar sertliğinde, kan hücrelerinin çoğalmasında, şişmanlıkta ve iç salgı bezleri hastalıklarında kan basıncı artar. Tansiyon yüksekliğinin belirtileri arasında yorgunluk, sinirlilik, çarpıntı, baş dönmesi, uykusuzluk, baş ağrısı vardır. Tansiyonu normal seviyeye indirmek amacıyla aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Çilek kökü, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 20 gram çilek kökü konur. Haşlandıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

answerphone. answering phone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

answering machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

i. A. «şekvâ» dan) (c. teşekkiyyât). Şikâyet etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şekl»den) (c. teşekkülât). 1. Belirli bir şekil alma, bir şekle girme, belirli bir şekilde canlanma. 2. Terkip, teşkil olma, meydana gelme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formation. organization. institution. association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency. formation. organization. forming. being formed. taking shape. being made up of. consisting of. group. body. unit. making. texture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şükr» den) (c. teşekkürât). Şükretme, bir iyiliğe karşı şükredip minnettarlık gösterme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appreciation. thanks. thank-you. thank. acknowledgement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acknowledgment. appreciation. thanks. thankyou. gratitude. thanking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thanking. expressing one's gratitude to sb. acknowledgement. thanks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to thank sb. render thanks. thank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تشکل] oluşma, oluşum.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

oluşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تشکرات] teşekkürler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde 3. sekizli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transsexual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transsexual transexual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yumru şey, ufak küme: Bel kemiğinin tümsekleri. 2. Bu şekilde olan tümsek yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gibbous. protuberant. mound. bump. swell. prominence. protuberance. hillock. hump. barrow. bulge. hummock. rise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bank. hump. mound. rise. small mound. protuberance. prominent. protuberant. convex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hillock. knoll. protuberance. small wound. small pile. hump. lunch. heap. molehill. kame. knurl. barrow. bank. bench. obstruction. umbo. hub. camber. bulge. bump. high ground. hummock. prominence. rising ground. swell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bumpy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük vaşak, karakulak çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grape sugar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dextrose. glucose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. vasectomie

kısırlaştırma

Kısırlaştırmak işi.


Yabancı Kelime by

Genel Bilgi

Şimdiye kadar dünyamızda tespit edilebilen en düşük sıcaklık güney kutbunda eksi 89.6 derece ile Antarktika Vostok istasyonunda ölçülmüştür. Sanılmasın ki güney kutbu devamlı kar yağışı aldığı için dünyanın en soğuk yeridir. Antarktika daima karla kaplı olmasına rağmen dünyanın en az yağış alan çöllerinden daha kuraktır. Soğuk hava çok uzun aralıklarla da olsa düşen her yağışı dondurup, koruduğu için sürekli kar ve buzlarla örtülüdür.

Ortalama sıcaklık olarak güney kutbu eksi 49 derece ile kuzey kutbundan 2 derece daha soğuktur. Çünkü güney kutbu deniz seviyesinden daha yüksektir, güneşten daha az ışık alır ve güneşin gittiği zamanlarda bu ışığın getirdiği ısıyı süratle kaybeder. Dünyadaki buzların yüzde 90’ı güney kutbundadır, buzlar denizin altında 600 metre derinliğe kadar iner. Yaşam ancak buz parçalarının kıyılarında penguen ve fok sürüleri olarak görülür.

Kuzey kutbu, altında hiçbir kara parçası olmaksızın, denizin üstünde yüzen bir buz kütlesidir. Kuzey kutbunda bulabileceğiniz her taş mutlaka göktaşıdır.

Dünyamızda ölçülebilecek en düşük soğukluk eksi 273 derecedir. Bundan daha düşük sıcaklıkta moleküller hareket edemeyeceği için buna ‘mutlak sıfır’ denilir.

Dünya üzerindeki ortalama sıcaklık 5-10 derece artsa Grönland ve Antarktika’daki buzullar erir, okyanuslardaki su düzeyi 100 metre artar ve tabii dünya haritası da önemli bir şekilde değişirdi.

Dünyada bugüne kadar saptanabilen en yüksek sıcaklık gölgede 58 derece olarak 13 Eylül 1922 tarihinde Libya’da El-Azizia’da ölçülmüştür.

Tabii en yüksek sıcaklık insanı en fazla rahatsız eden sıcaklık anlamına gelmez. Burada havadaki nemin, yani rutubetin çok önemli bir rolü vardır. Göremeyiz ama havanın içinde su da, daha doğrusu su buharı da vardır. Atmosferde bulunan su miktarı toplanabilseydi, dünya yüzeyini 2,5 santimetre kalınlığında bir su tabakası kaplardı.

Ancak havanın içine alabileceği su miktarının bir sının vardır. Bu suya doyma seviyesine gelince hava artık içine su alamaz. İnsanlar terleyince ter buharlaşıp havaya karışamaz ve artık terleyemezler, rahatlayamazlar. Çok kuru bir havada 35 derecede terleyebildiğiniz için fazla bir rahatsızlık duymaya bilirsiniz de, nemli, suya doymuş havada 25 derece bile bunalma hissi verebilir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İimdiye kadar dünyamızda tespit edilebilen en düşük sıcaklık güney kutbunda eksi 89.6 derece ile Antartika Vostok istasyonunda ölçülmüştür. Sanılmasın ki güney kutbu devamlı kar yağışı aldığı için dünyanın en soğuk yeridir. Antartika daima karla kaplı olmasına rağmen dünyanın en az yağış alan çöllerinden daha kuraktır. Soğuk hava çok uzun aralıklar da olsa düşen her yağışı dondurup, koruduğu için sürekli kar ve buzlarla örtülüdür.

Ortalama sıcaklık olarak güney kutbu eksi 49 derece ile kuzey kutbundan 2 derece daha soğuktur. Çünkü güney kutbu deniz seviyesinden daha yüksektir, güneşten daha az ışık alır ve güneşin gittiği zamanlarda bu ışığın getirdiği ısıyı süratle kaybeder. Dünyadaki buzların yüzde 90’ı güney kutbundadır, buzlar denizinaltında 600 metre derinliğe kadar iner. Yaşam ancak buz parçalarının kıyılarında penguen ve fok sürüleri olarak görülür.

Kuzey kutbu, altında hiçbir kara parçası olmaksızın, denizin üstünde yüzen bir buz kütlesidir. Kuzey kutbunda bulabileceğiniz her taş mutlaka göktaşıdır.

Dünyamızda ölçülebilecek en düşük soğukluk eksi 273 derecedir. Bundan daha düşük sıcaklıkta moleküller hareket edemeyeceği için buna ‘mutlak sıfır’ denilir.

Dünay üzerindeki ortalama sıcaklık 5-10 derece artsa Grönland ve Antartika’daki buzullar erir, okyanuslardaki su düzeyi 100 metre artar ve tabii dünya haritası da önemli bir şekilde değişirdi.

Dünyada bugüne kadar saptanabilen en yüksek sıcaklık gölgede 58 derece olarak 13 Eylül 1922 tarihinde Libya’da El-Azizia’da ölçülmüştür.

Tabii en yüksek sıcaklık insanı en fazla raatsız eden sıcaklık anlamına gelmez. Burada havadaki nemin, yani rutubetin çok önemlibir yolu vardır. Göremeyiz ama havanın içinde su da, daha doğrusu su buharı da vardır. Atmosferde bulunan su miktarı toplanabilseydi, dünya yüzeyini 2.5 santimetre kalınlığında bir su tabakası kaplardı.

Ancak havanın içine alabileceği su miktarının bir sınırı vardır. Bu suya doyma seviyesine gelince hava artık içine su alamaz. İnsanlar terleyince ter buharlaşıp havaya karışamaz ve artık terleyemezler, rahatlayamazlar. Çok kuru bir havada 35 derecede terleyebildiğiniz için fazla bir rahatsızlık duymaya bilirseniz de, nemli, suya doymuş havada 25 derece bile bunalma hissi verebilir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Boyca fazla olan, Ar. mürtefî, Alî, refî, Fars. bülend: Yüksek bina, ağaç, at, dağ, bulut. 2. Mevki ve rütbesi üstün: Yüksek makamlara vasıl oldu. 3. Bağırarak söylenilen, uzaktan işitilen, Fars. bülend: Yüksek ses. 4. Pahalı: Bu yıl buğday fiyatı çok yüksektir. 5. Yüce yer: Yüksekten düşmek, yükseğe çıkmak. Yüksekten atmak = mec. Böbürlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elevated. exalted. high. highrise. lofty. loud. spheric. stately. superior. tall. acro-. hyper-. above. over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dominant. eminent. grand. high. lofty. noble. precipitous. rarefied. superior. tall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high. eminent. great. high- level. lofty. moor. noble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlevsellik, HDD’den DVD’ye normal hızdan 64 kat daha hızlı biçimde içerik aktarmanıza olanak sağlar. Örneğin, bir saatlik içerik HDD’den DVD’ye bir dakikanın altında bir sürede aktarılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Çift deck’li sistemlerde bulunan hızlı kopyalama sistemi.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yüksek Hızlı kaset mekanizması, çok hızlı erişim ve hızlı ileri/geri sarma süreleri sağlamaktadır. Kaset konumu bir sayaç ile gösterilmektedir. Hareket mekanizmasının çift yataklı tahrik mili, geriye doğru çalmada bile kasetin hassas biçimde hareket ettirilmesini sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Veri almadaki transfer hızını teoride 1 k.k mbit’e gkartan iletişim standardıdır. 3.5G olarak da anılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yüksek kontrast plakaları BRAVIA projektörlerimizde bulunur. Işığın içeri sızmasını önlemek ve dolayısıyla da daha derin siyahlar ve daha yüksek bir kontrast oranı sağlamak için, bu plakalar Gelişmiş İris İşlevi ile birlikte çalışır. Geleneksel panellerin flüoresan tüplerinden ışık sızabilir ve bu da siyahların koyu gri görünmesine neden olur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bazı amplifikatörler için gelişmiş sinyal-parazit oranı ve daha düşük bozulma sağlayan yüksek seviyeli bir ses çıkışı.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I.). Bir cismin dibinden tepesine kadar olan ‘ boyutu; yücelik, Ar. Irtifâ, rif’at: Bu dağın, bu ağacın yüksekliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altitude. elevation. extent. height. highness. loftiness. rise. steepness. swell. acro-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eminence. headroom. height.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

height. altitude. elevation. gradient. high ground. levelling up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by