Sel ne demek? | Sel anlamı nedir? | Sel

Sel anlamı nedir?

Sel ne demek?

Sel anlamı nedir?

Sel | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sel

Türkçe Sözlük

(i.). (Arapça seyl’den). Şiddetli yağmur neticesinde yatağından taşarak akan su.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SELL) (i. A.). Yavaşça çekmek, sıyrılmak: Sell-i seyf etmek (hemen yalnız bu tâbirde kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞELL) (i. A.). Çolaklık, el ve kolun kuru ve tutmaz olması. Büyütme ismi «eşell» ve müennesi «şellâ» dır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flood. flooding. inundation. torrent. stream. deluge. cataract. spate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flood. spate. stream. torrent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flood. swift and violent flood of water. innundation. calamity. casus major. inundation. comprehensive / household policy. torrent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Select.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Selector: A subfield carried in SETUP message part of ATM endpoint address Domain specific Part defined by ISO 10589, not used for ATM network routing, used by ATM end systems only.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

INTE Identifier of a selector on a table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sound Exposure Level, the total sound level someone would experience if all of the sound energy occurred in one second This allows for comparison of different sound events of different duration. selected. used in the form 'Sel n T' where n is an integer a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Software Evaluation Library is a collection of CD's allowing ITS2313 customers to 'test drive' Novell products by installing the contained software for evaluation in their organisation for a period of 90 days , after which time the product can be purc

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

VARCHAR2 Auditing SELECT WHENEVER SUCCESSFUL/UNSUCCESSFUL.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

VARCHAR2 Indicates whether the policy is applied to query on the object or not.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Software Engineering Laboratory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

1280 x 960 piksel görüntü çözünürlüğü sunan, Internet, e-posta ile gönderme ve hızlı baskı için uygun bir dijital fotoğraf CCD biçimidir. Efektif piksel sayısı, son görüntüyü oluşturan piksellerin sayısıdır. Fotoğraf makinesinin piksel sayısı ne kadar çoksa, fotoğraf, görüntü kalitesinde kayıp yaşanmadan o derece çok büyütülebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

1600 x 1200 piksel görüntü çözünürlüğü sunan, yüksek kaliteli baskı ya da ayrıntılı görüntü gerektiren Internet uygulamaları için uygun bir dijital fotoğraf CCD biçimidir. Efektif piksel sayısı, son görüntüyü oluşturan piksellerin sayısıdır. Fotoğraf makinesinin piksel sayısı ne kadar çoksa, fotoğraf, görüntü kalitesinde kayıp yaşanmadan o derece çok büyütülebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

2048 x 1536 piksel görüntü çözünürlüğü sunan, hassas ayrıntılı görüntüler gerektiren profesyonel kalitede uygulamalar için uygun bir dijital fotoğraf CCD biçimidir. Efektif piksel sayısı, son görüntüyü oluşturan piksellerin sayısıdır. Fotoğraf makinesinin piksel sayısı ne kadar çoksa, fotoğraf, görüntü kalitesinde kayıp yaşanmadan o derece çok büyütülebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

640 x 480 piksel görüntü çözünürlüğü sunan bir dijital fotoğraf CCD biçimidir. Dosya boyutunun küçük olması, Internet, e-posta ve hızlı baskı için çok hızlı resim transferi olanağı sağlar. Efektif piksel sayısı, son görüntüyü oluşturan piksellerin sayısıdır. Fotoğraf makinesinin piksel sayısı ne kadar çoksa, fotoğraf, görüntü kalitesinde kayıp yaşanmadan o derece çok büyütülebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

2240 x 1680 piksel görüntü çözünürlüğü sunan, müthiş hassas ayrıntılı görüntüler gerektiren çok profesyonel kalitede uygulamalar için uygun bir dijital fotoğraf CCD biçimidir. Efektif piksel sayısı, son görüntüyü oluşturan piksellerin sayısıdır. Fotoğraf makinesinin piksel sayısı ne kadar çoksa, fotoğraf, görüntü kalitesinde kayıp yaşanmadan o derece çok büyütülebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

2560 x 1920 piksel görüntü çözünürlüğü sunan, profesyonel kalitede uygulamalar için uygun bir dijital fotoğraf CCD biçimidir. Efektif piksel sayısı, son görüntüyü oluşturan piksellerin sayısıdır. Fotoğraf makinesinin piksel sayısı ne kadar çoksa, fotoğraf, görüntü kalitesinde kayıp yaşanmadan o derece çok büyütülebilir. 5,0 megapiksel görüntü, büyük biçim ve poster baskılarında bile en ince görüntü ayrıntılarının gösterilmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Barış, rahatlık, selamete çıkaran, selam eden, zevalsiz ebedi olan Allah’ın kulu. - es-Selam kelimesi, Allah’ın isimlerindendir. “Abd” takısı almadan kullanılamaz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabetic. alphabetical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.). Türk musikisinde dügâh perdesinde kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Akarsu. 2.Uzun mesafeler geçerek denize dökülen akarsu.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقل سليم] sağduyu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Farsça terkib). Sağduyu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common sense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عقل سليم] sağduyu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. accélérographe

fiz. ivmeyazar

Bir hareketin ivmesini çizerek belirleyen araç.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. accéléromètre

fiz. ivmeölçer

Bir hareketin ivme niceliğini belirten, taşıtın hızlanmasından doğan sarsıntıları, titreşimleri gösteren araç.


Yabancı Kelime by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عليه السلام] selam onun üzerine olsun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir sesin verdiği titreşimli yan seslerin pest olanları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bal, ş«m-i asel = Balmumu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عسل] bal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tıpta ve kokuculukta kullanılan bir reçine. Aynı adla anılan ağacın (Styrax officinalis’in) kabuklarının çizilmesiyle elde edilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Bal renginde olan. 2. Yahudiler’in ayırdedilmek üzere, omuzlarına taktıkları sarı kumaş. 3. Eskiden kullanılan, bal renkli bir çeşit kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quality or office of anattaché.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Bol ışık saçan, ay. 2.Ay’ın en parlak zamanında doğan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Yükselen ay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - (bkz.Baran).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). asılsız, temelsiz, esası olmayan. basielessly (z). asılsızca. baselessness (i). asılsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. Türk musikisinde kürdîli bir mürekkep kep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. F). Türk musikisinde bûselikli bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physical. corporal. bodily. carnal. corporeal. fleshly. gestic. material. organic. sensual. somatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animal. bodily. corporal. earthy. personal. physical. sensual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bodily. fleshly. material. physical. physically. sensual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentary. documentary film.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentary film.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentary film. documentary picture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. bestseller

çoksatar

En çok satılan yayın.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

descriptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cerebral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cerebral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

figural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scientific. scholarly. erudite. academic. academical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scientific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scientific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scientific thought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cognitive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

individual. individualistic. singular. separate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

individual. individual ferdi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

individual. civil. separate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

individualism ferdiyet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haecceity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetal. herbal. vegetative. galenic. vegetable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

botanical. vegetal. vegetable. vegetal nebati.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetable. vegetal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetable oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regional. sectional. territorial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regional. vernacular. zonal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

DVD Video ile kullanılmaya başlanan oynatım yönetme sistemi, dünyayı altı satış bölgesine ayıran, her bölgenin tanımlama kodunu oynatıcılar ve disklerde belirleyen bir sistemdir. Disklerin yalnızca ilgili bölgede oynatılmasına izin verir.

Teknolojik Terim by

Finansal Terim

(Regional Markets)

Ulusal (Kot İçi) Pazar’da işlem görme koşullarını taşımayan ve Borsa Yönetim Kurulu’nca geçici veya sürekli olarak Ulusal Pazardan çıkarılmasına karar verilen şirketlerin hisse senetlerine likidite sağlamak, bu hisse senetlerinin fiyatlarının düzenli ve şeffaf bir piyasada, rekabet koşulları içinde oluşmasını temin etmek amacıyla kurulan pazardır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitapçı, kitap satan kimse veya firma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Uzun boylu. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brussels sprout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brussels sprout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Brüksel. Brussels carpet Brüksel halısı. Brussels lace el dokuması. Brüksel danteli. Brussels sprouts Brüksel lahanası, ufak lahana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.). Türk musikisinin 13 basit makamının 2’incisi; lâ (dügâh) perdesinde kalır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarayan 6 basit tam beşlinin ikincisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarayan 6 çeşit tam dörtlünün ikincisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. T. F.). Türk musikisinde orta sekizlideki «si» perdesi ki portenin üçüncü çizgisine yazılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam. Aşîrân «mi» perdesinde kalır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

total total.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Hayat veren su. - Can ve sel kelimelerinden birleşik isim.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atlıkarınca; at yarışlarında gösteri turnuvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Katolik; başpiskopos, başpapaz, büyük papas, patrik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sebepsiz, nedensiz, asılsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). fasılasız, durmayan, biteviye ceaselessly (z). durmaksızın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

algebraic. algebraical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

algebraic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

algebraic equation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

environmental. peripheral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

environmental. peripheral. circumferential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). keski, kalem; (f). kalemle kesmek; (argo). aldatmak, hile ile elde etmek; keski ile çalışmak. chiseled (s). keski ile şekil verilmiş; güzel bir şekil verilmiş; keskin hatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). altın ve fildişinden yapılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sexual. sex. carnal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carnal. sexual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sexual. carnal. fleshly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tam manasıyla tatmin olamayan kadının cinsel ilişkiye gereği gibi cevap vermemesine; tıp dilinde firijidite denir. Nedeni daha çok ruhsaldır. Aşağıdaki reçeteleri kullanmakta fayda vardır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kekik, su

Hazırlanışı : 1 çay bardağı suya, 1 kahve kaşığı kekik konur. Kaynatılıp, süzülür. Ilık ılık içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sexual harassment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sexuality. sex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sex. sexuality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sexuality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çise halinde yağmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drizzle. sprinkle. spit. mist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drizzle. sprinkle. to drizzle. to sprinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to drizzle. mizzle. spit. sprinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linelike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Bir yüzey üzerinde, bir çizgi doğrultusunda yapılmış ya da düzenlenmiş betileri veya öğeleri niteler. 2. İnce kontur çizgileriyle oluşturulmuş betileri ve bu tür betileri içeren resimsel yapıtları niteler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Hareket eden bir noktanın yüzeyde bıraktığı iz olarak tanımlanabilecek olan çizginin, kompozisyonda üstlendiği formu ortaya çıkaran hareketi ifade etme, dokuyu verme, dengeyi sağlama gibi rollerin başat olduğu türdeki kompozisyonlar «çizgisel kompozisyonlar» olarak tanımlanır. Sanatın ilk adımlarının, Lascaux mağarasında olduğu gibi çizgiyle atıldığı ve çizginin özellikle perspektif kurallarının henüz yeterince bilinmediği Rönesans öncesinde önemli olduğu bilinir. Barok dönemde ışık-gölge kullanımının devreye girişiyle çizgisellik, ışığın imkân verdiği ölçüde kullanılır. Bu dönemde konturlar, çizgisel kompozisyonlarda olduğu gibi belirgin olmaz. 19. yy.da Neo-klasik Dönemde yeniden önem kazanan çizgi ve çizgisel kompozisyon, Romantizm ile birlikte nerdeyse kaybolmuş, Empresyonistler tarafından da tamamen kaldırılmıştır. Sanatçıların bireysel çıkışlar yaptığı 20. yy.da ise Henri Rosseau, Paul Klee gibi sanatçılar tarafından kendi belirledikleri amaçlar doğrultusunda kullanılmıştır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

soğuk keski, demir kalemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). danışma, müşavere, istişare; dava vekili; tedbir, ihtiyat, basiret; öğüt, nasihat; düşünce, gaye, maksat, plan; (f). nasihat vermek, öğüt vermek, akıl öğretmek. keep one's own counsel fikirlerini kendine saklamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). danışman, müşavir; öğüt veren kimse; (çocuk kamplarında) yardımcı; (pol). müsteşar, bir elçilikte elçiden sonra gelen dışişleri memuru; avukat, dava vekili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analytical. analytic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gövdesi büyük, cesîm, iri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

big-bodied. bulky. burly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulky. great. huge. hulking. portly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circular. orbicular. annular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circular. cyclic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). genç kız, küçük hanım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Cennet. 2. Bağdad’ın eski adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DARB-I MESEL) (i. F. A.). Atasözü, (bk.) Darb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ضرب مثل] atasözü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دارالسلام] Bağdat. 2.cennet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fully furnished. furnished. fitted and arranged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). evlenmemiş kadın, kız; telli turna, (zool). Anthropoides virgo; yusufçuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experimental. tentative. empirical. empiric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empirical. experimental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alias. empirical. experimental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şurasını burasını deşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Hileli, desise ile yapılan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Dizel motoru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde bir perde adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linguistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

religious. sacred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

religious. sacred. solemn. spiritual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

religious. ecclesiastical. solemn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rite. religious service. tract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (A.B.D.)., (k.dili). yardımsız yapılabilecek şekilde hazırlanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foursquare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quadrangular. four-cornered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Döşenmiş, döşenmiş olan. Ar. mefruş: Parke döşeli bir oda. Dayalı, döşeli = Her tarafı özenerek döşenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furnished. floored. laid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imaginary. fictional. visionary. unreal. utopian. romantic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fabulous. fanciful. fantastic. imaginary. subjective. unreal. visionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fictional. romantic. surreal. visionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spiritual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intellectual. ideational fikri.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ressam sehpası, şövale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Buselik makamının eski adı. Bûselik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ege).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational. pedagogical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational. pedagogical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Bakan ve elçiden başlayarak cumhurbaşkanlığına kadar yüksek mevkili ve bir hanedana mensûb olmayan yabancılara verilen şeref unvanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excellency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excellency. your excellency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excellency. your excellency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir eksen doğrultusunda ya da bir eksene göre oluşturulmuş kompozisyonları nitelemek için kullanılır. Örneğin, Rönesans resimleri eksensel bir düzen gösterir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elbiseye elverişli, elbise yapmaya yarar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dress. suitable for clothes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric. electrical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be worried. worry. bother about. feel uneasy about smth. care. fret. mind. stew. sweat blood. tremble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be anxious. to be worried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be anxious. to worry. to be troubled about. to see the red light.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gaileli. 2. Vesveseli, meraklı. 3. Vesvese ve merakı icafa ettiren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anxious. worried. concerned. ill at ease. uneasy. apprehensive. fearful. doubting. distressed. on the downbeat. obsessed. on edge. overcast. perturbed. preoccupied. solicitous. suspenseful. weighty. windy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprehensive. concerned. fearful. fraught. insecure. solicitous. uneasy. worried. anxious. thoughtful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anxious. worried. apprehensive. concerned. insecure. pensive. solicitous. uneasy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) kaygılı. endîşenâk olmak kaygılanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ensesinden yakalamak. (argoda). Yakalamak, ele geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seize by the neck. take smb. by the scruff of the neck. catch. nick. cop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to seize. to collar. to seize by the neck. cop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be collared. to be caught.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Hünsalık, hürısa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hermaphrodite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hermaphrodite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A. el = harf-i tarif, selâm). Selâm olsun: Es-se!Am ey server-i evlâd-ı Adem. Ves-selâm = Artık selâmdan başka diyecek kalmadı, işte o kadar: İstemem ves-selâm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eşelemek işi. (bk.) Eşelemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.), 1. (toprak, kül, ateş vesaireyi) Karıştırmak, hafifçe eşmek. 2. Aramak, araştırmak, Osm. taharri etmek. 3. Kışkırtmak, tahrik etmek,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scratch about. dredge up. grub up. grub. root. forage. disinter. rout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scratch and scrabble. to investigate. grub. scratch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scratch and scrabble. to be investigated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sliding scale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. coğrafya) (uyd. k). Yeryüzünde yükseklikleri aynı olan yerler; bu noktaları birleştiren çizgilerin meydana getirdiği eğri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Türk musikisinde bûselik beşlisi ile biten mürekkep makamlardan biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

universal. global. cosmic. cosmical. worldwide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmic. global. universal. global üniversal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

universal. catholic. common. cosmic. pandemic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - “Alemşümül” karşılığı olarak. - Fransızca “Universal’e benzetilerek kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

universality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

universality. catholicity. globalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Evlerin ve işyerlerinin oluşturduğu ve fabrikaların endüstriyel nitelik taşımayan pis sularının da dahil olduğu atık su.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Sağlığa ve çevreye yönelik tehlikenin azaltılması amacıyla atık suyun arıtılması işlemi; ilkin mekanik işlemlerin kullanıldığı, daha sonra bunu biyolojik ve kimyasal işlemlerin izlediği bütünsel bir süreç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harlotry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitution. prostitution orospuluk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فی المثل] örneğin, örnekte olduğu gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). floş, bir çeşit ipek teli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physical. somatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physical. sensual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Meselâ, misâlde olduğu gibi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, hav uçak gövdesi, gövde

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Su geçirmez, kauçuklu yağmurluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traditional. customary. groovy. classic. conventional. folksy. institutional. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conventional. customary. traditional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conventional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.). Türk musikisinde bûselik beşlisi ile biten mürekkep makamlardan biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gerginliği giderilmek, koyuverilmek, salıverilmek. Osm. irhâ olunmak: Dizgin, yay gevşeldi. 2. Sıkılık ve pekliği azalmak: Kuşak, et gevşeldi. Kilidin yayı gevşeldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gerginliği gidermek, koyuvermek, salıvermek, gevşek etmek. Osm. irhâ eylemek: Dizgini, bağı, yayı gevşeltmek. 2. Sıklığını, pekliğini azaltmak: Kemeri gevşeltmek. 3. Devamlılığını bozmak; gevşeme vermek: İşi gevşeltti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celestial. heavenly. spheric. ethereal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celestial. heavenly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empyreal. heavenly. supernal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Semavi, gökçül karşılığı olarak kullanılan uydurma kelam.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conventional. customary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

visual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

visual. pertaining to sight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Görmekle ilgili manasına kullanılan uydurma bir kelime. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Görsel İndeks Taraması ekranı dokuz parçaya bölünmüştür. İndeks işareti konulmuş başlangıç sahneleri otomatik olarak bulunur ver fotoğraflar şeklinde gösterilir. Böylece kayıtlı kaset içeriğine kolayca bakılabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

visual arts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audiovisual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (bot.) kanarya otu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hızlı akan sel.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marked by unpleasant events.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

housebroken. meek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) (ed, ing veya led, ling) uğur getirmesi için verilen hediye; siftah; pey; ilk taksit; (f.) siftah ettirmek; pey vermek; yeni yapılan bir işin veya yeni alınan bir şeyin şerefine ziyafet vermek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi). Karnın göbek ile kasık arasındaki aşağı kısım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp) (mü. haseliyye) Karnın göbek ile kasık arasındaki aşağı kısmına ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

helical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Geometriye uygun yapılmış, hendese kaidelerine uyan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(zam). kendisi (dişil). Ask her herself. Bizzat kendisine sorun. by herself kendi başına, kendi kendine. She has hurt herself. Kendini incitti. She is herself again. Kendine geldi. She is not herself. Tabii halinde değil. She said it herself. Bizzat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T. musiki). Türk musikisinde bûselik beşlisi ile kalan mürekkep makamlardan biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T. musiki). Türk musikisinde bûselik beşi isiyle kalan mürekkep makamlardan biri. Az kullanılmıştır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(zam)., eril kendi, bizzat; (irl)., (zam)., eril o: Himself said it. 0 söyledi. He is not himself. Kendinde değil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T. musiki). Türk musikisinde buselik beşlisinde kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Paylaşmak, müşterek bir malı bölüp herkes hissesini almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hisseleri olan, hisselere bölünmüş, hissedarlar arasında ortak: Hisseli mal, çiftlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HİSS-İ SELİM) (i. A.). Sağduyu, anlayışlılık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaba kahkaha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at kenesi, zool. Haemopsis sangui sorba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. damkoruğu, kayakoruğu, bot. Sempervivum tectorum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tiyatro salonundaki ışıklar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Hürol).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instinctive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instinctive insiyaki.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instinctive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

internal. inner dahili.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inherent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Aynı tesis içinde yeniden işlenip kullanılan atık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

internalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Uzun süre çocuğu olmayanların daha sonra ikiz ve üçüz çocukları olduğunda verilen isim. -Erkek ve kadın adı olarak kulanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imaginary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fictitious. imaginary hayali.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditory. aural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audio. auditory. acoustic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

functional. physiological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

functional. functional fonksiyonel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

functional. clinical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(zam.) kendi, kendisi, bizzat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to laminate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کاسه ليس] çanak yalayıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kayan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

civic. urban.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urban.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pezevenk, kaltaban (Türkmenler arasında kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gevşeklik, tenbellik, Ar. batâat, rehâvet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hamamda kese sürmek, kese sürerek vücudun kirini çıkarmak: Bu tellâk iyi keseliyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rub with a coarse bath-glove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hamamda kese sürünüp temizlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kesesi olan. 2. (zooloji) Keseli kurt = Şerit kurtlarının yavru hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Dişilerinin karnında yavrularını taşımaya mahsus kese bulunan hayvanların takımı: Kanguru, keselilerdendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personal. private. individual. singular. closet. intimate. self.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

individual. intimate. personal. respective. self.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personal. individualism. private. privy. subjective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Diski her çaldığınızda kişisel ayarlarınız MiniDisc çalar tarafından kaydedilir. Geri çağrılabilecek özellikler şunlardır: ses yüksekliği, programlı çalma, ses ön ayarı ve çalma hızı.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become stereotyped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fars. dana demek olan «gâvsâle» den). Sığır ve beygir gibi büyük hayvan derisinden yapılmış kalın deri ki, ayakkabıların altını vesair şeyleri ondan yaparlar. Köseletaşı — Bileyitaşı gibi kullanılan ve mermeri silip parlatmaya yarayan bir cins kumlu taş. Kösele perdahtı (perdahı) == Mermere bu taşla verilen cllâ. Kösele gibi = Pek sert.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stout leather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stout leather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Köşe şeklinde, köşemsi olan: Köşeleme bir taş; köşeleme bir kâğıt. 2. Köşeli olarak: Köşeleme kesmek, çizmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diagonally. in a diagonal position.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Köşeleri olan (cisim veya şekil). Üç köşeli = Üçgen, Ar. müselles. Dört köşeli = Dörtgen, kare. Ar. murabbâ. Altı köşeli = Ar. müseddes. Sekiz köşeli — Ar. müsemmen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angular. cornered. angled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cornered. angled. bent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bracket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angle bracket. square brackets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sakalı seyrek olan veya olmayan adamın hâli. 2. Seyreklik: Sakalın, ormanın köseliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squinch. pendentive. piece of furniture designed for a corner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spherical. spheric. globular. globose. orbicular. round. conglobate. sphaero-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spherical. globular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spherical. global. globular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

globalization. globalisation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

globe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kutsan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Lise talebesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high-school student.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high-school student.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material. physical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material. physical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. s., Fr. mesdemoiselles) evlenmemiş Fransız kadını, matmazel; Fransız mürebbiye veya kız öğretmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gasl»den imef.). Ölüleri yıkadıkları yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde bûselik beşlisi ile biten mürekkep makamlardan biri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مدینة السلام] Bağdat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Megapiksel sayısı, fotoğraf makinesi sensörünün çözünürlüğünü ifade eder. Yüksek megapiksel sayısı, fotoğraflarınızı büyütülmüş boyutlarda basarken veya ekranda izlerken bile mükemmel görünen net, ayrıntılı görüntüler sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital fotoğraflar piksel (resim öğesi) adı verilen renkli ışık noktalarından oluşur. Bir fotoğrafın oluşması için milyonlarca piksel (mega piksel) gereklidir. Bir fotoğraf makinesindeki piksel sayısı arttıkça fotoğrafların yumuşaklık ve netliği de artar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr., çoğ. (tek. mademoiselle) genç kızlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. emsâl). 1. Misal, bir kaideye örnek olmak üzere söylenen söz. 2. Gerçek mânâsı hakkında diğer bir şeye delâlet etmek üzere söylenen söz. 3. Küçük ahlâkî hikâye: Emsâl-i Lokmân (masal bundan galattır). Darb-ı mesel, (c.) Durûb-ı emsâl — Atalar sözü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A leper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parable. proverb. saying. similitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مثل] örnek. 2.özlü söz. 3.öğretici hikaye.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Misal olarak, faraza, sözgelişi: Küçük bir hayvan, meselâ bir kedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

e.g.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for instance. for example. e.g. par exemple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مثلا] örneğin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MES’ELE) (i. A. «suâl» den mîmlî masdar) (c. mesâil). 1. Sorulup cevabı istenen şey: Tarihten imtihan için birkaç mesele sordu.’ 2. Bir lime ait halli istenen mevzu: Mes’ele-i cebriyye, mesâil-i fıkhiyye. 3. Ehemmiyetli ve halli müşkül şey. 4. Milletlerarası anlaşmazlık: Şili ile Bolivya arasında çıkan mesele sulh yoluyla hallolunamayıp savaş çıktı. 5. Harb, muharebe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matter. problem. question. point. issue. topic. affair. business. crux. hangup. proposition. res. shebang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affair. concern. matter. question. problem. issue. case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

case. matter. problem. question. issue. point under consideration. point. proposition. res. shebang. trouble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مسئله] mesele, konu. 2.sorun. 3.problem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meşe ağaçlı orman ve koru: Orada bir meşelik vardır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok yaşlı adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gusl» den ia.) (tıp). Bir şeyi yıkamaya ve banyo etmeye mahsus Alet ve kap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. kimya). Koloit iyonlarında molekül yığılışmasında meydana gelen ve koloidin bütün hususiyetlerini taşıdığı kabul edilen kısmı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ökseardıcı, zool. Turdus viscivorus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lokma, parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «aseUden İm.). Bal ile terbiye olunmuş, ballı. Mâ-ı muassel = Ballı su, ballı şerbet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institutionalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be institutionalized. institutionalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institutionalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) Türk musikisinde bûselik beşlisi ile kalan mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comparative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comparative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «misi» den İf.) (mü. mümâsele). Benzeyen, benzer, gibi, kabilinden olan: Buna mümâsil işler; dükkân, han ve buna mümâsil yapılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «selb» den if.) (mü. münselibe). Selbolunmuş, ortadan kalkmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «selh» ten if.) (mü. münseliha). Soyulmuş, yüzülmüş, derisi çıkarılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «silk» ten if.) (mü. münselike). Bir yola girip onu takip eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «resel» den masdar) (c. mürâselât). 1. Mektuplaşma, muhabere. 2. Vaktiyle kadınların, vekil tayini için yazdıkları resmî mektup.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «resi» den imef.) (mü. mürsele). Gönderilmiş, yollanmış (I. A. c. mürseltn). Peygamber. Seyyidü’l-Mürselîn = Hazret-i Muhammed.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Gönderilmiş yollanılmış. Şeriat sahibi peygamberl(Erkek İsmi) 2.Salıverilmiş suç. 3.Bir yazı sitili. Hz.Peygamberin isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). (Posta ile) gönderilen şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Alıcı, alacak olan şahıs. Kendisine gönderilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. “silâh” dan imef.) (mü. müsellaha). Silâhlanmış, silâhlı: Müsellah adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Silâhlı olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «selm» den imef.) (mü. müselleme). Tasdik olunmuş, kimse tarafından inkâr veya itiraz olunamayan (Türkçe). Eskiden asker şevkinde baltacılık ve arabacılık etmek şartiyle vergiden muaf köylü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.). Herkesçe tasdik olunup İnkâr kabûl etmeyen şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «selâse» den imef.) (mü. müsellese). 1. Uçlü, üç kat, üç şeyden ibaret, üç kısımdan yapılmış. Ittifâk-ı müselles — Uç devlet arasındaki ittifak. 2. Uç köşeli, üç açı ile çevrilmiş: Şekl-I müselles. 3. (matematik, geometride). Uç köşeli ve üç açı ile çevrilmiş şekil, üçgen. 4. Uç kere kaynatılıp koyulaştırılmış, baharat ve şekerle karışık şurup. 5. Uç mısrâlık nazım şekli, şarkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. matematik). Trigonometri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «selm» den if.). Tanzimat’tan önce kaymakam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Müslüman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «silsile» den imef.) (mü. müselsele). Zencir gibi birbirine bağlı olan. kesiksiz bir sıra teşkil eden, bir silsile şeklinde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zencir gibi birbirine bağlı olarak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. midye, kara kabuk midyesi, zool. Mytilus edulis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sulvân» dan if.) (mü. müteselliyye). Teselli bulan, bir ziyan ve acıya karşı bir fayda ve sevinç görüp acıyı unutur gibi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «selm» den if.). 1. Teslim olunan şeyi alıp kabûl eden. 2. Vergi memuru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «silsile, teselsül» den if.). Zencir gibi birbirine bağlı olan, arası kesllmeksizin birbirini tâkip eden. Cibâl-i müteselsile = Zencir gibi birbirine bağlı şekilde uzanan dağlar, sıradağlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in continuous succession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uninterrupted. joint. continuous. consecutive. serial. solidary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joint debt. solitary obligation. solidary obligation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zencir gibi birbirine bağlı olarak, sıra ile birbirini takip ederek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مماثلت] benzerlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kalmamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مراسلات] mektuplaşmalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مراسله] mektuplaşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسلح] silahlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسلمه] herkes tarafından kabul edilmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مثلث] üçgen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مثلثات] trigonometri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مثلث الشکل] üçgen şeklinde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسلمان] müslüman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسلسل] zincirleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متسلی] teselli bulan, avunan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

teselli bulmak, avunmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متسلسل] zincirleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متسلسلا] zincirleme olarak, birbirinin ardı sıra.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

zam. kendim, bizzat, ben. I don't feel like myself. İyi değilim. Keyfim yok. I myself am doubtful. Ben bile şüphe ediyorum. I will come myself. Kendim geleceğim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

causal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

causal. casual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

causality. causation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

causality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

principle of causality. law of causation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Almanya veya Avusturya ahalisinden olan: Nemçelilerin ahlâk ve Adetleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Almanya veya Avusturya ahalisinden olan: Nemçelilerin ahlâk ve Adetleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhilarate. hearten. lighten. to enliven. to exhilarate. to buck sb up. to brighten. to perk sb up. to cheer sb up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brighten. cheer up. elate. enliven. exhilarate. lighten. quicken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blossom. lighten. to be joyful. to grow merry. to cheer up. to buck up. to brighten. to perk up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become cheerful. cheer. come on. effervesce. jollify. perk up. rejoice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheerful. cheery. joyful. merry. gay. jolly. hilarious. sprightly. sunny. airy. animate. animated. blithe. boon. breezy. bright. bucked. buoyant. buoyed up. chirpy. cock-a-hoop. debonair. debonaire. easygoing. eupeptic. exhilarated. gamesome. genial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airy. blithe. breezy. bright. bubbly. buoyant. cheerful. cheery. chirpy. convivial. ebullient. gay. gleeful. hilarious. jaunty. jocund. jolly. joyful. lively. merry. sanguine. sporty. sprightly. sunny. vivacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheerful. joyful. merry. in good spirits. animated. blithe. cheery. chippy. chirpy. cock a hoop. convivial. festal. flushed. frisky. gay. gladsome. gleeful. good- humored. happy. jocund. jolly. jovial. joyous. lively. lyrical. perky. rip roaring. rollicki

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde bûselik beşlisi ile kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sessiz, gürültüsüz. noiselessly (z.) sessizce. noiselessness (i.) sessizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - Nur, ışık seli akışı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nursel).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matter of life or death.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matter of life and death. a matter of life and death.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

zam. kendisi, bizzat, kendi kendine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a priori apriori.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a priori.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organizational. organic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organizational.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organizational.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organizational. organic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organizational.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organizational.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ör sel.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Eskitmek, bozmak, bozup zedelemek: Yolculuk, elbiseyi örseler. 2. Zedelemek, vurmak, bereleyip bozmak: Hayvan üstünde getirilmesi meyveleri örseler. 3. Tâkat bırakmamak, kırıklık vermek, zayıflığa, dermansızlığa uğratmak: Bu sıtma beni çok örseledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to knock about. to handle roughly. crumple. mishandle. ruck. tumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Örselemek işine mevzû olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be buffeted about. to be knocked about. to be handled roughly. to be drained of strength. crumple. ruck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

zam., çoğ. kendimiz, bizler. We ourselves will help. Biz kendimiz yardım edeceğiz. We will help our selves. Biz kendimize yardım edeceğiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, ouzel i. karatavuk, zool. Turdus merula; bir çeşit ardıçkuşu, zool. Turdus pilaris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (sold, selling) fazla satış yapmak; satılacak şeyi fazla övmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Özle ilgili, öze ilişkin. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Gerçek hab(Erkek İsmi) -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ay halesinin içinde bazen görülen parlak nokta, yalancı ay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Muayyen bir maksatla ayrılarak sınırı belirtilmiş arazi parçası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plot. parcel. parcel of land. plat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakup. lot. parcel. plot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

building lot. parcel. plot. lot (of land designated in an official survey. building plot. land subdivision. parcel of land.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parcelling. allotment. parcellation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parcelling. allotment. parcellation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Parsellere ayırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to divide into parcels. lot. parcel. portion. portion out. subdivide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. porcelaine). 1. Çini, fağfurî. 2. Telgraf telini direkten tecrit için direğe tutturulan fincan şeklinde çini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

china. ceramic. china. porcelain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

china. porcelain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porcelain. made of porcelain. china.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. din değiştiren kimse; f. dininden çevirmek. proselytism i. başkalarını kendi dinine sokmaya çalışma; mühtedilik. proselytize f. kendi dinine çevirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) BÜselik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nedamet bilmez, merhametsiz, amansız. remorselessly z. insafsızca, acımayarak. remorselessness i. insafsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk musikisinde bûselik beşlisi İla kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde bûselik beşlisi ile kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. c.). Selçuklular.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinine bağlı kimse. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Büyük çağlayan. Bir nehrin yüksekten düşmesiyle meydana gelen çağlayan: Niyagara şelâlesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cascade. falls. waterfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cascade. chute. fall. waterfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Büyük bir akarsuyun yüksekten düşmesiyle meydana gelen büyük çağlayan, çavlan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.). 1. Sulh, barış, asayiş. 2. Tehlikelerden uzak olma, selâmet, sonu iyi ve hayırlı çıkma (bu mânâ ile selâmet daha çok kullanılır). 3. Allah’ın isimlerindendir: Ya Selâml 4. Aşinâlık. Esselâmü aleyküm = Selâm üstünüze olsun! Ve aleykümselam = Bu selâmın cevabı. Aleyhisselîm = Peygamberler ve bazen sahabelerin adı geçince söylenen dua tâbiridir: Hazret-i NÜh aleyhisselâm. Vesselam = işte o kadarl DArü’s-Selâm = 1. Cennet. 2. Vaktiyle Bağdad şehri. 3. Tanzanya’nın başkenti. Medînetii’s-Selâm = Yine Bağdad şehri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greeting. regards. salutation. salute. salaam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hello. hi. greeting. regards. salutation. salute. salaam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salutation. hello. salute. Hello ! Hi. rememberances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İnsanların birbirleriyle karşılaştıklarında kullandıkları yakınlık dostluk, saygı ifade eden söz, yaptıkları işaret veya hareket. 2.Emniyet, huzur, selamet, esenlik, sağlık, sağlamlık. 3.Selam: Yüce Allah’ın isimlerinden, Fani olmama, ze-valsizlik, her çeşit arıza ve hadiseden salim olmak. Her türlü tehlikeden koruyup selamete çıkaran.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Selam).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin kurtuluşu. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). T. Kusur, eksiklik ve ayıptan veya hastalıktan sâlim, uzak olma, sağlık. 2. İyi son, iyi netice: Allah selâmet versin! 3. Kurtulma, Ar. halâs, rehâ, necât: Selâmet buldu. Artık ötesi selâmet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safety. security. salvation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salvation. safety. security. healthiness. soundness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peace. safety. welfare. soundness. healthiness. correctness. security. well-being. freedom from worry. favorable outcome. salvation. deliverance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سلامت] esenlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) Esenlik. Her türlü korku, tasa ve tehlikeden uzak, güvenlik içinde olma. Kurtulma, kurtuluş. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Uğurlamak, yolcu etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to see sb off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İyilik, barış ve rahatlıkla ilgili.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greeting. salute. salutation. hail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greeting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Selâm vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greet. hail. salute. to salute. to greet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to greet. to salute. hail. salaam. welcome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be greeted. to be saluted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine selâm vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to greet each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to exchange greetings. to greet each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). 1. Eskiden büyük ev ve konakların erkeklere ve erkek misafir kabûl etmeye mahsus kısmı, harem mukabili. 2. Eskiden pâdişâhın cuma namazını kılmak için camiye gitmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the part of a large Muslim house reserved for the men.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. selâmlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın selamı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peace be with you.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peace be with you ! (a greeting used by Muslims.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kadınlar arasında «nüzul, felç» mânâsında kullanılan Arapça bir söz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Salonika.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Thessaloniki.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثلاث] üç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. A.). Üç.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثلاثه] üç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İfadede açıklık, akıcılık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سلاست] akıcılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. silsile), (bk.) Silsile.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سلاسل] zincirler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثلثين] otuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثلثون] otuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Otuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sultân), (bk.) Sultan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سلاطين] sultanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sultanlar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kapma, zorla alma: Malını elinden selbetti. 2. Red, inkâr; isbat mukabili,

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سلب] kapma, kendine çekme. 2.inkâr etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.kapmak, çekmek, almak. 2.inkâr etmek. 3.yok etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. selbîye). Red, inkâra ait ve bunlarla alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Coşkun, taşkın yaratılışlı kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Güzel konuşma yeteneği olan. 2.XI. Anadolu, Kafkaslar ve Orta Doğu’da imparatorluk kuran Türk topluluğunun hükümdarı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (hi. A.) (mü. Selçûkıyye). Selçuklular’a ait, Selçuklular’la alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سلجوقی] Selçuklu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Selçukoğulları (devlet ve hânedânı) na ait.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Sel, taşkın su.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Dağları aşan sel, coşku.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Nur seli.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. nadiren, pek az, seyrek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. selle). Sepet, işportanın bir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wicker basket. saddle. pillion seat. pillion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bin. saddle. seat. flattish sicker basket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

olives processed using comparatively little salt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. seçme, seçilmiş, seçkin, mümtaz, güzide, üstün; seçmesini bilen, titiz, ince eleyip sık dokuyan; f. seçmek, ayırmak, intihap etmek. selectness i. seçkinlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,( A.B.D.) askere çağrılan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayırma, ayrılma seçme seçilme: seçme şeyler; biyol. sağlam veya kuvvetlileri yaşatıp zayıfları imha eden tabiat kanunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayıran seçici; telsiz telgrafta birkaç haberi bir arada gönderme sistemine ait. selective service (A.B.D.) kura ile askerlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. A.B.D.'nin bazı eyaletlerinde belediye meclisi üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seçen aygıt veya kimse; mak. idare kolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. eslâf). 1. Bir hâl ve mevkîde, işte diğerlerinden önce bulunmuş olan, geçmiş, eski; halef mukabili. 2. Eski adam, (c.): atalar, geçmişler, eski adamlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

predecessor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

predecessor. predecessor öncel. ancestor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

predecessor. one's predecessor in a position. foregoer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سلف] öncekiler, önceki görevliler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sélection

1. seçme, 2. biy. ayıklanma

1. Seçmek işi 2. Yaşayan varlıklarda ortamın şartlarına en iyi uyan türlerin veya bireylerin üreyip kalması, uyamayanların yok olması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

selector. dimmer. clutch pedal. dip switch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Armonik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

selenium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Sel gibi coşkun, taşkın kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şeffaf alçıtaşı, selenit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. selen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ay yüzeyinin tarif ve resimlendirilmesi, ay haritacılığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. astronomide ay bilgisi. selenologist i. bu ilmin uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. zooloji). Bitkimsi heyvanlardan önemli bir takım.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Silifke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Rafa benzer yapıda düz ve büyük kaya.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -selves) s. kişi, öz, zat, şahıs; kendi, nefis, şahsi menfaat; özellik, hususiyet, şahsiyet; s. zati, şahsi; aynı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) kendi, kendinden, kendini; öz, özün; otomatik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. self-determination

öz belirtim

Kendini yönetme hakkını belirleme.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İng. self-service

seçal

Kafeterya, lokanta, büyük mağaza vb. yerlerde yemeği alma, parayı kasaya ödeme gibi bazı hizmetlerin alıcı tarafından yerine getirilmesi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendini aşağılama; suiistimal; istimna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendi kendine işleyen, otomatik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gönderenin adına.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendi kendini tayin etmiş; kâhyalık eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendi fikrinde ısrar eden, kendini empoze eden, kendini zorla kabul ettiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendine güvenen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hep kendini düşünen, benci, benlikçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendine hâkim olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendini beğenmişlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendine güven.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. utangaç, sıkılgan; kendi halini çok düşünen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düşüncelerini başkasına söylemeyen, ağzı sıkı; kendine hakim olan; kendi kendine yeten; gerekli kısımları kapsayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendisiyle çatışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendine hâkim olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

huk. nefis müdafaası, meşru müdafaa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. feragat kendini tutma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elindelik, hür irade; kamunun kendi geleceğini saptaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendine güvensizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendi kendini yetiştirmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendini geri planda tutma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. serbest çalışan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öz saygısı, izzetinefis, onur, haysiyet; hodpesentlik, kendini beğenme, gurur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aşikâr, açık, belli, ortada olan, meydanda olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendi kendini inceleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özdenlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özerklik muhtariyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendi kendine yetme, başkasına muhtaç olmadan kendi başına yapabilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kişilik, şahsiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendine benzeme; kendini tanıma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendine fazla önem verme, kendini fazla yüksek görme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. özindükleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendi isteklerine düşkünlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kişisel çıkar, hodbinlik, bencillik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. egoist, bencil. hodbin selfishly z. bencilce egoistçe. selfishness i. egoistlik, bencillik, hodkamlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendini tanıma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. özgecil, özgeci, diğerkâm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yarı otomatik (tabanca).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendini beğenme; kendi çıkarını düşünme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendini yetiştirmiş, kendi kendine adam olmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendini tutma, kendine hâkim olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendini zavallı hissetme, kendi kendine aclma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir ressamın çizdiği kendi portresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vakar, kendine hâkim olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nefsini koruma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendini önemseme, öz saygısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendine güven.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. feragat, kendini feda etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendi kendini kınama veya cezalandırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öz saygısı, nefsine hürmet, izzetinefis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendini üstün gören.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendi kabaran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özerklik, otonomi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fedakarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tıpkı, aynı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendi halinden memnun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yalnız kendi çıkarını gözeten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. selfservis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., oto marş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendi kendini nitelendiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendine güvenen; kendi kendine yeten, başkasına muhtaç olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendini geçindirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendi kendini geçindiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendi kendini eğitmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. inatçılık, benlikçilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. otomatik olarak kurulan (saat).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شلغم] şalgam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yüzme, soyma, derisini çıkarma. 2. Arabî ayın son günü, gurre mukabili.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سلخ] deri yüzme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سلخ خانه] kesim yeri, mezbaha, salhane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Güzel söyleme ve yazmadaki tabiî kabiliyet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سليقه] güzel konuşma ve yazma yeteneği.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Güzel konuşma ve yazma kabiliyeti. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yeni doğmuş erkek çocuğu, ilk(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Yeni doğmuş ilk kız çocuğu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «selâmet» den smüş.) (mü. selîme). Ayıp ve kusuru olmayan, sağlam, doğru, dürüst, Ar. sahîh: Akl-ı selîm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sound. honest. perfect. benign. free from defect or danger. safe. bening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sound. healthy. flawless. benign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سليم] sağlam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Kusuru, noksanı olmayan, sağlam, doğru. 2.Tehlikesiz, zararsız, kurtulmuş. 3.Temiz, samimi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Selim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Sultan Selim’in icadı olan taç biçimli bir çeşit kavuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sırma dallı eski bir çeşit ince kumaş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سليم القلب] temiz yürekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Gür akan su. 2.Orta Asya’da yetişen, bodur, sürekli yeşil kalan bitki.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bol akan yağmur suyu, sokaklarda dere gibi akan yağmur seli. 2. Ufak sel yolu, yağmur selinin akarken çizdiği dere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «selâset» ten smüş.) (mü. selise). Selâseti olan, akıcı, düzgün: Selis bir yazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flowing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سليس] akıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Kolay yumuşak. 2.Bağlı, boyun eğmiş.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Selçuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (sold) i. satmak; satışıyle meşgul olmak; satışım artırmak; k.dili beğendirmek; (argo) aldatmak, kazıklamak; satılmak; satışta rağbet görmek; beğenilmek; i. hile, aldatma, oyun. sell like wildfire çok satılmak, kapışılmak. sell off her şeyini sa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شلاله] çağlayan, şelale.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sele.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سله] sele.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. selle = sepet, Fars. bâften = dokunmak). Sepet ve zembil gibi şeyler dokuyan, sepetçi, küfeci, zembilci.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سله باف] sepetçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A.). Selâm etsin, selâmet versin: Sallallahü aleyhi ve sellem.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - “Selamete erdirsin” manasıyla dualarda geçen. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Aldırış etmeden, çekinmeden.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bayi, satıcı; satılabilecek bir şey. best seller en çok satılan (kitap).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elden çıkarma, elde bulunanı satma; k.dili kapalı gişe; (argo) gizli bir anlaşma yoluyle ihanet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Barış içinde bulunma, huzur, erinç. 2.Güzel, hoş (kadın).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Barış içinde bulunma, huzur, erinç.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Niyaz kabul eden derviş. İran İsfahan’ından olup, Rasulullah’la birlikte İslami mücadelede üzerine düşeni fazlasıyla yapmış büyük mücahid ve sahabi. Selman-ı Farisi’ye nispetle bu ad kullanılmıştır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Barışla ilgili, barışçıl.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Barış yanlısı, barış ve sevgi duygusuyla dolu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Nur seli, ışık seli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gummed tape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Y.). Selülozdan yapılan saydam bir kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cellophane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cellophane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scotch tape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sellotape. scotch tape. adhesive tape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cellophane tape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Scotch tape. sellotape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Soğuk, tatlı ve hafif su.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Tatlı, lezzetli, hafif su. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Hafif ve lezzetli su. Cennet’te bir çeşmenin ismidir. 2. Çeşitli deliklerden su akıtan sebil.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Tatlı ve hafif su. 2.Cennette bir çeşmenin adı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Salsara.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Anders Celsius adlı İsveç bilginin adından). Bugün kullanılan termometlerdekf dereceye verilen ad (eskiden santigrad denilen bu ad, bu tip termometreyi bulan Celsius’un adına izafeten 1948’deki tartılar ve ölçüler genel konferasında selsius olarak değiştirilmiştir).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Seltzer water maden sodası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cellulite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cellulite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. L. Fr. kimya). Nitroselüloz ile kâfurudan ibaret bir karışım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celluloid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celluloid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. kimya). Bitkilerde hücre zarının temel kısmını meydana getiren madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cellulose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cellulose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cellulosic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Bıldırcının büyüğü, yelve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a rain forest in a tropical area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Bal. 2.Büyük bıldırcın. Tih çölünde bulundukları sürece, israiloğullarına Allah tarafından kudret helvasıyla birlikte, karınlarını doyurmak için gönderilen kuş. 3.(İsp.) Ekvator da sık balta girmemiş orman

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kumaş kenarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شلوار] pantolon. 2.şalvar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شلواربند] uçkur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. self.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Gönül rahatı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Servi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

running ropes / rigging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. servizio) (denizcilik). Armada bulunan hareketli halatlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duygusuz, hissiz, donuk; akılsız; saçma, anlamsız, manasız; baygın. senselessly z. manasızca, anlamsız olarak. senselessness i. şuursuzluk; saçmalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intuitive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intuitive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symbolic. symbolical. symbolic sembolik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symbolical. emblematic. symbolic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Şövale üzerinde yapılan ve taşınabilir boyuttaki küçük yağlı boya resim. 17. yy.da burjuvazinin gelişimi sonucunda yaygınlaşmış ve resmin evlere girmesine olanak vermiştir

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Selçuklu soyundan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk musikisinde buselik beşlisi ile kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Tan sel.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Tan seli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

historical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

historic. historical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

historic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sağlam güçlü el.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. püskül; f püsküllerle süslemek; püskül vermek, püskül haline gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tarakotu; kumaş tüyünü kabartmak için kullanılan kuru deve dikeni başı, kumaş tüyünü kabartma aleti; f. kumaş tüyünü kabartmak. fuller's teasel fes tarağı, bot. Dipsacus fullonum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reactional. reactive. pertaining to reaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (e. teselliyât). Bir acıyı kısmen unutturacak iyilik veya nasihat, avutma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolation. comfort. cheer. salve. solace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balm. comfort. consolation. solace. comfort avunç. avuntu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comfort. consolation. solace. alleviation. relief. silver lining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تسلی] avutma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commiserative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comfort. condole. console.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to console. to comfort. to give sb consolation / comfort / solace. cheer up. to offer a mite for comfort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hono u rable mention. consolation stake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

avutmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. teselli, Fars. Amîhten = karıştırmak). Teselli veren, teselli yollu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. tesellî, Fars. pezîreften = kabûl etmek). Teselli kabûl eden, teselli edilebilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. tesellî, Fars. yâften = bulmak). Teselli bulan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تسلی کار] avutan, teselli veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconsolable. disconsoled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Teslim olunan şeyi alıp kabûl etme, teslim alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receiving sth. receiving a consignment of goods. taking delivery of. taking delivery. entry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تسلم] teslim alma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

teslim almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «silsile» den). Zencirleme, zencir gibi birbirine ulanıp gitme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uninterrupted succession. sequence or continuation. concatenation. chain. solidarity. the condition or state of. or the relation between. several persons who bind themselves towards another for the same sum of deb. at the sametime. and in the same contrac

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تسلسل] zincirleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) mozaik taş veya parçalarla donatmak, farklı renkten parçalar tanzim etmek. teesella'tion (i.) mozaik işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(zam.) kendileri, kendilerini, kendilerine, kendilerinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

zam., (eski) sen kendin, bizzat kendin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immaterial. moral. spiritual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A shining material used for ornamental purposes; especially, a very thin, gauzelike cloth with much gold or silver woven into it; also, very thin metal overlaid with a thin coating of gold or silver, brass foil, or the like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Something shining and gaudy; something superficially shining and showy, or having a false luster, and more gay than valuable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Showy to excess; gaudy; specious; superficial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To adorn with tinsel; to deck out with cheap but showy ornaments; to make gaudy. a thread with glittering metal foil attached a showy decoration that is basically valueless; 'all the tinsel of self-promotion' interweave with tinsel; 'tinseled velvet' ador

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A type of electrical conductor comprised of a number of tiny threads, each having a fine, flat ribbon of copper or other metal closely spiraled about it Used for small size cables requiring limpness and extra-long flex life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Metallic material used to add flash and color in fly tying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An extra flexible conductor made by wrapping thin flat ribbons of copper or bronze around fine cotton or textile yarns of other fibrous materials This type of conductor has a low current carrying capacity insulation is generally a textile braid The intend

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s, f. (-ed, -ing veya -led, -ling) gelin teli; gösterişli ve cicili bicili sey; ipekli veya gümüş telli kumaş; s. gelin teline benzer; cicili bicili; f. gelin teli ile süslemek; cicili bicili yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceremonious. ceremonial. ritual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceremonial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F,, Ar. teselli, Fars. bahşîden = Bağışlamak). Teselli veren.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tuğ sel.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Yamrı yumru olmak, kanburlaşmak: Tümseldl.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Uğur sel. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

territorial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ülkü ile ilgili, ülkü niteliğinde. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-sold) fiyat kırarak satmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cömert, kendi çıkarını düşünmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bilgisayarlar ve çevre birimlerinde bulunan bir veri bağlantı noktası.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. faydasız, yararsız, boş, nafile, abes. uselessly z. faydasızca. uselessness i. faydasızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Üst armonikler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tic. mark vazelin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kap, tas, tekne: tekne, gemi; anat. damar, kanal; alet. blood vessel kan damarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Ar. terkip). 1. Bâkî selâm mânâsıyle mektubun sonuna yazılır. 2. Artık bitti, işte bu kadar, sözü kısa kesmek tâbiri: Ben gelmeyeceğim vesseiâm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

and that's that.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anxious. preoccupied. apprehensive. scrupulous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprehensive. restless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Aslı Üveys’tir. Kurt anlamında. Veysel Karanı: Raşid halifeler döneminde Şam’dan Medine’ye gelerek yaşamış, Medine-i Münevvere’de itibarlı bir hayat sürmüş. Hadis-i şeriflerde övülmüş meşhur veli. Sıffin savaşında şehid olduğu söylenir. - (bkz.Üveys).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Keman ailesinden bir yaylı çalgı, çello.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cello.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cello. violoncello.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cello. violoncello.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Viyolonsel çalan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. sansargillerden herhangi bir hayvan, zool. Mustela, sansar, gelincik, kakım, samur; sinsi kimse, çakal; f., A.B.D., k.dili. kaçamaklı konuşmak. weasel out of -den sıyrılmak. weasel-faced s. sansar yüzlü. weasel word kaçamaklı söz, bir sözün a

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Yere ait, yerle ilgili. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

managerial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administrative. managerial. administrative idari.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

executive. managerial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endemic. regional. topical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

local. regional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endemic. local. topical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

zam. (çoğ. -selves) kendiniz, kendin; kendi kendinize. be your self tabii olunuz. behave yourself. pull yourself together kendine gel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Yükseklere çık, yücel, basan kazan, ilerle. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Bir yıldızın saat dairesiyle gündüz gece eşitliği noktasının saat dairesi arasında bulunan ve doğru yönde olarak 0 ile 360 derece arasında değerler alan açının ölçümü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ascent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boom. growth. rise. ascent. increase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ascension. ascent. elevation. escalation. rise. uptrend. upturn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

promotional. advance. advancement. ascension. ascent. climb. distinction. escalation. flux. gain. hike. increase. pickup. preferment. progress. promotion. raise. rise. rising. scaling. step-up. swell. swelling. upheaval. uprising. upsurge. upthrust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advancement. ascent. boost. elevation. promotion. rise. rising.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ascension. boom. explosion. upward movement. preferment. progress. promotion. rising. upsurge. upswing. upward surge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Yükselmek işi. (bk.) Yükselmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Daha yüksek olmak: Bu bina çok yükseldi. 2. Yukarı kalkmak, yukarılara çıkmak, ösm. suâd etmek: Bazı kuşlar havada çok yükselir, balon o kadar yükseldi kl, görünmez oldu. 3. (ses) Ziyadeleşmek, uzaktan işitilecek surette hızlı çıkmak, dik olmak: Benim sesim o kadar yükselemez. 4. Pahaya çıkmak, ağırlaşmak, piyasa hayli yükseldi. 5. (denizcilik) Bir sahilden veya burundan açılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arise. ascend. be in the ascendant. be in the ascendent. climb. escalate. gain. go up. harden. heighten. improve. louden. nose up. get one's promotion. rear up. rise. scale up. soar. steepen. step up. sublime. swell. tower. upheave. upsurge. work one.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arise. ascend. climb. heighten. increase. rise. surge. to rise. to ascend. to go up. to mount. to increase. to advance. to come up. to climb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rise. advance. ascend. to be in the ascendant. climb. escalate. get up. head up. heighten. make. mount. move higher. rally. spring. swell. uprise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. coğrafya), t. Bir noktanın deniz yüzünden olan yüksekliği, râkım. 2. Bir yıldızdan gözetleyen kimsenin gözüne gelen ışın ile ufuk düzleminin meydana getirdiği açının ölçümü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altitude. elevation. ridge. rise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elevation. altitude rakım. irtifa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

height.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yükseltmek işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elevation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoist. lift. raising. lifting. increasing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upgrade. elevating. elevation. hoist. lift. promotion. raising. uptake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yükselmesini temin etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

send up. advance. boost. bump up. drive up. elevate. enhance. ennoble. escalate. exalt. get up. heighten. hike up. increase. jack. jack up. lift. lift up. louden. mark up. promote. raise. rear. rise. run up. scale up. set up. step up. strengthen. swe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amplify. boost. elevate. exalt. heighten. hoist. lift. promote. raise. up. upgrade. to raise. to lift up. to hoist. to boost. to increase. to bump sth up. to elevate. to exalt. to promote. to advance. to amplify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

promote. raise. balloon. dignify. elevate. ennoble. erect. exalt. heave. heighten. hoist. raise. rear. scale up. upspring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmetic. shallow. skin-deep. superficial. surface. tangential. skin-deep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broad. facile. shallow. sketchy. superficial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cursory. shallow. superficial. tenuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by