Sele Zeytini ne demek? | Sele Zeytini anlamı nedir? | Sele Zeytini

Sele Zeytini anlamı nedir?

Sele Zeytini ne demek?

Sele Zeytini anlamı nedir?

Sele Zeytini | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sele zeytini

Türkçe - İngilizce Sözlük

olives processed using comparatively little salt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. accélérographe

fiz. ivmeyazar

Bir hareketin ivmesini çizerek belirleyen araç.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. accéléromètre

fiz. ivmeölçer

Bir hareketin ivme niceliğini belirten, taşıtın hızlanmasından doğan sarsıntıları, titreşimleri gösteren araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir sesin verdiği titreşimli yan seslerin pest olanları.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). asılsız, temelsiz, esası olmayan. basielessly (z). asılsızca. baselessness (i). asılsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sebepsiz, nedensiz, asılsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). fasılasız, durmayan, biteviye ceaselessly (z). durmaksızın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). altın ve fildişinden yapılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çise halinde yağmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drizzle. sprinkle. spit. mist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drizzle. sprinkle. to drizzle. to sprinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to drizzle. mizzle. spit. sprinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şurasını burasını deşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be worried. worry. bother about. feel uneasy about smth. care. fret. mind. stew. sweat blood. tremble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be anxious. to be worried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be anxious. to worry. to be troubled about. to see the red light.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ensesinden yakalamak. (argoda). Yakalamak, ele geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seize by the neck. take smb. by the scruff of the neck. catch. nick. cop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to seize. to collar. to seize by the neck. cop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be collared. to be caught.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eşelemek işi. (bk.) Eşelemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.), 1. (toprak, kül, ateş vesaireyi) Karıştırmak, hafifçe eşmek. 2. Aramak, araştırmak, Osm. taharri etmek. 3. Kışkırtmak, tahrik etmek,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scratch about. dredge up. grub up. grub. root. forage. disinter. rout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scratch and scrabble. to investigate. grub. scratch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scratch and scrabble. to be investigated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Su geçirmez, kauçuklu yağmurluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi). Karnın göbek ile kasık arasındaki aşağı kısım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Paylaşmak, müşterek bir malı bölüp herkes hissesini almak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at kenesi, zool. Haemopsis sangui sorba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. damkoruğu, kayakoruğu, bot. Sempervivum tectorum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to laminate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pezevenk, kaltaban (Türkmenler arasında kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hamamda kese sürmek, kese sürerek vücudun kirini çıkarmak: Bu tellâk iyi keseliyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rub with a coarse bath-glove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hamamda kese sürünüp temizlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become stereotyped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fars. dana demek olan «gâvsâle» den). Sığır ve beygir gibi büyük hayvan derisinden yapılmış kalın deri ki, ayakkabıların altını vesair şeyleri ondan yaparlar. Köseletaşı — Bileyitaşı gibi kullanılan ve mermeri silip parlatmaya yarayan bir cins kumlu taş. Kösele perdahtı (perdahı) == Mermere bu taşla verilen cllâ. Kösele gibi = Pek sert.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stout leather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stout leather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Köşe şeklinde, köşemsi olan: Köşeleme bir taş; köşeleme bir kâğıt. 2. Köşeli olarak: Köşeleme kesmek, çizmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diagonally. in a diagonal position.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MES’ELE) (i. A. «suâl» den mîmlî masdar) (c. mesâil). 1. Sorulup cevabı istenen şey: Tarihten imtihan için birkaç mesele sordu.’ 2. Bir lime ait halli istenen mevzu: Mes’ele-i cebriyye, mesâil-i fıkhiyye. 3. Ehemmiyetli ve halli müşkül şey. 4. Milletlerarası anlaşmazlık: Şili ile Bolivya arasında çıkan mesele sulh yoluyla hallolunamayıp savaş çıktı. 5. Harb, muharebe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matter. problem. question. point. issue. topic. affair. business. crux. hangup. proposition. res. shebang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affair. concern. matter. question. problem. issue. case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

case. matter. problem. question. issue. point under consideration. point. proposition. res. shebang. trouble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مسئله] mesele, konu. 2.sorun. 3.problem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institutionalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be institutionalized. institutionalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institutionalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «misi» den İf.) (mü. mümâsele). Benzeyen, benzer, gibi, kabilinden olan: Buna mümâsil işler; dükkân, han ve buna mümâsil yapılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «resel» den masdar) (c. mürâselât). 1. Mektuplaşma, muhabere. 2. Vaktiyle kadınların, vekil tayini için yazdıkları resmî mektup.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zencir gibi birbirine bağlı olarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مماثلت] benzerlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مراسله] mektuplaşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhilarate. hearten. lighten. to enliven. to exhilarate. to buck sb up. to brighten. to perk sb up. to cheer sb up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brighten. cheer up. elate. enliven. exhilarate. lighten. quicken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blossom. lighten. to be joyful. to grow merry. to cheer up. to buck up. to brighten. to perk up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become cheerful. cheer. come on. effervesce. jollify. perk up. rejoice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sessiz, gürültüsüz. noiselessly (z.) sessizce. noiselessness (i.) sessizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matter of life or death.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matter of life and death. a matter of life and death.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Eskitmek, bozmak, bozup zedelemek: Yolculuk, elbiseyi örseler. 2. Zedelemek, vurmak, bereleyip bozmak: Hayvan üstünde getirilmesi meyveleri örseler. 3. Tâkat bırakmamak, kırıklık vermek, zayıflığa, dermansızlığa uğratmak: Bu sıtma beni çok örseledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to knock about. to handle roughly. crumple. mishandle. ruck. tumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Örselemek işine mevzû olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be buffeted about. to be knocked about. to be handled roughly. to be drained of strength. crumple. ruck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Gerçek hab(Erkek İsmi) -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ay halesinin içinde bazen görülen parlak nokta, yalancı ay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. porcelaine). 1. Çini, fağfurî. 2. Telgraf telini direkten tecrit için direğe tutturulan fincan şeklinde çini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

china. ceramic. china. porcelain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

china. porcelain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porcelain. made of porcelain. china.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nedamet bilmez, merhametsiz, amansız. remorselessly z. insafsızca, acımayarak. remorselessness i. insafsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. selle). Sepet, işportanın bir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wicker basket. saddle. pillion seat. pillion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bin. saddle. seat. flattish sicker basket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

olives processed using comparatively little salt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. seçme, seçilmiş, seçkin, mümtaz, güzide, üstün; seçmesini bilen, titiz, ince eleyip sık dokuyan; f. seçmek, ayırmak, intihap etmek. selectness i. seçkinlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,( A.B.D.) askere çağrılan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayırma, ayrılma seçme seçilme: seçme şeyler; biyol. sağlam veya kuvvetlileri yaşatıp zayıfları imha eden tabiat kanunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayıran seçici; telsiz telgrafta birkaç haberi bir arada gönderme sistemine ait. selective service (A.B.D.) kura ile askerlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. A.B.D.'nin bazı eyaletlerinde belediye meclisi üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seçen aygıt veya kimse; mak. idare kolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. eslâf). 1. Bir hâl ve mevkîde, işte diğerlerinden önce bulunmuş olan, geçmiş, eski; halef mukabili. 2. Eski adam, (c.): atalar, geçmişler, eski adamlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

predecessor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

predecessor. predecessor öncel. ancestor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

predecessor. one's predecessor in a position. foregoer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سلف] öncekiler, önceki görevliler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sélection

1. seçme, 2. biy. ayıklanma

1. Seçmek işi 2. Yaşayan varlıklarda ortamın şartlarına en iyi uyan türlerin veya bireylerin üreyip kalması, uyamayanların yok olması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

selector. dimmer. clutch pedal. dip switch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Armonik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

selenium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Sel gibi coşkun, taşkın kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şeffaf alçıtaşı, selenit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. selen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ay yüzeyinin tarif ve resimlendirilmesi, ay haritacılığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. astronomide ay bilgisi. selenologist i. bu ilmin uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. zooloji). Bitkimsi heyvanlardan önemli bir takım.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Silifke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duygusuz, hissiz, donuk; akılsız; saçma, anlamsız, manasız; baygın. senselessly z. manasızca, anlamsız olarak. senselessness i. şuursuzluk; saçmalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. faydasız, yararsız, boş, nafile, abes. uselessly z. faydasızca. uselessness i. faydasızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Üst armonikler.

Türkçe Sözlük by