Sem ne demek? | Sem anlamı nedir? | Sem

Sem anlamı nedir?

Sem ne demek?

Sem anlamı nedir?

Sem | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(SEMM) (I. A.) (c. sümûm). Zehir. Semm-i kaatil = Öldürücü zehir. Semmü’l-far = Sıçanotu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.İşitme, işitiş, dinleme.

2.(masdar mânâsı taşımaksızın) Kulak, gûş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Balmumu.

2.Mum. Şem’-i kâfûr = KAfurdan mum.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Scanning electron microscopy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Scanning electron microscope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Scanning Electron Microscope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Scanning electronic microscope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Standard abbreviation for scanning electron microscope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Scanning electron microscopy, used for high magnification study of metal surfaces. scanning electron microscopy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Glossary and Acronyms July 3, 1997.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Search Engine Marketing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سم] zehir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سمع] işitme. 2.kulak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شمع] mum. 2.balmumu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞEMM) (i. A.). Koklama, koku alma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Semitic, Seminary.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Her şeyden arınmış olarak bütün sesleri, sözleri ve kelimeleri işitip ayırdeden yüce Allah’ın kulu. (bkz.es-Semi’).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). danışma, müşavere , düşünme. under advisement muallâkta ; incelenmekte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde:

1.10/4 ile yazılan bir küçük usul. Aksak semaî (bk.) usulünün bir mertebesi ve:

2.Klasik bir şekil: Ağır aksak semâİ usulü ile bestelenmiş ağır semâİ.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.).

1.Türk musikisinde 10 zamanlı bir küçük usul.

2.Türk musikisinde bir usûl ile ölçülmüş ağır semâİ çeşidi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde 10 zamanlı bir küçük usul. Aksak semâİ usulünün bir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(t.a.i.) (Erkek İsmi) - Dinin güneşi.- Türk din bilgini ve hekim. (Şam 1389-Göynük 1459). Fatih’in hocasıdır. İstanbul’un fethinde bulundu. Ünlü sahabi komutan Eba Eyyub el-Ensari’nin mezarını bulduğu söylenir. Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gökkuşağı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علائم سما] gökkuşağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rainbow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Yahudi aleyhtarı. anti-Semit'ic (s). Yahudilerin aleyhinde olan. anti-Sem'itism (i). Yahudi aleyhtarlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Yahudi nüfuzuna karşı koymak politikasını destekleyen kimse.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toplantı, meclis; takım, kalabalık; montaj; bir araya toplama veya toplanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). toplamak, birleştirmek, bir araya getirmek, kısımlan birbirine uydurmak ; parçaları yerli yerine takmak; toplanmak , birleşmek, bir araya gelmek, toplantı yapmak, içtima etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toplantı, meclis, kongre assembly line montaj fabrikası. assembly room toplantı salonu. right of assembly toplanma hakkı. assemblyman (i). meclis üyesi, özellikle eyalet meclisi üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A ). Türk halk şiiri ve musikisinde bir şekil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Türk halk şiiri ve musikisinde bir şekil.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Güneş kaynağı. 2.Mısır’da bir kasaba. 3.Bir cins değerli taş. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(t.a..i.) (Kadın İsmi) - Ay gözlü.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bodrum katı, zemin kat; herhangi bir yapnın kaidesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. kimya). Pelesenk yağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. belsemiye, kimya). Pelesenk yağına mensup ve müteallik veya onunla mürekkep, (botanik). Fasile-i belsemiye = Pelesenk ağacı nevinden ağaçlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adoption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adoption. appropriation. assimilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acceptance. claim. appropriation. adoption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Benimsemek, sahip çıkmak. Sahip çıkmak, sahip olmak, bir şey hakkında boş yere benimdir iddiasında bulunmak: Benden aldığı kitabı benimsedi. Herkesin şiirlerini benimsiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take up seriously. assimilate. adopt. commandeer. embrace. espouse. interiorize. internalize. latch on to. seize. seize upon. be sold on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adopt. applaud. embrace. naturalize. nibble. to appropriate. to adopt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adopt. adopt in principle. to appropriate to oneself. to make one's own. to consider one's own. to take up seriously. to adopt. embrace. espouse. hug. sanctify. take possession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Bessemer ameliyesi; Bessemer'in bulduğu çelik yapma usulü. Bessemer steel Bessemer çelidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). savaş gemisinde silahların bulunduğu zırhlı bölüm; kazamat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kanatlı pencere; pencere kanadı; şiir herhangi bir pencere; kaplama, çerçeve.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeyi yapmaktan geri durmak, istinkâf etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ÇİĞSİMEK ve ÇİSİMEK (f.).

1.Çiğ yağmak.

2.Çiğ gibi pek ince yağmur yağmak, tozarmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çirkin bulmak, çirkin saymak, çirkin görüp beğenmemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Çiy düşmek.

2.Çiselemek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. desemiyye). Yağa müteallik veya yağ kabilinden olan: Mâdde-i desemiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Şeyhülislâmlara verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sökmek, parçalarına ayırmak, demonte etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). gemiden karaya çıkarmak veya çıkmak. disembarka'tion (i). karaya çıkarma; karaya çıkma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). mahcup bir duruma düşmekten kurtarmak; güç bir durumdan sıyırmak, rahatlatmak. disembarrassment (i). güç bir durumdan kurtarma, rahatlatma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bedenden ayırmak, cisimden tecrit etmek. disembodied (s). bedenden ayrılmış, cisimden kurtulmuş. disembodiment (i). bedenden ayırma veya ayrılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). suyunu denize dökmek, denize dökülmek (nehir), akıtmak. disemboguement (i). nehrin denize dökülmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (ed, led, ing, ling) bağırsaklarını çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). gizlemek, saklamak, örtbas etmek; başka şekilde göstermek; gör- mezlikten gelmek, anlamazlıktan gelmek; iki yüzlülük etmek, mürailik etmek .dissemblance (i). mürailik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). saçmak, yaymak, neşretmek; geçirmek, sirayet ettirmek dis- semina'tion (i). neşir, saçma, saçılma; geçme, sirayet..

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eğlence; (müz). divertimento; opera, piyes gibi temsiller arasında sahneye konan bale gibi kısa ve eğlendirici oyun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Oda vesairenin zeminini kaplayan tahta vesaire: Tavandan döşemeye kadar; tahta, mermer döşeme.

2.Bir oda veya daireye yerleştirilen eşya, minder, yastık, kanape vesaire, mobilya, mefruşat: Bu konağın döşemesi pek muntazam; döşeme düzmek zevk işidir.

3.Bir geminin, rüzgâr veya akıntının tesiriyle seyir yolundan başka bir tarafa düşmesi


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appointments. floor. floor covering. upholstery. laying. furnishings. pavement. planking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floor. upholstery. floor covering. furniture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floor. flooring. pavement. paving. platform. upholstery. interior furnishings. laying. installing. deck. lagging. apron. installment. tesselation. bedding. boarding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Döşeme yapan kimse.

2.Mefruşatçı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upholsterer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upholsterer. furniture dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upholsterer. furnisher. layer. installer. house decorator. bolsterer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upholstery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upholstering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yaymak, sermek. Osm. tefriş etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spread. lay down. floor. upholster. furnish. appoint. inlay. veneer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floor. furnish. lay. to furnish. to lay down. to spread. to pave. to floor. to install.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to furnish. to spread. to lay down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mobilyası, mefruşatı olan. Ar. mefruş: Döşemeli ev; alaturka, alafranga döşemeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flooring. upholstery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material suitable for upholstering. upholstery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). rahatlık veren herhangi bir şey; sıkıntıdan kurtarma; (huk.) irtifak hakkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Gök cisimleri, yıldızlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اجرام سماویه ]gök cisimleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. doku ve organlar arasında hava kalması, anfizem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. samimiyet, yakınlık gösterme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vesika arkasına atılan imza, ciro; tasdik. endorsement in full tam ciro. blank endorsement açık ciro, beyaz ciro.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genel tesir, parçaların tümünün bir bütün teşkil edercesine bir arada algılanması; iki veya daha fazla parçadan ibaret kadın kostümü, takım, döpiyes; müz. bir müzik topluluğunun birlik, denge ve başarı derecesi; topluluk, orkestra, koro; piyesteki

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dilsiz, ebkem.

2.Sükût eden, sâkit, sessiz: Epsem olmak = Sükût etmek, ses çıkarmamak: Epsem etmek = Susturmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dilsizlik, ebkemlik.

2.Sükût, sessizlik. Er Erbiyum elemanının senbolü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi) Balıkların solunum cihazı, solungaç (uyd. k.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kendini bir yerde yapayalnız, koruyucu ve dosttan mahrum görüp müteessir olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel lonely and homesick. to feel lonely. to feel out of place. to find strange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel lonely and homesick. to find sth strange or curious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

need. necessity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Duymak, ihtiyacı olmak, muhtaç olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to consider necessary. to feel the necessity of. to need.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gevşemek işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loosening. slackening. relaxation. let-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relaxation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slackening. relaxation. detente. easing. relax. softening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Gerginliği bozulmak, koyuverilmek, salıverilmek. Osm. kesb-i rehavet etmek: Bu ip gevşedi, yay gevşemiş.

2.Sıklık ve pekliğini kaybetmek, yumuşamak: Etleri pek gevşedi. 3.Kuvvetten düşmek, zayıflamak: Bu at çok gevşedi. 4.Gayret, çalışkanlık ve harareti kaybedip yılgınlık getirmek: O adam, o iş pek gevşedi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relax. cool down. get loose. loosen. soften. ease off. slacken. let go. fade. flag. languish. let up. let upon. go limp. come loose. work loose. slack. slack off. unbend. unbrace oneself. come unstuck. unwind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disengage. languish. loosen. relax. relent. soften. unwind. to come loose. to loosen. to relax. to slacken. to diminish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get loose. slack. to become lax. to relax. to become calm. to slacken. to yield. to unbend. to become easier. flag. languish. loosen. loosen up. open. soften. start. unwind. to give way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smile. smile tebessüm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Gülümseme Deklanşörü, portre ve aile çekimlerinize neşe katar. Cyber-shot™, fotoğrafı çekilen kişinin gülümsemesini algılayıp deklanşörü tam zamanında otomatik olarak çalıştırır ve daha fazla mutlu anı ölümsüzleştirir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beam. smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parasol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parasol. sunshade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حجر سمائی] göktaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hafife almak, istihfaf etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Maiyet halkı: Hadem ü haşemi çok.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حشم] maiyet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing)., (müz). altmış dörtlük nota, bir notanın altmış dörtte biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(hindhıyarı): Baklagillerden leguminoseae denilen büyük ağaçların meyvesidir. Doğu Hind, Antil ve Brezilya’da yetişir. Meyvesi siyahtır ve silindiriktir. Terkibinde şeker, pektin, zamk, tanen ve esans vardır. Kullanıldığı yerler: Kabızlığı önler, fazlası müshildir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Baklagillerden bir ağaç. Hint hıyarı da denir (cassia fistula).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. binici; süvari. horsemanship i. binicilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. orta hizmetçisi. housemaid's knee tıb. dizkapağı iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. yatılı okulda bir binayı idare eden öğretmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kız talebe yurdunda idare memuru kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خصما] düşmanlar, hasımlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sandık içine koyma; muhafaza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. döllemek, ilkah etmek, tohumlamak, tohum ekmek; fikrine sokmak, aşılamak. insemination i. dölleme, döllenmiş olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pee. piss. slash. tinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tinkle. wee wee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Su dökmek, çiş etmek, Osm. tebevvül etmek.

2.İdrarla veya idrar yerine çıkarmak: Kan işedi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spring a leak. spend a penny. do number one. urinate. pee. make water. piss. pass water. wee-wee. micturate. piddle. puddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pee. piddle. piss. urinate. wet. to pee. to piddle. to wee. to piss. to urinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to urinate. to make water. to piss. go. leak. pee. piddle. tinkle. wet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kulak misafiri olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Hematüri adı verilen bu durum, önemli bir hastalığın işareti olabilir. Bu nedenle vakit kaybetmeden bir doktora başvurmak gerekir. İdrarda kan görülmesi; idraryolu iltihabı, prostat iltihabı, mesane taşı, böbrek kanaması, böbrekte taş veya kum, kan hastalıkları veya bir başka hastalığın belirtisi olabilir. Ayrıca bazı ilaçlar ve gıdalar da idrarda kan görülmesine neden olabilir. Örneğin çilek, domates, ıspanak veya ağrı kesici ilaçlar kan işemeye neden olabilir. Tedaviye yardımcı olmak amacıyla şeftali ve semizotu yenebilir.

Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yemin, and: Kasem etmek. Yemin etmek. Cenâb-ı Hakk’ın ismine kasem ederim. Maa-l-kasem = Yeminle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قسم] yemin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yemin etmek. 2.Bölmek.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کرم ابریشم] ipek böceği.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kösemen.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Sürüler önünde rehber vaziyetinde giden. 2.Cildi temiz, pürüzsüz. 3.Kösem Sultan: IV. İbrahim’in annesi ve torunu zamanında Osmanlı iktidarında etkin olan Sultan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Vuruşmaya alıştırılmış İri koç veya teke, gebeş.

2.Sürünün önüne düşUp onu sevkeden alışık koç.

3.mec. Cesur, serbest, atak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

underestimation. setdown. disdain. contempt. contemptibility. contemptuousness. scoff. scorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

looking down on. despising. disdain. minimization. scorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ehemmiyet vermemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make light of. underestimate. underrate. belittle. disdain. undervalue. look down on. depreciate. contemn. defy. despise. flout. minimize. pooh-pooh. scorn. sneer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belittle. depreciate. despise. disparage. flout. minimize. scorn. slight. sneer. snub. underrate. understate. to despise. to belittle. to scorn. to underrate. to minimize. to disparage. to snub. to look down on sb/sth. to look down one's nose at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to look down on. to despise. belittle. condescend. depreciate. disdain. minimize. pity. pooh pooh. scorn. slight. sneer. snub. underestimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. tıp). Kandaki akyuvarların aşırı derecede çoğalmasıyla beliren çok ağır bir hastalık, kan kanseri.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. luecémie

tıp kan kanseri

Kanda akyuvarların olağanüstü çoğalmasıyla beliren bir hastalık.


Yabancı Kelime by

Sağlık Bilgisi

Halk arasında kan kanseri denilir. Kandaki alyuvarların aşırı derecede çoğalması sonucu meydana gelir. Aşağıdaki reçeteler koruyucu ve tedavi edici olarak kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Mineçiçeği, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 3 tutam mine çiçeği konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra temiz bir şişeye süzülür. Yemeklerden önce birer çorba kaşığı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leukaemia. leukemia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leukemia. leukaemia kan kanseri.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leukaemia. leukemia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leukemia. leukaemia kan kanseri.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Batı Avrupa’da, Fransa ile Almanya arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 49 45 Kuzey enlemi, 6 10 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 2,586 km².

Sınırları: toplam: 359 km.

sınır komşuları: Belçika 148 km, Fransa 73 km, Almanya 138 km.

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili).

İklimi: Kıtasal ve ılıman iklim arasında değişiklik gösterir.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Moselle Nehri 133 m.

en yüksek noktası: Buurgplaatz 559 m.

Doğal kaynakları: Demir, işlenebilir topraklar.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %23.94.

Sürekli ekinler: %0.39.

Diğer: %75.67.

Sulanan arazi: 10 km² (1993 verileri).

Coğrafi Not: kara ile çevrili.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 474,413 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.23 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 8.75 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 4.74 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 78.89 yıl.

Erkeklerde: 75.6 yıl.

Kadınlarda: 82.38 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.78 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.2 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den az (2003 verileri).

Ulus: Lüksemburg’lu.

Nüfusun etnik dağılımı: Kelt Kökenliler, Portekizler, İtalyanlar, Slavlar ve Avrupalılar.

Din: Roma Katolikleri, Protestanlar, Museviler ve Müslümanlar.

Diller: Lüksemburg ca (ulusal dil), Almanca (resmi dil), Fransızca (resmi dil).

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %100.

erkekler: %100.

kadınlar: %100 (2000 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Lüksemburg.

Yerel tam adı: Grand Duche de Luxembourg.

yerel kısa şekli: Luxembourg.

Yönetim biçimi: Meşruti Monarşi.

Başkent: Lüksemburg.

İdari bölümler: 3 bölge; Diekirch, Grevenmacher, Lüksemburg.

Bağımsızlık günü: 1839 (Hollanda’dan).

Milli bayram: Milli gün 23 Haziran.

Anayasa: 17 Ekim 1868.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACCT, AG (Avustralya Grubu), Benelux (Belçika, Hollanda, Lüksemburg Ekonomik Birliği), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), EIB (Avrupa Yatırım Bankası), EMU (Avrupa Ekonomi ve Para Birliği), Avrupa Birliği, FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IEA (Uluslararası Enerji Ajansı), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslarar


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kötüye kullanmak, suiistimal etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cism» den imef.) (mü. mücesseme).

1.Cismi olan, vücutlu, gövdeli, maket: Yaptıracağı yapıların mukavvadan mücessem şeklini yaptı.

2.mec. Mânevi bir cisim hâlini almış: O adam fazîlet-l mücessemedir.

3.(geometri) Uç boyutlu: Mücessem bir şekil. Zıddı: musatteh. Handese-i mücesseme = Uzay geometri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incarnate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

( f. A. T.). Mühim görme, ehemmiyet verme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to consider sth / sb important.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «haşmet» den imef.) (mü. muhteşeme). Haşmet sahibi, heybetli: Bir vezîr-i muhteşem («çok muhteşem», hattâ «daha muhteşem» demek doğru değildir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnificent. splendid. majestic. gorgeous. spectacular. august. corking. glorious. grand. imperial. lordly. magnific. magnifical. noble. olympian. regal. resplendent. royal. slashing. solemn. stately. stupendous. superb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grand. magnificent. majestic. proud. splendid. sublime. sumptuous. great. glorious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grand. magnificent. splendid. imposing. gorgeous. high. majestic. sumptuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محتشم] görkemli, ihtişamlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - İhtişamlı, tantanalı, debdebeli, görkemli. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (1. A. «kısm» dan). Paylaşma, bölüşme: Ganimeti mukaseme ettiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(!. A. «kısm» dan imef.) (mü. mukasseme). Ayrılmış, bölünmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «resm»den imef.) (mü. müressem).

1.Resmedilmiş, çizilmiş, işaret olunmuş.

2.Resimler ve çiçeklerle süslenmiş, resimli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «ism, semv, sümüvv» den imef.) (mü. müsemmât). Bir ismi olan, adlandırılmış: Ahmed ismiyle müsemmâ bir adam. İsmiyle müsemmâ = Kendisine yaraşır ve hâline uygun bir isimle isimlendirilen. Müsemmâ b’ln-nakiz = Hareket ve tutumunun tam tersi mânâda ismi olan: Kötü bir adamın adının «Hayri» olması gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MUŞAMMA) (i. A. «şem » den imef.) (mü. müşemmaa). Muşamba (bk.) Muşamba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «semân» dan imef.) (mü. müsemmene).

1.Sekiz kat, sekizli, sekizlik, sekiz parçadan yapılmış.

2.(matematik) Sekiz açılı, sekiz köşeli, sekizgen: Şekl-i müsemmen.

3.(edebiyat) 8 er mısralık kıtalarla yazılmış manzume. Müsemmen şarkı == 8 mısrâlı şarkı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (musiki). Türk musikisinde 8 zamanlı bir usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şemsiden imef.) (mü. müşemmese). Güneşe gösterilmiş, güneş görmüş, güneş gören, güneşli: Müşemmes oda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şemer.den if.). Hazırlanmış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسمی] adlandırılmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli ağır aksak semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli ağır semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli ağır aksak semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 3 hâneli aksak semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli sengîn semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli yürük semâİ.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) merasimlerde gürültü çıkaran zil, borazan ve benzeri; gürültü yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Işıklı, aydınlık gökyüzü.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dadı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caring. count. heed. opinion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

count. regard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Mühimsemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

have a high opinion of. attach importance to. pay attention to. care. mind. care about. make much of. heed. take heed of. notice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

care. heed. regard. to care. to mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to consider sb / sth important. heed. overrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treat smb. like dirt. close one's eyes to. make light of. set at nought. piss on smth. not to care twopence for. play down. play it low down. have a low opinion of. disregard. ignore. pay no attention. coquet. discount. make little of. set at naught.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disregard. minimize. slight. to disregard. to make light of sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

play down. shrug off. slight. slur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilate. absorb. internalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to digest. to imbibe. to assimilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to assimilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilate. absorb. internalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to digest. to imbibe. to assimilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to assimilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sırma, dantela, boncuk gibi elbise süsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. genel etki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Fars. pencşenbih’ten). Haftanın beşinci günü, cumadan evvelki gün, Ar. yevmü’l-hamis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thurs. thursday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thursday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Thursday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. benzemek, müşabih olmak, andırmak. resemblance i. benzeyiş, müşabehet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. biberiye, bot. Rosmarinus officinalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Küçük kavun şeklinde yenmez lâkin güzel kokulu bir meyve.

2.mec. Cılız ve biçimsiz yamrıyumru adam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞEMM) (i. A.). Koklama, koku alma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Semitic, Seminary.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Musiki dinleme.

2.Mevlevi dervişlerinin ney, kudüm ve husûsî bir usulle, dönerek yaptıkları zikr.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. semâvât). Gök, gökyüzü, felek, sipihr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İşitme, Osm. mesmuu olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). t. Bir cihazın içindeki parçaların konuluşunu ve birbirine olan bağlılığını göstermek üzere yapılan şekil.

2.Bir edebî eserin planı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sky. heaven. firmament. welkin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firmament. sky. heaven. sphere. welkin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

schema. diagram. exploded view.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

schema. scheme. plan. diagram. sketch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diagram. plan. scheme. outline. schema.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سما] gökyüzü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.İşitme, duyma. Musiki dinleme. 2.Gökyüzü. 3.Felek. 4.Mevlevilikte musiki eşliğinde icra edilen dönme hareketi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. semâ, Fars hâne — ev).

1.Mevlevi tekkesinin semâ icrasına mahsus salonu.

2.Tekkelerde zikr ve mukabeleye mahsus yer.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سماجت] çirkinlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.).

1.Gemilerde işaretle haberleşmek için kullanılan Alet.

2.Kara nakil vasıtalarına yolun açık veya kapalı olduğunu gösteren ışık tertibatı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semaphore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سماع خانه] mevlevî dervişlerinin semâ ettikleri özel mekan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cömertlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سماحت] iyilikseverlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Cömertlik, el açıklığı, iyilikseverlik. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). t. Cömert.

2.Eskiden kazaskerlik pâyesini alanlara ve «devletlû» unvâniyle beraber şeyhülislâma verilen resmî unvandı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. semâiyye). İşitme esasına dayanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Türk Muıikisi’nde büyük formlu bir söz eseri çeşidi. 2.3 zamanlı basit ve küçük bir usul, vals usûlü.

3.Türk halk şiir ve musikisinde bir form.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Semâvî.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Semaya, göğe havaya ait. 2.Gökten düşmüş. Allah tarafından olan, ilahi. 3.- İşitme esasına dayalı olarak öğrenilen, (bkz.Semavi).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Huylar, ahlâk, tabiatlar. Şemâil-i Şerife = Hz. Muhammed’in ahlâkı ve bundan bahseden kitap.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شمائل] huylar, tavırlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Huylar, davranışlar, alışkılar. 2.Bir kimsenin dış görünüşünün özellikleri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(si. A.). Sekiz.Sahn-ı Semân = Osmanlı devrinde sekiz fakülteli FAtih ve Süleymânlye üniversiteleri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثمان] sekiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Gökyüzü. 2.Güneş ayının 27.günü. 3.Bıldırcın.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Seman).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Semân.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Sekiz. (bkz.Seman).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., dilb. anlambilim, semantik. semantic s. anlamsal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Kelimelerin mânâsını birbiriyle karşılaştırarak veya bunların zaman içindeki gelişmelerini göz önünde tutarak inceleyen ilim.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sémantique

1. anlam bilimi,

2.anlam bilimsel

1. Dili anlam açısından inceleyen bilim dalı.

2.Anlam bilimi ile ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semantics. semantic. semantical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semantics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثمانون] seksen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. A.). Seksen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. semafor; f. semaforla konuşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işaretlerle anlamları arasındaki ilişki ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شماطه] şamata.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. işaret eden; biyol. tehlikeyi belirten (zehirli veya tehlikeli hayvanların renkleri gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. semâ). Semalar, gökler, (bk.) Semâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سموات] gökler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Gökl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Rusça). Çay yapmak için su kaynatmaya yarayan ve içinde bir ocağı ve bacası olan kap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tea urn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

samovar. urn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

samovar. urn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. semâviye).

1.Gökyüzüne, semâya ait.

2.ilâhî.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celestial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celestial. firmamental. empyreal. etheral. heavenly. supernal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سماوی] gök ile ilgili. 2.tanrısal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Semaya mensup, sema ile ilgili.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) - Sema yapan, törenle dönen mevlevi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. benzer, müşabih; görünüşte olan; i. başkasına benzeyen şey, eş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. suret, şekil; benzerlik, müşabehet; görünüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. symbole

simge

Duyularla ifade edilemeyen bir şeyi belirten somut nesne veya işaret.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symbol. sign. emblem. attribute. banner. exemplar. representation. standard. type.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attribute. byword. symbol. symbol simge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symbol. byword.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. symbolique

simgesel

Simge ile ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emblematic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symbolic. symbolical. symbolical simgesel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symbolic. symbolical. emblematic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. symboliste

simgeci

Simgecilik yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. symbolisme

ed. simgecilik

Sanat eserinin değerini, gerçeğin olduğu gibi aktarılmasında değil, duygu ve düşüncelerin, işaret ve biçimlerin uygunluk içinde düzenlenişinde gören, ayrıca kelimelerin müzik ve simge değerine dayanılarak en anlatılmaz duygu inceliklerinin bile sezdirilebileceğini savunan edebiyat ve sanat akımı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to symbolize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سمدار] zehirli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin mumu, dinin aydınlığı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Sersem.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. semiology.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. semiotic.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. esmâk). Balık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سمک] balık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yıpramak, kıpırmak.

2.Sinip sızlanmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yasemin denilen güzel kokulu beyaz çiçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (aslı: semn’dir). Semizlik, yağlılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. esmân). Paha, kıymet, bedel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The seed of plants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The seed or fecundating fluid of male animals; sperm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is a white or whitish viscid fluid secreted by the testes, characterized by the presence of spermatozoids to which it owes its generative power. the thick white fluid containing spermatozoa that is ejaculated by the male genital tract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the thick white fluid containing spermatozoa that is ejaculated by the male genital tract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثمن] değer, kıymet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سمن] semizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سمن] yasemin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meni, sperma, ersuyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yasemin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Göğsü yasemin gibi beyaz, yasemin göğüslü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yasemin kokulu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سمنبر] yasemin göğüslü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Göğsü yasemin gibi beyaz olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yasemin kokulu.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سمند] güzel ve çevik at.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Arapça’da da kullanılır).

1.Eskiden ateşte yaşadığı kabûl edilen bir hayvan.

2.Bir cins su kertenkelesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salamander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

newt. salamander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salamander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hızlı hareketli güzel at.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yasemin renkli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yük hayvanlarına yükü bağlamak için sırtlarına konulan fay, palan.

2.Hamal arkalığı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(t. A.) (c. esmâr). (bk.) Semere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saddle. packsaddle. pad. stout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packsaddle. stout. padded frame (used by a porter to support the load on his back. pack saddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ثمر] meyva. 2.ürün. 3.sonuç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ثمرات] meyvalar. 2.ürünler. 3.sonuçlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Yemişler, meyvel(Erkek İsmi) Faydalar, veriml(Erkek İsmi) 2.Neticel(Erkek İsmi) 3.Devlete ait mülklerden alınan vergil(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker or seller of packsaddles or porters'frames.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. semerât). t. Yemiş, meyve.

2.Fayda, kâr, netice.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fruit. result. gain. profit. yield. outcome. consequence. fructus. harvest. income return. progency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ثمره] meyva. 2.ürün. 3.sonuç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Semerat).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.meyva vermek. 2.sonuç vermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ ثمره دار] meyvalı. 2.ürün veren. 3.sonuç veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fruit bearing. fecund.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fruitless. sterile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üniversitede ders yılının yarısı, sömestr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sem’»den smüş.) (mü. semîa). İşiten.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سميع] çok iyi işiten.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İşiten, işitme kuvveti olan. Allah’ın isimlerinden, (bkz.Abdüssemi).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Mumla, ışıkla ilgili, ışıklı. 2.Mum yapan ya da satan kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) kısmen, yarı, yarım; iki defa olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. altı aylık, altı ayda bir olan; i. altı ayda bir çıkan yayın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz., İng. tam nota, dörtlük nota, yuvarlak nota.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. elli yıla ait, elli senede bir olan; i. ellinci yıldönümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yarım daire.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yarı uygar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. noktalı virgül

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. yarı iletici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yarı uyanık, yarı bilinçli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ortak du varlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yarıçap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yarım günlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yarım kubbe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. finalden önceki yarış; s. finalden önceki. semifinalist i. finalden önceki yanşta oynayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yarı sıvı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yarı resmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bounteous cömert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Eli açık, cömert.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Semih).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Artmış, artık kalan şey.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yarımay şeklindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şemm»den smüş.) (mü. şemîme). İyi kokan, güzel kokulu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شميم] güzel koku. 2.güzel kokulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Güzel kokan, güzel kokulu, güzel koku.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Güzel kokulu şey.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «semen» den smüş). (mü. semine). Semiz, yağlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «semen» den smüş.) (mü. semine). Kıymetli, pahalı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثمين] değerli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سمين] semirmiş, semiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Pahalı, kıymetli. Çok değerli.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. meni kabilinden, spermalı, tohum cinsinden; yeni ufuklar açan; gelişmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seminer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilâhiyat fakültesi; genç kızlar için genel kültür veren yüksekokul. seminar'ian i. böyle bir okulda tahsil gören veya görmüş kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tohumlama, ekme; üreme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Semin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seminar. symposium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seminar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Seminar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tohum veya ersuyu hası1 eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Mum ışığı, mum aydınlığı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yan resmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işaretler ilmi; işaretlerle konuşulan dil; tıb. araz ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yan dönük

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. işaretlere veya işaretler ilmine ait; hastalık arazına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ikinci derecede kıymetli (taş).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yarı özel. semiprivate room hastanede iki, üç veya dört yataklı oda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yarı profesyonel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng., müz . on altılık nota, iki çengelli nota.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. A.). Arkadaş, refik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Arkadaş. 2.Nitelikli. 3.Yamaç, dağ silsilesi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(İbr.) (Kadın İsmi) - Doğu mitolojisinde adı geçen, dünyanın 7 harikasından biri olan Babil’in asma bahçelerini kurduran Asur kraliçesi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Semir).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Semizlikten ağırlaşıp uyuklayan tenbel; tenbellikten semirip şişen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Semiz hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow / to get fat. fatten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Semirmesini sağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fatten. feed up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. az maharetli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Sami Irkından kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Sami; Sami dillerine ait. Semitics i. Sami kavimlerinin tarih, dil ve edebiyatını inceleyen ilim. Semitic languages Sami dilleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Sami dili veya adetleri; Yahudi taraftarlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. yarımton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yalnız arka tekerlekleri olan römork.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Abdüssemi).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. haftada iki defa çıkan (yayın).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SEMİYY) (i. A.). Adaş, Fars. hem-nâm.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sémiologie

gösterge bilimi

İletişim amacıyla kullanılan her türlü gösterge dizgesinin yapısını, işleyişini inceleyen bilim, im bilimi.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. sémiotique

gösterge bilimi

İletişim amacıyla kullanılan her türlü gösterge dizgesinin yapısını, işleyişini inceleyen bilim, im bilimi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Yağlı, beşli, dolgun, etli: Semiz adam, semiz koyun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fat. fleshy. overweight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az veya oldukça semiz ve yağlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yağlılık, semen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Semizotugillerden bir sebze.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purslane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purslane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(semizebe): Semizotugiller familyasından; bir yıllık otsu bir bitkidir. Gövdesi toprak üzerine yatık, yaprakları sapsız ve etlidir. Yenilen kısmı, küçük, yuvarlak yeşil yaprakları ve körpe saplarıdır. C vitamini ve Demir bakımında zengindir. İçeriğinde kuzukulağı asidi bulunduğundan tadı biraz mayhoştur. Kullanıldığı yerler: Mide ve bağırsak kanamalarında ve kanlı idrarda faydalıdır. Kanı temizler. Vücuda serinlik verir. Şeker hastalarının susuzluğunu giderir. İdrar söktürür. Kabızlığı giderir. Zayıflamaya faydalıdır. Dalak hastalıklarında şikayetleri geçirir. Uykusuzluk, sinirlilik ve zihin yorgunluğunda faydalıdır. Lapası, yanık ve apsede rahatlık verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ayrı taçyapraklı iki çeneklilerden bir bitki familyası. Örnek bitkisi semlzotudur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zehir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). I. Bir kere koklama.

2.Pek az miktar.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شمه] çok az.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. semmiyye). Zehirle ilgili, zehire ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. şemmiyye). Koklama duygusuna ait.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سمور] samur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «semâhat» ten imüb.). Ziyadesiyle cömert ve eliaçık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.irmik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Afrika dillerinden), iri cüsseli, büyük kulaklı sürü hâlinde yaşayan bir maymun türü (Lat. anthropopythecus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chimpanzee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chimp. chimpanzee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Cana yakınlık, sıcakkanlılık. Sempati duymak — Sevimli bulmak, yakınlık duymak.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sympathie

sıcakkanlılık

Bir insanın bir başkasına karşı doğal ve içgüdüsel olarak bir eğilim, sevgi ve yakınlık duyması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sympathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sympathy. attraction. liking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sympathy. an individual or mutual attraction or liking. good feeling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.).

1.Sempati uyandıran.

2.İrademiz dışındaki hareketleri (kalb atışı, teneffüs vs.) idare eden sinirler: Sempatik sinirler.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sympathique

sıcakkanlı

Sevimli, cana yakın.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lovable. likeable. likable. caring. congenial. engaging. outgoing. sympathetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

likeable. attractive. likable. congenial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

likable. attractive. sympathetic. outgoing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sympathisant

duygudaş

Üyesi olmadığı hâlde bir partinin, bir kuruluşun görüşlerini benimseyen veya bir görüşü, bir öğretiyi, bir akımı tutan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sympathizer. person who sympathizes with the views of a certain group. fringe supporter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. daima sadık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. daima hazır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ebedi baki daimi. sempiternity i. ebediyet, sonsuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. symposium

bilgi şöleni

Belli bir konuda çeşitli konuşmacıların katılımıyla düzenlenen bilimsel toplantı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symposium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symposium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. seamstress.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. symptôme

tıp belirti

Vücuttaki işlevsel bir bozukluğun veya hastalığın belirlenmesine yarayan işaret.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symptom. sign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symptom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symptom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سمرا] esmer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Esm(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. şümûs). Güneş. Fars. Aftâb, hurşîd; Şems ve Kamer: Ay’la güneş, tulO-ı şems = Güneşin doğuşu, gurûb-ı şems = Güneşin batışı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شمس] güneş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Güneş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.„Ar. şems = güneş, Fars. Abâd = bir şeyin çok bulunduğu yer). Güneşi çok, güneşli, güneş alan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. Ar. şems = güneş; Fars. siper = kalkan).

1.Yüzü güneşten muhafazaya mahsus beyaz bezden yapılmış bir çeşit başlık.

2.Şapka siperi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Harçla işlemeli veya oymalı vesair türlü olarak güneş resminde pafta.

2.Bu tarzda yazma kitapların başındaki şekil.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin güneşi, dinin insanlara verdiği aydınlık. - Türk dil kuralına göre «d/t» olarak kullanılır (Şemsettin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. şemsiyye).

1.Güneşe ait.

2.(astronomi). Manzûme-i Şemsiyye: Güneş sistemi. Sene-i şemsiyye: Güneş yılı ki 365 gündür, zıddı: Sene-i kameriyye ki, Aylarla hesaplanır.

3.(edebiyat). Hurûf-ı şemsiyye = Arapça’da harf-i târifleri «lâm = I» olarak değil, kelimenin ilk harfi gibi okutan harfler: te, se, dal, ve, re, ze, sin, şın, sâd, tı, zâl, lâm, nûn harfleri. Zıddı: Hurûf-ı kameriyye.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شمسی] güneşle ilgili. 2.güneş takvimi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Güneşe ait, güneşle ilgili.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) Güneşin aydınlığı, parlaklığı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Kadın İsmi) - Kadınların güneşi. Güneş gibi kadın.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Güneşin ışığı, nuru.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شمشير] kılıç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞEMSİYYE) (i. A.). Güneş veya yağmurdan korunmak için tutulan el çadırı: Şemsiye açmak, tutmak. Şemsiye şeklinde yukarısı geniş ve gölge eder çeşitli ağaçlara da denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

umbrella. gingham.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brolly. umbrella. parasol. beach umbrella.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

umbrella. parasol. beach umbrella. gamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شمسيه] güneşlik. 2.şemsiye.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şemsiye yapan ve satan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Şemsiye yapmak işi ve ticareti.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Şemsiyeler ilk olarak 3400 yıl önce Mezopotamya’da, bir rütbenin, bir ayrıcalığın sembolü olarak kullanılmaya başlandı. Bu ilk şemsiyeler Mezopotamyalıları yağmurdan değil, yakıcı güneşten korumak için kullanılıyordu.

Şemsiyeler yüzyıllar boyu hep güneşten korunmak için kullanıldı. Bugün bile bazı Afrika kabilelerinde şefin arkasında yürüyen bir şemsiye taşıyıcısı görülmektedir. Hatta İngilizce’de şemsiye anlamındaki ‘umbrella’ kelimesi, Latince gölge anlamına gelen ‘umbra’ kelimesinden türemiştir.

Milattan önce 1200 yıllarına gelindiğinde şemsiye Mısırlılarda biraz dini bir anlam kazandı. Gökyüzünün Tanrının vücudundan yapılmış, dünyayı koruyan bir şemsiye olduğuna inanıyorlardı ve başlarının üzerinde taşıdıkları şemsiye yüksek ahlak sembolü idi.

Romalılar şemsiye kültürünü Mısırlılardan aldılar ama onu hep kadınsı bir sembol olarak gördüler ve erkekler tarafından hiç kullanılmadı. Yağlı kağıttan yapılan şemsiyelerin yağmuru da geçirmediği görülünce, kadınlar tarafından yağmurda da kullanılmaya başlandı. Artık antik tiyatrolarda, yağmurda kadınlar şemsiyeler altında rahat rahat otururlarken, erkekler sırıl sıklam ıslanıyorlardı.

Avrupa’da şemsiyelerin yaygın olarak kullanılmasına 1700’lü yıllarda başlanmıştır. Bu yıllarda şemsiyelerin yünlü kumaşlarının üstü bir çeşit yağ ile sıvanıyordu. Bu yağ kumaşa su geçirmez bir özellik kazandırıyor ve siyah bir renk veriyordu. Siyah renkli bu şemsiyeler erkekler tarafından da benimsendi ve güneş için olan beyaz şemsiyeler kadınların, yağmur için olan siyahlar ise erkeklerin vazgeçilmez aksesuarları oldu.

Bir çeşit yağ ile sıvanan siyah şemsiyeler gerçekten yağmuru hiç geçirmiyorlardı ama ömürleri de pek uzun sürmüyordu. Zamanla daha kaliteli şemsiyeler üretildi, ancak siyah renk su geçirmezliğin bir garantisiymiş gibi algılanmaya devam edildi. Günümüzde yazın şemsiye kullanma adeti pek kalmadı ama yağmurda erkekler siyah şemsiye taşımada hala ısrarlı. Kadınlar ise cıvıl cıvıl renklerdeki şemsiyelerle dolaşıyorlar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

umbrella stand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

umbrella stand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.)- - Güneş parçası. Çok parlak. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. sümût). Yan, cihet, taraf. Ar. cânib. Semtü’r-re’s = Yeryüzünde ayakta duran bir kimsenin başı İstikametinde bir çizgi çizildiği tasavvur olunursa gökte başı üstüne gelen nokta ki, bunun mukabilinde ayak tarafında bulunan noktaya «»emt-i kadem» denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

district. whereabouts. neighborhood. neighbourhood. parts. part. locality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neighbourhood. precinct. quarter. vicinity. ward. region. neighborhood. district. part.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

district. quarter. neighbourhood. area. locality. location. part. place. pocket. vicinity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سمت] taraf. 2.yöre. 3.mahalle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Arapça’da müennestlr). Çölden gelen, pek sıcak ve zehirli esip bitki ve hayvanları öldüren bir rüzgâr «sam» da denir: Bâd-ı semûm.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Çoğalan, zengin olan, meyve veren verimli. Ashabın kullandığı isimlerden.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İşiterek. Dinleyerek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mumlu fitil, muma batırılmış fitil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Muma batırılmış fitilden yapılmış: Şem’alı kibrit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.İşiterek, işitmekle.

2.Dinleyerek. Samâan ve tâaten = Başüstüne!


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شمعدان] mumluk, şamdan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. sem’iyye). işitmekle alâkalı, işitmeye ait: Hiss-i sem’İ, kuvve-i sem’iyye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سنهء شمسيه] şemsî yıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Organizmada ve kanda devamlı olarak hastalık yapıcı mikrop bulunmasıyle kendini gösteren her türlü hastalık,

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. septicémie

tıp kan zehirlenmesi

Kanda hastalık yapan bir bakteri bulunmasından ileri gelen her türlü hastalık.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. F. «serâsime» den).

1.Aklını toplayamayan: Dumandan sersem oldum.

2.Budala, akılsız, alık: Sersem sersem geziyor.

3.Unutkan, bir şey hatırında kalmaz, zihni meşgul: Sersem oldum.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giddy. scatty. dizzy. dozy. scatterbrained. foolish. silly. addle-brained. addle-headed. addle-pated. dull. foggy. light-headed. muddleheaded. muzzy. oafish. opaque. sheepish. stupid. woozy. scatterbrain. silly. stupid. clod. dope. dullard. gunsel. n.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clot. dozy. mindless. woozy. stunned. bewildered. stupified. foolish. scatterbrained. silly. stupefied. dazed. confused. muddled. stupid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupefied. dazed. confused. muddled. addled. muddleheaded. dopey. silly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light headedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hare brained.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stagger. stupor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sersem hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reel. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sersem hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daze. obfuscate. stagger. stump. stun. stupefy. transfix. to daze. to stun. to stupefy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stun. to stupefy. to daze. to confuse. to muddle sb up. to addle. befuddle. bewilder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sersem olanın hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dizziness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dazedness. mental confusion. muddleheadedness. muddleheaded action. fuddle. muddle. stupefaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. montaja hazır çok parçalı kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alt bodrum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ism»den). Adlanma, isimlenme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «semm»den). Zehirlenme. (bk.) Tesmîm.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. gerçeğe benzeyiş, görünüşte doğruluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(sofur): Patlıcangiller familyasından; yurdumuzun hemen hemen her bölgesinde rastlanan, 1-2 m boyunda, çok yıllık, fena kokulu bir bitkidir. Haziran-Eylül ayları arasında mor renkli çiçekler açar. Gövdesi sarılıcıdır. Meyvesi sarımsı-kırmızıdır. Dallarında dulcamarin vardır. Meyveleri; solanın ve solasein taşır. Kullanıldığı yerler: Deri hastalıklarında kan temizleyici, hafif uyuşturucu ve romatizma ağrılarını giderici olarak kullanılır. Şehveti keser. Salgıları azaltır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(bk.) Yasemin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) YAsemin.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [یاسمن] yasemin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Güzel kokulu, beyaz ve güzel çiçekler açan sarmaşık cinsinden bir ağaç: Yâsemin ağacı, çiçeği, yağı.

2.Yâsemin ağacından yapılma: Yâsemin çubuk.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jasmin. jasmine. jessamine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jasmine. jasminea name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Jasmin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(yasemen): Zeytingiller familyasından; kışın yaprak döken veya her zaman yeşil olan bir çalı veya sarılıcı odunsu bir bitkidir. Genç sürgünleri yeşildir. Çiçekleri salkım durumundadır. 200 kadar türü vardır. Sarı çiçekli yasemin, hakiki yasemin yurdumuzda yetişir. Tıbbi yasemin, beyaz çiçekli ve güzel kokuludur. Kullanıldığı yerler: Romatizma, nikris ve mafsal ağrılarını giderir. Ateş düşürür. Kabızlığı giderir.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Zeytingillerden, güzel kokulu ve ekseriya beyaz veya sarı çiçek açan sarılgan ağaççık (jasminum).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk halk şiir ve musikisinde «müstezâd» a tekabül eden bir form.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yeşb de denilen sert ve kıymetli yeşil taş. Yada, yede, Fr. jaspe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk musikisinde küçük bir usul ve büyük bir form.

Türkçe Sözlük by