Seme ne demek? | Seme anlamı nedir? | Seme

Seme anlamı nedir?

Seme ne demek?

Seme anlamı nedir?

Seme | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: seme

Türkçe Sözlük

(i.). Sersem.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). danışma, müşavere , düşünme. under advisement muallâkta ; incelenmekte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bodrum katı, zemin kat; herhangi bir yapnın kaidesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adoption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adoption. appropriation. assimilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acceptance. claim. appropriation. adoption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Benimsemek, sahip çıkmak. Sahip çıkmak, sahip olmak, bir şey hakkında boş yere benimdir iddiasında bulunmak: Benden aldığı kitabı benimsedi. Herkesin şiirlerini benimsiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take up seriously. assimilate. adopt. commandeer. embrace. espouse. interiorize. internalize. latch on to. seize. seize upon. be sold on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adopt. applaud. embrace. naturalize. nibble. to appropriate. to adopt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adopt. adopt in principle. to appropriate to oneself. to make one's own. to consider one's own. to take up seriously. to adopt. embrace. espouse. hug. sanctify. take possession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Bessemer ameliyesi; Bessemer'in bulduğu çelik yapma usulü. Bessemer steel Bessemer çelidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kanatlı pencere; pencere kanadı; şiir herhangi bir pencere; kaplama, çerçeve.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeyi yapmaktan geri durmak, istinkâf etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ÇİĞSİMEK ve ÇİSİMEK (f.). 1. Çiğ yağmak. 2. Çiğ gibi pek ince yağmur yağmak, tozarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çirkin bulmak, çirkin saymak, çirkin görüp beğenmemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Çiy düşmek. 2. Çiselemek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eğlence; (müz). divertimento; opera, piyes gibi temsiller arasında sahneye konan bale gibi kısa ve eğlendirici oyun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Oda vesairenin zeminini kaplayan tahta vesaire: Tavandan döşemeye kadar; tahta, mermer döşeme. 2. Bir oda veya daireye yerleştirilen eşya, minder, yastık, kanape vesaire, mobilya, mefruşat: Bu konağın döşemesi pek muntazam; döşeme düzmek zevk işidir. 3. Bir geminin, rüzgâr veya akıntının tesiriyle seyir yolundan başka bir tarafa düşmesi

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appointments. floor. floor covering. upholstery. laying. furnishings. pavement. planking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floor. upholstery. floor covering. furniture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floor. flooring. pavement. paving. platform. upholstery. interior furnishings. laying. installing. deck. lagging. apron. installment. tesselation. bedding. boarding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Döşeme yapan kimse. 2. Mefruşatçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upholsterer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upholsterer. furniture dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upholsterer. furnisher. layer. installer. house decorator. bolsterer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upholstery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upholstering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yaymak, sermek. Osm. tefriş etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spread. lay down. floor. upholster. furnish. appoint. inlay. veneer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floor. furnish. lay. to furnish. to lay down. to spread. to pave. to floor. to install.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to furnish. to spread. to lay down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mobilyası, mefruşatı olan. Ar. mefruş: Döşemeli ev; alaturka, alafranga döşemeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flooring. upholstery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material suitable for upholstering. upholstery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). rahatlık veren herhangi bir şey; sıkıntıdan kurtarma; (huk.) irtifak hakkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. samimiyet, yakınlık gösterme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vesika arkasına atılan imza, ciro; tasdik. endorsement in full tam ciro. blank endorsement açık ciro, beyaz ciro.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi) Balıkların solunum cihazı, solungaç (uyd. k.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kendini bir yerde yapayalnız, koruyucu ve dosttan mahrum görüp müteessir olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel lonely and homesick. to feel lonely. to feel out of place. to find strange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel lonely and homesick. to find sth strange or curious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

need. necessity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Duymak, ihtiyacı olmak, muhtaç olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to consider necessary. to feel the necessity of. to need.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gevşemek işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loosening. slackening. relaxation. let-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relaxation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slackening. relaxation. detente. easing. relax. softening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gerginliği bozulmak, koyuverilmek, salıverilmek. Osm. kesb-i rehavet etmek: Bu ip gevşedi, yay gevşemiş. 2. Sıklık ve pekliğini kaybetmek, yumuşamak: Etleri pek gevşedi. 3. Kuvvetten düşmek, zayıflamak: Bu at çok gevşedi. 4. Gayret, çalışkanlık ve harareti kaybedip yılgınlık getirmek: O adam, o iş pek gevşedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relax. cool down. get loose. loosen. soften. ease off. slacken. let go. fade. flag. languish. let up. let upon. go limp. come loose. work loose. slack. slack off. unbend. unbrace oneself. come unstuck. unwind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disengage. languish. loosen. relax. relent. soften. unwind. to come loose. to loosen. to relax. to slacken. to diminish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get loose. slack. to become lax. to relax. to become calm. to slacken. to yield. to unbend. to become easier. flag. languish. loosen. loosen up. open. soften. start. unwind. to give way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smile. smile tebessüm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Gülümseme Deklanşörü, portre ve aile çekimlerinize neşe katar. Cyber-shot™, fotoğrafı çekilen kişinin gülümsemesini algılayıp deklanşörü tam zamanında otomatik olarak çalıştırır ve daha fazla mutlu anı ölümsüzleştirir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beam. smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hafife almak, istihfaf etmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sandık içine koyma; muhafaza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pee. piss. slash. tinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tinkle. wee wee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Su dökmek, çiş etmek, Osm. tebevvül etmek. 2. İdrarla veya idrar yerine çıkarmak: Kan işedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spring a leak. spend a penny. do number one. urinate. pee. make water. piss. pass water. wee-wee. micturate. piddle. puddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pee. piddle. piss. urinate. wet. to pee. to piddle. to wee. to piss. to urinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to urinate. to make water. to piss. go. leak. pee. piddle. tinkle. wet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Hematüri adı verilen bu durum, önemli bir hastalığın işareti olabilir. Bu nedenle vakit kaybetmeden bir doktora başvurmak gerekir. İdrarda kan görülmesi; idraryolu iltihabı, prostat iltihabı, mesane taşı, böbrek kanaması, böbrekte taş veya kum, kan hastalıkları veya bir başka hastalığın belirtisi olabilir. Ayrıca bazı ilaçlar ve gıdalar da idrarda kan görülmesine neden olabilir. Örneğin çilek, domates, ıspanak veya ağrı kesici ilaçlar kan işemeye neden olabilir. Tedaviye yardımcı olmak amacıyla şeftali ve semizotu yenebilir.

Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Vuruşmaya alıştırılmış İri koç veya teke, gebeş. 2. Sürünün önüne düşUp onu sevkeden alışık koç. 3. mec. Cesur, serbest, atak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

underestimation. setdown. disdain. contempt. contemptibility. contemptuousness. scoff. scorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

looking down on. despising. disdain. minimization. scorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ehemmiyet vermemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make light of. underestimate. underrate. belittle. disdain. undervalue. look down on. depreciate. contemn. defy. despise. flout. minimize. pooh-pooh. scorn. sneer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belittle. depreciate. despise. disparage. flout. minimize. scorn. slight. sneer. snub. underrate. understate. to despise. to belittle. to scorn. to underrate. to minimize. to disparage. to snub. to look down on sb/sth. to look down one's nose at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to look down on. to despise. belittle. condescend. depreciate. disdain. minimize. pity. pooh pooh. scorn. slight. sneer. snub. underestimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

( f. A. T.). Mühim görme, ehemmiyet verme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to consider sth / sb important.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (1. A. «kısm» dan). Paylaşma, bölüşme: Ganimeti mukaseme ettiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caring. count. heed. opinion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

count. regard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Mühimsemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

have a high opinion of. attach importance to. pay attention to. care. mind. care about. make much of. heed. take heed of. notice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

care. heed. regard. to care. to mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to consider sb / sth important. heed. overrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treat smb. like dirt. close one's eyes to. make light of. set at nought. piss on smth. not to care twopence for. play down. play it low down. have a low opinion of. disregard. ignore. pay no attention. coquet. discount. make little of. set at naught.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disregard. minimize. slight. to disregard. to make light of sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

play down. shrug off. slight. slur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilate. absorb. internalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to digest. to imbibe. to assimilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to assimilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilate. absorb. internalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to digest. to imbibe. to assimilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to assimilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sırma, dantela, boncuk gibi elbise süsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. semiology.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. semiotic.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. esmâk). Balık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سمک] balık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yıpramak, kıpırmak. 2. Sinip sızlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yasemin denilen güzel kokulu beyaz çiçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (aslı: semn’dir). Semizlik, yağlılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. esmân). Paha, kıymet, bedel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The seed of plants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The seed or fecundating fluid of male animals; sperm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is a white or whitish viscid fluid secreted by the testes, characterized by the presence of spermatozoids to which it owes its generative power. the thick white fluid containing spermatozoa that is ejaculated by the male genital tract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the thick white fluid containing spermatozoa that is ejaculated by the male genital tract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثمن] değer, kıymet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سمن] semizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سمن] yasemin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meni, sperma, ersuyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yasemin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Göğsü yasemin gibi beyaz, yasemin göğüslü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yasemin kokulu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سمنبر] yasemin göğüslü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Göğsü yasemin gibi beyaz olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yasemin kokulu.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سمند] güzel ve çevik at.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Arapça’da da kullanılır). 1. Eskiden ateşte yaşadığı kabûl edilen bir hayvan. 2. Bir cins su kertenkelesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salamander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

newt. salamander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salamander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hızlı hareketli güzel at.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yasemin renkli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yük hayvanlarına yükü bağlamak için sırtlarına konulan fay, palan. 2. Hamal arkalığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(t. A.) (c. esmâr). (bk.) Semere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saddle. packsaddle. pad. stout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packsaddle. stout. padded frame (used by a porter to support the load on his back. pack saddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ثمر] meyva. 2.ürün. 3.sonuç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ثمرات] meyvalar. 2.ürünler. 3.sonuçlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Yemişler, meyvel(Erkek İsmi) Faydalar, veriml(Erkek İsmi) 2.Neticel(Erkek İsmi) 3.Devlete ait mülklerden alınan vergil(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker or seller of packsaddles or porters'frames.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. semerât). t. Yemiş, meyve. 2. Fayda, kâr, netice.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fruit. result. gain. profit. yield. outcome. consequence. fructus. harvest. income return. progency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ثمره] meyva. 2.ürün. 3.sonuç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Semerat).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.meyva vermek. 2.sonuç vermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ ثمره دار] meyvalı. 2.ürün veren. 3.sonuç veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fruit bearing. fecund.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fruitless. sterile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üniversitede ders yılının yarısı, sömestr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alt bodrum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) YAsemin.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [یاسمن] yasemin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by