Sen ne demek? | Sen anlamı nedir? | Sen

Sen anlamı nedir?

Sen ne demek?

Sen anlamı nedir?

Sen | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i.). Şahıs zamirinin muhatabı olup genitifi: Senin, datifi: Sana, akküzatifi: Seni, cem’i: Slz’dir. Sen gel; sana söylüyorum; seni gördüm; senin işin. Sence = Sana göre. Sensiz = Sen olmaksızın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sevinmiş, sevinçli, memnun, güler yüzlü: Şen adam.

2.Meskûn, işlenmiş: Şen memleket.

3.Ferah, aydınlık: Şen bir yer.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

you. thou. thee. ye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thee. ye. you. you.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Japanese coin, worth about one half of a cent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Since. a fractional monetary unit of Japan and Indonesia and Cambodia; equal to one hundredth of a yen or rupiah or riel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

you. thou.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a fractional monetary unit of Japan and Indonesia and Cambodia; equal to one hundredth of a yen or rupiah or riel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Special Educational Needs A child is said to have a special educational need if he/she finds it more difficult to learn than most children of the same age.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Special Educational Needs This denotes any child that has been identified as having some form of educational need either as a result of learning difficulty or if they are deemed as particularly bright or gifted These children receive additional support ei

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Special Educational Needs Because of physical or sensory difficulties or due to behaviour or learning problems, some children have more difficulty in learning than average pupils All pupils are 'assessed' early in their school career and those who have pa

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Special Educational Needs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Small Extension Node. initiating an attack slightly before your opponent. 1,000.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheerful. cheery. jolly. gay. merry. sportive. blithe. breezy. convivial. eupeptic. frolicsome. gleeful. jaunty. jocund. merrymaking. mirthful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arch. cheerful. cheery. gay. gleeful. merry. playful. sprightly. joyous. good-humoured. jovial. blithe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

happy. merry. cheerful. cheery. chippy. chirpy. convivial. festive. frolicsome. gay. gleeful. jaunty. jocund. jovial. sunny. vivacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. senate, senator, senior.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Neşeli, sevinçli. -Daha çok iki isimlerde kullanılır. Şener, Şenol.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (e. Şuûn) (Çokluğun çokluğu: Şuûnât).

1.İş.

2.Yeni iş, olay, haber.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شأن] iş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gaybubet, yokluk; (huk). gaip oluş, gıyap; dalgınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çekilmek, hazır bulunmamak için çekilip gitmek absent oneself gitmek, bulunmamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). nâmevcut, yok, gaip absent-minded (s) dalgın absent without leave (ask). vaktinde dönmek üzere kaçan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). vazifesi başında bulunmayan; başka bir memlekette ikamet eden(mal sahibi). absenteeism (i). vazifesi başında veya malın olduğu memlekette bulunmama itiyadı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çeşitli durumlarda «Adam sen del» diyerek omuz silkme, işleri benimsememe hali.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Common Stock)

Şirket ana sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmayan ve sahiplerine eşit haklar sağlayan hisse senedidir.


Finansal Terim by

Genel Bilgi

Kanuni Sultan Süleyman’ın büyük bir ağaç sevgisi vardı. Avrupa’ya yaptığı seferlerden birinde bir yeniçerinin bir armut ağacının dalını kırdığını görünce yeniçerinin kendi yayının kirişi ile bu ağaca asılmasını emretmişti.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Zarkanatlılardan bir böcek. Kurtçukları daha çok gül fidanlarında yaşar (Hylotoma).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخلاق حسنه] iyi huy.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Hüsnâ.) («hüsn»den itaf.). Daha güzel, daha yakışıklı, pek güzel, en güzel.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احسن] en güzel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Daha güzel, çok güzel, en güzel. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Ahsen-i takvim: En güzel şekil. Kur’an-ı Kerim’in Tin suresinin 3.ayetinde insanın ahsen-i takvim üzere yaratıldığı beyan buyurulmaktadır. Ahsen kelimesi, Kur’an’da 16 yerde zikredilmiştir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Sen aksın, temizsin, doğru ve namuslusun.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

«Allahı seversen» sözünün aşınmış şekli.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kaseti otomatik olarak geçerli parçanın ya da bir sonraki parçanın başlangıcına getiren, tek dokunmalı bir kontroldür.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Gelişmiş Fotoğraf Sistemi tip-C (APS-C), DSLR olarak da adlandırılan dijital Tek Objektifli Reflex fotoğraf makinelerinde kullanılan bir sensör tipidir. Bu sensör, geleneksel sensör SLR’lerinden daha küçük sensör boyutlarına sahiptir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). İçine pelin katılarak kokulandırılmış sert bir içki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absinthe. absinth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absinth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tophane, askeri teçhizat deposu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). arsenik asidinden bir tuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arsenik, sıçanotu. arsenic , -al (s). arsenige ait, arsenikli.white arsenic sıçanotu, beyaz zırnık. yellow arsenic sarı zırnık. arsenicated (s). arsenikle karışmış olan. arsenous (s). arseniğe ait, arsenikli. arsenic acid arsenik asidi. arseni

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Yunanca’dan, Fr. arsânic) (kimya). Sıçanotu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arsenic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arsenic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arsenic trioxide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kurt.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Başlama ve bitme anları ayrı ayrı olan olaylar.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. asynchrone

uyumsuz

Eş zamanlı olmayan, başlama ve bitme anları başka olan (olaylar).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asynchronous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). rıza, muvafakat, tasdik, onay, kabul teslim; (f). razl olmak, muvafakat etmek, tasdik etmek, kabul etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عطيهء سنيه] padişah tarafından verilen hediye.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) Aşağı tabakaca beğenilecek şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aşağı tabakanın beğeneceği surette, aydınların hoşuna gitmiyecek kadar kaba ve Adî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عوام پسند] halkın beğendiği.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ay gibi güzel. Parlak ve nurlu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Neşeli ay, gülen ay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Nurlu, ışıltılı hayat.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bağışlayan, ihsan eden.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Talihi, kaderi, kısmeti şen. (bkz.İkbal).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

. the extent of hipline pelvic cavity. pelvis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bases , cousins.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Benimsenmiş olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be accepted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بسند] yeterli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بسنده] yeterli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

component. constituent. component. ingredient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

component. constituent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

component.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Kendini bil.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Bir noktada kesişen, birbirini kesen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concurrent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concurrent. confluent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Sadece sen, tek sen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir boğazı savunmak için sahile yapılan hisar. İstanbul Boğazı üzerindeki Rumelihasarı’nın asıl adı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. böğürtlen ve ahududunun birleşmesinden doğan melez bir meyva.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Bunsen gaz lambası, Bunsen alevi. Bunsen cell Bunsen pili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Sen cansın, sevilensin. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارشنبه] çarşamba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dördüncü gün, çarşamba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zırh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جوشن] zırhlı giysi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zırh eriten.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. cevşen = zırh, pûşîden = giymek). Zırh giyen, zırhlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zırh paralayıcı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). choose: (s). seçilmiş olan, tercihli; (ilah). cennete gitmek üzere seçilmiş olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Uyuyamamak, uykusuz kalmak, sehr veya ark hastalığına uğramak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çiğ gibi pek ince yağmur.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

ClearVid CMOS sensörü, ışığı dijital sinyale dönüştüren video kameranın gözüdür. Daha fazla ayrıntı ve netlikle ve aralarında Kesintisiz Yavaş Kayıt, yüksek ışık hassasiyeti ve Çift Kayıt da bulunan daha gelişmiş işlevlerle daha yüksek kaliteli resme yol açar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kabalaşmak, kabalaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aslı bir olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (huk). tarafların rızasıyla gayri resmi surette akdedilmiş (mukavele); (biyol). bilinçli hareketlerin uyardığı içgüdüsel ve tepkisel hareketleri belirten; (psik). his veya şuurla beraber giden gayri ihtiyari (hareket).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fikir veya oy birliği, umumun fikri; (biyol). uzuvların ahenkle işlemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). muvafakat etmek, razı olmak, kabul etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). rıza, muvafakat, uygun bulma; ittifak, oy birliği. by common consent umumun rızasl ile. Silence gives consent. Sükut ikrardan gelir. with one consent hep birden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aynı fikirde, mutabık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). razı, muvafık birbirine uygun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. dakika = nükte, F. sencîden = tartmak), (bk.) Dakika-şinâs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erratic. unstable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternating. varying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mezeci dükkânı,şarküteri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Eşyanın, rengini göstermeden, yalnız şeklinin bir satıh üzerine çizilmişi. 2.Bir kumaşı süsleyen şekiller.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

figure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

design. line. pattern. figure. drawing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pattern. design. line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fran.) (Kadın İsmi) 1.Renksiz çizim. 2.Kumaş şekli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

figured. patterned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

figured. patterned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hassasiyetini azaltmak; (tıb). hassaslığını azaltmak veya ortadan kaldırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Boya vesaire ezmeye mahsus yuvarlak ve sert taş.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Government Debt Securities)

Devletin cari yıl bütçe kanununa dayanarak, bütçe açıklarının finansmanı amacıyla çıkarmış olduğu borçlanma senetlerinin genel adıdır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Government Debt Securities Indices)

Bu tür menkul kıymetlere yatırım yapanlarının kıymetleri fiyat ve getirilerindeki gelişmeleri basit ve anlaşılabilir göstergeler yardımıyla izleyebilmelerini sağlamak amacıyla oluşturulmuşlardır. Ayrıca yatırımcıalrın sabit getirili menkul kıymetlere yaptıkları yatırımlar ile diğer yatırım seçenekleri arasında kolay karşılaştırma yapabilmelerini sağlar.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = gönül, pesendîden = beğenmek). Gönlün beğendiği, beğenilen şey, kimse.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دل پسند] gönlün beğendiği.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). büyüden kurtarmak, büyüsünü çözmek; gözünü açmak. disenchantment (i). büyüyü ,çözme; gözünü açma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yük veya sıkıntıdan kurtarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ilgisini kesmek, bağlantısını kesmek, affetmek, salıvermek, serbest bırakmak; (ask). düşman kuvvetlerinden uzaklaşmak. disengaged (s). serbest, boş, tutulmamış. disengagement (i). ilgiyi kesme; salıverme, serbest bırakma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). serbest bırakmak, çıkarmak, dolaşmış bir şeyi çözmek; salıvermek; açılmak, kurtulmak, çözülmek. disentanglement (i). çözülme, açılma, kurtulma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). serbest bırakmak, azat etmek, kurtarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). unvan veya iddiadan mahrum etmek, yetkisini elinden almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). büyüden kurtarmak, vecit halinden kurtarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anlaşmazlık, kavga, çekişme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). karşı koymak, muhalif olmak, kabul etmemek; ayrılmak; (i). kabul etmeyiş, ihtilâf, ayrılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yayılmak, uzanmak, genişlemek.

2.Hastalanıp yatağa yatmak: Birkaç ay ayakta gezdikten sonra döşendi. 3.Sözü uzatmak, etrafıyle anlatmak. Osm. bast ve temhîd eylemek: Bir takım uzun hikâyelere döşendi. 4.Girmek, koyulmak: Yola döşendi. 5.Mobilyası, mefruşatı düzeltilmek, tefriş olunmak: Yeni yapılan konak daha döşenmedi. 6.Zemini kaplanmak: Yaya yolları çimento ile döşenecektir; avlunun mermerleri döşendi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be furnished. to rebuke. to give sb a rap on the knuckles. to write a diatribe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be furnished. to scold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Pazartesi günü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Müşkül-pesend, her şeyi kolay kolay beğenmeyen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دوشنبه] pazartesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb.) dizanteri, kanlı basur, kanlı ve sancılı ishal dysenter'ic (s).dizanteriye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.)

1.Mihver: Yer küresinin ekseni. 2.Dingil.

3.(matematik) Üzerinde bir pozitif İstikamet olduğu farzedilen sonsuz doğru.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

axial. pivotal. axis. pivot. axle. pintle. rachis. spindle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

axis. pivot. axle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

axis. axle. pivot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir eksen doğrultusunda ya da bir eksene göre oluşturulmuş kompozisyonları nitelemek için kullanılır. Örneğin, Rönesans resimleri eksensel bir düzen gösterir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bill to order. promissory note. note of hand. bill made out to order. bill payable to order. instrument to order. instrument payable to order. order instrument. negotiable note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Üçüncü zamanın birinci devresi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Meclis, kurultay, kongre.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Mutlu, neşeli erkek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Esasından, temelinden, aslından: Mesele esasen böyle değildir. Dava esasen çürüktür. Bunu esasen kabûl etemem. Teferruatına girişmeye lüzum görmeksinzin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basically.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

essentially. fundamentally. from the beginning. as a matter of fact. to tell the truth. actually. anyhow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fundamentally. essentially. as a matter of fact. to tell the truth. anyhow. basically. primarily. substantially.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اساسا] aslında.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sağ, sıhhatte, Osm. sahih, sâlim.

2.Sağlam.

3.Saf, hâlis.

4.Zekî, akıllı.

5.Kağnı denilen iki tekerlekli arabanın yekpare dingili.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. sinîn’den itaf.). Daha yaşlı, en yaşlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sound. healthy. well sağlıklı. sıhhatli. salim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sağ, salim, sağlıklı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Esen).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dağ gibi güven verici ve sağlam yaptı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sağlıklı, rahat kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Canlı, dipdiri, renkleriyle yeni açan güzel gül.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Vedâ etmek, afiyette kalın diyip ayrılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Vedalaşmak, afiyette kalın diyerek ayrılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sağlık, sıhhat.

2.iyileşme, şifâ.

3.Sağlamlık, iyilik.

4.Halislik, saflık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

well being.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, kuvvetli, sağlıklı Türk.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) öz, cevher, asıl, öz varlık, nefis, hakikat; mahiyet, nitelik; varlık; ruh; esans, ıtır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) milâttan biraz evvel ve sonra Filistin'de yaşayan bir Musevi tarikatı mensubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) temelli, köklü, asli, esaslı, gerçek, temel, hakiki; önemli, elzem; ruh veya ıtır türünden; (i.) gerekli olan şey, esas. essential character esas mahiyet, asıl sıfat. essential mineral bir kayadaki esas maden essential oil bitkilerden elde edil

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Işığı yakalayarak elektrik sinyaline dönüştüren bir yarı iletken çip. ‘Tamamlayıcı Metal Oksit Yarıiletken’ anlamına gelen CMOS sensörleri, daha az görüntü lekesi, daha geniş dinamik aralık ve daha düşük güç tüketimi sunar. Exmor™ teknolojisi çip üzerinde analog/dijital (A/D) sinyal dönüştürme ve kurursuz, temiz görüntüler iki aşamaları gürültü azaltma gerçekleştirir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bilinen duygulara dayanmayan. extrasensory perception altıncı his.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Fersah, (bk.) Fersah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tüfek va tabancaya doldurulan barut ve kurşundan ibaret mermi ki, vaktiyle kâğıda sarılırdı, şimdi maden kovana sarılır.

2.Donanmalarda ve şenliklerde atflmak üzere barut ve başka maddelerle yapılan yanıcı, patlayıcı, korku verici maddeler: Arayıcı, kör, havâİ, çadır fişek, çarkı felek fişeği. Fişek atmak, yakmak.

3.Fişek şeklinde istif olmuş ve kâğıda sarılmış para vesaire, (denizcilik) Roket fişeği = Kazaya uğramış gemilerden imdat istemek için atılan fişek. mec. Dellfişek = Savruk ve düşüncesiz adam, kadın.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fişek yapılan veya saklanan yer, fişek fabrikası ve mahzeni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fişek yapan veya satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fişek taşımaya mahsus mahfaza ki, göğsün üzerine aykırı bağlanıp her bir fişek için parmak şeklinde bir yeri vardır, palaska.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photosynthesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photosynthesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Revenue Sharing Certificates)

Köprü, baraj, elektrik santralı, karayolu, demiryolu, telekomünikasyon sistemleri ile sivil kullanıma yönelik deniz ve hava limanları ile benzerlerinden, kamu kurum ve kuruluşlarına ait olanlarının gelirlerine, ortak olunması için çıkarılan senetlerdir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ginseng.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A plant of the genus Aralia, the root of which is highly valued as a medicine among the Chinese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Chinese plant has become so rare that the American has largely taken its place, and its root is now an article of export from America to China.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The root, when dry, is of a yellowish white color, with a sweetness in the taste somewhat resembling that of licorice, combined with a slight aromatic bitterness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Chinese herb with palmately compound leaves and small greenish flowers and forked aromatic roots believed to have medicinal powers aromatic root of ginseng plants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Extract of ginseng root Demulcent, anti-irritant, soothing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Chinese name for this sweet licorice-flavored root means 'human-shaped root ' Often used in teas, ginseng has been credited over the centuries for being everything from a restorative to an aphrodisiac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An herb , The most costly root, ginseng is a low-growing, shade-loving perennial herb of the Araliaceae family It is cultivated in China, Japan, Korea and Russia and can be taken in capsule form or as a tea The United States can also cultivate this root.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A herb taken to boost energy. aromatic root of ginseng plants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Chinese herb with palmately compound leaves and small greenish flowers and forked aromatic roots believed to have medicinal powers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sinseng; Çin'de ilâç yapımında çok kullanılan bir çeşit kök. gipsy bak. gypsy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) beklenilmedik zamanda vaki olan iyi bir şey, tam vaktinde Allah'tan gelen yardım .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Gökle ilgili, aydınlık ışıklı gök, uydurma bir kelime.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kaz boynu şeklinde şey .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Gül bahçesi, güllük, gülzâr. Gülşen-serây = Gül bahçesi içinde köşk.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gülbahçesi, gülistan, gülizar,

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i F.). Gül bahçesini süsleyen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گوشه نشين] köşesine çekilen, inziva hayatı süren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گلشن] gül bahçesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Haydisene.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

come on ! hurry up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Beşinci olarak, beşinci derecede.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خامسا] beşincisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Hareket Sensörü, odada olup olmadığınızı algılayabilen akıllı bir vücut ısısı ve hareket dedektörüdür. Odadan çıktığınızda, sensör TV sesini açık bırakarak “ekran kapalı” enerji tasarrufu modunu etkinleştirir. Odaya geri döndüğünüzde ekran hemen açılır. Hareket saptanmazsa, set 30 dakika sonra otomatik olarak bekleme moduna geçer.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. hasene). Güzel: Vech-i hasen = Güzel yüz. Amâl-ı hasene = Güzel işler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حسن] güzel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Güzel, süslü. 2.Güzel işler, hayırlar. Hasan şeklinde kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hasene). Güzeller, güzellikler, güzel işler. (bk.) Hasene.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حسنات] iyilikler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hasenât). İyilik, güzel iş, iyi ve hayırlı iş, zıddı: Seyyie seyyiât: Hasenatı seyyiâtından fazladır = İyilikleri kötülüklerinden fazladır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حسنه] güzel, iyi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A ). İki Hasan, yani Hz. Hasan ile kardeşi Hz. Hüseyin.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Hasene ait.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tavşan yahnisi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حسن الخلق] huyu güzel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accommodation paper. accomodation bill. windbill. accomodation bill / note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Haydi artık. (bk.) Hadisene.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Hepgül).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

growth stock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

share. stock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

share. stock. share certificate. stock certificate. share. stock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Stock)

Anonim ortaklıklar tarafından çıkarılan ve anonim ortaklığın sermayesine belirli bir katılma payını temsil eden, yasal şekil şartlarına uygun olarak düzenlenmiş, kıymetli evraktır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Meyvesi tıpta kullanılan bir cins bitki (aşağıya bk.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meyvesi tıpta kullanılan bir bitki. (bk.) Hıyarşenbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hıyarşembe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hiyarşenbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kendini beğenmiş, mağrur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. jeoloji). Jeolojide yeni çağ.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Boyu bosu güzel, düzgün olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hursende.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kanaatkâr, kanaat eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Akıl, anlayış, kavrayıp-

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aşırı duygun, duygulu; alerjik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Faydalanma yoluyla alarak.

2.Parça alarak: Sâdt’nin Güllstân’ından iktibâsen bazı hikâyeler.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - (bkz.İlknaz). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.İlksen).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Mtlu, şen ülke.

İsimler ve Anlamları by

Finansal Terim

(Preferred Stock)

Esas sözleşmede hüküm bulunmak kaydı ile, sahiplerine temettü ödemesi, rüçhan hakkı kullanımı, oy hakkı gibi konularda ayrıcalık tanıyan senetlerdir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. (toplantıda, mahkemede) gıyabında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gerekli olmayan, gereksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hissiz, duygusuz; insafsız, merhametsiz; cansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hissetmez; hissiz, duygusuz; cansız, baygın; hissolunamaz, farkına varılamaz; yavaş; ilgisiz, aldırış etmeyen. insensibil'ity i. duygusuzluk, hissizlik, insafsızlık, merhametsizlik. insensibly z. duygusuzca, insafsızca, merhametsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hissetmez, hissiz, duygusuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hissi olmayan, hissiz, cansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Dividend Right Certificates)

Şirket genel kurulunun alacağı kararla bazı kimselere çeşitli hizmetler ve alacak karşılığı olarak kuruluştan sonra verilen ve sermaye payını temsil etmeyen hisse senetleridir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Miras yoluyla, ebeveynden geçerek, babadan bularak: Bu araziye irsen mâlik oldu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ارثا] kalıtımsal, miras yoluyla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Miras olarak, anadan babadan geçerek. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Çiş edilmek, su dökülmek: Her yere işenmez.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Güç tasarrufu sağlayan yenilikçi ortam Işık Sensörü, belirli BRAVIA TV’lerde kullanıma sunulmuştur. ‘Ev’ ayarındaki sensör, bir odadaki ortam ışığını algılayarak görüntü parlaklığını gerektiği şekilde ayarlar. Daha rahat bir seyir sağlamanın yanı sıra, set ışık sensörü etkinleştirildiğinde güç tüketiminde %30 daha fazla düşüş elde edilebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Otomobile binildikten sonra kapı kollarını gizleyen sensör sistemi.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (c. kafiyesencân). Kafiye uyduran, şâir, nâzım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. c.) (m. kafiye-senc). Kafiye uyduranlar, şâirler, nâzımlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negotiable instrument. bill of exchange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.İyilik, iyi hal, iyi iş, hayırlı iş. 2.Dünya ve ahiret saadeti. 3.Eski altın paralardan birinin adı.

İsimler ve Anlamları by

Finansal Terim

(Publicly Offered Dividend Right Certificates)

Nakit karşılığı satılmak üzere, ortaklık haklarına sahip olmaksızın kardan pay alma, tasfiye bakiyesinden yararlanma ve yeni pay alma gibi haklar sağlayan bir kıymetli evraktır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bail bond. bailment. deed of suretyship. letter of indemnity / guarantee. bond of indemnity. indemnity bond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bazı bakteriler, güneş ışınları olmadan, inorganik maddeleri oksitlemek suretiyle, kendileri için gerekli, enerji bakımından zengin organik maddeleri elde ederler. Buna kemosentez denir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazyağı, gaz, colloq. petrol. kerosene lamp gaz lambası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. geometri). Bir şeklin üzerinden geçen doğru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zincirden yapılma köstek veya yular.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secant. secant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intersecting line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Çekici, çeken. Mihnet-kaşende = Mihnet çeken.

2.Tahammül sahibi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deduction. sum of money deducted from a salary. purchase of the right to the income from sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tax-farmer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Bir nokta veya çizgi üzerinde birbirini kesip geçen çizgiler veya yüzeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intersecting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kısâs yoluyla: Kısâsen idam olundu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), t. Benzetilerek, uydurarak, nisbeten: O işe kıyâsen bu, bir şey değildir.

2.Benzeterek: Birini öğrenirseniz diğerlerini de ona kıyâsen yaparsınız.

3.Kaideye uydurarak: Bu fiil kıyâsen tasrîf olunur. Zıddı: Semâen.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by comparison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Piyanoya benzer ve XVIII. asra kadar piyano yerine kullanılan bir batı musikisi çalgısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clavichord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harpsichord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. consensus

uzlaşma

Uzlaşmak durumu.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Çekilen görüntünün, fotoğraf makinesi yatay ya da dikeyken çekilip çekilmediğini otomatik olarak algılayan bir cihaz. Görüntü daha sonra monitörde uygun yönlendirme ile gösterilir. Ayrıca her zaman doğru gösterimin çağrılmasını sağlamak için veri dosyasında doğru konum kaydedilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crescendo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crescendo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). X senbolü ile gösterilen bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Daha çok atlarda görülen serpme kan çıbanı.

2.İnsanda etlerin fiske fiske kızarmasından ibaret hastalık.


Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Ürtiker denilen kurdeşen, bir çeşit alerjidir. Ciltte aniden başlayan ve birkaç saat süren dayanılmaz kaşıntılarla kendini gösterir. Ciltte görülen küçük, kırmızı kabarcıklar, bir süre sonra şişebilir. Bu belirtiler, bazen çok kısa zamanda geçer, bazen de uzun süre devam eder. Nedeni, böcek veya arı sokması, bozuk yiyecekler, bazı yiyecekler, bazı ilaçlar veya aşırı derecede heyecanlamadır. Tedaviye geçmeden önce hastalığı doğuran nedeni bulmak gerekir, ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Ayıkulağı, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 avuç ayıkulağı konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülüp, kaşınan yere sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rash. urticaria. nettlerash. hives.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rash. nettle rash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nettle rash. urticaria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Founder’s Shares)

Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK. Madde: 402) verdiği yetkiye dayanarak Anonim Şirketlerin kuruluşunda veya sermaye artırımında, kuruculara ya da önemli hizmeti geçenlere, şirket kârının bir kısmına iştirak hakkı temin etmek üzere nama yazılı olarak çıkartılan bedelsiz hisse senetleridir. Kurucu hisse senetleri, belli bir sermaye payını temsil etmediği gibi, şirketin yönetimine katılma hakkını da vermez.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. küçültmek, ufaltmak, eksiltmek, azaltmak; küçülmek, azalmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gevşetmek, çözmek, açmak; salıvermek; tıb. ishal etmek; gevşemek, çözülmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mâkûs olarak. Tersine, ters. Mâkûsen mütenasip = Ters orantılı.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(çalapa): Guttiferae familyasından Antil adalarında yetişen bir ağaçtır. Kabuklarından reçine elde edilir. Kullanıldığı yerler: Müshildir. Kabızlığı giderir. İdrar söktürür. Safra akışını düzenler. Sıtma, frengi, kulunç, sarılık, mafsal ağrıları ve baş ağrılarında kullanılır. Bağırsaklarında hastalık olanlar kullanmamalıdır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat., zool. bağırsakları karın duvarına bağlayan ince zar, ince bağırsak askısı, mesenter. mesenter'ic s. mesentere ait. mesenteritis i. tıb. mesenter iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haber götüren kimse, ulak; kurye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. mizansen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış ve ya yalan yere anlatmak; kötü temsil etmek. misrepresenta'tion i. yalan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. jeoloji).

1.Üçüncü zamanın eosen ile pliosen arasında yer alan devri. 2.Bu devre ile alâkalı miyosen arazi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I, Fr.).

1.Bir tiyatro eserini temsil etmek üzere hazırlama, sahneye koyma.

2.mec. Sahte şey, terkip, düzen: Bu hadise bir mizansenden ibarettir.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. mise en scène

1. tiy. düzentileme,

2.düzenti

1. Yönetmenin oyuncuları oyuna uygun bir uyum içine sokması için yaptığı hazırlık, çalışma.

2.Bir şeyi, bir durumu olduğundan değişik göstermek amacıyla hazırlanan düzen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scene. production.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direction. stage direction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağsız modern ayakkabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mocassin. moccasin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Prenslere ve kardinallere hitaben kullanılan seygı sözü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. muhassene) (bu mânâ ile kullanılmamıştır).

1.Güzel işler, güzel huylar, zıddı: mesâvî: O adamın muhassenâtı çoktur.

2.Tercih ve imtiyaz sebebi olan durum, üstünlük: Bu usûlün muhassenâtını anlıyamıyorum.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «seny» den if.) (mü. münseniyye). Eğri, doğru olmayan, bükülmüş. Hatt-ı münsenî = Doğru olmayan hat, eğri çizgi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. müsennât).

1.İki katlı, iki parçadan yapılmış, ikili, ikilik.

2.Tesniye sîgasında iki şahıs veya şeye delâlet eden (kelime).

3.İki noktalı (harf): Tâ-i müsennâ.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (m. müsennâ). Müsennâlar, ikililer, (bk.) Müsennâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. müsenneme, matematik).

1.Ev çatısı şeklinde olan.

2.Kabartma.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitchy. captious. choosy. difficult. fastidious. finicky. fussy. particular. pernickety. exacting. choosey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fastidious. hard to please. slow coach. exacting. exigent. old maid. pernickety. picky. pricky. queasy. querulous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hasen» den imef.) (mü. müstahsene).

1.Herkesin güzel bulup beğendiği, makbûl, güzel.

2.(musiki) Bir ney ve Ahengin (düzen) çeşidi.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مشکل پسند] güç beğenen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) NA-pesendîde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Beğenilmeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Tartılmamış, ölçülmemiş, ölçüsüz.

2.İyi düşünülmemiş, takdir olunmamış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Garip hikâyeler, fıkralar ve zarif nükteler söyleyen, zarif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli ağır aksak semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli sengîn semâİ.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Registered Shares)

Hisse senedinin üzerinde sahibinin adının yazılı olduğu ve şirketin pay defterine bu adın kaydedildiği hisse senetleridir.


Finansal Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Işık saçan neşe, sevinç. - (bkz.Neşe).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

çelikten yapılmış yarım silindir şeklinde portatif bina, baraka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) saçma şey, boş laf; önemsiz şey. nonsense verses eğlence için yazılmış saçma mısralar, anlamsız şiir. talk nonsense saçmalamak. nonsen'sical (s.) saçma, manasız, abuk sabuk. nonsensically (z.) saçma olarak. nonsensicalness (i.) saçmalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - Nurlu, ışıklı, kişi, insan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Çok çok ışıklı, neşeli insan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nursen).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. nûşendegân). içki içen, içki düşkünü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Üçüncü za manın dört büyük bölümünden ikincisi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. her yerde ve her zaman hazır. omnipresence i. her yerde bulunma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be considered important.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be considered important.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Circulation Restricted Stock)

Üzerinde devir ve satış yasağı bulunan hisse senedidir.


Finansal Terim by

Teknolojik Terim

Gündüz aydınlatma koşullarında, arkasından ışık gelen nesneler için pozlama seviyesini otomatik olarak ölçer.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şen yapılı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yolcu, seyyah gezmen. passengermile i. yolcu başına bir mil hesabı ile yapılan mesafe ölçüsü. passenger pigeon nesli tükenmiş bir yaban güvercini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Neşeli, şen-şakrak, mutlu kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Siyah bir büyük ağaç ki, kerestesi ve yağı kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balsam. rosewood. palisander. pock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «pârsenk» ten ki, terazinin eksiğini tamamlamak için bir gözüne konulan taştır). Sözü devam ettirmek üzere laf arasında münasebetli münasebetsiz söylenen ve tekrar olunan «efendim, efendime söyleyeyim, uzatmayalım» gibi tâbirler.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) Kırağı, çiğ. Sis. İnce ince yağan kar, çisenti. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i F.).

1.Beğenme, takdir.

2.Beğenen, takdir eden. Hod-pesend = Kendini beğenmiş. Müşkll-pesend = Zor beğenen, bir şey beğenmeyen.

3.Beğenilen. Avâm-pesend = Halk tarafından beğenilen, halkın beğendiği, basit, zevksiz.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پسند] beğenen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. sıfat terkiplerinde bulunur). Avâm-pesendSne — Avâmın beğeneceği yolda olan. Hod-pesendâne = Kendini beğenmişçesine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Beğenilmiş, makbûl.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پسندیده] beğenilmiş, makbul.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fars. «peşâvenk» ten galat).

1.Kafile ve kervanın önüne düşen, önden giden adam.

2.Kervanın başına düşüp yol açmaya alışık hayvan.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Beğenen, beğenmiş. Beğenme, seçme. 2.Esmerleşmiş. 3.Altın, mat altın.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ışığa hassas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Tabiî kalsiyum, demir ve magnezyum silikatlarına verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. placenta

anat. döl eşi

Memelilerde ana ile dölüt arasında kan alıp verme işini sağlayan organ.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Dördüncü zamanın başlangıç devri.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pléistocène

jeol. Buzul Çağı

Dördüncü Çağın, yeryüzünün bugünkünden daha büyük bölgelerinin buzullarla örtülü bulunduğu dönemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Miyosen devrinin sonu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. huzur, hazır bulunma, varlık; duruş; hayal, görüntü. presence of mind serinkanlılık, soğukkanlılık. in the presence of a large company büyük bir topluluk önünde. saving your presence (eski) hâşa huzurdan, sözüm yabana, sözüm meclisten dışarı, aff

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hediye, bahşiş, armağan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. takdim etmek, sunmak, arz etmek; tanıştırmak; huzura çıkarmak; göstermek; bir memuriyet için ismini arz etmek; nişan almak (tüfek). present a person with a thing, present a thing to a person birisine bir şey sunmak. present an appearance görünmek;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şimdiki zaman; şimdiki durum; gram. hal kipi, şimdiki zaman kipi. at present şimdiki halde, şimdiki durumda. for the present şimdilik, şu anda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şimdiki; hazır, mevcut; gram. şimdiki zamanı gösteren. in the present case bu durumda; gram. şimdiki zaman kipinde. the present writer bu yazıyı yazan, imza sahibi. the present worth of şimdiki değeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şimdiki, günümüzün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. takdim olunabilir, sunulabilir; düzgün görünüşlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sunma, takdim; gösterme; huzura çıkma; verilme, sunulma; tiyatro oyunu; psik. kavrama gücü; tıb. doğumda ceninin duruş şekli. presen- tation copy hediyelik nüsha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., psik. akıl ile kavranır; hemen kavrayan veya hisseden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. görev veya ödenek alan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. önsezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir fikir veya kavramı akla getiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. birazdan; şimdi, şimdilik; (eski) veya leh. derhal, hemen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sunma, takdim; göz önüne koyma, sergileme; betimleme, resim; huk. büyük jüri raporu; tic. senet gösterme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öz, hulasa, herhangi bir maddenin özü. quintessen'tial s. özlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Parlak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [رخشنده] parlayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Parıldayan, parıldayıcı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. göstermek, tasvir et mek, resmetmek; anlatmak, söylemek, ifade etmek; taslamak, gibi göstermek; temsil etmek, simgelemek; rolünü yapmak; tarif etmek, açıklamak; yerine geçmek; numunesi olmak. representable s. temsil edilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. temsil etme veya edilme; simgeleyen şey, resim, suret; temsil, tiyatro oyunu, piyes; rol; başkalarını temsil etme hakkı; ifade, takrir; önerme; milletvekili seçim sistemi; vekiller heyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bir grup veya sınıfı temsil eden, numune olan; vekâlet nev'inden; taklit ve benzeme kabilinden; i. vekil, başkasını temsil eden kimse; mümessil; milletvekili, mebus, saylav. representative arts resim veya heykeltıraşlık gibi temsili sanatlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F,). I. ip, urgan.

2.(denizcilik) Halat.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yeniçeri ulûfesinin üçüncü üç aylığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ex officio. on one's own account. ex mero motu. in one's personal capacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (denizcilik). Halatla sahile bağlı: Gemi resen-bend iken.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir şeyden dolayı kızmak, gücenmek, bir şeye içerlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir şeye kızmış, gücenik. resentfully z. içerleyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kızma, gücenme, darılma, içerleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Kendi başına, kendiliğinden: Bu işi re’sen gördü.

2.Kimseye tâbi olmaksızın, müstakil olarak, kendi başına: Re’sen memurdur.

3.Bir memur veya heyet ve mahkemenin vazifesi icabı bir muameleyi bizzat yapması ki, Fr. d’offlce tâbirinin tercümesidir.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رأسا] doğrudan doğruya, danışmaksızın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Buy in / Sell out)

Temerrüt halinin Borsa Yönetim Kurulu’nun belirlediği süreyi doldurması halinde, sürenin bitimini takip eden ilk iş günü işlem konusu hisse senetlerinin temerrüde düşen üyenin pozisyonuna göre Hisse Senetleri Piyasası Müdürlüğü’nce elektronik ortamda ayrı hisse koduyla, cari fiyattan alım satımının yapılmasıdır.


Finansal Terim by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Şen, neşeli, canlı kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - (bkz.Ruhişen).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Aydın, aydınlık.

2.Apaçık, ortada olan. Dîdeler rûşen = Gözler aydın.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ روشن] aydınlık. 2.açık, aşikar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Aydın, parlak. Belli, aşikar.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

açıklamak, söylemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aydın, ışıklı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aydınlık.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Aydınlık, açıklık. Belli olma. 2.Bir tarikatın adı. Halvetiyyenin Ruşeni kolunun kurucusu olan Aydınlı Ömer Dede’dir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(si. A.). Altıncı olarak, altıncı derecede.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سادسا] altıncısı, altıncı olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Şahıs olarak, şahıs bakımından.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personally. in person. by sight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in person. personally. for my part. to sight only.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شخصا] bizzet, kendisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(sl. A.). Üçüncü olarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثالثا] üçüncüsü, üçüncü olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz üç telli Japon çalgısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

iç astarlık olarak kullanılan ince canfes. sarco-, sarc- (önek) et.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

SDRAM, veri yolu saat frekansıyla aynı hızda (örneğin 33 ya da 66 MHz) çalışan bir DRAM’dir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eighty. fourscore. eighty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eighty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eighty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eighty each. eighty a piece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eightieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eightieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

octogenarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

octogenarian. sth designed to hold eighty things. sth worth eighty liras.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. esniye) («senâyâ» İse «tesniye» nin cem’idir). Methederek anma: Sizi çok senâ etti; senânızda bulundu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

praise. glory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثنا] övgü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Övgü ile ilgili. 2.Şimşek parıltısı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

övmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Birini öven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Birinin senâsını yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Senâkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kötülük, fenalık, rezalet, maskaralık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atrocity. felony. infamy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شناعت] kötülük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. sünbük). (bk.) Sünbük.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Başaklar.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ثناگو] öven.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ثناخوان] öven.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) Öven, metheden. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ثناکار] öven.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - (bkz.Şen).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Neşeli, canlı yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - (bkz.Altan).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Işıklı, parlak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Senaryo yazan muharrir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scenarist. scriptwriter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scenarist. film author. stage author.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. Y.). Bir sinema eserinin sahnelerini, konuşmalarını gösteren taslak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scenario. screenplay. script. book. continuity. playbook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scenario. screenplay. script. film script.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scenario. book. film manuscript.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. senato.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.).

1.Ayân meclisi. 2.Fakültelerarası yüksek kurul. Cumhuriyet Senatosu = Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bir kısmı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senate. court lodge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Senato üyesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. senatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. senatoya ait; senatorce; senatörlerden oluşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senatorship. house career.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. senatorlük .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Öven, metheden.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Sen aysın, ay gibi güzelsin.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Kadın İsmi) - Ayın parlaklığı, güzelliği.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثنایا] ön dişler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. şenîa). (bk.) Şenîa.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Neşeli, sevinçli, mutlu, varlıklı kimse.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شنبه] cumartesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) l.Gün.

2.Cumartesi. 3.F.’da cuma’dan başka günlerin isimlerinin teşkilinde kullanılır: Yek-şenbih, dü-şenbih, se-şenbih, çâr-şenbih, pençşenbih. Bunların yalnız son ikisi dilimize geçmiştir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. symbole). Belirli bir mânâyı ifade eden şekil, harf vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. symbolisme).

1.Duygu ve düşünceleri senbollerle ifade etmeyi esas alan görüş.

2.1885’e doğru Fransa’da doğan akım.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «sencîden» fiilinden imas. olup, terkip teşkiline girer) (c. sencân). Tartan, ölçen. Sühan-tenc = Söylediği sözü iyi tartan. Nükte-senc = Nükteleri yerinde sarfeden.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i) - Canlı, neşeli, hareketli yapısı olan kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in your opinion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nach deiner ansicht.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tartılmış, ölçülü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سنجيده] tartılı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Senin gibi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (sent) göndermek, yollamak; fırlatmak, atmak; sağlamak, bahşetmek; (A.B.D.),( argo) sevinçten coşturmak. send about one's business yol vermek, kovmak. send away kovmak, uzaklaştırmak. send back geri göndermek, iade etmek. send down (İng.) üniversi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. dalga kuvvetiyle hareket etmek; i. dalga kuvveti, dalga itilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ortaçağda kullanılan ince bir ipekli kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Örs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sarsılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

staggering. tottering. stagger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ayakta duramayıp sarsılmak veya tökezler gibi olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stagger. totter. stumble. blunder. careen. dodder. falter. halt. lurch. pitch. reel. swing. teeter. topple. waver. wobble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

falter. lurch. reel. stagger. teeter. topple. totter. trip. wabble. to totter. to stagger. to lurch. to reel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stagger. to totter. to reel. to lurch. to be shocked. falter. stumble. waver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from you.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to air , to waft , to despatch , to dispatch , to forward , to route , to transmit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Fıçı kaburgası.

2.Tekire benzer büyücek balık.

3.Kaplamalık ince ve dar tahta.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receiver in a bankruptcy case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. syndicat). işçi birliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

union. trade union. syndicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syndicate. union. trade union. union. trade union.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trade union. syndicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trade unionist. member of a syndicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trade unionism. union business. syndicalism. syndication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syndicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unionization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unionization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syndicate. unionize. to form a trade union. to unionize. to join a trade union.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to form a trade union. to unionize. organize into a trade union.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unionization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to form / to combine into a syndicate / to syndicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trade union member.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yollayış; başlatma; teşvik; veda yemeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) - Sevinçli, neşeli ol. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. syndrome

1. tıp belirge,

2.sıkıntı

1. Birlikte bulunduklarında belli bir hastalığı işaret eden belirti ve bulgular bütünü.

2.Sorun, mesele.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syndrome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syndrome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Neşeli, sevinçli olması devam etti, sürdü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. sinin). Yıl, Fars. sâl: Beş sene, kırk sene, her sene.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

year.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

year. year yıl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

100 sene equal 1 tala.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

year.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

100 sene equal 1 tala.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سنه] yıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سنهء هجریه] hicrî yıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سنهء قمریه] kamerî yıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Artık yıl.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سنه< ميلادیه] miladî yıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سنهء شمسيه] şemsî yıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سنه بسنه] yıldan yıla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سند] belge. 2.tapu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Tapu senedi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سندات] belgeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sütotu bot. Polygala; sütotunun öksürük söktürücü kurutulmuş kökü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senegal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Gum senegal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See under Gum. a republic in northwestern Africa on the coast of the Atlantic; formerly a French colony but achieved independence in 1960.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Senegal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a republic in northwestern Africa on the coast of the Atlantic; formerly a French colony but achieved independence in 1960.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Senegal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Batı Afrika, Kuzey Atlas Okyanusu kıyısında, Gine Bissau ve Moritanya arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 14 00 Kuzey enlemi, 14 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Afrika.

Yüzölçümü: 196,190 km².

Sınırları: toplam: 2,640 km.

sınır komşuları: Gambiya 740 km, Gine 330 km, Gine Bissau 338 km, Mali 419 km, Moritanya 813 km.

Sahil şeridi: 531 km.

İklimi: tropikal.

Arazi yapısı: Genellikle alçak, inişli çıkışlı ovalar, güneydoğuda dağ eteği tepeler yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: 581 m.

Doğal kaynakları: Balık, fosfat, demir.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %12.

daimi ekinler: %0.

Otlaklar: %16.

Ormanlık arazi: %54.

Diğer: %18 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 710 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: Su baskınları, periyodik kuraklıklar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 10,284,929 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %2.93 (2001 verileri).

Mülteci oranı: 0.21 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 56.75 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 62.56 yıl.

Erkeklerde: 60.94 yıl.

Kadınlarda: 64.22 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 5.12 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %1.77 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 79,000 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 7,800 (1999 verileri).

Ulus: Senegallı.

Nüfusun etnik dağılımı: Wolof %43.3, Pular %23.8, Serer %14.7, Jola %3.7, Mandinka %3, Soninke %1.1, Avrupalılar ve Lübnanlılar %1, diğer %9.4.

Din: Müslüman %92, yerel inançlar %6, Hıristiyan %2.

Diller: Fransız (resmi), Wolof, Pulaar, Jola, Mandinka.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %33.1.

erkekler: %43.

kadınlar: %23.2 (1995 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Senegal Cumhuriyeti.

kısa şekli : Senegal.

Yerel tam adı: Republique du Senegal.

yerel kısa şekli: Senegal.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Dakar.

İdari bölümler: 10 bölge; Dakar, Diourbel, Fatick, Kaolack, Kolda, Louga, Saint-Louis, Tambacounda, Thies, Ziguinchor.

Bağımsızlık günü: 4 Nisan 1960 (Fransa’dan).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 4 Nisan (1960).

Anayasa: 3 Mart 1963. 1991 yılında yeniden gözden geçirilmiştir.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACCT, ACP (Afrika - Karayip - Pasifik Ülkeleri), AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), ECA (Birleşmiş Milletler Afrika Ekonomik Komisyonu), ECOWAS (Batı Afrika Ekonomik Topluluğu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), FZ, G-15, G-77, IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IDB (İsla


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Senegal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Şen ve mutlu ev. Bölge, il.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yearly. annual yıllık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth which extends to so many years. of years of age. annual. yearly. for a year. annual payment. annual rent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Boş bir yer insanların yerleşmesiyle yurt hâline gelmek, meskûn olmak.

2.Gelişip serpilmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şen hâle getirmek, meskûn kılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to populate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Put. İsim olarak kullanılmaz, (bkz.Sanem).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) - Mutlu, neşeli kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaşlılık, ihtiyarlık. senescent s. yaşlanan, ihtiyarlayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ortaçağda derebeyi kethüdası veya teşrifatçısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SENED) (i. A.) (c. senedât).

1.Üzerine dayanılan şey, dayanılacak yer.

2.Başkasında olan bir hakkın, alınacak bir malın, alınmış bir paranın aidiyetini belirten kâğıt, iki veya daha çok kimseler arasında bir anlaşmayı isbat için tanzim olunan kâğıt ki, borçlu tarafından alacaklıya verilir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

voucher. note. bond. bill. proof. commercial paper. copy. indenture. instrument. muniment. obligation. script.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bond. deed. note. obligation. voucher. promissory note. iou. title deed. receipt. bill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bill. bill of exchange. commercial / trade bill. draft. security. promissory note. bond. title deed. acknowledgement. act. debenture. deposit slip. real estate. foreign items. instrument. judicial entitlement. legal instrument. muniment. allotment nfr. pa

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Senet alıp vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Senetle tasdik olunmuş, bir senede dayanan: Mânâyı kuvvetlendirmek için «senetli, sepetli» de denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fully certified or set forth in writing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Seneler, yıllar, sinîn.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سنوات] yıllar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Seneler, yıllar, sinin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. seneviyye). Sene ile alâkalı, seneye ait; bir yılda veya yılda bir olan, yıllık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sünâİ» den). Bir hayır ve şer yaratıcısı tasavvur eden (tâife).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سنوی] yıllık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Seneye mensup, sene ile ilgili, bir yıllık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symphony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symphony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symphony orchestra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symphony orchestra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symphonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symphonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Taş, Ar. hacer. Seng-I hârâ = Mermer taşı. Seng-i ibret = Topkapı sarayının orta kapısında, üzerine öldürülenlerin kesik başlarının konduğu taş, ibret taşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Haydut eşkıyâ.

2.Neş’eli, kıvrak.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سنگ] taş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). mec. Taş yürekli, merhametsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Taş parçası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Taşlayarak öldürme, Ar. recm.

2.Taşlık, taşı çok yer.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سنگ دل] taş yürekli, acımasız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سنگ دلانه] acımasızca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - İyi yürekli, hoş sohbet kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Taştan. Dil-1 sengin = Taştan yürek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سنگين] ağır. 2.taştan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Taşlık yer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سنگلاخ] taşlık arazi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سنگ تراش] taş ustası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Sen gülsün, gül gibi güzelsin.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Kadın İsmi) - Gülün en güzel hali.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Kadın İsmi) - Sevinçli, ferah gün.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). «Sen» zamirinin akküzatifi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şenâat» tan smüş.) (mü. şenîa). Kötü, fena, ayıp, utanacak şey gibi ayıplanmış ve yasak iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şenâat» tan smüş.) (mü. şenîa). Kötü, fena, ayıp, utanacak şey gibi ayıplanmış ve yasak iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

you.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thee. you.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شنيع] kötü, çirkin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. şenâİ). Kötü ve eyıp iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. şenâİ). Kötü ve eyıp iş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Süs, bezek. 2.İnci.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - İnciler, süs, bezek.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ihtiyarlığa mahsus; bunak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ihtiyarlık, yaşlılıktan ileri gelen zafiyet, bunaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). «Sen» zamirinin genitifi: Senin işin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thy. your. of you. of thee. thy. thine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thy. your. yours.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thine. thy. your.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). «Sen» zamirinin Aitllk şeklidir: Benim işim daha bitmedi lâkin seninki hazırdır. Sahip olana göre çokluğu «sizinki» veya «seninkiler» dir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yours. thine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yours.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thine. yours.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i yaşça büyük (baba ile oğul aynı ismi taşıdıkları zaman babanın ismine eklenir, kıs. Sen. veya Sr.); kıdemli; i. yasça daha büyük adam, kıdemli kimse; son sınıf öğrencisi. senior citizen (A.B.D.), ( Kanada) yaşlı kimse. senior high school (A.B.D

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. seniyye). Yüksek, yüce. Irâde-i Seniyye = Osmanlı hükümdarının yazılı veya sözlü emri.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Yüksek, yüce, ali, bülend.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (c. senâyâ). Ön dört dişler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سنيه] ulu, yüce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Sevinçli, mutlu iz, hatıra. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Seng.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.). - Her zaman neşeli kal. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Çeşitli mezhepleri veya fikirleri toplayıp birleştiren bir doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. Fr.). Başlama ve bitine zamanlan aynı olan, aynı zamanda meydana gelen.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. synchrone

eş zaman

Aynı zaman içinde hareket eden.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synchroneity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synchronous eşzamanlı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synchroneous. synchronic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. synchronie

db. eş zamanlılık

Belli bir evrede görülen dil bilimi olgularının, olaylarının özelliği.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. synchronique

eş zamanlı

Başlamalarıyla bitmeleri arasında geçen zaman eşit olan (olaylar).


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. synchronisation

sin. ve TV eşleme

Görüntü ve ses kuşakları arasındaki bağ.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synchronization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synchronization. sync. sychronization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Mobil cihazındaki bilgiler ile masaüstü bilgisayarınızdaki bilgilerin, birbirine aktarılarak güncellenmesi işlemidir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Senkronize algılama, AM istasyonlarındaki kısılma ve parazitleri azaltmak için kullanılan bir demodülasyon yöntemidir. LW, MW ve SW bantlarını en iyi koşullara ayarlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu tuşa bir kez basıldığında oynatıcı ve kaydedici aynı anda çalışmaya başlar. İkinci basışınızda kayıt durur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

STP, kullanılabilir tüm kanalları otomatik olarak kaydeder ve VCR kanallarını TV’nizdeki sırada kaydetmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr synchronisme). Senkron olan bir şeyin hâli.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. synchronisme

db. eş zamanlılık

Belli bir evrede görülen dil bilimi olgularının, olaylarının özelliği.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Şen etmek, yüzünü güldürmek.

2.Mâmur, bayındır etmek, imar etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Şen etmek, yüzünü güldürmek.

2.Mâmur, bayındır etmek, imar etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jollify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Sevinmek.

2.Meskûn ve bayındır olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Sevinmek.

2.Meskûn ve bayındır olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free and easy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

familiar. hail fellow well met. hand and glove. pally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Memnuniyet,güler yüzlülük.

2.Mâmurluk, bayındırlık, meskûn olma.

3.Donanma, eğlence.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Memnuniyet,’ güler yüzlülük.

2.Mâmurluk, bayındırlık, meskûn olma.

3.Donanma, eğlence.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conviviality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carnival. festival. festivity. gaiety. gala. merriment. merrymaking. rejoicing. revel. revelry. cheerfulness. festivities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

merriment. cheerfulness. festival. festivity. fête. fiesta. flag- day. gaieties. pitch. revel. revelry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mâmur, meskûn, bayındır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mâmur, meskûn, bayındır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harap, ıssız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harap, ıssız.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sinameki, bot. Cassia; sinamekinin iç sürdürücü olarak kullanılan yaprakları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok ince dokunmuş ufak Acem halısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tiyatro eskiden oyuncuların sahneye giriş veya çıkışlarını belirten boru sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., eski bir haftalık süre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. tirnele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) - Neşeli ve nurlu insan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Kadın İsmi) - Şen ve mutlu ol. - (bkz.Şenel).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. senores) İsp. bay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İsp. bayan (evli kadın ).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İsp. bayan (kız).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Neşeni çevrene yay, herkes neşelensin.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. beş duyu ile algılanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. duyu duygu, his, seziş; duyarlık; hayret verici şey, heyecan uyandıran olay, sansasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duygusal, hissi; heyecanlı, merak uyandırıcı, sansasyonel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. duyumculuk; heyecan uyandırıcı yöntemlere baş vurma, sansasyonalizm; iyiliği duygulara bağlı olarak değerlendirme kuramı. sensationalist i. sansasyonalist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. duyu, his; gen çoğ. akıl, dirayet, zeki, muhakeme; şuur; fikir, karar, düşünce; anlam mana, meal, mefhum; f. idrak etmek, sezmek; k.dili anlamak. sense impression duyunun dimağa yaptığı etki, sezgi. sense organ duyu organı. sense perception d

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duygusuz, hissiz, donuk; akılsız; saçma, anlamsız, manasız; baygın. senselessly z. manasızca, anlamsız olarak. senselessness i. şuursuzluk; saçmalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağız kokularını gidermek için kullanılan baharlı bir madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scythes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hassasiyet, duyarlık, seziş inceligi; çoğ. aşırı hassasiyet; anlayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. makul, akla uygun; hissedilir, sezilir, farkına varılır; hisseden; hassas, duygulu, etkilenebilir, ince sezişli; anlayıslı, akıllı. sensibleness i. makul oluş . sensibly z .makul bir şekilde, hissedilir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hassas, duygulu, duyar, duygun; içli, alıngan; duygusal; kim. çabuk muteessir olan; bot. dokunulunca çabuk solan veya bozulan, duyulu. sensitive plant kustumotu bot. Mimosa pudica sensitively i. hassasiyetle sensitiveness, sensitiv'ity i. duyarlık,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., foto. (kağıt, filim) hassas hale getirmek; tıb. hassas duruma getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., foto. filim. veya levhanın hassaslık derecesini ölçme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

SensMe(TM), ruh halinize uygun müziği WALKMAN® cihazınızda kolayca bulmanızı sağlayan eşsiz bir Sony teknolojisidir. Müzik koleksiyonunuz taranır ve şarkıların hız, ton ve mod gibi özelliklerine göre şarkı listeleri oluşturulur. Seçim yapabileceğiniz 11 farklı kanal vardır. Tek bir düğmeye dokunarak “Sabah” modundan “Rahatlama” moduna geçebilir ve birkaç saniye içinde “Neşeli” modunu tercih edebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

İng. sensor

duyarga

Önceden belirlenmiş ışığı veya nesneyi algılayıp gerekli hareketi başlatan aygıt.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. alıcı alet; s. sezici, alıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ria) anat. sinir sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duyumsal, duyusal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Neşeli soydan gelen kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şehvani, şehvete ait; tensel, duyusal; duyumculukla ilgili. sensually z. şehvani bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şehvet düşkünlüğü; fels. duyumculuk; güzellik kavramında baş rolü duyuların oynadığını kabul eden kavram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. duyarlık; şehvet, kösnü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) şehvanileştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) hislere hitap eden, duyumsal, hislere ait, hissi. sensuously (z.) hislere hitap ederek. sensuousness (i.) duygusallık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cent. penny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

100 senti equal 1 kroon. caused or enabled to go or be conveyed or transmitted. past tense of send, as in: I sent you Email yesterday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tuesday, 13 February 2001 8:00 AM.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

BT Openworld WebMail includes the option to store messages you're sending in the sent folder in read messages.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) send.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. syntagme

db. dizim

Söz zincirinde birbirini izleyen ve belli bir birim oluşturan ögeler birleşimi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. gramer). Cümle bilgisi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. syntaxe

db. söz dizimi

Bir cümleyi oluşturan kelime türlerinin arasındaki ilişkileri inceleyen ve sınıflamalar yapan dil bilgisi kolu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syntax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. syntactique

db. söz dizimsel

Söz dizimi ile ilgili olan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) cümle, tümce; (huk.) ilâm, karar, hüküm; (f.) mahkum etmek, hakkında hüküm vermek. complex sentence girişik cümle. compound sentence bileşik cümle. simple sentence yalın cümle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) anlam ifade eden, manalı, vecize kabilinden, anlamlı sözlerle dolu; tumturaklı, ağır (ifade, ibare). sententiously (z.) vecize kabilinden. sententiousness (i.) vecizeli oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Birleştirme yoluyla, sun’İ olarak yapılmış olan: Senteik kumaş; sentetik, madde.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. synthétique

bileşimli

Doğadaki örneklerine benzetilerek insan eliyle yapılmış veya üretilmiş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synthetic. synthetical. synthetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synthetic. synthetic bireşimli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synthetic. man made. plasticated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y, Fr.). Unsur veya parçaların bir araya getirilerek bir bütün meydana getirilmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synthesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synthesis. synthesis bireşim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synthesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sezgililik; duygululuk; bilinçlilik; sezgi, sezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) sezgili; duygulu, duygun; (i.) duygulu kimse; akıl. sentiently (z.) duyarak, hissederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) his, duygu, seziş; his inceliği, aşırı hassasiyet; (gen.) (çoğ.) fikir, düşünce; mütalaa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) hissi, hislerin etkisiyle yapılan; hassas, duygusal, içli. sentimentalism (i.) aşırı duygusallık. sentimentalist (i.) hislerine fazla kapılan kimse. sentimentally (z.) hissi bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) aşırı duygusallık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) aşırı hassasiyet göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) nöbetçi, gözcü; (f.) gözetlemek, nöbet beklemek; nöbetçi koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) nöbetçi, nöbetçi asker. sentry box nöbetçi kulübesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Neşeli, canlı, mutlu türk.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Yaşamı, neşeli mutlu geçen kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. i. Signore). Efendi, ağa, mösyö, asılzâde.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Neşeli, mutlu insanların yurdu; ülkesinde yaşayan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.), Halk arasında yanlış olarak «susamçiçeği» denilen bitki ki, çiçeğinin rengine göre çeşitleri olur. (bk.) SÜsen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ستتين سنه] altmış sene. 2.belirlenemeyecek kadar uzun bir zaman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manganezli dökme demir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Söylediğini iyice tartıp düşünen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duygusal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Halk arasında galat olarak «susamçiçeği» denilen bitki, ki çiçeğinin rengine göre çeşitleri olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SÜSEN) (i. botanik). Süsengillerden, çiçekleri türlü renkte bir süs bitkisi (iris).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blue flag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سوسن] susam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(iris): Süsengiller familyasından; Nisan - Haziran ayları arasında türlü renklerde ve güzel kokulu çiçekler açan, 30-80 cm boyunda, çok yıllık soğanlı otsu bir bitkidir. Çiçekleri dalların ucunda başak şeklindedir. Dış kısımları soyulup, kurutulduktan sonra menekşe kökü diye kullanılır. İçeriğinde uçucu yağ, sabit yağ, müsilaj, nişasta, tanen, şeker, iridin ve reçineli maddeler vardır. Yurdumuzda 20 kadar türü vardır. Kullanıldığı yerler: Az miktarda kullanıldığı takdirde astım ve bronşitte faydalıdır. Göğsü yumuşatır. Balgam söktürür. Yüksek dozda kullanıldığı takdirde kusturucudur. Mide ve bağırsak gazlarını giderir. Vücutta biriken suyu boşaltır. Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser. Haricen kullanıldığı takdirde yaraları iyileştirir.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Çiçekleri iri, güzel görünüşlü ve kokulu bir süs bitkisi. Zambak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Birçenekl ilerden, bir bitki familyası. Örnek bitkisi süsendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Tahsis suretiyle, hele, en çok.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Sen teksin, eşsizsin anlamında. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hülâsa olarak, kısaltılarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلخيصا] özetle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

security bond. guaranteed bill of exchange. covering deed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ترس انگيز] korkunç, korku salan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şene» den) (tıp). Sinirin çekilip büzülmesi, ispazmoz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تشنج] kasılma, spazm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). iyi ve sert at.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şen ve mutlu Türk anlamında.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [توسن] serkeş at.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. esas olmayan; gerekli olmayan, önemsiz; i. önemsiz şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çözmek; gevşetmek; serbest bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üşenme, tenbellik: Üşen getirmek (İstanbul şivesinde: üşeniklik).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üşenen, tenbel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tenbel etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilatory. indolent. lazy. slothful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indolent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indolent. slow coach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üşenen, tenbel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tenbel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tenbellik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilatoriness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilatoriness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çalışmayı, yapmayı arzu etmemek, tenbellik etmek: Kalkmaya, gitmeye üşendim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hang about. hang around.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be too lazy to. not to take the trouble to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not to have the energy or desire to do sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alms deeds. settlement deed. trust indenture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. evsân). Putperestlerin tapındığı put. Abede-i evsin = Putperestler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. veseniyye). Putlara tapan, putperest.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kötüleştirmek; kötüleşmek, fenalaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Foreign Stock)

Yabancı ortaklıklarca bulundukları ülke mevzuatına uygun olarak çıkarılan ve ortaklık hakkını temsil eden menkul kıymetlerdir.


Finansal Terim by

Teknolojik Terim

Bu seçenek, alacakaranlık fonların önündeki nesnelerin çekilmesi için fotoğraf makinesini düşük enstantane hızında çalıştırır.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [یک شنبه] pazar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yel gibi hızlı, çabuk.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ulaşan, kavuşan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Yıldanur).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Yurdu şenlendiren. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

En gelişmiş dijital video kameralarda bulunan bir özelliktir. Parlaklık ve pozlama belirli bir seviyeyi aştığında, vizörde çapraz şeritler (zebra deseni) gösterilir. Bu özellik, diyafram açıklığı, kazanım ve enstantanenin ayarlanmasına yardımcı olan yararlı bir işlevdir.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Pumayı bilirsiniz. Hani vahşi kedilerin uzak atalarından. Yaklaşık iki metre uzunluğundaki benekli yırtıcı.

Birçok özelliği ile ünlüdür bu ormanların harika kedisi. Ama en çok ta hızlı ve kıvrak koşusu ile tanınır. Avının peşine düştüğü andan itibaren giderek hızlanan ve vücudunun tüm eklem ve kaslarını ortaya koyan hareketlerini seyretmek bir zevktir. Bu ölüm koşusu bazen pumanın , bazen ise hayatı için koşan kurbanın zaferi ile sonuçlanır.

Peki bir puma avının peşinden ne kadar koşar? İşte ormanların vahşi avcısını uygarlıkların kurucusu insan’a örnek yapacak olanda pumanın bu özelliğidir. Puma avının peşinden sürdürdüğü “ölüm koşusunu” her zaman avının cüssesine göre ayarlar. Yani bir ceylan ele geçirmek için koştuğu süre ile, bir tavşanın peşinden geçirdiği süre asla aynı değildir. Çünkü puma akıllı bir hayvandır ve koşarken harcadığı enerji miktarı, avdan elde edeceği potansiyel enerji miktarını aştığı anda puma koşmaktan vazgeçer. Yenilgiyi kabul edip başka av arar. Bu nedenle ceylanın peşinden fazla, tavşanın peşinden çok daha az koşar.

İşte “aptal puma sendromu” bunun tersini yapan insanların ruh halini ifade etmek için, yani bir tavşanın peşinden yıllarca koşan , sonra da yakaladığı avı bir öğünde bitiren akılsızlar için kullanılır. Başarının sırrı pumalıktan, yani harcanan emek, ulaşılan sonuç ilişkisindeki dengeyi iyi saptamaktan geçiyor.


Genel Bilgi by