Seng-pare ne demek? | Seng-pare anlamı nedir? | Seng-pare

Seng-pare anlamı nedir?

Seng-pare ne demek?

Seng-pare anlamı nedir?

Seng-pare | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: seng pare

Türkçe Sözlük

(i. F.). Taş parçası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). esvap, elbise, kıyafet, kılık, kisve: (f). giydirmek, donatmak, teçhiz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kolay anlaşılır, idrak edilir; açık, vazıh; gözle görülebilir, meydanda olan, ortada olan; zahiri, görünüşte olan. heir apparent taht, unvan vb'nin vârisi. apparent time mahalli saat. apparently (z). görünüşte, galiba; güya. apparentness (i

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Ateş-pâre). Ateş parçası, kıvılcım, şerare, mec. Pek şiddetli ve bahadır adam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش پاره] kıvılcım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.b.i.) (Kadın İsmi) - Ay parçası.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Ney’de ağıza alınan kısım ki, kamıştan değil, bağa, kehribar gibi sert bir maddedendir. Batı musikisinin nefesli sazlarında da böyle bir kısım vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (F. «çâr-pâre» den). Zil gibi çalınmak üzere parmaklara takılan tahtacıklar, şakşak (halk dilinde: çalpara).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارپاره] çalpara.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. çâr = dört, pâre = parça. Türkçe’si çalpara). Raksederken parmaklara takılıp çalınan dört parçalı kaşık, kastanyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ciğer parçası, çok sevilen, mec. Evlât.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جگرپاره] ciğer parçası. 2.evlat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mukayese, kıyas, karşılaştırma .beyond compare, without compare fevkalade, eşsiz, üstün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., with ile karşılaştırmak, karşılaştırılabilir olmak, kıyas kabul etmek; to ile benzetmek, benzemek; (gram). (sıfat veya zarfın) üstünlük derecesini göstermek. compare notes görüş ve fikir teatisinde bulunmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Boya vesaire ezmeye mahsus yuvarlak ve sert taş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ilgisini kesmek, bağlantısını kesmek, affetmek, salıvermek, serbest bırakmak; (ask). düşman kuvvetlerinden uzaklaşmak. disengaged (s). serbest, boş, tutulmamış. disengagement (i). ilgiyi kesme; salıverme, serbest bırakma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (elmas, pâre = parça). Elmas parçası, mec. Pek güzel ve parlak kimse.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Canlı, dipdiri, renkleriyle yeni açan güzel gül.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Fersah, (bk.) Fersah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ginseng.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A plant of the genus Aralia, the root of which is highly valued as a medicine among the Chinese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Chinese plant has become so rare that the American has largely taken its place, and its root is now an article of export from America to China.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The root, when dry, is of a yellowish white color, with a sweetness in the taste somewhat resembling that of licorice, combined with a slight aromatic bitterness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Chinese herb with palmately compound leaves and small greenish flowers and forked aromatic roots believed to have medicinal powers aromatic root of ginseng plants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Extract of ginseng root Demulcent, anti-irritant, soothing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Chinese name for this sweet licorice-flavored root means 'human-shaped root ' Often used in teas, ginseng has been credited over the centuries for being everything from a restorative to an aphrodisiac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An herb , The most costly root, ginseng is a low-growing, shade-loving perennial herb of the Araliaceae family It is cultivated in China, Japan, Korea and Russia and can be taken in capsule form or as a tea The United States can also cultivate this root.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A herb taken to boost energy. aromatic root of ginseng plants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Chinese herb with palmately compound leaves and small greenish flowers and forked aromatic roots believed to have medicinal powers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sinseng; Çin'de ilâç yapımında çok kullanılan bir çeşit kök. gipsy bak. gypsy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Elmas parçası.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Cevher parçası.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. ana veya baba yerinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ماه پاره] ay parçası. 2.çok güzel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Ay parçası, çok güzel kadın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(MEH-PARE) (i. F.). Ay parçası kadar güzel şahıs.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ مه پاره] ay parçası. 2.güzel yüzlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Ay parçası, çok güzel.

İsimler ve Anlamları by

Şifalı Bitki

(çalapa): Guttiferae familyasından Antil adalarında yetişen bir ağaçtır. Kabuklarından reçine elde edilir. Kullanıldığı yerler: Müshildir. Kabızlığı giderir. İdrar söktürür. Safra akışını düzenler. Sıtma, frengi, kulunç, sarılık, mafsal ağrıları ve baş ağrılarında kullanılır. Bağırsaklarında hastalık olanlar kullanmamalıdır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haber götüren kimse, ulak; kurye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli ağır aksak semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli sengîn semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Ekmek parçası: Nân-pâreye muhtaçtır. 2. mec. Geçinilebilecek iş ve görev.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) eşsiz, misli bulunmaz; (i.) eşsiz kimse; mükemmel şey; altı puntoluk matbaa harfi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(PALAS-PARE) (i. F.). Paçavra, çul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Parça, kısım. 2. Adet, sayı: Beş pâre top, yirmi pâre gemi. Pire pire = Parça parça, kırık, yırtık pırtık. Hezir-pire = Bin parça. Yek-pire = Bir parçadan ibaret, eksiksiz, bütün. (bk.) Para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To cut off, or shave off, the superficial substance or extremities of; as, to pare an apple; to pare a horse's hoof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To remove; to separate; to cut or shave, as the skin, ring, or outside part, from anything; followed by off or away; as; to pare off the ring of fruit; to pare away redundancies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fig.: To diminish the bulk of; to reduce; to lessen. decrease gradually or bit by bit remove the edges from and cut down to the desired size; 'pare one's fingernails'; 'trim the photograph'; 'trim lumber'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piece. fragment. bit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To cut away outer skin using a small knife or vegetable peeler. trim the outer layer of, as in: Do you pare an apple when you eat it, or do you like it unpeeled?.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To remove fine shavings with a knife, chisel, or other cutting instrument Paring fine shavings by cutting is distinguished from scraping fine shavings: Paring is usually limited to a small part of a surface, scraping is most often used for more accurate s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To remove the peel or outer covering from a fruit or vegetable with a knife. 'No, really, it was a fun evening really '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To cut the skin from a food, usually with a short knife called a paring knife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To cut off the outside covering or to peel. decrease gradually or bit by bit. cut small bits or pare shavings from; 'whittle a piece of wood'. strip the skin off; 'pare apples'. remove the edges from and cut down to the desired size; 'pare one's fingernai

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To cut off, or shave off, the superficial substance or extremities of; as, to pare an apple; to pare a horse's hoof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To remove; to separate; to cut or shave, as the skin, ring, or outside part, from anything; followed by off or away; as; to pare off the ring of fruit; to pare away redundancies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fig.: To diminish the bulk of; to reduce; to lessen. decrease gradually or bit by bit remove the edges from and cut down to the desired size; 'pare one's fingernails'; 'trim the photograph'; 'trim lumber'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piece. fragment. bit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To cut away outer skin using a small knife or vegetable peeler. trim the outer layer of, as in: Do you pare an apple when you eat it, or do you like it unpeeled?.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To remove fine shavings with a knife, chisel, or other cutting instrument Paring fine shavings by cutting is distinguished from scraping fine shavings: Paring is usually limited to a small part of a surface, scraping is most often used for more accurate s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To remove the peel or outer covering from a fruit or vegetable with a knife. 'No, really, it was a fun evening really '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To cut the skin from a food, usually with a short knife called a paring knife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To cut off the outside covering or to peel. decrease gradually or bit by bit. cut small bits or pare shavings from; 'whittle a piece of wood'. strip the skin off; 'pare apples'. remove the edges from and cut down to the desired size; 'pare one's fingernai

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پاره] parça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kabuğunu soymak; yavaş yavaş eksilmek. pare off, pare away yontmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) 1.parça parça. 2.paramparça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kâfurlu afyon tentürü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

parça parça olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. parankima yemişlerde ve taze dal ile yapraklarda lifli kısımların arasını dolduran hücresel doku; anat., zool. parankima, özekdoku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anne veya baba; ata, cet; sebep olan şey, kaynak, memba; koruyucu kimse, hami olan kimse; çoğ. ana baba, ebeveyn. parent teachers' association okul aile birliği. parentage i. analık ve baballk hali; soy, nesep nesil. parental s. ana babaya ait. pa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ses) parantez, ayraç; cümle yapısı yönünden konuyla ilişkisi olmayan söz ara cümle parantez cümlesi; parantez işareti, ( ); aradaki olay; fasıla, aralık. put in parentheses parantez içine almak. parenthesize f. parantez içine almak. parenth

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. hafif felç, parezi; frenginin sebep olduğu felç ve akıl hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. başlıca, belli başlı, fevkalade, mükemmel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yolcu, seyyah gezmen. passengermile i. yolcu başına bir mil hesabı ile yapılan mesafe ölçüsü. passenger pigeon nesli tükenmiş bir yaban güvercini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aba ve çul gibi eski ve kaba şey parçası, (bk.) Palaspare.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hazırlamak; düzenlemek; donatmak; pişirmek; yapmak; hazırlanmak, hazır olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hazırlık, hazır olma; gerektiğinde savaşa hazır bulunma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. eşleri arasında birinci olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) 17. yüzyılda İrlandalı gerillacı; (nad.) haydut, korsan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.) (sad = yüz, pâre = parça). Yüz parça, parça parça. Dll-l sad-pir = mec. Parça parça olmuş gönül.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [صدپاره] yüz parça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i F.). 1. Çok şekerli ve tatlı olan bir kayısı çeşidi. 2. Bir çeşit nakış.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.)- - Güneş parçası. Çok parlak. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Taş, Ar. hacer. Seng-I hârâ = Mermer taşı. Seng-i ibret = Topkapı sarayının orta kapısında, üzerine öldürülenlerin kesik başlarının konduğu taş, ibret taşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Haydut eşkıyâ. 2. Neş’eli, kıvrak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سنگ] taş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). mec. Taş yürekli, merhametsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Taş parçası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Taşlayarak öldürme, Ar. recm. 2. Taşlık, taşı çok yer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سنگ دل] taş yürekli, acımasız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سنگ دلانه] acımasızca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - İyi yürekli, hoş sohbet kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Taştan. Dil-1 sengin = Taştan yürek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سنگين] ağır. 2.taştan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Taşlık yer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سنگلاخ] taşlık arazi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سنگ تراش] taş ustası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Sen gülsün, gül gibi güzelsin.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Kadın İsmi) - Gülün en güzel hali.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Kadın İsmi) - Sevinçli, ferah gün.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yedek, ihtiyat az, kıt dar, kısa, eksik; cimri, eli sıkı; sıska, arık, zayıf; fazla, artan, serbest. i. yedek parça; bowling oyununda iki top atışı ile kukaların hepsini düşürme. spare cash ihtiyat akçesi. spare parts yedek parçalar spare tim

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kıymamak, canını bağışlamak, öldürmemek; kurtarmak; idareli kullanmak; idare yoluna gitmek; esirgemek; vermek; onsuz olmak veya yapmak, onsuz işini çevirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. az etli domuz pirzolası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birçenekl ilerden, bir bitki familyası. Örnek bitkisi süsendir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سم پاره] zımpara.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ترس انگيز] korkunç, korku salan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şeffaflık; şeffaf şey; ışığa tutulunca görülebilen cam üzerine yapılmış resim; slayt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şeffaf, berrak, saydam cam gibi; açık vazıh, aşikâr. transparently z. şeffaf olarak. transparentness, transparence i. şeffaflık, açıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hazırlıksız; ihtiyatsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilatory. indolent. lazy. slothful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indolent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indolent. slow coach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üşenen, tenbel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). 1. Kâğıt parçası. 2. Ehemmiyetsiz pusula veya tezkere.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ ورق پاره] kağıt parçası. 2.pusula, not.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir parçadan ibaret, bütün, parçasız: Yekpâre mermerden heykel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

massive. monolithic. solid. in a single piece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in a single piece. one-piece. massive. monobloc. integral. solid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

built of one piece. integral. massive. all of one piece. of a piece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ یک پاره] tek parça. 2.bütün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Tek parça, bütün, som.

İsimler ve Anlamları by