Seng-sar ne demek? | Seng-sar anlamı nedir? | Seng-sar

Seng-sar anlamı nedir?

Seng-sar ne demek?

Seng-sar anlamı nedir?

Seng-sar | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: seng sar

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Taşlayarak öldürme, Ar. recm. 2. Taşlık, taşı çok yer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبشار] çağlayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Şelale.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

straw coloured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Court of Justice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a good judge of character.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). muhalif kimse, düşman , hasım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Afşar (Avşar) boyunu meydana getiren Türkmenlerin adı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Oğuz Türklerinin 24 boyundan biri. Türkiye, Iran, Azerbaycan ve Afganistan’da dağınık olarak yaşamaktadırlar. 2.Çabuk iş gören, çevik, atılgan

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Uzakdoğu, Çin, Japonya, Çinhindi, Filipinler, Malezya, Kore v.s.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقصای شرق] Uzakdoğu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kasîr» den itaf.). Daha veya pek kısa: Aksâr-ı eyyâm = Günlerin kısaları, yılın kısalmış günleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doğuştan gerekli boya maddesinden mahrum olduğu için derisi, kılları beyaz olan (insan ve hayvan). Çapar, albinos.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Beherine yahut beher defasında altı: Koyunları taksim ettik, cümlemize altışar düştü; altışar altışar alıp götürdüler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Her birine veya her def’ asında altmış: Hepsine altmışar kuruş düştü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sixty each. sixty at a time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yıl dönümü, senei devriye; yıl dönümünü kutlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüksek arkalıklı sandalyede oturulunca başın geldiği kısmı örten bez parçası; koltuk örtüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. eser). Eserler, (bk.) Eser.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. asır), (bk.) asır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. ) (m. öşür), (bk.) Öşür, (maliye). Mahsulün onda birinden hasıl olan gelir: Aşâr ve ağnâm, Aşâr bedelâtı = Aşâr mültezimlerinin taksitle verdikleri bedeller. Aşâr ihalesi = Aşârın mültezimlere verilmesi. Aşâr nezareti, Aşâr memuru, mültezimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To roast or broil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Synthetic Aperture Radar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آثار] izler. 2.eserler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eski eserler, eski binalar (tarihî değeri olmalıdır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. paleontoloji) (mü. Aşârîye). On cüzden mürekkep veya on yaprağı, tanesi vesairesi olan: Aşârîyyül-evrak, Aşârîyyüş-şukûk, Aşârîyyülfusûn, Aşârîyyül-vüreykaat vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Aşârîye) (matematik). Rakamların on parçaya ve her parçanın ona bölünmesi kaidesine dayanan: Hesâb-ı Aşârî, kesr-i Aşârî. Usûl-i Aşâriyye = Bu kaide üzerine dayanan Fransız ölçüsü, metre usûlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «aşer» den imüb.). Aşar tahsildarı veya mültezimi, ondalıkçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateş saçan; mec. Çok öfkeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Afşar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Oğuzların önemli bir kolu. Büyük Selçuklu Devleti’nin kurulması ve yakındoğunun Türkleşmesinde büyük rol oynamışlardır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعصار] yüz yıllar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعشار] öşür vergileri, onda birler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعشاری] ondalık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski iskandinav kahramanı; zırhsız asker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A), (c. ebsâr-absâr). 1. Görme, rüyet. 2. Göz, Ar. ayn, Fars, çeşm, dîde. 3. Hakikat gözüyle göreme. Kalb gözü. Ul-ül-absâr = Basiret sahipleri, görüp anlayanlar. Ilm-ül-basar = Görme hâdiselerini inceleyen fizik dalı. (Fr. optique).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bazaar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بصر] görme. 2.görme yetisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Başarılı ol, işi sonuçlandır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to come off badly. to turn out crabs. fail. flap. flop. to fall through.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Gözaçıklığı, inceden inceye, etraflı derin görüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. basariyye). Gör meye veya ilm-ül-basara (optik’e) ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Bir konuyu gerektiği gibi sonuçlandırmak işi, mesut sonuç, muvaffakiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

success. achievement. accomplishment. victory. win. triumph. hit. performance. click. deed. effort. feat. go. joy. prosperity. show. smash. speed. stroke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accomplishment. achievement. diplomacy. hit. prosperity. success.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

success. accomplishment. achievement. feat. go. hit. smash. win.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çulha tezgâhının ayaklığı. 2. Piyano ayaklığı gibi çifte ayaklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k). 1. Başarı gösteren. 2. Başarılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

successful. victorious. well-done. accomplished. going far. prosperous. thriving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

businesslike. clean. coming. crack. enviable. prosperous. successful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

successful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

click. prosper. thrive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring home the bacon. bear sail. bring off. to go down. prosper. to stand the racket. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Başa çıkarılmak, becerilmek, neticelendirilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be accomplished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

performance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsuccessful. unfruitful. unfortunate. unlucky. abortive. ineffective. ineffectual. inefficacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abortive. fruitless. unsuccessful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsuccessful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

failure. unsuccess. washout. abortion. balk. bankruptcy. baulk. bomb. bust. collapse. cropper. defeat. dud. fizzle. flivver. frost. ineffectiveness. ineffectualness. inefficacy. miscarriage. reverse. setback. throwback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eclipse. fail. failure. fiasco. flop. miscarriage. setback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

failure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

achievement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

achievement. success. accomplishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «baş» tan). Başa çıkarmak, becermek, neticelendirmek, bitirmek, ikmal etmek, tamamlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hit the mark. bring home the bacon. succeed. accomplish. achieve. overcome. get through. win through. arrive. bring off. carry out. carry through. click. come through. compass. conquer. contrive. get things done. make out. negotiate. pan out. pan out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accomplish. achieve. arrive. effect. fare. manage. to succeed. to manage. to accomplish. to achieve. to pull off. to get ahead. to bring sth off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to achieve. to succeed. to accomplish. to get ahead. bring off a difficult task. carry off. carry out. catch on. come good. cope. effectuate. execute. fall on one's feet. get along. get around / round. get on. get one's act together. get it together. to m

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yaptığı işi başarıyla sonuçlandıran.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Dalyanlarda büyük halatların bağlandığı kazık.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin müjdesi. Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Müjde, bir iyi haber tebliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Yukardaki kelimeden galattır). Yeni çıkma garip şey, Ar. bid’at, kabîha, Ücûbe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بشارت] müjde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Müjde, muştu, iyi hab(Erkek İsmi) 2.Güler yüzlülük, gülümseme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Müjdeci, haberci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

white wine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

white wine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Esir tutsak. 2.Altın, gümüş kakmalı işlemel(Erkek İsmi) 3.Saçılan şey, saç. 4.Güçsüz, dermansız.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

division mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jobber. stock broker. floor broker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pazubent, kolun üst kısmına takılan bant; kol zırhı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muhasebeci, veznedar (özellikle bir yüksek okulda).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manastır veznedarlığı; iskoç bir kolej tarafından verilen burs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Sezar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kayseri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). Cesarean.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mutlakıyet idaresi; emperyalizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Canını feda eden, canını harcıyan, can saçan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [جان نثار] canını feda eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kervansaray, büyük yolcu hanı veya otel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kompakt fotoğraf makineleri ve video kameralarda kullanılması için tasarlanmış küçük, güçlü bir objektif. Parlak, net görüntü üretmek üzere kontrast ve rengi yakalamak için mükemmel.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Kayser’den galat). Vaktiyle Türkler’ce Habsburg hanedanından gelen ve Viyana’da oturan Almanya imparatoruna verilen unvandır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جنوب شرق] güneydoğu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جنوب شرقی] güneydoğu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Sezar'a ait. cesarean operation, cesarean section sezaryen ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yiğitlik, çekinmezlik, korkmazlık, atılganlık: Bu işe cesaret edemem, onun şecaat ve cesareti malûmdur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

courage. heart. daring. boldness. bravery. fearlessness. audacity. chivalry. doughtiness. enterprise. fortitude. gallantry. grit. gumption. hardihood. hardiness. nerve. pecker. pluck. prowess. sand. spirit. spunk. stoutness. ticker. valiantness. valo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bravery. courage. daring. enterprise. fortitude. gallantry. guts. heart. mettle. pluck. spunk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bravery. courage. assurance. fortitude. grit. gumption. guts. hardihood. heart. mettle. nerve. pecker. pluck. prowess. resolution. sands. spine. spunk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جسارت] cesurluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Yüreklilik, korkusuzluk. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dare. to venture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to encourage. hearten. support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daunt. demoralize. discourage. dishearten. unnerve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abate. throw / pour cold water on. to cast a damper on. discourage. dishearten. dismay. unnerve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abetment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blessing. boost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encouragement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolster. encourage. to encourage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to encourage. brace up. embolden. give scope for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cesaret almak, cür’etlenmek, korku ve çekinme duymaksızın serbestlik gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take courage. take heart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take courage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take courage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Cesareti olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spunky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audacious. spirited. courageous. bold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

courageous. brave. bold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cesareti olmayan, çekingen, ürkek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fainthearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

timid. cowardly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

timid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discouragement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowardice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çeşmesi bol olan yer.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(convolvulus sepium): Uzun ömürlü, 1-5 metre boyunda sarılıcı bir süs bitkisidir. Haziran - eylül aylarında çiçek açar. Kökü, oldukça uzundur. Yaprakları gövde üzerinde sarılmış vaziyettedir. Hekimlikte kök ve yaprakları kullanılır. 30 kadar türü vardır. Kullanıldığı yerler: Kabızlığı giderir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). komiser, eskiden S.S.C.B.'nde herhangi bir idari örgütün başında olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ask). Ievazım sınıfı; eskiden S.S.C.B.'nde siyasi örgüt; komiserlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ask). iaşe ve levazımat mağazası; vekil, mümessil; komiser.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Coşan).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Rus çarı, çar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. décharge

fiz. boşalma

Elektrik yükünün başka bir iletkene geçişi veya sıfıra düşmesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discharge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discharge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Boya vesaire ezmeye mahsus yuvarlak ve sert taş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde bir perde adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Arapça’da elbise demek olduğu halde Osmanlıca’da yalnız Farsça kaidesi ile yapılan sıfat terkiplerinde bolluk mânâsında kullanılırdı: Asâr-ı merhamet-disâr = Merhametle dolu eserler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İçeri’nin zıddı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out. outside of. forth. outside. exterior.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. forth. out. outside. exterior. abroad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out. the outside. exterior. abroad. outdoors. forth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protrude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go out. to go to the toilet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of doors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out. outdoors. outside. out of doors. abroad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alfresco al fresco. out. outdoor. outdoors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Non- Resident)

Türk Parasını Kıymetini Koruma mevzuatında tanımlanan dişarıda yerleşik kişidir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exogamy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outdoors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abroad. forth. out. outdoor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taşra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taşralı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). silahsızlandırmak, silahtan tecrit etmek, silâhını almak; zararsız hale getirmek; şüpheyi bertaraf etmek, dost kazanmak; (ask). silâhını elinden almak; silahları bırakmak; bir memleketin silahlı kuvvetlerinin sayısını azaltmak veya sınırlamak. di

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). silahsızlanma, silahları bırakma, silahların sınırlandırılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). karıştırmak, dağıtmak, düzenini bozmak. disarrangement (i). karışıklık, düzensizlik, dağınıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). nizamsızlık, düzensizlik, karışıklık; düzensiz kıyafet; (f). düzensiz bir hale getirmek, bozmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ilgisini kesmek, bağlantısını kesmek, affetmek, salıvermek, serbest bırakmak; (ask). düşman kuvvetlerinden uzaklaşmak. disengaged (s). serbest, boş, tutulmamış. disengagement (i). ilgiyi kesme; salıverme, serbest bırakma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dispanser, bakım evi; eczane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Dünyada şimdiye kadar en çok söylenmiş, halen de söylenmekte olan şarkı hangisidir diye sorulsa hemen akla gelmeyebilir. Bu şarkı herkes tarafından çok tanıdık, müziği ezbere bilinen bir şarkıdır. ‘İyi ki doğdun -isim-’ veya ‘mutlu yıllar sana’ şeklinde söylenen doğum günü şarkısı.

Bu şarkı yaratılırken doğum günlerinde söyleneceği kimsenin aklına gelmemişti. 1893’de ABD’de, Kentucky’de öğretmen iki kız kardeşin, öğrencilerinin sabahları söylemeleri için besteledikleri bu şarkının orijinal adı da ‘Good Morning to All’ yani ‘Herkese Günaydın’ idi.

Kardeşlerden şarkının müziğini yapan Mildred Hill aynı zamanda kiliselerde org, konserlerde piyano çalıyordu. Şarkının sözlerini ise Mildred’in dokuz yaş küçük kız kardeşi Patty yazmıştı. Mildred 1916’da 57 yaşında öldükten birkaç yıl sonra bestelediği şarkı ‘Happy Birthday’ (Mutlu doğum günü) adı altında söylenmeye başlanacaktı.

Hill kardeşler şarkının telif haklarını 1893 yılında almışlardı. Ancak Robert Coleman isimli biri, şarkının bestesini kullanarak sözlerini ‘Happy birthday to you’ olarak değiştirdi. Şarkı zaman içinde o kadar yayıldı ki bestecileri bile unutuldu.

Ne zaman şarkı doğum günü formatında Broadway’de, bir müzikalde kullanılmaya başlandı, o güne kadar sesi çıkmayan üçüncü kardeş Jessica mahkemeye başvurdu. Bestenin gerçekten kendilerine ait olduğunu ispat etti ve şarkının tüm haklarına ailesinin sahip olmasını sağladı. Bundan böyle şarkının ticari amaçla kullanıldığı her yerde Hill ailesine telif hakkı ödenmesi gerekecekti. Bu haber tüm dünyayı şok etti. Telefonla yarım milyon insana doğum günlerinde melodiyi dinleten tanıtım ve pazarlama şirketleri bundan vazgeçtiler, müzikaller bu parçayı ya repertuarlarından çıkarttılar ya da şarkı şeklinde değil de düz okuma veya şiir şeklinde söylettiler.

Onlar telif hakkı ödememek için yollar ararken Dr. Patty Hill, 78 yaşında, uzun bir hastalıktan sonra ama şarkısının dünya çapında bir doğum günü adeti olduğunu gördükten sonra öldü.

Günümüzde bu şarkının telif hakkı Warner/Chappel Müzik Şirketi’ne geçmiştir. Ticari amaçla kullanıldığı her yerde şirkete ödeme yapma zorunluluğu vardır. Bu miktarın yılda l milyon dolara yakın olduğu tahmin edilmektedir. Doğum günü kutlayacakların bilgilerine sunulur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Dünyada şimdiye kadar en çok söylenmiş, halen de söylenmekte olan şarkı hangisidir diye sorulsa hemen akla gelmeyebilir. Bu şarkı herkes tarafından çok tanıdık, müziği ezbere bilinen bir şarkıdır. ‘İyi ki doğdun -isim-’ veya ‘mutlu yıllar sana’ şeklinde söylenen doğum günü şarkısı.

Bu şarkı yaratılırken doğum günlerinde söyleneceği kimsenin aklına gelmemişti. 1893’de ABD’de, Kentucky’de öğretmen iki kız kardeşin, öğrencilerinin sabahları söylemeleri için besteledikleri bu şarkının orijinal adı da ‘Good Morning to All’ yani ‘Herkese Günaydın’ idi.

Kardeşlerden şarkının müziğini yapan Mildred Hİll aynı zamanda kiliselerde org, konserlerde piyano çalıyordu. İarkının sözlerini ise Mildred’in dokuz yaş küçük kız kardeşi Patty yazmıştı. Mildred 1916’da 57 yaşında öldükten birkaç yıl sonra bestelediği şarkı ‘Happy Birthday’ (Mutlu doğum günü) adı altında söylenmeye başlanacaktı.

Hill kardeşler şarkının telif haklarını 1893 yılında almışlardı. Ancak Robert Coleman isimli biri, şarkının bestesini kullanarak sözlerini ‘Happy birthday to you’ olarak değiştirdi. İarkı zaman içinde o kadar yayıldı ki bestecileri bile unutuldu.

Ne zaman şarkı doğum günü formatında Broadway’de, bir müzikalde kullanılmaya başlandı, o güne kadar sesi çıkmayan üçüncü kardeş Jessica mahkemeye başvurdu. Bestenin gerçekten kendilerine ait olduğunu ispat etti ve şarkının tüm haklarına ailesinin sahip olmasını sağladı. Bundan böyle şarkının ticari amaçla kullanıldığı her yerde Hill ailesine telif hakkı ödenmesi gerekecekti.

Bu haber tüm dünyayı şok etti. Telefonla yarım milyon insana doğum günlerinde melodiyi dinleten tanıtım ve pazarlama şirketleri bundan vazgeçtiler, müzikaller bu parçayı ya repertuarlarından çıkarttılar ya da şarkı şeklinde değil de düz okuma veya şiir şeklinde söylettiler.

Onlar telif hakkı ödememek için yollar ararken Dr. Patty Hill, 78 yaşında, uzun bir hastalıktan sonra ama şarkısının dünya çapında bir doğum günü adeti olduğunu gördükten sonra öldü.

Günümüzde bu şarkının telif hakkı Warner/Chappel Müzik İirketi’ne geçmiştir. Ticari amaçla kullanıldığı her yerde şirkete ödeme yapma zorunluluğu vardır. Bu miktarın yılda l milyon dolara yakın olduğu tahmin edilmektedir. Doğum günü kutlayacakların bilgilerine sunulur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wall creeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(ivy): Sarmaşıkgiller familyasından; uzun ömürlü, 50 metre kadar boyunda, her zaman yapraklı, tırmanıcı bir bitkidir. Yaprakları tüysüz ve serttir. Üst yüzeyleri koyu, alt yüzeyleri ise açık yeşil renktedir. Meyvesi, siyahımsı mor renktedir. İçeriğinde “hederin” vardır. Zehirlidir. Ev ilaçlarında kullanılmamalıdır. Kullanıldığı yerler: Kabızlığı giderir. Kusturur ve aybaşı kanı söktürür. Haricen kullanılacak olursa, yaraları tedavi eder.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correction mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. basar). Basarlar, görüşler, (bk.) Basar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ابصار] gözler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Asıl adı Halid b. Seyd’dir. Sahabedendir. Rasûlullah Medine’ye geldiğinde ilk önce onun evinde misafir oldu. İstanbul’a kadar gelip Bizanslılarla savaştı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Yular.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Sıkılmış. 2. Çimdiklerine.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [افسار] yular.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hükümet temsilcisi, özel bir görevle gönderilen memur, gizli ajan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mısr). Mısırlar, büyük şehirler. «El-Mısrân» tesniyesi (ikilemesi) Küfe ile Basra’yı gösterirdi.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Enerji Tasarruf Düğmesi, enerji tüketimini sıfıra düşürmek için BRAVIA TV’nizi tamamen kapatmanızı sağlar. Yeniden TV izlemek istediğinizde açmanız yeter; fişi çekip tekrar takmaya gerek kalmadan TV hemen bir önceki konumuna geri döner.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nasr bu mânâ ile kullanılmaz). Peygamberimiz’in Medine ahalisinden ve Hazrec ile Evs kabilelerinden olan arkadaşları. Sahâbe, muhâcirîn ve Ensâr olmak üzere ikiye ayrılır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انصار] yardımcılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yardımcılar, muavinler, müdafiler, koruyucular. 2.Medine’ye hicretle Mekkeli muhacirlere yardım eden, Medineli müslümanlara verilen ad. Kur’an-ı Kerim’de çok geçen kelimelerden birisidir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ensâr’a, Peygamberimiz’in Medine ahalisinden olan arkadaşlarına ait ve mensup.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah yolunda Rasûlullah (s.a.s)’a yardım edenl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Hindistan’ da paryalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Tutsaklık, harpte karşı tarafın eline geçenin hâli, esirlik. 2. Kölelik, kulluk, bir efendinin malı olma. Ar. memlûkiyyet: Esaretin kaldırılması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

captivity. slavery. enslavement. bondage. enthrallment. enthralment. servitude. thraldom. thralldom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

captivity. slavery. bondage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

captivity. slavery. thrall. yoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسارت] tutsaklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. esîr). Esirler, tutsaklar, (bk.) Esir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ebu Musa Abdullah b. Kays el-Eş’ari (Öl. 935). Ünlü kelam alimi, Eş’ari mezhebinin, kurucusudur. 40 yaşına kadar Mutezile görüşü benimsemiş, daha sonra Basra camiinden de herkese ilan ederek Mutezile’yi bıraktığını açıklamıştır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (esrâr’dan c. olup sırr’ın ikinci cem’idir. Ar. cem’ü’l-cem’). Avuç ve alındaki çizgiler ki, bazı dolandırıcıların gaipten haber vermek iddialarına dayanak olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Atkı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. écharpe

baş örtüsü

Kadınların saçlarını örtmek için kullandıkları örtü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarf. wrapper. kerchief. cravat. babushka. shawl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kerchief. scarf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Canlı, dipdiri, renkleriyle yeni açan güzel gül.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). İpe sapa gelmez boş şey: Sabahtan beri bir şeyler anlatıp duruyor, hepsi fasarya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonsense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Fersah, (bk.) Fersah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. gam = keder, F. küsâr = defeden). Gam ve kederi defedip teselli veren. Yâr-ı gam-küsâr = Arkadaş, dost, iyi ve kötü gün dostu: Ne bir yârim, ne bir gam-küsârım vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Cevâhir serpen. 2. Fevkalâde söz ve şiir söyleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ginseng.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A plant of the genus Aralia, the root of which is highly valued as a medicine among the Chinese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Chinese plant has become so rare that the American has largely taken its place, and its root is now an article of export from America to China.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The root, when dry, is of a yellowish white color, with a sweetness in the taste somewhat resembling that of licorice, combined with a slight aromatic bitterness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Chinese herb with palmately compound leaves and small greenish flowers and forked aromatic roots believed to have medicinal powers aromatic root of ginseng plants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Extract of ginseng root Demulcent, anti-irritant, soothing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Chinese name for this sweet licorice-flavored root means 'human-shaped root ' Often used in teas, ginseng has been credited over the centuries for being everything from a restorative to an aphrodisiac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An herb , The most costly root, ginseng is a low-growing, shade-loving perennial herb of the Araliaceae family It is cultivated in China, Japan, Korea and Russia and can be taken in capsule form or as a tea The United States can also cultivate this root.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A herb taken to boost energy. aromatic root of ginseng plants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Chinese herb with palmately compound leaves and small greenish flowers and forked aromatic roots believed to have medicinal powers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sinseng; Çin'de ilâç yapımında çok kullanılan bir çeşit kök. gipsy bak. gypsy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir kitaba veya yazara ait lügatçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [غنجه رخسار] yanağı goncaya benzeyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having one's eyes on sth else (because of discontent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gül yanaklı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Toprakla beraber, hor, hakir (eskiden tevazu ve saygı tâbiriydi): Bende-i hâksârları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Perişanlık, düşkünlük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harem dairesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. haşarat). Ziyan, zarar: Çok hasara uğradı. Çok hasârat oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damage. harm. havoc. wreckage. average. depredation. detriment. injury. mischief. scathe. spoilage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damage. detriment. harm. havoc. injury. mischief. loss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damage. loss. allowance. assess the amount of damages. claims. damnum. detriment. harm. havoc. hurt. injury. constant loss. right of compensation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خسار] zarar, hasar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. hasar = ziyan, Fars. dîden = görmek). Ziyan görmüş, zarara uğramış, Ar. mutazarrır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. haşere, dilimizde az kullanılmıştır). Böcek, yılan, çıyan çeşidinden olan küçük hayvancıklar, mec. Değersiz ve zarar verici adamlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vermin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insects. vermin. insects böcekler. rabble. riff-raff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vermin. insects.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خسرات] zararlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خساردیده] hasarlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خسارت] zarar, hasar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aşağı halk demek olan, Arapça haşâre’den olsa gerektir). Yaramaz, rahat durmaz, sert, hırçın, zaptı müşkül: Haşarı adam, et.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of hand. disorderly. naughty. out-of-hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naughty. mischievous. wild. obstreperous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sertlik, hırçınlık, rahat durmaz ve zaptı müşkül olan at veya adamın hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unruly behaviour. wild prank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damaged. crocked. disadvantaged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non damaged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free of damage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Haşarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weather conditions. the climatic / weather conditions. the climatic condition. weather condition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hasr» dan). 1. Kuşatma, etrafını alma. 2. Etrafı istihkâmlı yer, müstahkem yer, kale. Bâlâ-hisâr = İç kale.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

castle. fortress. fort. citadel. tower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

castle. fort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

castle. fort. citadel. fortress. tower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حصار] kale, hisar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Kuşatma, etrafını sarma. 2.Kale etrafı islihkamlı bent. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T. musiki). Türk musikisinde bir perde adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T. musiki). Türk musikisinde buselik beşlisinde kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Pilin daha kısa sürede şarj edilmesini sağlayan bir özellik.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden Macar süvarisi; süslü üniforması olan hafif süvari askeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. cbüşr» den) (c. ibşârât). Müjde verme, müjdeleme.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Müjde verme, müjdeleme, muştulama. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ibşâr). Müjdelemeler, müjde vermeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «başarıdan masdar). Kalb ve zihin gözü ile görme, Ar. basîret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cesâret» ten masdar). Cür’etlenme, korkmayıp atılma (bu kelimenin Arapça’da böyle mânâsı yoktur ve doğrusu tecâsür’dür).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اجتسار] yüreklenme, cesaret bulma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

cesaretlenmek, cesaret bulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hasr» dan masdar) (c. ihtisârât). Sözün kısa kesilmesi, merâmız az sözle ifadesi, bir cümleden lüzumsuz veya ikinci derecede lüzumu olan tafsilâtın çıkarılması: Ibni Haldûn’un tarihi ihtisâr edilmemiştir. Ihtisâr suretiyle (İcâz ve icmâl’den farkı vardır: İhtisâr, fazla tafsilâtı çıkarıp ifadeyi tabiî hâlinde bırakmak, İcâz, ifadeyi lüzumundan fazla kısaltıp zor anlaşılacak bir halde bırakmak, icmâl ise yalnız hulâsa ve neticesini almaktır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اختصار] kısaltma, özetleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kısaltılmak, özetlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kısaltmak, özetlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tafsilâtsız, muhtasar olarak, ihtisâr yoluyla.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اختصارا] özetle, kısaltarak, kısaca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kesret» ten masdar). Çoğaltma, artırma (teksir daha çok kullanılmıştır). İksâr-ı kelâm = Çok söyleme, sözü uzatma, gevezelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Kısa kesme, Ar. İhtisir, iktifi: Bu kadarla iktlsir eylerim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقتصار] kısaltma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. impresario.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özellik, kasetin üzerine işaret konmasını, mevcut işaretlerin silinmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hasr»dan masdar) (c. inhisârât). 1. Yalnız bir şeye veya şahsa ait olma, bir şeye mahsus olup başkasıyle alâkalı olmama: Eski devirlerde ilimlerin din adamlarına inhisarı halkın cahil kalmasına sebep olurdu. 2, Bir mahsul veya ticarî maddenin bir şirkete, tek ele verilmesi, tekel, reji: Tütün, tönbeki, içki inhisarı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انحصار] tekel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monopolist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monopolism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curse. malediction. refraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ انکسار] ilenme, beddua etme. 2.kırılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nesr» den masdar). 1. Saçılma, dağılma, serpilme. 2. Burundan su çekip püskürtme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. cneşr»den masdar) (c. intişârât). 1. Yayılma, dağılma, üreme. 2, Dillere düşme, Osm. fâş olup şuyû bulma: O hadise şehrin her tarafına intişar etti. 3. Taammüm etme, herkes hissedar olacak surette çoğalıp yayılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diffusion. publication. dissemination. evolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ انتشار] yayılma. 2.yayınlanma. 3.üreme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.yayılmak. 2.yayınlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). 1. İkram, ağırlama, İzâz. 2. Kabûl, seçim, Ar. ihtiyâr, intihâb (Türkçe’de cömertçe ortaya koyma, saçıp dağıtarak ağırlama mânâlarına da kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communicating. making known. communication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İkram, bahşiş. 2.Cömertlikle verme. 3.Dökme, saçma, serpme. 4.Kendi muhtaç olduğu halde bahşiş verme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. işâret). İşâretler ( alâmetler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اشارات] işaretler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.İsar).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

signal. sign. mark. signal. gesture. badge. landmark. marker. indicator. symbol. glimpse. augury. character. chop. clew. clue. cue. device. distinguishing mark. earmark. ensign. foretoken. graph. harbinger. hint. index. indication. logo. logotype. no.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cue. hint. indication. mark. motion. pledge. precursor. representation. score. sign. signal. spark. stamp. stencil. symptom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mark. sign. gesture. signal. indication. badge. beacon. brand. cue. emblem. guidance. index. inkling. marker. motion. omen. remark. score. signature. symbol. tip- off. token. trace. word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اشارت] gösterme. 2.alamet. 3.iz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watch fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beacon fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bode. designate. mark. motion. sign. signal. suggest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

designate. guide. index. indicate. refer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

signal rocket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forefinger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

index finger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demonstrative pronoun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. işârât).1. Parmakla, göz, kaş vesaire ile gösterme, imâ: Bana işaret etti; bir işaretle anlattı. 2. Alâmet-i fârika: Kuleden yangın için işaret çekilir; gemi işaret kaldırdı; işaret çekmek; işaret koymak. 3. Hatırlatmak ve doğrudan olmayarak verilen emir: İş kendisine müdür tarafından işaret edildi. İşâret-i aliyye Eskiden şeyhülislâm emri. İsm-i işâret — Gramerde «o, bu, şu» gibi göstermeye mahsus zamir, işaret zamiri. (matematik) İşârât-ı cebriyye = Cebir senbolleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

signaler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

signaller. flagger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اشارة] işaret ederek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mark. sign. note. tick. tick off. score.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mark. plot. to mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mark. to point out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be marked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Karşılıklı işaret vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make signs to one another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marked. tagged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marked. tagged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Müjde alma, bir haber alıp sevinme. Bir haberi müjde gibi kabûl etme: Avrupa’dan İstanbul’a gelişinizi istibşâr ettim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Sorup anlama, bir şey hakkında tafsilât ve bilgi isteme: İstifsâr-ı hâtır = Hatır sorma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

açıklama istemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kesret» ten masdar). Çok görme, çoğumsama: Aldığı maaş istiksâr olunamaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A masdar). Yardım, imdat isteme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şûrâ»dan masdar) (c. istişârât). Danışma, birinin fikir ve görüşünü alma. Istişâre Odası = Tanzimat devri Osmanlı teşkilâtınde, hâriciye nezâretinde, devletlerarası hukuk mütehassıslarından kurulu komisyon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consultation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consultation. consulting. asking for advice and council. advisory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استشاره] danışma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

danışmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advisory council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yeniçeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. musiki). Türk musikisinde bir perde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evasive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yıkılmak üzere, çökmüş, Osm. mâil-i inhidâm, müşrif-i harâb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Her şeyi kötüye yoran; iyi bir gelişmeden ümidini kesen, bedbin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pessimistic. pessimist. dejected. depressed. downbeat. heavy-hearted. low. somber. sombre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pessimist. pessimistic. pessimist kötümser. bedbin. pesimist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pessimist. low.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pessimism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pessimism kötümsürlük. bedbinlik. pesimizm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pessimism. qualm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özellik karaoke performansınız için 10 taneye kadar şarkıyı depolamanıza izin verir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kaseri. old stager. stager. experienced person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a kind of yellow cheese made of sheep's milk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a pale yellow cheese made of sheep's milk. tricky. deceitful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Başlıca Edirne taraflarında yapılan bir çeşit peynir, üç dört parmak kalınlığında, tekerlek biçiminde yapılır: Kaşar peynir, kaşar peyniri. 2. mec. Arsız, yüzsüz, vurdumduymaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Geminin baş ve kıç tarafındaki kısa güverte, asıl güvertenin üstündeki küçük güverte.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hoşa gitmeyen bir işe alışarak artık ondan tesir duymaz olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get used to doing wicked things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaşarlanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kasâret» ten imüb.). 1. Leke çıkaran, lekeci. 2. Çırpıcı, yıkayıcı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قصار] çamaşırcı, çırpıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Lekecilik. 2. Çırpıctlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Hurma dalından veya ince dallardan yapılmış sepet ki, bizce iki tarafı sivri ve ortası şişkince olup üçgen şeklindedir ve meyve nakline yarar: Kavsara armudu. 2. İnsan ve hayvan kaburgası, iskelet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolute. unconditional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolute. for good or evil. unconditional. unconditioned. without reserve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Ne tarafa, ne cihette, nereye doğru?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: KâRBAN-SERAY) (i.). Büyük anayollarda kervanların konmasına mahsus büyük hanlar ki, Selçuklular ve Osmanlılar devrinde hayır eseri olarak yaptırılmışlardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caravanserai. caravansary. serai. seray. khan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caravanserai.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caravansaray. inn with a large courtyard. caravansary caravanserai.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. karvanserây.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apostrophe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apostrophe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). 1. Leke çıkarma mesleği, lekecilik. 2. Çırpıcılık.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kayıt ya da çalma sırasında MiniDisc’in kapasitesini gösteren, ekrandaki grafik çizgisi.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) KÜh ve kûhsâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Dağlık yer.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) 1.Dağlık. 2.Dağ tepesi. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yiyen, içen, tüketip yok eden, kaldıran. Mey-küsâr = Şarap içen. Gam-küsâr = Birinin kederini çeken sadık dost: Yâr-ı gam-küsâr (yalnız böyle terkiplerde bulunur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). Hastalık icabı olan bir çeşit ağır uyku, Osm. nevm-i müstağrak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. tepesi az meyilli eteği daha dik çatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصارع] dizeler, mısralar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (çokluğun çokluğu: masârifât) (m. masraf). Masraflar, (bk.) Masraf.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصارف] harcamalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. anatomi). Barsakları yerli yerinde tutan içyağı zarı.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(çalapa): Guttiferae familyasından Antil adalarında yetişen bir ağaçtır. Kabuklarından reçine elde edilir. Kullanıldığı yerler: Müshildir. Kabızlığı giderir. İdrar söktürür. Safra akışını düzenler. Sıtma, frengi, kulunç, sarılık, mafsal ağrıları ve baş ağrılarında kullanılır. Bağırsaklarında hastalık olanlar kullanmamalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. meserret), (bk.) meserret (dilimizde ekseriya müfred gibi ve «meserret» mânâsiyle kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصارف] harcamalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشارق] doğular.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haber götüren kimse, ulak; kurye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Birlikte şarap İçen, içki arkadaşı.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Midede haddinden fazla gaz, ağrı, ve iştahsızlıkla kendini gösteren bir durumdur. Nedeni, mide kaslarının zayıfaması sonucu midenin bulunduğu yerden aşağıya sarkmış olmasıdır. Hasta midesinin çeşitli yerlerindeki ağrılardan, iştahsızlıktan ve ağzına sık sık ekşi su gelmesinden şikayet eder. Öncelikle, midedeki gaz ve asit fazlalığı tedavi edilmelidir. Bunun için gaz ve asit giderici reçeteler uygulanır. Ayrıca az fakat sık sık yemek yeme, yemekleri belirli saatlerde yemeyi alışkanlık haline getirmek tedaviye yardımcı olur. Aşağıdaki reçeteler de aynı amaçla uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kepek veya beyaz kil, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 2 avuç kepek veya 1 avuç beyaz kil konur. Lapa haline gelinceye kadar kaynatıldıktan sonra, temiz bir bezin içine doldurulup, midenin üstüne konur. Bu işlem her akşam yatmadan yarım saat önce tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Misafirlerin ağırlandığı daire, misafirhâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Destere, bıçkı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منشار] bıçkı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Cennet. 2.Şişe sırça. 3.Zümrüt, zebercet. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. minşâriye). Destere gibi diş diş olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Onda bir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «asr»dan masdar). Başkalariyle bir asırda yaşama veya yaşamış olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MUHASARA) (İ.A. «hasr» dan) (c. muhasarârt). Bir kale veya müstahkem mevkiin düşman tarafından askerle kuşatılıp yollarının kesilmesi, kuşatma, kapatma: Kaleyi, şehri muhasara etti; muhasarada kaldı. Ref’-i muhasara = Muhasarayı kaldırma, muhasaradan vaz geçip çekilme: Düşman ref-i muhasaraya mecbur oldu. Muhasara topu = Eskiden muhasaralar için kullanılan büyük sahrâ topu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محاصره] sarma, kuşatma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sarmak, kuşatmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hasr» dan imef.) (mü. muhtasara). 1. Kısa kesilmiş, kısaltılmış, mufassal olmayan, hulâsa: Muhtasar bir nutuk söyledi; muhtasar bir risâle yazdı; bu tarihin bir de muhtasarı vardır. 2. Pek gösterişli olmayan, tekellüfsüz, gürültüsüz, az masrafla ve kalabalıksız: Muhtasar bir düğün yaptı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compendious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condensed. concise. short. brief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مختصر] kısa, özlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kısa olarak, tafsilâtsız: Muhtasaran konuştu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مختصرا] kısaca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sarf» dan if.) (mü. munsarife). 1. Çekilip giden. 2. (e.). (Ar. gramerde) Tenvîn ve kesre kabûl eden (isim). Gayrı mur.sarif = Tenvîn ve kesre kabûl etmeyen isim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منصرف] vazgeçen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

vazgeçmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sarâhat» den if.) (mü. munsariha). Sarahatli, açık, zahir, belli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şevr»den imef.). işaret olunan, işaretle gösterilen. Müşârün bi’l-benân = Parmakla gösterilen, meşhur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sar’» dan mas.). Güreşme, pehlivanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «sür’at» ten masdar) (c. müsâraât). Sürat, süratle teşebbüs ve davranış (Arapça’daki mânâsı: koşma, yarış).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şirket» ten masdar). 1. Bir işte başkaları ile birlikte bulunma: Kendisi orada bulunmuş ise de müşâreket etmediği anlaşıldı. Bu işte onun da müşâreketi vardır. 2. Ortaklık, bir şirket, kumpanya vesaire üyelerinden bulunma: Filân maden işletmesinde sizin müşâreketiniz var mıdır? 3. (edebiyat, gramerde) Fiilin iki veya daha fazla şahıs arasında olduğunu göstermeye mahsus fiil ki, Türkçe’de «leş» ve «laş» edatiyle gösterilir: Şakalaşmak, gülüşmek. Bi’l-müşâreke = 1. Birlikte,, ortaklaşa. 2. Karşılıklı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şirket» ten if.) (mü. müşârike) (tesniyesi: müşârekeyn) (c. müşârikîn). 1. Ortaklık eden, bir işte diğeriyle beraber bulunan, karışan. 2. Bir şirket ve ortaklığa dahil olanların her biri, ortak: Ben, o işte müşârikim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصرع] iki mısraı birbiriyle kafiyelendirilmiş beyit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sarahat» ten imef.) (mü. musarraha). Tasrîh edilmiş, sarâhat verilmiş, açıkça söylenmiş, açıklanmış, izah olunmuş, şüphe bırakmayacak surette apaçık: İcabeden muamele kanunda musarrahtır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Açıkça, sarâhatle, şüphe bırakmayacak şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. müşârün-ileyhâ) (tes. müşârün-ileyhümâ) (c. müşârün-ileyhim). 1. Kendisine işaret olunan, işaretle gösterilen. 2. Yukarıda anılan, mezkûr (Osmanlı yazı dilinde büyük rütbe taşıyanlar hakkında kullanılır, mûmâ-ileyh, daha aşağı rütbede bulunanlar, merkum da büsbütün rütbesiz olanlar hakkında kullanılırdı): Paşa-yı müşârün-ileyh, hanım-ı müşârün-ileyhâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜSTEŞAR) (i. A. «meşveret» ten imef.) (mü müsteşâre). 1. Kendisiyle istişâre olunan, danışılan. 2. Bakan veya büyükelçi yardımcısı; içişleri, maliye, başbakanlık, Londra büyükelçiliği müsteşarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undersecretary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undersecretary. assistant secretary. secretary of state. under-secretary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undersecretariat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rank/duties of an undersecretary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undersecretariat. undersecretaryship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şarf» tan if.) (mü. mutasarrıfa). 1. Bir işi istediği gibi idare eden ve kullanan: Kendi malına mutasarrıf değildir. 2. Mâlik, sahip: Bu mülkün mutasarrıfı, çiftliğe mutasarrıf oldu. 3. imparatorluk devrinde sancak beyi, vali, sancak (vilâyet, il) valisi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متصرف] sancak beyi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Mutasarrıfın sıfat ve durumu. 2. Bir mutasarrıfın idaresinde olan vilâyet, il, sancak: Serez, Kudüs, Çankırı, Balıkesir mutasarrıfı. Müstakil mutasarrıflık = İmparatorluk devrinde doğrudan doğruya dâhiliye nezâretine bağlı sancak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشارک] ortak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشار اليه] anılan, adı geçen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مستشار] danışman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli ağır aksak semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli sengîn semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. nasrânî). Nâsrânîler, Hıristiyanlar, (bk.) Nasrânî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نصارا] Hıristiyanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İlk yudumla birlikte, alkol ağız ve yemek borusu ile temas ettikten sonra, ciddi miktarda kana karıştığı ilk durak olan mideye gelir. Ancak alkolün kana karışması en çok ince bağırsaklarda olur.

Büyük bir kısmı ince bağırsaklarda kana geçen alkol, derhal merkezi sinir sistemimizi etkilemeye başlar. Birkaç dakika sonra beyne geçerek sinir hücrelerini etkiler ve mesaj iletimini yavaşlatır.

İçmeye devam edilirse, beyindeki görme, denge, konuşma ve muhakeme ile ilgili sinir merkezleri etkilenmeye başlarlar. Bu arada alkolün baskılayıcı etkilerini yenebilmek için, kalp kası zorlanır ve nabız artar.

Biraz daha içilirse şuur kaybı meydana gelebilir. Daha da devam edilirse, alkolün kandaki oram alkol zehirlenmesi seviyesine ulaşır, solunum yetmezliği nedeni ile ölüm kaçınılmaz olur.

Alkol oldukça yavaş yakılır. 100 gram saf alkolün vücutça yakılması yaklaşık 10 saat sürer.

Karaciğerde yakılan her bir gram alkol için 7.1 kilokalori açığa çıkar. Yapılan araştırmalara göre ABD’de insanlar genel olarak kalori ihtiyacının yüzde 10’unu alkolden karşılamaktadır. Alkoliklerde bu oran yüzde 50 olup ciddi beslenme bozuklukları görülür.

Alkol karaciğer yetmezliği yanında, kalp hastalığı ve kanser riskini de artırır. Beyinde hücre kaybına yol açar, uzun sürede beyin hücrelerindeki dejenerasyon artar, psikiyatrik bozukluklar başlar.

Ama alkolün en büyük etkisi, sağlığı bozmasının yanında, aileleri ve arkadaşlıkları parçalaması, hapishane ve hastaneleri doldurmasıdır. Haydi, şerefinize!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İlk yudumla birlikte, alkol ağız ve yemek borusu ile temas ettikten sonra, ciddi miktarda kana karıştığı ilk durak olan mideye gelir. Ancak alkolün kana karışması en çok ince bağırsaklarda olur.

Büyük bir kısmı ince bağırsaklarda kana geçen alkol, derhal merkezi sinir sistemimizi etkilemeye başlar. Birkaç dakika sonra beyne geçerek sinir hücrelerini etkiler ve mesaj iletimini yavaşlatır.

İçmeye devam edilirse, beyindeki görme, denge, konuşma ve muhakeme ile ilgili sinir merkezleri etkilenmeye başlarlar. Bu arada alkolün baskılayıcı etkilerini yenebilmek için, kalp kası zorlanır ve nabız artar.

Biraz daha içilirse şuur kaybı meydana gelebilir. Daha da devam edilirse, alkolün kandaki oranı alkol zehirlenmesi seviyesine ulaşır, solunum yetmezliği nedeni ile ölüm kaçınılmaz olur.

Alkol oldukça yavaş yakılır. 100 gram saf alkolün vücutça yakılması yaklaşık 10 saat sürer.

Karaciğerde yakılan her bir gram alkol için 7.1 kilokalori açığa çıkar. Yapılan araştırmalara göre ABD’de insanlar genel olarak kalori ihtiyacının yüzde 10’unu alkolden karşılamaktadır. Alkoliklerde bu oran yüzde 50 olup ciddi beslenme bozuklukları görülür.

Alkol karaciğer yetmezliği yanında, kalp hastalığı ve kanser riskini de arttırır. Beyinde hücre kaybına yol açar, uzun sürede beyin hücrelerindeki dejenerasyon artar, psikiyatrik bozukluklar başlar.

Ama alkolün en büyük etkisi, sağlığı bozmasının yanında, aileleri ve arkadaşlıkları parçalaması, hapishane ve hastaneleri doldurmasıdır.

Haydi, şerefinize!


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. gerekli, zorunlu, lüzumlu, zaruri, lâzım; çaresiz, kaçınılmaz; i., gen. çoğ. gerekli şey. necessarily z. ister istemez; muhakkak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Esasında en kolay üretim biçimi kare kesitli kurşun kalemdir ama yazarken elde tutulması pek kolay değildin Yuvarlak kalemlerin elde tutulması kolaydır ama üretimi pahalıdır. Altıgen kesitli kalemler ise orta yoldur. Yuvarlak kesitli kalemler kadar kullanılması kolay ve üretimi daha ucuzdur.

Sekiz yuvarlak kurşunkalem için harcanan ağaçtan, dokuz altıgen kesitli kalem yapılabilir ve üretim safhası bir kademe daha kısadır.

Tabii ki, alıcılar için üretim maliyetlerinin pek önemi yoktur. Altıgen kesitli kurşunkalemlerin öbürlerine göre hala on bir kat daha fazla tercih edilmelerinin sebebi, belki de konulduğu masada yuvarlanıp, aşağıya düşmemeleridir.

Kurşunkalemlerin dışının sarıya boyanarak satışı 1854 yılma dayanır. Ancak 1890 yılma kadar bu rengi kullanmak çok önemsenecek bir faktör değildi.

1890 yılında Avusturya’da L&C Hardtmuth Co. isimli şirket öyle bir kurşun kalem üretti ki, diğer üreticiler de bu kaliteyi yakalamak zorunda kaldılar.

Bu kurşunkaleme meşhur Hindistan elması olan ‘Koh-I-Moor’ adı verilmişti ve altın sarısına boyanmıştı. Ayrıca içindeki siyah renkli kurşun ucuyla birlikte Avusturya-Macaristan imparatorluğunun bayrağını oluşturuyordu.

Bu kurşunkalem o kadar beğenildi ve o kadar başarılı oldu ki, sarı renk kurşunkalemdeki kalitenin bir simgesi olarak kaldı. Diğer kurşunkalem üreticileri de bu başarıdan pay alabilmek için ürünlerini piyasaya sarı renkte sürmeye başladılar. Bugün hala piyasada olan dört kurşunkalemden üçü san renktedir.

Kurşunkalemlerin içinde kesinlikle kurşun yoktur. Ana madde olarak kullanılan grafit 40 değişik malzeme ile karıştırılarak, yüksek sıcaklıkta çok ince çubuklar haline gelene kadar preslenir. Zaten kurşun çok zehirli bir elementtir. Kurşunkalem denilmesinin sebebi 16. yüzyılda grafiti bulan İngiliz bilimcinin onu bir çeşit kurşun elementi sanmasıdır. Ancak 200 yıl sonra grafitin bir çeşit karbon olduğu anlaşıldı.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Trafik ışıkları uygulaması, önceleri demiryollarının trenleri kontrol için uyguladığı sinyaller Örnek alınarak başlamıştır. Demiryolları idaresi kırmızı rengi ‘dur’ sinyali olarak seçmişti. Kırmızı renk kan rengi olduğundan asırlar boyu tehlikenin, tahribatın ve ölümün simgesi olmuştur. Demiryolları ilk faaliyete geçtiği 1830’lu yıllarda ‘ikaz’ ışığının rengi yeşil, ‘geç’ ışığının ise beyazdı.

Bir süre sonra beyaz sinyal problem yaratmaya başladı. Beyaz renkli ‘geç’ sinyali diğer sokak lambaları ile karıştırılabiliyordu. Ama daha da kötüsü ‘dur’ işaretlerine konulan kırmızı mercekler yerlerinden düşünce ışık beyazlaşıyor, ‘geç’ sinyali olarak algılanıyor ve kazalara yol açabiliyordu.

Sonunda demiryolcular kırmızıyı ‘dur’, yeşili ‘geç’ sarı rengi de ‘ikaz’ sinyali olarak kullanmaya başladılar. Bilindiği gibi sarı, renk spektrumu içinde en göz alıcı renktir. Böylece makinist bir sinyalin bulunması gereken yerde beyaz ışığı görürse, bir şeylerin yanlış olduğunu anlıyor ve tedbirini alıyordu.

Karayollarına gelince, yollarda sadece atların ve at arabalarının bulunduğu tarihlerde bile dünyanın büyük şehirlerinde trafik sorundu. İlk trafik lambası otomobillerin ortaya çıkmasından çok önce 1868’de Londra’da kullanıldı. Gazla yakılan ve bir eksen etrafında döndürülebilen kırmızı ve yeşil lambalar bir yıl sonra patlayıp, kendilerini çeviren polisi de yaralayınca bu uygulama ortadan kalktı.

Ama öte yandan otomobillerin ortaya çıkması ve şehirlerde dolaşmaya başlamalarıyla birlikte durum iyice kötüleşti. Çeşitli şehirlerde değişik uygulamalar yapıldı. Demiryollarındaki uygulama örnek alındı ama demiryollarında birbirine paralel iki hat vardı. Bu sistem iki yolun kesiştiği kavşaklarda işe yaramıyordu.

Sonunda günümüzdekilere benzeyen ilk elektrikli otomatik trafik lambasını, ilkokul mezunu ve ABD’deki Cleveland’da otomobil sahibi ilk siyah olan Garrett Morgan geliştirdi. 1914’de ilk denemelerine başlayan Morgan 1923’de de patentini aldı. Morgan 1963’de ölümünden az önce patentini 40 bin dolara General Electric firmasına sattı.

Morgan’ın lambaları demiryollarına benzer şekilde bir “T” üzerinde kırmızı ve yeşil iki lambadan ibaretti. Çok geçmeden ikaz anlamında sarı lamba da ilave edildi ve uygulama bütün dünyaya süratle yayıldı.

Aradan geçen yıllara rağmen sarı renk hala ‘ikaz’ anlamındadır ama günümüz sürücüleri onu ‘geç’ sinyali olarak algılıyorlar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde orta sekizlideki bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Saçma, serpme, dağıtma. 2. Düğünde saçılan para vs. (Farsça sıfat terkiplerinde). Saçan, saçıcı. ZerNisâr = Altın saçan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نثار] saçma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

saçmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

punctuation mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

punctuation mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

punctuation marks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. A. T.) (musiki). Nota yazısında her türlü nüansı gösteren işaretler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. naşir), (bk.) Nasır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nâsır). (bk.) NAsır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok atışına hazırlan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Adın duyulsun.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precondition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precondition. preliminary condition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precondition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precondition. preliminary condition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yolcu, seyyah gezmen. passengermile i. yolcu başına bir mil hesabı ile yapılan mesafe ölçüsü. passenger pigeon nesli tükenmiş bir yaban güvercini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, t/b rahim ağzına konan lastik halka

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. aralıklı ve muntazam radyo dalgaları veren gökcismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çölde uzaktan su gibi görünen duman, serap, ılgım salgım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Puslu olmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. çok uzakta olan ve çok kuvvetli radyo dalgaları gönderen gökcismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bazı kadınların vajina veya rahimleri bacaklarının arasına doğru sarkar. Bu durum, yaşlı kadınlarda görüldüğü gibi gençlerde de görülebilir. Nedenleri, müzmin öksürük, ıkınma, ağır şeyler kaldırma, aşırı yorgunluk, rahim ur veya polipleri, doğum sırasında destekleyici kas ve bağların zayıflamış olması veya aileden gelen eğilimdir.

Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tespih ile okunan dualar; tespih; başa takılan çelenk; edeb. güldeste; gül bahçesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yanak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [رخسار] yüz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yanak. Yüz, çehre.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Yanak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Ruhsar).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Dallı budaklı ağaçlar. 2. Ağaçlık yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Deniz kenarında yazlık büyük konak, büyük yalı, yazlık saray: Beylerbeyi sâhil-sarayı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شاخسار] çalılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Dallık, ağaçlık, koruluk. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Postundan kürk yapılan, kediden büyük bir hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marten. weasel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ghastly. very yellow. bright yellow. very pale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very yellow. bright yellow. very pale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. aslı: se’r). Öç, intikam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SARR) (i. A. «sürür» dan İf.) (mü. sârre). Sevindiren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). Bazı isimlere eklenip Türkçe’deki «lık», «lik» gibi yer gösterir. KOh-sâr = Dağlık yer. Çeşme-slr = Çeşmeleri çok yer. Çemen-zâr: Çemenlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. eş’Ar). Kıl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şehir, kasaba, belde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثار] öc.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Şar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. ses taklidi). Su veya diğer bir sıvının sesle akmasını gösterir: Şar aktı; şar şar, şarıl şarıl akıyordu, «şur» ince akmak mânâsıyle «şır» da kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hâlis, sâft.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bir çeşit sinir hastalığıdır. Nedeni beynin çalışmasında görülen bir anormalliktir. Tıp dilinde epilepsi denir. Grand mal ve petit mal olmak üzere iki çeşidi vardır.

- Grand Mal :

Saranın ağır şekline grand mal denir. Hasta nöbet gelmeden önce aura denilen bir devre geçirir. Bu sırada da, nöbetin geleceğini anlar. Bu devrede, kulak çınlaması, belirli bir yerde ağrı, titreme vardır. Ne olduğunu anlayamadığı bir koku hisseder. Kısa bir süre sonra da, şuurunu kaybederek yere düşer. Vücudunda kuvvetli çırpınmalar başlar. Kol ve bacakları ritmik bir şekilde kasılıp, gevşer. Ağzı köpürür, dilini ısırabilir, farkında olmadan küçük ve büyük tuvaletini koyabilir. Bir süre sonra da kasılmalar azalır, derin bir soluk alarak sakinleşir ve kendine gelir.

- Petit Mal :

Saranın hafif şeklidir. Bu çeşit saralıda şuur kaybı görülür fakat, kasılma ve gevşemeler görülmez. Hatta bazen çevresindekiler kriz geçirdiğini bile anlamaz. İlkyardım olarak, kriz geçiren hastanın yaralanmasını önleyici tedbirler alınır. Dilini ısırmaması için de temiz bir mendili top yaparak ağzına koymak faydalıdır. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Üzerlik, su.

Hazırlanışı : Bir kahve kaşığı üzerlik tohumu, havanda dövüldükten sonra az suyla içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epilepsy. falling sickness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epilepsy. epileptic fit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epilepsy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Superfund Amendments and Reauthorization Act. the Superfund Amendments and Reauthorization Act 42 U S C 9601 et seq.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Superfund Amendments and Reauthorization Act of 1986.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Superfund Amendments and Reauthorization Act.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Super-fund Amendments and Reauthorization Act.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Federal Superfund Amendments and Reauthorization Act.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Superfund Amendments and Reauthorization Act Signed into law October 17, 1986 Title III of SARA is known as the Emergency Planning and Community Right-to-Know Act of 1986 A revision and extension of CERCLA, SARA is intended to encourage and support local

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Superfund Amendments of Reauthorization Act of 1986 Reauthorized the Superfund regulations and created the Community Right-to-Know regulations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

San Antonio River Authority; SARA was created by the State of Texas to preserve, protect and manage the resources and environment to the San Antonio River and its tributaries The district spans Bexar, Goliad, Karnes and Wilson counties.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bold Dawnworker. plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(İbr.) (Kadın İsmi) 1.Prenses. 2.(Fars.) Hz.İbrahim’in hanımı. 3.Halis, katkısız, temiz.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شراب] şarap.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Araplardan alınmış ağır adımlarla yaplan bir İspanyol dansı, sarabant.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شرابی] şarapçı. 2.şarap rengi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SERRAC) (i. A. «sere» den imüb.). 1. Eyer ve başka at takımı yapan ve satan adam. 2. Meşin ve sahtiyan üzerine sırma ve ipekle işleyerek çeşitli eşya yapan esnaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saddler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harness maker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saddler or maker or seller of saddles and harness. harness maker. saddler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Koşum, eğer takımlarıyla benzeri şeyler yapan veya satan kimse. Meşin üzerine süsleme yapan kimse. 2.Sirac kelimesinin değişikliğe uğramış şekli. Kandil.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Saraç işlerinin yapıldığı çarşı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Suriye ve Arabistan çöl kabilelerinin bir ferdi; Haçlı Seferleri zamanında Müslüman veya Arap kimse; Haçlı Seferi düşmaı. Saracen'ic(al) s. Araplara veya Müslümanlara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saddlery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saddlery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Açıklık, şüphe ve tereddüde yer bırakmayacak surette açık ifade.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صراحت] açıklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Açıklık, ibarede açıklık. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Açıkça, doğrudan doğruya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explicitly. nominatim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صراحة] açıkça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Saraybosna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Saraka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğlence, alay, maskaralık. Sarakaya almak = Eğlenmek, alay etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epileptic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epileptic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yiğitlik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stockade. shoulder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoulder. palisade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Gür ve uzun saçlı kimse. İslam tarihinde bu isimde birçok meşhur vardır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik) (Macarca’ dan). 1. Palanga ve kale varoşunun kazık ağaç kakılarak yapılan kısmı. 2. Kara yollarınnı kenarındaki alçak kısım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞARAB) (i. A.) (c. eşribe). 1. İçilecek şey, içki. 2. Üzümden yapılan tatlı içki. Asıl Türkçe’si: sücü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malmsey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bouquet. cobbler. wine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şarap yapan ve satan adam, şarap fabrikatörü vey taciri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şarap yapan ve satan adamın işi ve ticareti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Meksika modası pelerin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Üzümü sıkıp şarap yapmaya mahsus yer, şarap fabrikası. 2. Şarap fıçılarının saklandığı yer, şarap mahzeni. 3. Büyük şarap fıçısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. askerlik). 1. Bir çeşit top mermisi. 2. Top mermisinden dağılan parça.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sarı olmak, sarı renk almak: Ekinler sarardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turn yellow. go yellow. yellow. turn pale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn yellow. to grow pale. to turn pale. to pale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn yellow. to turn pale. to grow pale. blanch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sarı etmek, sarı renk vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to yellow. to make sth / sb turn yellow. to make sb grow pale. sear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). 1. Hükümdarların oturdukları yer: Sarây-ı hümâyûn. 2. Büyük ve sanatlı konak. 3. Resmî dâire: Belediye Sarayı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palace. court. seraglio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

court. palace. seraglio. mansion. government office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palace. large public building. court. seraglio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ayvaz. Bir ko nağın ayak işlerini ve daha çok yemek ve sofrayla alâkalı işlerini gören hizmetçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Osmanlı imparatorluğu zamanında sarayda hizmette bulunmuş kadınlara verilen sıfat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

girl or woman who is a member of the sultan's harem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Deveci, deve sürücüsü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ساربان] kervancı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Deve sürücüsü. Deveci.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kentli, şehirli kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir hayvan hastalığı. Karakabarcık.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Halk arasında karakabarcık da denilen bu hastalık daha çok kasap, çiftçi veya veterinerlerde görülen ve hayvanlardan, insanlara geçen mikrobik bir hastalıktır. Daha çok yüz, boyun veya kolda bir çıban çıkıp daha sonra patlar. Etrafında da siyah bir kabuk meydana gelir. Öldürücü bir hastalık olduğu için vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir. Doktora gidinceye kadar aşağıdaki reçeteler uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Kuru soğan.

Hazırlanışı : Üç baş kuru soğan ezilir. Hastanın ayaklarına sürülüp, iyice örtülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anthrax. splenic fever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anthrax. anthrax karakabarcık. karayanık. yanıkara.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iğneleyici ve küçümseyici söz, acı söz, istihza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iğneleyici, müstehzi, alaylı, küçümseyici sarcastically z. istihza ile; alay ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Serçe.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

iç astarlık olarak kullanılan ince canfes. sarco-, sarc- (önek) et.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. çekirdekli meyvaların etli kısmı; herhangi bir etli meyva.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. hayalarda meydana gelen iltihapsız şişlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kas zarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -mata) tıb. ur, mafsal dokularında görülen habis tumor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -gi) lahit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. ete veya adaleye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koyu kırmızı renkte bir cins kuvars.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. italyanca: sardina). 1. Konserve ve tuzlaması yapılan, küçük bir balık çeşidi. 2. mec. Vasıtalara pek sık doldurulmuş veya birikmiş kalabalığı ifade eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sardina.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sardine ateşbalığı. sardine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sardine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sardalye, ateşbalığı, zool. Sardina pilchardus. packed like sardines sardalye gibi istif edilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Sardinya adası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Sardinyalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sarmak işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb wind or wrap around to twine around sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Manisa civarında bulunan Sart şehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Bir cins sarıdoğan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Balıkçıların kullandığı ıhlamur kabuğu lifinden mamul halat.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. alaycı, hakaret dolu, acı, kötü (gülüş).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit tabakalı akik taşı, alt tabakası kırmızı Süleymani taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bülbül.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Balıkçı halatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sardunyagillerin örnek bitkisi ve bu bitkinin çiçeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geranium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geranium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). İkiçeneklilerden bir bitki familyası. Örnek bitkisi sardunyadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Harç, masraf etme, harcama. 2. Çevirme, döndürme, çekip uzaklaştırma, (bir işten) Sarî-ı nazar etmek = Yüzçevirmek, vazgeçmek. 3. Dilbilgisi, gramer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expenditure. consumptiıon. grammar. consumption. grammar dilbilgisi. gramer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spending. expending. musing up or consuming (time , effort , energy. musing (words.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ صرف] harcama. 2.gramer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spend. to consume. employ. exert. expend. invest. lay out. to spend up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

harcanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. gramer). Dil bilgisi, Fr. grammaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. sarfiyye). Gramerle alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaving aside. apart from.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SARFİYYAT) (i. A. c.). Harcotunan şeyler: Bu ay çok sarfiyat oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wastage. expenses. expenditure. consumption. costs. expenditures.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expenses. costs. expenditures. consumption. using sth up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ صرفيات] harcamalar. 2.salgılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Gramer, sarf Alimleri.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Çorak yerlerde biten bir ot. 2.Bir tür balık.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Atlas Okyanusunun yüzeyi çok yosunlu olan kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vücudun bir yerini sarmaya ve bir yere bağlanmaya mahsus bez vesaire: Baş sargısı, kundak sargısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bandage. dressing. winding. wrapping. coil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lint. tourniquet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bandaged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Candan, içten, yürekten. 2.Çekici cazibeli. 3.Kapalı, puslu hava. 4.İstekli, hevesli. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sargın).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İhsan, bağış, ödül.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (ser = baş, höş = iyi). Alkollü içki alarak az veya çok kendinden geçmek, mest olmak, Türkçe: besrik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drunk. intoxicated. drunken. boozed. boozy. stoned. beery. besotted. blind drunk. blotto. bombed. canned. cockeyed. corked. fried. groggy. high. under the influence. under the influence of drink. jagged. lit. lit up. loaded. nappy. oiled. well oiled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drunk. drunkard. drunken. high. inebriate. inebriated. pickled. pissed. smashed. tight. blind. boozy. canned. boozer. tippler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intoxicated. tipsy. drunk. inebriated. high. half- seas over. helpless. honkers. inebriate. intoxicated person. knocked out. laid out. legless. the worse for liquor. loaded. pie- eyed. plastered. sloshed. smashed. sozzled. tight / adj adv / sıkı , gergin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drunkenness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drunkenness. ebriety. exhiliration. intoxication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intoxication. drunkenness. inebriation. fuddle. insobriety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Altın ve kükürt renginde bulunan. 2. Yumurtanın sarı olan iç kısmı. 3. mec. Altın, altın para: Buna bir sarı vermez misiniz? Sarıasma = Arıkuşunun bir çeşidi. Sarıkanat = Bir cins lüfer balığı. Sarı çizmeli Mehmed Ağa = Meçhul adam, hüviyeti bilinmeyen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Doğru, herhangi bir tarafa doğru niyet gösterir: Şehir sarı gitmek (eskiyip kullanılmaz olmuştur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hind kadınlarının tek parça kumaştan ibaret millî giyeceği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «sirâyet» ten if.) (mü. sâriyye). Bulaşıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şer» den if.). 1. Kanun ve nizam koyan, Osm. vâzı’-ı kaanûn. 2. Şeriat sahibi olan Hz. Muhammed.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. mü. Şârîyye) (anatomi, botanik). Kıl gibi ince olan damarlar. Fr. capilaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yellow. fair. flaxen. blond. pale. sallow. yolk. brass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sari. saree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as Saree. a dress worn primarily by Hindu women; consists of several yards of light material that is draped around the body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An unstitched length of fabric up to 9 yds in length and 18 to 60 in width with a decorated end panel draped in a wide variety of styles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A long piece of cloth worn by Indian ladies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A type of dress worn by women in places of India. a dress worn primarily by Hindu women; consists of several yards of light material that is draped around the body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saree , sari.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ساری] bulaşıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شارع] yasa koyucu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hintli ve Pakistanlı kadınların giydikleri kıyafet, sari.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yellow race. xanthoderm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağzının içi sarı, pullu bir belik (sciaena aquila).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sarışın yiğit. Ruhi Sarıalp’, Türk atlet ve yönetici.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Serçegi İlerden bir kuş (oriolus oriolus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şurb» dan if.). İçen. Şlrlbü’l-leyli ve’n-nehlr = Gece gündüz içen alkolik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Şevârib). Bıyık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Gözde, ağtabakanın en hassas noktası.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شارب الليل والنهار] ayyaş, gece demez gündüz demez içki içen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Az sarı. 2. Yabani arı. 3. Eskiden bir sınıf başıbozuk askeri.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sarıalp).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ayrı taçyapraklı ikiçeneklilerden bir bitki .

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Sarı renkli çiçek. 2.Artvin ve çevresinde oynanan bir tür halk oyunu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Sarıasma, alaca sığırcık (kuş).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sarfeden, harcayan. Değiştiren.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) -(bkz.Sarif).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Amerika yerlilerinin dilinden). Amerika’da yaşayan keseli hayvanlardan bir cins (dldelphys dorsigera).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Burma biçimi verilerek yapılan bir çeşit hamur tatlısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karagöz balığına benzer bir balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sarâhat» tan smüş.) (mü. sarîha). 1. Açık, Aşlkâr. 2. Üzerinde şüphe edilmeyen, açık. Ar. bedîhî: Hakk-ı sarih. 3. Karışık olmayan, hâlis, sâf, sade.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şerh» den if.). Bir kitabı, şerheden, şerhini yazan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. evident. explicit açık. belirli. belgin. explicit. express.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explicit. clear. unambiguous. express. specific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صریح] açık, kuşku götürmeyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شارح] şerh eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Açık, meydanda. Belli, hüveyda. 2.Saf, halis. Saf, halis Arap kanı (at).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Sarih).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Açıkça, açık olarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صریحا] açıkça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yellow fever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «sarmak» tan). Bazı başlıklara sarılan tülbent ve şal sargı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sirkat» ten if.) (mü. sârike). Çalan, hırsızlık eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şarkıdan if.) (mü. Şârîka). Doğup parlayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turban.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turban.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سارق] hırsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Doğup parlayan, parlak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medium-sized bluefish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gold coin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turbaned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Şar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn yellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (su) Sesle ve bol bol akmak: Sular şarlıyordu, şarıldıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Renkleri arasında sarısı olan: Bu basmanın sarısı yok mudur?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «sarılmak» tan). Sarılmış, dolanmış: Kavağa sarılı asma, ağaca sarılı yılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrapped. bandaged. covered. surrounded by. yellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrapped. bandaged. enveloped. covered. coiled around. surrounded by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sarı renk, sarı olan şeyin hâli ve görünüşü. 2. Safrakesesi iltihabından doğan bir hastalık. 3. Ekine Arız olan bir hastalık, san, hava çalığı.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Safranın kana karışıp, bütün dokuları hatta göz aklarını bile sarıya boyaması ile ortaya çıkan bir hastalık belirtisidir. Tıp dilinde ikter denilen sarılığın üç çeşidi vardır.

- Hemolitik sarılık :

Kandaki alyuvarların tahrip olması sonucu safra, kana karışır. Hastanın idrar rengi normal, büyük tuvaleti ise koyudur.

- Hepatik sarılık :

Bir virüsün neden olduğu karaciğer iltihabıdır. Karaciğer hücreleri şişer ve safra yolları tıkanır. Belirtileri, yavaş yavaş görülür. Hastada ateş, iştahsızlık, ishal ve kusma vardır. En çok görülen sarılık çeşidi budur.

- Obstrüktif sarılık :

Nedeni, safra kanallarının tıkanmış olmasıdır.

Ortak belirtileri ise şunlardır. Hastalığın neden olduğu sarı renk, önce göz aklarında görülür. Sonra yüz, boyun, gövde, kol ve bacaklara kadar yayılır. İdrarın rengi sarı ile koyu kahverengi arasında değişir. Ciltte de kaşıntı vardır. Büyük abdest, kil renginde ve fena kokuludur. Tedavinin ilk şartı, yatak istirahatidir. Sıkı bir perhiz uygulanır. Aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Pazı, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 1 avuç doğranmış pazı konur. Haşlandıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

icterus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jaundice. yellowness. yellow colour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jaundice. yellowness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jaundiced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine sarılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to embrace each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clinch. cuddle. embrace. hug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuddle. embrace. hug. involvement. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyin etrafına dönerek yayılmak, dolanmak: Yılan, ağaca sarıldı, ayağıma ip sarıldı. 2. Kendi etrafına bir şeyin dolanıp içinde kalmak, bürünmek: Yorgana sarıldı. 3. Birinin boynuna kollarını atarak kucaklamak: Oğluna sarıldı. 4. Koşup yakalamak, hırsla kavramak, davranmak: Silâha sarıldı. İki yahut dört »ile sarılmak = Büyük bir gayretle teşebbüs etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hug. give a hug. clasp. cuddle. be wrapped. arm. canoodle. clasp smb. in one's arms. cling. clip. coil. coil up. hold on. give smb. a hug. snuggle. twine. wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clinch. cuddle. embrace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to embrace. to put one's arms around. to twine / to coil around. to cling to. to hold fast to. to take up sth immediately. to be wrapped in / around. to be encircled with. to be wrapped with. to be bandaged. to be surrounded. to be enveloped with. clip. c

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Suyun bol bol ve gürültü ile akması: Suların şarıltısı uzaktan işitiliyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yara ve kırık-çıkık bağlamaya mahsus bağ, sargı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sarm» dan if.). Keskin, kesici. Seyf-i sârim = Keskin kılıç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

winding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wraparound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صارم] keskin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Keskin, kesici.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Sarim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sarmısak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garlic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garlic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(tüm): Zambakgiller familyasından; bütün kısımları keskin kokulu, 30-100 cm yüksekliğinde, otsu bir bitkidir. Toprak altında iri bir soğanı vardır. Çiçekleri beyazımsı pembedir. Yaprakları uzun, yassı, paralel damarlı ve sivri uçlu olup, gövdeyi sarmıştır. Soğanı özel kokulu uçucu bir yağ, şekerler, A, B, C, P vitaminleri içerir. Yağında alliin denilen bir madde vardır. Kullanıldığı yerler: Yüksek tansiyonu düşürür. İştah açar. Solunum ve hazım sistemindeki mikropları öldürür. Grip, tifo ve difteri gibi salgın hastalıklar sırasında faydalıdır. Hazmı kolaylaştırır. Kabızlığı giderir. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur. Kanı temizler. Kalp adalelerini kuvvetlendirir. Böbreklerin normal çalışmasını sağlar. Karında ve bacaklarda toplanan suyun boşalmasında yardımcı olur. Romatizma ve mafsal iltihaplarında faydalıdır. Damar sertliğini önler. Ateşi düşürür. Arpacık ve basur memelerinde faydalıdır. Zehirlenmelerde kullanılır. İdrar tutukluğunu giderir. Zehirli hayvan sokmasında da faydalıdır. Saçların uzamasına da yardımcı olur.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garlic mustard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(alliarie): Turpgiller familyasından; dik saplı, küçük beyaz çiçekli bir bitkidir. Oluşturulduğu zaman sarımsak kokusu verir. Hemen hemen her yerde bulunur. Kullanıldığı yerler: Temriye uyuz ve yaraların tedavisinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alliaceous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sarıya çalar, az sarı olan, sarımsı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yellowish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrap. wrap oneself up. muffle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wrap oneself in. to wrap or wind with around oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(düğünçiçeği): Centiyangiller familyasından; gök yeşili renginde bir bitkidir. Nemli kumsallarda yetişir. Sapı ince, yaprakları dipten çifter çifter bitişiktir. Çiçekleri sarıdır. Karadeniz bölgesinde bulunur. Kullanıldığı yerler: Ateşi düşürür. Asabi ağrıları dindirir. Romatizmada faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A. ses taklidi). Gıcırtı, kalem ve kapı gibi şeylerin sesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). 1. Zambakgillerden bir süs bitkisi (aloe). 2. Bu bitkinin yapraklarından çıkarılan, tıpta ve boyacılıkta kullanılan bir madde.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(azvay): Zambakgiller familyasından 180 kadar türü bulunan ve tropikal bölgelerde yetişen bir bitkidir. Bazan sapsız küçük bitkiler, bazan da dallı budaklı ağaçlar halinde bulunur. Yaprakları kalın ve etli olup, rozet şeklindedir. Çiçekleri yeşilimsi, sarı veya donuk kırmızıdır. Çoğu zaman üç renklidir. Yaprakları kesildiği zaman acı bir su çıkar. Pankima denilen bu su; hekimlikte kullanılır. Yurdumuzda da bulunur. Kullanıldığı yerler: Kabızlığı giderir. Mide hastalıklarında faydalıdır. Vücudu kuvvetlendirir. Yanıkların sebep olduğu sancıları keser. Sirke ile karıştırılıp, saç diplerine sürülürse, dökülmelerini önler. Tavsiye edilen miktardan fazla kullanılmamalıdır. Mesane ve rahim hastalıklarından şikayet edenlerin de kesinlikle kullanmaması gerekir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bir salkım türü (luburnum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sarı saçlı ve umumiyetle beyaz benizli şahıs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blond. fair. fair haired. fair-haired. blonde.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blond. blonde. fair. fair-haired.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blondness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. galatı: şehriye). 1. Kıl gibi ince çorba makarnası, erişte. 2. Çorbalık makarna. Osm. Şehriye.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. charge

fiz. yükleme

Bir yere, bir nesneye elektrik yükü biriktirme, doldurma.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Bazı ateşli silahların, mermileri taşıyan ve bunları arka arkaya namluya sürmeye yarayan parçası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Güneşin doğduğu yön, doğu, zıddı: barg. Şark-ı şimllî = kuzeydoğu; şark-ı cenObt = güneydoğu. 2. Avrupa’ya cihetle doğuda kalan ülkeler. 3. A.B.D.’nin Atlantik kıyıları. 4. Bugünkü Fas. Aksiy-ı Şark ve daha doğrusu Maşrık-ı Aksâ = Uzak Doğu (Doğu Asya).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

east doğu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the East. the Orient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شرق] doğu. 2.Doğu, Doğu dünyası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yassı bir şeyle vurmaktan çıkan sesi taklid ve tasvir eder: Şark şark, şırak şırak yanaklarına vuruyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik). Ağırlık merkezinin üstündeki bir noktadan asılan ve denge hâlinden biraz ayrıldıktan sonra serbest bırakılınca düzgün bir gidip gelme hareketi yapmaya başlayan cisim, Ar. rakkas.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pendulum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pendulum. pendulum rakkas. pandül.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pendulum. bob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. ses taklidi). Vurma sesini anlatır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Hesaptan artan, Ar. bâki, mütebâkı, küsûr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Güneydoğusu tarafından, doğudan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شرقا] doğudan. 2.doğusunda.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kovan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisi ve şiirinde pek yeygin bir form. Şarkı söylemek = Tegannt ve terennüm etmek; bir beste okumak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (mü. şarkıyye). 1. Doğuya ait. 2. Doğu ülkelerine ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

song. ballad. lay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

song. ballad. lay. smash. track.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

song. chant. descant. melody.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شرقی] doğu, doğu ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yapılabilir ve teorik olarak mümkündür. Hatta ünlü tenor Cruso’nun bunu başardığı rivayet edilir. Rezonansını tutturabilirseniz sadece bardak değil başka birçok şeyi kırabilirsiniz. Peki öyleyse, nedir bu rezonans?

Salıncakta bir çocuğu salladığınızı düşünün. Salıncak size gelirken, tam en üst noktaya ulaşmadan salıncağı itmeye kalkışırsanız, onu yavaşlatırsınız. Ancak salıncak size doğru gelirken, itmeyi hep en üst noktada yaparsanız, her seferinde aynı kuvvetle itseniz bile, salıncak gittikçe hızlanacaktır.

Salıncak kendi tabii frekansı ile, diyelim ki, dakikada 30 salınım yaparak sallanıyordu. Siz de dışardan bir kuvvet, fakat aynı frekansta bir kuvvet uyguladınız. Bu iki frekans çakıştı ve salıncak da bu nedenle gittikçe hızlandı.

Salıncak örneğinde olduğu gibi, her cismin bir kendi tabii frekansı vardır. Cisimlere kendi tabii frekansları ile çakışan bir frekansta her hangi bir kuvvet uygularsanız rezonans denilen kontrolsüz bir ortam oluşabilir.

Eğer önünüzde duran bir bardağa, onun tabii frekansına uyan bir frekansta bağırabilirseniz, daha doğrusu bir ses dalgası gönderebilirseniz, bardağın tabii frekansı ile sesin frekansı çakışarak, bardaktaki titreşimi kontrolsüz bir şekilde artırır, bardak rezonansa girer ve sonuçta çatlayabilir veya kırılabilir.

İnsanlar günlük yaşamlarında pek fark etmemelerine rağmen rezonans olayı, otomobilden, köprü dizaynına kadar mühendislerin en çok zorlandıkları konulardan biridir. Hala bu nedenle, askerler bir köprüden geçerlerken, yürüyüş adımlarının frekansları köprünün tabii frekansı ile çakışıp, köprü yıkılmasın diye, köprülerden uygun adım yürüyüşle geçmezler.

Otomobilde direksiyon mekanizması ile amortisörlerdeki titreşim aynı frekansa gelince, rezonans sonucunda direksiyon şiddetli sarsılmaya başlar. Mühendisler araba dizaynında parçaların biçimlerini, yaylanmalarını ve ağırlıklarını, devir sayıları ve benzeri faktörleri göze alıp rezonansı en aza indirmeye çalışırlar.

Peki bu rezonansın hiç iyi bir yönü yok mu? Var elbette. Örneğin radyo istasyon dalgalarını ararken bu dalgaları yakalarsanız, kendi alıcınızın frekansı ile birbirini tuttuğu an rezonansa girer, genliği artar ve bu istasyonu işitmeye başlarsınız.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Şarkı söyleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

singer. songster. songstress. artiste. vocalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pinup. vocalist. singer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

singer. vocalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Aşağıya asılan, asılı duran, aşağıya uzanmış: Sarkık dudak. İ. Gevşek, sülpük: Sarkık etler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lappet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baggy. flabby. flaccid. pendulous. saggy. slack. dangling. hanging loosely. drooping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pendulous. drooping. flabby and drooping. hanging. suspended. loose. sag. overhanging. projecting. flaccid. flowing. pendent. saggy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pendency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Asılmak, asılı durmak: Pencereden bir sepet sarkıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Aşağıya doğru asılıp durmak. 2. Sataşmak, hırsızlık maksadıyla tecavüz edip rahat bırakmamak: Yolculara sarkmıyorlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Haksız olarak birine karşı yürüme, taarruz, tecavüz, rahat bırakmama, sataşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

droop. hang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tecavüz, gasp, çapul, taarruz. 2. Terbiyesizce sataşma: Kadınlara sarkıntılık edenler cezalandırılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

molestation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a man's making improper remarks or overtures to a woman. indecent assault. importunity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make improper remarks or overtures to a woman. to assault a woman indecently by pinching. nudging. to make amorous advances. molest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

droop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stalactite. stalactite istalaktit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stalactite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sarkmak işine uğratmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dangle. loll. to dangle. to let sth hang down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to let sth hang down. to dangle. to lower. to hang sb. hang. lop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شرقيات] doğubilim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) doğubilimci, oryntalist, müsteşrik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şark» den). 1. Doğu dili, tarihi ve edebiyatlarıyla uğraşan ilim kollarına toplu olarak verilen bir ad. 2. «Şarkı» kelimesinin Ar. kaide ile yapılmış cemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şarklılar, doğulular.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شرقيون] doğulular.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sarkmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hanging. hang. droop. prolapse. prolapsus. ptosis. sag. slouch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hanging. leaning out of (a window. decline. dependence. hang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yukarıdan aşağıya inmek; aşağıya doğru uzanmak. 2. Bir yere inivermek, taarruz ve tecavüz etmek: Düşman şehre sarktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dangle. droop. overhang. sag. to lap over. to hang. to hang down. to dangle. to sag. to lean out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hang. to hang down. to hang out. to lean out of a window. dangle. decline. impend. lop. overhang. sag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Domuz etinden yapılma salam, sucuk ve sosis gibi çeşitli et mamulleri satan dükkân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delicatessen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delicatessen. delikatessen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Akan, akıntılı: Şarlağanlı göz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi). Şarıl şarıl akmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. charlatan). 1. Kendini taşımadığı sıfatlara mâlik göstererek herkesi kandıran. 2. Ilimsiz ve yalandan doktorluk yapan, Ar. mütetabbib.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charlatan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charlatan. quack. fake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charlatan. cheat. lobster. tamperer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ağız kalabalığıyla herkes kandırarak kendini taşımadığı sıfatlara mâlik gösteren yalancının hâli. 2. Ilimsiz ve yalandan doktorluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empiricism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charlatanry. quackery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Sarmak işi, bir şey sarmaya yarayan şey. 2. Sarılmış. 3. Küçük taneli yaprak dolması. 4. Örülmüş kuzu bersaklarından yapılan yemek: Kuzu sarması. 5. Pehlivanların bacakla hasımlarının bacağını sarıp düşürmeye çalışmaları oyunu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrapping. winding. envelopment. packing. twine. infestation. involvement. stuffed dish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrapping. surrounding. joint. reefer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encapsulation. wrapping. bandaging. surrounding. enveloping. embracing. coiling up. twining around. hot dish made of grape or cabbage leaves stuffed with meat and rice. a wrestling maneuver. an embossed motif. design. envelopment. involution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Etrafını çevirip dolamak. 2. Bir şeyin İçine dolayıp bağlamak: Şu kitabı bir kâğıda sar. 3. Kucaklamak. 4. Etrafını almak: Ateş etrafımızı sardı. 5. Bağ ve sargı İle bağlamak: Başını, belini, elini, ayağını, yarayı sardı. 6. (iplik vesaireyi) Yumak yapmak: Şu ipliği sarmalı. 7. Tırmanmak, sarılmak: Asma çardağa sardı. 8. Yakışmak, münasip olmak, gelmek, uygun olmak: Bu kıyafet sizi sarmadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kara pazı, koyun sarmaşığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wind. wrap. wrap up. envelop. surround. encircle. bandage. bind. embrace. enclasp. begird. beset. bundle. cincture. clothe. coat. cocoon. coil. coil up. compass. do up. encompass. enfold. enlace. entwine. entwist. enwrap. fold. fold up. furl. gird. h.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appeal. bandage. brood. clutch. dress. entwine. envelop. fold. grip. infest. pack. roll. swathe. weave. wind. wrap. wreathe. to wrap up. to muffle up. to lap. to envelop. to pack. to bandage. to bind. to embrace. to hug. to wind. round. to wrap. around. t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wrap / to wind around (another. to wrap sth up in. to wrap. to encircle. to bandage. to surround. to envelop. to embrace. to wind up. to coil up. to interest sb. to excite the curiosity of sb. to twine around. to invade. to blockage. to pac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spiral. helical. winding. spiry. convolute. convoluted. curled. voluted. spiri-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corkscrew. helical. spiral. helical helisel. helezoni.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spiral. helical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sarmak, zarf içine almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tuck up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

envelop. wrap. to wrap up. to envelop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wrap tightly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be wrapped up tightly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Azman, İri, kocaman (sarı renkli kedi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Yelnız «sarmaş dolaş» tâbirinde kullanılıp birbirine sarılma, sıkı sıkı sarılıp dolanma mânâsınadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locked in a close embrace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağaç, duvar vesaireye sarılıp uzayan bitki çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ivy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creeper. ivy. vine. winder. common ivy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ivy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(hedera): Sarmaşıkgiller familyasından; tırmanıcı yeşil odunsu bir bitkidir. Meyvesi etli, yuvarlak ve üzümsüdür. Yurdumuzda; adi sarmaşık ve kafkas sarmaşığı olmka üzere 2 çeşidi vardır. Yaprak ve meyvelerinde heederin denilen zehirli bir madde vardır. Kullanıldığı yerler: Haricen yaraların tedavisinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Koyu yeşil renkli, değişik biçimli yapraklan olan tırmanıcı bir bitki.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. botanik), ikiçeneklilerden bir bitki familyası. Örnek bitkisi sarmaşıktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine sarılmak, sarmaş dolaş olmak, kucaklaşmak: Asma yaprağı kavağa sarmaşmış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. evvelce Sarmatia ismiyle tanınan Güney Rusyaya ait; (şiir) Polonyaya ait; i. bu bölgelerin halkından biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ta) çilek türünde bitkilerin yerde uzanan filizi, kol. sarmentose s. yerde sürünen filizler veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zambakgillerden kökü ve taze iken yaprakları da yenen kokulu bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «sahrinc» tan galat). 1. Yazın kullanılmak üzere yağmur sularının birikmesine mahsus yeraltı haznesi. 2. Gemide tatlı su koymak için saçtan hazne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cistern. reservoir. tank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cistern. tank. reservoir. vat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Malaya adalarında erkek ve kadınların giydiği eteklik ve kumaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Egin korfezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yürünmesi ve üstüne çıkılması zor, pek dik: Sarp dağ, sarp yol. 2. mec. Zor, güç, müşkül: Sarp iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steep. precipitous. abrupt. arduous. bluff. craggy. jagged. rapid. rugged. scarped. stiff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precipitous. sheer. steep. very steep. difficult. inaccessible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precipitous. very steep. difficult of access. abrupt. craggy. rugged. stiff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Çetin, sert, şiddetli. 2.Dik, çıkılması ve geçilmesi zor.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cliff. precipice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Karagöz balığının ufak nevi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sert, güçlü erkek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sarper).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sharpie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Zahire anbarı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sert, güçlü soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sarp hale gelmek, müşkülleşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become very steep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steepness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tahıl saklamak için kazılıp üstüne tepme toprak çekilen çukur, gündüç, tepengü. 2. Omuzda ekmek hamuru taşıdıkları oyunlu tahta.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Sevindirici, sevinçli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sarf» dan imüb.) (c. F. sarrâfân). Para, altın, tahvil alış verişi yapan kimse. Adam sarrafı = mec. Adamın iyisini, kötüsünü kolaylıkla anlayan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moneychanger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

money-changer. banker. dealer of gold and other precious metals. moneychanger. moneylender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

money changer. buyer and seller of gold and other precious metals or stones. money lender. money agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sarrafın aldığı fark, ücret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sarrafın işi ve mesleği. 2. Sarrafiye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

money- changer's business. money changing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dermansızlıktan titrek olan. 2. Abdal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shaky. doddering. doddery. palsied. clumsy. dickey. dicky. jerky. rocky. tottering. tottery. a dithering idiot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shaky. unsteady. cranky. rickety. tottery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shakiness. unsteadiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilâç saparnası; saparna: bu bitkinin ilaç veya baharat yapımında kullanılan koku. wild sarsaparilla yaban saparnası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Pek şiddetli ve soğuk rüzgâr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صرصر] fırtına.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sarsar sarsenet bak. sarcenet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convulsive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traumatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yürürken sarsılan, titrek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sarsılma, sallanma,: Ağacın rüzgârdan sarsılışı. 2. Muvazeneyi kaybetme, bozulma, düşme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sarsılmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being shaken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Oynatılmak, kıpırdatılmak: Rüzgârdan bütün ev sarsıldı. 2. Bozulmak, normal hâli değişmek, muvazeneyi kaybetmek: Bu hastalıktan sarsıldım, mâlt vaziyeti sarsıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be shaken. shake. jar. shock. careen. be cut up. jerk. jolt. judder. quake. rock. be shattered. sway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jolt. shake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be shaken. to be jarred. to be jolted. to be laid low by. to be hit hard by. (illness , schock , downturn in one's affairs. to be greatly weakened by. joggle. shake. toss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adamantine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unshakeable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sallanma: Zelzelenin sarsıntısı. 2. Musibet: Bu sarsıntı ona yetişir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shock. quake. tremor. shake. bump. concussion. trauma. jerk. joggle. convulsion. jolt. jounce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concussion. jar. joggle. jolt. shake. shock. tremor. earthquake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jolt. shake. shock. tremor. concussion. shaking. vibration. trembling. quaking. impact. rattling. flutter. lurch. jerk. jarring. earthquake. jar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jolty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shaking. trembling. shaken. uncertain. jerky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth which moves without shaking / jogging. which doesn't jolt its passengers. calm. undisturbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sarsmak İşi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concussion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jog. shake. shock. shaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concussion. jolt. shake. shock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Oynatmak, fazlaca kıpırdatmak, titretmek, sallamak: Araba bizi çok sarstı. 2. Bozmak, değiştirmek, muvazeneyi kaybettirmek: Bu hastalık beni çok sarstı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appal. jar. jolt. rock. shake. shock. to shake. to jar. to jolt. to give a shock. to shock. to rock. to devastate. to weaken. to debilitate. to agitate. to upset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shake. to jolt. to jar. to give sb a shock. to weaken. to upset. churn. diddle. jog. joggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Hasır halat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. şurût. «şerâit» ise «şerîta» nın cem’idir ancak mânâca çok farklı olmadığından, bizce «şart» ın cem’i gibi kullanılmıştır). 1. Diğer bir şeyin vücudu onun vücuduna bağlı olan şey: Namazın şartları, ki onlarsız namaz kılınamaz. 2. Bir mukaveleyi meydana getiren bend ve fıkraların her biri ki iki tarafa ait olup bir tarafa alt olanların yerine getirmesine bağlıdır, kayıt: Mukavelenin şartlarını iyi düşünmeli. 3. Bir iş için lâzım olan şey: Kendine gelebilmesi için biraz dinlenmesi şarttır. 4. Eşini boşamak üzere yapılan yemin: Onlar bu işi yapacaklarını şart ettiler; şart olsun. 5. Gramerde biri diğerine bağlı iki cümleden biri. Şart-ı vâkıf = Vakfedenin malını vermesini icab ettiren şart kl, yerine getirilmezse mal, vakıf olmaktan çıkar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

necessarily. condition. stipulation. string. must. state. circumstance. if. proviso. reservation. reserve. understanding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condition. essential. imperative. qualification. reservation. stipulation. string.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condition. provision. stipulation. terms. circumstance. clause. order clause. essentially. direct liabilities. mode. must. proviso. requirement. reservation. restriction. string.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شرط] koşul. 2.yemin. 3.durum.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tes. A.). Hamel burcunun Alfa ve Beta yıldızları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Şartiyye). Şarta ait: Cümle-i şartiyye.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Azad olunmuş, salıverilmiş, özgür.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شرطيت] koşulluluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pis bir kabı İki üç kere yıkamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İki taraf şartlarını söyliyerek anlaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Şartlı olan, bir şarta bağlı, Ar. meşrut. 2. Eşini boşamak üzere yemin eden koca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conditional. conditioned. contingent. provisory. on approval. qualified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conditional. qualified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subject to or dependent on certain conditions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Şartlı anlaşma metni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specification. list of conditions. contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specifications. articles and conditions. specifications. document listing the terms of a contract. specification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شرط نامه] şart mektubu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. terzi veya terziliğe ait; anat. dizin bükülmesini sağlayan but adalesine ait, terzi kasına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. dizin bükülmesini sağlayan ve bedenin en uzun adalesi olan but adalesi, terzi kası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unconditional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unconditional. unconditioned koşulsuz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolute. unconditional. not subject to any conditions. unreserved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sarı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sarı benizli, tenli insan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekine zararlı bir nevi sığırcık kuşu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Osman Beyin kardeşi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sarıca).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Harizm’den gelip Anadolu’ya yerleşen Saruhanoğulları beyliğinin kurucusu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Deve süren, deveci.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Araba. 2. Yazı makinelerinde kâğıdı taşıyan kısım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (yere vurmak demek olan «sar’» dan”). İnsanın “kendisini “kaybederek düşmesine sebep olan sinir hastalığı. Türkçe: Tutar, tutarak: Sar’a tutmak, sar’ ası olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp) (mü. sar’iyye). Sar’a hastalığıyla alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Taş, Ar. hacer. Seng-I hârâ = Mermer taşı. Seng-i ibret = Topkapı sarayının orta kapısında, üzerine öldürülenlerin kesik başlarının konduğu taş, ibret taşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Haydut eşkıyâ. 2. Neş’eli, kıvrak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سنگ] taş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). mec. Taş yürekli, merhametsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Taş parçası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Taşlayarak öldürme, Ar. recm. 2. Taşlık, taşı çok yer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سنگ دل] taş yürekli, acımasız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سنگ دلانه] acımasızca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - İyi yürekli, hoş sohbet kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Taştan. Dil-1 sengin = Taştan yürek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سنگين] ağır. 2.taştan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Taşlık yer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سنگلاخ] taşlık arazi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سنگ تراش] taş ustası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Sen gülsün, gül gibi güzelsin.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Kadın İsmi) - Gülün en güzel hali.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Kadın İsmi) - Sevinçli, ferah gün.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Yaşamı, neşeli mutlu geçen kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dopdolu, mâlâmâl, taşkın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). bk Şermende.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شرمسار] utangaç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرشار] dolu, ağzına kadar dolu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Komisyoncu, aracı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broker. middleman. commission agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agent. broker. middleman. commission agent. cabalist. us- weather market-maker. list of broker. odd lot. functional middleman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سمسار] komisyoncu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Komisyon ücreti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سمساریه] komisyon ücreti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Komisyonculuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brokerage. being a commission agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Soğanın anavatanının Güneydoğu Asya olduğu sanılıyor. Günümüzde ise dünyanın her yerinde, özellikle sıcak iklim kuşaklarında yetiştirilmekte ve tüketilmektedir. Soğanın tarihi o kadar eskiye gitmektedir ki, kayıtlı tarihten de önce Çin, Hindistan ve Ortadoğu’da yiyecek olarak kullanıldığı tahmin ediliyor.

Soğan besleyici bir gıda olmasının yanı sıra müthiş bir aromatik özelliğe de sahiptir. Bu aromada içindeki kükürtlü maddelerin büyük etkisi vardır, ancak aroma tek başına kükürtlü maddelerden kaynaklanmamaktadır. Soğan ve sarmısakta sülfür ihtiva eden aminoasitlerin türevleri de vardır.

Bir soğanı kestiğinizde bunlardan ‘S1 propenylcysteine-sulphoxide’ adı verilen kısım çözülür ve gözlerimizi tahriş eden ‘proponal-S oxit’ adlı kısmı ortaya çıkar. Kimya ilminin karışık kelimeleri aklımızı karıştırmadan esasa geçersek, bu maddenin gözümüze değmesi ile bir çeşit hidroliz olur ve içinde eser miktarda bulunan sülfrik asit gözümüzü yakar ve yaşarmasına neden olur.

Bu bileşimler çok dengeli değillerdir. Örneğin çok düşük bir ısı işlemi sonucunda dahi tamamen yok olurlar. Bu nedenle de pişmiş soğanda hiç bulunmazlar ve göz yaşartamazlar. Soğan doğrarken gözlerinizin yaşarmaması için önerilen birçok önlem vardır.

Önce en ciddisini söyleyelim. Bazı aşçılar soğanı kesmeden önce ıslatmayı, keserken de ıslak tutmayı veya soğanı çeşmeden akan suyun altında kesmeyi öneriyorlar. Bir başka görüş ise soğan doğrarken ağızdan nefes almayı tavsiye ediyor. Bu görüşe göre gaz nefesimizle birlikte burnumuza girip gözümüze yaklaşmak yerine doğrudan ciğerlerimize girer ve çıkarmış. Bunu sağlamak için de dişlerimizin arasına bir metal kaşık koymak yeterliymiş.

Soğan doğrarken gözlerin yaşlanmasını önlemek için, dudaklar arasında bir limon dilimi, dişler arasında bir kesme şeker veya dörtte bir dilim ekmek bulundurmayı önerenler de var. Böylece ağzımıza alacağımız bu gibi şeylerin, aldığımız nefesteki sülfür gazını emdiğini iddia ediyorlar.

Diğer görüşler ise, soğanın doğranılmasına tepesinden başlanılması ve cücüğünün en sona bırakılması veya soğanın doğramadan önce yarım saat buzdolabında tutulması şeklinde. Soğan doğrarken deniz gözlüğü veya kontakt lens takılmasının faydalı olacağını ileri sürenler de var. Bu kadar çok önlem seçeneğinin içinde, siz bir tanesini bile uygulamıyorsanız, yapacak bir şey yok, soğanı ağlaya ağlaya doğramaya devam edeceksiniz.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Soğanın anavatanının Güneydoğu Asya olduğu sanılıyor. Günümüzde ise dünyanın her yerinde, özellikle sıcak iklim kuşaklarında yetiştirilmekte ve tüketilmektedir. Soğanın tarihi o kadar eskiye gitmektedir ki, kayıtlı tarihten de önce Çin, Hindistan ve Ortadoğu’da yiyecek olarak kullanıldığı tahmin ediliyor.

Soğan besleyici bir gıda olamsının yanı sıra müthiş bir aromatik özelliği de sahiptir. Bu aromada içindeki kükürtlü maddelerin büyük etkisi vardır, ancak aroma tek başına kükürtlü maddelerden kaynaklanmamaktadır. Soğan ve sarımsakta sülfür ihtiva eden amino asitlerin türevleri de vardır.

Bir soğanı kestiğinizde bunlardan “S1 propenylcysteinesulphoxide” adı verilen kısım çözülür ve gözlerimizi tahriş eden “proponal-S oxit” adlı kısmı ortaya çıkar. Kimya ilminin karışık kelimeleri aklımızı karıştırmadan esasa geçersek, bu maddenin gözümüze değmesi ile bir çeşit hidroliz olur ve içinde eser miktarda bulunan sülfrik asit gözümüzü yakar ve yaşarmasına neden olur.

Bu bileşimler çok dengeli değillerdir. Örneğin çok düşük bir ısı işlemi sonucunda dahi tamamen yok olurlar. Bu nedenle de pişmiş soğanda hiç bulunmazlar ve göz yaşartamazlar. Soğan doğrarken gözlerinizin yaşarmaması için önerilen birçok önlem vardır.

Önce en ciddisini söyleyelim. Bazı aşçılar soğanı kesmeden önce ıslatmayı, keserken de ıslak tutmayıveya soğanı çeşmeden akan suyun altındfa kesmeyi öneriyorlar. Bir başka görüş ise soğan doğrarken ağızdan nefes almayı tavsiye ediyor. Bu görüşe göre gaz nefesimizle birlikte burnumuza girip gözümüze yaklaşmak yerine doğrudan ciğerlerimize girer ve çıkarmış. Bunu sağlamak için de dişlerimizin arasına bir metal kaşık koymak yeterliymiş.

Soğan doğrarken gözlerimizin yaşlanmasını önlemek için, dudaklar arasına bir limon dilimi, dişler arasına bir kesme şeker veya dörtte bir dilim ekmek bulundurmayı önerenler de var. Böylece ağzımıza alacağımız bu gibi şeylerin, aldığımız nefesteki sülfür gazını emdiğini iddia ediyorlar.

Diğer görüşler ise, soğanın doğranılmasına tepesinden başlanılması ve cücüğünün en sona bırakılması veya soğanı doğramadan önce yarım saat buzdolabında tutulması şeklinde. Soğan doğrarken deniz gözlüğü veya kontakt lens takılmasının faydalı olacağını ileri sürenler de var. Bu kadar çok önlem seçeneğinin içinde, siz bir tanesini bile uygulamıyorsanız, yapacak bir şey yok, soğanı ağlaya ağlaya doğramaya devam edeceksiniz.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

question mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

question mark. interrogation / question mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

İki Sony STAMINA NiMH (Nikel Metal Hidrit) şarj edilebilir pil birlikte verilmiştir: olağanüstü pil ömrü sunar. Dünyanın her yerinde kullanılabilecek voltaj uyumluluğuna sahip Sony pil şarj cihazı da sağlanmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water cistern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir kelimenin yerine geçmek üzere üzerine başka bir kelime basma işi: Sürşarjlı pul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overprint. surcharge on a stamp. sur charge. alteration of an entry. excess pressure. surcharge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Nota yazısında kullanılan ve aslî seslerden sayılmayan ses işaretleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birçenekl ilerden, bir bitki familyası. Örnek bitkisi süsendir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. iki kemiğin kaslarla birleşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawing. plan. project.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Tasarlanan şekil, lâyiha.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

project. plan. scheme. bill. draught. design. proposal. set-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idea. project. scheme.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

project. bill. draft of a proposed law. written proposal. plan. scheme. blueprint for action. draft. egg. projection. schema.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

descriptive geometry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planning. projection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

design. imagination tasavvur. design tasarçizim. representation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

design.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planner. draughtsman. draftsman. designer. drafter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

designer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

designer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to design.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kurma, tasavvur etme, zihinde hazırlama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planning. designing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planning. cogitation. contemplation. laying out. premeditation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kurmak, tasavvur etmek, zihinde hazırlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plan. project. design. contrive. propose. purpose. think up. think out. architect. blue-print. calculate. cast about. cast around. contemplate. devise. draft. draught. fix. forecast. incubate. mean. meditate. premeditate. ruminate. scheme. skeletoniz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calculate. conceive. contemplate. design. hatch. intend. map. plan. project. schedule. scheme. to plan. to project. to design. to draft. to sketch out. to intend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

design.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tasarlamak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be envisaged. to be envisioned. to be planned. to be projected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sarf» tan masdar) (c. tasarrufât). 1. Mâlik ve sâhip olma, kullanma: Bu eve kim tasarruf ediyor? Kimin tasarrufu altındadır? 2. idare ile kullanma, idare etme, iktisat: Tasarrufa riâyet etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provident. saving. economy. possession. austerity. providence. retrenchment. thriftiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economy. saving. savings. possession. use. power of disposal. frugality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

savings. disposal. disposition. thrift. administration. management. possession. conservation. careful use of a resource. saving. economy. money saved. economies. economization. entry. retrenchment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تصرف] tutum. 2.elinde bulundurma. 3.para arttırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saving bond. savings bond. savings bond. national bond certificate. treasury bond certificate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), idare, tutum, iktisat maksadıyla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technical specifications.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ترس انگيز] korkunç, korku salan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tasrif). Tasrifler. (bk.) Tasrif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şirk» ten). Ortak olma, ortaklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Notayı süsleme işaretleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quotation mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inverted comma. quotation marks. inverted commas. turned commas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Topkapı Sarayı’nın hazine dairesinden hiçbir şey dışarı çıkamazdı. 2. Abdülhamit, kızı Ayşe’ye taç yaptırmak için model olarak kullanılmak üzere 3. Mehmet’in muhteşem sorgucunu saray kâhyasından istedi. Kâhya padişahtan muayyen vadeli bir senet almadan sorgucu vermedi. Bu tutum Abdülhamit’in çok hoşuna gitti. Kâhyaya 100 altın hediye etti. Süresi geldiğinde sorgucu kâhyaya iade edip vermiş olduğu senedi geri aldı.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plus sign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Göğsü gergin olmak, ileri çıkmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. czar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اولو الابصار] görüş sahipleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exclamation mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exclamation mark. point of exclamation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. lüzumsuz; faydasız, gereksiz. unnecessarily z. gereksiz olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sıkılan meyve vesaireden çıkan su, öz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عصاره] özsuyu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Özsu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilatory. indolent. lazy. slothful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indolent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indolent. slow coach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üşenen, tenbel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circumflex. hold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Doğan çocuğun uzun ömürlü olması dileğiyle konulan adlardır. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Yekser).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Varlık, servet, refah, Osm. sia-ı hâl: Servet sahibi. 2. Sol taraf, sol kol, sol. Yemin ve yesâr = Sağ ve sol, Fars.çep ü râst.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [یسار] sol, sol taraf.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Varlık, zenginlik. 2.Sol, sol tarafı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Kolaylık. 2.Zenginlik.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Sol, solla ilgili, sol tarafa ait. 2.Zenginlikle ilgili.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yolk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yellow. yolk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yolk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by