şerbet-i şiringüvar | şerbet-i şiringüvar ne demek? | şerbet-i şiringüvar anlamı nedir?

şerbet-i şiringüvar | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: serbet siringuvar

Türkçe Sözlük

(f. «aşı» dan). 1. Çiçek hastalığına ve başka aşısı olan hastalıklara karşı aşı vurmak: Benim çocuklarımı falan doktor aşıladı. 2. Yabanî ağaca aşı vurmak: Armut kalemini ahlata aşılamalı. 3. (Su vesair içilecek şeyleri kuyu veya karda) soğutmak: Şerbeti aşıladınız mı?

Türkçe Sözlük

(i.). Badana, duvarlara vurulan kireç veya aşı boya şerbeti: Badana etmek, çekmek = Duvarları bu şerbetle beyazlatmak veya boyamak. 1. Aşırı derecede sürülen düzgün. 2. Sathî tamir, bir şeyin kusur ve eksiklerini zâhirde görünmeyecek surette yalandan süsleme.

Türkçe Sözlük

(f.). Badanalamak, duvarlara kireç veya aşı boya şerbeti çekmek, badana vurmak: Badanacı evleri badanalar.

Türkçe Sözlük

(i.). Badanalı. Badana sürülmüş, kireç veya aşı boya şerbetiyie boyanmış: Badanalı duvarlar sıhhate elverişlidir.

Türkçe Sözlük

(i. F. «bâdâm» dan. Asıl Türkistan’da badem yetişmediğinden ve Ahenge de uymadığından, Türkçe asıllı addolunamaz). İçi ve pek taze iken kabuğu dahi yenen ve yağı çıkarılan maruf meyve ki, başlıca üç çeşit olup kolay kırılanına diş yahut sakız, sertine taş bademi ve acıca olup kurabiyesi ve sabunu yapılan cinsine de acıbadem denir. Badem gibi uzunlamasına: Badem göz, tırnak. Bademağacı = Bu meyveyi veren ağaç ki mutedil iklimlerin ağaçlarındandır. Badem ezmesi = Ezilmiş bademli şekerleme. Bademiçi = Bu meyvenin içi. Badem parmak = Başparmak. Badem helvası = Bademle yapılmış helva. Badem sübyesi — Soyulup ezilmiş bademin suyu ki süt gibi olup şerbet yerine içilir. Badem kürk Badem = Tilki paçası. Bademyağı = Bademden çıkarılan yağ.

Türkçe Sözlük

(i.). Nemli yerlerde yetişen zehirli bir bitki, ağıotu (conium). Maydanozgillerden olan bu bitkinin büyük baldıran, küçük baldıran, su baldıranı gibi çeşitleri vardır. Baldıran şerbeti. Su baldıranı = Rezne. Küçük baldıran = Teft.

Türkçe Sözlük

(i.). Su ve şerbet vesaire içmeye mahsus cam, billur veya madenden kulplu veya kulpsuz kap, maşrapa, kupa. (Asıl kulp demek olan «bar» dan türemiş olmakla esasen kulplusuna denilirdi).

Türkçe Sözlük

(i. A. «berd» den imüb.). Su, şerbet vesaireyi soğutmaya mahsus kap, karlık.

Türkçe Sözlük

(i. İ. Al). Arpa ile şerbetçiotunun mayalandırılmasıyle yapılan az alkollü bir içki. Bira ekmeği = Bira mayasiyle yapılan küçük ve has ekmek. Bira mayası = Mayalanma halinde bulunan biranın yüzünden topladıkları bir cins mantar (saccharomyces).

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Üstü donmuş, buz bağlamış: Buzlu göl, dere. 2. Soğumak için içine buz konmuş: Buzlu su, şerbet. 3. Üzeri buz gibi olup şeffaflığını kaybetmiş: Buzlu cam, bardak. 4. Üzerinde ak lekesi olan: Buzlu elmas, zümrüt.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). şeker, bonbon, şekerleme, çikolata; (f). şekerleme yapmak; şerbet içinde kaynatmak; şekerleme haline getirmek. candy pull akide şekerine benzer bir şekerin yapılışı nedeniyle gençlerin toplanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hastalara içirilen (şarap, yumurta, ekmek, şeker ve baharat karışımı) sıcak bir şerbet.

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde variola denilen bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalık şiddetli titreme ve 41 derece ateşle ortaya çıkar. Hastalık mikrobunun vücuda girmesiyle ortaya çıkması arasında geçen süre 10-14 gündür. Hasta istirahat ettirilir , başkaları ile görüşmesi yasaklanır. Doktorun tavsiyelerine uyulur. Bol su ve şerbet içirilir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Gül

Hazırlanışı : Çiçek döküntülerinin üzerine dövülmüş kuru gül sürülür.

Türkçe Sözlük

(i. baklagilerden). Meyvesinden şerbet yapılan bir bitki (tamarindus indica).

Şifalı Bitki

(tamarin): Baklagillerdn bir çeşit ağaçtır. Boyu 25 metre kadardır. Meyvesinden şerbet yapılır. Sıcak ülkelerde yetişir. Çiçekleri sarı kırmızı salkımlar halindedir. Meyvesi koyu kırmızımtırak, büyük ve tohumludur. Meyvesinin mayhoş lezzetli, macuna benzeyen öz kısmı kullanılır. İçeriğinde ekşi maddeler, nişasta ve şeker vardır. Kullanıldığı yerler: Susuzluğu giderir. Vücuda rahatlık ve serinlik verir. 20 gramı müshil tesiri gösterir. Bağırsakları temizler. Soğuk içilir.

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Buz haline geçirme. 2. Karın içinde döndürmekle buz haline geçirilmiş limonata, şerbet ve süt vesaire ki, yazın serinlik vermek için yenir: Limonlu, kaymaklı dondurma. 3. Dondurulmuş, buz haline geçirilmiş 2. Donup tek parça olmuş: Dondurma kavurma; dondurma duvar. Dondurma taş = Tabiî olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). buzlu, dondurulmuş; (i). meyvalı dondurma, buzlu şerbet frape.

Türkçe Sözlük

(i. Fransızca: limonade gazeuse’de). Limon tuzu ile şeker ve bazı asitlerden yapılan köpürücü şerbet.

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Yürütmek, dolaştırmak: Atı gezdirmek. 2. Geziye götürmek, eğlendirmek: Şu çocukları biraz gezdirmeli. 3. Her tarafı gösterip baktırmak: Kiracıya, müşteriye evi, bağı gezdirmek. 4. Bir şeyi herkesin önüne götürüp biraz dağıtmak veya toplamak: Yemeği gezdirmek, tef gezdirmek. 5. Geçirmek, Osm. imrâr etmek: Etrafa bir göz gezdirdi. Yazı üzerine kalem gezdirmek. Elbisenin üzerine ütü gezdirmek. 6. Serpmek, dağıtmak, ekmek, damlatmak: Üzerine yağ, şerbet, şeker gezdirmeli.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şeker şerbeti, kaymak ve bademle (yahut ceviz, fındık ve şamfıstığı ile) pişirilmek üzere nişastadan pek ince ve daire şeklinde yufka ki, demetle satılır ve bunun tatlısı: Bir demet güllâç; kaymaklı, bademli güllâç.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Tatlılık, şirinlik: Bu yemekte, bu şerbette halâvet yok. 2. Tat, lezzet, zevk: Bu sözde hiçbir halâvet yoktur.

Türkçe Sözlük

(i. A ). Fasulye ve bakla şeklinde olan maruf siyah meyve. Keçiboynuzu. Harrub ağacı -Bu meyveyi veren ağaç ki, mutedil iklimlerin en sıcaklarında yetişir. Harrub şerbeti = Bu meyvenin kurusu kaynatılmakla yapılan şerbet.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ped, -ping) şerbetçiotu, bot. Humulus lupulus; f. şerbetçiotu yetiştirmek veya toplamak.

Türkçe Sözlük

(İBRİK) (ka ile) (i. A.). Su dökmeye mahsus kulplu ve emzikli kap: Abdest ibriği; çay şerbet, kahve ibriği: Her biri bir şekilde kaplar.

Türkçe Sözlük

(i. si.). 1. Birden sonra gelen sayı, Ar. isneyn, Fars. dü. 2. İki kişi, iki saat, on iki, yirmi iki, yüz iki, iki yüz. bk. İki yüz. iki bin: Ar. elfeyn. İki ağızlı = İki tarafı keser (bıçak vesaire). İki çifte = Dört kürekli kayık. İkide bir = Yarım. İkide bir, ikide birde = Pek sık, her vakit. İki kat = Bir şeye bir mislinin katılmış hâli. İki günde bir = Gün aşırı. İki yüzlü = 1. İki tarafı yüz (kumaş). 2. mec. Mürâyi, nabza göre şerbet veren; özü, sözü bir olmayan.

Türkçe Sözlük

(İKRAM) (i. A. «kerem» den masdar) (c. ikrâmât). 1. Ağırlama, hürmet, saygı. Ar. İzâz, tâzîm: Kemâl-i ikrâm ile, ikrâmât-ı lâzıme ile kabûl etti. Misafirlerine ikrâm eder. 2. Saygı ve iltifat şeklinde bir şey verme: Size ne ikrâm ettiler? Bir şerbet, bir sigara, bir tütün tabakası ikrâm etti. 3. İhsan, kerem: Zü’l-Celâl-i vei-ikrâm olan Allah. 4. Pazarlığın dışında olarak, satıcı tarafından müşteriye yapılan tenzilât: Bana biraz ikrâm etmeyecek misiniz? Uç lira ikrâm edebilirim.

Sağlık Bilgisi

Tuvalete hiç çıkmama veya çok seyrek çıkmaya kabızlık, peklik ya da inkıbaz denir. Tıp dilinde ise konstipasyon adı verilir. Yeterince sulu şeyler yememe, sinir bozukluğu, bağırsak tıkanıklığı, sindirim sistemi bozuklukları, hormon dengesizliği, basur, fıtık boğulması, kabızlığı doğuran nedenler arasındadır. Ayrıca günlerinin büyük bir kısmını oturarak geçirmek zorunda olanlarla, hamilelerde ve yaşlılarda görülür. Öncelikle kabızlığa neden olan hastalığı tespit etmek gerekir. Esas nedeni tespit etmeden alınacak müsil ilaçları kötü sonuçlar doğurabilir. Kabız omayı önlemek için, sebze çorbaları ve yemekleri, mercimek, ıspanak, salata, balık ve çavdar ekmeği yemek çok faydalıdır. Ayrıca erik reçeli, bal, üzüm, kayısı veya elma yemek; bol su veya şerbet içmek de yararlıdır. Müzmin kabızlıktan şikayet edenlerin de; fazla et, yumurta, peynir, beyaz ekmek, muz gibi yiyecekleri azaltmaları, kahve çay ve sigarayı en az miktara indirmeleri, alkolü bırakmaları gerekir. Kabızlığı gideren ilaçların fazla miktarda ve uzun süre kullanılması kötü sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle ilaçları kullanırken tavsiye edilen miktarları aşmamak gerekir. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kuru erik, su.

Hazırlanışı : 8 bardak suya, 250 gram kuru erik konur. Erikler pişinceye kadar kaynatılır. Günde 3 kere birer su bardağı içilir.

Türkçe Sözlük

(aslı: KâDAİF) (i. A. c.) (m. kadife). (Halk dilinde kadayıf). Şeker şerbetiyle pişirilip tatlı yapılmak üzere çeşitli şekillerde dökülmüş hamur: Tel kadayıf = Tel gibi ince dökülmüşü. Ekmek kadayıfı = Yassı, daire şeklinde olup birbiri üstüne ikisi birlikte ve koyu şerbetle büyük tabakta pişirilerek arasına kaymak konulan cinsi. Yassı kadayıf = Ufak daire şeklinde olup yumurta ile tavada pişirileni. Deniz kadayıfı = Bir çeşit yosun ki, öksürük için haşlanıp suyu içilir, ciğerotu. bk. Kadife.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yemen’den çıkıp şimdi en büyük kısmı Amerika kıtasında bilhassa Brezilya’da yetişen bir tane ki, kavrulup döğüldükten sonra suda haşlanıp içilir: Yemen kahvesi, Brezilya kahvesi, toz kahve, kuru kahve: Kavrulmuş kahve. 2. Bu tanenin kavrulmuş tozundan pişirilen şerbet: Kahve içmek; kahve pişirmek; şekerli, sade, alafranga, alaturka kahve. 3. Kahve içilen umumî yer, kahvehane: Mahalle kahvesi; kahvede oturmak; kahve peykelerinde yatmak. Kahvaltı = 1. Aslında aç karnına kahve içmemek için kahveden önce yenen kısa yemek. 2. Yemek vaktinin dışında ve sofra haricinde tepsi ile çıkarılıp yenen şey: Bir parça kahvaltı edelim; sabahleyin biraz kahvaltı ettim! Kahveocağı = Büyük dairelerde kahve pişirilen oda, kahveci odası: Efendisini salona aldılar, o da kahveocağına girdi. Kahve parası = Bahşiş: Arabacıya bir kahve parası ver. Kahve tepsisi, ibriği, cezvesi, fincanları, takımı = Kahveye mahsus şeyler. Kahverengi = Boz ile koyu sarı arasında bir renk. Kuru kahve = Kavrulup döğülmüş kahve, kahve tozu.

Türkçe Sözlük

(i.). Su ve şerbet vesaireyi soğutmaya mahsus olarak ortasında kar koyma yeri olan kap ki, hasırlı camdan, bakırdan veya billûr vesaireden olur: Karlıkta su kalmamı;.

Türkçe Sözlük

(i.). Bazı sanatkârların Aletlerini, şerbetçi ve sâlepçilerin bardak ve fincanlarını koymak için bele bağladıkları tahtadan yarım daire şeklinde ve gözlere bölünmüş kutu.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Üzümün hamı, yeşili, ekşisi: Koruk şerbeti, korukla terbiye olunmuş yemek. 2. Her meyvenin hamı: Hurma koruğu, zeytin koruğu. Kayakoruğu = Ekseriya duvarlarda ve damlarda biten bir cins bitki.

Şifalı Bitki

(ekşi üzüm): Henüz olgunlaşmamış, ekşi, ham üzümdür. Şerbeti yapılır. Kullanıldığı yerler: İştah açar. Kurdeşende faydalıdır. Göz ağrılarını dindirir.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sıvı daha kalın ve yoğun olmak: Pekmez, şerbet kaynadıkça koyulaşır. 2. Renk kararmak, daha koyu olmak: Bu çocuk büyüdükçe seçı daha koyulaşıyor. Bazı ağaçlar büyüdükçe yaprakları koyulaşır.

Türkçe Sözlük

(i.). Tavada yağ içinde pişmiş yumurtalı hamur yemeği ki, üzerine şerbet ve şeker dökülür, yassı lokma.

Türkçe Sözlük

(i.). Su ve şekerle karışık limon suyundan ibaret şerbet.

Türkçe Sözlük

(i.). Limonata denilen limon şerbetini yapan ve satan adam.

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Yeni çocuk doğurmuş olup, üreme organları henüz eski halini almamış kadın. Loğusa şekeri = Doğum dolayısıyla sunulması gelenek olan loğusa şerbetini yapmakta kullanılan kırmızı, baharatlı şeker.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir çeşit tatlı kurabiye. 2. “rahat-ul hulküm”da (boğaz rahatlatan) denilen şeker, lâtilokum. Hacılokumu = Şerbetle yenen kuru ve şekersiz lokum. Kuşlokumu = Yumurtalı ve tatlı bir çeşit ince hamur. Lokum, su, şeker, nişasta ve sitrik asit veya tartarik asit veya potasyum bi tartarat ile hazırlanan lokum kitlesine gerektiğinde çeşni maddeleri, kuru ve/veya kurutulmuş meyveler ve benzeri maddelerin ilavesiyle tekniğine uygun olarak hazırlanan geleneksel bir Türk tatlısı. Arapçada “rahat-ul hulküm”(boğaz rahatlatan) olarak geçmekte olan ve bu tamlamadan türetilen lokum,kimi kaynaklara göre 15’inci yüzyıldan beri Anadolu’da yapılmaktadır. Kimi kaynaklara göre ise 18.yy sonunda Muhittin Hacı Bekir tarafından sert şekerlerden sıkılan 1.Abdülhamit’in yumuşak şekerleme isteği üzerine açılan bir yarışma neticesi icat edilmiş ve bu yarışmada da Muhittin Haci Bekir birinci olmuştur. Bununla birlikte ister 18.yy ister 15.yyda icat edilmiş olsun lokumu seri olarak üreten,popülerleştiren ve Avrupa’ya tanıtan kişinin Ali Muhittin Hacı Bekir olduğu tartışmasızdır. Lokum,Avrupa’da 19.yüzyılda bir İngiliz gezgininin Avrupa’ya Hacı Bekir’in lokumunu götürmesi ile yayılmaya başladı.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tatlı ile ekşi arasında, ekşiye yakın lezzetli tatlı: Mayhoş bir şerbet, bir meyve.

Türkçe Sözlük

(i.). Ekşiye yakın tatlı olan şeyin hâl. ve lezzeti: Bu şerbette, bu meyvedeki mayhoşluk.

Türkçe Sözlük

(i. A.). İçecekler, şerbet cinsinden içecek şeyler, (bk.) Meşrûb.

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Şerbeti yapılan ve ilâç gibi de kullanılan bir bitki kökü.

Türkçe Sözlük

(I. A. «aseUden İm.). Bal ile terbiye olunmuş, ballı. Mâ-ı muassel = Ballı su, ballı şerbet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [نبض گير] nabza göre şerbet veren.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. enzâr). 1. Bakma, göz atma: O tarafa nazar etti, bir nazar attı. 2. Düşünme: Bu hususu nazara aldınız mı? 3. İltifat, teveccüh: Nazarda olmak; nazardan düşmek. 4. Göz dikme, göz değmesi: Çocuğu için nazardan çok korkuyor. 5. itibar, bir türlü kabul etma-: Bir şeye ne nazarla bakarsan öyle olur. 6. lnd, yan, nezd: Kitap, onun nazarında lüzumsuz bir şeydir. Nazar-ı itibâra almak = İtibar etmek, ehemmiyet vermek: Benim dediklerimi nazar-ı İtibâra almadınız. Nazarendâz = Göz atıp bakan. Hüsn-i nazar = Teveccüh. Sarf-ı nazar = Şöyle dursun: Şerbetten sarf-ı nazar su bile bulamadık. Sarf-ı nazar etmek = Vaz geçmek: Ben, o işten sarf-ı nazar ettim. Nazar-gâh = Bakılan veya bakılacak yer. Enzâr-ı umûmiyye = Herkesin gözü.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sirkeli bal şerbeti, sirkengebin.

Türkçe Sözlük

(i.). Portakal şerbeti.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bal şerbeti.

Türkçe Sözlük

(i. F., A. şehd = bal, Fars. Ab = su). Bal şerbeti. (bk.) Şehd-Abe.

Türkçe Sözlük

(i.). Şeker şerbeti içinde terbiye olunmuş meyve vesaire: Kestane, elma, kayısı şekerlemesi.

Türkçe Sözlük

(f.). Şeker koymak, şeker şerbeti ile terbiye etmek.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Şeker şerbeti içinde terbiye olunmak: Kestane pek iyi şekerlenir, bazı meyveler şekerlenmez. 2. Usû lüne göre yapılmamak veya fazla beklemek yüzünden reçel içinde şeker billûrları hâsıl olması.

Türkçe Sözlük

(i. A.), t. Meyve özü, su ve şekerden yapılan tatlı içilecek şey: Şerbet içmek, vişne şerbeti, lohusa şerbeti. 2. Sıvı halinde bardakla içilen İlâç: Doktor bir şerbet verdi.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Meyve özü, su ve şekerden yapılan tatlı içilecek şey: Şerbet içmek, vişne şerbeti, lohusa şerbeti. 2. Sıvı halinde bardakla içilen ilâç: Doktor bir şerbet verdi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شربت] şurup.

Türkçe Sözlük

(i.). Şerbet yapılıp satılan yer, şerbetçi dükkânı.

Türkçe Sözlük

(i.). Şerbet yapılıp satılan yer, şerbetçi dükkânı.

Türkçe Sözlük

(i.). Şerbet satan. Şerbetçiotu: Vaktiyle şerbetçilerin kullandıkları ve bira yapılmasına yarayan bir bitki. Fr. houblon.

Türkçe Sözlük

(i.). Şerbet satan. Şerbetçiotu: Vaktiyle şerbetçilerin kullandıkları ve bira yapılmasına yarayan bir bitki. Fr. houblon.

Türkçe Sözlük

(i.). Şerbet ve şurup gibi şeyler yapıp satma.

Türkçe Sözlük

(i.). Şerbet ve şurup gibi şeyler yapıp satma.

Türkçe Sözlük

(i.). Şerbet yapmaya yarar, şerbet yapılmasına elverişli: Şerbetlik portakal.

Türkçe Sözlük

(i.). Şerbet yapmaya yarar, şerbet yapılmasına elverişli: Şerbetlik portakal.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (İng.) şerbet; ABD meyvalı dondurma.

Türkçe Sözlük

(i). Bal ile sirke şerbeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nabza göre şerbet veren, riyakâr.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Islatıp döğerek yapılan bazı şeyler, temizlenip kurutulmuş koyun veya inek barsak ve bunları içine doldurulmuş baharları kıymadan ibaret şey ki hem çiğ, hem de kızarmış ve pişmişi yenir: Ev sucuğu, Kayseri sucuğu. 2. Et sucuğu şeklinde şekerleme ki ipe dizilmiş ve şeker yahut pekmez şerbetine batırılmış badem, ceviz, fındık vesair içinden ibaret olur: Badem, ceviz sucuğu, (mec.): Sucuk olmak = Çok ıslanmak. Sucuğunu çıkarmak = Çok döğmek.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Suyu olan, Fars. Ab-dâr: Sulu armut. 2. Çok sulu: Sulu şerbet, yoğurt. 3. Su ile yapılmış, yalnız su İle hazırlanmış: Suluboya. 4. mec. Yılışık, LAubâlî tavırları olan.

Türkçe Sözlük

(f.). Vermek, uzatmak, takdim ve arzetmek: Bir kadeh, bir bardak şerbet sundu; dilekçe sundu.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hurma. Temer-i hindî (halk ağzında: demirhindi) = Hindistan’dan çıkma olup başka yerlerde de yetiştirilen bir ağaç ki, kabuğu hakikaten demir gibi sert ve ağır, meyvesi mayhoştur: Temer-i Hindî (demirhindi) şerbeti.

Türkçe Sözlük

(i. A. ve Fars.’dan). Acıca bir cins portakal ki, şerbeti içilir (Arapça’da buna «nârenc» denilip, «turunç» ise ağaçkavununa derler).

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Somnambülizm adı verilen bu hastalıkta hastanın şuuru uykuda olduğu halde, duyu organları uyanıktır. Belirtileri hastaya göre değişir. Bazıları uykularında gezer; bazıları ise uykularında konuşur, bağırır, el ve kol işareti yapar. Uyandıkları zaman da uykularında yaptıklarını hatırlamazlar. Daha çok ruhsal bir bozukluğun ifadesidir. Ayrıca başından yaralanmış olanlarda, kanlarındaki şeker oranı düşük veya beyin damarlarında sertleşme olanlarda da uyurgezerlik görülebilir. Bazı kimselerde ise genetiktir. Uykuda gezen hastaların devamlı olarak ailesi tarafından kontrol altında tutulması, başına gelecek herhangi bir kazayı önlemesi açısından faydalıdır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Şerbetçiotu, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 2 tutam şerbetçiotu konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür.

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Vişne jurubü, şerbeti. 2. Kirazla vişne arası meyve veren bir ağaç ve meyvesi.