şeref-bahş ne demek? | şeref-bahş anlamı nedir? | şeref-bahş

şeref-bahş anlamı nedir?

şeref-bahş ne demek?

şeref-bahş anlamı nedir?

şeref-bahş | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: seref bahs

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Şeref-bahşâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Şeref-bahşâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آفيت بخش] afiyet verici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). ilgi uyandıran.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [علاقه بخش] ilgilendiren, ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Arâm verici, dinlendirici, dinlendiren.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آرام بخش] dinlendiren, huzur veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عطا بخش] bahşiş veren, ihsanda bulunan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) 1. Bağışlama, hibe, ihsan: Bunu bana falan bahşeyledi. 2. Af: Bu kabahati bana bahşediniz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بحث] konu. 2.tartışma. Bahs edilmek ele alınmak, söz edilmek. Bahs etmek ele almak, söz etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بخش] bağışlayan. bahş edilmek 1.bağışlanmak. 2.verilmek. bahş etmek 1.bağışlamak. 2.vermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aşağıdaki maddeye

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Bağışlayış, ihsan, hediye. 2. Af, hoşgörme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بخشایش] bağışlama. 2.bağış, ihsan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back. bet. wager.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bet. to make / to lay a bet. go. lay down. take on a bet. wager.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bağışlayan, ihsan eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conferment. dotation. granting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A.). 1. Bir konuda konuşmak, söz söylemek. 2. Hakkında konuşmak: Bugün bize yaptığınız seyahatten bahsedin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. F. T.). İhsanda bulunmak. Mânevî bir huzur, rahatlık vermek: Bana bahşettiğiniz saadeti hayatımda tadmamıştım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mention. make mention of. talk about. speak of. refer. advert. chew over. cite. discourse. make noises. slip in. talk on. talk over. talk round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cite. mention. to talk about. to mention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mention. to discuss. to talk about. allude. cite. deal with. speak. touch. treat of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concede. grant. to give. to grant. to bestow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grant. to grant a right. send.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «bağşiş» den türemiş olmalıdır). Bahşiş, bağşiş, ihsan, hediye, hademeye ve iş adamlarına kararlaştırılmış ücretten fazla olarak verilen para: Hizmetçiye bahşiş vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gratuity. tip. baksheesh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baksheesh. gratuity. tip. drink money. fee. gratification. largesse. remuneration. reward. throw money. vail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بخشش] bağış. 2.bahşiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Parlaklık veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Hakkı yerine getiren, hak veren.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فائده بخش] yararlı, faydalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. ferah = sevinç, F. bahşîden = bağışlamak). Sevinç, gönül açıklığı veren. Ar. müferrih.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فرح بخش] ferahlık veren, iç açıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) (Arapça feyz = bereket, Farsça bahşîden = bağışlamak). Bereket, nimet ve bolluk veren: Feyz-bahş bir meslek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ فيض بخش] verimli, bereketli. 2.feyiz veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. halâvet = tatlılık, Fars. bahşîden = bağışlamak). Tatlılık veren, tatlılandıran, lezzetini artıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. hata = yanlış, kabahat, Fars. bahşîden = bağışlamak). Yanlış ve kabahatları affeden: Cenâb-ı Hak hatâ-bahştır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خطا بخش] hataları affeden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. hayat = dirilik, Fars. bahşîden = bağışlamak). Ömrü arttıran, pek ferah verici.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حيات بخش] hayat veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. hayret = şaşma, Fars. bahşîden = bağışlamak). Hayret veren, şaşırtan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حيرت بخش] hayret verici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. ibret, Fars. bahşîden = bağışlamak). İbret veren, ibreti gerektiren.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عبرت بخش] ibret verici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [استفاده بخش] yararlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. kâm = arzu, istek, Fars. bahşîden = bağışlamak). Herkesin isteğini yerine getiren, istekleri bahşeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Kanâat verici, inandırıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Bıkkınlık ve yorgunluk veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Titreten, titreme veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Sevinç veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Revan-bahşâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Can bağışlayan, taze hayat veren.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [رونق بخش] parlaklık veren, canlılık kazandıran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سعادت بخش] mutluluk veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. safi = rahat, Fars. bahştden = bağışlamak). Rahat ve huzur veren, rahatlandıran, eğlendiren.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صفابخش] gönüle rahatlık veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Lüzumsuz yere harcama, (İsraf daha çok kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yüksek mânevi derece. 2. İftihar, övünme: Bu, benim için bir şereftir. 3. Bir şahıs veya şeyin benzerlerinden seçilmesi, seçkinlik, imtiyaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yüksek mânevi derece. 2. İftihar, övünme: Bu, benim için bir şereftir. 3. Bir şahıs veya şeyin benzerlerinden seçilmesi, seçkinlik, imtiyaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honor. laurels. honour. dignity. glory. reputation. repute. flower. kudos. pride.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distinction. face. glory. honour. kudos. privilege.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crown. glory. good repute. honour. kudas. lustre luster. reputation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شرف] şeref. 2.üstünlük. 3.kıvanç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yücelik, ululuk, izzet, seçkinlik. İyi ahlak ve faziletler sonucu meydana gelen manevi yücelik. 2.İyi ün. İftihar edilecek şey.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Şeref-bahşâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Şeref-bahşâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. şeref, Fars. bahşiden = bağışlamak). Şeref veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. şeref, Fars. bahşîden = bağışlamak). Şeref veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. şeref, Fars. efzâyîden = artırmak). Şeref arttıran, şeref veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. şeref, Fars. efzâyîden = artırmak). Şeref arttıran, şeref veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). «Şeref-nümâ» makamının eski adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). »Şeref-nümâ» makamının eski adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. şeref, Fars. resânîden = yetiştirmek). Şeref yetiştiren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. şeref, Fars. resânîden = yetiştirmek). Şeref yetiştiren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. şeref, Fars. rîhten = dökmek). Şeref döken, şeref veren, şeref sunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. şeref, Fars. rîhten = dökmek). Şeref döken, şeref veren, şeref sunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. şeref; sâdır = sudûr eden, çıkan). Şerefle sudûr eden, çıkan («şeref-sânih» gibi padişah emirleri hakkında kullanılırdı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. şeref; sâdır = sudûr eden, çıkan). Şerefle sudûr eden, çıkan («şeref-sânih» gibi padişah emirleri hakkında kullanılırdı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. şeref; sudûr = sâdır olma). Şerefle sâdır olan, çıkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. şeref; sudûr = sâdır olma). Şerefle sâdır olan, çıkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. şeref; sunûh = akla gelmek). Şerefle akla gelen (padişah emirleri).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. şeref; sunûh = akla gelmek). Şerefle akla gelen (padişah emirleri).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. şeref; Fars. yâften = bulmak). Şeref ve itibar bulan ve kazanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. şeref; Fars. yâften = bulmak). Şeref ve itibar bulan ve kazanan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شرفبخش] şeref veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. şerefât). Minarenin ezan okunan yeri: Uç şerefeli minare.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. şerefât). Minarenin ezan okunan yeri: Uç şerefeli minare.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Büyük, yüce hükümdar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir yerin imarından dolayı bir mülke kazandırılan şeref ve itibara karşılık, sahibinden alınan para: Açılan cadde üzerinde bulunan yapılardan şerefiyye alınacaktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir yerin imarından dolayı bir mülke kazandırılan şeref ve itibara karşılık, sahibinden alınan para: Açılan cadde üzerinde bulunan yapılardan şerefiyye alınacaktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şeref ve itibar kazandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şeref ve itibar kazandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şeref ve itibar kazanmak, kıymet ve itibarı artmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şeref ve itibar kazanmak, kıymet ve itibarı artmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honorable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creditable. glorious. proud. honourable. honorable. esteemed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glorious. good. hono u rable. illustrious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Çok nazlı.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سرافراز] başı yüce. 2.başta gelen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

padişahın emriyle çıkmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şerefi olmıyan, namussuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şerefi olmıyan, namussuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dishonorable. dishonourable. dishonored. inglorious. undignified. dishonest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignoble. scurvy. shoddy. dishonourable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

/ adj. cad. ignoble. inglorious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dishonorableness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corruption blood. dishonesty. dishonour. ignominy. improbitu. mala fides.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

padişahın emriyle çıkmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şerefle gelmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şerefle gelmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şerefle çıkmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şerefle çıkmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şifa vermek, iyileştirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. şifi = İyileşme, Fars. bahşiden = vermek). İyilik veren, iyileştiren: Bu su hastalar için şifâbahştır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شفابخش] şifa verme, iyileştirme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şifa vermek, iyileştirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A ). Kolaylık veren, kolay kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Taç veren, hükümdar yapan. 2. mec. Büyük hükümdar, kudretli imparator.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F,, Ar. teselli, Fars. bahşîden = Bağışlamak). Teselli veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ümit veren, ümit ettiren, emel uyandıran: Bana ümîd-bahş birtakım sözler söyledi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [اميدبخش] ümit verici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [اميدبخشی] ümit verme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. A.). Zevk veren.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ذوق بخش] zevk veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by