Sia ne demek? | Sia anlamı nedir? | Sia

Sia anlamı nedir?

Sia ne demek?

Sia anlamı nedir?

Sia | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sia

Türkçe Sözlük

(i. A. «vüs’at» ten). 1. Genişlik, bolluk. 2. mec. Güc, tâkat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. müfredi, cem’i ve tesniyesi birdir). 1. Taraf, fırka. 2. Sünnî olmayan Müslümanlar’ın en büyük kısmı ki, ilk üç halîfeyi meşrû saymazlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شيعه] şiî.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). cücelik, bodurluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Tıb). renk körlüğü, akromatopsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ağrıya hassasiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. mitoloji). Olimpos tanrılarının yemeği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mit). Yunan tanrılarının ölümsüzlük veren yemekleri; çok lezzetli yiyecek veya içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb).. hafıza kaybı, unutkanlık, psik amnezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). anesthesia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). analjezi, ağrı duymazlığı. analgesic (i)., (s)., (tıb). ağrı kesen ilâç; (s). analjeziye ait, analjezi hâsıl eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). şehvet teskin edici (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Endülüs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kon).(san). bir kimsenin bir lakap veya unvanla teşhis edilmesi ;bir özel ismin benzer nitelikteki diğer şahıslar için genel olarak kullanılması. antonomastical (s). sıfatla tesmiye usulü ile yapılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). afazi, söz yitimi. auditory aphasia söz sağırlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). cinsel arzu uyandıran; (i). cinsel arzu uyandıran ilaç veya gıda maddesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fıb). bir uzvun tam gelişmemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). Artemisia familyasyndan bir tür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Asya. Asia Minor Anadolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Asyalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). Asyalı; (s). Asya kıtasına veya halkına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Asya kıtasının güneydoğusundaki büyüklü küçüklü adaların tümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). Avustralyada bulunan ve oradan Avrupaya getirilmiş olan san çiçekli bir cins çalı, banksiya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). etoburlarda köpekdişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., i Dekart veya onun kuramlarına ait; (i). kartezyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). 1084 tarihinde Fransa'da kurulmuş olan bir tarikata mensup keşiş veya rahibe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Çin tarçını.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kafkasya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(i). Kafkasyalılara özgü, Kafkasya'ya ait, Kafkas diliyle ilgili;(i). Kafkasyalı; Kafkas dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (psik). duygulanım; hal duygusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çerkezistan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). Çerkezce; Çerkez; (s). çerkezlerle veya çerkezce ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). cenesthesia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ihtilâflı, çekişmeli; münakaşa edilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DERS-İ AM) (I. A.). Camilerde umuma verilen din dersi ve bu dersi veren hoca.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(tıb.) hazımsızlık. dispepsi dyspeptic (i),(s). hazımsızlığı olan kimse; (s). hazımsızlığa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ si ae) (i). kilise; cemaat; eski Yunan şehir devletlerinde yasama meclisi. ecclesiarch (i). kilise başkanı, büyük papaz. ecclesias'tic (s)., (i). kiliseye veya kilise örgütüne ait, dini; (i). papaz, vaiz, rahip . ecclesias'ticism (i). kilise pre

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb.) Loğusa humması, havale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir eksen doğrultusunda ya da bir eksene göre oluşturulmuş kompozisyonları nitelemek için kullanılır. Örneğin, Rönesans resimleri eksensel bir düzen gösterir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cennete ait, cennet gibi. Elysian Fields cennet bahçeleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Cakarta.

Nüfus: 200.410.000.

Yüzölçümü: 1.913.443 km2.

Komşuları: Güneydoğu Asya, Hint Okyanusu’nda takım adalar.

Önemli Şehirleri: Surabaya, Bandung, Uyung Pandang, Malang.

Din: Müslüman %87.

Dil: Bahasa İndonezya, İngilizce.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Tarih: Önce Portekiz ardından da Hollanda sömürgesi olan Endonezya II. Dünya Savaşı’nda Japonya tarafından 1942’de işgal edildi. 1945 yılında Ahmet Sukarno’nun liderliğinde yürütülen Ulusçu hareket bağımsızlık ilan etmesine karşın, bu ilan kabulü ancak 1949’da olmuştur. İlk Cumhurbaşkanı olan Sukarno 1950 yılında federal yapıyı feshederek üniter bir cumhuriyet kurdu ve katı bir ulusçuluk politikası uyguladı. Ülke içinde yükselen ağır baskılar sonucu 1965 yılında Sukarno yetkilerini General Suharta’ya devretmiştir. Suharta 1993 yılında 6. Kez Cumhurbaşkanı seçildi. Suharta muhalefeti sınırladı ve ülkeyi Batı ile müttefik yaptı. Politik istikrar ve ülkenin zengin petrol kaynakları ülkeyi ekonomik bakımdan istikrarlı yaptı.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şevk, gayret, istek, heves; sanat aşkı; kuvvetli ilham. enthusiasy i. şevkli kimse, taşkın ve hararetli kimse; aşırı taraftar. enthusias'tic s. şevkli, hararetli, gayretli, hevesli. enthusias'tically z şevkle, gayretle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) devirli, senelik, senede bir olan veya meydana gelen, mevsime göre, etesian wind meltem, imbat .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) sindirim sisteminin iyi çalışması, iyi hazmetme. eupeptic (s.) kolay hazmettiren; kolay hazmedilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Avrasya. Eurasian (s.),(i.) Avrupa ile Asya'ya ait; (i.) bir Avrupalı ile bir Asyalının evlenmesinden doğan çocuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) rahat ölüm, ıstırapsız ölüm; özellikle ümitsiz durumda olan hastaların ıstıraplarını dindirmek için hayatlarına son verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). fantezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). frezya, bir tür süsen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Frizye'ye ait, Frizye'li; (i). kuzey Felemenk halkından biri; bu memleketin dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küpeçiçeği, (bot). Fuchsia hybrida.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Huşû ve tevazu ile, kendinden geçmişçesine.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kabul olunmuş dinsel inançlara aykırı düşüncelere önayak olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Almanya'nın Hesse eyaletine ait; (i). Hesse'li kimse; (tar). paralı asker; kaba kendir kumaş. Hessian boots on dokuzuncu yüzyllda ingiltere'de giyilen püsküllü uzun erkek çizmesi. Hessian fly buğday yiyen ufak ve zararlı bir sinek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., psik aşırıduyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Endonezya. Indonesian s., i. Endonezyalı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şaab» dan masdar). Şubelere ayrılma, dal, budak peyda etme, dallanma (teşa’ub daha çok kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ انشعاب] bölünme. 2.dallanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kakmacılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) aydınlar, münevverler sınıfı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. devinduyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Manisa'nın eski ismi. Magnesian s. Manisa sehrine veya ahalisine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. magnezyum oksit, manyezi. milk of magnesia manyezi sütü. magnesian s. manyeziye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Malezya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Maltüs kuramına ait; i. iktisadi durumu düzeltmek için nüfus artışının azaltılması zorunluluğu fikrini ileri süren TR Malthus'un kuram veya felsefesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. orta, vasat; zool. bedenin ortasına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Mesih, isa; kurtarıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Mesih'e ait, Mesihi; kendisini kurtarıcı sayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Mikronezya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Misya (Çanakkale bölgesinin eski ismi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Lefkoşe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tıb. paramnezi; psik. görmüşlük duygusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kelime oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iran'ın eski ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. iran'a ait, iranlı; i. iranlı, Acem; iran dili, Farsça, Farisi. Persian carpet iran halısı. Persian cat Ankara kedisi. Persian Gulf Basra körfezi, iran körfezi. Persian lamb iyi cins astragan kürk. Persian lilac mor leylâk, bot. Syringa persica

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Polinezya, Güney Pasifik'te bulunan adalar kümesi Polynesian s., i. bu adalara mahsus (dil veya sahıs) .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). Allah’ın inayeti,,ihsanı ve lutfu üzerine kurulmuş felsefe.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Prusya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Prusyalı, Prusya'ya ait; i. Prusyalı; Prusya dili. Prussian blue koyu lâcivert renk veya boya. Prussianize f. Prusyalılaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. asit prusik tuzu. prussic acid kim. asit prusik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. acıağaç, kavasya, bot. Quassia amara; ecza. bu ağaçtan yapılan acı bir ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Kabara. Kabara gibi yer yer konulan süs.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Rodezya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Rusya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Rus, Rusya'ya veya Rus diline ait; i. Rus; Rusça .Russian dressing turşulu ve baharatlı mayonez. Russian leather Rus meşini, sahtiyan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. salya akıtıcı ilâç veya madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. (çoğ. Siamese) Siyamlı; Siyam diline ait; i. Siyam halkı veya dili. Siamese cat Siyam kedisi. Siamese twins yapışık doğan ikizler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Alâmet, nişan, eser: İnsaniyet şiârı. 2. Senbol, alâmet-l farika, parola. 3. Sıfat terkiplerinde bir şeyi taşıma mânâsını ifade eder. Merhamet-şiâr = Merhametli. Şöhret-şiâr = Şöhret sahibi, meşhur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sign. mark. token. badge. emblem. distinguishing characteristic or trait. password. watchword. countersign. trademark. motto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شعار] slogan. 2.işaret.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

slogan haline getirmek, meslek edinmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سعایت] çekiştirme, dedikodu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Silezya; k.h. aslında Silezya'da dokunmuş pamuklu astarlık kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. şöhret = nâm, şiâr = iz). Şöhretli, meşhur, ünlü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شهرت شعار] ünlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., (eski) ziyafete ait; i. ziyafet; sofra başı sohbeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sofra veya ziyafette başkanlık eden kimse; ziyafette konuşma yapıp şerefe kadeh kaldıran kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. sinestezi, duyum ikiliği, bir duyguyu başka bir duygu ile karıştırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ) Dokuzuncu olarak, dokuzuncu derecede

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., psik. uzaktan hissedilen tesir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kafkasların güneyinde Azerbeycan, Gürcistan ve Ermenistan'ı içine alan bölge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Tunus ülkesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Vefalı.

Türkçe Sözlük by