Sib ne demek? | Sib anlamı nedir? | Sib

Sib anlamı nedir?

Sib ne demek?

Sib anlamı nedir?

Sib | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sib

Türkçe Sözlük

(i. F.). Elma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) İniş, aşağıya doğru meyil («neşîb» gibi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Tokluk, doyma. 2. (fizik) Suyun bir maddeyi eritebileceği miktarı hâvî olması («işbâ» gibi).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سيب] elma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bütün varlıkların takdir edilen hayatları boyunca yaptıkları bütün işlerin ayrıntılarıyla hesabını en iyi bilen Hasib’in kulu. - Hasib; Allahın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yanına girilebilir, içine girilebilir; kolay bulunur; kandırılabilir; alınır, bulunur accessibil'ity (i). yanına gitme imkânı, içine girilebilme imkanı, kolay bulunma imkânı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kabul olunabilir, kabule şayan. admissibil'ity (i) makul oluş, kabul olunabilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). anlaşılabilir, idrak olunabilir, fark olunabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Belâ, musibet, Afet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bol otlu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آسيب] felaket, bela, zarar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her türlü baskı ve korumadan mahrum. Başıboş bırakmak: Bir kimseyi veya işi kendi havasına bırakmak

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idle. vagabond. adrift. footloose. idled. rambling. roving. straggling. straggly. stray. strayed. vagrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adrift. aimless. drifter. footloose. loose. unattended. unchecked. untied. free. neglected. stray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free from restraint. untended.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Düzensiz. 2. Asker olmayan, sivil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irregular. lawless. bashibazouk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beş altınlık eski para, beşibiryerde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nasibsiz, behresiz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی نصيب] nasipsiz, kısmetsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aşınır, paslanır, çürür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iptali mümkün, lağvolunabilir, feshedilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). savunulabilir, müdafaa edilebilir , müdafaası kabil, hak verilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decibel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decibel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). taksimi mümkün, bölünebilir, ayrılabilir. divisibil'ity (i). bölünebilme, taksim edilebilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kesîb). Büyük çöllerde, rüzgârların biriktirdiği kum yığınları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. A.). Med ve cezir sebebiyle sahillere yığılan kum kümeleri.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. exhibitionnisme

ruh b. göstermecilik

Cinsel organlarını gösterme biçiminde görülen ruhsal sapıklık.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yayılıp büyümesi mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mümkün, yapılabilir, tatbik edilebilir; uygun, münasip, yakışık alır; ihtimal dahilînde, muhtemel, makul. feasibleness, feasibil,ity (i). uygulama imkanı, tatbik kabiliyeti. feasibility study ön hazırlık çalışması. feasibly (z). mümkün olacak surette

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s eritilebilir fusibil'ity erime kabiliyeti

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غصيب] gasp edici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «haseb» den smüş.J. Zâti değer ve kadri olan, şahsî meziyet sahibi: Hasîb ve nesîb adam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حسيب] değerli. 2.muhasebeci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Hayır sahibi, eliaçık, cömert. 2.Değerli, itibarlı, soyu temiz, muhterem, saygın, şahsi meziyet sahibi. 3.Muhasebeci, sayman.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Hasib).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hissiz, duygusuz; ağrı duymaz; ıstıraba maruz olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. müsaade edilemez, yasak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. inanılmaz, inanılması güç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. imkansız, yerine getirilmesi mümkün olmayan, yapılamaz; munasebetsiz, çekilmez, çirkin. impossibil'ity i imkansızlık. impos'sibly z. imkânsız bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yanına varılmaz, erişilemez, ulaşılamaz, yaklaşılamaz. inaccessibility i. erişilmezlik yaklaşma imkansızlığı. inaccessibly z. erişilemez bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kabul olunmaz, uygun görülmez. inadmissibility kabul olunmazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlaşılamaz, kavranmaz, akıl ermez. incom prehensibil'ity i. anlaşılmazlık. incom prehen'sibly z. anlaşılmaz surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sıkıştırılamaz, basınçla oylumu. kuçültülemez. incompressibil'ity i. sıkışmazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iptal edilemez, feshedilemez. indefeasibil'ity i. iptal edilemezlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. savunulamaz, savunmasız, müdafaasız; korumasız, muhafazasız. indefensibil'ity i. savunmasızlık. indefen'sibly z. savunulamaz şe kilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. taksim olunmaz, bölünmez; mat. kesirsiz, taksim edilemez. indivisibil'ity i. bölünmezlik. indivis'ibly z. bölünemeyecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tarif olunamaz, anlatılamaz, ifade edilemez. inexpressibly z. tarif edilemez surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eritilmez, birleştirilemez; karıştırılabilir, içine dökülebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hissetmez; hissiz, duygusuz; cansız, baygın; hissolunamaz, farkına varılamaz; yavaş; ilgisiz, aldırış etmeyen. insensibil'ity i. duygusuzluk, hissizlik, insafsızlık, merhametsizlik. insensibly z. duygusuzca, insafsızca, merhametsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Dökülme, Osm. munsab olma: Kızılırmak Karadeniz’e insibâb eder (munseb olmak tâbiri daha çok kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

dökülmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bastırılamaz, önlenemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) görülmez, görünmez, gözle seçilemez; çabuk kestirilemez; (ikt.) resmi hesaplarda gözükmeyen; (i.) görülmeyen şey veya kimse. invisible ink ancak kimyasal etki veya ısı tesiriyle görünen, aslında renksiz olan mürekkep. invisibil'ity, invis'ib

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) affolunamaz, müsamaha edilemez; zorunlu, mecburi, kaçınılmaz. irremissibleness (i.) affolunamazlık, zorunlu oluş. irremissibly (z.) zorunlu olarak, müsamaha edilemeyecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) söndürülemez, bastırılamaz, baskıya gelmez; zaptolunamaz; önüne geçilemez. irrepressibly (z.) söndürülemeyecek bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) mesuliyet duygusu olmayan, sorumsuz, güvenilemeyen. irresponsibil'ity (i.) sorumsuzluk, mesuliyetini düşünmeden hareket etme. irresponsibly (z.) sorumsuzca, mesuliyetine müdrik olmayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ters çevrilemez; değiştirilemez, geri alınamaz, kesin, kati. irreversibil'ity (i.) tersine çevrilememe, değiştirilemez oluş. irrevers'ibly (z.) değişrilemeyecek bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kisb» den if.) (mü. kâsibe). Kazanan, hayatını kazanmak için çalışan, iş sahibi, çalışkan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کاسب] kazanan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kesbeden, kazanan, kazanç sahibi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Kasib).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nasbi dan im.) (c. manâsıb). 1. Nasb ve tayin olunacak yer, büyük görev, makam, mevki. 2. Bir ırmağın denize veya bir çayın ırmağa döküldüğü yer, ağız, kavşak: Sakarya’nın, Menderes’in mansıbı; manâsıb-ı Ntl.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منصب] devlet memuriyetindeki makam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir mansıp ve görevde bulunan adam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [منصبدار] makam sahibi devlet memuru.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mekseb). Meksebler, kazançlar, (bk.) Mekseb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. mansıb). Mansıblar, makamlar, (bk.) Mansıb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مناصب] makamlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Saç ağarması, ihtiyarlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محاسب] muhasebeci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hisâb» dan if.). 1. Vaktiyle ihtisâb memuru, şehre gelip satılan mallardan vergi ala nmemur. 2. Abbâsîler zamanında şehrin belediye ve polis görevlerine bakan memur, şahne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kisb» den if.) (mü. müktesibe). Kazanan, iktisâb eden: Müktesib mal; müktesib ilim ve terbiye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nasb» dan if.) (mü. müntasıba). Direk gibi dikilmiş, Osm. nasbolunmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nisbet» ten if.) (mü. müntesibe) (c. mütesibîn). İntisâb etmiş, bağlılığı olan: Edebiyata müntesib ‘bir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «savâb» dan if.) (mü. musîbe). İsabet eden, yanılmayan, doğru hedefine veya maksadına varan: Re’y-i musîbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Görünmez belâ, felâket: Bu, benim için bir musibettir. 2. Pis, uğursuz: Ne musîbet karı; ne musibet mürekkep, her yere bulaştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pest. plague. scourge. calamity. disaster. nuisance. ill-omened.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calamity. disaster. plague. troublesome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مصيبت] bela. 2.şirret, uğursuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Musibet ve Afete uğramış, uğursuz: Babasının öldüğü gün onun için musibetll bir gün oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «aseb» den if.) (mü. mutaassıba) (c. mutaassıbîn). 1. Kendi tarafını tutmakta mübalağa eden, ifratla tarafdar olan. 2. Kendi din ve mezhebini, geleneklerini tutmakla beraber başka dinlere de düşmanlık gösteren ve hiçbir ilerleme kabûl etmeyen: Dindar, fakat mutaassıp olmamalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Taassupla, mutaassıpcasına: Mutaassıbâne bir hareket.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متعصب] taassup gösteren, aşırı tutucu, yobaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rüsûb» dan if.) (mü. müteressibe). Dibe çöken, durulan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منتسب] mensup, intisab etmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متعصب] taassup gösteren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متناسب] uygun, uyumlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Münasebetsiz, uygunsuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. nâsıbe) (c. nevâsıb). 1. Diken, nasb eden. 2. Nasb ve tayin eden, atayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Hisse, pay: Herkes kendi nasîbini alır. 2. Bir adamın eriştiği şey, Osm. behre: İlim ve terbiyeden nasîbi yoktur. 3. Alınyazısı, kısmet, kader: Herkesin nasîbi ne ise ondan ne eksik, ne fazla kazanabilir. 4. Müyesser: O kitabı ele geçirmek bana nasîb olamadı; nasîb olursa o kitabı alacağım.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نصيب] pay. 2.Tanrı’nın kula verdiği.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.i) (Erkek İsmi) - Pay hisse. Birinin elde ettiği şey. Allah’ın kısmet ettiği şey. - Türk dil kuralına göre “b/p” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Dikili taş. Yollara nişan için dikilen taş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «neseb» den smüş.) (mü. nesîbe). 1. Neseb sahibi, soylu, baba tarafından asil. 2. (edebiyat) Kasidelerde tasvir bölümü.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Soylu, soyu temiz baba.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nesib).

İsimler ve Anlamları by

Finansal Terim

(Net Balance Principle)

Hisse Senetleri Piyasası’nda gün içinde yapılan iki seansta gerçekleşen işlemlerin netleştirilmesidir. Üyelerin, hem aynı menkul kıymet üzerinde yaptıkları alım satımları ve hem de nakit olarak borç ve alacakları birbirine mahsup edilir. Üyeler, takasa kalan net tutar kadar borçlu veya alacaklı olurlar. Böylece her aracı kuruluş için gün sonunda ve tüm işlemleri üzerinden net nakit borç/alacak tutarı ile her menkul kıymet için ayrı ayrı net bir kıymet borcu/alacağı bulunur.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İniş, yukardan aşağıya inen yer, mâil («şev, şiv» buradan gelir).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. görünüşteki, görünen. ostensibly z. görünürde, görünüşte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hassas, duygulu, kolay müteessir olur. passibil'ity i. hassasiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. caiz, müsaade edilebilir, hoş görülebilir. permissibly z. hoş görülebilecek şekilde, müsaade edilir surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ikna edilmesi mümkün; kandırılır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aklın kabul edebileceği, havsalaya sığan; makul, görünüşte makul veya haklı olan; itimat uyandıran; olasılı. plausibil'ity i. makul olma; olasılık. plausibly z. akla sığacak şekilde, makul olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imkan, olanak; gerçekleşmesi mümkün olan olay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. mümkün, imkân dahilinde, muhtemel, kabil, akla sığar; i. mümkün olan şey, imkân. possibly z. belki, ihtimal, mümkündür ki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. affı mümkün, affolunur. remissibility i. af imkânı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tekdire layık, takbih edilir. reprehensibly z. tekdir edercesine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mesuliyet, sorum, sorumluluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mesul, sorumlu; sağduyulu; itimada layık; borcunu ödeyebilecek durumda olan; mesuliyetli. They are responsible to me for the results So nuçlardan onlar bana karşı mesuldür. responsibly z. itimada layık olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tersine çevrilebilir. reversibil'ity, reversibleness i. tersine çevrilebilme. reversibly z. tersine çevrilerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gülme tabiatı olan; gülme eğiliminde olan; güldürücü, gülmeye ait; risibil'ity i. gülme temayülü, risibly z.güldürecek surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ساقين شبه منحرف] yamuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hassasiyet, duyarlık, seziş inceligi; çoğ. aşırı hassasiyet; anlayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. makul, akla uygun; hissedilir, sezilir, farkına varılır; hisseden; hassas, duygulu, etkilenebilir, ince sezişli; anlayıslı, akıllı. sensibleness i. makul oluş . sensibly z .makul bir şekilde, hissedilir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «sebk»ten). 1. Bir şeyin geçmişi, üst tarafı. 2. Kayıt, bağ, ilgi. Sıbâk ve sıyik = İbârenln gelişi, sözün alt ve üstü ile uygunluğu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Buğday başağı. 2.Henüz yere düşmemiş yağmur damlası. 3.Eski Türklerdeki bir tanrıça.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Sibirya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cybernétique

güdüm bilimi

Canlılarda ve makinelerde kontrol, iletişim ve işleyişi inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. İçine kumaş vs. batırılan boya. 2. Hıristiyanların vaftizi. 3. Din, mezhep. 4. ispirto ve lokmanruhu içinde eritilmiş renkli maddeler, Fr. teinture.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yaratıcı gücü, kuvveti olan Allah’ın kulu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. eşbâh). 1. Benzeyiş, benzeme. 2. Benzeyen şey, misal, benzer: Bunun Alemde şibhi yoktur. 3. (coğrafya) Şibh-cezire = Yarımada.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شبه] benzeme. 2.benzer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شبه جزیره] yarımada.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Madene benzer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yamuk (y. k.). _

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شبه منحرف] yamuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ıslıklı, ıslık gibi ses çıkaran; i. ıslığa benzer ses veren harf (s., z., ş., j. gibi). sibilation i. ıslık sesi: ıslık çalar gibi söyleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kardeş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. esbât). Torun.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سبط] torun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), iki torun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Peygamberimlz’in iki torunu, Hz. Hasan ile Hz. Hüseyn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sabi). Çocuklar. (bk.) Sabî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صبيان] çocuklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski zamanda kadın kâhin, falcı kadın. sibylline s. kahineye ait; kehanet veya fala ait: saklı, gizli. Sibylline Books eski Roma tarihinde meşhur olan kehanet kitapları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سياق و سباق] sözün gelişi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duygusal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kesb» den). Kazandırma, Osm. kesbettirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Münasip, uygun görme, Ar. tasvîb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تنسيب] uygun görme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uygun görülmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uygun görmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) gerilebilir. tensibil'ity (i.) gerilme kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ترسيب] tortulandırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Sibirya'yı kateden demiryolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geçirilmesi mümkün. transmissibil'ity i. geçirme imkânı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. görülür, görünür; açık, belli. visibil'ity i. görünebilme; görme imkânı, görünürlük, görüş. visibly z. görünebilir halde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İyi tanınan, saygın kimse.

İsimler ve Anlamları by