Side ne demek? | Side anlamı nedir? | Side

Side anlamı nedir?

Side ne demek?

Side anlamı nedir?

Side | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: side

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. yan; taraf; kenar; cihet; etek (dağ); taraftarlar, fırka; den. kenar, yan, yan taraf; ing., (argo). yüksekten atıp tutma; bilardoda bilyeye vurmak suretiyle hasıl olan dönerek gitme kuvveti; s. yan, yanda veya yandan olan; ikincil, ikinci derec

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., gen. with ile taraf tutmak, desteklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Parlak, ışıklı, güneş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Asıl nişasta, yağ ve şekerle yapılan ve asîde helvası denilen bir nevi tatlı ismi olup, bizce Araplar’ın bazine dedikleri ve pirinç unu ile bamya ve etten yapılan yemeğe denirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ortasına etli bamya dökülmüş pirinç veya arpa unu hamurundan ibaret Arap yemeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

On, or to, one side; out of a straight line, course, or direction; at a little distance from the rest; out of the way; apart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Out of one's thoughts; off; away; as, to put aside gloomy thoughts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

So as to be heard by others; privately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Something spoken aside; as, a remark made by a stageplayer which the other players are not supposed to hear. a line spoken by an actor to the audience but not intended for others on the stage in reserve; not for immediate use; 'started setting aside money

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a line spoken by an actor to the audience but not intended for others on the stage. a message that departs from the main subject. on or to one side; 'step aside'; 'stood aside to let him pass'; 'threw the book aside'; 'put her sewing aside when he entered

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In drama, a speech directed to the audience that supposedly is not audible to the other characters onstage at the time When Hamlet first appears onstage, for example, his aside 'A little more than kin, and less than kind!' gives the audience a strong sens

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In drama, a few words or a short passage spoken by one character to the audience It is a theatrical convention that the aside is not audible to other characters on stage Compare with soliloquy, below.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A short speech made to the audience not heard by other characters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

When the character breaks away from the situation to talk to the audience without being heard by the other characters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). bir yana, bir tarafa, bir kenara, ayrı, kendi kendine. aside from ABD -den başka. call aside bir tarafa çağırmak. draw aside bir tarafa almak, bir tarafa çekmek. Iay aside bir tarafa koymak, saklamak. stand aside bir yana çekilmek. turn aside

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir oyuncunun sahnede kendi kendine söyledii sözler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arka taraf; insan veya hayvan kıçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). yatak başucu, hastaya bakan kimsenin veri; (s). yatak başucunda olan. bedside manner doktorun hastaya karşı tutumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(edat) yanyana, yanında; -e nazaran; üstelik, -den başka, dışında. beside oneself kendinden geçmiş çılgınş beside the mark söz dışı; munasebeti olmayanş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., (edat). bundan başka, ayrıca, yanı sıra; üstelik: (edat) -den gayri, -den hariç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. borda; borda ateşi: geniş taraf: kötü muamele: eskiden halka dağıtılan bir yanı basılmış el ilanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. sideburns.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Öpülmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tatmış, tadılmış olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). düşünmek; göz önünde tutmak; üzerinde düşünmek; mütalaa etmek, dikkate almak; saymak, hürmet etmek; merhamet etmek ; farz etmek. all things considered enine boyuna düşünülürse. not worth considering kale alınmaz, lafını etmeye değmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). önemli, hatırı sayılır ; büyük, hayli, fazla, (i)., ABD, (k).dili fazla miktar. considerably (z). epeyce, oldukça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). düşünceli, saygılı, hürmetkar; nazik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). saygı, düşünce; gözönüne alma; karşılık, bedel; önem, ehemmiyet; itibar, saygınlık; (huk). borsada verilen pey akçesi. for a consideration para mukabilinde. in consideration of sebebiyle, itibariyle, hasebiyle; karşılığında. take into considerati

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

edat hasebiyle, göre, nazaran, göz önünde tutulursa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kır, kırlık; sayfiye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kafadar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). arzulamak, istemek, özlemek; eksikliğini duymak, yokluğunu hissetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). istek belirten, arzu ifade eden; (i). dilek, istek; (gram). istek belirten fiil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Lat). (çog -ata) aranılan vasıf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fikir ayrılığı, ihtilâf, karşı koyma, muhalefet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). muhalif, karşı koyan (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hazâna erişmiş, solup sararmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). ihtiyarlığa ermiş, kocamış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yamaç, dağ eteği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ufak, az; itibara lâyık olmayan, önemsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düşüncesiz, saygısız; aceleye gelmiş, tedbirsiz. inconsiderately z. düşüncesizce inconsiderateness i düşüncesizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., (edat) içeride, içeriye; (edat) içerisine, içerisinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. iç, iç taraf, dahil; iç yüz; s. iç, içteki, dahili. inside in formation içeriden sızan haberler. have the inside track yarış alanının en iç ve dolayısıyle en kısa kısmına yakın olmak; daha elverişli mevkide olmak. inside out ters yüz. insider i

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çok kuvvetli adam, yiğit kimse; (çoğ.), (b.h.) Cromwell'in süvari askerleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kasâid). On beş beyitten aşağı olmamak üzere bir kafiye üzerine ve ekseriya büyükleri övmek için söylenilen şiir ki, Araplar’dan Iran şiirine ve oradan klasik Türk şiirine geçmiştir: Kasîde söylemek. Farsça’da en iyi kasîde söyleyen Enverî ve bizde Nef’İ’dir. Kasîde-perdâz, kasîde-serâ, kasîde-gû = Kasîde söyleyen (şair) veya bu şiiri musiki ile okuyan (hânende).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encomium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eulogy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encomium. eulogy. ode. panegyric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قصيده] kaside.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (edebiyat). Kasîde söyleyen, kasîde yazan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (edebiyat). Kasîde söyleyecilik, kasîde yazıcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (edebiyat). Kasîde okuyan, kasîde şeklinde yazılmış bir şiiri musiki ile okuyan ses san’atkârı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (c. kasîdeperdâzân) (edebiyat). Kasîde yazan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. c.) (m. kasîde-perdâz). Kasîde yazanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F). Kasîde yazıcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (c. kasîdeserâyân). Kasîde söyleyen, kasîde yazan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. c.) (m. kasîde-serâ). Kaside söyleyenler, kaside yazanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kasîde yazmakla tanınmış şair.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [قصيده سرا] kaside şairi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çekilmiş, dizilmiş, geçirilmiş. Keşide-i »ilk-i tahrir = Yazılmış. Keşide etmek = 1. (telgraf) Çekmek: Bir telgraf keşide etmiş; filân tarafından keşide olunan telgraf. 2. (ziyâfet) Vermek: Mükemmel bir ziyâfet keşide etti; filân zâta hürmeten keşide kılınan ziyâfet. 3. Kelimeler arasında kullanılan küçük çizgi (buna yerine göre «fâsıla» ve «râbıta» demek daha doğrudur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir tarafa meyilli; orantısız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mürşid).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Yetişmemiş, ermemişi olgunluk bulmamış. 2. Henüz bülûğa ermemiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Yonulmamış. 2. mec. Terbiye görmemiş, ham, kaba.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Naşid).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. neşâid). Şiir, şarkı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نشيده] şiir. 2.besteli ve güfteli eser.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Manzum şiir. Atasözü derecesinde kullanılan meşhur beyit veya mısra.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yeni yetişmiş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ay veya gezegenin güneş ışığında olmayan tarafı; herhangi bir şeyin karanlıkta olan yanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) görevli bulunduğu yerde oturmayan (kimse).; memleketi dışında yaşayan (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., spor ofsayt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. oxydé

paslanmış, paslandırılmış

“Paslandırmak” anlamındaki okside etmek, “paslanmak” anlamındaki okside olmak birleşik fiillerinde geçer.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek taraflı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., z., edat dış taraf; dış görünüş; s. dış; azami, en fazla;z. dışarıda,dışarıya; edat dışında. at the outside k.dili azami, olsa olsa. outside of A.B.D., k.dili -dan başka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir grubun dışında olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başkanlık etmek; nezaret etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başkanlık, reislik; başkanlık süresi; b.h. eskiden Hindistan'da en büyük üç eyaletten biri (Madras, Bombay ve Bengal).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başkan; baş, reis; şef, amir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. başkanlığa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Örtü, perde: Kâbe-i Şerîfe’nin pûşîdesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پوشيده] örtülü. 2.gizli. 3.kapalı. 4.örtü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Raşid).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) tekrar tetkik etmek, hakkında tekrar düşünmek; kabul edilmiş bir meseleyi yeniden reye koymak. reconsideration (i.) tekrar tetkik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Yetişmiş, erişmiş, olgunlaşmış. Nev-restde = Yeni yetişmiş. Nl-reslde = Yetişmemiş, ermemiş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. oturmak, ikamet etmek, sakin olmak, mukim olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yetişmiş, olgunlaşmış, ermiş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Reşid).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oturma, ikamet; ev, mesken, hane, ikametgâh; yer; ikamet müddeti. declaration of residence ikamet beyannamesi. residence permit ikamet tezkeresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir sömürgede veya himaye altında bulunan bir memlekette hami devlet mümessilinin ikametgâhı; doktorluk ihtisas devresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. oturan, sakin, mukim; yerleşmiş; aslında bulunan; gelip geçici olmayan (kuş); i. bir yerde oturan kimse, yerli; bir sömürgede veya himaye altında bulunan bir memlekette hami devlet mümessili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ikamete yarar, içinde oturulur, ikamete mahsus. residential quarter bir şehirde ikametgahların çok olduğu semt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. oturan, mukim (kimse), sakin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ringe veya sirk sahnesine yakın (yer).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yol kenarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. sahil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büfe, kontrbüfe (yemek odasında).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., A.B.D. favori (saçlarda).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. motosikletin yolcu taşıyacak yeri, sepet; bir çeşit kokteyl.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şiddet). Şiddetler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cepheli, taraflı, çevrili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo). arkadaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meseleyi dolaylı olarak aydınlatan şey; den. borda feneri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. asıl mesleğinden ayrı meşguliyet sahası; tali hat; sporda kenar çizgisi; sorumlu olmayan bir kimsenin görüşü; f. oyun dışı edilmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. yana yatmış, eğri; z. yana yatmış şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yan, yandan; s. meyilli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yıldızlara ait; yıldızların hareketlerine göre hesaplanmış (gün). sidereal clock yıldızların hareketine göre işleyen saat. sidereal day bir yıldızın meridyen dairesinden ayrılıp tekrar varması arasındaki müddet. sidereal time yıldızların hareketle

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Tabiî demir karbonatı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., min. siderit. (önek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

demir, çelik; yıldız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. içinde demir bulunan göktaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadınlara mahsus ve yan binilen eyer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ped, -ping) i. yan kaymak; hav. yan inişi yapmak; i. yana kayma; yan iniş; ağaç filizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Anglikan kilisesinde mütevelli muavini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. candan, içten; kahkaha yaratan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kenara çekilmek; yan çizmek, sorumluluktan kaçınmak; bertaraf etmek; uzatmak, sallantıda bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yan tarafa indirilen şiddetli darbe; f. yandan çarpmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yan hat; f. yan hatta geçirmek; bir kimsenin işini veya planını geriye bıraktırmak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaya kaldırımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. yana doğru olan; z. yandan; yana doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uçağın yan tarafından esen hava cereyanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. yan; z. yandan, yan taraftan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yandan çarklı vapur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Siteme uğramış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sürtünme sonucu meydana gelen çizilmiş parlak taş yüzeyleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. yüzü gülmeyen kimse, fazla ağır başlı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. ABD'de olan; z. ABD'de veya ona doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Benzersiz bir Sony teknolojisi olan görüntü sabitleme özelliği, Handycam® video kameralar, Cyber-shot dijital fotoğraf makineleri ve Dijital SLR fotoğraf makinesi serisinde mevcuttur. Titreme algılama yöntemi (jiroskopik sensörler) ve sunduğu fayda (daha az bulanıklık) bu ürünlerin tümünde aynı olsa da teknoloji her birinde farklı işlev gösterir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sakinleşmek, yatışmak; çökelmek; inmek; dibe çökmek, çökmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yatışma; çökme, çökelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den., gen. çoğ. geminin su hattından yukan olan dış yanı, borda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Traş olmuş. 2. Yontulmuş, üstü düzeltilmiş. Nâ-trâşîde = Yontulmamış, terbiyesiz, kaba.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki taraflı, iki yanlı; ikiyüzlü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alt taraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üst taraf .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z .tepetaklak olmuş; altüst; z. tepetaklak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. savaş sonunda başka bir antlaşma olmadığı tak dirde işgal edilen toprakların elde tutulmasını öngören prensip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. sahil, kıyı, yalı; s. sahilde yaşayan; su kenarında biten; sahile özgü; sahilde çalışan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. yol kenarı; s. yol kenarındaki. go by the wayside daha önemli bir şeyden dolayı rafa kaldırılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by