şifa-bahş ne demek? | şifa-bahş anlamı nedir? | şifa-bahş

şifa-bahş anlamı nedir?

şifa-bahş ne demek?

şifa-bahş anlamı nedir?

şifa-bahş | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sifa bahs

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. şifi = İyileşme, Fars. bahşiden = vermek). İyilik veren, iyileştiren: Bu su hastalar için şifâbahştır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آفيت بخش] afiyet verici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). ilgi uyandıran.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [علاقه بخش] ilgilendiren, ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Arâm verici, dinlendirici, dinlendiren.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آرام بخش] dinlendiren, huzur veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عطا بخش] bahşiş veren, ihsanda bulunan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) 1. Bağışlama, hibe, ihsan: Bunu bana falan bahşeyledi. 2. Af: Bu kabahati bana bahşediniz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بحث] konu. 2.tartışma. Bahs edilmek ele alınmak, söz edilmek. Bahs etmek ele almak, söz etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بخش] bağışlayan. bahş edilmek 1.bağışlanmak. 2.verilmek. bahş etmek 1.bağışlamak. 2.vermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aşağıdaki maddeye

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Bağışlayış, ihsan, hediye. 2. Af, hoşgörme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بخشایش] bağışlama. 2.bağış, ihsan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back. bet. wager.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bet. to make / to lay a bet. go. lay down. take on a bet. wager.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bağışlayan, ihsan eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conferment. dotation. granting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A.). 1. Bir konuda konuşmak, söz söylemek. 2. Hakkında konuşmak: Bugün bize yaptığınız seyahatten bahsedin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. F. T.). İhsanda bulunmak. Mânevî bir huzur, rahatlık vermek: Bana bahşettiğiniz saadeti hayatımda tadmamıştım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mention. make mention of. talk about. speak of. refer. advert. chew over. cite. discourse. make noises. slip in. talk on. talk over. talk round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cite. mention. to talk about. to mention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mention. to discuss. to talk about. allude. cite. deal with. speak. touch. treat of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concede. grant. to give. to grant. to bestow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grant. to grant a right. send.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «bağşiş» den türemiş olmalıdır). Bahşiş, bağşiş, ihsan, hediye, hademeye ve iş adamlarına kararlaştırılmış ücretten fazla olarak verilen para: Hizmetçiye bahşiş vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gratuity. tip. baksheesh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baksheesh. gratuity. tip. drink money. fee. gratification. largesse. remuneration. reward. throw money. vail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بخشش] bağış. 2.bahşiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Parlaklık veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Hakkı yerine getiren, hak veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şifâ yurdu, sağlık yurdu. mec. Tımarhâne.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فائده بخش] yararlı, faydalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. ferah = sevinç, F. bahşîden = bağışlamak). Sevinç, gönül açıklığı veren. Ar. müferrih.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فرح بخش] ferahlık veren, iç açıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) (Arapça feyz = bereket, Farsça bahşîden = bağışlamak). Bereket, nimet ve bolluk veren: Feyz-bahş bir meslek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ فيض بخش] verimli, bereketli. 2.feyiz veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. halâvet = tatlılık, Fars. bahşîden = bağışlamak). Tatlılık veren, tatlılandıran, lezzetini artıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hasâfetli, aklı başında bir adama yakışacak surette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. hata = yanlış, kabahat, Fars. bahşîden = bağışlamak). Yanlış ve kabahatları affeden: Cenâb-ı Hak hatâ-bahştır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خطا بخش] hataları affeden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. hayat = dirilik, Fars. bahşîden = bağışlamak). Ömrü arttıran, pek ferah verici.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حيات بخش] hayat veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. hayret = şaşma, Fars. bahşîden = bağışlamak). Hayret veren, şaşırtan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حيرت بخش] hayret verici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. ibret, Fars. bahşîden = bağışlamak). İbret veren, ibreti gerektiren.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عبرت بخش] ibret verici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [استفاده بخش] yararlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. kâm = arzu, istek, Fars. bahşîden = bağışlamak). Herkesin isteğini yerine getiren, istekleri bahşeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Kanâat verici, inandırıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Bıkkınlık ve yorgunluk veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Titreten, titreme veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. insaf ve doğrulukla: Pek munsıfâne hareket ediyor. 2. Pek ileriye varmayarak: Biraz munsıfâne vuruyor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [متأسفانه] üzgün, esefli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [متفلسفانه] bir filozof gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Sevinç veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Revan-bahşâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Can bağışlayan, taze hayat veren.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [رونق بخش] parlaklık veren, canlılık kazandıran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سعادت بخش] mutluluk veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

işe yaramak, rahatlatmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. safi = rahat, Fars. bahştden = bağışlamak). Rahat ve huzur veren, rahatlandıran, eğlendiren.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صفابخش] gönüle rahatlık veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Şeref-bahşâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Şeref-bahşâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. şeref, Fars. bahşiden = bağışlamak). Şeref veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. şeref, Fars. bahşîden = bağışlamak). Şeref veren.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شرفبخش] şeref veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hastalıktan kurtulma, iyi olma, Afiyet kazanma. Şifa bulmak = Hastalıktan iyi olmak, arılmak. Allah şifilar versin = Hastalara edilen dua. Şifi olsun = Bir şey ve bilhassa bir iliç veya yiyenlere edilen dua. Dirü’ş-şifi = 1. Hastahane. 2. Tımarhane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cure. healing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recovery of one's health. cure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شفاء] şifa,iyileşme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - İyi olma, kurtulma.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şifa vermek, iyileştirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

iyileşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. şifi = İyileşme, Fars. bahşiden = vermek). İyilik veren, iyileştiren: Bu su hastalar için şifâbahştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Hastahene. 2. Tımarhane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. şifâ = iyileşme, Fars. pezîreften = kabûl etmek). İyilik kabûl eder, iyileşebilir, geçebilir, tedavisi kabil, zıddı: şlfâ-ni-pezîr: Osm. gayr-i kaabili şifa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Ar. şifâ = iyileşme; Fars. resânîden = yetiştirmek). İyi eden, şifâ veren, Ar. Şâfî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Ar. şifâ = iyileşme; sâhten = yapmak), iyi eden. Ar. şâfî: Hiç bir ilâç bana şifâ-sâz olamadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Şifâ bulma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شفابخش] şifa verme, iyileştirme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şifa vermek, iyileştirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şefe). Şefeler, dudaklar, (bk.) Şefe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شفاخانه] hastane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ağızdan, yazı ile olmayarak, söylemekle: Kendisine emrinizi şifahen söyledim. Zıddı: Tahriren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

viva voce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verbally. orally. viva voce. by word of mouth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شفاها] sözlü olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i A.) (mü. şifihiyye). Ağızdan olan, zıddı: tahrirî: Şifâhî emir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شفاهی] sözlü olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şifihî olan, ağızdan alınan sözlü ifadeler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شفاکار] şifa veren, iyileştiren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سفال] çanak çömlek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çanak, çömlek ve çini gibi topraktan yapılmış şey. Sifâl-pâre = Çanak, çömlek parçası.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سفالين] topraktan yapılmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شفاناپذیر] iyileşmez, onulmaz, şifa bulmaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شفارسان] şifa veren, iyileştiren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vasf» tan) (c. sıfât). 1. Bir kişi veya bir şeyin hâli: Fazilet insana yakışır sıfatların en iyisidir. 2. İnsanın bir iş ve harekette bulunmaya salâhiyet kazanmak için takındığı hâl veya unvan. 3. Şekil, çehre, beniz, dış görünüş: Onun ne adam olduğu sıfatından bellidir. 4. (gramer) Kendi kendine var olmayıp bir kişi veya şeye Arız olan bir durumu gösteren kelime: Ak, kara, büyük, küçük, ağır, hafif, Alim, câhil kelimeleri sıfattır (sıfatlanan isme «mevsûf» denir). Sıfat-ı resmiyye = Bir adamın devlet ve hükümetçe taşıdığı görev ve mevki; Onun bir resmî .sıfatı var mıdır?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjective. adjectival. adjective. determinant. epithet. title. attribute. attribution. attributive. capacity. character.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjective. capacity. epithet. role. quality. attribute. appearance. aspect. character.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjective. attribute. capacity. role. position. quality. title. honorific. nickname. attribution. designation. person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صفت] özellik, vasıf.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صفات] özellikler, vasıflar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. gramer). Partisip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

qualifying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to qualify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شفایاب] şifa bulan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şifa bulmak, iyileşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A ). Kolaylık veren, kolay kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Taç veren, hükümdar yapan. 2. mec. Büyük hükümdar, kudretli imparator.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F,, Ar. teselli, Fars. bahşîden = Bağışlamak). Teselli veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ümit veren, ümit ettiren, emel uyandıran: Bana ümîd-bahş birtakım sözler söyledi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [اميدبخش] ümit verici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [اميدبخشی] ümit verme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. A.). Zevk veren.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ذوق بخش] zevk veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by