Sıg ne demek? | Sıg anlamı nedir? | Sıg

Sıg anlamı nedir?

Sıg ne demek?

Sıg anlamı nedir?

Sıg | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sig

Türkçe Sözlük

(i.). Çok derin olmayan: Çayın sığ yeri; denizin sığ sahili; sular sığdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shallow. shoaly. fordable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shallow. sandbank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shallow. shoal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. signature, signor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). atamak, tayin etmek; aylrmak , tahsis etmek; kararlaştırmak; atfetmek , hamletmek; (huk). devretmek assignable (s). tayini mümkun, tahsisi mümkün; feragat edilmesi mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). randevu, gizli aşk randevusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). kendisine mal, hak ve yetki devredilen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atama, tayin etme; tayin edilen şey; (huk). feragat etme, feragat senedi, havale senedi; davanın görulmesi için gün tayin edilmesi; müflisin malınl bir vekile emaneten teslim ve havale; temlik; okul ödevi, evde hazırlanacak ders assignment

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İkiçeneklilerden bir bitki familyası örneği atkestane‘ si ağacıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kabul oyu. olumlu oy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moonlight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moon beam. moon light. moon. moonbeam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بدسگال] kötü düşünceli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bombardıman vizoru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teaspoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tea spoon. teaspoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(convolvulus sepium): Uzun ömürlü, 1-5 metre boyunda sarılıcı bir süs bitkisidir. Haziran - eylül aylarında çiçek açar. Kökü, oldukça uzundur. Yaprakları gövde üzerinde sarılmış vaziyettedir. Hekimlikte kök ve yaprakları kullanılır. 30 kadar türü vardır. Kullanıldığı yerler: Kabızlığı giderir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). göndermek, tahsis etmek, vermek, teslim etmek, tevdi etmek, emanet etmek. consignee (i). kendisine mal gönderilen kimse. consignment (i). mal gönderme, sevkiyat; gönderilen mal. on consignment konsiye olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soup spoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

table spoon. soup spoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). birlikte imzalayan; (i) . müşterek imza atanlardan biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). müşterek imza atan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ask). parola.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tasdik için ikinci olarak imza etmek. countersignature (i). ikinci imza, tasdik imzası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). plan, taslak, proje; gaye, amaç, maksat, hedef; fikir; entrika, desise; (güz). (san). resim taslağı, kompozisyon, model, motif. have designs on someone veya something birisinde veya bir şeyde gözü olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). zihninde kurmak niyet etmek, kastetmek; resmetmek, çizmek; plan yapmak, proje yapmak, tertip etmek, icat etmek; yaratmak. designedly (z). kasten, mahsus. de signeri tertip eden kimse, icat eden kimse,plan kuran kimse; modacı. designing (i)., (s).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). göstermek, işaret etmek, belirtmek, tasrih etmek; isimlendirmek, ad vermek, demek; to veya for ile tayin etmek; seçmek, uygulamak, tatbik etmek, düzenlemek, tertip etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (gen nitelendirdiğiisimden sonra) atanmış, tayin edilmiş veya seçilmiş (fakat henüz memuriyete başlamamış).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atama, tayin, tahsis; atanma, tayin edilme, seçilme; isim, ünvan, lakap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. designer

tasarımcı

Tasarım yapan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Gramın onda birine eşit ağırlık birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decigram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decigram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wall creeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(ivy): Sarmaşıkgiller familyasından; uzun ömürlü, 50 metre kadar boyunda, her zaman yapraklı, tırmanıcı bir bitkidir. Yaprakları tüysüz ve serttir. Üst yüzeyleri koyu, alt yüzeyleri ise açık yeşil renktedir. Meyvesi, siyahımsı mor renktedir. İçeriğinde “hederin” vardır. Zehirlidir. Ev ilaçlarında kullanılmamalıdır. Kullanıldığı yerler: Kabızlığı giderir. Kusturur ve aybaşı kanı söktürür. Haricen kullanılacak olursa, yaraları tedavi eder.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uzağı görebilen, eagleyed nüfuz edici bakışları olan. keskin gözlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mantrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bayrak sancak, bandıra, alem; alâmet, nisan. ensign bearer alemdar, bayraktar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. asteğmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). görme yeteneği, görme duyusu; görüş mesafesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uzağı iyi gören; (tıb).hipermetrop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personal accident insurance. auto bodily injury insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ihtiyat, tedbir, önceden görme, basiret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

random. cursory. haphazard. hit-or-miss. casual. desultory. excursive. go-as-you-please. helter-skelter. hit-and-miss. indiscriminate. promiscuous. scratch. scratchy. by chance. at random. at haphazard. haphazard. hit or miss. by fits and starts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cursory. haphazard. indiscriminate. random. by chance. at random. casually. casual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haphazard. desultory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daylight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daylight. light.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daylight. day light.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Güneş ışığına maruz kaldığında kararan gözlük camları ilk olarak 1960’ların sonlarında geliştirildi, yaygın olarak kullanılmaya başlanılması ise 1990’lı yıllarda oldu.

Bu tip gözlük camları fotokromik veya fotokromatik adı verilen ve yüzde 0,01 ile 0,1 arasında gümüş kristalleri ihtiva eden özel camlardan yapılırlar. Kristaller normalde şeffaf olup son derecede küçüktürler ve gözlük camına bakıldığında fark edilmezler. Gözlük camlarına bol miktarda ultraviyole ışın ihtiva eden güneş ışığı geldiği zaman kristallerdeki gümüş iyonları etkilenerek gümüş atomlarına dönüşür ve camın içinde küçük gümüş parçacıklar oluşturmaya başlarlar. Bu siyah-beyaz fotoğrafçılıktaki partiküllerin oluşumuna benzer ve tamamen kimyasal bir reaksiyondur.

Bu gümüş parçacıkları sivri uçlu ve o kadar düzensiz şekillerdedirler ki gelen ışığı olduğu gibi absorbe ederler, hiçbir rengi yansıtmazlar ve dolayısıyla kararırlar.

Gözlük tekrar loş bir ortama götürüldüğünde, gümüş atomları tekrar birleşerek gümüş kristalleri haline dönüşürler ve gözlük camının rengi normale döner. Her iki yöndeki kimyasal reaksiyonlar da çok hızlı cereyan ederler. Eğer fotokromatik camlar tekrar eski haline dönmezlerse fırında kısa süre ile (çerçeveyi eritmeyecek kadar) ısıtılmaları önerilir.

Başlarda gözlük camının tümü fotokromatik olarak yapılıyordu. Tabii kararma olayı da camın kalın olduğu kısımlarda daha koyu, ince kısımlarda daha açık oluyordu. Sonraları merceklerin üzerleri milimetrenin binde beşi kalınlığında kaplanmaya başlandı.

Günümüzde ise merceğin milimetrenin binde 150’si kalınlığındaki kısmı bir banyoya daldırılarak fotokromatik tabaka kimyasal reaksiyon yolu ile merceğin bünyesine işleniyor.

Fotokromatik camlar gördüğümüz ışığa değil ultraviyole ışınlarına hassastırlar ve reaksiyona girerler. Dolayısıyla ultraviyole ışınlarını geçirmeyen camların arkasında, arabaların içinde, ortam çok ışıklı da olsa kararmazlar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir şeyin nitelik veya önemini sonradan anlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

old age insurance. social security.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. Bu alemle utkulu olacaksın (Büyük Kostantin'in ibaresi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vukuf, anlayış, bir şeyin iç yüzünü kavrama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., Lat. nişan alâmetleri, nişanlar; rütbe işaretleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manasızlık; önemsizlik, ehemmiyetsizlik, değersizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. manasız; önemsiz, ehemmiyetsiz; cüzi, pek az; ufak; değersiz, değmez. insignificantly z. önemsiz olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) uzlaşmaz, uzlasması imkansız; (i.), (pol.) uzlaşmayan kimse, ihtilafçı. intransigence (i.) uyuşmazlık, ihtilafta inat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (uyd. k.). Bitkilerde, ışık etkisiyle meydana gelen göçüm.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Apple’ın piyasaya sürdüğü firewire kamera

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bitişik taçyapraklı ikiçeneklilerden bir familya.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uzağı gören, ilerisini düşünen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) karanlıkta bir silâhı hedefe yöneltmek için kullanılan elektronik cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Gündüz aydınlatma koşullarında, arkasından ışık gelen nesneler için pozlama seviyesini otomatik olarak ölçer.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automatic fuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automatic fuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., argo şahane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yanlış, kusur; göze tim, idare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. önceden tayin etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spot. spotlight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spotlight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. keskin nazarlı, keskin gözlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. istifa etmek, çekilmek; vaz geçmek, terketmek, el çekmek; bırakmak, teslim etmek iade etmek; istifa edip bırakmak, feragat etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. istifa, çekilme; istifa mektubu; teslim, tevdi; uysallık, teslimiyet, tevekkül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. baş eğmiş, uysal, teslimiyet göstermiş. resignedly z. baş eğerek, uysallıkla, teslimiyetle. resignedness i. teslimiyet, uysallık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

health insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

health insurance. health insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İklçeneklllerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) keskin görüşlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). miyop; ileriyi göremeyen, basiretsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. siyag). Fiilin tasrifinde ortaya çıkan şekillerin herbiri, kip. Sigaya çekmek = İnceden inceye sual sormak, sorguya çekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capacity kapasite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sıvamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Küçüklük. Sıgar-ı sin = Yaş küçüklüğü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. c.) (m. sagîr). (bk.) Sagîr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Puro, yaprak sigarası.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صغار] küçükler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صغر] küçüklük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Amerika yerlilerinin dilinden). İnce kâğıda sarılı kıyılmış tütün, cigara. Sigara içmek = Bir ucundan yakılan sigaranın öbür ucundan dumanını içine (ekmek. Sigara kâğıdı = Sigara sarmada kullanılan çok İnce kâğıt. Sigara kâğıdı gibi = Çok ince. Sigara tablası = İçine sigara kUlU silkelenen tabla, küllUk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cigarette. cigaret. smoke. fag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cigarette. fag. smoke. vending machine. cigaret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cigarette. cancer stick. coffin nail. dope. fag. repeat purchasing. tobacco shop. smoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cigarette paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cigarette case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ashtray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aldırmak, Osm. istiâb ettirmek: Bu kitapları dolaba sığdırabilecek misiniz?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squeeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squeeze. to fit in. cram in. squeeze in. force into. to squeeze. to cram in. to force into.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth fit into a container of place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. iç çekmek, ah etmek; uğuldamak; for ile hasret çekmek; ah çeker gibi ses çıkarmak; i. iç çekme, ah etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. görme; gözlem, müşahede; muayene; görüş kuvveti; görülen şey, manzara; görülecek şey; göz erimi; inceleme fırsatı; fikir; nişangah; leh. çok miktar; k.dili. çirkin bir şey. sight draft ibrazında tediye olunacak poliçe. sight unseen görmeden(satın al

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. görmek; bakıp keşfetmek; nişan almak; nişangâhım ayarlamak; gözlemek; belirli bir yere dikkatle bakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hazırlıksız okuma veya çalma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kör, ama, görmez; görünmez. sightlessly z. görmeden, kör olarak. sightlessness i. körlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güzel, hoş; güzel manzara arzeden, göze hitap eden. sightliness i. güzellik; göze hitap etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gezme; ilginç yerleri ziyaret etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Deride ve daha ziyade ellerde meydana gelen küçük ur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verruca.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wart. excrescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mühür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Derinin üst tabakasının büyümesi sonucu ortaya çıkar. Nedeni, bir çeşit virüstür. Tıp dilinde verrü denir. Aynı kişide bir yerden diğer bir yere bulaşabilir. Daha ziyade, parmak, ayak ve yüzün çeşitli yerlerinde, yuvarlak deriden yüksekte ve çilek görünümünde kabartılar halinde görülür. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : İncir dalı veya yaprağı.

Hazırlanışı : Yeni koparılmıış incir dalı veya yaprağından çıkan süt, siğillerin üzerine sürülür. Aynı işlem sabah akşam tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Geyiğin iri bir cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moose. elk. fallow deer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1.”Sığınılacak yer. Ar. melce. 2. Harpte bomba ve zehirli gaz tesirinden korunmak İçin, yer altında, zemin katlarda yapılan barınak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shelter. refuge. bunker. air-raid shelter. asylum. burrow. cove. cover. covering. covert. cranny. creep. den. fastness. harbor. harbour. haven. lair. repair. sanctuary. stronghold. tabernacle. tower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asylum. cover. harbour. haven. refuge. retreat. sanctuary. shelter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harbour. harborage. hole. sconce. hostel. resort. lee. emergency. air-raid shelter. asylum. burrow. cover. den. harbo u rage. haven. home. house of refuge. let- out. place of refuge. last resort. retreat. sanctuary. shelf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shelter. taking sheltir. taking refuge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take shelter in to take refuge behind sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right of asylum. right of asylum / sanctuary. right of sanctuary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refugee. exile. asylum seeker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dayanmak, ilticâ etmek: Şeytan’ın şerrinden Allah’a sığını■ıml

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fall back upon a thing. take refuge in. take shelter in. refuge. harbor. harbour. nestle. defect. take sanctuary. take to. turn to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shelter. to take shelter in. to take refuge. to crouch down. to take refuge. to crouch down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take shelter / refuge. to take cover. to take refuge. to take shelter. to cry on one's shoulder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kapılandığı yerde varlığı gereksiz görülen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dependent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çift sürmede ve araba çekmede kullanılan, eti ve sütü yenen iri evcil hayvan, Ar. bakar: Sığır eti, sığır sütü, sığır dili. Erkeğine «öküz», dişisine «inek», yavrularına «buzağı, dana, düğe, tosun» aygırına «boğa» denir. Sığırdili, sığırkuyruğu, sığırgözü = Bitki çeşitleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Şigil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cattle. ox. bull. cow. buffalo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cattle including cows. bulls (oxen and buffaloes. beef. cattle. neat cattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beef.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins kuş (doğrusu: Cugurcuk).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grackle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stock farming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İki çenelilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mullein.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(verbascum): Sıracagiller familyasından; yüksek boylu, bir veya iki yıllık otsu bir bitkidir. Yurdumuzda 200 kadar türü vardır. Sık tüylüdür. Yaprakları tabanında toplanmıştır. Çiçekleri çok çabuk dökülür. Sarı veya kırmızımsı renktedirler. Büyüksığırkuyruğu denilen türünün içeriğinde; şeker, sabit ve uçucu yağ, müsilaj, reçine, saponin ve renkli maddeler vardır. Kullanıldığı yerler: Göğsü yumuşatır. Balgam söktürür. Bronşitte faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Ahmaklık, kalınkafalılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sığır çobanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

herdsman. wrangler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sıkılarak zorla dar bir yere girmek: Bu kadar adam o arabaya nasıl sığışır?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to squeeze themselves into (a relatively small space.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sıkarak aldırmak, sokuşturmak: Bu kadar eşyayı bu sandığa nasıl sığıştıracaksınız?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to squeeze into (a relatively small space.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get shallow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Suyu sığ olup geçit veren: Nehrin orası sığlıktır. 2. Kumluk: Gemi sığlığa oturdu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shallowness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shallowness. shallow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yunan alfabesinin s sesi veren on sekizinci harfi, sigma; mat. sigma işareti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). bir kabın İçine girmek, alınmak, istîab olunmak: Bu eşya bu sandığa sığmayacaktır. Kabına sığmamak = mec. Sabırsız olmak. Ele, avuca sığmamak = mec. Pek serkeş ve haşarı olmak. Mızrak çuvala sığmaz = Hakikati yok etmek imkânsızdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squeeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fit into. to be contained by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fit into (a container or place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sigma şeklindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Siymek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. s harfi şeklindeki, sigmoit, sigmamsı. sigmoid artery anat. kalınbağırsağa kan getiren damarın bir kolu. sigmoid flexure anat. makattan kalınbağırsağa çıkan s şeklindeki kısım. sigmoit kolon, kalça leğen kolonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işaret, alâmet, nişan, belirti, iz, remiz; tabela, levha; astr. on iki burçtan biri; tıb. araz. sign language sağır ve dilsizlerin işaretlerle konuştuklan dil. sign manual el yazısı imza (bilhassa hükümdarın). sign painter tabela ressamı. I had a

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. imzalamak; işaretlerle ifade etmek; işaret etmek; imza ile kontrata bağlamak; away, off veya over ile resmen başkasına devretmek. sign off k.dili. radyo yayınına son vermek. sign on askerliğe kaydolunmak. sign out ayrıldığını imza ile belli etme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ed, -ing veya -led, -ling) işaret; belirten herhangi bir şey; işaretle verilen emir; parola; saik: f. işaret vermek; işaretlerle bildirmek. signal box d.y. içinde işaret cihazı bulunan kulübe. Signal Corps ask. işaret alayı. storm signal fır

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dikkate şayan, belli, açık, vazıh, aşikâr, dikkati çeken, işaret veren. signally z. dikkate şayan derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mümtaz hale getirmek, şöhret kazandırmak; dikkatle göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işaret memuru, işaretçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. imza eden; i. imza sahibi; kayıt veya imza eden kimse, özellikle anlaşma veya mukavele imza eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imza; müz. işaret, nota imi; matb. kitap formasının ilk sayfasına konulan işaret; forma; ecza. reçetede ilacın kullanılış şeklini belirten kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tabela, yafta, afiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mühür, özellikle hükümdarın şahsi mührü. signet ring mühür yüzüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manalı olma; anlam, mana; önem, ehemmiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. manidar, anlam taşıyan, manalı; önemli, mühim. significantly z. manalı bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anlam, mana, meal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlamlı, manalı, bir kavram belirten. significatively z. bir mana ifade ederek. significativeness i. bir anlam veya kavram belirtme. significatory s. manalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. işaretle anlatmak, belirtmek, ifade etmek; delalet etmek; anlam vermek; anlamı olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir suçlunun parmak izlerinin ve diğer özelliklerinin kaydı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. efendi, bay, İtalyan asılzadelerine verilen unvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., it. bayan, hanım (evli).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., it. bey, bay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., it. genç kızlara verilen unvan, matmazel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, it. küçük bey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işaret direği, işaret gönderi; kılavuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. İ. sicurta). t. Mal ve paranın her türlü kazaya karşı tazmini: Evi, gemiyi, eşyayı, sigorta etmek, sigortaya koymak. 2. Bu şekilde tazminini üzerine alan ve bu maksatla teşekkül etmiş şirket ve idare.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insurance. insurabile. insurance. assurance. fuze. fuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assurance. fuse. insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insurance. assurance. fuse. aids to trade. cover. safety net.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to assure. to insure. to underwrite. cover. introduce an insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insurance policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insurance policy. policy of assurance / insurance. attachment. documentary bill. insurance certificate. policy of insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insurance premium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insurance premium. premium paid for insurance. class rate. insurance portfolio. policy premium. rate of insurance. insurance rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sigorta işleri ile uğraşan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insurance agent. insurer. insurance broker. assurer. underwriter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insurer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

underwriter. insurer. insurer agent company. insurance agent. insurance canvasser. placing broker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insurance. selling insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

selling insurance. insurance trade. underwriting business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assure. cover. to insure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to insure. to issue the safety of sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to write insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sigorta ettirilmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insured. assured. insurant. secured. the insured. the insured party.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insured. the insured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assured. insured. covered by an insurance policy. covered. insurance holder. insuree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being covered by old age insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncovered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social security. social insurance. social insurance / security.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water buffalo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

( (i. botanik). Bir çeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dessert spoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dessert spoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flicker to hope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tayini mümkün olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. altında imza bulunan. the undersigned imza sahibi, imza sahipleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kasıtsız; saf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. planı veya gizli maksadı olmayan, samimi; basit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. göze hoş görünmeyen, çirkin görünümlü. unsightliness i. çirkinlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Vizigot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by