Sikiş | Sikiş ne demek? | Sikiş anlamı nedir?

Sikiş | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sikis

Teknolojik Terim

8 kanallı doğrusal PCM, sıkıştırılmamış dijital ses verisinin 8 kanalını ifade eder. Örneğin bir film müziğinin en fazla 8 kanala kadar Blue-ray Disc® durumunda, her biri için 20 bit / 96kHz veri hızı mümkündür.

Teknolojik Terim

AAC (Gelişmiş Ses Kodlama) mp3’ten sonra geliştirilen bir ses formatıdır. Sony PlayStation®, PSP® ve WALKMAN® modellerinde standart olan AAC teknolojisi, aynı bit hızında daha verimli ses sıkıştırma özelliğine sahiptir. Böylece, ister yeni bir oyun oynuyor ister en sevdiğiniz şarkıyı dinliyor olun, üstün bir ses kalitesi elde edersiniz.

Teknolojik Terim

Gelişmiş Ses Kodlaması. Dijital olarak sıkıştırılmış müzik formatı.

Teknolojik Terim

MP3’e göre %25 daha kaliteli olan müzik sıkıştırma formatıdır.

Türkçe Sözlük

1. Türk musikisinde porte’nin beşinci çizgisine yazılan fa perdesi. 2. Türk musikisinde dügâh (lâ) perdesinde kalan çok eski, şimdi pek az kullanılan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.). Türk musikisinde dügâh perdesinde kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Türk musikisinde çok eski ve çok kullanılan bir mürekkep makam. Çârgâh makamının acem aşîrân (fa) perdesindeki şeddidir.

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Türk musikisinde portenin birinci aralığına yazılan fa perdesinin adı.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Türk musikisinde dügâh (lâ) perdesinde kalan bir mürekkep makam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عجم عشيران] Türk mûsikisinde bir makam.

Türkçe Sözlük

(i.. A. T. F.). Türk musikisinde yegâh (re) perdesinde kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde usullleri bir mertebe ağırlaştıran terim.

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde 9/4 ile yazılan bir küçük usul. Aksak usulünün bir şeklidir, (bk.) Aksak.

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde: 1. 10/4 ile yazılan bir küçük usul. Aksak semaî (bk.) usulünün bir mertebesi ve: 2. Klasik bir şekil: Ağır aksak semâİ usulü ile bestelenmiş ağır semâİ.

Genel Bilgi

Ağrı olayı, ince sinir sistemimizle, beyin, kas sistemimiz ve dolaşım sistemimizle doğrudan ilgilidir. Ancak bu iletişimin sırları tam olarak çözülebilmiş değildir. Ağrı, doktorun hastalığı teşhis etmesine yardım eder, öyleyse faydalıdır. O zaman kadınlar niçin ağrılar içinde doğum yapar? Niçin çok ciddi bazı hastalıklarda ağrı hiç ortaya çıkmaz?

Ağrılar dört sınıfa ayrılır. İlk ikisi toplumca bilinen klasik ağrılardır. İlki, Parmağımıza inen bir çekiç darbesi sonucu duyulan ağrı. İkincisi vücudumuzun içinden kaynaklanan, romatizma, migren vb. ağrılar. Üçüncü sınıf ağrılar, tuhaf ve mantıkdışı görülen ve olaydan çok uzun bir süre sonra ortaya çıkabilen ağrılardır.

Örneğin, bir kolun kesilmesinden yirmi yıl sonra olmayan kolda ağrı hissedilmesi olayları ile karşılaşılmıştır. Dördüncü sınıf ağrılar ise, doğrudan kişinin ruhsal hali ile ilgili olan hayali ağrılardır. Nedeni hayali de olsa ağrı gerçektir. Bu tip ağrıların yüzde 30’unun ilaç niyetine verilen etkisiz maddelerle giderildiği bilinmektedir.

Baş ağrısını ise diğerlerinden ayrı bir yere koymak gerekir. Yapılan araştırmalara göre, baş ağrılarının yüzde 90’ı kas ağrılarıdır. Ağır bir el çantası ya da omuz çantası taşımak, telefonu çenenin altına sıkıştırarak konuşmak, başın öne eğik olduğu konumda sürekli daktilo yazmak ve okumak gibi hareketlerin boyun ve baş kaslarını etkilemesi, baş ağrılarının en yaygın nedenlerini oluşturmaktadır.

Tarih boyunca ağrıyı gidermek için, sıcak su, kızgın demirle dağlama gibi başka bir ağrı uygulama da dahil olmak üzere çeşitli yöntemler kullanılmıştır. Bunların ortaya koyduğu en önemli yarar, ağrının, oluşum ve engelleme mekanizmasının omurilikte değil, beyinde bulunduğunun saptanması olmuştur.

En kuvvetli bir ağrının bile gerilim durumunda veya tam tersi olan uyku halinde ortadan kalkması, ağrının denetiminde beynin ne kadar büyük bir rolü olduğunu gösterir. Örneğin kimi kazalardan sonra kendileri ile konuşulan yaralı kazazedelerin hiç acı duymadıklarını söyledikleri çok görülür.

Ağrı üzerinde en etkili iki ilaç, haşhaştan elde edilen morfin ile söğüt kabuğundan elde edilen aspirindir. Bu maddeler ağrılı duyuyu uyarmak yerine, ağrının hissedilmesini engeller. Ağrı özellikle insanları ilgilendirir. Bize ağrı çektiren olayların çoğu hayvanlarda görülmez.

Genel Bilgi

Ağrı olayı, ince sinir sistemimizle, beyin, kas sistemimiz ve dolaşım sistemimizle doğrudan ilgilidir. Ancak bu iletişimin sırları tam olarak çözülebilmiş değildir. Ağrı, doktorun hastalığı teşhis etmesine yardım eder, öyleyse faydalıdır. O zaman kadınlar niçin ağrılar içinde doğum yapar? Niçin çok ciddi bazı hastalıklarda ağrı hiç ortaya çıkmaz?

Ağrılar dört sınıfa ayrılır. İlk ikisi toplumca bilinen klasik ağrılardır. İlki, parmağımıza inen bir çekiç darbesi sonucu duyulan ağrı. İkincisi, vücudumuzun içinden kaynaklanan, romatizma, migren vb. ağrılar. Üçüncü sınıf ağrılar, tuhaf ve mantıkdışı görülen ve olaydan çok uzun bir süre sonra ortaya çıkabilen ağrılardır. Örneğin, bir kolun kesilmesinden yirmi yıl sonra olmayan kolda ağrı hissedilmesi olayları ile karşılaşılmıştır. Dördüncü sınıf ağrılar ise, doğrudan kişinin ruhsal hali ile ilgili olan hayali ağrılardır. Nedeni hayalide olsa ağrı gerçektir. Bu tip ağrıların yüzde 30’unun ilaç niyetine verilen etkisiz maddelerle giderildiği bilinmektedir.

Baş ağrısını ise diğerlerinden ayrı bir yere koymak gerekir. Yapılan araştırmalara göre, baş ağrılarının yüzde 90’ı kas ağrılarıdır. Ağır bir el çantası ya da omuz çantası taşımak, telefonu çenenin altına sıkıştırarak konuşmak, başın öne eğik olduğu konumda sürekli daktilo yazmak ve okumak gibi hareketlerin boyun ve baş kaslarını etkilemesi, baş ağrılarının en yaygın nedenlerini oluşturmaktadır.

Tarih boyunca ağrıyı gidermek için, sıcak su, kızgın demirlerle dağlama gibi başka bir ağrı uygulama da dahil olmak üzere çeşitli yöntemler kullanılmıştır. Bunların ortaya koyduğu en önemli yarar, ağrının, oluşum ve engelleme mekanizmasının omurilikte değil, beyinde bulunduğunun saptanması olmuştur.

En kuvvetli bir ağrının bile gerilim durumunda veya tam tersi olan uyku halinde ortadan kalkması, ağrının denetiminde beynin ne kadar büyük bir rolü olduğunu gösterir. Örneğin kimi kazalardan sonra kendileri ile konuşılan yaralı kazazedelerin hiç acı duymadıklarını söyledikleri çok görülür.

Ağrı üzerinde en etkili iki ilaç, haşhaştan elde edilen morfin ile söğüt kabuğundan elde edilen aspirindir. Bu maddeler ağrılı duyuyu uyarmak yerine, ağrının hissedilmesini engeller. Ağrı özellikle insanları ilgilendirir. Bize ağrı çektiren olayların çoğu hayvanlarda görülmez.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir çeşit ney’in ve bir çeşit düzenin adı.

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde 9 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Türk musikisinde «Lenk FAhte» de denen 10 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). 1. Türk musikisinde 10 zamanlı bir küçük usul. 2. Türk musikisinde bir usûl ile ölçülmüş ağır semâİ çeşidi.

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde 10 zamanlı bir küçük usul. Aksak semâİ usulünün bir çeşidi.

Türkçe Sözlük

Son asırda yanlış olarak «Türk Musikisi» yerine kullanılan tâbir, italyanca alla turca’dan gelir ki, «Türk tarzında» demektir ve Batı Musikisi’nde mehter musikimize benzetilmek istenen eserler için kullanılmıştır. Mızıkay-ı Hümâyûn’a gelen İtalyan müzisyenler tarafından musikimize verilmiş addır.

Genel Bilgi

Hava yastıkları 80’li yılların başında ortaya çıktıklarından beri binlerce hayatı kurtarmışlardır. Aslında hava yastıkları İkinci Dünya Savaşı sırasında uçakların yere çakılmalarında bir önlem olarak tasarlanmış ve ilk patent o zamanlarda alınmıştı.

Hava yastıklarının arabalara uygulanmasında birçok problemle karşılaşıldı. Basınçlı havanın araba içinde muhafazası, süratle şişmenin sağlanması, ani şişme sırasında yastığın patlamasının veya kişiye zarar vermesinin önlenmesi vs...

Hava yastığında üç ana parça vardır. Birincisi yastığın kendisi ki, ince naylon iplikten yapılmış ve konsolda bir silindir üzerine sarılmıştır. Aslında sürücü tarafındaki hava yastığı diğerlerinden farklıdır. Diğerleri tipik bir silindir şeklinde iken sürücü tarafındaki direksiyonun ortasına uyacak şekildedir.

İkinci olarak yastığa ne zaman şişeceğini bildiren, arabanın ön tarafında bir sensör vardır. Bir tuğla duvara yaklaşık saatte 15 - 25 kilometre süratle çarpıldığında oluşacak kuvvet karşısında sinyal verecek şekilde ayarlanmıştır.

Son olarak da şişirme sistemi vardır. Hava yastıkları sıkıştırılmış veya basınç altındaki havanın veya bir gazın salıverilmesiyle şişmezler. Bir kimyasal reaksiyonun sonucunda şişerler. Bu kimyasal reaksiyonun ana maddesi ‘sodyum azide’dir, yani NaN3. Normal şartlarda durağan olan bu molekül ısıtılınca anında ayrışır ve ortaya nitrojen gazı çıkar. Çok az miktarından, yani 130 gramından 67 litre nitrojen çıkabilir.

Ancak bu ayrışmadan ortaya bir de sodyum (Na) çıkar ki, çok reaktiftir. Su ile birleşince vücuda bilhassa gözlere, buruna ve ağza ağır tahribat verebilir. Bu tehlikeyi önlemek için hava yastığı üreticileri kimyasal reaksiyonda sodyum ile birleşebilecek bir gaz daha kullanıyorlar ki, bu da potasyum nitrattır (KNO3). Bu reaksiyondan da yine ortaya nitrojen çıkar.

Arabanın önündeki sensör belli bir seviyenin üstündeki çarpmada, NaNS’ün bulunduğu tüpe bir elektrik sinyali gönderir. Burada çok küçük bir spark oluşur ve bunun yarattığı ısıdan da NaN3 çözülür, açığa çıkan nitrojen hava yastığına dolarak şişirir. Burada ilginç olan sensörün çarpmayı algılaması ile yastığın şişmesi arasında geçen zamandır. Sadece 30 milisaniye yani 0.030 saniye.

Bir saniye sonra yastık üzerindeki özel delikler vasıtası ile kendi kendine söner ve kazazedeye devamlı baskı yapılmasına mani olur.

Genel Bilgi

Hava yastıkları 80’li yılların başında ortaya çıktıklarından beri binlerce hayatı kurtarmışlardır. Aslında hava yastıkları İkinci Dünya Savaşı sırasında uçakların yere çakılmalarında bir önlem olarak tasarlanmış ve ilk patent o zamanlarda alınmıştı.

Hava yastıklarının arabalara uygulanmasında birçok problemle karşılaşıldı. Basınçlı havanın araba içinde muhafazası, süratle şişmenin sağlanması, ani şişme sırasında yastığın patlamasının veya kişiye zarar vermesinin önlenmesi vs...

Hava yastığında üç ana parça vardır. Birincisi yastığın kendisi ki, ince naylon iplikten yapılmış ve konsolda bir silindir üzerine sarılmıştır. Aslında sürücü tarafındaki hava yastığı diğerlerinden farklıdır. Diğerleri tipik bir silindir şeklinde iken sürücü tarafındaki direksiyonun ortasına uyacak şekildedir.

İkinci olarak yastığa ne zaman şişeceğini bildiren, arabanın ön tarafında bir sensör vardır. Bir tuğla duvara yaklaşık saatte 15-25 kilometre süratlşe çarpıldığında oluşacak kuvvet karşısında sinyal verecek şekilde ayarlanmıştır.

Son olarak da şişme sistemi vardır. Hava yastıkları sıkıştırılmış veya basınç altındaki havanın veya bir gazın salıverilmesiyle şişmezler. Bir kimyasal reaksiyonun sonucunda şişerler. Bu kimyasal reaksiyonun ana maddesi “sodyum azide”dir, yani NaN3. Normal şartlarda durağan olan bu molekül ısıtılınca anında ayrışır ve ortaya nitrojen gazı çıkar. Çok az miktarından, yani 130 gramından 67 litre nitrojen çıkabilir.

Ancak bu ayrışmadan ortaya bir de sodyum (Na) çıkar ki, çok reaktiftir. Su ile birleşince vücuda bilhassa gözlere, buruna ve ağza ağır tahribat verebilir. Bu tehlikeyi önlemek için hava yastığı üreticileri kimyasal reaksiyonda sodyum ile birleşebilecek bir gaz daha kullanabiliyorlar ki, bu da potasyum nitrattır (KNO3). Bu reaksiyondan da yine ortaya nitrojen çıkar.

Arabanın önündeki sensör belli bir seviyenin üstündeki çarpmada, NaN3 çözülür, açığa çıkan nitrojen hava yastığına dolarak şişirir. Burada ilginç olan sensörün çarpmayı algılaması ile yastığın şişmesi arasında geçen zamandır. Sadece 30 milisaniye yani 0.030 saniye.

Bir saniye sonra yastık üzerindeki özel delikler vasıtası ile kendi kendine söner ve kazazedeye devamlı baskı yapılmasına mani olur.

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde bir makam.

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde şarkıların sonunda ve bazan başında çalınan saz partisi.

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde 12, bazen 13, nâdiren 14 koma aralıklı ikili aralığı. Batı musikisinde bir buçuk ton değerinde aralık.

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde orta sekizlideki (mi) perdesi. «Hüseynî-aşîrân» da denir.

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Türk musikisinde bir şed makam.

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Türk musikisinde bir eserde geçici olarak yapılan kararlar ki, ekseriya güçlü sesi üzerindedir.

Yabancı Kelime

Fr. aspirateur

fiz. emmeç

1. Havadaki duman, is, koku vb. yabancı maddeleri emerek dışarı atan aygıt. 2. Kendisine bağlanan bir kabın içindeki gazı seyreltmeye veya sıkıştırmaya yarayan, içinden bir sıvı geçirilerek çalıştırılan araç.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sıkmak, sıkıştırmak, teksif etmek. astrin'gency (i). sıkıştırıcılık, sıkıcılık,kabız, kasılma astringent (i)., (s). Iokal olarak doku ve damarlan büzen ilaç; (s)sıkıştırıcı büzücü.

Genel Bilgi

Hasta olduğumuzda vücudumuzun ısısı genellikle koltuk altına sıkıştırılan bir termometre ile ölçülür. Bu, en hijyenik yoldur. Aynı termometre defalarca kullanılabilir, kişiden kişiye hastalık taşıma riski pek yoktur.

Ciddi durumlarda vücudun iç ısısının çok hassas ölçülmesi gerekebilir. Bu durumda termometrenin yerleştirileceği iki yer vardır. Ağzımızda dilin altı ve rektum. Böyle pek de pratik olmayan yerlerden ölçüm alınmasının nedeni buraların vücudun hakiki iç ısısının en doğruya yakın ölçülebileceği yerler olmalarındandır. Koltuk altları nispeten havaya açıktırlar ve buradan yapılan ölçüm hakiki iç ısıya göre daha düşük değer verir.

Ağızdan alınan ölçümlerde termometre dilin üstüne değil de altına konulur çünkü ölçümden az önce alınmış bir içecek dilin üstünde olması gerekenden daha farklı bir değer görülmesine sebep olabilir; bütün öğrencilerin bildiği tebeşir tozu yutma numarası gibi.

Ancak termometreyi dilin altına koyunca iş değişir. Bu bölgede ve rektumda kan damarları çok olduğundan dış etkenler ölçüm sonucunu etkileyemezler. Buralardan vücut iç ısısı hem çok süratli hem de en sağlıklı şekilde ölçülebilir.

Ayrıca dilin üstünün çok hassas olması, bu bölgenin solunum ve yeme kanallarına açık olması buraya konulan termometrenin insanda rahatsızlık hissi yaratmasına sebep olur.

Uluslararası sivil havacılık kurallarına göre uçaklara civalı termometre alınmadığını ve kesinlikle yasak olduğunu biliyor muydunuz? Sebep uçağın malzemesinin çoğunlukla alüminyum olması. Çok az miktarda civa, çok miktarda alüminyumu tahrip edebilir. Tek istisna bir kap içinde olması şartıyla insanların ateşini ölçmede kullanılan küçük termometrelerdir.

Peki, bir termometre ne kadar küçük olabilir? Bugüne kadar yapılan en küçük termometre bir mikron kalınlığındadır, yani bir insan saçının kalınlığının ellide biri. Dr. Frederich Sachs bu termometreyi canlı tek hücrelilerin ısılarını ölçmek için yapmıştı.

Türkçe Sözlük

(fr.). Belirli makamlar dışında dizilerle eser veren yeni batı musikisi akımı.

Teknolojik Terim

ATRAC (Uyarlamalı Dönüşüm Akustik Kodlama-Adaptive Transform Acoustic Coding), MiniDisc’lerde kullanılmak üzere Sony tarafından geliştirilmiş bir veri sıkıştırma işlemidir. Yalnızca insan kulağı tarafından algılanabilecek ses bileşenleri kaydedilir ve bu sayede 64 mm’lik diske 80 dakikalık yüksek kaliteli stereo ses kaydedilmesine olanak sağlanır.

Teknolojik Terim

Bu, Sony’nin daha fazla depolama ve MP3’ten daha iyi ses kalitesi sunan benzersiz ses sıkıştırma teknolojisidir.

Teknolojik Terim

Sony ATRAC sıkıştırma sistemini kullanarak, 30 müzik CD’sine eşit bir alana sahip ATRAC CD oluşturabilirsiniz. Tek bir CD-R/-RW üzerinde sakladığınız müziğinizi uyumlu bir CD çalarda çalabilirsiniz.

Teknolojik Terim

ATRAC (Uyarlamalı Dönüşüm Akustik Kodlama-Adaptive Transform Acoustic Coding), MiniDisc’lerde kullanılmak üzere Sony tarafından geliştirilmiş bir veri sıkıştırma işlemidir. Yalnızca insan kulağı tarafından algılanabilecek ses bileşenleri kaydedilir; böylece ses verisi daha verimli biçimde kaydedilir. ATRAC DSP-Type R, ATRAC 4.5’a yapılan bir geliştirmedir. Müzik verilerini yeniden analiz eder ve güç algılanan, gereksiz veri biti ayırmalarını arar; sonuçta bit ayrımlarını iyileştirir ve kaynak sinyal reprodüksiyonunu geliştirir.

Teknolojik Terim

ATRAC (Uyarlamalı Dönüşüm Akustik Kodlama-Adaptive Transform Acoustic Coding), MiniDisc’lerde kullanılmak üzere Sony tarafından geliştirilmiş bir veri sıkıştırma işlemidir. Yalnızca insan kulağı tarafından algılanabilecek ses bileşenleri kaydedilir; böylece ses verisi daha verimli biçimde kaydedilir. ATRAC3, ATRAC biçimine kıyasla iki kat daha fazla veri sıkıştırması sağladığından, yüksek verimli ses depolaması ve Internet kullanımı için çok daha uygundur.

Teknolojik Terim

ATRAC (Uyarlamalı Dönüşüm Akustik Kodlama-Adaptive Transform Acoustic Coding), MiniDisc’lerde kullanılmak üzere Sony tarafından geliştirilmiş bir veri sıkıştırma işlemidir. Yalnızca insan kulağı tarafından algılanabilecek ses bileşenleri kaydedilir; böylece ses verisi daha verimli biçimde kaydedilir. ATRAC3plus, daha hassas bilgiler elde etmek için ses sinyallerini daha uzun süreler analiz eder ve çok çeşitli ses sinyalleri için en iyi veri ayırımını sağlayan bir algoritma kullanır. Sonuçta, orijinal ses kaynağının 1/20’si gibi yüksek sıkıştırma seviyelerinde yüksek kaliteli ses elde edilir.

Teknolojik Terim

Bu, Sony’nin daha fazla depolama ve MP3’ten daha iyi ses kalitesi sunan benzersiz ses sıkıştırma teknolojisidir.

Teknolojik Terim

Gelişmiş Video Kodlama (AVC), çok yüksek veri sıkıştırma oranlarını gerçekleştirebilen dijital video codec standardıdır.

Teknolojik Terim

AVCHD (HD için Ses Video Sıkıştırma), yeni bir yüksek tanımlamalı film kayıt formatıdır. 8cm DVD diskleri ve Sabit Disk Sürücüleri dahil olmak üzere çeşitli ortamlarda Yüksek Tanımlamalı kayıt yapılmasına olanak sağlar.

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde şimdi kullanılmayan, göğse dayıyarak çalınan eski bir keman.

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde şimdi kullanılmayan, göğse dayıyarak çalınan eski bir keman.

Türkçe Sözlük

(i. T. A ). Türk halk şiiri ve musikisinde bir şekil.

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Türk halk şiiri ve musikisinde bir şekil.

Türkçe Sözlük

(i.). Türk Musikisi’nde bir müddet Yürük Aksak usûlü için kullanılmış terim.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk Musikisi’nde tarîkatlere mahsus bir dinî tasavvuf! şekil. En tanınmışı Mevlevi Ayîni’dir ki, Ayîn-i Şerif de denir.

Türkçe Sözlük

(i.). Türk Musikisi’nde TAhir makamının eski adı. (bk.) TAhir.

Türkçe Sözlük

(i.). Türk halk musikisinde bir mızraplı saz. Kopuz’dan İnmedir.

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde 4 koma değerinde bir aralık ki diyez ve bemolü de aynı adla anılır.

Türkçe Sözlük

(i.). Su içinde yaşayıp solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen omurgalıların genel adı. Ar. semek, Fars. mâhî: Deniz balığı, tatlısu balığı. Balık cinsinden olmayıp memeli oldukları halde suyun içinde yaşayan bazı hayvanlara dahi denir: Kadırga balığı gibi. Atbalığı = Suaygırı. Adabalığı = Kadırga balığı. Ayıbalığı = Fr. phoque (fok) denilen bir cins deniz hayvanı. Ak, alabalık = Bir nevi balık. Balık avcısı = Balıkçı. Balıketli = Narin olduğu halde Azâsı etle örtülü ve eti sıkı (şahıs), şişmana yakın. Balıkotu = BAhizühre denilen bir cins nebat, balıkları avlamıya mahsus bir terkip. Balıksırtı = Ortası yüksekçe kabarık yol. Balıkyağı = Morina balığından çıkan ve semirmek için içilen yağ. Balık baştan kokar = Kötülüklerin başta olanlardan başladığını anlatan atasözü. Baltknefesi = Balinagillerin başından çıkarılan bir çeşit yağ. Balık istifi gibi = Son derece sıkışık bir durumda. Balık kavağa çıkınca = Olmayacak işler için söylenir. Balık yumurtası = Bazı cins balıkların, eritilmiş balmumuna bandırılarak saklanan yumurtası.

Türkçe Sözlük

(İ. T. A). Türk musikisinde «fasıl» denen klasik koronun başın da yapılan saz solosu.

Türkçe Sözlük

(i. A). Türk musikisinde bir tam dörtlü ile bir tam beşlinin birleşerek teşekkül ettirdiği makamlar. Hepsi 13 tanedir: Çârgâh, BÜselik, Kürdi, Rast, Uşşak, Hüseynî, Nevâ, Hicâz, Hümâyûn, Uzzâl, Zengûle, Karcıgâr ve SÜznâk.

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Ney’de ağıza alınan kısım ki, kamıştan değil, bağa, kehribar gibi sert bir maddedendir. Batı musikisinin nefesli sazlarında da böyle bir kısım vardır.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). uzun havlama sesi, uluma; (f). havlamak, ulumak. at bay av köpekleri tarafından kıstırılmış; sıkışık durumda.

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Türk musikisinde bir basit makam. Uşşak makamının inici şeklidir. Adını Oğuzlar’ın Bayat kabilesinden almıştır ve «Beyâtî» telâffuzu saçmadır.

Türkçe Sözlük

(i. T. A. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. T. A. Türk musikisinde kürdîli bir mürekkep kep makam.

Türkçe Sözlük

(i. T. A. F.) Türk musikisinde Kürdîli bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. T. A. F). Türk musikisinde bûselikli bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kurban ve şeker bayramlarında camilerde okunan salât. Türk musikisinin dinî musiki kısmının cami musikisine ait bir formudur.

Teknolojik Terim

BBE® MP, önceden sıkıştırılmış müzik dosyalarında kaybolan harmoniyi geri yükler ve güçlendirir. Müziğinizdeki sıcaklık ve canlılığı yeniden oluşturur.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). taşımak, kaldırmak; tahammül etmek, dayanmak; üstüne almak; lâyık olmak; etrafa yaymak; aklında tutmak; (meyva) vermek (ağaç) ; doğurmak. bear down çabalamak; sıkıstırmak. bear on alakası olmak. bear out desteklemek, teyit etmek. bear up dayanmak, c

Türkçe Sözlük

(i. T. F. A.). Türk musikisinde Bektaşî nefeslerinde görülen az kullanılan bir usul.

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde bazı Bektaşî nefeslerinde kullanlmış nadir bir usul.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musikide önüne geldiği sesi belirli bir derecede (Batı musikisinde 5 koma yani yarım ton) pestlendiren nota işareti. Minüskül be harfi gibidir: b.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde 32 zamanlı bir büyük usul.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde şu mânâlara gelir: 1. Herhangi bir musiki parçası. 2. Güfteli büyük klasik form. 3. Makamların adlarının başına geldiği takdirde, o makamın ırak dörtlüsü ile karar verdiğini gösteren tâbir. Bestenigâr, Beste-lsfahân gibi.

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Türk musikisinde Devr-i Revân usûlünün bir adı.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. yardım etmek, işine yaramak; faydalı olmak; s., (eski) konmuş, yerlestirilmiş durumda olan hard, ill veya sore bestead müşkül durumda, sıkışık halde.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بسته نگار] Türk mûsikîsinde bir makam adı.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kadınların, kıvrım için, saçlarını sarıp sıkıştırdıkları açılır kapanır küçük zıvana.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kadınların, kıvrım için, saçlarını sarıp sıkıştırdıkları açılır kapanır küçük zıvana.

Teknolojik Terim

Yüksek hızlı Bionz görüntü işleme motoru, kullanıcının ışık hızında resim yakalamasına olanak sağlar. Motor, kesintisiz olarak saniyede üç kareye kadar, 10,2 megapiksel çözünürlükte ve en iyi JPEG sıkıştırma formatında, yüksek hızda burst çekim yapılmasına olanak sağlar.

Teknolojik Terim

Dijital video sistemlerinde en iyi veri depolamasını sağlamak için görüntü verisi sıkıştırılabilmektedir. Bit hızı, resim piksellerinin işlenmesi için gereken hızdır. Resim ne kadar az ayrıntılıysa, o kadar fazla sıkıştırılabilir ve bit hızı o kadar düşük olur.

Teknolojik Terim

MPEG dijital video sıkıştırması, piksellerden oluşan kare alanların sıkıştırılması temeline dayanır. Bazı koşullarda, resimde blok parazit olarak adlandırılan bozulmalar meydana gelebilir. Blok Parazit Azaltma işlemi, parazit bloklarını işleyerek görünmez olmalarını sağlar.

Teknolojik Terim

Görüntü piksellerini bit-bit tanımlayan sıkıştırılmamış bir grafik biçimidir.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. topa tutmak, bombardıman etmek: bombalamak; üzerine varmak, sıkıştırmak. bombarder i. topa tutan kimse. bombardment i. bombardıman, topa tutma.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çizme, potin; ing. bot; ayak ve bacağı sıkıştıran çizme benzeri işkence aleti; ing. arabanın bagajı; koruyucu tabaka; A.B.D. acemi deniz eri; tekme; (argo) azletme, işten çıkartma. get the boot azlolunmak, colloq. kapı dışarı edilmek. boottree çizme ka

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. briket, sıkıştınlmış kömür tozu.

Türkçe Sözlük

(i. F. T.). Türk musikisinin 13 basit makamının 2’incisi; lâ (dügâh) perdesinde kalır.

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarayan 6 basit tam beşlinin ikincisi.

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarayan 6 çeşit tam dörtlünün ikincisi.

Türkçe Sözlük

(I. T. F.). Türk musikisinde orta sekizlideki «si» perdesi ki portenin üçüncü çizgisine yazılır.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam. Aşîrân «mi» perdesinde kalır.

Türkçe Sözlük

(i. T A). Türk musikisi sisteminde 5 koma değerinde aralık, bu değerde bemol ve diyez.

Türkçe Sözlük

(i. T. A). Türk musikisinde 15 zamanlıdan daha fazla zamanlı usullerin hepsi. 15 zamanlı ve daha az zamanlılara küçük usul denir.

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. bü zürgân). 1. Büyük, ulu, azîm, kebîr. Büyük adam. 2. Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. T. A. Y.). Camilerde icrâ edilmeye mahsus, saz eşliği olmayan musiki formlarını içine alan musiki ki, Türk dinî musikisinin birinci dalıdır.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinin 1 numaralı basit makamı ve bu musiki sisteminin ana dizisi ki, aynı adı taşıyan perdede (do perdesi) kalır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارگاه] Türk musikîsinde bir makam.

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarayan 6 çeşit beşlinin 1 ‘incisi.

Türkçe Sözlük

(i. T. F). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarayan 6 çeşit dörtlünün Tincisi.

Türkçe Sözlük

(i. T. F). Türk musikisinde orta sekizlideki «do» perdesi ki, portenin üçüncü aralığına yazılır.

Türkçe Sözlük

(i.). Gevrek bir şeyin düşerken, kırılırken, yanarken veya sıkıştırıldığı vakit çıkardığı ses ve ettiği gürültü: Dişlerin, tahtaların, ağaçların veya kemiklerin çatırtısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yumuşatılıp tatlılaştırılmış ve kalıplar halinde sıkıştırılmış tütün.

Türkçe Sözlük

(i. menşei meçhul). Kuzey Amerika zencilerinin, zamanla bütün dünyaya yayılan musikisi.

Teknolojik Terim

Sony tarafından sunulan Digital Mavica, resimleri kaydetmek için bilinen 3,5 inç disketleri kullanmaktadır. Popüler JPEG resim sıkıştırma biçimiyle Mavica, dijital fotoğraf makinelerinde devrim yaratmıştır. Yeni CD, 156 MB kapasiteli bir CD-R diskler kullanmaktadır.

Türkçe Sözlük

(i. F.) (g kalın okunur). Türk musikisinde bir mürekkep makam. Santûrî Edhem Efendi tarafından yapılmış, başka bestekâr kullanmamıştır.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gerekli merasimle kefenlenerek tabuta yatırılmış ölü: Bir cenaze geçiyor; cenaze nâmazı; cenaze alayı. Cenaze salâtı = Cenazelerde okunmaya mahsus salât ki, Türk dinî musikisinin cami musikisi dalında bir şekildir.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde 24 zamanlı bir büyük usul.

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Pençe, insan ve yırtıcı hayvan pençesi. 2. Eski Doğu musikisinde telli bir musiki Aleti ki, çok geliştirilmiş şekline Fransız’ca «harpe» (harp) derler.

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Türk musikisinde 10 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birbirine geçmek, çitişmek, çapraz olmak. 2. Sıkışmak, kenetlenmek, şiddetlenmek (şimdi çapraşmak deniyor).

Genel Bilgi

Size şaşırtıcı gelebilir ama, telefon evimizdeki en basit cihazdır. O kadar basittir ki, ana yapısı yüzyıldır değişmemiştir. Eğer 1920’li yıllardan kalma bir antika telefon bulabilirseniz, fişini duvardaki deliğe takın, gayet iyi çalışır.

Telefon sistemi o kadar basittir ki, evimizin bir ucuna bir aparat, diğer ucuna bir başka aparat koyup, bunları birbirlerine araya 9 voltluk bir pil ve bir rezistör koyarak bağlarsanız, kendi interkom sisteminizi yaratmış olursunuz. Bu telefonlarla kendi aralarında rahatça görüşme yapılabilir.

Telefonlarımızı duvardaki duylara ve oradan da santrallere bağlayan, genellikle biri kırmızı, diğeri yeşil iki kablo vardır. Yeşil kablo konuşma için ortak hat olup, kırmızı kablo vasıtası ile santralden telefonumuza 6 ile 12 volt arası, 30 miliamper seviyesinde bir akım gelir.

Eğer basit bir granüllü ahizeye sahipseniz, sesinizin dalgalan, bu granülleri az veya çok sıkıştırarak, santralden kırmızı kablo ile verilen, yaklaşık bu 9 voltluk akımın karşı tarafa değişik kuvvetlerle gitmesini sağlar. Karşı tarafta kulaklıkta da, bu defa tam tersi olur ve bu değişik akımlar titreşim yolu ile sese çevrilir.

Telefon konuşmasını ileten bu çok zayıf akımı çok uzaklara taşıyabilmek için bir frekans limitlemesi yapılmıştır. Yani frekans olarak 400 saykılın altında ve 3400 saykılın üstündeki sesleri sistem kabul etmez, yok farz eder. Bu nedenledir ki, bazılarının sesleri telefonda daha farklı gelir.

Telefonun çalışabilmesi için gerekli 6-12 volt akımın telefon santralından gelen bakır telle sağlandığını belirtmiştik. Bu nedenle evinizde cereyan kesilse bile, telefona gerekli akım santralden sağlandığı için, çalışmaya devam edecektir.

Peki telefon santralının cereyanı kesilirse ne olur? Bu duruma karşı santrallerde çok büyük bir batarya sistemi bulunmaktadır. Ayrıca bir de yedek elektrik jeneratörü vardır ki, cereyanın kesilme durumunda bütün telefon şebekelerini beslerler ve telefonların çalışmalarını sağlarlar.

Genel Bilgi

Size şaşırtıcı gelebilir ama, telefon evimizdeki en basit cihazdır. O kadar basittir ki, ana yapısı yüzyıldır değişmemiştir. Eğer 1920’li yıllardan kalma bir antika telefon bulabilirseniz, fişini duvardaki deliğe takın, gayet iyi çalışır.

Telefon sistemi o kadar basittir ki, evimizin bir ucuna bir aparat, diğer ucuna bir başka aparat koyup, bunları birbirlerine araya dokuz voltluk bir pil ve bir rezistör koyarak bağlarsınız, kendi interkom sisteminizi yaratmış olursunuz. Bu telefonlarla kendi aralarında rahatça görüşme yapılabilir.

Telefonlarımızı duvardaki duylara ve oradan da santrallere bağlayan, genellikle biri kırmızı, diğeri yeşil iki kablo vardır. Yeşil kablo konuşma için ortak hat olup, kırmızı kablo vasıtası ile santralden telefonumuza 6 ile 12 volt arası, 30 miliamper seviyesinde bir akım gelir.

Eğer basit bir granüllü ahizeye sahipseniz, sesinizin dalgaları, bu granülleri az veya çok sıkıştırarak, santralden kırmızı kablo ile verilen, yaklaşık bu 9 voltluk akımın karşı tarafa değişik kuvvetlerle gitmesini sağlar. Karşı tarafta kulaklıkta da, bu defa tam tersi olur ve bu değişik akımlar titreşim yolu ile sese çevrilir.

Telefon konuşmasını ileten bu çok zayıf akımı çok uzaklara taşıyabilmek için bir frekans limitlemesi yapılmıştır. Yani frekans olarak 400 saykılın altında ve 3400 saykılın üstündeki sesleri sistem kabul etmez, yok farz eder. Bu nedenledir ki, bazılarının sesleri telefonda daha farklı gelir.

Telefonun çalışabilmesi için gerekli 6-12 volt akımın telefon santralınden gelen bakır telle sağlandığını belirtmiştik. Bu nedenle evinizde cereyan kesilse bile, telefona gerekli akım santralden sağlandığı için, çalışmaya devam edecektir.

Peki telefon santralının cereyanı kesilirse ne olur? Bu duruma karşı santrallerde çok büyük bir batarya sistemi bulunmaktadır. Ayrıca bir de yedek elektrik jeneratörü vardır ki, cereyanın kesilme durumunda bütün telefon şebekelerini beslerler ve telefonların çalışmasını sağlarlar.

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Bir atlı spor. (bk.) Cirit. 2. Türk askerî musikisinde bir usul vurma Aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). çene; (f). jimnastikte çeneyi çubuğun hizasına getirmek; (k.dili). konuşmak; (k.dili). çene hizasına kaldırmak, boynunun arasına sıkıştırmak (keman).

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). takozla desteklemek, destek koymak; (den). kızağa çekmek. chock-block (s). palanga makaraları birbirine kavuşmuş; dopdolu; sıkışık.

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde 16 zamanlı bir büyük usul. İki tane Düyek’ten yapılmıştır.

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde bir çeşit çift darbuka.

Türkçe Sözlük

(f.). Elde sıkıştırıp ovalıyarak yıkamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). mengene, kıskaç, kenet; kelepçe, krampon; (f). mengene ile sıkıştırmak, kasmak, germek, bastırmak, tespit etmek. clamp coupling kenetli kavrama, sıkma, kavrama. clamp screw sıkma vidası. clamp down on daha titiz olmak; menetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yakın birbirine yakın; kısımları birbirine yakın, sıkı; kapalı, kapatılmışı; dar, sıkışık; havasız; fikirlerini açıklamaktan kaçınan, sıkı ağızlı; gizli tutulan, saklı, mahrem; cimri, hasis; (dilb). ağzı kısarak söylenen (harf); hemen hemen eşit ol

Teknolojik Terim

(Coder – Decoder) Bu, ses sıkıştırma sistemlerine verilen addır. Codec sistemleri işitebildiğimiz ve işitemediğimiz sesleri belirler ve ardından yalnızca işitilebilir bilgileri kaydeder. Bu, birkaç yolla yapılabilir. Bunu yapmanın bir yolu, işitme aralığımızın dışındaki sesleri kaydetmemektedir. Diğer yol ise diğer daha yüksek seslerin maskelediği sesleri çıkarmaktır. Alternatif olarak, Codec’ler yalnızca kulağımızın en çok hassas olduğu frekanslara odaklanabilir. Bu yazılım, verilerin daha az depolama alanı kullanması ve daha sonra çalma için geri yüklenebilmesi için verileri küçültebilir ya da sıkıştırabilir. MP3, WMA ve ATRAC3 codec sistemleri örnekleridir.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kompres; pamuk v.b balyalarını sıkıştıran makina.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sıkmak, basmak, tazyik etmek. compressed air sıkıştırılmış hava. compressible (s). sıkıştırılabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sıkıştırma, tazyik, kompresyon; kısaltma, ufaltma. compression stroke (oto). sıkıştıran vuruş.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tazyik edici, sıkıştırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kompresör, sıkıştırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kondensatör, buhar sıkıştırma makinası, tazyik makinası; elektrik kondensatörü ; teksif adesesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sıkmak, sıkıştırmak, büzmek, daraltmak. constriction (i). sıkma, büzme; boğaz, dar geçit. constrictive (s). sıkıcı, büzücü. constrictor (i)., (anat). sıkıcı adale; (zool). avını sıkarak öldüren yılan. boa constrictor boa yılanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sorguya çekmek, sıkıştırmak; (huk). dava esnasında bir avukatın öbür tarafın şahidine sual sorması.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). doluşmak, toplanmak, birikmek; sıkıştırmak, doldurmak; üzerinde durmak, ısrar etmek. crowd into doluşmak. crowd out sıkıstırarak çıkarmak, dışarıya itelemek (birisine); yer bırakmamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). çatır çatır çiğnemek; çatırtı ile ezmek; (i). çatırtı, ses; (k).dili güç durum. in the crunch paçası sıkışınca.

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Türk dinî musikisinin cami musikisi dalında, cuma günleri okunmaya mahsus güfteli bir şekli.

Türkçe Sözlük

(i.). Bancoya benzetilerek yapılmış ve teneke kaplanmış, meyhane musikisinde kullanılan bir çeşit ud. Tanbur şeklinde olanı da vardır.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Halk, ahali. 2.Kalabalık, başıboş kalabalık. 3.Takım, heyet. - Tekke musikisinde koro tarafından okunan ilahi.

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Türk dinî musikisinde koro ile okunan ilâhî.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., kaba, coarse am; sikişme

Türkçe Sözlük

(I.). Türk halk musikisinde bağlama çeşidinden bir çalgı.

Türkçe Sözlük

(I.). Türk musikisinde 10 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde curcuna usulünün son iki darbının yer değiştirdiği usul. (bk.) Curcuna.

Türkçe Sözlük

(i.). Türkçe dağ kelimesi Arapça gibi sıfatlandırılmada da çok kullanılmıştır: Dağlı, dağa mensup. Türk musikisinde de bir deyimdir.

Türkçe Sözlük

(i. A. «deyn»den if.). Borç veren, ikraz eden, alacaklı, medyûn (borçlu) mukabili: Dâinler kendisini sıkıştırıyorlar.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bol ve geniş olmayan, sıkı. Ar. zıyk, Fars. teng: Dar esvap, dar sokak, dar yer. 2. Az, kâfi olmayan, ancak yetişecek kadar: Dar vakit. 3. Sıkıntılı, sıkıntıda bulunan, sıkıntı çeken: Darda kaldık. 4. Sabırsız: İçi dar adam. 5. Ancak, güç halle: Dar kaçmak, kendini dar eve attı, dar yetişmek. Dara gelmek = Zaruret, ıztırap, sıkıntıda kalmak. Darda kalmak = Mecburiyet, sıkıntı çekmek. Eli dar = Hasis. Dara boğmak = TAciz etmek, sıkıştırmak. Darda bulunmak = Zarurette olmak, parası olmamak. Daradar, dardanna = Ancak, güç halle. Dara getirmek = Mecbur etmek, sıkıştırmak.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Türk musikisinde bir büyük usul.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Türk musikisinde bir büyük usul.

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Türk musikisinde bir büyük usul.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Türk musikisinde iki veya ikiden fazla büyük usûlün art arda gelmesiyle yapılmış büyük usuller.

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde çömlek şeklinde bir usul vurma Aleti.

Türkçe Sözlük

(i. A). Türk musikisinde bir düzenin ve bir çeşit ney’in adı.

Türkçe Sözlük

(i. A. Türkçe’si: tef). Ekseriya Türk musikisi hânendelerinin elde tutup, parmaklarıyla çaldıkları musiki Aleti ki, bir tarafı deri İle kaplanmış ve aralarına birbirine çarpar pirinçten pullar takılmış tahtadan bir çenberden ibarettir. Ar. dâire. Daf çalmak = Defi fiskeleyip usûl vurarak ses çıkartmak.

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde bir parçanın usul geçkili olması: Değişmeli şarkı.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Sokma, dâhil etme, araya sıkıştırma: Yazacağınız mektuba şunu da dercedin. O kaideyi kitabına dercetmemiştir. 2. Bir makale veya fıkrayı gazeteye koyup neşretme: Bu havadisi gazeteye dercettiler. Falân gazete dercetmiştl.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Millî, dinî, mitolojik hikâye. 2. Türk halk şiir ve musikisinde bir çeşit. (bk.) DAstân.

Genel Bilgi

Bu inanç ve görüşün nereden kaynaklandığı bilinmiyor. Güya devekuşu başını kuma gömünce düşmanlarını ve gelecek tehlikeyi görmez, onun için de rahatlarmış. Güney Afrika’da 80 sene boyunca yapılan gözlemlerde böyle bir olay görülmemiştir. Hiçbir devekuşu kafasını kuma gömmeye teşebbüs etmemiştir. Zaten bunu yaparlarsa boğulacakları da kesin.

Her ne kadar beyinleri gözlerinden küçük olsa da, kuş dünyasının en akıllılarından olmasalar da, devekuşları kendilerini gizlemek için başlarını kuma gömecek kadar da aptal değillerdir. Bu görüntünün asıl nedeni devekuşu yavrularının yırtıcı hayvanlarım saldırılarına karşı açık ve korumasız olmalarıdır. Onlar yetişkin devekuşları gibi hızlı koşup kaçamazlar. Bir tehlikeyi sezdiklerinde aniden kendilerini bulundukları yere bırakarak, hareketsiz kalıp çevreye uyum sağlayarak düşmanlarının dikkatlerinden kaçtıklarını ümit ederler.

Anne devekuşları bazen bütün vücutlarını, kanallarını da açarak toprak üzerine yatırırlar ve yavrularını güneşin kavurucu etkisinden korumaya çalışırlar. Ayrıca devekuşlarının dinlenirken boyun kaslarını rahatlatmak için veya çok sık olmasa da uyurken bazen bu pozisyonu aldıkları biliniyor. Hatta bir görüşe göre, bu pozisyonda kafalarını yere dayayıp düşmanlarının ayak seslerini dinledikleri de ileri sürülüyor.

Daha yumurtadan çıkar çıkmaz erişkin bir tavuk büyüklüğünde olan devekuşu yavrularının uzun boyunları genellikle bej rengindedir ve üzerlerinde siyah çizgiler vardır. Bu renklerle ot renkleri ve gölgeleri karışarak iyi bir kamuflaj imkanı sağlar. Bu durumda otların aralarına başlarını soktuklarında vücutları görünürken boyun ve baş kısımları görülmez. Görülmeyen başın kuma gömülmüş gibi insanlar tarafından algılanmasının nedenlerinden biri de bu olabilir.

Bu tip uçamayan büyük kuşların başlarını kuma gömme gibi aptalca bir savunma sistemine zaten ihtiyaçları yoktur. İşitme ve görme duyuları son derecede iyidir. Boylarının da avantajı ile çevreyi çok iyi gözleyebilirler. Düşmanı diğer av adaylarından önce sezebilirler.

Üç metrelik boylarına ve 100 - 150 kilogramlık ağırlıklarına rağmen saatte 50 kilometre hızla koşabilirler. Köşeye sıkıştıklarında ise kolay teslim olmazlar. Çok seri ve kuvvetli tekme atabilirler, uzun boyunları sayesinde düşmanı yaklaştırmadan mücadele edebilirler.

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Türk musikisinde 7 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Türk musikisinde 28 zamanlı bir büyük usul.

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Türk musikisinde 14 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük

(i. F. T. A.). Türk musikisinde 7 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük

(i.). Anadolu halk şiiri ve musikisinde basit bir şekil ve tarz.

Teknolojik Terim

Video sinyalleri sıkıştırıldığında, DVD’nin bazı bölümlerinde dijital parazit meydana gelebilir ve bunlar titiz video düşkünleri tarafından fark edilebilir. Sony, en yeni dijital görüntü işleme teknolojisini temel alan yeni bir Dijital Parazit Giderme sistemi kullanmaktadır. Efekt, adımlar halinde seçilebildiğinden, görüntünün sabit fon görüntülerinde daha az titreşime neden olmaktadır.

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde 1. isminin önüne geldiği perdenin o perdeden 3 koma daha tiz olduğunu gösteren terim: Dik hicâz, dik hisâr ve 2. Tiz, ince (ses).

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Türk musikisinde bir perde adı.

Türkçe Sözlük

(i. T. A. F.).Türk musikisinde bir perde adı.

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde bir perde adı.

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde bir perde adı.

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde bir perde adı.

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde bir perde adı.

Türkçe Sözlük

(i. T. F). Türk musikisinde bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük

(i. T. F). Türk musikisinde bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Türk musikisinde bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük

(i. F.). t. Gönül açan, iç açan, kalbe ferahlık veren. 2. Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Teknolojik Terim

MPEG-4 teknolojisi tabanlı dijital bir video sıkıştırma formatı

Teknolojik Terim

DivX, DivX, Inc. tarafından oluşturulmuş bir video codec standardıdır. Bu standart, bir yandan yüksek görünüm kalitesini korurken diğer yandan uzun video segmentlerini küçük bölümler halinde sıkıştırma yeteneğiyle ünlüdür.

Teknolojik Terim

Doğrusal PCM (Darbe Kod Modülasyonu) sıkıştırma yapılmayan bir ses teknolojisidir. Ses verilerini sıkıştırmak yerine, bilgiyi olduğu gibi kaydederek orijinal CD’nin birebir kopyasını yaratır.

Teknolojik Terim

Doğrusal PCM (Pulse Code Modulation – Tını Kodlama Modülasyonu) sesi, bir sıkıştırılmamış yüksek kaliteli dijital ses biçimidir. Sony DVD Video oynatıcılar, çeşitli kuantizasyon (16 bit, 20 bit ya da 24 bit) ve örnekleme hızlarında (48 kHz ya da 96 kHz) DVD’leri oynatabilir.

Türkçe Sözlük

(i. aslı tonuz) Pisliğiyle tanınmış dört ayaklı bir hayvan. Yabanî ve ehlî çeşitleri vardır. Ar. hınzır, Fars hûk. Yavrusuna çorpa derler. Pislikten, inat ve merhametsizlikten yahut fazla kuvvetten kinaye olarak tahkir mânâsında kulla nılır: Ne domuzdur. Domuz ağırşağı, ekmeği, ayrığı = Bir cins kök. Domuzayağı = 1. Tüfek sıkısını veya şişe tıpasını çıkarmaya mahsus burgu. 2. Vaktiyle, düşmanın ayağına batmak üzere yola atılan demirden sivri uçlu üçgen ayak oltası. Domuz arabası = Bir cins zırhlı araba, seyyar küçük metris. Domuzelması = Domalan. Domuz yağı = Domuzun derisi altında ve etinin üstünde kalın bir tabaka halinde bulunan yağ.

Teknolojik Terim

Sony tarafından geliştirilen DSEE (Dijital Ses Geliştirme Motoru) WALKMAN® cihazınızda çaldığınız sıkıştırılmış müziğin ses kalitesini artıran yeni bir teknolojidir. DSEE teknolojisi, müzik dosyalarının standardını yükselterek sıkıştırma sırasında kaybolan yüksek frekansları yeniden kazandırır. Sonuçta, bir kayıt stüdyosunda oluşturulandan farksız, son derece doğal bir ses ortaya çıkar.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde aynı adı taşıyan perdede duran bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i T. F.). Türk musikisinde bir perde adı. Portenin ikinci aralığına yazılan lâ notası.

Türkçe Sözlük

(e.). «Dü» hecesiyle başlayan bazı Türkçe sıfatların başına gelip mübalağa ve tekid beyan eder: Dümdüz (düm düz). Türk musikisinde ağırlık, usullerde kuvvetli zamanı gösterir.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). (ned, ning) sıkıştıran alacaklı; alacaklının parasını istemesi, alacak talebi; (f). alacağını istemek, borçluyu sıkıştırmak.

Türkçe Sözlük

(i.). Türk dinî tasavvufî musikisinde Mevlevîlik dışındaki tarîkatlerde okunan, yalnız Durak Evferi usûlü ile bestelenen bir çeşit tantanalı ilâhî.

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde dinî eserlerde kullanılan 21 zamanlı bir büyük usul.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde 8 zamanlı bir küçük usul.

Teknolojik Terim

DVD, MPEG-2 olarak adlandırılan bir video-veri sıkıştırma yöntemi kullanır. Bu sistemde elde edilen görüntü kalitesi, profesyonel video masterlerinde kullanılan Digital Video Format D1’in kalitesine yakındır. DVD Video, VHS (250 satır), Video CD (250 satır) ve Lazer Disk (420 satır) sistemlerine göre daha yüksek bir yatay görüntü çözünürlüğü sunar (yaklaşık 500 TV satırı).

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. meydan savaşına hazırlamak; mazgal yapmak. embattled s. meydan savaşına hazır durumda; savaş halinde; güç durumda, sıkışmış.

Türkçe Sözlük

(i. mus.). Türk musikisinde kullanılan 4 sekizlinin en tizi.

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Türk musikisinde bir şed makam.

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Türk musikisinde bûselik beşlisi ile biten mürekkep makamlardan biri.

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde 9 zamanii bir küçük usul. Aksak usûlünden pek az farkı vardır.

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde 26 zamanlı bir büyük usul.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). açılıp yayılma, büyüme, genişleme; genişleyen kısım, ek. coefficient of expansion (mat). genişleme katsayısı. expansion bolt sıkıştırma cıvatası,kurtağzı cıvata.

Türkçe Sözlük

(i. A.) Müslümanlar’ı namaza davet ve namaz vaktini ilân için müezzin tarafından minarede veya başka bir yerde okunan tekbîr, kelime-i şehâdet. Ezan okumak, ezan vermek, ezan okundu, ezân-ı Muhammedi, akşam ezanı, ezan vakti. Ezanda = Geç vakit, akşam. Türk musikişinde dinî musikinin cami musikisi dalında bir formdur.

Türkçe Sözlük

(f.) 1. Toz haline, yassı hale getirilmek, dövülmek. Osm. sahk olunmak: Bu boya ezilmeden kullanılmaz. 2. Basılmak, ağır bir şeyin altında kalarak veya sıkışarak yamyassı olmak: Arabanın altında kolu ezilmiş; bu portakallar, kavunlar ezilmiştir. 3. Mağlûp olmak, tahammülü pek zor bir sıkıntı altında perişan olmak: Bu arada o biçare ezildi; dert ve kederden ezilip gitti. Ezilip büzülmek = Maksadını açık söyleyemeyip de sıkılarak konuşacak söz bulamamak.

Türkçe Sözlük

(i. I.). Batı musikisinde tahtadan, nefesli bir çalgı.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. fahriyyât). Şairin eski Arap usûlü üzere kendi vasıf ve meziyetlerini ve bilhassa kahramanlık ve her türlü müsbet taraflarını yazarak övme yolunda söylediği kasîde. Türk şiir ve musikisinde eser sahibinin kendisini övdüğü eser. Kasîde formunda duâ’dan önceki kısım.

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde 20 zamanlı bir büyük usul.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Eskiden suçluları ve öğrencileri cezalandırmak için kullanılan Alet. Orta tarafında ayakları sıkıştırmaya mahsus ip geçirilmiş bir sopa ile tabanlara vurmaya mahsus bir sopadan ibaretti: Falakaya çekmek, falaka değnek getirtti, falakaya yatırmak, falaka vurmak. 2. Bazı manivela işlerini yapmak için kullanılan ucu iple bağlı ağaç parçası 3. (denizcilik). İki ucu bir yere bağlı bir parça halat.

Türkçe Sözlük

(mus.) (Fr.). Musikide serbest stilde yazılmış parça. Türk musikisinde serbest stilde yazılmış şarkı.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Türk musikisinde konser. (bk.) Fasıl heyeti.

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Türk musikisinde belirli bir programla konser icra eden hânende ve sâzendelerden mürekkep topluluk.

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Türk musikisinin mürekkep makamlarından biri.

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Sevinçli, Fars. şâd, şâdân. Ar. mesrur, münşerih-ül kalb. 2. Türk musikisinin mürekkep makamlarından biri.

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Türk musikisinin şed makamlarından biri.

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde eski bir saz.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde 12 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Türk musikisinde 32 zamanlı bir büyük usul.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Batı musikisinde en tanınmış nefesli çalgı. Aslen tahta nefeslilerdendir. Fakat mâdenî flütler de yapılmıştır. Çeşitli büyüklükte olanları vardır.

Türkçe Sözlük

(i. Ing. Ar. T.). Halk musikisi. Klasik musikiden ilkelliği ile ayrılan, kapalı çevre ve köylerin musikisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). zorlamak, icbar etmek, mecbur etmek; tazyik etmek, sıkıstırmak; zorla almak; ırzına geçmek; (bahç). suni usullerle turfanda meyva, sebze ve çiçek yetiştirmek. force a smile zorla gülümsemek. force ones hand acele karar vermeye zorlamak. force on

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Şekil: Gazel, klasik Türk şiirinde, peşrev, klasik Türk musikisinde birer formdur.

Türkçe Sözlük

(i. Fr. forme) (matbaacılık), t. Bir tertiplik yani birden basılacak sayfa kalıplarını sıkıştırmaya mahsus demir çerçeve: Sahifeleri formaya koymak, formayı sıkıştırmak. 2. Birden tezgâh veya makineye konup basılacak sahifelerin hepsi: Bu kitap kaç forma olur? Formasını kaça basarsınız? Büyük, küçük, sekizlik, on altılık, otuz ikilik forma. Umumiyetle 16 sayfa için «bir forma» denir. 3. (denizcilik) Kızakta inşa olunan gemilerin etrafına vurulan desteklerin başlarının altına konulacak kuşak. 4. Denizde toplu şekilde hareket eden donanmanın, deniz savaş kaidelerine uygun olarak aldığı durum. Yanlış olarak üniforma yerine de kullanılır, (bk.) Üniforma.

Türkçe Sözlük

(i. Fr. musiki). Musikide kontrpuan’dan sonra tahsil edilen çoksesli bilgi. Aynı zamanda Batı saz musikisinde bir formdur ki, füg bilgisi, bu formun incelenmesine dayanır.

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Piyasa musikisinde Hümâyûn makamında olan bazı parçalara yanlış olarak verilen ad.

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Batı musikisi. Batı musikisi sistemini kullanan musikilerin hepsi.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Barok devri Batı musikisinde bir dans çeşidi.

Türkçe Sözlük

(i. A.) 1. Klasik Arap FarsTürk şiirinin en ünlü formu. 5-15 beyitli her türlü konudan, fakat ekseriya aşktan bahseden lirik şiir. 2. Bu şiirin Türk musikisinde taksim edildiği yeni usuldür. Fakat makamla okunduğu zaman dindışı bir musiki formu olarak aldığı ad.

Türkçe Sözlük

(I. A. F.) Gazel okuyan hatip ve ekseriya müzisyen. Türk musikisinde bir şiiri irticâlî olarak taksim eden yani usulsüz, fakat makamla okuyan hânende. (bk.) Gazel.

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) (yanlış bir kelimedir). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.). Türk musikisinde bir perdenin adı. Portenin beşinci çizgisi üzerindeki boşluğa yazılan sol notası.

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.). Türk musikisinde bûselik beşlisi ile biten mürekkep makamlardan biri.

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde bir perde adı.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bugün kullanılmayan eski bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde geçkisiz, kısa taksim.

Türkçe Sözlük

(i.). Türk halk musikisinde bir çalgı.

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Türk musikisinde XV. asrın sonlarında Sultan Korkut’un icat ettiği bir çalgı.

Türkçe Sözlük

(i. F.) (yukarıdaki ite aynı kelime). 1. Birbirine geçmiş, karışık: Girift yazı. 2. Türk musikisinde, küçük bir ney’e benzeyen, nefesli çalgı.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. içeriye varmak, sokulmak, dahil olmak, Ar. duhûl. Çıkmak mukabili: Eve girdi, yılen deliğe girdi. 2. Araya sıkışmak, karışmak: Meclise, kalabalığa girdi. Ben, öyle adamların içine giremem. 3. Bir meslek ve sınıfa katılmak, Osm. sülük etmek: Askere, işe, mektebe girdi. 4. Sığmak, Osm. istiab olunmak: Mızrak çuvale girmez. 5. Geçmek, sirayet etmek, sirayet edip yayılmak, intişar etmek: Koyunlara kelebek girdi. Düşman askerine hastalık girdi. Eve ateş girdi, mec Rahatsızlık girmek. 6. Karışmak, müdahale etmek: Ben öyle işe girmem. O, münakaşaya hiç girmedi. 7. Gelmek, başlamak, Osm. hulûl etmek: Muharrem girdi. Yaz giriyor. Araya girmek = Tavassut etmek, barıştırmak istemek. Ele girmek = 1. Ele geçmek, yakalanmak, tutulmak, Osm. giriftâr olmak. 2. Tesadüf olunmak. Birbirine girmek = Karışmak, kavgaya tutuşmak, telâşa düşmek. Bir çuvala girmek = Birlikte bulunmak. Denize girmek = Deniz banyosu almak, denizde yıkanmak. Zihne girmek = 1. Anlaşılmak, Osm. derkolunmak. 2. İstediği bir şeyi yaptırmak. Renklen renge, bin bir renge girmek = Pek sık fikir ve şekil değiştirmek. Rüyaya girmek = Düşte görünmek: Filân iş hiç aklımda yokken bu gece rüyama girdi. Suya girmek = Dalmak. Kıyafete girmek = Bir kıyafet almak. Günaha girmek = Günahkâr olmak. Günahına girmek = Biri hakkında haksız yere kötü düşünmek veya haksız yere kötülük isnâd etmek. Güveyi girmek = Zifaf etmek, evlenmek. Girip çıkar. = Gelip giden: Bu eve girip çıkanların haddi hesabı yoktur. Balta girmemiş = Hiç insan eli görmemiş, birbirine karışmış (orman).

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) ızgarada pişirmek; fazla ısıtmak; A.B.D., (k.dili) sorguya çekmek, sıkıştırmak, ahret suali sormak .

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ızgara; sorguya çekme, sıkıştırma, ahret suali sorma.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (ground) (i.) öğütmek, çekmek, ezmek; bilemek; sürterek parlatmak; gıcırdatmak; döndürmek, sapından tutup çevirmek; cefa etmek, eziyet vermek, sıkıştırmak; değirmen işletmek; gıcırdamak; (k.dili) sıkı ders çalışmak, slang hafızlamak, ineklemek; A.B

Türkçe Sözlük

(I. F.). 1. Söylenmiş. 2. Musikiye tatbik olunan bir şarkı, tiyatro oyunu vesairenin nazmı, musikisi dışında kalan sözleri, şiir kısmı, beste mukabili: Filân operanın güftesi Victor Hugo’nun, bestesi ise Verdi’nindir.

Türkçe Sözlük

(I. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Gül yanaklı. 2.Al yanaklı. 3.Türk musikisinde mürekkep bir makam.

Türkçe Sözlük

(i. F ). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. F.) Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sıkıştırılmış, sıkılmış.

Teknolojik Terim

Orijinal bant genişliği, vericiye gönderilmeden önce sıkıştırılır. Alındığında, bant genişliği tekrar açılır ve cızırtı gürültüsü azaltılır.

Türkçe Sözlük

(i.). Halk şiir ve musikisinde, sevgilinin (bazen atın vs.) güzelliğinden bahseden şekil.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Türk musikisinde 32 zamanlı bir büyük usul.

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Klasik musikinin ve sanat musikisinin aksi. Halk arasında doğan ve yaşıyan, eserleri umumiyetle anonim olan musiki.

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde bir küçük usul.

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde bir asra yakın bir müddet kullanılmış bir nota yazısı sistemi. Kısaca «Hamparsum» da denir ve notayı yapan Ermeni asıllı bestekârın adını taşır.

Türkçe Sözlük

(i. F. musiki). Türk musikisinde eserlerin bölündüğü büyük kısımlar. Musiki eserlerimiz çok defa dört hânedir: Peşrevin birinci hânesi, şarkının miyân-hânesi.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Sıkıştırma, sınırlı bir yerin içine alma, baskı: Düşman askerini filân yere hasrettiler. 2. Sınırlama ve belirtme, umumilikten çıkarıp bir kısım veya miktara çevirme, ayırma: O adam iyiliğini kendi yakınlarına hasrediyor. 3. Yalnız bir şeye sarf etme ve kullanma: Bu işe hasr-ı efkâr, hasr-ı mesâİ, hasr-ı evkat etmiştir.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) acele ettirmek; acele etmek; sıkıştırmak, hız vermek, hızlandırmak.

Türkçe Sözlük

(I. A. musiki). Türk musikisinde 64 zamanlı bir büyük usul.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Yeşil, sebze, hadra. 2.Gökyüzü. 3.Türk musikisinde mürekkep bir makam.

Teknolojik Terim

Yüksek Tanımlı Çoklu Ortam Arabirimi anlamına gelir. DVI’ya benzeyen (ama çok daha küçük konektörler kullanan) çok pinli HDMI™ arabirimi, sıkıştırılmamış dijital videoyu kopyalama koruması ve çok kanallı ses ile birlikte aktarır. Bir adaptör kullanılarak, HDMI™ mevcut bir çok DVI bağlantısı ile geriye dönük uyumlu olarak kullanılabilir

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). konuşmacının sözünü kesmek, soru yağmuruna tutmak, sıkıştırmak; keten tarağı ile taramak, ditmek; (i). keten ve kendir tarağı. heckler (i). konuşmacıyı zor duruma düşüren kimse; keten tarakçısı.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde az kullanılmış bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Arûz bahirlerinden biri: Bahr-i hezec (musiki) = Türk musikisinde az kullanılmış bir büyük usul.

Teknolojik Terim

Sony tarafından geliştirilen Hi-MD, MiniDisc®’i teknolojisini takip eder. ATRAC sıkıştırmasını kullanarak 45 saatlik müzik saklama yeteneğine sahiptir ve ayrıca Microsoft® Word belgeleri, PowerPoint® sunuları ve JPEG görüntüleri gibi bilgisayar dosyalarını saklayabilir.

Türkçe Sözlük

(I. A. musiki). Türk musikisinin 13 basit makamından biri. Dügâh (lâ) perdesinde kalır.

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde biribirine çok benzeyen, hepsi hicâz dörtlüsü veya beşlisi ile yapılan 4 basit makama (Hicâz, Zengûle, Uzzâl ve Hümâyûn) verilen ad.

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde basit makamlar teşkiline yarıyan altı çeşit beşlinin altıncısı.

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde basit makamlar teşkiline yarayan altı çeşit dörtlünün altıncısı.

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T. musiki) Türk musikisinde bir perde adı.

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T. musiki). Türk musikisinde bûselik beşlisi ile kalan mürekkep makamlardan biri.

Türkçe Sözlük

(i. A. musiki). Türk musikisinde az kullanılmış bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. A. F. musiki). Türk musikisinde rast (sol) perdesinde kalan ve Zengûle’nin şeddi olan bir şed makam.

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T. musiki). Türk musikisinde bûselik beşi isiyle kalan mürekkep makamlardan biri. Az kullanılmıştır.

Türkçe Sözlük

(i. A. musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T. musiki). Türk musikisinde bir perde adı.

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T. musiki). Türk musikisinde buselik beşlisinde kalan bir mürekkep makam.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bayt. tırnağı sıkışmış, sakat tırnaklı.

Türkçe Sözlük

(hi. musilci) Türk musikisinde şimdi kullanılmıyan bir mürekkep makam.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. bir araya sıkışmak; birbirine sokulup sarılmak ve çömelmek; acele ile karmakarışık tıkmak (esya). acele ile biraraya toplamak; i. karışıklık, düzensiz ve karışık toplanma; Amerikan futbolunda oyun arasında oyuncuların baş başa verip konuşması; A.B

Türkçe Sözlük

(i. F. musiki). Türk musikisinin 13 basit makamından biri, dügâh (lâ) perdesinde kalır.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. acele etmek, acele ile gitmek; koşmak; acele ettirmek; acele ile göndermek; sıkıştırmak; i. acele telaş. Hurry up! Acele et! Çabuk ol! Haydi! in a hurry acele ile, telâşla.

Türkçe Sözlük

(i. A. musiki). Türk musikisinin 13 basit makamından biri. Dügâh (lâ) perdesinde kalır.

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarıyan 6 çeşit beşliden biri.

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde bir perde adı. Portenin dördüncü aralığına yazılan «mi» notası.

Türkçe Sözlük

(i. A. musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. A. musiki). Türk musikisinde kürdî dörtlüsü ile kalan mürekkep makamlardan biri.

Türkçe Sözlük

(I. A. musiki). Türk musikisinde şimdi kullanılmayan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. muhtemelen Ar. musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. A. F. musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حزام] Türk musikîsinde bir makam.

Türkçe Sözlük

(i.) (yukarıdaki ile aynı kelime) (musiki). Bir musiki eserini çalıp okuma. İcrâ heyeti = Türk musikisi konseri vermek için teşkil edilmiş saz söz topluluğu, koro.

Teknolojik Terim

Sabit Disk Sürücünüzden DVD’ye aktarılan bilgileri sıkıştırırken en iyi kaliteyi korur. Bu biçim, kaydedilen her bir sahnenin bit hızını otomatik olarak kontrol eder. Bunu, içeriğin hangi kesimlerinin, örneğin, karmaşık aksiyon sahneleri, daha yüksek bit hızlarına ihtiyaç duyduğunu algılayarak yapar. Daha düşük sesli sahneler daha düşük bit hızlarında kaydedilir.

Türkçe Sözlük

(i. T. musiki). Türk musikisinde 12 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük

(i. T. musiki). Batı musikisinde ikişer zamanlı ölçülerden yapılmış düzüm ve usuller. Zıddı: Uçüzlü düzümler.

Türkçe Sözlük

(İ.A. musiki). Türk musikisinde dlnt bir form. Dint şarkı. Türk tasavvuf şiirinde de bir şeklin adıdır.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sıkıştlrmak, pekiştirmek. impac'tion i. sıkıştırıp birbirine kaynatma; tıb. inkıbaz, peklik. impacted tooth disçi. çene kemiğine kaynamış diş.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kalın mukabili, Ar. rskîk, Fars. bârik: İnce değnek. 2. Ufak, çok küçük, Ar. dakîk: İnce un, ince toz. 3. Sivri: İnce burun. 4. mec. Zarif, nazik, narin: İnce iş, ince nakış, ince adam. 5. Zekâsı olan, kavrayışlı: İnce zihin. 6. Hafif, muhtasar: İnce donanma, ince karakol. 7. Müessir, tesirli, keskin: İnce ağrı. Kulağa hafif gelen: İnce ses, ince vızıltı. 8. Ufak ve hurda olarak: ince dövmek. Tatbik ederek: Çok ince soruyor. Incehastalık = Verem. İncesaz = Türk sanat musikisinde fasıl repertuarını icra eden saz takımı. İnce kesim = Çelimsiz, zayıf. İnceden inceye = Teferruatına kadar, çok teferruatlı. İnce eleyip sık dokumak = Lüzumundan fazla incelemek, bir işin pek ilerisine varmak.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sıkışma, burkulma vs. sonunda, görünürde bir değişiklik olmadan (bir organ) ağrıyarak, bir zaman için zahmet vermek. 2. mec. Gönlü kırılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rahatsız, kullanışsız, elverişli olmayan; zahmetli, işe yaramaz; sıkışık. incommodiously z. elverişli olmayarak, kullamşslz bir sekilde. incommodiousness i. elverişsizlik, kulIanışlı olmayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sıkıştırılamaz, basınçla oylumu. kuçültülemez. incompressibil'ity i. sıkışmazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sokmak, arasına sıkıştırmak, ortasına geçirmek.

Türkçe Sözlük

(I. A. musiki) (Irak ülkesinin adından). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde bazı mürekkep makamların sonunda kullanılan bir dörtlü.

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük

(i. F. musiki). Türk-musikisinde bir mürekkep makam.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (med, ming) (i.) sıkıştırıp kımıldamaz hale koymak, kıstırmak; bir şeyin arasına sıkışıp hareketini durdurmak; sıkışmak, çalışmaz veya işlemez hale gelmek (makina, kapı); (i.) sıkışma, sıkıştırılma; bir araya sıkışmış insan veya şeyler; zor durum;

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yahudi. Jewbaiting i. Yahudilere eza etme. jew's-harp i. dişlerin arasına sıkıştırılarak çalınan ufak bir çalgı, ağız tamburası. jew's mallow bir tür ebegümeci, bot. Corchorus olitorius. jew's pitch Lut gölü civarından elde edilen madeni. zift. wan

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. itip kakmak, dürtüklemek; i. itip kakma, kalabalık arasında sıkışma.

Teknolojik Terim

JPEG, bir biçimi geliştiren ve tüm dünyaya yayan Joint Photographic Experts Group adlı bir konsorsiyumu ifade etmektedir. Dijital görüntüleri etkili biçimde sıkıştıran bir sıkıştırma biçimidir.

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde önüne geldiği perde adını bir sekizli pestlendiren kelime: Kaba hisâr perdesi, hisâr perdesinin bir sekizli (oktav) pestidir. Zıddı: Tİz.

Türkçe Sözlük

(i. T. F. musiki). Türk musikisinde bir perde. Portenin altındaki birinci ek çizgi üzerine yazılan do notası.

Türkçe Sözlük

(i. T. A. musiki). Türk musikisinde bir perde.

Türkçe Sözlük

(i. T. A. musiki). Türk musikisinde bir perde.

Türkçe Sözlük

(i. T. musiki). Türk musikisinde önüne geldiği perdenin iki sekizli (oktav) pest olduğunu gösteren terim: Kaba kaba çârgâh perdesi (ki çârgâh perdesinin iki sekizli pestidir).

Türkçe Sözlük

(i. T. F. musiki). Türk musikisinde bir nefesli saz: Zurnanın pesti.

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Türk halk şiir ve musikisinde bir form (şekil).

Türkçe Sözlük

(i. F. musiki). Batı musikisinde iki sesli saz veya söz eseri ki, kontrpuan kaidelerine göre yazılır.

Türkçe Sözlük

(i. Fr. musiki). Batı musikisinde bir form (şekil).

Türkçe Sözlük

(I. musiki). Türk musikisinde 1700 yıllarında kullanılmış bir ebced notası.

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Şarkı, Fr. chant. Türk musikisinde XIX. asır sonları ile asrımız başlarında tiyatro ve balozlarda okunmaya mahsus fantezi şarkı.

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. musiki). Türk musikisinde bir telli ve mızraplı çalgı. Kucağa yatırılarak çalınır.

Türkçe Sözlük

(i. F. musiki). Türk musikisinde dindışı güfteli bir büyük form (şekil).

Türkçe Sözlük

(i. F. A. musiki). Klasik Türk musikisinde bir kâr çeşidi. Bu çeşit büyük ve uzun kâr’da, eserin güftesindeki makam adları geçtikçe o makam yapılır ve bu şekilde birçok makam dolaşılır.

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde bir kısmı tek saz, bir kısmı saz hey’eti tarafından icrâ edilen peşrev çeşidi.

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde 13 basit makamdan biri. Dügâh (la) perdesinde kalır.

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk halk musikisinde saz veya söz eseri olabilen bir form (şekil) veya çeşit.

Türkçe Sözlük

(i. F. musiki). Türk musikisinde vaktiyle kullanılmış bir saz.

Türkçe Sözlük

(i.). Sıvı veya tane hâlinde olan yiyeceği ağıza götürmeye, bir şey karıştırmaya mahsus oyulmuş Alet: Tahta, bağa, maden, gümüş kaşık. Çorba kaşığı = Adi sofra kaşığı. Hoşaf kaşığı = Ağıza sığmayıp hoşaf içmeye mahsus büyük cinsi. Tatlı kaşığı = Tatlı ve reçel yemeye mahsus küçükcesi. Çay, kahve kaşığı = Fincan tabağına konan küçüğü. 2. Bir kaşık dolusu, bir kaşığın aldığı miktar ve mec. Az miktar. Biraz: Bir kaşık çorba içtim, bir kaşık su. Kaşık atmak = Çok ve hırsla yemek. Ağzının kaşığı değildir = Onun bu işe gücü yetmez. Kaşıkotu = Bir cins bitki, cochlearia officinale. Bir kaşık suda boğmak = Fazlasıyle düşmanlık göstermek. Kaşık düşmanı = Kadın, zevce. Kaşıkla verip sapıyla göz çıkarmak = Ettiği iyiliğe karşı minnet koymak, başa kakmak veya o iyiliği unutturacak bir fenalık etmek, (musiki) Türk halk musikisinde tahta kaşık şeklinde vurma Aleti.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İri ve sert taş, Ar. sahr, sahra: Ak kaya, kara kaya. Kaya devirmek. 2. Taşlık ve sarp dağ, taşlık uçurum, yar: Kendini bir kayadan aşağıya attı. Kayabaşı = Türk halk şiiri ve musikisinde bir şekil ve çeşit. Kayabalığı = Siyahı ve sincabi renkli, deniz dibinde gezen, küçük bir çeşit lezzetli balık. Kayakoruğu = Bir nevi bitki. Kayakuşu = Bir cins kuş. Kayakekiğl = Kekik çeşidi. Kaya keleri = Bir cins kertenkele. Kaya lifi = Bir cins yosun. mec. Pek sert, katı: Kaya gönül.

Türkçe Sözlük

(i. A. musiki) (c. kaynât, kıyân). Eski Arap musikisinde kadın ses sanatkârı.

Türkçe Sözlük

(F. aslı: kemân-çe = küçük keman). Türk musikisinin mâruf yaylı çalgısı.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Vaktiyle düşmanı ve avda bazı hayvanları tutmak için uzaktan atılan ucu ilmikli ip ki, boyuna geçtikten sonra çekilerek sıkışırdı. 2. Geyik vesaire yuları. 3. Dîvân şiirinde sevgilinin saçı, zülfü, perçemi, saç büklümü: Kemend-i zülfüne giriftâr oldu.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde eski bir nefesli saz.

Türkçe Sözlük

(f.) (halk dilinde: kltlenmek). Kilit ve anahtarla kapanmak: O odadakiler kilitlenmez; bu kilit bozulmuş, kilitlenmiyor. 2. Biribirine geçmek veya geçirilmek: Parmaklar kilitlenmek. Dişler kilitlenmek = Çeneler biribirine geçmiş gibi sıkışıp durmak ki, soğuktan veya korkudan olur.

Türkçe Sözlük

(i.) ( halk dilinde: kltli). 1. Kilit ve anahtarla kapanmış, kapalı: O odadakiler kilitlidir. 2. Biribirine geçmiş veya geçmiş gibi sıkışmış: Parmaklan, dişleri kilitli duruyordu.

İngilizce - Türkçe Sözlük

bazı tropikal ağaçlardan çıkan, ilâç ve tabaklıkta kullanılan, kurutulmuş, kırmızı, sıkıştırıcı usare veya zamk; bu zamkı veren ağaç.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kısılmış, sıkışmış, tazyik olunmuş. 2. Zorla ve kısıldayarak çıkan, serbest işlemeyen, kısıltılı, boğuk: Kısık ses; kısık boğaz. 3. Oyluğun katlanma yerleri; çocuğun kısıkları pişmiş.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kısılmış ve sıkışmış şeyin hâli, baskı, tazyik. 2. Yoğunluk, hırıltı: Sesin, boğazın kısıklığı.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dara getirilmek, sıkıştırmak, baskı altına alınmak, sıkıda kalmak: Kuyruğu kapıya kısıldı; parmağım makineye kısıldı. 2. Tutulmak, eksilmek, serbest işlememek, hırıltılı olmak: Sesim, boğazım kısıldı; soğuktan, nezleden, içkiden, çok bağırmaktan sesi kısılmış.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sıkıp tutmak, sıkıştırmak, baskıya almak, tazyik etmek: Kapı parmağımı kıstı. 2. Azaltmak, darlaştırmak, küçültmek, hasretmek: Masrafları biraz kısmalı. 3. Esirgemek, Osm. diriğ etmek: Böyle bir iş için parayı kısmam. 4. (kulakları) İndirmek, yatırmak: Kulaklarını kısıp gitti. 5. (kuyruğu) Bacakların arasına almak: Kuyruğunu kısmış gidiyordu (mecâzen de kullanılır).

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Piyanoya benzer ve XVIII. asra kadar piyano yerine kullanılan bir batı musikisi çalgısı.

Türkçe Sözlük

(i.). Türk halk şiir ve musikisinde yiğitlik ve yiğitlik övgüsü terennüm eden bir form (şekil) ve çeşit.

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk musikisinde dindışı bir küçük form (şekil). Köçeklerin oynamasına mahsus şarkı veya türkülerden ibarettir.

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk musikisinde köçekçe’lerden meydana gelen köçek süiti.

Türkçe Sözlük

(1. Y. Fr. T.) (musiki). Türk musikisinde sesi bir koma nlsbetinde pestleştlren bemol.

Türkçe Sözlük

(I. Y. Fr. T.) (musiki). Türk musikisinde sesi bir koma dikleştlren diyez.

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). 1. Toz İken sıkıştırılarak hap halina konmuş İlâç. 2. Buna benzer türlü şeyler.

Türkçe Sözlük

(i. i.) (musiki). Batı musikisinde bir solo sazın orkestra eşliğinde çalması için bestelenmiş büyük saz eseri.

Yabancı Kelime

Fr. concentré

1. yoğunlaştırılmış, yoğun, 2. kim. derişik

1. Dolu, sıkı, sıkışık, çok. 2. Derişmiş olan.

Türkçe Sözlük

(I. Fr.) (musiki). Batı musikisinde bir yaylı çalgı. Keman ailesinin en büyüğüdür. Başka sazların da kontrbası vardır.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Batı musikisinde yüksek bir çoksesli ilim. Armoni’den sonra ve füg’den önce öğrenilir.

İsimler ve Anlamları

(Fran.) (Erkek İsmi) 1.Batı musikisinde dini şarkı. 2.Sınır muhafızı.

Türkçe Sözlük

(aslı: KÜS) (i. F.). Pek büyük davul ki, Türk mehter musikisinde kullanılır, katır, at, hattâ deve ve fille nakledilirdi: Kös çalınmak.

Türkçe Sözlük

(i.). Türk halk şiir ve musikisinde çok kullanılan bir şekil (form).

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. T. A.) (musiki). Türk musikisinde 5 koma değerinde aralık. s

Türkçe Sözlük

(i. T. A. Fr.) (musiki). Türk musikisinde 5 koma değerindeki bemol.

Türkçe Sözlük

(i. T. A. A. Fr.) (musiki). Türk musikisinde 5 koma değerindeki diyez.

Türkçe Sözlük

(i. T. A.) (musiki). Türk musikisinde 2 ilâ 15 zamanlı usullerin hepsine verilen ad.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Mevlevi musikisinde kullanılan usul vurma Aleti.

Sağlık Bilgisi

Kuduz hayvanın ısırması ve salyasının insan vücudundaki herhangi bir sıyrıktan girip, kana karışması sonucu ortaya çıkan bulaşıcı ve öldürücü bir hastalıktır. Tıp dilinde Rabies veya Hydrophobia denir. Kuduz virüsü, vücuda girdikten sonra sinir sistemine yerleşerek, beyne kadar gelir ve orada iltihap yapar. Bu iltihaplanma, ısırıldıktan sonra geçen 7 ila 60 gün arasında meydana gelir. Bu nedenle kuduz aşısının bu süre içinde yapılması gerekir. Kuduz belirtileri ortaya çıktıktan sonra yapılacak kuduz aşısı ile kuduz serumunun kıymeti yoktur. Kuduz hastalığının başlangıcında, yorgunluk, durgunluk, sinir bozukluğu, baş ağrısı ve kalpte sıkışma görülür. Hasta yerinde duramayacak kadar sıkıntılıdır. Bir süre sonra boğaz ve solunum yollarındaki kramplar başlar. Bu dönemde sudan da korkmaya başlar. Kuduz şüphesi olan bir hayvan ısırdıktan sonra ısırılan yerden bol kan akıtılır. Sonra oksijenli suyla yıkanıp, tentürdiyot sürülür. Bu işlem sık sık tekrarlanır.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk musikisinde bütün makamları dolaşmak iddiasında bulunan peşrev.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk musikisinde pek çok makamı içine alan peşrev.

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk musikisinde kalabalık ve tam kadro ile icrâ edilen fasıl.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk musikisinin 13 basit makamından biri. Lâ (dügâh) perdesinde kalır.

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde basit makamların teşkiline yarıyan 6 çeşit beşliden biri.

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde basit makamların teşkiline yarıyan 6 çeşit dörtlüden biri.

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde bir perde, orta sekizlinin si bemolü.

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk musikisinde bir makam.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Parçalardan mürekkep bir şeyin parçalarını bir yere getirterek ve yerli yerine koydurarak ayakta durdurmak, bütününü teşkil ettirmek, tesis ettirmek: Çadır, fabrika, köşk kurdurmak. 2. Zenberekle işleyen saat veya diğer bir makinenin zenbereğini sıkıştırıp işleyecek hâle getirtmek: Saati, oyuncağı kurdurmak.

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisinde eski bir nefesli çalgı.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tesis olunmak: Çadır, çardak, bina kuruldu. 2. Toplanmak: Meclis, dîvân, mahkeme, düğün kuruldu. 3. (saat veya diğer bir makine) işleyecek surette zenbereği sıkıştırılmak: Bu saat kuruldu mu? Kaç saatte bir kurulur? 4. Azametli ve kibirli bir tarzla geçip oturmak: Yukarıya geçip kurulmak ne kadar ayıptır. 5. Kibir göstermek, övünmek.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk askeri musikisinde, mehterhâne-i hümâyûnda katır, at, deve ve fil üzerinde taşınan çok büyük davul: KÜs çalınmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kaytan geçirip bağlamak; dantel ile süslemek; (k.dili) dövmek; renkler ile çizgilemek; korse kaytanını çekerek beli sıkıştırmak; içkiye hafif alkol katmak. lace into yumrukla saldırmak; şiddetle azarlamak.

Türkçe Sözlük

(i.) (Y. = sebze). Üstü yeşil ve içi beyaz olarak kat kat sarılı yapraklardan ibaret büyük sebze ki, etle pişer, dolması, turşu ve salatası yapılır, kapuska, kelem, Fars. kerteb, Ar. melfûf; lahana fidesi, tohumu. Başlahana = Sıkısı. Çiçek, frenk lahanası = Ceviz kadar küçük cinsi ki bir sapta birçok tane olur. Karalahana —Lahananın koyu yeşil yapraklı bir cinsi.

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Türk musikisinde bir makam.

Teknolojik Terim

Sıvı Kristal Ekran teknolojisi düz panel televizyonlar yaratmak için kullanılan yöntemlerden biridir. Işık sıvı kristaller tarafından yaratılmaz; panelin arkasında bir ışık kaynağı (ampul) ekrana ışık verir. Ekran iki adet polarize saydam panel ile bunların arasına sıkıştırılmış sıvı kristal solüsyonundan oluşur. Sıvının içerisinden geçen bir elektrik akımı, kristallerin aralarından ışık sızmayacak şekilde hizalanmalarını sağlar. Her bir kristal, ışığın geçmesine izin vererek veya ışığı engelleyerek deklanşör vazifesi görür. Saydam ve karanlık kristallerin örgüsü görüntüyü oluşturur. LCD teknolojisi doğrudan izlenen arka projeksiyonlu ve ön projeksiyonlu televizyonlarda kullanılmaktadır.

Teknolojik Terim

Silikon üzerinde Sıvı Kristal anlamına gelir. Bir lamel ile bir silikon çip üzerine yerleştirilmiş, piksellerle kaplı, oldukça yansıtıcı, ayna benzeri bir yüzey arasında bir sıvı kristal katmanı sıkıştıran projeksiyon televizyon ekranı teknolojisi. Bu katmanlar arka projeksiyon ve ön projeksiyon televizyonlarda kullanılabilen bir mikro ekran oluşturur. Üreticiler LCoS tabanlı teknolojileri için farklı adlar kullanır. Sony SXRD™ adını kullanır.

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki) (Türkçe: Aksak FAhte). Türk musikisinde 10 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. lied) (musiki). Batı musikisinde şarkı.

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Taş basması, mahsus mürekkeple yazılmış bir yazı, resim vesairenin yine buna mahsus kilsî bir taşa geçirilmesiyle taşın üzerine mürekkepli bir silindir geçirilince yalnız yazıların üzerine mürekkep bırakması ve üstüne kâğıt konup makinenin altında sıkıştırılmasıyla basılmasından ibaret baskı usûlü: Litoğrafyanın keşfi; litoğrafyada mahareti vardır. 2. Litoğrafya matbaası, taş basmahanesi: Filânın litoğrafyasında basılmıştır.

Türkçe Sözlük

(i. Romence) (musiki). Türk musikisinde Nİm Sofyân usûlü ile yapılan hareketli bir oyun havası (saz eseridir).

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. gevşek, sıkı ve bağlı olmayan, başıboş; dağınık, ayrı ayrı, seyrek, sıkışık olmayan; ahlakça serbest, hafifmeşrep, iffet sahibi olmayan; şüpheli, müphem; yumuşak (öksürük); ishal olmuş, kabız değil; f. gevşetmek, çözmek, açmak; salıvermek, hapi

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde rast (sol) perdesinde kalan bir şed makam (Hindistan’da bîr şehrin adıdır).

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Türk musikisinde rast perdesinde karar kılan bir makam. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde bir perde adı.

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde bûselik beşlisi ile biten mürekkep makamlardan biri.

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. (musiki) Batı musikisinde iki makamdan (mode) biri. 2. Bülûğ yaşına ermiş, reşit olmuş çocuk, zıddı: minör.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Orta ve işaret parmakları arasına alıp sıkıştırmak. 2. Kesmek, makas vurmak.

Türkçe Sözlük

(I. A.). Türk Halk şiir ve musikisinde bir şekil.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk musikisinde bir Ahenk (düzen).

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yardım olunmuş, Allah’ın yardımıyla galip, üstün gelmiş. 2.Türk musikisinde bir düzen. 3.Bir ney çeşidi.

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk musikisinde bir çeşit kastanyet.

Türkçe Sözlük

(aslı: MEVRAL) (I. A.). 1. Arap musikisinde bir şekil. 2. mec. Yalan, uydurma, martaval, uydurma hikâye, uzun fakat mânâsız söz.

Türkçe Sözlük

(hf. A.). «Nehrin ötesi». 1. Amu Deryâ ile Sır-Deryâ arasındaki büyük Batı Türkistan ülkesi. 2. Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Teknolojik Terim

Sony Digital Mavica (manyetik video kamera), resimleri kaydetmek için bilinen 3,5 inç disketleri kullanmaktadır. Popüler JPEG resim sıkıştırma biçimiyle Mavica, dijital fotoğrafçılıkta devrim yaratmıştır.

Türkçe Sözlük

(I. F.) (musiki). Türk halk musikisinde bir şekil.

Türkçe Sözlük

(1. F.) (musiki). Türk musikisinde çeşitli şekilleri olan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Türk şiir ve musikisinde mehtaptan bahseden veya mehtap vesilesiyle yazılıp bestelenmiş eser ki, ekseriya kasîde veya medhiye şeklindedir.

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. 1826’dan önce Türk askerî musiki teşkilâtı. 2. Umumî hapishane. Mehter musikisi = Mehterhâne repertuarı, klasik Türk askerî musikisi. Mehter takımı = Mehter musikisi çalan Türk askerî muzikası.

Türkçe Sözlük

(i. i.). Sıkıştıracak veya basacak Alet.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. merâsî) (çift y ile yazılması yanlıştır). Ölmüş bir adamın iyiliklerini sayarak ölümünden duyulan acıları anlatan şiir veya nutuk, ağıt: Filân şâirin mersiyeleri çok güzeldir. Kerbelâ şehitleri hakkında mersiyeleri vardır. Mersiye, Türk şiir ve musikisinde ayrı bir çeşittir.

Teknolojik Terim

Teletekst sayfalarını hafifçe sıkıştırarak, TV görüntüsü ya da video kaynağının aynı anda gösterilmesini sağlayan Çift Sayfa Teletekst ve PIP’in birleşimi.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki), (halk dilinde maval). Arap musikisinde bir şekil.

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk musikisinde kalabalık bir hey’etle icrâ edilen fasıl musikisi.

Türkçe Sözlük

(I. A. F. T.) (musiki). Türk halk musikisinde mızraplı bir çalgı.

Türkçe Sözlük

(i. F. A. T.) (musiki), (bk.) Piyasa musikisi.

Teknolojik Terim

MICROMV ürünlerinde, dijital video görüntüsünün transfer edilmesi için i.LINK™ terminali kullanılır. Farklı bir veri sıkıştırması teknolojisi kullanıldığından DV ya da Digital8 biçimleriyle uyumlu değildir.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Bülûğa ermemiş çocuk. 2. (musiki) Batı musikisinin 2 makamından biri.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk dinî musikisinde Peygamberimiz’in miracını anlatan büyük şekil. Klasik şiirde de bir şekil sayılır.

Şifalı Bitki

(zea mays): Buğdaygiller familyasından; 180 - 200 cm boyunda, dik ve yüksek gövdeli, geniş şerit yapraklı, bir yıllık bir bitkidir. Kökü kalın ve saçaklıdır. Yaprakları şerit gibi, uzun, paralel damarlı, sert ve sivri uçlu, sapsız, kenarları, dalgalıdır. İki çeşit çiçeği vardır. Erkek çiçekler gövdenin ucunda salkım başak şeklinde, dişi çiçekler ise yaprakların koltuğunda koçan halindedir. Dişi çiçeklerin stilusları uzundur ve kınlarının tepesinden dışarı doğru sarkarlar. Bunlar mısırpüskülü denilen kısmı meydana getirirler. Meyvesi, koçanı üzerinde sıkışık şekilde dizilidir. Rengi açık veya koyu sarı; esmer veya kırmızımtırak renklidir. Mısırpüskülünün içeriğinde glikoz, maltoz gibi şekerler, sabityağ, steroller, reçine ve çok miktarda potasyum tuzları vardır. İdrar söktürücü, idraryollarını temizleyici ve hararet verici olarak kullanılır. Mısırözü yağı, mısır tanelerinden çıkarılır. İçeriğinde yağ asitleri, A vitamini, az miktarda steroller ve bol miktarda nişasta vardır. Mısırözü yağı damarsertliğini önler. Kullanıldığı yerler: Daha ziyade mısırpüskülü ve mısırözü yağı kullanılır. Mısır iyi bir besindir. Ancak hazmı biraz güçtür. Guatr olanların yememesi tavsiye edilir.

Türkçe Sözlük

(I. F.) (halk dilinde: meyân). t. Bel: Miyânından haber sârarsan ıklîm-İ melâhatte (mısrâ). 2. Orta, vasat. Mlyân-ı râh = Yolun ortası. 3. Ara, aralık. Ar. mâbeyn: Miyânımızda olan sırlar. Mû-miyân = Kıl belli, ince belli. 4. (musiki) Türk musikisinde şarkı ve bestelerin üçüncü mısrâları ki, geçki yapılır, (bk.) Meyân.

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde sözlü eserlerin 3. hânesi kl, geçki yapılır.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. mezâmtr). 1. Türk musikisinde eski bir nefesli çalgı. 2. Zebûr sûrelerinin her biri: Mezâmîr-i DAvûd. 3. (anatomi) Boğazdaki nefes yolu, hançere.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Batı musikisindekl iki makamdan (majör ve minör) her biri.

Teknolojik Terim

MPEGLayer 3’ün kısaltması olan MP3, çok yer tutan ve düşük ses kalitesine sahip olan müzik dosyalarını sıkıştırıp daha az yer tutar hale getirir ve ses kalitelerini arttırır.

Teknolojik Terim

MPEG-4 (Hareketli Görüntü Uzmanları Birliği) olarak da bilinir ve sıkıştırılmış video dosyalarının standart formatıdır. Ev videosu veya müzik videosu gibi büyük dosyaların daha küçük bir dosya formatında saklanmasını sağlar. Böylece, Sony WALKMAN®, PSP® ve VAIO dizüstü bilgisayar gibi uyumlu cihazlarda daha fazla veri saklanabilir. Üstelik daha küçük dosya boyutu sayesinde video akışı daha hızlıdır.

Teknolojik Terim

(Motion Picture Experts Group) Resim, müzik ve veri dosyalarını hiçbir kalite kaybı olmadan saklamak ve aktarmak için kullanılan standart sıkıştırma biçimidir. Diğer biçimler arasında MPEG-2 ve akış ortamının yanı sıra esas olarak dijital ses ve video verilerini sıkıştırmak için kullanılan gelişmiş MPEG-4 bulunur. Sony Cyber-shot fotoğraf makineleri, Handycam® video kameralar ve yeni WALKMAN® video ürünlerinin hepsi MPEG teknolojisini kullanır. Cyber-shot fotoğraf makineleri ayrıca e-postayla gönderilmesi kolay küçük dosyalar oluşturmak için tasarlanan MPEG Film Video Postası ve TV’de tam ekranda oynatmak üzere pürüzsüz kalitede videolar kaydetmenize olanak sağlayan MPEG Movie VX gibi çeşitli MPEG Film modlarını içerir.

Teknolojik Terim

MPEG, Motion Picture Experts Group’un kısaltmasıdır. MPEG-1, dijital video görüntülerini saklayan bir veri sıkıştırma biçimidir. MPEG-1’de 160 x 112 piksel çözünürlükte, 1 dakikaya kadar küçük video klipler kaydedebilirsiniz. PAL standardının aksine (saniyede 25 kare), yalnızca saniyede 8 görüntü kaydedilir.

Teknolojik Terim

MPEG (Moving Picture Experts Group), artık verimli veri aktarımı ve saklamasını sağlamak için dijital video verilerini sıkıştırmada kullanılan yöntemleri ifade eden bir terim olarak kullanılmaktadır. MPEG-2, 1994 yılında yayın, iletişim ve saklama ortamları için evrensel resim kodlama sistemi olaran benimsenmiştir. MPEG-2 çok kanallı ses, DVD’lerde bulunan dijital surround ses sistemlerinden biridir. Diğer bir sistem de Dolby® Digital’dır.

Teknolojik Terim

İnternet, ses ya da görüntü yayını ve depolama ortamları için kullanılabilen bir MPEG standardı. MPEG (Motion Picture Experts Group) tarafından geliştirilen MPEG-4, düşük bant genişliğine sahip uygulamalar için dijital ve sesli ortamları daha küçük dosyalar halinde sıkıştırmak için tasarlanmıştır.

Teknolojik Terim

Memory Stick™ Yonga Kaydedici için ses sıkıştırma biçimi.

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisinde şimdi kullanılmayan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk musikisinde bir basit makam. Hüseynî makamının inici şeklidir. Dügâh (IS) perdesinde kalır.

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) Türk musikisinde tiz sekizlideki lâ perdesi.

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) Türk musikisinde bûselik beşlisi ile kalan mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisinde kürdî dörtlüsü ile kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisinde şimdi kullanılmayan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(I. A. «necv»den masdar). 1. Allah’a dua edip yakarma. 2. Türk şiir ve musikisinde bu mevzuda şiir ve eser.

Türkçe Sözlük

(i. A. «dere» den if.) (mü. münderice). Dercolunmuş, bir şeyin içinde bulunan, sıkıştırılmış: Filân gazetede münderic bir makale (Arapça’da bu mânâya gelmiyor).

Türkçe Sözlük

(i. A. «rub’» dan imef.) (mü. murabbâa). 1. Dörtlü, dört şeyden mürekkep. 2. Dört köşeli. 3. (matematik) Kendi misliyle çarpılmış (rakam, son). 4. Kare: On kilometre murabbâ genişliğinde bir çiftlik. 5. (edebiyat) Türk şiirinde dörder mısrâlık kıt’alardan yapılmış şekil. 6. (musiki) Türk musikisinde dört mısrâlı söz eseri: Murabbâ beste, murabbâ şarkı, (matematik) 1. Dört köşeli ve dört açılı şekil, dörtgen: Murabbâ-ı müstatil; murabbâ-ı maîn; murabba-ı münharif. 2. Bir rakamın kendi misliyle çarpılmasından çıkan miktar: 8’in murabbaı nedir? 3. Mesafenin enlemesine ve boylamasına ölçülmüşü: Bir arsanın boyu on, eni beş metre olursa murabbaı ne eder? (denizcilik) Murabbâ yelken = Seren yelkeni.

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) musiki). Türk musikisinde basit makam hususiyeti taşımayan makam.

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde birden fazla usûlün birleşerek yaptığı usuller ki, 4 zamanlıdan başlayarak bütün usûller mürekkeptir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

tokalaşmak, el sıkışmak.

Türkçe Sözlük

(I. A.) (musiki). Türk musikisinde 8 zamanlı bir usul.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. müziğe ait; ahenkli, uyumlu; müziksever, musikişinas, müzik ustası; bestelenmiş; i. müzikli komedi. musical chairs müzik eşliğinde iskemle kapmaca oyunu. musical comedy müzikli, şarkılı ve danslı güldürü. musically z. ahenkle; müzikle.

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. F.). 1. GOyâ gasında birçok delikler bulunan ve rüzgâr esdikçe çeşitli sesler çıkaran hayalî bir kuş. 2. Türk musikisinde eski bir nefesli çalgı, mıskal.

Türkçe Sözlük

(i. A. «acele» den imef.) (mü. müstâcele). Çabuk yapılması istenen, istîcâl olunan, sıkıştırılan, aceleli: Bu iş müstâceldir, müstâcel bir mektup.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk rrlusikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Klasik Arap şiir ve musikisinde bir şekil. Türk musikisinde Beste formuna karşılıktır.

Türkçe Sözlük

(I. A. «zahm» den masdar). Birbirini itip sıkıştırarak hücum etme, Ar. tezâhüm, izdihâm.

Türkçe Sözlük

(i. A. «zahm» dan if.) (mü. müzdehime). Kalabalıklı, birikip sıkışmış, pek sık yığılmış.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musikişinas.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. nuût). 1. Vasıflarını göstererek övme. 2. Peygamberimizi öven kasîde. 3. Türk musikisinde Peygamberimizi öven ilâhi: Itrt’nln rast na’ti.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk musikisinde ikişer mısrâ okunduktan sonra terennüm gelen iki hâneii beste veya semâİ.

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli ağır aksak semâİ.

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli ağır semâİ.

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli ağır aksak semâİ.

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 3 hâneli aksak semâİ.

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli beste.

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli semâİ.

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli sengîn semâİ.

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli yürük semâİ.

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisinde artık kullanılmayan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Türk dinî tasavvuf! şiir ve musikisinde bir şekil, Bektaşî ilâhîsi.

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Yeni klasik. Neoklasik Türk musikisi = . Türk musikisinde Hacı Arif Bey’le başlayan romantik şarkı ekolü.

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Yeni klasik. Neoklasik Türk musikisi = Türk musikisinde Hacı Arif Bey’le başlayan romantik şarkı ekolü.

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde artık kullanılmayan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde bir basit makam. Dügâh (lâ) perdesinde kalır.

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde orta sekizlideki re notası.

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde bûselik beşlisi ile kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(I. F. A.) (musiki). Türk musikisinde kürdî dörtlüsünde kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde şimdi kullanılmayan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Saz, kamış. 2. Türk musikisinde bir nefesli çalgı ki, çeşitleri vardır: Ney üflemek.

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam. Sûz-i Dilârâ makamı ile aynıdır.

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Resim. 2.Resmedilmiş, resmi yapılmış. Put. 3.Sevgili. 4.Türk musikisinde bir makam. Nigar Hanım: Meşhur kadın şairlerdendir. Osman Paşa’nın kızıdır.

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde rast (sol) perdesinde kalan bir şed makam (Batı İran’da bir şehrin adıdır).

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) (musiki). Türk musikisinde şimdi kullanılmayan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(NİKRİZ, NİRİZ) (i. F.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam (İran’da bir şehrin adıdır).

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Yarım. Nîm-nigâh = Yarım bakış, gözucu ile bakış. Nîm-ten = (bk.) Mintan. 2. Yarı (sıfat terkiplerinde). Nîm-puhte = Yarı pişmiş. Nîm-mürda = Yarı ölü. Nîm-mest = Yarı sarhoş, keyifli. Türk musikisinde bazı usullerin başına gelirse o usûlün yarımı olduğunu gösterir.

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) (musiki). Türk musikisinde orta sekizlideki bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde orta sekizlideki bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) (musiki). Türk musikisinde 24 zamanlı bir büyük usul.

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde tîz sekizlideki bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde 2 zamanlı basit ve en küçük usul.

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde ttz sekizlideki bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük

(i. F. T.). Türk musikisinde 16 zamanlı bir büyük usul.

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde 12 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) (musiki). Türk musikisinde 13 zamalı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) (musiki). Türk musikisinde 12 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) (musiki). Türk musikisinde 16 zamanlı bir büyük usul.

Türkçe Sözlük

(NİŞABÜR, NIŞAPÜR) (i. F) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam (İran’da Horasan’da bir şehrin adıdır).

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde Nişâbûr makamında kullanılan üçlü.

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde dügâh (lâ) perdesinde kalan bir şed makam.

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisi makam ve dizilerinde tam sekizli ve beşlilerin toplam sayısı.

Genel Bilgi

Nöbetçi kulübeleri çevreyi iyi gözetleyebilmek için zeminden yüksekte inşa edilirler dolayısıyla iyi bir hedeftirler. Buradaki nöbetçileri olabilecek ani bir silahlı saldırıdan koruyabilmek için etrafına belirli yükseklikte kum torbaları dizilir. Bu kum torbaları bir çok kişiye biraz ilkelmiş gibi görünebilir ama bir çok malzemeden daha iyi ve daha pratik kurşun geçirmez siperlerdir.

Kumun kurşun geçirmemesinin sırrı kum taneciklerindedir. Boyları 0,05 milimetreden 2 milimetreye kadar değişen kum tanelerinin şekilleri köşeli, yuvarlak veya karışıktır. Bu şekilleri nedeni ile bir torbaya doldurulan kum taneleri arasında boşluklar kalır ve bu boşluklar birbirleri ile bağlantılıdırlar.

Kum torbasına büyük bir kinetik enerji ile giren merminin enerjisi, aradaki bu boşluklar nedeni ile anında binlerce kum tanesine aktarılır. Her aktarışta diğer tanelere daha azalarak geçen enerji kısa sürede sönümlenir. Kinetik enerjisini aniden bu şekilde kaybeden mermi de daha kum torbasını delip çıkamadan durup kalır.

Aslında kurşun geçirmez camlarda da prensip aynıdır. Bu tip camlar, cam ve plastik, bir çok tabaka halinde, sandviç şeklinde sıkıştırılarak imal edilirler. Bir bakıma arabaların ön camlarına benzerler ama burada tabaka sayısı çok fazladır.

Kurşun bu tip bir cama çarptığında tabakaları tek tek delmeye başlar. Son tabakaya gelene kadar mermi bütün momentini ve enerjisini kaybeder. Enerji kimseye zarar vermeden cam ve plastik tabakalara geçer.

Genel Bilgi

Nöbetçi kulübeleri çevreyi iyi gözetleyebilmek için zeminden yüksekte inşa edilirler dolayısıyla iyi bir hedeftirler. Buradaki nöbetçileri olabilecek ani bir silahlı saldırıdan koruyabilmek için etrafına belirli yükseklikte kum torbaları dizilir. Bu kum torbaları bir çok kişiye biraz ilkelmiş gibi görünebilir ama bir çok malzemeden daha iyi ve daha pratik kurşun geçirmez siperlerdir.

Kumun kurşun geçirmemesinin sırrı kum taneciklerindedir. Boyları 0,05 milimetreden 2 milimetreye kadar değişen kum tanelerinin şekilleri köşeli, yuvarlak veya karışıktır. Bu şekilleri nedeni ile bir torbaya doldurulan kum taneleri arasında boşluklar kalır ve bu boşluklar birbirleri ile bağlantılıdırlar.

Kum torbasına büyük bir kinetik enerji ile giren merminin enerjisi, aradaki bu boşluklar nedeni ile anında binlerce kum tanesine aktarılır. Her aktarışta diğer tanelere daha azalarak geçen enerji kısa sürede sönümlenir. Kinetik enerjisini aniden bu şekilde kaybeden mermi de daha kum torbasını delip çıkamadan durup kalır.

Aslında kurşun geçirmez camlarda da prensip aynıdır. Bu tip camlar, cam ve plastik, bir çok tabaka halinde, sandviç şeklinde sıkıştırılarak imal edilirler. Bir bakıma arabaların ön camlarına benzerler ama burada tabaka sayısı çok fazladır.

Kurşun bu tip bir cama çarptığında tabakaları tek tek delmeye başlar. Son tabakaya gelene kadar mermi bütün momentini ve enerjisini kaybeder. Enerji kimseye zarar vermeden cam ve plastik tabakalara geçer.

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Zurnanın çok gelişmiş şekli olan bir tahta nefesli Batı musikisi çalgısı.

Türkçe Sözlük

(i.). Nikâhsız cariye. oda musikisi (i.). Orkestra ile çalınmayan, az çalgı ile icrâ edilen musiki.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Batı şiir ve sözlü musikisinde bir form.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Batı musikisinde bir mâdeni nefesli çalgı.

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.) (musiki). 8 çalgı veya ses için yazılmış oda musikisi eseri.

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). 10 saz veya ses için yazılmış çoksesli oda musikisi eseri.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sıkmak, sıkıştırmak, baskı yapmak: zulmetmek, canını yakmak; yormak, canını sıkmak, üzerine yüklenmek.

Türkçe Sözlük

(i. L.) (musiki). Batı musikisinde Katolik veya Protestan mezheplerine göre Hıristiyanlık prensiplerini terennüm eden sözlü musiki eseri.

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde 9/4 ile yazılan Aksak usûlü. Ağır Aksakia Aksak arasında bir harekettedir.

Türkçe Sözlük

(i.). Türkiye musikisi. Batı Türkleri’nirı san’at musikisi.

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk musikisinde 9 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk musikisinde oynak saz eseri. Bazen güfteli de olur.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. denk etmek; bavula veya sandığa koymak; hazırlamak, toplamak (bavul); taşımak; ambalaj yapmak; sıkı sıkıya doldurmak; paketlemek; denk yüklemek; eski ve kullanılmayan maden damarlarını taşla doldurmak; sıkışmak; gitmek, savuşmak, defolmak; bir aray

Türkçe Sözlük

(i. İ.). 1. Dolu topu söküp temizlemekte kullanılan burgulu sırık. 2. Topun yuvarlağına konulan sıkı, gülle sıkısı.

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Cümle içinde geçen bir sözü metin dışı tutmak için o sözün başına ve sonuna getirilen eğri işaret. Köşeli parantez = Köşeleri kırık düz parantez. Parantez açmak = Söz veya yazı içine asıl konu ile ilgisi az olan bir kısım sıkıştırmak

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kastanyola, ırgat kastanyolası; f. kastanyola ile sıkıştırmak.

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zulmetmek, eza etmek, gadretmek; baskı yapmak, tazyik etmek, sıkıştırmak; bir fikre veya dine olan inancından dolayı eza etmek veya öldürmek. persecu'tion i. zulum, zulmetme.

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: Fars. «pîşrev» = önden giden). 1. (musiki) Türk musikisinde açış parçası olarak çalınan ekseriya 4 hâneli saz eseri. 2. Pehlivanların, tutuşmadan evvel ellerini kisbetlerine vurarak yaptıkları gösteri.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çimdiklemek, kıstırmak; sıkıştırıp acıtmak, ıstırap vermek, ağrı vermek, acıtmak; açlık veya ıstırap ile zayıflatmak; (argo) çalmak, aşırmak;( argo) tutuklamak, ele geçirmek; den. rüzgâra karşı gitmek; vurmak, sıkmak; cimrilik etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lastik boruya sıkıştırılarak sıvının akmasına engel olan kıskaç, pens.

Türkçe Sözlük

(i. Flamanca, Fr.). Üzerine ses kaydedilen disk: Plak musikisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. işletmek, kullanmak; etmek, yapmak, bir faaliyeti devam ettirmek; birbirini takip eden hamlelerle yormak ve bunaltmak; taciz etmek, sıkıştırmak, (sual yağmuruna) tutmak; çalışmak; hedefe doğru ilerlemek; düzenli seferler yapmak, gidip gelmek; den. r

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hava veya diğer gazlarla ilgili; hava basıncı ile işleyen; içinde sıkıştırılmış hava bulunan; şişirilmiş lastik tekerlekleri olan; manevi, ruhsal. pneumatic tire şişirilmiş otomobil lastiği. pneu matic tube hava basıncı ile öteberi nakleden boru.

Teknolojik Terim

Daha kaliteli resimler ve daha az alan: Taşınabilir Ağ Grafiği veya PNG, herhangi kalite kaybı olmadan verileri veya resimleri sıkıştırabilen bir bit eşlem resim biçimidir. Internet’te resimleri iletmek için tasarlanmıştı ve şimdi cep telefonlarında, dijital fotoğraf makinelerinde, PSP®’de ve Sony’nin en yeni Reader eBook’unda içerik görüntülemek için kullanılıyor. Sonuç, daha az bellek kaplayan ancak daha fazla ayrıntı içeren daha küçük resimlerdir.

Yabancı Kelime

Fr. pressé

sıkıştırılmış

Bir alet yardımıyla birbirine yaklaştırılarak sıkı duruma getirilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. basın, basılmış şeyler ve özellikle gazeteler; basın mensupları; gazete yazısı; matbaa makinası; matbaa, basımevi; baskı tezgâhı; pres, cendere, mengene; sıkıştırma; kalabalık, yığışma; sıkışma, acele, baskı, iş çokluğu; baskı sanatı; elbise dolab

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. basmak; sıkmak, sıkıştırmak; sıkıp suyunu veya yağını almak, özsuyunu almak; sıkıştırmak, baskı yapmak, zorlamak, üstüne düşmek, ısrar etmek; sıkıca sarılmak; zorlamak; hızlı sürmek, çok koşturmak; ütülemek; kitle halinde ilerlemek. press forward

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. press; s. sıkışmış; bastırılmış. pressed brick fırına sürülmeden önce kalıba konulmuş tuğla. be pressed for time vakti olmamak, acele işi olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. acele, evgin; sıkı. pressingly z. sıkıştırarak, acele ile.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Madenden yuvarlak parlak levhacık ki, sırma ve tel ile karışık olarak elbise vesaireye işlenir. 2. (eskiden) :n küçük para: Cebinde parası pulu yokcur. 3. Defe geçirilen yassı ve dairevî maden levha. 4. Vida ve cıvata sıkıştıracak somun: Perçin pulu. 5. Tavla taşı: Tavla pulu. 6. Bazı balıkların vücudundaki dairevî levhacıklar: Balık pulu. 7. Posta malzemesine, ilânlara, senetlere ve meselâ bir yerden geçen şeylere yahut iyi su ile doldurulan fıçılara velhasıl bir resme tâbi maddelere yapıştırılan matbû küçük kâğıt parçası: Posta pulu, gazete pulu, damga pulu. 8. Yuvarlak benek, leke: Kumaşın zemini lâcivert olup beyaz pulları var. Pul pul = Benek benek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. itmek, dürtmek; sürmek, sevketmek, yürütmek; sıkıştırmak, tazyik etmek; saldırmak, üzerine hücum etmek, arkasını bırakmamak; tos vurmak, boynuz ile vurmak; k.dili kanunsuz yoldan uyuşturucu madde satmak. push about öteye beriye kakmak; kakışmak. p

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dans, oynama: Sevincinden raksetmeye başladı. Raks musikisi = Raksetmeye mahsus musiki.

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk musikisinde bir usul.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Türk musikisinde raksetmeye mahsus güfteli veya güftesiz eser.

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde rast (sol) perdesinde kalan bir basit makam.

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde basit makamierın teşkilinde kullanılan bir beşi’.

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde basit makamların teşkilinde kullanılan bir dörtlü.

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde porte’nin ikinci çizgisine yazılan sol notası.

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde şimdi kullanılmayan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A.). Tenasül Aleti sıkışık olduğu için doğuramayan kadın.

Yabancı Kelime

Fr. réaction

1. tepki, 2. kim. tepkime

1. Bir cismin kendini iten veya sıkıştıran başka bir cisme gösterdiği karşı etki, aksülamel. 2. Birbirini etkileyen maddeler arasında ortaya çıkan durum.

Türkçe Sözlük

(«RÜBAB» şekli galattır) (i. A.). Türk musikisinde bir yaylı çalgı.

Türkçe Sözlük

(i. F.) («rehâ, ruhâ» yani Urfa şehrine ait). 1. Sandıklı, küçük çalgı. 2. Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(I. A. F. «revnak, parlaklık gösteren») (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk musikisinde 32 zamanlı bir büyük usul.

Türkçe Sözlük

(i. F. «gönül rengi») (musiki). Türk musikisinde bir şed makam.

Türkçe Sözlük

(i.). Batı musikisinde klasik devreyi tâkib eden ekol.

Türkçe Sözlük

(i.). Neoklasik Türk musikisi, Hacı Arif Bey ekolü.

Türkçe Sözlük

(i. A. F. «rûhu okşayan») (musiki). Türk musikisinde «yegâh = re» perdesinde kalan bir şed makam.

Türkçe Sözlük

(RÜM-ELİ) (hi.). Osmanlı imparatorluğunun Tuna’ya kadar olan Avrupa arazisine verilen umumî isim. Rumeli Beylarbeyiliği = Merkezi Sofya ve bazan Manastır olan pek geniş Osmanlı eyaleti. Rumeli Türküleri = Türk halk musikisinin Balkanlar’da teşekkül etmiş dalının türkü şeklindeki klasik ürünleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koşma, acele etme; hücum, hamle, hız; hızlı hareket; üşüşme rush hour işin veya trafiğin en sıkışık olduğu zaman. rush order acele sipariş. in a rush meşgul.

Türkçe Sözlük

(I. F. A.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep adam.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk musikisinde bûselik beşlisi İla kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk musikisinde kürdî dörtlüsü ile kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(I. F.) (musiki). Türk musikisi’nde bir düzen ve bir ney çeşidi.

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (musiki). Türk musikisinde 48 zamanlı bir büyük usul.

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). 1. Türk halk musikisinde bir vurma Aleti. Bir çeşit ilkel kastanyet. 2. Hokkabazın arkadaşına vurduğu çatlak tahta parçası ki az vurmakla çok ses verir, şakşaka.

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (musiki). Türk cami musikisinde bir form ki, çeşitleri vardır: Salât-ı ümmiyye, cuma salâtı, bayram salâtı, cenâze salâtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. sandviç; f. sandviç yapmak; iki şey veya madde arasına sıkıştırmak. sandwich man k.dili önünde ve arkasında ilân levhaları asılı olan adam.

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisi ve şiirinde pek yeygin bir form. Şarkı söylemek = Tegannt ve terennüm etmek; bir beste okumak.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Türk halk şiir ve musikisinde bir form.

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk Musikisi’nde bir mürekkep makam.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vida ile sıkıştırılmış; yivli; eğri büğrü; İng., (argo) sarhoş.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., k.dili veya leh. sıkıştırmak; kalabalık etmek.

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisinde bir şed makam (halk dilinde: Şataraban).

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk Musikisi’nde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk Musikisi’nde orta sekizlide koma bemollü si perdesi.

Türkçe Sözlük

(i. F. «nazlı şûh, güzel») (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Türk musikisinde mürekkep bir makam ve perde. 2.Çok nazlı.

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde ttz sekizlide bir perde.

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde bûselik beşlisi ile kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Türk Muıikisi’nde büyük formlu bir söz eseri çeşidi. 2. 3 zamanlı basit ve küçük bir usul, vals usûlü. 3. Türk halk şiir ve musikisinde bir form.

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. F. «şevk arttıran») (musiki). Türk Musikisi’nde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. F. «gönül neşesi») (musiki). Türk Musikisi’nde artık kullanılmıyan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. F. «zevk ve eğlence») (musiki). Türk Musikisi’nde artık kullanılmayan bir mürekkep makam.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) (med, ming) boş yerleri doldurmak için konulan parça, dolgu, takoz, kıskı; (f.) parça koyarak doldurmak veya sıkıştırmak.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dar, Fars. teng: Sıkı boğaz; sıkı yaka. 2. Pek, katı, sert: Sıkı et. 3. Aceleci, sür’atli: Sıkı iş. 4. Şiddetli: Sıkı emir. Sımsıkı = Pek dar, pek fazla sıkışmış. Sıkı sıkıya = Bir şeyin kabına, tamamı tamamına ve güçlükle yerleşmesi: Tulumbanın pistonu sıkı sıkıya geçmeli. Sıkıfıkı = Pek bitişik, pek devamlı, samimî ve yalnızca: Sıkıfıkı konuşmak, dost olmak. 5. Büyük bir dikkatle: Sıkı sıkı bakıyor, dinliyordu. 6. Birbirinden sonra, birçok defa: Sıkı sıkı gelip gidiyordu (bu şekilde kullanıldığı zaman ekseriya mükerrer olarak geçer) (aşağıdaki maddeye bk.).

Türkçe Sözlük

(i.). Sıkışmış hâlde olan.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birbirini sıkacak şekilde yığılmak: Kalabalık sıkıştı. 2. Darlaşmak, daralmak: Göğsüm sıkıştı. 3. Mecbur kalmak: Çok sıkışırsam bunu da sarfederim.

Türkçe Sözlük

(f.). t. Zorla dar yere sokmak. 2. Baskı altında ezip inceltmek. 3. Zorlamak, tazyik etmek: Kendisini bugün yola çıkması için sıkıştırıyor. 4. Usulca eline vermek: Eline bir lira sıkıştırdı (bunun doğrusu «sokuşturmak» tır).

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Darîatmak, daraltmak, tazyik etmek: Denkleri sıkmak. 2. El ile sıkıştırıp suyunu almak: Üzüm, limon, çamaşır sıkmak. 3. Kuvvet vermek, pekleştirmek, şiddetlendirmek: Elini sıkmak, sesi sıkmak. 4. Zorlamak, tazyik etmek: Çok sıkarsan doğrusunu mu itiraf eder? 5. Iztırap vermek, sıkıntı vermek: Böyle sözler adamı sıkar. 6. (bir ateşli silâhı) Boşaltmak: Bir tabanca, bir kurşun sıktı. İç, can sıkmak = Keder vermek. Diş sıkmak = Gayret veya tahammül etmek.

Genel Bilgi

Filmlerde görmüşsünüzdür. Aslında kulaklara zarar verebilecek kadar yüksek olan silah sesi, silahın ucuna takılan boru gibi çok basit bir madeni parça ile neredeyse işitilemeyecek kadar, çok düşük bir seviyeye indirilebilmektedir.

Gerçekten de susturucular silahın sesini çok aza indirirler ve de çok basit bir prensibe göre çalışırlar. Bir balon düşünün, bu balonu iğne ile patlattığınızda yüksek bir ses çıkar. Alt tarafı balonun içindeki basınçlı havayı boşaltmışsınızdır. Halbuki balonun ağzını çok az açarak basınçlı havanın yavaşça boşalmasını sağlarsanız, çok az bir ses çıkar.

Bir diğer örnek de şarap şişeleridir. Köpüklü şarap veya şampanya şişelerinin mantarları çıkartıldığında çok yüksek bir ses çıkmasına rağmen, normal bir şarabın mantarı çıkartıldığında az bir ses çıkar. Çünkü şampanya şişesinde mantarın arkasında sıkıştırılmış basınçlı gaz bulunmaktadır.

Her iki örnekte de görüldüğü gibi, kapalı bir yerde sıkıştırılmış bir gaz aniden küçük bir delikten salını verirse, ortaya bir patlama sesi çıkmaktadır. Gazın basıncı fonksiyonel olarak size gerekli olduğu için, bu sesi azaltmanın tek yolu boşalan gazın tek bir delikten değil de, daha büyük bir delikten boşalmasını sağlamaktır. İşte silah susturucularının arkasında yatan temel fikir budur.

Kurşunu silahtan atabilmek için, kurşunun arkasındaki barut ateşlenir. Ateşlenen barut çok yüksek basınçlı ve hacimli bir sıcak gaz ortaya çıkarır. Bu gazın basıncı kurşunu namluya doğru iter.

Kurşun mermiden çıktığında, bir şişenin mantarının çekilip çıkarıldığında oluşan sese benzer bir olay olur. Kurşunun arkasındaki yaklaşık santimetrekarede 200 kilogram olan basınç, şampanyanın mantarının patlatılmasında olduğu gibi, kurşunun mermiyi terk etmesiyle birlikte yüksek bir ses çıkmasına yol açar.

Namlunun ucuna vidalanan ve üzerinde delikler bulunan susturucunun hacmi, namludan 20-30 kat daha fazladır. Kurşunun arkasındaki sıkıştırılmış, basınçlı sıcak gaz anında buraya boşalır ve basıncı yaklaşık santimetrekarede 15 kilograma kadar düşer. Kurşun da namludan çıkarken arkasında şampanya örneğinde olduğu gibi basınçlı gaz olmadığından, normal bir şarap şişesi mantarı çıkarılıyormuş gibi, çok az bir ses çıkarır.

Genel Bilgi

Filmlerde görmüşsünüzdür. Aslıjda kulaklara zarar verebilecek kadar yüksek olan silah sesi, silahın ucuna takılan boru gibi çok basit bir madeni parça ile neredeyse işitilemeyecek kadar, çok düşük bir seviyeye indirilebilmektedir.

Gerçekten de susturucular silahın sesini çok aza indirirler ve de çok basit bir prensibe göre çalışırlar. Bir balon düşünün, bu balonu iğne ile patlattığınızda yüksek bir ses çıkar. Alt tarafı balonun içindeki basınçlı havayı boşaltmışsınızdır. Halbuki balonun ağzını çok az açarak basınçlı havanın rahatça boşalmasını sağlarsanız, çok az bir ses çıkar.

Bir diğer örnek de şarap şişeleridir. Köpüklü şarap veya şampanya şişelerinin mantarları çıkartıldığında çok yüksek bir ses çıkmasına rağmen, normal bir şarabın mantarı çıkartıldığında az bir ses çıkar. Çünkü şampanya şişesinde mantarın arkasında sıkıştırılmış basınçlı gaz bulunmaktadır.

Her iki örnekte de görüldüğü gibi, kapalı bir yerde sıkıştırılmış bir gaz aniden küçük bir delikten salınıverise, ortaya bir patlama sesi çıkmaktadır. Gazın basıncı fonksiyonel olarak size gerekli olduğu için, bu sesi azaltmanın tek yolu boşalan gazın tek bir delikten değil de, daha büyük bir delikten boşalmasını sağlamaktır. İşte silah susturucularının arkasında yatan temel fikir budur.

Kurşunu silahtan atabilmek için, kurşunun arkasındaki barut ateşlenir. Ateşlenen barut çok yüksek basınçlı ve hacimli bir sıcak gaz ortaya çıkarır. Bu gazın basıncı kurşunu namluya doğru iter.

Kurşun mermiden çıktığında, bir şişenin mantarının çekilip çıkarıldığında oluşan sese benzer bir olay olur. Kurşunun arkasındaki yaklaşık santimetrekarede 200 kilogram olan basınç, şampanyanın mantarının patlatılmasında olduğu gibi, kurşunun mermiyi terk etmesiyle birlikte yüksek bir ses çıkarmasına yol açar.

Namlunun ucuna vidalanan ve üzerinde delikler bulunan susturucunun hacmi, namludan 20 - 30 kat daha fazladır. Kurşunun arasındaki sıkıştırılmış, basınçlı sıcak gaz anında buraya boşalır ve basıncı yaklaşık santimetrekarede 15 kilograma kadar düşer. Kurşun da namludan çıkarken arkasında şampanya örneğinde olduğu gibi basınçlı gaz olmadığından, normal bir şarap şişesi mantarı çıkarılıyormuş gibi, çok az bir ses çıkarır.

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk Musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk Musikisi’nde bir Ahenk (düzen) ve bir ney çeşlti.

Türkçe Sözlük

(i. F.) (İran’da Fars eyaletinin başşehrinin adı) (musiki). Türk musikisinde artık kullanılmayan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. R.) (musiki). Türk Musikisi’nde bir oyun havası.

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk Musikisi’nde artık kulanılmayan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk Musikisi’nde 4 zamanlı bir büyük usul. Mürekkep usullerin en büyüğüdür.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Batı Musikisi’nde solo saz için yazılan büyük eser.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. ezip pelte yapmak, ezmek; yürürken suya veya çamura basar gibi ses çıkarmak; bastırmak: sıkıştırmak; i. ağır ve yumuşak bir şeyin düşmesi; pelte, pelte gibi ezilmiş şey; bina içinde raketle oynanılan bir çeşit top oyunu; şap sesi; vıcık vı

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. sıkmak, ezmek; sıkıştırıp tıkmak; kısmak; sıkıştırıp sızdırmak (para); sıkıştırmak; yaş kağıtla kalıbını çıkarmak; i. sıkma, sıkıştırma; yaş kâğıtla çıkarılan kalıp. in a squeeze zor durumda. squeeze bottle sıkıştırılınca içindekiler boşalan

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. boğmak; tıb. düğümlemek (bağırsak), sıkıştırmak (damar). strangulated hernia boğulmuş fıtık. strangula'tion i. boğma, boğulma; düğümlenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. stick; s. saplanmış; sıkışmış; takılmış; yapışmış. stuck on k.dili. âşık, tutkun, vurgun. get stuck saplanmak; yolda kalmak; batmak.

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk Musikisi’nde çok kullanılmayan bir musiki makamı.

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk Musikisi’nde çok kullanılmayan bir makam.

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk Musikisi’nde bir makam.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk Musikisin’de artık kullanılmıyan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk Musikisi’nde tiz sekizlideki si bemol perdesi.

Türkçe Sözlük

(I.). Sun’İ tahta sözünün kısaltılmışı. Doğramacılıkta kullanılan ve sıkıştırılmış talaş ve yongadan ibaret olan tahta.

Türkçe Sözlük

(I. Fr.) (musikisi). Keman, trombon gibi sazların sesini kısmak için kullanılan küçük Alet.

Türkçe Sözlük

(i.). I. Kovalama, takip, arkası sıra gitme. Sürgün avı = Kalabalıkla ve ekseriya atlı olarak her taraftan sıkıştırıp takip etmekle yapılan büyük av. 2. Kovma: Sürgün cezası, Sürgün etmek, Sürgün olmak. 3. İnsanın sürüldüğü yer. Ar. menfâ. 4. Sürülmüş kimse, Ar. menfî.

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) (musiki). Türk musikisinde artık kullanılmayan bir makam ve perde adı.

Türkçe Sözlük

(I. F.) (musiki). Türk Musikisi’nde bir şed makam.

Türkçe Sözlük

(ke ile) (i. F.). Türk Musikisi’ndeki 13 basit makamdan biri. Rast (sol) perdesinde kalır.

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Türk musikisinin şed makamlarından biri. 2.Gönül ateşi, gönül sıcaklığı.

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk musikisinde bazı büyük usullerde kuvvetli ve zayıf zamanların birleştiği iki elle vurulan darbı gösteren kısaltma.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. ufak resimli gazete: b.h. yassı hap, tablet; s. sıkıştırılmış; az ve öz; duygusal.

Türkçe Sözlük

(TACİL) (i. A. «acele» den masdar). Acele ettirme, sıkıştırma, çabuk olmasını isteme: Yemeği tâcil ediyorlar.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk musikisinde bir basit makam. Nevâ makamının inici şeklidir. Lâ (dügâh) perdesinde kalır.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Temiz, pak. 2.Türk musikisinde basit bir makam. 3.Her türlü günah ve ayıptan arı olduğundan Rasulullah (s.a.s)’a bu isim verilmiştir.

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk musikisinde buselik beşlisi ile kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gürültü, velvele. 2. Vaktiyle çubukları silmek için odanın ortasına konulan tahtadan veya madenden geniş ve ortası tokmaklı tabla. 3. (matbaacılık) Sahifeler makineye «konmak üzere sıkıştırıldığında harfleri vurarak düzeltmeye mahsus takoz.

Türkçe Sözlük

(TAKAZA) (i. A ). I. Borcunu ödemesi için borçluyu sıkıştırma, tazyik. 2. Serzeniş: Benimle takaza etti.

Türkçe Sözlük

(i. R.). 1. Doğramayı sıkıştırmak veya ağır bir şeyin altına konmak yahut büyük bir ağacın bir tarafındaki gediği tıkamak için tahtadan kama: Bir takozla sıkıştırmak, kaldırmak, kapamak. 2. (denizcilik) Kızakta bulunan geminin oturduğu iskemleleri teşkil eden kısa ağaç parçalarının herbiri. 3. Tamirdeki otomobillerin altına konan kütük.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bastırıp sıkıştırmak .

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Batı musikisinde bir sekizliyi 12 eşit parçaya bölen sistem.

Türkçe Sözlük

(TANBÜR) (i. A.) (c. tanâbîr) (musiki). Türk musikisinin en tanınmış mızraplı çalgısı.

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk halk musikisinde mızraplı bir çalgı.

Türkçe Sözlük

(i. T. A ). Doğu Türk şiir ve musikisinde bir form.

Türkçe Sözlük

(i.). Türk dini musikisinin cami musikisinden sonra ikinci dalı, tasavvuf musikisi.

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki) Türk musikisinde artık kullanılmayan bir mürekkep makam

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki) Türk musikisinde artık kullanılmayan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. Y. T.) (musiki). Türk dinî musikisinin cami musikisi dışında kalan dalı ki, «tarikat musikisi» de denir.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hayvan yükünün bir tarafı, denk. 2. Tezgâh çıkrıklarını sıkıştırmak için ileri geri gidip gelen ayak.

Türkçe Sözlük

(i. A. «zıyk» dan masdar). Darlaşma, sıkışma.

Türkçe Sözlük

(TAZYİK) (ka ile) (i. A. «zıyk» dan masdar) (c. tazyîkaat). 1. Darlaştırma, sıkıştırma. 2. Zorlama. 3. Sıkıntı ve ıztırap verme, baskı yapma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تضييق] sıkıştırma, daraltma. 2.basınç yapma, bastırma. 3.basınç.

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki) (Güney Azerbaycan’ın başkenti). Türk musikisinde ar tık kullanılmayan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde on iki zamanlı bir küçük usûl.

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A.). Alacaklının borçluyu sıkıştırması.

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisinde sözlü eserlerdeki söz partisi.

Türkçe Sözlük

(f.). Terlemesine sebep olmak. mec. Sıkıştırmak.

Teknolojik Terim

Açılımı Tagged Image File Format olan TIFF, sıkıştırmasız resim formatıdır. Sıkıştırılmamış görüntüler JPEG’e kıyasla daha büyük dosya boyutuna ve kayıt süresine neden olabilir ancak olağanüstü kalitede görüntüler oluşturur.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. sıkı, gergin; akmaz, sızmaz, su geçmez; dar; sıkışık; k.dili eli sıkı, cimri; k.dili müşkül, zor; zorluk çeken; tıkanmış; ucu ucuna; sıkı gerilmiş (ip); kesat; (argo) sarhoş; tedariki güç; kısaltılmış (üslup); z. sımsıkı. tightly z. sıkıca ti

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sıkıştırmak; sıkışmak; gerginleşmek. tighten one's belt kemeri sıkmak.

Türkçe Sözlük

(i.). Pek sıkıştırarak doldurmak.

Genel Bilgi

Halk rasında bu olay, organizmanın vitamin eksikliğine bağlanır. Oysa tırnaklar üzerinde zaman zaman beyaz lekelerin oluşmasının kesinlikle patolojik bir rahatsızlıkla ilgisi yoktur. Bu olayın nedeni, tırnağın altında küçük bir hava boşluğunun oluşmasıdır. Bu hava boşluğu zaman içinde büyür ve yukarı doğru çıkar. Daha sonra da kendiliğinden kaybolur. Ancak bu hava boşluğundan kaynaklanan beyaz lekeleri anımsatan mantar oluşumu tamamen farklı bir şeydir. “Lökonik hastalığı” adı verilen bu durum, tipik bir deri mantarı rahatsızlığıdır ve genellikle tırnaklarında mantar olan kişilerle el sıkışması yoluyla geçer. Bu hastalık, ağızdan alınan bazı ilaçlarla tedavi edilir.

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde 3. sekizli.

Türkçe Sözlük

(f.). El sıkışmak.

Türkçe Sözlük

(i. i.). Vida, yani burgulu çivileri çevirip sıkıştırmaya veya gevşetmeye mahsus ucu yassı demir Alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. içine tıkmak, içine sokmak, altına kıvırmak; kat kat edip küçültmek; sıkıştrıvermek, tıkmak; üstünü örtüp etrafını tıkmak; kat yapmak; i. elbise kırması; geminin kıç kuruzu; İng., (argo) yemek. tuck away (veya) in İng., k.dili iştahla yemek, tı

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk musikisinde 5 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük

(i.). 24 eşit olmayan aralığa dayanan, Batı musikisinden sonra dünyanın en yaygın musiki sistemi.

Türkçe Sözlük

(aslı: TÜRKİ) (i.). Türk halk musikisinin en yaygın formu ki, klasik musikinin şarkı formuna karşılıktır. Türkü çağırmak, söylemek = Tegannî ve terennüm etmek. Birinin türküsünü çağırmak = Birinin gayretini gütmek

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birbirine tutturmak: El ele tutuşturmak. 2. İliştirmek, bitiştirmek: Bunun iki kenarını tutuşturmalı. 3. Kavga ettirmek: Onun maksadı bizi tutuşturup uzaktan seyretmektir. 4. Alevlendirmek: Şu odunları tutuşturmalı. 5. Sıkıştırmak, usullacık vermek, eline bırakmak: Eline birkaç kuruş tutuşturdu.

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Batı musikisinde üçlü ölçülere ayrılabilen düzümler ki, ikizli düzümler’in zıddıdır.

Türkçe Sözlük

(halk dilinde: UT) (i. A.). Türk musikisinde mızraplı bir çalgı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. sevketmek, ileri sürmek; dürtmek; sıkıştımak; ısrar etmek; ısrarla anlatmak; kışkırtmak; zorlamak; i. dürtü, itici kuvvet; zorlama; kışkırtma.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. acele; ısrar; sıkıştırma, zorunluluk kaçınılmazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. acil acele olan; zorunlu, kaçınılmaz; ısrar eden; çok sıkıştıran. urgently z. önemle; acele ile.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk musikisinde bir basit makam. Dügâh (lâ) perdesinde kalır.

Türkçe Sözlük

(i. A ). Türk musikisinde basit makamlarda kullanılan 6 dörtlüden biri.

Türkçe Sözlük

(i. «uz» dan). 1. Boyu çok olan: Uzun adam, uzun ağaç, uzun duvar, uzun tarla. 2. Çok süren, devam eden: Uzun müddet, uzun gün, uzun Ömür, uzun yol. 3. Çabuk bitmeyen, tafsilâtlı, mufassal: Uzun iş, uzun söz. 4. Çok, çok vakit: Uzun sürer; uzun söyleme. Uzun uzadıya, uzun uzadiye = Pek tafsilâtlı, Osm. arîz ve amîk. Eli uzun = 1. Muktedir, nüfuzlu. 2. Hırsız. Uzun etmek = 1. Boş yere uzatmak, lüzumsuz olarak çok söylemek. 2. Pek ileriye varmak, ileri iddiada bulunmak. Uzun boylu = Tafsilâtlı. Uzun hayvan = Yılan. Uzun tutmak = Çok sürecek veya pek mufassal ve büyük olacak surette başlamak. Uzun Hava = Türk halk musikisinde usulsüz söylenen parça.

Teknolojik Terim

ATRAC’in (geleneksel MiniDisc ses sıkıştırması) iki katı ses sıkıştırması sunan ATRAC3 ses sıkıştırma teknolojisini kullanan bu işlev, MO-MD’lerin kayıt ve çalma sürelerini ikiye ya da dörde katlama olanağı sağlamaktadır.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk musikisinde basit makamlardan biri. Dügâh (lâ) perdesinde kalır. Uzzâl perdesi = Türk musikisinde şimdi kullanılmayan bir perde adı.

Türkçe Sözlük

(i.). Türk halk şiiir ve musikisinde bir form.

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk musikisinde artık kullanılmıyan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde usûlün bazı darblarının birkaç darb hâlinde vurulmuşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. mengene; f. mengene ile sıkıştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ded, -ding) tutam, tomar; tıkaç, tampon; tüfek sıkısı; topak; k.dili. büyük miktar, çok para; f. tıkaç koymak; tomar şekline getirmek. a wad of gum papuç kadar çiklet. bet one's wad k.dili. eldeki bütün parayı bahse yatırmak. shoot one's wa

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kıskı, kama, çivi, takoz; kıskı şeklinde sey; üçgen şeklinde ilerleyen küme; çivi yazısında çivi şeklindeki işaret; f. kıskı ile kesmek veya ayırmak; kıskı sokmak; kıskı sokup sıkıştırmak; sıkışmak, takılmak; sıkıştırmak. wedg'y s. kıskı gibi.

Teknolojik Terim

Windows Media® Audio. Dijital olarak sıkıştırılmış müzik formatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (wrung) i. burup sıkmak; burmak, bükmek; ellerini oğuşturmak; zorla söküp çıkarmak veya almak; çarpıtmak; çok üzmek, incitmek, canını acıtmak; zora getirmek, sıkıştırmak; i. buruş, sıkmak.

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk halk şiir ve musikisinde «müstezâd» a tekabül eden bir form.

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk musikisinde yegâh perdesinde kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki), T Ürk musikisinde pest sekizlideki re notası.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yumrukla vurmak: Sıkıştırıp bir kere yumrukladı, şu yastığı yumruklayın. 2. Yumrukla yuğurmak.

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk musikisinde küçük bir usul ve büyük bir form.

Türkçe Sözlük

(i. Farsça «zenbûrek» ten). 1. Hareket ettirmeye veya sıkıştırmaya yarayan demir yay: Saat zenbereği, kapı zenbereği. 2. Mânâyı kuvvetlendirmek ijin zehir kelimesiyle beraber kullanılır: Zehir zenberek bir cevap yazdı: Pek acı, pek sert.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk musikisinde 120 zamanlı en büyük usûl.

Türkçe Sözlük

(i. F. «çan») (musiki). Türk musikisinde Hicaz ailesinden basit bir makam.

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde orta sekizlide bir perde adı.

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde bir şed makam.

Türkçe Sözlük

(i. F. musiki). Türk musikisinde eski bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. F. musiki). Türk musikisinde eski bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk askerî musikisinde bir vurma Alet.

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk halk musikisinde bir vurma Alet.

Türkçe Sözlük

(i.). Kayış, kumaş ve maden gibi şeylerin bir parçasını kopararak delik açmaya mahsus Alet ki, makas gibi sıkıştırılmakla veya vurulmakla işler: Zımba vurmak, zımba ile delmek.

Türkçe Sözlük

(E) (i. F. musiki). Türk musikisinde eski bir mürekkep makam.