Sıklet Basmak | Sıklet Basmak ne demek? | Sıklet Basmak anlamı nedir?

Sıklet Basmak | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: siklet basmak

Türkçe Sözlük

(i.). Ölçüde çok gelen ve yerinden zor kalkıp oynatılan: Ağır yük, ağır taş. mec. 1. Güç, zor, zahmetli: Ağır iş. 2. Pek ehemmiyetli ve mesuliyetli: Ağır mesele. 3. Pahalı, kıymetli: Ağır mal. 4. Yavaş, müteennî, hareketi çabuk olmayan: Ağır yürüyüş, ağır adam. 5. Vakur, haysiyetini fazla muhafaza eder, saygıya değer: Ağır adam. 6. Vahîm, tehlikeli: Ağır hastalık, ağır hava. 7. Tahammül olunmaz, kerih: Ağır koku. 8. Sıkıntılı, sıkıntı veren: Ağır adam. 9. Dokunaklı, güce giden: Ağır söz. 10. Şişman, yağlı, etli: Ağır vücut. 11. Kolay hareket etmez, zor kımıldanır: Ağır taş. 12. Az işitir, sağırca: Kulağı ağırdır. 13. Yavaş, tenbelce: Ağır yürümek. Tekrarla ağır ağır dahi denilir. Yavaş yavaş demektir. 14. Tahammül olunamayacak surette kötü: Çok ağır bir şey kokuyor. 15. Sıklet, ağırlık: _ Ağırınca = Sıkletince, veznince. 16. Vakar, temkin: Ağrını takınmak. 17. Güç, gücenme, infial: Ağırıma gitti. Ağırbaşlı = Pek ciddî, ehemmiyet ve vakar sahibi. Eline ağır = Elinden çabuk iş çıkmaz, işi yavaş Ağır gelmek — Zor görünmek: Bu iş bana pek ağır geldi.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sıklet, tartıda ağır şeyin hail. 2. Yavaşlık, bataet. 3. Vakar, temkin. 4. Ağır şeylerin toplamı, eşya, kalabalık. 5. Eskiden geline verilen mihr-i muaccel parası. 6. Gece uykuda basan kâbus: Ağırlık basmak.

Yabancı Kelime

Fr. acrobate

cambaz

Yerde ve tel, at, bisiklet, ip vb. üzerinde dengeye dayanan, tehlikeli, heyecan verici gösteriler yapan kimse.

Türkçe Sözlük

(i.). T. Kıymeti altı (kuruş vesaire) olan: Bu kumaşın altılığı da var yediliği de. 2. Boyu altı arşın ve sikleti altı okka vesaire olan: Altılık direk; altılık kuzu. 3. Altı kuruş vesaireden ibaret, altıya bölünen madenî para.

Türkçe Sözlük

(i.). Yere dikilmiş bir direğin etrafında döndürülen bir meydan oyuncağı. Bu oyuncağın dönen kısmına, gerçek taşıtların (otomobil, motosiklet vs. gibi) minyatür şekilleri yahut hayvan biçimli (daha çok at) araçlar asılıdır. Çocuklar, bazen büyükler de bunlara binerek eğlenirler.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bisiklette ayak frenine basmak; sözünü geri almak, söyledigini değiştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). ufak cins tavuk, ispenç, çin tavuğu; ufak tefek kavgacı insan; (s). küçük, ufak. bantamweight (i).,(spor) filiz siklet.

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Yük, ağırlık, sıklet. Bâr olmak = Yük olmak, ağırlık vermek. Bâr-ı girân = Ağır yük, ağır vazife. 2. Defa, kere: Hezâr-bâr = Bin kere. 3. Yemiş, meyve: Berk-ü bâr = Yaprak ve yemiş. Bârâver = Meyvedar, verimli, meyveli, semereli.

Türkçe Sözlük

(müzari: Basar). 1. Ayakla çiğnemek, pây-mâl etmek: Buraya basmayın. 2. Ağırlık vermek, tazyik etmek: Sandığın içine eşyayı basarak yerleştirmeli. 3. Kalıp vurmak: Tülbendi basmak, mühür basmak. 4. Tab’ ve temsil etmek, dizilmiş veya litografya taşına geçirilmiş yazıyı makine veya tezgâhta kâğıda geçirmek: Kitap, gazete basmak. S. Birdenbire hücum etmek, ansızın üstüne varmak: Geç vakitte misafirler bastılar. 6. Kabahat işlerken üstüne varıp tutmak: Bir kalpazanın evini basmışlar. 7. Kuluçka oturtmak: Bir tavuk bastım. 8. Vurmak, koymak: El basmak. 9. Vurmak, dövmek: Dayak basmak. 10. Yatırıp boğazlamak, kesmek: Sığır basmak. Tl. Ayakta durmak: İki yaşında çocuk da daha basmıyor. Yeni yeni basmaya başlıyor. 12. Çökmek, oturmak: Bu binanın bir tarafı basmış. 13. Gelmek, tutmak, musallat olmak, galebe etmek: Ateş bastı, hararet bastı, uyku bastı, ağırlık bastı. Ayak bastı. 14. Gitmek, uğramak: Bir daha onun evine ayak basmayacağım. 15. Israr etmek: Gitmemeye ayak basıyor. Ağır basmak. 16. .Yavaş yürümek. 17. Ehemmiyetini göstermek. Ağırlık basmak = KAbusa tutulmak. Al basmak = Loğusalara musallat olan bir nevi yılancığa tutulmak. Aybasmak = Aybaşı tutmak, tecennün etmek, çıldırmak. Ayaklar yere basmamak = Çok sevinmek. El basmak = Yemin etmek. İz basmak = iz takip etmek. Bağra basmak = Kucaklamak. Bamteline basmak = Hiddetlendirmek. Çürük tahtaya basmak = Şüpheli ve muhataralı bir işe girişmek.

Türkçe Sözlük

(i.) Ayakkabı, haf, kefş, pabuç.

Türkçe - İngilizce Sözlük

step on. print. press. publish. raid. break into. attack suddenly. flood. come upon. weigh. catch. come on. flow. foray. impress. imprint. irrupt. jam. letter. sink. stamp. stencil. step. stomp. tread. tread on.

Türkçe - İngilizce Sözlük

attack. bust. compress. counterfeit. depress. imprint. invade. press. print. publish. push. raid. step. strike. trample. tread. utter. to tread. to step. to trample. to press. to depress. to compress. to print. to raid. to bust. to descend. to flood. to f

Türkçe - İngilizce Sözlük

press. to stamp. to raid. to follow. to set in. to let out. to drop. to compress. to push. to inundate. to attack. to storm. to surprise. to invade. to depress. to mill. to exert. to imprint. to heft. to print. to coin. to tread on.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Cem’i kullanılmayıp «belâyâ» ise «beliyye» nin cem’idir). 1. Gam, keder, tasa. 2. Afet. 3. Adamın ne yapacağını bilmediği ağır ve sıkıntılı iş veya şahıs. 4. Ağırlık, sıklet, sıkıntı, müşkülât. 5. Ceza, mücazât, hak edilen ceza: Belâsını bııldu. Belâya uğramak = Istemiyerek biriyle kavgaya girişip başına sıkıntı celbetmek. Belâya uğratmak = Tehlikeli ve gaileli bir işe sokmak. Baş belâsı = Uzaklaştırılması müşkül gaile, tâciz eden adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bisiklet; f. bisiklete binmek, bisikletle dolaşmak. bicyclist i. bisikletle gezen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili bisiklet.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yokuş aşağı inmek veya kaymak (kayak, bisiklet); (den). kıyı boyunca gitmek. coaster (i). bardak altı; sahil boyunca işleyen ticaret gemisi. coaster brake bisiklette pedal freni.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dönem, devre; dönme, dönüş, devir; divan; bisiklet, motosiklet.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir devir yapmak; bir devreden geçmek; devir devir vaki olmak; bisiklete binmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bisikletçi, motosikletçi.

Türkçe Sözlük

(I. A.). I. Eskiden üstü sığır derisi ile örtülü, tekerlekleri içinden dönen harp Aleti. 2. Bisiklet.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). binek hayvanı veya bisikletten inmek veya indirmek; (mak). sökmek.

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Germence). Bisikletin ön tekerleğe kumanda eden kısmı.

Yabancı Kelime

Fr. guidon

yönelteç

Bisikletin ön tekerlek maşası üstüne bağlanmış, iki elle kullanılan yön değiştirme aracı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (bisiklette) gidon; ABD, (k.dili) palabıyık.

Türkçe Sözlük

Otomobil, motosiklet, uçak, gemi gibi hareket halindeki hava kirliliği oluşturucular.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (A.B.D)., (k).dili ağırlık, sıklet; büyük kısım; (f). kaldlrmak; kaldırıp ağırlığını denemek. hefty (s)., (k).dili oldukça ağır; kuvvetli, tesirli; bol.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bisiklet turuna çıkan veya yürüyerek seyahat eden gençlerin kaldıkları han; talebe yurdu.

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «sıklet» ten masdar). Hoşlanmama, varlığından hoşlanmama, soğuk muamele ile haşlanılmadığını anlatma: İnsan istiskal olunduğu yere bir daha gitmemelidir.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. izâfiyye). 1. Z«m, ilâve, katmaya ait. 2. İsim tamlamasına ait: Kaide-i izâfiyye. Sıkkt-,1 izâfiyye = Çeşitli cisimlerin hacimlerine nisbetle olan ağırlıkları ki, suyun birim (1) sayılması İle tayin olunur: Altının sıklet-i izâfiyyesi şudur.

Genel Bilgi

Sadece kazlar değil, martılar, pelikanlar gibi büyük su kuşları da filo olarak toplu halde giderken „V’ şekli oluşturarak uçarlar. Bunun nedeni ile ilgili kesin olmayan, tartışmaya açık çeşitli görüşler vardır. Biz bunlardan en çok rağbet gören ikisinden bahsedelim.

Birinci görüşe gore, sürünün „V’ şeklinde uçmasının amacı enerji tasarrufudur. Bu uçuş şekli ile öncelikle en öndeki kuş, bir arkadaki kuşa gelecek rüzgarı ve hava direncini engeller ve daha az enerji sarf etmesini sağlar.

Bunun bir başka örneği de bisiklet takım yarışlarında birbiri arkasına saklanarak giden ve sık sık en öndekini değiştiren yarışmacılarda da görülür. Araba yarışlarında da arkadaki araba öndekine mümkün olduğunca yaklaşarak, onun kestiği rüzgar ve hava akımının avantajı ile daha az yatık harcamayı amaçlar. Bu şekilde uçan kuşlarda da sık sık en öndeki liderin değiştiği ileri sürülmektedir.

Yine bu görüşe gore, öndeki kuş kanadını çırptığında, kanadının ucunda bir hava boşluğu, yani bir girdap yaratır, arkadaki kuş buraya yükselen havayı kanatlarının altında bularak ve daha az enerji sarf ederek yüksekliğini muhafaza eder. Bu kuşun şeklinin daha ziyade büyük kuşlarda görülmesinin nedeni de bunların büyük kanatları ile yarattıkları hava hareketinin büyüklüğü ve arkadaki kuşun işine yarayabilmesidir.

70’li yıllarda yapılan bir araştırma sonucunda, 25 kuşluk bir filonun bu şekilde uçarak, uçuş mesafesinin yüzde 75 artırabildiği ileri sürülmüştür. Ancak bu teoriye gore her kuşun öndeki ile aynı mesafe ve açıdan uçması ve senkronize yani eş zamanlı kanat çırpması gerekir ki, bu gerçekte mümkün değildir.

İkinci bir görüşe gore ise, kuşların gözleri başlarının yanındadır, dolayısıyla tam önlerini göremezler. Bu uçuş şekli ile sürünün fertlerinin birbirini görerek, kaybolmadan bir arada kalması sağlanır. Bu görüşe karşı olanlar ise kuşların geceleri de uçtuklarını, bu nedenle öndeki kuşu görmenin önemli olmadığını zaten sürüyü kuşların bağırışlarının bir arada tuttuğunu ileri sürüyorlar.

Çok basit gibi görülen bu olayın bile sebebi tam öğrenilmiş değil, belki de görüşlerin bileşimi, yani hepsi doğru. Kuşlar konuşabilseler de anlatsalar!

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hafif; ehemmiyetsiz; i., spor tüy siklet; eksik ayar; zekâ ve şahsiyeti önemsiz olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yük, hamule; sıklet, ağırlık; endişe, üzüntü, kaygı; fikir yorgunluğu; silâh doldurmak için barut ve fişek; mak. mukavemet; bir cihazın ihtiva ettiği elektrik miktarı, şarj. load displacement den. geminin tam yükünü alınca çektiği su. load factor bi

Türkçe Sözlük

(i. A. «rekz» den imef.) (c. merâkiz). 1. Bağlı olduğu halde dönerek bir daire teşkil eden şeyin bağlı bulunduğu sütun veya milin bağlandığı yani saplandığı yer. 2. Daire veya kürenin tam ortasında bulunan nokta ki, daire çevresinin veya küre yüzeyinin her noktasından eşit mesafede bulunur: Daire merkezi, arz merkezi. 3. Orta, vasat: Şehrin merkezi. 4. Bir hükümdar, vali, hâkim vesairenin oturduğu yer, bir devletin başşehri. Merkez-i saltanat, Türkiye Cumhuriyetinin merkezi: Ankara. Vilâyet, nahiye merkezi. 5. Şubeleri bulunan bir dairenin umumî idare yeri: Bu vapur kumpanyasının, sigorta şirketinin merkezi nerededir? 6. Bir kasabanın veye şehrin bir mahalle ve semtinin karakol veya zabıta dairesi. 7. (Türkçe) Yol, hâl, suret: Sizin fikriniz ne merkezdedir. 8. (fizik) Merkez-i sıklet = Ağırlık noktası. Bir cismin ağırlığının orta noktası ki, yere dik bulunursa cismin her tarafını tutup durabilir, (fizik). Merkez-i eşı’a-i mün’akise = Parlak bir cisme aksedip dönen ışınların havada birleştikleri nokta ki, fazla ısı meydana getirip yakar. Tebâud-ı an-il merkez = Merkezden dışa kaçma, merkezkaç, Fr. force centrifuge. Takarrüb-i il-el merkez = Dıştan merkeze gelme, merkezcil, Fr. force centripfcte.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. orta siklette boksör veya güreşçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. küçük motosiklet.

Türkçe Sözlük

(aslı ve doğrusu: MOTOR) (i. Fr.). 1. Herhangi bir enerjiyi harekete çeviren cihaz: Benzin motoru, elektrik motoru. 2. Benzin veya mazot motoru vasıtasıyle hareket eden bisiklet veya deniz teknesi.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Motorlu bisiklet.

Türkçe Sözlük

(i. A. «sıklet» ten imef.) Ağır ve soğuk davranıp sertlikle karşılanan, aşağılanan.

Türkçe Sözlük

(i. İ.). 1. Bisikletin ayakla çevrilen iki basacak yerinden her biri. Otomobil ve başka makineleri kullanırken ayakla basılan kısım: Fren pedalı, gaz pedalı 2. Basit, küçük baskı makinesi: Pedal makinesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ed, -ing veya -led, -ling) s. pedal, ayakla işletilen manivela; bisiklet pedalı; org veya piyano pedalı; f. ayakla işletmek (bisiklet, makina); s. ayağa ait, ayak ve benzeriyle ilgili. pedal notes müz. sürekli olarak kalın perdede çalınan no

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at binicisinin arkasında ikinci bir biniciye mahsus yastık; motosikletlerde buna benzer yer.

Türkçe Sözlük

(i. İ.). 1. Tulumba. 2. Hava basmaya yarayan, bilhassa bisiklet, otomobil veya top lastiği şişirmekte kullanılan hava tulumbası.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok ağır; kütle halinde, masif; cansız, can sıkıcı; zihin yorucu. ponderos'ity, ponderousness i. ağırlık, siklet. ponderously z. cansız, sıkıcı bir şe kilde; ağır ağır.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iki kişilik hafif otomobil; binek atı; bisiklet .

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. eyer, semer; sele, bisiklette oturacak yer; sırtın alt kısmındaki et (koyun); coğr. bel, semer, boyun; semere benzer şey; f. semer vurmak, eyerlemek; yüklemek. saddle a person with a task birine zor bir iş yüklemek. saddle horse binek atı . sa

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. ı:sıklet» ten smüş.) (mü. sakile) (c. sukalâ). 1. Ağır. 2. Sıkıntılı, can sıkan: Pek sakil adamdır. 3. Çirkin: Bu söz pek sakîl düşer. 4. telâffuzu ağır ve kalın olan, zıddı: hafîf.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. trotinet; küçük motosiklet; dibi düz ve tabanına iki demir ray takılı kuvvetli buz kayığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kavurmak, ateşe tutmak, hafifçe yakıp sızlatmak; acı tenkitlerle incitmek; yanmak, kavrulmak; k.dili otomobil veya bisikletle hızlı gitmek; i. hafif yanık; yanık izi. scorched earth policy düşmanın yararlanmasını önlemek için bütün mahsulu ve z

Türkçe Sözlük

(ŞEYTAN) (i. A.) (c. şeyâtîn) (İbrântce’den). 1. iblis. 2. mec. Pek zeki ve kurnaz adam (bu mânâ ile sıfat gibi de kullanılır). Pek şeytan adamdır. Şeytan arabası = 1. Bazı bitkilerin havada uçuşan pek ince tüylü tohum kozalağı. 2. Demiryolu rayları üzerinde yürütülen açık araba ki, işçi taşır. 3. Bisiklet. Şeytan tüyü = Bir kimseyi başkalarına sevdiren hâl: Onda şeytan tüyü vardır. Şeytan tırnağı s Tırnağın yanında deri üzerinde çıkan tırnak piçi. Şeytanın kıç bacağı = Cin fikirli yaramaz çocuk. Cem’i: cinler, kötü ruhlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. motosikletin yolcu taşıyacak yeri, sepet; bir çeşit kokteyl.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Ağırlık. 2. Sıkıntı, ıztırap: Havada bir sıklet var. 3. Sıklat-l izâfiyye = Özgül ağırlık: Altının, gümüşün, bakırın sıklet-i izâfiyyesi.

Türkçe - İngilizce Sözlük

weight. heaviness. heft. load.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ثقلت] ağırlık. 2.sıkıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., i., s. birbiri ardına koşulmuş halde; i. birbiri ardına koşulmuş atlar; iki kişilik bisiklet: s. birbiri arkasına dizilmiş .

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. velespit, üç tekerlekli çocuk bisikleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. içinde motosiklet veya bisiklet yarış pisti. olan bina.

Türkçe Sözlük

(i. Fr. velocipede). Bisikletin ilk adı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ağırlık, siklet; tartı, vezin; yük, sıkıntı; tesir, itibar, nüfuz, önem, ehemmiyet; dirhem; ağır cisim; istatistik bağıl değer; gerilme gücü; f. yüklemek, ağırlık vermek; katmak. weight lifter halterci. by weight tartı ile. carry weight itibarl

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tekerlek; çark, dolap; den. dümen dolabı; eskiden kullanılan işkence çarkı; k.dili. bisiklet; çarkıfelek; deveran, dönme; (argo) kodaman; çoğ. yürüten unsur; çog, (argo) vasıta, araba .wheel and axle mil teker. wheel animalcule bak. rotifer. whe