Sıla Hastalığı ne demek? | Sıla Hastalığı anlamı nedir? | Sıla Hastalığı

Sıla Hastalığı anlamı nedir?

Sıla Hastalığı ne demek?

Sıla Hastalığı anlamı nedir?

Sıla Hastalığı | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sila hastaligi

Türkçe - İngilizce Sözlük

homesickness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprehensible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comprehensible. intelligible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprehensible. comprehensible. deductible. perceptible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apparently. inferential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apparently. seemingly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

it appears that.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bir kere kafalarına bir şeyler giymeleri zorunludur. Yoksa saçları yiyeceklerin içine düşebilir. Ama aşçıların bu kafanın üzerinde silindirik bir şekilde yükselen, ucu da balonumsu şekilde kıvrımlarla biten beyaz şapkaları giymelerinin asıl nedeni başkadır.

Bu tip şapkalarda, özellikle mutfakların çok sıcak ortamlarında, hava şapkanın içinde rahatlıkla dolaşabilir ve aşçının kafasını serin tutar, terlemeyi önler. Mutfağın kalabalık ve hareketli yaşamında, aynı tip giysiler içindeki aşçılar arasından aşçıbaşını ilk görüşte ayırt edebilmek için onun şapkası biraz daha uzun ve ucu kıvrımlıdır.

Bu şapkaların beyaz, yani boyasız olmalarının nedeni ise beyaz kumaşın, boyalı kumaşa göre daha hijyenik olarak kabul edilmesidir. Beyaz renk her yerde insanlarda temizlik, saflık, iyi niyet ve barış duyguları uyandırır. Muharebe sırasında barış mesajı göndermek isteyen birliklerin beyaz bayrak çekmelerinin nedeni de budur. Gelinliklerin beyaz olması ise barıştan ziyade saflığı ve masumiyeti simgeler.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bir kere kafalarına bir şeyler giymeleri zorunludur. Yoksa saçları yiyeceklerin içine düşebilir. Ama aşçıların bu kafanın üzerinde silindirik bir şekilde yükselen, ucu da balonumsu şekilde kıvrımlarla biten beyaz şapkaları giymelerinin asıl nedeni başkadır.

Bu tıp şapkalarda, özellikle mutfakların çok sıcak ortamlarında, hava şapkanın içinde rahatlıkla dolaşabilir ve aşçının kafasını serin tutar, terlemeyi önler. Mutfağın kalabalık ve hareketli yaşamında, aynı tip giysiler içindeki aşçılar arasından aşçıbaşını ilk görüşte ayırt edebilmek için onun şapkası biraz daha uzun ve ucu kıvrımlıdır.

Bu şapkaların beyaz, yani boyasız olmalarının nedeni ise beyaz kumaşın, boyalı kumaşa göre daha hijyenik olarak kabul edilmesidir. Beyaz renk her yerde insanlarda temizlik, saflık, iyi niyet ve barış duygulan uyandırır. Muharebe sırasında barış mesajı göndermek isteyen birliklerin beyaz bayrak çekmelerinin nedeni de budur. Gelinliklerin beyaz olması ise barıştan ziyade saflığı ve masumiyeti simgeler.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Asılmaya müstahak, pek kötü adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(|.). 1. Aşılamak fiili. 2. Yeni aşılanmış ağaç: Bağdaki aşılamaları sulamalı. 1. Aşılanmış (Ağaç): Bu kiraz ağacı aşılama mıdır? 2. Bir kap içinde kuyuya veya kara konup soğutulmuş: Aşılama su.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vaccination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vaccination. inoculation. grafting. suggestion. culture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «aşı» dan). 1. Çiçek hastalığına ve başka aşısı olan hastalıklara karşı aşı vurmak: Benim çocuklarımı falan doktor aşıladı. 2. Yabanî ağaca aşı vurmak: Armut kalemini ahlata aşılamalı. 3. (Su vesair içilecek şeyleri kuyu veya karda) soğutmak: Şerbeti aşıladınız mı?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vaccinate. inoculate. graft. bud. transfuse. pass on an ilness. inspire. suggest. engraft. envenom. fertilize. imbue. impregnate. indoctrinate. infect. infuse into. ingraft. instil. instill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breathe. fertilize. graft. implant. inculcate. infuse. vaccinate. to vaccinate. to inoculate. to graft. to instil. to instill. to indoctrinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to vaccinate. to inoculate. to graft. breathe. implant. indoctrinate. infuse. inseminate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Asıl ve neseb sahibine lâyık: Asîlâne bir tavırla hareket ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ticaret, kâr ve temettü etmek, faydalanmak, müstefid olmak. (Çağatayca: Asığlanmak).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çiçek hastalığına ve başka hastalıklara karşı aşı vurmak: Çocukların cümlesi aşılandı. 2. Ağaca aşı vurulmak: Bu mevsimde ağaç aşılanmaz. 3. Aşı ile tohumlanmış gibi temasla ve diğer suretle geçip sirayet etmek: Bu hastalık bize de aşılanacaktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be vaccinated. to undergo vaccination. to be inoculated. to be grafted. graft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çiçek ve aşısı olan başka hastalıklara karşı aşı vurdurmak, bilvasıta aşılamak: Çocukları aşılattım. 2. Ağaca aşı vurdurmak: Badem ağacına kaysı acılattım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to let vaccinate. to make inoculate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firearm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firearm. gun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firearm. firearms. shooting iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Fâsılasız, aralıksız, arasız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Fâsılasız, aralıksız, arasız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلافاصله] aralıksız, kesintisiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

megalomania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde variola denilen bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalık şiddetli titreme ve 41 derece ateşle ortaya çıkar. Hastalık mikrobunun vücuda girmesiyle ortaya çıkması arasında geçen süre 10-14 gündür. Hasta istirahat ettirilir , başkaları ile görüşmesi yasaklanır. Doktorun tavsiyelerine uyulur. Bol su ve şerbet içirilir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Gül

Hazırlanışı : Çiçek döküntülerinin üzerine dövülmüş kuru gül sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Memleket hasreti, yurdunu arama, yurt özlemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Renkleri, bilhassa kırmızı iie yeşili yanlış görme hali.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [داء الصله] yurdunu özleme, köyünü özleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mad cow disease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mısırı saplarıyla hayvan yemi olarak kesip siloya doldurma; siloda saklanan bu çeşit yem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. fevâsıl.). 1. Ayıran şey, bölme: İki daire arasında tahtadan bir fasıla vardır. 2. Bir hâlin devamlılığını kesen şey, aralık, ara. Ar. inkıtâ: Bir saat süren nutkuna hiç fâsıla vermedi, fâsılasız üç gün yağmur yağdı. Bllt-ftsıla = Aralıksız, ara vermeksizin. 3. ArOz’da bir terim. 4. (musiki) Kiriş ve tellerin uzunluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interruption. cessation. check.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break. gap. intermission. interruption. interval. pause. space. interstice. time lag. time interval. period. break-down. hiatus. distance. interim. interspace. vacancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فاصله] ara. 2.aralayıcı. 3.uzaklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arası kesilen, arada kesintisi olan: Fasılalı demiryolu ile seyahat pek zahmetlidir. Fasılalı dersten faydalanılmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intermittent. interrupted. discontinuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arası kesilmeyen. Osm. gayri münkatı’: Fasılasız yağmur, fasılasız sülâle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uninterrupted. continuous. without a break. incessant. without intermission. without interruption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Özellikle bacakların şişip, genişlemesi şeklinde ortaya çıkan bu hastalığa halk arasında gelincik, tıp dilinde elefantiasis denir. Nedeni lenf kanamalarının iltihaplanıp, şişmesidir. Tedavi için aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Peynir suyu.

Hazırlanışı : 1 hafta süreyle, her gün birer su bardağı peynir suyu içilir. Bir hafta ara verilir sonra yine aynı şekilde devam edilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir işten elde edilen netice.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hâsıl). Herhangi bir işten elde edilen şeyler, kâr, gelir, fayda, İrât, vâridat, kazanç (kelime dilimizde müfred gibi kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receipt. revenues. returns. takings. drawings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gate. proceeds. receipt. return. take. takings. produce. products. revenue. returns. receipts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proceeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حاصلات] kazanç, gelir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حاصلات غير صافيه] brüt gelir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حاصلات صافيه] net gelir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hâsılat ve iradı olan, iyi gelir veren: O çiftlik çok hâsılatlıdır. Hâsılatlı bir iştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji) (uyd. k.). Orangutan, şempanze gibi iskeletleri insanınkine en yakın olan maymun takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «selb» den masdar). Giderilme, kaldırılma, yok edilme, Osm. selb olunma, münselib olma, mahv ve yok edilme. Asâyişin insilâbı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Şelale oluşturma. 2.Şiddetle dökülme, atılarak akma.-Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Karanlık içinden ışık ortaya çıkmak, aralık aralık parlamak, yalabımak: Şimşek ışılıyordu. Gözler ışılamak = Hiddet belirtisi göstermek (bugün eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Parlayan, ışıldayan. 2.Neşeli, canlı, şen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Parlatmak, parıldatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Çevre kirlenmesi sonucunda besin zincirine geçmiş bulunan kadmiyumun, bu besinlerle sürekli olarak alınması sonucunda, vücudun önemli fonksiyonları zarara uğrar, özellikle kemiği oluşturan maddeler çözünür ve insan vücudu eğilip, bükülür. Itai itai hastalığı denilen bu rahatsızlık insanı sonunda ölüme götürür. Bu hastalık ilk olarak Japonya’da görülmüş, ismini de bu ülkede almıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk halk musikisinde saz veya söz eseri olabilen bir form (şekil) veya çeşit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meeting. greeting. reception. welcome. compensation. recompense. recuperation. supply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confrontation. reception. salute. welcome. greeting. accepting. receiving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meeting. greeting. reception. welcome. compensation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

welcoming ceremony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Karşısına çıkmak, Osm. istikbâl etmek: Misafirleri karşılamaya gitti. Kendisini sokak kapısında karşıladı. 2. Karşı ve sert cevap vermek; karşı durmak, dik gelmek: İnsan, kendisinden büyüğünü, haksız bile olsa, öyle karşılamamalır. 3. Bir soruya bir cevap vermek: Bana o suali soracağını bildiğimden dolayı böyle karşıladım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meet. greet. welcome. answer. provide. satisfy. supply. make amends. compensate. counterbalance. counterpoise. countervail. fulfil. fulfill. provision. recompense. recoup. take.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compensate. counter. cover. face. fill. greet. meet. receive. respond. salute. satisfy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go to meet. to welcome. to cover. to pay. to be enough for. to meet a need. to respond to. to react to. to remedy. to prevent. correspond. countervail. face. front. greet. offset. take. to be up against.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Karşılamak işine konu olmak: Başvekil törenle karşılandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be met. to be welcomed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encounter. meeting. contest. match. fight. confrontation. event. meet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encounter. event. game. match. meeting. confrontation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encounter. game. match. meeting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Karşı karşıya gelmek, yüz yüze gelmek, Osm. rû-be-rû olmak, muvâcehe olunmak. 2. Boy ölçüşmek, tutuşmak, çekişmek. 3. Ödeşmek: Onunla karşılaştık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

come on. meet. run across. come upon. fall with. drop a cross. cross. run up against smb. cross each other. encounter. experience. greet. come across.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encounter. meet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to meet each other. to be confronted with. to be up against. sports to play each other. come across. encounter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Mukabele edilmek: Bu kâğıt, müsveddesiyle karşılaştırıldı mı? 2. Denkleştirilmek: Alacağımla vereceğim karşılaştırılsın ki, alacağım olup olmadığı anlaşılsın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karşılaştırmak işi, mukayese; (kimya) muamele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reference. comparision. crosscheck. check. analogy. collation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

check. comparison. contrast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comparison. confrontation. analogy. compare. cross tabulation. cue sheet. matching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

degree of comparison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Mukabele etmek: Daktiloyla yazılan metni müsveddesiyle karşılaştırmalı. 2. Denk hâle getirmek, denkleştirilmek: Gelirle gideri karşılaştırdılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compare. check. confront. match. balance. set against. check against. class with. confront smb. with. contrast. crosscheck. parallel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collate. compare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comparative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comparative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comparative literature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chemical weapon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Halk arasında gut veya damla hastalığı tıp dilinde ise podagra denir. Özellikle fazla içki içen ve fazla kırmızı et yiyenlerde görülür. Daha fazla erkeklerde rastlanır. El, ayak başparmağı, diz ve dirseklerde şişkinlik meydana gelir. Ağrı da vardır. Buraları dokunulmayacak kadar hassaslaşmıştır. Ateş 39,4 dereceye kadar yükselir. Tedavinin başarılı olması için mutlaka yatak istirahati gerekir. Gıda rejimi uygulanır. Acılı, tuzlu, sirkeli ve şekerli yiyecekler terkedilir. Alkol ve sigara bırakılır. Dana, koyun ve kuzu eti yenmez. Diğer etler, yağ, nişastalı yiyecekler mümkün olduğu kadar azaltılır. Şeker yerine bal kullanıllır. Az patates, yağsız beyaz peynir, yağsız süt, yoğurt, enginar, havuç, kereviz, kiraz, lahana, fasulye, zeytin, maydanoz, armut, çilek, erik, kara turp, üzüm, domates, ve pırasa yenilebilir. Ayrıca mümkün olduğu kadar çok limon suyu içilir. Tedavi için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Beyaz peynir.

Hazırlanışı : Nikris olan yerlere dilimlenmiş taze beyaz peynir konur. Ağrı geçinceye kadar, 10 dakikada bir değiştirilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hysteria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Romatizmaya karşı kullanılan bir ilâcın kısaltılmış adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amazing. astonishing. astounding. prodigious. wonderful. wondrous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wondrous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şaşı bakmak.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Nedeni, kesinlikle bilinmeyen bir hastalıktır. İrsi veya sinirsel olduğu söylenmektedir. Tıp dilinde psoriasis denir. Daha çok, baş derisinde, dizlerde ve dirseklerde veya tırnaklarda meydana gelen düzensiz kırmızı lekelerle kendini gösterir. Lekeler, gümüş renginde ve pul pul olup, deriden yüksektir. Kaşıntı yoktur. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Ardıçkatranı, saf alkol, eter

Hazırlanışı : 5 gram ardıçkatranı, 4 gram saf alkol ve 4 gram eter karıştırılıp merhem yapılır. Deri sabunlu su ile yıkandıktan sonra sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psoriasis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Vücudun şeker yakmasında ortaya çıkan bozukluğun neden olduğu bir hastalıktır. Tıp dilinde diabet denir. Pankreas, kandaki şeker miktarını kontrol eden ve adına insülin denilen bir madde salgılar. Pankreas bu görevini yerine getirmezse, kandaki fazla şeker, karaciğere depo edilir. Aç karnına alınan 100 gram kanda 80 miligram şeker vardır. Bu miktar yemekten 1-2 saat sonra 140 miligrama kadar yükselir. Kandaki şeker miktarı hastalığın durumuna göre aşağıdaki gibi tespit edilir.

Şeker durumu Açken Yemekten 1-2 saat sonra :

- Normal kimselerde 80 mg. 140 mg.

- Orta derecede 130 mg. 190 mg.

- Ağır derecede 160 mg. 215 mg.

İki çeşit şeker hastalığı vardır.

- Şekersiz Diabet :

Hipofiz bezinin arka tarafından salgılanan antidiüretik hormonun yetmezliği sonucu ortaya çıkan bu çeşit şeker hastalığına, tıp dilinde diabetes insipidus denir.

- Şekerli Diabet :

Pankreasın salgıladığı insülin yetmezliği sonucu ortaya çıkan bu çeşit şeker hastalığına, tıp dilinde diabetes mellitus denir.

Şeker hastalığını doğuran nedenler dengesiz beslenme, şişmanlık veya sinir bozukluğudur. Bazı kimselerde de irsiyet önemli bir rol oynar. Hastalığın başlangıcında çok yemek ve su içmek ihtiyacı vardır. İdrar miktarı da artar. Kadınların idrar yapma yerlerinde kaşıntı vardır. Ayrıca devamlı yorgunluk hali görülür. İleri safhada devamlı baş ağrısı, el ve ayak titremeleri, iştahsızlık, aseton kokusuna benzer nefes kokusu, ter kokusu, adele krampları, hafıza zayıflığı, kısmi veya tam felç, iyileşmeyen yaralar ve uykuda sayıklama görülür. Şeker hastalığı tedavi edilmezse sonuç damar sertliği, kalp yetmezliği, göğüs anjini, görme zayıflığı, katarakt, karaciğer hastalıkları, siroz olabilir.

İki çeşit şeker koması vardır.

- Diabetik Koma :

Daha ziyade şeker hastalarında görülür. Nedeni, insülin verme zamanını geçirmek, gerektiğinden az miktarda insülin vermek, bağırsak iltihabı, bademcik iltihabı, grip veya iyileşmeyen yaralardır.

- Şeker Eksikliği Koması :

Tıp dilinde hipoglisemi adı verilen bu çeşit koma, terleme, titreme, çırpınma huzursuzluk, şiddetli açlık, ve aşırı duygusallıkla başlar. Nedeni, fazla miktarda insülin vermek veya çok miktarda karbonhidratlı yiyeceklerle beslenmektir.

Şeker hastaları haftada en az iki kere ılık banyo yapmalıdır ve sonra da vücutlarının her tarafını ılık bir havlu ile ovmalıdır. Kabız veya ishal olmamalıdırlar. Perhiz yapmalıdırlar. Erken yatıp erken kalkmalıdırlar. Ağız, boğaz ve diş sağlığına aşırı özen göstermelidirler. Masaj, beden hareketleri ve açık havada yürüyüşü ihmal etmemelidirler. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Karadut, su.

Hazırlanışı : Beş çorba kaşığı karadut ezilip, suyu çıkarılır. Yemeklerden 10 dakika önce, 1 su bardağı suya 10 damla konup içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diabetes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diabetes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vasi» dan). 1. Ulaşma, İki şeyin birbirine bitişmesi. 2. Vatan ve memleketine veya akraba ve yakınlara-ulaşma, vatanını veya akrabasını ziyaret etme. Sıla-i rahm = Ana baba ve akrabasını ziyaret vazifesi. Sılaya gitmek = Akraba ve yakınlarını görmek üzere memlekete gitmek. 3. (ikinci mânâ ile sıla etmek tâbirinden yanılmakla bu mânâya getirilmiştir) Vatan, memleket: Sılaya gitti, sıladadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one's home/homeland. reunion. visit to one's native place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

returning to one's home and loved ones after a long absence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صله] yakınlarını ziyarete gitme özlemi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Doğup büyüdüğü yere gidip ayrı kaldığı yakınlarına kavuşma. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homesickness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صلهء رحم] yakınlarını ziyaret edip özlem gidermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who is living far from his home and family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. siloda muhafaza olunan hayvan yemi, yeşillik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. esliha). Harp Aleti. Silâh atmak = Tüfek ve tabanca boşaltmak. Terk-i silâh etmek = Bir savaşa son vermek yahut savaşmamak için silâhı elden bırakmak. Silâha sarılmak, davranmak = Silâh kullanmak. Sil«h-be-dett = Silâh elde olarak. Esliha-i câriha = Kesici silâhlar. Esliha-I nâriyye = Ateşli silâhlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armor. arm. weapon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arms. gun. armament. hardware. weapon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fellow soldier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fellow soldier. companion at arms. companion / comrade in arms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Filmlerde görmüşsünüzdür. Aslında kulaklara zarar verebilecek kadar yüksek olan silah sesi, silahın ucuna takılan boru gibi çok basit bir madeni parça ile neredeyse işitilemeyecek kadar, çok düşük bir seviyeye indirilebilmektedir.

Gerçekten de susturucular silahın sesini çok aza indirirler ve de çok basit bir prensibe göre çalışırlar. Bir balon düşünün, bu balonu iğne ile patlattığınızda yüksek bir ses çıkar. Alt tarafı balonun içindeki basınçlı havayı boşaltmışsınızdır. Halbuki balonun ağzını çok az açarak basınçlı havanın yavaşça boşalmasını sağlarsanız, çok az bir ses çıkar.

Bir diğer örnek de şarap şişeleridir. Köpüklü şarap veya şampanya şişelerinin mantarları çıkartıldığında çok yüksek bir ses çıkmasına rağmen, normal bir şarabın mantarı çıkartıldığında az bir ses çıkar. Çünkü şampanya şişesinde mantarın arkasında sıkıştırılmış basınçlı gaz bulunmaktadır.

Her iki örnekte de görüldüğü gibi, kapalı bir yerde sıkıştırılmış bir gaz aniden küçük bir delikten salını verirse, ortaya bir patlama sesi çıkmaktadır. Gazın basıncı fonksiyonel olarak size gerekli olduğu için, bu sesi azaltmanın tek yolu boşalan gazın tek bir delikten değil de, daha büyük bir delikten boşalmasını sağlamaktır. İşte silah susturucularının arkasında yatan temel fikir budur.

Kurşunu silahtan atabilmek için, kurşunun arkasındaki barut ateşlenir. Ateşlenen barut çok yüksek basınçlı ve hacimli bir sıcak gaz ortaya çıkarır. Bu gazın basıncı kurşunu namluya doğru iter.

Kurşun mermiden çıktığında, bir şişenin mantarının çekilip çıkarıldığında oluşan sese benzer bir olay olur. Kurşunun arkasındaki yaklaşık santimetrekarede 200 kilogram olan basınç, şampanyanın mantarının patlatılmasında olduğu gibi, kurşunun mermiyi terk etmesiyle birlikte yüksek bir ses çıkmasına yol açar.

Namlunun ucuna vidalanan ve üzerinde delikler bulunan susturucunun hacmi, namludan 20-30 kat daha fazladır. Kurşunun arkasındaki sıkıştırılmış, basınçlı sıcak gaz anında buraya boşalır ve basıncı yaklaşık santimetrekarede 15 kilograma kadar düşer. Kurşun da namludan çıkarken arkasında şampanya örneğinde olduğu gibi basınçlı gaz olmadığından, normal bir şarap şişesi mantarı çıkarılıyormuş gibi, çok az bir ses çıkarır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Filmlerde görmüşsünüzdür. Aslıjda kulaklara zarar verebilecek kadar yüksek olan silah sesi, silahın ucuna takılan boru gibi çok basit bir madeni parça ile neredeyse işitilemeyecek kadar, çok düşük bir seviyeye indirilebilmektedir.

Gerçekten de susturucular silahın sesini çok aza indirirler ve de çok basit bir prensibe göre çalışırlar. Bir balon düşünün, bu balonu iğne ile patlattığınızda yüksek bir ses çıkar. Alt tarafı balonun içindeki basınçlı havayı boşaltmışsınızdır. Halbuki balonun ağzını çok az açarak basınçlı havanın rahatça boşalmasını sağlarsanız, çok az bir ses çıkar.

Bir diğer örnek de şarap şişeleridir. Köpüklü şarap veya şampanya şişelerinin mantarları çıkartıldığında çok yüksek bir ses çıkmasına rağmen, normal bir şarabın mantarı çıkartıldığında az bir ses çıkar. Çünkü şampanya şişesinde mantarın arkasında sıkıştırılmış basınçlı gaz bulunmaktadır.

Her iki örnekte de görüldüğü gibi, kapalı bir yerde sıkıştırılmış bir gaz aniden küçük bir delikten salınıverise, ortaya bir patlama sesi çıkmaktadır. Gazın basıncı fonksiyonel olarak size gerekli olduğu için, bu sesi azaltmanın tek yolu boşalan gazın tek bir delikten değil de, daha büyük bir delikten boşalmasını sağlamaktır. İşte silah susturucularının arkasında yatan temel fikir budur.

Kurşunu silahtan atabilmek için, kurşunun arkasındaki barut ateşlenir. Ateşlenen barut çok yüksek basınçlı ve hacimli bir sıcak gaz ortaya çıkarır. Bu gazın basıncı kurşunu namluya doğru iter.

Kurşun mermiden çıktığında, bir şişenin mantarının çekilip çıkarıldığında oluşan sese benzer bir olay olur. Kurşunun arkasındaki yaklaşık santimetrekarede 200 kilogram olan basınç, şampanyanın mantarının patlatılmasında olduğu gibi, kurşunun mermiyi terk etmesiyle birlikte yüksek bir ses çıkarmasına yol açar.

Namlunun ucuna vidalanan ve üzerinde delikler bulunan susturucunun hacmi, namludan 20 - 30 kat daha fazladır. Kurşunun arasındaki sıkıştırılmış, basınçlı sıcak gaz anında buraya boşalır ve basıncı yaklaşık santimetrekarede 15 kilograma kadar düşer. Kurşun da namludan çıkarken arkasında şampanya örneğinde olduğu gibi basınçlı gaz olmadığından, normal bir şarap şişesi mantarı çıkarılıyormuş gibi, çok az bir ses çıkarır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(I. F., Ar. silâh, Fars. endâhten = atmak). 1. Tüfek ile silâhlı asker. 2. Savaş gemilerinde tayfalık etmeyip tüfekle silâhlanmış olarak askerlik eden deniz piyadesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Silâh konan depo.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gunsmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the profession of arm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eski vezirlerin silâhlarını saklayıp idare etmeye memur ağa. 2. Osmanlı sarayında Enderûn’un en büyük Amiri olan orgeneral.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سلاحدار] silahtar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tüfekçilik, sllâhendâz görevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arming. armament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Silâh vermek, Osm. teslîh etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armament. arming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armament. arming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Silâh edinmek, silâh takmak, silâha sarılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take up arms. arm oneself. to arm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take up arms. to arm oneself. to become armed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Silâh taşıyan. Ar. müsellâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armor clad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tabanca, yatağan gibi silâhları koymaya mahsus meşinden kat kat kuşak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gun rack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unarmed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unarmed. armless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disarmament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to disarm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disarmament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disarmament. paris charter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to disarm. to become disarmed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Silâhlı, silâh taşıyan adam. 2. Cengâver, savaşçı adam. 3. Eskiden hükümdar ve devlet büyükleri hizmetinde görevli muhafız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man at-arms. musketeer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Silâhşor olma. Silâhtarlık: (bk.) Silâhdar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a man-at-arms. soldiering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1.). Silâhtar görevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neurological disease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nerve case. nervous derangement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tafsil). Tafsiller, açıklamalar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تفصيلات] ayrıntılı açıklama. 2.ayrıntı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ayrıntılı açıklamada bulunmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) bütün ayrıntılarıyla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detailed. prolix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) ayrıntılı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collecting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revenues. collection of revenues.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collection. collections. revenue. money received. cash receipts. payments-in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تحصيلات] para ve vergi toplama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تمثيلات] tiyatro oyunları.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sleepy sickness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Vasıl).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be reflected. to imitate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yan yürümek, çarpık yürümek. 2. Taklit etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Basılıp ezilmiş gibi açılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Yassılanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flatten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Alkollü içkiye düşman bir cemiyetin adı, unvanı. 2. Bu cemiyetin senbolü.

Türkçe Sözlük by