şile ne demek? | şile anlamı nedir? | şile

şile anlamı nedir?

şile ne demek?

şile anlamı nedir?

şile | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sile

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ballıbabagillerden güzel kokulu bir bitki (oripanum maiorana).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صله] şaire verilen para ödülü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ters davranmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow rebellious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ekşitmek, ekşi katmak, ekşi yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Bir çıkarma işlemindeki ilk sayı. 17— 15 = 2 eşitliğinde, 17 sayısı eksilendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. misSI). 1. Misaller, örnekler, (bk.) Misâl. 2. (gramer) Arapça’da fiil tasniflerinin çeşitleri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [امثله] örnekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accessibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yüzyıllarca önce insanlarda şeytani güçlerin, bebeklerin veya küçük çocukların odalarında dolaştıklarına, onların vücutlarına girmek için fırsat kolladıklarına ilişkin ortak bir inanç vardı. Ayrıca bu şeytani güçlerin, mavi renk tarafından kovulduğuna da inanılıyordu. Çünkü mavi göklerin rengi idi. Hatta bugün bile hala Ortadoğu’da şeytanı kovmak için, bazı evlerin kapıları maviye boyanmaktadır.

O zamanlarda, sülalenin devamı için, erkek bebeklerin önemi daha fazla olduğu için, şeytan korkar da gider diye, erkek bebeklerin ve küçük erkek çocukların giysilerinin mavi olması adet haline geldi ve yüzyıllar boyunca devam etti.

Çok sonraları kız bebekler de “erkek bebekler kadar önem kazanınca”, onların giysilerine de bir renk verilmesi ihtiyacı doğdu ve de çiçeklerin en güzeli olan gülün rengi, yani pembe renk verildi.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). açılıp yayılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uzatılabilir, uzatılması mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). ,1. Takım, tâife, zümre, bir aileyi teşkil eden halk. 2. (botanik) Aralarında benzerlikleri olup bir cinse mensup olan bitki cinslerinin hepsi: Fasîle-i levziyye, fâsîle-i anebiyye. Fr. famille.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فصيله] aile.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فی نفس الامر] işin aslında, gerçekte.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çatlayıp yarılma kabiliyeti olan. fissility (i). yanıma kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s eritilerek veya doküm yolu ile yapılmış

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

fusilier i, eskitüfek kul lanan asker; çog Ingiltere'de bazı alayların adına ilâve olunan isim

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). İpsi solucanların bir şubesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become a person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mermi, kurşun; ok, merak; atılan şey; güdümlü mermi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zencir gibi birbirine bağlı olarak, sıra ile birbirini takip ederek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Vesileye dayanarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متسلسلا] zincirleme olarak, birbirinin ardı sıra.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from generation to generation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. havada asılı; asılı yuva yapan (kuş).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. (maymun kuyruğu gibi) sarılma ve kavrama hassası olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çıkarılabilir, uzatılabilir, pırtlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kesilebilir, kolay bölünebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (bot.) sapsız yaprak gibi doğrudan doğruya yapışık olan, sesil; (zool.) yerleşmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük hamam havlusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wiper. wind wiper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wiper. windscreen wiper. windshield wiper. large bath towel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

windscreen wiper. bath towel. windshield wiper. doormat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. sessizlik, sükut; zikretmeyiş, bahsetmeyiş; ketumiyet, sır saklama; sükunet, huzur; müz. es; f. susturmak, sesini kestirmek, sükut ettirmek; ask. bastırmak, ateş kesmeye mecbur etmek; yatıştırmak. Silence gives consent Sükut ikrardan gelir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. susturucu adam veya şey; ses kesici araç, amortisör; ing. susturucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sessiz, sakin; suskun; söylenmeyen. silent letter okunmayan harf. silent partner işlerin yürütülmesine karışmayan ortak. silent system mahpusların birbiri ile konuşmalarını yasak eden sistem. silently z. sessizce. silentness i. sessizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sükut ve düzeni korumakla görevli kimse, mübaşir; Roma imparatorluğu'nda devlet sırlarını saklamaya ant içmiş memur veya müşavir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, Yu. mit. Baküs'ün üvey babası; ihtiyar sarhoş; k.h. yarısı insan yarısı keçi şeklinde olan tanrı, satir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Alm. Schlepp

den. yük gemisi

Yük taşımak için yapılan özel gemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cargo boat. freighter. towboat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freighter. tramp steamer. cargo boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freighter. cargo liner / ship / steamer / vessel. wafter. freight ship. tramp. cargo liner. cargo ship. freight boat. ocean carrier. ocean- going tug. cargo vessel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Silezya; k.h. aslında Silezya'da dokunmuş pamuklu astarlık kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. silis; sıcağa dayanan cam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Selâsil). 1. Zenzir. 2. Birbirine bağlı bir sıra teşkil eden şey: Silslle-i cibâl (sıradağlar). 3. Asttan üste derecelenme: Sllslle-i merâtib. 4. Şecere: Silsile-] neseb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

range. sequence. series. chain. line. dynasty. pedigree. genealogy. chain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

series. chain. range. lineage. ancestry. line of descent. genealogy. line. stock. succession. tissue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سلسله] zincir. 2.hanedan. 3.sıradağ. 4.dizi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سلسلهء مراتب] hiyerarşi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şecere kitabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become sly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tafsilâtla, genişleterek: Meseleyi tafsîlen yazmıştır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفصيلا] ayrıntılı olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) gerilir, gerilebilir; gerilmeye ait. tensile strength gerilme direnci. tensile stress gerilme zoru. tensile test germe deneyi. tensil'ity (i.) gerginlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become savage. to grow / to run wild.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Vasıl).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(VESİLE) (i. A.) (c. vesâil). 1. Vasıta, yol. 2. Sebep, bahane: Alış veriş için bir vesile lâzım. 3. Fırsat: Bursa’ya bir işim düştü, bu vesile ile orasını da görmüş oldum. Bî-vesile, bilâ-vesîle = Ortada bir sebep ve bahane olmadığı halde. Ni’mel-vesile = Fırsattan istifade.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handle. means. peg. purchase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matter. occasion. pretext. means. cause. opportunity. bir vesile ile - by some means. under some pretext.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

means. opportunity. cause. pretext. inducement. matter. occasion. peg. scope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ وسيله] sebep, bahane. 2.yol.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Neden, sebep. 2.Elverişli durum. 3.Kavuşma, yaklaşma. 4.Rasulullah’ın cennetteki makamı. Maide suresi 57.ayette geçmektedir.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Yaz günleri, güneşli sıcak günlerde genellikle beyaz veya açık renkli giysiler giyeriz. Beyaz renk güneş ışığı içinde bulunan bütün ışınları yansıtır yani bütün renklerin birleşimidir. Siyah renk ise tam aksine bütün ışınları emer. Siyah renk üzerinde hiçbir ışın yansımaz, yani aslında siyah bir renk değildir, renksizliktir.

Siyah renkli kumaşlar ışığın hepsini tuttuklarından, beyaz kumaşlara göre tenimizi 5 derece daha sıcak tutarlar. Peki öyleyse Sina çöllerindeki bedeviler niçin siyah renkte giysi giymeyi tercih ediyorlar? Çünkü siyah renkli giysi, kumaş ile tenin arasındaki havayı ısıtıyor ama aynı anda bir havalandırma mekanizmasının da çalışmasını sağlıyor. Bu ısınan havanın yerini alan hava bedevilerin serinlik hissi duymalarını sağlıyor.

Siyah giysiler güneşin tüm ışınlarını tenimize geçirirler ama beraberlerinde enfraruj ışınlarını da. Bu nedenle çok güneşli bir günde açık renk giymek kesinlikle faydalıdır. Kapalı bir yerde ise enfraruj ışınları nüfuz edemeyeceği için siyah rengin ısıyı daha fazla iletmesi avantaj yaratabilir. Belki de dışa beyaz, içe siyah giymek, giysi, ten ve hava arasındaki ısı alışverişi için en ideal kombinasyondur. Tabii kışın da tam tersi.

Kışın üst üste giyinmenin asıl faydası iki giysi arasında hava tabakası oluşmasıdır. Bilindiği gibi hava iyi bir izolatördür. Yani ısı iletkenliği iyi değildir. Bu şekilde güneşin ışığı tutulduğu gibi vücuttan da ısı kaybı olmaz. Yani kışın iki kat giyinildiğinde dıştakinin siyah, içteki giysinin ise beyaz renk olması gerçekten faydalıdır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yaz günleri, sıcak günlerde genellikle beyaz veya açık renkli giysiler giyeriz. Beyaz renk güneş ışığı içinde bulunan bütün ışınları yansıtır yani bütün renklerin birleşimidir. Siyah renk ise tam aksine bütün ışınları emer. Siyah renk üzerinde hiçbir ışın yansımaz, yani aslında siyah renk bir renk değildir, renksizliktir.

Siyah renkli kumaşlar ışığın hepsini tuttuklarından, beyaz kumaşlara göre tenimizi 5 derece daha sıcak tutarlar. Peki öyleyse Sina çöllerindeki bedeviler niçin siyah renkte giysi giymeyi tercih ediyorlar? Çünkü siyah renkli giysi, kumaş ile tenin arasındaki havayı ısıtıyor ama aynı anda bir havalandırma mekanizmasının da çalışmasını sağlıyor. Bu ısınan havanın yerini alan hava bedevilerin serinlik hissi duymalarını sağlıyor.

Siyah giysiler güneşin tüm ışınlarını tenimize geçirirler ama beraberlerinde enfraruj ışınlarını da. Bu nedenle çok güneşli bir günde açık renk giymek kesinlikle faydalıdır. Kapalı bir yerde ise enfraruj ışınları nüfuz edemeyeceği için siyah rengin ısıyı daha fazla iletmesi avantaj yaratabilir. Belki de dışa beyaz, içe siyah giymek, giysi, ten ve hava arasındaki ısı alışverişi için en ideal kombinasyondur. Tabii kışın da tam tersi.

Kışın üst üste giyinmenin asıl faydası iki giysi arasında hava tabakası oluşmasıdır. Bilindiği gibi hava iyi bir izolatördür. Yani ısı iletkenliği iyi değildir. Bu şekilde güneşin ışığı tutulduğu gibi vücuttan da ısı kaybı olmaz. Yani kışın iki kat giyinildiğinde dıştakinin siyah, içteki giysinin ise beyaz renk olması gerçekten faydalıdır.


Genel Bilgi by