Sim-keş ne demek? | Sim-keş anlamı nedir? | Sim-keş

Sim-keş anlamı nedir?

Sim-keş ne demek?

Sim-keş anlamı nedir?

Sim-keş | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sim kes

Türkçe Sözlük

(i. F. Sîm = sırma, keşiden = çekmek). Haddeden gümüş tel çeken san’atkâr: Sİmkeş işi. (Halk dilinde «sırmakeş» denir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبکش] saka, su çeken. 2.kevgir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common fraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Keyif elmak makmadıyle afyon yutan kimse.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kanuni Sultan Süleyman’ın büyük bir ağaç sevgisi vardı. Avrupa’ya yaptığı seferlerden birinde bir yeniçerinin bir armut ağacının dalını kırdığını görünce yeniçerinin kendi yayının kirişi ile bu ağaca asılmasını emretmişti.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Zarkanatlılardan bir böcek. Kurtçukları daha çok gül fidanlarında yaşar (Hylotoma).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pain killer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anodyne. painkiller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analgesic. anodyne. pain killer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهنکش] miknatıs.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Madenlerin eriyerek birleşmesi sonunda meydana gelen madde, halita.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alloy. amalgamation. composite. compound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alloy halita.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alloy. composition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. A.). Çok eskiden adi madenleri altına çevirmek gayesini güden bir çalışma sahası; simya. Alşimi bazı madenlerin bulunmasına yol açtığı için kimyanın ilerlemesine biraz yaramıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alşimi (simya) ile uğraşan kimse, simyager.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pay phone. pay telephone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Eriyik hâlde balmumu bağlayıcı ile pigmentlerin karışımından elde edilmiş boyalarla yapılan resim türü. Antik Çağdaki belli başlı resim tekniklerinden biri olan ankostik resim, MÖ IX yy.da Yunan sanatçı Pausias tarafından yetkinleştirilmiştir. Günümüze ulaşan en önemli örnekler, Mısır`daki el- Feyyum Vahası`nda Roma dönemine ait mezarlarda bulunan Feyyum Portreleri` dir (II. yy.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intersection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Çizgi ve satıhların kendi aralarında veya birbirleriyle kesişmesinden doğan çizgi veya nokta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çok isteyen, can ve gönülden isteyen: Ben, onun Arzûkeşi değilim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ismet» ten if.) (mü. Asıma). İsmetli, günah ve haramdan çekinen, perhiz-kâr, namuslu, afif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. isem «isim» den if.). Günahkâr, suçlu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عاصم] günahtan sakınan. 2.iffetli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yasak, yanına yaklaşılamayan. 2.Günahtan, haramdan çekinen. 3.İffetli, afif, ismetli, perhizkar. Asım b. Umeyr: (749). İslam komutanlarından. Maveraünnehir fethine katıldı ve yiğitliğiyle ün saldı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Asım).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Akılsız, beyinsiz, şaşkın, sersem. - İsim olarak kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. asymétrie

mat. bakışımsızlık

Bakışımsız olma durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asymmetric. asymmetrical. dissymmetrical. skew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asymmetric. asymmetric bakışımsız.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. assimilation

1. biy. özümleme, 2. db. benzeşme

1. Özümlemek işi. 2. Kelime içinde, yan yana düşen iki sesten birinci sesin ikincisinin etkisiyle değişmesi


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. matematik). Sonsuz bir eğrinin yakınına çizilmiş bir doğru. Bu doğru uzatıldıkça eğriye yaklaşır, fakat onunla asla birleşmez.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. asymptote

mat. sonuşmaz

Sonsuza giden bir eğrinin çeşitli noktalarının gittikçe yaklaştığı başka bir eğri veya doğru.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asymptote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). benzetmek, uydurmak , tesbih etmek, bagdaştırmak; özumsemek , hazmetmek, emmek assimila'tion (i). benzeyis, tesbih; benzesme, temsil; hazım, emme, ozumseme, asimilasyon assim'ilative (s). benzeten, teşbih eden; hazmedici, özümseyici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buckeye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horse chesnut. horse chestnut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(hindkestanesi): Atkestanegiller familyasından; süs olarak yetiştirilen iri bir gölge ağacıdır. Nisan-Temmuz aylarında çiçek açar. Meyveleri kestaneye benzer. İçinde nişasta, saponin ve yağ vardır. Kullanıldığı yerler: Kabuklarından yapılan ilaçlar ateşi düşürür. Vücuda kuvvet verir. Tohumları ise romatizma ve mafsal ağrılarını giderir. Varis flebit ve basur memelerinin tedavisinde ve deri çatlaklarını gidermekte kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armistice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armistice. truce. cease-fire. armistice mütareke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cease-fire. armistice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İkiçeneklilerden iri bir gölge ağacı ve bunun kestaneye benzeyen yemişi. Atkestanesi, atkestaneslgiller familyasındandır. Hint kestanesi de denir (Aesculus hippocastanum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İkiçeneklilerden bir bitki familyası örneği atkestane‘ si ağacıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunting season.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

game season.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offprint. reprint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(yeni kelime) (i. kimya). Ayrışmak eylemi, çözülme

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şarap içen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [باده کش] şarap içen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coherence. accordance tutarlık. insicam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coupling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.). (bk.) Tenazur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetric. symmetrical. symmetrical simetrik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asymmetric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kanadı kırık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. bâr = yük, keşîden = çekmek). 1. Yük çekici, yük kaldıran, ağır şeyler taşıyan. 2. mec. Sabırlı, tahammüllü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ. T. A). Türk musikisinde «fasıl» denen klasik koronun başın da yapılan saz solosu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Basma sanatı, tabâat 2. Basma işi, tabı: Mecmuanın basımına başlandı. Ayrıbasım = Mecmualarda yayınlanan yazıların baskı sayısı dışında ayrıca basılanı. Tıpkıbasım = Bir kitap, vesika vs. nin orijinalliğini hiç bozmadan aynen basılması, faksimile.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literal. issue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press. printing. impression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

printing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

printing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Basım işi yapılan yer, matbaa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press. printing house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

printing house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

element.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simple fraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

BAŞKALAŞMA (i.) (y. k.). 1. (jeoloji). Bir kültenin fizik ve kimya bakımından değişmesi, istihale. 2. (biyoloji). Bazı hayvanların hayatı boyunca uğradığı biçim veya yapı değişimi, istihale.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metamorphosis. transfiguration. meta-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metamorphosis. metamorphism istihale. metamorfizm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulgar fraction. common fraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بکسمات] peksimet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Ar. belâ = mihnet, Fars. keşiden = çekmek). Mihnet ve meşakkat çeken, mihnetkeş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Kenarlarının uzunluğu arasındaki nispet değişmeden, karşılıklı açıları eşit olan iki şeklin hali, mümaselet. Bu gibi şekillere «benzer şekiller» denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analogy. homology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Doğal bir sürecin laboratuar koşullarında ya da bilgisayar modeli kullanılarak sınanması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «besmuden smüş.). Güler yüzlü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بسيم] güleç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Güleryüzlü, güleç adam.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Besim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kimsesiz, koruyucusuz, hâmisiz, dul ve yetim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kimsesiz, koruyucusuz, hâmisiz, dul ve yetim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bîkeslik, kimsesizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bîkeslik, kimsesizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.). Kimsesizlik, kokoruyucusuzluk, hâmisizlik, dulluk ve yetimlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.). Kimsesizlik, kokoruyucusuzluk, hâmisizlik, dulluk ve yetimlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compound fraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compound fraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.). (bk.) Birleşim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compo. compound. composition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combination. composition. compound. constitution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

union.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

data processing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

informatics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

information technology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synthesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synthesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya) (y. k.). Birleşim, birleşmek işi ve sonucu, terkip. Havanın birleşimindeki başlıca maddeler azot ve oksijendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjunction. consolidation. mix. session. sitting. union.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Aslı: biism = adiyle). Bismillah — Allah’ın adiyle. Bisme sübhâne = Tanrı’nın adiyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Biyokimya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir boğazı savunmak için sahile yapılan hisar. İstanbul Boğazı üzerindeki Rumelihasarı’nın asıl adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extravagantly promises.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jobber. stock broker. floor broker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şapır şupur öpüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe) (y. k.). Her çeşit fizyolojik ve psikolojik vakanın bir başkasını uyandırması hali, tedâi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

association of ideas. connotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe) (y. k.). Her türlü zihnî faaliyetleri tedaiye bağlayan nazariye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life buoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Süpürücü. Eskiden Mekke’de KAbe’yi, Medine’de Peygamber’in türbesini süpürme işi mühim ve şerefli bir vazife ve rütbe sayılırdı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). düz veya çapraz dokunmuş yünlü kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Çaysız bir dünya nasıl olurdu acaba? Çay keşfedilmeseydi, çaydanlık, çay fincanı, kaşığı, işyerlerinde çay paydosu, şehirlerarası otobüslerde çay molası olamazdı. İükür ki çay milattan önce 2737 yılında büyük Çin imparatoru Shen Nung tarafından tesadüfen de olsa keşfedildi.

Shen Nung bir gün bahçede ağzı açık bir kapta su kaynatırken çalılıklardan bir kaç yaprak kaynayan suyun içine düştü. Nung yaprakları suyun içinden toplayamadan yapraklar suda kaynamaya, hoş bir koku etrafa yayılmaya başladı. İmparator merak edip suyun tadına bakınca çay keşfedilmiş oldu.

İmparatorun kendi keşfi hakkındaki düşüncesi çayın susuzluğu bastırdığı, harareti giderdiği ve uykuya olan isteği azalttığı şeklindeydi. Çay ismi de Çincedeki “ça”dan geliyor. Benzer şekilde çaya Ruslar “chay” Araplar “shaye” Japonlar “cha” diyorlar.

Çay bugün dünyada sudan sonra en çok içilen içecektir. Avrupa’ya gelişi 1610 yılını buldu, başlangıçta da ilaç muamelesi gördü. Halbuki o yıllarda çay Orta Asya’da o kadar değerliydi ki çay balyaları ticarette para yerine geçebiliyordu.

Çayın Avrupa’ya geldiği ilk yıllarda tüccarlar satışını ateş düşürücü, mide ağrısı giderici, romatizmayı önleyici bir ilaçmış gibi yaparlarken, doktorlar biraz daha ileri giderek çaydan yapılan iksirin tüm hastalıklara karşı direnç kazandırdığını ve yaşlanmayı geciktirdiğini ileri sürüyorlardı.

Zamanla bu sefer de çayın aleyhine görüşler yayılmaya başladı. Fransız fizikçiler çayı asrın en münasebetsiz yeniliği diye nitelendirirlerken bir Alman doktor da 40 yaşından sonra çay içenlerin ölüme daha yakın olacaklarını iddia ediyordu.

İngiltere’de ise çay içmek alışkanlık haline gelince kadın dergileri ev kadınlarının çay yüzünden ev işlerine soğuk bakmaya başladıklarını, ekonomistler ise çalışmaya harcanacak zamanın çay içmekle tüketildiğini ileri sürdüler. Ancak bunların hiçbiri çayın dünyanın en favori içeceği olmasını önleyemedi. Miktar tam olarak bilinemiyor ama dünyada senede 2 milyon ton civarında çay tüketildiği tahmin ediliyor.

Günümüzde çayın yaygınlaşmasına en çok etki eden faktör poşet çayın icadıdır. Her ne kadar icadının tam farkına varmasa da poşet çayın mucidi Thomas Sullivan’dır. Kahve ve çay ticareti ile uğraşan Sullivan, müşterilerine sık sık çay örnekleri gönderiyordu. Başlangıçta bu iş için teneke kutuları kullanırken, sonradan elde dikilmiş ipek torbaların bu iş için daha pratik ve ucuz olacaklarını düşündü.

Çok geçmeden siparişler başladı ama şaşırtıcı olan esas malı değil torba içindeki örnek çayları sipariş etmeleriydi. Müşteriler torbaların çayın kaynamasını kolaylaştırdıklarını keşfetmişlerdi. Çayın torba (poşet) içinde satımı o kadar geliştirildi ki Batı ülkelerinde tüketim oranı toplam çay tüketiminin yarısına ulaştı.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F„ A. cefa, F. keşiden = çekmek). Çevir ve cefa çeken, ezâ ve cefaya düçar olan: Aşık-ı cefakeş = Cefa çeken Aşık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جفاکش] üzülen, cefa çeken, eziyete katlanan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gramer). Kırık cemi, kırık çokluk. Arapça’da c. yapılacağı zaman müfredinln şekli bozularak yapılan cemi: İlm, ulûm gibi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yüzüncü; yüzde bir, yüzde bire ait. centi-, cent- onek yüz, yüzde bir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [چراکسه] çerkesler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kirletici emisyonlarının denetimi bağlamında amaçlanan sınırlamaların uygulanmasında, belirli kirleticilerin çıkış kaynaklarından ziyade bunların etkiledikleri alanların ele alınması gerektiğini savunan yaklaşım.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Size şaşırtıcı gelebilir ama, telefon evimizdeki en basit cihazdır. O kadar basittir ki, ana yapısı yüzyıldır değişmemiştir. Eğer 1920’li yıllardan kalma bir antika telefon bulabilirseniz, fişini duvardaki deliğe takın, gayet iyi çalışır.

Telefon sistemi o kadar basittir ki, evimizin bir ucuna bir aparat, diğer ucuna bir başka aparat koyup, bunları birbirlerine araya 9 voltluk bir pil ve bir rezistör koyarak bağlarsanız, kendi interkom sisteminizi yaratmış olursunuz. Bu telefonlarla kendi aralarında rahatça görüşme yapılabilir.

Telefonlarımızı duvardaki duylara ve oradan da santrallere bağlayan, genellikle biri kırmızı, diğeri yeşil iki kablo vardır. Yeşil kablo konuşma için ortak hat olup, kırmızı kablo vasıtası ile santralden telefonumuza 6 ile 12 volt arası, 30 miliamper seviyesinde bir akım gelir.

Eğer basit bir granüllü ahizeye sahipseniz, sesinizin dalgalan, bu granülleri az veya çok sıkıştırarak, santralden kırmızı kablo ile verilen, yaklaşık bu 9 voltluk akımın karşı tarafa değişik kuvvetlerle gitmesini sağlar. Karşı tarafta kulaklıkta da, bu defa tam tersi olur ve bu değişik akımlar titreşim yolu ile sese çevrilir.

Telefon konuşmasını ileten bu çok zayıf akımı çok uzaklara taşıyabilmek için bir frekans limitlemesi yapılmıştır. Yani frekans olarak 400 saykılın altında ve 3400 saykılın üstündeki sesleri sistem kabul etmez, yok farz eder. Bu nedenledir ki, bazılarının sesleri telefonda daha farklı gelir.

Telefonun çalışabilmesi için gerekli 6-12 volt akımın telefon santralından gelen bakır telle sağlandığını belirtmiştik. Bu nedenle evinizde cereyan kesilse bile, telefona gerekli akım santralden sağlandığı için, çalışmaya devam edecektir.

Peki telefon santralının cereyanı kesilirse ne olur? Bu duruma karşı santrallerde çok büyük bir batarya sistemi bulunmaktadır. Ayrıca bir de yedek elektrik jeneratörü vardır ki, cereyanın kesilme durumunda bütün telefon şebekelerini beslerler ve telefonların çalışmalarını sağlarlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Size şaşırtıcı gelebilir ama, telefon evimizdeki en basit cihazdır. O kadar basittir ki, ana yapısı yüzyıldır değişmemiştir. Eğer 1920’li yıllardan kalma bir antika telefon bulabilirseniz, fişini duvardaki deliğe takın, gayet iyi çalışır.

Telefon sistemi o kadar basittir ki, evimizin bir ucuna bir aparat, diğer ucuna bir başka aparat koyup, bunları birbirlerine araya dokuz voltluk bir pil ve bir rezistör koyarak bağlarsınız, kendi interkom sisteminizi yaratmış olursunuz. Bu telefonlarla kendi aralarında rahatça görüşme yapılabilir.

Telefonlarımızı duvardaki duylara ve oradan da santrallere bağlayan, genellikle biri kırmızı, diğeri yeşil iki kablo vardır. Yeşil kablo konuşma için ortak hat olup, kırmızı kablo vasıtası ile santralden telefonumuza 6 ile 12 volt arası, 30 miliamper seviyesinde bir akım gelir.

Eğer basit bir granüllü ahizeye sahipseniz, sesinizin dalgaları, bu granülleri az veya çok sıkıştırarak, santralden kırmızı kablo ile verilen, yaklaşık bu 9 voltluk akımın karşı tarafa değişik kuvvetlerle gitmesini sağlar. Karşı tarafta kulaklıkta da, bu defa tam tersi olur ve bu değişik akımlar titreşim yolu ile sese çevrilir.

Telefon konuşmasını ileten bu çok zayıf akımı çok uzaklara taşıyabilmek için bir frekans limitlemesi yapılmıştır. Yani frekans olarak 400 saykılın altında ve 3400 saykılın üstündeki sesleri sistem kabul etmez, yok farz eder. Bu nedenledir ki, bazılarının sesleri telefonda daha farklı gelir.

Telefonun çalışabilmesi için gerekli 6-12 volt akımın telefon santralınden gelen bakır telle sağlandığını belirtmiştik. Bu nedenle evinizde cereyan kesilse bile, telefona gerekli akım santralden sağlandığı için, çalışmaya devam edecektir.

Peki telefon santralının cereyanı kesilirse ne olur? Bu duruma karşı santrallerde çok büyük bir batarya sistemi bulunmaktadır. Ayrıca bir de yedek elektrik jeneratörü vardır ki, cereyanın kesilme durumunda bütün telefon şebekelerini beslerler ve telefonların çalışmasını sağlarlar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(hi.). Kafkas kavimlerinden biri ve bu kavme mensup olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). 1. Çerkesler’in tarz ve usulünde veya dillerinde: Çerkesçe hora tepmek, Çerkesçe ata binmek, Çerkesçe söylemek. Çerkesler’in tarz ve usûlüne uygun. Çerkeş dili: Kafkas dillerinden biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «cesâmet» den) (mü. cesîme). 1. Vücutlu, gövdeli, iri: Cesîm bir deve. 2. Büyük, Ar. azîm, kebîr: Cesîm bir dağ. 3. Büyük, ehemmiyetli: Cesîm bir iş, cesîm bir ticaret sahası.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جسيم] iri, büyük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İri, büyük, kocaman, ulu, mühim.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İri, büyük.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جسيم الجثه] iri yapılı, iriyarı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

efflorescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çiğsemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çile çeken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long-suffering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suffering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چله کش] çile çeken, acı çeken.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common noun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common name. common noun. specific name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CİSM) (i. A.) (c. ecsâm). 1. İnsan ve hayvan bedeni, vücut, gövde, ceset, ten: Clsm-i nâ-tüvân = Dermansız vücud. 2. Uç tarafı olan her bir şey, cirm: Cism-I sulb = Katı cisim. Cism-i mâyt = Sıvı cisim. Ecsim-ı semâiye = Gök cisimleri, yani yıldızlar. Cism-i lâtif = Beş duygu ile tutulmaz cin ve melek gibi şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matter. substance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matter. body. material thing. mass. object. substance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çiselemek, (bk.) Çiğeskin, çisenti, çiğremek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incarnate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (bk.) Çoksamak ve çoksanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dustbin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dustbin. trashcan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garbage can. dustbin. refuse bin. street tidy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Eskiden mahalle mektebine giden çocukların alfabelerini ve Kur’an cüzlerini koydukları, boyna asılan, kumaştan yapılma kese.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Optik sistemlerin yapısından dolayı görüntüler köşelere doğru daha koyu çıkarlar. Bu özellik, paraziti artırmadan mükemmel homojenlikte bir görüntü elde etmek için köşelerde kazanımı artırarak bu sorunu ortadan kaldırır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F. dâmen = etek, keşîden = çekmek). Eteğini çeken, eteklerini toplayan, bir işe karışmayan.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. densimètre

fiz. yoğunlukölçer

Sıvıların özgül ağırlığını ölçen araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

change. changing. mutation. alteration. variation. switch. turn. metamorphosis. permutation. meta-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alteration. diversity. evolution. flux. switch. variation. changing. change. barter. change in the wind direction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange. exchange. metamorphosis. alternation. giro. permutation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Canlı varlıklardaki soyaçekimin atlama şeklinde değişebileceğini ve bu değişmelerin, türlerin meydana gelmesinde ana yol olduğunu ileri süren nazariye, mütasyonizm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Nefes, soluk çeken. 2. Ney, kaval gibi çalgıları devamlı üfleyen). 3. Bâzı kuşların, bülbül gibi, uzun uzun öteni. 4. Devamlı öten cins güvercin. 5. Şarap içen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kafadar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Vakit, zaman, müddet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Derisi dikenlilerden kestaneye benzeyen bir yumuşakça (echinus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea urchin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea urchin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çok içki içen. (bk.) Deryâ-nûş.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. décimal

mat. ondalık sistem

1. Temel birimlerin katları ve askatları, bu birimlerin ondalık kuvvetleri olan uzunluk ve ağırlık ölçümlerinde kullanılan sistem. 2. Tabanı 10 olan normal sayma sayılarından oluşan sistem.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Metrenin onda birine eşit uzunluk birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decimeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decimeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. El çeken, kör bir kimseyi elinden tutup gezdiren. 2. El uzatan, dilenci. 3. Bir işten vazgeçen. 4. At ve yay gibi elde kolaylıkla idare olunan nesne. 5. Kazanç.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Videoları geliştirmek için kullanılan, fotoğrafların karıştırılması ya da stroboskopik ya da “eski film” efektleri ekleme gibi sekiz gelişmiş efekt. Bu efektler şunlardır: Sepia, Solarise, Monotone, Stretch, Slim, Pastel, Negative Art ve Mosaic.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = gönül, keşiden = çekmek). Gönül çeken, celb ve cezbeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = yürek, şikeste = kırık). Yüreği kırık. Ar. meksûrül-fuâd.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دلکش] cazibeli, gönül çekici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gönül çekici.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دل شکسته] kalbi kırık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ekranın sol tarafından teleteksti, sağ tarafında da boyutu ayarlanabilir görüntüyü gösterir. Teletekst, görüntüsü verilen kanaldan başka bir kanalın olabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

İki farklı TV kaynağı, birleştirilebilir ve aynı ekranda yan yana görüntülenebilir. Görüntü boyutu sorunsuzca ayarlanabilir. Sağ görüntünün boyutu, soldakinin boyutuyla ters orantılıdır. Soldaki görüntünün sesi TV hoparlörlerinden verilirken, sağdakinin sesi kulaklık yuvasından verilir.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. dissimilation

db. benzeşmezlik

Bir kelimede bulunan aynı veya benzeri seslerden birinin değişikliğe uğraması.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). birbirine benzemeyen, farklı, başka, muhtelif. dissimilar'ity (i). baş- kalık, farklılık, benzemeyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). farklı yapma veya olma (ses).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). benzemeyiş, başkalık, fark.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). başka türlü göstermek, hislerini gizlemek, ikiyüzlüluk etmek. dissimulation (i). mürailik, ikiyüzlülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (boğa) Döğe ve inek arayıp azmak. (bk.) Düvesimek.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Düğünlerde pasta kesmek adetinin, yeni evlilere bereket, doğurganlık ve mutluluk dileklerinin iletilmesinin zaman içinde gelişmiş bir şekli olduğundan bahsetmiştik. Doğum günlerinde pasta kesmek adetinin ise tarihi kökeni ve amacı değişiktir. Zaten tek kat olan şekli ve üzerindeki mumlar nedeniyle pasta görünüş olarak da düğün pastasından farklıdır.

Pasta sözcüğünü hep günümüzdeki anlamı ile kullanıyoruz. Aslında tarihi gelişimi içinde ‘kek’ demek daha doğru olur. Doğum günü pastasının bilinen tarihi Helen uygarlıklarına kadar uzanır. Bir kutlama amacı ile ortaya çıkması ise Ortaçağda Almanya’da olmuştur. 13. yüzyılda Almanya’da çocuklara gösterilen ilgi belki bugünkünden bile fazlaydı. Doğum günleri bir festival şeklinde kutlanıyordu.

Doğum günü kutlaması sabaha karşı, şafakta, gün ağarırken başlıyordu. Üstü yanar mumlarla süslenmiş pasta (kek) eve getirildiğinde çocuk uyandırılıyor, pastanın üstündeki mumların ise yemek vakti gelene kadar devamlı değiştirilerek sürekli yanar halde kalmaları sağlanıyordu. Yemeğin başında çocuk mumları üfleyerek söndürüyor ve şölen başlıyordu.

Pastanın üzerindeki mumların sayısı çocuğun yaşından bir fazla oluyordu. Bu bir fazla mum, bir gün sönecek hayatın ışığını simgeliyordu. Ayrıca çocuğa bir çok hediyeler getiriliyor, o gün istediği, sevdiği yiyecekler hazırlanıyordu. Yani o zamanlarda doğum günü kutlamaları çocuklara yönelikti.

Günümüzde her yaştan insanın kutladığı doğum günü ve kesilen pasta işte o zamanların bir adetinin devamıdır. Doğum günü pastasının üstündeki mumları bir üfleyişte söndürmek, bu arada bir dilek tutmak, eğer dilek gerçekleşirse bunu kimseye söylememek adetleri de o günlerden kalmadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Düğünlerde pasta kesmek adetinin, yeni evlilere bereket, doğurganlık ve mutluluk dileklerinin iletilmesinin zaman içinde gelişmiş bir şekli olduğundan bahsetmiştik. Doğum günlerinde pasta kesmek adetinin ise tarihi kökeni ve amacı değişiktir. Zaten tek kat olan şekli ve üzerindeki mumlar nedeniyle pasta görünüş olarak da düğün pastasından farklıdır.

Pasta sözcüğünü hep günümüzdeki anlamı ile kullanıyoruz. Aslında tarihi gelişimi içinde ‘kek’ demek daha doğru olur. Doğum günü pastasının bilinen tarihi Helen uygarlıklarına kadar uzanır. Bir kutlama amacı ile ortaya çıkması ise Ortaçağda Almanya’da olmuştur. 13. yüzyılda Almanya’da çocuklara gösterilen ilgi belki bugünkünden bile fazlaydı. Doğum günleri bir festival şeklinde kutlanıyordu.

Doğum günü kutlaması sabaha karşı, şafakta, gün ağarırken başlıyordu. Üstü yanar mumlarla süslenmiş pasta (kek) eve getirildiğinde çocuk uyandırılıyor, pastanın üstündeki mumların ise yemek vakti gelene kadar devamlı değiştirilerek sürekli yanar halde kalmaları sağlanıyordu. Yemeğin başında çocuk mumları üfleyerek söndürüyor ve şölen başlıyordu.

Pastanın üzerindeki mumların sayısı çocuğun yaşından bir fazla oluyordu. Bu bir fazla mum, bir gün sönecek hayatın ışığını simgeliyordu. Ayrıca çocuğa bir çok hediyeler getiriliyor, o gün istediği, sevdiği yiyecekler hazırlanıyordu. Yani o zamanlarda doğum günü kutlamaları çocuklara yönelikti.

Günümüzde her yaştan insanın kutladığı doğum günü ve kesilen pasta işte o zamanların bir adetinin devamıdır. Doğum günü pastasının üstündeki mumları bir üfleyişte söndürmek, bu arada bir dilek tutmak, eğer dilek gerçekleşirse bunu kimseye söylememek adetleri de o günlerden kalmadır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Dolaşmak eylemi. 2. (anatomi) Kalbin hareketleriyle kan ve lenfin damarlar içinde devamlı olarak akması, deveran. Dolaşım sistemi = Kalbi, akciğer, kan ve lenf damarları içine alan sistem. Ar. deveran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cycle. circulation. currency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir bellek türüdür. Bilgisayarın ana belleği, bu ilkeye göre çalışır.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Günümüzde düğüne, evlenen çift tarafından bir pastanın kesilmesiyle başlanılması vazgeçilmez bir adet haline gelmiştir. Pastanın kat kat yüksekliği biraz da sosyal statü olarak görüldüğünden gelin ile damat, boylarını aşan bu pastaları, kılıç gibi uzun bir bıçak kullanarak ancak kesebiliyorlar.

Buğday, tarih boyunca bereket, doğurganlık ve mutluluğun sembolü olduğundan başlangıçta, düğün törenlerinde, iyi temenniler gelinin başına buğday dökülerek sunuluyordu. Evlenmemiş veya evlenmeyi bekleyen genç kızlar, kısmetleri açılsın diye bu buğday duşunun kendilerinin de başlarına isabet etmesi için uğraşırlardı. Tıpkı günümüzde, gelinin elindeki buketten fırlattığı çiçekleri aynı inanışla yakalamaya çalışan genç kızlar gibi.

Romalılar devrinin başlangıcında aşçılar çok saygın bir meslek grubunu oluşturuyorlardı ve bu aşçılar milattan yaklaşık 100 yıl önce adeti biraz değiştirdiler. Bu buğdaylarla küçük, tatlı kekler yaptılar. Kekler şüphesiz gelinin başına atmak için değil, yemek içindi, ama bir şey atmayı alışkanlık haline getirenler bu tatlı kekleri de gelinin başına atmaya devam ettiler.

Daha sonraları bu adetin devamı olarak, düğüne getirilen keklerin bereket getirmesi için gelinin başı üstünde ufalanması, ardından da evlenen çiftin bu kek kırıntılarını birlikte yemesi gibi bir adet başladı. Zaman geçtikçe misafirler de evlerinden getirdikleri fındık, fıstık, kurutulmuş meyveler ve bala bulanmış bademlerle düğün törenine katkıda bulunmaya başladılar.

Adet hızla Avrupa’nın batısına, oradan da İngiltere’ye geçti. İngiliz aşçılar kekleri bir çeşit biraya batırıp kendilerine has düğün pastalarını yarattılar. Ortaçağın başlarında ise bu adet bir süre unutuldu. Gelinin başına buğday ve pirinç dökülmesi tekrar moda oldu.

Ne zaman ki, dekoratif ve süslü bisküviler, yağlı çörekler ortaya çıktı, adet yine değişti. Misafirler bunları evlerinde yapıp düğüne getirmeye başladılar. İngiltere’de ise bu getirilenler üst üste yığılmaya başlandı. Yiyecek yığını ne kadar yüksekse o kadar iyi, o kadar çok bereket habercisi idi. Evlenen çift bu yığının üzerinden birbirlerini öptükten sonra öncelik gelinde olmak üzere yiyecek tepeciğinin yenilmesine başlanıyordu.

İngiliz ve Fransız aşçılar arasındaki yaratıcılık, en iyi, en dekoratif ve en lezzetli pastayı yapma yarışı süreci içinde düğün pastası adeti de yayıldıkça yayıldı, düğün törenlerinin olmazsa olmazları arasına girdi.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günümüzde düğüne, evlenen çift tarafından bir pastanın kesilmesiyle başlanılması vazgeçilmez bir adet haline gelmiştir. Pastanın kat kat yüksekliği biraz da sosyal statü olarak görüldüğünden gelin ile damat, boylarını aşan bu pastaları, kılıç gibi uzun bir bıçak kullanarak ancak kesebiliyorlar.

Buğday, tarih boyunca bereket, doğurganlık ve mutluluğun sembolü olduğundan başlangıçta, düğün törenlerinde, iyi temenniler gelinin başına buğday dökülerek sunuluyordu. Evlenmemiş veya evlenmeyi bekleyen genç kızlar, kısmetleri açılsın diye bu buğday duşunun kendilerinin de başlarına isabet etmesi için uğraşırlardı. Tıpkı günümüzde, gelinin elindeki buketten fırlattığı çiçekleri aynı inanışla yakalamaya çalışan genç kızlar gibi.

Romalılar devrinin başlangıcında aşçılar çok saygın bir meslek grubunu oluşturuyorlardı ve bu aşçılar milattan yaklaşık 100 yıl önce adeti biraz değiştirdiler. Bu buğdaylarla küçük, tatlı kekler yaptılar. Kekler şüphesiz gelinin başına atmak için değil, yemek içindi, ama bir şey atmayı alışkanlık haline getirenler bu tatlı kekleri de gelinin başına atmaya devam ettiler.

Daha sonraları bu adetin devamı olarak, düğüne getirilen keklerin bereket getirmesi için gelinin başı üstünde ufalanması, ardından da evlenen çiftin bu kek kırıntılarını birlikte yemesi gibi bir adet başladı. Zaman geçtikçe misafirler de evlerinden getirdikleri fındık, fıstık, kurutulmuş meyveler ve bala bulanmış bademlerle düğün törenine katkıda bulunmaya başladılar.

Adet hızla Avrupa’nın batısına, oradan da İngiltere’ye geçti, İngiliz aşçılar kekleri bir çeşit biraya batırıp kendilerine has düğün pastalarını yarattılar. Ortaçağın başlarında ise bu adet bir süre unutuldu. Gelinin başına buğday ve pirinç dökülmesi tekrar moda oldu.

Ne zaman ki, dekoratif ve süslü bisküviler, yağlı çörekler ortaya çıktı, adet yine değişti. Misafirler bunları evlerinde yapıp düğüne getirmeye başladılar. İngiltere’de ise bu getirilenler üst üste yığılmaya başlandı. Yiyecek yığını ne kadar yüksekse o kadar iyi, o kadar çok bereket habercisi idi. Evlenen çift bu yığının üzerinden birbirlerini öptükten sonra öncelik gelinde olmak üzere yiyecek tepeciğinin yenilmesine başlanıyordu.

İngiliz ve Fransız aşçılar arasındaki yaratıcılık, en iyi, en dekoratif ve en lezzetli pastayı yapma yarışı süreci içinde düğün pastası adeti de yayıldıkça yayıldı, düğün törenlerinin olmazsa olmazları arasına girdi.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (argo) yumruklar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şarabın tortusunu içen kimse, rind meşrebli sarhoş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dişisini aramak (boğa için).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دردکش] tortulu şarap içen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekşimek işi. (bk.) Ekşimek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turning sour. becoming acid. fermentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Eksiklik hasıl etmek, eksik kalmak. 2. Azalmak, miktarı inmek. 3. Yok olmak. Osm. mefkud ve mâdûm olmak (şimdi asıl olan bu fiil yerine eksilmek kullanılıyor).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ekşi olmak, ekşilik kazanmak: Şıra, ayran, şarap ekşidi. 2. Mayalanmak, Osm. tahammür etmek: Hamur ekşidi. 3. Bayatlamak, bozulmak: Bu yemekler ekşidi. 4. Ekşilik hasıl edip rahatsız olmak. Midem ekşidi. 5. Asık suratlı, abûs olmak: Çehresi ekşimişti. 6. Çok sürünmek, bitirilmemek: Bu iş elimizde ekşidi. Başa «kşimek = Musallat olup def olmamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sour. to become sour. to sour. to ferment. to be upset. to be embarrassed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sour. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yağı alınmış sütten yapılan bir peynir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekşiye benzer, ekşice.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acidulous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekşiye çalar, ekşice, az ekşi.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Meyve ve sebzelerin bazılarında kesildiklerinde, kabukları soyulduğunda veya herhangi bir şekilde zedelendiklerinde farklı tonlarda renk değişimleri oluşur. Elma, armut, ayva, patates gibi birçok sebze ve meyve bu özelliği gösterir.

Eğer canlılardaki hücre yapısını biliyorsanız, her bir hücrede binlerce enzim olduğunu da biliyorsunuz demektir. Enzimler hücrenin yaşaması için gerekli her türlü görevi yerine getirirler. Elmaların veya patateslerin kesildiklerinde kararmaları işte bu enzimlerden birinin ‘polifenol oksidaz’ diye adlandırılanın (biz kısaca -PPO- diyeceğiz) yarattığı bir sorundur. Bu enzim, yani PPO, havanın oksijenini alıp, elmada bulunan ‘tanin’ adlı kimyasalla birleştirerek kararmaya neden olur.

Elmayı kestiğiniz veya kabuğunu soyduğunuz zaman, kesilme yüzeyindeki hücreler de bölünür, açılır. Buradaki PPO’lar havanın oksijeni ile birleşerek aynen demirin paslanması gibi bir renk değişimi olayı yaratırlar. Yere düşen elmaların yüzeyinde oluşan kahverengi noktaların nedeni de aynıdır.

Kahverengi renge dönüşmeyi önlemenin bir yolu onları keser kesmez suya koymak ve hava ile ilişkilerini kesmektir, ancak sudan çıkarıldıklarında yine koyulaşmaya devam ederler. C vitamini kararmayı önleyebilir. Meyvenin kararan kısmına limon dökerseniz, içindeki C vitamini, taninin oksijen ile temasını önler ve kararma hızını azaltır. Bu nedenle meyve ve sebze işleyen yerlerde kabuklar soyulduktan veya dilimleme işlemi yapıldıktan sonra meyve ve sebzeler limon tuzu içeren suya atılır.

Bütün enzimlerin ortak özelliği 75 derece sıcaklığın üzerinde etkisiz hale gelmeleridir. Yani ısıtmak da bir çaredir. Bu tip sebze ve meyveler haşlandıklarında enzimlerin faaliyetleri durur ve ‘enzimatik esmerleşme’ denilen bu olay görülmez.

Şimdi müjdemizi verelim. Meyve işleyicilerini, salata hazırlayıcılarını, ev kadınlarını deli eden bu olayın da çaresi bulundu. Çekirdeksiz meyve yetiştirebilmek için çalışmalarını sürdüren genetik mühendisleri, meyve sineğinin oluşumu ve bu esmerleşme üzerine de gittiler. Özellikle beyaz üzümden şarap ve şeker kamışından şeker elde etmede sorun olan bu esmerleşmeyi genetikçiler enzim klonlayarak önlemeyi başardılar.

Pratikte uygulandığında büyük bir ekonomik fayda da sağlayacak bu araştırma sonuçları, kesildiklerinde benzer esmerleşmeyi gösteren ağaçlara da uygulanacak ve böylece kağıt üretimindeki bir sorun daha ortadan kalkacaktır.

Bileşimlerinde okside olabilecek enzim bulunmayan turunçgillerde, yani portakal, limon ve mandalinada esmerleşme olayı görülmez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Meyve ve sebzelerin bazılarında kesildiklerinde, kabukları soyulduğunda veya herhangi bir şekilde zedelendiklerinde farklı tonlarda renk değişimleri oluşur. Elma, armut, ayva, patetes gibi birçok sebze ve meyve bu özelliği gösterir.

Eğer canlılardaki hücre yapısını biliyorsanız, her hücrede binlerce enzim olduğunu da biliyorsunuz demektir. Enzimler hücrenin yaşaması için gerekli her türlü görevi yerine getirirler. Elmaların ve pateteslerin kesildiklerinde kararmalrı işte bu enzimlerden birinin ‘polifenol oksidaz’ diye adlandırılanın (biz kısaca -PPO- diyeceğiz) yarattığı bir sorundur. Bu enzim, yani PPO, havanın oksijeni alıp, elmada bulunan ‘tanin’ adlı kimyasalla birleştirerek kararmaya neden olur.

Elmayı kestiğiniz veya kabuğunu soyduğunuz zaman, kesilme yüzeyindeki hücreler de bölünür, açılır. Buradaki PPO’lar havanın oksijeni ile birleşerek aynen demirin paslanması gibi bir renk değişimi olayı yaratırlar. Yere düşen elmaların yüzeyinde oluşan kahverengi noktaların nedeni de aynıdır.

Kahverengi renge dönüşmeyi önlemenin bir yolu onları keser kesmez bir suya koymak ve hava ile ilişkilerini kesmektir, ancak sudan çıkarıldıklarında yine koyulaşmaya devam ederler. C vitamini kararmayı önleyebilir. Meyvenin kararan kısmına limon dökerseniz, içindeki C vitamini, taninin oksijen ile temasını önler ve kararma hızını azaltır. Bu nedenle meyve ve sebze işleyen yerlerde kabuklar soyulduktan veya dilimleme işlemi yapıldıktan sonra meyve ve sebzeler limon tuzu içeren suya atılır.

Bütün enzimlerin ortak özelliği 75 derece sıcaklığın üzerinde etkisiz hale gelmeleridir. Yani ısıtmak da bir çaredir. Bu tip sebze ve meyveler haşlandıklarında enzimlerin faaliyetleri durur ve ‘enzimatik esmerleşme’ denilen bu olay görülmez.

İimdi müjdemizi verelim. Meyve işleyicilerini, salata hazırlayıcılarını, ev kadınlarını deli eden bu olayın da çaresi bulundu. Çekirdeksiz meyve yetiştirebilmek için çalışmalarını sürdüren genetik mühendisleri, meyve sineğinin oluşumu ve b esmerleşme üzerine de gittiler. Özellikle beyaz üzümden şarap ve şeker kamışından şeker elde etmede sorun olan bu esmerleşmeyi genetikçiler enzim klonloyarak önlemeyi başardılar.

Pratikte uygulandığında büyük bir ekonomik fayda da sağlayacak bu araştırma sonuçları, kesildiklerinde benzer esmerleşmeyi gösteren ağaçlara da uygulanacak ve böylece kağıt üretimindeki bir sorun daha ortadan kalkacaktır.

Bileşimlerinde okside olabilecek enzim bulunmayan turunçgillerde, yani portakal, limon ve mandalinada esmerleşme olayı görülmez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Antik Çağ’da elmasın insanları görünmez yaptığına, kötü ruhları kovduğuna ve kadınları cinsel açıdan etkilediğine inanılıyordu. Günümüzde ise mücevherlerin bu kraliçesi, aşkın, çekiciliğin ve zenginliğin simgesidir.

Elmas aslında saf karbondan başka bir şey değildir. Elması yakabilecek yüksek ısıya çıkılabilse hiç kül bırakmadan yanar. Tamamen karbon olan yapısına rağmen mineraller içinde en sert olanıdır. Genelde renksizdir ama hafif sarımsı gri veya yeşilimsi de olabilir. Işığı kırma, yansıtma ve renk dağıtma özelliği kuvvetlidir. Bu özelliklerinden dolayı çok kıymetlidir. Elmasın değeri rengine, saflığına ve işleniş şekline de bağlıdır.

Peki elmas bu kadar değerli ve az bulunan bir mineral ise nasıl oluyor da canı kesmede, sert metalleri işleme ve delmede, torna ve matkap uçlarında bol miktarda kullanılabiliyor? Nasıl oluyor da en küçük bir parçası bile bir servet olan bu taş köşedeki camcının cam kesme bıçağının ucunda bulunabiliyor?

Aslında elması iki ayrı şekilde düşünmek gerekmektedir: Süs taşı olarak ve endüstride. Süs taşı olan elmasın değeri dört ‘C’ ile belirlenir. Bunlar; ‘Carat=ağırlık’, ‘Clarity=şeffaflık’, ‘Colour=renk’ ve ‘Cut=işleniş’dir. Doğada bulunan elmasın büyüklüğü çok seyrek olarak bir santimetrenin üstündedir. Bugüne kadar bulunan en büyük elmas 621 gram gelen Cullian’dır.

Süs taşı üretimlerinin yan ürünleri ile süs eşyasına uygun olmayan doğal elmaslar endüstride değerlendirilmektedir. Piyasadaki elmas uçlar aslında elmas kumu olarak adlandırılan bulanık elmaslardır. ‘Karbonado’ denilen bu ince taneli, kok görünümlü elmaslar sondaj makinelerinde en sert taşları bile delmede kullanılabilirler.

Endüstrinin bu tür elmas uçlara olan talebi devamlı artarken, üretimin artmaması yapay elmas üretimini gündeme getirmiştir. Yapay elmas üretme tekniğinde prensip, yüksek basınç ve sıcaklıkta grafiti elmasa dönüştürmektir.

Daha düşük basınçta da, gaz fazındaki karbondan yapay elmas elde edilebilmiş olup lens ve cam kaplamalarında, hoparlör diyafram kaplamalarında (paraziti azaltmada), optik aletler ve transistor telleri üretiminde ve diğer bir çok değişik alanlarda kullanılmaktadır.

Süs elması olarak da 0,2 gramın üstünde yapay elmaslar elde edilebilmiştir ama maliyeti doğal elmas fiyatından on kat daha pahalıya gelmektedir.

Peki, elmas ile pırlanta arasında ne fark var biliyor musunuz? İkisinin de aslı aynı, yani karbon kömüründen farksız taş parçaları. Çok yüksek basınç ve sıcaklıkta, yerin 150 - 200 kilometre derinliklerinde kristalleşmiş, daha sonra volkanik patlamalarla yeryüzüne itilmiş saf karbondan oluşmuşlardır.

İşte bu saf karbon, kesim veya şekline göre elmas ya da pırlantaya dönüşür. Pırlanta daha parlak, kesim oranı daha fazla ve alt kısmı kubbe gibidir. Elmasın alt kısmı düz ve yüzey sayısı 12 ile 37 arasında değişirken, pırlantanın kesimi daha zordur ve yüzey sayısı 57’dir. Yani pırlanta elmastan daha değerlidir, daha ince işçiliktir. Renkli olanlarına ‘fantezi’ denilir ki fiyatları astronomiktir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrival. communications. access.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

access.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. esm’den smüş.). Günahkâr.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Taşınabilir CD ve MiniDisc çalarlara, bellek kapasitesini artırmadan darbelere karşı müthiş bir direnç kazandırır. Ses sinyalleri, veri akışı darbe ya da titreşim sonucunda kesilmese bile sürekli olarak okunur. Olası veri hataları hafızada düzeltir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opium den.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Esrar çeken, esrar tiryakisi, esrar müptelâsı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the needle. hashish-addict. dope-addict. dope-fiend. opium-eater. junkie. pothead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hashish addict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hashish smoker. drug addict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اسرارکش] esrar içen, esrarcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coaction. interaction. mutual effect. interplay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interaction. interplay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interactive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interactive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. diyalektik) (uyd. k.) 1. İlmî konuşmaları yürütme sanatı. 2. (felsefe) Alman filozofu Hegel’in, mefhumları karşıtlarıyle birlikte düşünerek, gerçeğe varma yolundaki görüşü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dialectic. dialecticts. dialectics. dialectic diyalektik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). faksimile, kopya, suret,aynı, tıpkı; radyo veya telgraf ile resim veya yazı gönderilmesi metodu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aynen basma, bir metni fotokopi vs. yolu ile aynen basma, (y. k.) tıpkıbasım, (bk.) Basım.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fac-similé

tıpkıbasım

Bir yazı, desen, tablo vb.nin fotoğrafından kalıp çıkarılarak yapılan aynı basımı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

facsimile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

facsimile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. musiki). Bestenin çok kuvvetli çalınacağını gösterir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Very loud; with the utmost strength or loudness. chiefly a direction or description in music a direction in music; to be played very loudly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Very loud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Very loud. ff Very loud. Very loud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Italian term for 'very loud' This is indicated in a musical score by the marking 'ff' [Dynamics Notation].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dynamic marking, meaning 'very loud '. - Very loud, more so than forte. with great loudness. a direction in music; to be played very loudly. chiefly a direction or description in music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (z)., (müz). çok kuvvetli; (z). kuvvetli sesle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zealous. partisan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ غيرتکش] gayretli. 2.kıskanç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gayret taslama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zeal. partisanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gas mask.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gas mask. gaz mask.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

osmosis osmoz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evolution. development. progress. improvement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

development.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., it. başkumandan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گردن کش] başkaldıran, asi, dikbaşlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. gayret, Fars. keşiden = çekmek). 1. Kıskanç. 2. Hamiyetli. 3. Çalışkan, himmetli. 4. Taraftar: Onun gayretkeşleri vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. gıbta = imrenme, Fars. keşiden = çekmek). İmrenen, gıbta çeken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (y. k.). iki titreşim hareketinin birbirini yok etmesi hadisesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interference. enterprise. undertaking. go. approach. attempt. bid. effort. essay. fist. initiative. ploy. shot. show. step. trial. venture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attack. attempt. bid. enterprise. fling. go. move. shot. show. step. try. undertaking. interference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interference. enterprise. initiative. attempt. crack. shot. smack. undertaking. venture. whirl. business venture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enterprising. entrepreneurial. go-ahead. entrepreneur. entrant. promoter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrepreneur. contractor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrepreneur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrepreneurship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrepreneurship. enterprise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shaded drawing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keen sighted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Orkestra ve bandolarda davul, büyük davul.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Tavla oynayanlar Farsça altıya kadar saymasını bilirler (yek, du, se, cihar, penç, şeş). Şimdi de yedi sayısını öğreniyoruz. Farsça yedi ‘heft’ dir (veya hefte). Yedi günlük ‘hafta’ ismi de buradan alınmıştır. Halen Türkçe’de kullandığımız gün isimlerinin kökenlerinin neler olduklarını biliyor musunuz?

Cuma-Arapça-toplama, toplanma)

Cumartesi-Arapça-(ertesi - Türkçe)

Pazar-Farsça-(ba = yemek, zar = yer)

Pazartesi-Farsça-(ertesi - Türkçe)

Salı-İbrânice-(üçüncü)

Çarşamba-Farsça-(cehar şenbe = dördüncü gün)

Perşembe-Farsça-(penç şenbe = beşinci gün)

Günümüzde kullandığımız ay isimlerinin geldikleri yerler de karışık. Hicri takvimdeki Arabi ay isimlerinin bugün hiçbirini kullanmamamıza rağmen yine de Şubat, Nisan, Haziran, Temmuz ve Eylül aylarının isimlerinin kökenleri Arapça ve Süryanice, Kasım ayının ise Arapça.

İşin daha ilginç yanı bunlardan Şubat, Nisan, Temmuz ve Eylül hemen hemen aynı telaffuzla Yahudi takviminde de yer alıyorlar. Gelin ayların isimleri ve kökenlerine bir göz atalım.

Ocak = Türkçe (Kışın evlerde ateş yakılan yer)

Şubat = Süryanice

Mart = Latince (Maritus - mitolojik isim Mars’tan)

Nisan = Süryanice

Mayıs = Latince (Tanrıça Maria’nın ayı)

Haziran = Süryanice

Temmuz = Arapça / Süryanice

Ağustos = Latince (Roma İmparatoru Augustus’un adından)

Eylül = Süryanice

Ekim = Türkçe (Toprağı ekmekten)

Kasım = Arapça (Bölen)

Aralık = Türkçe (İki zaman dilimi arası)


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tavla oynayanlar Farsça altıya kadar saymasını bilirler (yek, du, se, cihar, penç, şes). İimdi de yedi sayısını öğreniyoruz. Farsça yedi ‘heft’ dir (veya hefte). Yedi günlük ‘hafta’ ismi de buradan alınmıştır. Halen Türkçe’de kullandığımız gün isimlerinin kökenlerinin neler olduklarını biliyor musunuz?

Günümüzde kullandığımız ay isimlerinin geldikleri yerler de karışık. Hicri takvimdeki Arabi ay isimlerinin bugün hiçbirini kullanmamamıza rağmen yine de İubat, Nisan, Haziran, Temmuz ve Eylül aylarının isimlerinin kökenleri Arapça ve Süryani-ce, Kasım ayının ise Arapça.

İşin daha ilginç yanı bunlardan İubat, Nisan, Temmuz ve Eylül hemen hemen aynı telaffuzla Yahudi takviminde de yer alıyorlar. Gelin ayların isimleri ve kökenlerine bir göz atalım.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(f.). Tavuk gurk olmak, kızmak.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Daha net bir işitilebilir aralık için insan konuşma sesini geliştirir ve kayıt alırken dikkati dağıtan arka plan gürültüsünü azaltır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.) (Arap harflerinde). 1. Harekesi olmayan, hareke ile okunmayan, sâkin (sessiz) harf. 2. Harekesi yazılı olmayan: Harekesiz yazı okumaya daha alışmadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HASM) (i. A.) (c. husûm) (daha çok kullanılmış olan husamâ ise aynı mânâda olan ve dilimizde kullanılmayan hasîm’in cem’idir). 1. Düşman: Hasm-ı can = En büyük ve şiddetli düşman. 2. Davada yahut oyun, güreş, yarış vesairede karşı taraf, rakib.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Haşmetli, pek gösterişli, muhteşem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). 1. Kuru ekmek kırıntısı doğrayan. 2. Ezen, kıran, parçalayan,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hostile. enemy. adversary. antagonist. foe. rival.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adversary. antagonist. enemy. rival.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

party to a dispute or contest. adversary. enemy. inimical. opponent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خصم] düşman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Haşmetli, gösterişli, muhteşem. 2.Kuru ekmek kırıntısı doğrayan. - Ezen, kıran, yaran, parçalayan. - Ben-i Haşim Hz.Peygamber’in (s.a.s) soyu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Haşime mensup, Haşimilerden olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşmanlık, Ar. husûmet, Ar. adâvet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Ar. hasret, Fars. keşiden = çekmek). Hasret çeken, erişemediği veya elden kaçırdığı bir nimet için teessüf eden, Ar. müştak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حسرت کش] hasret çeken.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. hâtime = son, Fars. keşîden = çekmek). Hâtime çeken, bitiren, tamamlayan, sona ediren, ikmâl eden: Hâtimekeş olmak = Bitirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moving to another climate for medical reasons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air bladder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air sac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). 1. Kim varsa hepsi. Herhangi bir kimse: Bu, herkesin yapacağı iş değil. Herkes gider Mersin’e, biz gideriz tersine = Bir işin, göz göre göre ters yapıldığını ifade eder. Herkes kaşık yapar, ama sapını ortaya getiremez = Becerilememiş işler hakkında söylenerek, temiz iş yapmanın zor olduğunu anlatır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one and all. to a man. the whole caboodle. all and sundry. every man jack. all. all hands. every damned one. people. everyone. everybody. all. every one.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all. anybody. everybody. whoever. everyone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

everyone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هيچکس] hiç kimse.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı anlaşılamadı). Akrabadan olan: Hısım akrabası çok. O, benim hısımımdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HIŞM) (i. F.). Gazap, hiddet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kin. relative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relative. kinsman. kinswoman. a relative by marriage. in-law. kin. collateral kin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anger. rage. fury.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rage. fury. anger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خشم] öfke.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kinfolk. kith and kin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HIŞM-NAK) (i. F.). Hiddetli, gazabl ı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

öfkelenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affinity. kinship. relatiouship. connection. relation. relationship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bilgisayarlarda kullanılan bir çok sürücüdekine benzer, yüksek erişim hızı ve yüksek düzeyde güvenilirlik sunan bir sürücü mekanizması.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bükülmüş ipek, ipek ipliği. İbrişimden imal edilmiş: İbrişim püskül, saçak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silk thread. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ابریشم] ipek, ibrişim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji) (uyd. k.). Emdikleri kütlelerin tesiriyle, püskürük magmaların birleşimlerinde değişiklik olması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication. touch. transmission. channel. transport and communication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication. telecommunications.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communucation network.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

means of communication. communication media.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bölünemeyecek kadar küçük, parçalara ayrılamayan; i., mat. hududu sıfıra yaklaşan miktar. infinitesimally z. pek az, hemen hiç gibi, son derecede (küçük).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) kelimesi kelimesine ifade, aynı kelimeler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: İSM) (i. A.) (e. esmâ, esâmi). Ad, nam: İsminiz nedir? İsim söylemek = Birinin ismini, yani kim olduğunu haber vermek. İsim koymak — Ad takmak, Osm. tesmiye etmek. İsim vermek = Birinin adını söyleyip kim olduğunu haber vermek. İsmiyle = Adını söyleyerek. Gramerde bir kelime çeşidi: Adam, arslan, ağaç, taş, yel, akıl, sabır gibi. İsm-i hâs, ism-i Am, ism-i cins, ism-i zât, ism-i fâil, ism-i mef’Ül, ism-i zamân, ism-i mekân, ism-i Alet, ism-i’ tafdîl, ism-i mübâlağa, ism-i mensûb, ism-i tasgîr, ism-i işâret, ism-i mevsûl: Osmanlı gramerinde ismin çeşitleri. İsm-i Azam = Allah ismi. Esmâ-i hüsnâ = Cenâb-ı Hakkin 99 adı. Esmâyı üzerine sıçratmak = Darıltmak, gücendirmek, kötü kimseler bulaşmak. Bismillâh = Allahın adiyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noun. name. title. denomination. noun. substantive. appellation. character. designation. forename. given name. moniker. first name. record. repute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appellation. name. noun. record. reputation. title.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

name. noun. title. appelation. appellation. denomination. designation. first name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, basit metin girişi ve düzenlemesi için 600 karaktere kadar sık kullanılan sözcüklerin kaydedilmesine izin verir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

royalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. fizik). Işımak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Parlamak, parıldamak, yalabımak, Osm. lâmî, zıyâ-pâş olmak: Kandil, elmas, ateşböceği ışıdı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Parlak, aydınlık yüzlü kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denomination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denomination. personification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entitle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call. style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

name plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Adsız, adı olmayan. İsimsiz şirket = Anonim denilen şirket çeşidi ki, bütün hissedarların ve senet sahiplerinin malı sayılıp kimsenin ötekinden fazla hakkı yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nameless. unnamed. anonymous. anonym.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anonymous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anonymous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kırık, kırılmış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

alışkanlık kazanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Ayak çeken, gitmek istemeyen, yanaşmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A., Ar. kalem, Fars. keşiden = çekmek). 1. Kalem çeken, yazan, yazıcı, kâtip. 2. Çizen, çizip çıkaran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public sector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloodstream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloodstream. circulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood circulation. blood stream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profit sharing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profit sharing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Birleşmeksizin birbirine karışmış olan şeylere verilen ad, Ar. mahlût.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mixture. mix. blend. combo. admixture. alloy. amalgam. amalgamation. commixture. concoction. farrago. hodgpodge. hotchpotch. intermixture. medley. melange. potpourri.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admixture. assortment. blend. medley. mix. mixture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blend. mix. mixture. blood. compound. concoction. interference. variety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carnival mask.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Senenin on birinci ayı, kânun-ı evvel (aşağıya bk).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kısmet» ten if.). Ayıran, bölen, taksim eden (i. A.). 1. (matematik) Aritmetikte dört işlemden bölmede bir sayının kaça bölündüğünü gösteren sayı ki, eskiden «maksûm-ı aleyh» de denirdi; diğerine maksûm ve çıkan neticeye «hâsıl-ı kısmet» denilirdi. 20 -f5 = 4 hesabında 20 maksûm, 5 kasım (maksûm-ı aleyh) ve 4 hâsıl-ı kısmettir. 2. Hızır günü ile beraber yılı iki eşit kısma ayıran gün ki, (rûmî 26 teşrin-i sânî (kasım) günü olup kışın başı sayılırdı: Kasımda dikilecek tohumlar. Kasımdan sonra yapılacak işler. Rûz-i kasım da derler. Sonbahar ve güz mânâsıyle dahi kullanılır. 3. Yılın 11. ayı. Son zamanlarda teşrin-i sânî (ikinci teşrin) ayına bu isim verilmiştir. Kasım çiçeği, kasımpatı = Sonbaharda açan güzel çiçek. Fransızca: Chrysanthfcme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nov. november.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

November.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Taksim eden, ayıran bölen. Kasım b. Muhammed (s.a.): Hz.Muhammed (s.a.s)’in oğlunun ismi. Küçük yaşta vefat etmiştir. 2.Kinci, ezici, ufaltıcı. 3.Yılın 11.ayı. 4.Yılın kış bölümü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaşımak işi. bk. Kaşımak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scratching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tırnakla veya diğer sert bir şeyle vücudun kaşınan yerini oğmak, tahrîş etmek: Baş kaşımak. 2. Kazımak, aşındırmak, oymak: Tahtanın yüzünü biraz kaşımalı. Baş kaşımaya vakit bulamamak = Pek meşgul olmak. Boyun kaşımak = Mahcup olmak. 3. mec. Tahrik etmek, durmadan hatırlatıp canlı tutmak, canlandırmak (iyi vak’alar hakkında kullanılmaz): O üzücü olayı o kadar kaşımayınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scratch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scratch. to scratch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scratch an itchy place. scratch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bileşikgillerden, iri katmerli ve türlü renkte, çiçekleri olan bir süs bitkisi. Lat. chrysanthemum. . KâSINMA (i.). 1. Kasınmak işi. 2. Kasların kendiliğinden kasılıp kalması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chrysanthemum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chrysanthemum. chrysanthemum krizantem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chrysanthemum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(krizantem): Bileşikgiller familyasından; sonbahar aylarında çiçek açan bir süs bitkisidir. Birçok çeşidi vardır. Kullanıldığı yerler: Bir türünden böcek öldürücü ilaç yapılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(bk.) KAş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (keh = saman, keşân = çekenler). Gökteki samanuğrusu, hacılar yolu, Samanyolu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کهکشان] samanyolu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ok atıcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KEMAN-KEŞ) (i. F.). 1. Yay kullanıp ok atan adam, Ar. kavvâs. 2. Sîne kemanı çalan çalgıcı (bu mânâsı çok eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کمانکش] okçu, yay çeken.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کرکس] akbaba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Akbaba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. kesân). Kişi, kimse (müfredi dilimizde yalnız kullanılmaz.). Herkes = Her bir şahıs, her kim olursa: Bunu herkes bilir; herkesin anlayacağı bir lisanla. Bazı kesân = Bazı adamlar, bazı halk: Bazı kesânın kanaatine göre. Bî-kes = Kimsesiz, yetim, akraba ve koruyucusu olmayan: Pek bî-kestir; bikesâna acımalı. Nâkes = 1. İnsaniyetsiz, nâmert, alçak. 2. (halk dilinde: nekes) Hasis, pinti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şaşkın, susmuş, hayran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yoğurt peyniri, yağsız Adî peynir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ahmak, akılsız, kolay aldanır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «keşiden» den imas.) (c. keşân). 1. Çeken, çekici, tahammül eden, dûçâr. Cefakeş = Cefa çeken. Mihen-keş Eziyet çeken. 2. Güzel ve çekici, câzip, tetlı. Dil-keş = Gönül çekici. 3. Kaldıran. Serkeş = Başkaldıran, itaatsiz. 4. Çekilen. Peşkeş = Önüne çekilen, takdim olunan, hediye. 5. Çekip uzatan, işleyen. Simkeş = Sırma işleyen

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amputate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plimsoll. sneaker. gym boot. cut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stow it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Uncut hair, one of the five physical symbols that a Khalsa Sikh must have It is a symbol of spirituality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The ISO 4217 currency code for the Kenyan Shilling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Unshorn Hair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Kes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dope-fiend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junkie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dry curd. stupid. idiotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کس] kişi, kimse.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Çekişme, anlaşmazlık, münakaşa: Bu iş İçin aralarında bir keşâ-keş var ki, sorma. 2. Tereddüt, ıstırap: Bir keşâ-keşe düştü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کساد] sürümsüz, kesat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Sıklık, tokluk: Kumaşın kesâfeti. 2. Kalınlık, yoğunluk, sıklık: Ağacın kesâfeti. 3. Şeffaflığın zıddı: Kâğıdın kesâfeti; bulutların kesâfeti. 4. Koyuluk: Bir sıvının kesâfeti. 5. mec. Kabalık, Osm. cismânîlik, akıl, zekâ ve duygu kabalığı: Bu adamın aklındaki kesâfet. 6. (coğrafya) Kesâfet-i nüfus = Nüfus yoğunluğu, Fr. densitâ (de population).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Üşenme, tenbellik, gevşeklik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

density. thickness. concentration. consistency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ کثافت] yoğunluk. 2.çokluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کسالت] tembellik, gevşeklik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çeken, çekerek: Keşan keşan götürdüler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slack. stagnant. flat. slackness. dullness. scarcity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stagnant. slack. tight / adj adv / sıkı , gergin ; su geçirmeyen ;.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Sürümsüzlük, revaçsızlık, satılmama, geçmeme: Ticarette çok kesat var. 2. Revaçsızlık, azlık, kıtlık, yokluk, az bulunma, Ar. nedret, kaht: Tahıl kesâdı vardır; para üesâdı var.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sürümsüzlük, revaçsızlık, kesat: Ortada kesatlık vardır. 2. Sürümsüzlük ve kıtlık vakti: O sene kesatlıktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slackness. stagnation. letdown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کسب] çalışarak kazanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Çalışıp kazanma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کسبی] çalışarak elde edilen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KİSE) (i. F.). 1. Küçük torba: Şeker, un kesesi. 2. Cepte taşınan ve para koymaya mahsus küçücük torba: Para kesesi; kesesinden sarfediyor. 3. Diğer bazı şeylerin kumaş vesaireden kılıfı: Saat, çakı, mühür kesesi. 4. Hamamda vücudun kirini çıkarmak için kullanılan kıldan sert kese ki, kullanan kimse, içine elini sokar: Kese sürmek, sürünmek. 5. mec. Varlıklı olma, sahiplik, servet: Kesesinden sarfediyor: Kendi kesesinden verdi; kesesine elvermiyor. Keseye girmek = Fayda vermek, faydalı olmak: Benim keseme girmiyor. Kese akça = Vaktiyle beş yüz kuruştan ibâret para miktarı, bk. Kîse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bath glove. bag. purse. pocket. bladder. pouch. scrip. vesicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pocket. pocketbook. pouch. purse. sac. short cut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moneybag purse. small cloth bag. financial resources. bladder. cyst. jack. poke. pouch. sac. vesicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کيسه] torba, küçük torba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paper bag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Osmanlı devrinde bir büyük adamın parasını idare eden, gerekli yerlere sarfeden adam, vekilharç 2. Eskiden kalem Amirinin yamağı ki, evrak kesesini saklardı. 3. Eskiden hamal bölüklerinde her günkü kazancı toplayan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük kese.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sachet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kaplumbağa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bel, kazma ve sapanın çıkardığı büyük toprak parçası, kerpiç, tezek. 2. Bir yere sıralanıp çimen yapılmak üzere üstündeki otla beraber kesilip çıkarılmış dört köşeli çayır parçası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clod. sod. turf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gevşeklik, tenbellik, Ar. batâat, rehâvet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hamamda kese sürmek, kese sürerek vücudun kirini çıkarmak: Bu tellâk iyi keseliyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rub with a coarse bath-glove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hamamda kese sürünüp temizlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kesesi olan. 2. (zooloji) Keseli kurt = Şerit kurtlarının yavru hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Dişilerinin karnında yavrularını taşımaya mahsus kese bulunan hayvanların takımı: Kanguru, keselilerdendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. geometri). Bir şeklin üzerinden geçen doğru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zincirden yapılma köstek veya yular.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secant. secant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intersecting line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Çekici, çeken. Mihnet-kaşende = Mihnet çeken. 2. Tahammül sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deduction. sum of money deducted from a salary. purchase of the right to the income from sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tax-farmer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dülger ve marangoz Aleti ki, kısa bir sapa geçirilmiş bir tarafı keskin, öteki tarafı çekiç gibi bir çelikten ibarettir, Fars. tîşe. mec. Nalıncı keseri = Kendine doğru yontmak için kullanılır. mec. Menfaatperest, yalnız kendi menfaatini düşünür adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adze. adz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کشف] keşif, bulma, ortaya çıkarma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be discovered. to be found out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

espial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appraisement. discovery. exploring. exposure. guess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Keşif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discover. explore. find. cipher out. descry. detect. dig out. hit off. scout. search out. study out. work out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crack. devise. discover. suss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to discover sth new. to find out. to detect. descry. dig out / out of. discover. to make discovery. dope out. explore. find. to scent a job. pry out. spy. tell. unearth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. keşfiyye). Keşfe ait: Tahkıykaat-ı keşfiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Bulunup meydana çıkarılan şeyler: Faydalı keşfiyyât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Keski.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «kesmek» ten). Bezden biçilmiş elbise, çamaşır. Kesitaşı = Çeşme ve nehirde çamaşırı döğerek yıkamaya mahsus yassı taş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir atım barut miktarı: Bir kesi, beş kesi barut. Barutluk kesisi — Ölçüsü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kesen, kat’eden, biçen: Yolkesici = Eşkiyâ. Esvap kesici = Biçici. Yankesici = E Içabukluğu ile herkesin cebinden cüzdan, saat vesair eşyasını çarpan hırsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutter. cutting. incisive. slaughterman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutting. incisory. sharp. cutter. clipper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incisor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çekilmiş, dizilmiş, geçirilmiş. Keşide-i »ilk-i tahrir = Yazılmış. Keşide etmek = 1. (telgraf) Çekmek: Bir telgraf keşide etmiş; filân tarafından keşide olunan telgraf. 2. (ziyâfet) Vermek: Mükemmel bir ziyâfet keşide etti; filân zâta hürmeten keşide kılınan ziyâfet. 3. Kelimeler arasında kullanılan küçük çizgi (buna yerine göre «fâsıla» ve «râbıta» demek daha doğrudur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KEŞF) (i. A.). 1. Meydana çıkarma, açma: Duygularımı kolayca keşfetti. 2. Bir sırrı açıklama, srrı bilme: Bir insanın sırlarını keşfetmek. 3. Meçhul bir şeyi bulup meydana çıkarma: Amerika’ nın keşfi; Merih ile Müşteri (Jüpiter) arasında birçok küçük gezegen keşfedilmiştir. 4. Bir hal ve olayın iyice incelenmesi: Adliyece keşfolundu; keşfe giden memurlar. 5. Bir sırrın ve gizli bir hâlin bir kimseye Tanrı tarafından gösterilmesi, ilhâm olunması: Rüyasında keşfolundu. 6. Yapılacak bina vesairenin önceden masraflarının hesap ve tahmin olunması: Yapılacak yolu, hastahaneyi keşfettiler, binanın keşfi bitti. Keşf-I evvel = İlk tahmin; keşif defteri. 7. (askerlik) Asker gönderilecek yerlerin önceden yoklatılması: Keşif kolu. (denizcilik) Keşif gemiıl = Hafif ve hızlı giden savaş gemisi ki, donanı i eşliğinde bulunup keşif ve muhabere hizmetlerinde kullanılır (ihtirâ ve icat’tan farkı için «İhtira» maddesine bk.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dense. thick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dense. thick. consistent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discovery. exploration. finding. reconnaissance. estimation. detection. find.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discovery. exploration. find. reconnaissance. scout. explorotion. investigation. detection. recce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

estimate. exploration. investigation. survey. finding out. reconnoitering. assessment. detection. discovery. find.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ کثيف] yoğun. 2.kalın. 3.koyu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کشف] keşfetme, bulma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Açma, meydana çıkarma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reconnaissance column. scouting patrol. scout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kesâfet» ten) (mü. kesife). 1. Sık, tok: Kesif kumaş. 2. Kalın, yoğun, sıkı: Kesif ağaç. 3. Şeffaf olmayan: Kesif cisim; pek kesif bir duman. 4. Koyu, kesif bir sıvı. 5. Kaba, maddî, zekâ ve duygusu az olan: Pek kesif bir adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kesilmiş, Ar. maktû: Kesik elbise, ağaç. 2. Sakatlanmış, sakat: Kesik kol, parmak. 3. Buruk, kesilmiş, kesik süt. 4. Pek yorgun, yorgunluktan kırılmış gibi olan: Dizlerim Adeta kesiliyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cut. disconnected. broken. interrupted. off. cut. gash. incision. scotch. slash. slit. snick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clipping. cutting. incision. pushed. slit. cut. off. out. curdled. coagulated. interrupted. broke. penniless. ogle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cut through. cutt off. truncated. curdled. sour. interrupted. incision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intermittent. spasmodic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gust. jerky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discontinuous. intermittent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discontinuous. intermittent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kesilmiş şeyin hâli: Ağacın kesikliği. 2. Sakatlık: Kolun kesikliği. 3. Bozukluk, kesilmiş şeyin hali: Sütün kesikliği. 4. Yorgunluk, kırıklık: Dizlerimin kesikliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discontinuity. interruption. lassitude. hysteresis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being cut or broken. fatigue. lassitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kesilmek işi. bk. Kesilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disconnection. disconnexion. discontinuance. stopping. being cut. ceasing. abscission. cessation. disruption. laceration. surcease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interruption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interruption. being cut. cutting. being stopped. stoppage. being exhausted. exhaustion. souring. cessation. deduction in advance. discontinuance. disruption. rupture. severance. suspense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kesilme işi: Bu tahta kesildi; bu ağaç kolay kesilmez. 2. Biçilmez: Elbisesi kesildi. 3. Aralık vermek, durmak, dinmek, devam etmemek: Yağmur kesildi; maaşı kesildi. 4. Çekilmek, kaçınmak, ictinâb etmek, artık yanaşmamak: Yemekten, dersten, ihtilâftan, işten kesildi. 5. Kesinlikle kararlaşmak, takarrür etmek: Pazarlık kesildi; günü kesildi. 6. Ağırlık gelmek, kırıklık duymak: Ellerim, ayaklarım, dizlerim kesildi. 7. Bozulmak, ekşimek, suyu sair maddelerden ayrılmak: Süt kesildi. 8. Benzemek, dönmek: Ortalık deniz kesildi; soğuktan buz kesildim; felsefeden söz açıp başımıza ibni Sİnâ kesildi. 9. Boğazlanmak, Osm. zebhoiunmak: On kadar koyun kesildi. Çocuk sütten, memeden kesilmek = Artık meme verilmemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be cut. cease. stop. be interrupted. become. turn sour. go sour. close down. clot. curdle. die away. die down. drop. dry up. go down. go off. intermit. let up. shear. sour. surcease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curdle. cut. sever. sour. stop. to be cut. to be clipped. to be sheared. to be exhausted. to curdle. to cease. to stop. to be interrupted. to become. to present oneself as. to pretend to be. to go off. to go out. to fall for sb. to go for sb/sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be cut. to be clipped. to be sheared. to be exhausted. to be tired out. suddenly to become. to curdle. to sour. to stop. to be cut off. to end. to be interrupted. to like. to be pleased by. to be attracted to. quit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Kesme, kesiş, kesmek işi ve şekil, Ar. kat’: Ağaçların kesimi. 2. Bırakma, terk, tatil, aralık verme: Derslerin kesimi. 3. Biçim, tarz, şekil. 4. Bir şeyin bütününe götürü olarak biçilen değer, Osm. iltizam bedeli. Ar. mukataa: Çiftliği kesime vermek. Et kesimi = Hıristiyanlar’ca perhiz başlangıcı, (denizcilik) Su kesimi = Geminin suyun içine batan kısmının derecesini göstermek için kaplamasının aşağı tarafına yazılı rakamlar ki, bu derece geminin ağırlığıyla uygun olup savaş gemilerinde sâbit ve ticaret teknelerinde yükün ağırlığına göre değişir: Bu geminin su kesimi ne kadardır?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cut. cutting. part. section. slaughter. fraction. phase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fraction. pocket. sector. segment. slaughter. stanza. stave. cutting. slaughtering. cut. shape. form. fashion. zone. region. section.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sector. segment. cutting. section. slaughter. slaughtering. butchering. region. belt. facet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İltizamcı, mültezim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slaughterhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k). Kat’İ: Kesin bir cevap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

definitive. definite. absolute. certain. decisive. final. irrevocable. accurate. assertive. categorical. clean-cut. clear-cut. conclusive. sure as death. decided. declared. determined. dogmatic. downright. exact. express. extreme. firm. flat. frozen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolute. accurate. bound. categorical. certain. conclusive. concrete. crucial. decisive. definite. definitive. direct. doubtless. exact. express. final. flat. immutable. implicit. incontrovertible. indisputable. indubitable. mathematical. outright. posit

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

definite. certain. final. absolute. express appropriation. bliss. categorical. for certain. clean- cut. clear. conclusive. crisp. crucial. decided. decisive. definitive. determinate. direct. distinct. downright. drastic. emphatic. exact. explicit. express

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

positive information.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Musikide bir parçanın asıl makamından başka makama yapılan uzun geçki ki, geçici geçkinin aksidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firmly. absolutely. completely. as sure as fate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming definite. finalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (y. k.). Kesin bir hâl almak, kat’İleşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

become absolute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become definite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become definite. to become final. become final / valid. jell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (y. k.). Kat’İ hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make certain of. concretize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assure. seal. to make definite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth definite. seal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (y. k.). Kesin olma hâil veya kesince davranış, kat’iyyet: Bu işte kesinlik yok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certainty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accuracy. certainty. certitude. precision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certainty. certitude. definiteness. exactitude. finality. positiveness. precision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certainly. definitely. absolutely. sure. strictly. assuredly. blankly. decidedly. declaredly. emphatically. expressly. flatly. not by a fraction. by no means. nohow. precisely. really. roundly. of a surety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolutely. certainly. clearly. definitely. easily. flatly. precisely. rightly. roundly. sure. surely. for certain. without fail. not on any account. on no account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by no means. certainly. definitely. under no circumstances. damn well. decidedly. emphatically. positively. precisely. without question. sure thing. surely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kendine elbise yaptırmak: Bir kat elbise kesinmiş. 2. mec. Eğlenmek, alay etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indefiniteness. vagueness. uncertainty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kesilen şeyden çıkan parçalar, kırkıntı, kırpıntı: Tırnak kesintisi. 2. Taklîd etme, alay, maskaralık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interruption. stoppage. cut. deduction. wage cut. dock. dockage. subtraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cut. cutback. deduction. snip. interruption. stoppage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interruption. deduction (from a payment. hiatus. clipping. cut. cutback. cutoff. deduction. stoppage n.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discontinuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discontinuous. intermittent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marked by interruptions. having deductions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hiçbir vergi kesilmeden verilen ücret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

net. solid. together. uninterrupted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuous. uninterrupted. without deductions. gross (before deductions. all along the line. free of deductions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makinesi, hareketli nesnelere net şekilde odaklanılması için ‘burst’ çekimi sırasında kesintisiz olarak otomatik odaklanmayı ayarlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KESR) (i.A.) (c.küsûr). 1.Kırma, paralama: Camı kesretti; kol kemiğinin kesri. 2. Bozma, halel getirme: Nüfuzunu kesretti; kesr-i nâmûs. 3.(e.) Arap harflerinde bir harfin esre (i) ile okunması: Siz zamiri kesr-i sin iledir. 4.(matematik) Bir sayı toplamından bir veya birkaç pay gösteren miktar ki, iki türlüdür: Birincisi Adî kesir ki, ufkî bir çizgi ile ayrılmış iki rakamla yazılıp yukarıdaki rakam payların sayısını ve aşağıdaki rakam da toplamı gösterir: — ikide bir, yada; — üçte bir. Ar. sülüs; — dörtte bir, 3 Ar.rub’; çeyrek — üçte iki. Ar.sülüsân; — 4 dörtte üç, Ar.üç rub’, üç çeyrek. İkincisi ondalık kesir ki, bir toplamın on kısma ve bunun kısımlarından her birinin yine on kısma bölünmesiyle ve bu şekilde bölünmeye devam olunarak bu bölümlerinden bir miktar gösteren rakam olup ayrılarak yazılır, meselâ: 3,25,72 kilo yazıldığı zaman üç kilo ile 25 gram ve yetmiş iki santigram demektir. 5.Kesirler (Latince: fractus, «kırılmış») iki sayının oranı olarak ifade edilen sayılar olmakta ve genellikle bütünle parçanın karşılaştırılmasında kullanılır. İlk kesirler tam sayıların çarpmaya göre tersleriydi: iki parçanın biri, üç parçanın biri, dört parçanın biri şeklinde devam eden tarihi simgeler.Zamanla beraber gelişen kesirlerin daha ileri bir türü ise bayağı kesirlerdi bu kesir türü bir pay ve paydadan oluşuyor zamanımızda hala kullanılıyorlar(½, ⅝, ¾, vb...), pay birbirine eşit parça sayısını, payda ise bu parçalardan kaç tanesinin bütüne ulaştırdığı. Örneğin payın 3 paydanın ise 4 olduğu 3/4 kesrinde 3 kaç eşit parça olduğu 4 ise bu parçalardan bütüne ulaşmak için kaç tane gerektiği. Kesirlerin dahada gelişmiş bir hali olan ondalık kesirler paydası virgül›den sonraki rakamların sayısı tarafından belirlenen 10 ve 10›un kuvvetleri olan kesirler. Örnek olarak 0,75 bu durumda pay 75 payda ise virgülden sonra 2 rakam olduğuna göre 10 un 2’nci kuvveti olan 100 dür. Kesirlerin 3›üncü bir türü olan yüzdelerde payda herzaman 100'dür bu yüzden 75% 75/100 demektir. Kesirlerin diğer işlevleri ise; Oranları göstermek ve bölme işlemini belirtmek.Bu nedenle 3/4 kesri 3 ün 4 e oranını aynı zamanda 3÷4 bölme işlemini gösterir. Matematikte kesir olarak gösterilebilecek bütün sayıların kümesi m/n, m ve n nin birer tam sayı ve n nin 0 olmadığı bu durumda oluşan küme Rasyonel Sayılar olarak adlandırılır. Bu küme Q ile gösterilir. Kesir terimi sürekli kesir ve cebirsel kesir terimlerinin içindede geçmektedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.A.«kesret» ten smüş.) (mü.kesîre). 1.Çok bulunan, bol: Kesîr mal. Kesîr-ül-mâl = Malı çok olan. 2.Birçok: Kesîr-ül-evlâd = Çocukları çok olan. 3.Sık, çok defa olan: Kesîr-ül-vuku = Çok ve sık vuku bulan. Terimlerde Yun.«poli» veya Latince «ulti» eklerinin tercümesidir. Kesîr-ül-ezhâr = Polyanthe (çok çiçekli). Kesîr-ül-aktâb = Multipolaire (çok kutuplu) vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کثير] çok, bol.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kitre zamkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kesir taşıyan veya kesirl olan sayı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fractional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fractional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fractional number. broken number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کثيرالاستعمال] çok kullanılan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kesme, Ar. kat’: Bu bıçağın kesişi iyi değil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Manastır râhibi, evlenmeyen râhip, Osm. târik-i dünyâ, karabaş. (coğrafya) Keşişdağı — Uludağ’ın eski adı, klasik adı: Olimpus.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coincide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloisterer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friar. monk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keşişlerin oturmasına mahsus inzivâ yeri, manastır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Bir nokta veya çizgi üzerinde birbirini kesip geçen çizgiler veya yüzeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intersecting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Marmara Denizi’ne nisbetle Keşişdağı (Uludağ) tarafından esen güneydoğu rüzgârı ve yönü. Bununla güney yönü arasındakine kıble keşişlemesi ve bununla doğu yönü arasında olana da gündoğuşu keşişlemesi denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

southeast. southeaster. southeast wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monastic order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kesin karar, kat’İ hesap veya pazarlık. 2. Oyunda taş değiştirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intersection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intersection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İki kişinin aralarında kesin karar vermek, aralarındaki hesabı kesmek, pazarlığı kararlaştırmak: Onunla kesiştik; bugün pazarlık, hesap, söz kesişeceğiz. 2. Oyunda taş değiştirmek ve alıp vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concur. cross. cut. intersect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cross. to intersect. to cross. to ogle at each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intercept. to intersect. to cross. to come to an agreement on the price of sth. to exchange amorous glances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (y. k.). Bir cisim düz olarak kesildiği zaman meydana çıkan düzlemin şekli: Bir kürenin her kesiti daire biçiminde olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutaway. section. profile. crossing. edge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

section. cross-section.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cross section.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

if only. if. i wish to goodness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

would that. if only. i wish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ah ! If only.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) KAşki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dövülmüş buğday ile etten bir cins yemek. bk. Keşkeş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «keşk» ten). Döğülmüş buğday ile etten bir cins yemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dal kesmeye mahsus ufak balta, el baltası. 2. Sac ve demir kesmeye mahsus düz ve yassı kalem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bit. chisel. cutter. chaser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutting implement. hatchet. cold chisel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Head covering worn between the turban and hair by some Sikhs Also worn by some boys before they begin wearing turbans.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Keski.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çok kesici, bilenmiş, Ar. kaatı’, sârim, Fars. tîz, bürrân: Keskin kılıç, bıçak, çakı. 2. Delici, sivri, hâd: Keskin iğne, diken. 3. Sert, kuvvetli, şiddetli, şedîd, pek: Keskin koku, sirke, tütün. 4. Müessir, tesirli, dokunaklı: Keskin dil, söz, kalem. 5. Pürüzsüz: Keskin yazı. 6. Faal, serî, Fars. cüst ü çâlâk: Keskin adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sharp. sharp-edged. cutting. keen. pungent. severe. stinging. strong. incisive. acute. piquant. acrid. biting. bitter. blazing. dead. deep. edged. exquisite. keen-edged. mordacious. nipping. nippy. piercing. poignant. pointed. quick. sharp-cut. sharp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrid. bitter. keen. piercing. poignant. pungent. rank. searching. sharp. shrill. smart. strong. tart. virulent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keen. sharp. pungent. acute. severe. biting. bitter. clear cut. exact. exquisite. incisive. intense. lively. nipping. penetrant. penetrating. piercing. poignant. quick. salty. searching. shrewd. shrill. smart. splitting. strong. trenchant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sharpshooter. dead shot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Keskin olmak, bk. Keskin ve keskinleşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çok kesici veya delici olmak, Osm. kaatı’ veya hâd olmak, bilenmek: Bu çakı, bu iğne keskinleşti. 2. Sertleşmek, kuvvet kazanmak: Sirke keskinleşti. 3. mec. Faal ve çevik olmak: O çocuk çok keskinleşti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get sharp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sharpen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Keskin veya sivri şeyin hâli: Kılıcın, çakının, iğnenin keskinliği. 2. Sertlik, şiddet: Sirkenin keskinliği. 3. mec. Tesir, dokunaklılık: Dilin, sözün keskinliği. 4. Dinçlik, çeviklik: O çocuğun keskinliği. 5. Bir kesici Aletin kesen tarafı: Kılıcın keskinliği. 6. Kılıçlama vaziyet: Tahtaları keskinliğine komak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keenness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sharpness. keenness. pungency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eskiden Hind dilencilerinin ve kalenderlerin kollarına asılı tuttukları ve herkesin önüne uzattıkları büyük hindistancevizi kabuğundan ibâret kap ki; aldıkları şeyleri içine koyarlardı. Keşkül-i fukara = Muhtelif şeylerden mürekkep bir çeşit sütlü tatlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ کشکول] dilenci çanağı. 2.keşkül, bir tür tatlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Süt tatlılarından biri. bk. Keşkül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Ar. fatın, fıtâne, aynı mânâdadır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kesmek işi. Kesmek. 2. Kalıba dökülmüş parça şeker. 3. Kesilmiş, Ar. maktû. 4. Kat’İ, kesin, götürü: Kesme hesap; kesme resim. 5. Kesilmiş gibi veya kesilebilir, yumuşak taş veye sert kil halinde olan: Kesme kaya; buranın arazisi bütün kesmedir. 6. Kesip beğenmek şartıyla: Kavunu, kesme olarak aldım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Teneke vesair kesmeye mahsus büyük makas.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutting. cut. stoppage. discontinuation. interception. shutoff. abscission. clip. curtailment. cutback. nip. scission. section. shearing. suppression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clip. incision. sector. shutoff. trim. cutting. shears. chop. cut. definite. fixed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interrupt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apostrophe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apostrophe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apostrophe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kesme Modu ile Kayıt Yapma, ayrı ayrı fotoğraflardan animasyonlu bir film yapılmasında kullanılır. Bu sayede çizgi filmler ya da duraklamalı oynatılan animasyonlar yaratılabilir. Her kesmeden 5 çerçeve (saniyenin 1/5’i) kaydedilir

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lump sugar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hewn stone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kavun ve karpuz gibi meyveleri kesip beğenirse almak şartiyle: Kesmece satıyor; kesmece aldım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

that will be cut and shown for approval.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir kesici Aletle ayırmak, Osm. kat’etmek: Tahta, ağaç, kâğıt, bez kesmek. 2. Biçmek: Ceket, pantolon kesmek; kesip dikmek. I. Durdurmak, dindirmek, geçirmek: Rüzgâr, yağmuru kesti; aspirin baş ağrısını keser. 4. Aralık vermek, fâsıla vermek: Lâkırdısını kesti; sözünüzü kesmeyin. 5. Kararlaştırmak, karar vermek, hükmetmek, kesin şekilde söylemek, tâyin etmek: Gününü, miktarını kesmedi; dâvâyı, meseleyi kesti. 6. Kaldırmak, yok etmek, Osm. ref’etmek: Ümidi kesti, kendisiyle muhabereyi, münasebetleri kesti. 7. Boğazlamak, Osm. zebhetmek: Bir koyun, bir hindi kesti. 8. Kılıçla ve diğer kesici Aletle öldürmek: Adam kesmek. 9. Yontmak: Kalem kesmek; tırnak kesmek. 10. Enemek, hadım etmek, iğdiş etmek, Osm. ihsâ eylemek: Atı kesmek. 11. Paralamak: Fare, eşyayı kesiyor. 12, TAyin ve tahsis etmek: Maaş, tayın kesmek. 13. Fiyat indirmek, ödenecek bir meblâğın bir miktarını alıkoymak: Alacağından kesme; işçinin ücretinden kesme. 14. Tutmak, çıkmak, mal olmak: Bu iş ne kesti, ne kesiyor? İS. Taklit etmek, eğlenmek, elaya almak. Ardını kesmek = Terketmek, devam etmemek. Para, sikke, akça kesmek = MAdeni para basmak. Ayağını kesmek — Artık gitmemek, gitmekten vazgeçmek Elini kesmek = Men’etmek. Umlt kesmek = Ümitsiz olmak. Önünü kesmek — Önüne çıkıp ileri gitmesine engel olmak. Başkesmek = Başaşağı etmek. Başını kesmek = Boynunu vurmak. Boyun kesmek = İtaat etmek. Bahâ kesmek = Kıymet, değer biçmek. Had kesmek = Sınır tayin etmek. Hesap kesmek = Hesabı temizleyip ilişik bırakmamak. Sesini kesmek = Artık susmak. Sözü bal İle kesmek Başkası konuşurken sözünü ağzından almak. Akıl kesmek = Anlamak, mümkün olduğunu kabûl etmek: Aklım kesemiyor; bunu aklım kesiyor. Kısa kesmek = Uzatmamak, kısaca söylemek. Gözü kesmek = Yapabileceğini anlayıp güvenmek. Kesip atmak = Kesin şekilde karara varmak. Memeden, sütten kesmek = Çocuğa artık meme vermemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cut. break. clip. cease. stop. discontinue. interrupt. disconnect. intersect. abandon. butcher. carve. chop. chop off. close. close down. crop. cut back. cut off. cut out. deaden. dock. drop. dry up. excise. fair. fell. gash. give over. hack. hew. ki.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrest. butt. carve. cease. clip. curdle. cut. discontinue. dock. drop. excise. hew. interrupt. leer. lop. ogle. sever. shave. slash. spin. to cut. to chop. to hew. to clip. to cut sth off. to cut sth down. to cut down. to dock. to sever. to stop. to ceas

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break. interrupt. truncate. cut off. cut. to cut. to cut in two. to cut off. to cut down. to cut up. to slice. to wound by cutting. to slaugther. to interrupt. to stop. to turn off. to stop the flow of. to coin. to issue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Çekişme, Ar. münâzaa, muâraza. 2. Kararsızlık, tereddüt, karışıklık: O iş keşmekeşe kaldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confusion. disorder. conflict. blight. chaos. rat race. snarl. snarl-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bustle. thick. whirl. confusion. disorder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

great confusion. disorder. chaos. rat race.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کشمکش] kargaşa, çekişme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Taşocağı. 2. Ağaç. kilit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keskin olmayan, kör küt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Başak semanı, ince ve kırık saman. 2. Harmanda toprağa karışıp tekrar dövülen başak parçası. Sütkesmiği = Kesilmiş sütün koyu kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Arapça üç harekeden esre denilen hareke kl, i, ı okunan harfin altına yazılır. Kesre-i hafife = Türkçe’de cbiz» ve «kimi gibi ince okunan esre. Kesre-i sakiyle = Yine Türkçe’de «sıra» ve «ılık» gibi kalın okunan esre. Kısa ı, i vokalinin işareti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Çokluk, bolluk: Kesret-i mahsulât — Ürünlerin bolluğu. 2. Fazlalık, ziyadelik, mübalâğa: Kesret-i zekâ. 3. (tasavvuf) Kalabalık, vahdet zıddı: Kesret içinde vahdet herkese müyesser olamaz. Kesretle = Çok, fazlası ile, pek, fazla, (edebiyat) Cem’-i kesret = Arapça’ da dokuzdan fazla sayı için kullanılan çokluk kipi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کثرت] çokluk, bolluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) çokça, bolca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bolluk üzre olan, çok fazla, ziyade: Orada böcekler kesretlidir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) çok, fazla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kesriyye) (matematik). Hesapta kesre alt: Aded-i kesrî; Adâd-ı kesriyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tkeşf» ten imüb.). 1. Mübalâğa ile keşfeden, gizli bir şeyi meydana çıkaran, keşif sahibi: Amerika keşşâfı; kendisi sanayi sahasında keşşâftır. 2. Gizli mânâ ve sırları açığa çıkaran (Bu mânâ ile Zemahşeri’nin meşhur tefsirine unvan olmuştur). 3. (askerlik) Askerin önünde gidip arazi ve düşmanı keşif ve muayene eden subay veya birlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (Y.’dan). Maruf meyve kl, mutedil iklimlerde yetişip dikenli yeşil bir dış kabuk içinde iki tane bulunur ve her biri açık siyah ve yumuşak bir kabuk içinde bir tekliden ibarettir. Atkestanesl = Yenmez iri cinsi ki, ağacı, gölgesi için bahçelerde ve yol kenarına dikilir. Kuzukestanesi = Çiğ de yenilen bir cins küçük tanelisi. Külkestanesi = Sulak yerlere mahsus cinsi. Kestane kebabı = Kabukla beraber veya kabuksuz olarak ateşte pişmiş kestane. Kestane ağacı = Kestane meyvesini veren ağaç ki, hayli büyük olur. Kestane rengi = Koyu kahverengi. Kestane fişeği = Fazla patırdı eden bir fişek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chestnut. marron. spanish chestnut. sweet chestnut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chestnut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chestnut. chestnut tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(castanea vesca): Kayıngiller familyasından; kışın yapraklarını döken, 25 - 30 metre boyunda bir ağaçtır. Yaprakları geniştir. Meyveleri iridir. Kullanıldığı yerler: Kabuklarının suda kaynatılması ile hazırlanan ilaç; ateş düşürür ve sinirleri yatıştırır. Meyvesi, kasları kuvvetlendirir. Kan dolaşımını düzenler. Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Varis ve basur memelerinin meydana gelmesini önler. Karaciğer yorgunluğu ve şişliğini geçirir. Kansızlığı giderir. Mideyi kuvvetlendirir. Damar sertliği ve yüksek tansiyondan şikayet edenlerle, şeker hastaları yememelidir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firecracker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auburn. chestnut. maroon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kestane veya kestane kebabı satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. (anatomi) İdrar yollarının arka kısmında ve yalnız erkeklerde bulunan bir bez, prostat. 2. Atların bileğinde çıkan ve boynuz kemiği gibi görünüşü olan kısa çıkıntı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kestane ağaçlarını içine alan yer, kestane ağacı korusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (İ. castello). Hisarcık, küçük hale.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gemi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کشتی] gemi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gemici, gemi kaptanı, Ar. mellâh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کشتيبان] kaptan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kestirmek İşine konu olmak. Ağacın dallan kestirildi. 2. Kesin şekilde halledilmek, kesin karar verilmek: O dâvâ hâlâ kestirilmedi. 3. Kesin şekilde hükmolunmak, kesin bir fikir söylenilmek: Bu kelimenin asıl Türkçe mi yoksa diğer bir dilden mi olduğu kestlrilemedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forecast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kestirmek işi. Kat’i, itiraz ve değiştirilmesi kabil olmayan: Kestirme cevap, kestirme söz. 2. Tahminî, Ar. muhammen: Kestirme bir miktar. 3. Kısa, doğrudan, dolaşmaz: Kestirme yol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shortcut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catnap. doze. kip. nap. shortcut. zizz. estimate. guess. short cut. direct. short. concise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shortcut. direct. concise. catnap. short cut. doss. expedient. forecast. forty winks. guesswork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). I. Kesmek işini yaptırmak: Şu ağacın fazla dallarını kestirmeli. 2. Kısaltmak, Osm. ihtisâr ettirmek: Yolu kestirdim. 3. Vazgeçirmek, bıraktırmak: O adamı kumardan kestirmeli. 4. Karar vermek, hükmetmek: Bu meseleyi kestlremedim. 5. Tahmin etmek: Kendimce Öyle kestirdim. 6. Süt, şeker vesaireyi ekşitip değiştirmek. 7. Boğazlatmak, Osm. zebhettirmek: Birkaç koyun kestirdi. Uyku kestirmek = Uykusunu almak, biraz uyuyup uykuya olan arzuyu gidermek. Başını kestirmek = mec. Direnmek. Göze kestirmek = Yapabileceğini anlamak, güvenmek: O hendeği atlamayı gözüme kestiremedim; o yazıyı yazacağımı gözüme kestirdim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doze. drowse. kip. nap. snooze. to have cut. to estimate. to predict. to conjecture. to nap. to doze. to have a snap. to snooze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forecast. to have sth cut. to estimate. to predict. to doze off. to curdle. to have a doze. forecast. guess. to have a nap. to have a snooze. understand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kerkenez, zool. Falco tinnunculus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Çok kâr eden, çok kazanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Öç alan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kirliliğin üstesinden gelmenin bedelini kirleticinin karşılaması gerektiğini savunan ilke.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kazanma, kazanç, Ar. iktisâb, istifade: Hayli servet kesbetmiştl: Ayda birkaç bin lira kisbi vardır. 2. Edinme, Osm. hâsıl ve peydâ etme: Kisb-i malûmat etmek; yağmur altında av arkasından gezmekten hastalık kesbettim. 3. Geçimini sğalamak için çalışma ile buna Alet olan san’at ve meşguliyet: Kisb ü kâr sahibi, bk. Kesb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KISM) (i. A.) (c. aksâm). Parçalara ayrılmış bir şeyin her parçası, parça, bölük, Ar. cüz’: Tahılın bir kısmını şimdi taşıyıp bir kısmını sonraya bırakacağız; kazancımızı kısımlara ayırıp yarısını ihtiyat saklayacağız. 2. Çeşit, cins, benzer: Bu da o kısımdandır; bu kısım adamlar; kadın, çocuk kısmı böyledir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Avuca İsabet eden miktar, avuç, kabza, tutam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

part. portion. section. chapter. compartment. episode. fragment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bay. department. division. movement. part. proportion. section. segment. side.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

division. kind. article. chapter. department. episode. fascicle. fraction. fragment. instal l ment. line. lot. parcel. part. partition. paying department. percentage. piece. portion. section. segment. snack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mass media.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. ticaret). Bir malın gönderildiğini göstermek üzere vapur veya demiryolu idaresi tarafından gönderilene verilen kâğıt ki, onu göstererek malı alabilir, bk. Konişmento.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consignment note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bill of lading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consignment. bill of loading. bill of lading. documentary bill. shipping bill. commercial set. bill of consignment. freight bill. letter of conveyance. shipper's memorandum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lekesi olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immaculate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. immaculate. spotless. stainless. blameless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immaculate. spotless. with an unsullied reputation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Asker çeken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «aks» den im.). Aksetme yeri, yankı yeri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معکس] yansıma yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) yansımak, yansıyacak yer bulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) yansıtmak, yansıma yeri olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. geçici tedbir; s. geçici tedbir türünden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kısm» dan im.). 1. Bir şeyin dallara ve kısımlar ayrıldığı yer. 2. Suyun taksim, bölünme yeri, maslak, savak.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. maximale

en çok, en büyük, en yüksek

“En çok, en büyük, en yüksek” anlamlarında kullanılır.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. L. matematik). Bir şeyin ulaşabileceği en yüksek nokta, azamî.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. maximum

en çok, en büyük, en yüksek

Değişebilen bir niceliğin varabileceği en yüksek olan (sınır).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maximum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full. maximum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maximum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Maximum Lot)

Hisse senedi bazında belirlenen ve alım satım sistemine limit fiyatlı emir olarak bir defada girilebilen en yüksek miktardır


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. iyi özümlenmeyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملک سيما] melek yüzlü güzel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Melek şimali.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c ). Yollar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MERASİM) (i. A. c.) (müfredi olmayıp bazı mânâlarda «resm» in cem’i gibi kullanılır, (bk.) Resm). Resmî muameleler, törenler, tören: Teşrifat merasimi, merasime çok riayet ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceremonies. ceremony. ceremonial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceremony. function. celebration. commemoration tören.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceremony. formalities. formal procedures.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مراسم] törenler. 2.tören.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simple. formal. simply. without ceremony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi). Son, döl yatağı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Teletekst sayfalarını hafifçe sıkıştırarak, TV görüntüsü ya da video kaynağının aynı anda gösterilmesini sağlayan Çift Sayfa Teletekst ve PIP’in birleşimi.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mevsim), (bk.) Mevsim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

etesian. season. tide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

season.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

season. tide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Yılın dört bölümünden biri. 2.Dağlamak suretiyle damga vurmak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seasonal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seasonal. for one season.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seasonal. for the whole of the season.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premature. untimely. ill-timed. at the wrong time. prematurely. too early. ill- timed. inopportune. out of season. unseasonable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Nedenleri çok çeşitli olan bir rahatsızlıktır. Hastanın midesinde yanma ile birlikte ekşime de vardır. Ağzına ekşi ve yakıcı bir sıvı dolar. Bu belirtiler aç veya tok karnına görülebilir. Ağır yemekler, bozulmuş yiyecekler, mide veya onikiparmak bağırsağı ülseri, safra kesesi iltihabı, mide ekşimesine neden olabilir. Tedavinin ilk şartı, hastalığı doğuran nedeni bulmaktır. Doktora gitmek gerekir. Mide ekşimesinden şikayet edenlerin, yemeklerini gayet iyi çiğnemeleri, biberli, baharatlı, ekşili, salamura yapılmış gıdaları terk etmeleri gerekir. Tedavi için aşağıdaki reçeteler de kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Karbonat, su.

Hazırlanışı : 1 su bardağı soğuk suya 1 kahve kaşığı karbonat konup, iyice karıştırıldıktan sonra içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. mihnet-keşân) (Ar. mihnet = eziyet, Fars. keşiden = çekmek). Eziyet çeken, gam ve kederle ömür geçiren.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. binde bir, binde bire ait; i. binde bir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «husûmet» den if.) (mü. muhâsıme) (tes. muhâsımeyn, muhâsımeteyn). 1. Aralarında düşmanlık bulunan iki kişi veya tarafın her biri: Muhâsımlar arasında mütarekeye karar verildi. 2. Aralarında dava olan iki kişi veya tarafın her biri: Muhâsımlar mahkemeye çıktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adversary. opponent. hostile. enemy. antagonist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kısm» dan if.) (mü. mukassime). Ayıran, bölen, taksim eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kesr»den imef.) (mü. mükessere). Kırık, kırılmış, Fars. şikeste. (e.) (Arapça gramerde) cem’-l mükesser = Kaidesiz, bükümlü çokluk ki, harflerin değişmesiyle olur: Nedim, nüdemâ; şiir, eş’Ar; tanbOr, tanâbîr... gibi. Zıddı: cem’-i sâlim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kesâfet» ten if.) (mü. mükessife) (tıp). Koyulaştıran, kesif hâle koyan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yoğunlaştırıcı, kondansatör.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kısm, kısmet» ten if.) (mü. münkasime). Ayrılmış, bölünmüş, teksim olunmuş: İkiye münkasim oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «küsûf» tan İf.) (mü. münkesife). Küsûfa uğramış, tutulmuş, ayin araya girmesiyle görünmez olmuş (güneş) (ay hakkında «münhasif» denilir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «keşf» ten if.) (mü. münkeşife). 1. Meydana çıkmış, açık. 2. Keşfolunmuş, meçhul iken bulunup bilinmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kesr»den if.) (mü. münkesire). 1. Kırılmış, kırık, parçalanmış: Ayna münkesir oldu. 2. mec. Kırgın, gücenmiş, mahzun, kederli: Kalbi münkesir oldu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İtisam eden, eliyle tutan, yapışan. 2.Günahtan çekinen. 3.Allah’ın ipine sımsıkı sarılan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «besm»den if.) (mü. mütebessime). Gülümseyen, tebessüm eden, güler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smiling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Gülümseyerek, tebessümle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cism» den if.) (mü. mütecessime). Vücut peydâ ederek cisim gibi görünen, tecessüm eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «husûmet» ten if.) (mü. mütehâsıma) (tes. mütehâsımeyn). 1. Karşılıklı husumet, düşmanlık eden: Terafeyn-i mütehâsımeyn. 2. Karşılıklı davaları olanların herbiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vesm» den If.) (mü. müttesime). Nişanlı, bir nişanı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. müzerkeşe) (Farsça zer-keş’ten Arapçaiaşmış). Sırma ile işlenmiş, sırmalı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منقسم] bölünmüş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bölünmek, bölünmüş olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منکسر] kırık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kırılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متبسم] gülümseyen, tebessüm eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nekeslik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Herhangi bir mesleki eğitim görmemiş ressamlarca üretilen ve çocuksu bir betimleme anlayışını yansıtan resim sanatı ürünleri. Naif resim, perspektifin kuralların yadsıyışı ve çocuksu anlatımı dışında genel üslup özellikleri göstermez. Naif ressamlarca geliştirilen teknik ve üsluplar, daima kişisel niteliktedir. Dış gerçekliği akademikleşmiş yanılsama teknikleriyle değil de âdeta “masum bir gözle” algılayıp betimlemeleri açısından sanatsal değer taşırlar. 19. yüzyılın ikinci yarısında beliren Naif Resim`in en tanınmış ustaları H. Rousseau ve G. Moses`dir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NA-KES) (i. F.). 1. insaniyetsiz, alçak. 2. (Türkçe halk dilinde: nekes) Hasis, cimri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ناکس] soysuz, işe yaramaz. 2.pinti, nekes.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde: nekeslik) Cimrilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Nargile içen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

principle of causality. law of causation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breathtaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) NA-kes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stingy. tight-fisted. moneygrubber. penny pinching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ نکس] hayırsız. 2.elisıkı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) NAkeslik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hafif ve latif rüzgâr: Nesim-i sabâ, bâd-ı sabâ = Sabah yeli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نسيم] meltem, esinti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Hafif rüzgar. 2.Hoş, mülayim insan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nesim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. nesîmiyye). Hafif ve latif rüzgâra ait. Havây-ı nesimi = Solunabilen temiz hava.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Torba biçiminde yorgan çarşafı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protective case made of sheeting used to cover a guilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. -F.). Meclis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Toplantı yeri, toplanma yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

density of population.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Aydınlık ve gümüş gibi parlak.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Işıklı, aydınlık yüz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiery. hot tempered. like a bear with a sore head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Erkek örümcek. 2.Bir dağ adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dead / dull / off season. dead season. the slack season. the off season. silly season.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decimal fraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decimal fraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decimal fraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decimal fraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.) (musiki). Çoksesli eser çalan çalgılar topluluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orchestra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orchestra. band. ensemble. music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Orkestrasyon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. A. T.) (musiki). Orkestra yönetme san’at ve ilmi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. T.) (musiki). Orkestra yöneticisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conductor. maestro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conductor of an orchestra. conductor. director of music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.) (musiki). Bir musiki eserini orkestraya göre yazabilmeyi öğreten çoksesli yüksek musiki ilmi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private enterprise. private enterprise / undertaking. privately owned enterprise. private concern. private initiative. privately owned enterprise / establishment / undertaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private enterprise. private enterprise / undertaking. privately owned enterprise. private concern. private initiative. privately owned enterprise / establishment / undertaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private entrepreneur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private entrepreneur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr). 1. Yara bakımı, yaranın temizlenip ilâçlanması. 2. Vücudun herhangi bir yerini, tedavi maksadıyle alkol, sıcak su, soğuk su vs. ile belirli bir süre ıslak tutmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

money circulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

money circulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pouch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s cimri, pinti, aşırı hasis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hasislik, pintilik, cimrilik, tamahkarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. (kitapta) çeşitli yerlerde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sharing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Katı, kuru ekmek, seferde dayanmak ve hafif olmak için çok pişirilen ekmek, galeta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardtack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rusk. hard biscuit. zwieback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard biscuit. ship biscuit. hard- tack. hardtack. pilot biscuit. rusk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hurma, Trabzon hurması, Japon inciri, bot. Diospyros.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nedâmet getirmiş, nâdim, pişman, (bk.) Pişman.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پشيمان] pişman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pesimiste

fel. kötümser

Her şeyi kötü yanıyla ele alan, hep en kötüyü bekleyen, kötüye yorumlayan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pessimist kötümser. karamsar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pessimist(in ).

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pessimisme

fel. kötümserlik

Her şeyi en kötü yanından ele alan, her durumu karanlık gören ve hep en kötüyü bekleyen dünya görüşü.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı Fars. pîş-keş = öne çekilen). Hediye, ermağan. Peşkeş çekmek = Olmayacak bir şeyi teklif etmek, sözde mükâfatlandırmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i bedbinlik, kötümserlik, karamsarlık; fels. dünyanın esasında fena olduğunu kabul eden kuram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bedbin kimse, kötümser kimse, her şeyin karanlık tarafını gören kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bedbin, kötümser, karamsar. pessimistically z. bedbince, karamsarlıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., müz. çok hafif (sesle), kıs. pp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tahta kargı sapı; ucu demirli baston. plain as a pikestaff apaçık, meydanda, aşikâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Pişmek işi ve tarzı, pişiş. 2. Bir defada pişen miktar, pişirim.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s., İt., müz. çok hızlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. nabız ölçme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. rakam, Fars. keşîden = çekmek). Rakam çeken, yazan, çizen..

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «resm»den if.). Resim yapan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Resim yapan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Adet.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Âdet, töre. Merasim, tören. 2.Formalite.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(RESM) (I. A.) (c. rüsûm). 1. Yazma, çizme. 2. Eser, nişan, alâmet: Resmi kalmış. 3. Şekil, suret: Gül resmi. 4. Tertip, plan, taslak: Yapılacak mektebin resmini çizmek. 5. Elle yapılan tasvir: Rafael’ln yaptığı resimler meşhurdur. 6. Tasvir yapmak san’atı: Resim öğreniyor. 7. Fotoğraf: Resmimi aldıracağım. S. Tarz, tertip, usûl: Bu resimde yapılır. 9. Adet, tavır: Feleğin resmi böyledir! 10. Alay, tören: Askerin geçit resmi (bu mânâ ile cem’i yerine «merâslm» kullanılır). 11. Devletçe ve devlet namına edilen hareket ve söylenilen söz: Resmin dışında bir İş. 12. Vergi, bir maldan hazinenin aldığı hisse, teklif, bac: Gümrük resmi, uuz resmi (bu mânâ ile cem’i «rüsûm» un cem’i olarak «rüsûmât da kullanılır). Resm-i selim = 1. Askerin kumandana ve devlet büyüklerine yaptığı tören. 2. Bir geminin diğerine karşı yaptığı saygı gösterisi. Resm-I geçit (yanlış bir terkiptir) = Askeri birliklerin törenle geçmesi. Resm-1 kabûl = Kabûl resmi, resepsiyon. Resm-I küşâd = Açılış merasimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picture. pictorial. picture. figure. drawing. painting. photo. image. illustration. tableau. tablature. dues. tax. effigy. likeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawing. illustration. pattern. picture. valentine. photograph. design. painting. photo fotoğraf. due. tax. toll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duty. picture. drawing. painting. fresco. mosaic. print. art of drawing or painting pictures. impost. ceremony. image. plan. figure. chart. drafting. plotting. design. draught. graphic. plate. aspect. device. tableau. due. levy. rate. charge. fee. excise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Resim Çerçevesi Modu, BRAVIA TV’nizi bir tablo ya da geniş ekran fotoğraf çerçevesi gibi kullanabileceğiniz anlamına gelen, gelişmiş bir özelliktir. Televizyon izlemediğiniz zamanlarda, oturma odanıza çarpıcı bir başyapıt yaratmak için en sevdiğiniz resimleri görüntüleyin ya da önceden yüklenmiş fotoğraflar arasından seçim yapın.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kayıtlı görüntüler, yakında bulunan başka uyumlu fotoğraf makinelerine kablosuz olarak gönderilebilir. Kablosuz ağlar üzerinden görüntü aktarımı için DLNA standardını kullanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Ses devam ederken TV ekranında sabit bir çerçeve gösterilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

Resim sanatında üç boyutlu nesne ve varlıkların, iki boyutlu olarak üzerinde betimlendiği düzlem. Kullanımı tüm uygarlık ve üsluplarda farklıdır.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

(PIP) TV kaynağından gelen küçük bir görüntüyle birlikte PC ekranını görüntüler. Bir TV kanalını seyrederken PC uygulamalarınıza gözatmanızı sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

İzlediğiniz kanalın teleteksti, ekranın sağ tarafında gösterilirken, resim solda kalmaya devam eder.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

(PAP) Ekran bölme özelliği bir TV kanalını ve DVD veya Blu-ray Disc™ gibi bir AV kaynağını aynı anda izlemenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photographer. art teacher. seller of pictures. artist. illustrator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to illustrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artwork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to illustrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pictorial. illustrated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illustrated. pictorial. illuminated. illustrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comic strip. strip cartoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picture frame. album albüm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picture frame. photograph album.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

İlk kez ünlü İsviçreli sanat tarihçisi Wöfflin tarafından ortaya atılan ve resim sanatı tarihinde görülen iki karşıt anlayıştan birini anlatmak için kullanılan bir terim. Rönesansta rastlanan kesin konturla sınırlanmış resimsel betiler yapma anlayışına karşıt olarak, Barokta betilerin oluşturulmasında çizgi ağırlık taşımaz; renk nüansları ve tonlarla ışık - gölge düzeni betiyi var eden ana öğelerdir. Bu resmetme anlayışı «resimsi» olarak nitelenir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gall bladder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Safra kesesi taşlarının neden olduğu bir çeşit iltihaplanmadır. Tıp dilinde kolesistit denir. İki çeşidi vardır.

- Müzmin safra kesesi iltihabı :

Safra kesesi büzülür, gereği gibi çalışamaz hale gelir. Hastanın karnında, özellikle yemeklerden sonra gaz ve gerginlik vardır. Ayrıca; sağ taraftan başlayıp, kaburgaların altına kadar yayılan geçici bir ağrı ve sarılık nöbetleri de görülür. Tıp dilinde kronik kolestit denir. Bu hastalık genellikle 40 yaşını geçmiş şişman kadınlarda görülür.

- Akut Safra Kesesi İltihabı :

Bilhassa, safra yollarına yerleşmiş taşın neden olduğu bir hastalıktır. Tıp dilinde akut kolestit denir. Hastada karnın sağ üst kısmına gelen ani, şiddetli ve çabuk gelişen, sırta, hatta sağ omuzun ucuna kadar yayılan ağrı vardır. Ateş artar, kusma ve bulantı görülür. Her iki çeşit safra kesesi iltihabında da; vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir. Ameliyat gerekebilir. Ameliyat gerekmeyen durumlarda veya safra kesesi iltihaplanmasını önlemek ve safra akımını kolaylaştırmak amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Maydanoz, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 2 tutam maydanoz konur. 5 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 2 kere birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrial country. industrial country / nation. industrial nation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symphony orchestra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symphony orchestra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hayran, şaşkın.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سراسيمه] afallamış, sersemleşmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. ser = baş, keşiden = çekmek). Baş kaldıran, itaatsiz, Ar. muannid: Serkeş adam, at.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contumacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intractable. unruly. refractory. disobedient. lawless. lawless man. recalcitrant. truculent. vocal person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرکش] dikkafalı, inatçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Serkeşlikle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Serkeşlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرکشی] dikkafalılık, inatçılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Serkeş olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unruliness. intractableness. refractoriness. contumaciousness contumacy. ill- nature. recalcitrance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) altmış sayısına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. “şiken” yerine birleşik sıfat teşkiline girer). 1. Kırma. Şikest etmek, Kırmak. Şikest olmak = Kırılmak. 2. Mağlûbiyet, kırılma. Kıran. Peymineşikest, büt-şikest = Kadeh, put kıran.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شکست] kırık. 2.yenilgi. 3.kırma. 4.kırılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kırılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kırılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Kırılmış, kırık. 2. Mağlûp, yenilmiş, bozulmuş (birleşik sıfat teşkiline de girer). Şikestedil = Gönlü kırılmış. Şikeste-hitır = Hatırı kırılmış. 3. Tâlik yazısının bir çeşidi: Şikeste’yi çok İyi yazardı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شکسته] kırık. 2.yenik, mağlup.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kırık kanatlı, kanadı kırık, kederli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kırık dökük, şöyle böyle

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شکسته بال] kanadı kırık. 2.çaresiz, üzgün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شکسته بسته] kırık dökük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شکسته دل] gönlü yaralı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [شکسته طالع] talihsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). «Sı» ile başlayan bazı sıfatların başına getirilirse mânâyı kuvvetlendirir. Sımsıkı («simsiyah» taki «sim» in kalınıdır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(s.). Bazı sıfatların başına girip mübalağa gösterir. Simsiyah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Gümüş. 2. Gümüş para. 3. Gümüş taklidi sırma veya maden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tinsel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Subscriber Identity Module.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

SIM A Subscriber Identity Module is a card commonly used in a GSM phone The card holds a microchip that stores information and encrypts voice and data transmissions, making it close to impossible to listen in on calls The SIM card also stores data that id

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Subscriber Identity Module.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Subscriber Identification Module A card used in GSM to personalize a handset. refers to the SIM card that your mobile phone needs for it to function Your SIM card holds your personal information and phone settings In essence, it is the subscriber's author

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Subscriber Identity Module - Synonymous with smart card.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Subscriber Identity Module is the type of module used in GSM smart cards to allow personnel access to the GSM network.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Subscriber Identification Module A credit card size card which is owned by a subscriber, who slides it into any GSM handset to transform it into 'their' phone It will ring when their unique phone number is dialed; calls made will be billed to their accoun

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A card that the mobile subscriber inserts into the mobile terminal It contains a code that uniquely identifies an individual subscriber to the network The SIM card allows the subscriber to use the GSM service regardless of the mobile terminal, that is, a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Subscriber Identification Module: the smart card necessary for the operation of GSM phones.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviation for 'similar' Used with U-numbers to describe an insulator that matches that style closer than any other in the U-Chart If significantly different, the description might note the character of the difference, for example, 'Sim U-860, crown as

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Single inline module Same as SIP except with a connector edge instead of leads.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Subscriber Identity Module The GSM smart-card that contains user service information The SIM card provides authentication, storage of data, assists in the encryption process and provides subscriber protection using PIN/PUK codes Very thin The size of a cr

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Subscriber Identity Module is a card commonly used in a GSM phone The card holds a microchip that stores information and encrypts voice and data transmissions, making it close to impossible to listen in on calls The SIM card also stores data that identi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Skydiver's Information Manual Published by the USPA, the SIM is a comprehensive manual on USPA policies and training methods It also includes FARs pertinent to skydiving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Subscriber Identity Module The smart card used in digital cellular handsets Besides providing access and identification of the user to the network, it also provides a number of security features to ensure caller confidentiality It allows for the storage o

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Subscriber Identity Module Plastic card, which is the heart of a digital mobile phone It stores the identity of the phone and its owner, and allows access to the telephone network It can also store telephone numbers and addresses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Subsciber Identity Module The smart card used in mobile phones It carries the users identity for accessing the network and receiving calls and also stores personal inormation, such as SMS messages and a phone directory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Subscriber Identification Module A plastic card, which is placed in the back of a mobile phone and allows you to store information on your phone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A module form factor frequently used for memory modules, which are also know as single-in-line memory modules SIMs provide a very compact form factor with high density The LTS-10, NSS-10, NSI-10, and RTR-10 modules are all 40-pin SIMs SIM sockets are avai

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سيم] gümüş. 2.gümüş tel. 3.gümüş para.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Sîm = gümüş, ber = göğüs). Göğsü gümüş gibi beyaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Sîm = sırma, keşiden = çekmek). Haddeden gümüş tel çeken san’atkâr: Sİmkeş işi. (Halk dilinde «sırmakeş» denir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Sîm = gümüş, ten = beden). Gümüş gibi beyaz vücutlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SİMA) (i. A.). Yüz alâmetleri, çehre, beniz: Simasından bellidir. Melek-simâ = Melek çehreli, güzel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

face. cast of features. visage. front.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

face. features. personage. sima. cast of features.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A cyma. rock that form the continuous lower layer of the earth's crust; rich in silicon and magnesium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

face. figure. person. complexion. countenance. visage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rock that form the continuous lower layer of the earth's crust; rich in silicon and magnesium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سيما] yüz. 2.kişi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Yüz, çehre, beniz. 2.Kimse, insan, tip.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (Sim = gümüş, Ab = su). Cıva.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سيماب] cıva.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Kulak deliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bozmak, kırmak, kesmek, kesip mahvetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Sol taraf, sol el. 2. Kuzey. Şimâl-i şarki — Kuzeydoğu. Şimâl-i garbi = Kuzeybatı. Şimal rüzgârı = Poyraz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شمال] kuzey. 2.sol.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şimalden, kuzeyden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شمالا] kuzeyden. 2.kuzeyde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. şimâliyye). Şimale, kuzeye ait.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شمالی] kuzeye ait. kutb-i ~ kuzey kutbu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sımâme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(t. A.). 1. Tıpa, tıkaç. 2. (tıp) Kan damarlarında olup damarı tıkayan kan pıhtısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüz bulup azmış, şımarmış: Şımarık çocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spoilt. saucy. sassy. pert. perky. wayward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brazen. forward. pert. spoiled. saucy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spoiled by overindulgence. pert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Azmak, yüz bulup Haddini aşmak: Bu çocuk şımarmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yüz verip azdırmak: Bu çocuğu annesi çok şımartmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosset. spoil. spoonfeed. baby. feather-bed. cocker. coddle. cosher. dandle. indulge. pamper. pet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coddle. cosset. indulge. pamper. spoil. to spoil. to indulge. to pamper. to cosset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spoil sb. cosset. indulge. mollycoddle. pamper. spoil. wet nurse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (m. sima.). Damgalar, alâmetler, nişanlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سماط] sofra. 2.ziyafet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Yüz, çehre, benizle ilgili.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Gümüşten ay, gümüş gibi parlak ay.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سيمبر] gümüş gibi beyaz göğüslü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Göğsü gümüş gibi olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) («Şimiden» tâbirinden kısaltılmıştır). Şimden sonra, şimden geri. (bk.) Şimdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İçinde bulunulan zamanı gösterir: Şimdi geldim, şimdi gideceğim, şimdi nerededir, şimdiye kadar, şimdiye değin. Şimdiden = Bu kadar erken: Şimdiden gidecek miyiz? Şimdiden sonra = Bu vakitten sonra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

now. at the present time. presently. anon. just. now.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hereby. now. presently. yet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

now. present. at present. at once. soon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Tam bu zamanda: Şimdicek burada idi, şimdicek gelecektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

already.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

already. this very moment. right now.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bu zamandaki, şimdi olan ve var bulunan: Şimdiki zaman, şimdiki adamlar, şimdiki halde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the present. present. actual. current. present-day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current. immediate. present.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actual. sb / sth of the present time. of today.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

now. present. times.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

present. the present continuous tense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şimdiki halde, şimdiki zaman için: Şimdilik bu kadar kâfidir. Şimdilik bir şey yoktur, hastalıkta şimdilik bir tehlike yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for now. temporarily. for the present. for the time being. pro temp. pro tempore. for the nonce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for the present. for the time being. for now.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for the time being. for the present. for now.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. şiyem). Huy, tabiat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Demiryolu. 2. Demiryolu katarı, tren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Deneysel yönlendirme sonucunda, iki veya daha çok sayıda farklı genom hücresinden oluşan organizma

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Tenazur. Bir cismin iki tarafının bir mihvere göre birbirine tamamen intibak etmesi, birbirinin aynı olma.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. symétrie

mat. bakışım

Eksen olarak alınan bir doğrudan, benzer noktaları karşılıklı olarak aynı uzaklıkta bulunan iki benzer parçanın birbirine göre olan durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetry. proportion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetry. symmetry bakışım.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Simetri, parçaların orta eksenin iki yanında biçimlerin, motiflerin ve renklerin eşdeş olacakları biçimde düzenlenmeleri sonucunda, her iki yarımın birbirinin yansıması olmasıdır. Asimetri ise orta çizgi ile bölünen karşıt yanların parçalarının eşdeş olmadığı bir düzenlemedir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. symétrique

mat. bakışımlı

Bakışımı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetric. symmetrical. symmetrical bakışımlı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

even running. symmetrical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe) (uyd. k.). Danışıklı bir ifadesi olan resim, harf, bitki, hayvan gibi işaret, remiz: Kimyada altın Au simgesiyle gösterilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symbol. sign. image. ensign. emblem. attribute. embodiment. epitome. exemplar. representation. specimen. token. type.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attribute. byword. emblem. personification. representation. soul. symbol. personification sembol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

icon. symbol. byword. emblem. frc- hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - İşaret, sembol.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symbolism. symbolism sembolizm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symbolism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

represent. to symbolize. to represent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to symbolize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symbolic. symbolical. symbolic sembolik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symbolical. emblematic. symbolic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kemikleri kuşatan ince zar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, i. maymuna benzer; i. maymun, özellikle insana benzeyen maymun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, i. benzer, müşabih, bir birine yakın; geom. şekilde aynı olan; i. benzeyen şey. similarity i. benzeyiş, benzerlik. similarly z. bunun gibi, aynı, aynı şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kon., san. teşbih, temsil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. benzerlik, müşabehet; teşbih, mesel, suret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gümüşten yapılmış veya gümüş gibi beyaz ve sâf.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سيمين] gümüşten. 2.gümüş gibi beyaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gümüşten, gümüş gibi, gümüşe benzeyen parlak ışıltı.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. chimiotaxie

biy. kimya göçümü

Bir hücreli varlıklarda, kimyasal maddelerin etkisi altında yanaşma veya uzaklaşma biçiminde görülen yer değiştirme durumu.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. chimiotropisme

bit. b. kimya doğrulumu

Kimyasal maddelerin etkisi ile bitkilerde görülen, maddeye doğru veya ters yöne yönelme durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük halka şeklinde susamlı has ekmek. Simit unu = Simit yaprmırıda kullanılan has un. (denizcilik): Tahlisiye simidi = Denize düşenlerin tutunması için gemilerde bulunan simit şeklinde mantar. Kandil simidi = Kandil günlerinde yapılan yağlı simit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bagel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roll of bread in the shape of a ring. life buoy. ring-shaped bread covered with sesame seeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ring-shaped. savory roll covered with sesame seed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Simit yapan ekmekçi. 2. Simit gezdirip satan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yemin bozma, vefasızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yeminini bozmak, tutmamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sırma teli işlenilen fabrika.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f, i. ateşte ağır ağır kaynamak; kaynar hale gelmek; hafif heyecan içinde bulunmak; kaynama derecesinin birkaç derece altında pişirmek; i. öfke veya coşkunluktan patlar hale gelme; hiddeti zapt etme hali. simmer down k.dili. yavaş yavaş hafiflemek, yat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, ing. bayram pastası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo). birdolar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. papazlık gibi kutsal değerleri satan veya satın alan adam. simoniacal s. böyle iğrenç bir alım satım kabilinden veya buna ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. halis, saf; gerçek; alın açık yüzü ak, lekesiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. papazlık rütbesi veya makamı alım satımı; kutsal tutulan şeylerden kar çıkarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. samyeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., ABD., kdili. çekici, sempatik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. aptal aptal sırıtmak, colloq. pişmiş kelle gibi sırıtmak; i. aptalca sırıtma . simperingly z. aptalca sırıtarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. basit, bileşik olmayan; sade, süssüz; bot. yalın (yaprak); zool. münferit, tek; adi, bayağı; kolay; saf, halis; tabii, suni olmayan, yapmacıksız; budala, alık, ahmak; ahmakça; önemsiz, ehemmiyetsiz; kolay anlaşılır; ancak yeterli; i. basit şey;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ahmak veya budala kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. basit; bir seferde tek haber gönderilebilen telgraf sistemine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. basitlik, sadelik; kolaylık; budalalık, saflık; samimiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sadeleştirme, basitleştirme; basitleşme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. basitleştirmek, sadeleştirmek, kolaylaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. ancak, sadece; basit olarak; budalaca; k.dili. tamamen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gümüş yüzlü, gümüş gibi parlak, ışıltılı yüzü olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şimşir ağacı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شمشاد] şimşir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Komisyoncu, aracı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broker. middleman. commission agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agent. broker. middleman. commission agent. cabalist. us- weather market-maker. list of broker. odd lot. functional middleman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سمسار] komisyoncu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Komisyon ücreti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سمساریه] komisyon ücreti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Komisyonculuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brokerage. being a commission agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bulutlardaki elektriklenmenin meydana getirdiği ışık: Şimşek çakmak. Şimşek gibi = Birdenbire, gelip geçen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightning. flash. streak of lightning. streak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightning. flash. streak of lightning. streak. lightning flash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightning. flash of lightning. flash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Yağmurlu havada, buluttan buluta ya da yere elektrik boşalırken oluşan, geçici ve şiddetli elektrik akımı. 2.Canlı, hızlı, coşkulu, hareketli kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çok hareketli, canlı, hızlı kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Şimşekkan).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hareketli, canlı soydan gelme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sim, sıkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firmly. very tight. fast. chock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tight. very tight. very tightly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very tight. very closely spaced. clinging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Susam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i galat olarak çemşir ağacına derler), (bk.) Çemşir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞEMŞİR) (i. F.). Kılıç. Şimşîr-zen: Kılıçla vuran, kılıç çeken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boxwood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شمشير] kılıç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(buxus sempervirens): Şimşirgiller familyasından; her zaman yeşil çalı veya ağaç halinde odunsu bir bitki cinsidir. Yurdumuzda yetişen adi şimşir; çoğunlukla sık dallı bir çalı, bazen 10 metreye kadar boy salan bir ağaçtır. Çiçekleri yeşilimsi sarıdır. Yaprakları ve dallarının kabuğunda; alkoloidler, uçucu yağ, reçineli bileşikler ve tanen vardır. Kullanıldığı yerler: Kanı temizler. Terletir, ateş düşürür ve vücudu rahatlatır. Hafif derecede müshildir. Karaciğer hastalıklarında kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik), ikiçeneklilerden bir bitki. Örnek bitkisi şimşirdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jetblack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coal black. jet black.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jet black.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سمط] dizi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سيم تن] gümüş tenli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Teni gümüş gibi güzel, parlak olan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -cra) suret, hayal; hafif benzeyiş, taklit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. simulation

1. benzetim, 2. öğrence

1. Taklit etme, benzerini yapma. 2. Öğrenmek amacıyla benzerini yapma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. taklit etmek, taklidini yapmak. simulation i. taklit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. simulateur

öğrencelik

Gerçeğe uygun yapay öğrenme aygıtı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. simultané

anında

Aynı anda, o anda yapılan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simultaneous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simultaneously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aynı zamanda vaki olan, eşzamanlı. simultaneously z. aynı zamanda, birlikte, bir arada . simultaneousness i. aynı zamanda vaki olma, eşzamanlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سيمرغ] zümrütüanka.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Anka kuşu, masal kuşu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mitolojideki anka kuşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eski kimya. Fr. Magie blanche. Simyâ-ger = Bir zamanlar, sun’İ olarak altın yapmaya çalışan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alchemy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alchemy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alchemist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «sîm-keş» den galat). Sırma işleyen, gümüşten sırma çeken esnaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F„ Sitem = zulüm, keşiden = çekmek). Haksızlık çeken. Ar. mazlûm, mağdûr.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. havada görülebilen pislik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vapur bacası; uzun fabrika bacası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanların yaklaşık yüzde 30’unun dondurma gibi çok soğuk bir gıdayı yedikten veya soğuk bir içeceği çabucak içtikten sonra başları ağrır. ‘Beyin donması’ veya ‘dondurma başağrısı’ da denilen bu ağrı, kalp hastalarının sol kollarında duydukları ağrı gibi, orijini farklı, duyulduğu yerin farklı olduğu bir ağrı çeşididir. Ağrı ağızda değil de başta duyulmaktadır.

Bir görüş, bunun nedeninin sinüslerimiz, yani burnumuzdan aldığımız havayı akciğere giderken nemlendiren, hastalandığımızda şişen, burnumuzun üstündeki boşluklar olduğunu ileri sürüyor. Buna göre soğuk bir şey yenildiğinde, boşluklardaki hava aniden soğuyarak, ağrıya hassas sinir uçlarını tetikliyor ve ağrının başta hissedilmesine sebep oluyor.

Diğer bir görüşe göre ise ağzımızın kenarlarında ve tavanında bulunan damarlardaki kan hücrelerinin akışı ağrıya neden oluyor. Soğuk bir şey yenildiğinde kan, o bölgeyi ısıtmak için soğuk kısma hücum ediyor. Bu kanın bir kısmı başımızın ön tarafından geliyor ve geldiği yerdeki acı/ağrı alıcılarını ikaz ediyor ve bu sebeple de ağrı başta duyuluyor.

Hangi görüşün tam doğru olduğu henüz kesinlik kazanmış değil. En iyisi soğuk gıdaları biraz daha yavaş yiyip, içmek ve ağızda biraz bekletip ısıtmak. Böylece hem gıdanın lezzeti daha iyi alınır hem de kimsenin başı ağrımaz.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breathtaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstract noun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. parmaklık rendesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. men) sözcü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draught. water line. load water line. loadline. wet line. plimsoll. water level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). 1. Sürme çekmiş. 2. Sürme çeken, sürme çekici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. piyango ve at yarışlarında kazanınca verilen büyük meblağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Türkçe «taban» ile Farsça «keşîden» masdarından mürekkep yanlış tâbir). Yaya yürüyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

false name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alias.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAKSİM) (i. A. «kısm» dan mas.) (c. taksîmât). 1. Bölme, parçalara ayırma. 2. (matematik) Bölme işlemi. 3. (musiki) Saz ve söz ile irticâlî olarak solo yapmak. Taksîm-i guremâ = Bir borçlunun malının alacaklılar arasında taksimi. Taksîm-i meyâh = Akar suların ayrıldığı yer. 4. Bir binanın bölmeleri, dairelere bölünmesi: Bu evin taksîmâtı çok iyidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shareout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

division. partition. distribution. an instrumental improvisation. improvisation. instrumental solo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

division. dividing sth up. slash mark. slash. partition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تقسيم] bölme. 2.bölüm. 3.bölü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bölünmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bölmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Taksim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scale. divisions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divisions. sections.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقسيمات] bölümlendirme, bölme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Taksilerde kullanılan ve ödenecek parayı gösteren sayaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taximeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taximeter. speedometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Talapsımak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.), (dişi hayvan) Erkeğini istemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i mantık) (uyd k.) Kıyas.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaynarken bir kere taşmak: Bir taşım kaynamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syllogism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used in :.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrying. carriage. transportation. transport. shipping. conduction. conveyance. freight. haulage. portage. removal. traction. transfer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearing. carriage. conduction. freight. haulage. portage. shipping. take. transit. transmission. transport. transportation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to carry. to transport from one place to another. to bear. to support. bearing. carriage. carrying. conveyance. conveying. exchange order. haulage. hauling. hotel package. tote. transmission. uninsured working expenses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrier. transporter. shipping agent. forwarder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transportation. carrying trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transport. transportation. transporting. carrying. shipping nakliyecilik. nakliyat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the transport business. shipping. the forwarding business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir yerden bir yere götürmek, nakletmek: Yarın eşyayı yeni eve taşıyacağız. Bu kitapları nereye taşıyacaksınız? 2. Üstünde bulundurmak, yüklenmek: Üstünde para taşımaz. 3. mec. Bir yerden bir yere söz götürüp dedikodu yapmak: Söz taşıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carry. transport. bear. wear. bear away. carry away. convey. haul. put across. relocate. remove. run. stanchion. sustain. tote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bear. carry. cart. conduct. convey. ease. ferry. haul. lug. receive. tote. transfer. transport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

move. transport. to carry. to transport sth from one place to another. to bear. to support. cart. catch up. convey. haul. mount. pack. receive. sustain. tote. wear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ısı değişikliklerini ölçmeye mahsus elektrikli cihaz, tasimetre. tasimetry i. tasimetre ile ölçme .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

( f. «tasmîm» den ga■at). Niyetlenmek, ölçüp biçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to plan. to estimate. to reckon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syllogistic. syllogistical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cism» den masdar). Vücut verme, cisimlendirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

risk free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. safe. dangerless. free of risk. benign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safe. free from danger. free of risk. benign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

risklessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monogamy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kesret» ten). Çoğalma, çok olma: Hayvanların tekessürü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکسر] kırılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکثر] çoğalma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (kumaş) Eskiyip telleri meydana çıkmak, tiftiklenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «tebs» ten). Gidermek ve teskin etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça «tîr-keş» den. Asıl Türkçesi sadak, sağdak). Ok kuburu, Ar. kenâne.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ترکش] okluk, sadak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «resm» den). Çizme, resmini yapma, resim ve şeklini çıkarma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ترسيم] resmetme, resimleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

resimlenmek, resmedilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

resimlemek, resmetmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vesm»den). Derinin üzerine barutla veya dağlayarak nişan koyma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. tılsımât, talâsım). T. Güyâ bir define vesairenin muhafaza kuvvetini haiz birtakım şekiller ve tertibat ki, anahtarı bilinmedikçe açılması mümkün olmazmış. 2. mec. Çare, tedbir, fevkalâde kuvvet ve tesir: Bunun tılsımı bulunamadı, tılsımını bulmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

talisman. charm. amulet. spell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spell. talisman. charm. magical spell. amulet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taliman. amulet. charm. talisman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tılsımı olan, tılsımı yapılmış. Orada tılsımlı bir eski kule vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enchanted. under a spell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fascimile. exact copy. facsimile. facsimile edition. facsimile print.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(|. F„ tir = ok, keşîden = çekmek). Ok kuburu, ok mahfazası.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تيرکش] okluk, sadak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Bir noktanın göz farkedemeyecek derecede kısa ve hızlı kımıldanışı, ihtizâz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vibration. oscillation. pulse. pulsation. beat. fade-out. judder. undulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vibration. resonance. oscillation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resonance. vibration. shivering. trembling. shaking. quivering. beat. vibrancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oscillatory. vibratory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resonant. vibrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Satırların dönüşümlü olarak birleştirilmiş iki ızgara taramada tarandığı ekran.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vibration free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public transportation. collective transport. bulk transport. mass transit. mass transportation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulk transportation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (tuğra, keşiden = çekmek). Tuğray-ı hümâyûn çeken yüksek rütbeli görevli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(T.-F.) [طغراکش] tuğracı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tuğrakeş görevi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Oğuz yazıtlarında adı geçen bir kahramanın adı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Türkistan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication. contact. access. transport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intercommunication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

territorial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

alışmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hakikat gibi görünen; muhtemel; umulur beklenir. verisimilarly z. muhtemelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gerçeğe benzeyiş; ihtimal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «vesm» den smüş.) (mü. vesîme). Güzel, dilber.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Güzel yüzlü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Vesim).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yirminci; yirmilerle devam eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıvıların yapış kanlığını ölçmeye yarayan alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denying. denial. rejection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Biçimine getirerek insanın üzerinden gizlice bir şey aşıran hırsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bagsnatcher. cutpurse. lifter. pickpocket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pickpocket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dipper. light-fingered gentry. knuck. light- fingered. pickpocket. snatcher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yan yürümek, çarpık yürümek. 2. Taklit etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). 1. Yansımak işi. 2. Bir şeyin sesine benzeyen seslerle yapılan kelime.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rebound. reflection. reflex. reflexion. repercussion. response. reverberation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reflection. repercussion. mirror. echo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bounce. reflection. echoing. repercussions. reverberation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir yere çarpıp istikamet değiştirmek, aksetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rebound. reverberate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reflect. to be reflected. to echo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be reflected. to echo. rebound. reflect. reverberate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jadestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jadestone. jade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Açık yeşil ve pembe renkli, kolay işlenen, değerli bir taş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yeşb de denilen sert ve kıymetli yeşil taş. Yada, yede, Fr. jaspe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Molozların zamanla çimentolaşması ile meydana gelen kütle, konglomerat.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İnsan vücudundaki bazı organların günümüzde pek işlevleri olmamasına rağmen insanlık tarihinin başlangıcında önemli roller oynadıkları sanılıyor. Vücudumuz sanki başka şeyler de yapabilmek için yaratılmış gibidir. Örneğin çok ilginç yerlerimizde kıllar vardır, dizlerimiz olması gerekenden çok büyüktür, ayaklarımızda bu kadar parmağa ihtiyaç var mıdır, apandisitimiz vücudumuzda ne arıyor?

Kılların nedeninin ilk insanların duygularını sadece sesle değil hareket ve koku ile de iletmeleri olduğu sanılıyor. Vücudumuzun bazı bölgelerinde bulunan tüy ve kılların ana görevleri koku üretip özellikle erkek ve dişi arasında iletişim kurmaktı. Aynı şekilde apandisitin de başlangıçta ot yiyen atalarımızın otlarını sindirmede kullandıkları, ama zamanla otlanmaktan vazgeçtikleri için körelen bir organ olduğu sanılıyor.

Yabancıların “akıl dişi” de dedikleri yirmi yaş dişleri geç çıktıkları gibi, çoğu kez problem de yaratırlar ve diş hekimlerince derhal çekilmeleri önerilir. Aslında çiğnemede pek fonksiyonu da olmayan bu dişler bize henüz yiyeceği pişirerek yemeyi keşfedemeyen atalarımızın mirasıdır. Onların çiğ yiyecekleri yemek için daha kuvvetli bir çeneye ve dişlere ihtiyaçları vardı.

Zaten diğer bütün dişlerimiz de aynı anda çıkmaz. Önce süt dişleri çıkar. Onlar döküldükten sonra ön dişler ve köpek dişleri çıkar sonra da azı dişleri. Yirmi yaş dişleri bu sırayı biraz gecikerek takip eder. Bütün bu olaylar olurken de çenemiz gelişmeye devam eder, ancak 20 yaşını geçtikten sonra yirmi yaş dişlerine çene kemiğimizde yer açılır.

İnsanlık geliştikçe yirmi yaş dişine de çenemizde o kadar az yer kalıyor, yani insanın evriminde çene gittikçe küçülüyor. Bu nedenle bazı insanlarda bu dişler hiç çıkmadan gömülü olarak kalabiliyor. Yerine tam oturamadığından çürüyebiliyor, iltihap yapabiliyor. Bir fonksiyonu olmadığından da diş hekimleri çekip almayı tercih ediyorlar.

Görevleri sadece çiğnemek olmasına rağmen dişlerimizin içinde sinirler de vardır. Bu sinirler dişlerimizle ilgili acı, ağrı ve ısıyı beynimize iletirler. Yani dişimiz çürürse sinir bir problem olduğu konusunda beynimizi ikaz eder ama nedense bu ikazı diş çürüdükten, iş işten geçtikten sonra yapar, diş hekimleri de o dişi kurtarmak için önce sinirini alırlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İnsan vücudundaki bazı organların günümüzde pek işlevleri olmamasına rağmen insanlık tarihinin başlangıcında önemli roller oynadıkları sanılıyor. Vücudumuz sanki başka şeyler de yapabilmek için yaratılmış gibidir. Örneğin çok ilginç yerlerimizde kıllar vardır, dizlerimiz olması gerekenden çok büyüktür, ayaklarımızda bu kadar parmağa ihtiyaç var mıdır, apandisitimiz vücudumuzda ne arıyor?

Kılların nedeninin ilk insanların duygularını sadece sesle değil hareket ve koku ile de iletmeleri olduğu sanılıyor. Vücudumuzun bazı bölgelerinde bulunan tüy ve kılların ana görevleri koku üretip özellikle erkek ve dişi arasında iletişim kurmaktı. Aynı şekilde apandisitin de başlangıçta ot yiyen atalarımızın otlarını sindirmekte kullandıkları, ama zamanla otlamaktan vazgeçtikleri için körelen bir organ olduğu sanılıyor.

Yabancıların “akıl dişi” de dedikleri yirmi yaş dişleri geç çıktıkları gibi, çoğu kez problem de yaratırlar ve diş hekimlerince derhal çekilmeleri önerilir. Aslında çiğnemede pek fonksiyonu da olmayan bu dişler bize henüz yiyeceği pişirerek yemeyi keşfedemeyen atalarımızın mirasıdır. Onların çiğ yiyecekleri yemek için daha kuvvetli bir çeneye ve dişlere ihtiyaçları vardı.

Zaten diğer bütün dişlerimiz de aynı anda çıkmaz. Önce süt dişleri çıkar. Onlar döküldükten sonra ön dişler ve köpek dişleri çıkar sonra da azı dişleri. Yirmi yaş dişleri bu sırayı biraz geçirerek takip eder. Bütün bu olaylar olurken de çenemiz gelişmeye devam eder, ancak 20 yaşını geçtikten sonra yirmi yaş dişlerine çene kemiğimizde yer açılır.

İnsanlık geliştikçe yirmi yaş dişine de çenemizde o kadar az yer kalıyor, yani insanın evriminde çene gittikçe küçülüyor. Bu nedenle bazı insanlarda bu dişler hiç çıkmadan gömülü olarak kalabiliyor. Yerine tam oturmadığından çürüyebiliyor, iltihap yapabiliyor. Bir fonksiyonu olmadığından da diş hekimleri çekip almayı tercih ediyorlar.

Görevleri sadece çiğnemek olmasına rağmen dişlerimizin içinde sinirler de vardır. Bu sinirler dişlerimizle ilgili acı, ağrı ve ısıyı beynimize iletirler. Yani dişimiz çürürse sinir bir problem olduğu konusunda beynimizi ikaz eder ama nedense bu ikazı diş çürdükten, iş işten geçtikten sonra yapar, diş hekimleri de o dişi kurtarmak için önce sinirini alırlar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cut off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağır, çekilmez saymak, horlamak.

Türkçe Sözlük by