Sima ne demek? | Sima anlamı nedir? | Sima

Sima anlamı nedir?

Sima ne demek?

Sima anlamı nedir?

Sima | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sima

Türkçe Sözlük

(SİMA) (i. A.). Yüz alâmetleri, çehre, beniz: Simasından bellidir. Melek-simâ = Melek çehreli, güzel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

face. cast of features. visage. front.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

face. features. personage. sima. cast of features.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A cyma. rock that form the continuous lower layer of the earth's crust; rich in silicon and magnesium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

face. figure. person. complexion. countenance. visage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rock that form the continuous lower layer of the earth's crust; rich in silicon and magnesium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سيما] yüz. 2.kişi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Yüz, çehre, beniz. 2.Kimse, insan, tip.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Asım).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بکسمات] peksimet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yüzüncü; yüzde bir, yüzde bire ait. centi-, cent- onek yüz, yüzde bir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (bk.) Çoksamak ve çoksanmak.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. décimal

mat. ondalık sistem

1. Temel birimlerin katları ve askatları, bu birimlerin ondalık kuvvetleri olan uzunluk ve ağırlık ölçümlerinde kullanılan sistem. 2. Tabanı 10 olan normal sayma sayılarından oluşan sistem.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bölünemeyecek kadar küçük, parçalara ayrılamayan; i., mat. hududu sıfıra yaklaşan miktar. infinitesimally z. pek az, hemen hiç gibi, son derecede (küçük).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) kelimesi kelimesine ifade, aynı kelimeler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. fizik). Işımak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Parlamak, parıldamak, yalabımak, Osm. lâmî, zıyâ-pâş olmak: Kandil, elmas, ateşböceği ışıdı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Parlak, aydınlık yüzlü kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaşımak işi. bk. Kaşımak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scratching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tırnakla veya diğer sert bir şeyle vücudun kaşınan yerini oğmak, tahrîş etmek: Baş kaşımak. 2. Kazımak, aşındırmak, oymak: Tahtanın yüzünü biraz kaşımalı. Baş kaşımaya vakit bulamamak = Pek meşgul olmak. Boyun kaşımak = Mahcup olmak. 3. mec. Tahrik etmek, durmadan hatırlatıp canlı tutmak, canlandırmak (iyi vak’alar hakkında kullanılmaz): O üzücü olayı o kadar kaşımayınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scratch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scratch. to scratch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scratch an itchy place. scratch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. maximale

en çok, en büyük, en yüksek

“En çok, en büyük, en yüksek” anlamlarında kullanılır.


Yabancı Kelime by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملک سيما] melek yüzlü güzel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Melek şimali.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. binde bir, binde bire ait; i. binde bir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Gülümseyerek, tebessümle.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Işıklı, aydınlık yüz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr). 1. Yara bakımı, yaranın temizlenip ilâçlanması. 2. Vücudun herhangi bir yerini, tedavi maksadıyle alkol, sıcak su, soğuk su vs. ile belirli bir süre ıslak tutmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nedâmet getirmiş, nâdim, pişman, (bk.) Pişman.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پشيمان] pişman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) altmış sayısına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (Sim = gümüş, Ab = su). Cıva.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سيماب] cıva.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Kulak deliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bozmak, kırmak, kesmek, kesip mahvetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Sol taraf, sol el. 2. Kuzey. Şimâl-i şarki — Kuzeydoğu. Şimâl-i garbi = Kuzeybatı. Şimal rüzgârı = Poyraz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شمال] kuzey. 2.sol.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şimalden, kuzeyden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شمالا] kuzeyden. 2.kuzeyde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. şimâliyye). Şimale, kuzeye ait.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شمالی] kuzeye ait. kutb-i ~ kuzey kutbu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sımâme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(t. A.). 1. Tıpa, tıkaç. 2. (tıp) Kan damarlarında olup damarı tıkayan kan pıhtısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüz bulup azmış, şımarmış: Şımarık çocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spoilt. saucy. sassy. pert. perky. wayward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brazen. forward. pert. spoiled. saucy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spoiled by overindulgence. pert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Azmak, yüz bulup Haddini aşmak: Bu çocuk şımarmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yüz verip azdırmak: Bu çocuğu annesi çok şımartmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosset. spoil. spoonfeed. baby. feather-bed. cocker. coddle. cosher. dandle. indulge. pamper. pet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coddle. cosset. indulge. pamper. spoil. to spoil. to indulge. to pamper. to cosset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spoil sb. cosset. indulge. mollycoddle. pamper. spoil. wet nurse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (m. sima.). Damgalar, alâmetler, nişanlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سماط] sofra. 2.ziyafet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Yüz, çehre, benizle ilgili.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Gümüşten ay, gümüş gibi parlak ay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Taksim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scale. divisions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divisions. sections.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقسيمات] bölümlendirme, bölme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Talapsımak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.), (dişi hayvan) Erkeğini istemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrying. carriage. transportation. transport. shipping. conduction. conveyance. freight. haulage. portage. removal. traction. transfer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearing. carriage. conduction. freight. haulage. portage. shipping. take. transit. transmission. transport. transportation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to carry. to transport from one place to another. to bear. to support. bearing. carriage. carrying. conveyance. conveying. exchange order. haulage. hauling. hotel package. tote. transmission. uninsured working expenses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrier. transporter. shipping agent. forwarder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transportation. carrying trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transport. transportation. transporting. carrying. shipping nakliyecilik. nakliyat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the transport business. shipping. the forwarding business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir yerden bir yere götürmek, nakletmek: Yarın eşyayı yeni eve taşıyacağız. Bu kitapları nereye taşıyacaksınız? 2. Üstünde bulundurmak, yüklenmek: Üstünde para taşımaz. 3. mec. Bir yerden bir yere söz götürüp dedikodu yapmak: Söz taşıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carry. transport. bear. wear. bear away. carry away. convey. haul. put across. relocate. remove. run. stanchion. sustain. tote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bear. carry. cart. conduct. convey. ease. ferry. haul. lug. receive. tote. transfer. transport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

move. transport. to carry. to transport sth from one place to another. to bear. to support. cart. catch up. convey. haul. mount. pack. receive. sustain. tote. wear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public transportation. collective transport. bulk transport. mass transit. mass transportation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulk transportation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yirminci; yirmilerle devam eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denying. denial. rejection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yan yürümek, çarpık yürümek. 2. Taklit etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). 1. Yansımak işi. 2. Bir şeyin sesine benzeyen seslerle yapılan kelime.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rebound. reflection. reflex. reflexion. repercussion. response. reverberation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reflection. repercussion. mirror. echo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bounce. reflection. echoing. repercussions. reverberation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir yere çarpıp istikamet değiştirmek, aksetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rebound. reverberate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reflect. to be reflected. to echo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be reflected. to echo. rebound. reflect. reverberate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by