Sinir Hastası ne demek? | Sinir Hastası anlamı nedir? | Sinir Hastası

Sinir Hastası anlamı nedir?

Sinir Hastası ne demek?

Sinir Hastası anlamı nedir?

Sinir Hastası | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sinir hastasi

Türkçe - İngilizce Sözlük

nerve patient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mentally disordered person. mentally ill / disordered / defective. mental patient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir biçimin veya hacimin dış çizgisi veya en dış kenarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardiac patient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychopath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychopath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y.). Hudut. Sınır koymak = Tahdîd etmek, sınırlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), insan ve hayvanların kasları içinde yayılan çok ince, sert, ipliğe benzer organların her biri. Sinir hastalığı = Ruh hastalığı. Sinire dokunmak = Can sıkmak, rahatsız etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frontier. border. frontier. borderline. boundary. limit. borderland. bound. bourn. bourne. butting. circumscription. compass. confine. deadline. line of demarcation. extreme. extremity. limitation. march. pale. purlieu. skirting. stint. verge. waters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

border. borderline. bound. boundary. compass. edging. extreme. frontier. limit. margin. measure. stint. verge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

border. boundary. limit. bound. frontier. stint. termination. terminus. barrier. rim. border-line. border land. side. confine. state. rating. range. terminal. lines. brand. demarcation. deadline. abutment. ambit. bordering. bothy. bourn. compass. edge. ma

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arse. bugger. nerve. sinew. string. fibre. anger. irritation. emotional balance. equanimity. crabby. irritating. irksome. annoying. fiber. rib. vein. nervous. habit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nerve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bu çeşit ağrılar, genelikle küt ağrı şeklindedir. Vücudun her yerinde hissedilebilir. Ama, çoğunlukla kalp çevresindeki ağrılardan şikayet edilir. Bazı kimseler de başlarını tıpkı bir çember gibi sıkan baş ağrılarından şikayet ederler. İşte bu çeşit ağrılar, bedeni bir arızadan kaynaklanmıyorsa, sinirsel ağrılardır. Bu gibi şikayetlerde aşağıdaki reçetelerden herhangi biri kullanılanılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Lahana, süt.

Hazırlanışı : Dört su bardağı süte 10 tane lahana konur ve 15 dakika kaynatılır. Ilıdıktan sonra, lahana yaprakları ağrıyan bölgeye konur.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pesky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infernal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jarring. pesky. stupid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Hayat şartlarından fazlasıyla etkilenenlerde görülebilen, esasta önemli bir kaynağı olmayan bir rahatsızlıktır. Devamlı olarak endişe içinde olmak şeklinde görülenine anksiete, ruhi ve bedeni bitkinlik şeklinde görülenine de depresyon adı verilir. Hasta hayattan zevk almaz, her zaman mutsuzdur, huzursuzdur, sinirlidir. Uykuları düzensizdir. Gerçekte bir hastalığı olmadığı halde çeşitli hastalıkların varlığından şikayet eder. Tedaviye hayatının iyi yanlarını görmeye alışmakla başlanır. Sinirlenmekten kaçınmak, her kötü olayın iyi bir tarafı olduğunu görmeye alışmak, düzenli bir hayat sürmek gerekir. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden herhangi biri de uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Yonca, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 3 tutam yonca konur. Haşlandıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer çorba kaşığı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

war of nerves.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neurological disease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nerve case. nervous derangement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nerve patient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

border gate. entry point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

border commission. frontier post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transfrontier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nervous system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nervous system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Ortak sınırı olan, Osm. hem-hudûd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limitrophe. bordering. adjacent. abutting. coterminous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sharing a common border. contiguity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Sinir sisteminin düzenli, uyumlu çalışmasını kaybetmesi sonucu ortaya çıkar. Ayrıca, alkol kullanmak, fazla sigara içmek, haddinden fazla çay, kahve veya süt içmek, çabuk ve gereği gibi çiğnemeden yemek yemek şikayetlerin artmasına neden olur. Hastanın karnında ağırlık hissi vardır, midede gurultu, yanma veya ekşime görülebilir. Geğirir, gaz çıkarır. Yorgunluk, baş ağrısı, çarpıntı ve unutkanlıktan da şikayet edilir. Aşağıdaki reçetelerden faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kimyon tohumu, su.

Hazırlanışı : Bir su bardağı kaynak suya 1 kahve kaşığı kimyon tohumu konur. 10 dakika bekletilir. Yemeklerden sonra içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Sinir sistemindeki düzensizlikten kaynaklanan bir durumdur. Ağıza su gelmesi şeklinde de görülebilir. Herşeyden önce, sinirlenmemeyi, düzenli bir hayat sürmeyi alışkanlık haline getirmek tedavinin ilk şartıdır. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden herhangi biri de uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Ihlamur, su.

Hazırlanışı : Bir çay bardağı kaynak suya 1 kahve kaşığı ıhlamur konur. 5 dakika bekletilip süzülür. Suyuna 1 kahve kaşığı süzme bal ilave edilip, yemekten sonra içilir. Aynı reçete adaçayı ile de hazırlanabilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

localisation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clampdown. confinement. limitation. qualification. restraint. restriction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limitation. restriction. circumscription. condition. curb. curbing. delimitation. determination. lid. localization. restraining. restraint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sınır koymak, sınırı belirtmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bound. restrict. to border. to limit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restrict. to limit. to restrict. to define. to restrain. bind down. bound. circumscribe. confine. contain. curb. delimit. determine. narrow. scant. terminate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restriction. check.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limit. delimit. delimitate. line off. pale. pale in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

border. confine. limit. qualify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to restrict. to check. to circumscribe. line off. qualify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being restricted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be restricted. to be circumscribed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irritant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frustrating. maddening. nerve racking. sore. trying. vexatious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get smb.'s shirt out. get smb.'s dander up. make angry. irritate. annoy. put smb. out of temper. aggravate. needle. string up. jangle smb.'s nerves. anger. bugger. disconcert. exacerbate. fret. give the willies. grate. incense. rile. rough the wrong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

annoy. displease. fuss. irritate. rasp. rile. ruffle. to annoy. to make nervous. to rub sb the wrong way. to irritate. to nettle. to displease. to rile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb tense and irritable. to put sb in a state. to get sb on edge. to make sb nervous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vexation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discomposure. irritation. vexation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

go off at half-cock. blow one's stack. get angry. be riled at. become angry. lose one's temper. flame up. get hot. bridle up. bristle up. flap. flare. flare out. grow hot. jitter. cut up rough. be steamed up. get the willies. worry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get nervous. be irritated. to be/get annoyed/irritated. to be cross.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get tense and irritable. to get in a state. to get nervous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Eskiden düşünce ve duyguların merkezinin kalp olduğu sanılırdı. Kalbin anatomik yapısına pek benzemese de kalp simgesi -iskambilde kupa- hala sevmek kelimesinin sembolü olarak kullanılmaktadır. Oysa bugün bilincin, içgüdülerin, vücudun bütün hareketlerinin, tepkilerinin ve duyguların beyinde oluşup biçimlendiğini biliyoruz.

Duyu organlarımız sadece aracıdırlar. Gözlerimizle bakar ama beynimizle görür ve anlarız. Kulağımızla dinler ama beynimizle işitiriz. Beynimizle güleriz, beynimizle sinirleniriz.

Anatomik değil de ruhsal anlamda sinir, “herhangi bir durum veya olay karşısında duyulan ruhsal gerginlik” diye tanımlanır. Sinir krizi ise, çok şiddetli bir heyecanın veya bunalımın etkisiyle davranışlarını denetleyemeyen ve bunu bağırma, ağlama, gülme gibi tepkilerle ortaya koyan bir kişinin durumudur.

Genel anlamda sinirli olma durumunu, sinir sistemi hastalığı ile karıştırmamak gerekir. Sinir hastası, sinir sisteminde dengesizliği olan kimselere denilir. Bu dengesizlik bazı fonksiyonel bozukluklara da yol açar, kişiyi hastalık hastası yapar. Hastada aynı zamanda şiddetli yürek darlığı, kolay heyecanlanma, ruhsal dengesizlik görülür. Çoğunlukla da bütün bu belirtiler birbirleriyle karışırlar.

Sinirlilik ise belirli bir hastalık değildir. Genellikle çocuklukta yaşanan kötü şartlardan ileri gelen ve yetişkinlikte de devam eden bir çeşit hırçınlık halidir. Her ne kadar toplumda zaman zaman olumlu bir özellikmiş gibi algılanıyor ve insanlara hükmetme aracı olarak görülüyorsa da, hatta kimi yöneticiler bu amaçla sinirlenmiş rolünü oynuyorlarsa da, sinirlilik zamanımızda alkolizm gibi toplumsal bir hastalıktır.

İnsanlar genellikle sinir yerine ‘asap’ kelimesini kullanırlar. Asap Arapça a’şab kelimesinden gelmiş olup sinirin çoğulu anlamındadır. Bu konudaki uzmanlara hala bir çok yerde ‘asabiyeci’ denilir. Ancak asap sözcüğünün tarihine gidince eski hukukta ‘akrabalık’ ve ‘kandaşlık’ anlamında kullanıldığı görülüyor.

Asap’ın tarihteki asıl anlamı ise, Araplarda İslamiyetten evvelki devrede, bir insanın baba tarafından akrabalarını yahut kabilesini haklı haksız her meselede müdafaaya hazır olması ve kabile mensuplarının gerek kendi mal ve mülklerini korumak, gerek başkalarının mal ve mülklerini zaptetmek için bir söz üzerine derhal birleşmeleridir.

Günümüzde asabi kelimesinin öfke ve kızgınlık içinde kontrolünü ve soğukkanlılığını yitirmiş, sinirlerini denetleyemez duruma gelmiş anlamında kullanılmasının kökeninde bu eski davranış biçimi yatıyor.

Zaten sinir sistemimizin en güç kavranan özelliği de işte bu duyguların ve kişilik özelliklerinin denetlenememesidir. İnsan beyninin bu karmaşık üst düzey işlevi, insanın bazen kendi çıkarlarını ya da güvenliğini bile tehlikeye atarak içgüdülerini ve reflekslerini öne çıkarmasını sağlıyor. İnsanlar değişik nedenlerle inançları uğruna ölümü bile göze alabiliyorlar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir sınırla çevrili. 2. Belirli miktarda, başı sonu belli, mahdut.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Asabi 2. Sinirleri kuvvetli, kuruca lâkin pek kuvvetli, insan. 3. Sinirleri çok ve sert (et). Sinirli yaprak = Boğa yaprağı, Ar. lisânü’s-sevr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited. restricted. determinate. contracted. finite. measurable. narrow. parochial. scant. scanty. scarce. slender. stinted. strait. ltd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

close. finite. limited. narrow. qualified. restricted. bounded by. definite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited. restricted. close. definite. determinate. local. narrow. niggardly. scant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belligerent. black. cranky. cross. edgy. furious. irascible. jumpy. ratty. stormy. tense. sinewy. quick-tempered. hot-blooded. testy. surly. peppery. irritable. easily angered. prickly. on edge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nervous. quick to anger. tense and irritable. sinewy. tendinous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Limited Auditing)

Ara mali tablo düzenlemekle yükümlü olan anonim ortaklıklar, aracı kurumlar, yatırım ortaklıkları ve yatırım fonlarının düzenleyecekleri ara mali tabloların, sürekli denetleme ile görevli bağımsız denetleme kuruluşları tarafından incelenmesi ve rapora bağlanmasıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited liability. limited liability / responsibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sinirli adamın hâil, asabiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crotchetiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bile. bad temper. irritability. prickliness. sinewiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quickness of temper. anger. nervousness. sinewiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(sinirotu): Sinirotugiller familyasından; bir veya çok yıllık otsu bir bitkidir. Birçok yabani türü vardır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Yaraları iyileştirir. Cerahatı boşaltır. Nasırların sökülmesinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sınırı olmayan, uçsuz bucaksız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unlimited. unrestricted. unbounded. limitless. borderless. boundless. immeasurable. measureless. absolute. illimitable. infinite. plenary. shoreless. without stint. unconfined. unstinted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blanket. bottomless. boundless. broad. cosmic. cosmopolitan. indefinite. infinite. plenary. unbounded. unqualified. unreserved. limitless. unlimited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boundless. limitless. unlimited. lacking a boundary. bottomless. broad / adj ,. immeasurable. indeterminate. infinite. without limits. unbounded. unmeasured. unrestricted. unstinting. untold. without stint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unlimited liability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unlimited authority. unlimited capacity. plenary powers. unlimited powers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indeterminateness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infinity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

movable. portable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

movable. portable. conveyable. transferable. movable possession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by