şıp ne demek? | şıp anlamı nedir? | şıp

şıp anlamı nedir?

şıp ne demek?

şıp anlamı nedir?

şıp | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sip

Türkçe Sözlük

(i.). Telli bir nevi bürüncek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ped, -ping) i. yudum yudum içmek, yudumlamak; i. yudum yudum içme yudum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Canını teslim eden, canını fedâ eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Canını fedâ edercesine: Gayret-i cân-sipârâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Can fedâ edicilik, fedâkârlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جان سپار] canını feda eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جان سپرانه] canını feda edercesine.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Bir topluluğu tesiri altında bulundurarak düzeni sağlayan kanun ve nizamnamelerin tamamı: Askerî disiplin, okul disiplini. 2. Kanun ve nizamlara uyma kabiliyeti: Buradaki talebelerin kuvvetli bir disiplini var.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disciplinary. discipline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discipline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discipline. branch of knowledge / instruction. subject. field.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disciplinary action / fine / penalty. amercement royal. disciplinary action / fine / punishment / scourge. summary punishment. administrative fine. crackdown. disciplinary action.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

court of discipline. disciplinary committee / board. board / court of discipline. disciplinary board / court.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break of discipline. disciplinary offense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self disciplined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disciplined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disciplined. having strict discipline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undisciplined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undisciplined. lacking discipline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indiscipline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indiscipline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dağıtmak, israf etmek, ziyan etmek, har vurup harman savurmak; dağılmak; müsrif olmak; ziyan olmak, harcanmak; sefahate dalmak. dissipated (s). müsrif, sefih; ayyaş; dağılmış, israf olunmuş. dissipa'tion (i). dağıtma, dağılma, zihin dağınıklığı;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital fotoğraflar için “sipariş dosyası”dır. DPOF-uyumlu fotoğraf makineleri, dijital baskılar için sipariş verisi oluşturabilirler. Kullanıcı, her fotoğrafın kaç tane basılacağını belirleyebilir. Fotoğraf tarihi de basılabilir. DPOF ile, her fotoğrafın küçük halini içeren bir dizin baskısı da istenebilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) yılancık. erysipel'atous (s.) yılancığa benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (biyol). ikiye bölünme suretiyle üreyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (zool). çok tırnaklı, parmakları birbirinden ayrı olan (hayvan); (i). Fissipedia familyasından bir hayvan (kedi, ayı, vb).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(GASIB) (a uzun) (i. A. gasb’ dan if.) (mü. gasıba). Zorla kapıp alan, zorba: İşte benim çiftliğimin gasıbı bu adamdır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) dedikodu, gevezelik, boş laf; dedikoducu kimse; (f.) dedikodu etmek, gevezelik etmek. gossiper (i.) dedikoducu kimse. gossipy (z.) dedikodulu (haber).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dedikoducu kimse .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sönük; tatsız, yavan, lezzetsiz. insipidly z. sönük bir şekilde. insipidity, insipidness i. sönüklük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crush. hustle. scramble. scuffle. tussle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ماه سپهر] ay, gökyüzündeki ay.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Mississippi nehri; Mississippi eyaleti .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MUHİSİB) (i. A. «hisâb» dan if). Muhasebede bilgi ve mahareti olan, hesap ve defter usûlünde geniş tecrübe sahibi: Muhasip adamdır; iyi bir muhasibe ihtiyaç vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountant. budget officer. bookkeeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Muhasebecilik, hesapta bilgi sahibi olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bookkeeping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜNASİB) (i. A. «nisbet» ten if.) (mü. münâsibe). 1. Bir nisbet üzere bulunan, münasebetli, uyguh, muvafık: O benim hâl ve ihtiyacıma münasiptir; bedene münasip elbise. 2. Yaraşır, lâyık: Düşündüğünüz pek münasiptir: Kendisi bu işi münasip görmüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suitable. agreeable. proper. apposite. congruous. decorous. meet. pat. pertinent. tailormade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apt. pat. proper. seemly. fit. suitable. appropriate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convenient. fit. proper. suitable. advisable. opportune. apposite. appropriate. becoming. congruous. convenable. correct. eligible. expedient. feasible. fitting. good. seemly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fanatic. fanatical. bigoted. strait-laced. stuffy. zealot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fanatical. bigoted. apostle of hate. fanatic. strait laced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜTENASİB) (I. A. «nisbet» ten if.)

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

well proportioned. proportional. symmetrical commensurate with. shapely. commensurable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. müntesib.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nasîb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lot. grant. foreordination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privilege. portion. share. destiny. luck. lot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one's slot. one's share. that which is allotted one by God. portion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fall to one's share.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ناسپاس] nankör.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İsimlerin hareket vasfını belirten kelimeler olup nesneleri karşılar.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. participe

db. sıfat-fiil

Fiilden -en, -r , -ecek vb. eklerle türetilmiş ad ve sıfat görevinde kullanılan kelimeler.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). I. İlk madde, ilk unsur. 2. Temel kanaat, temel düşünce. 3. (felsefe) Her türlü münakaşanın dışında olan.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. principe

man. ilke

Temel düşünce, temel inanç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

principle. basis. dictate. doctrine. guideline. rule. standing rule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

principle. tenet. principle ilke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tenet. ground. principle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. Ar. şems = güneş; Fars. siper = kalkan). 1. Yüzü güneşten muhafazaya mahsus beyaz bezden yapılmış bir çeşit başlık. 2. Şapka siperi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arkasız ve ökçesiz hafif terlik ki, yürürken sürünerek şıp şıp gibi bir ses çıkarması yüzünden böyle denmiştir. Sıfat gibi de kullanılıp «şıp şıp terlik» denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaşı geçmiş eşek yavrusu (daha küçüğüne «kolon» derler. Diğer bazı hayvanların yavrularına da denir: Geyik sıpası).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foal. colt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colt. donkey foal. foal. donkey-foal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SİPEH) (i. F.). 1. Asker. 2. Ordu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سپاه] ordu. 2.asker.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Başkumandan, serdâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Asker. 2. Süvari. 3. Orduda atlı sınıfına mensup asker. Tımarlı Sipâhî = Türk Osmanlı ordusunun en büyük kısmını teşkil eden atlı sınıf. Kapıkulu sipâhisi = Osmanlı devrinde İstanbul’da bulunan sipâhî tümeni.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Osmanlı İmpa-ratorluğu’nda tımar sahibi bir sınıf atlı ask(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sipâhîce, sipâhîye yaraşır surette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «Sipürden» fiilinden imas.). Veren, teslim veya fedâ eden: Cansipâr = Canını fedâ eden.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Feda eden, veren. 2.Suya kanmış. 3.Taze, körpe.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(SİPARİŞ) (i. F.). Ismarlama, bir şeyin yapılması veya gönderilmesi için emir verilme: Kitapçıya kitap sipariş etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

order. commission. indent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

order. order. message.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سپارش] ısmarlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make to place an order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şükür, hamd: Allah’a hamd-ü sipâs olsun.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سپاس] şükür.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Şükretme, dua etme. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hamdeden, şükreden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., sipâs = şükür, güzârîden = edâ etmek). Hamd ve şükür eder, minnetdâr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سپای گزار] şükreden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sipâh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سپه] ordu. 2.asker.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Kumandanlık. 2. Kumandanlığa ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Asker başı, serasker, serdâr, başkumandan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ.F.). 1. Başkumandanlık. 2. Başkumandanlığa ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., sipeh = asker, sâlâr = reis). Serasker.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سپه سالار] başkomutan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Misafirhane. 2. mec. Dünya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Üzerlik tohumu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Kalkan. 2. Arkasına saklanacak şey: Duvarı siper edip kaçtı. 3. Yağmur, rüzgâr ve güneşe engel olacak saçak ve perde vesaire: Poyraza karşı bir siper ister. 4. Güneşin tesirine engel olan şapka kenarı: Şapka siperi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earthwork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shield. shelter. trench. foxhole. bulwark. battlements. peak. protection. guard. screen. rampart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fender. guard plate. shield. splashboard. trench. visor. bill. sheltered / protected place. screen. rampart. guard. protected. weathering. curtain. shrouding. faceplate. life guard. apron. dugout. baffle. baffling. splasher. arrester. protection. parapet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SİPER-İ SAİKA) (i. F. A.). Yıldırımı çekip toprağa veren çelik çubuk, paratoner.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take shelter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

testudo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peak. visor. shelter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

visor. bill. canopy (jutting out over a window or door. awning. projecting roof. shelter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. sifon; zool. sifonluların içine su çektiği veya dışarıya su verdiği boru şeklinde organ: f. sifon ile su çekmek, sifondan geçirmek veya geçmek. siphonage i. sifonun işlemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şıpı tık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Gökyüzü. 2. Talih, baht, kader.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk Musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سپهر] gökyüzü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (argo) Çabucak yapıverirle, çarçabuk yapılıveren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Suyun damlama sesini ifade eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (argo). Ökçesiz ve arkalıksız terlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Halattan örülmüş ağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birdenbire, beklenmedik bir zamanda.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yudumlayan kimse veya şey: cam veya plastikten yapılmış eğri kamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süte veya et suyuna batırılmış ekmek parçası, tirit: garnitür için kullanılan kızarmış ufak ekmek parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Hemencecik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gelip geçenlerin habersiz olerak resmini çeken, çektikleri fotoğrafı sonradan karta basıp satan fotoğrafçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her gördüğüne Aşık olduğunu sanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gemici düdüğü. 2. Talim ıslığı. 3. (argo) Esrarlı sigara.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reed. boatswain's pipe. fag. cigarette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very sharp. as sharp as a needle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk Musikisi’nde bir Ahenk (düzen) ve bir ney çeşlti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to deem sth proper or advisable. to find sth convenient or preferable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. velocipede). Bisikletin ilk adı.

Türkçe Sözlük by