Siper Endazihasmi | Siper Endazihasmi ne demek? | Siper Endazihasmi anlamı nedir?

Siper Endazihasmi | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: siper endazihasmi

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Lamba siperi, abajur.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalkan, siper; saye, himaye.

Türkçe Sözlük

(i.). Hattatların yazı yazarken kâğıdı dayamak için kullandıkları kalınca kâğıt, el siperi.

Türkçe Sözlük

(i.). Kılıç kabzasının siperi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ask. top için hazırlanmış mahfuz yer, barbet, top kulesi; den. taret, top siperi.

Türkçe Sözlük

veya BALÇAK (i.). Kılıç kabzasının eli muhafaza etmeye mahsus siperi.

Türkçe Sözlük

(f). Korumak, muhafaza ve himaye etmek. (Bugün barındırmak kullanılır). Siper altına girmek, muhafaza olunmak (bugün barınmak kullanılır).

Türkçe Sözlük

(f.). Siper altına almak, muhafaza ve himaye etmek, korumak.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Siper altına girmek, sokulup iltica etmek, sığınmak, tahaffuz etmek, saklanmak. 2. Dirlikle yaşamak İki elti bir evde barınamaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). barikat, siper; mânia, engel; (f). siper yapmak; barikatla önünü kesip müdafaa etmek. barricader (i). barikat yapan kimse.

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Kale duvarı, hisar, burcu, sûr. 2. Sığınacak yer, sığınak, melce, siper.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Başı yağmurdan muhafazaya mahsus, yağmurluğa bağlı veya ayrı örtü, kukulete: Kaput, muşamba başlığı. 2. Harbde başı ok ve kılıçtan muhafazaya mahsus siper, tulga, miğfer, hod. 3. Direk başı, tepelik. 4. Atın başını ve ensesini muhafazaya mahsus kılıf.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kale burcundaki mazgallı siper.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Sipersiz ve yumuşak bir çeşit başlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yolun kenarındaki toprak kısım; kalelerde siper ile hendek arasmdaki toprak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. siperlerde zırh levhası.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. körleten şey; siper teşkil eden herhangi bir şey; A.B.D. atın göz siperi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ışıklı sinyal verirken kullanılan alet, flaş lambası; atların arkalarını veya yanlarını görmelerini önlemek için takılan meşin göz siperi; (argo) göz; çoğ. güneş gözlüğü, renkli iri camlı gözlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f kalkan, siper; den. loça kapağı; f. muhafaza etmek, korumak buck private A.B.D., (arao) er, nefer.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. siper, istihkâm, dıştan gelecek bir tehlikeye karşı herhangi bir tedbir. bulwarks i., den. küpeşte.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. siper ile korumak, muhafaza altına almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (f). etrafına siper çekili, etrafı çevrili; (f). etrafına siper çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). crenellated.(s). mazgallı. crenelation (i). mazgallı siper.

Türkçe - İngilizce Sözlük

gossiper. flibbertigibbet. scandalmonger.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i)., (ask). havale siperi yapmak; (i). havale siperi yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir şilebin manyetik alanını siper edip manyetik mayınlardan korumak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (dug, digging) kazmak, toprağı bellemek: kazı yapmak, hafriyat yapmak; dürtmek; (k).dili üzerinde düşünmek, kafa yormak: (A.B.D). argo anlamak, beğenmek; (mak). derin kesmek. dig in (ask). siper kazıp mevzi almak; kalmak niyetiyle yerleşmek. di

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yerinden çıkarmak, siper gibi bir yerden çıkarmak; bir evden çıkmak, taşınmak. dislodg(e)ment (i). yerinden çıkarma veya çıkarılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ask.) toprak tabyası, topraktan yapılan set, siper.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., ask. bir siper veya asker saffı boyunca ateş; f. bu şekilde ateş etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hendek veya siper kazmak; sağlamlaştırmak, yerleştirmek, emniyete almak. entrench on tecavüz etmek, bir başkasının hakkını çiğnemek. entrenched s. sabit, kolay degişmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, ask içi toprak dolu tab ya ve metris sepeti; liman inşaatmda kul' lamlan taşla dolu ve suya batmlş kazan 9a bionade' i bu sepetlerle yapllan iş; sepet işinden tabya siperi

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mercek siperi .

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Göğsü dayamak, göğsü siper ederek karşılamak. 2. Red ve defetmek, karşılıkta bulunmak, mukabele eylemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) dedikodu, gevezelik, boş laf; dedikoducu kimse; (f.) dedikodu etmek, gevezelik etmek. gossiper (i.) dedikoducu kimse. gossipy (z.) dedikodulu (haber).

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) parmaklık, korkuluk; siper demiri; (den.) puntel.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Güneşli yer 2. Güneş siperi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir eve koymak, kendi evine almak; yerleştirmek; den. siper altına almak, aşağı indirmek; evde oturmak, barınmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ استحکام] sağlamlık. 2.siper.

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. istihkâm), istihkâmlar, siperler.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cokey, yarış atı binicisi. jockey cap uzunca siperli kasket. jockey club at yarışlarını idare eden kulüp.

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Tel veya demir çubuktan yahut tahta pervazlarından yapılmış mahfaza ki, görüşe ve havanın işlemesine engel olmaksızın hapsetmek için kullanılır: Kuş kafesi; bülbül kafesi; arslan kafesi; tavuk kafesi. 2. Eskiden ince tahta çıtalarından yapılıp pencerelere takılan siper ki, içeriden dışarıya bakmaya pek engel olmadığı halde dışardan içeriyi görmeye engel olurdu: Pencere kafesi; pencerelere kafes takmak. 3. Tahta binanın kaplama tahtalarıyla sıvası daha geçirilmeyip yahut çıkarılıp yalnız direklerden ibaret taslağı: Bu evi kafes edip öyle tâmir etmeli; yaptırdığı ev henüz kafes halindedir (şimdi iskelet deniyor). 4. Tekke ve câmi gibi yerlerde kadınlara mahsus yer ki, kafesle ayrılmış olur: Kafeste çok kadın var. Kafes ardından = Doğrudan doğruya meydana çıkmaksızın, gizliden. Karakafes = Siyah bir kök. Kafes gibi = Gayet zayıf ve seyrek (kumaş vesaire), (denizcilik) Muharebe kafesi = Savaş sırasında düşman mermilerinden sakınmak için savaş gemilerinin kaportalarına ve anbar ağızlarına kapatılan çelik kafes.

Türkçe Sözlük

(i. İspanyolca). Onü siperli şapka.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Geminin kenarlarına korkuluk olarak konan tahta siper. 2. Parmaklığın üstündeki ufkî düz ve kalın tahta: Merdiven, trabzan küpeştesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kale siperine saldıran düşmanın üzerine kızgın yağ ve eritilmiş kurşun dökmek için açılan delik, tepe mazgalı. machie'olate f. bu amaç için delik açmak.

Türkçe Sözlük

(MARUZ) (i. A. «arz» dan imef.) (mü. mârûza). 1. Bir şeyin karşısında bulunan, bir şeye karşı siper ve engeli olmayan: Bu ev güneşe mâruzdur; rüzgâra mâruz; herkesin alayına mâruz bir aktör. 2. Serilmiş, sergi hâlinde: O eşya üç ay sergide mâruz kaldı. 3. Bir büyük zâtın huzûruna çıkarılan, arz ve takdim kıJınan: Evrâk-ı mârûza. 4. Bir büyük zâta, makam ve hey’ete arz olunan: Falân tarafından mârûz keyfiyet. 5. Yukarıda bildirilmiş, anlatılmış ve arz edilmiş: Ahvâl-i mârûzadan dolayı. Mârûz-ı çâkeranemdir, mârûz-ı bendegânemdir, mârûz-ı dâiyânemdir, mârûz-ı çâker-i kemîneleridir ki = Eskiden arzuhallerin ve sadârette bulunan veya bulunmuş olan kimselere sunulan resmt yazıların ve resmî olmayarak küçükten büyüğe yazılan mektupların başına yazılması Adet tâbirler. El-mârûz = Bu şekil akran arasında kullanılırdı.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (F. korkma demek olan «meters» ten Arapçalaşmış). Çarpışan askeri düşman atışından korumak için kazılmış toprak siper, geçici tabya.

Genel Bilgi

Nöbetçi kulübeleri çevreyi iyi gözetleyebilmek için zeminden yüksekte inşa edilirler dolayısıyla iyi bir hedeftirler. Buradaki nöbetçileri olabilecek ani bir silahlı saldırıdan koruyabilmek için etrafına belirli yükseklikte kum torbaları dizilir. Bu kum torbaları bir çok kişiye biraz ilkelmiş gibi görünebilir ama bir çok malzemeden daha iyi ve daha pratik kurşun geçirmez siperlerdir.

Kumun kurşun geçirmemesinin sırrı kum taneciklerindedir. Boyları 0,05 milimetreden 2 milimetreye kadar değişen kum tanelerinin şekilleri köşeli, yuvarlak veya karışıktır. Bu şekilleri nedeni ile bir torbaya doldurulan kum taneleri arasında boşluklar kalır ve bu boşluklar birbirleri ile bağlantılıdırlar.

Kum torbasına büyük bir kinetik enerji ile giren merminin enerjisi, aradaki bu boşluklar nedeni ile anında binlerce kum tanesine aktarılır. Her aktarışta diğer tanelere daha azalarak geçen enerji kısa sürede sönümlenir. Kinetik enerjisini aniden bu şekilde kaybeden mermi de daha kum torbasını delip çıkamadan durup kalır.

Aslında kurşun geçirmez camlarda da prensip aynıdır. Bu tip camlar, cam ve plastik, bir çok tabaka halinde, sandviç şeklinde sıkıştırılarak imal edilirler. Bir bakıma arabaların ön camlarına benzerler ama burada tabaka sayısı çok fazladır.

Kurşun bu tip bir cama çarptığında tabakaları tek tek delmeye başlar. Son tabakaya gelene kadar mermi bütün momentini ve enerjisini kaybeder. Enerji kimseye zarar vermeden cam ve plastik tabakalara geçer.

Genel Bilgi

Nöbetçi kulübeleri çevreyi iyi gözetleyebilmek için zeminden yüksekte inşa edilirler dolayısıyla iyi bir hedeftirler. Buradaki nöbetçileri olabilecek ani bir silahlı saldırıdan koruyabilmek için etrafına belirli yükseklikte kum torbaları dizilir. Bu kum torbaları bir çok kişiye biraz ilkelmiş gibi görünebilir ama bir çok malzemeden daha iyi ve daha pratik kurşun geçirmez siperlerdir.

Kumun kurşun geçirmemesinin sırrı kum taneciklerindedir. Boyları 0,05 milimetreden 2 milimetreye kadar değişen kum tanelerinin şekilleri köşeli, yuvarlak veya karışıktır. Bu şekilleri nedeni ile bir torbaya doldurulan kum taneleri arasında boşluklar kalır ve bu boşluklar birbirleri ile bağlantılıdırlar.

Kum torbasına büyük bir kinetik enerji ile giren merminin enerjisi, aradaki bu boşluklar nedeni ile anında binlerce kum tanesine aktarılır. Her aktarışta diğer tanelere daha azalarak geçen enerji kısa sürede sönümlenir. Kinetik enerjisini aniden bu şekilde kaybeden mermi de daha kum torbasını delip çıkamadan durup kalır.

Aslında kurşun geçirmez camlarda da prensip aynıdır. Bu tip camlar, cam ve plastik, bir çok tabaka halinde, sandviç şeklinde sıkıştırılarak imal edilirler. Bir bakıma arabaların ön camlarına benzerler ama burada tabaka sayısı çok fazladır.

Kurşun bu tip bir cama çarptığında tabakaları tek tek delmeye başlar. Son tabakaya gelene kadar mermi bütün momentini ve enerjisini kaybeder. Enerji kimseye zarar vermeden cam ve plastik tabakalara geçer.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) zırh başlığının burun siperi; mikroskopta merceğin takıldığı yer; at takımında burun kayışı.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Örtmeye yarayan her şey, Fars. pûşîde: Karyola, minder, masa örtüsü. Kâbe-i Şerife örtüsü = KAbe astarı. 2. Evin üstünü örten çatı ve ona benzer şeyler, yağmur ve güneşten muhafaza eden siper, çardak: Bu binanın daha örtüsü yok, örtü altında işlemek. Eğer örtüsü = Gaşiye, haşa. Başörtüsü = Kadınların saçlarını saklamak için başlarına aldıkları örtü. Yüzörtüsü = Peçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. şarampol, parmaklık, çit; savunmada kullanılan siper kazığı; çoğ. kayalık uçurum; f. etrafına kazıklar dikerek çit çevirmek.

Türkçe Sözlük

(i. i. denizcilik). Gemi siperliği, küpeştesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. siper, istihkam siperi;dam kenarındaki alçak duvar korkuluk duvarı. parapeted s. korkuluk duvarı olan.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yapıları yıldırımdan koruyan cihaz, yıldırımlık, Osm. siper-i sâika.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kale duvarı, sur, siper, istihkâm; f. sur ile çevirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dış açı teşkil eden iki istihkam siperi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yivli silâh, namlusu yivli tüfek: çoğ. şişhaneli askerler, tüfekli erler. rifle corps piyade alayı. rifleman i. /şişhane neferi, tüfekli er. rifle pit piyade siperi .rifle range poligon .

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. savâık). Yıldırım. Sâika isabet etmek = Yıldırım düşmek. Siper-i sâika, dâfi’s-ıâika = Yıldırım düşmesinin önünü alan Alet, paratoner.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. siperlik kum torbası; f. kum torbası ile etrafını çevirmek; kum torbası ile bir kimsenin kafasına vurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçük toprak siper; sığınak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. perde, kafes; paravana, ocak siperi; bölme, tahta perde; ask. düşmana karşı siper vazifesi gören bölük; sinema perdesi; sinema; kalbur, elek; f. önüne perde çekmek, muhafaza etmek, korumak; gizlemek, saklamak; elemek, kalburdan geçirmek; (imtiha

Türkçe Sözlük

(I. F. Ar. şems = güneş; Fars. siper = kalkan). 1. Yüzü güneşten muhafazaya mahsus beyaz bezden yapılmış bir çeşit başlık. 2. Şapka siperi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) gölge; karanlık, gölgelik yer; siper, perde; ölünün ruhu, tayf, hayalet; renk tonu; derece, gömlek; ayırtı, nüans; (f.) göIgelemek, üzerine gölge düşürmek; saklamak, gizlemek; muhafaza etmek; karartmak; resme göIge vermek; rengi derece derec

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) sığınak, barınak, korunak, melce; sığınma, emniyette bulunma; muhafazalı yer, siper; muhafaza, koruma, korunma; koruyan kimse; (f.) korumak; sığınmak. shelterless (s.) açık, korunmasız, barınılmaz, muhafazasız.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) kalkan, siper; koruyucu şey; hami: himaye, savunma, mudafaa; (ask.) top kalkanı; maden ocaklarında toprağın düşmesini engelleyici duvar; hane kalkan; (f.) korumak, muhafaza etmek; siper olmak, örtmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f ).omuz; destek olan şey; omuza benzer çıkıntı; kürek eti; dağ yamacı; sırt; (ask). tabya siperinin koltuğu; banket; (f). omuzlamak, omuz vurmak; sırtına almak; sorumluluğu yüklenmek. Shoulder arms ! Silâh omuza ! shoulder belt omuz kayışı, h

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Kalkan. 2. Arkasına saklanacak şey: Duvarı siper edip kaçtı. 3. Yağmur, rüzgâr ve güneşe engel olacak saçak ve perde vesaire: Poyraza karşı bir siper ister. 4. Güneşin tesirine engel olan şapka kenarı: Şapka siperi.

Türkçe - İngilizce Sözlük

shield. shelter. trench. foxhole. bulwark. battlements. peak. protection. guard. screen. rampart.

Türkçe - İngilizce Sözlük

fender. guard plate. shield. splashboard. trench. visor. bill. sheltered / protected place. screen. rampart. guard. protected. weathering. curtain. shrouding. faceplate. life guard. apron. dugout. baffle. baffling. splasher. arrester. protection. parapet.

Türkçe Sözlük

(SİPER-İ SAİKA) (i. F. A.). Yıldırımı çekip toprağa veren çelik çubuk, paratoner.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. demiryolunu çığdan korumak için yapılan siper.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arkasında avcının siper aldığı at veya at şeklinde şey; arkasında gizlenilen şey, maske.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güneş siperliği, güneşlik; güneş şemsiyesi; tente.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kalenin iki tabyası arasında bulunan hendek dışındaki siper.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. dines) RomaIıların kuşatma harekâtında kullandığı dam gibi siper; askerlerin yanaşık nizamda hücum ederken başları üzerinde tuttukları kalkanlardan meydana gelen siper.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. içine veya etrafına hendek veya siper kazmak; kirizma yapmak; siper kazmak; tecavüz etmek; i. çukur, hendek; siper. trench coat trençkot. trench foot soğuktan ve rutubetten hâsıl olup kangrene yol açan ayak rahatsızlığı. trench mouth tıb. top

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sur; kale siperi; sur yapımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. miğferin açılıp kapanan ön parçası; güneşlik, siper.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üstünde çamaşır yıkanan oluklu tahta; den. dalga girmesin diye kapının önüne veya güverteye konulan siper; girintili çıkıntılı yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bindirme, siper tahtası; f. bindirme tahtalarla kaplamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) kirpik; atlara mahsus meşin göz siperi.

Türkçe Sözlük

Nem getiren ve yağış bırakan rüzgârların geldiği yönün aksi tarafında olduğu için az yağış alan veya hiç yağış almayan, siperde kalmış dağ yamaçları, Karadeniz Dağlarının güney, Torosların kuzey yamaçları yağmur gölgesinde kalan yamaçlardır.

Türkçe Sözlük

(i.). Yıldırımın zararını önlemek için binaların tepesine yerleştirilen ve ucunda bakır veya platin bulunan demir çubuk ve bununla toprak arasına çekilen bakır telden ibaret Alet, Osm. siper-i sâika, paratoner.