Sıra Malı ne demek? | Sıra Malı anlamı nedir? | Sıra Malı

Sıra Malı anlamı nedir?

Sıra Malı ne demek?

Sıra Malı anlamı nedir?

Sıra Malı | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sira mali

Türkçe - İngilizce Sözlük

job goods. run-of-the-mill. middling. mediocre things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bombastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bombast. tall. turgid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sahip olan, her şeyin mülkiyetinin sahibi olan Allah’ın kulu. - Malik; Allah’ın isimlerindendi. “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabetical sequence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Türk musikisinde çok eski ve çok kullanılan bir mürekkep makam. Çârgâh makamının acem aşîrân (fa) perdesindeki şeddidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Türk musikisinde portenin birinci aralığına yazılan fa perdesinin adı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عجم عشيران] Türk mûsikisinde bir makam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

annotated. annotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kir çıkarmaya mahsus sabun ve saire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Ağlayacak hale gelmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ikşîrâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

connecting. indirect. connected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a connection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabetical arrangement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hayvanilik, hayvan oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hayvanlaştırmak: hazım yoluyla besinleri hayvani madde haline getirmek. animaliza'tion (i). hayvanlaştırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contractual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arranged by agreement. working under an agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keepsake. souvenir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Nizam, kaide, usul ve genel olarak alışılagelen şeylerden ayrılık gösteren hal.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anomalie

ruh b. sapaklık

Hastalık niteliğinde olmamakla birlikte, normalden belirgin durumda sapma gösterme durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on occasion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

occasionally. sometimes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

now and then. now and again. ever and anon. from time to time. occasionally. once in a while. sometimes. in spots. at times.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

every so often.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

occasionally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Zaman zaman, seyrek olarak.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Arkadan aydınlatmalı bir ekranda, sıvı kristal veya farklı türde bir elektronik ekranın arka kısmında bir ışık kaynağı (genellikle LED) bulunur. Sony WALKMAN® serimizde kullanılan bu ekran, özellikle parlak günışığında ekranın daha kolay okunmasını sağlar. Arkadan aydınlatmalı ekran teknolojisi sayesinde, dışarıda ve hareket halindeyken de ekran yazılarını kolayca okuyabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aromatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gradual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

progressive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bilgi, mekanik bir deklanşör kullanılarak bir bir her satırdan toplanır ve işlenir. Benzer sonuçlar sağlayan Aşamalı Tarama Sistemine benzer bir işlemdir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu terim, sırayla her bir satırın verilerini toplayan ve işleyen bir görüntü sensörünü tanımlamak için kullanılmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Gözle görülür çizgiler içermeyen daha iyi resim kalitesi için 60 alan yerine 60 çerçeve çıkışı. Yalnızca NTSC (National Television Standards Committee) sinyallerinde kullanılır (yalnızca ABD).

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Aşırma mânâsında kullanılan uydurma bir kelime.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stealing. pinching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde orta sekizlideki (mi) perdesi. «Hüseynî-aşîrân» da denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

ATRAC (Uyarlamalı Dönüşüm Akustik Kodlama-Adaptive Transform Acoustic Coding), MiniDisc’lerde kullanılmak üzere Sony tarafından geliştirilmiş bir veri sıkıştırma işlemidir. Yalnızca insan kulağı tarafından algılanabilecek ses bileşenleri kaydedilir ve bu sayede 64 mm’lik diske 80 dakikalık yüksek kaliteli stereo ses kaydedilmesine olanak sağlanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony ATRAC sıkıştırma sistemini kullanarak, 30 müzik CD’sine eşit bir alana sahip ATRAC CD oluşturabilirsiniz. Tek bir CD-R/-RW üzerinde sakladığınız müziğinizi uyumlu bir CD çalarda çalabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaprakların üzerinde hasıl olan bir nevi kudrethelvesı kl, dalların hususî bir hastalığıdan ileri gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Görmek kuvveti, görme hassası. Kuvve-i bâsıra = Görme kudreti. 2. Göz, Ar. ayn, Fars. çeşm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operating by pushing/pressing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Burulmuş ve kıvrılmış gibi helezon şeklinde: Burmalı direk, minare, sarık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam. Aşîrân «mi» perdesinde kalır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cuma günü doğan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Cuma gününe veya cuma selâmlığı alayına mahsus: Cumalık üniforma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üstüne dama çizilmiş olan: Damalı elbise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

checkered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chequered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

checkered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

running cost. variable cost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). arzu edilen, istek uyandıran, çekici, cazip. desirabil ity (i). cazibe, arzu edilir olma, hoşa gitme. desirably (z). arzu edilir şekilde, cazip olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MiniDisc için Dijital Seviye Ayarı, en iyi seviye kontrolü için hassas ayarlamalara olanak verir. Doğrusal, logaritmik ve sinüs çalıştırma yapılabilir. Ses seviyesi, MiniDisc’e dijital olarak kayıt yaparken kalite kaybı olmaksızın yükseltilebilir ya da alçaltılabilir. Ayrıca kısılma ya da kısıktan yükselme efektleri kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. F.).Türk musikisinde bir perde adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Diploması olan. Osm. şehadetnâmeli, mezun: Diplomalı öğretmen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graduated. qualified. having a license.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dolma yapmaya yarayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fit for stuffing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

MP3 çalarınızla müzik dinlerken ses düzeyinin şarkılar arasında değişmesi keyfinizi kaçırabilir. Dynamic normaliser, WALKMAN® MP3 ve MP4 çalarlarda bulunan ve ses düzeyini otomatik olarak dengeleyip eşit ses kalitesi sağlayan bir Sony teknolojisidir. Böylece bir şarkıdan diğerine geçerken sesi ayarlamaya gerek kalmaz.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Elma İle yapılmış. 2. Elma ağacı çok (yer).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Elma ağaçlan bahçesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اسيران] tutsaklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tutsağa veya köleye yakışır surette: Esîrâne bir muamele.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). biçimselcilik, şekilcilik, dış görünüşe ve davranışlara önem verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. formaliste

1. biçimci, 2. bürokrat

1. Alışılmış kural, tutum, davranış veya belli biçimin dışına çıkmayan. 2. Devletle ilgili işlerin yürütülmesinde, kırtasiye işlerini öne sürerek işlemleri zorlaştıran.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One overattentive to forms, or too much confined to them; esp., one who rests in external religious forms, or observes strictly the outward forms of worship, without possessing the life and spirit of religion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). biçimci kimse; resmiyet taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Resmî işlerin gerektirdiği muameleler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formality. circumstance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formality. red tape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). resmi olma, resmiyet; biçimcilik; formalite, usul, âdet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). resmileştirmek; şekil vermek; resmi olmak, teklifli olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. formalisme

fel. biçimcilik

Özü, içeriği yeterince önemsemeden yalnız biçim üzerinde duran, biçime ağırlık veren görüş.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Uçları Yunan alfabesindeki gamma harfi şeklinde kıvrılmış olan (haç).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hammâliyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hammal ücreti, bir yük ve eşyanın taşınması ücreti.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu yeni parazit giderme teknolojisi, hareketli nesnelere herhangi bir etkide bulunmadan artalandaki parazitini azaltır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Hızlı çalıştırma için kullanılan düşük sürtünmeli bir tuştur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) RAhatfezâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Humması olan, ateşli. 2. Sürekli, hareketli ve sıkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feverish. intensively.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with fever. febrile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kısa, topluca, tafsilâtsız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اجمالی] derli toplu, özet halinde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ürperme (deri veya kıllar).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Üstü kapalı, örtülü bir şekilde söylenen söz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

connotational.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allusive. containing a hint or implication. suggestive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şerh» ten masdar). Açılma, açıklık, ferahlık: İnfirâh-ı derûn, inşirâh-ı kalb = Gönül, kalp ferahlığı. Deniz manzarası insana inşirah verir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انشراح] açılma, ferahlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Açılma. 2.Açıklık, ferahlık. - Kur’an-ı Kerim’de bir süre adı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Çatlayıp yarılma, yarık olma. 2.Parlama. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shaddy goods. catchpenny article.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the duty of a gendarme. policing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embossed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzerinde kakma işi bulunan: Sedef kakmalı dolap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorated with. inlaid work. inlaid. embossed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having hemorrhage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veneered. plated. coated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comparative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comparative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comparative literature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Acizce: Fikri kaasırânemce (pek de doğru tâbir olmayıp kaasır daha doğrudur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. kaysar). Kayserler, Roma imparatorları, imparatorlar. bk. Kayser.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atatürkçülük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kitre zamkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kırmaları çok: Kırmalı etek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pleated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shortened. abbreviated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıyılmış etle yapılmış, kıyma ile doldurulmuş: Kıymalı börek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prepared or filled with ground meat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Komaya girme hali: Dövüp komalık ettiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enraged. badly beaten up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be exhausted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creamy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ransom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Malı taşı = Kayıklarda lenger yerine konulan ipe bağlı taş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. mâliye). 1. Mal ve servete ait: Mâlî iktidarı yoktur; ahvâl-i mâliyyesi pek bozuktur. 2. Devletin gelir ve giderlerinin idaresine, maliyeye ait; maliye bakanlığı. Sene-i mâliyye = MAlî yıl ki, martta başlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

financial. fiscal. mali.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

financial. fiscal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a landlocked republic in northwestern Africa; achieved independence from France in 1960; Mali was a center of West African civilization for more than 4,000 years.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

financial. fiscal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a landlocked republic in northwestern Africa; achieved independence from France in 1960; Mali was a center of West African civilization for more than 4,000 years.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mali.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مالی] mal ile ilgili. 2.maliye ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Batı Afrika’da, Cezayir’in güneybatısında yer alır.

Coğrafi konumu: 17 00 Kuzey enlemi, 4 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Afrika.

Yüzölçümü: 1.24 milyon km².

Sınırları: toplam: 7,243 km.

sınır komşuları: Cezayir 1,376 km, Burkina Faso 1,000 km, Gine 858 km, Fildişi Sahili 532 km, Moritanya 2,237 km, Nijer 821 km, Senegal 419 km.

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili).

İklimi: Subtropikalden çöl iklimine değişiklik gösterir.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Senegal Nehri 23 m.

en yüksek noktası: Hombori Tondo 1,155 m.

Doğal kaynakları: Altın, fosfat, kaolin, tuz, kireçtaşı, uranyum, hidro enerji.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %2.

daimi ekinler: %0.

Otlaklar: %25.

Ormanlık arazi: %6.

Diğer: %67 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 780 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: Harmattan rüzgarları, tekrarlanan kuraklıklar.

Coğrafi Not: kara ile çevrili.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 11,008,518 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %2.97 (2001 verileri).

Mülteci oranı: -0.36 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 121.44 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 47.02 yıl.

Erkeklerde: 45.84 yıl.

Kadınlarda: 48.24 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 6.81 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %2.03 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 100,000 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 9,900 (1999 verileri).

Ulus: Malili.

Nüfusun etnik dağılımı: Mande %50 (Bambara, Malinke, Soninke), Peul %17, Voltaic %12, Songhai %6, Tuareg ve Moor %10, diğer %5.

Din: Müslüman %90, yerel inançlar %9, Hıristiyan %1.

Diller: Fransızca (resmi), Bambara %80, bazı Afrika lehçeleri.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %31.

erkekler: %39.4.

kadınlar: %23.1 (1995 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Mali Cumhuriyeti.

kısa şekli : Mali.

Yerel tam adı: Republique de Mali.

yerel kısa şekli: Mali.

Eski adı: Fransız Sudanı ve Sudan Cumhuriyeti.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Bamako.

İdari bölümler: 8 bölge; Gao, Kayes, Kidal, Koulikoro, Mopti, Segou, Sikasso, Tombouctou.

Bağımsızlık günü: 22 Eylül 1960 (Fransa’dan).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 22 Eylül (1960).

Anayasa: 12 Ocak 1992.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACCT, ACP (Afrika - Karayip - Pasifik Ülkeleri), AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), ECA (Birleşmiş Milletler Afrika Ekonomik Komisyonu), ECOWAS (Batı Afrika Ekonomik Topluluğu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), FZ, G-77, IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IDB (İslam Kalkınma Ban


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Mali, Batı Afrika'da bir cumhuriyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiscal deficit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Financial Index)

Ulusal Pazar’da işlem gören ve sadece mali sektörde yer alan şirketlerin hisse senetlerinin fiyatlarındaki değişmeler dikkate alınarak hesaplanan hisse senetleri piyasası endeksidir.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Financial Markets)

Tasarruf fazlası olan ekonomik birimlerle tasarruf açığı (fon ihtiyacı) olan ekonomik birimler arasında fon akımlarını düzenleyen kurumlar, akımı sağlayan araç ve gereçler ile bunları düzenleyen hukuki ve idari kurallardan oluşan yapıya mali piyasa (finans kesimi) denir. Bu piyasalar kısa vadeli fon akımlarını kapsayan Para Piyasası (Money Market); orta ve uzun vadeli fon akımlarından oluşan Sermaye Piyasası (Capital Market); Döviz Piyasası (Foreign Exchange Market) ve Altın Piyasası (Gold Market) şeklinde gruplandırılabilir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i kökleşmiş bedhahlk, kötülükçülük; şiddetli nefret, derin düşmanlık; öldürucü şey; eza, cefa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. elmadan yapılmış; elmaya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i kötülük, bedhahlık, garaz; muziplik, iğneleme; huk. ızrar niyeti. malice aforethought, malice prepense huk. taahhüt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kötü niyetli, bedhah; muzip. maliciously z. bile bile, kötü niyetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kötücül, bedhah, habis; garezci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. iftira etmek, yermek. maligner i. iftiracı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. habislik; tıb. habis tümör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zarar veya ıstırap vermek isteyen. malignantly z., kötü niyetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Karasevda, merak, melankoli. 2. (Fars. hulyâ’dan galat) Kuruntu: Birtakım mâlihulyâlara dalmış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(Yun.-A.) [مالی خوليا] melankoli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mülk» ten if.). (mü. mâlike). 1. Sahip, efendi: Bir kölenin mâliki; kitabın, mülkün mâliki. Mâliki yevmi’d-dîn = Kıyâmet gününün sahibi olan Allah. 2. Sahip olan, tasarruf ve idare eden: Kendine mâlik değildir; ben daha o çiftliğe mâlik olamadım. Bu kelime ile Fransızca «avoir» fiilini tercüme etmek Adettir ve bu tesirle yersiz şekilde kullanılır: Üç oğla mâlikim, iyi bir doktora mâlik olamadık... gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cehennem’in muhafazasıyla görevli melek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

possessor. beneficial owner. tenant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

possessor. owner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the leader of a town or community in some parts of Asia Minor and the Indian subcontinent; 'maliks rule the hinterland of Afghanistan under the protection of warlords'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

possessor. owner. proprietor. joint owner. titleholder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the leader of a town or community in some parts of Asia Minor and the Indian subcontinent; 'maliks rule the hinterland of Afghanistan under the protection of warlords'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مالک] sahip.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Sahip, bir şeye sahip olan, bir şeyi olan. Malikii’l-Mülk, Allah. 2.Yedi cehennemin hakimi ve kapıcısı olan melek. 3.Zebanileri idare eden melek. İmam Malik, Maliki mezhebinin kurucusu. Ashab bu ismi kullanmıştır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir şahsa ait geniş arazi ve köşk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Malik). 1.Mal sahibi olan kadın. 2.Peri, su perisi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. İslâm’ın dört Sünnî mezhebinden biri. 2. Bu mezhebi benimsemiş kimse.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مالکيت] sahip olma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Mâlik ve sahip olma, tasarruf: Bu ormana mâlikiyyet iddiasındadır. 2. Tasarruf hakkı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yalandan kendini hasta göstermek, hasta pozu yapmak, hastalık taslamak. malingerer i. hasta pozu yaparak vazifeden kaçan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sürme, sürüş, oğma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.) (Arnavutça = dağlı). Arnavutluk’ta bazı dağ ahalisi ve onlara bağlı bazı ovalılar: Işkodra, Debre, Yakova Malisorları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Bazen kayıklarda çapa yerine kullanılan büyükçe taş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Devletin mâlî işlerini gören daire: Maliye bakanlığı, maliye memuru, (bk.) MAlî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finance. revenue office. internal revenue office. revenue board. revenue. treasury. exchequer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finance. finance office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finance. the Ministry of Finance. the Treasury. the Exchequer. any office or branch of the Finance Ministry. state finances. the management of a country's finances. exchequer. public finances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ماليه] devletin gelir ve gider işlerini takip eden bakanlık ve ona bağlı daireler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Maliye mütehassısı. 2. Devletin maliye teşkilâtında çalışan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

financier. finance official. revenue officer. public accountant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

financier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

official who works for the Ministry of Finance. an expert in public finance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MALİYYET) (i. A ). Bir şeye, yapılıp bitirilinceye kadar sarfedilen para, bir şeyin mal olduğu para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cost. damage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cost. quality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Maliye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Romence’den). Kaynar suda haşlanmış ve üzerine biraz yağ gezdirilmiş mısır buğdayı unundan yapılmış işçi yemeği ki, Romanya’da çok kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. memlûk). Memlûkler, köleler, (bk.) Memlûk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. memleket). Memleketler, ülkeler, (bk.) Memleket.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ممالک] ülkeler. 2.topraklar, diyarlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

queer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Münhasıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Belirli olarak, mahsus olarak, sadece.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exclusively. solely. only.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dikkatle bakarak, düşünerek: Mutabassırâne davranmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منحصرا] sırf, sadece.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Boş giriş kısmını dinlemeden, seçimi tam başlangıcından başlatır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oyması olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

panamanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Panamanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right behind sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir çok ülkede kullanılan analog telefon sistemi.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(hi.). 1. Roma şehrinde doğan veya yaşayan. 2. Roma imparatorluğu ahalisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Roman. Roman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonsense. absurdity. bullshit. horseshit. rubbish. stuff. applesauce. balderdash. bilge. blather. blatherskite. blether. bosh. cock. drivel. extravagance. eyewash. farce. fatuity. fiddle-faddle. flapdoodle. flimflam. flubdub. footle. gab. galimatias.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abracadabra. absurdity. bilge. bullshit. bunk. charade. claptrap. cobblers. cock. codswallop. crap. drivel. frivolity. humbug. nonsense. punk. shit. tomfoolery. tripe. twaddle. toomfoolery. garbage. rubbish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absurdity. piece of nonsense. absurd remark. bilge. boloney. bosh. codswallop. frivolity. garbage. guff. moonshine. tomfoolery. unreason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Otlak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yassı bir şeyle vurmaktan çıkan sesi taklid ve tasvir eder: Şark şark, şırak şırak yanaklarına vuruyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. şimâliyye). Şimale, kuzeye ait.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شمالی] kuzeye ait. kutb-i ~ kuzey kutbu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Dizi, saf: Bir sıra İnci: Ağaçları sıra sıra dikmişler. 2. Tertip, nizam, düzen: Sıraya koymak, sıraya girmek, sıra ile 3. Sınıf, derece, rütbe: Ben o sırada değilim, beni onların sırasına koymayın. 4. Satır: Birkaç sıra yazı yazdı. 5. Dershâne ve ona benzer yerlerde oturmak üzere tahtadan uzunca kanape, uzun rahle: Mektep, tiyatro sıraları. 6. Nöbet, belirli vakit veya derece: Bizim sıramız gelmeyecek midir? Şimdi sizin sırenızdır. 7. Fırsat, tesadüf, münasip vakit ve hâl: Sıra düşürmek; sıra gözetmek; sırası geldi de. 8. Geliş: Sözün sırası. 9. Rastgele alma, seçilmemiş: Sıra karpuzu; sıra memuru. 10. Devam, boyuna uzanma: Sıra serviler, sıra duvarı. Bir sıra teşkil eden, bir sıraya dizilmiş: Sıra yalılar, dükkânlar, sıra ağaçlar. 11. (gramer) Zarf gösteren isimlere katılarak bir düzenle devam gösterir. Ardı sıra, arkası sıra = Taklb ederek, geriden devamlı şekilde. Önüsıra = Önünden, önünce, önden muttasılan. Yanı sıra = Beraberinde, yanyana. Ara sıra, arada sırada = Aralık aralık, bazen, her vakit ve muntazaman değil. Sıra İla = Muntazaman birbiri arkasından, muntazam bir düzende yahut birer birer. Sırasında = 1. Nizâmında. 2. Vakti gelince. Sırasıyla — Yoluyla, münasip şekilde. Sıra sıra = Saf saf, birbiri arkasında saflar teşkil edecek şekilde: Asker sıra sıra dizilmişti. İşi sırasına girmek = İş yoluna girmek, düzelmek. Sırada = Bir şeye erişmek yolunda. Sırada = Esnada, iken: Geldiğim sırada tesadüf ettim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «şîre»den). Üzüm suyu, henüz şaraplaşmamış üzüm suyu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Satın alma. Bay’-ü şirâ = Alım-satım. 2. Yelken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordinal. line. queue. linage. order. row. series. file. rank. sequence. turn. bench. alignment. arrangement. array. form. occasion. place. progression. range. settle. slot. spell. succession. tier. train.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alignment. array. bench. file. line. occasion. order. queue. range. rank. row. sequence. series. string. succession. tier. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bank. sequence. file. line. order. pitch. range. round. row. series. tier. train. turn. queue. course. number. coordinate. ply. alternate. suite. tail. evolution. serial. catena. grade. alinement. alignment. procession. arrangement. array. bench. hand. ju

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

must. unfermented grape-juice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

must.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

job goods. run-of-the-mill. middling. mediocre things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sıra teşkil eden, bir dizi şeklinde, saf olmuş: Sıra-vârt yalılar, ağaçlar. 2. Bir dizi şeklinde, sıra İle Sıra-vârî durmuşlardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., sîr = tok, Ab = su). 1. Sy ile doymuş, suya kanmış, hararetini gidermiş. 2. Sulu, taze.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (Fars. «çerâğ» dan Ar.’ laşmış). Çerağ, ışık, kandil, meş’ale.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سراج] kandil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Işık meşale, kandil, çerağ. 2.Nur saçan anlamında Rasulullah için kullanılmıştır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Boğazda urlar çıkaran ve vücudun bazı taraflarında yaralar açan irsi bir hastalık ( dâü’l-hanâzîr. Sıracaotu = Sığırkuyruğu, balıkotu türünden bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde scrofula denir. Bir çeşit kronik deri veremidir. Nedeni, boyundaki lenf bezlerinin veremidir. Daha ziyade boyun bölgesinde ve yüzde acısız şişliklerle ortaya çıkar. Bir süre sonra patlayan bu şişliklerden irin akar. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Ceviz yaprağı, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 40 gram ceviz yaprağı konur. Haşlandıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer çorba kaşığı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. botanik), ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıraca hastalığına tutulmuş.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(scrophuiaria): Sıracagiller familyasından; pis kokulu, çok yıllık otsu bir bitkidir. Boğumlu sıracaotu ve köpeksıracaotu en yaygın olan türlerdir. Kullanıldığı yerler: Lapası sıraca tedavisinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) – Dinin kandili, dinin verdiği aydınlık, ışık, ışıklandıran, aydınlatan. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

range of mountains.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountain chain. mountain range.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountain range.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıralar hâlinde uzanan dağ zenclri, Osm. sllsile-i cibâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordinary. common. regular. unexceptional. banal. routine. workaday. average. blah. casual. common or garden. commonplace. copybook. cut and dried. exoteric. hackneyed. mediocre. nondescript. prosaic. quotidian. run-off-the-mill. small. straight. casu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

average. banal. common. commonplace. humble. humdrum. low. measly. menial. mundane. nondescript. ordinary. pedestrian. regular. simple. spartan. uncoloured. undistinguished. unsophisticated. workaday. of a sort. small-time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordinary. run-of-the-mill. any. banal. bread and butter. characterless. man of common extraction. commonplace. matter of-fact. mundane. ordinarily. prosaic. run of the mill. of sorts. so so. undistinguished. unexceptional. workaday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birdenbire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accordian file.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

putting in order. arrangement. processing. alignment. collocation. course. get-up. placement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordering. grading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ranking. arranging in a row or rows. listing things in order. ordering. classification. arrangement. lineage. ranging. coordination. linking. enumeration. grading. alignment. commutation. sorting. systemizing. serialization. dressing. marshalling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sıraya koymak, dizmek: Saksıları yolun üzerinde sıralayacağım. 2. Birbiri ardısıra söylemek, arasını kesmeksizin söylemek: Birtakım küfürler sıralamaya başladı. 3. (çocuk) Kanape ve duvarlara tutunarak yürümeye başlamak: Daha yürümüyor ama sıralıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

line up. arrange. put in order. aline. align. array. collocate. compile. concatenate. juxtapose. marshal. range. string.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enumerate. file. juxtapose. marshal. rank. to arrange in order. to align. to sequence. to enumerate. to begin to walk by holding on to one after another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sort. to arrange or array things in a row or rows. to line things up. to arrange or file things in a certain way. to list in order. to enumerate. to begin to walk. to order. to set in order. to range. to rank. to line. to classify. to coordinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Çift kaset deck’li bir sistemde A ve B sürücülerindeki kasetlerin her iki yüzünün de otomatik ve sıralı olarak çalınmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

line up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sıraya konmak, dizilmek, bir dizi teşkil edecek şekilde düzenlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be arranged or arrayed in a row or rows. to be lined up. to be arranged or filed in a certain way. to be listed in order. to be enumerated. to be classified. line the streets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sıraya koydurmak, bir diziye dizdirmek: Bu saksıları bahçıvana sıralatmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dizilmiş, sırasına konmuş: Sıralı evler, ağaçlar. 2. Tertipli, muntazam: Sıralı işler kolay görülür. 3. Münasip, yolunda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in order. serial. serried. sequent. in-line. in train.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordered. arranged in order. timely. appropriate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sequential. arranged or set out in a row or rows. line up. timely. apposite. appropriate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whenever he feels like it. regardless of the time or the place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sır saklayan yiğit-

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kaleler, hisarlar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Arslana lâyık, arslanca, Fars. dilîr-Ane: şîrâne mukavemet etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the course of. while. during. whilst. pending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

during. when necessary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

respective. in order of. respectively. seriatim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in turn. in order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Karmakarışık. 2. Yolsuz, münasebetsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unordered. untimely. inapposite. inappropriate. without waiting one's turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). 1. Yol. Sırlt-ı müsukıym = Doğru yol, hidâyet, hak yolu. 2. Cehennem’in üzerinde kurulmuş pek dar ve geçilmesi müşkül bir köprü ki, üzerinden geçilerek Cennet’e gidilecektir: Sırât köprüsü. mec. Pek sarp ve tehlikeli yol.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صراط] yol.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yol, tarik.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صراط مستقيم] doğru yol. 2.sırat köprüsü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dosdoğru yol. Allah’ın yolu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Geçme, bulaşma: Nezle çabuk sirâyet eden bir hastalıktır. 2. Geçme, Ar. İntikal, yayılma, bulaşma: O adamlarla otura otura onların Adeti bize de sirâyet etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contagion. infection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contagion. spread of sth from one person to another. extension. infection. taint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سرایت] bulaşma, geçme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

geçmek, bulaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (İran’da Fars eyaletinin başşehrinin adı) (musiki). Türk musikisinde artık kullanılmayan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Türk müziğinde eski bir makam.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Belki Şİrâz şehrinde icad olunmuş da böyle adlandırılmıştır). 1. Doğu usûlünde ciltlenen kitapların yapraklarının cilde bağlandıkları yerin iki ucunda ibrişimden vurulan ince şerit ki, Avrupalılar bugün taklidini yapıştırıyorlar. 2. mec. Nizam, intizam, düzen, rabıta. Şîrâzeden çıkmak = İşlerin düzeninden çıkması.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شيرازه] kitap sırtındaki kumaş şerit. 2.düzen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Kitap ciltlerinin iki ucunda bulunan ve yaprakları muntazam tutan, ibrişimden örülmüş ince şerit. 2.Pehlivan kispetinin parçası. 3.Esas, düzen, nizam.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi. F. A.). Şîrâzlı, Şİrâz şehrinden: Hâfız-ı Şİrâzî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sırma ile işlenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıtmaya tutulmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feverous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıtması çok olan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

somali.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

somalia. somalian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Hamitic people of East Central Africa. the Cushitic language spoken by the Somali people a member of a tall dark people inhabiting Somalia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Somalia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a member of a tall dark people inhabiting Somalia. the Cushitic language spoken by the Somali people. of or relating to the African republic of Somalia or its people or their language and culture; 'Somali coffee is excellent'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Somali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Standart Tanımlamalı, ekranda 576 Yatay satırdan oluşmuş TV ve video için kullanılan geleneksel formattır

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hush money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «basar» dan). İnsanın anlayışını arttıran kuvvet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sins. negligences. fate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقصيرات] kusurlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prospectus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

controversial. polemic. contentious. explosive. moot. vexed. eristic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contentious. argumentative. controversial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

controversial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üstü baş perişan kimse, pejmürde kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A «basar» dan). İnsanın gözünü açacak durum, ibret.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفسيرات] yorumlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تأثيرات] etkiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çıkıntısı olan (Ertuğrul Gazi’nin ilk yeri bu adla anılır).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kıymetli taş gibi kullanılan ve birçok renkleri bulunan şeffaf bir taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. tourmaline.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fastener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. istenilmeyen; saklncalı; i. istenilmeyen kişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uniformed. liveried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uniformed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in livery. uniformed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practical. applied. operative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practical. applied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hands on. practical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uzatılmış, sürdürülmüş bir iş: Uzatmalı çavuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

percussive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

percussion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yaması olan, yama vurulmuş. 2. Yüzünde büyücek bir lekesi olan, yüzü lekeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patched. patchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zarafet, eda, işve.

Türkçe Sözlük by