Sıra-vari ne demek? | Sıra-vari anlamı nedir? | Sıra-vari

Sıra-vari anlamı nedir?

Sıra-vari ne demek?

Sıra-vari anlamı nedir?

Sıra-vari | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sira vari

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sıra teşkil eden, bir dizi şeklinde, saf olmuş: Sıra-vârt yalılar, ağaçlar. 2. Bir dizi şeklinde, sıra İle Sıra-vârî durmuşlardı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Gerçek servet ve zenginliklerin mutlak sahibi. Bütün zenginliklerin son ve asıl sahibi olan yüce Allah’ın kulu. - Varis kelimesi Allah’ın isimlerindendir. (bkz.el-Varis).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabetical sequence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Türk musikisinde çok eski ve çok kullanılan bir mürekkep makam. Çârgâh makamının acem aşîrân (fa) perdesindeki şeddidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Türk musikisinde portenin birinci aralığına yazılan fa perdesinin adı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عجم عشيران] Türk mûsikisinde bir makam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ikşîrâr.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. aquariste

akvaryumcu

Bilim ve sanatı kullanarak akvaryum ortamında balık vb.ni besleyen kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabetical arrangement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on occasion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

occasionally. sometimes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

now and then. now and again. ever and anon. from time to time. occasionally. once in a while. sometimes. in spots. at times.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

every so often.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

occasionally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Zaman zaman, seyrek olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aşırma mânâsında kullanılan uydurma bir kelime.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stealing. pinching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde orta sekizlideki (mi) perdesi. «Hüseynî-aşîrân» da denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (hırs)., tamah. avaricious (s). haris, tamahkâr avariciously (z). hırsla, tamahkarlıkla. avariciousness (i). harislik, tamahkârlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عوارف] bilginler, arifler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Arıza). Arızalar. Avârız akçası = Vaktiyle her mahalleden fevkalâde olarak alınan vergi. Avârız vakfı: Geliri bir yer veya mahalle ahalisinin veyahut bir sanat halkının belirli ihtiyaçlarına sarfolunmak için kurulan vakıf. (bk.) Arıza.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عوارض] belalar. 2.engeller. 3.geçici vergi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaprakların üzerinde hasıl olan bir nevi kudrethelvesı kl, dalların hususî bir hastalığıdan ileri gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Görmek kuvveti, görme hassası. Kuvve-i bâsıra = Görme kudreti. 2. Göz, Ar. ayn, Fars. çeşm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam. Aşîrân «mi» perdesinde kalır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Ululuk, büyüklük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transverse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Objektif yüzeylerindeki ışık yansımasını azaltarak gölgelenme ve parlama gibi sorunları ortadan kaldıran çok katmanlı T* kaplamasına sahip bir objektif. Geleneksel objektiflerden daha az yansıma ile daha fazla doğal ışık görüntü çipine ulaşabilir, böylece daha doğal ve canlı görüntüler oluşturulabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Carl Zeiss®’in profesyonel sınıf, tam kaplamalı, hassas cam lensleri, sapmasız optik mükemmellikleriyle ünlüdür. Görüntünün kenar kısımlarında bile net görüntüler ve daha az bozulma sağlar. Optik zoom, geniş açıdan telefotoya kadar çok geniş bir aralık sağlayarak, fotoğrafçının görüntü çerçevesini mükemmel biçimde belirlemesini sağlar. Optik elemanlara uygulanan gelişmiş kaplama, kontrastı ve renk doğruluğunun daha iyi olmasını sağlarken istenmeyen suni efektleri azaltır. Vario-Sonnar® lensler, daha fazla ışığı etkili biçimde topladığından, daha iyi fotoğraflar çekmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kompakt fotoğraf makineleri ve video kameralarda kullanılması için tasarlanmış küçük, güçlü bir objektif. Parlak, net görüntü üretmek üzere kontrast ve rengi yakalamak için mükemmel.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

Resimdeki ana temanın birliğinin çerçevesi içerisinde canlı ve zengin bir çeşitliliğin de elde edilebilmesi. Bu resmin albenisini arttıran önemli bir unsurdur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü: câriye). Cariyeler. (bk.) CAriye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جواری] halayıklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). düğünden sonra kap kacak ile yapılan gürültü, teneke çalma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yakınlıkla, komşulukla ilgili, yakın, komşu olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yakınlık, komşuluk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). arzu edilen, istek uyandıran, çekici, cazip. desirabil ity (i). cazibe, arzu edilir olma, hoşa gitme. desirably (z). arzu edilir şekilde, cazip olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. F.).Türk musikisinde bir perde adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

language laboratory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Super Audio CD’lerin (SACD), yazılım üreticisine bağlı olarak üç türü bulunmaktadır: tek katmanlı SACD, çift katmanlı SACD ve hibrit SACD.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çatallanmak, ayrılmak, dallanmak. divarica'tion (i). dallanma, yayılma, çatallanma; ayrılık, fark, uyuşmazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Güçlük, zorluk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اسيران] tutsaklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tutsağa veya köleye yakışır surette: Esîrâne bir muamele.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فوارس] atlılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Haç şeklinde olan, dikine biribirini ortadan kesen iki düz çizgi şeklinde olan. Ar. salîb-üş-şekl: Haçvârî yol. Salip şeklinde olarak: İki yol orada haçvârî karşılaşıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. havâriyyûn). Havârîler, Hazret-i Isâ’nın 12 arkadaşının her biri. (bk.) Havâriyyûn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apostle. disciple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apostle. disciple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hârici). Hâriciler, HArici mezhebinden olanlar, (bk.) HArici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hârika). Hârikalar. (bk.) HArika.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خوارق] harikalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (müfredi havârî pek kullanılmaz). Hazret-i Isâ’nın, İncil’i düzenleyip Hıristiyanlığı yayan arkadaşı ve mürîdi. (tıp) Havâriyyûn merhemi — Bir çeşit merhem. Fr. dodcafarmacum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) RAhatfezâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ürperme (deri veya kıllar).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şerh» ten masdar). Açılma, açıklık, ferahlık: İnfirâh-ı derûn, inşirâh-ı kalb = Gönül, kalp ferahlığı. Deniz manzarası insana inşirah verir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انشراح] açılma, ferahlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Açılma. 2.Açıklık, ferahlık. - Kur’an-ı Kerim’de bir süre adı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Çatlayıp yarılma, yarık olma. 2.Parlama. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) değişmeyen, her zaman bir olan, sabit bir durumda kalan. invariabil'ity (i.) değişmezlik. invar'iably (z.) değişmeyerek; aynı şekilde, istisnasız; mütemadiyen, her zaman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) değişmesi imkânsız sabit; (i.), (mat.) sabit nicelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retaining wall. supporting wall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Acizce: Fikri kaasırânemce (pek de doğru tâbir olmayıp kaasır daha doğrudur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. kaysar). Kayserler, Roma imparatorları, imparatorlar. bk. Kayser.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kitre zamkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. F.). İnci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mevrûd). (bk.) Mevrûd.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [موارد] konular, hususlar, yerler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mîrâs). (bk.) Miras.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Münhasıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Belirli olarak, mahsus olarak, sadece.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exclusively. solely. only.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dikkatle bakarak, düşünerek: Mutabassırâne davranmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «verâ» dan if.) (mü. mütevâriyye). Bir şeyin arkasına veya altına geçip saklanan, saklı, gizil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vürûd» dan if.) (mü. mütevâride). Vârid (Arapça’da mânâsı: birbirine yaklaşan ve birlikte tesadüf eden).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «verâset» ten if.) (mü. mütevârise). Miras kalan, irsen geçen, babadan evlâda kalarak devam eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منحصرا] sırf, sadece.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Boş giriş kısmını dinlemeden, seçimi tam başlangıcından başlatır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right behind sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yalan söylemek; kaçamaklı cevap vermek, kaçamaklı sözle aldatmak. prevarica'tion i. yalan. prevaricator i. yalancı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yassı bir şeyle vurmaktan çıkan sesi taklid ve tasvir eder: Şark şark, şırak şırak yanaklarına vuruyordu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şerefle gelmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sound / sonic barrier. sound barrier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şârib). Şâribler, içiciler, (bk.) ŞArib.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Değerlilik, lâyıklık, lâyık ve münasip olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Dizi, saf: Bir sıra İnci: Ağaçları sıra sıra dikmişler. 2. Tertip, nizam, düzen: Sıraya koymak, sıraya girmek, sıra ile 3. Sınıf, derece, rütbe: Ben o sırada değilim, beni onların sırasına koymayın. 4. Satır: Birkaç sıra yazı yazdı. 5. Dershâne ve ona benzer yerlerde oturmak üzere tahtadan uzunca kanape, uzun rahle: Mektep, tiyatro sıraları. 6. Nöbet, belirli vakit veya derece: Bizim sıramız gelmeyecek midir? Şimdi sizin sırenızdır. 7. Fırsat, tesadüf, münasip vakit ve hâl: Sıra düşürmek; sıra gözetmek; sırası geldi de. 8. Geliş: Sözün sırası. 9. Rastgele alma, seçilmemiş: Sıra karpuzu; sıra memuru. 10. Devam, boyuna uzanma: Sıra serviler, sıra duvarı. Bir sıra teşkil eden, bir sıraya dizilmiş: Sıra yalılar, dükkânlar, sıra ağaçlar. 11. (gramer) Zarf gösteren isimlere katılarak bir düzenle devam gösterir. Ardı sıra, arkası sıra = Taklb ederek, geriden devamlı şekilde. Önüsıra = Önünden, önünce, önden muttasılan. Yanı sıra = Beraberinde, yanyana. Ara sıra, arada sırada = Aralık aralık, bazen, her vakit ve muntazaman değil. Sıra İla = Muntazaman birbiri arkasından, muntazam bir düzende yahut birer birer. Sırasında = 1. Nizâmında. 2. Vakti gelince. Sırasıyla — Yoluyla, münasip şekilde. Sıra sıra = Saf saf, birbiri arkasında saflar teşkil edecek şekilde: Asker sıra sıra dizilmişti. İşi sırasına girmek = İş yoluna girmek, düzelmek. Sırada = Bir şeye erişmek yolunda. Sırada = Esnada, iken: Geldiğim sırada tesadüf ettim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «şîre»den). Üzüm suyu, henüz şaraplaşmamış üzüm suyu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Satın alma. Bay’-ü şirâ = Alım-satım. 2. Yelken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordinal. line. queue. linage. order. row. series. file. rank. sequence. turn. bench. alignment. arrangement. array. form. occasion. place. progression. range. settle. slot. spell. succession. tier. train.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alignment. array. bench. file. line. occasion. order. queue. range. rank. row. sequence. series. string. succession. tier. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bank. sequence. file. line. order. pitch. range. round. row. series. tier. train. turn. queue. course. number. coordinate. ply. alternate. suite. tail. evolution. serial. catena. grade. alinement. alignment. procession. arrangement. array. bench. hand. ju

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

must. unfermented grape-juice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

must.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

job goods. run-of-the-mill. middling. mediocre things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sıra teşkil eden, bir dizi şeklinde, saf olmuş: Sıra-vârt yalılar, ağaçlar. 2. Bir dizi şeklinde, sıra İle Sıra-vârî durmuşlardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., sîr = tok, Ab = su). 1. Sy ile doymuş, suya kanmış, hararetini gidermiş. 2. Sulu, taze.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (Fars. «çerâğ» dan Ar.’ laşmış). Çerağ, ışık, kandil, meş’ale.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سراج] kandil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Işık meşale, kandil, çerağ. 2.Nur saçan anlamında Rasulullah için kullanılmıştır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Boğazda urlar çıkaran ve vücudun bazı taraflarında yaralar açan irsi bir hastalık ( dâü’l-hanâzîr. Sıracaotu = Sığırkuyruğu, balıkotu türünden bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde scrofula denir. Bir çeşit kronik deri veremidir. Nedeni, boyundaki lenf bezlerinin veremidir. Daha ziyade boyun bölgesinde ve yüzde acısız şişliklerle ortaya çıkar. Bir süre sonra patlayan bu şişliklerden irin akar. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Ceviz yaprağı, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 40 gram ceviz yaprağı konur. Haşlandıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer çorba kaşığı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. botanik), ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıraca hastalığına tutulmuş.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(scrophuiaria): Sıracagiller familyasından; pis kokulu, çok yıllık otsu bir bitkidir. Boğumlu sıracaotu ve köpeksıracaotu en yaygın olan türlerdir. Kullanıldığı yerler: Lapası sıraca tedavisinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) – Dinin kandili, dinin verdiği aydınlık, ışık, ışıklandıran, aydınlatan. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

range of mountains.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountain chain. mountain range.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountain range.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıralar hâlinde uzanan dağ zenclri, Osm. sllsile-i cibâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordinary. common. regular. unexceptional. banal. routine. workaday. average. blah. casual. common or garden. commonplace. copybook. cut and dried. exoteric. hackneyed. mediocre. nondescript. prosaic. quotidian. run-off-the-mill. small. straight. casu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

average. banal. common. commonplace. humble. humdrum. low. measly. menial. mundane. nondescript. ordinary. pedestrian. regular. simple. spartan. uncoloured. undistinguished. unsophisticated. workaday. of a sort. small-time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordinary. run-of-the-mill. any. banal. bread and butter. characterless. man of common extraction. commonplace. matter of-fact. mundane. ordinarily. prosaic. run of the mill. of sorts. so so. undistinguished. unexceptional. workaday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birdenbire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accordian file.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

putting in order. arrangement. processing. alignment. collocation. course. get-up. placement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordering. grading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ranking. arranging in a row or rows. listing things in order. ordering. classification. arrangement. lineage. ranging. coordination. linking. enumeration. grading. alignment. commutation. sorting. systemizing. serialization. dressing. marshalling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sıraya koymak, dizmek: Saksıları yolun üzerinde sıralayacağım. 2. Birbiri ardısıra söylemek, arasını kesmeksizin söylemek: Birtakım küfürler sıralamaya başladı. 3. (çocuk) Kanape ve duvarlara tutunarak yürümeye başlamak: Daha yürümüyor ama sıralıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

line up. arrange. put in order. aline. align. array. collocate. compile. concatenate. juxtapose. marshal. range. string.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enumerate. file. juxtapose. marshal. rank. to arrange in order. to align. to sequence. to enumerate. to begin to walk by holding on to one after another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sort. to arrange or array things in a row or rows. to line things up. to arrange or file things in a certain way. to list in order. to enumerate. to begin to walk. to order. to set in order. to range. to rank. to line. to classify. to coordinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Çift kaset deck’li bir sistemde A ve B sürücülerindeki kasetlerin her iki yüzünün de otomatik ve sıralı olarak çalınmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

line up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sıraya konmak, dizilmek, bir dizi teşkil edecek şekilde düzenlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be arranged or arrayed in a row or rows. to be lined up. to be arranged or filed in a certain way. to be listed in order. to be enumerated. to be classified. line the streets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sıraya koydurmak, bir diziye dizdirmek: Bu saksıları bahçıvana sıralatmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dizilmiş, sırasına konmuş: Sıralı evler, ağaçlar. 2. Tertipli, muntazam: Sıralı işler kolay görülür. 3. Münasip, yolunda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in order. serial. serried. sequent. in-line. in train.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordered. arranged in order. timely. appropriate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sequential. arranged or set out in a row or rows. line up. timely. apposite. appropriate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whenever he feels like it. regardless of the time or the place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sır saklayan yiğit-

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kaleler, hisarlar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Arslana lâyık, arslanca, Fars. dilîr-Ane: şîrâne mukavemet etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the course of. while. during. whilst. pending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

during. when necessary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

respective. in order of. respectively. seriatim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in turn. in order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Karmakarışık. 2. Yolsuz, münasebetsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unordered. untimely. inapposite. inappropriate. without waiting one's turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). 1. Yol. Sırlt-ı müsukıym = Doğru yol, hidâyet, hak yolu. 2. Cehennem’in üzerinde kurulmuş pek dar ve geçilmesi müşkül bir köprü ki, üzerinden geçilerek Cennet’e gidilecektir: Sırât köprüsü. mec. Pek sarp ve tehlikeli yol.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صراط] yol.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yol, tarik.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صراط مستقيم] doğru yol. 2.sırat köprüsü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dosdoğru yol. Allah’ın yolu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Geçme, bulaşma: Nezle çabuk sirâyet eden bir hastalıktır. 2. Geçme, Ar. İntikal, yayılma, bulaşma: O adamlarla otura otura onların Adeti bize de sirâyet etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contagion. infection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contagion. spread of sth from one person to another. extension. infection. taint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سرایت] bulaşma, geçme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

geçmek, bulaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (İran’da Fars eyaletinin başşehrinin adı) (musiki). Türk musikisinde artık kullanılmayan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Türk müziğinde eski bir makam.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Belki Şİrâz şehrinde icad olunmuş da böyle adlandırılmıştır). 1. Doğu usûlünde ciltlenen kitapların yapraklarının cilde bağlandıkları yerin iki ucunda ibrişimden vurulan ince şerit ki, Avrupalılar bugün taklidini yapıştırıyorlar. 2. mec. Nizam, intizam, düzen, rabıta. Şîrâzeden çıkmak = İşlerin düzeninden çıkması.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شيرازه] kitap sırtındaki kumaş şerit. 2.düzen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Kitap ciltlerinin iki ucunda bulunan ve yaprakları muntazam tutan, ibrişimden örülmüş ince şerit. 2.Pehlivan kispetinin parçası. 3.Esas, düzen, nizam.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi. F. A.). Şîrâzlı, Şİrâz şehrinden: Hâfız-ı Şİrâzî.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Stradivarius keman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SÜVARİ) (i.) (F. suvâr’dan). 1. Atlı. 2. Atlı asker, zıddı: piyâde. Süvari alayı, bölüğü. 3. Gemi kaptanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cavalier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cavalry. cavalry man. captain of a ship. cavalryman. captain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cavalryman. rider. horseman. captain. cavalier. sea captain. ship master. shipmaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Atlı. Atlı ask(Erkek İsmi) 2.Gemi kaptanı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cavalcade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

troop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squadron. troops.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cavalry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atlı askerin işi ve sıfatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sulamak tarz ve usûlü ve araziye bir kerede verilen su miktarı: Bir suvarım.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سواری] binici. 2.atlı asker. 3.gemi kaptanı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «basar» dan). İnsanın anlayışını arttıran kuvvet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sins. negligences. fate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقصيرات] kusurlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A «basar» dan). İnsanın gözünü açacak durum, ibret.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفسيرات] yorumlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «verâ» dan). Bir şeyin arkasına saklanıp gözden kaybolma: Ay bulutların arkasına tevârî etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. târîh). Tarihler. (bk.) Tarih.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تواریخ] tarihler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تأثيرات] etkiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Ru. yoldaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

induction. reasoning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

induction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

induction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. istenilmeyen; saklncalı; i. istenilmeyen kişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [اميدواری] ümitli olma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [استواری] sağlamlık. 2.güvenilirlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). Benzetme gösterir: Dostvârî bir tavırla.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [واری] gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) değişik, çeşitli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. değişir, değişken; kararsız, sebatsız; biyol. değişken i. değişen şey mat. değişken nicelik: astr. değişken yıldız: çoğ. okyanusta rüzgarların hafif ve sakin olduğu ekvatora yakın kısımlar. variabil'ity, variableness i. değişkenlik. variably z.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. değişme, değişiklik; uyuşmazlık; çelişki, ihtilâf, ayrılık at. variance with çelişkili, tutarsız, aykırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. farklı, değişik: dönek; değişken; i. başka şekil; varyant; değişen şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. değişken şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. değişme, dönme dönüşme; değişme miktar, değişme derecesi; gram. çekim, tasrif; müz. çeşitleme, varyasyon; gökcisminin ortalama yörünge veya devrinin değişmesi; biyol. değişme. variation compass ibrenin en ufak değişikliklerini gösteren pusula. peri

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. suçiçeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. hayâ torbası damarlarında tümör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. genişlemiş, varisli (damar).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tlb. varis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vürûd» dan if.) (mü. vâride). Vürud eden, gelen, vasıl olan: Vârid olan bir habere göre, evrâk-ı vâride. 2. Bir şey hakkında söylenen, tatbik olunan: Bu mevzûda birçok hadîs vârid olmuştur. Vârid-i hâtır = Hatıra gelen, Osm. sânih olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ وارد] gelen, ulaşan. 2.sözkonusu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Gelen, vasıl olan, erişen. 2.Bir şey hakkında çıkan, söylenen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (müfredi vâride bu mânâ ile kullanılmaz). T. Bir şahıs veya ailenin her türlü gelirinin bütünü: Vâridatı idaresine kâfidir, vâridat sahibi. 2. Bir devletin, vergi vesaireden senede aldıklarının bütünü ki, bütçesinin gelir kısmını teşkil eder. 3. Akla gelen şeyler, Ar. sânihât: Vâridât-ı zihniyye (bu mânâda az kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revenues. income. revenue. assets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [واردات] kazanç, gelir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. vâridât). Akla gelen düşünce, fikir, mülâhaza.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ وارده] gelen, ulaşan. 2.akla gelen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Varid).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s çeşitli, türlü; değişik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. renk renk yapmak, renklendirmek; değişiklik katmak, çeşitlemek. variegated s. renk renk, alaca; çeşitli. variega'tion i. renklilik; çeşitlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çeşitlere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. değişiklik, farklılık; karışım; biyol. çeşit; cins nevi, tür. variety meat sakatat; salam, sosis, sucuk. variety show varyete. variety store A.B.D. tuhafiye dükkânı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. farklı şekilleri olan, biçim biçim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr. baril). 1. Silindir şeklinde fıçı: Su, şarap varili. 2. Bir varil dolusu, bir varilin aldığı miktar: Bir varil şarap. 3. Varil şeklinde: Varil çanta, düğme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barrel. cask. keg. tub. vat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barrel. cask. keg. butt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barrel. butt. cask.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gidilmek, vüsûl bulunmak: Bugün şehre varılamaz. 2. Anlaşılmak, Osm. intikal olunmak: Onun içyüzüne, hakikatine varılmak müşküldür.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. çiçek hastalığı. variolous s. çiçek hastalığı kabilinden; çiçek bozuğu, çopur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., jeol. beyaz lekeli bir çeşit volkanik kaya. variolit'ic s. bu kayaya ait; benekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. çiçek hastalığına benzer; i. hafif bir çeşit çiçek hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., elek. varyo metre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. değişik nüshalardan derlenmiş (eser). variorum edition değişik nüshalardaki farkları dipnotta veren baskı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. farklı, muhtelif, ayrı, çeşitli, birkaç; değişik; nad. kararsız, sebatsız. variously z. farklı olarak. variousness farklılık, çeşitlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Varma, gitme, yetişme, Ar. vüsûl: Bu kadar çabuk varış. 2Anlayış sür’ati: Çok varışı vardır. Varışgeliş 5= Gidip-gelme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir damar hastalığı, toplardamarın hastalık derecesinde genişlemesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «verâset.» ten) (mü. vârise) (c. verese). Akrabalık veya vasîllk yoluyla, ölen bir şahsın mal ve mülküne konan, miras yiyen.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Damarların büyümesi ve şişmesine varis denir. Çoğunlukla bacağın alt kısımlarında görülür. Nedeni ayakta fazla durmak, şişmanlık, kan damarlarındaki kapakların düzensiz çalışması veya jartiyer kullanmaktır. Belirtileri, deri yüzeyindeki damarlar eğri, büğrü olup şişerler. Deri rengini kaybeder. Akşam saatlerinde de ayak bilekleri şişebilir. Banyodan sonra, aybaşı halinde, sıcak havalarda veya uzun süre ayakta kaldıktan sonra, yorgunluk, bacaklarda ağrı, karıncalanma ve dolgunluk hissedilir. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır ve kabız olmamaya dikkat edilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Limon suyu.

Hazırlanışı : Her akşam, bacaklar limon suyu ile aşağıdan yukarı doğru ovulur. Sonra, 1 karış yükseğe konup, dinlendirilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrival. coming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advent. arrest. coming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destination. arrival. accession. coming. finish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

successor. heir. devisee. heritor. inheritor. inheritress. inheritrix. survivor. varicose vein. varicosis. varicosity. varix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heir. varicose veins. varicose vein. varix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

varicose vein. varicosis. successor. varicose veins.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وارث] mirasçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - 1.Cenab-ı Hakk’ın 99 isminden birisi. Mal ve mülkün, bütün değerlerin son ve gerçek sahibi yüce Allah. 2.Varis kelimesi, müslümanlar kastedilerek de kullanılmıştır. 3.Mirasçı, kendisine miras düşen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Zeka, anlayış, akıl.

İsimler ve Anlamları by

Sağlık Bilgisi

Daha çok, bacağın alt kısmında görülen yuvarlak bir yaradır. Nedeni, varisli yerde meydana gelen herhangi bir yaralanmadır. Hastalık bacağın alt kısmında, bileğe yakın bir yerde yuvarlak bir yara olarak ortaya çıkar. Ayak bileği şişer, deri esmerleşir ve bazen de ağrı hissedilir. Doktor tedavisi şarttır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Ceviz veya fındık, su.

Hazırlanışı : Altı bardak suya 1 avuç kabukları çıkarılmamış ceviz veya kabuklu fındık konur. Yarım saat kaynatıldıktan sonra süzülüp, ülserli yere pansuman yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Anlayışlı, çabuk intikal eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quick. keenly intelligent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gidip gelmek, görüşmek, dostluk etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

escheat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

likely to happen. possible. plausible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be likely to happen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. varices) tıb. varis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Türkçe «var» isminden Arapça kaidesince yapılmış yanlış tâbirdir). Zenginlik, servet, mal,, varlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. yanlış tabir). Zengin, varlık sahibi.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sesin bit değerini ayarlayan ve böylece daha az yer kaplayan ama daha iyi ses kalitesine sahip ses dosyaları yaratmaya yarayan teknoloji.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayvan veya bitkilerin yetiştirildiği park veya akvaryum gibi yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Ricacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entreaty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appeal. rogation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aşağılık bir şekilde yalvarmak.

Türkçe Sözlük by