Sirf Star Iii ne demek? | Sirf Star Iii anlamı nedir? | Sirf Star Iii

Sirf Star Iii anlamı nedir?

Sirf Star III ne demek?

Sirf Star III anlamı nedir?

Sirf Star III | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sirf star iii

Teknolojik Terim

Hızlı, derin GPS sinyal aramasına olanak veren GPS alıcı teknolojisi, dış mekanda konumunuzun bulunmasının yalnızca bir saniye süreceği anlamına gelir. Geleneksel GPS alıcılarından farklı olarak SiRFstarIII o kadar duyarlıdır ki, uzun binalarla çevrili bir yerde ya da ağaçlar altında olsanız bile GPS sinyallerini alabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.) (eski ve Doğu Türkçesi’nde alt. Ar. taht, Fars. zîr demek olan «ast» tan). 1. Esvapta yüzü teşkil eden kumaşın altına yani içine kaplanan bez vesaire: Astarı yüzünden pahalı. 2. Sıva ve boya vesaire altına geçirilen kaba kat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lining. liner. undercoat. foundation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coating. liner. lining. undercoat. priming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lining. priming. undercoat. coating. casing. furring. line. liner. inlet. insert. ground. prime coat. ground work. wash. bond coat. sheath. rough coating. back lining. primer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undercoat. priming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Astar geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

line. to line. to prime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to line. to apply an undercoat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Astarı olan, astar geçirilmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lined. having an undercoat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Astara yarar (bez, sıva, boya vesaire).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for lining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material for lining. paint for undercoating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Fenikelilerin aşk ilâhesi, Kibele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). piç, nikahsız doğan çocuk; (argo) alçak herif, kepaze kimse; (s). gayri meşru (çocuk); sahte, hakiki olmayan, kalp; alışılmışın dışında; matb. normal boyda olmayan. bastardy (i). piçlik. bastardly (s). gayri meşru olarak doğan; hileli; bayağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (italyanca bastarda) (denizcilik). Bir cins küçük gemi, kadırganın küçüğü. Geminin başındaki ufkî direk. Ş ile baştarda da denmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden bir nevi harb gemisi, (bk.) Bastarda.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ing. -ise (f). piç olduğunu ispat etmek; alçaltmak; şerefi lekelenmek, alçaltılmak; değiştirip kıymetini bozmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. toy kuşu, zool. Otis tarda; Avrupa ve Afrika'da yaşayan diğer birkaç cins kuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kolalamak, kolalayıp ütülemek. clearstarcher (i). kolacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). piyes veya filimde baş oyunculardan biri; (f). baş rollerden birinde oynamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mısır nişastası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yoğurt koyuluğunda, süt ve yumurtadan yapılmış bir tatlı, krema. custard apple Hint ayvası, (bot). Annona reticulata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). alçak kimse; (s). alçak. dastardly (s). alçak, korkak, namert. dastardliness (i). alçaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sarık, Ar. amâme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دستار] sarık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sarık bağlayan, mec. Din adamları sınıfına mensup.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. «setr» aslı: istâr). Örtü, perde: Estâr-ı KAbe = KAbe örtüsü (astar bundan gelmez, katıksız Türkçe’dir).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-red, -ring) yıldızlarla donatmak; yıldız gibi yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. iki deri dökme zamanı arasında meydana gelen değişim safhasındaki böcek; bu safha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. «satr» dan masdar). Yazma ve tahrir mânâsı ile kullanılmış ise de, gerçek mânâsı «satır atlamak» ve «yanlış okumak» tan ibarettir. «Tastîr» daha doğrudur.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yıldız, necm, sitare.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kasâret» ten galat). Pamuk ipliğinin ağartılması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (pamuk ipliği vesaireyi) Ağartmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağartılmış (pamuk ipliği vs.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit pazı, iri karalahana.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. lodestar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çobanyıldızı, Kutupyıldızı; yol gösterici rehber veya prensip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Küçük lokanta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Masdar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infinitive. infinitive. infinitive mood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infinitive. template. infinitive eylemlik. jig. gauge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gauge. pattern. straight edge. model. templet. template. module. normal gage. gauge stick. gauging rod. caliber. calibration instrument. source. ruler. face mold. origin. seed. gager. infinitive. face mould. gauger. jig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Açı ölçme cedvell.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. megastar

başyıldız

Sinema, tiyatro veya müzikhol sanatçılarının en önde geleni.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A. «setr» dan la), (c. mesâtir). Satırların doğru gitmesi için kâğıdı çizmeye mahsus Alet ki, ince bir mukavva üzerine uzatılmış ipliklerden ibaret olup kâğıdın altına konarak üstünden el ile basıldıkta kâğıt muntazam surette çizilir (taşçı cetveline de «mıstar» denir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. “satr”dan). Açıların derecelerini ölçmeye mahsus hendese Aleti, açı cetveli. Ar. idâde (Fr. alidade, Ar. el-idâde’den alınmıştır).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hardal: hardal bitkisi. mustard gas zehirli bir gaz, iperit. mustard plaster hardal yakısı. mustard seed hardal tohumu. hedge mustard yaban hardalı, çalgıcı otu, bot. Sisymbrium officinale. white mustard akhardal, bot. Sinapis alba. wild mustard y

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Arab» dan imef.) (mü. müstârebe). Arap’laşmış, Arap değilken zamanla Arapça konuşmaya başlamış: Arâb-ı müstârebe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

somebody who is suffering mental or emotional anguish. sore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leidend. drückend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hizmetçi, kul, köle. 2. Besleme, halayık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پرستار] tapan. 2.besleme. 3.dalkavuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kutupyıldızı;yönmetici unsur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kızılkuyruk, (zool.) Phoe nicurus phoenicurus; Amerika'ya mahsus bir çeşit sinekyutan kuşu, (zool.) Setophaga ruticella.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., oto marş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Altı telli eski bir telli çalgı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Şeştâr çalan sâzende.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). 1. Hâlis, sâft, sade: Bu, sırf süttür; sırf yalandır. 2. Büsbütün, tamamen. 3. Ancak: Sırf kendi ihtirasıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mere. only. purely. sheer. simply. pure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sheer. solely. pure. mere. utter. nothing but. merely. only. wholly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صرف] sadece, yalnız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Hızlı, derin GPS sinyal aramasına olanak veren GPS alıcı teknolojisi, dış mekanda konumunuzun bulunmasının yalnızca bir saniye süreceği anlamına gelir. Geleneksel GPS alıcılarından farklı olarak SiRFstarIII o kadar duyarlıdır ki, uzun binalarla çevrili bir yerde ya da ağaçlar altında olsanız bile GPS sinyallerini alabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Adi kadın.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Başını yukarı kaldıran yükselten, benzerlerinden üstün olan. Aslı Serfıraz’dır.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

İng. star

yıldız

Sinema, tiyatro veya müzikhol sanatçısı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

star.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The polestar; the north star.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A planet supposed to influence one's destiny; a configuration of the planets, supposed to influence fortune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which resembles the figure of a star, as an ornament worn on the breast to indicate rank or honor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A composition of combustible matter used in the heading of rockets, in mines, etc., which, exploding in the air, presents a starlike appearance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person of brilliant and attractive qualities, especially on public occasions, as a distinguished orator, a leading theatrical performer, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To set or adorn with stars, or bright, radiating bodies; to bespangle; as, a robe starred with gems.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To be bright, or attract attention, as a star; to shine like a star; to be brilliant or prominent; to play a part as a theatrical star. a celestial body of hot gases that radiates energy derived from thermonuclear reactions in the interior any celestial b

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

star.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A ball of mostly hydrogen and helium gas that shines extremely brightly Our Sun is a star A star is so massive that its core is extremely dense and hot At the high stellar core temperatures, atoms move so fast that they sometimes stick to other atoms when

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A classification of network technology defined by a network which consists of a central element attached to its client computers via wires leading out from the central element A LAN that consists of a number of computers each directly attached to an ATM s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A self-luminous gaseous body that typically generates energy by nuclear reactions in its interior Note that white dwarfs and neutron stars that no longer possess nuclear reactions, but shine by radiating stored-up heat that originally was derived from nuc

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A cosmic structure that generates energy by means of nuclear fusion at its core.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A giant ball of hot gas that creates and emits its own radiation through nuclear fusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Most of the objects you see in the night sky are stars, and they come in many different varieties Stars usually emit light , but this is not true for all stars Some are as small as the Earth and others are bigger than the Earth's orbit around the Sun Even

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large hot ball of gas which generates energy in its core by nuclear reactions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A network topology where each node is connected to a central hub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large ball of gas which releases energy produced by nuclear reactions in its core.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A network topology in which nodes are connected to a central hub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large and very massive, self-luminous celestial body of gas that illuminates via the radiation derived from its internal source of energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

STAR is the acronym for Self-Defining Text Archive and Retrieval The syntax used by CIF and mmCIF is derived from the STAR grammar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Student Technology Assistance Resource Program Basically the STAR Program is an interest free loan through the university to help undergraduate students purchase the computer they need for their academic career at CWRU.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A coil connection scheme for 3 phase alternators and generators in which all 3 coil phases are connected in parallel--they all share a common connection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A self-luminous object that shines through the release of energy produced by nuclear reactions at its core. a large celestial body, composed of highly condensed, hot gases Energy in stars is produced by nuclear fusion it the stars core and is released in

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A glowing ball of hot gases; a naturally luminous body visible in the sky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name of the Dallas Public Library automated system Includes the online catalog , patron, circulation, serials, acquisitions, and other modules, and all databases offered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A network configuration in which all computers and devices are connected by direct cables to a central hub. a ball of gas which radiates energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Two couples, four ladies or four gents take R or L hands in the centre and dance around the set in 8 bars, or around in 4 bars and back in 4 bars.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Standard Terminal Arrival Route.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common starling , star , celebrity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yıldız; yıldız şekli; yıldız işareti; tiyatro, sin. yıldız; mümtaz şahsiyet, sporda mükemmel oyuncu; talih. star apple meyvası elmaya benzer ve Antiller'de yetişen bir ağaç, bot. Chrysophyllum cainito Star Chamber eskiden İngiltere'de hudutsuz yetk

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-red, -ring) yıldızlarla süslemek; yıldız koyarak işaret etmek; yıldız yapmak; başrolde oynamak; başrolde göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ünlü, meşhur, en iyi olan; yıldıza ait; yıldızla işaretli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. geminin sancak tarafı, sancak; s. buna ait

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. nişasta, ket; kola; resmiyet; (A.B.D.) canlılık, dinçlik; f. kolalamak. starchiness i. sertlik, bol kolalılık; resmiyet. starch'y s. nişastalı; kolalı; resmiyete meyilli, soğuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bedbaht, şanssız, yıldızı sönük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., sin., tiyatro. yıldızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. gözünü dikip bakmak, uzun uzun bakmak; dik durmak (saç); i. uzun ve küstahca bakış; bakışların bir noktaya takılıp kalması. stare at dik dik bakmak . stare down yüzüne dik dik bakıp şaşırtmak veya utandırmak. stare one in the face önünde olmak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beşparmak, denizyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yıldızlara bakmak, yıldızları tetkik etmek; hayallere dalmak. star gazer i. yıldızlara bakan kimse; dalgın kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tepegöz, kurbağa (balık), zool. Uranoscopus scaber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. müneccim gibi yıldızlara bakma; dalgınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. süssüz, sade; bütün bütün, tam; katı, kaskatı kesilmiş (ölü gibi); şiddetli, fırtınalı; suratsız, sert; anadan doğma; z. tamamen. stark naked anadan doğma, çırılçıplak, üryan. stark raving mad çılgın, tam deli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yıldızsız, kapalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçük yıldız;( A.B.D.), k.dili. genç yıldız adayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yıldız ışığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sığırcık kuşu, çekirge kuşu, zool. Sturnus vulgaris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. köprü ayağının etrafına kakılan kazıklar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yıldızlarla donanımı; her hangi bir şeyin yıldızı olarak gösterilmiş; yıldız işaretli; burçların etkisinde olan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yıldızlı, yıldız gibi. starryeyed s. hayranlıkla bakan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. start

sp. çıkış, başlama

1. Çıkmak işi. 2. Başlamak işi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geyik boynuzunun ucu; kuş kuyruğu biçiminde parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başlamak, harekete geçmek, yola çıkmak; harekete geçirmek, başlatmak, yola koymak; kalkmak; ürküp sıçramak; irkilmek, fırlamak; dışarı uğramak; gevşemek, gevşetmek; çatmak; kurmak, tesisetmek; uçurmak (av kuşları). start in başlamak, işe koyulmak st

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başlangıç; yola çıkma, kalkış; gelip geçici gayret; sıçrama, irkilme; öncelik; mühlet; evvelden başlama; başlangıçta bir işe verilen kuvvet ve yardım; geminin tahtalarında çatlaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başlayan veya başlatan kimse; trende hareket memuru; oto. marş; mak. harekete geçirme tertibatı; yoğurt mayası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ürkmek, sıçramak, irkilmek; ürkütüp sıçratmak; korkutup şaşırtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şaşırtıcı, ürkütücü. startlingly z. ürküterek, şaşırtarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. açlık, ölüm derecesinde açlık; açlıktan ölme. starvationwages geçindirmeyen ücret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. açlıktan ölmek veya öldürmek; çok açlık çekmek; yoksulluk çekmek, yokluğundan mustarip olmak; açlık çektirerek istenilen duruma getirmek. be starved for çok özlemek, hasretini çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. açlıktan ölüm derecesine gelen çocuk veya hayvan; s. aç, aç kalmış, çok yoksul, perişan; yetersiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok güçlü radyo dalgaları gönderen gökcismi; as, mesleğinde üstün olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Telekomünikasyon işinde faydalanılan sun’İ peyk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Telstar, yayın için kullanılan sunî peyk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. birden zengin olan kimse; s. türedi, sonradan görme, zıpçıktı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. salkım, bot. Wistaria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by