Sis Perdesi ne demek? | Sis Perdesi anlamı nedir? | Sis Perdesi

Sis Perdesi anlamı nedir?

Sis Perdesi ne demek?

Sis Perdesi anlamı nedir?

Sis Perdesi | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sis perdesi

Türkçe - İngilizce Sözlük

curtain of mist. shroud of mist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sol ve sağ kanallar için hoparlörler ve bir pasif subwoofer’dan oluşan üç yollu ses sistemidir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) cansızdan canlı oluşumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). asidoz, özellikle şeker hastalığında kanın asitli hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ses dalgalarının dik bir satha çarpıp geri dönmesi sonunda duyulan ikinci ses.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Husûsî olarak hususiyetle, bilhassa, hele, en çok.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kâtip, yazıcı, sekreter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). amoroz, harici bir değişiklik olmadan göze arız olan körlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tar). bir ordunun deniz kıyısından içeriye doğru girişi (özellikle ksenofon'un katıldığı Fars seferi, M.Ö.401); (tıb). ateşin yükselmesi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). analiz, tahlil, çözümleme. chemical analysis kimyasal tahlil. electrolytic analysis elektrolitik tahlil. qualitative analysis nitel çözümleme. quantitative analysis nicel çözümleme. spectrum analysis spektral analiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hatırlama, hatıra getirme: hastanın geçmişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özel bir açıdan bakılınca muntazam görülen şekilsiz resim; bir resmin şekilsiz yapılması; bu şekilde resim yapma metodu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Anarşi taraftarı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anarchiste

kargaşacı

Kargaşa çıkaran kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anarchist. anarchist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anarchist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anarchist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kancalı kurt hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). anestezi, hislerin iptal edilmesi veya ölmesi, duyum yitimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (tıb). oynakların yapışması, eklem katılaşması, ankiloz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kon). (san). bir kelimenin aksi anlamda kullanılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). antitez, karşı tez, karşı sav; zıtlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (gram). şart cümlesinin ikinci kısmı, ceza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). vücudun bazı yerlerinde bulunan mukavim bir deri, akderi, akortü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kon). san bir konu hakkında konuşmayı inkâr ederek bahsetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kon). (san). sözünü birdenbire yarıda bırakma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilâhlaştırma, tanrılaştırma; bir şahsı veya prensibi aşırı derecede yükseltme; kutsal kabul edilen fikir veya ideal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr., matematik). 1. Yönlü bir eksen üzerinde bulunan bir noktanın, başlangıç noktasına olan uzaklığının cebir bakımından değeri: Bir eksen üzerindeki noktalar apsisleriyle belirtilir. 2. Bir noktanın uzaydaki yerini tesbite yarıyan ana çizgilerden yatay olanı. (bk.) Koordinat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the two points of an orbit, as of a planet or satellite, which are at the greatest and least distance from the central body, corresponding to the aphelion and perihelion of a planet, or to the apogee and perigee of the moon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The more distant is called the higher apsis; the other, the lower apsis; and the line joining them, the line of apsides.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as Apse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a domed or vaulted recess or projection on a building especially the east end of a church; usually contains the altar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (astr). gezegenin yerçekimi merkezine en uzak ve en yakın noktaları; elipsin tepeleri; (mim)., (bak). apse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). damar sertliği, arterioskıleroz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (anat) eklem, mafsal

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bilgi, mekanik bir deklanşör kullanılarak bir bir her satırdan toplanır ve işlenir. Benzer sonuçlar sağlayan Aşamalı Tarama Sistemine benzer bir işlemdir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu terim, sırayla her bir satırın verilerini toplayan ve işleyen bir görüntü sensörünü tanımlamak için kullanılmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). mikropsuzluk, asepsi. aseptic (s). mikropsuz, aseptik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çiçek ve başka aşısı olan hastalıklara karşı aşılanmamış: Ne kadar aşısız çocuklar varsa aşılanmalı. 2. Aşı vurulmamış yabanî ağaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unvaccinated. ungrafted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Bir işin başında bulunan bir kimsenin yardımcısı. Daha çok profesör ve doçent yardımcıları için kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. assistant

1. yardımcı, 2. araştırma görevlisi

1. Yardım eden veya gerektiğinde yardım edecek olan kimse vb. 2. Yükseköğretim kurumlarında yapılan araştırma, inceleme ve deneylerde yardımcı olan ve yetkili organlarca verilen görevleri yapan öğretim yardımcısı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assistant. intern. coadjutor. demonstrator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assistant. assistant to a professor. assistant doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assistant (of a professor. assistant. instructor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assistantship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). yardım etmek, muavenet etmek, iane vermek, desteklemek; (i). yardım assist at hazır bulunmak assistance (i). yardım, muavenet, imdat, iane assistant (i). muavin, yardımcı assistant professor asistan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

( i)., (tıp)damarlar ın tıkanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kendi hastalığını teşhis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyol). kendiliğinden vücut bulma, kendi kendine peyda olma. autogenet'ic (s). kendi kendine peyda olan; jeol suyun tesiri ile peyda olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kendi kendini hipnotize etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). vitaminsizlikten ileri gelen hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bakteriler vasıtasıyla meydana getirilen kimyasal ayrışma; bakteri hücrelerinin imhası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «bağşiş» den türemiş olmalıdır). Bahşiş, bağşiş, ihsan, hediye, hademeye ve iş adamlarına kararlaştırılmış ücretten fazla olarak verilen para: Hizmetçiye bahşiş vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gratuity. tip. baksheesh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baksheesh. gratuity. tip. drink money. fee. gratification. largesse. remuneration. reward. throw money. vail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بخشش] bağış. 2.bahşiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Basmak fiili ve tarzı, bk Basmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaide, temel; menşe, kaynak; ana prensip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

presidential system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Orta ve yüksek frekanslı ses kalitesinden ödün vermeden bas ses üretimini en iyi hale getiren delik ya da delikler içeren bir hoparlör tasarımı.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Fiziksel olarak küçük sürücü birimleri kullanıldığında bas ses üretimi çok zordur. Bu nedenle bazı hoparlörlere bass reflex sistemi eklenmektedir. Bass tepkisi, ses yoluna akustik olarak ayarlı açıklıklar ekleyerek geliştirilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(A.). Husûsiyle, hele.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kanda bulunan bir nevi asalak kurdun meydana getirdidi bir hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. canlı organizmaların sadece canlı organizmalardan geldiklerine ait kuram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. organizmaların ayrılıp dağılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaşayan hücrelerden oluşan organik maddelerin kimyasal terkibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. T. F.). Türk musikisinde orta sekizlideki «si» perdesi ki portenin üçüncü çizgisine yazılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şapırtılı öpüş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kanser tümörlerinin vucuda yayılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalp zarlarının katılaşması, kardiyoskleroz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F). Türk musikisinde orta sekizlideki «do» perdesi ki, portenin üçüncü aralığına yazılır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot).(buğday ve arpa gibi) tek tohumlu açılmaz kuru meyva, karyops.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). siyah frenküzümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iniş; (tıb). bir hastalığın geçişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kelime ve deyimleri yanlış kullanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). kataliz. catalyt'ic (s). katalizle ilgili. catalyst (i). katalizör; başlatan kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sanatın hisleri durulaştırmadaki etkisi; psikoanalizde zâhiren iyileşme sağlayan boşalım; gizli kalmış hislerin açrğa vurulmasrnı sağlayan psikoterapi; (tıb). ishal, amel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Câsûs’un c. Casuslar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ chassis)., (-iz) oto şasi; top kızağı; çerçeve.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). kloroz, sarıcalık; (tıb). genç kızlarda demir eksikliğinden meydana gelen kansızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smallpox vaccination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). siroz. cirrhotic (s). sirozla ilgili, siroza ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., of ile ibaret olmak, -den meydana gelmek, mürekkep olmak; in ile içine almak, havi olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bağlılık tutarlık, uyum, ahenk; yoğunluk, kesafet, kıvam, koyuluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). birbirine uygun, aralarında mutabakat olan, birbirini tutan, insicamlı,tutarlı. consistently (z). devamlı olarak, mütemadiyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kilise idare heyeti; Papanın başkanlığındaki kardinaller kurulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yıldız çiçeğine benzeyen bir çiçek, (bot). Coreopsis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kriz; dönum noktası; ekonomikveya toplumsal buhran; (tıb). kriz, nöbet. cabinet crisis kabine buhranı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şifre çözme ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). güvercin gübresi ile yayılan, mantardan gelen ve akciğerde yara açan bir hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kaynama, galeyan, coşma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جوشش] coşku.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Üç farklı parazit giderme teknolojisinin birleşimini eş zamanlı olarak kullanarak ‘dijital paraziti’ azaltan yenilikçi bir Sony teknolojisi: Çerçeve Paraziti Azaltma, Blok Parazit Azaltma ve Sinek Paraziti Azaltma.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

internist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Tuzlu suyu içme suyuna dönüştüren büyük ölçekli tesisler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simultaneous equations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). herhangi bir cilt hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DESİSE) (i. A.) (c. desâyis). Hile, aldatma, gizli oyun, dolap: Desise yapmak = Çeşitli hilelerle aldatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trick. plot. ruse. intrigue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intrigue. trick. plot. craft. dodge. frame- up. ploy. practices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دسيسه] hile, oyun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Desiseci, hilekâr. Ar. dessas.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [دسيسه کار] hileci, düzenbaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Desisecilik, hilekârlık. Osm. dessâslık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Hileli, desise ile yapılan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (gen). from ile vaz geçmek, çekilmek, bırakmak, ayrılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Sterin onda biri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). dieresis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayırma; (kim). diyaliz, parşömen zarı vasıtasıyla koloit içinde çözülmüş maddeleri ayırmak. dialy'tic (s). diyalize ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). ter, terletme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). kemik gövdesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir arada bulunan iki sesli harfin ayrılması; sesli iki harfin ayrı okunması için ikincisi üzerine konulan iki nokta işareti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). idrarın fazlalaşması. diuretic (dayyuretik) (s)., (i). idrar getiren, müdrir; (i). müdrir ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i T. F.). Türk musikisinde bir perde adı. Portenin ikinci aralığına yazılan lâ notası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(,çoğ. ses) (i)., (zool.) yılan ve böceklerde dış derinin atılması, değişmesi, dış kabuğun dökülmesi. ecdysiast (i). striptiz yapan kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Birbirleri ile ve cansız ortamla ilişki içinde olan kendi içinde yeterli bitki ve hayvan topluluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr). Temrin. Musikide estetik endişe olmaksızın teknik ilerleme için yapılan beste ve icrâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). Mutlak hürriyeti esas alan, kadere inanmayan ve insanın hür iradesiyle kendi kaderini çizdiğine inanan doktrin.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kalbin normal atışlarına, fazladan atış eklenmesine Ekstrasistol bir başka deyişle fazladan atış denir. Kalbin bir atışı, vaktinden önce olur. Sonra, bir süre atış olmaz. Bu atışlar, tek tek veya arka arkaya meydana gelir. Kalp hastalıklarında görüldüğü gibi; fazla sigara, içki içmek; heyecanlanmak ve hazmı güç yemeklerden sonra da görülebilir. Tedavi için aşağıdaki reçeteler de uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Marrup, su.

Hazırlanışı : 1 su bardağı sıcak suya, 1 kahve kaşığı ufalanmış marrup yaprağı konur. 10 dakika bekletildikten sonra süzülür. Şikayet ortaya çıktığı zaman içilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektroliz, elektrikle çözüm, galvanik kuvvetle elemanlara ayırma; elektrikli iğne ile kıl veya ben yakma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. fil hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. -ses) i., gram. bir cümlenin anlamı bozulmaksızın öğelerinden birinin atılması; matb. çıkanlan kelimelerin yerini gosteren nokta veya işaretler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. önem, ehemmiyet; şiddet, kuvvet; vurgu; üzerinde durulan nokta, önem verilen husus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. enartros, oynak eklemlerin bir cinsi, mafsal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. osmosis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. enosis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. istemeyerek idrar kaçırma (özellikle uyurken).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gram. ses türemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. izahlı ilave.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (anat.) kemikucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a curtain of secrecy. concealment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yorum, tefsir, şerh, kutsal kitapların tenkitli yorumu. ex'egete (i.) yorumlayan kimse; tefsir eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). osmosis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). kemik şişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Faşizm taraftarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fascist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fascist. black-shirt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fetishist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fetishist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). hücre aralarındaki lifli bağdokunun artması, fibrosis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kan ve bağırsak parazitlerinden ileri gelen hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Alıcının, doğrudan kanal girilerek programlanmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i yalancl kenevir otu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hilkat, yaratılış, meydana gelme; başlangıç, mebde, menşe; b.h. Tekvin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.). Türk musikisinde bir perdenin adı. Portenin beşinci çizgisi üzerindeki boşluğa yazılan sol notası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde bir perde adı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tasavvufta marifet, Gnostik akidesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Gözkapakları, çoğunlukla fazla ağlama sonucu şişer. Nezle veya kızamık sırasında da görülür. Bunlardan başka, kalp, böbrek, hastalıkları veya beze iltihaplanmasının da bir işareti olabilir. Bazı kimselerde de alerjiktir. Fazla ağlamak sonucu şişen göz kapaklarını tedavi etmek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Pamuk.

Hazırlanışı : Bir parça pamuk soğuk suya batırıldıktan sonra göz kapakları üzerine konur. 5 dakika bekletilir. Gerekirse tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solar system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solar system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abyssinia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ethiopia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) pis kokan nefes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) sanrı getiren hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HASİS) (i. A. «hisset» ten smüş.). 1. Nekes, pinti, cimri. 2. Alçak, denî, dûn, Adî, değersiz, kıymetsiz: Mevâdd-ı hasise = Değersiz maddeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kuru ot. 2. Esrar denilen, tütün ve tönbeki ile içilen keyif verici bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stingy. miserly. petty. base. low. hard. illiberal. mingy. moneygrubber. niggardly. penurious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hashish. grass. hash. hemp. marijuana marihuana. weed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خسيس] pinti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kendine mahsus olup başkasında bulunmayan karakter.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خصيصه] karakter.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kötü huy, fena tabiat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Ot. Çeşitli isimlere katılarak birçok bitkinin isimlerini teşkil eder: Haşî-şet-ül-cereb, haşîşet-ülhanârîz vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hasisçe davranış veya hasis olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stinginess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Hata düzeltme sistemi, zorlu veri okuma koşulları altında bile en iyi çalma kalitesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

3B hız sensörü ani hareketleri algılar ve HDD kafasını derhal kilitler. HDD darbeye karşı koruma sistemi, dizüstü bilgisayarın düşmesini veya çarpmasını algılayan donanım ve yazılımın bir birleşimidir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T. musiki) Türk musikisinde bir perde adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T. musiki). Türk musikisinde bir perde adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HİSS-İ SELİM) (i. A.). Sağduyu, anlayışlılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir canlı sistemde bulunan, kendi kendini ayarlama ve bazı hallerde onarım gücü olan mekanizma ve yetenektir. Bu sibernetik sistemlerdeki “geri bildirim” (feedback) mekanizması olarak da nitelenebilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde bir perde adı. Portenin dördüncü aralığına yazılan «mi» notası.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Husye torbası (erbezi) şişkinliklerinde; nedenin ne olduğunu araştırmak gerekir. Bazı şişliklerde, husye torbasının görünüşü ışık geçirecek kadar şeffaflaşır. Bazıları da ağrılı olur. Husyelerde, şişlik ile birlikte ağrı da hissedilirse, iltihaplanma veya kanama ihtimali vardır. Aşağıdaki reçeteler kanama maksadı ile kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Papatya, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 avuç kuru papatya çiçeği konup, kaynatılır. Soğuduktan sonra husyeler yıkanır. Husyelerdeki ağrıyı keser.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. hidroliz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. hipnoanaliz, psikanalizde ipnozla tedavi usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. ipnoz; suni uyutma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. temel, esas; bir şeyin asıl niteliği; tıb. dolaşım güçlüğünden ileri gelen birikme. hypostat'ic(al) s. esaslı; özdenligi olan; tıb. kan tıkanmasma ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. varsayım, faraziye, hipotez; kaziye, önerme; kuram, nazariye. working hypothesis geçici var- sayım. hypothet'ical s. varsayımlı; kuramsal, nazari. hypothet'ically z. varsayımılı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. histerezis. hysteret'ic s. histerezise ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Doğu kiliselerinde en mukaddes yeri cemaatin bulunduğu kısımdan ayıran üç kapılı ve üstünde azizlerin resimleri bulunan kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uyuşmaz, aykırı, tutarsız; kararsız, sebatsız. inconsistency i. tutarsızlık, insicamsızlık. inconsistently z. tutarsız bir şekilde, insicamsız olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ısrar etmek, sebat göstermek, davasından vaz geçmemek. insistence i. ısrar, sebat. insistent s. ısrar edici, zorlayıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) kelimesi kelimesine ifade, aynı kelimeler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) karşı konulamaz, mukavemet edilemez, çok kuvvetli, çok çekici. irresistibil'ity (i.) karşı konulamama. irresistibly (z.) karşı konulamayacak şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir bilgisayardaki temel kontrol yazılımıdır. Çok bilinen işletim sistemleri arasında DOS, Microsoft® Windows® 95/98/2000/XP ve Windows NT® bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Sağlık Bilgisi

Herhangi bir karaciğer hastalığı sırasında, karaciğer hücrelerinin şişip, safra yollarını tıkanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıkktır. Tıp dilinde hepatit sarılık denir. Hastanın bütün dokuları, hatta gözlerinin akı bile sarıya boyanır. İdrarı esmerleşir. Deride kaşıntılar görülür. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Enginar, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 tane enginar doğranır. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir yolu, bir taraftan öbür tarafa kadar kesen su arkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Keşiş, rahip, piskopos, Hıristiyanlar’da ruhanî reis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open drainage. road furrow. pothole. ditch cut across a road.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. catalysis, catalytic.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kemersiz, kemeri açılmış, mec. Çıplak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. boynuz maddesine benzer teşekkülleri olan cilt hastalığı, keratoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kesme, Ar. kat’: Bu bıçağın kesişi iyi değil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Manastır râhibi, evlenmeyen râhip, Osm. târik-i dünyâ, karabaş. (coğrafya) Keşişdağı — Uludağ’ın eski adı, klasik adı: Olimpus.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coincide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloisterer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friar. monk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keşişlerin oturmasına mahsus inzivâ yeri, manastır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Bir nokta veya çizgi üzerinde birbirini kesip geçen çizgiler veya yüzeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intersecting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Marmara Denizi’ne nisbetle Keşişdağı (Uludağ) tarafından esen güneydoğu rüzgârı ve yönü. Bununla güney yönü arasındakine kıble keşişlemesi ve bununla doğu yönü arasında olana da gündoğuşu keşişlemesi denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

southeast. southeaster. southeast wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monastic order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kesin karar, kat’İ hesap veya pazarlık. 2. Oyunda taş değiştirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intersection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intersection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İki kişinin aralarında kesin karar vermek, aralarındaki hesabı kesmek, pazarlığı kararlaştırmak: Onunla kesiştik; bugün pazarlık, hesap, söz kesişeceğiz. 2. Oyunda taş değiştirmek ve alıp vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concur. cross. cut. intersect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cross. to intersect. to cross. to ogle at each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intercept. to intersect. to cross. to come to an agreement on the price of sth. to exchange amorous glances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. devinduyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(sonek) devim, devinim., hareket; bölünme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personal. private. individual. singular. closet. intimate. self.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

individual. intimate. personal. respective. self.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personal. individualism. private. privy. subjective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Diski her çaldığınızda kişisel ayarlarınız MiniDisc çalar tarafından kaydedilir. Geri çağrılabilecek özellikler şunlardır: ses yüksekliği, programlı çalma, ses ön ayarı ve çalma hızı.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Klasiklik, klasik olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Taşınabilir radyolarda istasyonların kaydedilmesini sağlayan basitleştirilmiş bir yöntemdir. İstasyonlar, kayıt işleminin tamamlandığını belirtilen bir bip sesi duyulana kadar hafıza düğmesine basılarak hafızaya alınır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Kontrbas çalan san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Telif hakkı içerikli çalışmaların, yasadışı kopyalanmasını korumak için DVD’lerde bulunan bir sistemdir. Telif hakkının korunması için görüntü sinyallerine analog kopyalama koruması eklenmişse, analog resim çıkışı düzgün biçimde kaydedilemez.

Teknolojik Terim by

Sağlık Bilgisi

Damak eteğinin ortasından sarkan uzantıya küçük dil denir. Burada meydana gelen şişkinliğin tedavisi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kına, zeytinyağı.

Hazırlanışı : 1 kahve fincanı saf zeytinyağına 3 kahve fincanı kına konur. Iyice karıştırıldıktan sonra 1 tatlı kaşığı kadar alınıp, küçük dilin etrafına sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde bir perde, orta sekizlinin si bemolü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çalışma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کوشش] çaba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. ilâçla mesane taşını eritme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. omurga kemiğinin alt kısmının ileri doğru fazla çıkması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. hastalık belirtilerinin tedricen kaybolması;bi-yokim.hücrelerin eriyip yok olması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde bir perde adı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. masochiste

ruh b. özezer

Cinsel zevk almak için kendisine eziyet edilmesi gereken, eziyet çekerek cinsel zevk alan sapık kimse.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. dokularda fazla renk maddesinin toplanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Menü sistemleri, kullanım kolaylığını geliştiren ekranda gösterimli iletişim sistemleridir. Kullanıcıya, menülerdeki renkli öğelerle ya da Gelişmiş Menü işlevleriyle yol gösterilir. Menülere, uzaktan kumanda birimi ile ulaşılır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. -ses) i. şekil değişimi; tamamen değişme (gaye, durum, benlik); değişen şey veya kimse; biyol. başkalaşım, başkalaşma; tıb. dokularda oluşan anormal değişme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. felsefe). Ruh dünyasının ötesinde olan, ruhötesi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. métapsychique

ruh b. ruh ötesi

Ruhlarla ilişki kurma, gelecekten haber verme gibi ruh biliminin kapsamına girmeyen ve onun dışında incelenen olayları kapsayan (alan).


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. hastalığın bir uzuvdan diğerine yayılması, metastaz; değişme; bedende bir organa ait vazifenin diğer organa intikali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gram bir kelimede harf veya seslerin yer değiştirmesi; kim çift dekompozisyon; şartların tersine dönmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ruhun bir vücuttan diğerine geçişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. çok ufak miktarlann tahlili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Çoğunlukla çabuk yemek yiyenlerde, sinir veya sindirim sistemi bozuk olanlarda görülen bir durumdur. Midede aşırı derecede gaz ve midenin üst kısmında şişkinlik vardır. Hasta, sık sık geğirir. Sebebi midedeki salgı bezlerinin yeteri kadar çalışmaması, asit fazlalığı veya yemeklerin yeteri kadar çiğnenmeden yenmesidir. Tedaviye başlamadan önce, ağızdaki eksik dişler tamamlattırılmalı, çürük dişler de tedavi ettirilmeli, yemekleri yavaş yeme alışkanlığı kazanmalıdır. Ayrıda aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Zeytinyağı, limon.

Hazırlanışı : Bir çorba kaşığı saf zeytinyağına 2 çorba kaşığı limon suyu konur. İyice karıştırıldıktan sonra içilir. Bu işlem, her sabah kahvaltıda tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Mide veya sindirim sisteminde görülen rahatsızlıkların çoğu, sinirlerin devamlı olarak gergin olmasından veya karaciğer hastalıklarından kaynaklanır. Çünkü sinir sisteminin bozulması, vücuttaki bütün salgı bezlerini, bu arada mide ve karaciğer salgı bezlerini de etkiler. Ayrıca, karaciğere dokunacak şeylerin devamlı olarak kullanılması da, sindirim sisteminde rahatsızlıkların doğmasına uygun zemini hazırlar.

Mide veya sindirim sisteminde meydana gelen rahatsızlıklar şöyle tespit edilir:

- Mide yanması, mide zafiyeti : Yemeğe başladıktan kısa bir süre sonra başlayıp, devam eden ağrılar.

- Mide iltihabı, onikiparmak ülseri : Yemek yedikten kısa bir süre sonra başlayan ağrılar.

- Mide ülseri : Yemek tedikten 2-3 saat sonra başlayan ağrılar.

Hepsinde de uyulması gereken kurallar kısaca şu şekide sıralanabilir.

- Yemeğe çiğ salata veya taze meyve ile başlamak sindirim sistemi için çok faydalıdır.

- Lokmalar iyice çiğnenmeli ve yavaş yenmelidir.

- Sofradan, tam manasıyla doymadan kalkmalıdır.

- Yemekte ve yemekten sonra fazla miktarda su içmemelidir.

- Çok sıcak veya çok soğuk şeyler yenmemelidir.

- Yemekleri her gün belirli saatlerde yemelidir.

- Yemekten sonra 1 saat kadar istirahat etmelidir.

Mide ve sindirim bozukluklarının tedavisinde aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kerviz kökü, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 tane kereviz kökü konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Yemeklerden sonra ikişer çorba kaşığı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. L. Y.). Mika ile kuvarstan meydana gelmiş bir çeşit taş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. benzetme, taklit; biyol. benzeme, renk ve biçimine girme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). İngilizce konuşan ülkelerde evlenmiş kadınlar için kullanılan unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ucu sivri demirli kısa üvendire, bizlengeç.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili, the ile evin hanımı; eş, karı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Mississippi nehri; Mississippi eyaleti .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. karyokinez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. monarchiste

top. b. tek erkçi

Monarşizme ilişkin, bu rejimi benimseyen ve savunan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monarchist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. bütün canlı organizmalann tek bir hücreden oluştuğu kuramı; biyol. metamorfoz olmadan büyüme; bütün insan ırklannln ayn soydan geldiği öğretisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öpüşme hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «esâs» tan if.) (c. müessisîn). 1. Tesis eden, kuran, temel atan, yapı yapan, Ar. bânî: Bu binanın müessisi kimdir? 2. Kuran, vücude getiren: Müessls-i devlet; bu usûlün müessisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

founder. establisher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) Türk musikisinde tiz sekizlideki lâ perdesi.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Customer Name Based Custody System)

Takasbank sisteminde Müşteri kodlarıyla takip edilem alt hesapların Takasbank’ın yapacağı düzenleme ile isme çevrilmesini, her bir yatırımcı için verilecek sicil numarası ile takip edilerek yatırımcının kimlik bilgilerinin tespitinin mümkün hale getirilmesini ve müşterilerin menkul kıymetlerini bloke edebilmesini amaçlayan sistemdir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tabasbus» tan if.) (mü. mutabasbısa). Yaltaklanan, köpek gibi tabasbus eden: Mutabasbıs bir adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cess» den if.) (mü. mütecessise). Yoklayan gizli şeylerden haber almaya çalışan, araştıran, teftiş eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curious. inquisitive. overcritical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tecessüsle yoklayıp araştırarak: Daima mütecessisâne hareket ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «husûs» tan if.) (mü. mütehassısa) (c. mütehassisin), t. Bir şeye mahsus olan, ayrıca bir işte kullanılan. 2. Bir ilim ve san’atın yalnız bir dalıyla uğraşan, ihtisas sahibi: Mütehassıs bir tarihçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hiss» ten if.). Duygulu, pek duygulu (Arapça’da mânâsı: haberlere kulak asan).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specialist. expert uzman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert. specialist. connoisseur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مؤسس] kurucu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متجسس] meraklı, merak eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [متجسسانه] merak ederek, meraklı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متخصص] uzman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متحسس] duygulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. vücutta mantarcıklar meydana getiren hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendine hayran olma, narkislik, narkisizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. ilaç ile meydana gelen uyuşukluk, narkoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Kendi kendine Aşık olma veya kendi şahsına hayran olma manisi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. narcissisme

ruh b. özseverlik

Kişinin kendi bedensel ve ruhsal benliğine karşı duyduğu hayranlık ve bağlılık, narsistlik.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narcicism. narcissism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. narcissist

ruh b. özsever

Kendi benliğine bağlanan, hayran olan (kimse).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narcissist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. ses) tıb., bot. bir dokunun çürüyüp ölmesi, kangren, nekroz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gözü korkutan düşman; hak ettiği cezayı veren vesile; b.h. eski Yunanlıların ceza ve öç alma tanrıçası, intikam tanrıçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. sinirce, nevroz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde orta sekizlideki re notası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mukavemetsizlik, karşı koymayış, direnmeyiş, teslimiyet. nonresistant (i.) karşı koymayan kimse; otoriteye uyma taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. oases) vaha, çöl ortasında sulak ve bitek arazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decimal system. algorism. metric system. numeration decimal. decimal scales.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decimal system. algorism. metric system. numeration decimal. decimal scales.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resmin içindeki bir veya bir kaç öğenin vurgulanması.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. düz oluş, ortogenez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. geçişme, osmoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. oynak iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. yanlış kaynamayı düzeltmek için bir kemiği kırma ameliyatı, osteoklazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. autocyste

anat. işitme kesesi

Suda yaşayan bazı omurgasız hayvanlardan, işitme taşını içinde bulunduran akışkan sıvılı organ.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeniden doğma; tenasuh, ruh göçü, ruh sıçraması; biyol. üremede atasal özelliklerin yeniden meydana çıkması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monetary inflation. inflation of the currency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monetary inflation. inflation of the currency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kon. san. bir hususu ihmal eder gibi görünerek dikkati özellikle o nokta üzerine çekme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. felç, inme, nüzul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ses) parantez, ayraç; cümle yapısı yönünden konuyla ilişkisi olmayan söz ara cümle parantez cümlesi; parantez işareti, ( ); aradaki olay; fasıla, aralık. put in parentheses parantez içine almak. parenthesize f. parantez içine almak. parenth

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. hafif felç, parezi; frenginin sebep olduğu felç ve akıl hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. kendiliğinden. üreme, cinsi munasebet olmadan vaki olan doğum, partenogenez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncurtained.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ -rases) kon. san. dolambaçlı ve uzun sözlerle ifade, dolaylı anlatım. periphrastic s. dolambaçlı olarak ifade edilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ses) fizyol. mide ve bağırsakların sindirim esnasında yaptığı sığamsal devinim peristalsis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kalmak, daim olmak; ısrar etmek, üstelemek, üzerinde durmak, inat etmek, sebat etmek. persistencei sebat, ısrar inat, devam etme. persistent s. ısrar eden, inatçı; devamlı. persistently z. ısrarla, üzerinde durarak, inatla; devamlı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. boğmaca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyokim. karbon özümlemesi, fotosentez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aldığı ışına göre elektrik akımı ileten transistor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. verem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bitkilerin başlangıç ve gelişimi ile uğraşan ilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pişmek işi ve şekli: Etin çömlek içinde pişişi güzel olur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. plazma bozulumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Farklı sıcaklıklarda bile frekans ayarı sağlayan ayarlama devresi.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. ses) tıb. bir hastalığın müddeti hakkında hekim tahmini, prognoz; tahmin, kıyas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. önceden belirtme; muhtemel itirazları önceden sezerek cevaplandırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. bir organın öne veya aşağı doğru düşüklüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. sakat bir yere suni uzuv ilavesi, protez. prosthetic s. protez kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ses) gram. şart cümlesinin şart kısmı; klasik tiyatroda piyesin konusunu anlatan önsöz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyokim. hazım sırasında proteinlerin parçalanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., dilb. öntüreme, kelimenin başına bir ses veya hece ilavesi; Ortodoks kilisesinde Aşai Rabbaniyi hazırlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. saçları döken bir çeşit deri hastalığı; tıb. sindirim organlarında yaralar meydana getiren tropikal hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. psychique

ruh b. ruhsal

1. Ruhla ilgili olan. 2. Ruh bilimi ile ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychical. psychic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. psitakoz denilen papağan hastallğı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. sedef hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. psikanaliz, ruh çözümleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. psikojenez, akıl gelişimi, zihni gelişim. psychogenet'ic s. psikojenezle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ruhu tetkik ve muayene.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zihnin doğrudan doğruya maddeyi etkileme gücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ses) psik. sinirce, nevroz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ses) psik. akıl hastalığı, psikoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. gözün üst kapağının sinir felcinden dolayı sarkması; bir organın normal yerinden daha aşağıya düşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (pürsîden = sormak’ tan). Soruş, sorma, sual. Pürsiş-i hâtır = Hatır sormak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) BÜsîş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. cerahat oluşumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. sıcak tesiriyle erime.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. mide ekşimesinden dolayı boğazda duyulan yanma hissi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. raciste

ırkçı

Irkçılık yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde porte’nin ikinci çizgisine yazılan sol notası.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

İşitsel FM radyo sinyalleriyle birlikte dijital veriler ileten bir sistemdir. RDS, sinyali veren istasyonun ismini görüntüler ve o istasyon için en güçlü sinyali otomatik olarak bulur. Özellikleri arasında aşağıdakiler bulunmaktadır: Program Servis İsimi (Program Service Name – PS): 8 karaktere kadar istasyon ismi bilgisi; Trafik Anonsu (Traffic Announcement – TA): trafik bilgisi bültenlerine otomatik olarak geçen bir özellik; Alternatif Frekans (Alternative Frequency – AF): Aynı istasyon için birden fazla sinyal olduğunda, güçlü sinyalin otomatik olarak seçilmesi; Gelişmiş Diğer Şebeke (Enhanced Other Network – EON): trafik anonsu sırasında otomatik olarak başka bir istasyona geçme; Saat (Clock Time – CT): Doğru saatin otomatik olarak ayarlanması.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. resîse). Eskimiş, yıpranmış, köhne, eski.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. karşı durmak, mukavemet etmek; dayanmak, tahammül etmek; i. bir yüzeyi paslanma veya çürümeden korumak için sürülen bir madde; kumaş boyacılarının kullandığı tutkal gibi ve kimyasal tesire karşı gelen madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. karşı gelen, direnen, mukavemet eden (şey veya kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karşı konulabilir, dayanılabilir, mukavemet edilebilir. resistibil'ity i. mukavemet kuvveti, dayanma imkânı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mukavemet eden, mukavemet kabilinden, dirençli. resistivity i. mukavemet kuvveti, fiz. özdirenç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dayanılmaz, karşı durulmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mukavemet, direnme; karşı gelme; mukavemet eden kuvvet; elek. mukavemet, direnç, rezistans. resistance box elek. rezistans kutusu. resistance coil elek. rezistans bobini. passive resistance pasif direniş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

SATTC (Sony Acoustic Twin Turbo Circuit – Sony Akustik Çift Turbo Devresi) küçük kulaklıkların ses özelliklerini geliştirir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. erkeklerde görülen zaptedilmez marazi şehvet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. ortasından bölünme suretiyle üreme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. bak. terili hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. ses) tıb. doku sertleşmesi, skleroz; bot. doku veya hücre cidarı sertleşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. belkemiğinin normal dışı yan kıvrımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk Musikisi’nde orta sekizlide koma bemollü si perdesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde ttz sekizlide bir perde.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) kana mikrop ve toksin karışması, septisemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

voice range.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. şeş: altı, hâne: ev). İçi altı köşeli, namlusu yivli: Şeş-hâne tüfek, top. Namlusu içerden altı köşe teşkil eden yivli tüfek, top: Şeş-hâne tüfeği, topu. mec. Altı kaval üstü şeşhâne (şimdi şişhâne deniyor): Altı üstüne uymaz kıyafet, karışıklık, ahenksizlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شش و سه] altı ve üç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sanitary installations. plumbing. drain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kuvars tozunun ciğerlere girmesinden ötürü taş kesicilerde görülen akciğer hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digestive system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digestive system. gut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nervous system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nervous system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yere inmiş buluttan ibaret olan rutubetli duman, pus: Havada sis ver. Denizcilik: Sis işareti = Sisli havalarda geminin mevkiini bildiren ve boru, kampana vesair Alet ile verilen sesli işaret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Vücudun bir tarafında çıkan kabarma, kabarık, ur: Yüzünde bir şiş vardı. 2. Kabarmış, şişmiş: Yüzü şiş, sağ ayağım şişti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Pişirilecek kebabın geçirildiği ağaç veya demir çubuk: Şişe geçirmek, şişte pişirmek, şiş kebabı. 2. Dönen bir şeyin merkezinden geçip iki ucundan çıkan kazık, mihver. 3. İterek delmeye mahsus ucu sivri silâh. 4. Çorap vesaire örmeye mahsus bir ucu düz, diğeri sivri ve az kertikli demir veya kemikten büyük iğne: Çorap şişi. Ne şiş yansın ne kebap = Hiçbir taraf zarar görmesin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fog. mist. haze. mistiness. haziness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fog. mist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A colloquial abbreviation of Sister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Six.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Sise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fog. mist. haze. bank. haziness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Student Information System See Banner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Senior Intelligence Service of the CIA, which assigns the executive ranks equivalent to a general in the military So an SIS-1 is equal to a one-star general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Student Information System.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Shuttle Imaging Spectrometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Systems Integration Services - in the Bureau of Information Technology Services , Administrative Services Division - Responsible for coordination between customers and BITS sections and project management.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Superannuation Industry Act, 1994 This is the act which regulates superannuation funds It prescribes prudential standards for trustees and establishes regulations for complying funds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Standard Interface Specification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Solid State Imaging Spectrometer A type of detector on ASCA There are two SISs called SIS0 and SIS1.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Superannuation Industry Act 1993 This is now the governing legislation for superannuation funds, approved deposit funds and pooled superannuation trusts The trustees of these entities must comply with SIS in order for the funds to be concessionally taxed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Secret Intelligence Service, British Foreign Intelligence Service. a female person who has the same parents as another person; 'my sister married a musician'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blown up. swelling. protuberant. swell. turgid. spit. skewer. knitting needle. needle. swelling. swell. tumefaction. rising. bulge. wart. broach. concretion. turgescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulge. bump. lump. needle. protuberant. spit. swelling. swollen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swelling. skewer. spit. knitting needle. cooked on a skewer. swollen place (on the body. swollen. distended. broach. bulge. bump. gad. gathering. lump. protuberance. protuberant. tumescent. turgid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fog light. fog lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foglamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fog lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curtain of mist. shroud of mist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sisal keneviri, dayanıklı bir çeşit kenevir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. hi. coğrafya). Doğu Ege’deki Samos adası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞİŞE) (i. F.). Camdan kap, billur ve dökme olmayıp üflemekle ve şişirerek yapılmış camdan az çok dar boğazlı kap. Pul şişe = Pek ince ve Adi şişe kî, karnı şiş olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bottle. cruet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bottle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bottle. flask.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شيشه] şişe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hasır kenarlarına mıhlanan vesair işlerde kullanılan ince çıta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şişe fabrikası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şişe satıcısı, taciri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Şeşhâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (argo). Kabarıp yüksekten bakar gibi bir hâl göstermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kabartılmak, şişkin haline konmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exaggeration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blowing up. inflating. causing sth to swell up. exaggeration. shoddy or sloppy piece of work. shoddily put together. shoddy. exaggerated. blown out of proportion. puffing. verbiage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Şiş etmek, şişmesine sebep olmak: Yılan ısırdığı yeri şişirir. 2. Suyun yolunu kapayarak yahut çok su gelerek dere ve havuz vesairenin kabarmasına sebep olmak, taşırmak, bu yağmur devam ederse çayları şişirecektir. 3. Boğazlanmış hayvanı yüzmek için üflemek: Kuzuyu şişirmeden yüzemezsiniz. Avurt şişirmek = Kibir göstermek. Karnını şişirmek = Gebe bırakmak. Yelkenleri şişirmek = Bol rüzgâr aldırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloat up. puff up. puff. pump up. pump. blow up. inflate. swell up. swell out. bag. balloon. bloat. bulk. distend. embroider. exaggerate. expand. fill. heave. heighten. overcharge. pad. pad out. pile it on. put it on. put it on thick. tumefy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adorn. distend. exaggerate. glamorize. inflate. overdo. overstate. romance. swell. to blow sth up. to inflate. to distend. to exaggerate. to overstate. to romance. to do hastily/carelessly/slackly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to blow up. to inflate. to cause sth to swell up. to distend. to billow. to fill sth with air. to exaggerate. to blow sth out of proportion. to do sth hastily and carelessly. to pad with unneccessary or irrelevant mat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kabartmak, şişkin ve kabarık ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «istiska» dan galat). 1. Karnına su dolmuş. 2. Raşitik bünyeli, zayıf ve kuru kalan (çocuk). 3. Pek zayıf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skinny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bony. emaciated. gaunt. lean. scraggy. scrawny. skinny. spare. stringy. bag of bones. puny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puny. thin and weak. bony. emaciated. gaunt. raw boned. scraggy. scrawny. spare. weedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get thin and weak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Istıska hastalığı. 2. Raşitizm. 3. Zayıflık, lâgarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skinniness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puniness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şişmiş, kabarmış: Karnım, ayağım şişkindir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baggy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulgy. fat. swollen. bloated. puffed up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puffy. swollen. puffed up. bulky. congested. tumescent. turgid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karabaşlı iskete, zool. Carduelis spinus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şişkin ve kabarık olan şeyin hâli: Midemin şişkinliği hâlâ geçmedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puffiness. swelling. inflation. bulge. intumescence. surfeit. swell. tumescence. tumidity. turgidness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulge. inflation. swelling. puffiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swollen condition. puffiness. protuberance. protrusion. bulge. bloated feeling caused by dyspesia. hump. inflation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Şişmek’ten Rum şivesine uydurulmuş bir kelime) (argo). Şişman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fat. obese. gross. porky. roly-poly. fatso. fatty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corpulent. fat. gross. obese. porky. fatty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fat person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Şiş ile delmek, şiş saplamak: Göğsünü iki yerden şişlemişler. 2. Şişe geçirmek, şişe geçirip dizmek: Şu köfteleri şişlemeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stab sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rutubetli dumenla kaplanmış, bulut yere inerek rutubetli duman ve pus içinde kalmış: Sisli hava, sisli deniz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foggy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foggy. hazy. misty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foggy. hazy. misty. nebulous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tumescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bump. nodule. protuberance. swelling. bulge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swelling. swollen condition. puffiness. swollen place. knob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Etli insan. ŞîŞMANLIK (i.). Şişman olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fat. overweight. fatty. obese. fleshy. corpulent. elephantine. portly. stout. in flesh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fat. gross. rotund.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fat. corpulent. obese. fleshy. full. podgy. porky. portly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fleshy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get fat. to grow fat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get fat. to grow fat. fatten. put on. round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatten. to fatten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fatten. to cause sb to get fat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Şişmanlık, alınan kalori miktarının yakılan kaloriden daha fazla olması sonucu ortaya çıkan bir metabolizma bozukluğudur. Tıp dilinde obesite denir. İstatistiklere göre şişmanların daha çabuk yaşlandıkları, şeker hastalığı, damar sertliği, kalp hastalıkları, karaciğer ve safrakesesi hastalıkları, tansiyon yüksekliği, akciğer hastalıkları, romatizmal hastalıkların tehdidi altında bulundukları belirtilmektedir. Bu nedenle şişmanlıktan kurtulmak için diyet ve beden hareketleri yapmak gerekir. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden de uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Yoğurt, patates.

Hazırlanışı : On gün süreyle sadece yoğurt ve patates yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being fat. being overweight. fatness. obesity. fleshiness. adiposity. corpulence. corpulency. fullness. fulness. spread. stoutness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatness. obesity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corpulence. fatness. obesity. ful l ness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inflatable. inflation. swelling. swell. iflatable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulge. distention. intumescence. swelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kabarmak: Ayağım şişti. 2. Büyümek: Çok yemekten karnım şişti. 3. Şişmanlamak, semirip kalınlaşmak: Gittikçe şişiyorum. 4. (su vesaire) Yükselmek, kabarmak, taşmak: Bu göl yazın çekilip kışın şişiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloat out. swell. swell out. swell up. become tumid. be puffed up. balloon. belly. bloat. bulge. bulk. distend. expand. fill. tumefy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulge. distend. inflate. swell. to swell. to become swollen. to become inflated. to get/grow fat. to be distended. to expand. to feel ashamed. to be too tired to go on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to swell. to get swollen. to become distended. to billow. to become filled with air. to get fat. to become completely out of breath. to be embarassed. belly. bloat. bulk. distend. expand. fill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seismic. seism-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seismic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seismic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Zelzele kaydeden Alet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sismologue

deprem bilimci

Deprem bilimiyle uğraşan kimse.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. sismologie

deprem bilimi

Depremleri, yer sarsıntılarını inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., k.dili. korkak ve kız gibi oğlan, hanım evlâdı. sissified s. kız gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Yaprak yaprak ayrılabilen taşlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). 1. Birbirine uygun prensiplerin, esasların, ilmî bir bütün meydana getirecek şekilde birleşmesi. 2. Bir bütün meydana getiren muhtelif kısımların düzeni, tertibi: Sinir sistemi, güneş sistemi. 3. Bir netice meydana getirmeye hasredilen usullerin düzeni, tertibi: Eğitim sistemi. 4. Bir işte muvaffak olmak İçin kullanılan yol, vasıtalar: İyi bir sistem takip ediyoruz. Metre sistemi, metrik sistem = Metre esasına dayanan çeşitli ölçülerin bütünü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

system. the system. regulation. regime. framework. graticule. grid. gridiron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

method. system. tract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

system. fabric. system now obtaining. regime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

systematic. systematical. scientific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

systematic. systematic dizgesel. dizgeli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

systematic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

systemic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

systemic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to systematize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

businesslike. methodical. orderly. schematic. systematic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsystematic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsystematic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. kızkardeş, hemşire, bacı, abla, kardeş (kız); aynı cinsten olan kimse veya şey; rahibe; s. hemcins; kızkardeş gibi. sisterinlaw i. görümce, yenge, baldız. elder sister abla. half sister üvey kızkardeş . lay sister rahibe namzedi. sisterly s. kız

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kızkardeşlik, kızkardeşlik görevi; rahibeler birliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. papa Sixtus'a ait. Sistine Chapel Vatikan'da bulunan Sistine kilisesi. Sistine Madonna Rafael'in meşhur Hazreti Meryem tablosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to plane. to smooth (a surface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). İdrar torbası iltihabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cystitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cystitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). 1. Ekmekçilerin hamur teknesine yapışan hamurları temizlemeye mahsus Aletleri. 2. Marangozlukta tahtayı kazımıya mahsus Alet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -trums, -tra) (eski). den. Mısır'da ibadet esnasında kullanılan ve ortasından geçirilmiş madeni çubuklar sarsılınca ses çıkaran saplı kasnak şeklinde bir çalgı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, fels. tekbencilik, solipsizm. solipsist i. tekbenci kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

respiratory system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

respiratory system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. dut veya ananas gibi birçok çiçeklerden hâsıl olan bileşik meyva.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sausage. banger. wiener. wienie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banger. sausage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hot-dog. frankfurter. sausage stuffed in a casing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. spermatozoon teşekkülü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. sporla üreme; spor husule gelmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. vücutta her hangi bir sıvının dolaşımının durdurulması; bağırsak hareketinin yavaşlaması.stat kıs. immediately, static, stationary, statistics, statute.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. Anatomi). Statolitlerin içinde bulunduğu kesecik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. vücutta herhangi bir kanalın daralması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üvey kızkardeş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. geçinmek; mevcut olmak, var olmak; yaşamak. subsist in kapsamak, ibaret olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geçinme; geçinecek şey, nafaka; varlık, vücut, mevcudiyet. subsistent s. var olan, mevcut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk Musikisi’nde tiz sekizlideki si bemol perdesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (tıb.) saç veya kıl foliküllerinde görülen bulaşıcı olmayan bir hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gram. beklenmedik bir anda anlamı değişen mecaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. birbirinden farklı canlıların ortak yaşayışı, ortakyaşama, sembiyoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. ses) biyol. bitişme, kaynaşma, irtifak (kemik); sabit mafsal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. kromozomların birleşmesi; bak. synapse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i (coğ. -ses) anat. kemiklerin sabit bir şekilde birleşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. kemiklerin bağ dokusu ile birbirine bağlanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gram. ulama, (tıb.) pıhtılaşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, gram manayı daha iyi ifade ettiği için uygun görülen gramer hatası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. üreme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iki seslinin telaffuzundaki birleşme (msl ''saat'');(tıb.) gözbebeği küçülmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ses) özet, hulâsa, icmal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ses) terkip, bireşim, sentez; kimyasal bileşim; ayrı ayrı. fikirleri birleştirip bir bütün meydana getirme, sentez. synthesist i. sentez yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. iki kemiğin kaslarla birleşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gışş»dan). 1. Karıştırma, sâflığını giderme, 2. Değerli bir şeyi değersiz bir şeyle karıştırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adult. adulterating. adulteration. falsification. debasing. dabasement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «husûs» tan masdar) (c. tahsîsât). Bir şeyi birine veya bir tarafa mahsus kılma, ait etme: Kendisine bir oda tahsis ettiler, çayırın bir parçasını atlarına tahsis etti. Bi’t-tahsîs, be tahsis Ayrıca. Cem’i: Bir şahıs, daire veya topluluğa tayin edilmiş maaş ve diğer masraflar, Ar. muhassesât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assignment. allocation. allotment. designation. disposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allocation. assignment. appropriation. allotment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allotment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تخصيص] özgü kılma, ayırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ayırılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allocate. appropriate. assign. consign. reserve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allot. allow. to allocate. to allot. to assign. to appropriate. to consecrate. to devote. to earmark. to set aside. consign. dedicate. destine. given over to. set apart. ticket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ayırmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Tahsis suretiyle, hele, en çok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ödenek, (bk.) tahsis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appropriation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allotment. allowance. grant. special appropriation. money earmarked for a special purpose. appropriations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allocation. allowance. appropriation. allotment. money designed for a special purpose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تخصيصات] ödenek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A ). Devletin bazı organlarının, Sayıştay’ın murakabesinde olmayan ve genel bütçede görünmeyen harcamaları.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Private Placement)

Sermaye artırımlarında artırılan sermayeyi temsil eden hisse senetleri ile mevcut hisselerin hissedarlarınca, halka arz edilmeyerek, doğrudan dışarıda yerleşik kişilere, kayıt öncesi belirlenmiş yurtiçinde yerleşik kişilere tahsisli olarak veya Borsa’nın ilgili pazarında toptan satışıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a lane in a road set aside for the exclusive use of one type of vehicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Y.). Talktan meydana gelmiş şist.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nass» tan), kayıtları teferruatıyla beraber iyice tetkik etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rasâs» tan masdar) (kimya). Kurşunlama, kurşuna çevirme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. telekinezi, uzadevim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vücutta tenya bulunmasının belirtiler.i

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sürücü, tamamen bir iç muhafaza içinde yer almaktadır ve en iyi resim ve ses reprodüksiyonu sağlayacak tozsuz ve titreşimsiz bir okuma ortamı sunmak için şasiden tamamen izole edilmiştir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

facility. service area. plant. foundation. institution. tablishment. works.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

establishment. foundation. establishing. institution. association. plant. legally. recognized organization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundation. institution. establishment. association. facility. system. installation. formation. promotion. works.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

establish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to establish. to institute. bottom. build. erect. found.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «üss»den) (c. te’sîsât). 1. Temelleştirme, temel atma, yapma, kurma. 2. (c.). Belli bir işin teminine yardım eden Alet ve vasıtaları uygun yere döşenmesi ve bu maksatla döşenen şeylerin bütünü: Elektrik tesisatı, su tesisatı, havagazı tesisatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. te’sîs). Tesisler. (bk.) Tesis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

installment. instalment. installation. fitting. fitment. fixture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

installation. installation döşem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

installation. system. institutions. associations. establishments or foundations (cooperate bodies. plant. facilities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tesisat yapan: Elektrik tesisatçısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitter. plumber. pipe fitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plumber. installer döşemci.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

installer of plumbing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

installing plumbing, heating or gas systems.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تأسيس] kurma. 2.temel atma. 3.kuruluş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kurulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kurmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تأسيسات] kuruluşlar. 2.düzenek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) öIüm üzerine düşünceler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. theses) sav, dava, kaziye, iddia, önerme; tez, inceleme, araştırma; man tez, sav; müz., (şiir) mısraın vurgulu kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. damarda veya kalpte kanın pıhtılaşması, tromboz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. araya kelime karışmasıyle bileşik kelimenin kısımlara ayrılması (msl. whatsoever place yerine what place soever)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Germanyum veya silisyumun iletkenliğinden faydalanmayı sağlayarak elektronik tüplerin elektrik titreşimlerini genişletmekte kullanılan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transistor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transistor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., elek. transistor. transistorize f. transistorla teçhiz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kirpiklerin içe doğru dönmesi; idrarda ipliksi elyaf görülmesi, trikiyazis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. saç hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tüberküloz, verem, colloq. ince hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. öksürük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. yardımcısız; z. yardım görmeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bağırsaklarda kancalı kurt hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. idrar tahlili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim


Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tlb. varis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fanlight. transom. transom window.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transom. transom window.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Vücudumuzun ısısını korumasına kış aylarında üzerimize giysiler giyerek biz yardımcı oluyoruz ama sıcak yaz aylarında üzerimizde çıkaracak bir şey kalmayınca vücudumuz ısısını nasıl ayarlıyor?

Sıcak yaz aylarında vücudumuz ısısını terleme yolu ile koruyor ve ayarlıyor. Beynimizde terlemeyi düzenleyen özel bir bez var. Adı da ‘hipotalamus’. Ayrıca derimizin altında yumak görünümlü 2 milyon ter bezi ve bu bezlerin her santimetrekaresinde 400 ince kanal var.

Çevre ısısının artması ile beyin, ciltteki ter bezlerini uyarır. Bu ter bezleri de ince kanallar vasıtası ile, deri üzerine gözle görülemeyecek kadar az bir sıvı salgılarlar. Cilt üzerine çıkan bu sıvı buharlaşırken vücudun ısısını da alır. Aynen esen bir akşam rüzgarından, serinletici bir fandan veya kapı önüne dökülen bir sudan sonra duyulan serinlik hissi gibi cilt soğur.

Gözle görülen ve görülmeyen olmak üzere iki çeşit terleme vardır. Nefes verirken bile terleriz. Bu arada çıkan su buharı gözle görülmez. Diğeri de yüzümüzde, ensemizde ve özellikle koltuk altlarımızda yoğun olarak bulunan ter bezlerinin salgıları sonucu oluşan terlemelerdir. Böylece vücudumuzun bir şekilde soğuması sağlanmış olur.

Aynı çevre ısısında bazıları rahatsız olur ve aşırı terlerken, bazıları da bir rahatsızlık belirtisi göstermez, hallerinden memnun otururlar. Kimileri sıcak yaz günlerini severken, kimileri de kapalı, puslu kış günlerini sever. Peki, bunun tıbbi bir açıklaması var mıdır acaba?

Tıbbi değilse bile basit bir açıklaması vardır. Her insanın vücut ısısı, daha doğrusu önceden ayarlanmış ortalama vücut ısısı aynı değildir. Vücudu 36 dereceye ayarlanmış bir insan, 38 dereceye ayarlanmış bir insana göre, çevresindeki sıcaklık yükselmelerine daha hassastır.

Terleme ve dolaşım sistemlerinin termostat düğmesi daha düşük derecelere ayarlanmış insanlar, düşük çevre sıcaklıklarında kendilerini daha rahat hissederler.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Vücudumuzun ısısını korumasına kış aylarında üzerimize giysiler giyerek biz yardımcı oluyoruz ama sıcak yaz aylarında üzerimizde çıkaracak bir şey kalmayınca vücudumuz ısısını nasıl ayarlıyor?

Sıcak yaz aylarında vücudumuz ısısını terleme yolu ile koruyor ve ayarlıyor. Beynimizde terlemeyi düzenleyen özel bir bez var. Adı da “hipotalamus”. Ayrıca derimizin altında yumak görünümlü 2 milyon ter bezi ve bu bezlerin her santimetrekaresinde 400 ince kanal var.

Çevre ısısının artması ile beyin, ciltteki ter bezlerini uyarır. Bu ter bezleri de ince kanallar vasıtası ile, deri üzerine gözle görülemeyecek kadar az bir sıvı salgılarlar. Cilt üzerine çıkan bu sıvı buharlaşırken vücudun ısısını da alır. Aynen esen bir akşam rüzgarından, serinletici bir fandan veya kapı önüne dökülen bir sudan sonra duyulan serinlik hissi gibi cilt soğur.

Gözle görülen ve görülmeyen omak üzere iki çeşit terleme vardır. Nefes verirken bile terleriz. Bu arada çıkan su buharı gözle görülmez. Diğeri de yüzümüzde, ensemizde ve özellikle koltuk altlarımızda yoğun olarak bulunan ter bezlerinin salgıları sonucu oluşan terlemelerdir. Böylece vücudumuzun bir şekilde soğuması sağlanmış olur.

Aynı çevre ısısında bazıları rahatsız olur ve aşırı terler, bazıları da bir rahatsızlık belirtisi, göstermez, hallerinden memnun otururlar. Kimileri sıcak yaz günlerini severken, kimileri de kapalı, puslu kış günlerini sever. Peki, bunun tıbbi bir açıklaması var mıdır acaba?

Tıbbi değilse bile basit bir açıklaması vardır. Her insanın vücut ısısı, daha doğrusu önceden ayarlanmış ortalama vücut ısısı aynı değildir. Vücudu 36 dereceye ayarlanmış bir insan, 38 dereceye ayarlanmış bir insana göre, çevresindeki sıcaklık yükselmelerine daha hassastır.

Terleme ve dolaşm sistemlerinin termostat düğmesi daha düşük derecelere ayarlanmış insanlar, düşük çevre sıcaklıklarında kendilerini daha rahat hissederler.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heat. blood heat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. cansızdan doğma; neslinden tamamen farklı olduğu düşünülen üreme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. olağanüstü kuruluk ( deri veya göz).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Tenya gibi vücutları yassı olan solucanlar takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Midye, de niz tarağı gibi yumuşakçalar sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki), T Ürk musikisinde pest sekizlideki re notası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde orta sekizlide bir perde adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zengûle perdesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. birleşme, döllenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mayalanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fermantasyon; tıb. eskiden bulaşıcı hastalık meydana getirdiği farz olunan mayalanma işlemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by