şita ne demek? | şita anlamı nedir? | şita

şita anlamı nedir?

şita ne demek?

şita anlamı nedir?

şita | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sita

Türkçe Sözlük

(i. A). Kış, Fars. zemistin: Fasl-ı şiti = Kı; mevsimi. Sayf-ü fiil = Yaz ve kış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شتا] kış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy duty truck / lorry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Astân (i. F.). 1. Eşik, atebe. 2. Dergâh, der-bâr, bâr-gâh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آستان] eşik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İstanbullu, Osm. şehrî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İrtifâ, yükseklik tahtası: Basita-i şemsîyye, basita-i kutbiyye, basita-i ufkıyye, basita-i leylîyye = Bu Aletin çeşitleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Araçsız, vasıtasız, aracısız, doğrudan doğruya.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالواسطه] dolaylı olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. b = harf-i cer, el = harf-i tarif. Vasıta = araya giren). Birini araya koyarak, birinin tavassutuyla, doğrudan doğruya olmayarak: B’il-vâsıta kendisine müracaat ettim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ruh alıcı, can çıkarıcı, insana belâ olan, güzel.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جان ستان] can alan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cihânı zapteden, pâdişâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Pâdişahlık, hükümdarlık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). emanetçi, depo, ambar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = gönül, sitaden = almak). Gönül alan, kendisine bağlayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cihânı zapteden.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tereddüt eden, şüphe içinde. hesitance, hesitancy (i). tereddüt, duraksama. hesitantly (z). tereddütle, duraksayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tereddüt etmek, duraksamak; lafını şaşırmak, ne diyecegini bilememek, kem küm etmek. hesita'tion (i). tereddüt, şüphe: kekeleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خودستا] övüngen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ماشطه] kadın makyajcısı, kadın kuaförü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transport vehicle. means of transportation. means of communcation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gerektirmek, icap ettirmek; zorunlu kılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Solo çalgı veya sesle verilen konser. Çalgı ve ses, eşllkll olabilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Bir musiki parçasında konuşur gibi bestelenen kısım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Acele, sür’at, çabukluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Acele eden, atılan, koşan, çabuk olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شتابان] koşan, seğirten.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

koşmak, seğirtmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Alma, alış, alım, ahz. Dld-u sitâd = Alış veriş, alım satım, Ar. ahz-ü İtâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. şitâiyye). Kışa ait, kışlık. Zeher-i şitâi = Kış çiçeği. Tedârlkât-ı şitâiyye = Kış hazırlıkları.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شتائيه] kışlık. 2.kış için yazılan şiir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., «sitâden» fiilinden imas.). Alan: Cin-sitSn = Can alıcı

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). Yer adı yapmaya yarar. Gül-sitSn (Gülistân) = Gül yeri, gül bahçesi. Kabr-sitSn (Kabristân) = Kabir yeri, mezarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yıldız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ستاره] yıldız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yıldız.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yıldızlar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Medhetme, övme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

praise. encomium. glory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ستایش] övgü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Medheden, Öven.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ستایشکار] övücü. 2.öven.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(F. «Sitâden» fiilinden imas. olup sıfat terkiplerinde bulunur). Alan: Cân-sitân = Can alıcı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tereddüt etmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. vesâit). 1. iki şey arasında münasebet kurmaya yardımcı olan şey: Muhabere vasıtası. 2. Araya giren, iki şahıs veya tarafın aralarını bulan adam, aracı, Osm. miyancı: Anlaşmalarına vasıta oldu, fabrika ile görüşmemize vasıta olacak bir adam lâzım. 3. Alet, Alet gibi kullanılan şey. 4. Neseb, soy silsilesinin her bir derecesi, atalardan her biri: Onun nesebi sekiz vasıta ile filana vasıl olur. S. Nakil vasıtası veya halk arasında bundan kısaltılmış olarak vasıta = Otomobil, araba, tren vesaire. Bil-vâsıta = Doğrudan olmayarak, birinin araya girmesiyle, birini araya koyarak. Tekâlif-i bi’l-vâsıta = Gümrük vs. şeklinde alınan vergi, vasıtalı vergi. Bilâ-vasıta = Vasıtasız, doğrudan doğruya. Tekâlif-i bilâ-vasıta = Doğrudan doğruya alınan vergi, vasıtasız vergi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency. facility. instrumentality. medium. resource. stepping stone. vehicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agent. means. medium. organ. intermediary. means of transportation. vehicle. implement. instrument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instrument. means. vehicle. means of transportation. implement. intermediary. agency. agent. appliance. handle. instrumentality. intermediate. organ. way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ واسطه] aracı. 2.araç, alet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indirect. involving an intermediary. indirectly. through an intermediary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by the agency of. through the agency of. by dint of. by means of. through the medium of. whereby. by. per.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by. per. by means of. through.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by. in. per.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct not involving an intermediary. directly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immediacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ziyaret eden; i. ziyaretçi; göçmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ziyaret, ziyaret etme; resmi kontrol; musallat olma. visitatorial s. teftişe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reflector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by