şiv ne demek? | şiv anlamı nedir? | şiv

şiv anlamı nedir?

şiv ne demek?

şiv anlamı nedir?

şiv | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: siv

Türkçe Sözlük

(i. F. «şib, nişîb» den) (halk dilinde: şev). 1. İnişli yer, bayır, istihkâm. 2. Şivli: Şiv duvar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (s) aşındırmak ve bilemek veya cilâ yapmak için kullanılan bir madde; aşındırıcı şey, yıprandırıcı madde; (s). aşındıran, bileme veya cilâ işinde kullanılabilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ağzı bozuk, küfürbaz; yolsuz, bozuk; fesatçı abusively (z). yolsuz olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). yapışkan, yapışıcı; (i). tutkal, zamk, çiriş adhesive plaster, adhesive tape yapışkan şerit, bant, plaster adhesiveness (i). yapışkanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). endişeli, vesveseli ; anlayışlı, müdrik; hassas, duygulu. apprehensively (z). vesveseli olarak. apprehensiveness (i). endişe, vesvese.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. archives

belgelik

Belge ve yazıların saklandığı yer.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archive. archives. record office. records. muniments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archives.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archives. muniment room. record. record office. old records.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony, uzun süreli arşivlemeden kaynaklanan görüntü bozulmasına ve kalite düşüşüne son derece dayanıklı optik ortam oluşturmak için yüksek güvenilirliğe sahip kayıt malzemesi tasarımını kullanmış ve hazne testlerinde tam üretim kontrolleri geliştirmiştir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archivist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archivist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

record keeping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archiving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to file.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hafifletici, dindirici, teskin edici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony tarafından sağlanan bu benzersiz özellik, Piksel x Piksel başına I/P (Titreşim/Kademeli) Dönüştürme ve V-Kenar Telafisi teknolojilerini kullanarak olağanüstü kademeli video sinyali üretir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tazyik edici, sıkıştırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). teslim veya kabul mahiyetinde; (gram). although bağlacı ile başlayan tamamlayıcı cumlelerde teslim ve kabul ifade eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kesin; kati, son, nihai; ikna edici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çürütücü, aşındırıcı, kemirici. corrosive sublimate (kim). biklorit, süblime.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ask). mukabil hücum, karşı saldırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). el yazısı gibi; (i). el yazısını andıran baskı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kesin, kati. decisively (z). kesin olarak, katiyetle. decisiveness (i). kesinlik, katiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kasvet verici, kasvetli; durgunluk sebebi olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). müdafaa eden; (i). saldırıya uğrayanın durumu, kendini koruyucu harekette bulunma. defensive alliance (ask). savunma anlaşması. on the defensive kendini savunma lüzumunu duyan. defensively (z). savunarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dağınık ve tafsilâtlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bir şeyden diğerine atlayan; tutarsız, ipsiz sapsız; infotmal daldan dala konan; mantıkî yoldan sonuca varan. discursively (z). bir şeyden diğerine çabuk atlayarak, tutarsızlıkla. discursiveness (i). bir şeyden diğerine çabuk atlama, tutarsızlık,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bölen, dağıtan; anlaşmazlık yaratan, ayrılık yaratan, ihtilâf çıkaran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bol miktarda dökülen, akan, taşan; coşkun, heyecanlı, taşkın; (jeol). volkanik kayaların yer yüzeyinde katılaşmasıyla ilgili. effusively (z). coşkunlukla, taşkınlıkla. effusiveness (i). coşkunluk, taşkınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Ergenlik yaşındakilerin yüz, omuz, sırt ve karınlarında görülürler. Siyah noktalar, beyaz benekler, kırmızı veya mor lekeler halindedirler. İçleri cerahat dolu bu sivilcelere; akne de denir. nedeni; yağ bezlerinin tıkanmış olmasıdır. Ergenlik sivilceleri kendiliğinden kaybolur. Sıkmamak, oynamamak gerekir. Tedavinin ilk şartı sabırdır. Yüzü günde 3-4 kere kükürtlü sabunla yıkamakta fayda vardır. Bu arada baharatlı yiyecekleri ve çikolatayı terketmek gerekir. Ayrıca, aşağıdaki reçetelerden de faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Marul, su.

Hazırlanışı : Soğuk su ile yıkanan marul yaprakları iyice ezilir. Çıkan su yüze sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. İ.) (musiki). Bir şeyler anlatır gibi çalınması gereken parçaların başına yazılan terim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

With expression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.), (it.), (müz.) dokunaklı, tesir edici bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kaçamaklı, baştan savma; kaçmaya yarar. evasively (z.) kaçamak olarak, baştan savma bir surette. evasiveness (i.) kaçamak, baştan savma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) umuma açık olmayan; bir kimse veya zümreye has; tek, eşi olmayan; hariç tutan; of ile müstesna, -den gayri, hesaba katmadan; (i.) yalnız bir gazete veya mecmuanın temin edebildiği mülâkat. exclusively (z.) yalnız, münhasıran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) dolaşan, belirli bir çizgi takip etmeyen, kararsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yayılan, genişleyen,geniş, engin, yayılıp genişlemeye elverişli; şümullü, yaygın; coşkun, ateşli, açık sözlü. expansively (z). yayılarak, genişleyerek; coşkunlukla. expansiveness (i). yayılma, genişleme;coşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). pahalı, masraflı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). patlayıcı; (i). infilak maddesi, patlayıcı madde. high explosive yüksek patlamalı madde. explosively (z). patlayarak. explosiveness (i). patlama kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). anlamlı, manalı, dokunaklı, tesir edici, etkileyici; canlı. expressively (z). anlamlı olarak, tesir edici bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). geniş, yaygın, şümullü, vâsi, uzatılmış. extensively (z). geniş bir şekilde, yaygın olarak, ziyadesiyle, çok.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yazıyı ve sözü lüzumsuz yere uzatan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aldatıcı, asılsız, hayal kabilinden. illusory s. aldatıcı, asılsız, hakikat olmayan, göz boyayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hissiz, duygusuz; etkilenmez, müteessir olmaz, vurdumduymaz; sakin; cansız, ruhsuz, heyecanse; ağrıduymaz. impassively z. heyecan duymayarak; heyecan göstermeyerek. impassive - ness, impassiv'ity i. vurdumduymazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duyguları etkileyen, etkili, tesirli, müessir impressively z. tesir edici bir şekilde, şaşırtıcı derecede. impressiveness i. tesir kuvveti; etkili oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düşüncesizce hareket eden; tahrik edici, teşvik edici; mak. çok kısa zamanda veya aralıklı olarak tesirini gösteren (kuvvet). impulsively z. düşünmeden, birdenbire. impulsiveness i. düşünmeden hareket etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sivri, keskin; nüfuz eden, delip geçen; zeki, kesin ve açık. incisively z. kesin ve açık olarak. incisiveness i. kesinlik, katiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kapsayan, şümulü olan, ihtiva eden, dahil, belirli hudutlar dahilinde bulunan. inclusively z. şamil olmak üzere, hepsi içinde olarak, kapsayarak. inclusiveness i. şümullülük, kapsamlı olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir sonuca varmayan, neticesiz; ikna edici olmayan, kifayetsiz; tesirsiz, etkisiz. inconclusively z. kesin bir sonuç elde edemeden; kifayetsiz olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kararsız, kesin olmayan indecisively z. kesin olmayarak, kararsız bir şekilde indecisiveness i. kararsızlık, tereddüt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ucuz, masrafı az. inexpensively z. ucuza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlatımsız, ifade etmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zararsız, kimseye zarar vermez, dokunmaz, incitmez. inoffensively z. zararsızca, incitmeyerek. inoffensiveness i. zararsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) şiddetli, bir noktada toplanmış; yoğun; şiddet gösteren; dar bir sahada çok mahsul yetiştirmeye vesile olan; (tıb.) tedrici aşılama suretiyle tedaviye ait. intensive care unit (tıb.) hastaya çok yönden bakım imkânı veren hastane tertibatı. intens

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) müsaadesiz gelip zorla içeri giren; (jeol.) tabakalar arasına giren (volkanik kaya) intrusively (z.) tabakalar arasına girerek. intrusiveness (i.) zorla içeri girmeye meyli olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) cevap vermez, mukabele etmez. irresponsiveness (i.) mukabele etmeyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., gram. emir kipine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rough cast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «merzibân) dan galat). 1. Hudut muhafızı. 2. Gayet iyi eşek. (bk.) Marsıvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MA-SİVA) (I. A.). 1. Bir şeyden başka olan şeylerin hepsi, mâedâ. 2. («MA-sivâ-ullah» dan kısaltılmış): Tanrı’ dan başka bütün varlıklar: Mâ-sivâdan geçmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ماسوی] Tanrı’nın dışındaki varlıklar. 2.dünyaya özgü her şey.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ağır, iri, cüsseli, iri yapılı; min. som, yekpare; muazzam, tesirli massively z. yekpare halde; çok ağır olarak. massiveness i. ağırlık ve irilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mektup, tezkere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) çirkin, iğrenç; saldırıyla ilgili, hücuma ait; yakışmaz; kötü; hakaret edici; (i.) saldırı, hücum. offensively (z.) tiksindirerek; hücum ederek. offensiveness (i.) tiksindiricilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ezici, zulmedici; sıkıcı, bunaltıcı. oppressively z. zulmederek; bunaltıcı bir şekilde. oppressiveness i. sıkıcılık; gaddarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. görünüşte olan, açık, belli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. passivisé

etkisizleştirilmiş

Etkisiz duruma getirilmiş.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. pasif, eylemsiz, faaliyeti olmayan, dış etkiler karşısında hareketsiz kalan; gram. edilgen, meful, meçhul; ikt. faizsiz; dayanıklı, uysal; tıb. atıl; i., gram. edilgen fiil. passive commerce tic. ihraç mallarını yabancı gemilerle nakletmek suret

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dalgın, endişeli, düşünceli, kara kara düşünen pensively z. dalgın dalgın, kara kara düşünerek. pensiveness i. dalgınlık, düşünceli hal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. izin veren, müsaade eden; ihtiyari, seçimli, keyfi; fazla sıkı olmayan, serbest bırakan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kandırıcı, ikna edici. persuasively z. ikna edici şekilde. persuasiveness i. ikna edebilme gücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yayılmış kaplayan, şümullu. pervasively z. yayılarak, kaplayarak, şümullü olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., dilb. patlama yapan ses; s. bu seslere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. malik olan; tahakküm edici: gram. iyelik belirten, mülkiyet ifade eden; i.- in hali possessive case -in hali. possessive relation isimle tamlama, izafet. possessively z. tahakküm ederek, sahip çıkarak. possessiveness i. tahakküm etme, sahip çı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu Sony tarafından sağlanan benzersiz özellik, Piksel x Piksel başına I/P (Titreşim/Kademeli) Dönüştürme ve V-Kenar Telafisi teknolojilerini kullanarak olağanüstü kademeli video sinyali üretir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. başlangıç olan. prelusively z. başlangıç olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. terakki eden, ileri giden, ilerleyen; ilerlemekte olan; tedrici; terakkiye müsait; ilerici; genişleyen, yavaş yavaş artan; i. siyasette terakki taraftarı, erkinci. progressively z. ilerledikçe, devamlı olarak. progressiveness i. ilericilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dışarıya çıkan veya çıkmış olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. maksatlı, maksatla yapılmış, kullanışlı. purposively z. maksatlı olarak. purposiveness i. maksatlı oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) geri çekilme eğiliminde olan; (biyol.) dominant olmayan (vasıf), resesif; (i.) diğeri tarafından bastırılan özellik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tekdir kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bastırıcı, engelleyici; sıkıcı. repressively z. engelleyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iğrenç, tiksindirici; soğuk, yavan; uzaklaştırıcı. repulsively z. iğrenç surette. repulsiveness i. iğrençlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cevap vermeye hazır, hevesli; uyumlu; cevap kabilinden, mukabele gibi. responsively z. hevesli olarak. responsiveness i. heveslilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yalnızlık eğiliminde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very sharp. as sharp as a needle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Duvara sürülen ve bir taoaka teşkil eden harç: Yapının sıvasını çekmek, sıva vurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compo. plaster. stucco. stucco-work. coating. grout. laying. parget. plaster of paris. rendering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parget. plaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaster. plastering. stucco. coat. coating. grout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سوا] öte, başka, gayrı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Başka, gayrı özge.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hindu dininde en büyük üç tanrıdan biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıva yapan, sıva yapmayı meslek edinen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plasterer. puddler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plasterer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plasterer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nuthatch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıva sürmek işi ve mesleği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to plaster. to coat sth with plaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıva sürülmüş, sıvası olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plastered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sıvamak işi. Kaplanmış, kaplama surette sürülmüş: Gümüş sıvama bir çekmece. 2. Pek sık takılmış, zemini pek az görünecek surette takılmış: Sıvama inci, sıvama bir yelek. 3. Bir dü züye hiç aralık kalmamak üzere bol bol kaplama: Kaldırımlar sıvama çamur. (bk.) Sıvamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plastering. facing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plasting. covered with. to the brim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plastering sth. right up to the brim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sıva sürmek, sıva ile kaplamak: Yapıyı sıvamak. 2. Bulaştırmak. 3. Her tarafını kaplamak, yalnız süs için ötesine berisine bakmayıp her tarafını kaplamak: Çekmeceye gümüş sıvamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sığamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaster. parget. roll up. draw up. tuck up. turn up. daub. puddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

face. plaster. point. to plaster. to stucco. to daub. bedaub. to roll up. fold up. to bedaub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to plaster. to coat sth with plaster. to plaster sth with a substance. to smear sth on or over sth. daub. plaster over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sıva sürülmek, sıva ile kaplanmak: Bu yapı daha sıvanmadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kol ve paça çevrilmek. Kol, paça sıvanmak = Kendi kollarını veya paçalarını çevirip hazırlanmak, bir işe hazılanmek: Siz şimdiden sıvandınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be plastered. to be smeared.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sivas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bulaşmak, bir şey sıva gibi üstüne sürülmek. 2. Yapışkan hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smear sth on sth / sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb plaster sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hafifçe bastırarak el sürmek: Birinin sırtını, kolunu sıvazlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stroke. pat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stroke. caress. pet. to caress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stroke. to caress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to let sb stroke or caress oneself / itself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞİVE) (i. F.). 1. Tarz, tavır, üslûb. 2. Naz, işve, edâ (edebiyat) Lehçelerin ayrıldığı ağız: İstanbul, Kayseri, Konya şivesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intonation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accent. way of pronouncing words. idiom. phraseology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شيوه] tarz, usül. 2.naz, işve. 3.aksan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Naz, eda.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Şiveli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Şiveli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Naz gösteren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk Musikisi’nde artık kulanılmayan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شيوه باز] işveli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شيوه کار] işveli, cilveli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Nazlı, edalı, işveli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ŞİVELİ) (i ). Nazlı, edâlı, işveli, cilveli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Matem, yas.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شيون] ağıt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Çıvgar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Top arabası okunun önüne konan ağaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ağaçların büyük sürgünü. 2. Bir çeşit çam ağacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik). Ust yüzü düzgün ve yere paralel bir satıh teşkil ötmek üzere, içine konduğu kabın şeklini alan cisim, Ar. mâyî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liquid. fluid. soft. liquid. fluid. water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluid. liquid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluid. liquid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Civil). 1. Askerî olmayan, mülkî. 2. Askerî olmayan kıyafet: Sivil giymek, sivil gezmek. 3. Kıyafet değiştirmiş polis memuru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Siyli, sivilce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

civilian. civil. unmilitary. secular. civilian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

civilian. civil. unmilitary. secular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

civil. civilian. not military. not wearing a uniform. plainclothes man. dressed in civilian clothes. stark naked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

civil administration. civilian authority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a plain-clothes man. hard hole. plain- clothes man. police detective. civil police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

civil defence. civil defence defense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liquefaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to liquefy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ufak çıban.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pimple. acne. pustule. carbuncle. whelk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acne. pimple. pustule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pimple. pustule. humour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Yağ bezelerinin fazla çalışmasından, hormon veya metabolizma bozukluklarından kaynaklanan en küçük çıbanlara sivilce denir. Sivilceleri sıkmamak, tuzsuz, yağsız ve baharatsız şeyler yemek gerekir. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Ekşi nar, sirke.

Hazırlanışı : Bir su bardağı ekşi narsuyu ile yarım su bardağı sirke karıştırılır. Bu suya batırılan pamukla, sivilcelerin üzerine kompres yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pimpled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pimply. pimpled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spotty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continually. continuously. in succession. full to the brim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ortadan kaldırma. Siviş yılı = Hicrî ve milâdî yıllar arasındaki fark.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Yapışıp bulaşan, mec. İnsanlar hakkında da kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

importunate person who sticks to one like glue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scuttle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Belli etmeden gitmek, kaçmak. 2. Bulaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take french leave. take wing. light out. make tracks. do a bunk. sneak out of. nip off. decamp. duck. fade. flee. get away. hook it. scram. sheer off. shift away. sidle away. skedaddle. skin out. skip it. slide. slink off. make off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abscond. evade. scuttle. sneak. to slip away. disappear. decamp. to sneak off. to abscond. to scuttle. to clear out. to clear off. to make off. to do a bunk. to bunk off. to slope off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to slip away. to sneak off. to do a bunk. cut and run. cut one's stick. decamp. to take french leave. to make one's getaway. hive off. to sling one's hook. hook it. hop it. to take it on the lam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şiv şekline girmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şiv şeklinde: Şivli duvar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) 1. Ucu ince ve keskin: Sivri deynek, diken, tepe. 2. İnce ve uzun, boy atmış, boylu: Sivri boylu bir çocuk. Sivrisinek = İnce ve sokan bir sinek. Sivri akıllı = Hoppa, zirzop. Sivri k8şe, bucak = Dar açı. Sivriburun = Palamut balığının bir cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sharp pointed. sharp. pointed. acute. beaked. edged. jagged. nipping. pungent. spinose. spinous. spired. spiry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angular. keen. sharp. pointed. extreme. tapering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pointed. sharp. tapered. acute. peaked. pointing. taper. tapering. conic. pricking. spindle-shaped. spired. inswept. sphenoid. nibbed. fine. incisive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who is a self-opinionated screwball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peak. point. prickle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prickle. prong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ucu ince ve keskin olmak. 2. Boy atmak, incelip uzamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become pointed. to taper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become sharply pointed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ucu ince ve keskin olan şeyin hâli: Deyneğin sivriliği. 2. İnce ve uzun boyluluk: Bu çocuğun sivriliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jaggedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being sharply pointed. sharpness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Meydana çıkmak, yükselmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distinguish. sharpen. taper. to become pointed. become prominent. to advance rapidly. to distinguish oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become sharply pointed. to stand out. to become conspicuous. distinguish. to come to the fore. to come into prominence. taper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sivri yapma, ucunu inceltip keskip etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuspidation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sivri etmek, ucunu inceltip keskin etmek: Şu çiviyi, şu deyneği slvriltmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to point. to sharpen. taper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çiftkanatlılardan anofel denen çeşidi sıtma aşılayan uçucu böcek (culex pipiens).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gnat. mosquito.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mosquito. gnat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Dünyada yaklaşık üç bin sivrisinek türü olduğu bilinmektedir. Bunların çoğu insana saldırmaz. Zaten aksi olsaydı dünyanın her yerinde bulunabilen bu yaratıklar ormanda,dağda,insan bulunmayan yerlerde yaşamlarını idame ettirmezlerdi.

İnsanların kanlarını emerek yaşayan sivrisinek türlerinin yalnız dişileri kan emer. Dişiler de insanların kanlarını kendi yumurtalarını üretebilmek için protein sağlayabilmek amacıyla emerler. Birçok cinste dişi sivrisinekler en azından ilk yumurtalarını kana ihtiyaç duymadan üretebilirler, fakat sonraki yumurtaları için kana ihtiyaçları vardır. Bulabildikleri her canlının kanını emerler, hatta deniz yüzeyine gelen balıklar bile ellerinden kurtulamaz.

Erkekler çiçek özleri ile beslenirler. Yumurta üretme gibi bir dertleri olmadığından insanları sokmazlar.

Dişi sivrisinekler avlarının yerlerini duyargaları ve üç çift bacaklarındaki alıcılarla bulurlar. Alıcılar ile nem, ter ve ısı özelliklerini saptarlar. Sivrisineğin duyargaları bir santigradın binde biri kadar sıcaklık değişimleri algılayabilecek kadar hassastır.

Dişi sivrisinekler insanın nefes verirken çıkardığı karbondioksit bulutu içinde, ileri geri hareketler yaparak bu bilgileri değerlendirirler, avın yararlı olacağına karar verirlerse eyleme geçerler. Bazılarının „sivrisinek bana dokunmaz’ demelerinin esas nedeni ter ve nefes kokularının sivrisinek için cazip ve özendirici olmamasıdır.

Sivrisinek sanıldığı gibi içi delik ve sivri uçlu bir boruyu deriye sokarak kanı emmez. Sivrisinekte ağzın altındaki kesede iki tüp, iki de neşter olarak kullandığı testere ağızlı bıçak vardır. Önce bıçaklarla deride delik açar, sonra tüplerden biri ile tükürüklerini bu deliğin içine akıtır.

Bu tükürük insan kanının pıhtılaşmasını önler, böylece ikinci tüpü sokarak, sıvı kanı size farkettirmeden kolayca emer. Eğer bir dakika içinde hala fark etmediyseniz, deposu kanınızla dolu olarak, kafayı bulmuş şekilde derinizden ayrılır.

Sivrisinekleri tahrik eden şey nefesinizdeki karbondioksit oranı ile derinizdeki ısı ve nem oranı olduğundan, özellikle geceleri sivrisinek hücumlarını geçiştirebilmek için, çok sık nefes alış-verişi gerektirecek fiziksel hareketler yapmamamız, teninizi serin ve kuru tutmanız gerektiğini unutmayın.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. itaatkar uysal, boyun eğen. submissively z. boyun eğerek, uysallıkla. submissiveness i. boyun eğme, itaat etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ardıl, birbirini ileyen, müteakıp, silsile halindeki. successively z. sıra ile, birbiri arkasından.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tereddüt kabilinden; geçici olarak tatil veya erteleme kabilinden. suspensively z. geçici olarak tatil ederek veya erteleyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. öksurüğe ait, öksürükten ileri gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duygusunu ifade etmeyen; ifadesiz, manasız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tepki göstermeyen; ihtiyacı karşlamayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Eğer köşeli olsalardı kenarları dayanıklılık açısından çok zayıf olurdu. İüphesiz böyle bir yumurtayı yumurtlamak da tavuk için bir işkence olurdu. Aslında dış yüzeyi en dayanaklı geometrik şekil küredir ama bu şekildeki bir yumurta da bulunduğu yerden yuvarlanıp gidince nerede duracağı belli olmaz.

Hemen hemen tüm kuş yumurtalarının bir tarafı daha yuvarlak diğer tarafı da daha incedir. Bu sekil, yumurtaların yuvada birbirlerine en yakın ve en az hava boşluğu bırakacak şekilde durmalarını sağlar. Böylece hem ısı kaybı önlenir hem de yuvadaki yerden en iyi şekilde faydalanılır.

Yumurta yuvarlanıp gittiğinde düz gitmez, ince tarafı üstünde dairesel bir yol çizer ve başladığı yere yakın bir noktada durur. Yani bu şekli ile yumurtanın düz bir yüzeyde yuvarlanarak kaybolup gitmesi mümkün değildir. Asıl önemlisi bu şekli ile yumurtanın kuştan veya tavuktan daha rahat çıkmasıdır. Genel tahminin aksine yumurtanın yuvarlak yani daha geniş tarafı önce çıkar. Hem bunu hem de yumurtanın her iki tarafındaki farklı şeklini sağlayan yumurtanın çıkış yolu üzerindeki kaslardır.

Pek alakasız gözükse de tavuğun içinde yumurtanın oluşmaya başlayabilmesi için önce güneş ışığının veya yapay bir ışığın tavuğun gözüne çarpması gerekir. Böylece göz yolu ile uyarılan tavuğun hipofiz bezi bir hormon salgılar. Bu hormon kan dolaşımına girer ve bu yolla yumurtalığa taşınır.

Hormon burada bulunan binlerce yumurtadan birinin içine pirer ve o yumurtanın aniden çok hızlı bir şekilde büyümesini sağlar. Önce yumurta sarısı meydana gelir ve yumurta, yumurta kanalına geçer, döllenme organlarında geçirdiği aşamalardan sonra 24-25 saatte oluşumunu tamamlar.

Yumurta, yumurta kanalını kesik kesik hareketlerle geçer. Buradaki dairesel kaslardan sırası ile geçerken, yumurtanın önündeki kas gevşek durumda iken arkasındaki kas kasılır, daralır.

Yumurta bu kanalın başında iken küre şeklindedir. İlerlemesi sırasında arkada kalan dairesel kaslar büzüşerek hem yumurtayı ileri iterler hem de bu kısmına baskı yaparak konik bir sekil almasına sebep olurlar. Çıkışa kadar yumurta kabuğu da sertleşir ve bu haliyle dışarı çıkar. Yumurtanın şeklinin ve kalın kısmının önce çıkışının nedeni de budur. Sürüngenlerde ise bu düzenek yoklur. Onların yumurtaları çıkışta küresel şekildedir.


Genel Bilgi by