Siya ne demek? | Siya anlamı nedir? | Siya

Siya anlamı nedir?

Siya ne demek?

Siya anlamı nedir?

Siya | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: siya

Türkçe Sözlük

(i.) (denizcilik) Küreği tersine kullanarak kayığı geriye ve kıça doğru yürütme: Siya etmek, siya. Siya kürek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rousing about backwards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-door policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Panelin iki yüzle kullanılmasını sağlayan benzersiz bir kafa birimi tasarımı. Ön panel (dev bir ekran içeren) açılarak kapsamlı kumandaları ortaya çıkartır.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آسيا] değirmen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آسياب] değirmen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Aslı: Aşyân) (i. F.). Kuş yuvası. Mesken, ikametgâh. Bu mânâ ile terkiplere de girer: Firdevs-Aşiyân = Cennet-mekân, yeri cennet olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آشيان] yuva. 2.ev.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Su değirmeni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. c.). Cehennemlik olanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non-alignment policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بحر سياه] Karadeniz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Mekke şerifine verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

until satiated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Turan Türkleri büyük kahraman kağanının Farsça adı. Alp er Tonga asıl adıdır. Büyük İskender’den evvel yaşamıştır. Kaşgar’daki ilk müslüman Türk sülalesi Karahanlıların Afrasiyab neslinden geldiği söylenmektedir. Alper Tonga Hüsrev tarafıandan öldürülmüştür.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. existentialiste

fel. varoluşçu

Varoluşçuluk yanlısı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. existentialisme

fel. varoluşçuluk

Varoluşun özden önce geldiğini ve özü sürekli olarak yarattığını ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). Mutlak hürriyeti esas alan, kadere inanmayan ve insanın hür iradesiyle kendi kaderini çizdiğine inanan doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Siyasî encümen, politika kulübü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HİSSİYAT) (İ.A. c.). Duyguya ait hassalar, duygular: Kalbi hissiyat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feelings. emotions. sentiments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حسيات] duygular.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حقوق سياسيه] siyasal hukuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir şeyi daha önce kendisinin yapma kudreti, teşebbüs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

initiative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

initiative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انسياق] içgüdü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انسياقی] içgüdüsel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) İnisiyatif.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Hava, sıcaklık ve neme bağlı olarak çevremiz sürekli bir değişim halinde olup bu disk kalitesini de etkilemektedir. Sony, temel sıcaklık değişimlerine dayanıklılık göstermesi için tasarlanmış benzersiz bir boya ve aşama değiştirme kayıt malzemeleri kullanır. Böylece, resimdeki bozulma ve hata oranları azaltılır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vis a vis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vis-à-vis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

over against. faced. face to face. facing each other. opposite to each other. in the teeth of. vis a vis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

across.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

across. over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Canına kıyarcasına, adam akıllı: Kıyasıya dövdü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mercilessly. ruthlessly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mercilessly. cruelly. savage. murderous action. dog- eat dog-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (c. kudsî). Kudsîler, melekler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [قدسيان] melekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raven black.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Telâşla.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Belirli BRAVIA TV’ler çarpıcı bir çok parlak siyah kaplama ile birlikte gelir. Tutkulu tasarım gelişmişliğinde ulaşılan zirve, herhangi bir oturma odasının tam kalbinde yer alır.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. providentialisme

fel. kayracılık

Evrendeki bütün olayları tanrısal sebebe dayandıran, insanların ancak Tanrı kayrasıyla, bağışıyla kurtulabileceğini ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رجل سياسی] politikacı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (rû = yüz, siyah = kara). Kara yüzlü. mec. Rezil, mahçup.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Şemsiyeler ilk olarak 3400 yıl önce Mezopotamya’da, bir rütbenin, bir ayrıcalığın sembolü olarak kullanılmaya başlandı. Bu ilk şemsiyeler Mezopotamyalıları yağmurdan değil, yakıcı güneşten korumak için kullanılıyordu.

Şemsiyeler yüzyıllar boyu hep güneşten korunmak için kullanıldı. Bugün bile bazı Afrika kabilelerinde şefin arkasında yürüyen bir şemsiye taşıyıcısı görülmektedir. Hatta İngilizce’de şemsiye anlamındaki ‘umbrella’ kelimesi, Latince gölge anlamına gelen ‘umbra’ kelimesinden türemiştir.

Milattan önce 1200 yıllarına gelindiğinde şemsiye Mısırlılarda biraz dini bir anlam kazandı. Gökyüzünün Tanrının vücudundan yapılmış, dünyayı koruyan bir şemsiye olduğuna inanıyorlardı ve başlarının üzerinde taşıdıkları şemsiye yüksek ahlak sembolü idi.

Romalılar şemsiye kültürünü Mısırlılardan aldılar ama onu hep kadınsı bir sembol olarak gördüler ve erkekler tarafından hiç kullanılmadı. Yağlı kağıttan yapılan şemsiyelerin yağmuru da geçirmediği görülünce, kadınlar tarafından yağmurda da kullanılmaya başlandı. Artık antik tiyatrolarda, yağmurda kadınlar şemsiyeler altında rahat rahat otururlarken, erkekler sırıl sıklam ıslanıyorlardı.

Avrupa’da şemsiyelerin yaygın olarak kullanılmasına 1700’lü yıllarda başlanmıştır. Bu yıllarda şemsiyelerin yünlü kumaşlarının üstü bir çeşit yağ ile sıvanıyordu. Bu yağ kumaşa su geçirmez bir özellik kazandırıyor ve siyah bir renk veriyordu. Siyah renkli bu şemsiyeler erkekler tarafından da benimsendi ve güneş için olan beyaz şemsiyeler kadınların, yağmur için olan siyahlar ise erkeklerin vazgeçilmez aksesuarları oldu.

Bir çeşit yağ ile sıvanan siyah şemsiyeler gerçekten yağmuru hiç geçirmiyorlardı ama ömürleri de pek uzun sürmüyordu. Zamanla daha kaliteli şemsiyeler üretildi, ancak siyah renk su geçirmezliğin bir garantisiymiş gibi algılanmaya devam edildi. Günümüzde yazın şemsiye kullanma adeti pek kalmadı ama yağmurda erkekler siyah şemsiye taşımada hala ısrarlı. Kadınlar ise cıvıl cıvıl renklerdeki şemsiyelerle dolaşıyorlar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jetblack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coal black. jet black.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jet black.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sevb). Giyecekler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثياب] giysiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سيادت] seyyidlik. 2.efendilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Efendilik, beylik, seyyidlik, sahiplik. 2.Hz.Hasan vasıtasıyla Hz.Peygamber soyundan olma. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Siyâdet, seyyidlik lakabı. Devletiû siyâdetlû = Osmanlı protokolünde Mekke şerifine verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kuyumculuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SİYAH veya SİYEH) (i. F.). Kara. ZOH-I »lySh = Karasaç; Bahr-i Siyâh = Karadeniz. Simsiyah = Kapkara = Zencî (bu mânâ ile «siyâhî»de denir.)

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black. sable. sooty. black. ivory-black. sable. nigr-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black. dark. negro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black. dark. negro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سياه] kara.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black race.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Petrol döküntüsü, petrol kuyusu veya orman yangını gibi nedenlerle atmosfere dağılan kurumun yağışla yeryüzüne inmesi. SU KİRLİLİĞİ: Suyun yararlı kullanımını etkileyecek miktarlarda kimyasal, fiziksel ya da biyolojik maddelerin katılmasıyla kalitesinin bozulması. Su kirlenmesinin en yaygın kaynakları; yetersiz evsel atık su arıtma tesisleri, endüstriyel atıkların boşaltılması, yüzeysel akış, madencilik faaliyetleri ve sulamadır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سياه بخت] karatalihli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zenci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black. negro zenci. fellah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black. negro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سياهی] siyahlık. 2.zenci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Siyaha çalan. -v

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kararmak, siyah olmak: Nikel siyahlanmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Karartmak: Sobacı duvarı siyahlattı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blacken. black.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to blacken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karaltı, kara renk: Siyahlığın zararı yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackness. a black spot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «sevk» ten). 1. Sözün gelişi, ifade şekli. 2. Tarz, üslûp: Bu siyâkda bir şey yazmalı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سياق و سباق] sözün gelişi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (yukarıdaki kelimeden). Vaktiyle malî vs. vesikeların kaleme alındığı bir Arap yazısı çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Oruç, Ar. savm, Fars. rûze. Şehr-i sıyâm = Oruç ayı, Ramazân.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صيام] oruç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Oruç tutan, oruçlu, kötülükten kaçınan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Koruma, muhafaza, himaye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صيانت] koruma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Koruma, korunma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cyanide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cyanide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Efendilik, beylik. 2. Seyyidlik, Hz. Hüseyn’in neslinden olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Siyasî

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political. politic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political. political siyasi. politik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political. politic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

party. political party.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SİYASET) (i. A.). (Kemalpaşazâde’ye göre: Tyasa’dan). 1. Hükümet ve devlet idaresi, politika. 2. Şiddetli ceza. 3. Ölüm cezası: Siyâsete uğramak. 4. Hükümet etmek: Siyasetçe böyle yapmak lâzımdır. 5. Devletlerarası münasebet ilmi, diplomasi. (Bu mânâsı Türkçe’ye mahsustur). Erbâb-ı siyâset = Politikacı. Meydân-ı siyâset = İdam yapılan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

politics. diplomacy. policy. statesmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

policy. politics. policy politika. diplomacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

politics. finesse. strategy. artfulness. policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سياست] politika. 2.idam cezası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Seyislik, at idare etme, at işleriyle uğraşma. 2.Memleket idaresi. 3.Ceza, idam cezası. 4.Politi(Kadın İsmi) Diplomatlık. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political science.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political scientist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

politician politikacı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

politician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Siyaset bakımından.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SİYASİ) (i. A.) (mü. siyâsiyye). Siyasete alt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political. politic. diplomatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سياسی] siyasal. 2.politikacı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political geography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political party.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political party.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سياسيات] politika.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سياسيون] siyasetçiler, politikacılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Diplomasi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Politikacılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Kalça sinirlerinin iltihabı.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Üst bacağın arka kısmı, arka bacağın dış tarafı ve siyatik siniri boyunca yayılan ağrıya siyatik denir. Ağrı, bazen birdenbire gelir. Bazen de yavaş yavaş ilerler. Otururken, kalkarken, uzanırken hareketler zorlukla yapılır. Belkemiğinin aşağı bölgesi, hassastır. Ağrılar yürürken, öksürürken ve gerinirken daha da artar. Halk arasında sinir romatizması da denir. Nedeni, omurlar arasında kıkırdak disklerin yerinden oynaması, yani disk kayması, omurganın alt bölümünün iltihaplanmış veya zedelenmiş olması, dizkapağı iltihabı veya sinir iltihabıdır. Tedavinin ilk şartı yatak istirahatidir. Ayrıca yatak altına kalın bir tahta koymalı, iki yastıktan fazla da yastık kullanmamalıdır. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Andızotu.

Hazırlanışı : İki adet andızotu kökü dövülüp, ağrılı yerlere sürülür. 3 saat sonra ılık suyla yıkanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sciatica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. spécial

özel

1. Yalnız bir kişiye, bir şeye ait veya ilişkin olan. 2. Benzerlerinden ayrılmasını sağlayan bir özelliği olan.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. spécialiste

uzman

Belli bir bilim dalında lisansüstü öğrenim derecesine sahip kimse.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. spécialité

özellik

Bir şeyin benzerlerinden veya başka şeylerden ayrılmasını sağlayan nitelik.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Vahşîlikle, yabânîce: Vahşîyâne yırttı. 2. Ürküp kaçarak: Vahşîyâne kaçtı.

Türkçe Sözlük by