Siz ne demek? | Siz anlamı nedir? | Siz

Siz anlamı nedir?

Siz ne demek?

Siz anlamı nedir?

Siz | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: siz

Türkçe Sözlük

(i.). Çokluk ikinci şahıs zamiri olup «sen» zamirinin cem’idir: Siz, sizin, size, sizi; sizce, sizinle, sizin için, sizin gibi. Sizsiz = Siz olmadığınız halde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

you. ye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thee. ye. you.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

you.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Abdest almamış, abdesti bozulmuş, pehrizslz, sakınılması icap eden günahlardan sakınmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard-hearted. pitiless. cruel. tyrannic. tyrannical. atrocious. brutal. coldhearted. cutthroat. dead. ferocious. fiendish. flinty. grim. harsh. implacable. inclement. inexorable. inhumane. merciless. outrageous. relentless. without remorse. ruthless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atrocious. barbaric. barbarous. bestial. brutal. cruel. diabolical. ferocious. fiendish. fierce. grim. heartless. inhuman. inhumane. mean. merciless. punitive. relentless. remorseless. repressive. rough. ruthless. satanic. savage. stern. stony. uncharitab

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruthless. cruel. bitter. cutthroat. diabolical. dog- eat dog-. draconian. flinty. grim. harsh. heartless. implacable. inexorable. inhuman. merciless. pitiless. relentless. remorseless. repressive. satanic. truculent. tyrannical. uncharitable. unfeeling. u

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ill. mercilessly. without remorse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with a heavy hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pain free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painless. mild. not hot. without pepper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painless. without pepper / spice. not hot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i! A. T.). Adâlete aykırı düşen veya adâletli olmayan’ Adâletsiz karar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iniquitous. unjust. inequitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unjust. inequitable. oppressive law. unfair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hak ve insafa mugayir hareket, adalet ve insaf eksikliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injustice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injustice. inequity. unjust act. iniquity. travesty of justice. unfairness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kimsesiz, yalnız, yakını ve yardımcısı olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without a servant / attendant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kimsesiz, yardımcısız olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Adamsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Adı olmayan, isimsiz. 2. Eski Türkler’de kabilesinden ayrıldığı için artık onun adını taşımayan, ancak bir yararlık gösterince ad kazanabilen delikanlılara denirdi. Parmak, yüzükparmağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anonymous. nameless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ring finger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treeless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treeless. without trees.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpleasant atmosphere in a community / family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sessiz, yumuşak huylu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astomatous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good-natured. docile. meek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bilinemezcilik.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. agnosticisme

fel. bilinemezcilik

Tanrı’nın ve evrenin nereden türediğinin bilinmediğini ve bilinemeyeceğini ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agnosticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ağrısı olmayan 2. Ağrı vermedgfı yapılan: Ağrısız doğum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Düzensiz, makamsız. 2. Sesler veya renkler arasında uygunluk bulunmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cacophonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inharmonious. not in accord / agreement. discordant. unrhythmic. not in tune. tuneless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cacophony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of harmony / agreement. discord. unrhythmic sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ahlâkı bozuk, kötü ahlâklı : pek ahlâksız bir adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immoral. dissolute. corrupt. uncleanly. low-down. wicked. loose. unmoral. abandoned. characterless. debauched. depraved. dirty. frail. ill. impure. mean. profligate. purple. rascally. reprobate. unclean. unprincipled. unregenerate. unscrupulous. vici.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amoral. bad. corrupt. depraved. dissolute. immoral. improper. impure. loose. nasty. naughty. outrageous. profligate. smutty. unprincipled. unsavoury. unscrupulous. unsavory. debauched. debauchee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immoral. vicious. corrupt. mean. of ill-repute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immorally. corruptly. indecently. obscenely. perversely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kötü ahlâk sahibi olan adamın hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immorality. vice. depravity. debauchery. uncleanliness. corruption. debauch. depravation. dissoluteness. indecency. rascality. turpitude. moral turpitude. viciousness. wantonness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amorality. corruption. impropriety. impurity. turpitude. vice. immorality. depravity. debauchery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immorality. corruption. vice. wickedness. perverseness. perversity. debauchery. depravation. indecency. profligacy. turpitude. moral turpitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parasızlık, züğürtlük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aklı olmayan, ahmak, budala, doğru düşünmeyen, aklı ermez: Pek akılsız adam olduğunu gösterdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unintelligent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatuous. foolish. impolitic. imprudent. irrational. mindless. silly. unreasonable. vacuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foolish. unreasonable. ill advised. featherbrain. headless. insensate. irrational. mindless. simple minded. stupid. touch in the brain. weak. witless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Akıl eksikliği .ahmaklık ve budalalık, akılsızca hareket: Ben akılsızlık ettim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unwiseness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foolishness. folly. foolish act. indiscretion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

streamless. still.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İlgisiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unconcerned. indifferent. not related. irrelevant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irrelevant. uninterested. indifferent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irrelevancy. indifference. lack of any connection. unconcern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indifferent. unheeding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Alımı olmayan: Alımsız bir taze.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Allah’ın varlığına inanmayan. Tanrısız, dinsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atheistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

godless. atheistic tanrısız. cruel. ruthless. unfeeling. cold-hearted acımasız. insafsız. vicdansız.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aimless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aimless. blind. desultory. meaningless. purposeless. senseless. shiftless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purposeless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absence of any goal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aman vermeyen, acımayan, çok şiddetli: Amansız bir savaş oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deadly. merciless. without remorse. close. implacable. inexorable. ruthless. stern. unappeasable. unpitying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grim. merciless. relentless. ruthless. stern. stony. cruel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruel. merciless. inexorable. cutthroat. implacable. unrelenting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mercilessly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in bulk. without packing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Devletin varlığını hiç bir surette tanımayan, her türlü iktidarı reddeden bir doktrin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anarchisme

kargaşacılık

Tarihsel şartlar ne olursa olsun devletin ortadan kaldırılmasına çalışan öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anarchism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anarchism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meaningless. insignificant. pointless. inexpressive. blank. empty. nonsense. absurd. insane. senseless. unreasonable. of no significance. nonsensical. purposeless. barren. for the birds. dead-pan. expressionless. frivolous. grotesque. inane. incohere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absurd. blank. facile. feeble. freakish. inane. incoherent. meaningless. nonsensical. pathological. pointless. purposeless. senseless. vacuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

null. meaningless. senseless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absurdity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absurdity. incoherency. meaninglessness. senselessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absurdity. inanity. insignificance. unreason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anlayışı zayıf olan veya hiç olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensitive. inconsiderate. undiscerning. unsympathetic. blind. blunt. dim. purblind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind. dozy. insensitive. intolerant. inconsiderate. lacking in understanding. obtuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconsiderate. lacking in understanding. blind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anlayış zayıflığı veya yokluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hebetude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensitivity. incomprehension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

ANSIZ ve ANSIZIN («an» dan). Hatırda yokken, gafletle, birdenbire irticalen, bil-bedâhe. Ap ansız, ap ansızın: Büsbütün gaflet üzere iken, asla hatırda yok iken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unexpectedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suddenly. all of a sudden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all of a sudden. suddenly. unexpectedly. bang. out of the blue. instantaneous. for a wonder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Anî, ansızın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suddenly. all of a sudden. unexpectedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Abdestsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non stop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceaseless. incessant. on. perpetual. solid. continuous. continuously. nonstop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rahatsız, telâşlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rahatsızlık, telâş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Arkası kesilmeden, sürekli olarak, ara vermeksizin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Arızası olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in working order. smooth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without a back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without influential friends.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayasız, utanmaz, yüzü pek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shameless. barefaced. cheeky. impudent. unblushing. sassy. unabashed. bare faced. vigorous. bold. bold-faced. brassy. calm. daft. flip. flippant. fresh. hard-bitten. hardy. malapert. perky. pert. randy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audacious. barefaced. blatant. bold. brazen. cheeky. fresh. gross. impudent. shameless. saucy. vigorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shameless. impudent. violent. brassy. free. hoggish. impertinent. insolent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Utanmayarak, utanmaksızın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Arsızlık etmek, arsızca hareket etmek, reddolunarak kovulduğu halde yine utanmaksızın müracaat etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayâsızlık, utanmazlık, reddolunarak kovulduğu halde yine utanmayıp müracaat etme: Artık arsızlık ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brashness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impudence. insolence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave shamelessly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Asıl ve esası ve sıhhat ve hakikati olmayan, yalan, kâzib: Asılsız havadis neşredenler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baseless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfounded. baseless. trifling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfounded. insubstantial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çiçek ve başka aşısı olan hastalıklara karşı aşılanmamış: Ne kadar aşısız çocuklar varsa aşılanmalı. 2. Aşı vurulmamış yabanî ağaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unvaccinated. ungrafted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kurulda alınan karar, hukum; (çog), (ing) geçici mahkeme celsesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Ayakları olmayan kurbağagiller takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloii). Ayakları olmayan kurbağagiller takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not regulated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not regulated. out of adjustment. below standard. immoderate in one's behaviour. out of focus. tuneless. unballasted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of adjustment. intemperateness. disproportion. bug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Aybaşı kanaması normal olarak 2-7 gün sürer. Normal olarak 28 günde bir görülen aybaşı kanaması, bazı hallerde vaktinden önce veya sonra da görülebilir. Nedeni; asabi krizler, hormon dengesizliği veya bünye zayıflığı olabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Çörekotu, bal.

Hazırlanışı : Sabah, öğle ve akşam, tok karnına 2 kahve kaşığı çörek otu ile 3 kahve kaşığı süzme bal karıştırılıp, yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Eksiksiz, lekesiz, ayıplanacak hiç bir hâli olmayan: Dünyada ayıpsız kimse yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free from defects.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Uygun gitmeyen, ters, düzensiz: İşler aynasız gidiyor. 2. Külhanbeyi ağzında polis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bull. cop. copper. fuzz. pig. without a mirror. bad. unpleasant. awry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad. unpleasant. policeman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

similar. identical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

similarity. identity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Güneş sistemimiz oluşurken koşullar çok az farklı olsaydı, bizler için her şey değişik olabilirdi. Dünyanın madde dağılımı, büyüklüğü, enerjisi, dönme ekseni açısı, atmosfer ve mevsimler çok farklı olabilirdi. Dünyamızda hayat belki yine gerçekleşebilirdi ama farklı şekilde. Bu hali ile sanki her şey, en ince detayına kadar insan için özel olarak hazırlanmış gibidir.

Peki bu oluşum içinde ayın görevi nedir? Nasıl oluştuğu ve dünyanın yörüngesine nasıl girdiği hala büyük bir sır olan Ay’ın bu mükemmel düzen içindeki yeri nedir? Yaşamın oluşmasına ne katkısı vardır? Ay olmasaydı ne olurdu?

Dünyadaki yaşam koşulları bakımından Ay’dan kaynaklanan hiçbir olumsuz etken yoktur. Yani Ay’ın varlığının hiç bir zararı yoktur. Ya yararı?

Ay’ın dünya üzerindeki en büyük etkisi, çekim gücü nedeniyle onun kendi etrafındaki dönüş hızını yavaşlatıp, bildiğimiz günlük periyoduna getirmesidir. Ay’ın olmaması dünyanın dönüş hızının artmasına, yaklaşık 15 saatlik bir gün süresinin oluşmasına sebep olacak, günler kısalacak, canlılardaki biyolojik saat alt üst olacak, yaşam biçimleri ve yapılan farklılaşabilecek buna ayak uyduramayanlar yok olacak, fırtına, kasırga gibi atmosferik olaylar çok şiddetlenecekti.

Neyi değiştireceği bilinmez ama Ay’ın yokluğunda artık Ay ve Güneş tutulmaları da olmazdı. Dünya üzerindeki gel-git olaylarının yüzde 70’i Ay’dan, diğer yüzde 30’u ise Güneş ve gezegenlerden kaynaklandığı için Ay olmayınca, gel-git olayları da yüzde 70 azalırdı.

Denizlerdeki gel-git olayı en çok Kanada’da Fundy körfezinde meydana gelir. Bu sırada deniz 15,4 metre yükselir. Bu olay Manş sahillerinde 11,5 metre, Çanakkale Boğazı’nda 5-6 santimetre olup İstanbul Boğazı’nda pek hissedilmez. Ay’ın etkisiyle yalnız denizler değil karalar da hareketlenir. Kara parçalarında saptanan en büyük yükselme ise 50 santimetredir.

Astronomik gözlemlerde nasıl atmosferimiz iyi görüş almamıza mani teşkil ediyorsa Ay’ın ışığı da öyledir. Öyleyse Ay’ın olmaması bu konuda faydalı olacaktı. Dünya’nın yörünge hareketindeki Ay’dan kaynaklanan küçük salınım hareketleri yavaş yavaş ortadan kalkacak ama dünyanın dönme ekseni bundan pek etkilenmeyecekti.

Ay uzay boşluğunda başıboş gezen göktaşlarına karşı bir kalkan görevi yaptığından, yokluğunda dünya yüzeyine daha fazla göktaşı düşebilecekti.

Ay olmayınca etkinliklerini geceleri Ay ışığında sürdürebilen bir çok canlı türü de bunu yapamayacaklardı. Ay olmasaydı insanların dolunaydan etkilenmesi ve kurt adam hikayeleri de ortadan kalkacak ama en önemlisi romantik çiftlerin el ele tutuşup seyrettikleri, gökyüzündeki o muhteşem manzara olmayacaktı.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weak of purpose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatherless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bacakları ve boyu kısa, boysuz. Ar. kasîr-ül-kaame.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having no legs. short-legged. who tries sth he / she is too young to do. pint- sized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kısa boyluluk, kısa boy.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uydurma kelime) (i.). Bağımlı olmayan, müstakil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

independent. free. detached. unattached. unconnected. distanced. sovereign. crossbench.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free. independent. maverick. sovereign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stand-alone. independent. autonomous. cross bencher. free. frc- floating. on one's own. substantive. unaffiliated. uncommitted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Independent External Auditing)

Ortaklıkların ve sermaye piyasası kurumlarının kamuya açıklanacak veya Kurulca istenecek mali tablolarının, genel kabul görmüş muhasebe kavram ilke ve standartlarına uygunluğu ile bilgilerin doğruluğunun ve gerçeği dürüst bir biçimde yansıtıp yansıtmadığının, denetçiler tarafından denetim ilke ve kurallarına göre, defter, kayıt ve belgeler üzerinden incelenmesini ve tespit edilen sonuçların rapora bağlanmasını ifade eder.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

independence. freedom. independency. sovereignty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom. independence. sovereignty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

independence. independency. independent means. self-dependence. sovereignty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unconnected. uncommitted. uncoursed. non-aligned. choppy. disconnected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non-aligned countries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non-alignment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non-alignment policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unseasoned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unseasoned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Talihsiz, talihi uygun ve müsaid olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfortunate. unlucky. hapless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unlucky. unfortunate. ill-starred. ill- fated. ill- fortune. luckless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Talihsizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an unfortunate occurrence. being ill-starred. tough luck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Emek verilmemiş, bakılmamış: Bakımsız bir bahçe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neglected. uncared-for. bedraggled. ragged. squalid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilapidated. squalid. uncared-for. neglected. unkempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neglected. unkept. disorderly. squalid. uncared for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squalor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disrepair. neglect. lack of proper care. want of care.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neglect. lack of good care. want of care. dilapidation. lack of care. squalor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asymmetric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsuccessful. unfruitful. unfortunate. unlucky. abortive. ineffective. ineffectual. inefficacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abortive. fruitless. unsuccessful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsuccessful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

failure. unsuccess. washout. abortion. balk. bankruptcy. baulk. bomb. bust. collapse. cropper. defeat. dud. fizzle. flivver. frost. ineffectiveness. ineffectualness. inefficacy. miscarriage. reverse. setback. throwback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eclipse. fail. failure. fiasco. flop. miscarriage. setback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

failure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Kalb gözü kapalı, hakikat gözüyle göremez, gafil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imprudent. improvident. short sighted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Kalb gözü ile göremeyiş, gaflet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undisciplined. uncontrolled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undisciplined. uncontrolled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

untitled. bareheaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Başı olmayan, Fars. bî-ser. 2. Amiri olmayan, Amir tanımayan, reissiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headless. leaderless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headless. heaving no chief. unguided.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başı ve reisi olmayan topluluğun hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of government. anarchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elinden iş gelmez, bir işde muvaffak olamaz. Ar. Aciz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clumsy. impractical. maladroit. left-handed. inexpert. resourceless. awkward. bungling. duff. feckless. fumbling. gauche. gawky. ham-fisted. ham-handed. heavy-handed. helpless. inapt. incompetent. ineffective. ineffectual. inefficacious. inept. manqu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clumsy. impractical. maladroit. left-handed. inexpert. resourceless. awkward. bungling. duff. feckless. fumbling. gauche. gawky. ham-fisted. ham-handed. heavy-handed. helpless. inapt. incompetent. ineffective. ineffectual. inefficacious. inept. manqu. ama

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clumsy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elinden iş gelememe, bir işde muvaffak olamama, Ar. acz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awkwardness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incompetence. clumsiness. incompetency. improficiency. awkwardness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clumsiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bedel ödenmeyen, bedeli olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free. without charge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free. without charge. gratuitous consideration. free of cost. without cost. costless. for free. nonremunerative. on the house. past consideration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

import without foreign exchange transfer. import with waiver. unpaid non-quota imports. non-cost import. imports free from payment. import without waiver. imports free of payment. import without velue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Capital Increase Through Bonus Issues)

Anonim ortaklıkların, iç kaynaklarından yaptıkları sermaye artırımı karşılığı çıkardıkları hisse senetlerini bir bedel almaksızın ortaklarına dağıtarak gerçekleştirdikleri sermaye artırımlarıdır. Bedelsiz hisse senedi alma hakkı bir süre ile sınırlandırılamaz.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Nasipsiz, mahrum: İlimden behresizdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Belirsiz, belli olmayan, fark olunmaz, bellisiz. 2. İyi farkolunmaz: Zâhir ve açık olmayan, şüpheli. Ar. meşkûk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indistinct. uncertain. unclear. undetermined. undefined. unsettled. cloudy. shadowy. foggy. indefinite. ambiguous. backhanded. clouded. dubious. dusty. equivocal. fuzzy. hazy. indefinable. indescribable. indeterminate. inglorious. lax. misty. obscure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstract. ambiguous. borderline. dim. distant. equivocal. fuzzy. inarticulate. indecisive. indefinite. indeterminate. nebulous. vague. uncertain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indefinite. uncertain. undetermined. imperfection. ambiguous. in the background. chancy. dicey. dim. doubtful. dreamy. equivocal. foggy. hazy. inappreciable. indeterminate. vague information. misty. recondite. shadowy. vague. woozy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indistinctness. uncertainty. ambiguity. indefiniteness. dark. doubtfulness. dreaminess. dreariness. drift. dubiousness. equivocalness. fogginess. fuzziness. generality. gloom. haze. haziness. if. incalculability. laxity. laxness. limbo. suspense. twi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambiguity. limbo. uncertainty. indefiniteness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indefiniteness. ambiguity. ambiguousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Belirtisiz, belirtilmemiş olan. Belirtisi olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indistinct. nebulous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Malûm olmayan, meçhul, belirli, muayyen olmıyan: Gidip gitmeyeceği bellisizdir. 2. Fark olunamaz, görülemez: Babil’in harabeleri bellisiz olmuştur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incomparable. matchless. singular. unequalled. unparalleled. unique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uniqueness. inimitableness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bereket ve meymeneti olmayan, kâfi ölçüde olduğu halde yetişmeyip hayrı görülmeyen: Alnın teri ile kazanılmadığı için bereketsiz bir paradır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfruitful. scanty. meagre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uğursuzluk, hayırsızlık, kâfi ölçüde olduğu halde hayrı görünmeyen. Bu parada bir bereketsizlik vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir karında doğan beş kardeş, beşiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quintuplets. quins.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), mec. Akılsız, ahmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brainless. stupid. addle-headed. dim witted. rattle-pated. rattlebrained. rattleheaded. brainless. stupid. addle-brain. addle-pate. pinhead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brainless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blockhead. gormless. soft headed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Akılsızlık, ahmaklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absentmindedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şekil ve endamı çirkin, yakışıksız, mütenasip olmayan: Biçimsiz adam, at, elbise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şekil ve endamı çirkin, yakışıksız, mütenasip olmayan: Biçimsiz adam, at, elbise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misshapen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awkward. clumsy. formless. shapeless. unsightly. ill-shaped. ugly. unmannerly. unsuitable. deformed. disfigured. unstylish. irregular. distorted. disproportionate. amorphic. unproportionate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become deformed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misshapenness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unshapeliness. bad behaviour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorant. insensible. unenlightened. uninformed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uninformed. ignorant. clueless. illiberal. unenlightened. unknowing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bilgisiz olma hali, cehalet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorance. unawareness. illiteracy. dark. darkness. nescience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorance. ignorance cehalet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorance. lack of knowledge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.). (bk.) Şuursuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unconscious. senseless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comatose. insensible. unconscious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unconscious. blind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unconsciousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oblivion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infinite. limitless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infinite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bıyığı olmayan, henüz bıyığı çıkmamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without a m ustache.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bluetooth® profili ya da “Ahizesiz Profil”, kablosuz cep telefonunun arabada ahizesiz kullanımına izin verir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Az yemek yiyen, iştahsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without borrowing any money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boya sürülmemiş, boya vurulmamış, Osm. gayri mülevven: Boyasız kumaş, ev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpainted. undyed. unpolished. without make-up makyajsız.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpainted. undyed. uncoloured. unpolished. without make-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Budakları olmayan (ağaç). 2. Budak yerleri ve ukdeleri olmayan düz (tahta ve kereste)

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir işe yaramaz (tabanca ve tüfek). Şimdi kullanılan kimyevî kibrite vaktiyle bu isim verilmişti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Canı olmayan. Fars. bîrûh, bîcân, canı çıkmış, ölü: Cansız bir yılan, cansız beden. 2. Canlı olmayan: Canlı ve cansız ne kadar isimler varsa. 3. Pek zayıf ve gevşek, kuvvetsiz: Cansız bir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feckless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arid. bloodless. dead. deadpan. dusty. frigid. inanimate. inert. lifeless. listless. low. pale. soulless. toneless. dull. uninteresting. weak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dead. lifeless. dull. uninteresting. listless. weak quiet. slack. inorganic. inert. inactive. motionless. static. stagnant. bloodless. breathless. dead as a door nail. faint. frigid. inanimate. insensible. insentient. lackluster. dull market. flat market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Cansız olma hâli. 2. Tembellik, gevşeklik, kuvvetsizlik: Bu cansızlıkla halim ne olacak?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inanimateness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lifelessness. frigidity. inanimateness. languor. sluggishness. torpor. vapidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). alabora olmak, devrilmek (gemi, sandal); alabora etmek, devirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çare ve tedbiri olmayan, çaresi bulunamayan: Bu, çaresiz bir hastalıktır. 2. Kaçınılmaz, imkânsız, zarurî, elzem: Kışın ateş yakmak çaresizdir. 3. Bîçare, muhtaç, zarurette bulunan: Pek çaresiz kaldı. Zarurî olarak, mutlaka, behemehal: Bugün çaresiz gidilecektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irremediable. inevitable. incurable. irredeemable. past retrieve. beyond retrieve. remediless. without means. desperate. despairing. helpless. irreparable. shiftless. past cure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

helpless. incurable. without means. irreparable. inevitably.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

helpless. incurable. of necessity. inevitably. at loss. hopeless. inevitable. irredeemable. irremediable. irreparable. necessarily. perforce. beyond redress. past redress. resourceless. all at sea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tedbir ve ilâç kıtlığı ve imkânsızlığı. Acz, mecburiyet. 2. Bir şeyin zarûrî ve mecburî olması. 3. Bîçarelik, zaruret, ihtiyaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hopelessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desperation. helplessness. despair. incurability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

helplessness. poverty. desperation. fatality. resourcelessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unattractive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without appeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clumsy. unattractive. undeclinable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çekirdeği olmayan: Çekirdeksiz üzüm, nar vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seedless. stoneless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seedless. stoneless. pipless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seedless. currant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Endamsız, zayıf, arık, ufak tefek yapılı, gösterişsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puny. frail. weak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puny. scrubby. thin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çelimsiz olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chinless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frameless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cesareti olmayan, çekingen, ürkek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fainthearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

timid. cowardly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

timid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discouragement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowardice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Cevabı verilmeyen: Benim yazım cevapsız kaldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unanswered. unreturned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unanswered yanıtsız.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unanswered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dowerless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ceza görmemiş, cezası olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpunished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) [جبلتسز] karaktersiz, kötü yaratılışlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çiçeği olmayan. Çiçeksiz bitkiler = Mantarlar ve eğreltiotları gibi bitkiler sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flippant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flippancy. levity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hizadan dışarı çıkmış yerleri olmayan, düz: Çıkıntısız bir duvar. 2. Satırdan dışarı çıkarılmış ek ve düzeltme ibâreleri olmayan: Çıkıntısız bir müsvedde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non-projecting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cilâsı kalmamış veya cilâ sürülmemiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unvarnished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ciltlenmemiş, ciltli olmayan: Ciltsiz kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paperback. in loose cover. paperback book. unbound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çividi olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çizgili olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unlined. unstriped. unmarked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calm. still. not rough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

branchless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Huysuz, geçimsiz, Fars. bed-nihâd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Damgalanmamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unstamped. unmarked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not stamped. uncancelled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roofless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weight of the container excluded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gate crashing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uninvited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uninvited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Bekasız, devamsız, ömürsüz, çok sürmez. 2. Sebatsız, metanetsiz, gevşek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flimsy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flimsy. frail. weak. feeble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weak. not resistant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weakness. flimsiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). önemini azaltmak, dikkati üzerinden çekmeye uğraşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Düşük kıymetli, pahası aşağı, kıymetsiz, revaçsız: Değersiz mal. 2. Kadir ve itibarı olmayan, haysiyetsiz: Değersiz adam. 3. Ehliyet ve liyakati olmayan, ehliyetsiz, elinden iş gelmez. Değersiz sanatkârın işi de değersiz olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worthless. valueless. cheap. insignificant. of no worth. no-account. nonvalent. non-valent. two-bit. trashy. despicable. footling. inferior. jerkwater. measly. milk-and-water. niggardly. nugatory. paltry. pitiable. punk. rubbishy. shoddy. tinpot. tri.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad. cheap. footling. insignificant. little. measly. null. paltry. trashy. trifling. worthless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worthless. of no value. cheap. not much cop. feckless. fiddling. footling. futile. insignificant. little. mean. measly. no- account. not worth a bean. nugatory. paltry. past praying for. pathetic. pitiable. pitiful. rubbishy. threepenny. tin- pot. trashy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small beer. cherrystone. hogwash. jackstraw. nonentity. pin. punk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kıymet düşüklüğü, kıymetsizlik, pahasızlık: Zahirenin bu seneki değersizliği çiftlik sahiplerini zarara soktu. 2. İtibarsızlık, şeref ve haysiyet yokluğu: O adamın değersizliği anlaşıldı. 3. Liyakat ve ehliyet yokluğu, liyakatsizlik, ehliyetsizlik: Öğretmenliğe tayininden sonra değersizliği ortaya çıktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paltriness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worthlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Deliği olmayan. Deliksiz uyku = Hiç uyanmadan uyunulan uyku.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without a hole. imperforate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sound sleep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind. runaway. uncontrolled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

callow. child. fresh. green. inexperienced. ingenuous. raw. tender. unskilled. unsophisticated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexperienced. johnny raw. strange. tiro. tyro. unexperienced. unsophisticated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Denge halinde olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out-of-balance. unbalanced. unstable. immoderate. astatic. deranged. inequable. lop-sided. non compos. non compos mentis. uncompensated. uneven. moody. off one's rocker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbalanced. unstable. out of balance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lopsided. unstable. out of balance. immoderate. mentally unbalanced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dengesiz olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imbalance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imbalance. instability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disequilibrium. imbalance. instability. immoderation. excessiveness. mental instability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «den» den), t. Ehemmiyetsiz, Adi, itibarsız. 2. Dargınlık gösteren, patavatsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bold. tactless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Münasebetsizlik etmek, yersiz ve yakışıksız harekette bulunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ehemmiyetsizlik, adilik, itibarsızlık. 2. Huysuzluk, dargınlık gösterme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kuvvet ve tatakatı olmayan, zayıf, bitkin. 2. Çaresiz: Bu, dermansız bir derttir. 3. İlâç ve tedavisi olmayan: Dermansız bir derde uğradı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuvvetsizlik, bitkinlik: Vücudumda, kollarımda bir dermansızlık hissediyorum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asthenia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debility. weakness. lassitude. prostration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Musikide kulağa kötü gelen ses dizisi. Ar. mütenâfir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Musikide bir ses dizisinin kulağa kötü gelmesi. Ar. Tenâfür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsupported.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbacked. unsupported.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sürmeyen, çok sürmez, geçici, süreksiz. Osm. bakasız, muvakkat: Bu mevsimde soğuk devamsızdır. Dünya nimeti devamsızdır. 2. İşine devam etmeyen, sürekli çalışmayan, sebatsız: Elinden iş gelirse de devamsızdır. 3. Görevine hergün gitmeyen, daima işi ve vazifesi başında bulunmayan: Devamsız olmasaydı iyi yetişecekti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discontinuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absentee. without continuity. inconstant. irregular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irregular. inconstant. without continuity. desultory. discontinuous. discrete. volatile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sürmeme, süreksizlik: Dünya nimetlerinin devamsızlığı inkâr olunamaz. 2. Sebatsızlık, sürekli çalışmama: Devamsızlıkla insan hiç bir işte muvaffak olamaz. 3. Görevine hergün gitmeme, deima iş ve vazifenin başında bulunmama: O çocuğun devamsızlığı iyi yetişmemesine sebep oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discontinuity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absence. absenteeism. lack of continuity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absenteeism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incurable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incurable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dikenli olmayan. Dikensiz gül olmaz = Her iyi şeyin az çok sıkıntı veren bir tarafı olduğunu ifade eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without thorns. spineless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without torn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seamless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seamless. without stitches. loose- leaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. işine ihtimamla, özenerek bakmayan, iyi ve hatasız iş görmek Adetinde olmayan: Dikkatsiz adam. 2. Dikkatle yapılmamış, gelişi güzel yapılmış: Dikkatsiz yazı, yemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careless. inattentive. heedless. unaware. freewheeling. inadvertent. incurious. lax. listless. mindless. regardless. remiss. slipshod. unheedful. unheeding. unobservant. unregardful. unseeing. unwary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind. careless. feckless. inadvertent. inattentive. lax. mindless. negligent. remiss. scatty. slack. slipshod. thoughtless. unguarded. unthinking. heedless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careless. inattentive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), işe dikkat etmeyiş, dalgınlıkla ve gelişi güzel iş görme: Dikkatsizlikten ileri gelmiş hatalar. Bu dikkatsizlikle doğru iş. görmek mümkün değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carelessness. want of care. inattentiveness. inattention. oversight. inadvertence. inadvertency. inobservance. negligence. oscitation. recklessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inattention. negligence. oblivion. oversight. carelessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carelessness. inattentiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Söz söyleyemez, konuşmaz. Ar. ebkem, Fars. lâl: Dilsiz bir dilenci, sağır ve dilsizler mektebi. 2. SükUtî, çok konuşmaz. Ses çıkarmaz, uysal. Ar. sâkit: Dilsiz bir çocuk. Dilsiz ağızsız = Konuşmayan, sessiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mute. dumb. voiceless. speechless. inarticulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dumb. mute. speechless. silent. taciturn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dumb. silent. not speaking. inarticulate. speechless. voiceless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lakırdı söyleyemiyenin hali. Ar. ebkem: Dilsizlik ne zor şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dumbness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dumbness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hiçbir dine bağlı olmayan veya dinin hükümlerine riayet etmeyen. Ar. mülhid: Dinsiz adam. 2. mec. Merhametsiz. Allahtan’ korkmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irreligious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

godless. heathen. impious. pagan. irreligious. undevout. cruel. pitiless. atheist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irreligious. unbelieving. atheistic. atheist. blasphemous. faithless. godless. impious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dinsiz adamın hali. Ar. ilhad: Dinsizlik bütün Alemde kötü görülür. Dinsizlikle suçlandırılmıştı. 2. mec. Merhametsizlik, gaddarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irreligion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atheism. irreligion. impiety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having no diploma. without a license.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Asılsız, esassız, yalan. 2. Sebatsız, devamsız. “

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bottomless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bottomless. unfounded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

False. unfathomable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dirayeti olmayan, beceriksiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zekâ, kavrayış ve tecrübe yokluğu, iktidarsızlık, beceriksizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having low resistance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Geçimsiz, imtizaçsız: Dirliksiz adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undisciplined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undisciplined. lacking discipline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indiscipline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indiscipline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dişi olmayan, dişleri dökülmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edentate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toothless. unserrated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Diş eksikliği veya yokluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alabildiğine aşırı giden, sınır tanımayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfettered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unequivocal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Vasıtasız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct. firsthand. unequivocal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct tax. direct / assessed tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parthenogenesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buttonless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dumanı olmayan, duman çıkarmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smokeless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unstopped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non-stop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Kız oğlan kız, bâkire.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دوشيزه] kız, matmazel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) BAkireler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Düşünmeden iş gören. 2. Tasasız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thoughtless. inconsiderate. careless. mindless. unmindful. blind. blindfold. brusque. flighty. freewheeling. gauche. half-baked. headfirst. headforemost. headlong. heady. ill-advised. ill-judged. imprudent. impulsive. incautious. indiscreet. injudici. cav

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careless. thoughtless. tactless. unworried. carefree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iyi düşünememe hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fecklessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indiscretion. lack of consideration. rash judgment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensitive. senseless. hard-hearted. immune. insensible. stolid. deaf. insentient. insusceptible. thick skin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apathetic. insensitive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensitive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apathy. insensitivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensitivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Nizam ve tertibi olmayan: Düzensiz ev. 2. Ahenksiz: Düzensiz saz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desultory. disorganized. disordered. chaotic. irregular. unsteady. untidy. out-of-trim. snatchy. out-of-balance. out-of-order. erratic. excursive. fitful. freehand. haywire. hugger-mugger. huggermugger. indigested. inordinate. jerky. non-uniform. non.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bumpy. discordant. discursive. dishevelled. disorderly. erratic. fitful. irregular. messy. odd. slipshod. slovenly. spasmodic. turbid. turbulent. uneven. untidy. wildcat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disorderly. irregular. confused. non-uniform. inharmonious. non-harmonic. out of order. out of trim. out of balance. unsymmetrical. unorganized. gearless. sporadically. anyhow. back to front. chaotic. desultory. disordered. episodic. erratic. formless. il

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Nizamsızlık, tertipsizlik: Bu evin düzensizliği. 2. Ahenksizlik, düzenli bulunmama: Piyanonun düzensizliği çalışmaya mâni oluyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confusion. disarray. disorder. jumble. mess. muddle. turbulence. untidiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disorder. irregularity. lack of orderly planning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Edep ve terbiyesi olmayan, terbiyesiz, utanmaz, arsız, hayâsız. Çok bağırıp çağıran, sert tabiatlı, ters: Edepsiz bir kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hussy. indecent. nasty. naughty. spicy. immoral. ill-mannered. shameless. insolent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ill-mannered. rude. shameless. insolent. / adj. ill- bred. immoral. impudent. indecent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Edepsizikle, Osm. bîedebâne: Edepsizce hareket ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act rudely. to be rude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Edep ve terbiye eksikliği, terbiyesizlik, arsızlık, hayasızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad manners. rudeness. impertinence. immorality. piece of impertinence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sahipsiz, kapısız (uşak vesaire). 2. Koruyanı olmayan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fikir ve reyi olmayan, akılsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fikir ve düşünceden mahrumiyet, akılsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uneducated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uneducated. unenlightened.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uneducated. untrained. lumpenpetrol. unschooled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philistinism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. exercice

sp. alıştırma

Bir beceriyi, bilgiyi kazanmak için yapılan tekrar.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gym. exercise. practice. training. setting-up exercises.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exercise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exercise. practice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mühim ve değeri olmayan, nazarı itibara alınmaya lâyık olmayan, hafif, Adî: Ehemmiyetsiz iş, ehemmiyetsiz hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insignificant. unimportant. frivolous. immaterial. inconsiderable. petty. trifling. trivial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insignificance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ehliyeti olmayan. 2. Ehliyetnamesi olmadan vasıta kullanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unlicenced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incapable. incompetent. unqualified. not having a license. unfit to plead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incompetence. disability. inadequacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Farklı sanatsal dizgelerden alınan öğelerin yeni bir dizge içinde yeniden kullanılması eylemi. Sanatta farklı çağ ve üsluplardan seçilip devşirilen öğelerin yeni bir tasarım ya da ürün oluşturmak için ele alınması olgusunu ifade eder. Bu durum 19. yüzyılda çok yaygın biçimde görülür. Bununla birlikte, eklektisizm bir üslup değil, bir davranış biçimi olarak değerlendirilmelidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Noksanı olmayan, tam, bütün: Eksiksiz kitap. 2. Ayıp ve kusuru olmayan, mükemmel: Eksiksiz iş. 3. Devamlı, kesilmeksizin devam eden, ardı arkası kesilmeyen: Onun şarkıları eksiksizdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complete. perfect. solid. consummate. factual. thoroughgoing. thorough. without defect. in full.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complete. consummate. definitive. exhaustive. perfect. thorough. true. unabridged. watertight. completely. perfectly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complete. perfect. absolute. accurate. definitive. in full force. intact. resounding. unexpurgated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eki, yani ilâve olunmuş parçası olmayan, yekpâre, bütün: Döşeme tahtaları eksiz olmalı. 2. (gramer) Ek almayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elverişli olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impracticable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disadvantageous. inconvenient. unfavourable. unsuitable. adverse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconvenient. unsuitable. impracticable. impractical. unhandy. unsuited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impracticability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impracticability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çalışmaksızın ve zahmetsizce vücuda gelen: Emeksiz bir iştir. 2. Uvey (evlât): Emeksiz bir oğlu, kızı vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without toil. effortless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Emniyet ve Asâyîşten uzak. 2. Emniyet ve itimada lâyık olmayan: Emniyetsiz adamdır. 3. Kimseye emniyet ve itimad etmeyen. 4. (halk dilinde yanlış olarak) Ehemmiyetsiz yerine de kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsafe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insecure. unsafe. untrustworthy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsafe. untrustworthy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Emniyet ve Asâyiş eksikliği. 2. İtimada lâyık olmayış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insecurity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insecurity. lack of confidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üzerinde durmak, vurgulamak, önemini belirtmek, ısrarla söylemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eşsiz, benzersiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unprecedented. matchless. peerless. incomparable. unequaled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matchless. peerless. unequalled. unprecedented. unsurpassed. without precedent. puller. unexampled. unique. unmatched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Boysuz, kısa boylu. 2. Biçimsiz, güzellikten mahrum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Boysuzluk. 2. Biçimsizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ölçüsüz, ölçülmemiş. 2. Hesapsız, çok sınırsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hiçbir düşüncesi olmayan, bir şeyi düşünmeyen. 2. Kedersiz, rahat, tasasız. 3. Vesvese ve merak etmeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carefree. calm. unembarassed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Düşünmeyiş. 2. Tasasızlık. 3. Vesvesesizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eni fazla olmayan, dar: Ensiz kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az dar, çok geniş olmayan: Ensizce bir tülbend.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). En eksikliği, darlık: Bu kumaşın ensizliği pek fazla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kocası olmayan veya koruyucu bir erkeğe safıip olmayan (kadın). Fars. bî-vâye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kocasız karı, dul, bîkes, kimsesiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kocası olmayan kadının hâli, dulluk, bîkeslik, kimsesizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Temelsiz, sakat, çürük: Esassız bir teşebbüs. 2. Gerçek olmayan: Esassız havadis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asexual. neuter. agamous cinsliksiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unequal gayrimüsavi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unequal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iki veya daha çok şeyin eşit olmaması, müsavatsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inequality. disparity. imparity. unevenness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disparity. inequality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unequality. disparity. inequality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Muntazam yürüyüşü olmayan (at.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsynchronized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eşi olmayan, bir çiftin yalnız kalmış, yani eşini kaybetmiş teki, tek. 2. Benzeri olmayan, Fars. bî-mânend, bînazir: Eşsiz bir mücevher.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unique. incomparable. peerless. matchless. unequalled. unmatched. unparalleled. nonpareil. heavenly. inimitable. irreplaceable. nonesuch. without a peer. singular. unexampled. unexcelled. unrivaled. unrivalled. unsurpassed. in a class of one's own.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incomparable. inimitable. matchless. peerless. singular. superlative. unequalled. unique. unparalleled. unprecedented. unrivalled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peerless. unique. unmatched. unequaled. unpaired. unprecedented. unsurpassed. beyond example. heavenly. inapproachable. inimitable. irreplaceable. matchless. non pareil. only. superlative. surpassing. unequalled. unexampled. unrivalled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uniqueness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uniqueness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ineffective. ineffectual. inactive. impotent. inefficacious. inefficient. inoperative. nerveless. non-effective. noneffective. spent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ineffective. inefficient. ineffectual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ineffective. lacking influence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pare smb.'s claws. deactivate. counteract. neutralize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nullify. preempt. to neutralize. to defuse. to hogtie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counteract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impotence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ineffectiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ineffectiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eti olmayan, eti az, arık, lâgar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çocukları olmayan, Ar. akîm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çocukları olmama, çocuksuzluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homeless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rootless. homeless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without hearth or home. houseless. rootless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homeless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inaction. inertia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interest-free. bearing no interest. funded. interest- free. ex interest. free of interest. without interest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Farklı olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indifferent to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identical. same.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without a difference. identical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). 1. Fark olunmayış, çok benzeyiş. 2. Ayrı seçi olmayışı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arası kesilmeyen. Osm. gayri münkatı’: Fasılasız yağmur, fasılasız sülâle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uninterrupted. continuous. without a break. incessant. without intermission. without interruption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). İtalya’da 1922 1945 arasında hüküm süren ve milliyetçi tek partinin diktatörlüğüne dayanan rejim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fascism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fascism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unreceipted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black economy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(FAİDESİZ) (I.). Faydası olmayan. Osm. gayr-i müfîd, gayr-i nâfî, asılsız, boş, işe yaramaz: Faydasız iş, faydasız söz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bootless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

useless. vain. of no use.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

useless. vain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(FAİDESİZLİK) (i.). Faydası dokunmazlık, menfaat eksikliği: O ilâcın faydasızlığını tecrübe ettim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

futility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uselessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.). Cansız, donuk bakış, ışık: Fersiz göz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lackluster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). ilkel kavimlerin dinî davranışlarının, tamamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fetishism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fikir ve görüşü olmayan, akılsız. Ar. gabî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without an opinion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fikir ve görüş eksikliği, akılsızlık. Ar. gabâvet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). 1. Avrupa’nın Fransa denilen ülkesi ahalisinden olan ve Fransızca konuşan kimse. Fransız malı, Fransız dili, Fransız altını. 2. Fransız atlını = Fransa’nın eskiden frank kıymetinde olan altın parası: Bunu bir Fransız’a aldım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

french. gallic. french. gaul. frog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

french. frenchman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Frenchman / Frenchwoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Cayenne.

Nüfus: 117.000.

Yüzölçümü: 86.504 km2.

Komşuları: Güneyde ve Doğuda Brezilya, Batıda Surinam, Kuzeyde Atlas Okyanusu.

Önemli Şehirleri: Cayenne, Saint-Laurent-du-Maroni.

Din: Katolik %87, Protestan %3.9, Dindışı %3.5.

Dil: Fransızca.

Yönetim Biçimi: Denizaşırı il.

Tarih: Bölge 1500 yıllarında İspanyollar tarafından bulunmuş, ilk yerleşim merkezi de 1604’te Fransızlar tarafından kurulmuştur. Sırasıyla Hollanda, İngiltere ve Portekiz denetimine girdikten sonra 1817’de bir Fransız sömürgesi haline gelmiştir. Çoğunlukla Fransızca konuşan halk 1848’den bu yana Fransız yurttaşları olarak kabul edilmektedir. 1970’ten sonra Fransız Guyanası Fransız meclisinde 2 üye tarafından temsil edilmeye başlandı.


Ülke by

Ülke

Başkent: Papeete.

Nüfus: 197.000.

Yüzölçümü: 4000 km2.

Komşuları: Büyük Okyanus’un Güneyinde Adalar Grubu.

Önemli Şehirleri: Papeete.

Din: Protestan %46.6, Katolik %39.4, Diğer %15.

Dil: Fransızca.

Yönetim Biçimi: Deniz Aşırı Toprak.

Tarih: Büyük Okyanus’un güneyinde 105 adadan meydana gelen bir ada grubu. Adaların çoğu 1767’de denizci Samuel Wallis tarafından bulunmuştur, ama 1 yıl sonra Fransız Louis de Bouganville bölge üstünde hak iddia etmiştir. 1850’den önce adaların çoğu Fransız himayesine girmiş, 1880’lerde de bütün grup bir Fransız sömürgesi haline getirilmiştir. 1946’dan bu yana bölge halkı tam Fransız yurttaşı sayılmakta ve ulusal meclise iki temsilci göndermektedir.


Ülke by

Türkçe Sözlük

(hi.). T. Fransızlar’ın tarz ve usûlünde veya Fransız dilinde olan: Fransızca dil, şarkı, raks. 2. Fransız dilinde veya tarz ve usûlünde: Fransızca söylemek, yazmak, Sşinalık etmek. 3. Fransız dili, Osm. lisân-ı Fransevt: Fransızca, Latin diller indendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

french.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

French language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Gaile çıkarmayan. 2. Gailesi olmayan, dertsiz: Gailesiz bir iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). V. Gamsız, üzüntüsüz, kedersiz. 2. Tasasız, aldırışsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

happy-go-lucky. carefree. light hearted. harum-scarum. lymphatic. gaily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carefree. light-hearted. happy-go-lucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

happy-go-lucky. lighthearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carefreeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightheartedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aimless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i.). Sonsuz, pâyânsız, nihayetsiz, pek çok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gayret ve hamiyeti, çalışkanlık ve himmeti olmayan, hamiyetsiz ve gevşek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lacking zeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hamiyet, “çalışmama ve himmet eksikliği, hamiyetsizlik, gevşeklik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of zeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad. dead. dud. invalid. null. void. null and void.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illegal. invalid. void. null. nugatory. bad. without effect. insufficient at law. lapsed. null and void. unsound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become null and void. to lapse. to expire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invalidness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disuse. invalidity. nullity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invalidity. not being valid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Etrafındakilerle geçinemeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

difficult. quarrelsome. cantankerous. peppery. out of tune. unmusical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cantankerous. difficult. quarrelsome. difficult to get on with. incompatible. tartar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

difficult. fractious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Geçimsiz olma hali, uyuşmazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discord. lack of harmony. incompatibility. fractiousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incompatibility. discord. lack of harmony. misunderstanding. nullity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Geçirgenliği olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oil-tight. impermeable. impervious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impermeable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impermeability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Gramer). Lâzım; yaptığı iş faile tesir eden fiil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intransitive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unjustified. unjustifiable. groundless. baseless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

groundlessness. baselessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unnecessary. unneeded. inessential. digressive. excrescent. gratuitous. idle. indecent. indiscreet. needless. no. non-essential. nonessential. otiose. redundant. supererogatory. superfluous. uncalled-for. unjustifiable. unneedful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispensable. gratuitous. inessential. needless. pointless. redundant. superfluous. uncalled-for. unfounded. unnecessary. uncallad-for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unnecessary. inessential. needless. otiose. pointless. superfluous. uncalled for. undue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inessentiality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

redundancy. lack of need. needlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without tension. slack. relaxed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undernourished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unindent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonjurisdiction. lack of jurisdiction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i,). Şekil ve dış görünüşü uygun olmayan, sevimsiz, kılıksız, kıyafetsiz: Hakikatte cesur olan adamlar gösterişsiz olur. Sağlam bina ise de gösterişsizdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservative. homely. humble. modest. quiet. severe. simple. sober. unassuming. unpretentious. unimposing. inconspicuous. plain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poor-looking. unimposing. inconspicuous. homely. homely atmosphere. quiet. sober. unassuming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plainly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şekil ve bütün uygunsuzluğu, kılıksızlık, biçimsizlik, sevimsizlik: Gösterişsiğliği değerinin düşmesine sebep oluyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unattractiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonporous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Günah, cürüm ve kabahati olmayan, Fars. bî-günâh. Ar. mâsûm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinless. innocent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

innocent. sinless. faultless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Günahsız ve mâsum adamın hâli, mâsûmluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

innocence. sinlessness. state of grace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without guarantee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mistrustful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insecure. distrustful itimatsız.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distrustful. insecure. sceptical skeptical. unsafe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insecurity. mistrust. distrust. doubt. no confidence. discredit. disbelief. shyness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of confidence. disbelief. discredit. distrust. doubt. insecurity. mistrust. nonconfidence. want of confidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Haber almamış, haberi olmayan, haber verilmemiş: Her şeyden habersiz bir halde... Haber vermeden: Habersiz geliverdiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unaware. not knowing. uninformed. unannounced. ignorant. insensible. insensible of. oblivious. unbeknown. unbeknownst. unconscious. unknowing. unwitting. without notice. in the dark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensible. unaware. unawares. uninformed. without warning. without a word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uninformed. ignorant of. without warning. without giving advance notice. oblivious. unaware. unknowing. unwitting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unexpectedly. unawares. at unawares. unbeknown. unbeknownst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without warning. without telling anyone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without untoward events. smoothly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Muayyen olmayan, hesapsız, sayısız; belirli olmayan, çok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unlimited. unbounded. measureless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

countless. innumerable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vefasız, dostluğu ve hakları unutan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfaithful. disloyal. false in friendship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vefâsızlık, sevgi ve dostlukta sebatsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfaithfulness. disloyalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Adaletsizlik, insafsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Doğru olmayan, bâtıl, çürük: Bu sözünüz, bu fikir haksızdır. 2. Bir dâva veya meselede doğruyu tutmayan, eğri ve çürük tarafı tutan: Siz haksızsınız; o, haksız çıktı, (hal): Doğruya, adalet ve insafa uygun olmayarak. Haksız söylüyorsunuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unjust. unfair. false. wrong. unjustified. undeserved. unearned. ill-gotten. wrongful. gratuitous. inequitable. iniquitous. insupportable. invidious. raw. tortious. uncalled-for. unequal. unmerited. unrighteous. unwarranted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invidious. uncalled-for. unwarranted. wrong. wrongful. unjust. unjustifiable. unfair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unjust. wrong. in the wrong. unjustifiable. not cricket. fluky. ill. inequitable. iniquitous. injurious. shabby. unequal. unfair. ungenerous. untitled. unwarranted. wrongful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eğrilik, doğru olmayış. 2. Adaletsizlik, insafsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrongness. injustice. wrong. inequity. iniquity. invidiousness. raw deal. tort. unjustness. unrighteousness. wrongdoing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injustice. wrongfulness. unfairness. wrong. a raw deal. a rough deal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injustice. wrongfulness. grievance. inequity. iniquity. injury. partiality. unfairness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wrong. to do injustice. injure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Takatsiz, dermansız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weak. languid. exhausted. sluggish. very tired. drooping. droopy. faint. groggy. infirm. languorous. prostrate. run-down. washy. weakly. wonky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doddering. groggy. infirm. languid. low. wonky. weak. exhausted. weary. tired out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhausted. weak. groggy. infirm. listless. moony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Takatsizlik, dermansızlık.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bazı kimseler, aşırı yorgunluktan, çalışamamaktan, baş ağrısından, sırt ağrılarından, hazımsızlıktan veya huzursuzluktan şikayet ederler. Bu duruma tıp dilinde Debilite veya Asteni denir. Halsizlik yorgunluktan kaynaklanıyorsa aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : İnek sütü, badem, şeker.

Hazırlanışı : Önce bir kahve fincanı dolusu badem yenir. Üzerine de bir su bardağı şekerli inek sütü içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weakness. languor. prostration. debility. grogginess. infirmity. lassitude. sinking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infirmity. languor. weakness. exhaustion. weariness. langour. debility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weakness. fatigue. lassitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lacking in public spirit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Arap harflerinde). 1. Harekesi olmayan, hareke ile okunmayan, sâkin (sessiz) harf. 2. Harekesi yazılı olmayan: Harekesiz yazı okumaya daha alışmadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hareket etmeyen, cansız, durgun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motionless. immobile. inactive. at rest. dormant. flat. inert. ponderous. put. quiescent. sleepy. stagnant. staring. stationary. still. stock-still. tepid. in repose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dormant. grey. immobile. inactive. inert. motionless. quiescent. quiet. sleepy. still. torpid. static.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dead. inactive. inert. motionless. stagnant. still. out of action. neutral. static. stockstill. breathless. dormant. immobile. placid. quiescent. quiet. sluggish. tranquil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immobility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inaction. lull. quietus. rest. immobility. stillness. still. calm. inactivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immobility. inactivity. inaction. passivity. quietude. rest. stasis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non damaged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free of damage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Faydasız, semeresiz, netice vermeyen, boş: Hâsılsız iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T ). Hasiyyeti olmayan, itibarsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correct. impeccable. irreproachable. unblemished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faultless. irreproachable. unerring. watertight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flawless. free of error. unerring. not at fault. impeccable. irreproachable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İyi hava alamayan: Havasız bir yer, bir oda. 2. Çeşitli derece ve perdeleri olmayan: Havasız nişan, çalgı, harfler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airless. stuffy. air-free. close.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

close. stuffy. airless. badly ventilated. frowzy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stuffiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of ventilation. closeness. airlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Utanmaz, arsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graceless. immodest. indecent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Utanmazlık, arsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effrontery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kimseye hayrı ve iyiliği dokunmayan. 2. Hayır görmeyen, hiçbir işte muvaffak olamayıp istifade etmeyen: Hayırsız adam. 3. Hayrı görülmeyen; anasına, babasına faydası olmayan: Hayırsız evlât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good-for nothing useless. good for nothing. useless. worthless. unfaithful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good for nothing. useless. unfaithful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfaithfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değer, kadir ve itibârı olmayan, itibarsız: Pek haysiyetsiz bir adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undignified. dishonourable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lacking in self-respect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of self-respect. corruption blood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), mec. Dokunaklı sözü kaldıramıyan kimse. Tahammülsüz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unable to adapt to those around him / her.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hazım işinin yolunda olmaması hali. (bk.) Hazım.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Sindirimin normal şekilde olmaması ve bağırsakların seyrek çalışmasına; halk arasında hazımsızlık, tıp dilinde ise dispepsi denir. Nedenleri çeşitlidir. Ağır yemekler, yemekleri gereği gibi çiğnememe, diş veya dişeti iltihapları, içki veya sigara içmek, çok miktarda çay veya kahve içmek, fazla miktarda şekerli veya unlu şeyler yemek, kansızlık, yorgunluk, sinir bozukluğu ve üzüntü hazımsızlığı doğuran nedenler arasında sayılabilir. Yemekten bir süre sonra; midede şişkinlik veya yanma hissi ortaya çıkar. Sık sık yemek ihtiyacı hissedilir. Kabızlıktan şikayet edilir. Bazı kimselerde halsizlik, uykusuzluk, unutkanlık veya çarpıntı görülür. Tedavinin ilk şartı; sıkıntı ve üzüntülerden sıyrılmaktır. Zararlı şeyler terkedilir. Et yemekleri de mümkün olduğu kadar azaltılır. Haddinden fazla yemek yenmez. Yemeklerden sonra soğuk su içilmez. Yemek aralarında acıkınca süt ile birkaç galete yenir. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden herhangi biri de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Karbonat, su.

Hazırlanışı : 1 bardak suya 2 kahve kaşığı karbonat konup, eritilir. Yemekten sonra içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dyspepsia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dyspepsia. indigestion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indigestion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unprepared. extempore. extemporaneous. unready. unprovided for. offhand. at half cock. extemporary. incautious. off-the-cuff. offhanded. unprovided. unrehearsed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extempore. impromptu. offhand. unprepared. ad lib.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unprepared. impromptu. unscripted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Geometri kaidelerine uygun olmayan, fenne, aykırı surette yapılmış: Hendesesiz bir bina.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sayısız, Ar. lâ-yuad ve lâyuhsâ, pek çok: Hesapsız malı vardı. Hesap etmeksizin, yetişip yetişmeyeceğini evvelden hesap ve tahmin etmeksizin: Hesapsız sarfediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undocumented. innumerable. incalculable. not properly thought out in advance. countless. measureless. uncounted. untold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unrecorded. undocumented. thoughtlessly. at random. casually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of planning and forethought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hevesi olmayan, isteksiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambitionless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unwilling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lacking in enthusiasm. uninterested. lukeworm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Heyecanı olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stolid. unexcited. unexciting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calm. unexcited. unexciting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surely. undoubtedly. for sure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hîle etmez, doğru: Hilesiz adam. 2. Hîle karıştırılmamış, saf, hâlis: Hilesiz zeytinyağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aboveboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aboveboard. guileless. honest. true. genuine. pure. straightforward. unadulterated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honest. upright. free of trickery / fraud. pure. unadulterated. artless. innocent. unsophisticated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (belki hayırsız’dan). Başkalarının malını çalan adam, uğru, Ar. sârık, Fars. düzd. Aşık oyununda bir sayı. Hırsız malı = Çalınmış mal, Osm. Mâl-i mesrûk. Hırsız yatağı = Hırsızları kabûl ve mallarını saklayan adam ve yer. Deniz hırsızı = Korsan. At hırsızı = mec. Üstü başı hafif, dımdızlak, hayta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burglar. thief. lifter. robber. cracksman. hijacker. housebreaker. larcener. larcenist. lurcher. picaroon. pilferer. purloiner. scrounger. shifter. yegg. yeggman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crook. thief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thief. burglar. robber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark lantern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark lantern. police lantern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hırsızcasına, gizlice, uğruyun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hırsız hal ve sıfatı, uğruluk, Ar. sirkat: Hırsızlık etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theft. robbery. burglary. thievery. steal. shoplifting. heist. hijack. hijacking. larceny. pilferage. rip-off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burglary. larceny. theft. thieving. thievery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burglary. robbery. theft. larceny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rob. to commit theft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Duygusuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insentient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asleep. dead. insensitive. impassive. callous. unfeeling. stolid duygusuz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensitive. callous. unfeeling. numb. devoid of sensation. impassible. impassive. insensate. insensible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deadness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensitivity. callousness. numbness. indifference. insensibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İlim, mârifet, ihtisas ve mahareti olmayan: Hünersiz adam. 2. Sanat ve maharetle yapılmamış, sanatsız: Hünersiz bir yapıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lacking in proficiency. clumsy. imperfectly done. artless. inapt. inept. unaccomplished. unskilled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disrespectful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saygısızlık, riayetsizlik, hürmet ve itibar etmeyiş: Bizim Adetimizce büyüklerin yanında fazla konuşmak hürmetsizlik sayılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indignity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disrespect. indignity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. nazariye kurmak, farzetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İçki içmemiş olan. 2. İçki içilmeyen yer: İçkisiz lokanta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not having drunk anything alcoholic. not serving alcoholic beverages.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfriendly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncontrolled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not skilled in management. wasteful. uneconomical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incompetent management. wastefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpretentious. unpretending. undemanding. unassuming. go-as-you-please. fluffy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpretentious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unassertive. unpretentious. simple. modest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unassertiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not fit. out of practice. out of trim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unintelligent. dull-witted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unchaste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unchaste. dishonest. impure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passionless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İhtiyata uymayan, ilerde ortaya çıkacak hallere karşı vaktiyle tedbir düşünmeyen, gafil: İhtiyatsız adamdır. İhtiyatsız davrandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İhtiyata uymama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

improvidence. imprudence. lack of restraint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Talihsiz, bedbaht, işi doğru gitmeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Talihsizlik, bahtsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kudret ve takati olmayan, elinden iş gelemiyen, Osm. gayrı muktedir, Aciz: Pek İktidarsız bir adamdır. 2. Cinsî iktidarı olmayan erkek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weak. incompetent. impotent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kudret ve takat eksikliği, kudretsizlik, Osm. adem-i iktidar: iktidarsızlığı anlaşıldı. 2. Erkekte cinsi kudretsizlik.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Erkeklik organının (penisin) yeteri kadar sertleşmemesi sonucu, cinsel ilişkide bulunamamaya; halk arasında iktidarsızlık, tıp dilinde ise empotans denir. Kendine güvenememek, yorgunluk, tiksinti, sinir bozukluğu, alkolizm, şeker hastalığı, doğum kontrolü için uygulanan metotlar veya aşırı şişmanlıktan kaynaklanır. Ilık banyolar, açık havada dolaşmak ve dinlenmek başvurulacak ilk çarelerdir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kuru üzüm, kavrulmuş fındık.

Hazırlanışı : Sabahları aç karnına, 10 tane kuru üzümle 10 tane kavrulmuş fındık yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weakness. incapacity. impotency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impotence. weakness. incapacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lüzumsuz, gerekli olmayan, fazla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. ilâç ve devası olmayan: Bu, ilâçsız bir hastalıktır. 2. Çaresiz, dermansız: Bu, İlâçsız bir derttir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unmedicated. untreated. incurable. irremediable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alâkasız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disinterested. irrelevant. apathetic. apathetical. indifferent. standoffish. unconcerned. uninterested. unconnected. unrelated. aloof. careless. complacent. impertinent. incurious. insensible. insouciant. listless. lukewarm. nonchalant. oblivious. ph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absent. aloof. apathetic. bloodless. careless. clinical. disinterested. distant. indifferent. irrelevant. lax. lukewarm. nonchalant. unconcerned. casual. unconnected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indifferent. irrelevant. absent. careless. casual / adj ,. detached. disinterested. floating. inapplicable. incurious. insensible. key cold. lackadaisical. lukeworm. oblivious. standoffish. unconcerned. uninterested. unobliging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Aldırmazlık, alâkasızlık, kayıtsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apathy. indifference. disinterestedness. unconcernedness. unconcern. backwater. coolness. insouciance. listlessness. neglect. phlegm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apathy. disregard. indifference. lethargy. irrelevance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indifference. lack of interest. irrelevance. apathy. disinterest. incuriosity. insouciance. oblivion. reserve. standoff. unconcern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İliği olmayan. 2. İliklenmemiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without buton holes. not buttoned up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hiçbir bağlılığı ve ilgisi olmayan, bir şeye bağlı olmayan: ilişiksiz iş. 2. Kesilmiş, düzeltilmiş, çözülmüş, hiçbir pürüzü olmayan: İlişiksiz hesap. 3. Kayıtsız, Azâde ve lâubali, bir şeye bağlı olmayan: İlişiksiz edam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free. unattached. independent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unrelated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of any connection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iltifat etmeyiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Allah ve peygamberine inanmayan, dinsiz, Ar. mülhid. 2. mec. Merhametsiz, insafsız, gaddar. 3. Yağsız, yavan, kuru: İmansız peynir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbeliever. faithless. atheist. infidel. miscreant. misbeliever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbelieving. having no religious faith. godless. infidel. unbeliever. ungodly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), insafsızlıkla, merhametsizce, insafsız bir şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbelief. disbelief. infidelity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İmkânı olmayan, mümkün olmayan, Ar. muhâl (mümkünsüz demek yanlış ve çirkindir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imposible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impossible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mümkün olmayış, Osm. adem-i imkân, muhâl olma: Bu İşin imkânsızlığı önceden belliydi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impossibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). İmlâsı yolunda olmayan, doğru yazılmamış: Imlâsız bir mektup. Doğru olmayarak, yanlış: İmlâsız yazıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İmlâ yanlışlığı, kelimelerin harflerinin yerinde yazılmaması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İmza edilmemiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anonymous. unsigned. bearing no signature. unsubscribed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbelieving. sceptical. heathenish. unbeliever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faithless. unbelieving. sceptical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbelieving. faithless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impiousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of faith. unbelief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Haksızlık eden, vicdansız, tamahkâr ve merhametsiz: Ne insafsız adamdır ol

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extortionate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inhumane. ruthless. unfeeling. unmerciful. merciless. cruel. unfair. unjust. unreasonable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruel. unfair. ferocious. harsh. inequitable. merciless. relentless. ruthless. truculent. unconscionable. wrongful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), insafsız bir şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pitilessly. unjustly. cruelly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vicdansızlık, merhametsizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruelty. mercilessness. unfairness. inequity. injustice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsaniyeti olmayan, yalnız menfaatlerini düşünüp insaniyet hissiyle bir şey yapmayan, mürüvvetsiz, iyiliği dokunmaz: Çok insaniyetsiz adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inhuman. cruel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), insaniyet yokluğu, insanî hisler ve vicdana zıt ve yalnız maddî menfaatlere bağlı hal ve hareket: O adamın insaniyetsizliğini herkes bilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inhumanity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inhumanity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unmanned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birbirini tutmaz şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incoherent. inconsistent. discursive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incoherence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maladjusted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of adjustment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Usûlüne göre tertiplenmemiş olan; yoluna konmayıp karmakarışık halde bulunan, .düzensiz, nizam ve tertibi olmayan: intizamsız bir ev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disorderly. irregular. untidy. halting. wayward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Usûlünce dizilmemiş olan şeyin hali, düzensizlik, tertipsizlik, karmakarışık hal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slovenliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disorder. untidiness. lack of rules or a plan. disarray. disorderliness. litter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İpi olmayan. 2. Hiçbir bağı olmayan, hiçbir kayıtla bağlı olmayan, çapkın, külhanbeyi. İpsiz, sapsız = Serseri, ayaktakımı (kelimenin aslı saygı ve düşünce demek olan ip’dendir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without a rope. drifting. footloose. vagabond. vagrant. drifter. tramp. hobo. bum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discursive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İradesi olmayan. 2. Yapılması isteyerek olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weak. irresolute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weak. irresolute. involuntary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weakness of mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incoherent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incoherence. inconsequence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Yerinde olmayan, uygunsuz, yerini bulmamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inappropriate. ineffective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Adsız, adı olmayan. İsimsiz şirket = Anonim denilen şirket çeşidi ki, bütün hissedarların ve senet sahiplerinin malı sayılıp kimsenin ötekinden fazla hakkı yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nameless. unnamed. anonymous. anonym.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anonymous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anonymous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonfunctional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of any function. uselessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sahipsiz, ahalisiz, boş: Issız ada. 2. Mâmûr, bayındır olmayan, şenliksiz, bk. Is.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İşi olmayan, bir işle uğraşmayan, boş, muattal: İşsiz güçsüz = Boş vakit geçiren, haylaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desolate. deserted. solitary. isolated. desert. forlorn. forsaken. retired. stark. unfrequented. uninhabited. void. waste. widowed. wild.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desolate. lonely. secluded. solitary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desolate. lonely and uninhabited. gaunt. lonely. solitary. unmanned. void.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unemployed. unoccupied. jobless. without occupation. off-the-job. out-of-work. workless. unemployed. idler. loafer. runabout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idle. unemployed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of work. unemployed. unembroidered. corner man. out of employ. free from business. idle. inoccupied. jobless. at leisure. leisured. off work. out of employment. out of a situation. resting. unoccupied. unwaged. vacant. workless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idle. with nothing to do.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Issız olma hali, yalnızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), işle meşgul olmayış, boşta kalış, vaktini boşuna geçirme. İŞTAH bk. İştihâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unemployment. vacancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unemployment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unemployment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) İştihasız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anorexic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Soğuk algınlığı, mide rahatsızlıkları, bağırsak hastalıkları, karaciğer hastalıkları, safra kesesi hastalıkları, böbrek veya kalp hastalıkları, kadınlarda aybaşı halleri, isteri, yorgunluk, can sıkıntısı, iştahsızlık gibi nedenlerden kaynaklanabilir. Tedaviye yemekleri belirli saatlerde yemeye alışmakla başlanabilir. Üzücü ve sıkıcı olaylardan uzak durmaya çalışılır. Nedeni bulmak için doktora başvurulur. Aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Çörekotu, su.

Hazırlanışı : 1 su bardağı sıcak suya, 1 kahve kaşığı çörek otu konur. 5 dakika bekletildikten sonra süzülür. Bir kerede içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of appetite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir işi yapmaya isteği olmayan, gönülsüz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unwilling. undesirous. reluctant. gutless. halfhearted. grudging. averse. backward. disinclined. indisposed. jaded. languid. loath. loth. repugnant. sticky. undisposed. wet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

averse. disinclined. grudging. indisposed. loath. reluctant. unwilling. half-hearted. involuntary. averse. unwillingly. involuntarily. grudgingly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reluctant. unwilling. indifferent. having no desire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reluctantly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unwillingly. reluctantly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unwillingness. aversion. disinclination. indisposition. reluctance. repugnance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reluctance. unwillingness. indisposition. disinclination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reluctance. unwillingness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji) (uyd. k.). İstem dışında yapılan, gayr-ı iradî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

involuntary. reflex. automatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

involuntary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

involuntary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having no talent. unpromising. incapable. incompetent. inept.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde: iştahsız). 1. Yemeğe isteği olmayan. 2. İstek ve arzusu olmayan. 3. Yemeğe isteği olmaksızın, olmadığı halde. 4. Arzusuz, hâhişsiz olarak: Iştihâsız iş görüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde: iştahsızlık). İştihâ eksikliği, yemeğe isteksizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unstable. unsteady. changeable. changeful. choppy. desultory. fluid. precarious. undecided. unequal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unstable. unsteady. inconsistent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unstable. unsteady. unsettled. inconsistent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instability. unsteadiness. inconsistency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without exception. unexceptionally. invariably.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyüğüne itaat etmeyen, baş eğmeyen, dikbaşlı, Fars. serkeş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disobedient. contumacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disobedient. insubordinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disobedient. insubordinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İtaat etmeme, baş eğmeziik, emir dinlememe hâli, Osm. serkeşlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disobedience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disobedience. contempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disobedience. breach. contumaciousness contumacy. insubordination. recalcitrance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to disobey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. itibar, hürmet, şeref ve haysiyet eksikliği veya yokluğu. 2. Makbûl olmayış, revaçtan düşme hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disreputable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discredited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unesteemed. disreputable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İtibar, hürmet, şeref ve haysiyet eksikliği veya yokluğu. 2. Makbûl olmayış, revaçtan düşme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disreputability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of esteem. discredit. disrepute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) itidal eksikliği veya yokluğu, Osm. adem-i İtidâl, iki uçta aşırılık: Havanın itidalsizliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mensûb olduğu mezhebe itikadı olmayan, inanmayan, Ar. mülhid.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbelieving. without religious faith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Mensûb olduğu mezhebe inanmama, Ar. Ilhâd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of religious faith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unreliable. untrustworthy. distrustful. sceptical skeptical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disbelief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of trust. disbelief. distrust. doubt. mistrust. untrustworthiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İtina etmeden, özenmeden yapılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careless. slipshod. sloppy. touch and go.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carelessness. negligence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uyuşamama, Osm. adem-i muvâfakat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birlik ve anlaşma eksikliği veya yoklu,u.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir üslûpta gitmeyen, hiçbir kaideye tâbî olmayarak tertipsiz giden: Havalar bu kış pek ittiradsız gidiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Usulsüz, tertipsiz, düzensiz olmak; birbirini tutmazlık: Havanın bu yazki ittiradsızlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Karşılıksız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gratuitous. gratuitously. gratis. without any thing being given in return. gratuitous bailment. past consideration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slow to comprehend. inconsiderate. impolite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thickheadedness. impoliteness. lack of consideration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İzni olmayan, ruhsatsız. 2. Mektepten hafta sonu çıkmaya ve evine gitmeye izinli olmayan, ceza olarak bu izinden mahrum olan (talebe): Uç hafta izinsiz kaldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without permission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without permission. kept in. detention. unlicenced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detention. campusing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anlayışsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blameless. innocent. faultless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Suçu olmayan, Fars. bi-günâh, Ar. mâsûm: O adam kabahatsizdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faultlessness. innocence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Suç yokluğu, bî-günahlık, masumluk: Onun kabahatsizliği ortaya çıktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İstidatsız, gayrı müstait, kabiliyeti olmayan: Okumaya karşı pek kabiliyetsiz. 2. İktidarsız, liyakatsiz, İşinin ehli olmayan, Osm. gayrı muktedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incapable. untalented yeteneksiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incapable. untalented. unable. helpless. ill. ineffective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İstidatsızlık, istidat yokluğu: O çocuğun tahsil ve terbiyeye kabiliyetsizllği anlaşıldı. 2. İktidarsızlık, Osm. adem-i iktidar, adem-i liyakat: O adamın kabiliyetsizliği zaten belliydi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incapacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incapability. incapacity. inability. inaptitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(halk ağzında: KUDÜMSÜZ) (i.). Uğursuz, meymenetsiz, Ar. meş’Üm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uğursuzluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). DüşUnüşü, anlayışı ve kavrayışı kıt olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brainless. fucker. harebrained. stupid. thickheaded. blockheaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unintelligent. stupid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidity. unintelligence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kafiyesi olmayan, kafiyesi uygunsuz olan, gayrı mukaffâ (şiir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without rhyme.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kafiye noksanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irregular. without base.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kalayı çıkmış (bakır kapkacak). 2. mec. Sathî ve yalancı süsü olmayan, tabiî hâlinde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

untinned. whose tin has worn off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taşla döşenmemiş, toprak (sokak): Kasaba daha yeni olduğundan sokakları kaldırımsızdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transient. transitory. impermanent. mortal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ungainly. dowdy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small and unprepossessing (man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheap. third-class. cheap and nasty. coarse. hand-me-down. inferior. offgrade. ornery. punk. ropy. shoddy. sleazy. third-rate. of poor quality. cheap-jack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amateurish. cheap. junk. poor. shoddy. tacky. of poor quality. third-rate. cheapjack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poor quality. shoddy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of quality. shoddiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I ince) (i.). Merhametsiz, iyi duyguları, acıması olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heartless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heartless. remorseless. pitiless. cruel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heartless. pitiless. ruthless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heartlessness. pitilessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apteral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Kanatsız olan böcekler takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kansızlığa uğrayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anaemic. anemic. bloodless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anaemic. bloodless. anemic. cruel. cowardly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloodless. lacking in blood. anemic. anaemic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get anemic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Kandaki alyuvar sayısı ve hemoglobin miktarının normalden aşağıya düşmesi.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Anemi denilen kansızlık, kandaki kırmızı hücrelerin veya hemoglobin denilen kırmızı maddelerin ya da her ikisinin de azalmasıdır. En önemli nedeni yeteri kadar beslenememektir. Ayrıca, müzmin basur kanamaları, aybaşı kanamalarının haddinden fazla olması, doğuştan olan bazı hastalıklar, romatizma, lösemi ve kanserde de görülür. Kansızlığın tipik belirtileri şöyle özetlenebilir. Yüzde solgunluk, nefes darlığı, çarpıntı, halsizlik, ve ayak bileklerinde şişkinlik görülür. Hastanın burnu sık sık kanar, dilinde acılık vardır. İştahsızlık ishal ve bazen de kusma görülür. Tedavinin ilk şartı, istirahat, temiz hava ve kan yapıcı gıdalar yemektir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.Tedavi için gerekli malzeme : Kekik, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 5 çorba kaşığı kekik konur. Kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer çorba kaşığı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anaemia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anaemia. anemia. bloodlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anemia. anaemia. deficiency of blood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kapağı olmayan, açık, Ar. mekşûf: Kapaksız tencere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lidless. coverless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kapısı olmayan: Kapısız ev olur mu? 2. Bir işi olmayan, kayrılmamış, açıkta, memuriyetsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without a door or gate. without a job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Karaciğerin görevini yeterince yapmaması sonucu görülen bir hastalıktır. Belirtileri bağırsaklarda gaz, karın şişliği, sağ böğürde ağrı, burun kızarması, solgun renk, yüz ve elde çil gibi lekeler, paslı dil, ağızda acılık, mide bulantısı, kabızlık, çarpıntı, el ve ayak şişleri, görme ve işitmede azalma görülür. İdrar rengi, sabahları koyu, gündüz ise açık ve durudur. İdrara çok çıkılır. Hastanın çukulata, baharatlı yiyecekler, turşu, kızartmalar, ve yağlı şeyler yememesi gerekir. Tedavi için aşağıdaki reçetelerden faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Ayva

Hazırlanışı : 2 tane ayva külde pişirilip, yemeklerden önce yenir. Bunun yerine ayva marmelatı da yenebilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unprincipled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unprincipled. worthless. characterless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unprincipled. lacking moral fiber. disreputable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir yerde durmaz, sabit olmayan, oynak. 2. Sebatsız, devamsız, süreksiz, geçici, muvakkat. 3. Rahatsız, huzursuz. 4. Neticesiz, kararlaşmış olmayan, kararı verilmemiş, ne olacağı belirsiz. 5. Hiçbir işe karar vermez, mütereddit. 6. (denizcilik) Devamlı olarak değişen: Kararsız rüzgâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unstable. undecided. changeable. hesitant. inconstant. unsettled. restless. uncertain. irresolute. ambivalent. astatic. baffling. changeful. double-minded. doubtful. dubious. erratic. faltering. fickle. flighty. fluctuating. flukey. fluky. halting. h.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambivalent. dubious. erratic. flighty. hesitant. indecisive. uncertain. undecided. undetermined. uneven. unsettled. unstable. unsteady. variable. wayward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

changeable. hesitant. unstable. undecided. ambivalent. changeable of mind. double minded. erratic. fence rider. fickle. halting. inconsistent. instable. irresolute. mercurial. precarious. weak of purpose. putter off. tremulous. uncertain. unpredi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unstable equilibrium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blow hot and cold. fluctuate. hang in the balance. to be infirm of purpose. to be in tow minds. to lack resolution. waffle. waver in one's resolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sebatsızlık, devamsızlık. 2. Rahatsızlık. 3. Bir işe karar verilemeyiş, kararlaşmamış bir halde duruş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indeterminate. instability. indecision. fickleness. changeability. dither. doubt. doubtfulness. dubiousness. flightiness. fluctuation. haziness. hesitance. hesitancy. incertitude. inconsistency. infirmity. infirmity of purpose. irresolution. loosenes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dither. indecision. instability. quandary. suspense. uncertainty. unsteadiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hesitation. instability. indecision. ambivalence. betweenity. dither. hesitancy. incertitude. infirmity of purpose. unsteadiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karşılığı olmayan, karşllık beklemeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpaid. unanswered. unrequited. unreturned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gratis. gratuitous. unrequited. complimentary. unpaid. dud. worthless. unreturned. unanswered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unrequited. complimentary. gratis. not covered. unreturned. not reciprocated. unanswered. dishonoured. not provided for. past consideration. without remuneration. unsecured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unrequited love.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad cheque. overdraft. bounced check. bouncer. cheque without cover. cheque without provision. flash cheque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpremeditated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unintentional. unpremeditated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unadulterated. pure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solitary confinement with bread and water as food.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İçine başka şeyler karışmamış, sâf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pure. unadulterated. fine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unmixed. unadulterated. pure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pure. free from additives. unalloyed. true. unsophisticated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peaceable. without a quarrel. peacefully.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slow-witted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kaygusuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carefree. careless. light hearted. unconcerned. jaunty. buoyant. freewheeling. insouciant. light-hearted. gaily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blithe. buoyant. carefree. jaunty. lax. unconcerned. happy-go-lucky. light-hearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carefree. listless. untroubled. blithe. easy. easy in one's mind. happy- go-lucky fashion. incurious. indifferent. laid back. lax. lymphatic. secure. supine. thoughtless. unclouded. unruffled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaygısız olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightheartedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light heartedness. listlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dünyada bir şeye aldırmayan, endişe duymayan, lâkayd, lâübali: Kaygusuz adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeye ehemmiyet vermez, bir şeyi umursamaz, ihmalci, ilgisiz: Pek kayıtsız bir adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

listless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impassive. indifferent. lukewarm. negligent. nonchalant. reckless. stolid. unconcerned. unreserved. apathetic. unregistered. unrecorded. unconditional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

listless. carefree. indifferent. unregistered. unrecorded. unrestricted. without a provision. complacent. easy. impassive. incurious. jack easy. lax. lukeworm. neglectful. negligent. nonchalant. unconcerned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolute. unconditional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolute. for good or evil. unconditional. unconditioned. without reserve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeye ehemmiyet vermeyiş, ihmal, ilgisizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

listlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unconcern. indifference. listlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unprofitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without accident. accident foq.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safe and sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Acısız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değersiz, kıymetsiz, boş, nafile.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without a belt. without a vault. trabeated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kemiği olmayan: Kemiksiz et; vücudünün kemiksiz yeri. Kemiksiz hayvanlar = Osm. hayvânât-ı nâime.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boneless. without bones.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boneless. without bones. double-jointed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ucu olmayan, uçsuz, sonsuz, Fars. bt-pâyân: Gökyüzü kenarsızdır. 2. Çerçevesinde pervaz, çizgi veya çiçek gibi bir şeyi olmayan: Kenarsız halı. 3. Not, dip notu, hâmiş ve hâşiyesi olmayan: Kenarsız kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indefiniteness. vagueness. uncertainty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hiçbir vergi kesilmeden verilen ücret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

net. solid. together. uninterrupted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuous. uninterrupted. without deductions. gross (before deductions. all along the line. free of deductions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makinesi, hareketli nesnelere net şekilde odaklanılması için ‘burst’ çekimi sırasında kesintisiz olarak otomatik odaklanmayı ayarlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Hafif hasta veya neşesiz: Keyifsiz olduğu için gelemedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheerless. depressed. doldrums. indisposed. joyless. seedy. rough. in low spirits. in poor spirits. in the doldrums. out of sorts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indisposed. under the weather. ail. ailing. crummy. depressed spirits. dispirited. funny. ill. joyless. liverish. out of sorts. in a pet. seedy. shaky. sick. out of spirits. spiritless. in a bad temper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hafif surette hastalanmak, Osm. münharifü’l-mizâc olmak: Akşam keyifsizlendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hafif hastalık, Osm. inhirâf-ı mizâc: Keyifsizliği nedir?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malaise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indisposition. complaint. dispiritedness. malaise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Görev ve sınıfında eskimemiş, yeni, zamanca terfie hak kazanmamış: İktidarı varsa da kıdemsizdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lacking seniority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıdemi olmama, sınıf ve görevde yenilik: Kıdemsizliği terfiine engel oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Yetersiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inadequate. insufficient. incompetent. inconclusive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insufficiency. inadequacy. inadequateness. deficiency. inability. penury. poverty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) yetersizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kılçık denilen ince sivri kemikleri olmayan: Kılçıksız balık. 2. Başağında iğne gibi ince ve sivri şeyleri olmayan: Kılçıksız arpa = Peygamber arpası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boneless. awnless. stringless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şekil vu kıyafeti uygunsuz, kıyafetsiz: Pek kılıksız bir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shabby. shabbily dressed. disreputable. dowdy. mean. out at elbows. seedy. slovenly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shabbiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hairless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hairless. lacking bristles. smooth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Yakın akrabâsı, koruyucusu ve ahbabı olmayan, Fars: bî-kes: Kimsesiz bir kadın; zavallı pek kimsesiz kaldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all alone. alone. desolate. orphan. forlorn. lone. outcast. solitary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lone. lonely. unattended. waif. desolate. empty. deserted. forlorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without relatives or friends.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kimsesi olmayanın hâli, Osm. bî-keslik: Onun kimsesizliğine acınır; kimsesizliği ortaya çıktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having no friend or relative to turn to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili normal ölçülerden büyük (sigara).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lacking in lime or calcium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without wrinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unprincipled. characterless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who lacks a distinctive personality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KİŞİ-ZADE) (i. T. F). Asîl, soylu insan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Asalet, soyluluk. 2. Terbiye, centilmenlik, çelebilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kısmeti olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfortunate. unlucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kutsal kitaplardan hiçbirine tâbî olmayan ve inanmayan, Ar. müşrik, mülhid. Dinsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bookless. lacking books who do not accept the bible and the Koran.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıvamında olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not yet of the right consistency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Şekil, biçim veya giyeceği yolunda olmayan, kıyafeti uygunsuz: Adam kıyafetsizin biri. Bu defa onu pek kıyafetsiz gördüm. Tekdir için de kullanılır: Haydi şuradan kıyafetsiz herifi

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

untidily dressed. unprepossessing in appearance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

untidiness of dress. lack of a prepossessing appearance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değeri olmayan, ucuz, pahalı olmayan, revaçsız: Kıymetsiz bir şeydir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worthless. valueless değersiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without value. paltry. vain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değersizlik, kıymet eksikliği veya yokluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worthlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Klasiklik, klasik olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Zevci olmayan, dul yahut evlenmemiş kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

husbandless. widowed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kocasız olma hâil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being husbandless. widowhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agonic. without a corner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. felsefe). Bilginin tenkidi üzerine kurulmuş felsefî sistem.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. criticisme

fel. eleştiricilik

Kant’ın akıl ve bilginin sınırını ve imkânlarını tespit etmek için özellikle dogmacılığın ve şüpheciliğin karşısına koyduğu felsefe yöntemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). İktidarsız, muktedir olmayan, zayıf, Aciz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impotent. incapable. powerless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İktidarsızlık, kuv vetsizllk. Ar. zaaf, acz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impotence. powerlessness. incapability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kulağı kesik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Külfeti olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easy. untroublesome. not involving great expense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Zahmetsizce, kolaycacık: Külfetsizce bir servete kondu. 2. Teklifsiz ve törensiz olarak: Sizden külfetsizce bir ziyafet isteriz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kullanılması güç: Kullanışsız mobilya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incommodious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awkward. cumbersome. clumsy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unhandy. useless. unserviceable. cumbersome. impracticable. incommodious. unworkable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incommodiousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). 1. Kaidesi olmayan, 2. (gramer). Kaide dışı, gayri kıyasî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irregular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irregular. sth which does not conform to a rule irregular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anomie. anomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dermansız, gücü yetmeyen, zayıf, gevşek. 2. Tesiri az, tesir etmeyen: Kuvvetsiz ilâç, şarap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asthenic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeble. weak. without strength. infirm. insubstantial. languishing. poor. powerless. washy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gevşeklik, güçsüzlük: O kadar kuvvetsizlik iyi beslenmemekten gelir. 2. Tesirsizlik: Bu şarabın kuvvetsizliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weakness. feebleness. debility. disability. languidness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lekesi olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immaculate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. immaculate. spotless. stainless. blameless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immaculate. spotless. with an unsullied reputation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lezzeti olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tasteless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insipid. tasteless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insipid. tasteless. unsavory. watery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lezzet eksikliği, tatsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tastelessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tastelessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tabii büyüklükte (resim veya heykel).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ehliyetsiz, bk. Liyâkat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incapable. imcompetent. unworthy. undeserving. inadequate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ehliyetsizlik, bk. Liyâkat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Maaşı olmayan: Kalemde maaşsız birkaç görevli. 2. Tahsis edilmiş maaşı olmadığı halde: Bir sene maaşsız hizmet etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yeri olmayan, yersiz. 2. Münasip şekilde olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ustalığı olmayan, beceriksiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beceriksizlik,elden gelmeyiş: Bu işte maharetsizliğini gösterdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purposeless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purposeless. unintentional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bilgisiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Mânâsı olmayan, hiçbir şeye delâlet etmeyen. 2. Mâkul sebebi olmayan, sebepsiz, münasebetsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meaningless. senseless. pointless. inane anlamsız.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meaningless. pointless. improper. inappropriate. out of place. frivolous. incoherent. insane. insignificant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meaninglessness. pointlessness. incoherence. insignificance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mantığa aykırı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illogical. unreasonable. absurd. senseless. illegitimate. implausible. impractical. inadvisable. inconsequent. inconsequential. injudicious. insensate. irrational. opaque. preposterous. unconscientious. unconscionable. unreasoning. wacky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extravagant. fallacious. gratuitous. illogical. impractical. imprudent. injudicious. irrational. nonsensical. preposterous. unadvised. unreasonable. unreasoning. vacuous. wanton. inconsequent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illogical. brutish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconsequence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crime. extravagance. imprudence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absence of sense. inconsequence. unreason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kari Marx’ın ferdî mülkiyeti reddeden ve sınıf çatışması yoluyla komünizmi gerçekleştirmeyi hedef tutan doktrini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mayası ve hamuru olmayan, hamursuz: Mayasız ekmek.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. masochisme

ruh b. özezerlik

Fiziksel acı veya aşağılatıcı davranışlarla doyuma ulaşma biçiminde beliren cinsel sapkınlık.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masochism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masochism. masochism özezerlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masochism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mefhum ve mânâsı olmayan, mânâsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuvvetsiz, dermansız, tâkatı olmayan: Mecalsiz kaldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weak. exhausted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weakness. exhaustion. drained feeling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncivilized. low.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

displeasure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

displeasure. dissatisfaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

displeasure. discontent. disgust. dissatisfaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Memuriyet ve mansıbı olmayan, işsiz: Bir seneden beri memuriyetsizdir, memuriyetsiz kaldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Faydasız, kârsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Merakı olmayan. Anlamak, öğrenmek gereğini duymayan. Alâka çekici olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indifferent. uninterested.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who is not inclined to worry. unworried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kayıtsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simple. formal. simply. without ceremony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard. merciless. ruthless. pitiless. relentless. inhumane. cold-blooded acımasız. kalpsiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

merciless. pitiless. ruthless. brutal. grim. hard. heartless. inhuman. relentless. remorseless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) acımasız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Acımama, katı yüreklilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardheartedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruthlessness. mercilessness. pitilessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mesleği olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meslek sahibi olmama hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weak. spineless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yoksul, parasız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premature. untimely. ill-timed. at the wrong time. prematurely. too early. ill- timed. inopportune. out of season. unseasonable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. orta boy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), mec. Yenmeyecek şeyleri yiyen veya bakılmasına dayanılamıyacak çirkin şeyler karşısında tiksinmeyen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr. felsefe). Müşahede ve muhakemeden çok his ve sezişi esas alan doktrin, Doğu’nun tasavvufuna karşılıktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mysticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keyifsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keyifsizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfurnished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfurnished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. monarchisme

top. b. tek erkçilik

Monarşi yanlılarının siyasi öğretisi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monarchism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makinenizle kısa video dizileri yakalamanızı ve bunları dijital olarak Sony Memory Stick™’e kaydetmenizi sağlar. Veriler daha sonra istenildiği zaman LCD ekranda izlenebilir ya da düzenlemek ya da saklamak üzere kolayca ve dijital olarak Memory Stick™ üzerinden başka bir multimedya cihaza aktarılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital saklama alanınız dolana kadar kesintisiz yüksek kaliteli kayıt. Özellikler arasında ileri sarma, oynatma ve geri alma işlevlerinin yanı sıra, uzun kliplerin kısa bölümlere ayrılmasını sağlayan bir mod da bulunmaktadır. Bu sürüm 320 x 240 çözünürlük, saniyede 16,6 çerçeve çekim hızı sunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without prescription of time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indefensible. unguarded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb / sth which lacks staying power of resistance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yapacağını veya söyleyeceğini etrafıyla düşünmeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşüncesizlik, tedbirsizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Münasebeti olmayan, uygunsuz, yersiz: Bu iş münasebetsiz oldu. 2. Yakışıksız, yaraşmaz: Münasebetsiz bir kıyafet. 3. Söyleyeceğine ve yapacağına münasip vakit ve hâl düşünmeyen: Pek münasebetsiz adamdır. 4. Münasebet düşmeksizin, vesilesiz: Ben oraya münasebetsiz gidemem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inappropriate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inappropriate. inopportune. tactless. thoughtless. impertinent. impossible. improper. inapposite. incongruous. inconvenient. inexpedient. irrational. malapropos. naughty. out of the way. unbecoming. undue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impertinence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inopportuness. unseemliness. tactless action. tactlessness. impertinence. impolicy. inconvenience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. ). insaniyetsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsaniyetsizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intolerant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intolerance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

failure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Ölçüsüz, dengesiz. 2. Ne yaptığını bilmeyen, sözleri ve hareketleri normal olmayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) dengesiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imbalance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) eşitsizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Adet gören kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Kendi kendine Aşık olma veya kendi şahsına hayran olma manisi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. narcissisme

ruh b. özseverlik

Kişinin kendi bedensel ve ruhsal benliğine karşı duyduğu hayranlık ve bağlılık, narsistlik.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narcicism. narcissism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

causeless. innocent of reason. unsubstantiated. gratuitous. causelessly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind. groundless. pathological. unreasoning. unwarranted. wanton. causeless. without a reason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without cause.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheerless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low-spirited. downcast. dejected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keyifsizlik: Bugün bir neş’esizliğim var.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheerlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dejection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keyfi yerinde olmayan: Bu akşam sizi neş’esiz görüyorum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Neticelenmeyen, sonu gelmeyen, maksada varmayan: Bu İş netisiz kaldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconclusive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconclusive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nazik olmayan, kaba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tactless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impolite. indelicate. disrespectful. discourteous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impolite. inconsiderate. brutal. discourteous. disobliging. indelicate. inurbane. tactless. ungracious. unpleasant. vinegary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tactlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impoliteness. inconsiderateness. discourtesy. incivility. uncivility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sonsuz, sonu gelmez, bitmez, tükenmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbounded. unfailing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nikâhı kıyılmamış, nikâhsız yaşayan (ekseriya kadın hakkında kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disproportionate. out of proportion. unproportionate. incommensurable. incommensurate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disproportion. asymmetry. incommensurability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ropy. lacking quality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of average or poor quality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disorganized. disordered. unsystematic. illegal. unlawful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disorder. disorganization. lack of system or method. illegality. unlawfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complete. not lacking in any way. perfect. flawless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undotted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unnumbered. numberless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güçlükle okunabilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unreadable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illegible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illegible. unreadable. cramped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impossible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Unable. impossible. no go.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impossibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uneventful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uneventful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deathly silence. deathly stillness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonprepayment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonprepayment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unapproved. unratified. uncertified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unapproved. unratified. uncertified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth which has no beginning. eternal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth which has no beginning. eternal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

time without beginning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

time without beginning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Ehemmiyetsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unimportant. of no account. unessential. small. insignificant. inconsiderable. no-account. worthless. secondary. back-burner. trivial. derisive. derisory. dinky. empty. fiddling. footling. not healthy. immaterial. inconsequential. inconspicuous. indi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

featherweight. footling. fractional. humble. immaterial. inconsequential. inconsiderable. inconspicuous. inessential. insignificant. irrelevant. little. measly. minor. negligible. null. paltry. peripheral. petty. piddling. scrubby. slight. small. trifling

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trivial. minor. unimportant. without importance. of no importance. of no import.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bagatelle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chip. fig. fillip. knick nack. stiver. toy. trifle. a mere trifle. twopence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nominally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nominally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immateriality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unimportance. insignificance. nothingness. slightness. triviality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Biçimsiz, tenasüpsüz, yakışıksız, hantal, nisbetsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disproportional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proportionless. badly proportioned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disproportion. lack of proportion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lopsided.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lopsided.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lopsidedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lopsidedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. çok büyük boy; s. büyük boyda olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fazla geniş, fazla büyük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inattentive. inelaborate. slipshod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carelessly done. slipshod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slipshod. carelessly done. sb who does careless work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inattentive. inelaborate. slipshod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carelessly done. slipshod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slipshod. carelessly done. sb who does careless work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careless. slipshod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careless. slipshod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Parası, mal ve serveti olmayan, züğürt, müflis. 2. Para karşılığında olmayan: Parasız okul, mal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penniless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complimentary. free. impecunious. pushed. short. stranded. without money. penniless. broke. badly-off. complimentary bedava. gratis. for nothing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free of charge. free. penniless. sb who has no money. poor. gratis. bust. complimentary. destitute. fundless. gratuitous. impecunious. out of cash. without payment. stony. in stook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

utterly penniless. barehanded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

utterly penniless. barehanded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Para ve servet yokluğu, züğürtlük, para kıtlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pennilessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of money. penury. impecuniosity. want of money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

LCD monitörde kristal netliğinde dondurulmuş görüntü ve yavaş gösterimin izlenmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rustless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rustless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nereye varacağını düşünmeden, saygı kaidelerine aldırmadan, aklına estiği gibi hareket eden, konuşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tactless. plainspoken. politically incorrect. indiscreet. thoughtless. blunt. headfirst. headlong. gauche. harum-scarum. headforemost. out-of-turn. plump. without tact. unadvised.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

facetious. gauche. indiscreet. tactless. disrespectful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tactless. harum scarum. heavy handed. indiscreet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tactlessness. disrespect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sonsuz, nihayetsiz, tükenmez. 2. Uçsuz, kenarsız. Ar. nâmütenâhî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) sonsuz, bitmez tükenmez, engin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without bargaining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpolished. unglazed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncurtained.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. pertev = ışık, sûhten = yakmak. Fars. okunuşu: pertev-sûz). Güneşe tutulunca ışınları bir noktaya toplayarak altına gelen şeyi yakan cam. Büyütücü olduğu için küçük yazılara, harita ve kitaplara bakmaya yarar (Fr. loupe).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnifying glass. burning- class. burning glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) büyüteç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pervâsı olmayan, korkusuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fearless. daring. gutsy. reckless. careless. devil-may-care. bluff. daft. fond. harum-scarum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reckless. fearless. unrestrained.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

devil- may-care. devilish. devil may care. fearless. heedless. nervy. rakish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) [ پرواسز] çekinmeyen. 2.korkmayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derring do. recklessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without cash payment. nothing down. without ready money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Para, pul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

willy nilly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Münasebetsiz, nizamsız, tertipsiz: Pek rabıtasız adam; rabıtasız bir daire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disarranged. disorderly. untidy. lacking system. incoherent. inconsistent and illogical. floating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Münasebetsizlik, nizamsızlık, tertipsizlik: O adamın rabıtasızlığı mâlûm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconsequence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. İsteksiz. 2. Geçmez, makbûl olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not in demand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), t. isteksizlik, meyil ve arzu eksiklik veya yokluğu. 2. İtibarsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of demand. lack of esteem. indifference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Müsterih olmayan, darlık ve ıstırapta bulunan: Siz orada rahatsızsınız; sizi rahatsız ettik; gece vakti kimseyi rehatsız etmemek için hastalığımı sakladım. 2. Rahat kullanılmayan, ıstırap ve sıkıntı veren. Uygunsuz: Bu yatakta rahatsız oldum. 3. Keyifsiz: Rahatsız olduğu İçin evden çıkamadı; kendisini hayli rahatsız gördüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncomfortable. disturbed. uneasy. troubled. comfortless. unrestful. worrisome. unwell. ill. ailing. bad. in bad health. constrained. diseased. incommodious. indisposed. out of sorts. poorly. queer. seedy. sick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

austere. disturbed. fitful. indisposed. poorly. punk. restless. uncomfortable. uneasy. unwell. upset. anxious. sick. ill. unwell. funny. rough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ill. indisposed. uncomfortable. a bit unwell. under the weather. sick. ail. incommodious. molestation. out of sorts. poorly. under the wheater. uneasy. unhappy. unquiet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undisturbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undisturbed. unmolested.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disturbance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

besiege. bite. bother. disturb. embarrass. fuss. intrude. molest. offend. perturb. pester. rasp. tease. trouble. worry. wriggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to disturb. to bother. to trouble. to inconvenience. to annoy. chafe. derange. discomfit. discommode. disquit. harass. niggle. perturb. plague.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hastalanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel unwell. to feel ill. ail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Müsterih olmama, ıstırap: Dar pabuç çok rahatsızlık verir. 2. Keyifsizlik, hafif hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discomfort. uneasiness. disquiet. inconvenience. inquietude. trouble. unrest. annoyance. disease. illness. ailment. indisposition. dysphoria. complaint. discomfiture. discomposure. distemper. disturbance. draft. embarrassment. fidget. harassment. ill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ailment. complaint. discomfort. disorder. disturbance. inconvenience. upset. uneasiness. trouble. indisposition. bother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discomfort. indisposition. uneasiness. slight sickness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without an opponent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peerless. unrivalled. unrivaled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unrivalled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonefficient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. racisme

top. b. ırkçılık

İnsanların toplumsal özelliklerini biyolojik, ırksal özelliklerine indirgeyerek bir ırkın başka ırklara üstün olduğunu öne süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Rengi olmayan, solmuş. 2. mec. Hâli anlaşılmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

achromatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colourless. dead. drip. dull. toneless. uncoloured. colorless. pale. nondescript. uninteresting. boring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colourless. uncoloured. achromatic. pale. faded. non-descript. lackluster. characterless. toneclass. dead. uncolored. white.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

achromaticity. paleness. nondescriptness. lackluster. having no particular opinions about sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disrespectful. inconsiderate. sb who doesn't comply with. irreverent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disrespect. lack of consideration. noncompliance. non observance. nonobservance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Übertretung.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free from hypocrisy. open. sincere. genuine. guileless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unlicenced. officially unauthorized. nonlicensed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

windless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who has a clean criminal record. no criminal record.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Sabır ve tahammülü olmayan, acıya dayanamayan. 2. Bekleyemeyen, aceleci, tellşlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impatient. agog. eager. on edge. rash. restive. solicitous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eager. impatient. testy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impatient. eager. on edge. rash / adj ,. testy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sabırsızlık etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kick one's heels. strain at the leash. become impatient. look forward to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow impatient. to champ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow impatient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sebredemeyiş. 2. Bekleyememe, acele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impatience. eagerness. headiness. restiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impatience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impatience. tut tut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hairless. bald.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hairless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bald. without hair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfaithful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faithless. disloyal. unfaithful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disloyal. unfaithful. faithless. perfidious. untrue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infidelity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infidelity. disloyalty. unfaithfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disloyalty. unfaithfulness. infidelity. infraction of faith. insinuation of infidelity. perfidy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deaf mute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rundown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad. frail. insanitary. poor. sallow. unhealthy. unsound. ill. unreliable. wrong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sickly. ailing sb who has poor health. unreliable. untrustworthy. poor. unfit. unhealthy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sahibi olmayan, kimsenin malı olmayan. 2. Koruyucusu, kimsesi olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forlorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derelict. disembodied. ownerless. unowned. unprotected. abandoned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ownerless. unclaimed. sth which has no owner. sth which is unclaimed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Kimsenin malı olmayan şeyin hâli. 2. Himayesizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unwitnessed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

characterless. low. mean kişiliksiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who lacks a distinctive personality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beardless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beardless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth which has no drawbacks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disability. incapacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insincere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insincere. formal. reserved. distant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formal. reserved. stiff. distant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insincerity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formality. reserve. stiffness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without pain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sandalyası olmayan. Sanda lyasız nâzır, bakan = Devlet bakanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Şöhretsiz, nâmsız, meçhul. 2. Çalımsız, gösterişsiz: Pek şansız adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çalımsız, gösterişsizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unlucky. unfortunate. unsuccessful. fortuneless. star-crossed. ill-starred. distressed. evil. hapless. ill-fated. inauspicious. out of luck. luckless. unhappy. untoward. down on one's luck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfortunate. unlucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unlucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adversity. mischance. shame. misfortune. bad luck. bad break.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unluckiness. hard lines. hard luck. ill- fortune. hard line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sapı olmayan: Sapsız balta. İpsiz, sapsız = Serseri, başıboş, münasebetsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handleless. stalkless. stemless. without a boyfriend. without a girlfriend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handleless. stalkless. stemless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who has no backers or protectors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth which moves without shaking / jogging. which doesn't jolt its passengers. calm. undisturbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unconditional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unconditional. unconditioned koşulsuz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolute. unconditional. not subject to any conditions. unreserved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defenseless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulnerable. defenceless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unprotected. defenceless. indefensible. undefended. vulnerable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defenselessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulnerability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opaque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saygısı olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconsiderate. disrespectful. unmannerly. rude. insolent. brash. discourteous. disregardful. flip. flippant. hoggish. impertinent. impious. impudent. irreverent. stroppy. undutiful. ungalant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audacious. brash. cavalier. disrespectful. flippant. impertinent. impudent. insolent. low. offhand. saucy. brusque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disrespectful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disrespectfully.

Türkçe - İngilizce Sözlük by