Sli Desteği ne demek? | Sli Desteği anlamı nedir? | Sli Desteği

Sli Desteği anlamı nedir?

SlI Desteği ne demek?

SlI Desteği anlamı nedir?

SlI Desteği | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sli destegi

Teknolojik Terim

İki adet PCI Express ekran kartını aynı anda çalıştırabiliyor.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Aynı adı taşıyan iki kişinin hal ve sıfatı ve aralarında münasebet, aynı ismi taşıma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperturbable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hafif ve aşırı hareketlerde bulunmayan, vakur, ciddî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serious. dignified. austere. calm. demure. earnest. graceful. grand. imperturbable. matronly. only. sedate. sober. sober-minded. solemn. staid. sage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bland. decorous. demure. dignified. sage. sedate. sober. solemn. serious. grave. sober vakur. ciddi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedate. earnest. reserved. sober. dignified. sacred. serious. solemn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağırbaşlı olma hali; ağırbaşlıya yakışacak davranış, ciddiyet, vakar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soberness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedateness. earnestness. reservedness. soberness. equanimity. levelheadedness. poise. solemnity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peculiarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subheading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bottom cap. lower cap. catch title. subheading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Altmış parçadan mürekkep, altmış toplamı. 2. Altmış yaşında (Adam). 3. Altmış paralık (sikke). 4. Altmış (para veya kuruş vesaire), değerinde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sixty year old. sexagenerian. containing sixty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synonymity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ferâsetli, zeki, fatîn, her şeye akıl erdirir, serî-ül-intikal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

understanding. considerate. wise. quick-eyed. comprehensive. discerning. gentle. heartthrob. indulgent. receptive. sagacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. discerning. perspicacious. quick. sensible. understanding. intelligent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intelligent. understanding. apt. judicious. levelheaded. penetrant. penetrating. perceptive. percipient. perspicacious. quick. sagacious. shrewd. tactful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insightfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

understanding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

understanding. sympathy. judiciousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Abdestlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Refakat, refiklik, şeriktik. Arkadaşlık etmek = Refakat etmek, beraber bulunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendship. comradeship. company. companionship. fellowship. good fellowship. amity. association. camaraderie. friendliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amicability. amity. attachment. companionship. company. comradeship. fellowship. friendship. society. togetherness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

associate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be a friend of. to accompany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek ciddiye alınmayan aşk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «asıla dan imen.) (mü. asliyye). 1. Baştaki, başlangıçtaki, doğuştaki, en evvelki, Osm. kadîmî: Şekl-i aslîsi. Hey’et-i asliyyesi. 2. Bir şeyin teferruatına, suret ve tercümesine ait veya Arız olmayıp kendisine mensup ve müteallik olan, zâtî: Metn-i aslîsi. Kavaid-i asliyesi. 3. En başlı, esasî: Me’mûriyyet-i asliyyesi. Hatt-ı aslî: Demiryollarında, ana hat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

original. original copy. essence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actual. fundamental. essential. principal. radical. original. genuine. primitive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اصلی] asıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Asıl, tek, dip, kütük, temel, esas, kaide, kural, hakikat. 2.Soy, sop, nesep. 3.Bir şeyin belli başlı kısmı, başlangıç, baş yer, sıhhat. 4.Hakiki, esaslı, halis, safi. 5.Esasen, zaten, başlıca, en ziyade, hakikaten.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basic salary. basic salary (of which the actually paid salary is a multiple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. İ.). Armonide süs notası olmayan nota.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

original copy / text.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - Aslı ve Han kelimelerinden türetilmiş birleşik bir isimdir. Kerem ile Aslı hikayesinin kadın kahramanıdır. Güzelliğinin yanında saçlarının uzunluğu ve gürlüğünden bahsedilir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Tenasül organı eksik olup, evlenmeye ve doğurmaya yaramayan (karı) retkaa. (i.). Bu tabiî noksan. Aslık İlleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «aş» dan). Yiyinti, yiyecekler, erzak, zahire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Erzak müteahhidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hararetli, kızgın. 2. Çok sür’atli, çevik, hareketli ve canlı (At vesaire).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiery. burning. passionate. ardent. fevered. feverish. armed. enthusiastic. aglow. eager. febrile. fervent. fierce. flamboyant. flaming. gut. hectic. het up. hot. impassioned. mettled. mettlesome. perfervid. racy. red-hot. skittish. sulphurous. sultr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ablaze. ardent. fervent. feverish. fiery. heated. hot. impassioned. intense. passionate. quick. spirited. hot-blooded. torrid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiery. having fire. ardent. passionate. fervent. flaming. feverish. fierce. gallant. hot- blooded. igneous. impassioned. vehement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firearm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firearm. gun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firearm. firearms. shooting iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ateş yanan yer, külhan. 2. Ateş taşımaya mahsus kap. 3. Ateşe yarar: Ateşlik odun. 4. Cehennem ateşine lâyık: Ateşlik adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fireplace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fieriness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ardour. mettle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İşrete düşkünlük, bekrilik, aşırı sarhoşluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debauchery. dipsomania. intemperance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). fena yola sapmak; doğru yoldan tekrar günaha dönmek. backslider (i). fena yola sapan kimse; tekrar günaha dönen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bakışı olan: Ahû bakışlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bangladeshi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bangladeshi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Başı, tepesi olan. 2. Yuvarlak, top, müdevver: Başlı lahana. 3. Esaslı, ehemmiyetli: En başlı işimiz. 4. İleri gelen, başa geçen, nüfuzlu: Belli başlı. 5. Silme olmayan, doruklama: Başlı ölçek. Başlı başına = Kendi başına, müstakillen. Büyük başlı = Akıllı, zeki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headed. having a head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

separate / dependent in itself independently. by oneself. on one's own.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başka şeylerden ayrı. Kendi başına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). En ehemmiyetli, en esaslı, en seçkin: Sâdî’nin başlıca eserleri Gülistân’ıyle, Böstân’ıdır. En ziyade, en evvel: O, başlıca bu işle meşgul olacaktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

major. main. primary. prime. cardinal. essential. leading. ruling. staple. mainly. primarily. mostly. principally. chiefly. largely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

essential. mainly. primary. prime. principal. ruling. uppermost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chiefly. mainly. principally. grand. largely. leading. for the most part. pre eminently. primal. primarily. principal. ruling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Başı yağmurdan muhafazaya mahsus, yağmurluğa bağlı veya ayrı örtü, kukulete: Kaput, muşamba başlığı. 2. Harbde başı ok ve kılıçtan muhafazaya mahsus siper, tulga, miğfer, hod. 3. Direk başı, tepelik. 4. Atın başını ve ensesini muhafazaya mahsus kılıf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Reislik, sergedelik, Amirlik. 2. (Çağatayca’da: Başlığ). Reis, Amir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headgear. prelims. helmet. bonnet. cap. head-dress. headpiece. title. headline. heading. caption. casque. chapiter. hood. lemma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bonnet. cap. headdress. headgear. headline. hood. title. helmet. capital. heading. caption. bride's price. money paid by the bridegroom to the bride's family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caption. heading. title. cap. headline. headscarf. crown. helmet. capital. heading. address director. capital heading. contents heading. cowl. crest. ferrule. head gear. head piece. headpiece. hood. superscription.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headed. helmeted. hooded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wearing a cap. entitled. headed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

untitled. bareheaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). legen; legen dolusu; havuz; havza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

main. eminent. notable. well-known.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quintuplicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). 1. Beş sesin biriblri ardınca yaptıkları dizi (dizi beşlisi). 2. Aralarında beş ses farkı olan iki nota (beşli aralığı). 3. Ustüste beşli aralıkla konmuş, aynı anda duyulan iki nota (beşli uygu).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beş pul vesairesi olan, Ar. humâsî, muhammes. Oyun kâğıtlarının beş beneklisi: Kupanın beşlisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quintet. fivefold. the five.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fivefold. having five parts. the five. quintet quintette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Beş (kuruş vesaire) kıymetinde olan: Beşlik basma. 2. Beş (metre vesaire) boyunda olan: Beşlik direk. 3. Beş parçadan mürekkep veya beşe bölünmüş. Ar. humâsî. Beş kuruşluk veya liralık para. Bir beşlik verdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.). Kimsesizlik, kokoruyucusuzluk, hâmisizlik, dulluk ve yetimlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.). Kimsesizlik, kokoruyucusuzluk, hâmisizlik, dulluk ve yetimlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarayan 6 basit tam beşlinin ikincisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contemporaneousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contemporaneity. modernity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contemporaneity. modernism. modernity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarayan 6 çeşit beşlinin 1 ‘incisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaygara, gevezelik, terbiyesizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steel helmet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dual citizenship. dual nationality. double nationality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mains powered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çiriş sürülmüş, çirişle yapıştırılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polygamist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polygamy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sophistication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sophistication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tek sesli olmayan musiki eseri. (bk.) Çokseslilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musikide aynı anda birden fazla sesin duyulması esasına dayanan sistem. Polifoni. Teksesli musikinin zıddı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çuha çiçeği, (bot). Primula veris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

older than.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

classroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

classroom. schoolroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Derviş hal, sıfat ve kıyafeti: Dervişlik herkesin harcı değildir. 2. Tevekkül, tevazu ve iç temizliği: Benim dervişliğim öyle şeylere engeldir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir işi tamamiyle başkasına devrederek o işten çekilme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conceited. obstinate. intractable. opinionated. stiff necked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awkward. bullheaded. headstrong. refractory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wayward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bigheadedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dikişi olan, dikişle tutturulmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seamy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sewed. stitched. sutured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sewed. stitched. sutured. seamy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Dışlı, dışı olan, içli dışlı: Çok samlmt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dişi olan; dişli çark. 2. mec. zararı dokunabilen, güçlü, kuvvetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toothed. denticulated. dentate. indented. cogged. jagged. notched. formidable. hustling. gear. cogwheel. gearwheel. wheel. dontic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cogwheel. gear. toothed. cogged. geared. serrated. jagged. formidable. influential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geared. jagged. toothed. serrated. notched. gear. gear wheel. jaggy. serratiform. grainy. gritty. escaloped. sprocket. influential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). sevmemek, hoşlanmamak, hazzetmemek; (i). nefret, hoşlanmayış. take a dislike to soğumak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dolaşarak varılan, doğru olmayan, sapa: Dolaşlı yol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Domatesin suyu veya ezmesi ile terbiye olunmuş: Domatesli pilav, çorba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bıyığı yeni terleyen genç adam. 2. Kalın ve gür kaşlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her şeyi önceden düşünüp neticelerini göz önünde bulundurma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. psikoloji). Başkalarının duygularına, sevinç ve acılarına katılma isteği veya hali. Ar. tecâzüb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sympathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yeterli, kâfi, vâfi. 2. Münasip, denk, uygun: O, bana çok elverişlidir. 3. Faydalı, hesaba gelen, menfaate uygun: Bu alış veriş bana elverişli çıkmadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suitable. convenient. sufficient. favourable. practicable. opportune. adequate. auspicious. practical. propitious. prosperous. streamlined. susceptible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adequate. convenient. favourable. fit. practical. right. satisfactory. strategic. suitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convenient. suitable. adequate. convenable. economic. effective. efficient. eligible. favo u rable. fit. handy. opportune. practicable. practical. propitious. prosperous. ready made. serviceable. strategic. sufficient. usable. workable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convenience. facility. suitability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practicability. practicableness. sufficiency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Endîşî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saintliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Teferruattan sayılan veya geçici olmayıp işin asıl ve esasına ait olan: Buna esaslı bir çare düşünmeli. 2. Sağlam, kuvvetli, dayanıklı: Esaslı bir binadır. 3. Sahih, doğru, muhakkak: Esaslı havadis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

essential. real. true. fundamental. main. based. founded. principal. basic. solid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fundamental. inclusive. broad. effective. good. drastic. elemental. essential. positive. radical. strong. vital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paired.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. silâh). Silâhlar. (bk.) Silâh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسلحه] silahlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arkadaşlık, eş olma hali. Ar. refakat, (musiki) Bir saz veya söze refakat etme: Piyano eşliğinde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

companionship. company. attendance. accompaniment. convoy. waiting. equality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accompaniment. company. companionship. parity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parity. accompaniment. companionship. company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accompany. escort. pair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to accompany. attend. follow. take out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Fas halkından.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moroccan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. y. A.). Reyhan da denilen güzel kokulu bitki. Saksılarda yetiştirilir. Ak fesleğen, Hind fesleğeni, yabanî fesleğen, yer fesleğeni = Bunun çeşitleri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gaz ışığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). İslâm dininden olmayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير مسلم] müslüman olmayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gayret taslama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zeal. partisanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. gramer). Müteaddî, yaptığı iş failden başkasına tesir eden fiil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transitive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transitive. transitive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir organizmadan alınan genleri izole etmek, bu genleri yönlendirmek ve başka bir organizmaya katmak için kullanılan teknolojiler. Bilim adamları, 1973 yılında DNA’yı kesip yapıştırmayı öğrendiler. Ticari genetik mühendislik firmaları ise 1976 yılında kuruldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bolluk, vüs’at: Yolun, meydanın genişliği. 2. En, arz: Kumaşın genişliği. 3. Kolaylık, geçim ferahlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wideness. width. breadth. amplitude. spaciousness. roominess. largeness. openness. ampleness. expanse. expansion. extent. spread. vastness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amplitude. breadth. extent. width. wideness. ease. extensiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

width. wideness. comfort. wealth. amplitude. breadth. immensity. latitude. profundity. range. scope. vastness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backwardness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Girme, geçme, zıvanalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Görmemişe yakışacak davranış veya görmemiş olma hali.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kaz palazı, kaz yavrusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şekil ve dış görünüşü güzel, kılıklı: Gösterişli adam, at, bina.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

showy. thoroughbred. ostentatious. flashy. spectacular. bombastic. artsy. arty. arty-crafty. baronial. dashing. declamatory. dressy. flamboyant. flash. flatulent. flossy. garish. gingerbread. glossy. meretricious. nobby. polished. posh. sleek. smart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dressy. flamboyant. flashy. florid. garish. gaudy. grandiose. meretricious. posh. pretentious. rakish. smart. sporty. swanky. swish. imposing. dashing. showy. poshy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of striking appearance. imposing. brilliant. dashing. deluxe. florid. gallant. garish. grandiose. lush. magnificent. mouth- filling. ornate. portly. pretentious. showy. smart. splendiferous. stilted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flashiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Gözkapakları, çoğunlukla fazla ağlama sonucu şişer. Nezle veya kızamık sırasında da görülür. Bunlardan başka, kalp, böbrek, hastalıkları veya beze iltihaplanmasının da bir işareti olabilir. Bazı kimselerde de alerjiktir. Fazla ağlamak sonucu şişen göz kapaklarını tedavi etmek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Pamuk.

Hazırlanışı : Bir parça pamuk soğuk suya batırıldıktan sonra göz kapakları üzerine konur. 5 dakika bekletilir. Gerekirse tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunny. sunlit. bathed in sunlight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Güneşli yer 2. Güneş siperi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunshade. visor. vizor. awning. tilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind. solarium. sunshade. sunshield. sunny place. awning. sunblind. parasol. visor. sun visor. sun-shield. peak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

visor. sunshade. sunny place. visor of a cap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hakşinâs olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fair play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imprisonment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hasisçe davranış veya hasis olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stinginess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensitiveness. sensitivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensivity. exactness. precision. sensitiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hatır gözetme, hatır bilme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir cinsten olma: O iki hayvan birbirine benziyorsa da aralarında hemcinslik yoktur. 2. Bir kavimden olma: Kendisiyle hemcinslikten başka bir münasebetimiz yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meyil ve arzusu olan, hevesi olan: Tahsile çok hevesli bir çocuktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desirous. eager. keen. ambitious. earnest. itching. itchy. anxious. enthusiastic. game. great. greedy. hellbent. intent. responsive. spirited. studious. full of zeal. zealous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agog. ardent. avid. bouncy. disposed. eager. fervent. game. keen. spirited. desirous. enthusiastic. dilettante. amateur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enthusiastic. very interested. desirous. amateur. dilettante. ardent. curious. disposed. eager. flushed. greedy. keen. responsive. zealous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Heykel yapma san’atı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sculpture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde basit makamlar teşkiline yarıyan altı çeşit beşlinin altıncısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çok arzu eden, tamahkâr, haris. 2. Kızgın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambitious. greedy. passionate. greedy for. high-flying. uptight. impassioned. angry. avid. competitive. covetous. voracious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambitious. passionate. greedy. desirous. avaricious tutkulu. haris. angry. furious öfkeli. kızgın.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambitious. greedy. angry. furious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Duygulu, içli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensitive. emotional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensitive. easily moved or affected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honduran.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Honduran.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the work of a stewardess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarıyan 6 çeşit beşliden biri.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Husye torbası (erbezi) şişkinliklerinde; nedenin ne olduğunu araştırmak gerekir. Bazı şişliklerde, husye torbasının görünüşü ışık geçirecek kadar şeffaflaşır. Bazıları da ağrılı olur. Husyelerde, şişlik ile birlikte ağrı da hissedilirse, iltihaplanma veya kanama ihtimali vardır. Aşağıdaki reçeteler kanama maksadı ile kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Papatya, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 avuç kuru papatya çiçeği konup, kaynatılır. Soğuduktan sonra husyeler yıkanır. Husyelerdeki ağrıyı keser.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be in the family way. hail fellow well met.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passionate. ambitious. sultry. torrid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passionate. ambitious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambitious. passionate. greedy. hectic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bicephalous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sabit Disk Sürücünüzden DVD’ye aktarılan bilgileri sıkıştırırken en iyi kaliteyi korur. Bu biçim, kaydedilen her bir sahnenin bit hızını otomatik olarak kontrol eder. Bunu, içeriğin hangi kesimlerinin, örneğin, karmaşık aksiyon sahneleri, daha yüksek bit hızlarına ihtiyaç duyduğunu algılayarak yapar. Daha düşük sesli sahneler daha düşük bit hızlarında kaydedilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Hem suda, hem karada yaşayabilen bitki veya hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iltiması olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preferred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, Kaset Belleğiyle birlikte çalışır. Sahneyi bir başlıkla işaretlediğinizde, arama işlevi bu sahneyi daha sonra otomatik olarak aramanızı ve belirlemenizi sağlar. Kayıttan sonra, kaset ya da indeks başlıkları istenen boyutta, renkte ve konuma eklenebilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sloping downwards. having declivities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hilly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sooty. smoked. smutty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embroidered. worked. ornamented.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Işkırıldığı vakit dudaktan çıkan ince ses, Ar. safîr. Islık çalmak = Bu sesi çıkarmak, ışkırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). İş yeri, atelye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whistle. catcall. hiss. sibilance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hiss. whistle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whistle. whistling sound. hiss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

workshop. studio. workclothes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whistle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to whistle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birine ıslık çalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to whistle jeeringly at. to hiss sb. catcall. to hiss down. hiss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sibilant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sibilant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İstimden bozma. bk. İstim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steam istim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

darmpf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). işte ortaklık. İşteşlik fiili (gramer) = Bir işin faillerce müşterek olarak yapıldığını anlatan fiil, müşareket fiili: Konuşmak, sevişmek, bağrışmak gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kadir, değer bilirlik, Ar. vefâ, Fars. kadr-şinâsî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) değerbilirlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latticed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latticed. having a wooden framework.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalleş olma hâli yahut kalleşçe davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perfidy. treachery. dirty trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treachery. backstabbing. dirty work. infraction of faith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to leave sb in the lurch. to stab sb in the back. to play sb a dirty trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kamış bitmiş yer, kamış koruluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Soy birliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cognation. consanguinity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capricious. fanciful. whimsy. fey. freakish. humoursome. notional. wayward. whimsey. whimsical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capricious. moody. wanton. whimsical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capricious. fey. moody. whimsical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kardeşler arasındaki yakınlık ve münasebet: Kardeşlik en yakın akrabalıktır. 2. mec. Sevgi, dostluk: Kendisiyle olan kardeşliğimizi çekemediler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kardeş olarak kabûl edilen kimse. 2. Kardeş olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fraternal. brotherhood. sisterhood. fraternity. sorority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brotherhood. fraternity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brotherhood. being a brother. sisterhood. adopted brother or sister. very close friendship. sister by adoption. fraternity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tanrı’nın ve insanların nefretine uğramış, Ar. mel’Ün, laîn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaşı olan: Kara kaşlı, samur kaşlı. Dört kaşlı = Bıyıkları da kaş gibi görünecek surette yeni çıkmış delikanlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brawny. muscular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kavas sıfat ve hizmeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arcuate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quick to comprehend. quick-witted. penetrative. perceptive. percipient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidity. baldness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monastic order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Kıbrıs adası ahalisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cypriot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cypriot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kış mevsimine, soğuk mevsime mahsus: Kışlık elbise, kışlık ev, kışlık zahire. 2. Kışın oturulan ev, kış barınağı: Yalısı var ama bir kışlık da tedarik ederse iyi olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wintery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wintery. suitable for the winter. winter house. winter range.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suitable for use in the winter. winter house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arkadaşlık, iş arkadaşlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kullanması kolay ve rahat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handy. convenient. practical. functional. useful. serviceable. purposive. all-purpose. available. general-purpose. manageable. operable. practicable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handy. manageable. practical. serviceable. useful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

user friendly/user-friendly. handy. useful. seviceable. available. commodious. convenient. down to earth. practical. purposive. serviceable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practicability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practicability. serviceableness. usability. usefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk musikisinde kalabalık ve tam kadro ile icrâ edilen fasıl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tertip edilmiş, tasarlanmış. 2. Fesatlı, tezvirli: Kumpaslı if-

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde basit makamların teşkiline yarıyan 6 çeşit beşliden biri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) toprak kayması, heyelan; seçimde bir tarafın büyük ekseriyeti kazanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

registered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

registered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aylıklı, belirli maaşı olan: Maaşlı memur, hizmetçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salaried. who gets a salary of wage-earning. paid. salary earner. stipendiary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Madenden yapılmış nefesli sazlar ki, tahta nefeslilerin zıddıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Makası olan. Makaslı böcek = Kınkanatlılardan makasları iri bir böcek (Lat. lucanius).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sihirbaz, büyücü, af suncu; gözbağcı, hokkabaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: mevişli). Dalgalı: Menevişli kumaş, kılıç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Meneviş, menevişli vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk musikisinde kalabalık bir hey’etle icrâ edilen fasıl musikisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Mıknatısı olan, mıknatıslanmış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. beğenmemek, hoşlanmamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital saklama alanınız dolana kadar kesintisiz VGA kalitesinde kayıt. Özellikler arasında ileri sarma, oynatma ve geri alma işlevlerinin yanı sıra, uzun kliplerin kısa bölümlere ayrılmasını sağlayan bir mod da bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Öğretmenlik, öğreticilik. 2. Eskiden camilerde ders-l Am hocalığı. 3. İlmî pâye. 4. Son devirde dârülfünOnda ordinaryüs profesör pâyesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genellikle politikada hasmına çamur atan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Müfettiş sıfat ve görevi, teftiş memuriyeti: Adliye, maliye müfettişliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inspectorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inspectorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde: muhannetlik). Korkaklık, alçaklık, nâmertlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mühendis görev, sıfat ve mesleği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engineering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engineering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Münasip gördüğü şekilde rey ve karar vermeye salâhiyeti olan vekil veya elçinin hâl ve sıfatı: Murahhaslıkla Viyana’ya gönderilmişti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «sulh» den if.) (mü. musliha). 1. Islah eden. 2. İyileştiren, sulh getiren, barıştıran.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İslah eden, iyileştiren, düzeltici, arabulucu. Barıştıran. Bu kelime Kur’an’da birkaç defa zikredilmiştir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). Barış yoluyle.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin salahı için çalışan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi. A. «selm» den if.) (mü. müslime) (c. müslimtn) (cem’i müennesi müslimât). islâm dinine tâbî, bafllı olan, Müslüman, mü’min.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muslim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Müslüman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İslam dininde olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Müslim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. «Musul şehrinin adından»). Mendil ve iç çamaşırı gibi şeyler yapılan, sıkça dokunmuş, İnce, hafif bir çeşit kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muslin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A thin cotton, white, dyed, or printed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name is also applied to coarser and heavier cotton goods; as, shirting and sheeting muslins. plain-woven cotton fabric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muslin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plain-woven cotton fabric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An inexpensive, medium weight, plain weave, low count cotton sheeting fabric In its unfinished form, it is commonly used in fashion design to make trial garments for preliminary fit Return to Index.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An inexpensive, medium weight, plain weave, low count cotton sheeting fabric In its unfinished form, it is commonly used in fashion design to make trial garments for preliminary fit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cloth used for sheeting with a thread count under 180 threads per inch Muslin is more loosely woven and feels coarser than percale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A plain-woven cotton, typically used as the under layer on a piece of upholstered furniture, over which the decorative upholstery material is mounted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large group of plain weave cotton fabrics ranging from light to heavy weight The sizing may also be light or heavy Muslin can be solid colored or printed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A plain-woven cotton, typically used as the underlayer on a piece of upholstered furniture, over which the decorative upholstery material is mounted. a plain, undyed cotton fabric, available bleached or unbleached A fine quality bleached muslin is used in

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A thin, fine cotton cloth, used for dresses, curtains, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fine plain weave cotton effect fabric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

So called from Mosul, in Asia, where it was first manufactured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the oldest scaples known, and is used for aprons, blouses, bedspreads, handkerchiefs, house dresses, interlinings, linings, sheets, underwear, and a host of other articles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muslin (kumaş). muslinet(te)' i. kaba muslin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kayıtlı görüntüleri sırayla makinenin ekranında görüntüler. Slayt gösterileri görsel efektler ve fon müzikleri ile zenginleştirilebilir.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسلم] müslüman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde: nekeslik) Cimrilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embroidered. ornamented with embroidery. frescoed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nakkaş san’atı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wind instrument. long-winded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.). Nefesle üflenen çalgılar ki, mâdenî ve tahta olmak üzere ikiye ayrılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hava almak için kulübe, anbar vesaire üstünde açılmış delik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) NAkeslik.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Neodimium, olağanüstü güçlü manyetik özellikleri sayesinde hoparlör sistemlerinde mükemmel biçimde kullanılan, nadir bulunan bir metaldir. Neodimium mıknatıslar, düşük ağırlıkla maksimum yüksekliği bir arada sunarlar ve genellikle daha yüksek hassasiyet sağlarlar.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Nesle ait, soya ait.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Gül soyu, gül gibi güzel soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Han nesline ait, hanın soyundan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Şah soyundan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir işe yeni teşebbüs edip çok heves gösterme. 2. Hergün yeni bir hevese düşüp bir işte sebat etmeyiş, maymun iştahlılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bu makamda kullanılan beşli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gösterişli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) meme çocuğu, süt çocuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

front-wheel drive. front wheel drive. front drive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

front-wheel drive. front wheel drive. front drive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle aged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle aged. middle-aged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle aged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle aged. middle-aged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identicalness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identity. identicalness. identity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Pas tutmuş, paslanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rusty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rusty. rustly. tarnished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dingy. rusty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Çoğunlukla mide hastalıkları veya bazı ateşli hastalıklarda dilin paslandığı görülür. Uzun süreli dil paslarında doktora başvurmak gerekir.

Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scurvy. dirt. mess. filth. soil. dirtiness. filthiness. impurity. pollution. contamination. crap. crud. dinginess. excrement. excreta. faecal matter. faeces. feculence. foulness. gook. griminess. jerk. mire. muck. nastiness. ordure. scum. smear. smut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dirt. dregs. faeces. filth. impurity. mess. muck. dirtiness. filthiness. obscenity. dirty trick. nastiness. excrement. shit dışkı. necaset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dirt. excrement. filth. dirtiness. filthiness. feces. nastines. vileness. contamination. crap. mire. muck. offal. pollution. shit. soil. squalor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a policeman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

princedom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

principality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

princedom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. istilâcıların aleti olarak memleketini yöneten vatan haini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde basit makamierın teşkilinde kullanılan bir beşi’.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lucky. fortunate. well-off. auspicious. jammy. prosperous. providential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortunate. lucky. well. jammy. lucky devil. lucky dog. jammy so-and-solucky. jammy so-and-so.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lucky. fortunate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Serkeş olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unruliness. intractableness. refractoriness. contumaciousness contumacy. ill- nature. recalcitrance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ses ve sadası olan, sesi çıkan. 2. Gürültü, gürültüsü çok: Sesli bir yerdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vocal. voiced. noisy. sounding. sonant. vowel. vociferous. out loud. forte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sonorous. voiced. vocalic. talking. vowel. having a voice. noisy. sounding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audible. sb who has a certain kind of voice. vowel. sonorous. vocal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sesli Açıklamalar kör ya da görme engelli kişilerin TV deneyimini geliştiren, filme dair açıklamaların yer aldığı bir ses kaydıdır. İzleyiciler için ekranda olup bitenleri açıklar ve sağır ya da işitme konusunda zorluklar yaşayan kişiler için altyazıların gördüğü işlevi görür. Şu ana kadar, AD özelliği sadece ayrı bir alıcı kutu ya da uydu alıcısı ile kullanılabiliyordu. TV’yi herkes için erişilebilir kılmak için, BRAVIA yelpazesi belirli TV kanalları tarafından yapılan açıklamalı ses kayıt yayınlarına kolayca erişim sağlayan tümleşik AD özelliğine sahip ilk üründür.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

talking film. sound film. talkies. sound picture. talkie. talky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vowel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vowel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soundness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sonority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ped, -ping) i. yan kaymak; hav. yan inişi yapmak; i. yana kayma; yan iniş; ağaç filizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sharing a common border. contiguity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confidence. standing by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rutubetli dumenla kaplanmış, bulut yere inerek rutubetli duman ve pus içinde kalmış: Sisli hava, sisli deniz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foggy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foggy. hazy. misty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foggy. hazy. misty. nebulous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tumescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bump. nodule. protuberance. swelling. bulge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swelling. swollen condition. puffiness. swollen place. knob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

İki adet PCI Express ekran kartını aynı anda çalıştırabiliyor.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. dilim; balıkçılık ve matbaacılıkta kullanılan bir çeşit enli bıçak; golfta topa meyilli vuruşla topun gidişine kıvrıntılı yön verme; f. bir dilim kesmek; dilimlemek, doğramak; golfta topa bu şekilde vurmak. slic'er i. dilim kesici alet; gemi ta

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., z., f. düz, parlak ve kaygan; yüze gülen; k.dili. kurnaz; hilekâr; yağlı (saç); gürbüz, sıhhatli; (argo) hoş; i. su yüzünde bulunan yağ tabakası; A.B.D., çoğ. kuşe kâğıt üzerine basılmış dergiler; z., (argo) maharetle, ustalıkla, kurnazcasına;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sürtünme sonucu meydana gelen çizilmiş parlak taş yüzeyleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. muşamba yağmurluk; k.dili. kurnaz ve hilekâr kimse. city slicker taşra halkını aldatan düzenbaz kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kayma; kaydırak; üstünden kayılarak gidilen yer; heyelân, toprak kayması; projeksiyon makinalannda kullanılan resimli cam, diyapozitif, slayt; lam; müz. kaydırma, glissando; herhangi bir aletin kayıcı kısmı. slide bar kapı sürmesi, sürgü; kılavuz

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (slid, slidden) kaymak; hissettirmeden geçmek; kayıp gitmek (gemi); sessizce ortadan kaybolmak, savuşmak; kaydırmak, kaydırarak yürütmek. slide in veya into kolaylıkla ve çabucak girivermek; sokuvermek. sliding door sürme kapı. let slide ihmal etmek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

değişebilen değerlendirme oranı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. önemsiz; cüzi; ince, zayıf; aklı veya ahlâkı zayıf olan. slight'ly z. az slight'ness i. önemsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. önemsememek; yüz vermemek; görmezlikten gelmek; küçümsemek; dikkatsizce yapmak; i. yüz vermeyiş, riayetsizlik, tepeden bakma. slight'ing s. küçümseyici. slight'ingly z. önem vermeyerek. slily bak. slyly.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. (-mer, -mest) ince, uzun yapılı; zayıf; yetersiz, cüzi. slim'ly z. ince olarak. slim'ness i. incelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-med, -ming) incelmek, inceltmek. slim down kilo vermek, incelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yapışkan ve nemli herhangi bir madde; balçık; salgı; salyangoz sümüğü; f. yapışkan ve ince çamurla kaplamak veya sıvamak; yapışkanlığını temizlemek (balık).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., A.B.D., k.dili. dayanıksız; entipüften.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yapışkan, nemli bir maddeyle kaplanmış; sümüksü; pis. sliminess i. yapışkanlık, kayganlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (slung) sapan; askı; bir şeyi kaldırmak veya asmak için kullanılan kayış; den. izbiro; f. sapanla atmak, fırlatmak; askıya koymak; askı ile kaldırıp çekmek; askı ile asmak; uzun adımlarla yaylanarak yürümek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. cin katarak su ve limonla yapılan buzlu bir içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sapan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (slunk) sıvışmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., s. yavrusunu düşürmek (hayvan), vakti gelmeden yavrulamak; i. vakitsiz doğmuş hayvan yavrusu, bilhassa buzağı; s. gelişmeden doğmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gizli kapaklı iş gören, el altından iş yürüten; (argo) sinsi; vücuda yapışan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. slip

tic. ödeme belgesi

Kredi kartı ile satın alınan mal veya hizmet karşılığında bankanın yetki verdiği iş yeri tarafından düzenlenen, satın alanca imzalanan, ödeme taahhüdünü gösteren belge.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To move along the surface of a thing without bounding, rolling, or stepping; to slide; to glide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To slide; to lose one's footing or one's hold; not to tread firmly; as, it is necessary to walk carefully lest the foot should slip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To move or fly ; to shoot; often with out, off, etc.; as, a bone may slip out of its place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To depart, withdraw, enter, appear, intrude, or escape as if by sliding; to go or come in a quiet, furtive manner; as, some errors slipped into the work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To err; to fall into error or fault.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To cause to move smoothly and quickly; to slide; to convey gently or secretly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To omit; to loose by negligence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To cut slips from; to cut; to take off; to make a slip or slips of; as, to slip a piece of cloth or paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To let loose in pursuit of game, as a greyhound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To cause to slip or slide off, or out of place; as, a horse slips his bridle; a dog slips his collar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To bring forth prematurely; to slink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The act of slipping; as, a slip on the ice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An unintentional error or fault; a false step.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A twig separated from the main stock; a cutting; a scion; hence, a descendant; as, a slip from a vine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A slender piece; a strip; as, a slip of paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A leash or string by which a dog is held; - - so called from its being made in such a manner as to slip, or become loose, by relaxation of the hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An escape; a secret or unexpected desertion; as, to give one the slip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A portion of the columns of a newspaper or other work struck off by itself; a proof from a column of type when set up and in the galley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any covering easily slipped on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A loose garment worn by a woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A child's pinafore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An outside covering or case; as, a pillow slip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The slip or sheath of a sword, and the like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A counterfeit piece of money, being brass covered with silver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Matter found in troughs of grindstones after the grinding of edge tools.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Potter's clay in a very liquid state, used for the decoration of ceramic ware, and also as a cement for handles and other applied parts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A particular quantity of yarn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An inclined plane on which a vessel is built, or upon which it is hauled for repair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An opening or space for vessels to lie in, between wharves or in a dock; as, Peck slip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A narrow passage between buildings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A long seat or narrow pew in churches, often without a door.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dislocation of a lead, destroying continuity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The motion of the center of resistance of the float of a paddle wheel, or the blade of an oar, through the water horozontally, or the difference between a vessel's actual speed and the speed which she would have if the propelling instrument acted upon a s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fish, the sole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fielder stationed on the off side and to the rear of the batsman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

There are usually two of them, called respectively short slip, and long slip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The retrograde movement on a pulley of a belt as it slips.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In a link motion, the undesirable sliding movement of the link relatively to the link block, due to swinging of the link.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The difference between the actual and synchronous speed of an induction motor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A memorandum of the particulars of a risk for which a policy is to be executed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It usually bears the broker's name and is initiated by the underwrites. the act of avoiding capture a minor inadvertent mistake usually observed in speech or writing or in small accidents or memory lapses etc. a flight maneuver; aircraft slides sideways i

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a socially awkward or tactless act. a minor inadvertent mistake usually observed in speech or writing or in small accidents or memory lapses etc. potter's clay that is thinned and used for coating or decorating ceramics. a part removed from a plant to pro

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Serial Line Internet Protocol is a communications protocol used by TCP/IP routers and PCs to connect your computer to the Internet using a telephone line SLIP has been pretty much replaced by PPP Back to Top.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Serial Line Internet Protocol is the other popular protocol for connecting a computer to the Internet over a dial-up phone line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The acronym for Serial Line Internet Protocol, SLIP refers to a method of Internet connection that enables computers to use phone lines and a modem to connect to the Internet without having to connect to a host.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Serial Line Internet Protocol, a communications protocol that that can turn a dial-up telephone connection into an Internet connection SLIP can be used to run Web browsers over a phone line, but is less stable than a PPP connection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Serial Line Internet Protocol A standard for using a regular telephone line and a modem to connect a computer as a real Internet site SLIP is gradually being replaced by PPP.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Serial Line Internet Protocol As with PPP, SLIP is a method to connect computers to the Internet, but it is older and less reliable than PPP.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Serial Line Internet Protocol SLIP refers to a method of Internet connection that enables computers to use phone lines and a modem to connect to the Internet without having to connect to a host.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for Serial Line Internet Protocol, SLIP is a serial packet protocol used to connect a remote computer to the Internet using modems or direct connections, SLIP requires an Internet provider with special SLIP accounts or a shell account a SLIP emula

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Serial Line Internet Protocol; the protocol for using a regular telephone line and a modem to connect a computer to the Internet SLIP is gradually being replaced by PPP.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for Serial Line Internet Protocol, SLIP is a serial packet protocol used to connect a remote computer to the Internet using modems or direct serial lines, SLIP requires an Internet provider with special SLIP accounts or a account a SLIP emulator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Serial Line Internet Protocol A method of Internet connection that enables computers to use phone lines and a modem to connect to the Internet SLIP is not supported at MHC See also: PPP.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Serial Line Internet Protocol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An acronym for Serial Line Internet Protocol SLIP is a protocol that permits TCP/IP communication over a serial line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Stands for Serial Line Internet Protocol Similar PPP, this is another protocol that is used with a modem to establish an IP connection to the Internet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Serial Line Internet Protocol A recently developed communications protocol Designed to work with high-speed modems to establish a temporary Internet connection over a standard phone line. -- A standard for using a regular telephone line and a modem to con

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An abbreviation for Serial Line Interface Protocol, the first common method of connecting via a modem to TCP/IP networks, now less widely used See PPP.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Serial Line Internet Protocol An implementation of the TCP/IP protocol to be used over serial lines Allows direct access to the internet over a modem Compare with PPP, another such protocol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Serial Line IP Protocol This is a way of using a TCP/IP network over a standard phone line By using a SLIP connection, your computer actually becomes part of the Internet, with the same capabilities that any other Internet computer has In order to use gra

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short for Serial Line Internet Protocol, a software scheme for connecting a computer to the Internet over a serial line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for Serial Line Internet Protocol, SLIP refers to a method of Internet connection that enables computers to use phone lines and a modem to connect to the Internet without having to connect to a host.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A standard for using a regular telephone line and a modem to connect a computer as a real Internet site SLIP is gradually being replaced by PPP.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Serial Line Internet Protocol Like PPP, a protocol that lets your computer pretend it is a full Internet machine using only a modem and a normal phone line SLIP is older and less flexible than PPP It is part of the TCP/IP suite of programs necessary to co

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Serial Line Interface Protocol A protocol that lets your computer directly access the Internet via a standard phone line and modem The Point-to-Point Protocol PPP does the same, but uses data compression and can compensate for noisy phone lines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brief , briefs , panties.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seramik yapımında kullanılan ince ve sulu kil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. daldırılmak için koparılan dal; ince ve uzunca kâğıt parçası; çok zayıf ve uzun boylu çocuk; f. daldırmak için dal koparmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (slipped, -ping) kaymak; eli veya ayağı kaymak; kaydırmak, geçirmek; serbest bırakmak, serbest kalmak; yanılmak, hataya düşmek; kaçmak, kaçırmak; çıkmak (kol, bacak); gizlice vermek; erken doğurmak (hayvan). slip away sıvışmak; hissettirmeden çıkıp

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kayma, kayış, ayak kayması; yanlışlık, hata, sürçme; jeol. heyelân, kaysa; kadın iç gömleği, kombinezon; yastık yuzü; A.B.D. iki iskele arasındaki dar yer; üzerinden geminin karaya çekildiği kızak; iskele palamar yeri; kriket kalenin arkasındaki yer

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koltuk veya kanepe kılıfı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilmik, bağlandığı yerde aşağı yukarı inip çıkan düğüm, eğreti düğüm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., kolaylıkla giyilip çıkarılan (elbise).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., baştan giyilen (kazak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kayış mesafesi; hakiki ile farzedilen hız arasındaki kayma neticesi meydana gelen fark.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. terlik, pantufla. slippered s. terlik giymiş, terlikli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çanta çiçeği, bot. Calceolaria integrifolia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kaypak, kaygan, kayağan; hilekâr, güvenilmez; ele geçmez, Yakalanmaz. slipperily z. kaygan olarak; güvenilmez şekilde. slipperiness i. kayganlık; güvenilmezlik. slippery elm yumuşak iç kabuğu ilâç olarak kullanılan ve Amerika'da yetişen bir çeşit

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kaypak; kaygan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., matb. mürekkebin yayılmasını önlemek için araya konan boş sayfa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dikkatsizce yapılmış; hareketlerinde ve giyiminde dikkatsiz, pasaklı, şapşal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. sulu tatsız yemek; dil hatası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ince iç tabanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) sürgülü hesap cetveli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., hav. pervane arkasındaki hava cereyanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. hata, yanlış, sürçme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gen., çoğ. gemi yapı kızağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (slit, ting) i., s. düz ve uzun yarık açmak; ince ve uzun yarmak, uzunluğuna kesmek; i. düz ve uzun yarık; dar ve uzun delik; yarık; s. ince ve dar, kısık (göz).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kaymak, kayar gibi yürümek veya gitmek; kaydırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kesilmiş veya yırtılmış ince uzun parça; kıymık; ince dilim; yün bükmesi; f. ince uzun parçalara kesmek veya aylrmak; kıymık saçmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çığ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deadline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deadline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being of the same line. race or strain as another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stressfull. hard-pressed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edgy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

İşitilebilir aralığın altındaki frekansları susturur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ateşli, yakıcı. 2. Tesirli.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Private Placement)

Sermaye artırımlarında artırılan sermayeyi temsil eden hisse senetleri ile mevcut hisselerin hissedarlarınca, halka arz edilmeyerek, doğrudan dışarıda yerleşik kişilere, kayıt öncesi belirlenmiş yurtiçinde yerleşik kişilere tahsisli olarak veya Borsa’nın ilgili pazarında toptan satışıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a lane in a road set aside for the exclusive use of one type of vehicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. T.) (musiki). Tahtadan yapılmış nefesli çalgılar, zıddı: mâdenî nefesliler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taşı olan: Taşlı pirinç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broken. stony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stony. full of stones or stony bits. paved with stones. set with a stone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «salb» den masdar). 1. Haça germe, çarmıha gererek idam etme. 2. Haç çıkarma. 3. Katılaşma (sulb’den).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Taşı çok, taşla örtülü: Taşlık bir yerdir. 2. Taş döşenmiş avlu 3. Sokak kapısının içi, merdiven altı. 4. Kuş midesinin «katı» da denen kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gizzard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stony place. courtyard or entrance hall paved with stones. gizzard of a bird. yard. entrance yard. boulder flat. stone paving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «selâte» den masdar). Musallat etme, sataştırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i A «salavât» tan masdar) Salavât okuma

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monogamist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monogamous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monogamousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monogamy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mono.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monogamy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1.). Musiki eserinin çoksesli olmaması, çokseslilik zıddı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fussy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distracted. feverish. hectic. het up. jumpy. precipitate. taut. tense. uptight. flurried. agitated. anxious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agitated. done in a hasty. hit-or-miss way. agitatedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

state of a person who easily gets agitated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

( (.). ). Tersine dönmüş olan şeyin hâli. 2. Doğru olmayış, eğrilik. 3. Zıddiyet, muhalefet: Bu işin tersliği. 4. Fenalık, uğursuzluk Ticarete başladı, fa kat işinde bir terslik var. 5. Kötü tabiat, huysuzluk, sertlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrimony. hitch. mishap. reverse. spleen. contrariety. contrariness. peevishness. grumpiness. cantankerousness. misfortune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adverse happening. untoward event. peevishness. contrariness. acerbity. bile. distemper. mood. perversity. setback. tantrum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تسليح] silahlandırma. 2.silahlandırılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

silahlandırılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

silahlandırmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «silâh» tan) (c. teslîhât). Silâhlandırma, silâh verme:

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TESLİM) (i. A.) (c. teslîmât). 1. Elden ele verme, ilişik bırakmayacak surette verme. 2. Mukavemetten ümidi kesip kendini veya bir kale ve yeri düşmana terketme. 3. Kabûl ve itiraf etme; muhalefet etmeyip tasdik etme. Teslim-i rûh, teslim-i cin = Olme. 4. (c.). Verilecek bir paraya mahsuben parça parça verilen paralar: Yirmi bin liradan on yedi bin lira teslimâtımız vardır. Teslim taşı = Bektaşî dervişlerinin teslim ve tevekkül alâmeti olarak taşıdıkları balgamî taş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delivery. handing over. consignment. concession. surrender. giving up oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

committal. delivery. surrender. admission. acknowledgement. submission. yielding. payment. concession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delivery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تسليم] sahibine verme. 2.hakkını verme, doğrulama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cede. commit. concede. consign. deliver. surrender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to deliver. to submit. to surrender. acknowledge. allow. concede. confess. consign. to give into custody. give over. give up. grant. hand in. hand over. lodge. make up with. to turn over. own. reposit. resign. turn in. commit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Delivery Versus Payment Principle)

Borsa işlemlerinin takasında, tarafların, takasa olan borçlarını ödedikleri nisbette alacaklarının ödenmesi prensibidir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surrender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to capitulate. cave in. deliver over / up. give in. haul down one's flag. hold up one's hands. knuckle under. submit. yield.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delivery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good delivered. deliveries. money paid over to sb. payments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roundsman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

submission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

submission. resignation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Teslim oluş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «süls»ten). T. Üçe çıkarma, üçe bölme. 2. Şarabı, üçte bir buharlaşacak derecede kaynatma. 3. Hıristiyanlıkta Tanrı’nın üç unsurdan mürekkep olduğuna inanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the trinity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trinity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تثليث] üçleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Teselli verme, avutma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «selv»den). Teselli vermek.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

TV’den kayıt yaparken kayıt yaptığınız programın kaydedilmiş kısımlarını veya aynı disk üzerinde kaydedilmiş başka bir programı izlemenize imkan sunan teknoloji.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) Traşlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shaved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shaved. shaven. sb who needs a shave. smoothed. planed. clean shaven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tolerant hoşgörülü. müsamahalı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indulgent. permissive. tolerant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. translitération

dil b. harf çevirisi

Yabancı yazıların, okunuşları dikkate alınmadan harf harf aktarılması.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başka dilin alfabesiyle yazmak. translitera'tion i. transkripsiyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tuğrakeş görevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhaustion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homogeneity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iş düzenine aykırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (slung) askıdan indirmek, asılı olduğu yerden almak (tüfek); den. izbirosunu çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anlayışlı, çabuk intikal eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quick. keenly intelligent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citizenship. national status.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citizenship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citizenship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. serbest nazım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gear wheel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -lieder) Al. halk türküsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yağışı çok olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hatâ etme, hatâlı söz, iş veya hareket: Bir yanlışlık ettik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrongness. error. falsity. fault. impropriety. inaccuracy. inexactitude. inexactness. mistake. slip. slip-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

error. falsity. fault. mistake. slip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

error. mistake. blunder. black. bloomer. boner. cock up. fallacy. falsity. faux pas. inexactitude inexactness. slip. stumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yası olan, bir yakınının ölümünden dolayr matem tutan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mournful. in mourning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who is mourning. mournful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aged. doddered. elderly. old. overaged. senior. stricken in years. tear-stained. watery. well on in years. geriatric. old-timer. oldie. senior citizen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antiquated. elderly. old. screw. senile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aged. old. advanced in years. geriatric. gray. grey. long in the tooth. over the hill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

getting on in years. oldish. elderly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of a certain age. oldish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damp. dampness. moistness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senile. age. old age. senescence. senility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

age. old age. advanced years.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

old age.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yemiş veren ağaçları olan bahçe. 2. Meyveleri asıp saklamaya mahsus yer. 3. Sofrada meyve koymaya mahsus kap, meyve tabağı: Güzel bir çift yemişlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yetmiş parçadan mürekkep veya yetmiş şeyi bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yetmiş lira vesaire kıymetinde yahut yetmiş kilo vesaire ağırlığında veya yetmiş parçadan meydana gelen. 2. Yetmiş yaşında: Yetmişlik bir ihtiyar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yol ve seyahat arkadaşlığı, Osm. hemrâhlık. 2. Arkadaşlık, refakat. Yoldaşlık etmek = Birlikte seyahat etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camaraderie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yurttaş olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

PC Card’ın, işlemci ya da ana bellekten geçmeden doğrudan grafik kartına video verileri göndermesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

PC Card’ın, işlemci ya da ana bellekten geçmeden doğrudan grafik kartına video verileri göndermesini sağlar.

Teknolojik Terim by