Sn ne demek? | Sn anlamı nedir? | Sn

Sn anlamı nedir?

Sn ne demek?

Sn anlamı nedir?

Sn | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sn

Türkçe Sözlük

(kimya). Keiay elemanının sembolü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Aşinâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آشنا] tanıdık, dost, aşina.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «Aşinâ» dan). 1. Bildiklik, muarefe, tanışıklık, dostluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sanem). Sanemler, putlar, (bk.) Sanem.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اصنام] putlar. 2.dilberler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آشنایان] tanıdıklar, dostlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آشنایی] dostluk. 2.bilme, haberdarlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İstisnasız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without exception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Şimdi Yugoslavya’da kalan ve Hersek’i de içine alan bir ülke. Başşehri Bosnasarayı’dır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bosnia. bosnian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(Bosnia Herzegovina) Başkent: Saraybosna.

Nüfus: 4.651.000.

Yüzölçümü: 19.741 km2.

Komşuları: Yugoslavya, Hırvatistan, Adriyatik denizi.

Din: %40 Müslüman, %31 Ortodoks, %15 Katolik.

Dil: Sırpça, Hırvatça.

Yönetim Biçimi: Federasyon.

Tarih: Bosna MS. 958’lerde Hırvat Krallar, 1000-1200 yıllar arasında da Macaristan tarafından yönetildi. 1200 yılında örgütlenen Bosna, daha sonra da Hersek’i kontrol altına aldı. Bu krallık, 1391’de ülkenin güney kısmının bağımsız Hersek dükalığı olmasıyla parçalandı. 1463’te Türkler tarafından fethedilince bir Türk eyaleti durumuna geldi. Bölge 1878’de Avusturya-Macaristan egemenliğine girdi ve Bosna Hersek eyaletinin bir parçası oldu. 1918’de Yugoslav egemenliğine giren bölge 1946 anayasası ile bir federe devlet olarak Hersekle tekrar birleşti.

Bosna-Hersek parlamentosu 15 Ekim 1991’de bir egemenlik bildirgesi onayladı. Bağımsızlık referandumu ise 29 Şubat 1992’de yapıldı. Bu referanduma karşı çıkan Sırplar, şiddetli çarpışmalar ve bombalamalar yaşanmasına neden oldular. 7 Nisan’da A.B.D. ve Avrupa Birliği bu cumhuriyeti tanıdılar. Bosnalı Sırplar, Müslümanlar ve Hırvatlar arasında 3 yönlü çatışmalar devam etti. Sırp güçleri binlerce Bosnalı Müslümanı katlettiler ve yoğun bir “etnik temizliğe” giriştiler. Başkent Saraybosna kuşatıldı ve Bosnalı Sırp güçleri tarafından etrafı çevrildi. Bosnalı Müslüman ve Hırvatlar 23 Şubat’ta bir ateşkes üzerinde uzlaştılar ve 18 Mart 1994’te, Bosna’da bir Müslüman-Hırvat konfederasyonu kurulması için bir anlaşma imzaladılar. Bosna ve Hırvat hükümetleri bu konfederasyonun asgari ölçülerde Hırvatistanı bağlaması yönünde anlaşmaya vardılar. Müslüman-Sırp çatışmaları ardında bir çok sivil yaralı bırakarak devam etti.

17-20 Şubat arası Bosnalı Sırplar, NATO ültimatomuna cevaben Saraybosna etrafındaki ağır silahlarının bir çoğunu çektiler. 28 Şubat’ta yine bir NATO uçağı, uçak yasağı olan bir bölgede bu yasağı ihlal ettiği gerekçesiyle bir Sırp uçağını düşürdü.

1994’ün yarısına gelindiğinde Bosnalı Sırplar ülkenin %70’inden fazlasının kontrolünü ele geçirmişlerdir. Bölünmüş Bosna’nın %49’unu Sırplara, %51’ini de Müslüman-Hırvat konfederasyonununa veren uluslararası barış planı Bosnalı Sırplar tarafından sürekli olarak reddedilmiştir. Ancak ABD’nin önderliğinde Dayton Barış Antlaşması 1996’nın başında kabul edildi.


Ülke by

Türkçe Sözlük

(hi.). Bosna ahalisinden veya onların soyundan olan kimse. Boşnak güzeli: Al yanaklı, sarı saçlı, ablak yüzlü güzel. Boşnaklar, Müslüman’dır. Bosna’daki Hıristiyanlar ise, Sırp ve Hırvat’tır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bosnian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Bosnalı Müslümanların konuştuğu Sırp Hırvat lehçesi ki, son zamanlara kadar Arap alfabesi ile yazılırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A.). Bosnalı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Bosna. Bosnian Boşnak; Boşnakça; s. Boşnak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Bosnalı, Bosna ahalisinden olen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Lezzet, tat. 2. Yemeğin tadına bakmak için ağıza alınan miktar, lezzet nümûnesi: Çeşnisine bakmak, (bk.) Çeşni.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاشنی] çeşni.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. çâşnî = lezzet, giriften = tutmak). Vaktiyle büyük dairelerde yemeklerin tadına bakan adam: Padişahın çâşnîgîri. c. F. Çâşnî-gîrân = Eskiden, ziyafetlerde sofra hizmetini ifa eden bir sınıf asker.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاشنی گير] çeşnici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ÇEŞNE (i. Farsça «çâşnî»den). 1. Tad, lezzet. 2. Yemeğin tad ve tuzuna bakma, deneme. Çeşnisine bakmak, (bk.) ÇAşnî, çâşnî-gir. 3. Darphanede ayar tayini: Çeşni memuru. 4. Birkaç koyun seçilerek celeblerce ortalama fiyat tayini: Yeni tutulan çeşniye göre. 5. Birkaç cins unun karıştırılmasıyle ekmekçilere gösterilen ekmek ayarı: Şimdi çeşnide Anadolu unu dahi vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flavor. flavour. taste. seasoning. garnish. spice. relish. offflavour. medley. zest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condiment. flavour. flavouring. relish. salt. savour. seasoning. zest. flavor. savor. taste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taste. flavour. sample. specimen. savour. touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Baş çeşnici. 2. mec. Sık sık eş değiştiren erkek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yemek vesairenin lezzeti yerine gelmek, tadı, tuzu kıvamında olup, lezzetli olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eczalı, kapsüllü (tüfek): Çeşnili tüfek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spicy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yemeğe çeşni vermek için katılan baharat gibi şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seasoning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ani hava soğuması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(zool). yılanbalığı şeklinde küçük ön ayakları olan bir çeşit semender.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bilinç, şuur; idrak, anlayış, akıl, his, vukuf. stream-of -consciousness (edeb). bilinçaltı akımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr). mülk, emlâk; malikâne; bir malikâneye ait bölge, mıntıka, havali. royal demesne hükümdara ait mülk, miri arazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dert, keder, mihnet görmüş olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Hançer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دشنه] hançer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Pek istekli, gönlü susamış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دل تشنه] can atan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Sövme, Ar. ta’n.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دشنام] küfür, sövgü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) CAferî mezhebinden olan Şİİler’de Hz. Ali ile başlayarak Mehdî ile sona eren on iki imam: Hz. Alî, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, Zeyn-ül Abidîn, imâm-ı BAkır, Ca’fer-üs-SAdık, MÜsâ KAzım, Alî bin MOsâ, Muhammedin Nakî, Aliyy-üt-Takî, Hasan-ül-Askerî, Imâm-ı Mehdî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ اندیشناک] düşünceli. 2.kaygılı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tuzağa düşürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Ara, aralık, zaman sıra: O esnada, o aralıkta: İş esnasında = iş arasında. Esnây-ı harbde = Harp olurken. Esnây-ı râhda = Yolda giderken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şeni» den itaf.). Daha veya pek çirkin, iğrenç ve kirli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interval. course. time. moment. instant sıra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

course. time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اثنا] sıra, an.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اشنع] en kötü, en çirkin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ESNAF) (i. A. c.) (m. sınıf). Sınıflar, (bk.) Sınıf (Türkçe’de hem teklik hem çokluk gibi kullanılır). Vaktiyle muntazam sınıflara ayrılmış sanatkâr ve dükkâncılar: Yorgancı, bakkal, bakırcı esnafı. Esnaf kethüdası = Her esnafın hükümetçe işlerini gören ve kendilerinin kefalet vesair işlerine bakan ve vergilerini toplayan adam ki, içlerinden seçilip hükümet tarafından tasdik olunurdu. Esnaf loncası (daha doğrusu locası) = Her esnafın ticaret odası, sendikası. Sanatla veya dükkâncılıkla meşgul olan ve geçinen kimse: Esnaf adam = mec. Kaşarlanmış adam: O işin esnafı olmuştur, (argo) Fuhşu meslek edinmiş kadın veya erkek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tradesman. tradespeople. artisan. artificer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artisan. tradesman. trades. guilds. tradesmen. artisans.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artisan. trades. guilds. tradesman. small-scale retailer. street hawker. craft. craftsman. packman. trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اصناف] sınıflar. 2.esnaf.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trade guilt. trade guild.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Esnafa yakışır bir surette: Esnafça bir ömür sürüyor, esnafça söyliyelim. 2. Esnaf sıra ve tertibiyle, esnaf heyetiyle, esnaf arasında: Esnafa gittik, esnafça defter açıp iane topladılar, mec. Tasarruf ve iktisada riayet ederek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dükkânda veya gündelikle evlerde çalışan veya dükkânda ufak tefek şeyler satan sanatkârların hal, sıfat ve işi: Esnaflık vaktiyle iyi işti, şimdi esnaflığa tenezzül eden yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the work of a tradesman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. sanem). Sanemler, putlar, tapılan heykel ve resimler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اصنام] putlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sin). 1. Sinler. 2. Yaşlar, (bk.) Sin.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسنان] dişler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the course of. during. in the course of. on. pending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

during. while. in the course of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the spur of the moment. in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Esneyen, eğrilip yine doğrulan veya uzanıp yine kısalan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elastic. flexible. flexile. limber. limp. lithe. loose-jointed. non-rigid. nonrigid. pliable. pliant. resilient. responsive. spring. springy. sprung. supple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elastic. flexible. lithe. resilient. springy. supple. ambiguous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flexible. elastic. pliant. pliable. resilient. springly. stretchy. supple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Esnek olma hali, elastiklik, elastikiyyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elasticity. flexibility. free play. give. litheness. plasticity. pliability. pliancy. resilience. spring. springiness. stretch. suppleness. swing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flexibility. give. resilience. spring. elasticity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elasticity. flexibility. resiliency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Esneyiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yawn. resilience. flexion. shimmy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yawn. stretch. stretching. flexion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Eğrilip doğrulmak veya uzayıp kısalmak, elâstikî olmak: Döşeme tahtaları esniyordu. 2. Uyku veya can sıkıntısından ağız açmak. 3. Can sıkıntısından uyuklayıp durmak, gevşemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yawn. gape. yield. give. bulge. spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yawn. to yawn. to gape. to stretch. to bend. to stretch and recover shape. give.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to yawn. to gape. to stretch and recover shape. to bend. to give. bulge. yield.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Esnemesine sebep olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make yawn. to stretch. to bore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eğrilip doğrulma veya uzanıp toplanma, elâstiklik. 2. Uyku ve can sıkıntısından gelen ağız açma. Ar. se’b.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. senâ). Senâlar, övüşler, (bk.) Senâ

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ekşiyip kaynamak, mayalanıp kabarmak. Osm. ihtimâr etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Vişne.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Rus.

açıklık politikası

Siyasette açık, şeffaf olma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a policy of the Soviet government allowing freer discussion of social problems.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A domestic initiative of political reform introduced by Soviet president Mikhail Gorbachev in the mid-1980s to allow more freedom in public discussion and the arts, and to foster the process of the democratization of the political process.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Russian term, literally meaning 'public voicing ' Applied in the Soviet Union beginning in 1987 to official permission for public discussion of issues and public access to information, initially intended as a means for the regime of Mikhail S Gorbachev to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Policy of openness and freedom of expression introduced by Mikhail Gorbachev in the 1980's as part of his attempt tp reform the Communist system from within.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In 1985 Mikhail Gorbachev acceded to power in the Soviet Union and instituted a sweeping program of political liberalization known as glasnost and economic reform known as perestroika. the Russian name for a policy that eased restrictions on writing and s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An open and frank social approach introduced by Mikhail Gorbachev to solve the Soviet Union's problems. a policy of the Soviet government allowing freer discussion of social problems.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glasnost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. gürisne-gân). Aç, fakir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. gusûn, ağsân). Ağaç dalı, budak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غصن] dal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sokak çocuğu, köprüaltı çocuğu, küçük külhanbeyi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Mevlânâ’nın Mesnevî’sini tamamen ezberleyen şahıs.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.), has not.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. mü.) (müzekkeri yoktur). Güzel (kadın).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حسنا] güzel kız, güzel kadın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - İffetli, şerefli, namuslu. - (bkz.Hesna).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Güzel kadın. 2.Hanım, kadın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. husûn). Kale, müstahkem yer, hisar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حصن] kale.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Güzel sesli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Güzel, hoş sevgili.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خشنود] memnun, razı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Razı ve memnunluk («hoşnûdiyyet» yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Razı, memnun: Hoşnut etmek, olmak = Razı ve memnun etmek, olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pleased. glad. satisfied. delighted. contented. gratified. content. rejoiced at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

content. contented. glad. jolly. pleased. satisfied. contented.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satisfied. pleased. content. chuffed. contented.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. hoşnûd.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to please sb. content. gratify. please.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be pleased with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.,). Hoşnut olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contentedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satisfaction. contentment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contentment. satisfaction. pleasure. content.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hoşnut olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discontented. displeased.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hoşnutsuz olma hail.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blahs. dissatisfaction. displeasure. discontentment. discontent. ill-feeling. aversion. disaffection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disapproval. discontent. disfavour. displeasure. dissatisfaction. discontentment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discontent. dissatisfaction. displeasure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. mehâsin). 1. Güzellik, Ar. cemâl. 2. İyilik, makbûl olma. Hüsn-i ahlâk = Ahlâk iyiliği ve güzelliği, yüksek ahlâk. Zıddı: SÜ-i ahlâk = Kötü ahlâk. Hüsn-i idare = Güzel idare etme. Hüsn-i tedbîr = Güzel tedbir. Hüsn-i tâbir = Müstehcen veya soğuk bir şeyin’güzel ve edebe uygun bir tâbirle ifade edilmesi: Mezarburnu yerine Mesarburnu denilmesi gibi. Hüsn-i teveccüh = Sevgiyle karışık övme ve takdir: Hakkımdaki hüsn-i teveccühünüze minnetdârım. Hü«n-i hâl = İyi hal. HQsn-i hâl sahibi = İyi ve doğru insan. Hüsn-i hareket = İyi hareket, iyi muamelede bulunma, beğenilen tarz ve tavır. Hüsn-i hitâm = Hayırlı olarak sona erme. Hüsn-i hitâm vermek = Hayırlısiyle bitirmek. Hüsn-i hat = İyi yazı, kaideye uygun yazı yazma: Hüsn-i hat hocası, dersi. Hüsn-i sûret = Güzel şekil, suret, Osm. sûret-i hasene. Hüsn-i zan = Biri hakkında iyi kanaat besleme, kendisini iyi zannetme: Onun hakkında herkesin hüsn-i zannı vardır. Hüsn-i kabûl = İyi kabûl etme, ikram ve saygıyla kabûl ediş: Hüsn-I kabûle mazhar oldu. Hüsn-i muamele = Güzel muamele, iyilikle muamele etme. Hüsn-i nazar = Teveccüh, sevgiyle öğüş, samimî şekilde beğenme. Hüsn vermek = Güzelleştirmek. Hüsn-i yûsuf = Güzel bir çiçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. hüsniyye) (c. mü. haseniyyât). Güzelliğe ait. (c. mü.) Güzel işler, hayırlar, hayırlı işler.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Güzelliğe ait, güzellikle ilgili.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Hüsni).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Çok güzel.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Gülün güzelliği.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Sarı çiçekli, güzel yapraklı süsbitkisi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(HÜSN-İ HAL) (i. A.). İyi hal. Hüsnühal kâğıdı = Bir kimsenin iyi ve doğru diye tanındığını gösteren ve daha çok muhtarlık, polis, okul gibi resmî yerlerden verilen vesika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good conduct. good behaviour. propriety of conduct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Davranış güzelliği.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate of good conduct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HÜSN-İ KABÜL) (i. A.). İyi karşılayış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendly reception. favo u rable reception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Hüsn-i kuruntu şeklinde alay maksadıyle mahsus yapılmış terkip) (i. T.). Bir durumu saflıkla kendi tarafına yorma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wishful thinking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bona fides. good will / intention / faith. goodwill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in good faith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HÜSN-İ NİYYET) (i. A.). İyi niyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HÜSN-İ TELAKKİ) (k’lar kalın okunur) (i. A.). İyi karşılama, kabul, iyiye alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HÜSN-İ YÜSUF) (i. A.). Karanfilgillerden güzel çiçekler açan bir süs bitkisi, Fr. bychnide.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(guguçiçeği): Karanfilgiller familyasından bir çeşit süs bitkisidir. Kullanıldığı yerler: Mide üşütmesinden doğan şikayetleri giderir. İktidarsızlıkta da faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حسن] güzellik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حسن اخلاق] güzel ahlak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حسن اداره] iyi yönetim, iyi idare.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

iyi karşılanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ilgi göstermek, iyi karşılamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ حسن صورت] yüz güzelliği. 2.en iyi biçim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. hüsn-i kabul göstermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. insanlık dışı, merhametsiz, şefkatsiz, zalim; kıyıcı. inhumanly z. insafsızca. inhumanity i. insaniyetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. ensnare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Övme, şükretme. 2.Değerini yükseltme. 3.Bir yerde uzun zaman kalma. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Oniki, 12: Elmme-i İsnâ-aşer = Oniki İmam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) İsnat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اسناد] dayama, yükleme. 2.iftira.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. isnâd). Bir kimseye yöneltilen, yüklenen şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basing on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. isnâdiyye). Osmanlı gramerinde mesnet ile müsned-i ileyh arasındaki bağlılığa ait, bu bağı ve münasebeti bildiren: Fill-I isnâdî, cümle-i isnâdiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. isnâd). I. İsnatla alâkalı fikirler. 2. İsnatla alâkalı şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: İSNAD) (I. A. masdar) (c. isnâdât, esânîd). 1. Bir şeyi bir adama yöneltme, bağlama: Bu beyti Fuzûlî’ye isnâd ediyorlar. 2. İftira, haksız yere yakıştırma: Hakkımda birtakım isnâdâtta bulundu (bu mânâ Arapça’da olmayıp, münasebeti dolayısiyle birincisinden çıkmıştır). 3. Hadîslerin sırasıyla kimlerin rivayeti olduğunu gösterme (yalnız bu mânâ ile cem’i esânîd gelir). 4. Arapça gramerde müsned ile müsnedi ileyh bağlılık ki, dilimizde im, sin, dir, idim, idik vs. yani olmak fiiliyle ifade olunur. Diğer SAmî dillerde bu fiil olmayıp kelimenin bağlantısından anlaşılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imputation. ascription. attribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allegation. maliciously false imputation. attributing. ascribing. attribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to imput to sb groundlessly. ascribe. attach. attribute. lay. refer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اثنی عشر] oniki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Pazartesi günüyle alâkalı. 2. Pazartesi günleri oruç tutan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Pazartesi: İsneyn gecesi («İki» = 2 mânâsiyle sayı adı olarak Türkçe’de kullanılmamıştır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اثنين] pazartesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), ikiden ibaret olma hali, İkilik, Fr. dualiti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

is not. iso onek aynı, eşit

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aksırık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Ayırma, kaideden dışarı bırakma: Kanun kimseyi istisnâ etmez; Istisnâ yoluyla umumî kaideden ayrılarak. Bili-istisnî = Istisnâsız, umumiyet üzere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exceptional. exception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exception. dispensation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استثنا] kural dışı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. istisnâiyye). Istisnâya ait, Istisnâ gösteren: Istisnâi kaide.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exceptional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exceptional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without exception. unexceptionally. invariably.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استثنائی] kural dışı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kalbur ve def gibi şeylerin tahta çenberi. 2. Nakış işlemek için gergef yerine kumaş germeye mahsus tahtadan enli çenber: Kasnağa germek. 3. Bu çenberde, kolay bir tarzda işlenen nakış: Kasnak işlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rim. hoop. embroidery frame. pulley. stretcher. cylinder. taboret. tabouret. tambour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pulley. tambour. hoop. rim. embroidery frame. embroidery hoop. belt pulley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pulley. wide hoop or rim. hoop or rim of a sieve or tambourine. embroidery hoop. grooved rim of a wheel. rotor. tambour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kasnak yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit zamk.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(galbanum): Maydanozgillerden; çadıruşağıotu ile şeytanteresi ağacı gibi bitkilerden elde edilen bir çeşit zamktır. Kokusu kuvvetli tadı acıdır. Kullanıldığı yerler: Ağrı kesicidir. Spazmları önler.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). «Kimse» nin eski şekli olup aslı «kimsene» (kimse-ne) dir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). At ve kısrağın bağırması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neighing. neigh. roaring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (at ve kısrak). Bağırmak: Sizin atınız çok kişniyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neigh. whinny. to neigh. to whinny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to neigh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kara kimyon (güzel kokulu bir tohumdur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coriander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coriander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(): Maydanozgiller familyasından; Haziran - Ağustos ayları arasında pembe beyaz renkli çiçekler açan, 30 - 50 cm boyunda, oldukça fena kokulu bir yıllık otsu bir bitkidir. Nemli çayır ve sırtlarda yetişir. Yaprakları açık yeşil renkli ve tüylüdür. Çiçekleri, dallarının uçlarında şemsiye şeklinde toplanmıştır. Meyveleri nişasta, tanen, şekerler ve uçucu yağ taşır. Kişniş şekeri, likör yapımı, pastacılık ve eczacılıkta kullanılır. Kullanıldığı yerler: İştah açar. Bağırsak gazlarını giderir. Sinirleri yatıştırır. Hazmı kolaylaştırır. Sinirsel baş ağrılarını keser. Karın ağrılarını giderir. Cinsel arzuyu kamçılar. Aybaşı kanamasını düzenler. Doğumu kolaylaştırır. Sürmenajda faydalıdır. Bayat yiyeceklerin zararını azaltır. Fazla miktarda yenirse zararı görülür.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Erkeğine istekli, kızmış (dişi), kızgın, azgın: Kösnük kısrak, koyun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erotic. lustful. sensual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karaburçak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Erkeğe talip olmuş, kızmış (dişi), kızgın, azgın: Küsnük kısrak, koyun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «sun’» dan imef.) (mü. matnûa). 1. San’atlı yapılmış, san’at mahsûlü, mâmûl: Londra’da masnû bir makine. 2. Asit ve tablt olmıyan, yapma, sunt. İcat ve ihtlrâ olunmuş, uydurma, yapma, düzme: Bu haber matnûdur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مصنوع] yapma, yapay. 2.sanatlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. masnû). Yapılmış şeyler, (bk.) MatnO.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Dalkavukluk eskiden nizamnameleri, kahyaları, narhları olan bir esnaf kuruluşuydu. Dalkavuklar kendilerine yapılan her türlü hakarete tahammül eden bu işi meslek edinen insanlara verilen isimdi. Dalkavuklara yapılan her muzipliğin bir tarifesi vardı. Mesela dalkavuğa atılan her tokatın bedeli 30 para, merdivenden yuvarlamanın ücreti 180 paraydı. Bir fındık sıçanını kuyruğu dışarıda kalacak şekilde dalkavuğun ağzına sokma 400 para, ellerin ve ayakların domuz topu şeklinde bağlanması 40 paraydı. Bir sakatlık olursa hareketi yapan dalkavuğu tedavi ettirmeye mecburdu. Ölüm olursa masraflar işi yaptıranlar tarafından karşılanıyordu.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., huk. orta, mutavassıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sünûd» den im.) (c. mesânid). Büyük mansıp, makam: Mesned-i sadâret-i uzmâ, mesned-i meşîhat-ı Islâmiyye. Mesned-Arâ = Bir mesnede süs veren, o mesnette bulunan ve tabasına şeref veren. Mesned-nlşin = Bir mesnette ve makamda bulunan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مسند] dayanak. 2.makam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abutment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fulcrum. rest. support. basis. bearer. abutment. back rest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rest. support. prop. mainstay. office. position. foundation. base. ground. back rest. abutment. bearer. bearing. carrier. headstock. fulcrum. socle. chair. stand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «senân» dan). 1. Her iki mısraı bir kafiyede olan şiir ki, ekseriya uzunca manzume suretinde olur, manzume. 2. Bu şekilde yazılmış manzum roman: Fuzûli’nin Leylâ ve Mecnûn mesnevisi. 3. Mevlânâ Celâleddin RÜmî’nin bu surette yazılmış 6 ciltlik eseri: Mesnevî-i Şerif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). Mevlânâ’nın mesnevisini okuyan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مثنوی خوان] mesnevi okuyan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Mesnevi çeşidinden şiirler: Dİvânından başka bir hayli mesneviyyâtı da vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sünnet» ten imef.) (mü. mesnûne). 1. Adet olmuş, alışılmış. 2. Sünnet-i şerîfe’den sayılan. Nikâh resm-i mesnûnu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.yanlış isim vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.yanlış isim, isimde hata; yanlış isim kullanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Himyertler zamanında Yemen’de kullanılan bir SAmî yazısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sünûd» den imef.) (gramer). Bir İsim cümlesinde isnâd olunan parça ki, gramerde «haber» ve mantıkta «mahmul» da denilir: «Allah kadîmdir» cümlesindeki «kadîm» müsneddir. Müsned-ün-ileyh = Cümlenin diğer parçası ki, müsned ona dayanır. Gramerde «mübtedâ» da denilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Müsned.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Söyleyene isnâd olunan söz. 2. Zaman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «senâ»dan imef.) veret» ten imef.) (mü. müsteşâre). 1. Kendışı, başkalarından farklı, başkasına benzemeyen. O, müstesna bir hâldir. 2. Seçkin, emsalinden üstün, fevkalâde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supernormal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

except. exceptional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with the exception for. except for. excepted. save for. especial. exceptional. exempt. save- for. unusual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.İstisna edilen, kural dışı bırakılan, bırakılmış. 2.Bütün. 3.Ayrı tutulan, ayrık. 4.Benzerlerinden baskın. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مستثنی] apayrı. 2.dışında haricinde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hoşnut ve razı olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.1. Hoşnutsuzluk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نا آشنا] yabancı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Sadece uykumuz gelince mi esneriz? Esneme bulaşıcı mıdır? Aslında esnemenin ve fizyolojisinin ardında yatan gerçek hala tam olarak bilinememektedir.

Önceleri esneme, insanın yorgun olduğu zamanlarda kandaki oksijen miktarını artırmak için vücudun yaptığı bir solunum sistemi refleksi olarak düşünülüyordu. Yapılan deneylerin sonucunda, esnemenin, solunum olayına kısa bir destek verdiği, ancak onun önemli bir fonksiyonu olmadığı tespit edilmiştir.

Hem burnumuzla, hem de ağzımızla nefes alabilmemize rağmen, kapalı ağızla esnemek mümkün değildir. En çok ve sık esnemenin olduğu zaman, sabah uykudan kalkma vaktidir. Ortalama bir esneme 6 saniye sürer.

Sadece insanlar değil, kediler, kuşlar, fareler ve birçok canlı türü de esner. Ancak farklı türlerdeki bu davranış biçimi, aynı fonksiyona yönelik olabilir mi? Örneğin insanların gülme olarak yaptığı yüzdeki kas hareketi diğer bazı canlılarda korkunun ifadesi olabilmektedir.

Yapılan araştırmalarda, hayvanların daha çok dikkat gerektiren bir olayı karşılama sırasında esnedikleri, insanların ise, tersine dış uyarılarda azalma olduğunda esnedikleri saptanmıştır.

Derslerde canı sıkılan öğrencilerin değil de, canı sıkıldığı halde uyumamaya çalışanların daha çok esnedikleri gözlemlenmiştir. Bir diğer görüşe göre de, sınava girecek bir öğrencinin veya yarışa girecek bir atletin çok esnemesinin sebebi, organizmanın kendini sakinleştirmesidir.

Esneme de gülme gibi bulaşıcıdır. Esneyen kişinin yüz hatlarında meydana gelen şekillenmenin, diğer insanlar üzerinde esnemeyi teşvik edici bir etki uyandırdığı tahmin ediliyor. Yani nasıl yemek yiyen bir insanı görünce acıkırsak, onun gibi bir şey.

Esnemenin bulaşıcı olduğunu ileri süren bir görüşe göre ise ilk insanlardan kalma bir davranış olarak esnemekteyiz. İlkel atalarımız akşamları ateşin etrafında topluca otururken grubun lideri tüm dişlerini göstererek esner, oturumu kapatır, artık gecenin başladığı, herkesin sabaha kadar yatması ve hareket etmemesi gerektiği sinyalini verirdi. Grubun diğer üyeleri de esneyerek görüş birliği içinde olduklarını beyan ederlerdi.

Günümüzde bu iş için daha karışık teknolojiler kullanılıyor. Baba televizyonu uzaktan kumanda ile kapatıp koltuğundan kalkıyor. Bu nedenle günümüzde esnemenin hiçbir faydası görülmemektedir ve önümüzdeki bir milyon yıl içinde ortadan kalkacağı sanılmaktadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Sadece uykumuz gelince mi esneriz? Esneme bulaşıcı mıdır? Aslında esnemenin ve fizyolojisinin ardında yatan gerçek hala tam olarak bilinmemektedir.

Önceleri esneme, insanın yorgun olduğu zamanlarda kandaki oksijen miktarını artırmak için vücudun yaptığı bir solunum sistemi refleksi olarak düşünülüyordu. Yapılan deneylerin sonucunda, esnemenin, solunum olayına kısa bir destek verdiği, ancak onun önemli bir fonksiyonu olmadığı tespit edilmiştir.

Hem burnumuzla, hem de ağzımızla nefes alabilmemize rağmen, kapalı ağızla esnemek mümkün değildir. En çok ve sık esnemenin olduğu zaman, sabah uykudan kalkma vaktidir. Ortalama bir esneme altı saniye sürer.

Sadece insanlar değil, kediler, kuşlar, fareler ve birçok canlı türü de esner. Ancak farklı türlerdeki bu davranış biçimi, aynı fonksiyona yönelik olabilir mi? Örneğin insanların gülme olarak yaptığı yüzdeki kas hareketi diğer bazı canlılarda korkunun ifadesi olabilmektedir.

Yapılan araştırmalarda, hayvanların daha çok dikkat gerektiren bir olayı karşılama sırasında esnedikleri, insanların ise, tersine dış uyarılarda azalma olduğunda esnedikleri saptanmıştır.

Derslerde canı sıkılan öğrencilerin değil de, canı sıkıldığı halde uyumamaya çalışanların daha çok esnedikleri gözlemlenmiştir. Bir diğer görüşe göre de, sınava girecek bir öğrencinin veya yarışa girecek bir atletin çok esnemesinin sebebi, organizmanın kendini sakinleştirmesidir.

Esneme de gülme gibi bulaşıcıdır. Esneyen kişinin yüz hatlarında meydana gelen şekillenmenin, diğer insanlar üzerinde esnemeyi teşvik edici bir etki uyandırdığı tahmin ediliyor. Yani nasıl yemek yiyen bir insanı görünce acıkırsak, onun gibi bir şey.

Esnemenin bulaşıcı olduğunu ileri süren bir görüşe göre ise ilk insanlardan kalma bir davranış olarak esnemekteyiz. İlkel atalarımız akşamları ateşin etrafında topluca otururken grubun lideri tüm dişlerini göstererek esner, oturumu kapatır, artık gecenin başladığı, herkesin sabaha kadar yatması ve hareket etmemesi gerektiği sinyalini verirdi. Grubun diğer üyeleri de esneyerek görüş birliği içinde olduklarını beyan ederlerdi.

Günümüzde bu iş için daha karışık teknolojiler kullanılıyor. Baba televizyonu uzaktan kumanda ile kapatıp koltuğundan kalkıyor. Bu nedenle günümüzde esnemenin hiçbir faydası görülmemektedir ve önümüzdeki bir milyon yıl içinde ortadan kalkacağı sanılmaktadır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Büyük bir cins maymun ki, goril, şempanze, orangutan ve jibon isimleriyle dört çeşittir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Şey: Bir nesne, bazı nesneler. 2. (menfî cümlede) Bir şey, hiçbir şey: Nesne bulamadım (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

article. object. objective. objective case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

body. object. stuff. thing. thingamajig. anything şey. obje. object obje. direct object. anything.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

object. thing. article. charm. chose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

objective. practical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

objective. objective objektif.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

objective. clinical. cold. quaesitum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

objectivity. outwardness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yabani havuç, kara kavza, bot. Pastinaca sativa. water parsnip su kerevizi, bot. Sium latifolium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili titiz, meraklı, kılı kırk yaran; aşırı dikkat ve ihtimam isteyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. erken gelişme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., huk. ikinci gelen, küçük; i. ikinci hakim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çıngıraklı yılan, (zool.) Crotalus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Remizden, İmâdan anlayan, anlayışlı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mukavemet, direnme; karşı gelme; mukavemet eden kuvvet; elek. mukavemet, direnç, rezistans. resistance box elek. rezistans kutusu. resistance coil elek. rezistans bobini. passive resistance pasif direniş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., eski., (argo) fazla gürültülü kimse veya şey; olağanüstü kimse veya şey; kasırga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sütotu bot. Polygala; sütotunun öksürük söktürücü kurutulmuş kökü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çoban tarağı, (bot.) Scandix pectenveneris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kısım, hisse; pay; lokma, bir iki lokmalık yemek; f., (on ile) yemekler arası atıştırmak. snack bar alaminüt yemeklerin yendiği lokanta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. snack-bar

atıştırma yeri

Müzik dinlenilen ve ayaküstü yemek yenilen eğlence yeri.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bir çeşit hafif gem; f. ağzına gem vurmak; İng., (argo) çalmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f., i., (argo) karmakarışık; f. karıştırmak; i. karışık iş, dolambaçlı iş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ged, -ging) kırık dal; budak; uzun diş; kırık diş; su dibinde bulunan ve kayıklar için tehlikeli olan kök veya dal; gizli engel, mânia; geyik boynuzunun dalı; f., nehir dibindeki köklere çarpmak (gemi); çengel ile kapmak, kancaya takıp yırtm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. salyangoz, sümüklüböcek, zool. Helix; tembel ve uyuşuk kimse. snailpaced s. çok yavaş yürüyen. climbing snail flower salyangoz, bot. Phaseolus caracalla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yılan; sinsi ve hain kimse; boru temizlemek için bükülebilen tel; f. yılan gibi sessizce ve sinsi sinsi ilerlemek; A.B.D., (argo) çekip dışarı çıkarmak, sıyırmak. snake charmer yılan oynatan hokkabaz. snake dance Amerika kızılderililerinin yı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şeytan şalgamı, bot. Bryoniadiocia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaz karabatağı, zool. Anhingarufa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yılan ısırması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yılan sokmasında ilâç olarak kullanılan birkaç cins kök veya ot; loğusa otu, bot. Aristolochia; kurtluca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yılan kökü, kurt pençesi, bot. Polygonum bistorta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ( -ped, -ping) i., s., z. şakırdatmak; çatırtı ile kopmak veya koparmak; çat sesiyle kapanmak veya kapatmak; dişleriyle kapma sesi çıkarmak; kıvılcım saçmak (göz); birdenbire harekete geçmek; enstantane fotoğraf çekmek; i. kapma; kopma; kopma sesi; h

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ön kenarı aşağı veya yukarı bükülebilen şapka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aslanağzı, bot. Antirrhinum lesser. snapdragon danaburnu, bot. Antirrhinum orontium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çat diye ses çıkaran şey; büyük kaplumbağa; levreğe benzer bir balık, zool. Lutianus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aksiliği tutmuş, babası üstünde olan, huysuz. snappishly z. aksilik ederek. snappishness i. huysuzluk, aksilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. enstantane fotoğraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tuzak, kapan; güçlük veya felâket getiren şey; zırıltılı ses çıkarmak için trampete gerilen kiriş; f. tuzağa düşürmek. snare drum trampet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. köpek gibi hırlamak; ters veya kaba konuşmak; i. hırlama, köpek hırlaması; ters laf. snarly s. hırlamaya hazır, huysuz, ters.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. dolaştırmak, dolaşmak, çapraşık bir hal almak; karmakarışık hale getirmek; i. dolaşma; çapraşık düğüm. snarly s. dolaşık, düğümlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. trafiğin tıkanması, karışıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kapmak, kabaca yakalamak; (argo) kaçırmak; i. kapış, kapmaya çalışma; ufak şey veya parça; kısa müddet; (argo) kaçırma. snatch at kapmaya çalışmak. snatch block den. bir yanı menteşeli makara tertibatı, ayak, kilitli bastika. snatchy s. arasır

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. sürünerek yavaşça ve gizlice savuşmak veya sokulmak; sinsice hareket etmek; i. korkak ve alçak adam, sinsi kimse; gizlice savuşma veya sokulma. sneak boat avcıların kullandığı dibi düz ufak kayık. sneak off sıvışmak, savuşmak. sneak thief açı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. sneak preview

sin. ön izleme

Yeni çekilmiş bir filmin gösterime girmeden önce az sayıda seçilmiş bir grup tarafından izlenmesi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sinsice hareket eden kimse; çoğ., A.B.D., k.dili. altı lastik tenis pabucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. korkak, alçak, cebin, sinsi; gizli ve çekingen; açığa vurulmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. hakaretle dudak bükmek; küçümsemek, istihza etmek, alay etmek; i. istihza; hakaret. sneeringly z. alay ederek, küçümseyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. aksırmak; hapşırmak; i. aksırma. sneeze at hakir görmek, küçümsemek. not to be sneezed at k.dili. işe yarar, yabana atılmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. balık oltasına bağlanan naylon ip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. çentmek; (kriket) topa hafifçe vurup yönünü değiştirmek; i. çentik; hafif vuruş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. gülmekten kendini alamamak, hafifçe ve alaylı olarak gülmek; i. zor zapt edilen gülümseme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyük bıçak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kötü niyetle söylenmiş (söz).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f, i. havayı koklamak; istihza ile burun bükmek; koklamak, kokusunu almak, sezmek; i. havayı koklama; burun bükme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. burnunu çekmek; i. burun çekme. the sniffles k.dili. hafif nezle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili. kibirli, etrafındakileri küçük gören.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yuvarlak likör kadehi; (argo) bir içim, bir yudum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. snicker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., İng. yılan balığı yuvasına olta atarak avlamak; tuzak kurmak, tuzağa düşürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ped,- ping) i. makasla kesmek, çırpmak; i. çırpma, makasla çırpılmış parça; ufak veya önemsiz parça; A.B.D., k.dili. önemsiz şey veya kimse. snips i. maden levha kesmeye mahsus ufak makas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. pusuya yatarak düşman askerini tüfekle vurmak; karşılıklı kaba söz söylemek; A.B.D., (argo) sigara izmariti aramak; i. tüfekle vurma; hakaret etme. snipe hunt kendisinin yalnız bırakıldığından habersiz olarak avını bekleyen kişiye oynanan oyun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çulluk; su çulluğu, yelve, bekasin, bataklık çulluğu, zool. Gallinago gallinago; f. bu kuşları avlamak. sniper i. pusuya yatarak ateş eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ufak parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili. ters ve kısa; kibirli, kurumlu; parça halinde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (argo) aşırmak, çalmak, yürütmek; gammazlamak, ihbar etmek, başkasının sırrını açıklamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

schnitzel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. burnu akmak; burun çekerek ağlamak; ağlar gibi konuşmak; ağlamsamak, yalancıktan ağlamak; i. sümük; burun çekerek ağlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili. canlı, hararetli; ters, huysuz. Make it snappy! Çabuk ol!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Kendisinden üstün gördüklerini taklit ederek dikkati üzerine çekmeye çalışan kimse, züppe.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. snop veya züppe kimse. snobbery i. züppelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kibarlık taslayan, züppe tavırlı, snop. snobbishly z. züppecesine. snobbishness i. züppelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. snobisme

züppelik

Züppeye yakışır davranış.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. saç filesi; f. saça file geçirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçümseyici hareket. cock a snook nanik yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., k.dili. üstüne vazife olmayan işlere burnunu sokmak; i. burnunu sokan kimse snoopy s., k.dili. üstüne vazife olmayan işlere burnunu sokan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. burun; yüz, surat. snooty s., A.B.D., k.dili. züppe, kendini beğenmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., k.dili. kestirmek, şekerleme yapmak; i. kısa uyku, şekerleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Saatli radyonun alarmının, belirlenmiş bir süre sonra tekrar etkinleşmesini sağlayan bir işlevdir.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. snob

züppe

Seçkin görünmek için, bazı çevrelerdeki düşünceleri benimseyen, hayranlık duyan ve onlar gibi davranmaya özenen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. horlamak; i. horultu, horlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Alm. Schnorchel

den. solukluk

Başı su altında tutarak yüzmeyi sağlayan soluk alma borusu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snorkel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

schnorchel. snorkel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şnorkel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. at gibi horuldamak; k.dili. kahkahalarla gülmek; (argo) koklayarak esrar çekmek; i. öfke belirten ses; atın horuldaması; kahkaha; (argo) bir yudum içki. snorter i. horuldayan kimse; şiddetli fırtına; gürültülü patırtılı iş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kaba sümük; (argo) alçak herif. snotty s., (argo) kibirli, küstah; alçak, ciğeri beş para etmez; kaba sümüklü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayvanın uzun burnu; böceklerde hortum; su borusunun ağızlığı; aşağ., (şaka) insan burnu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kar; kar gibi şey; kar yağışı; (argo) beyaz zehir, eroin; televizyon ekranında kar fırtınası gibi görünen beyaz lekeler; f. kar yağmak; karla kaplamak; A.B.D., (argo) kusur veya bilgisizliğini örtmek için abartmalı konuşmak. snow blindness kar

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kar topu; kartopu, bot. Viburnum; f. kar topuna tutmak; artmak, çığ gibi büyümek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. inci çiçeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ispinoz; (argo) eroin veya kokain tiryakisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kardan mahsur kalmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kar yığıntısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kardelen, bot. Galanthus nivalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir defada yağan kar miktarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kar tanesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kardan adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kar arabası, motorlu kızak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kar temizleme makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. demiryolunu çığdan korumak için yapılan siper.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kar ayakkabısı; f. kar ayakkabısı ile karda yürümek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çığ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kar fırtınası, tipi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kar kıyafeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kar gibi, bembeyaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kar kurdu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karlı; kar gibi, beyaz. snowily z. karlı olarak. snowiness i. karlı oluş; beyazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-bed,-bing) i. hiçe saymak, hakir görmek, küçümsemek; den. halat veya zincirle geminin yolunu kesip durdurmak; den. kastanyolaya vurarak zincirin akmasını durdurmak; i. hiçe sayma, hakir görme; den. birden durdurma (halat).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. küçük ve kalkık (burun). snub-nosed s. küçük ve kalkık burunlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. burunotu enfiye; f. enfiye çekmek. up to snuff k.dili. umulduğu kadar; kurnaz, kolay aldanmaz, açıkgöz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. mum fitilinin yanık ucunu kesmek; i. mum fitilinin yanık ucu. snuff out mum makası ile söndürmek; öldürmek. snuf fers i. mum makası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. buruna çekmek; koklayarak anlamak; koklayarak muayene etmek; i. buruna çekme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. enfiye kutusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. burnunu çekmek; sesli nefes almak; burnu tıkanmış gibi konuşmak; i. burnunu çekme; sesli nefes alma; burnundan konuşma. the snuffles k.dili. nezle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. enfiye gibi; enfiye çeken; pis kokan; huysuz, ters. snuffiness i. pis kokma; huysuzluk, terslik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. (-ger, -gest) f. çok rahat ve sıcacık; üste oturan (giysi); sıkı (geçme); f. rahat etmek; kapalı yere sığınmak. snugdown den. fırtınaya karşı yelkenlide tedbir almak. snugly z. rahatça; sıkıca. snugness i. rahatlık; sıkılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rahat yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. rahat etmek için bir yere sokulup sarınmak; sarınıp yatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sun’» dan masdar) (c tasnîAt). 1. Uydurma, yapma, yakıştırma. 2. Yalandan uydurma, icat, sahte olarak yapma: Bu haberi kendisi tasnî etmiştir. 3. (cerrâh!) Eksik olan bir organın tahta, kauçuk vesaireden sahtesini uydurup takma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تصنيع] yapma. 2.uydurma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TASNİF) (i A «sınf» tan masdar) (c. tesânîf, tasnîfât). 1. Sınıf sınıf etme, sınıflara ve takımlara ayırma, sıralama. 2. Kitap telif etme veya bir san’at eseri ortaya koyma (eskiden yazma sanatı sırasıyle şu üç basamakla derecelenirdi: tahrir, daha üstün olan te’lif ve en üstün tasnif).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

classification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assortment. classification. classification bölümleme. sınıflama.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

classification. assortment. rating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصنيف] sınıflandırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yapılmak, oluşturulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ترسناک] korkunç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Certificate of Registration)

Kayıtlı sermaye sistemine tabi anonim ortaklıklarda, sermaye artırımı işlemleri tamamlandıktan sonra sermaye artırımının tescili için, Sermaye Piyasası Kurulu’nca verilen ve ödenmiş hisse senedi tutarını gösteren belgedir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. teşne-gân). 1. Susamış, susuz. 2. mec. Pek hevesli ve arzulu. 3. İsteyen. Teşn«-leb = Dudağı kurumuş, pek susamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greatly desirous. thirsty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تشنه] susuz,susamış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Susamış. Çok istekli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Can ve gönülden istekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Susama.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تشنه دل] seven, arzulu, can atan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Can ve gönülden istekli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şenâat» tan). Pek ayıp ve çirkin nazarıyla bakma.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Cennet suyu, cennetteki ırmaklardan birinin adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. gramer). Arapça’da teklikle çokluk arasında olarak iki şahsa delâlet eden sîga ki, (en) ve (eyn) harfleriyle biter.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. umûr-Aşnâyân). iş bilir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ped, -ping) yayına basarak gevşetmek; açmak (çıtçıt).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f .dolaşık şeyi açmak, çözmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. United States Navy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. paleontoloji). Yosun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. paleontoloji). Fasîlo-i üşniyye = Yosun türünde bitkiler, Fr. algues.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Uzatılabilir snooze (kısa süre sonra alarm tekrarlama) işlevi, snooze düğmesine tekrar tekrar basarak tekrarlama süresini 8-60 dakika arasında ayarlamanıza olanak sağlar. Düğmeye her bastığınızda snooze süresi sekiz dakika uzatılır. Düğmeye basılı tutarak, erteleme süresini yeniden sekiz dakikaya getirebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Vişne jurubü, şerbeti. 2. Kirazla vişne arası meyve veren bir ağaç ve meyvesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mayhoşça ve koyu renkli bir çeşit kiraz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morello cherry. sour cherry. morello.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morello. sour cherry. black cherry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morello. sour cherry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(ekşi kiraz): Gülgiller familyasından; Nisan-Mayıs aylarında beyaz renkli çiçekler açan, 2-9 metre boyunda bir ağaç ve meyvesidir. Yaprakları parlak, tüysüz ve kısa saplıdır. Meyve; açık veya koyu kırmızı renkli ve ekşi lezzetlidir. Meyvesinde şeker, elma ve limon asidi, A ve C vitamini vardır. Ev ilaçlarında; gövde kabukları, meyvesi ve meyve sapları kullanılır. Kullanıldığı yerler: İshali keser, ateşi düşürür. İdrar söktürür. Vücuda rahatlık verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Çürük vişne renginde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purple brown. oxide brown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. was not.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. kendini bir şey zanneden delikanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nasıl, nasıl şey: Neme ne şeklinde kullanılır. Bu, neme ne iştir? = Bu, nasıl iştir?

Türkçe Sözlük by