Sof ne demek? | Sof anlamı nedir? | Sof

Sof anlamı nedir?

Sof ne demek?

Sof anlamı nedir?

Sof | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sof

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yün, yapağı. 2. Yünden yapılmış ince bir dokuma cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a woolen cloth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Special Operations Forces. special operations forces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Strength of Function.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Strength ofFunction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Start of Frame delimiter This Ordered Set is always the first Transmission Word of a Frame It is used to indicate that a Frame will immediately follow and indicates which class of service the Frame will use.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Signature on file.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweatsuit. track suit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tracksuit. sweat suit. track suit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warming up. sweat suit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. felâsife). 1. Felsefe ile uğraşan. 2. Rind, kalender. 3. Dinsiz. 4. Bilgin. 5. mec. Çok akıllı, (bk.) Filozof.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فيلسوف] filozof, felsefeci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir sofrada yemek yiyenerin beheri, sofra arkadaşı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. şu kadarki. insofar as ... e kadar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) yalnız bu sebeple, fiilen, haddi zatında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. burun ile alın bölgesine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde 2 zamanlı basit ve en küçük usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Evin ortasında olup odaların kapıları oraya açılan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hall. anteroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A long seat, usually with a cushioned bottom, back, and ends; much used as a comfortable piece of furniture. an upholstered seat for more than one person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hall. long. hall-like room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an upholstered seat for more than one person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Society of Financial Advisers A professional body linked to the Chartered Insurance Institute Membership is open to those who have passed the Institute's examinations for the Advanced Financial Planning Certificate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Status of Forces Agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

SOFA stands for Statement of Financial Activities A charity's SOFA shows all the incoming resources becoming available during the year and all its expenditure for the year, and reconciles all the changes in its funds The SOFA should account for all the fu

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Statement of Financial Activities is the main innovation introduced by the SORP It is a method of analysing all income and capital in a way that shows what happened to it, and will be required as part of all charity accounts, even small ones. a long seat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Long upholstered seat for two or more people The name sopha is of Eastern origin and was first used in France about 1680 to designate a divan-like seat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Long upholstered seat with back and arms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Selectable Optical Filter Assembly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Status of Forces Agreements set forth the legal standing of U S servicemembers in the host country.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Status of Forces Agreement; SOFAs, which establish legal rights and protocols, are negotiated between the United States and each country in which American forces are deployed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loveseat , love seat , chesterfield , davenport , settee , sofa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sedir, kanepe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water heater. geyser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geyser. water heater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flash heater. Ascot heater. geyser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. kemer, balkon veya merdivenin alt yüzü; taban.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. sûfiyye). Sofulara, mutasavvıflara ait. (bk.) Sofu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as Sufi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صوفی] tasavvufla ilgilenen, mutasavvıf.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Sofya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sophiste

fel. bilgici

Sofizmden yana olan (kimse, düşünce vb.).


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

Fransızca sophistiqué "Yapmacık, içten olmayan (tavır, davranış, duygu)." anlamındaki bu söz için yapmacık karşılığı önerilmiştir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sophistiqué

1. yapmacık, 2. karmaşık, 3. fel. yanıltıcı, 4. tekno. karmaşık

1. İçten olmayan (tavır, davranış, duygu). 2. Anlaşılması güç olan (durum). 3. Yanıltma özelliği olan. 4. Üstün teknolojisi olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sophistical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. felsefe). Bilgicilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Fransızca sophisme felsefe "Antik Yunan felsefesinde eleştiri akımı." anlamındaki bu söz için bilgicilik karşılığı önerilmiştir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sophisme

fel. bilgicilik

Antik Yunan felsefesinde eleştiri akımı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Otomobili sürüp idare eden kimse.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. chauffeur

sürücü

Karada kullanılan motorlu araçları sürüp yöneten kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

driving. driver. chauffeur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

driver. motorist. chauffeur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chauffeur. driver. coach driver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Başlıca yolculukta kullanılan meşin vesaireden daire şeklinde bir yaygı. Kenarlarında bulunan halka veya deliklere geçirilmiş bir kaytanla dolanılıp yere açılınca üstüne ekmek ve yemek konur: Sofrayı açmak, yaymak. 2. Üzerinde yemek yenen sini veya masa. 3. (mec.) Yemek: O adamın sofrası daima açıktır. 4. Makat, oturak yeri. Sofra takımı = Çatal, kaşık, bıçak, tabak gibi sofraay ve yemek yemeye lâzım olan şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

table. dinner table. board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

table. dining table. meal. table with a meal on it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

board. dinner table. dining / dinner table. mess. dining room table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

table linen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tablecloth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tableware.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cover. the dishes. flatware.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

table salt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

table salt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir konak veya büyük bir dairede ve toplantılarda sofra ve yemek hizmetlerini gören şef garson: Düğün sofracıları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sofra hizmetini gören garsonun işi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., z. yumuşak; mülâyim, tatlı, nazik, uysal, latif; sakin, asude; yufka yürekli; zayıf, ince, narin, dayanıksız; hafif; ask. korumasız; kim. bakterilerle ayrışabilen; İng., leh. nemli, ılık (hava); i. yumuşak şey; yumuşaklık; k.dili. ahmak kimse; z

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. az pişmiş, rafadan (yumurta).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yumuşak kabuklu (yengeç, kaplumbağa); ılımlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., k.dili. yağlamak, ayartmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tatlı dilli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tatlı sesli (çalgı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tatlı sesli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) («SÜfî» den). Medrese talebesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any one attached to a Mohammedan mosque, esp. a student of the higher branches of theology in a mosque school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fanatic adherent. blind follower of a cause.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., T. softa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Softa hâli, medrese talebeliği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit beysbol; bu oyunda kullanılan top.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yumuşatmak, mülâyimleştirmek, gevşetmek; teskin etmek, yatıştırmak; yumuşamak, mülâyimleşmek; yatışmak. softening of the brain tıb. beyin zarının yumuşaması, colloq. beyin sulanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yumuşak kalpli, yufka yürekli, merhametli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. software

yazılım

Bir bilgisayarda donanıma hayat veren ve bilgi işlemde kullanılan programlar, yordamlar, programlama dilleri ve belgelemelerin tümü.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kompütöre verilen plan, program ve belletmeler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çam; tahtası yumuşak olan ağaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SÜFİ) (i. A.) (c. sûfiyyûn). (Yünlü esvap giymeleri münasebetiyle «sof» tan ve daha doğrusu «tasavvuf» kelimesinin de aslı olan ve «hikmet» mânâsına gelen Y. «sofiya» dan.) 1. Tasavvufa ait. Tasavvuf inancına bağlı. Pek dindar, pek sofu bir adamdır, (bk. sofî).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ascetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

godly. puritan. religious. pious. devout. devotee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who strictly conforms to the laws or principles of his religion. devout. religious. strict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dindarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asceticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk Musikisi’nde 4 zamanlı bir büyük usul. Mürekkep usullerin en büyüğüdür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highway driver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by