Sohbet-i Sek | Sohbet-i Sek ne demek? | Sohbet-i Sek anlamı nedir?

Sohbet-i Sek | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sohbet sek

Türkçe Sözlük

(i. F.) (asıl fiil olup sıfat terkibi içinde sıfat mânâsını ifade eder). Donatan, süsleyen, tezyin eden, şenlendiren: Suhan-Arâ = Süslü söz söyleyen. DilArâ = Gönül süsleyen, yani sevgili, dilber, mahbub. Meelis-Arâ = Meclis süsleyen, sohbet ve zarafetiyle meclisi şenlendiren.

Türkçe Sözlük

(i.). Ayakta durarak: Ayaküstü sohbet ettik.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. berekât). 1. Nimet, Tanrı ihsanı, Osm. mevhibe-i subhâniyye. 2. Bolluk, feyz: Bu sene tarımda çok bereket var. 3. Mübareklik, uğur, saadet: Filân zâtın sohbeti bereketiyle, duanızın bereketiyle. 4. Azı çok yerine geçecek surette Tanrı’nın takdirini elde etmek: Helâl kazanılmayan malda bereket yoktur. Bereket versin. 5. Hamdolsun, Allaha şüKürler olsun, hele, bari: Bereket versin hava bulutlu idi, yoksa sıcaktan bayılırdık. 6. Alınan bir şey için dua makamında söylenir; cevabında «bereketini gör» derler.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sohbet ve muhabbet meclisi, içki meclisi: Bezm-i ülfet, bezm-i işret, bezm-i vefâ.

Türkçe Sözlük

ve BEZM-GEH (i. F.) (bezm = meclis, gâh =: yer). Sohbet ve içki için toplanılan yer.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Dünya meclisi, sohbet toplantısı. Bezm-i Alem Sultan. Sultan Abdülmecid’in annesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sohbet, konuşma, söyleşi, hasbıhal; sohbet tarzında yazılmış kısa makale veya deneme.

Yabancı Kelime

İng. chat

sanal sohbet

Uluslararası iletişim ağ ortamlarını kullanarak çeşitli yazılımlar aracılığıyla kişilerle karşılıklı olarak yazılı, sesli veya görüntülü görüşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). teklifsizce konuşmak, samimi konuşmak; gevezelik etmek; hoşbeş etmek, sohbet etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sohbet, teklifsiz konuşma, hoşbeş; birkaç cins ötücü kuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). konuşkan; konuşma şeklinde, sohbet tarzında. chattily (z). konuşkanlıkla chattiness (i). konuşkanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). sohbet etmek, söyleşmek, hasbıhal etmek, konuşmak: (i). konuşma, sohbet, söyleşi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). paylaşma; katılma; Aşai Rabbani ; Hıristiyanlıkta mezhep; arkadaşlık; sohbet.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kolayca arkadaş olabilir; hoş sohbet; samimi, sıcakkanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sohbet etmek, başbaşa vermek, konuşmak. confabula'tion (i). sohbet.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hakkında konuşulabilir; sohbeti tatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konuşma, sohbet, muhavere mükâleme. conversation piece dikkati çeken ve kendisinden bahsettiren herhangi bir şey. criminal conversation (huk). zina.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). konuşmaya ait , konuşmaya hazır, konuşabilir, konuşkan. conversationalist (i). iyi konuşan kimse, sözü sohbeti yerinde kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (gen). with (ile). konuşmak, sohbet etmek.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Karın tok olmak, açlık defedilmek: O kadar ekmekle doyulur mu? 2. mec. Kanaat gelmek, iktifa olunmak: Bu manzaraya doyulmaz; sizin sohbetinize doyulur mu?

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. İlik, düğme. 2. Sözü sohbeti çekilmeyen kaba kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). toplanmak, içtima etmek, bir araya gelmek; rastlamak, tesadüfen görmek; ahbap olmak, sohbet etmek.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Mülâkat. 2. Sohbet, sevgi, muhabbet. 3. Mükâleme, konuşma, görüşme, müzakere.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. iki veya fazla kimsenin karşılıklı konuşması; karşılaşmak, buluşmak: Kardeşimle çoktan görüşmedim. Komşularla her gün görüşürüz. Görüşmeyeli nasılsınız? Birbirimizi görmeyeli. 2. Konuşmak, sohbet etmek, muhabbet eylemek: Bir saat kadar görüştük. Öteki beriki ile görüşmeye sarfedeceğim zamanı kitap okumaya ayırsam daha faydalı olur. Uzun uzadıya görüştük. 3. Söyleşmek, konuşmak, müzakere etmek: Bu iş için görüşmeliyiz. Kendileriyle görüşüp bir karar verelim. 4. Sohbet, anlaşma, temas etmek: O, kimse ile görüşmez. Görüştüğü adamlar sayılıdır. 5. Tanışmak, birbirini tanımak, tanışıklığı bulunmak, Osm. muârefesi olmak veya muârefe peyda etmek: Falan zatla görüşüyor musunuz? Komşuyuz ama, görüşmüyoruz. Alçaktan görüşmek = Dalkavukluk etmek, aşağıdan almak, Osm. müdârâ etmek. Görüşmemek = Dargın olmak, münasebeti kesmek: Ben, onunla görüşmüyorum.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İki veya fazla adamın birbirlerini görmelerine vasıta olmak, mülâkat ettirmek, bir yere gelmelerine yardım veya müsaade etmek: Sizi seveceğiniz bir adamla görüştüreceğim. Bu mektepte talebeyi yabancılarla görüştürmezler. 2. Sohbet ve mükâleme veya müzakere ettirmek: Ben iki tarafı görüştüreyim de karalarını size bildiririm. .

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Mülâkat edilmek, bir araya gelinmek: Vakitsiz görüşülmek olmaz, sonra görüşülebilir. 2. Konuşulmak, sohbet edilmek, anlaşma için müzakere olunmak: Bu iş hakkında kendileriyle görüşülmek lâzım gelir. Kahvede görüşülmek münasebet almaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), ünlem cana yakın, şirin, hoşsohbet, mültefit; merhametli, kerim, rahim; ünlem Hayret! Good gracious! Allah Allah ! His most gracious Majesty Haşmetmeab Kral Hazretleri. graciously (z.) zarif olarak; sıcakkanlılıkla, cana yakınlıkla. graciousnes

Türkçe Sözlük

(i. A.). Un yahut nişasta, şeker ve yağdan vesair şekilde yapılıp türlü çeşitleri olan tatlı: İrmik, tahin, koz keten helvası. Kudret hel.vası: mec. Helva cemiyeti, sohbeti = Helva pişirip yemek için verilen ziyafet ve cemiyet, (bk.) Halva.

Türkçe Sözlük

(i.). Birlikte sohbet eden, görüşen, konuşan: Daima iyi adamlarla hem-sohbet olmalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همدم] arkadaş, yakın dost, sohbet arkadaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [هم صحبت] sohbet arkadaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [خوش صحبت] tatlı sözü, sohbeti tatlı.

Türkçe Sözlük

(i. A. «fâide» den masdar) (c. istifâdât). 1. Faydalanma, kazanma, kâr etme: Bu çalışmadan bir istifadeniz var mıdır? 2. Mânen faydalanma, bir şey öğrenme, bilgisini genişletme: Bu adamın sohbetinden istifade olunur; istifade olunacak bir kitaptır. Bundan ne istifade olunur: Ne kazanılır, ne çıkar, ne hâsıl olur?

Türkçe Sözlük

(i. A. «sohbet» ten masdar). Yanına alma, beraber götürme: Kitabını istishâb ederek gitti. Bil-istishâb = Beraber alarak, ...le birlikte.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Görüşme, dostluk. 2. Mükâleme, müsâhabe, sohbet: Konuşması tatlı bir adam.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Düşünceleri sözle İfade etmek. 2. Düşünceleri herhangi bir vasıtayla anlatmak: Flama ile konuşmak. Dilsizler el işaretiyle konuşur. 3. Görüşmek; sohbet, yârenlik etmek. 4. Tanışmak: Onunla hiç konuşmadık. 5. Komşu olmak.

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Lâkırdı, söz: Bir lâf söyledi; birtakım lâflar olmuş; bir lâf işittim. 2. Konuşma, mükâleme, sohbet: Lâf ediyorduk; lâf sırasında. 3. Bahis: Onun lâfını etme; lâftan lâfa. 4. Lüzumsuz ve boş söz, saçma söz: O lâftır ben kulak asmam. Lüf-ü güzâf = Saçma sapan. 5. Atıp tutma, övünme: Lâf atıyor; onunki lâftan, sırf kuru lâftan ibarettir. Lâf atmak = 1. Boş sözler söylemek. 2. Söz atmak, dolayısıyla dokunacak bir söz söylemek: Bana lâf atmak istedi. Lâf vurmak = Övünmek, dem vurmak: Cesaretten lâf vuruyor. Lâf etmek = 1. Konuşmak. 2. Münakaşa etmek. Lâfını etmek = Bahsetmek, zikretmek, anmak.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (aslı mahabbet olup, bu şekli galattır). 1. Sevme, sevgi, sevişme: Muhabbetimiz eskidir. 2. Dostluk, sadakat: Muhabbet-i Ehl-i Beyt. 3. Aşk: Aşk ve muhabbet. 4. Dostça sohbet, konuşma: Oturup muhabbet ediyorduk; muhabbet arasında, (bk.) Mahabbet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصاحبه] konuşma, sohbet etme.

Türkçe Sözlük

(i. A. «sohbet» ten masdar). İki veya fazla kişi arasında konuşma, sohbet etme: Akşamları birleşip musâhabe ederdik.

Türkçe Sözlük

(i. A. «sohbet» ten if.) (mü. musâhibe). t. Biriyle musâhebe eden, konuşan, arkadaş. 2. Eskiden büyük adamları eğlendiren nedîm. 3. Musâhib-i şehryârî = Padişah musâhibi. Padişahın yakın hizfnetinde bulunanlara verilen unvan ve görev.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مصاحب] arkadaş, sohbet arkadaşı. 2.padişahın özel işlerine bakan.

Türkçe Sözlük

(i. A. «semr» den masdar) (c. müsâmerât). 1. Gece toplanıp konuşma gece sohbet ve müzakeresi. 2. Okullarda verilen temsil.

Türkçe Sözlük

(i. A. «sohbet» ten imef.) Birinin yanına ve eşliğine alınmış.

Türkçe Sözlük

(i. A. «sohbet» ten if.) Birini yanına alan, eşliğinde bulunduran, beraber götüren.

Türkçe Sözlük

(e.). 1. Bir şeyden bazen soru sormak için kullanılır: Sİz kimsiniz, elinizdeki nedir? Ne istiyorsunuz? Bu ne adamdır. 2. Şaşkınlık ve bolluk gösterir: Ne güzel! Ne soğuk! Ne yağmur! Bu ne hava! Yalnız olarak şaşma edatı gibi de kullanılır: Ne! 3. Soru olmaksızın müphemlik ve umumîlik gösterir: Ne buldu ise aldı; ne :şitse inanır; ne isterse yapsın. 4. izafet zamirleri ile birleşerek «hangi şey» mânâsını ifade eder: Nem, nemiz, nen, neniz, nesi, neleri, nemiz eksik? Nen var? (c.). Başlıca «ne kadar şeyler» mânâsıyle kullanılır: Ne umurum, ne umurun, bana ne vs. Neme, nene lâzım; ne vazifem, ne vazifen. Ne o = Nedir? Ne oluyor? Ne olursa = Her ne olsa. Ne olursa olsun — Her halde, netice iyi de olsa, kötü de olsa, Fars. herçi-bâd-Abâd. Ne ola (nola) = Bir şey değildir, büyük bir şey mi? Ne çıkar? Ne için (niçin) = Ne sebepten, ne maksatla? Ne ise = Tafsilâta hâcet yoktur, ne olursa olsun. Nece = Ne dilde, hangi dille= Türkçe söylemiyorsa nece söylüyor? Neci = 1. Hangi san’at sahibi, hangi san’ atla meşgul: Bu adam kunduracı mıdır necidir? 2. Hangi münasebetle: Sen, burada necisin? Ne hâcet = Daha neler? Ne hâl = Keyfiyet, nasıliık: Ne haldedir? Ne hâle geldi? Ne hâl peydâ etti? Ne haber, bir şey var mı, bir şey bilir misiniz? Nedir = Ne var, ne oluyor? Ne türlü = Nasıl: Bu ne türlü işdir? Ne türlü yaptınız? Neden = Ne sebepten; neden dolayı, Ne için? Ne demek = 1. Mânâsı, nedir? 2. O nasıl söz, öyle şey mi olur? Ne demek olsun = Öyle şey olmaz. Ne zaman, ne vakit = Hangi vakit ve zamanda? Ne aceb = Acaba. Ne kadar = 1. Sayı sualidir: Ne kadar kâğıt istiyorsun? Bu bardak ne kadar su alır? 2. Çok, ne çok: Ne kadar su içiyorsunuz. Bu havayı ne kadar severim. 3. Her ne miktarda: Ne kadar çalışsanız ona yetişemezsiniz. Her ne kadar = İle beraber, olduğu halde: Her ne kadar okumamış ise de sözü sohbeti yerindedir; her ne kadar ihtiyacım var ise de ondan bir şey istemeyeceğim. Ne gerek, re lâzım = Neme gerek, neme lâzım = Bana ait değildir, ben karışmam; nene, nenize, nesine gerek, lâzım. Ne münasebet = Hiç, asla, öyle şey olmaz. Ne var = Nedir, ne oluyor? Ne var ne yok = Ne haber? Neye = Ne için, ne maksatla: Neye geldiniz? Ne sebepten: Dün neye gelmediniz?

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. nudemâ) (mü. nedime). 1. Sohbet arkadaşı. 2. Bir büyük zâtı ve hükümdarı güzel sözlerle eğlendiren adam: Nedîm-i hâs.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ندیم] padişahların ve yüksek rütbeli devlet ricalinin sohbet arkadaşı. 2.güzel hikaye anlatan.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Meclis arkadaşı, sohbet arkadaşı. 2.Büyükleri fıkra ve hikayeleri ile eğlendiren. Güzel hikayeler anlatan, tatlı konuşan. - Nedim: Osmanlı şairlerinden. Asıl adı Ahmed’tir. Lale devri şairlerindendir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صحابه] Hz. Muhammed’in sohbetlerine katılan müslüman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صحابی] Hz. Muhammed’in sohbetlerini katılan müslüman.

Türkçe Sözlük

(SAHİB) (i. A. «sohbet» ten if.) (c. ashab, sahâbe, sahb). Konuşulan, arkadaş. Peygamberimiz’le konuşabilen çağdaşları: Ashâb-ı Kirâm. Sahâbe-i Resûlu’llâh, Al ve sahbına salât ve selâm olsun.

Türkçe Sözlük

(i. F., Fars. sebük = hafif, Ar. rûh = can). Ağır canlı olmayan, sohbeti hoş ve güzel.

Türkçe Sözlük

(ŞEKK) (i. A.) (c. şâkOk). Şüphe, tereddüt.

Türkçe - İngilizce Sözlük

neat. dry. straight.

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - İyi yürekli, hoş sohbet kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tütün içen kimse; tütün, içenlere mahsus vagon veya kompartıman; sigara içip sohbet edilen toplantı. smokers heart tıb. çok sigara içenlerin kalbine arız olan hastalık. smokers throat tıb. çok sigara içenlerin boğazına arız olan hastalık.

Teknolojik Terim

Cep telefonlarının kısa mesaj gönderme ve alma özelliklerini kullanarak sohbet etmektir.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. girgin, arkadaş canlısı; tatlı, nazik, tatlı dilli; hoş sohbet. sociability, sociableness i. hoş sohbetlik; toplum hayatından hoşlanma. sociably z. candan.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. toplumsal içtimai, sosyal; toplumda yeri olan, cemiyete ait; bot., zool. kütle halinde büyüyen veya yaşayan; sosyetik; i. sohbetli toplantı, sohbet meclisi. Social Democrat sosyal demokrat parti üyesi. social insurance sosyal sigorta. social i

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Arkadaşlık. 2. Hazret-i Muhammed’le konuşma: Sohbet-i nebeviyye. 3. Konuşma, görüşme, birlikte oturup söyleşme: Akşamları toplanıp sohbet ederdik, sohbet arasında sözü geçti; sohbeti tatlı bir adamdır. Helva sohbeti = Eskiden helva pişirip yemek için akşamdan sonraları yapılan toplantı.

Türkçe - İngilizce Sözlük

chitchat. confab. chat. conversation. talk. causerie. confabulation. gabfest.

Türkçe - İngilizce Sözlük

banter. chat. chatter. chitchat. conversation. talk. small talk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صحبت] konuşma.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Görüşüp, konuşma, arkadaşlık.

Türkçe - İngilizce Sözlük

conversation. chat. conversation sohbet.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., (eski) ziyafete ait; i. ziyafet; sofra başı sohbeti.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Deniz suyundan elde edilen veya maden hâlinde elde edilen beyaz madde ki, suda erir, tad vermek için yemekte kullanılır. Deniz tuzu = Denizden çıkarılanı. Kaya tuzu = Karadaki tuz ocağından çıkanı. Hacıbektaş tuzu = Kaya tuzunun en iyisi. 2. Kimyada bazı terkiplerin adı. 3. mec. Tat, lezzet: Sohbetinin hiç tadı tuzu yoktur. Tuz, ekmek = Nimet. Tuz, ekmek hakkı = Şükran, minnettarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. konuşmayan, sohbetten hoşlanmayan, merdümgiriz, çekilgen, yalnızlığı seven, kaçınık. unsociabil'ity, unsociableness i. çekilgenlik. unsociably z. çekilgence; sohbetten kaçmarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sohbetten hoşlanmayan; merdümgiriz, toplumdan hoşlanmayan; topluma karşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. ziyaret etmek, yoklamak, gömrüşmeye gitmek; resmi ziyarette bulunmak; hastayı muayene için gitmek (doktor); özel bir maksatla gelmek; musallat olmak, çektirmek; i. ziyaret, görüşmeye gitme; doktorun hastaya gitmesi, vizite; k.dili. sohbet; teft

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yerinde söylen miş; hoş sohbet, sohbeti tatlı.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Arkadaşlık. 2. Ahbabça sohbet etme.