Som ne demek? | Som anlamı nedir? | Som

Som anlamı nedir?

Som ne demek?

Som anlamı nedir?

Som | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: som

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bıçak vesaire sapı yapılan balık dişi: Som kalemtraş sapı 2. Tek olarak, yekpâre, bütün ve içi dolu, kof veya kaplama olmayan: Som gümüş, som altın, som kâgir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Uğursuz, meş’um, şeâmetli: Şom tâlih, şom ağız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solid. massive. sterling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the basic unit of money in Kyrgyzstan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pure. solid. not hallow. unalloyed. massive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

School of Music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

System Object Model A 32-bit HP-proprietary object file format for 10 x and 32-bit 11 0 releases of HP-UX The ELF format is used for 32-bit 11i and 64-bit 11 x HP-UX See also: ELF.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sale of Marks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

School of Medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Support Options Matrix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Somerville 1:43 hm England.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

System Object Model SOM was [IMAGE png]IBM's try to establish an object standard See http://www ibm com/. the basic unit of money in Kyrgyzstan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çalı süpürgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. neşeli, canlı. blithesomeness i. neşelilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çiçek, meyva baharı; f çiçek vermek, bahar açmak; gelişmek; hali vakti yerinde olmak. in blossom baharı açmış, çiçeklenmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. göğüs, sine, bağır, koyun;elbisenin göğsü kaplayan kısmı; s. samimi çok yakın; göğüse ait. bosom friend samimi dost, can yoldaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bağrına basmak, kucaklamak; gizlemek, saklamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (eski). vaftiz sırasında çocuğa giydirilen beyaz elbise.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyol). kromozom.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr). konsome, et suyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hantal sıkıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hastalık derecesinde içki iptilası, ayyaşlık, dipsomani. dipsomaniac (i). içkiye müptelâ kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kucaklamak, bağrına basmak; beslemek, büyütmek, bakmak; sığındırmak, sarmak, muhafaza etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ecza.) müshil olarak kullanılan magnezyum sulfat, İngiliz tuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dehşetli, korkunç; korkak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s aşm, müfrit, taşkm (iltifat), dalkavukça fulsomely z aşln olarak ful someness i aşırılık, müfrit oluş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s neşeli, şen; canlı, hareketli

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D gazölçer; İng. gazometre. gasometry i. gaz öIçme bilgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. memnun, sevinçli, neşeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) gruesome.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) korkunç, dehşetli, iğrenç. gruesomely (z.) dehşetle, korkunç, bir şekilde. gruesomeness (i.) dehşet, korkunçluk,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) yakışıklı; çok, bol, mebzul, iyi; cömert. handsomely (z.) cömertçe; bol bol .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), hansom cab (han'sım) arabacısı arkada oturan iki tekerlekli ve tek atlı araba .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uykusuzluk, uyuyamazlık. insomniac i. uykusu zor gelen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., gen. as veya that ile o dereceye kadar, o kadar ki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sıkıcı, bıktıncı, bizar edici, taciz edici, usandırıcı. irksomely (z.) sıkıcı bir şekilde, bıktırarak, usandırarak. irksomeness (i.) sıkıcı olma, bıktıncı olma, usandırıcı olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (kim.) izomer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (kim.) izomerili. isom'erism (i.) izomeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ölçü bakımından eşit olan, öIçüleri eşit olan. isometric exercise hareketsiz olarak kasılma ile adale egzersizi. isometrics (i.) hareketsiz yapılan idman, kasların sistematik ve hareketsiz gerilip açılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) öIçüde eşitlik; yükseltide eşitlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) izomorf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (kim.), (biyol.) eşbiçimli, izomorf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. calcimine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Lokanta, gazino gibi yerlerde yenip içilen şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Barlarda, müşteriye arkadaşlık eden, onunla içki içen kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hostess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

B-girl. hostess. taxi dancer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consomme. consommé.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şen, şuh; neşeli, canlı; parlak, ışıklı. lightsomely z. şuhca; canlı olarak. lightsomeness i. şuhluk; parlak!ık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kıvrak, çevik, çabuk hareket eden atik. lissomely z. çabuk hareket ederek. lissomeness i. kıvraklık, çeviklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tiksindirici, nefrete layık, iğrenç. loathsomely z. nefret edilecek surette. loathsomeness i. iğrençlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yalnızlıktan içi sıkılmış. lonesomeness i. yalnızlıktan doğan iç sıkıntısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., fiz. sıvı ile billur arasında bir halde olan; adale ve kemikleri çok gelişmiş (insan).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) iğrenç, pis kokulu; zararlı, muzır. noisomely (z.) iğrenççe. noisomeness (i.) iğrençlik; muzırlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Bergama şehrinin adından). Eskiden yarı yazmak için özel olarak hazırlanan deri. Parşömen kâğıdı = Parşömene benzetilerek yapılan iyi cins kalın kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parchment. sheepskin. vellum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parchment. vellum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parchment. vellum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parchment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parchment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akıl ile beden arasındaki ilişkiye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. buhar kuvvetiyle işleyen tulumba; nabız ölçme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kavgacı, ters, huysuz. quarrelsomely z. kavga etmeye meyilli olarak, kavgacı tavırla. quarrel someness i. kavgacılık, kavgacı tabiat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) fidye, fidye ile serbest bırakılma; (f.) fidye ile kurtarmak; fidye alarak serbest bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salmon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salmon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boş, nafile, beyhude: Soma hayvan = Mankafa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The whole axial portion of an animal, including the head, neck, trunk, and tail. personification of a sacred intoxicating drink used in Vedic ritual leafless East Indian vine; its sour milky juice formerly used to make an intoxicating drink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Status of Mission Agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The cell body of a cell, where the nucleus is located.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The mortal cell lines in a body See germ plasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Body; the body of a neuron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A SOMA with parameters is a semi-Latin square with these parameters having the further property that the sets of entries in different cells of the array have at most one symbol in common. cell body; the part of the neuron that contains the cell's nucleus

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See, Amrita.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A creeper whose juice was used in Vedic sacrifices; also an epithet of the moon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The cell body of an axon. leafless East Indian vine; its sour milky juice formerly used to make an intoxicating drink. personification of a sacred intoxicating drink used in Vedic ritual. alternative names for the body of a human being; 'Leonardo studied

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -mata) gövde, soma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabuğu hekimlikte kullanılan taneleri dövülerek kebap gibi bazı yemeklere konan bir cins küçük ağaç (Asıl Türkçesi: Tadım, tutum.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sumac sumach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Samâkî» den). Birkaç renkli mermer. Birkaç renkli, alaca: Somaki mermer taş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

somali.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

somalia. somalian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Hamitic people of East Central Africa. the Cushitic language spoken by the Somali people a member of a tall dark people inhabiting Somalia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Somalia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a member of a tall dark people inhabiting Somalia. the Cushitic language spoken by the Somali people. of or relating to the African republic of Somalia or its people or their language and culture; 'Somali coffee is excellent'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Somali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sımât» tan). 1. Sıra ile konmuş yemek sofrası. 2. Ziyaret.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. gövdesel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) gövde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. somatoloji, insan vücudunu inceleyen ilim dalı; antropolojinin insanın fizik yapısı ile ilgilenen dalı. somatologic(al) s. somatoloji ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ay gibi kusursuz, eksiksiz güzel. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. koyu, karanlık, loş; kasvetli, can sıkıcı, sıkıntılı. somberly z. loşça; kasvetle. somberness i. loşluk, kasvetlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geniş kenarlı şapka, sombrero.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., zam. bazı; bir; birtakım; birkaç, biraz, bir miktar, bir hayli, epeyce; A.B.D., k.dili. hatırı sayılır; z. yaklaşık olarak, takriben; zam. bazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(sonek) cisim: chromosome.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(sonek) -ci, -ce: quarrelsome.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

zam., i. biri, birisi, bir kimse; i. hatırı sayılır kimse, büyük şahsiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., A.B.D., k.dili. bir gün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. bir yolunu bulup, her nasılsa. somehow or other her nasıl olursa olsun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Doğru, katışıksız, güçlü el.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

zam., i. birisi; i. bir kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., k.dili. bir yere, bir yerde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Doğru, katışıksız güçlü kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. taklak, perende; f. taklak atmak, perende atmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. semestre

eğt. yarıyıl

Bir öğretim yılının ayrıldığı iki dönemden her biri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academic term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir ders yılının ayrıldığı iki dönemin her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semester. term. semester yarıyıl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semester. term. termtime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir şey; bir parça şey; olağanüstü bir şey; falan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. eski, sabık; z. bir zaman, ilerde, evvelce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. bazen, ara sıra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. bir yolunu bulup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., i. biraz, bir dereceye kadar; i. bir parça, bir şey; önemli kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., i. bir yere, bir yerde; i. bir yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. bir yönde. in somewise bir noktada.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). 1. Muhtelif maksatlarla kullanılan önü tamamen açık ocak. 2. Bu ocağı meydana getiren taş, maden işçiliklerin bütünü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fireplace. grate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fireplace. hearth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fireplace. fireside. hearth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uyur gezerlik. somnambulate f. uykuda gezmek. somnambulation i. uykuda gezme. somnambulist i. uyurgezer kimse. somnambulistic s. uykuda gezer gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. somnambulisme

uyurgezerlik

Uyurgezer olma durumu.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uyku getirici, uyutucu; uyuşturucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sayıklama, uykuda konuşma; sayıklanan sözler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uyku basması, uykulu hal, ağırlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uykusu gelmiş, uyku basmış; uyku getiren. somnolently z. uyku getirecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salmon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salmon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yuvarlak ekmek: Bir somun ekmek. 2. Yumru şey, deve ayağı gibi şiş ve yumuşak şey. 3. Ucu vidalı kalın çivinin ucuna geçirilmeye mahsus vidalı kare şeklinde demir pul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loaves.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loaf. loaf. nut. nut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolt pin. nut. loaf. turnscrew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Homurdanmak, söylenmek, mırıldanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uy. k.). Sömürgeci devlet tarafından sömürülen ülke, müstemleke.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colonial. colony. dependency. plantation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colony. possession. dependency. colonial müstemleke. koloni.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colony. settlement. commercial factory. dependencies. dependency. dominion. possession. colonial possession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Yabancı bir ülkede hâkimiyet kurarak o ülkenin kaynaklarından maddî faydalar sağlayan ülke, müstemlekeci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperialist. colonist. planter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colonial. colonist. colonial müstemlekeci.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colonialist. colonizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colonialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colonialism. colonialism müstemlekecilik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colonialism. colonial expansion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colonialization. settling. settlement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to colonize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exploiter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Surat asıp dargın durmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exploitation. sucking up. overreaching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Öküz gibi burnuyla iterek topleyıp yemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exploit. sweat. trade on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exploit. to exploit. to presume on. to gobble sth. seize for private gain. to gobble down. to devour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to exploit. to use sb / sth wrongfully for one's own ends. to take improper advantage of sth. to suck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morose. sulky. grumpy. unsmiling. sour. glum. sullen. surly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grumpy. morose. sulky. sullen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sulky. dour. grumpy. saturnine. sullen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sulkiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sulkiness. sulks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dudaklarını uzatıp küskün çehreyle durmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be in the sulks. sulk. frown. pout. have the pouts. make face. go sour. turn sour. lower. mump. sour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lour. lower. pout. sulk. to pout. frown. to sulk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sulk. to pout. make a face.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exploitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exploitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exploiter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exploiter. exploitative. preyer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exploitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exploitation. being exploited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be exploited. to be sucked (into one's mouth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Müşahhas.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concrete. tangible. palpable. perceptible. physical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concrete. palpable. tangible. concrete müşahhas. konkre. concrete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concrete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become concrete. materialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to concretize. embody. formalize. incarnate. reify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concreteness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concreteness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedspring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedstead made of a mesh of pliable metal slats attached to a metal frame. bedsprings. box springs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Y.). Madenî yaylı kerevet. 2. Karyolaya konulan madenî yaylı yatak altı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. üç1ü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yorucu, sıkıcı. tire somely z. yorucu surette. tiresomeness i. yoruculuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zahmetli, meşakkatli, emek isteyen, yorucu. toilsomely. z. zahmetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. lezzetli, tadı güzel, iştah açıcı; hoş. toothsomely z. lezzetle; hoşça. toothsomeness i. lezzetlilik; hoşluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vasistas; pencereyi yatay olarak bölen kiriş; çapraz kiriş; den. kıç yatırması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zahmetli, sıkıntılı, üzgülü, belâlı, üzüntülü; baş belası, musibet, rahat vermez. troublesomely z. zahmetli olarak. troublesomeness i. zahmetlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. tripanazoma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. iki kişi ile yapılan, çift, iki kişilik (dans veya oyun).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ifşa etmek, açığa vurmak, itiraf etmek, içini boşaltmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güzel olmayan, çirkin, yakışıksız; cimri .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sağlam olmayan, sakat, sıhhatsiz; bozuk; zararlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., fizyol. kan damarlarını büzücü veya genişletici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cüretli, atak, atılgan; riskli. venturesomely z. cesaretle. venturesomeness i. yiğitlik; maceraperestlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sıkıcı, yorucu, bıktırıcı, usandırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sıhhi, sıhhate yararlı, hasiyetli; sıhhatli; tekin. wholesomely z. sıhhatle; tekince. wholesomeness i. sıhhatli olma; tekin olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sevimli, hoş; neşeli, şen; çekici, alımlı. winsomely z. sevimli şekilde. winsomeness i. sevimlilik; çekicilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by