Sop ne demek? | Sop anlamı nedir? | Sop

Sop anlamı nedir?

Sop ne demek?

Sop anlamı nedir?

Sop | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sop

Türkçe Sözlük

(I.). Soy kelimesiyle beraber kullanılır: Soy sop = Nesil ve neseb, akraba ve yakınlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ped, -ping) sıvıda yumuşatılmış şey; tirit; yatıştırıcı şey; sus payı, susmalık; f. sıvıya batırmak, banmak; iyice ıslatmak; ıslanmak, içine geçmek (yağmur). sop up emmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. soprano.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit yeşilimsi kuvars taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Polis ve polis görevlisi asilerin taşıdığı, kauçuktan yapılma sopa.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (anat.) yemek borusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eskiden Hindistan'da bulunan ve çıplak gezen filozof sınıfından bir kimse; çıplak gezen kimse. gymnosophy (i.) bu sınıfın inandığı felsefe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zufa otu, çördük, bot. Hyssopus officinalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. yaprakların yumuşak iç dokusu, mezofil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Mezopotamya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.) (musiki), kadın seslerinden orta kalınlıkta olanı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zayıf ve korkak tabiatlı adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) esophagus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. filozof; hayatını felsefe ve mantık üzerine düzenleyen kimse; güçlükler karşısında filozof gibi kendine hâkim olabilen kimse. philosopher's stone. simyada iksir, başka madenleri altına çevir diği farzolunan tılsımlı taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. felsefeye ait; felsefi, filozofça; akıllıca, sakin, düşünceli. philosophically z. filozofça, düşünerek. take (it) philosophically umursamamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. filozofça konuşmak veya düşünmek; felsefeyle meşgul olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. felsefe; pratik zekâ; ağır başlılık. moral philosophy ahlâk ilmi. natural philosophy eski biyoloji, tabiat bilgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kalın deynek: Elinde bir sope vardı. 2. Kumaş vesairede enli yol ve çubuk. 3. Dayak, kötek, darbe. Sopa atmak, vurmak — Döğmek; Sopa yemek = Döğülmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stick. rod. cudgel. bat. club. bashing. beating. baton. bludgeon. cane. caning. cosh. drubbing. ferule. fescue. flogging. switch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baton. cane. club. crook. rod. stick. cudgel. bat. beating. hiding. going-over. thick stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

club. thick stick. cudgel. crooked stick. staff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Spanish: soup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Soup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to club.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Elinde sopası olan, sopa ile silâhlı. 2. Geniş yollu (kumaş vesaire).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sofizm, bilgicilik, safsata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sofist; k.h. safsatacı kimse, yalan sözlerle başkalarını ikna etmeye çalışan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sofist; İng. bazı üniversitelerde ikinci veya üçüncü sınıf öğrencisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sofistçe, safsata kabilinden; i. sofistlerin sanat veya yöntemleri. sophistically z. sofistçe davranışlarla. sophisticalness i. sofistlik taslama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. masumluğunu kaybettirmek; tecrübelendirmek; nad. hile ve safsata karıştırmak; aydınlaştırmak; hile ve safsata öğreterek ahlâkını bozmak. sophisticated s. bilgiç olan, kültürlü, görmüş geçirmiş; incelikli; bilmiş; karmaşık; ileri, teferruatlı (teçhi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. safsata, yanıltmaca; sofistlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Sofokles.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. lise ve üniversitede ikinci sınıf talebesi. sophomor'ic(al) s. ikinci sınıf talebesine ait; bilgiçlik taslayan; pişmemiş, toy; üslup ve davranışlarında aşırılığa kaçan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden İran hükümdarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uyku getiren, uyutucu. soporiferousness i. uyku getirici durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. uyku getiren, uyutucu (ilâç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tirit gibi; sırsıklam, çok ıslanmış; yağmurlu; İng., (argo) aşırı duygusal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sopranodan daha tiz sesli alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.) (musiki). İnce kadın sesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soprano. treble. soprano. treble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The treble; the highest vocal register; the highest kind of female or boy's voice; the upper part in harmony for mixed voices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A singer, commonly a woman, with a treble voice. the pitch range of the highest female voice the highest female voice; the voice of a boy before puberty a female singer having or denoting a high range; 'soprano voice'; 'soprano sax'; 'the boy still had a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soprano.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The highest female vocal range, above alto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The highest register of the female voice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The highest female voice. the highest female voice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The highest range of voice The usual specified range is from E above middle C to the first G above the top line of the treble staff Some men can achieve the soprano range using Falsetto. the high female voice which is then divided into different types, or

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An alto with a superiority complex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The highest voice used in four part writing The traditional range of the soprano is C4 to G5. highest range voice, normally possessed by women or boys.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The highest vocal part, usually sung by women.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Highest range of human voice. a female singer. the highest female voice; the voice of a boy before puberty. the pitch range of the highest female voice. having or denoting a high range; 'soprano voice'; 'soprano sax'; 'the boy still had a fine treble voic

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ.- s, -ni) s., müz. soprano; s. sopranoya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family. relations. line. ancestor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaymak ağacı, bot. Annona squamosa; bu ağacın meyvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) teosofi, bireyle Allah veya melekler arasında doğrudan bağlantı kurmayı amaçlayan dini sistem; Budist ve Brahman sistemine benzer yeni bir din ve felsefe sistemi. theosophist (i.) bu felsefe taraftarı. theosoph'ical (s.) bu felsefeye dayanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hile bilmez, tecrübesiz, sade, saf, masum; halis, hakiki, katıksız. unsophistica'tion i. saflık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by