Sör ne demek? | Sör anlamı nedir? | Sör

Sör anlamı nedir?

Sör ne demek?

Sör anlamı nedir?

Sör | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sor

Türkçe - İngilizce Sözlük

sir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). içine çekmek, içmek, emmek, massetmek; yutmak; işgal etmek, zapt etmek absorbent (s).(i). içe çekici, alıcı, emici (madde). absorbent cotton hidrofil pamuk. absorption (i). içe çekme, içme, emme, zihin meşguliyeti, dalgınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. absorbé

fiz. soğurma

Katı veya sıvı bir madde soğurma yoluyla bir gazı içine alma.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (i). yardımcı olan, muavenet eden; suç ortaklığı eden;(i). aksesuar, yardımcı şey; suç ortağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tavsiye niteliğinde; akıl öğreten, öğüt veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enlarger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Otomobillerde ve başka makinelerde sarsıntı, gürültü gibi şeyleri yumuşatmaya yarayan tertibat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shock absorber. damper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shock absorber. damper. dashpot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shock absorber. damper. dashpot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kaseti otomatik olarak geçerli parçanın ya da bir sonraki parçanın başlangıcına getiren, tek dokunmalı bir kontroldür.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pay phone. pay telephone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. annonceur

sunucu

Radyoda, televizyonda, bir eğlence yerinde programı sunan, açıklayan kimse.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Gelişmiş Fotoğraf Sistemi tip-C (APS-C), DSLR olarak da adlandırılan dijital Tek Objektifli Reflex fotoğraf makinelerinde kullanılan bir sensör tipidir. Bu sensör, geleneksel sensör SLR’lerinden daha küçük sensör boyutlarına sahiptir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bilgi, mekanik bir deklanşör kullanılarak bir bir her satırdan toplanır ve işlenir. Benzer sonuçlar sağlayan Aşamalı Tarama Sistemine benzer bir işlemdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. ascenseur). Büyük ve yüksek binalarda halkı yukarı çıkarıp aşağı indirmek için makine ile çıkıp inen hücre. (Ar.) mısâd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elevator. lift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elevator. lift. elevator lift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lift. elevator. cage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lift shaft. elevator shaft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Düşünün ki, asansörünüz bozuldu ve 60-70 km/saat, yani saniyede 18 metre hızla düşüyor. Siz de son saniyede yukarı zıplıyorsunuz. Yukarı zıplamanız olsa olsa saniyede 4-5 metre hızla olabilir. Yani siz yine de yaklaşık saniyede 13-14 metre hızla yere düşmeye devam ediyorsunuz.

İster saniyede 18 metre, isterse 13 metre hızla yere düşün, sonuç fark etmez. Sizi yerden kazımak zorunda kalabilirler. Lütfen panik yapmayın, asansörü tutan tek bir kablo değildir, en azından 5 veya 6 kablo vardır. Bu kabloların her biri tek başına asansörün ağırlığım taşıyabilir.

Diyelim ki, bu kabloların hiçbiri görevini yapmadı, asansörü durduracak bir başka fren donanımı daha vardır. Hatta bazı asansör boşluklarında ilaveten yaylı veya yağlı, hayati tehlikeyi Önleyecek özel sistemler de bulunur.

Bu sistemlerin hiçbiri çalışmazsa yine de iyimser olmaya çalışın, hiç olmazsa hayatınızda bir kere, hiçbir katta durmadan doğrudan zemine inmiş oluyorsunuz!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Düşünün ki, asansörünüz bozuldu ve 60-70 km/saat, yani saniyede 18 metre hızla düşüyor. Siz de son saniyede yukarı zıplıyorsunuz. Yukarı zıplamanız olsa olsa saniyede 4-5 metre hızla olabilir. Yani siz yine de yaklaşık saniyede 13-14 metre hızla yere düşmeye devam ediyorsunuz.

İşter saniyede 18 metre, isterse 13 metre hızla yere düşün, sonuç fark etmez. Sizi yerden kazımak zorunda kalabilirler. Lütfen panik yapmayın, asansörü tutan tek bir kablo değildir, en azından 5 veya 6 kablo vardır. Bu kabloların her biri tek başına asansörün ağırlığını taşıyabilir.

Diyelim ki, bu kabloların hiçbiri görevini yapmadı, asansörü durduracak bir başka fren donanımı daha vardır. Hatta bazı asansör boşluklarında ilaveten yaylı veya yağlı, hayati tehlikeyi önleyecek özel sistemler de bulunur.

Bu sistemlerin hiçbiri çalışmazsa yine de iyimser olmaya çalışın, hiç olmazsa hayatınızda bir kere, hiçbir katta durmadan doğrudan zemine inmiş oluyorsunuz.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lift boy. lift technician. lift attendant. elevator boy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).vergi tahakkuk memuru; yargıç muavini veya muşaviri. assessor'ial (s). bu memura ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tasnif etmek, sınıflandırmak, cinslerine göre ayırmak; uymak, uygun olmak, yakışmak. assorted (s). çesitli assortment (i). tasnif, sınıflandırma; çesitle

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kadınların başlarına sardıkları örtü, baş örtüsü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kerchief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headgear. kerchief eşarp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (it)., (bak). basrelief.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., tıb. yatak yarası, uzun zaman yatmaktan ileri gelen yatak çıbanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng. Fr.). Boks yapan.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. boxeur

sp. yumruk oyuncusu

Boks yapan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boxer. puncher. fighter. bruiser. pug. pugilist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boxer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boxer. bruiser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pugilism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). sansürcü kimse, sansur memuru; başkalarının ahlâki davranışlarını kontrol eden kişi; eski Roma cumhuriyetinde nüfus ve ahlâk meselelerine bakan yüksek rütbeli görevli; (f). sansürcülük görevi yapmak; sansür koymak. censor'ial (s). sansüre ait,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). durmadan kusur bulan, tenkitçi. censoriously (z). durmadan kusur bularak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

ClearVid CMOS sensörü, ışığı dijital sinyale dönüştüren video kameranın gözüdür. Daha fazla ayrıntı ve netlikle ve aralarında Kesintisiz Yavaş Kayıt, yüksek ışık hassasiyeti ve Çift Kayıt da bulunan daha gelişmiş işlevlerle daha yüksek kaliteli resme yol açar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

uçuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kompresör, sıkıştırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mecburi, yükümlü; zorunlu. compulsorily (z). zorla, mecburi olarak, zorunlu olarak, metazori.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). günah çıkartan papaz; itiraf eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arkadaş; eş, karı, koca; (den). yoldaş gemi; eski birleşme, ahenkli olma. prince consort hükümdarlık eden kraliçenin kocası. queen consort kralın karısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., with ile arkadaşlık etmek; uymak muvafakat etmek; birleşmek, arkadaş olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konsorsiyum; (huk). erkek veya kadının evlilikteki hakları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (zool). koşmaya uygun yapıda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gelişigüzel, aceleye gelen, dikkatsizce yapılan. cursorily (z). gelişigüzel olarak, bir bakışta, çabucak. a cursory glance göz gezdirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Dans etmeyi meslek edinen erkek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professional dancer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shutter release.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu modda, enstantane ayarlanır; diyafram açıklığı buna göre fotoğraf makinesi tarafından belirlenir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Deklanşör hızının kullanıcı tarafından manuel olarak ayarlandığı çekim modu. Ardından doğru pozlamayı sağlamak için diyafram açıklığı makine tarafından otomatik olarak belirlenir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sıkan şey veya kimse; indiren şey; (anat). aşağı çeken (kas). tongue depressor (tıb). dili aşağıda tutan pens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). düzensizlik, intizamsızlık, nizamsızlık; karışıklık, gürültü; hastalık, illet; (f). düzenini bozmak, karıştırmak; (sağIığını) bozmak. disordered (s). düzensiz, nizamsız, bozuk, karışık; kaçık, çatlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). düzensiz, nizamsız, sistemsiz; yolsuz, uygunsuz; açık saçık, ahlâksız; başıboş, gürültülü, velveleli. disorderly conduct (huk). genel ahlâka aykırı davranış. disorderly house umumhane, genelev. disorderliness (i). intizamsızlık, düzensizlik, ka

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). düzenini bozmak, nizamını bozmak, karmakarışık etmek, altüst etmek, karıştırmak. disorganiza'tion (i). düzensizlik, nizamsızlık, karışıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (bir kimsenin) yolunu şaşırtmak; zihnini karıştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mat). bölen. greatest common divisor en büyük ortak bölen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Işığı yakalayarak elektrik sinyaline dönüştüren bir yarı iletken çip. ‘Tamamlayıcı Metal Oksit Yarıiletken’ anlamına gelen CMOS sensörleri, daha az görüntü lekesi, daha geniş dinamik aralık ve daha düşük güç tüketimi sunar. Exmor™ teknolojisi çip üzerinde analog/dijital (A/D) sinyal dönüştürme ve kurursuz, temiz görüntüler iki aşamaları gürültü azaltma gerçekleştirir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). bir uzvu çekip uzatan kas, açıcı, ekstensor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bilinen duygulara dayanmayan. extrasensory perception altıncı his.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). göze çirkin görünen şey,çirkin şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Uyku, insana kaslarını ve diğer dokularını onarma, yaşlanan veya ölen hücrelerini yenileme şansı verir.

Uyku, insan beynine hafızasındaki bilgileri düzenleme, gereksizleri unutma ve arşlivleme şansı verir. Rüyalar da bu işlemin bir parçasıdır.

Uyku, enerji tüketimimizin miktarını azaltır. Bu nedenle günde dört-beş kez yerine üç öğün yemekle yetinebiliriz. Gece karanlığında zaten hiçbir şey yapamayacağımızdan, anahtarı kapatarak enerji tassarrufu yaparız.

Uyku, bütün gün çalışan beynin bir şarj süresi olabilir. Diğer organlardaki enerji harcamasını kısarak, beyin hücre aktiviteleri için gerekli olan enerjiyi artırabilir.

Uyku hakkında tüm bildiğimiz, geceleri iyi bir uyursak, sabahları kendimizi iyi hissettiğmiz, hem vücudumuzun, hem de beynimizin yeni bir gün için kendisini tazelediği olgusudur.


Genel Bilgi by

Yabancı Kelime

Fr. flasheur

dörtlü

Taşıtlarda uyarı için dört sinyal lambasının aynı anda yanıp sönmesini sağlayan düzen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flasher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flasher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yürümekten ayakları şişmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (zool). kazmaya müsait (ayak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Bir mesele hakkında milletvekilleri tarafından başbakana veya bakanlardan birine açılan ve sonunda soruşturma yapılması istenilen sual, Osm. istîzâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general questioning in parliament. interpellation istizah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enquiry. censure motion. interpellation. general questioning in parliament of a minister of members.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motion to censure. non-confidence motion. no-confidence motion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (zool.) yürümeye elverişli (ayaklar).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Gülümseme Deklanşörü, portre ve aile çekimlerinize neşe katar. Cyber-shot™, fotoğrafı çekilen kişinin gülümsemesini algılayıp deklanşörü tam zamanında otomatik olarak çalıştırır ve daha fazla mutlu anı ölümsüzleştirir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Hareket Sensörü, odada olup olmadığınızı algılayabilen akıllı bir vücut ısısı ve hareket dedektörüdür. Odadan çıktığınızda, sensör TV sesini açık bırakarak “ekran kapalı” enerji tasarrufu modunu etkinleştirir. Odaya geri döndüğünüzde ekran hemen açılır. Hareket saptanmazsa, set 30 dakika sonra otomatik olarak bekleme moduna geçer.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kesici diş, ön diş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ufak ve tek hücreli hayvan, haşlamlı. infusorial s. haşlamlılarla dolu (toprak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tüneyebilen (kuş).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) aracı, arabulucu; şefaatçi, başkası için iltimas isteyen kimse. intercessory (s.) arabuluculukla ilgili, başkası için yardım rica eden .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Güç tasarrufu sağlayan yenilikçi ortam Işık Sensörü, belirli BRAVIA TV’lerde kullanıma sunulmuştur. ‘Ev’ ayarındaki sensör, bir odadaki ortam ışığını algılayarak görüntü parlaklığını gerektiği şekilde ayarlar. Daha rahat bir seyir sağlamanın yanı sıra, set ışık sensörü etkinleştirildiğinde güç tüketiminde %30 daha fazla düşüş elde edilebilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Daha çok başkasının adına kalem münakaşalarına girişen yazarlar hakkında alay yollu söylenir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tasnif işlerinde kullanılan, gözlere ayrı niş dolap, çekmece vs. Geniş, sertçe mukavva dosya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Fransızca classeur "Yazılı kâğıtları düzenli ve sıralı bir biçimde korumak için kullanılan mukavva veya plastikten telli kap." anlamındaki bu söz için sıralaç karşılığı önerilmiştir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. classeur

sıralaç

Yazılı kâğıtları düzenli ve sıralı bir biçimde korumak için kullanılan mukavva veya plastikten telli kap.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

file.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

binder. file. loose-leaf file. filing cabinet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

binder. file. box file. filing jacket. flat file. letter book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Çeşitli sıkma işlerinde kullanılan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compressor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compressor. supercharger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compressor. air motor. air pump. supercharger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Taş vesaireyi kırma makinesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breaker. crusher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rock crusher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Bir ülkeye maddî yardımda bulunmak maksadıyla iki veya daha çok ülkenin malî bakımdan anlaşması.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. consortium

ekon. şirketler birliği

1. Uluslararası kuruluşların ve bazı hükûmetlerin iktisadi ve mali yardımları yürütmek üzere oluşturdukları geçici yardım kurulu. 2. Köprü, yol, baraj vb. büyük projelerin gerçekleştirilebilmesi için birden fazla şirketin geçici olarak bir araya gelmesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consortium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consortium. business on joint account. combine. syndicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Çekilen görüntünün, fotoğraf makinesi yatay ya da dikeyken çekilip çekilmediğini otomatik olarak algılayan bir cihaz. Görüntü daha sonra monitörde uygun yönlendirme ile gösterilir. Ayrıca her zaman doğru gösterimin çağrılmasını sağlamak için veri dosyasında doğru konum kaydedilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. kiraya veren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.) (Arnavutça = dağlı). Arnavutluk’ta bazı dağ ahalisi ve onlara bağlı bazı ovalılar: Işkodra, Debre, Yakova Malisorları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masseur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masseur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Çok düşük aydınlatma koşullarında fotoğraf çekerken, örneğin pozlama süresinin 10 saniye ya da daha fazla olduğu durumlarda bu özellik görüntüde oluşan parazitleri algılar ve yok eder.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preliminary inquiry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preliminary inquiry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. passeur

sp. pasçı

Voleybolda öbür oyuncuların vurması için topu, ağın üzerine yükselten oyuncu.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mal sahibi; huk. zilyet, malik sıfatıyle tasarruf eden kimse. possessory s. zilyete veya zilyetliğe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haberci, müjdeci, muştucu. precursory s. önceden haber veren; ön, ilk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birinden önce gelen kimse, öncel, selef; ata, cet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. başlangıç olan. prelusively z. başlangıç olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Üniversite ve yüksek okullarda doçentten bir derece üstün olan öğretim üyesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professor. prof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prof. professor. profesor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professoriate. professorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ordinaryüs profesör; sözlerle açıklayan veya iddia eden kimse. professorship i. ordinaryüs profesörlük; profesörlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. profesöre ait. professorially z. profesörce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. vaatte bulunan kimse, taahhüt altına giren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. verilen sözü içine alan; sig. kontrat imzalandıktan sonra yapılacak şeyler hakkındaki (taahhüt). promissory note huk. bono.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şarta bağlı, koşullu; geçici, muvakkat, eğreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. psoriasis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. sedef hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) toprağı eşeleyerek yem bulan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) tekrar emmek veya içine çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. redresseur

fiz. doğrultmaç

İki yönlü bir dalgalı akımı, bir yönlü doğru akıma çevirmeye yarayan aygıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rectifier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inverter. rectifier. converter. invertor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(İng.) krallık tarafından tesis olunan kürsüye tayin olunan profesör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tiyatro ve sinema oyunlarında artistlerin rollerini dağıtıp, oyunu düzenleyen, oynanış tarzını kontrol eden mütehassıs.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. régisseur

sin. ve tiy. yönetmen

Tiyatro ve sinema oyunlarında oyuncuların rollerini dağıtıp oyunu düzenleyen, metin, yorum, dekor, müzik vb. ögeler arasında birlik sağlamaya çalışan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

director. undertaker. stage manager. theatrical producer. stage director.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a stage director.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tekrar emmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. reçineden alınıp boya veya ilâç imalinde kullanılan billursu bir bileşim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. emme, emilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gitmek, sık sık gitmek; (to ile ) baş vurmak, müracaat etmek, başka çare kalmayınca kullanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sık sık gidilen yer, ahalinin toplandığı yer, gezinti ve dinlenme yeri; mesire; çare, merci, baş vuracak yer, sığınacak yer; yardımına baş vurulan kimse; sık sık gitme. last resort son merci; son çare. summer resort sayfiye, yazlık, yazın gidilen

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tashih edici, düzeltici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Alm.) (musiki). Bir mâdeni nefesli çalgı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Sansür işiyle görevli kimse.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. makasla kesmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tek makas; güreşte ayakla köstek. scissors kick makaslama (yüzüş). a pair of scissors makas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerika'ya mahsus ve kuyruğu makas şeklinde olan bir cins sinekyutan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. sensor

duyarga

Önceden belirlenmiş ışığı veya nesneyi algılayıp gerekli hareketi başlatan aygıt.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. alıcı alet; s. sezici, alıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ria) anat. sinir sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duyumsal, duyusal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

service elevator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

service elevator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Silâhlı, silâh taşıyan adam. 2. Cengâver, savaşçı adam. 3. Eskiden hükümdar ve devlet büyükleri hizmetinde görevli muhafız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man at-arms. musketeer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Silâhşor olma. Silâhtarlık: (bk.) Silâhdar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a man-at-arms. soldiering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited liability. limited liability / responsibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unlimited liability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çorak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üvez, bot. Pirus sorbus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çorba.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. emdirici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyücü, sihirbaz. sorceress i. büyücü kadın. sorcery i. büyü, sihir; büyücülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kirli, pis; alçak, sefil; çıkarcı, paragöz; zool. çamur renkli. sordidly z. alçakça, sefilâne; hasisçe. sordidness i. pislik, alçaklık, sefillik; hasislik, pintilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. çalgının sesini kısmaya mahsus cihaz, sordin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sual ettirmek, biri vasıtasıyla sormak: Bir kere sordurunuz evde midir?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb ask about sb / sth. have sb inquire about sb / sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., z. dokununca acıyan; çok hassas; kederli, müteessir, mustarip; k.dili. kızgın, sinirli; şiddetli, aşırı, âcil; sinirlendirici, çıldırtıcı; i. yara; acıyan yer; acı veren şey; z., eski şiddetle, fena sürette. sore spot, sore subject nazik konu. so

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) yenilgiyi hazmedemeyen kimse, kinci kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surfboard. board. surfing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surfing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surfer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surfer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süpürgedarısı, bot. Sorghum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Suç mahiyetinde olan bir mesele üzerine ilgili bulunanlara sorular yöneltme işi, İstintak. Sorguya çekmek = Birini böyle bir soruşturmaya uğratmak. Sorgu yargıcı = Sanıkları sorguya çeken yargıç, müstantlk,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interrogative. inquiry. question. enquiry. interrogation. hearing. inquisition. oyer. query.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inquisition. interrogation. query. question. inquiry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arraign. interrogation. inquiry. query. question. oral examination. account of interrogation. public examination. inquisition. quiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coroner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interrogator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Başa takılan tuğ. 2. Bazı kuşların tepelerindeki tüyden süs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aigrette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crest. plumed ornament (attached to the turban of a sultan or high official.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

questioning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inquisition. interrogation. inquiry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interrogation. cross-examination. to grilling. inquiry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cross-question. question. interrogate. examine. query. give a grilling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interrogate. to interrogate. to question. to grill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to interrogate. to grill. to cross-examine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be interrogated. to be grilled. to be cross-examined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Söğüt ağacının bir çeşidi, mısırkavağı, bân.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Bir tür söğüt ağacı. 2.Sıtkı, sert. 3.Çok uzun ve güzel saç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unquestioned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to interrogate. to question. to subject sb to a cross-examination. to grill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., man. zincirleme kıyas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Sepetçi söğüdü. ı

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Soruş, sual.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Suâl etmek: Kim olduğunu sordunuz mu? Hatır sormak = Birinin, bir hastanın hâlini anlamak için ziyaretçi veya hediye göndermek. Sorma, sormayın = Çokluk ve mübalâğa hakkında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dudaklarını uzatarak kuvvetle emmek: Sora sora içmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ask. inquire. ask about. enquire. demand. pose. propose. query.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ask. inquire. put. query. seek. to ask. to query. to ask about. to inquire. inquire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ask sth. to ask sb sth. to ask about. to look for. to want to see sb. to ask sb to account for. to inquire. to enquire. to question. to query. to consult. to investigate. to examine. to suck. to absorb. to draw. to soak. ask. demand. extend. refer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özellikle üniversitelerde kızlar birliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. dut veya ananas gibi birçok çiçeklerden hâsıl olan bileşik meyva.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırmızımsı kahverengi, kızıl doru, kula (at donu); üç yaşında erkek geyik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuzukulağı, bot Rumex acetosa. sheep sorrel küçük kuzukulağı, bot. Rumex acetosella.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. keder, elem, esef hüzün, gam, üzüntü; nedamet, pişmanlık; dert, keder verici şey; f. kederlenmek, esef etmek, ıstırap çekmek; matem tutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kederli, elemli, hazin, keder verici. sorrowfully z. hazin bir şekilde, elemle. sorrowfulness i. hüzün, keder, elem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üzgün, kederli, hüzünlü, gamlı; üzücü, elemli; kasvetli; pişman; acı, müteessif. He made a sorry spectacle of himself. Kendi kendini rezil etti. I feel sorry for her. Ona acıyorum. I'm sorry, but I can't come. Özür dilerim, gelemem. She was sorr

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shorts. trunks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shorts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shorts. boxer shorts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çeşit, tür, nevi; usul, yol, tarz; soy, tabiat. sort of k.dili. oldukça. after a sort bir dereceye kadar. in some sort bir derecede. of sorts sıradan. out of sorts k.dili. rahatsız, keyifsiz; gücenik, dargın, küskün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ayırmak, ayıklamak, sınıflandırmak; birlik olmak. sortable s. sınıflandırılabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Norveç parlamentosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Elektrik tesisatında lamba veya fiş için ayrılan kolların her biri.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sortie

ask. çıkış

Uçağın bir havaalanından başka bir havaalanına gitme süreci.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sortie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outlet. sortie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. yarma hareketi, huruç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kura ile fala bakma, falcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sual.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interrogative. question. inquiry. enquiry. interrogatory. interrogation. query. inquiries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

query. question. interrogative. interrogation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

query. question.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interrogative sentence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

question mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

question mark. interrogation / question mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ask / to interrogate a question. to question.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sual. Soruk günü = Kiyâmet günü (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sual olunmak: Size nerede buldunuz diye soruldu mu? 2. Mes’ul olmak, mes’ul tutulmak: Bu İş elbette sizden sorulabilir. 3. Sual edilmek: Buradan şöyle bir adam geçti mi diye soruluyor; o iş sizden sorulmaz benden sorulur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be asked. to be asked to account for. to be inquired.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interrogative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

responsibility. responsibility sorumluluk. mesuliyet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to suck. to slurp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Mes’ul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

responsible. accountable. answerable. liable. amenable. blameworthy. in charge of. ex cathedra. managing. rep. curator. keeper. keeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountable. amenable. answerable. liable. responsible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountable. liable. responsible. amenable. answerable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (y. k.). Mes’Üiiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

responsibility. liability. blame. accountability. baby. buck. burden. charge. control. custody. encumbrance. engagement. load. office. onus. pidgin. place. trust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blame. buck. care. charge. commitment. duty. guilt. liability. onus. responsibility. trust. duty mesuliyet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irresponsible. flighty. feckless. unaccountable. trigger-happy. derelict. unamenable. undutiful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carefree. feckless. irresponsible. irresponsibility. feckless mesuliyetsiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irresponsible. errant. feckless. nonliable. unaccountable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irresponsibly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irresponsibility. flightiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irresponsibility mesuliyetsizlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irresponsibility. nonliability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

problem. difficulty. trouble. question. issue. case. cause. funeral. grievance. hangup. hurdle. ill. knot. look-out. packet. proposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business. case. concern. difficulty. drawback. matter. problem. question. strife. tribulation. trouble. complication. affair. case problem. mesele.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

issue. problem. matter. question. point under consideration. business in question. case. difficulty. hurdle. point. preoccupation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

problem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

problematic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

problematic. problematical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

problematic. problematical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free of problems.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sorma, sual. Hatır soruş = Hatır sorma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ri) bot. eğrelti otu yaprakları arkasındaki tohum kümesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine sormak, birbirine sual etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Soruşturmak

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inquisitional. inquisitorial. inquiries. investigation. questionnaire. inquiry. checkback. disquisition. enquiry. examination. hearing. inquest. inquisition. probe. quest. question. verification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enquiry. inquest. inquiry. investigation. inguiry. research. questionnaire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inquiry. investigation. inquest. official investigation. ascertainment. canvass. examination. field investigation. inquiries. inquisition. preliminary inquiry. search. sifting. verification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

board of inquiry. committee of enquiry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enquirer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inquirer. investigator. examiner. tester. inspector. scrutinizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öğrenilmek istenen şeyi birçok kişiye sorarak iz aramak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enquire. investigate. query. to make inquiries. to inquire about. to investigate. to inquire into. to ascretain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to inquire. to ask. to question. to query. to make inquiry. to take up / to institute / to pursue / to follow up / to conduct / to carr. to ask about. to ask questions. to put querries. to put a question to. to interpellate. ascertain. fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. sponsor

destekleyici

Bilim, sanat, kültür veya spor alanlarında yapılacak herhangi bir etkinliğin maddi yönünü üstlenen kimse veya kurum.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sponsor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who binds himself to answer for another, and is responsible for his default; a surety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who at the baptism of an infant professes the Christian faith in its name, and guarantees its religious education; a godfather or godmother. assume sponsorship of assume responsibility for or leadership of; 'The senator announced that he would sponsor

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Many Web pages have organizations, businesses, institutions like universities or nonprofit foundations, or other interests which 'sponsor' the page Frequently you can find a link titled 'Sponsors' or an 'About us' link explaining who or what is sponsoring

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The legislator who guides the bill through the legislative process after the bill has passed the originating chamber The sponsor must be a member of the opposite chamber of the one in which the bill was filed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In benchmarking, organizations that initiate and participate in a benchmarking study Sponsors typically set the goals for a study as well as contribute their information by responding to questionnaires or participating in interviews In change or project m

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The legislator, state agency, or legislative committee which introduces a measure The name of this person or committee is printed at the top of the measure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The organization that funds a research project.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This field was used only for World War II advertisements to note if a company or the government sponsored the ad or space in the magazine or newspaper, etc The same searching strategy as Company name applies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The member of the House or the member of the Senate who introduces a bill The sponsor is sometimes called the author Also see 'Co-sponsor '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The pharmaceutical company, research institution, or healthcare organization that funds a clinical trial and designs the protocol. an individual, company, institution, or organisation which takes responsibility for the initiation, management, and/or finan

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An organization or individual, external to the College, that provides funds to carry out programs or projects.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An individual or business establishment that financially supports a race driver, team, race or series of races in return for advertising and marketing benefits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An organization which selects and manages the choice of health insurance products for a group of individuals Sponsors include employers, government and quasi-public organizations established to manage insurance choice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Similar to a presenter However, 'sponsor' is used when organizations have artists in residence rather than in a performance situation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The legislator, private individual, or group who developed a piece of legislation and advocates its passage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

When people refer to a sponsor for immigration purposes, they usually mean a petitioner A sponsor can be a U S citizen, U S permanent resident or U S employer who undertakes to bring an immigrant legally into the U S Close U S relatives or U S employers w

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kefil; vaftiz babası veya anası, manevi baba veya ana; bir radyo veya televizyon programının masraflarını karşılayıp reklam yapan firma; f. kefil olmak; desteklemek; himaye etmek. sponsorship i. kefalet, kefillik; himaye, destek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. halef, ardıl, vâris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kasık bağı, suspensuar. suspensory ligament anat. asıcı bağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (anat.) bir organı geren kas; (mat.) üçten fazla elemana dayanarak tanımlanabilen vektör niceliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tee-shirt. t-shirt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tshirt. t-shirt. tee shirt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

T-shirt. tee shirt. t shirt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. berbere ve berberliğe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. haksız fiil isleyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tımarcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. miğferin açılıp kapanan ön parçası; güneşlik, siper.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ingiltere'de Windsor şehri; Büyük Britanya kral ailesinin soyadı. Windsor chair tahta çubuklardan yapılmış bir çeşit rahat sandalye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goods lift. goods-hoist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by