Soy Sop ne demek? | Soy Sop anlamı nedir? | Soy Sop

Soy Sop anlamı nedir?

Soy Sop ne demek?

Soy Sop anlamı nedir?

Soy Sop | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: soy sop

Türkçe - İngilizce Sözlük

family. relations. line. ancestor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit, soylu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to speak out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sevilen, sayılan soydan gelen

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temiz soylu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Alpkan). Yiğit ve cesur soya mensub.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Arısan).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ata).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Eski, köklü soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Başöz).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bengi).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Berksan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Asil, soylu, cana yakın.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(bkz.Çetin).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit yeşilimsi kuvars taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Polis ve polis görevlisi asilerin taşıdığı, kauçuktan yapılma sopa.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Dünyada şimdiye kadar en çok söylenmiş, halen de söylenmekte olan şarkı hangisidir diye sorulsa hemen akla gelmeyebilir. Bu şarkı herkes tarafından çok tanıdık, müziği ezbere bilinen bir şarkıdır. ‘İyi ki doğdun -isim-’ veya ‘mutlu yıllar sana’ şeklinde söylenen doğum günü şarkısı.

Bu şarkı yaratılırken doğum günlerinde söyleneceği kimsenin aklına gelmemişti. 1893’de ABD’de, Kentucky’de öğretmen iki kız kardeşin, öğrencilerinin sabahları söylemeleri için besteledikleri bu şarkının orijinal adı da ‘Good Morning to All’ yani ‘Herkese Günaydın’ idi.

Kardeşlerden şarkının müziğini yapan Mildred Hill aynı zamanda kiliselerde org, konserlerde piyano çalıyordu. Şarkının sözlerini ise Mildred’in dokuz yaş küçük kız kardeşi Patty yazmıştı. Mildred 1916’da 57 yaşında öldükten birkaç yıl sonra bestelediği şarkı ‘Happy Birthday’ (Mutlu doğum günü) adı altında söylenmeye başlanacaktı.

Hill kardeşler şarkının telif haklarını 1893 yılında almışlardı. Ancak Robert Coleman isimli biri, şarkının bestesini kullanarak sözlerini ‘Happy birthday to you’ olarak değiştirdi. Şarkı zaman içinde o kadar yayıldı ki bestecileri bile unutuldu.

Ne zaman şarkı doğum günü formatında Broadway’de, bir müzikalde kullanılmaya başlandı, o güne kadar sesi çıkmayan üçüncü kardeş Jessica mahkemeye başvurdu. Bestenin gerçekten kendilerine ait olduğunu ispat etti ve şarkının tüm haklarına ailesinin sahip olmasını sağladı. Bundan böyle şarkının ticari amaçla kullanıldığı her yerde Hill ailesine telif hakkı ödenmesi gerekecekti. Bu haber tüm dünyayı şok etti. Telefonla yarım milyon insana doğum günlerinde melodiyi dinleten tanıtım ve pazarlama şirketleri bundan vazgeçtiler, müzikaller bu parçayı ya repertuarlarından çıkarttılar ya da şarkı şeklinde değil de düz okuma veya şiir şeklinde söylettiler.

Onlar telif hakkı ödememek için yollar ararken Dr. Patty Hill, 78 yaşında, uzun bir hastalıktan sonra ama şarkısının dünya çapında bir doğum günü adeti olduğunu gördükten sonra öldü.

Günümüzde bu şarkının telif hakkı Warner/Chappel Müzik Şirketi’ne geçmiştir. Ticari amaçla kullanıldığı her yerde şirkete ödeme yapma zorunluluğu vardır. Bu miktarın yılda l milyon dolara yakın olduğu tahmin edilmektedir. Doğum günü kutlayacakların bilgilerine sunulur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Dünyada şimdiye kadar en çok söylenmiş, halen de söylenmekte olan şarkı hangisidir diye sorulsa hemen akla gelmeyebilir. Bu şarkı herkes tarafından çok tanıdık, müziği ezbere bilinen bir şarkıdır. ‘İyi ki doğdun -isim-’ veya ‘mutlu yıllar sana’ şeklinde söylenen doğum günü şarkısı.

Bu şarkı yaratılırken doğum günlerinde söyleneceği kimsenin aklına gelmemişti. 1893’de ABD’de, Kentucky’de öğretmen iki kız kardeşin, öğrencilerinin sabahları söylemeleri için besteledikleri bu şarkının orijinal adı da ‘Good Morning to All’ yani ‘Herkese Günaydın’ idi.

Kardeşlerden şarkının müziğini yapan Mildred Hİll aynı zamanda kiliselerde org, konserlerde piyano çalıyordu. İarkının sözlerini ise Mildred’in dokuz yaş küçük kız kardeşi Patty yazmıştı. Mildred 1916’da 57 yaşında öldükten birkaç yıl sonra bestelediği şarkı ‘Happy Birthday’ (Mutlu doğum günü) adı altında söylenmeye başlanacaktı.

Hill kardeşler şarkının telif haklarını 1893 yılında almışlardı. Ancak Robert Coleman isimli biri, şarkının bestesini kullanarak sözlerini ‘Happy birthday to you’ olarak değiştirdi. İarkı zaman içinde o kadar yayıldı ki bestecileri bile unutuldu.

Ne zaman şarkı doğum günü formatında Broadway’de, bir müzikalde kullanılmaya başlandı, o güne kadar sesi çıkmayan üçüncü kardeş Jessica mahkemeye başvurdu. Bestenin gerçekten kendilerine ait olduğunu ispat etti ve şarkının tüm haklarına ailesinin sahip olmasını sağladı. Bundan böyle şarkının ticari amaçla kullanıldığı her yerde Hill ailesine telif hakkı ödenmesi gerekecekti.

Bu haber tüm dünyayı şok etti. Telefonla yarım milyon insana doğum günlerinde melodiyi dinleten tanıtım ve pazarlama şirketleri bundan vazgeçtiler, müzikaller bu parçayı ya repertuarlarından çıkarttılar ya da şarkı şeklinde değil de düz okuma veya şiir şeklinde söylettiler.

Onlar telif hakkı ödememek için yollar ararken Dr. Patty Hill, 78 yaşında, uzun bir hastalıktan sonra ama şarkısının dünya çapında bir doğum günü adeti olduğunu gördükten sonra öldü.

Günümüzde bu şarkının telif hakkı Warner/Chappel Müzik İirketi’ne geçmiştir. Ticari amaçla kullanıldığı her yerde şirkete ödeme yapma zorunluluğu vardır. Bu miktarın yılda l milyon dolara yakın olduğu tahmin edilmektedir. Doğum günü kutlayacakların bilgilerine sunulur.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Durusan).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Geniş soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Eren).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Olgun kişilerin soyundan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (anat.) yemek borusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eskiden Hindistan'da bulunan ve çıplak gezen filozof sınıfından bir kimse; çıplak gezen kimse. gymnosophy (i.) bu sınıfın inandığı felsefe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (Han sülalesine mensup.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zufa otu, çördük, bot. Hyssopus officinalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yapılabilir ve teorik olarak mümkündür. Hatta ünlü tenör Cruso’nun bunu başardığı rivayet edilir. Reonansını tutturabilirseniz sadece bardak değil başka birçok şeyi kırabilirsiniz. Peki öyleyse, nedir bu rezonans?

Salıncakta bir çocuğu salladığınızı düşünün. Salıncak size gelirken, tam en üst noktaya ulaşmadan salıncağı itmeye kalkışırsanız, onu yavaşlatırsınız. Ancak salıncak size doğru gelirken, itmeyi hep en üst noktada yaparsanız, her seferinde aynı kuvvetle itseniz bile, salıncak gittikçe hızlanacaktır.

Salıncak kendi tabii frekansı ile, diyelim ki, dakikada 30 salınım yaparak sallanıyordu. Siz de dışardan bir kuvvet, fakat aynı frekansta bir kuvvet uyguladınız. Bu iki frekans çakıştı ve salıncak da bu nedenle gittikçe hızlandı.

Salıncak örneğinde olduğu gibi, her cismin bir kendi tabii frekansı vardır. Cisimlere kendi tabii frekansları ile çakışan bir frekansta her hangi bir kuvvet uygularsanzı rezonans denilen kontrolsüz bir ortam oluşabilir.

Eğer önünüzde duran bir bardağa, onun tabii frekansına uyan bir frekansta bağırabilirseniz, daha doğrusu bir ses dalgası gönderebilirseniz, bardağın tabii frekansı ile sesin frekansı çakışarak, bardaktaki titreşimi kontrolsüz bir şekilde artırır, bardak rezonansa girer ve sonuçta çatlayabilir veya kırılabilir.

İnsanlar günlük yaşamlarında pek farketmemelerine rağmen rezonans olayı, otomobilden, köprü dizaynına kadar mühendislerin en çok zorlandıkları konulardan biridir. Hatta bu nedenle, askerler bir köprüden geçerlerken, yürüyüş adımlarının frekansları köprünün tabii frekansı ile çakışıp, köprü yıkılmasın diye, köprülerden uygun adım yürüyüşle geçmezler.

Otomobilde direksiyon mekanizması ile amortisörlerdeki titreşim aynı frekansa gelince, rezonans sonucunda direksiyon şiddetli sarsılmaya başlar. Mühendisler araba dizaynında parçaların biçimlerini, yaylanmalarını ve ağırlıklarını, devir sayıları ve benzeri faktörleri göze alıp rezonansı en aza indirmeye çalışırlar.

Peki bu rezonansın hiç iyi bir yönü yok mu? Var elbette. Örneğin radyo istasyon dalgalarını araken bu dalgaları yakalarsanız, kendi alıcınız ile birbirini tuttuğu an rezonansa girer, genliği artar ve bu istayonu işitmeye başlarsınız.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to peel. to strip. to skin. to peel off the bark / the skin. bark. pare. shell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kutsel).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. yaprakların yumuşak iç dokusu, mezofil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Mezopotamya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.) (musiki), kadın seslerinden orta kalınlıkta olanı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zayıf ve korkak tabiatlı adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) esophagus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Oğan soy.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tanınmış soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İlk soy.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Onurlu soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güzel konuşan, şiir yazan bir soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Temiz soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. filozof; hayatını felsefe ve mantık üzerine düzenleyen kimse; güçlükler karşısında filozof gibi kendine hâkim olabilen kimse. philosopher's stone. simyada iksir, başka madenleri altına çevir diği farzolunan tılsımlı taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. felsefeye ait; felsefi, filozofça; akıllıca, sakin, düşünceli. philosophically z. filozofça, düşünerek. take (it) philosophically umursamamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. filozofça konuşmak veya düşünmek; felsefeyle meşgul olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. felsefe; pratik zekâ; ağır başlılık. moral philosophy ahlâk ilmi. natural philosophy eski biyoloji, tabiat bilgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yapılabilir ve teorik olarak mümkündür. Hatta ünlü tenor Cruso’nun bunu başardığı rivayet edilir. Rezonansını tutturabilirseniz sadece bardak değil başka birçok şeyi kırabilirsiniz. Peki öyleyse, nedir bu rezonans?

Salıncakta bir çocuğu salladığınızı düşünün. Salıncak size gelirken, tam en üst noktaya ulaşmadan salıncağı itmeye kalkışırsanız, onu yavaşlatırsınız. Ancak salıncak size doğru gelirken, itmeyi hep en üst noktada yaparsanız, her seferinde aynı kuvvetle itseniz bile, salıncak gittikçe hızlanacaktır.

Salıncak kendi tabii frekansı ile, diyelim ki, dakikada 30 salınım yaparak sallanıyordu. Siz de dışardan bir kuvvet, fakat aynı frekansta bir kuvvet uyguladınız. Bu iki frekans çakıştı ve salıncak da bu nedenle gittikçe hızlandı.

Salıncak örneğinde olduğu gibi, her cismin bir kendi tabii frekansı vardır. Cisimlere kendi tabii frekansları ile çakışan bir frekansta her hangi bir kuvvet uygularsanız rezonans denilen kontrolsüz bir ortam oluşabilir.

Eğer önünüzde duran bir bardağa, onun tabii frekansına uyan bir frekansta bağırabilirseniz, daha doğrusu bir ses dalgası gönderebilirseniz, bardağın tabii frekansı ile sesin frekansı çakışarak, bardaktaki titreşimi kontrolsüz bir şekilde artırır, bardak rezonansa girer ve sonuçta çatlayabilir veya kırılabilir.

İnsanlar günlük yaşamlarında pek fark etmemelerine rağmen rezonans olayı, otomobilden, köprü dizaynına kadar mühendislerin en çok zorlandıkları konulardan biridir. Hala bu nedenle, askerler bir köprüden geçerlerken, yürüyüş adımlarının frekansları köprünün tabii frekansı ile çakışıp, köprü yıkılmasın diye, köprülerden uygun adım yürüyüşle geçmezler.

Otomobilde direksiyon mekanizması ile amortisörlerdeki titreşim aynı frekansa gelince, rezonans sonucunda direksiyon şiddetli sarsılmaya başlar. Mühendisler araba dizaynında parçaların biçimlerini, yaylanmalarını ve ağırlıklarını, devir sayıları ve benzeri faktörleri göze alıp rezonansı en aza indirmeye çalışırlar.

Peki bu rezonansın hiç iyi bir yönü yok mu? Var elbette. Örneğin radyo istasyon dalgalarını ararken bu dalgaları yakalarsanız, kendi alıcınızın frekansı ile birbirini tuttuğu an rezonansa girer, genliği artar ve bu istasyonu işitmeye başlarsınız.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Neşeli soydan gelen kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Soy kelimesiyle beraber kullanılır: Soy sop = Nesil ve neseb, akraba ve yakınlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ped, -ping) sıvıda yumuşatılmış şey; tirit; yatıştırıcı şey; sus payı, susmalık; f. sıvıya batırmak, banmak; iyice ıslatmak; ıslanmak, içine geçmek (yağmur). sop up emmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. soprano.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kalın deynek: Elinde bir sope vardı. 2. Kumaş vesairede enli yol ve çubuk. 3. Dayak, kötek, darbe. Sopa atmak, vurmak — Döğmek; Sopa yemek = Döğülmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stick. rod. cudgel. bat. club. bashing. beating. baton. bludgeon. cane. caning. cosh. drubbing. ferule. fescue. flogging. switch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baton. cane. club. crook. rod. stick. cudgel. bat. beating. hiding. going-over. thick stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

club. thick stick. cudgel. crooked stick. staff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Spanish: soup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Soup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to club.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Elinde sopası olan, sopa ile silâhlı. 2. Geniş yollu (kumaş vesaire).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sofizm, bilgicilik, safsata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sofist; k.h. safsatacı kimse, yalan sözlerle başkalarını ikna etmeye çalışan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sofist; İng. bazı üniversitelerde ikinci veya üçüncü sınıf öğrencisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sofistçe, safsata kabilinden; i. sofistlerin sanat veya yöntemleri. sophistically z. sofistçe davranışlarla. sophisticalness i. sofistlik taslama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. masumluğunu kaybettirmek; tecrübelendirmek; nad. hile ve safsata karıştırmak; aydınlaştırmak; hile ve safsata öğreterek ahlâkını bozmak. sophisticated s. bilgiç olan, kültürlü, görmüş geçirmiş; incelikli; bilmiş; karmaşık; ileri, teferruatlı (teçhi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. safsata, yanıltmaca; sofistlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Sofokles.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. lise ve üniversitede ikinci sınıf talebesi. sophomor'ic(al) s. ikinci sınıf talebesine ait; bilgiçlik taslayan; pişmemiş, toy; üslup ve davranışlarında aşırılığa kaçan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden İran hükümdarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uyku getiren, uyutucu. soporiferousness i. uyku getirici durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. uyku getiren, uyutucu (ilâç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tirit gibi; sırsıklam, çok ıslanmış; yağmurlu; İng., (argo) aşırı duygusal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sopranodan daha tiz sesli alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.) (musiki). İnce kadın sesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soprano. treble. soprano. treble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The treble; the highest vocal register; the highest kind of female or boy's voice; the upper part in harmony for mixed voices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A singer, commonly a woman, with a treble voice. the pitch range of the highest female voice the highest female voice; the voice of a boy before puberty a female singer having or denoting a high range; 'soprano voice'; 'soprano sax'; 'the boy still had a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soprano.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The highest female vocal range, above alto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The highest register of the female voice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The highest female voice. the highest female voice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The highest range of voice The usual specified range is from E above middle C to the first G above the top line of the treble staff Some men can achieve the soprano range using Falsetto. the high female voice which is then divided into different types, or

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An alto with a superiority complex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The highest voice used in four part writing The traditional range of the soprano is C4 to G5. highest range voice, normally possessed by women or boys.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The highest vocal part, usually sung by women.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Highest range of human voice. a female singer. the highest female voice; the voice of a boy before puberty. the pitch range of the highest female voice. having or denoting a high range; 'soprano voice'; 'soprano sax'; 'the boy still had a fine treble voic

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ.- s, -ni) s., müz. soprano; s. sopranoya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Irk, neseb: iyi soydandır. 2. Ecdad, sülâle: Soyu orada yaşamış. 3. Zürriyet: Onun soyu devam etmektedir. 4. Cins, çeşit: O soydan mal kalmadı. 5. Akrabâ ve yakınlar: Soyu sopu arı gibi çok. 6. Asil, soylu: Soy adam, soy at.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noble. family. ancestors. stirpes. race. stirps. breed. lineage. birth. ancestry. ancestor. cion. extraction. flesh and blood. genealogy. offshoot. parentage. pedigree. posterity. progeny. stock. strain. phylo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ancestry. birth. blood. breed. descent. extraction. family. genealogy. kindred. lineage. parentage. pedigree. race. stem. stock. strain. ancestors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Chinese and Japanese liquid sauce for fish, etc., made by subjecting boiled beans , or beans and meal, to long fermentation and then long digestion in salt and water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The soja, a kind of bean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Soja. most highly proteinaceous vegetable crop known erect bushy hairy annual herb having trifoliate leaves and purple to pink flowers; extensively cultivated for food and forage and soil improvement but especially for its nutritious oil-rich seeds; n

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

descendance. descent. generation. line. race. sort. stock. lineage. family. people descended from a common ancestor. kind. species. genus. cast. range. quality. stem. nature. birth. blood. breed. genealogy. genealogical line. origin. parentage. pedigree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a source of oil; used for forage and soil improvement and as food. erect bushy hairy annual herb having trifoliate leaves and purple to pink flowers; extensively cultivated for food and forage and soil improvement but especially for its nutritious oil-ric

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. soya; bu fasulyeden yapılan sos.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soya salçasi. soya. soya fasulyesı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family. relations. line. ancestor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Mançu dilinden). Yağ çıkarılan bir cins fasulya (Soia his pida).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soybean. soy. soya bean. soya.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soybean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erect bushy hairy annual herb having trifoliate leaves and purple to pink flowers; extensively cultivated for food and forage and soil improvement but especially for its nutritious oil-rich seeds; native to Asia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soya bean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Veraset, irsiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aile adı. Erkekler ve kızlar baba, kadınlar ise koca soyadını taşır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

last name. surname. patronymic. family name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family name. surname.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surname. family name. cognomen. last name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(soja hispida): Baklagiller familyasından; 1 - 1,5 m boyunda, bir yıllık otsu bir tarım bitkisidir. Çiçekleri menekşe sarısı rengindedir. Tohumu küre şeklinde, üzeri pürtüksüzdür. Bir yanında siyah leke vardır. Besleme gücü yüksek bir gıdadır. Kullanıldığı yerler: Vücudun geliişmesini sağlar. Şeker hastaları için faydalıdır. Sinirlerin ve adalelerin güçlenmesini sağlar. Zihin yorgunluğunda faydalıdır. Nekahat devresinin kısalmasını sağlar. Guatr olanlar kullanmamalıdır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. soya, bot. Glycine max.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Soyları bir olan, hemcins.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consanguine. cognate. agnatical. agnatic. agnate. kin. cognate. collateral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb of the same line or race as another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being of the same line. race or strain as another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Giyeceğini çıkarmak: Çocukları soydurup yatırmalı. 2. Derisini veya kabuğunu çıkarmak, yüzdürmek: Kuzuyu, portakalı, elmayı soydurmalı. 3. Birinin eşyasını, parasını çaldırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb peel undress rob (another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit alakarga.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hırsızlık, gasbetme: Soygun vermek = Soyulmak, yol kesenlerin eline düşüp soyulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

robbery. pillage. despoilment. heist. rip-off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

robbery. pillage. spoliation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

robbery. despoliation. burglary insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Soygun yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burglar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highwayman. robber. pillager. plunderer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highway robber. bribour. mugger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Soyguncu işi, soygun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

despoilment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highway of robbery. brigandage. crimen roberiae. depredation. despoliation. heist. rapine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Han soyundan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir ölünün veya esirin üzerinden çıkarıp alınan elbiseler.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Asil, soylu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genocide. battue. holocaust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genocide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genocide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yakını gösteren «böyle» ile uzağı gösteren, «öyle» arasında ortada bulunanı İşaret eder: Öyle yapma, şöyle yap. Şöyle böyle — İkisi ortası, ne pek iyi, ne pek fena. Şöyle dursun = Osm. Sarf-ı nazar: Yazmak şöyle dursun okumaya bile gücü yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

so.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thus. in this way. like this. so. such.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

after a fashion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bumpy. fair. indifferent. mediocre. patchy. tolerable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

so-so. fair to middling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to the effect that. namely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bu suretle, böylece.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pronunciation. pronunciation telaffuz. sesletim. söyleyiş.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pronunciation. expression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Söylemek işi, söyleyîç-

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mention. saying. singing. disclosure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saying. uttering. bid. breathing. disclosure. utterance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Söz, lâkırdı etmek. 2. Demek: Ne söylediniz? 3. Anlatmek, haber vermek, ifade ve beyan etmek: Hâlini söyledi; gezdiği yerlere dair çok şeyler söylüyordu; bunu size kim söyledi? 4. İhtar ve tenbih etmek, uyarmak: Çocuklara söyleyin derslerini hazırlasınlar; Ben ona söylerim siz merak etmeyin. 5. Haber vermek, gammazlık etmek: Çocuklara tenbih etmeli bu meseleyi kimseye söylemesinler. Açık söylemek = Kapalı ifadeyle değil, doğrudan doğruya söylemek. Allah için söylemek = Tanrı aşkına doğrusunu söylemek. İyi söylemek = Övmek: Hakkınızda çok iyi söylüyordu. Büyük söylemek = Övünmek. Türkü, şarkı söylemek = Tegannî ve terennüm etmek, okumak. Çok söylemek = Gevezelik etmek, sözü uzatmak. Doğru söylemek = Sözünde isabet etmek. Yabana söylemek = Saçma, yersiz ve haksız konuşmak, yalancı çıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bade. say. tell. speak. utter. give voice to. deliver. sing. affirm. confess. air. apprise. assert. aver. bid. break. call. couch. drop. enunciate. hazard. impart. name. observe. order. pass. pronounce. remark. report. sound. speak of. spill. spit. s.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprise. betray. disclose. impart. observe. pronounce. recite. remark. report. say. speak. tell. utter. voice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to say / to utter sth. to say sth to sb. to tell sb sth. to tell sb to do sth. to speak to. to direct one's words to. to sing. affirm. apprise. bid. blare. deliver. enounce. give forth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Denilmek: Öyle söz söylenilmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be told / said.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir kelimenin söylenme terzi, telâffuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pronunciation. pronunciation telaffuz. sesletim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pronunciation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grouch. grumble. murmur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kendi kendisine konuşmak: Bir şeyler söyleniyordu. 2. Denilmek, ifade olunmak: Öyle bir söz söylendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grumble. murmur. grouch. grouse. snarl. snarl at. complain. chide. fret and fume. make a noise. repine. be told. be said.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grouse. grumble. murmur. mutter. repine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be said / spoken / uttered. to be told. to grumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doğruluğu belli olmayan haber, rivâyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rumor. talk. story. whisper. hearsay. rumour. account. fame. grapevine. report. scuttlebutt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grapevine. hearsay. report. rumour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buzz. grapevine. hearsay. report. rumour. scuttlebut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conversation. causerie. chat. chatting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conversation. chat. conversation sohbet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conversation. dialogue. chat. informal essay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Müzakere etmek, bir iş hakkında karşılıklı konuşmak: Biz onunla söyleştik, (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to talk informally with each other. to chat. to converse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Söylemeye zorlamak veya müsaade etmek: Söyleyecektim ama söyletmedi. 2. İtiraf ettirmek: İyi bir savcı suçluya her şeyi söyletir. ( «Söylettirmek» demeye hâcet yoktur), (mec.) Sazı söyletmek = Güzel çalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb say. to let sb say. to draw sb out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb say sth. to allow sb to say sth. to make sb talk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Nutuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speech. discourse. oration. address. allocution. dissertation. harangue. sermon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

address. discourse. oration. speech.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speech. public address. oration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Söyleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Söyleme, ifade: Onun söyleyişine göre. Söylemek tarz ve uslûbu: Söyleyişten söyleyişe fark vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

way of speaking. way of saying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iyi soydan olan, Ar. asil, necîb: Soylu adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noble. of good family. well-born. well-bred. aristocratic. aristocratical. gently born. born in the purple. genteel. of gentle birth. grand. high. patrician. pedigreed. princely. thoroughbred. titled. truebred. u. noble. blue blood. aristocrat. silk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aristocrat. august. noble. nobleman. thoroughbred. of a good family. noblewoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noble. highborn. of a good family. elevated. genteel. gentle. high. high- born. nobleman. princely. thoroughbred. titled. well born.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genteelness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nobility. ancestry. aristocracy. gentility. peerage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Soymak işi. (bk.) Soymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peeling. stripping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Giyeceğini çıkarmak, çıplak etmek: Çocuğu soy da yatır. 2. Kabuğunu, zarını çıkarmak, ayıklamak: Şu elmayı soy. 3. Derisini çıkarmak, yüzmek Kuzuyu kim soydu? 4. Giyeceğini, eşyasını ve üstünde ne varsa çalmak: Yolda kendisini hırsızlar soymuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peel. skin. flay. strip. rip off. undress. unclothe. unrobe. plunder. rob. sack. knock off. burglarize. burgle. bare. bark. clean out. decorticate. denude. deplume. despoil. disrobe. divest. fleece. heist. hold up. housebreak. pluck. pull off. rifle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bare. denude. fleece. mug. ravage. rifle. rob. strip. undress. to peel. to skin. to shell. to undress. to strip. to rob. to hold up sth. to burgle. to burglarize. to fleece. to clear out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to peel. to skin. to undress. to drop. to strip. clip. denude. despoil. disrobe. divest. fleece. harry. pillage. pluck. ransack. rifle. rob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çam ağacının çiğnenip emilen iç kabuğu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uygar, medeni.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Soyu genişledi, tanındı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) – Uygar Türk.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tanınmış soy.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Selçuklu soyundan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kötü soydan olan, alçak: Soysuz adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

base. degenerate. person who comes from bad stock. low born of. small.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gemein. minderwertig. verwerflich.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

degeneration. depravation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to degenerate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Soysuz olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğlendirmek için garip kıyafete girip türlü maskaralıklar yapan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clown. buffoon. jester. fool. harlequin. merry-andrew. zany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buffoon. clown. jester. zany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buffoon. clown. fawning. untrustworhy person. fool. harlequin. jester.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Soytarının işi. 2. Güldürmek için kendi de gülünç duruma düşen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buffoonery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clowning. buffonery. fawning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cesur, yiğit. - (bkz.Tekin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Yolcuların üstünde bulduğunu alan, hırsız, Ar. harâmt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stripper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peeling. peeler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being robbed. denudation. being peeled. peeling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divestiture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Giyeceği çıkarılmak. 2. Deri veya kabuğu çıkarılmak, yüzülmek, ayıklanmak. 3. Giyecek ve eşyası ve üstünde nesi varsa çalınmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peel off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be peeled. to be robbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be robbed / peeled / stripped. strip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

descend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taking off one's clothes. undressing oneself. stripping. strip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undressing oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disvestment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Kendi giyeceğini çıkarmak. 2. Bir hizmete mahsus kıyafete girmek: Hizmete soyunmak. Soyunup dökünmek = Dinlenmek üzere gecelik kıyafete girmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take off one's clothes. undress. disrobe. peel. strip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strip. undress. to undress. to get undressed. to undress oneself. to take one's clothes off. to strip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to undress oneself. to take off one's clothes. to strip. disrobe. peel. undress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Soyulup atılan şey, kabuk.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İhsan, bağış, hediye, armağan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (uy. k.). Mücerret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstract. intangible. discrete. notional. transcendental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstract. academic. pure. abstract mücerret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstract noun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstract art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstract number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstraction. abstracting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to abstract. to consider sth abstractly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become abstract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Soyun sürsün, soyun genişlesin.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaymak ağacı, bot. Annona squamosa; bu ağacın meyvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şafak gibi aydınlık soyu olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İyi soydan gelen kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eşsiz bir soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temiz ve dürüst soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) teosofi, bireyle Allah veya melekler arasında doğrudan bağlantı kurmayı amaçlayan dini sistem; Budist ve Brahman sistemine benzer yeni bir din ve felsefe sistemi. theosophist (i.) bu felsefe taraftarı. theosoph'ical (s.) bu felsefeye dayanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kökü güçlü soydan gelen kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Uğurlu soydan gelen. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ulu, yüce, soylu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tanınmış soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hile bilmez, tecrübesiz, sade, saf, masum; halis, hakiki, katıksız. unsophistica'tion i. saflık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İyi nitelikli soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lie. perjure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Saygın, ulu, soylu.

İsimler ve Anlamları by